Oyun Sahası ne demek? | Oyun Sahası anlamı nedir? | Oyun Sahası

Oyun Sahası anlamı nedir?

Oyun Sahası ne demek?

Oyun Sahası anlamı nedir?

Oyun Sahası | Dream Meanings


Türkçe - İngilizce Sözlük

playground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stamping ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

playground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stamping ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at full length.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). T. Vücutte olan uzuv ki başı bedene bağlar, önüne boğaz ve arka tarafına ense derler. Ar. unk, rakabe, Fars. gerdân: insan, deve, kaz boynu, boyun kemikleri. 2.Bazı kapların dar ve uzun olan yukarı kısmı: Şişe, sürahi, testi boynu. Boyna almak = Bir işi üzerine almak, kabullenmek. Osm. deruhte etmek, kefil olmak. Boyun eğmek, bükmek = HAlinden şikâyet etmek. Boynu eğri = Muhtaç. Boyun vurmak = İdam, Osm. siyaset etmek, darb-ı unk etmek. Boyun uzatmak = Teslim olmak. Boynu ince, boynu kıldan ince = Mutî, itaat eden, her emre uyan. Boyunbağı =

1.Tasma, Fars. gerdân-bend.

2.Boyuna veya gömleğin yakasına bağlanan kumaştan giyim eşyası, kravat. Boyun buran = Sarıasmaya benzer benekli bir kuş, şakrak, göçgen. Boyun borcu = Vazife, Ar. vecîbe, farîza. Boyna binmek = Dala binmek, zavallı bulup musallat olmak Boyun çenberi = Köprücük kemiklerinin üstündeki çukur. Boyun kaşımak = Utanmak. Boyun kesmek = Baş eğmek, itaat etmek, tabî olmak, Osm. ser-fürû etmek. Boyun vermek = İtaat etmek, râm olmak. Boyun atkısı = Sargı, şal.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cervical. jugular. neck. cervix. scrag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neck. saddle. cervix. pass. col.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neck. throat. shoulder. gorge. ruff. nape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a binding duty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unyielding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grim. indomitable. unbending. uncrushable. unruly and dangerous. unyielding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Soğuk almaktan, boynun çarpık durumda bir süre kalmasından veya nezleden kaynaklanır. Aşağıdaki reçetelerden birini uygulayın. 2 gün içinde geçmezse doktora başvurun.

Tedavi için gerekli malzeme : Çilek

Hazırlanışı : Yarım kilogram çilek, iyice ezildikten sonra, temiz bir tülbente konup, boyuna sarılır. 6 saat sonra sargı açılıp, ılık suyla yıkanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(I.). Kayıklarda dümen yerine kullanılan yarım kürek, boyuna palası. Boyuna vurmak = Kayığı boyuna ile çevirmek, (bk.) Boyana.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on and on. always. contunually. lengthwise. longitudinal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on. steadily. lengthwise. continually. ceaselessly. on and on. all the time. without cease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lengthwise. longitudinally. incessantly. continually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cravat. necktie. tie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

necktie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Süs olarak gömlek yakasına bağlanan, renkli kumaş parçası, kravat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the course of. along. all along. round. throughout. along. during. throughout. down. livelong. over. pending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by. during. down. along.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

along. lengthwise. throughout. during.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çift süren ve araba çeken öküzlerin boynuna geçirilen ağaç çerçeve ki, boylu boyuna üstüne konan ağacına sapanın ve arabanın oku bağlıdır, mec. Tahakküm, kahır, tasallut: Boyunduruk altında olmak = Tahakküm çekmek, kahır görmek. Zapt ve işgal altında kalmak, esaret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headlock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yoke. headlock. oppression. lintel. garrot. pass. span. crowfoot. bridle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boyuna sarılan şey, sargı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

child's play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

child's play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountain sheep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fair play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in depth. inside out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yakmak, alazlandırmak.

2.(meyve vesaireyi) Oldurmak, Osm. kemâle erdirmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ).

1.Yanmak, alazlanmak, ateşte kararmak.

2.(meyve) Olmak, Osm. kemâle ermek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air space. airspace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word game.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fencing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (eski Türkçe’de «kun» derler). Evcil hayvanların en yararlısı olan meşhur yumuşak huylu ve müdafaasız hayvan ki, insan, bunun yününden, sütünden ve etinden faydalanır. Ar. ganem. Koyun umumî adı olup erkeğine: koç, dişisine: marya, yavrusuna: kuzu, bir yaşındakine toklu, ikisindekine: şişek, üçündekine: ögeç, denir. Kıvırcık, karaman, dağlık, Odesa, İspanyol, Mihaliç, Sakız, koyun cinslerindendir. mec. Halim ve bön adam hakkında kullanılır: Koyun gibi adam. Koyun otu = Ağırotu, kuzu pıtrağı. Boynuzsuz koyun = Yumuşak huylu ve Aciz adam, miskin. Koyun sarmaşığı = Bir bitki. Koyunkıran = Kılıçotu, kantaron. Koyungözü = Papatya çeşidi. Her koyun kendi bacağından asılır = Herkes kendi işinden mesuldür. Koyun yılı = Eski Türk takviminde bir devrin sekizinci yılı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Elbisenin göğüste kavuşmasından hâsıl olan kuytu yer ki, içine mendil, saat, cüzdan, kitap gibi şeyler konur: Koynuna koydu, koynundan çıkardı.

2.Cep, kese: Masraflarını koynundan etti (eskimiştir).

3.Göğüs, Ar. sadr, sîne, kucak, Fars. Ağûş: Çocuğunu koynuna alıp ayrı yatak yaptırmadı, o daima anasının koynunda yatar. Koyun saati = Koyuna ve cebe konan, cepte taşnınan küçük saat. Koyunkoyuna = Birbirinin koynunda, birlikte: Onlar koyunkoyuna yatıyorlar. O, benim koynumdadır = Benim demektir, bendedir. Koyun ile kucak arasında fark vardır: Kucak, oturan veya ayakta duran, koyun ise yatan adam hakkında kullanılır, meselâ: «Çocuğu kucağına aldı» denildiği vakit alan adamın ayakta veya oturmakta, «koynuna aldı» denildiği vakit de yatmakta olduğu anlaşılır. «Koyunkoyuna» sarılıp beraber yatmış, «kucakkucağa» ise ayakta veya oturmakta iken sarılmış demektir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KOYU) (i.). Yüzü yere gelecek surette, yüzü aşağıya, bk. Koyu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sheep. ewe. bosom. arms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bosom. sheep. breast. arms. embrace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bosom. sheep. breast. buck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mutton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mutton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galanty show.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

little suspecting the disaster that awaits him.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

during his natural life. man and boy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

during his natural life. man and boy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Eğlenmek ve vakit geçirmek için bütün vücutla yahut el ile arkadaşlar arasında yapılan şey ki, çocuklara ve büyüklere mahsus olarak pek çok çeşidi vardır: Oyun oynamak.

2.Para konularak oynanılan oyun, kumar: Servetini oyunda yedi, oyuna verdi. 3.Dansöz, canbaz vs.nin, halkı eğlendirmek veya hüner göstermek üzere yaptıkları şey: Bu gece oyun var, oyuna gittiler

4.Hile, ustalıklı aldatma, dolap.

5.Tiyatroda sahneye koymaya mahsus eser, piyes (buna «oyun» denmesi ortaoyunu’na benzetilmesi dolayısıyledir). Oyun almak = Kumarda kazanmak Oyun ebesi = Oyunun başı Oyun etmek, yapmak = Hile yapmak, dolap çevirmek. Oyun çıkarmak = Bir oyun düşünüp meydana koymak. Ortaoyunu = Gelenekten gelen eski Türk tiyatrosu. Kılıç oyunu = Kılıç talimi. Kâğıt oyur.u = iskambil kâğıdı ile oynanılan oyun ve kumarların çeşitleri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

play. game. performance. stage play. act. acting. dance. sport. trick. canard. device. frolic. hoax. presentment. representation. wheeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

device. dodge. game. hoax. performance. piece. play. prank. representation. ruse. sell. show. spectacle. trick. wiles. drama. dance. deception. joke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dance. game. play. ruse. trick. theatrical presentation. folk dance. a movement designed to throw one's opponent off guard. artifice. chicane. delusion. device. dodge. drama. fetch. filmization or filmisation. frisk. hand. hoax. jape. lark. pa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

play area. playground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

play area. playground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Ön A/V girişini seçer, 16:9 TV’leri geniş ekran moduna getirir ve renk ile parlaklık ayarlarını bilgisayar oyunu grafiklerinin en iyi şekilde gösterilmesini sağlayacak biçimde düzenler.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk musikisinde oynak saz eseri. Bazen güfteli de olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

card table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaming table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

card table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaming table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

playground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stamping ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

playground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stamping ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

play wright.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(OYUN-BAZ) (i.) (Türkçe oyun ile Farsça bâzîden fiilinden yapılmıştır ve galattır).

1.Sıçrayıp oynayan ve yaltaklanan (yavru hayvan): Oyunbaz kedi. 2.mec. Hile yapan, dubaracı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spoilsport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

killjoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who at the last minute refuses to do sth he has agreed to do. spoilsport. killjoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spoilsport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

killjoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who at the last minute refuses to do sth he has agreed to do. spoilsport. killjoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trickery. deceitfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trickery. deceitfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çocukların eğlenip oynaması için yapılmış tuhaf şey: Çocuk oyuncağı.

2.Ehemmiyetsiz ve lüzumsuz şey: Böyle oyuncaklarla uğraşmamalı.

3.Pek kolay ve asla düşünmeksizin ve yorulmaksızın yapılan iş: O benim nçin oyuncaktır.

4.Herkesin eğlencesi olan adam, gülünç, maskara: Ben, senin oyuncağın mıyım?


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toy. toy. plaything. putty. sport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaything. tool. toy. cinch. child's play. laughingstock. trifle. easy job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easy job. duck soup. child's play. trifling matter. unimportant thing. puppet. pawn. novelties. plaything. sport. tie in. tool. toy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çocuklar için oyuncaklar yapan ve satan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toy maker. toy seller. toymen. toyman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toy maker. toy seller. toymen. toyman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a maker or seller of toys. the toy business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a maker or seller of toys. the toy business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Oyun oynayan.

2.Kumarbaz.

3.Tiyatro aktör veya aktrisi. 4.Canbaz, dansöz, şarkıcı vs. gibi halkı eğlendirmeye mahsus oyunlar yapan erkek veya kadın.

5.mec. Dolap çevirici, hilebaz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

playful. tricky. tricksy. sportive. frisky. prankish. player. performer. actor. play actor. trickster. gambler. hoaxer. thespian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frisky. performer. player. playful. scorer. skittish. sportive. actor. actress. trickster. frolicsome. tricky. actor. dancer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

player. actor. actress. trickster. playful. frolicsome. tricky. deceitful. doer. megastar. performer. rookie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acting. fun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a player (of a game. acting. being an actor or actress. trickery. deceitfulness. playfulness. frolicsomeness. gamesmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make into a play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make into a play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radio drama.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

descend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taking off one's clothes. undressing oneself. stripping. strip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undressing oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disvestment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Kendi giyeceğini çıkarmak.

2.Bir hizmete mahsus kıyafete girmek: Hizmete soyunmak. Soyunup dökünmek = Dinlenmek üzere gecelik kıyafete girmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take off one's clothes. undress. disrobe. peel. strip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strip. undress. to undress. to get undressed. to undress oneself. to take one's clothes off. to strip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to undress oneself. to take off one's clothes. to strip. disrobe. peel. undress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Soyulup atılan şey, kabuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

television play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüzü yere gelecek şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prone. face downwards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by