öz Eleştiri ne demek? | öz Eleştiri anlamı nedir? | öz Eleştiri

öz Eleştiri anlamı nedir?

öz Eleştiri ne demek?

öz Eleştiri anlamı nedir?

öz Eleştiri | Dream Meanings


Türkçe - İngilizce Sözlük

self-criticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-criticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

18. yüzyıl sonlarında İstanbul gençleri arasında şemsiye modası çıkmıştı. Rengarenk ipek püsküllü şemsiyeler yalın ayaklı, dökük kıyafetli gençlerin bile elinde görülürdü.

Kibar ve zengin gençler o zamanın kabadayılarından sayılan Levent’lerin külhanbeyi kıyafetlerini giyerler, at üstünde şemsiye açarak dolaşırlardı.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. Farsça «Abenûs» tan)

1.Hindistan’da çıkan pek sert ve siyah bir ağaç. Siyahlık ve sertlik de ifade eder: Abanoz kesilmek.

2.Abanozdan yapılma: abanoz ok.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ebony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ebony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. c. botanik). İkiçeneklilerden bir bitki familyası. Sıcak ülkelerde yetişir, kerestesine «abanoz» denir.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(pimpinella saxisfrage): Gülgillerden; siyah ve yeşil boya çıkartılan bir bitkidir. Rutubetli yerlerde yetişir. Boyu 70 santimetre kadardır. Kökü akıcıdır. Kullanıldığı yerler: Mideyi kuvvetlendirir. Göğüs ağrılarını dindirir. Ateşi düşürür. Boğmaca, öksürük ve baş ağrılarını keser. Vücuda dinçlik verir. Balgam ve ter söker. Burun kanamalarını keser. Bademcik şişlerini indirir. Mide yanması ve bağırsak gazlarını giderir. Çıbanın olgunlaşmasına yardım eder.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özünde yiğitlik bulunan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamahkâr, doymaz, harîs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

covetous. avid. greedy. insatiable. acquisitive. esurient. glutton. grasping. hoggish. open-mouthed. piggish. piglike. rapacious. ravenous. voracious. vulturine. vulturous. wolfish. grabber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquisitive. avaricious. gluttonous. grasping. greedy. implacable. importunate. insatiable. rapacious. covetous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insatiable. overgreedy. eager. covetous. avid. voracious. edacious. acquisitive. gluttonous. grasping. insatiate. rapacious. ravenous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doymazlık, tamahkârlık, hırs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquisitiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avarice. cupidity. greed. gluttony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

covetousness. overgreediness. eagerness. avidity. voracity. gluttony. cupidity. greed. rapacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sarcasm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim düzlemi üzerinde betimlenen gerçekliğin, gerçekte resmin sınırları dışında da sürüp giden doğal gerçekliğin bir parçası olduğu izlenimini verecek şekilde kompoze edilmesi. Kapalı kompozisyonun tam karşıtı bir sanatsal davranış biçimidir. Açık kompozisyon, asıl gerçekliğin tüm öğelerini resim düzlemi içine sığdırmayı amaçlamaz; tersine, böyle bir çabanın olanaksız olduğunu varsayar.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Short Position)

Vadeli işlem piyasalarında alınmış ve henüz kapatılmamış pozisyonara denir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frank. outright. outspoken. straightforward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forthright. foq- spoken. open character. straight out. straightforward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frankness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çıkarını sağlamak için, fırsatlardan faydalanan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alert. sharp. smart. wide awake. cunning. open-eyed. astute. canny. heady. hip. knowing. leery. nimble. shrewd. spry. up and coming. up-and-coming. vigilant. wide-awake. fly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardheaded. smart. wary. clever. shrewd. cunning. sharp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argus eyed. alert. sharp. shrewd. smart. to be up to snuff. up and coming. wary. wide awake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Afaroz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Papa tarafından bir Hristiyan’ın kiliseden çıkarılması, dinden hariç addolunması. Aforoz etmek, aforoz okumak, aforoz olmak.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Rum.

toplum dışılama

1. Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası.

2.Darılıp biriyle konuşmama, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excommunication. anathema. banishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excommunication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anathema. excommunication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aforoz etmek, kiliseye kabul etmemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strong language. rap on the knuckles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scurrilous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foul mouthed. scurrilous. vituperative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defective in moral sense. filthy. immoral. tainted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debauch. spoil. taint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü sözü doğru kişi, temiz kişilikli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to speak with an accent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski bir çeşit fitilli tüfek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

master agreement. main agreement. main contract. principal agreement. founding charter. primary contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). Oynar eklemlerin işlemez hale gelmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encyclopedic dictionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ)., (zool). mercan familyasından olan deniz hayvanları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Şerit. Aptesbozan otu = Gülgillerden, yeşil ve siyah boya elde etmekte kullanılan bir bitki (Opterium spinosum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hell raiser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İki kişinin arasını açmak; dostluklarını bozma işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

street sprinkler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Ayrışmış kuvars ve feldispat tanelerinden meydana gelmiş kütle: Değirmen taşları sert arkozdan yapılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Sulama arabası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gemilerde kaplama tahtaları başlarının bindirilmesi için omurga ve bodoslamalara açılan yuva.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blinkers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proverb. adage. saying. byword. gnome. rede. saw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adage. aphorism. byword. proverb. saw. saying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

byword. dictum. proverb. saying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

‘Olaylara at gözlüğü ile bakmak’ ifadesi bir kişinin bir olaya tek bir açıdan baktığını, ona etken olan diğer olayları veya faktörleri göremediğini veya görmek istemediğini anlatmak için kullanılır.

Aslında atlar için takılan gözlük, şekil olarak bile gözlüğe benzemez, onların görüş kapasitelerini arttırmak için değil aksine azaltmak için takılır.

Atın evcilleştirilmesi, insanın dostu olarak en ağır işlerde yardımcı olması, binek hayvanı olarak daha uzak yerlere ulaşmasını sağlaması, savaşlarda ölüme beraber gitmesi o kadar eskilere dayanır ki bildiğimiz atın yabani soyu hakkında hiçbir bilgi yoktur. Bugün steplerde yaşlı bir aygırın önderliğinde sürüler halinde yaşayan ve yabani olarak nitelendirilen atların evcil atlardan türeme oldukları herkes tarafından kabul edilir.

Canlıların gözlerinin algılayıp beyine bildirdikleri üç ana husus vardır: Biçim, renk ve mesafe. Özellikle avcı olmayan otobur hayvanlar için tehlikeyi uzaktan sezip, iyi bir mesafe tahmini yaparak kaçabilmek çok önemlidir.

Atlar her iki yandaki gözleri sayesinde hem Önlerini hem de arkalarını görme yeteneğine sahiptirler. Ne var ki gözleri birbirlerinden çok uzaktadırlar. Bu da at için cisimlerin mesafelerini tespit bakımından büyük bir zafiyet yaratır.

At arkasından ya da yandan yaklaşan tehlikeyi görür ama tehlikenin ne kadar yakın veya uzakta olduğunu kavrayamaz. Nesneleri neredeyse iki misli büyük gören at tehlikeyi olduğundan daha yakındaymış gibi algılar. Bu nedenle de sürekli endişe içindedir.

Yarış atlarına koşu sırasında yandaki hemcinslerinden ürkmemeleri için yan taraflarını görmelerini engelleyecek gözlükler konulurken at arabalarını çekenlere sadece önlerini görmeleri, diğer yönlerde olan hareketlerden etkilenmemeleri için gözlük takılır. Yani at gözlüğü ile bakmak insan için olumlu bir davranış değildir ama atlar için durum farklıdır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

‘Olaylara at gözlüğü ile bakmak’ ifadesi bir kişinin bir olaya tek bir açıdan baktığını, ona etken olan diğer olayları veya faktörleri göremediğini veya görmek istemediğini anlatmak için kullanılır.

Aslında atlar için takılan gözlük, şekil olarak bile gözlüğe benzemez, onların görüş kapasitelerini arttırmak için değil aksine azaltmak için takılır.

Atın evcilleştirilmesi, insanın dostu olarak en ağır işlerde yardımcı olması, binek hayvanı olarak daha uzak yerlere ulaşmasını sağlaması, savaşlarda ölüme beraber gitmesi o kadar eskilere dayanır ki bildiğimiz atın yabani soyu hakkında hiçbir bilgi yoktur. Bugün steplerde yaşlı bir aygırın önderliğinde sürüler halinde yaşayan ve yabani olarak nitelendirilen atların evcil atlardan türeme oldukları herkes tarafından kabul edilir.

Canlıların gözlerinin algılayıp beyine bildirdikleri üç ana husus vardır: Biçim, renk ve mesafe. Özellikle avcı olmayan otobur hayvanlar için tehlikeyi uzaktan sezip, iyi bir mesafe tahmini yaparak kaçabilmek çok önemlidir.

Atlar her iki yandaki gözleri sayesinde hem Önlerini hem de arkalarını görme yeteneğine sahiptirler. Ne var ki gözleri birbirlerinden çok uzaktadırlar. Bu da at için cisimlerin mesafelerini tespit bakımından büyük bir zafiyet yaratır.

At arkasından ya da yandan yaklaşan tehlikeyi görür ama tehlikenin ne kadar yakın veya uzakta olduğunu kavrayamaz. Nesneleri neredeyse iki misli büyük gören at tehlikeyi olduğundan daha yakındaymış gibi algılar. Bu nedenle de sürekli endişe içindedir.

Yarış atlarına koşu sırasında yandaki hemcinslerinden ürkmemeleri için yan taraflarını görmelerini engelleyecek gözlükler konulurken at arabalarını çekenlere sadece önlerini görmeleri, diğer yönlerde olan hareketlerden etkilenmemeleri için gözlük takılır. Yani at gözlüğü ile bakmak insan için olumlu bir davranış değildir ama atlar için durum farklıdır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of order. not regulated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vintage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vintage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1, Bağlarda sona kalan mahsullerin toplanması.

2.Bu işin yapıldığı mevsim, güz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nectar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden ayak takımının eğlenmek için gittiği içkili, danslı yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Birtakım çiçeklerin içinde bulunan ve bal yapmak için arılar tarafından emilen tatlı sıvı, nektar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gayet iri çekiç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sledgehammer. sledge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maul. sledge. big hammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (k.dili). aldatmak, dolandlrmak; şaşırtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). E’lendirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)

1.Düzensiz.

2.Asker olmayan, sivil.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irregular. lawless. bashibazouk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom of the press.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Önemli soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Musikide ninni formu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malnutrition. nutrition disorder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Özellikle güzel sanatlarda, fotoğrafta ve dansta; verilerini doğadan alan ve belirli normların ya da normal (olağan) biçimlerin bulunduğu kabul edilen görüntülerde biçimi abartarak sunma, « normal» in göstergelerini tümüyle yok etmeden değiştirme. Biçim bozmada amaç, daha güçlü bir etki yaratmak ya da güçlü bir anlatım sağlamaktır. Dışavurumculuk ya da Gotik sanat gibi duygu ve anlatımın vurgulandığı, izleyiciyle iletişimin etkili olmasının amaçlandığı sanat türlerinde biçim bozma yoğun olarak kullanılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deform. disfigure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sawdust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sawdust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a couple of words.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ing. booze, boose, bouse (buz) i., f., k.dili alkollü içki; içki alemi; f. kafayı çekmek, içmek. boozer i. ayyaş kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili sarhoş, kafası dumanlı; alkolik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bathrobe. robe. bathing-gown. bath robe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bathrobe. robe. barber's jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bathrobe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Toprak ve deve tüyü renginde olan. Boz aba. Bozbakkal = Ardıç kuşuna benzer bir cins bahar kuşu. Bozdoğan =

1.Doğanın bir cinsi. 2.Doğan başlı çomak, topuz.

3.Bir cins armut.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grey. gray. dun. grizzle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grey. gray. uncultivated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gray. groan. rough. waste. grey. grizzly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Darı hamurundan yapılan ekşimsi bir Türk içkisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boza.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An acidulated fermented drink of the Arabs and Egyptians, made from millet seed and various astringent substances; also, an intoxicating beverage made from hemp seed, darnel meal, and water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beverage made of slightly fermented millet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bozayı yapan ve sokaklarda gezdirip satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İhlâl ve fesheden, (bk.) Bozmak. Oyunbozan = Huysuz, arkadaşlarına uym8z (adam). Hatırbozan = Hatır saymaz, hatır kırıcı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Büyük Selçuklu Emiri. Selçuklu Sultanı Melikşah’a büyük yardımları dokundu. Kazanılan birçok zaferde etkin rol oynadı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Boz rengini almak, boz renginde görünmek: Kızarıp bozarmak = Utanmadan veya diğer bir sebepten benzi değişmek ve renklenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ardıç kuşunun bir türü.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kır beyi, gri.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Fırtına.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Boz rengine çalar, bozumsu.

2.İşlenmemiş, ham ve çalılık halinde toprak. Bozcaada = Çanakkale Boğazı dışında küçük bir ada.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tenedos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)

1.Doğan kuşunun bir türü.

2.Eski devirlerde kullanılan altı toplu bir gürz.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bir şahin türü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bir vasıta ile bozmak, bozmaya sevk ve mecbur veya müsaade etmek, ihlâl veya tahrip ettirmek: Ben yaptığım işi kimseye bozdurmam.

2.Parayı değiştirmek, ufaklığa çevirtmek: Yüz lira bozduracağım.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cash. to cause to spoil/ruin. to change. to cash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get change for. to break a bill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Beyaz tenli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bozulmuş, perişân, harap.

2.Mağlûp, dağılmış: Bozgun asker.

3.Bozulma, perişanlık, haraplık.

4.Mağlûbiyet, inhizam. Bozgun vermek = Sınmak, mağlûp ve perişan olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rout. debacle. defeat. discomfiture. beating. cropper. fiasco. stampede. upset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

checkmate. defeat. rout. stampede. unrest. disorder. checkmate hezimet. routed. defeated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defeat. rout. debacle. discomfiture. fiasco.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bozgun çıkaran veya çıkarmak isteyen. Eski Osmanlı askerî teşkilâtında görevli bir sınıf. Bozgun havası yaratan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defeatist. defeatist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defeatist. copperhead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bozguncuya yakışır davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defeatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Perişanlık, haraplık.

2.Mağlûbiyet, çözülme.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bozer).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağaçsız ve susuz, çora ova, çorak arazi, step, pampa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steppe. desert. moor. moorland. veld. veldt. wold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prairie. savanna. steppe. steppe step.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sparsely vegetated plain. desert areas. desert. steppe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Göktürk efsanelerinde yer alan kutsal hayvan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bozmak işi, Ar. ifsâd, ihlâl, fesh.

2.Bozulup bir halden diğer hale geçme. Bozum olmak = Beklenmeyen ters bir cevap alarak mahcup olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defilement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cancellation. corruption. dissolution. frustration. rape. spoiling. quashing. made out of. reconstructed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spoiling. ruining. cassation. abrogation. quashing. made out of. adapted from. annulment. breach. cancellation. deletion. garble. infringement. violation. vitiating. vitiation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamirci, eskici, meremetci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Beynin dış, omuriliğin iç tabakası. Bozmadde, sinir hücrelerinden meydana gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Düzgünlüğünü izale etmek, başka hâle sokmak: Odayı düzeltmiştim, kim bozdu?

2.Harap ve vîran etmek: Bahçenin duvarını bozmuşlar.

3.Muattal ve battal etmek, işlemez bir hâle getirmek: Saatini kim bozdu?

4.İzâle, fesh ve lağvetmek: O usûlü bozdular.

5.ifsad, ihlâl etmek: Terbiyesiz adamlarla görüşmesi ahlâkını bozdu, yağmur yolları bozmuş.

6.Dokunmak, zarar etmek: Ham meyveler sıhhati bozar, şeker mideyi bozar.Geri almak, nakzetmek: Yeminini, pazarlığı bozdu.Mağlûp ve münhezim etmek: Düşmanın bir tümenini bozdu.Beklenmeyen bir ters cevapla mahcup etmek: Herkesin önünde adamı bozmak iyi bir şey değildir.Çıldırmak.Çıldıracak surette bir şeyin üzerine düşmek: Bu adam atıyla bozacaktır. Abdest bozmak = Defi hâcet etmek. Ağız bozmak = Sövmek, küfretmek. İstifini bozmak = Kımıldamak, rahatını ihlâl etmek. Oruç bozmak = iftar etmek. Bağ bozmak = Üzümleri toplamak. Tarla bozmak = Açmak, işlemek. Latifey», şakaya bozmak = Ciddî olarak başlanmış bir sözü lâtifeye çevirmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gum up. undo. break. unmake. break down. upset. put out of action. vitiate. damage. whittle away. disorder. whittle down. disrupt. whittle off. adulterate. discomfit. ruin. spoil. corrupt. violate. wreck. cash. change. exchange. put to shame. disappo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abash. addle. annul. attack. bastardize. bedevil. blight. break. bungle. cancel. contaminate. cripple. decay. decompose. disarrange. discolour. disorder. disrupt. disturb. embarrass. frustrate. humiliate. infringe. mar. mutilate. oversimplify. perish. per

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spoil. to put out of running order. to destroy. to ruin. to demolish. to disassemble. to undo. to take to pieces. to violate. to deflower. to rape. to close. to disband. to change for the worse. to be overly obsesse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boz rengine çalar, bozca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corruptive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destructive. disruptive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrosive. wrecker. demolisher. altering. demolishing. ruining. damaging. decomposing. deforming. dismantling. distorting. denaturalizing. spoiler. dissolving. disturbing. corrodent. nullifying defect. vitiating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit tanbura: Bozuk çalmak. Bozok da denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bozulmuş, fesâda uğramış, Ar. muhtel: Bozuk yol, bozuk ahlâk.

2.işlemez, muattal, battal: Bozuk saat, bozuk piyano.

3.Yıkılmış, harap, vîran: Bozuk duvar.

4.Tertipsiz, nizamsız: Bozuk düzen.

5.Ekşimiş, kokmuş, yenmez hâle gelmiş: Bozuk yemek, et, peynir.

6.Ufak para: Bozuk para. Bozuk adam = Ahlâksız. Başıbozuk =

1.Gayri muntazam asker.

2.Asker olmayan, sivil. Çiçek bozuğu = Çiçek hastalığından yüzü delik deşik olan, çopur. Akidesi bozuk = İtikatsız, inançsız.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broken. broken down. out-of-action. damaged. disordered. distorted. wrong. imperfect. in bad order. upset. disappointed. bad. bum. dead. deranged. dirty. doric. embroiled. faulty. flyblown. foul. on the fritz. gone. hard-set. haywire. heavy. hipshot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad. broken. bumpy. corrupt. cranky. dead. dud. foul. impassable. off. rotten. upset. wrong. spoilt. ruined. out of order. out of action. on the blink. on the bum. inactive. faulty. disordered. disarranged. broken. bad. dirty. rotten. tainted. bumpy. depr

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

change.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small change. broken money. small cash. small currency. bit. loose cod. fractional coin. fractional coins. fractional currency. loose cash. loose change. loose money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Özellikle kağıt para devrinden önce, alışverişte kullanılan paralar altın ve gümüş içeriyorlardı. Her devirde olduğu gibi, o devirde de bulunan bazı düzenbazlar, bu paraları kenarlarından kazıyarak, çok az miktarda da olsa, bu değerli madenleri biriktiriyor, parayı da tekrar kullanabiliyorlardı.

O devirlerde tüccarlar, parayı tartıyorlar ve ağırlığı eksikse kabul etmiyorlardı. Tabii, para da elinizde kalıyordu. Antik para kataloglarında dikkat ederseniz, paraların büyük bir kısmının tam yuvarlak olmadığını görürsünüz.

Bu sorunu çözmek ve halkı eksik paraya karşı korumak için bozuk paraların kenarları tırtıllı yapılmaya başlandı. Bu tırtıllar sayesinde paranın kenarının kazındığı hemen belli oluyordu ve kenarı kazınmış parayı kimse almıyordu.

Bu adet günümüze kadar devam etti. Artık içinde değerli bir maden bulunmamasına rağmen, bozuk paralarımızın kenarlarında ya tırtıl ya da bir yazı vardır.

Günümüzde madeni paralar ‘bozukluk’ veya ‘ufaklık’ adı altında sadece küsuratları ödemede kullanılıyor. Bozuk paralar da para olma niteliklerini kanundan almalarına rağmen, kullanılmalarında bazı sınırlamalar vardır.

Gerek kağıt, gerekse madeni para olsun, her ikisiyle de yapılan ödemeleri kabul etmemek mümkün değildir. Buna ‘Kanuni Tedavül Mecburiyeti’ denilir ki, kağıt paralarda bu mecburiyet sınırsızdır. Ödenen miktar ne kadar büyük olursa olsun, bunu karşı taraf kabul etmek mecburiyetindedir.

Madeni paraların ise mecburiyeti sınırlıdır. En çok üzerlerinde yazan değerin 50 katını tamamen bozuk para ile ödeyebilirsiniz. Örneğin 50 bin liralıklarla, 2,5 milyona kadar ödemelerinizi yapabilirsiniz ama daha fazlasını da bozuk para ile ödeme isteğinizi karşı taraf kabul etmeyebilir.

Kağıt paraların Merkez Bankası tarafından basıldığı bilinir de, madeni paraları Maliye Bakanlığı’nın çıkardığı pek bilinmez. Madeni paraların toplam para stoku içindeki oranı da yaklaşık yüzde l civarındadır.

Hiç dikkat ettiniz mi? İnsan yüzleri kağıt paralarda önden, madeni paralarda ise yandandır. Madeni paralarda yer çok küçük olduğundan, kabartma tekniği ile bir yüzün tam detayını vermek mümkün olamamaktadır. Yandan bir profil kişiyi daha iyi tanınır kılmaktadır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.),

1.Bozuk şeyin hâli, halel.

2.Ufak akça, ufak para, ufaklık: Bozukluk yok.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anomaly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fault. malfunction. small change. change. breakdown. defect. disorder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

failure. change. defect. small change. vice. corruption. defeat. trouble. blemish. impurity. fault. marring. mar. break-down. break. tie-up. decay. fouling. divisional coin. fractional coin. token coin. defectiveness. disturbance. malfunction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infrangible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakdown. spoilage. decomposition. upset. breach. breakup. confusion. corrosion. corruption. decay. declension. deformation. degeneration. degradation. derogation. deterioration. devolution. disfiguration. disfigurement. disruption. dissolution. imp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakdown. decay. degeneration. dissolution. rot. deterioration. corruption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corruption. degradation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Düzgünlüğünü kaybetmek, başka hâl almak: Bu kitap bozuldu, bahçe bakımsızlıktan bozulmuş.

2.Harap ve vîran olmak, yıkılmak: Duvarlar bozulmuş.

3.Muattal ve battal olmak, işlemez ve kullanılmaz olmak: Saat bozuldu.

4.Fenâ bulmak, mahvolmak, perişan olmak, fesholunmak: O usul şimdi bozuldu.

5.Kötüleşmek, fenalaşmak: Bu çocuğun terbiyesi bozuldu, yağmurdan yollar bozulmuştur.

6.Çürümek, kokmak veya ekşimek: Bu et, bu yemek bozulmuş.Mağlûp ve perişan olmak, bozgun vermek: Düşmanın filân tümeni bozuldu.Beklenmeyen, ters bir cevap almakla mahcup olmak: Zavallı çocuk o cevaptan bozuldu.Zayıflamak, benzi solmak: Hastalıktan çok bozulmuş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get out of hand. lose face. go haywire. break down. get out of order. fail. go wrong. spoil. decay. upset. go bad. go sour. turn sour. sour. bust. collapse. conk. decline. deteriorate. disrupt. dwindle. ebb. go off. go under. perish. retrograde. retr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break. decay. decompose. discolour. perish. repine. rot. shatter. sour. spoil. to spoil. to deteriorate. to go bad. to go sour. to turn sour. to rot. to sour. to decompose. to decay. to be disconcerted. to be embarrassed. to look small. to feel small. to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spoil. to go bad. to go sour. to become depraved / corrupt. to be embarrassed. to be flustered. to be angry and upset. to have bad health. to go wrong. to change for the worse. to disintegrate. to rot. to ruin. to decay. to dissolve. to defor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intact. virgin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chaste. good. incorrupt. intact. inviolate. pristine. uncorrupted. unmutilated. unspoilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disgruntled. disillusioned. rancid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adulterated. corrupt. decayed. degenerate. disconcerted. off the hinges. impaired. out of joint. putrid. rancid. vitiated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bozma, ifsat, tahrip. Bağ bozumu = Üzümün devşirilmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins kertenkele.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Büyük Selçuklu emirinin adı. 2.Sürülmemiş tarla.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bozulmuş bir şeyin kalan kısımları, döküntü, enkaz, harabe: Bir eski mâbedin bozuntusu, bozulma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ara açılma, sevginin soğukluğa dönmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ara açılmak, araya soğukluk girmek: Evvel çok iyi ahbap idik ama sonra bozuştuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to break up with one another. disagree. dissent. quarrel. split up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aralarını açmak: Muhabbetimizi çekemeyip bizi bozuşturmak istiyorlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arası açılmış, iyi müj nasebette olmayan, biriyle arasına soğukluk ve anlaşmazlık girmiş olan: Filânla bir sebepten bozuşmuştuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Ara açıklığı, soğukluk, münasebet kesme: Aralarında bir bozuşukluk vardır. Osm. Münaferet.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yağmur getiren lodos rüzgarı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bozer).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuyruğu kalın ve kısa, başı küçük, zararsız bir yılan (eryx).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). Yol yapımında kullanılan tırtıl tekerlekli, kudretli bir makine. Buldozerin önündeki geniş satıhtı bıçak, toprak birikintilerini ve kümelerini küreyerek kaldırır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulldozer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulldozer. ground levelling machine. earthmoving machinery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üstünden buldozer geçirmek; A.B.D., (argo) zor kullanarak bir şeyi yapmaya mecbur tutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. buldozer, yoldüzer; A.B.D., (argo) alikıran, baş kesen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defrost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «cadı» dan). Ağız kalabalığı ile herkesi susturup haksız yere hak kazanan, şarlatan: Pek cadaloz adam, cadaloz karı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hag. shrew. vixen. old trout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irascible / shrewish woman. nagging woman. hag. harridan. shrew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağız kalabalığı ile haksız yere hak kazanma ve sözünü geçirip nüfuzunu yürütme, şarlatanlık: O, ancak cadalozlukla iş görmek istiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Deniz yengeci.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). Cenozoic.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çakıl taşlarından ibaret mermi atan bir çeşit top.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glass eye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Gözü takma olan.

2.Bir buçuk metre kadar boyunda bir çeşit köpekbalığı (galeus canis).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glass eye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Derme çatma, değerşiz.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Çelik).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(i)., (jeol). günümüze kadar gelen jeolojik devre ait, dördüncü zamana ait; (i). son jeolojik devir, dördüncü zaman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pocket dictionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Çetin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pollen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Yokluk beyen eder: Paralar cicoz. Argodur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Açıkgöz, aldatılamayan, işini bilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrewd. clever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Sadece Çinlilerin değil Japonların, Orta ve Güneydoğu Asya’da yaşayanların hatta Eskimoların bile gözleri çekiktir. Aslında ‘çekik gözlü’ olmak tanımı kesinlikle yanlıştır. Göz yapısı dünyada bütün insanlarda aynıdır.

Farkı yaratan göz kapaklarıdır. Çekik gözlü diye nitelendirilen ırklarda gözün üzerindeki göz kapağının ikinci kıvrımı, gözün üstüne doğru daha fazla inmiştir ve bu durum gözün sanki daha darmış gibi görünmesine sebep olur.

Peki bu, niçin böyledir? Bir teoriye göre göz kapağının üzerinde katlı olarak duran bu ikinci kıvrımı, bu insanların gözlerini yoğun olan kar tabakasının, göz kamaştıran ışığından korumak için, bir nevi kar gözlüğü gibi gelişmiştir.

Her ne kadar yukarıda belirtilen bölgelerin bazılarında kar hiç yağmıyorsa bile bilim insanları bugün çekik gözlü diye nitelendirdiğimiz insanların atalarının son buzul çağında Sibirya’dan, yani Asya’nın kar ve buzla kaplı en soğuk bölgesinden güneye, bugün yaşadıkları yerlere göç ettiklerine inanıyorlar.

Bu kadar soğuk iklimde yaşayanların vücutlarının iklime uyum sağlamaktan başka çareleri yoktu. Sadece gözler değil, burun da rüzgara en az maruz kalacak şekilde küçülmüş, burun delikleri, solunan hava ciğerlere gidene kadar ısınsın diye daralmıştır. Ciltleri de bu nedenle yağlıdır.

Göz kapakları da daha yağlı olduğundan, daha sarkık durur ve bu oluşum gözü ve iç tabakalarını kara ve buza karşı korur. Yani ‘çekik gözlü’ değil ‘düşük göz kapaklı’ tanımını kullanmak daha doğrudur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Balıkçıların ateş balığı için üzerinde çıra ve funda yaktıkları ıskara.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Rumca’dan, eski Türkçe kurumak demek olan çirimek’ten olması uzak ihtimaldir. Zira kelimenin şekli de Rumca’dır). Uskumru balığının kurutulmuşu. mec. Pek kuru ve zayıf şahıs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weedy. bombay duck. dried mackerel. dried cod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salted and dried mackerel. skinny person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Hareket eden bir noktanın yüzeyde bıraktığı iz olarak tanımlanabilecek olan çizginin, kompozisyonda üstlendiği formu ortaya çıkaran hareketi ifade etme, dokuyu verme, dengeyi sağlama gibi rollerin başat olduğu türdeki kompozisyonlar «çizgisel kompozisyonlar» olarak tanımlanır. Sanatın ilk adımlarının, Lascaux mağarasında olduğu gibi çizgiyle atıldığı ve çizginin özellikle perspektif kurallarının henüz yeterince bilinmediği Rönesans öncesinde önemli olduğu bilinir. Barok dönemde ışık-gölge kullanımının devreye girişiyle çizgisellik, ışığın imkân verdiği ölçüde kullanılır. Bu dönemde konturlar, çizgisel kompozisyonlarda olduğu gibi belirgin olmaz. 19. yy.da Neo-klasik Dönemde yeniden önem kazanan çizgi ve çizgisel kompozisyon, Romantizm ile birlikte nerdeyse kaybolmuş, Empresyonistler tarafından da tamamen kaldırılmıştır. Sanatçıların bireysel çıkışlar yaptığı 20. yy.da ise Henri Rosseau, Paul Klee gibi sanatçılar tarafından kendi belirledikleri amaçlar doğrultusunda kullanılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Çocuklarda görülen gelişme bozukluklarının çoğu kötü beslenmeden kaynaklanır. Bunun yanı sıra; geçirilen bir hastalıktan kaynaklanan veya irsi olarak da gelişme bozukluğu görülebilir. Nedeni test etmek için doktora başvurmak gerekir. Gelişmeye yardımcı olmak amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sinirli yaprakotu, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 2 avuç sinirli yaprak out konur. Kaynatılıp süzülür. Sabah akşam birer su bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Bumbar yağı. 238

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decipher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bağlanmış bir şeyin bağını bozdurup açtırmak. Osm. hal ve fasi ettirmek: Düğümü, paketi, yükü çözdür.

2.iliklenmiş esvabı açtırmak, düğmesini iliğinden veya kopçasının, erkeğini dişisinden çıkartmak: Şu çocuğun yeleğini, potinini çözdürün.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solution. liquor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aldatmak, dolandırmak, kandırmak. cozenage (i). dolandırıcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Çözgün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çözme pamuktan çarşaflık bez, bir çeşit çarşaflık dokuma.

2.Dokumada boyuna gelen tel, iplik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çözülmeye, erimeye başlamış, yumuşak (kar). Çubuk

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çözgün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çözmek işi. (bk.) Çözmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İpeğin bir çeşidi, çözme çarşaf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accommodation. release.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

untying. unfastening. solving a problem. resolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Düğüm, bağ vesaireyi açmak, ayırmak: Şu düğümü çözemedim, daha denkleri çözmedik.

2.Elbisenin düğme ve kopçasını çıkarıp açmak: Göğsünüzü çözün.

3.Örülmüş bir şeyi tel tel edip açmak, sökmek: Çorabı, saçı çözmek.

4.Bez iplik ve tellerini yumak ve kalemlerden çıkarıp çengellere takmak: Bez çözmek.

5.(hayvan cenînini) Düşürmek, iskat etmek. Payandayı çözmek = Duramamak, kalkıp gitmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

untie. detach. unravel. disentangle. undo. disengage. unbind. loosen. defrost. solve. figure out. resolve. puzzle out. work out. break. cipher out. compound. cut loose. decipher. ravel. read. reason. slack. slack up. unbrace. unbuckle. uncouple. unfa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conclude. detach. loosen. obviate. penetrate. ravel. read. reconstruct. release. resolve. settle. solve. straighten. undo. unhook. unloose. unloosen. unravel. untangle. untie. to untie. to unfasten. to unbutton. to undo. to unloose. to solve. to resolve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resolve. to solve. to unfasten. to undo. to unravel. to dissolve. to disconnect. to untie. to outspan. to detach. to disengage. to decipher. to decompose. to uncoil. to separate. to loosen. to unpack. to unbend. to ungear. to uncouple. to unbrace. to unlo

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solvent. dissolvent. resolvent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resolvent. solvent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analyst. decomposer. resolving. resolvent. catalyst. catalytic. disconnector. loosener. tripper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Düğüm ve bağı açılmış hallolunmuş: Çözük ipler, denkler, bohçalar.

2.Düğme ve kopçası açılmış, iliklenmemiş: Pantolonu çözük idi. 3.Erimeye başlamış, gevşemiş, yumuşamış: Çözük buzlar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Armonide uygunun çözülmüş hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çözülüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resolution. thaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissolution. thaw. unfastening. disengagement. withdrawal. rout. catabolism. break-down. disintegration. loosening. liquefaction. melting. yielding. disconnection. decomposition. disassociation. dissolubility. yield. lysis. defrosting. thawing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Düğüm ve bağ açılmak: Bu düğüm çözülemiyor, yükler çözüldü mü?

2.iliklenmiş veya kopçaianmış bir elbise açılmak: Ne kadar sıcak olsa göğüs çözülmek Adet değildir, bu tozluk çözülmedikçe çıkmaz.

3.Erimeye başlayıp yumuşamak ve gevşemek: Buzlar çözüldü.

4.Müşkül bir mesele hal ve faslolunmak.

5.Bozulmak, dağılmak: Düşman askeri çözüldü; mukavemetçiler çözülmeye başladı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loosen. be untied. come loose. get loose. come undone. work loose. ravel. ravel out. slip. sort itself out. uncoil. unfasten. unravel. unrope. untwine. work out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disentangle. loosen. unfold. unravel. unwind. to come unfastened. to loosen. to ravel. to be solved. to break up. to disintegrate. to disengage. to become weak. to pine away. to thaw. to unwind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be solved. to be unfastened. to thaw. to lose its strength. to become routed. to liquefy. to disintegrate. to break-down. to loosen. to disengage. to dissociate. to disassociate. to decompose. to unbend. to yield. to flux. to ravel. to melt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çözülmek işi, dağılım, bozgun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çözülmek işi ve tarzı, (bk.) Çözülmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfastening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd k.).

1.Hal, bir meselenin çözülmesinden alınan netice

2.(matematik) Bir denklemde bilinmeyenlerin yerine konulunca denklemi gerçekleştiren sayı veya sayılar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solution. way out. resolution. answer. denouement. healer. help. key. out. redress. remedy. shift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recipe. resolution. solution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solution. recipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Tahlil etme, halletme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Tahlil etmek, halletmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analyse. analyze. solve. resolve. sort out. clear up. construe. sort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analyse. clinch. to analyse. to analyze analiz etmek. tahlil etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to analyze. analyse. test.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analysing. analyst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analyzer. analytic. analytical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analytical. analytic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to solubilize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resolution. dissolution. solution. dissociation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resolution. solution. dissolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resolve. to dissolve. to decompose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Bir şeyi meydana getiren unsurları birbirinden ayrılmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). rahat, sıcak, samimi, hoş; (i). çaydanlık örtüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). piskopos asası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brambling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Dans etmeyi meslek edinen kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

danseuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

female dancer. belly-dancer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

professional dancer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü demir gibi güçlü olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. zooloji). Yumuşakçalardan, kalın ve kıvrık kabuklu bir deniz böceği (conus).

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. deposito

ekon. güvence akçesi

Herhangi bir sorumluluk yerine getirilmediğinde karşı tarafça el konulacak olan para.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deposit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consigned money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Bir taahhüt sırasında yatırılan teminat akçası.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. deposito

ekon. güvence akçesi

Herhangi bir sorumluluk yerine getirilmediğinde karşı tarafça el konulacak olan para.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deposit. security. down payment. caution money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caution money. deposit. security.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Pozitif fotoğraf filmi veya camı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dinosaur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dinosaurier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Dişlerin iç kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Atom ağırlığı 162,5 ve senbolu Dy olan bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Bir metropolidin maiyetinde bulunan genç rahip ki, metrepolidin stajyeri sayılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Diapozitif.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. diapositive

saydam

Sayısal ortamda hazırlanmış, yansıtım aygıtında kullanılmaya özgü pozitif görüntü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filmslide. transparency. diapositive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Bir maddenin bir karışıma girmesi gereken muayyen miktarı.

2.(tıp) Bir hastaya bir defada veya bir günde verilecek ilâç miktarı.

3.Ölçü.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dose

kim. düze

Bir maddenin bir birleşiğe, bir karışıma giren veya girmesi gereken belli miktarı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dosage

kim. düzem

Bir birleşiğe veya bir karışıma girecek madde miktarlarının belirtilmesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dosage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dosage. dose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). hafif uyku tavşan uykusu, şekerleme, kestirme, uyuklama; (f). uyuklamak, kestirmek, şekerleme yapmak. doze off uyuklamak, uykuya dalmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. bulldozer

yoldüzler

Tırtıllı veya lastik tekerlekli yol yapım makinesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulldozer yoldüzler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who dozes or drowses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large powerful tractor; a large blade in front flattens areas of ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulldozer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latitude of thought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) [اجهل من قره گوز] zırcahil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhaust. silencer. stack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhaust. exhaust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhaust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. exposé

özet

Bir yazı veya sözün anlamını daha kısa ve özlü biçimde veren yazı veya söz.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. exposition

sergileme

Sergilemek işi.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Güçlü arka aydınlatma, düşük kontrast ve yetersiz ortam ışığının el ile telafisini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y. L. fizik). Elektroliz sırasında negatif kutupta toplanan cisimler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criticism. strictures. critique. review. commentary. comment. animadversion. censure. denouncement. expostulation. knocking. slating. stricture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criticism. notice. review.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criticism. critique. animadversion. flak. fusil l ade. knocking. review.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

censorious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

critical. captious. critic. knocker. stricture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be criticized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. imposé

dayatılmış

Zorla kabul ettirilmiş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imposed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mit gewalt auferlegt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bağırsak kurdu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., jeol. üzerinde hayvan izleri bulunan en eski yer tabakasına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Eren).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü erkek, yiğit olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Erkek ozan, şair.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. érosion

jeol. aşınma, aşınım

Yer kabuğunu oluşturan kayaçların, başta akarsular olmak üzere türlü dış etmenlerle yıpratılıp yerinden koparılarak eritilmeleri veya bir yerden başka bir yere taşınması olayı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erosion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erosion. soil erosion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit sözlü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an old flame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Fagositlerin vücuda giren mikroplan sindirmesi olayı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. phagocytose

biy. hücre yutarlığı

Vücuda giren mikropların yutar hücreler tarafından yutulup yok edilmesi.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Uzaktan kumanda üzerindeki renkle kodlanmış düğmeler, sayfa numarasını girmeden belirli sayfalara doğrudan ulaşmanızı sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fransızca: fil d’Ecosse). Iskoçya ipliği demek olup, Iskoçya’da yapılan keten gibi ince, iyi bir nevi iplik ve bundan örme şeyler: Fildekoz çorap, fanila.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kabak veya mantardan ağ şamandırası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

net float.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.) (L. philosophus, Y. philosophos. Ar. feylosof). Felsefe ile uğraşan bilgin. Ar. hakim: Eski filozoflar.

1.Hakim, akıllı, ilim ve irfan sahibi: Filozof adam.

2.Kayıtsız, lâubâli, dünya işlerine ehemmiyet vermez, kalender meşrepli: O filozof adamdır.

3.İtikatsız, dinsiz, Ar. dehrt. (bk.) Feylosof.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philosopher. thinker. original thinker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philosopher. philosophical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philosopher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philosophical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Hakimlik, felsefe ile uğraşan ilim adamının sıfatı.

2.Kayıtsızlık, laubâlt tavır ve hal, kalenderlik.

3.İtikatsızlık, dinsizlik, inançsızlık, Osm. dehrîlik.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). fluid ounce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (A.B.D)., argo hafifmeşrep kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde fodulluk). Kibir, gurur, serkeşlik, hodbinlik, egoistlik, (bk.) Fodul.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). beceriksizce yapmak, yüzüne gözüne bulaştırmak; (i). beceriksizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca). Bir defa, kere. Bir defada ve bir ağ atmada çıkarılan balık miktarı: Bir foroz balık. Foroz kayığı = Dalyandan balık çıkaran küçük kayık.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Geceleri flaşla çekilen fotoğraflarda genellikle gözler kırmızı çıkar. Peki fotoğraftaki güzelliği bozan bu olay nasıl olur? Niçin her zaman olmaz? Niçin gündüzleri flaşla çekilen fotoğraflarda olmaz?

Gözümüz iç içe geçmiş üç tabakadan oluşur. En dışarıdaki gözümüzü koruyan ve göz akı da denilen sert tabakadır. İkincisi, kan damarlarından meydana gelmiş ve ortasında göz bebeğinin bulunduğu damar tabakadır. Bu damarlar sayesinde fazla ışıkta göz bebeğimiz küçülür, karanlıkta ise daha çok ışık alabilmek için büyür ama bu hareketi oldukça yavaş yapar. Üçüncü tabaka da retina adı verilen, ışığa duyarlı kılcal damar ağlarından oluşan ağ tabakasıdır.

Köpek, kedi, geyik, karaca gibi hayvanların gözlerinin arkasında, yani retinalarında ayna gibi, yansıtıcı özel bir tabaka vardır. Eğer karanlıkta gözlerine el lambası veya araba farı gibi bir ışık tutarsanız, bu ışık gözlerinin içinden yansır ve gözleri karanlıkta pırıl pırıl parlar. İnsanların gözlerinin retinasında ise böyle bir yansıtıcı tabaka yoktur.

Fotoğraf makinesinin flaşı çok kısa bir zamanda çok kuvvetli bir ışık verir. Gözbebeğimiz ise bu kadar kısa zamanda küçülmeye fırsat bulamaz. Işık doğrudan retinaya ulaşır ve oradan da doğrudan kılcal damarların görüntüsü yansır. İşte flaşla çekilen fotoğraflarda görülen bu kırmızılık retina tabakasındaki kılcal damarların görüntüsüdür.

Günümüzde, birçok fotoğraf makinesinde, gözün bu kırmızı görüntüsünü azaltacak önlemler alınmıştır. Bu makinelerde flaş iki kere çakar. Birinci çakış resim çekilmeden az önce olur ve gözbebeğinin küçülerek gözdeki yansımayı azaltmasına zaman tanır. İkincisi de tam fotoğraf çekilirken olur ki, gözbebeği olması gereken durumu almıştır zaten. Başka bir önlem de odadaki bütün ışıkları açarak gözbebeğinin önceden küçülmesini sağlamaktır.

Geceleri flaşlı fotoğraflarda, gözlerin kırmızı çıkmasının önlenmesinin bir yolu da flaşı objektiften olabildiğince uzak tutmaktır. Günümüzde fotoğraf makineleri o kadar küçülmüştür ki, flaş makinenin bünyesinde ve objektife birkaç santim mesafededir. Flaşın ışığı göze gelip yansıyarak geri döndüğünde doğrudan objektife gelir. Gündüzleri ise gözümüze dışarıdan, her yönden ışık geldiği için, flaşın ışığı bunların arasında daha az oranda gözümüze girer ve kırmızı göz olayı yaratmaz.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Geceleri flaşla çekilen fotoğroflarda genellikle gözler kırmızı çıkar. Peki fotoğraftaki güzelliği bozan bu olay nasıl olur? Niçin her zaman olmaz? Niçin gündüzleri flaşla çekilen fotoğraflarda olmaz?

Gözümüz iç içe geçmiş üç tabakadan oluşur. En dışarıdaki gözümüzü koruyan ve göz akı da denilen sert tabakadır. İkincisi, kan damarlarından meydana gelmiş ve ortasında göz bebeğinin bulunduğu damar tabakadır. Bu damarlar sayesinde fazla ışıkta göz bebeğimiz küçülür, karanlıkta ise daha çok ışık alabilmek için büyür ama bu hareketi oldukça yavaş yapar. Üçüncü tabakada retina adı verilen, ışığa duyarlı kılcal damar ağlarından oluşan ağ tabakasıdır.

Köpek, kedi, geyik, karaca gibi hayvanların gözlerinin arkasında, yani retinalarında ayna gibi, yansıtıcı özel bir tabaka vardır. Eğer karanlıkta gözlerine el lambası veya araba farı gibi bir ışık tutarsanz, bu ışık gözlerinin içinden yansır ve gözleri karanlıkta pırıl pırıl parlar. İnsanların gözlerinin retinasında ise böyle bir yansıtıcı tabaka yoktur.

Fotoğraf makinesinin flaşı çok kısa bir zamanda çok kuvvetli bir ışık verir. Gözbebeğimiz ise bu kadar kısa zamanda küçülmeye fırsat bulamaz. Işık doğrudan retinaya ulaşır ve oradan da doğrudan kılcal damarların görüntüsü yansır. İşte flaşla çekilen fotoğraflarda görülen bu kırmızılık retina tabakasındaki kılcal damarların görüntüsüdür.

Günümüzde, birçok fotoğraf makinesinde, gözün bu kırmızı görüntüsünü azaltacak önlemler alınmıştır. Bu makinelerde flaş iki kere çakar. Birinci çakış resim çekilmeden az önce olur ve gözbebeğinin küçülerek gözdeki yansımayı azaltmasına zaman tanır. İkincisi de tam fotoğraf çekilirken olur ki, gözbebeği olması gereken durumu almıştır zaten. Başka bir önlem de odadaki bütün ışıkları açarak gözbebeğinin önceden küçülmesini sağlamaktır.

Geceleri flaşlı fotoğraflarda, gözlerin kırmızı çıkmasının önlenmesinin bir yolu da flaşı objektiften olabildiğince uzak tutmaktır. Günümüzde fotoğraf makineleri o kadar küçülmüştür ki, flaş makinesinin bünyesinde ve objektife birkaç santim mesafededir. Flaşın ışığı göze gelip yansıyarak geri döndüğünde doğrudan objektife gelir. Gündüzleri ise gözümüze dışarıdan, her yönden ışık geldiği için, flaşın ışığı bunların arasında daha az oranda gözümüze girer ve kırmızı göz olayı yaratmaz.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fodulluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chervil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(chervil): Maydanozgillerden ıtırlı bir bitkidir. Birçok çeşidi vardır. Kullanıldığı yerler: İdrar ve aybaşı kanı söktürür. Basur memelerinin verdiği şikayetleri giderir. Suyuyla kirpiklere kompress yapılırsa, uzamalarını sağlar.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chip pan. deep fryer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fryer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). freeze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). donmuş, buz kesilmiş; kalpsiz, soğuk; dondurulup konserve edilmiş. frozen assets donmuş mevduat. frozen credits donmuş krediler. frozen prices donmuş fiyatlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Meyve şekeri.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fructose

kim. meyve şekeri

Balda ve birçok meyvede bulunan bir tür şeker.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fransızca: limonade gazeuse’de). Limon tuzu ile şeker ve bazı asitlerden yapılan köpürücü şerbet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soda pop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pop. soda. sweetened carbonated water. fizzy lemonade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soda pop. soft drink. soda water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Üzüm şekeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dextrose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glucose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glucose. corn syrup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Birçok bitkide bulunan glikoz birleşiklerinin umumî adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. tıp). Herhangi bir sebeple kandaki şeker nisbeti binde ikibuçuğu aşıp bunun idrara geçmesi, şeker işeme hali.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tevil etmek, söze veya davranışa başka anlam vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İnsanda ve hayvanlarda görme organı, Osm. Alet-i bâsıra, Ar. ayn, Fars. çeşm, dîde: Göz eçmak, göz kapamak, kara göz, elâ göz, gözün akı, karası, gözbebeği. 2.Görme, Ar. rü’yet, bâsıra: Gözü açık, gözü keskin.

3.Menbâ, kaynak, bir suyun yerden kaynadığı yer, kaynak, Ar. ayn: Su gözü.

4.Delik, çukur: Bal gümecinin gözleri; iğne gözü. Göz göz = Delik, delik.

5.Çekmece: Masanın gözündedir.

6.Taksim, bölük: Beş göz mağaza: O değirmenin üç gözü vardır.Terazi kefesi: Terazi gözü.Kemer: Köprü gözü.Nazar, kötü bakış, Fars. çeşm-i bed: Göze gelmek, göz değmek.Gözde olma, makbûl olma: Dünya gözümde yoktur. Bir şey gözüne girmiyor.Teveccüh, sevgi, muhabbet: Göze girmek, gözden düşmek, gözden çıkmak. Göz atmak: İşaret etmek. Aç göz = Hırs, tamah, doymazlık. Aç göxlü = Tamahkâr, haris. Göz açmak sa

1.Doğmak, dünyaya gelmek.

2.Rahatlanmak, teneffüs etmek: İşten göz açamadım.

3.Dikkat etmek, ihtiyat üzere bulunmak: Gözünü aç. Gözlerini açmak =

1.Hayran olmak, hayrette kalmak.

2.Alıştırmak, uyandırmak, ikaz etmek. Gözlerini dört açmak =

1.Fazla dikkat etmek, ihtiyat üzere bulunmak.

2.Hayrette kalmak. Açıkgöz = Uyanık, fırsatçı. Gözü açık, gözü ardında = İsteğine erişememiş; arzusuna erişemeden ölmüş. Göz açıklığı = Zekâ, uyanıklık. İlk gözağrısı =

1.Birinci defa olarak çekilen aşk.

2.İlk evlât. Göz akı = Gözün beyaz kısmı. Göz almek = Gözü kamaştırmak. Gözotu = Ar. Haşîşe-tülayn (bitki). Öküzgözü = Arnika (bitki). Göz önü = Huzur: Göz önünde, huzurda. Gözevl = Gözün çukuru, Fars. hâne-i çeşm. Göz etmek = İşaret etmek. Göz ısırmak = Tanır gibi olmak. İki gözü iki çeşme = Çok ağlamayı anlatır. Göze batmak = Kıskançlığı mucib olmak. Gözbağı = Sihir, büyü. Gözbağcı = Büyücü, Ar. sehhâr, Fars. efsûnger. Gözbebeği = Gözün asıl gören merkezi ki, içinde karşıya gelen şahsın resmi görünmekle böyle adlandırılmıştır. Ar. insân-ül-ayn, Fars. merdümek-i çeşm. Göz belermek = Hiddetle bakıp tehdit etmek. Gözboncuğu = Nazara karşı takılan mavi boncuk. Gözboyamak = Dalavere ederek aldatmak, kandırmak, iğfal etmek. Bingözotu = Mahmûde denilen bir cins bitki. Patlak göz =

1.Bozulup dışarı fırlamış göz.

2.Tabiî olarak dışarıya fırlamış çıkıntılı göz. Gözü p«k = Cesur, yiğit. Göz pınarı = Gözün burun tarafındaki ucu. Gözde tütmek = Fazla istenmek, hasret duymak, imrenmek. Göz çıkarmak =

1.Kör etmek, gözünü sakatlamak.

2.Zarar vermek, bozmak, halel getirmek. Gözden çıkmak = Artık arzu olunmamak, bıkılmak, soğumak. O kadar hevesle yaptırdığım ev, istediğim gibi olmadığı için gözümden çıktı. Göz hapsi =

1.Kimse ile görüşmemek üzere bir odaya hapis ve tevkif.

2.Bir kimseye, gözünü ayırmadan bakma. Göz hekimi = Göz doktoru. Ar. kehhâl. Horoz gözü = Bir cins papatya. Gözdağı = Tehdit, korkutma. Dört gözle beklemek Sabırsızlıkla beklemek. Gözünü dört açmak = Pek ihtiyatlı davranmak. Göz değmek = Nazar isabet etmek. Göz demiri = (denizcilik) Geminin baş tarafında bulunan ve her vakit kullanılan büyük demir. Gözden düşmek = Teveccühü kaybetmek, itibarsız olmak. Göz dönme


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eye. optic. optical. ocular. orbital. ophthalmic. eye. orbit. orb. blinker. sight. cell. compartment. drawer. cubbyhole. cubby. cubicle. cuddy. eyehole. glim. optic. opto-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawer. eye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawer. eye. sight. seeing. attitude. way of behaving. spring. eye. division. part. the evil eye. bad luck caused by another's envy. love. friendship. esteem. bud. square. case. bin. source. orifice. bord. rack. pane. partition. pore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Göz ağrısının nedenleri çeşitlidir. Az ışıkta çalışmak sonucu gözlerin yorulması, gözdeki herhangi bir kısmın iltihaplanmış olması, göze yabancı bir cisim kaçmış olması, sinüzit, yarım başağrısı, grip, nezle ve ateşli hastalıklar göz ağrısına neden olabilir. Önce hastalığın nedenini tespit etmek gerekir. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Süt, yumurta.

Hazırlanışı : 2 kahve fincanı çiğ inek sütüne 1 yumurtanın akı dökülüp, karıştırılır. Günde 3 kere ikişer damla konur.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

white.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eye catching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glamorous. inviting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attractive. glaring. dazzling. brilliant. glamorous. grandiose. splashy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a slight acquaintance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glance. scan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

browse. to glance at. to run an eye over. glance. to a load of. peek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eye bank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyewash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyewash. girl-watching. eye bath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precious thing / person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gemilerdeki çapaların bir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reticulated. honeycombed. spongy. checker-work. checkered. meshed. porose. porous. pervious. celled. cellular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyes to eyes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surveillance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Halk arasında göz nezlesi veya pembe göz denir. Göz yuvarlağının üstünü örten ince zarın iltihaplanması sonucu ortaya çıkar. Tıp dilinde konjonktivit denir. Çoğunlukla ilk bahar aylarında görülür. Gözde sulanma; kanlanma, batma hissi veya ağrı vardır. Hasta ışığa bakmakta güçlük çeker. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Tuz, su.

Hazırlanışı : 4 bardak kaynak suya 1 çay kaşığı sofra tuzu konur. Eriyinceye kadar karıştırılır. Günde 3 kere göz banyosu yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candescent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flashy. glaring. meteoric. resplendent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glaring. gorgeous. resplendent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Göz kanlanması ile birlikte ağrı yoksa aşağıdaki reçeteler uygulanır. Kanlanma ile birlikte ağrı varsa; mutlaka göz doktoruna gitmek gerekir.

Tedavi için gerekli malzeme : Çay, su.

Hazırlanışı : 1 su bardağı kaynak suya, 1 kahve kaşığı çay konur. 5 dakika bekletilip süzülür. Bu suya batırılan gazlı bez ile kompres yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eye lid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyelid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyelid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roughly speaking. by rule of thumb. tumb rule. straight eye. by just looking at it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Gözlerin kaşınması, önemli bir hastalığın işareti olabilir. Bu nedenle doktora başvurmak gerekir. Sinir hastalıkları veya sigara içmekten kaynaklanan göz kaşıntılarında, aşağıdaki reçetelerden biri uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Boru çiçeği.

Hazırlanışı : 1 avuç boru çiçeği ateşe atılır. Çıkan duman ile tütsü yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

viewfinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Göze toz kaçması, çapaklanma, göz iltihabı, nezle veya bazı alerjik hastalıklar göz yaşının fazlalaşmasına neden olur. Şikayetler soğuk havalarda daha da artar. Doktora başvurmak gerekir. Aşağıdaki reçeteler de uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Susam, su.

Hazırlanışı : 1 kahve kaşığı susamın üzerine 5 damla su dökülür. Karıştırılıp göz kapaklarının üzerine sürülür. Yarım saat sonra ılık su ile yıkanır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Göz tansiyonunun yüksek olduğu hallerde aşağıdaki reçetelerden herhangi biri uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Papatya çiçeği.

Hazırlanışı : 1 çorba kaşığı kuru papatya çiçeği iyice dövülerek toz haline getirilir. Sonra enfiye gibi buruna çekilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Aniden ortaya çıkan, fakat önemli olmayan bir durumdur. Alışkanlık spazmı da denir. nedeni, yorgunluk, üzüntü, heyecan ve yaşlılarda adale zafiyetidir. Yapılacak ilk iş, istirahat etmektir. Ayrıca, kısa sürede geçmeyen göz tiklerinde, aşağıdaki reçetelere başvurulur.

Tedavi için gerekli malzeme : Ihlamur, su.

Hazırlanışı : 1 su bardağı sıcak suya, 1 kahve kaşığı ıhlamur konur. 5 dakika bekletildikten sonra süzülür. Üzerine 3 kahve kaşığı toz şeker ilave edilerek içilir. Aynı işlem günde 3 kere tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Fazla çalışmaktan yorulan gözleri dinlendirmek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Patates, gülsuyu.

Hazırlanışı : 1 Adet çiğ patates soğuk su ile yıkandıktan sonra ortasından kesilir. İki ince dilim alınıp, göz kapaklarının üstüne konur. 10 dakika sakin bir şekilde istirahat edilir. Daha sonra gül suyu ile göz banyosu yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Göz zayıflığını tedavi etmek için aşağıdaki reçetelerden faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Raziyane

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 10 gram raziyene kökü konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.), mec. Eskiden sevilmiş olan kimse veya şey. İlk gözağrısı = İlk sevilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birinin, hapsedilmemekle birlikte, belirli bir yerde oturmaya mecbur olma durumu. Gözaltı etmek veya gözaltına almak = Birini böyle bir duruma sokmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

custody. intern. charge. watch. surveillance. house arrest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

custody. surveillance. house arrest. arrest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

house arrest. probation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Watchlist Companies Market)

Hisse senetleri Borsa’da işlem gören şirketler ve/veya hisse senetleri işlemleri ile ilgili olarak olağan dışı durumların ortaya çıkması, hisse senetleri Borsa’da işlem gören şirketler tarafından kamunun zamanında, tam ve sürekli aydınlatılmasına ve mevcut düzenlemelere uyum konusuna gerekli özenin gösterilmemesi, yatırımcıların haklarının korunması ve kamu yararı gereği hisse senetlerinin Borsa kotundan ve/veya ilgili pazardan geçici ya da sürekli çıkarılması sonucunu doğurabilecek gelişmelerin oluşması nedeniyle şirketlerin izleme ve inceleme kapsamına alınması durumlarında, sürekli gözetim, denetim ve izleme ortamında, hisse senetlerinin likidite imkanını kesintiye uğramadan İMKB bünyesinde işlem görebileceği pazardır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Elçabukluğu ve ustalıkla olmayan bir şeyi oluyor gibi gösterme işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Göz bağı yapan kimse, büyücü, sihirbaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gözbağıcı işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Gözün saydam tabakasının arkasında «irisi denen renkli kısmın ortasında siyah bir dairecik şeklinde görülen açıklık.

2.mec. Pek aziz ve sevgili kimse. Gözbebeği gibi sevmek = Pek çok sevmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pupilar. pupillar. pupilary. pupillary. pupil. pupilla. apple of the eye. apple of eye. orb. blue boy. dearest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pupil. pupil of the eye. apple of the eye. the apple of sb's eye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pupil of the eye. pupil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Gözün bir kazayla yaralanması veya romatizmalı hastalarda üşütme sonucu ortaya çıkar. Bazen; şeker hastalığı, burun hastalıkları, ve frengili hastalarda da görülür. Tıp dilinde iritis denilen bu hastalık vakit kaybedilmeden tedavi edilmesi gerekir. Hasta, ışığa fazla bakamaz. Gözlerinde veya gözlerinin üst kısmına gelen bölgede şiddetli ağrılar vardır. Gözlerde; sulanma ve kızarıklık da görülür. Göze dikkatle bakıldığında; renkli kısmın etrafındaki rengin de koyulaştığı görülür. Üşütme sonucu ortaya çıkan gözbebekleri iltihabında, aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Meyan kökü, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 50 gram meyan kökü konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bekçi, Fars. dîde-bân, nigeh-bân.

2.Nöbetçi, karakol.

3.Casus.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watchman. observer. look-out. lookout. spotter. picket. usher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lookout. scout. sentinel. watchman. oculist. invigilator. oculist göz hekimi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watchman. invigilator. lookout mean. scout. sentinel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bekçilik.

2.Nöbetçilik.

3.Casusluk.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observing. scouting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birini yola getirmek için yapılan yıldırma hareketi. Gözdağı vermek = Yıldırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

threat. intimidation. threats.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intimidation. threat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to intimidate. threaten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (göz ismiyle «de» ekinden).

1.Teveccüh gören, beğenilen, sık sık takdir edilen, gözde olan.

2.Osmanlı sarayında padişahın ilk dört cariyesinin taşıdığı unvan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

favorite. favourite. pet. preffered. favorite. favourite. blue boy. fair boy. dearest. minion. pet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

favourite. in. pet. popular. favorite. in favour. mistress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

much liked. much thought of. favoured one. favorite. in favour. favo u rite. minion. popular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Göze girmiş olan sevilen beğenilen, benimsenen. 2.Beğenilen kadın. 3.Osmanlı sarayında padişahın ilk dört cariyesine verilen ünvan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lower anchor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dog house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in bad. disfavour. disgrace. in the doghouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fall from grace. to fall in esteem. to fall into contempt. to fall into disfavour. to grow out of estimation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

survey. going through. revision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

check. examine. inspect. sift. skim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overview. review. revise. investigate. to review.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Hücre.

2.Su kaynağı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cell. cell hücre. spring. source.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cell. beautiful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ophthalmic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ocular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flamboyant. conspicuous. in evidence. marked. noteworthy. observable. outstanding. prominent. salient. striking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconspicuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üstünden bir kat ipekle örtülmüş, iki kat. Gözeme nakış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ).

1.Örgü örer gibi bir tarzda dikmek.

2.Nakışı ipekle örtmek, iki kat etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins alaca geyik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Bir nevi alageyik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kovandan bal alırken yüze geçirilen tel kafes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Göz göz oya: Gözenek.

2.Sıvama nakış.

3.Bitkilerin yaprak ve saplarındaki birtakım küçük organlar. Bunlar, bitkinin solumasını kolaylaştırır. Bazı hayvan dokularında bulunan aralıklar da «gözenek» diye anılır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pore. stoma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

porous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

porous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

porosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

porosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonporous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Üstünden ipekle bir kat daha geçirilmek, iki kat olmak: Gözenmiş nakış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supervisor. guard. protector. observer. line-man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Saklanılmak, korunmak, Osm. hıfz, vikaye ve siyanet olunmak: Koyunlar gözetilmezse kurt yer. Bakılmak, nezaret ve idare olunmak: Bu işler gözetilmek ister.

3.Beslenmek, Osm. iâşe ve infak olunmak: Kadın, çocuklarıyla beraber kocasınca gözetilir.

4.Beklenmek, Osm. intizâr ve tarassut olunmak: Fırsat gözetilmek

5.Tutulmak, Osm. intizâr ve tarassut olunmak: Fırsat gözetilmeli. 5.Tutulmak, Osm. riâyet olunmak, mer’İ bulunmak: Eski Adetler gözetilmelidir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be guarded. to be respected. to be observed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supervision. observation. observance. watch. custody. guard. oversight. superintendence. surveillance. ward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surveillance. supervision. custody. watching. care.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supervision. watch. care. control. surveillance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observing. watching. peeping. spying on. surveillance. observation. look-out. lookout. peek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation. spy. lookout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inspection hole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birinin yaptıklarını gizlice gözlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watch. spy on. spy on smb. peep. peek. pry. observe. case. case the joint. keep cave. espy. eye. pry about. pry into. spy. spy out. spy upon. stand over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observe. shadow. spy. to observe secretly. to watch. to spy on. peep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to observe secretly. to spy on. to peep at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gözetlemek işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be spied on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb spy on another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gözetmek işi. (bk.) Gözetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

custodial care. observation. surveillance. watch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Korumak, Osm. hıfz, muhafaza, siyanet etmek: Bu çoban koyunları iy’ gözetmiyor.

2.Bakmak, nezaret, idare etmek: Bu işleri kim gözetiyor? Beslemek, bakmak, geçindirmek: Herkes ailesini gözetmeye mecburdur.

4.Beklemek, Osm. intizâr, terakkub, tarassut etmek: Fırsat gözetiyor.

5.Tutmak, riayet etmek, saklamak, geçerli bulundurmak: Macarlar bazı eski Adetlerini gözetiyorlar.

6.Dikkat etmek, dikkatle bakmak: Başını gözet, çocuğu gözet. e. Gözet = Sakın, iyi bak, dikkat!


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guard. protect. oversee. study. supervise. tend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to look after. guard. to consider. observe. to take care. to mind. to guard. to protect. to regard. to pay regard. to observe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to look after. to take care of. to guard. to protect. to consider. to respect. to observe. to regard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supervisor mubassır.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technical advisor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Korutmak, Osm. hıfz, vikaye ve siyânet ettirmek: Ormanları çok gözettirmek lâzımdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Göz çukuru; gözlerin içinde bulundukları kemik oyuklardan her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayna.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyelid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Göz kapağı kenarlarının iltihaplanıp, kızarma, kabuklanma ve ağrı yapmasıyla ortaya çıkar. Tıp dilinde blefarit denir. Tedavi için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Karbonat, su.

Hazırlanışı : Yarım su bardağı sıcak suya yarım kahve kaşığı karbonat konup, iyice karıştırılır. Göz kapaklarına banyo yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Gözkapakları, çoğunlukla fazla ağlama sonucu şişer. Nezle veya kızamık sırasında da görülür. Bunlardan başka, kalp, böbrek, hastalıkları veya beze iltihaplanmasının da bir işareti olabilir. Bazı kimselerde de alerjiktir. Fazla ağlamak sonucu şişen göz kapaklarını tedavi etmek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Pamuk.

Hazırlanışı : Bir parça pamuk soğuk suya batırıldıktan sonra göz kapakları üzerine konur. 5 dakika bekletilir. Gerekirse tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Etrafı gözetleyecek yer, av bekleme yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe) (uyd. k.). Müşahede. (bk.) Müşahede.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation. investigation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation. remark. sight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Müşahade, gözlemek karşılığı olarak kullanılan kelime. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observer. student.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observer müşahit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bekleme, Osm. intizar, terakkup, tarassut.

2.İki çeşit hamur ki, biri tatlı diğeri börektir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation. watch. watching. observing. monitor. waffle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation. pancake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation. a savory pancake. lookout. prospect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gözleme yapıp satan adam: Gözlemeci dükkânı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Arzu ile beklemek, Osm. intizâr etmek: Oğlunu gözlüyor. Akşama kadar sizi gözledim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observe. watch. sight. spy. spy out. monitor. long. miss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cover. observe. to watch for. to wait for. to observe. to watch. wait.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to watch for. to wait for. to keep an eye on. sight. watch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi) (uyd. k.). (bk.) Rasathane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observe. to observe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to observe. to watch over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be watched over / observed / protected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb watched over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir yerde olup bitenleri görüp anlamakla vazifeli kimse, müşahit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Gözü olan: Gözlü hayvan, siyah gözlü, mavi gözlü edam.

2.Taksimatı olan, birkaç bölüğe ayrılmış: İki gözlü değirmen, üç gözlü mağaza, daire; beş gözlü anbar.

3.Delikleri olan, delik deşik: Gözlü gümeç, seyrek gözlü kalbur, sık gözlü kafes. Açgözlü = Tamahkâr, doymaz. Tokgözlü — Kanaatkâr, kanaatli.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyed. having an eye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bakılan eşyayı büyüterek yakın göstermeye yarayan kristal Alet ki, göze takılır ve bazen tozdan veya fazla ışıktan korumak için de kullanılır: Gözlük takmak, kullanmak: Mavi gözlük, tek gözlük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glasses. eyeglasses. a pair of eyeglasses. goggles. spectacles. specs. a pair of spectacles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glasses. specs. spectacles. specticles. eyeglasses. goggles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyeglasses. eye glasses. pair of glasses / spectacles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optician. wearing glasses. hooded. spactacled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wearing glasses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wearing glasses. bespectacled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(gözotu): Kırlarda kendiliğinden yetişen bir çeşit bitkidir. Yaprakları dantela şeklindedir. Çiçekleri; ufak, beyazımtırak, mavi ve kırmızı benekli olup, yapraklarının ortasındadır. Çiçekleri, yaz aylarında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: Göz nezlesi ve göz iltihaplarını iyileştirir. Mide ve bağırsak gazlarını giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blindfold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having one's eyes on sth else (because of discontent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blindfolded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perfunctorily. automatically. without hesitation. blindly. unaware. ignorant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

red blooded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keen sighted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventurousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contented. not covetous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to appear. to become visible. to be seen. to show oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedazzle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daunt. discourage. intimidate. menace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gutsy. bold. daring. dare devil. courageous. hardy. fearless. adventurous. audacious. gamy. intrepid. nothing if not courageous. stalwart. undaunted. venturesome. venturous. adventuresome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audacious. bold. daring. dauntless. foolhardy. game. undaunted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventuresome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dewy. lachrymal. tears. waterworks. teardrop. tear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tear. waterworks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tears. tear. waterworks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picheter. picket. strike picket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunglasses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shade. sunglasses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark glasses. goggles. sun glasses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Güneş ışığına maruz kaldığında kararan gözlük camları ilk olarak 1960’ların sonlarında geliştirildi, yaygın olarak kullanılmaya başlanılması ise 1990’lı yıllarda oldu.

Bu tip gözlük camları fotokromik veya fotokromatik adı verilen ve yüzde 0,01 ile 0,1 arasında gümüş kristalleri ihtiva eden özel camlardan yapılırlar. Kristaller normalde şeffaf olup son derecede küçüktürler ve gözlük camına bakıldığında fark edilmezler. Gözlük camlarına bol miktarda ultraviyole ışın ihtiva eden güneş ışığı geldiği zaman kristallerdeki gümüş iyonları etkilenerek gümüş atomlarına dönüşür ve camın içinde küçük gümüş parçacıklar oluşturmaya başlarlar. Bu siyah-beyaz fotoğrafçılıktaki partiküllerin oluşumuna benzer ve tamamen kimyasal bir reaksiyondur.

Bu gümüş parçacıkları sivri uçlu ve o kadar düzensiz şekillerdedirler ki gelen ışığı olduğu gibi absorbe ederler, hiçbir rengi yansıtmazlar ve dolayısıyla kararırlar.

Gözlük tekrar loş bir ortama götürüldüğünde, gümüş atomları tekrar birleşerek gümüş kristalleri haline dönüşürler ve gözlük camının rengi normale döner. Her iki yöndeki kimyasal reaksiyonlar da çok hızlı cereyan ederler. Eğer fotokromatik camlar tekrar eski haline dönmezlerse fırında kısa süre ile (çerçeveyi eritmeyecek kadar) ısıtılmaları önerilir.

Başlarda gözlük camının tümü fotokromatik olarak yapılıyordu. Tabii kararma olayı da camın kalın olduğu kısımlarda daha koyu, ince kısımlarda daha açık oluyordu. Sonraları merceklerin üzerleri milimetrenin binde beşi kalınlığında kaplanmaya başlandı.

Günümüzde ise merceğin milimetrenin binde 150’si kalınlığındaki kısmı bir banyoya daldırılarak fotokromatik tabaka kimyasal reaksiyon yolu ile merceğin bünyesine işleniyor.

Fotokromatik camlar gördüğümüz ışığa değil ultraviyole ışınlarına hassastırlar ve reaksiyona girerler. Dolayısıyla ultraviyole ışınlarını geçirmeyen camların arkasında, arabaların içinde, ortam çok ışıklı da olsa kararmazlar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

troubadour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

account abstract. abstract account. account abstract / of statement. extract / statement of account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. kimya). Sıvı halindeki koloitlere verilen ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. felsefe). Maddede hayat bulunduğunu ileri süren eski bir görüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Sözle, bakışla telkin yapılarak yahut ilâç vasıtasıyle getirilen bir çeşit uyku hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypnosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypnosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Hızlı gözden geçirme düğmesine basarak en son çekilen resmi görüntüleyebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Tavuğun erkeği: Horoz ötmek.

2.Çakmaklı silâhın çakmak tepesi: Tabancanın horozunu kaldırmak.

3.Kapı zembereğinin mandalı. Horozayağı = Fişek sökecek burgu. Horoz ötmek = sabah olmak. Horozoğlu = Çılgın. Horoz ibiği = (bk.) İbik. Horoz yumurtası = Ufak yumurta. Horoz akıllı = Ne yaptığını, iyi düşünmeyen.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cock. rooster. chanticleer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cock. rooster. hammer. hammer of a gun. bridge of a lock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rooster. cock. hammer. bridge of a lock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cock fight. cockfight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kayabalığı familyasından, küçük bir balık (blemnius).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blenny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Turpgillerden tere tadında bir dağ bitkisi (epidium campestre).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Maydanozgillerden, bir kır bitkisi (soseli).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Horozibiğilgillerden, kırmızı çiçekleri horoz ibiğini andıran bir süs bitkisi (amatanthus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celosia. cockscomb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tumbleweed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bir bitki familvası. Örnek bitkisi horozibiğidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Horoz gibi kabarıp kurulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to swagger. to bluster. to assume a threatening manner. square up to sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Horozun sabah erkenden, gün doğarken ötmesinin, insanları uyandırma arzusu ile bir ilgisi yoktur. Onlar kendileri için öterler.

Aslında horozlar gün boyu öterler ama gün ağarırken ötmeleri daha kuvvetli, daha canlıdır. Ortalık da iyice sessiz olunca çok uzaklardan bile duyulabilir. Horozların ötüş tempoları öğleden sonra saat 3’e doğru düşer. Horozların ötmeye başlamaları tam şafak vakti veya çok az öncedir.

Gerek doğan Güneş’in ışığının etkisini gerekse yine aynı zamanda ötmeye başlayan diğer kuşların seslerinin etkilerini ölçmek amacıyla horozlar ışık ve ses geçirmez bir bölmeye konulmuşlar ama yine aynı saatte ötmeye başladıkları görülmüştür. Buradan da sabah sabah ötmenin horozun biyolojik saatinde ayarlanmış olduğu anlaşılıyor.

Sabah Güneş doğarken ötmek sadece horozlara mahsus değildir. Kulağa en çok horozun sesinin gelmesi, onun sesinin diğerlerinden daha güçlü olmasındandır.

Kuşların büyük çoğunluğu da aynı saatlerde dallarda koro halinde ve kuvvetlice öterler. Gün boyu kuşlardan duyabileceğiniz en büyük ses hacmi bu saatlere rastlar.

Bu sabah ötüşünün nedeni kuşun kendi hakimiyeti altındaki alanı belirtmesidir. Horoz da her ne kadar uçamasa da bir kuş türü olduğundan onun da sabah ötüş nedeni aynidir. ‘Her horoz kendi çöplüğünde öter’ ifadesi bu bakımdan çok doğrudur. Öterek o gün boyu kendi alanı içinde olan kümesin ve tavukların yanına kimsenin özellikle diğer horozların yaklaşmamasını ikaz eder.

Gerek horozun gerekse diğer kuşların gün içinde ötmelerinin nedeni ise farklıdır. Bu ötüşler, yiyeceği, tehlikeyi haber veren, diğerlerinin gözden kaybolmamaları için ‘ben buradayım’ mesajını veren, zaman zaman da aşkını ifade eden iletişim ötüşleridir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: eski Türkçe’de: kotaz).

1.Kadınların kendi saçlarından veya yemeni vesaire ile yaptıkları baş süsü veya giyeceği: Hotoz giymiş; hotozu yakıştırmış.

2.Binalarda yapılan bir çeşit süs.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Hotoz giyen (kadın).

2.Başında geniş tepesi olan (kuş).


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., zool. deniz anası ve mercan gibi suda yaşayan hayvanlar familyasına ait; i. selenterelerin bir sınıfı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İçli, özlü değerli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sarcastic remark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first child. first love.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özünde inanç olan, iman eden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hipnoz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contract of employment. business agreement / concert / contract. empoyment agreement. business agreement. business contract. employment agreement. work contract. working agreement. business concert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). T. Kürek takılmak üzere kayık ve sandalın yan kenarına dikine sokulmuş tahta çivi. 2.Bir cins küçük balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thole. rib of a ship. oarlock. tholepin. rowlock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sinirlerde beliren gerginlik ve titreme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Bir cins küçük ötücü kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chaffinch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snowbird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. zooloji). On ayaklı kabuklulardan, suda yaşayan iri bir böcek (homarus vulgaris).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Bilinen büyük deniz böceği ki, kıskaçlıdır; eti beyaz ve lezzetli olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lobster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lobster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Haç, Ar. salîb, çelîpâ, çarmıh. İstavroz çıkarmak = Haç işareti yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cross. crucifix haç. spider. pinion spider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cross. spider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ). Agar ağar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baking power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim sanatında bir yüzey üzerinde betimlenen tüm “gerçeklik”in kompozisyonun sınırları içinde bulunması durumu. Böyle bir kompozisyonda betinin tümü resim düzlemi içinde bulunmak zorundadır, sadece bir kesiminin resmedilmesi söz konusu olamaz. Kapalı kompozisyon bunları sanatsal gerçeklik düzleminde yeniden ürettiği zaman, hepsini bakış açımız içinde bulunuyormuşçasına betimler. Kapalı kompozisyonun en belirgin örnekleriyle Rönesans sanatında karşılaşılır. Bu tür örnekler, resim düzlemi üzerinde betimlenenin dışında kalan dünyayla ilgili hiçbir ipucu vermezler. Buna karşılık, karşıt uç olan açık kompozisyonda ve onun en yoğun kullanıldığı Barokta, betiler doğadan alınmış bir kesitmişçesine kompoze edilir. Doğal gerçeklik kompozisyonu sınırlarının ötesinde de varlığını sürdürmektedir, resim bu izlenimi vermeyi amaçlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (kapamak kelimesinden Rumca’ya uydurularak yapılmış acayip bir kelimedir). Haksız yere, gasp ve rüşvet suretiyle kapılmış mal, rüşvet, irtikâp. meşru olmayan kazanç: Kaparozu sever. Kaparozdan zengin oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rüşvet alan, rüşvetçi-

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çingene.

2.Hayal denilen gölge oyununda güldürücü şahıs: Karagöz’le Hacivat.

3.Bu hayal oyunu: Karagöz oynuyor. Karagöz balığı = Palamut balığının büyük ve bayağı cinsi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shadow play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Karagöz oyunu oynatan veya Karagöz şekilleri yapıp satan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karagözcünün işi.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Genlerin ana mekanizması çok basittir. Her anne ve baba iki tam gene sahiptir. Ve bunlardan birini çocuğuna geçirir. Eğer anne ve babadan alınan genler aynı ise, yani çocuk her iki taraftan da mavi göz genini aldı ise problem yoktur. Çocuğun gözlerinin rengi mavi olacaktır. Ancak bir taraftan mavi göz, diğerinden kahverengi göz genini aldı ise gözlerinin biri mavi diğeri kahverengi olamayacağına göre bu genlerden biri üstün gelecektir.

İşte rakibine karşı daima üstün gelen bu genlere hakim (dominant) gen adı verilir. İnsanlarda koyu renk göz geni hakim gendir. Yukarıda bahsi geçen çocuğun gözleri kahverengi olacaktır. Mavi göz rengi gibi mücadeleyi kaybeden gene de saklı (recessive) gen denilmektedir.

Anne ve babadaki her iki gen de hakim gen ise sonuç aynı olacaktır. Saklı gen bu mücadelede ancak her iki tarafın geni de saklı gen ise galip çıkabilir. Uzun boy ve kısa boy genlerinde hakim olan uzun boydur. Örneğin babada iki uzun boy geni (U/U), annede ise iki kısa boy geni (k/k) varsa, her çocukta mutlaka bir uzun ve bir kısa boy geni(U/k) olacak ve uzun boy hakim gen olduğundan her çocuk uzun boylu olacaktır.

Bu çocuklar (U/k) gen yapılı biri ile evlenirlerse, çocukların her birinde muhtemelen (U/U, U/k,’k/U, k/k) gen yapısı oluşacak yani üç çocuk uzun boylu olurken bir tanesi kısa boylu kalacaktır. İnsanlarda kahverengi göz rengi, görme yeteneği ve saçlılık hakim genler iken mavi göz, renk körlüğü ve kellik saklı genlerdir.

Saklı gen çocuğun DNA sarmalında kalıp, onun çocuklarına da geçebilir. Babası mavi, annesi kahverengi gözlü çocuk kahverengi gözlü olur ama mavi renk göz geni saklı olarak durur. Kendisi ile aynı genetik yapıda biri ile evlenirse yukarıdaki uzun boy-kısa boy örneğinde olduğu gibi anne ve baba kahverengi gözlü olmalarına rağmen çocuklardan biri mavi gözlü olabilir.

Bu durum Mendel kurallarına uygun olup mavi gözlü çocukları olan kahverengi gözlü anne ve babaların paniğe kapılmalarına ve ortada başka bir neden aramalarına gerek yoktur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

* İşçi karıncaların neredeyse tamamı dişidir. Erkekler çiftleştikten kısa bir süre sonra ölürler.

* Karıncalar yaklaşık 60 milyon yıldır değişim geçiriyorlar.

* Kraliçe karınca 20 yıl yaşayabilir. Ve yaşamı boyunca yaptığı tek şey yumurtlamaktır.

* 500 binin üzerindeki bir karınca grubu bir kuşu, bir domuzu ya da atı öldürebilir.

* Bir karınca kendisinden 50 kat fazla bir ağırlığı taşıyabilecek güçte.

* Karıncalar acımasız savaşçılardır. Isırabilirler, sokabilirler ve arkalarından asit fışkırtabilirler.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Kartlaşmış, yaşı geçkin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Toprak veya camdan, ağzı geniş kap, ufak küp: Yağ, turşu kavanozu.

2.Toprak veye çiniden ağzı geniş ve bazen dar küçük kap: Reçel, İlâç, enfiye, pomat kavanozu, mürekkep kavanozu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jar of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jar. pot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small glass jar. pot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evil eye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evil eye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek küçük gözlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lease agreement. hiring contract. hiring agreement. contract of lease / premises / tanancy. real agreement. contract of lease. contract of premises. contract of tenancy. indenture of lease. lease arrangement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Short Position)

Bir malı, menkul kıymeti veya vadeli işlem sözleşmesini satmaktır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for private use only. particular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Kızılırmak, güney Azerbaycan’ı 2 defa katederek Gilan’da Hazer denizine dökülen ırmak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. tıp). Genç kızlarda görülen bir kansızlık çeşidi .

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bir çeşit kansızlıktır. Kanda hemoglobin miktarının azalması, bu duruma neden olur. Çarpıntı, halsizlik, nefes darlığı, yüzde solgunluk ve ayak bileklerinde şişme görülür. Belirtiler kayboluncaya kadar aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Ispanak, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya yarım kilogram yıkanmış ve temizlenmiş ıspanak konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lavatory bowl / pan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.).

1.Koçanıyla beraber mısır buğdayı.

2.Sivri ve çirkin kılıklı şey.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kokoroz gibi dikilmek, dik gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Züğürt, parasız, müflis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broke. penniless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Züğürt olmak, parasız kalmak (argo).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Züğürtlük, parasızlık (argo).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Sovyetler Birliğinde ortak çiftlik, kolhoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Uskumruya benzer ve ondan daha büyük bir balık; küçüğüne koloridye denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chub mackerel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chub mackerel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.).

1.Okullarda düzgün yazı yazma alışkanlığını kazandırmak İçin öğrencilere verilen yazı ödevi, kalem alıştırması.

2.Musiklda beste, beste parçası.

3.Musikide bestekârlık İlmi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compo. composition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composing. arranging. short essay. composition. dissertation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir sanat yapıtında öğelerin düzenlenmesi - Bir ölçüde iskelete benzetilebilir - vazgeçilemez ancak görünmez olan altyapı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kompozit video sinyali parlaklık ile renklerin birleştirildiği yerdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.) (musiki). Bestekâr.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. compositeur

müz. besteci

Beste yapan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speech defect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrosion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrosion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Genlerin ana mekanizması çok basittir. Her anne ve baba iki tam gene sahiptir. Ve bunlardan birini çocuğuna geçirir. Eğer anne ve babadan alınan genler aynı ise, yani çocuk her iki taraftan da mavi göz genini aldı ise problem yoktur.Çocuğun gözlerinin rengi mavi olacaktır. Ancak bir taraftan mavi göz, diğerinden kahverengi göz genini aldı ise gözlerinin biri mavi diğeri kahverengi olmayacağına göre bu genlerden biri üstün gelecektir.

İşte rakibine karşı daima üstün gelen bu genlere hakim (dominant) gen adı verilir. İnsanlarda koyu renk göz geni hakim gendir. Yukarıda bahsi geçen çocuğun gözleri kahverengi olacaktır. Mavi göz rengi gibi mücadeleyi kaybeden gene de saklı (recessive) gen denilmektedir.

Anne ve babadaki her iki gen de hakim gen ise sonuç aynı olacaktır. Saklı gen bu mücadelede ancak her iki tarafın geni de saklı gen ise galip çıkabilir. Uzun boy ve kısa boy genlerinde hakim olan uzun boydur. Örneğin babada iki uzun boy geni (U/U), annede ise iki kısa boy geni (k/k) varsa, her çocukta mutlaka bir uzun ve bir kısa boy geni (U/k) olacak ve uzun boy hakim gen olduğundan her çocuk uzun boylu olacaktır.

Bu çocuklar (U/k) gen yapılı biri ile evlenirlerse, çocukların her birinde muhtemelen (U/U, U/k, k/U, k/k) gen yapısı oluşacak yani üç çocuk uzun boylu olurken bir tanesi kısa boylu kalacaktır. İnsanlarda kahverengi göz rengi, görme yeteneği ve saçlılık hakim genler iken mavi göz, renk körlüğü ve kellik saklı genlerdir.

Saklı gen çocuğun DNA sarmalında kalıp, onun çocuklarına da geçebilir. Babası mavi, annesi kahverengi gözlü çocuk kahverengi olur ama mavi renk göz geni saklı olarak durur. Kendisi ile aynı genetik yapıda biri ile evlenirse yukarıdaki uzun boy-kısa boy örneğinde olduğu gibi anne ve baba kahverengi gözlü olamlarına rağmen çocuklardan biri mavi gözlü olabilir.

Bu durum Mendel kurallarına uygun olup mavi gözlü çocukları olan kahverengi gözlü anne ve babaların paniğe kapılmalarına ve ortada başka bir neden aramalarına gerek yoktur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ceviz: Kozhelvası («ceviz» Arapça kelimedir. Türkçe’si «koz» dur).

2.Kâğıt vesaire oyunlarında alıcı kâğıt vesaire (ceviz oyunundan gelir), mec. Koz paylaşmak, kozu pay etmek —

1.Uzlaşmak: Biz kozumuzu pey ederiz.

2.Kuvvetle bir hakkı elde etmek: Dur da ben onunla kozumu pay edeyim. Kozkabuğuna girmek = Delik delik kaçıp saklanmak. Koz kırmak = Hata etmek; kırdığı koz bini geçti: Çok hatalar etti. Kozadası = Ege’de Girit’le Rodos arasındaki Kaşot Adası.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kemiğin yumuşağı, kıkırdak.

2.Geçmiş kor, kor döküntüleri ile dolu sıcak kül, Ar. ahker.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trump. trump card. ammunition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

walnut. trump. a card up one's sleeve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trump. trump card. walnut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cinder. ember.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ember.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yuvarlak şey. Ufak top veya kapsül şeklinde şey: İpek kozası, pamuk kozası.

2.Balmumu üzerine basılmış mührün bozulmaması için üzerine konan fildişinden kapakçık ki, «mühür kozalağı» da denir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cocoon. pod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cocoon. seed capsule. pod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cocoon of an insect. cocoon. parish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - İçinde tohum ya da krizalit bulunan koruncak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çam fıstığı ve kayınağacı gibi ağaçların tohumlarını taşıyan top.

2.Umumiyetle yuvarlak şey, top. Sukozağı = Su kabarcığı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kozalaklılar takımının meyvesi: Çam kozalağı.

2.Küçük ve cılız kalmış şey: Kozalak karpuz. Sukozalağı = Su kabarcığı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cone. pine cone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zapfen. kokon. zypressennuss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Yaprakları iğnemsi, yemişleri kozalak şeklinde olan bir bitki takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pineal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grill/cook on the embers. to barbecue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Güzellik ve sağlığı koruma maksadıyla dıştan kullanılan her çeşit madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmetic. cosmetics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a cosmetic. dope. paint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. astronomi). Kâinatla, kâinatın umumî düzeniyle alâkalı. Kozmik madde — Dünyaları meydana getiren madde. Kozmik ışınlar = Fezadan atmosfere girdiği kabûl edilen ışınlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Uzaydan gelen alfa, beta ve gamma ışınları. Bu ışınlar yeryüzünü etkileyen karmaşık bir radyasyon (ışıma) sistemi oluşturur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmic rays.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. astronomi). Gök cisimlerinin teşekkülünü tek tek veya bütün olarak inceleyen ilim.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cosmogonie

fel. evren doğumu

Evrenin oluşumu, kökeni, doğuşu ve yaradılışı ile ilgili kuram.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.) (Y. = Alemin yazılıp anlatılması). Gök cisimlerinden ve arz’ın yerinden, hareketinden bahseden ilim, hey’et (astronomi ile hemen hemen aynı mânâdadır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. V. Fr.). Kâinatı idare eden kanunlar ilmi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cosmologie

uzay bilimi

Uzayı yöneten genel yasalar bilimi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cosmologique

uzay bilimsel

Uzay bilimi ile ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmologic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Astronot, feza pilotu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Rus.

gök b. uzay adamı

Uzay gemisini uzayda yöneten kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr ).

1.Kendini dünya vatandaşı gören, her yabancı şeye karşı alâka gösteren, milliyet duygularından mahrum kimse.

2.Çeşitli milletten insanları içine alan: Hong-Kong kozmopolit bir şehirdir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmopolite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmopolitan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmopolitan. composed of diverse people. person who reckons himself a citizen of the world. cosmopolite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y.). Kâinat ve kanunları.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cosmos

gök b. evren

Gök varlıklarının bütünü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmos. creation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Kayın ağacı katranından çıkarılan renksiz, sert kokulu bir sıvı, tıpta kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Karyokinez yoluyla çoğalan hücrelerde kromatin ipliklerinin iki kısma ayrılacakları sırada aldıkları kısa, ucu kıvrık çubuk biçimi: İnsan hücresindeki kromozom sayısı 24 çifttir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chromosome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chromosome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. couveuse

yaşanak

Özellikle erken veya yeni doğmuş bebeklerin, zarar verebilecek dış etkenlerden korunması amacıyla içine yerleştirildiği, belirli sıcaklığın ve nemin özel olarak oluşturulduğu araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incubator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca). Kefal çeşitlerinden bir balık «paçoz» da denilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Süt şekeri.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. lactose

kim. süt şekeri

Sütte bulunan, sütün buharlaşmasıyla kristal durumunda toplanan şeker, süt şekeri.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. kimya). Sakkarozun hidrolizinde meydana gelen bir şeker çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. lévulose

kim. meyve şekeri

Balda ve birçok meyvede bulunan bir tür şeker.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca). Sivri burunlu ve bodur kefaldan yani balaterina ve manbot balıklarından iste kurutmakla yaptıkları balık pastırması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smoked fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smoked fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Limon asidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

licence agreement. lincence contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

licence agreement. lincence contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gözleri fırlak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deadlight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

porthole. scuttle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pastil; baklava biçimi, eşkenar dörtgen; baklava şeklinde şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Menekşe çiçeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maltose. malt-sugar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Makara takımı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Deklanşör hızı, diyafram açıklığı, ISO ve diğer makine ayarlarının kullanıcı tarafından yapılmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.) (İ marangone). Dolap, masa ve yazıhane gibi ince tehta işleri yapan san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carpenter. joiner. cabinet maker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carpenter. cabinetmaker. joiner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Marangoz san’atı: Marangozluk ince bir san’attır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.).

1.Silâhlı adam, muhafız, kır serdarı.

2.Vaktiyle Tuna korsanı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Mayalanmaya engel olabilen madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Maydanozgillerin örnek bitkisi; kokulu yaprakları birçok yemeklere katıldığı gibi kökünden ve meyvelerinden kokulu bir yağ da çıkarılır (petrosellnum hortenes). Frenkmeydonuzu = Maydanozgillerden bir bitki (Lat. caerefollum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parsley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parsley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(midenuvaz): Maydanozgiller familyasından; yaprakları güzel kokulu ve parçalı, kazık köklü, 30 - 100 cm boyunda, iki yıllık otsu bir bitkidir. Çiçekleri şemsiye halindedir. Tohumları ufak ve esmerdir. Meyvelerinin içeriğinde uçucu bir yağ ile apiin adlı bir glikozit vardır. Kökünde, biraz uçucu yağ, müsilaj ve apiin vardır. Yaprakları, kökü ve meyvesi kulanılır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. İştah açar. İltihaplı yaraların iyileşmesini sağlar. Aybaşı sancılarını keser. Sürmenajda faydalıdır. Yüksek tansiyonu düşürür. Kalbin yorulmasını önler. Kansızlığı giderir. Kansere karşı korur. Karaciğer şişliğini giderir. Safra akışını kolaylaştırır. Vücuttaki zehirli maddelerin atılmasını kolaylaştırır. Vücutta biriken suyu boşaltır. Böbrek taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Romatizmada faydalıdır. Mide ve bağırsaklarda gaz birikmesini önler. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Anne sütünü azaltır ve böylelikle memelerin şişmesini önler. Cinsel istekleri artırır. Görme gücünü artırır. Böbrek iltihabı olanlar maydanoz yememelidir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ayrı çanakyapraklı Iklçeneklîlerden bir familya. Örnek bitkisi maydanozdur.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ménopause

tıp yaş dönümü

Kadınlarda gebe kalma ve doğurma yeteneğinin sona ermesi, âdetten kesilme.


Yabancı Kelime by

Sağlık Bilgisi

Adet kesimi, yaş dönemi diye de bilinen menopoz, kadınlarda 45-50 yaşları arasında başlayan, çeşitli organik ve psikolojik belirtiler gösteren bir dönemdir. Bu yaşlarda, aybaşı kanamaları azalmaya başlar. Önce birkaç ayda bir kere adet görmeye başlayan kadın, bir süre sonra tamamen kesilir ve çocuk yapma kabiliyeti kaybolur. Ancak cinsi arzuları kesilmez. Bu dönemde yorgunluk, baş dönmesi, çarpıntı, hazımsızlık, sinir bozukluğu, şişmanlama, tiroid bezinin büyümesi, migren, el ve ayak karıncalanması, huzursuzluk gibi belirtiler görülür. Bu devreyi en iyi şekilde atlatabilmek için mümkün olduğu kadar güneşli, temiz havadan yararlanmak ve beslenme kurallarına dikkat etmek, sık sık banyo yapmak da faydalıdır. Aşağıdaki reçeteler de adet kesiminde görülen şikayetleri gidermek amacıyla kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Papatya, su.

Hazırlanışı : Bir bardak sıcak suya 3 tane papatya konur. 5 dakika bekletildikten sonra süzülüp içilir. Günde 2 kere tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

menopause.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

menopause. change of life yaşdönümü.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

menopause.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., jeol. mesozoik, ikinci zamana ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. métamorphose

biy. başkalaşma

Embriyo evresinden ergin olana değin bir hayvanın geçirdiği biçim ve yapı değişimleri.


Yabancı Kelime by

Sağlık Bilgisi

Mide veya sindirim sisteminde görülen rahatsızlıkların çoğu, sinirlerin devamlı olarak gergin olmasından veya karaciğer hastalıklarından kaynaklanır. Çünkü sinir sisteminin bozulması, vücuttaki bütün salgı bezlerini, bu arada mide ve karaciğer salgı bezlerini de etkiler. Ayrıca, karaciğere dokunacak şeylerin devamlı olarak kullanılması da, sindirim sisteminde rahatsızlıkların doğmasına uygun zemini hazırlar.

Mide veya sindirim sisteminde meydana gelen rahatsızlıklar şöyle tespit edilir:

- Mide yanması, mide zafiyeti : Yemeğe başladıktan kısa bir süre sonra başlayıp, devam eden ağrılar.

- Mide iltihabı, onikiparmak ülseri : Yemek yedikten kısa bir süre sonra başlayan ağrılar.

- Mide ülseri : Yemek tedikten 2-3 saat sonra başlayan ağrılar.

Hepsinde de uyulması gereken kurallar kısaca şu şekide sıralanabilir.

- Yemeğe çiğ salata veya taze meyve ile başlamak sindirim sistemi için çok faydalıdır.

- Lokmalar iyice çiğnenmeli ve yavaş yenmelidir.

- Sofradan, tam manasıyla doymadan kalkmalıdır.

- Yemekte ve yemekten sonra fazla miktarda su içmemelidir.

- Çok sıcak veya çok soğuk şeyler yenmemelidir.

- Yemekleri her gün belirli saatlerde yemelidir.

- Yemekten sonra 1 saat kadar istirahat etmelidir.

Mide ve sindirim bozukluklarının tedavisinde aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kerviz kökü, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 tane kereviz kökü konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Yemeklerden sonra ikişer çorba kaşığı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. L. botanik). Baklagillerden, bir süs bitkisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mimosa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acacia. delicate bloom. mimosa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Lat.) (Kadın İsmi) - Baklagillerden ince ve san yapraklı çiçek açan bir cins süs bitkisi, küstümotu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Ağır makinalı tüfek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gatling gun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

machine gun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yapıdan artan ve vi ranelerden çıkan ufak taşlar: Yola molo; dökmek.

2.mec. Bir işe yaramaz insan Moloz adam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rubble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rubble. debris. good-for-nothing person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rubble. debris (of stone or stonelike material. back fill. ballast. dross. tip. dirt. broken stone. gravel dump. rift. raff. muck. detritus. hard dirt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Moloz dökülmüş yer moloz döşenmiş yol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.).

1.Çeşitli renklerde küçük taşların yanyana getirilmesiyle meydana gelen resim ve tezyinat.

2.Çimento içine küçük mermer parçaları konulup dondurularak yapılan merdiven, taban vs.

3.Bu iş için kullanılan mermer parçaları.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mosaic. mosaic. inlay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mosaic. mosaic disease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mosaic. granolith. inlaid. granolithic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Domuz yavrusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mozambique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mozambique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mausoleum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mausoleum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

anat. sümük doku

Üzerinde çok sayıda ince memecik ve salgı bezi delikleri bulunan, iç organları kaplayan koruyucu doku.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). İlâçla sağlanan bayılma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narcosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narcosis. anesthesia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narcosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Ameliyat sırasında hastaya narkoz veren doktor, Fr. narcositeur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anesthesiologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anesthetist. anaesthetist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anesthetist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İüphesiz tarih boyunca tüm insanlarda görme kusuru olmuştur.yüzyılda gözlük ortaya çıkıncaya kadar gerek doğuştan gerekse sonradan göz bozukluğu olan insanlar, ömürlerini böyle geçirmeye, iş yapamamaya hatta evden dışarı çıkamamaya mahkumdular.

Aslında gözlüğün ana malzemesi olan camın tarihi dört bin 500 yıl evveline kadar gidiyor. Antik dünya insanlarının optik hakkında bilgileri olduğu, camın belirli bir formunun cisimleri büyüttüğünü fark ettikleri biliniyor. Hatta milattan önce bin yıllarına ait, büyüteç olarak kullanılmış cam örneklerine Girit’teki kazılarda rastlanılmıştır. Ne var ki büyütecin cam haline gelmesi çok zaman aldı.

Gözlüğü ilk bulan kişinin kim olduğu bilinmiyor. İnsanlık tarihinin büyük teşekkür borçlu olduğu, bu parlak buluşu gerçekleştiren kişinin kim olduğu bütün araştırmalara rağmen hala sırrını koruyor. Bu kişinin 1250 veya 1280 yıllarında Venedik’te yaşamış olması büyük bir olasılık, çünküyüzyılda, Ortaçağda Venedik, İtalya’da cam üretimiyle ünlü olan bir yerdi.

İlk gözlüklerin mercekleri konveks, yani dışbükeydi ve sadece yakını görme problemi olanların işlerine yarıyordu. Uzağı görme sorunu olanların derdine çare olacak konkav (içbükey) merceklerin üretilmesi için yüzyıl geçmesi gerekecekti. Görüldüğü gibi gözlüğün tarih içindeki gelişmesi oldukça yavaştır.

Uzağı görme sorununu yani miyopluğu düzeltecek merceklerin ancakyüzyılda yapılabilmesinin sebebi o tarihlerde, gözlüğün daha çok yakını okuma amaçlı kullanılması, uzağı görememenin o kadar önemsenmemesi ve içbükey merceklerin imalinin daha zor ve pahalı olmalarıydı.

Gözlük icat edildikten ancak 350 yıl sonra düşmeden yüzün ortasına tutturulabildi. Aslında bu gözlük tarihindeki en son ve önemli buluştu. Edward Scarlett 1730’da Londra’da sabit gözlük sapım icat etti. Saplar kafaya göre ayarlanabildiği için gözlük burun üzerine daha az ağırlık yapıyor, düşme tehlikesi de önlenmiş oluyordu.

Ancak tüm bu yavaş gelişmeye karşın gözlüğün insanlığa hizmeti büyük oldu, en azından onların yaşama bağlılıklarını arttırdı. Matbaanın icadından, basılan kitap ve gazete sayısının artmasından sonra gözlük lüks olmaktan çıkıp tam bir ihtiyaç oldu.

14. yüzyıl ortalarında İtalyanlar gözlük camlarına belki şekillerindeki benzerlikten dolayı ‘mercimek’ anlamında ‘lenticchie’ adını verdiler. İngilizcesi de ‘lentis’ olan mercimek, yaklaşık iki yüzyıl gözlük camı anlamında da kullanıldı. Günümüzde kullanılan ‘lens’ adının kökeni de bu sebeple mercimeğe dayanıyor.

İlk gözlükçü dükkanı 1783’de Philadelphia’da açıldı. Francis Mc Allister dükkanında gözlükleri bir sepetin içine yığıyor, müşteriler de bunları tek tek deneyerek gözlerine uygun geleni alıyorlardı.

İlk güneş gözlüklerinin 1430’lu yıllarda Çinliler tarafından kullanıldığını biliyor muydunuz? Ateşte dumanın isi ile kararttıkları gözlükler görme kusurlarını düzeltmek için değildi. Sanılacağı gibi Güneş’ten korunmak için de değildi. Çinliler başta mahkemeler olmak üzere bir çok yerde gözleri görünmesin, düşünceleri göz ifadelerinden belli olmasın diye bu koyu renkli gözlükleri takıyorlardı. Daha sonraları İtalya’dan Çin’e numaralı gözlükler de getirildi ama Çinliler onların da çoğunu iste kararttılar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. astronomi). Gökyüzünde geceleri görünen ve bizden milyonlarca ışık yılı uzakta bulunan ve bulutu andıran ışıklı uzay cisimleri.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. nébuleuse

gök b. bulutsu

Uzayda gaz ve toz bulutu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nebula bulutsu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

necrosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

necrosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. jeoloji). Üçüncü zamana verilen bir ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. jeoloji). Üçüncü zamana verilen bir ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir ruh hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İnsan bir yakınını kaybedince, başarısından dolayı bir ödül kazandığında, duygusal bir film seyrederken, yıllardır üzerine titrediği çocuğunu evlendirirken veya çok haklı olduğuna inandığı bir konuda haksızlığa uğradığında gözyaşlarını tutamaz.

Nedenleri çok değişik de olsa tüm bu olaylar karşısında gözlerden akan damlalar ruhsal bir boşalma sağlar. İnsan ağladıkça açılır, ferahlar gibi görünür. Ancak gözyaşının arkasında yatan psikolojik ve biyolojik mekanizma hala tam anlaşılmış değildir.

Ağlama şekli insandan insana değiştiği gibi gözyaşı dökmenin de değişik biçimleri vardır. Aslında gözlerimize sürekli gözyaşı salgılanır. Bunlar göz kırpmamız sayesinde gözlerimizi korur ve devamlı nemli kalmalarını sağlarlar.

Bundan başka soğan doğrarken veya mangal yakarken dumanın gözümüze kaçması sonucu olarak döktüğümüz yakıcı gözyaşları vardır. Son olarak da asıl konumuz olan, üzüntü, aşırı sevinç veya benzeri gerginliklerimize tepki olarak döktüğümüz ruhsal gözyaşları vardır.

Ruhsal ağlama konusunu ilk inceleyen Darwin oldu. Tabii her şeyde olduğu gibi bunu da evrim teorisine bağladı. Ona göre ruhsal tepki ve ağlama bir davranış şeklinin tümü idi. Evrim sürecinde bu tepki içinde anlamsız bir işlevi olan gözyaşı öne çıktı. Bu teoriye karşı çıkanlar gerekçe olarak yine Darwin’in doğal seçme ve ayıklama teorisini ileri sürdüler. Buna göre evrim içinde insan için faydalı fonksiyonlar öne çıkmakta, diğerleri körelmekte ve gözyaşı anlamsız bir fonksiyon ise evrim süreci içersinde yok olması gerekirdi.

Yirminci yüzyılın ortalarında ortaya atılan bir diğer teoriye göre ise hıçkırarak ağlayınca dökülen gözyaşlarının hastalıklara karşı korunmamıza yardım eden yaşamsal bir değeri vardır. Gözyaşı dökmeden hıçkırarak ağlarken nefes kesiliyor, burun ve boğazdaki koruyucu zarlar kuruyor ve bakterilerin istilasına uygun bir ortam haline geliyorlar. Oysa ağlarken burun pasajına akan gözyaşları bu kurumaya mani oluyor.

Tabii bu teoriyi ileri sürenler herkesin hıçkırarak ağladığını varsayıyorlardı. Halbuki insanların çoğu hıçkırmadan sessiz sessiz ağlarlar. Bu teoriye göre spor yaparken burun ve boğazları kuruyan sporcuların da gözyaşı dökmeleri gerekmekteydi.

Pek akla yakın gelmeyen bu iki teoriden sonra bir hipotez daha ileri sürüldü. Buna göre de ruhsal sıkıntılar sırasında vücutta bir takım kimyasal maddeler oluşuyor, bunlar tıpkı ter, idrar, dışkı sayesinde toksik maddelerin vücuttan atılışına benzer şekilde gözyaşı ile vücuttan uzaklaştırılıyorlardı.

Bu teori doğru ise ruhsal gözyaşları ile soğan doğrarken akan gözyaşlarının kimyasal yapılarının farklı olmaları gerekiyordu. Yapılan deneyler sonucu görüldü ki, ruhsal gözyaşları, soğan (yakıcı) gözyaşlarından daha fazla protein içermektedirler. Fakat henüz bu farkın nedenini açıklayacak bir kanıt bulunabilmiş değildir. Sevinç ve üzüntü gözyaşlarının da aralarında kimyasal bir fark olup olmadığı halen araştırılmaktadır.

Dünyadaki yaratıklardan sadece insan ruhsal nedenlerle ağlar. İnsanı farklı kılan bu durum da şüphesiz yaşam tarihindeki evriminin bir sonucudur. Doğrudan gözünü rahatsız edecek bir şey olmazsa yeni doğmuş bir bebek doğumundan bir kaç hatta sonraya kadar gözyaşı dökmezsizin ağlar.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hortum başı; ibrik ağzı; körük burnu; argo burun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arnica sığırgözü. mastıçiçeği. arnika.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(dağkestanesi): Bileşikgiller familyasından; çayır ve ormanlarda yetişen, papatyayı andıran, çok yıllık bir bitkidir. Kömeçleri turuncu-sarıdır. Çiçekleri kullanılır. Kullanıldığı yerler: Kusturucudur. Sinir sistemini çok şiddetli bir şekilde uyarır. Haricen kullanıldığı takdirde romatizma ağrılarını dindirir, yaraları iyileştirir. Fazla miktarda kullanılmamalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir eserin başında, o eser hakkında söylenen fakat eserin asıl parçası olmayan kısım, mukaddime.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foreword. preface. introduction. prolog. prologue. exordium. preamble. proem. prolegomena.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foreword. introduction. preamble. preface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preface. foreword. preamble. prolegomenon. prologue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sulu çamur; okyanus diplerinde bulunan ve böcek kabuklarından meydana gelmiş sulu çamur; bataklık; sepicilikte kullanılan meşe kabuğu suyu; sızıntı, sızan şey. oozy s. sızıntılı; sızdıran; sulu çamur gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sızmak, sızıp akmak; dışarı sızmak, duyulmak (sır veya haber); sızdırmak, dışarı vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Circulation Restricted Stock)

Üzerinde devir ve satış yasağı bulunan hisse senedidir.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Option Contract)

Belli miktarda bir malı, menkul kıymeti veya finansal göstergeyi belli bir fiyattan ileride önceden belirlenmiş bir tarihte veya öncesinde alma veya satma hakkıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Nifakçı, karıştırıcı, iş bozan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spoilsport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spoilsport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partnership agreement. deed / contract of partnership. contract of copartnery / partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partnership agreement. deed / contract of partnership. contract of copartnery / partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Bir çeşit feldispat.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Örümcekler günümüz teknolojisinin bile çözemediği inanılmaz canlılardır. Örümcek ağının çok özel nitelikleri olan sağlamlık ve esneklik bugüne kadar taklit edilemedi. Aynı çaptaki bir çelik telden iki kat daha güçlü olan bu doku ne kadar çekilirse çekilsin orjinal durumuna dönecek kadar esnektir.

Örümcek ağları kendine yüksek hızla çarpan nesneleri yırtılmadan esneyerek frenler. Tekrar gerisin geriye yaylanmadığından nesne ters yöne fırlamaz, yapışır kalır. Örümcek ağının esneme kapasitesi bugün yapay olarak üretilmiş en iyi telin neredeyse dört katıdır.

Bu maddeyi yapay olarak elde etmeyi hala başaramayan bilim insanlarının örümcek çiftliği kurup, örümcekleri sağarak, ipliklerini aldıklarını biliyor muydunuz? Yaklaşık 2.5 santimetre boyundaki bu örümceklerden günde hayvan başına 320 metre (yaklaşık 3-5 gram) iplik elde ediliyor ve bu iplikler ABD ordusuna kurşun geçirmez yelek yapmada kullanılıyor.

Dünyada 34 bin örümcek cinsi tepit edilmiştir. Yani her cins örümcek farklı özellikler taşır. Örümceklerin hepsinde zehir bezleri vardır, ama karadul örümceği, kahverengi örümcek gibi çok az türü insana zarar verebilir. Dünyanın en büyük örümceği ise Güney Amerika’nın kuzey kısmında yaşayan “Goliath Trantula” isimli dev örümcektir. Erkeğinin bacağının boyu 25 santimetreyi bulur. Kurbağaları, kertenkeleleri, fareleri ve hatta küçük yılanları yakalayıp yiyecek kadar güçlüdür.

Örümcekler, diğer böceklerden farklı olarak sekiz bacağa ve sekiz göze sahiptirler. Büyüme safhasında bir bacak kırılırsa yerine yenisi gelebilir. Vücutları iki parça olup arka kısmındaki bezlerden ağ üretimi başlar, buradaki çok ince deliklerden sıvı ve damlalar halinde verilen ağ malzemesi dışarı çıkar çıkmaz donar.

Örümcek ağının her tarafı yapıştırıcı değildir. Kurban ağa yakalanınca yapışkan kısmı bildiklerinden kendileri de ağa yakalanmadan onun yanına kadar giderler. Örümcek ağını amacına göre farklı şekillerde örer. Ağdaki ipliklerin de cinsleri yerlerine göre farklıdır. Yumurtaların sarmalanması için ürettiği yumuşak iplik onu aynı zamanda bir uçurtma gibi uçurabilir. Ağın ana yapısı, dairesel kısımları, avı yakalayacak kısmı için elastikiyetleri ve sağlamlıkları farklı ipler üretir.

Örümceklerin birçok türünde erkeğine göre 4 – 5 kat büyük olan dişinin çiftleştikten sonra erkeğini yediği doğrudur. Ancak bu erkeklerin bir gecelik zevk uğruna katlandıkları bir sonuç değil, kendi nesillerini devam ettirebilmek, kendi evlatlarını üretebilmek için kendilerini dişiye kurban etmeleridir.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Otomatik Poz (AE) braketi özelliğiyle fotoğraf makinesi aynı resmi, üç farklı pozlama ayarında ayrı ayrı çeker: ayarlanan pozlamada, bir adım açık ve bir adım koyu (kullanıcı tarafından seçilebilir) çekilir. Kullanıcı hangisinin daha iyi olduğuna sonradan karar verebileceğinden, bu işlev özellikle zorlu aydınlatma koşullarında fotoğraf çekerken ya da fotoğrafı doğru çekmek için tek şansınız varsa çok işe yarayacaktır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spoilsport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

killjoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who at the last minute refuses to do sth he has agreed to do. spoilsport. killjoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spoilsport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

killjoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who at the last minute refuses to do sth he has agreed to do. spoilsport. killjoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trickery. deceitfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trickery. deceitfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.iç: Ağacın özü.

2.iç, kalb.

3.Bir şeyin hâlisi, asıl mayası, cevher.

4.Hulâsa, kaymak, bir şeyin en yağlı ve yapışkan kısmı: Toprağın özü, özlü toprak. Çıbanın en derininde bulunan katı irin. Kendi, zât. Özüm = Kendim. Özünüz = Kendiniz, zâtınız. Oz gözüyle = Kendi gözüyle. Oz özüne = Kendi kendine. Ozü sözü bir = Sözü yaptığına uygun. Ozkuşu = Su çulluğunun bir çeşidi.Hâlis, sâf: Oz demir.Doğrudan doğruya, gerçek, hâs: Oz kardeşi, öz oğlu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compact. compendious. full. genuine. german. own. whole. self. marrow. essence. cream. substance. kernel. extract. essential oil. extraction. quintessence. distillate. distillation. content. core. elixir. entity. epitome. gist. goodness. heartbeat. m.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

base. compendious. core. essence. essential. extract. gist. guarded. guts. kernel. marrow. meat. nucleus. pith. self. soul. spirit. substance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

core. element. elementary. essence. heart. marrow. nucleus. self. substance. sum. abstract. summary. extract. plasma. medulla. pith. germ. syllabus. synopsis. category. kern. origin. digest. proper. specific. special. private. personal. privy. original. g

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. ounce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Bir kimsenin betiği, manevi varlığı. 2.Bir şeyin temel öğesi. 3.Kan bağı ile bağlı olan. 4.Katıksız, an. 5.Çay, dere. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-criticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-criticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-reliance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-reliance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whole brother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whole brother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz ak. Özü temiz, doğru kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz akan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Öz akay. Özü temiz kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz akın.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz akıncı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Beyaz tuğ.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz al.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (ozalid, fabrikaca konulan isim). Ozalit kâğıdı üzerine çekilmiş, plan, yazı vesaire kopyası. Ozalit kâğıdı = Kopya çıkarmak için kullanılan, ışığa hassas kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blueprint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ozalit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blueprint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ozalit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özünde yiğit olan kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özünde yiğit olan kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğitliğiyle tanınan kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Sabah seher vöaktinde göğün kızıllaşarak aydınlanması. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Altaylara mensup. Öztürk.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Özü altın gibi değerli olan kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kırmızı tuğ.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.islâm’dan önceki Türk toplumunda saz şâiri, Aşık ve umumiyetle şair.

2.Ağzı lâf yapan, saçma sapan ve çok konuşan (eskimiştir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minstrel. poet. wandering minstrel. bard. glee. gleeman. scald. skald.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bard. contemporary. poet. poet şair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poet. bard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Şiir yazan, şair. Halk şairi. 2.Şakacı, tatlı, güzel konuşan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Öz an.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şiir söyleyen tatlı dilli yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ozan (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güzel konuşan, şiir yazan bir soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güzel konuşan, şiir yazan ask(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Arı gibi çalışkan kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz arkın.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Aslan gibi güçlü, soylu kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ata ve Öz kelimelerinden birleşik isim.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü herkesçe tanınan kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Özü ay gibi temiz, parlak, aydınlık kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Özü temiz, aydınlık kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Balın özü. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz çocuk.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz baş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Öz başak.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz batu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit, Türk Alpi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi.). Bir Türk kavmi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uzbek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Yiğit, cesur, özü güçlü. 2.Orta Asya’da yaşayan bir Türk boyu ve bu boydan olan kimse. 3.Dere, çay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi.). Bugünki en büyük Doğu Türk lehçesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uzbek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uzbekistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Uzbekstan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Uzbekistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özbek soyundan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Soyluluk ve asalette öz, temel. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all. full-blooded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

real. true. german.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all. full-blooded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

real. true. german.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) - Özü güçlü kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Özbay).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Güçlü bilek. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Kendisi bilen, kendiliğinden bilen. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Bilgelik taşıyan. Doğasında bilgelik bulunan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Öz bilgin. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Asıl bilgiye ulaşan, temel bilgi sahibi. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Soy, temel, asıl birliği.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz boğa.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz çam.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Candan, samimi, içten. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(t.f.i.) (Kadın İsmi) - Kişiye en yakın, sevgili.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Zırh, cevşen, silah, mühimmat işleriyle uğraşan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü çelik gibi sert ve güçlü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Canlı, çevik, hareketli kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü doğru, saf, temiz kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz çınar.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz dağ.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Öz dal. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz damar.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bir şeyin gerçek değeri.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Temel, esas, kök. 2.İç, öz, çekirdek. 3.Madde.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Hediye. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü demir gibi güçlü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Soyca temiz, köleliği olmayan, özgür. 2.Özle, özvar-lıkla, gerçekle ilgili. 3.Suların geçtiği yer, su geçidi. 4.Özsu. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Küpe, tane, askı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özden (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-existence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Öz deren.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Her türlü vasıfça eşit olan, aynı.

2.(matematik ve felsefe). Kendinde özdeşlik bulunan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identical. identic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

same. identical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identical, same. identical. exactly alike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identical. identic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

same. identical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identical, same. identical. exactly alike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Her türlü nitelik bakımından eşit olan, benzer olan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become identical. to identify with sb/sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become identical. to identify with sb/sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to identify with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to identify oneself with sb. to equate one thing with another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to identify with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to identify oneself with sb. to equate one thing with another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identicalness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identity. identicalness. identity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adage. aphorism. maxim. saw. saying. epigram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aphorism. maxim. epigram. byword. household name.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gönülden, içten.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Candan dilenen dilek. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tercüman, çevirmen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özlü, canlı, dinç olan kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü canlı, dinç olan kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gerçek, bozulmamış tabiat.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz doğal.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz doğan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özünden temiz, dürüst kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz doru.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Zirve. Yüksek şahsiyet.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz duran.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz durdu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü duru, katıksız olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çekirdek, göbek.

2.Çıban özü, süngeri.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Güç. 2.Çalışkan. 3.Küçük dere. 4.Ağacın, bitkinin özü, içi. Bitki filizi. 5.Bir şeyin ortası. 6.Sel yarıntısı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öze kan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Hususî, yalnız bir şey, bir gaye veya bir kimse ile alâkası olan, hususî, Ar. zâtî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

special. personal. private. distinctive. particular. specific. proper. ad hoc. closet. esoteric. especial. exclusive. express. extraordinary. individual. intimate. peculiar. privy. proprietary. sole. state. very. self.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distinctive. especial. exclusive. individual. intimate. particular. peculiar. personal. private. special. specific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

custom. private. special. personal. exceptional. different. especial. express. own. particular. peculiar. privy. proprietary. single. specific. very.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Öz el. l. Yalnız bir kişiye, bir şeye ait ya da ilişkin olan. Devlete değil, kişiye ait olan. 2.Her zaman görülenden, olağandan farklı, dikkate değ(Erkek İsmi) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remission of a sentence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remission of a sentence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Special

(Auditing)Menkul kıymetlerin halka arzı için kayda alınmak üzere Sermaye Piyasası Kurulu’na başvuran veya Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında olup, birleşme, devir veya tasfiye durumunda bulunan anonim ortaklıklar ile aracı kurumlar ve yatırım ortaklıklarından Kurul’ca belirlenenlerin mali tablo ve raporlarının denetlenmesidir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

special language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

special language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Special Order)

Borsa Yönetim Kurulu’nca her hisse senedi için ayrı ayrı belirlenmiş olan “bir seferde girilebilecek işlem miktarı”nı aşan ve blok satış miktarından az miktarlı olan emirlerdir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private enterprise. private enterprise / undertaking. privately owned enterprise. private concern. private initiative. privately owned enterprise / establishment / undertaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private enterprise. private enterprise / undertaking. privately owned enterprise. private concern. private initiative. privately owned enterprise / establishment / undertaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private entrepreneur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private entrepreneur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private life. privateness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private life. privateness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Special Limit Price Orders)

Emir miktarının “Sıfır-0” olarak girildiği, sadece fiyat verilerek sisteme aktarılan emirlerdir. Belirli bir fiyata kadar olan bütün emirleri karşılamak amacı ile girilir. Bu emirler, belirtilen fiyat seviyesine kadar tüm fiyat seviyelerindeki emirleri karşılar.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private property.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private ownership. private property.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private property.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private ownership. private property.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private school. independent / nonprovided / private school. independent school. special school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private school. independent / nonprovided / private school. independent school. special school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

special issue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

special issue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private sector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private sector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Private

(Sector(Bonds)Anonim şirketler tarafından çıkarılan borçlanma senetleridir. Vadeleri en az iki yıl olmak üzere serbestçe belirlenebilir ve sabit veya değişken faizli olarak ihraç edilebilir. Kupon ödemeleri yılda 1,2 ya da 4 defa olabilir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

express delivery. express messenger. first class mail. special mail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

express delivery. express messenger. first class mail. special mail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inner life. private life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inner life. private life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

property. attribute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

property. attribute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privatization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privatization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to acquire a character of its own.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to acquire a character of its own.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privatization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privatization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privatization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privatization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privatize. to privatize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to privatize. turn over to private managers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privatize. to privatize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to privatize. turn over to private managers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Özel olma hâli, hususiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speciality. specialty. characteristic. particularity. peculiarity. property. feature. special feature. attribute. attribution. cachet. character. hall mark. hallmark. idiosyncrasy. particular. plate-mark. point. quality. quiddity. singularity. stamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

character. characteristic. feature. individuality. nature. peculiarity. property. qualification. quality. speciality. trait.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

characteristic. feature. attribute. attribution. character. genius. invention. particularity. peculiarity. point. privacy. property. quality. ring. self. special feature. speciality. token. trait.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

especially. specially. in particular. particularly. exclusively. above all. in especial. expressly. notedly. principally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

especially. notably. particularly. peculiarly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

especially. particularly. above all. accepted pairing. bosom. chiefly. consumerization. expressly. fat cat. intransigent. notably. peculiarly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). itina.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

care. attention. painstaking. application. assiduity. elaboration. jealousy. solicitude. thought. pains.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attention. care. solicitude. pains itina. ihtimam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

care. careful attention. pains. application. assiduity. pain. solicitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Bir işin elden geldiğince iyi olması için gösterilen çaba. 2.İçerlek, tam orta, en içeride olan. 3.İlk söz. 4.Bir birine yakın iki dağın arasındaki uzaklık, ara. Dere, ırmak. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Özen ay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ender bulunan yaratılışta olan, değerli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb to take pains over sth. to cause sb to want to imitate sb. encouragement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb to take pains over sth. to cause sb to want to imitate sb. encouragement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ).

1.Dikkat ve ihtimamla bir iş yaptırmak.

2.Teşvik etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encourage. encourage. support. accelerate. prod. tempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prod. stimulate. tempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encourage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encourage. encourage. support. accelerate. prod. tempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prod. stimulate. tempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encourage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i, «özenmek» ten). Hayvana binilince ayakları koymaya mahsus demir basamaklar ki, kayışla eğere bağlıdır, Ar. rikâb. Özengiye ayak basmak = Ata binmek. Özengi ağası = Ata binilirken öbür özengiyi tutup yardım eden hizmetkâr, Fars. rikâbdâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ata özengi yani mahmuzla vurup sürmek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü engin, geniş ve derin.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür,) (Kadın İsmi) - Özen gül.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Herhangi bir şeye özenmek: Bu gibi şeylere özenilir mi?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take pains (to do sth over sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take pains (to do sth over sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elaborate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Çaba gösteren, en iyisini yapmaya çalışan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careful attention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careful attention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attentive. careful. painstaking. assiduous. elaborate. heedful. jealous. regardful. scrupulous. thoughtful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attentive. careful. meticulous. painstaking. punctilious. rigorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painstaking. very careful. mindful. attentive. studious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attentive. careful. painstaking. assiduous. elaborate. heedful. jealous. regardful. scrupulous. thoughtful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attentive. careful. meticulous. painstaking. punctilious. rigorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painstaking. very careful. mindful. attentive. studious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özenle çalışan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Dikkat ve ihtimamla çalışmak: Özenmiş demesinler.

2.Çabalamak, uğraşmak, hazırlanmak: Kuş yavrusu uçmaya özeniyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take pains. try hard. elaborate on smth. emulate. take an example by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take pains. to try hard. to imitate. to ape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take pains (to do sth / over sth. to want to imitate sb. to try to do sth one knows little about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take pains. try hard. elaborate on smth. emulate. take an example by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take pains. to try hard. to imitate. to ape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take pains (to do sth / over sth. to want to imitate sb. to try to do sth one knows little about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inattentive. inelaborate. slipshod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carelessly done. slipshod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slipshod. carelessly done. sb who does careless work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inattentive. inelaborate. slipshod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carelessly done. slipshod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slipshod. carelessly done. sb who does careless work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Özenme işi, taklitçilik hevesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affectation. emulation. affected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desire to imitate sb. desire to do sth one knows little about. affectation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affectation. emulation. affected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desire to imitate sb. desire to do sth one knows little about. affectation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preciosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preciosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çok dikkat ve ihtimamla yapılmış.

2.Çok zahmet ve sıkıntı veren: Özentili iştir.

3.Meraklı, endişeli: Özentili adam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very careful. painstaking. mannered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very careful. painstaking. mannered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careless. slipshod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careless. slipshod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Yiğit, doğru kimse. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özer can.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz er dal.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bütün erdemleri özünde toplayan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özüne erdim, ulaştım.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özünde canlı, dinç olan erkek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Asıl amaç, ulaşılmak istenen şey.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit, cesur han.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Muhtar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autarchic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autonomous. autonomous muhtar. otonom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autonomous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kendi kendini yönetme yetkisi olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özgür, güçlü kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to achieve autonomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to achieve autonomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autarchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autonomy. autonomy muhtariyet. otonomi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-administration. self-government. autarchy. autonomy. self-rule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) – Özünde güçlü olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - 1.Bir şeyi çok isteyen. 2.Pişmanlık duyan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gerçek yiğit ol.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz ertan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özünde erdemli olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Hulâsa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short. brief. summary. compress. summary. synopsis. abstract. outline. digest. extract. precis. epitome. abridgement. brief. compendium. condensation. conspectus. gist. resume. roundup. sum. summation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstract. brief. condensation. digest. extract. nutshell. outline. précis. resumé. summary. synopsis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstract. brief. summary. résumé. abbreviation. bottom line. compendium. conspectus. summary of contents. digest. epitome. gist. precis. round up. sum. summation. summing up. synopsis. table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

summarization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to summarize. abridgment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

summarize. abstract. sum up. abridge. wrap up. boil down. brief. compress. encapsulate. epitomize. incapsulate. outline. precis. reduce. resume. totalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abridge. abstract. compress. condense. recapitulate. summarize. to summarize. to condense. to compress. to abstract. to sum sth up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to summarize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be summarized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be summarized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öne geçen, kazanan, başarılı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Başka, gayrı, diğer: Özge bir iş.

2.Bambaşka, bilinen gibi değil.

3.Yabancı,


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

other. another. different. uncommon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

other. another. different. uncommon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.Başka, gayrı, diğ(Erkek İsmi) Yabancı, ağyar. 2.İyi, güzel. 3.İki dağ arasındaki dereciklerin birleştiği yer, derenin başlangıcı. 4.Şakacı. 5.Cana yakın, sıcakkanlı. 6.Yürekli, gözü pek. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İyi, güzel, yürekli erkek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altruist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altruism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altruism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İyi güzel erkek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Özü geniş, rahat, sakin kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sakin, ağırbaşlı yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - (bkz.Özgenay). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz genç.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Özgenalp).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - İyi, güzel kimse. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kuvvetli, kudretli yiğit. Kırım hanlarının kullandığı isimlerden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Bir şeyde bulunan, bir şeye mahsus.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peculiar to. particular. special to. appropriate. endemic. incidental. indigenous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

particular. peculiar. proper. special.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peculiar to. unique to. special to. peculiar. proper. special. specific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Kutsal. 2.Özellikle birine ya da bir şeye ait olan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temel güç. Ana kuvvet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Çeşide, türe ait. Özgül ağırlık = Bir cismin bir santimetre küp biçimindeki parçasının ağırlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Özü gül gibi olan. 2.Özellikle bir türe ait olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specific gravity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specific weight. specific gravity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specific gravity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specific weight. specific gravity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Öz gül ay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Güler yüzlü, içten gülen kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Öz gül(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specificity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specificity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specificity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specificity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Öz gülüm.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

original. individual. distinctive. unique. genuine. characteristic. inventive. peculiar. typical. way-out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

original. sole. original orijinal. authentic. genuine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

original. genuine. authentic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Nitelikleri bakımından benzerlerinden ayrı ve üstün olan. Yalnız kendine özgü bir nitelik taşıyan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Çeşitli basım teknikleriyle çoğaltılmış resimsel sanat yapıtı. Bir yapıtın özgün baskı sayılabilmesi için, çoğaltılmak amacıyla yaratılması gerekir. Örneğin, ünlü tabloların basım yoluyla çoğaltılması (reprodüksiyon) tekniği bir özgün baskı türü değildir. Özgün baskı yapımında her türlü kazı resim tekniği yanında, serigrafi, taşbaskı vs. gibi teknikler de kullanılır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) Özgün ay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Üstün, kerem sahibi cömert el.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz gün(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Güneş gibi parlak ve kapsamlı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

originality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orginality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

originality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orginality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Serbest, hür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free. independent. at liberty. exempt. latitudinarian. unfettered. at large.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footloose. free. rakish. liberated serbest. hür.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free. independent. voluntary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Kendi kendine hareket etme, davranma karar verme gücü olan. 2.Tutuklu olmayan, hür. Başkasının kölesi olmayan. Bağımsız. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özgürlüğüne düşkün kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sponte sua.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sponte sua.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özgür davranan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to free. to liberalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to free. to liberalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Serbestlik, hürriyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom. independence. liberty. latitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom. liberty. latitude hürriyet. serbesti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom. haecceity. liberties. liberty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liberalistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partisan of freedom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liberalistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partisan of freedom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liberal democracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liberal democracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Kendine güvenen. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hakan soyundan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hükümdar soyundan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Gerçek ülke. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ülkenin hanı, reisi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yurdun gerçek savunucusu, koruyucusu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gerçek arkadaş, dost.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Özden gelen inanç, iman. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temiz kan, soylu kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz kar.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz kaya.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İçten gelen bağış, iyilik.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Sağlam, sağlıklı. Temiz yürekli. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz kent.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sağlam, temiz yürekli (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cesur, savaşkan yapılı..

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Esas, temel, kaynak. 2.Neslin geldiği soy ağacı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gerçek kul. Hakkıyla ibadet eden kul.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz kurt.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kutsanmış, kadr sahibi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gerçek mutluluk senin olsun.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü uğurlu ve ay gibi parlak olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kutlu olan şeyin kendisi. Özü kutlu, uğurlu olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz kutsal.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Toprağın özlü, verimli yeri. 2.Zaman. 3.Doğa üstü güç, felek. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.).

1.Tekrar görmek veya kavuşmak arzusu, hasretini duymak.

2.(psikoloji) Yüksek bir şeye karşı duyulan istek, meyil.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

longing. missing. yearning. aspiration. craving. hankering. hunger. nostalgia. yen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

longing. yearning. aspiration hasret. tahassür.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aspiration. longing. yearning. ardent desire. dream. hunger. nostalgia. yen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Yeniden görme, tekrar kavuşma arzusu, hasret tahassür. Bir şeye karşı duyulan istek, meyil.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Görme, kavuşma arzusu, iştiyak: Vatanını bu derece özlemesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «öz» den). Arzu etmek, kuvvetle istemek, göreceği gelmek: Memleketimi özledim, evlâdını özlemiş ana.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miss. long for. long. yearn. hanker. hunger. pant. pine. pine for. sigh for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to long for. to yearn for. to long to see. to miss. long. yearn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wistful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Su kaynağı. Küçük dere. 2.Ağaç kökü. 3.Özlenecek kadar sevilen bir kişi ol. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.peydâ etmek.

2.(çıban) Katı irin yapmak.

3.Ağdalanmak, pıhtılanmak.

4.(bk.) Ozlenilmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be longed for. to be yearned for. to be missed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Öz peydâ etmek.

2.Sünger ve katı irin bağlamak.

3.Koyulaşmak, pıhtılanmak, ağdalanmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be purified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be purified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to purify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to purify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to purify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to purify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Özlemesine yol açmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb long for. to make sb miss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb long for. to make sb miss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Özü olan.

2.Kaymağı çok.

3.Yapışkan (çamur).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sappy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compact. concise. pithy. sappy. substantial. juicy. pulpy. compendious. brief. succinct. fertile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pulpy. pithy. dense. sincere. genuine. fertile. succinct. compendious. concise. juicy. meaty. sappy. stiff. substantial. succulent. terse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Özü benliği olan. 2.İçten gerçek. 3.Verimli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laconism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laconism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şahsiyet sahibi, olgun kişi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Benlik, Ar. enâniyet, gurur (bu mânâsı eskimiştir).

2.Cevher, madde,

3.Özlü ve yapışkan olma.

4.Özlük işleri = ZAt işleri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tütsü, günlük (buhur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brevity. briefness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nature. character. person in charge. employee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

essential character. employee. several.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brevity. briefness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nature. character. person in charge. employee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

essential character. employee. several.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copyright.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copyright.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matters pertaining to personnel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matters pertaining to personnel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Özlü kimse, özü iyi, sağlam kişilikli. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Mert yapılı.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. osmose

fiz. geçişme

Yarı geçirgen bir çeperin iki yanına yerleştirilmiş, derişikliği farklı iki sıvıdan oluşan yer değiştirme olayı.


Yabancı Kelime by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yapısında mutluluk olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. gramer) (uyd. k.).

1.Fail.

2.(felsefe) «Bilinen nesneye göre» bilen akıl.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subjective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subjective. subjective sübjektif.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subjective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subjectivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subjectivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Özü ışıklı, aydınlık kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., min. yermumu, taşıl mum, ozokerit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bir şeyin aslı, özü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz oğul.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Oğuz’a mensup. Oğuz’a ait.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü ok gibi güçlü olan.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. ozokérite

jeol. yer mumu

Petrol ve terebentin içinde eriyen, doğal hidrokarbonlardan oluşan bir tür mum.


Yabancı Kelime by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özün değişmesin, göründüğün gibi ol.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Molekülü üç atomlu olan oksijenden ibaret bir gaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Üç oksijen atomundan oluşan molekülleriyle Zehirli, renksiz bir gaz. Sıvı halde lacivert rengini alır. Atmosferin üst katmanlarında yer alan ozon, dünyayı güneşten gelen morötesi radyasyona karşı korur. Ozon çok tehlikeli bir maddedir. Yeryüzünde ise gözleri, burnu ve boğazı tahriş eden ozon, solunum sistemini tahrip eder. Güneş ışığında fotokimyasal tepkimeye giren egzos gazları, kirli havadan oluşan duman bulutlarında ozon ve nitrojen dioksit bulunur. Çok az insan ozonun ne kadar öldürücü olduğunun farkındadır. Bir gramın iki yüzde biri miktarda ozon almak öldürücü olabilir. Bir saç spreyi kutusuna saf ozon konsa, bu kutu tam 14.000 kişiyi öldürür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ozonic. ozone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ozone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ozone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ozonic. ozone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ozone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ozone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Zararlı morötesi radyasyonu süzen, ozon içeren üst atmosfer katmanı. CFC türünden kimyasal maddelerin atmosfere bırakılması sonucunda ozon tabakasının zayıfladığı, bunun ise cilt kanserinde artışa neden olacağı hesaplanmaktadır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gerçek önd(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. ozon; k.dili saf ve temiz hava.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ozonlaştırmak; içine ozon karıştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ozonomètre

kim. ozonölçer

Atmosferdeki ozon niceliğini tespit etmeye yarayan alet.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

Yeryüzünün 20-50 kilometre üzerindeki ozon içeren atmosfer katmanı (stratosferin bir bölümü).

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ozonosphère

gök b. ozon yuvarı

Atmosferin 15-40 kilometre arasında bulunan tabakası.


Yabancı Kelime by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Gönlü geniş kimse. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gerçek şair.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Pala gibi sert ve keskin kişilikli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özünde çok güçlü olan yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Öz pınar. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü çelik gibi sağlam olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - (bkz.Özpolat).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ عذر] özür. 2.bahane. 3.engel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عذرخواه] özür dileyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şahin gibi güçlü, atak, çabuk yapılı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Adı duyulmuş ünlü. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz şan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Özle ilgili, öze ilişkin. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Gerçek hab(Erkek İsmi) -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şen yapılı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - İçten gelen sevgi. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji) (y. k.). Bitki ve hayvan dokularında bulunan ve sıkılarak çıkarılan veya kendi kendisine dışarıya sızan sıvılara verilen ad, Ar. usâre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sap. juice. paint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

juice. sap. blood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Bitki ve hayvan dokularında bulunan sıvılara verilen ad. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gerçek ask(Erkek İsmi) Askeri kişilik ve yapı sahibi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Özsü).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sakin, soğukkanlı yapısı olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Karanlığı bitiren, aydın başlangıç.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gerçeği ayırabilen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - 1.Büyük nüfuz sahibi. 2.Komutan, han. 3.Toprak zengini. - (bkz.Tarhan).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz taş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz tay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Taylan).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz tek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yapısında emniyet ve güven taşıyan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Öz ten.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü demir gibi güçlü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ruhun özü. Sağlam bir ruh yapısı olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz tinel.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ruhsal yönden sağlıklı erkek. (bkz.Tiner).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Toygar).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - (bkz.Tuna). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü tunç gibi güçlü olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü tertemiz olan kişi

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dürüst ve doğruluğu ilke edinen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Kardeş gibi tutulup sevilen. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilate. to assimilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to assimilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilate. to assimilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to assimilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be assimilated into.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be assimilated into.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilate. absorb. internalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to digest. to imbibe. to assimilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to assimilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilate. absorb. internalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to digest. to imbibe. to assimilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to assimilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Hakkıyla kazanılmış ün. 2.Şiir. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ruhen güçlü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ÖZR) (i. A.) (c. Azâr).

1.Edilen bir kabahat ve kusurun elde olmaden yapıldığını bildirip af dilemek üzere beyan olunan bahane ve sebep.

2.Bir kusur ve kabahatin mazur görülmesini istemek: Özür dilemek.

3.Mânî, engel.

4.Kusur, noksan, ayıp, sakatlık: Bu arabanın özrü var.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apologetic. apologetical. crack. apology. excuse. pardon. flaw. defect. disablement. handicap. allegation. putoff. reparation. vice. amends.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alibi. apology. excuse. impediment. plea. pardon mazeret. defect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excuse. defect. handicap. plea. blot. blemish. fault. apology. palliation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defective. disabled. handicapped. malformed. gappy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having an excuse. defective. handicapped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handicapped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defective. disabled. handicapped. malformed. gappy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having an excuse. defective. handicapped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handicapped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb lacking a valid excuse. free from defect. unexcused.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb lacking a valid excuse. free from defect. unexcused.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extract. concentrate. essence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extract. concentrate. essence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz v(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz verdi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özveride bulunan, fedakar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-denial. self-sacrifice. sacrifice. self-abnegation. devotion. self-devotion. unselfishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-sacrifice. self-denial. altruism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-denial. self-sacrifice. sacrifice. self-abnegation. devotion. self-devotion. unselfishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-sacrifice. self-denial. altruism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Bir amaç ya da kişi için kendi yararlarından vazgeçme, fedakarlık. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-sacrificing. self-denying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-sacrificing. self-denying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Yay gibi çevik ve atılgan yapılı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü korkusuz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Anavatan, anayurt. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ata evi, dönülecek asıl y(Erkek İsmi) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whore. prostitute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whore. prostitute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kefal cinsinden irice bir nevi balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Fosillerin meydana geldiği jeoloji zamanı ve bu zamanla ilgili.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. jeol. paleozoik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scrooge. sordid. money- loving. money-grubbing. greedy for money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nummamorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cesur, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Özü sağlam kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bazı böceklerde olduğu gibi façetalı göz.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Market Surveillance)

Borsa’da işlem gören menkul kıymetlerde gerçekleşen olağandışı fiyat ve/veya miktar hareketlerinin, sözkonusu borsanın ilgili birimi ve/veya piyasanın yasal düzenleyicisi konumunda olan kurum tarafından, yapay piyasa ve içeriden öğrenenlerin ticareti gibi yasal olmayan aktivitelerin tespit edilebilmesi amacıyla izlenmesi ve incelenmesi.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exposure. pose. time exposure. copy. posture. attitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exposure. pose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pose. posturing. attitudinizing. exposure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Üzüm bağı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Duruş.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. position

1. konum,

2.durum

1. Bir kimsenin veya bir şeyin bir yerdeki durumu veya duruş biçimi. 2.Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

position.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

height. position.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

position.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.(matematik ve fizik) Sıfırdan büyük, negatif karşıtı.

2.(felsefe) Tecrübeye dayanan, isbat edilmiş: Pozitif ilimler.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. positif

1. olumlu ,

2.mat. artı

1. Gözetilen amaca veya beklenilene uygun, yararlı.

2.Sıfırdan büyük, önünde artı işareti bulunan (sayı).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

positive. plus. positive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plus. positive. positive olumlu. müspet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

positive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

positive image.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

positive law. positive / substantive law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

positive pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

positive number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. positiviste

fel. olgucu

Olguculukla ilgili olan, olguculuk yanlısı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). Auguste Comte tarafından kurulan ve felsefe meselelerinin müsbet vakalara dayanılarak müsbet ilimler tarafından çözüleceğini ileri süren doktrin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. positivisme

fel. olguculuk

Araştırmalarını olgulara, deneylere, gerçeklere dayayan, fizik ötesi açıklamaları kuramsal olarak olanaksız ve yararsız gören Auguste Comte’un açtığı felsefe çığırı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

positivism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Her zaman doğru pozlamayı yapmanızı sağlar. Fotoğraf makinesi, siz çekmeden önce pozlama seviyesini belirler ve yetersiz olduğunda bir uyarı işareti yanıp söner.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İtalya'nın volkanik topraklarında bulunan ve çimento yapımında kullanılan kırmızı toprak, puzolan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birinci zamanın ikinci dizgesi, hayatın ilk belirdiği zaman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. tek hücrelilere ait; i. tek hücreli hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. psikoloji). Ruh hastalıklarının genel adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. rose). Yassı elmas ta şı, Adt elmas, Felemenk (Holanda) taşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Sığır eti kızartması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yakaya takılan ve bir yerle alâkayı belirten küçük süs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rosette. badge. pin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

badge. button. rosette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

badge. tag. emblem. rosette. pin. paternoster. knop. flag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çözülme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soap powder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soap powder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Şeker kamışı ve pancar şekeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (argo). Salak, sersem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Yumuşakçalardan kıvrık, sarma kabuklu hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snail. helix. winkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snail. spiral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kadın ses san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

female singer. chanteuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Hücre bölümünün bir devresinde çekirdeğin kutuplarında beliren cisimcik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karagöz balığına benzer bir balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şaşkınlara hakaret yollu söylenir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sales contract. sale contract. sales agreement. contract for sale / to sell. contract for sale. note of sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) burun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. kimya). Bitkilerde hücre zarının temel kısmını meydana getiren madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cellulose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cellulose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cellulosic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. symposium

bilgi şöleni

Belli bir konuda çeşitli konuşmacıların katılımıyla düzenlenen bilimsel toplantı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symposium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symposium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pesky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infernal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jarring. pesky. stupid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Hayat şartlarından fazlasıyla etkilenenlerde görülebilen, esasta önemli bir kaynağı olmayan bir rahatsızlıktır. Devamlı olarak endişe içinde olmak şeklinde görülenine anksiete, ruhi ve bedeni bitkinlik şeklinde görülenine de depresyon adı verilir. Hasta hayattan zevk almaz, her zaman mutsuzdur, huzursuzdur, sinirlidir. Uykuları düzensizdir. Gerçekte bir hastalığı olmadığı halde çeşitli hastalıkların varlığından şikayet eder. Tedaviye hayatının iyi yanlarını görmeye alışmakla başlanır. Sinirlenmekten kaçınmak, her kötü olayın iyi bir tarafı olduğunu görmeye alışmak, düzenli bir hayat sürmek gerekir. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden herhangi biri de uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Yonca, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 3 tutam yonca konur. Haşlandıktan sonra süzülür. Günde 3 kere birer çorba kaşığı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Bir karaciğer hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Karaciğer dokularının harap olması ve karaciğerin sertleşmesi sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Tıp dilinde cirrhosis denir. Beslenme, hazımsızlık ve fazla miktarda alkol bazen de safra yollarının tıkanması sonucu görülür. Hastanın karnı su toplar, ayak bilekleri şişer, iştahı azalır ve arasıra da kusar. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kiraz çöpü, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 1 avuç kiraz çöpü konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere birer su bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cirrhosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cirrkosis. cirrhosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sclerosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., k.dili. kestirmek, şekerleme yapmak; i. kısa uyku, şekerleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Saatli radyonun alarmının, belirlenmiş bir süre sonra tekrar etkinleşmesini sağlayan bir işlevdir.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Soğanın anavatanının Güneydoğu Asya olduğu sanılıyor. Günümüzde ise dünyanın her yerinde, özellikle sıcak iklim kuşaklarında yetiştirilmekte ve tüketilmektedir. Soğanın tarihi o kadar eskiye gitmektedir ki, kayıtlı tarihten de önce Çin, Hindistan ve Ortadoğu’da yiyecek olarak kullanıldığı tahmin ediliyor.

Soğan besleyici bir gıda olmasının yanı sıra müthiş bir aromatik özelliğe de sahiptir. Bu aromada içindeki kükürtlü maddelerin büyük etkisi vardır, ancak aroma tek başına kükürtlü maddelerden kaynaklanmamaktadır. Soğan ve sarmısakta sülfür ihtiva eden aminoasitlerin türevleri de vardır.

Bir soğanı kestiğinizde bunlardan ‘S1 propenylcysteine-sulphoxide’ adı verilen kısım çözülür ve gözlerimizi tahriş eden ‘proponal-S oxit’ adlı kısmı ortaya çıkar. Kimya ilminin karışık kelimeleri aklımızı karıştırmadan esasa geçersek, bu maddenin gözümüze değmesi ile bir çeşit hidroliz olur ve içinde eser miktarda bulunan sülfrik asit gözümüzü yakar ve yaşarmasına neden olur.

Bu bileşimler çok dengeli değillerdir. Örneğin çok düşük bir ısı işlemi sonucunda dahi tamamen yok olurlar. Bu nedenle de pişmiş soğanda hiç bulunmazlar ve göz yaşartamazlar. Soğan doğrarken gözlerinizin yaşarmaması için önerilen birçok önlem vardır.

Önce en ciddisini söyleyelim. Bazı aşçılar soğanı kesmeden önce ıslatmayı, keserken de ıslak tutmayı veya soğanı çeşmeden akan suyun altında kesmeyi öneriyorlar. Bir başka görüş ise soğan doğrarken ağızdan nefes almayı tavsiye ediyor. Bu görüşe göre gaz nefesimizle birlikte burnumuza girip gözümüze yaklaşmak yerine doğrudan ciğerlerimize girer ve çıkarmış. Bunu sağlamak için de dişlerimizin arasına bir metal kaşık koymak yeterliymiş.

Soğan doğrarken gözlerin yaşlanmasını önlemek için, dudaklar arasında bir limon dilimi, dişler arasında bir kesme şeker veya dörtte bir dilim ekmek bulundurmayı önerenler de var. Böylece ağzımıza alacağımız bu gibi şeylerin, aldığımız nefesteki sülfür gazını emdiğini iddia ediyorlar.

Diğer görüşler ise, soğanın doğranılmasına tepesinden başlanılması ve cücüğünün en sona bırakılması veya soğanın doğramadan önce yarım saat buzdolabında tutulması şeklinde. Soğan doğrarken deniz gözlüğü veya kontakt lens takılmasının faydalı olacağını ileri sürenler de var. Bu kadar çok önlem seçeneğinin içinde, siz bir tanesini bile uygulamıyorsanız, yapacak bir şey yok, soğanı ağlaya ağlaya doğramaya devam edeceksiniz.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Soğanın anavatanının Güneydoğu Asya olduğu sanılıyor. Günümüzde ise dünyanın her yerinde, özellikle sıcak iklim kuşaklarında yetiştirilmekte ve tüketilmektedir. Soğanın tarihi o kadar eskiye gitmektedir ki, kayıtlı tarihten de önce Çin, Hindistan ve Ortadoğu’da yiyecek olarak kullanıldığı tahmin ediliyor.

Soğan besleyici bir gıda olamsının yanı sıra müthiş bir aromatik özelliği de sahiptir. Bu aromada içindeki kükürtlü maddelerin büyük etkisi vardır, ancak aroma tek başına kükürtlü maddelerden kaynaklanmamaktadır. Soğan ve sarımsakta sülfür ihtiva eden amino asitlerin türevleri de vardır.

Bir soğanı kestiğinizde bunlardan “S1 propenylcysteinesulphoxide” adı verilen kısım çözülür ve gözlerimizi tahriş eden “proponal-S oxit” adlı kısmı ortaya çıkar. Kimya ilminin karışık kelimeleri aklımızı karıştırmadan esasa geçersek, bu maddenin gözümüze değmesi ile bir çeşit hidroliz olur ve içinde eser miktarda bulunan sülfrik asit gözümüzü yakar ve yaşarmasına neden olur.

Bu bileşimler çok dengeli değillerdir. Örneğin çok düşük bir ısı işlemi sonucunda dahi tamamen yok olurlar. Bu nedenle de pişmiş soğanda hiç bulunmazlar ve göz yaşartamazlar. Soğan doğrarken gözlerinizin yaşarmaması için önerilen birçok önlem vardır.

Önce en ciddisini söyleyelim. Bazı aşçılar soğanı kesmeden önce ıslatmayı, keserken de ıslak tutmayıveya soğanı çeşmeden akan suyun altındfa kesmeyi öneriyorlar. Bir başka görüş ise soğan doğrarken ağızdan nefes almayı tavsiye ediyor. Bu görüşe göre gaz nefesimizle birlikte burnumuza girip gözümüze yaklaşmak yerine doğrudan ciğerlerimize girer ve çıkarmış. Bunu sağlamak için de dişlerimizin arasına bir metal kaşık koymak yeterliymiş.

Soğan doğrarken gözlerimizin yaşlanmasını önlemek için, dudaklar arasına bir limon dilimi, dişler arasına bir kesme şeker veya dörtte bir dilim ekmek bulundurmayı önerenler de var. Böylece ağzımıza alacağımız bu gibi şeylerin, aldığımız nefesteki sülfür gazını emdiğini iddia ediyorlar.

Diğer görüşler ise, soğanın doğranılmasına tepesinden başlanılması ve cücüğünün en sona bırakılması veya soğanı doğramadan önce yarım saat buzdolabında tutulması şeklinde. Soğan doğrarken deniz gözlüğü veya kontakt lens takılmasının faydalı olacağını ileri sürenler de var. Bu kadar çok önlem seçeneğinin içinde, siz bir tanesini bile uygulamıyorsanız, yapacak bir şey yok, soğanı ağlaya ağlaya doğramaya devam edeceksiniz.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epilogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epilogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kelime: «Bülbül» Fersça’dan alınma bir sözdür.

2.Kelimelerden mürekkep, İsteklerin ifedesine yarayan lâkırdı, Ar. kelâm, kavi: Atalarımızdan kalma bir sözdür.

3.Haber, havâdis, şâyia: Bir söz işittim; bir söz dolaşıyor.

4.Vaad, taahhüt: Kendisi söz verdi; o sözünde durmaz adam değildir.

5.Uyuşma, Ar. mukavele, muvafakat, karar: Aramızda söz ettik; önler söz bağlamışlar; söz alıp vermişler.

6.Bahis: Onun sözü geçti; ondan söz açıldı.Dedikodu, Fars. güft-ü gû, Ar. kıyl-u kaal: Söz olmasın diye çekmiyorum.Hüküm, nüfuz. Atalarsözü = Ar. Darb-ı mesel. Söz atmak = Sözle sataşmak, Osm. harfendâzlık etmek. Acı söz = Hoşe gitmeyecek söz. Söz açılmak = Bahsi geçmek. Söz anlamak = Anlayış göstermek. Söz anlatmak = İnandırmak. Söz almak = VAdettlrmek. Söz ayağa düşmek = Küçük büyüğü dinlememek, her kafadan bir ses çıkmak. Sözebesi = Durmadan konuşan, laf yetiştiren. Söz eri = Baş, reis. Sözünün eri = Sözünde durur, vâdine sadık. Söz ehil = Güzel söz söylemeye muktedir, Osm. mîr-i kelâm. Söz etmek = Bir şeyden bahsetmek. Söz başı = Bahis başı. Söz bir Allah bir = Söylediğim söyledik, kararımdan dönmem. Söz bir etmek = Söz birliği etmek, ittifak etmek. Söz bitmek = Karar verilmek, muvafakat hâsıl olmak. Söz birliği = İttifak. Büyük söz = Kibirle söylenilen söz. Söz aramızda, beynimizde = Gizli kalsın, kimse işitmesin. Söz çıkarmak = Haber yaymak. Düşman sözü — İftira. Söz düşmek = Bahsi geçmek. Sözde = Sanki, güya. Sözden dönmek = Vaadden caymak. Söz dinlemek = Kanmak, itaat etmek. Söz tutmak = Dediğini yapmak. Söz kaldırmak = Sert söze tahammül etmek. Söz kesmek = Karar vermek. Sözü kesmek — Sözü tamamlamadan bırakıp sükût etmek. Söz geçirmek — Sözünü dinletmek. Söz gelişi = Meselâ, farazâ. Söz götürmek = Kesin olmamak. Söz götürmez = Diyecek yok. Söz girmek, karışmak — Bir bahse başka lâkırdı karışmak. Sözüm ona, sözüm yabana = Biri hakkında ağır veya edebe aykırı bir şey ileri sürülünce söylenen nezaket cümlesi. Sözüm sözdür, sözüm söz olsun = VA’dimden dönmem. Söz vermek = Vaad ve taahhüt etmek. Sözü yabana atmak = İtibar etmemek. Yabana atılacak söz değildir = Doğrudur. Söz yok = Diyecek yok, uygun, doğru. Saz ve söz = Eğlenceli meclis. Söz alıp vermek = Bir işi kararlaştırmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wordy. word. say. saying. expression. talk. term. verbalism. promise. faith. commitment. committal. statement. assurance. engagement. pledge. plight. sentence. spiel. vocable. voice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wordy. word. say. saying. expression. talk. term. verbalism. promise. faith. commitment. committal. statement. assurance. engagement. pledge. plight. sentence. spiel. vocable. voice. foregoing. parole. remark. undertaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allegation. expression. promise. remark. word. utterance. statement. asseveration. assurance. covenant. expletive. hearsay. observation. pledge. profession. saying. speech. talk. tongue. undertaking. verbalism. vocable. voice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parts of speech.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battle of words. cross talk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in a manner of speaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

1) Doğruluğu ve gerçekliği tartışılabilir olmak; 2) Dedikodu yapmak; 3) Tahammül etmek, katlanmak. Deyim

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the said. person or thing being talked. assessment roll. point at issue. talk. text.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vocabulary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pledge. promise. undertake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give one's word. to deliver / to make a promise. to promise. assure. engage. engage one's word. to pledge one's faith. pass. pass one's word. pledge one's word. to deliver a promise. stipulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aphasia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir kurul veya kişi adına söz söyleme, onun düşünce ve davranışlarını savunma yetkisi olan kimse.

2.Bir komisyonun verdiği kararların gerekçesini kaleme alıp genel kurul karşısında savunmakla görevlendirilen üye ki. Meclis komisyonlarında ikisi başkadır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spokesman. announcer. rapporteur. mouthpiece. speaker. coryphaeus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mouthpiece. speaker. spokesman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spokesman. spokeswoman. front. mouthpiece. speaker. vocal proponent. voice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word. vocable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word. dele.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spokemanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sanki: Sözde eğlendik.

2.Gerçekte öyle olmayıp öyle bilinen.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

so-called. would-be. reputed. supposed. nominal. alleged. ostensible. professed. self-styled. soi-disant. so-called. nominally. as if. as though. allegedly. professedly. quasi. of a sort. of sorts. quasi-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nominal. ostensible. seeming. supposedly. would-be. so-called. as if. as though. psuedo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supposedly. so-called. in the abstract. nominal. pretended. professedly. reputedly. so to speak. so called. supposed. would be.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir konu konuşulurken birden araya girip konuşmaya başlamak. Deyim

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linguistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oral. verbal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Söylev veren, güzel konuşan hatib.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sözünde duran.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dubber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dubbing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Anlaşma, anlaşıp karar verme.

2.Sözle anlaşma.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contractual. agreement. articles. contract. engagement. oral contract. charter. compact. covenant. indenture. pact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compact. contract. covenant. aggreement. contrant. appointment. agreement. bond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agreement. arrangement. contract. covenant. engagement. accord. treaty. convention. boilerplate. bond. compact. deal. joint compact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Söz etmek, ittifak edip karar vermek: Bu iş hakkında onunla sözleştim.

2.Söz etmek, birbirine sert söz söylemek: Kendisiyle geçen gün biraz sözleştik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to promise each other. to agree to meet (at a certain place at a certain time. compact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contractual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

done by agreement or under contract. contractual. sb who is bound by a contract. founded on contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having no contractual agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Söz etmiş, önceden anlaşmış veya emir almış.

2.Nişanlı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verbal. oral. nuncupative. parol. verbatim. viva. viva voce. vocal. word-of-mouth. oral. oral examination. fiancee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oral. verbal. agreed together. having promised. engaged to be married. fiancé. fiancée.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oral. verbal. engaged to be married. fiancé. fiancée. orally. parol. spoken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oral speakie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lügat kitabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lexical. dictionary. lexicon. glossary. thesaurus. wordbook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dictionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lexicology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gloss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lexiographer. vocabulist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lexicography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Güzel, etkili konuşan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wordless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seemingly. supposedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in brief. in short. the long and the short of it is that. to cut long story short.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a man of his word. true blue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(-zoa) sperma hayvancığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milk powder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milk powder. powered milk. evaporated / dry / dried milk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.).

1.Doğramayı sıkıştırmak veya ağır bir şeyin altına konmak yahut büyük bir ağacın bir tarafındaki gediği tıkamak için tahtadan kama: Bir takozla sıkıştırmak, kaldırmak, kapamak.

2.(denizcilik) Kızakta bulunan geminin oturduğu iskemleleri teşkil eden kısa ağaç parçalarının herbiri. 3.Tamirdeki otomobillerin altına konan kütük.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wedge. skid. scotch. chock. batten. chump. dowel. nog. sprag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chock. chump. quoin. skid. template. wedge. wooden wedge. log. block. cleat. billet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chock. trig. wedge. plug. stock. skid. slug. holdfast. nog. backstop. wood-block. key. headstock. underlay. cleat. glut. chunk. chump. batten. template.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Alamanadan küçük, iki çifte balıkçı kayığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blandishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sugar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü temiz, dürüst olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cyclopes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overhead projector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overhead projector. low-browed sb who has a very low brow or forehead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü demir gibi güçlü ve sağlam olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Aç gözlü olmayan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contented. not covetous. satiated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not covetous. not greedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being content with what one has.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cömert ve kerem sahibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Biçimi alttan obruk olmak üzere tuğla ve harçla örülmüş tavan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vault. beach gear. ground gear. ground tackle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vault.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu, bir oynatıcı aygıtının harmonik sesler ya da yüksek sesler ekleyerek bir ses sinyalini ne kadar bozabileceğini toplam ses sinyalinin yüzdesi olarak ölçen ve gösteren bir değerdir. %1’in altındaki bir THD değeri işitilemez fakat ses bozulması kümülatiftir. Yani bir ses sinyali beş ayrı bileşenden geçiyorsa, bu ses sinyali her bir bileşende THD toplamı kadar bozulabilir. Örneğin, her bir bileşende %1 THD varsa, toplam bozulma %1’in 5 katı ya da, %5 olarak ölçülürdü.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collective agreement. trade agreement. collective bargaining. collection agreement. collection bargaining agreement. collective contract. joint agreement. labo u r agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tırmanıcı, güzel kokulu bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dashboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glove compartment. glove compartment / box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İnce, un hâlinde toprak ki, rüzgârla havaya da kalkar: Toz, toprak, toz, duman; toz olmak; toz kalkmak.

2.Her şeyin incesi, un hâlinde bulunanı: Saman tozu, şeker tozu, kuyumcu tozu.

3.İnce toz hâlinde ilâç ki, kâğıt parçalarına sarılı olup ekseriya su ile yutulur: Her yarım saatte bir toz almalı.

4.Un hâlinde, ince dövülmüş: Toz şeker, toz ilâç. Ayak toıu = Yeni gelmiş olma: Ayağının tozuyla beni görmeye geldi. Tozağacı = Kavak. Toz almak = Süpürdükten sonra eşya üzerine konan tozu silkip temizlemek. Toz etmek = Yürürken toz kaldırmak. Toz, duman = Karartı. Tozu dumana karıştırmak, tozu toprağa katmak = Çok ecele davranmak. Tozkoparan = Çok rüzgârlı (yer). Üzerine toz kondurmamak = Hiçbir ayıp ve suçu kabûl etmemek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şakak köşesi, şakak tarafından kulağa bitişik yer («kulak tozu» bundan galattır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

granulated. dust. powder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dirt. dust. powder. heroin. snow. angel powder. powdered. in powder form.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

powder. dust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

essence. root. substance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

root. base. substance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Objektifler değiştirilirken toz parçaları D-SLR fotoğraf makinesinin gövdesine girebilir ve CCD sensörüne yerleşerek görüntü üzerinde nokta ve benekler oluşmasına neden olabilir.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Kök, asıl, cevh(Erkek İsmi) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dustcloth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dustcloth. dustrag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dustcloud. cloud of dust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soap powder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Toz hâlinde şey. 2.Kuş tüyünün incesi, pufla.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Toz kaldırmak, toz etmek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.İnce toz tanesi. 2.Tozu çok olan y(Erkek İsmi) 3.Kar fırtınası.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Tozlu yer, havaya kalkan tozu çok yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Toz kaldırmak, toz etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Toz hâline girmek, toz olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monadic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Toz kondurmak, üzerine toz ekmek: Şu kâğıdı tozlayın, burasını kim tozladı?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Toz olmak, üzerine toz konmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get dusty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Tozlaşmak işi. 2.Erkeklik organlarındaki çiçek tozunun rüzgâr veya böcekler vasıtasıyla çiçeklerin tepeciğine konması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Toz gibi yağmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn into dust / powder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tozu olan, toza bulaşmış, üzerine toz konmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dusty. powdery. pulverulent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dusty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dusty. powdery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Tozla karışık veya tozdan korumaya mahsus.

2.Eskiden baldırı tozdan muhafazaya mahsus çuha paçalık ki, iğreti veya potura bitişik olurdu: Tozluk giymek, potur tozluğu. Harman tozluğu — Harmanın dibinde kalan tozlu topraklı buğday, arpa vesaire.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaiter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leggings. shinguard. gaiter. legging. gaiters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaiter. spat. leggings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gezip tozmak = Birçok yerlere uğrayarak gezmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light pink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light pink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Sabırlı, alçak gönüllü. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Tozu kalkıp etrafa yayılmak.

Türkçe Sözlük by