özlü Söz ne demek? | özlü Söz anlamı nedir? | özlü Söz

özlü Söz anlamı nedir?

özlü Söz ne demek?

özlü Söz anlamı nedir?

özlü Söz | Dream Meanings


Türkçe - İngilizce Sözlük

laconism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laconism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamahkâr, doymaz, harîs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

covetous. avid. greedy. insatiable. acquisitive. esurient. glutton. grasping. hoggish. open-mouthed. piggish. piglike. rapacious. ravenous. voracious. vulturine. vulturous. wolfish. grabber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquisitive. avaricious. gluttonous. grasping. greedy. implacable. importunate. insatiable. rapacious. covetous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insatiable. overgreedy. eager. covetous. avid. voracious. edacious. acquisitive. gluttonous. grasping. insatiate. rapacious. ravenous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doymazlık, tamahkârlık, hırs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquisitiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avarice. cupidity. greed. gluttony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

covetousness. overgreediness. eagerness. avidity. voracity. gluttony. cupidity. greed. rapacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sarcasm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frank. outright. outspoken. straightforward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forthright. foq- spoken. open character. straight out. straightforward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frankness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strong language. rap on the knuckles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

master agreement. main agreement. main contract. principal agreement. founding charter. primary contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encyclopedic dictionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gemilerde kaplama tahtaları başlarının bindirilmesi için omurga ve bodoslamalara açılan yuva.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blinkers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proverb. adage. saying. byword. gnome. rede. saw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adage. aphorism. byword. proverb. saw. saying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

byword. dictum. proverb. saying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

‘Olaylara at gözlüğü ile bakmak’ ifadesi bir kişinin bir olaya tek bir açıdan baktığını, ona etken olan diğer olayları veya faktörleri göremediğini veya görmek istemediğini anlatmak için kullanılır.

Aslında atlar için takılan gözlük, şekil olarak bile gözlüğe benzemez, onların görüş kapasitelerini arttırmak için değil aksine azaltmak için takılır.

Atın evcilleştirilmesi, insanın dostu olarak en ağır işlerde yardımcı olması, binek hayvanı olarak daha uzak yerlere ulaşmasını sağlaması, savaşlarda ölüme beraber gitmesi o kadar eskilere dayanır ki bildiğimiz atın yabani soyu hakkında hiçbir bilgi yoktur. Bugün steplerde yaşlı bir aygırın önderliğinde sürüler halinde yaşayan ve yabani olarak nitelendirilen atların evcil atlardan türeme oldukları herkes tarafından kabul edilir.

Canlıların gözlerinin algılayıp beyine bildirdikleri üç ana husus vardır: Biçim, renk ve mesafe. Özellikle avcı olmayan otobur hayvanlar için tehlikeyi uzaktan sezip, iyi bir mesafe tahmini yaparak kaçabilmek çok önemlidir.

Atlar her iki yandaki gözleri sayesinde hem Önlerini hem de arkalarını görme yeteneğine sahiptirler. Ne var ki gözleri birbirlerinden çok uzaktadırlar. Bu da at için cisimlerin mesafelerini tespit bakımından büyük bir zafiyet yaratır.

At arkasından ya da yandan yaklaşan tehlikeyi görür ama tehlikenin ne kadar yakın veya uzakta olduğunu kavrayamaz. Nesneleri neredeyse iki misli büyük gören at tehlikeyi olduğundan daha yakındaymış gibi algılar. Bu nedenle de sürekli endişe içindedir.

Yarış atlarına koşu sırasında yandaki hemcinslerinden ürkmemeleri için yan taraflarını görmelerini engelleyecek gözlükler konulurken at arabalarını çekenlere sadece önlerini görmeleri, diğer yönlerde olan hareketlerden etkilenmemeleri için gözlük takılır. Yani at gözlüğü ile bakmak insan için olumlu bir davranış değildir ama atlar için durum farklıdır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

‘Olaylara at gözlüğü ile bakmak’ ifadesi bir kişinin bir olaya tek bir açıdan baktığını, ona etken olan diğer olayları veya faktörleri göremediğini veya görmek istemediğini anlatmak için kullanılır.

Aslında atlar için takılan gözlük, şekil olarak bile gözlüğe benzemez, onların görüş kapasitelerini arttırmak için değil aksine azaltmak için takılır.

Atın evcilleştirilmesi, insanın dostu olarak en ağır işlerde yardımcı olması, binek hayvanı olarak daha uzak yerlere ulaşmasını sağlaması, savaşlarda ölüme beraber gitmesi o kadar eskilere dayanır ki bildiğimiz atın yabani soyu hakkında hiçbir bilgi yoktur. Bugün steplerde yaşlı bir aygırın önderliğinde sürüler halinde yaşayan ve yabani olarak nitelendirilen atların evcil atlardan türeme oldukları herkes tarafından kabul edilir.

Canlıların gözlerinin algılayıp beyine bildirdikleri üç ana husus vardır: Biçim, renk ve mesafe. Özellikle avcı olmayan otobur hayvanlar için tehlikeyi uzaktan sezip, iyi bir mesafe tahmini yaparak kaçabilmek çok önemlidir.

Atlar her iki yandaki gözleri sayesinde hem Önlerini hem de arkalarını görme yeteneğine sahiptirler. Ne var ki gözleri birbirlerinden çok uzaktadırlar. Bu da at için cisimlerin mesafelerini tespit bakımından büyük bir zafiyet yaratır.

At arkasından ya da yandan yaklaşan tehlikeyi görür ama tehlikenin ne kadar yakın veya uzakta olduğunu kavrayamaz. Nesneleri neredeyse iki misli büyük gören at tehlikeyi olduğundan daha yakındaymış gibi algılar. Bu nedenle de sürekli endişe içindedir.

Yarış atlarına koşu sırasında yandaki hemcinslerinden ürkmemeleri için yan taraflarını görmelerini engelleyecek gözlükler konulurken at arabalarını çekenlere sadece önlerini görmeleri, diğer yönlerde olan hareketlerden etkilenmemeleri için gözlük takılır. Yani at gözlüğü ile bakmak insan için olumlu bir davranış değildir ama atlar için durum farklıdır.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Önemli soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Musikide ninni formu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a couple of words.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağız kalabalığı ile haksız yere hak kazanma ve sözünü geçirip nüfuzunu yürütme, şarlatanlık: O, ancak cadalozlukla iş görmek istiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pocket dictionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Dans etmeyi meslek edinen kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

danseuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

female dancer. belly-dancer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

professional dancer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit sözlü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Gözü olan: Gözlü hayvan, siyah gözlü, mavi gözlü edam.

2.Taksimatı olan, birkaç bölüğe ayrılmış: İki gözlü değirmen, üç gözlü mağaza, daire; beş gözlü anbar.

3.Delikleri olan, delik deşik: Gözlü gümeç, seyrek gözlü kalbur, sık gözlü kafes. Açgözlü = Tamahkâr, doymaz. Tokgözlü — Kanaatkâr, kanaatli.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyed. having an eye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bakılan eşyayı büyüterek yakın göstermeye yarayan kristal Alet ki, göze takılır ve bazen tozdan veya fazla ışıktan korumak için de kullanılır: Gözlük takmak, kullanmak: Mavi gözlük, tek gözlük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glasses. eyeglasses. a pair of eyeglasses. goggles. spectacles. specs. a pair of spectacles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glasses. specs. spectacles. specticles. eyeglasses. goggles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyeglasses. eye glasses. pair of glasses / spectacles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optician. wearing glasses. hooded. spactacled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wearing glasses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wearing glasses. bespectacled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(gözotu): Kırlarda kendiliğinden yetişen bir çeşit bitkidir. Yaprakları dantela şeklindedir. Çiçekleri; ufak, beyazımtırak, mavi ve kırmızı benekli olup, yapraklarının ortasındadır. Çiçekleri, yaz aylarında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: Göz nezlesi ve göz iltihaplarını iyileştirir. Mide ve bağırsak gazlarını giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunglasses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shade. sunglasses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark glasses. goggles. sun glasses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Güneş ışığına maruz kaldığında kararan gözlük camları ilk olarak 1960’ların sonlarında geliştirildi, yaygın olarak kullanılmaya başlanılması ise 1990’lı yıllarda oldu.

Bu tip gözlük camları fotokromik veya fotokromatik adı verilen ve yüzde 0,01 ile 0,1 arasında gümüş kristalleri ihtiva eden özel camlardan yapılırlar. Kristaller normalde şeffaf olup son derecede küçüktürler ve gözlük camına bakıldığında fark edilmezler. Gözlük camlarına bol miktarda ultraviyole ışın ihtiva eden güneş ışığı geldiği zaman kristallerdeki gümüş iyonları etkilenerek gümüş atomlarına dönüşür ve camın içinde küçük gümüş parçacıklar oluşturmaya başlarlar. Bu siyah-beyaz fotoğrafçılıktaki partiküllerin oluşumuna benzer ve tamamen kimyasal bir reaksiyondur.

Bu gümüş parçacıkları sivri uçlu ve o kadar düzensiz şekillerdedirler ki gelen ışığı olduğu gibi absorbe ederler, hiçbir rengi yansıtmazlar ve dolayısıyla kararırlar.

Gözlük tekrar loş bir ortama götürüldüğünde, gümüş atomları tekrar birleşerek gümüş kristalleri haline dönüşürler ve gözlük camının rengi normale döner. Her iki yöndeki kimyasal reaksiyonlar da çok hızlı cereyan ederler. Eğer fotokromatik camlar tekrar eski haline dönmezlerse fırında kısa süre ile (çerçeveyi eritmeyecek kadar) ısıtılmaları önerilir.

Başlarda gözlük camının tümü fotokromatik olarak yapılıyordu. Tabii kararma olayı da camın kalın olduğu kısımlarda daha koyu, ince kısımlarda daha açık oluyordu. Sonraları merceklerin üzerleri milimetrenin binde beşi kalınlığında kaplanmaya başlandı.

Günümüzde ise merceğin milimetrenin binde 150’si kalınlığındaki kısmı bir banyoya daldırılarak fotokromatik tabaka kimyasal reaksiyon yolu ile merceğin bünyesine işleniyor.

Fotokromatik camlar gördüğümüz ışığa değil ultraviyole ışınlarına hassastırlar ve reaksiyona girerler. Dolayısıyla ultraviyole ışınlarını geçirmeyen camların arkasında, arabaların içinde, ortam çok ışıklı da olsa kararmazlar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Hotoz giyen (kadın).

2.Başında geniş tepesi olan (kuş).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sarcastic remark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contract of employment. business agreement / concert / contract. empoyment agreement. business agreement. business contract. employment agreement. work contract. working agreement. business concert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Genlerin ana mekanizması çok basittir. Her anne ve baba iki tam gene sahiptir. Ve bunlardan birini çocuğuna geçirir. Eğer anne ve babadan alınan genler aynı ise, yani çocuk her iki taraftan da mavi göz genini aldı ise problem yoktur. Çocuğun gözlerinin rengi mavi olacaktır. Ancak bir taraftan mavi göz, diğerinden kahverengi göz genini aldı ise gözlerinin biri mavi diğeri kahverengi olamayacağına göre bu genlerden biri üstün gelecektir.

İşte rakibine karşı daima üstün gelen bu genlere hakim (dominant) gen adı verilir. İnsanlarda koyu renk göz geni hakim gendir. Yukarıda bahsi geçen çocuğun gözleri kahverengi olacaktır. Mavi göz rengi gibi mücadeleyi kaybeden gene de saklı (recessive) gen denilmektedir.

Anne ve babadaki her iki gen de hakim gen ise sonuç aynı olacaktır. Saklı gen bu mücadelede ancak her iki tarafın geni de saklı gen ise galip çıkabilir. Uzun boy ve kısa boy genlerinde hakim olan uzun boydur. Örneğin babada iki uzun boy geni (U/U), annede ise iki kısa boy geni (k/k) varsa, her çocukta mutlaka bir uzun ve bir kısa boy geni(U/k) olacak ve uzun boy hakim gen olduğundan her çocuk uzun boylu olacaktır.

Bu çocuklar (U/k) gen yapılı biri ile evlenirlerse, çocukların her birinde muhtemelen (U/U, U/k,’k/U, k/k) gen yapısı oluşacak yani üç çocuk uzun boylu olurken bir tanesi kısa boylu kalacaktır. İnsanlarda kahverengi göz rengi, görme yeteneği ve saçlılık hakim genler iken mavi göz, renk körlüğü ve kellik saklı genlerdir.

Saklı gen çocuğun DNA sarmalında kalıp, onun çocuklarına da geçebilir. Babası mavi, annesi kahverengi gözlü çocuk kahverengi gözlü olur ama mavi renk göz geni saklı olarak durur. Kendisi ile aynı genetik yapıda biri ile evlenirse yukarıdaki uzun boy-kısa boy örneğinde olduğu gibi anne ve baba kahverengi gözlü olmalarına rağmen çocuklardan biri mavi gözlü olabilir.

Bu durum Mendel kurallarına uygun olup mavi gözlü çocukları olan kahverengi gözlü anne ve babaların paniğe kapılmalarına ve ortada başka bir neden aramalarına gerek yoktur.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lease agreement. hiring contract. hiring agreement. contract of lease / premises / tanancy. real agreement. contract of lease. contract of premises. contract of tenancy. indenture of lease. lease arrangement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Züğürtlük, parasızlık (argo).

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Genlerin ana mekanizması çok basittir. Her anne ve baba iki tam gene sahiptir. Ve bunlardan birini çocuğuna geçirir. Eğer anne ve babadan alınan genler aynı ise, yani çocuk her iki taraftan da mavi göz genini aldı ise problem yoktur.Çocuğun gözlerinin rengi mavi olacaktır. Ancak bir taraftan mavi göz, diğerinden kahverengi göz genini aldı ise gözlerinin biri mavi diğeri kahverengi olmayacağına göre bu genlerden biri üstün gelecektir.

İşte rakibine karşı daima üstün gelen bu genlere hakim (dominant) gen adı verilir. İnsanlarda koyu renk göz geni hakim gendir. Yukarıda bahsi geçen çocuğun gözleri kahverengi olacaktır. Mavi göz rengi gibi mücadeleyi kaybeden gene de saklı (recessive) gen denilmektedir.

Anne ve babadaki her iki gen de hakim gen ise sonuç aynı olacaktır. Saklı gen bu mücadelede ancak her iki tarafın geni de saklı gen ise galip çıkabilir. Uzun boy ve kısa boy genlerinde hakim olan uzun boydur. Örneğin babada iki uzun boy geni (U/U), annede ise iki kısa boy geni (k/k) varsa, her çocukta mutlaka bir uzun ve bir kısa boy geni (U/k) olacak ve uzun boy hakim gen olduğundan her çocuk uzun boylu olacaktır.

Bu çocuklar (U/k) gen yapılı biri ile evlenirlerse, çocukların her birinde muhtemelen (U/U, U/k, k/U, k/k) gen yapısı oluşacak yani üç çocuk uzun boylu olurken bir tanesi kısa boylu kalacaktır. İnsanlarda kahverengi göz rengi, görme yeteneği ve saçlılık hakim genler iken mavi göz, renk körlüğü ve kellik saklı genlerdir.

Saklı gen çocuğun DNA sarmalında kalıp, onun çocuklarına da geçebilir. Babası mavi, annesi kahverengi gözlü çocuk kahverengi olur ama mavi renk göz geni saklı olarak durur. Kendisi ile aynı genetik yapıda biri ile evlenirse yukarıdaki uzun boy-kısa boy örneğinde olduğu gibi anne ve baba kahverengi gözlü olamlarına rağmen çocuklardan biri mavi gözlü olabilir.

Bu durum Mendel kurallarına uygun olup mavi gözlü çocukları olan kahverengi gözlü anne ve babaların paniğe kapılmalarına ve ortada başka bir neden aramalarına gerek yoktur.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

licence agreement. lincence contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

licence agreement. lincence contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Marangoz san’atı: Marangozluk ince bir san’attır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., jeol. mesozoik, ikinci zamana ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Moloz dökülmüş yer moloz döşenmiş yol.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İüphesiz tarih boyunca tüm insanlarda görme kusuru olmuştur.yüzyılda gözlük ortaya çıkıncaya kadar gerek doğuştan gerekse sonradan göz bozukluğu olan insanlar, ömürlerini böyle geçirmeye, iş yapamamaya hatta evden dışarı çıkamamaya mahkumdular.

Aslında gözlüğün ana malzemesi olan camın tarihi dört bin 500 yıl evveline kadar gidiyor. Antik dünya insanlarının optik hakkında bilgileri olduğu, camın belirli bir formunun cisimleri büyüttüğünü fark ettikleri biliniyor. Hatta milattan önce bin yıllarına ait, büyüteç olarak kullanılmış cam örneklerine Girit’teki kazılarda rastlanılmıştır. Ne var ki büyütecin cam haline gelmesi çok zaman aldı.

Gözlüğü ilk bulan kişinin kim olduğu bilinmiyor. İnsanlık tarihinin büyük teşekkür borçlu olduğu, bu parlak buluşu gerçekleştiren kişinin kim olduğu bütün araştırmalara rağmen hala sırrını koruyor. Bu kişinin 1250 veya 1280 yıllarında Venedik’te yaşamış olması büyük bir olasılık, çünküyüzyılda, Ortaçağda Venedik, İtalya’da cam üretimiyle ünlü olan bir yerdi.

İlk gözlüklerin mercekleri konveks, yani dışbükeydi ve sadece yakını görme problemi olanların işlerine yarıyordu. Uzağı görme sorunu olanların derdine çare olacak konkav (içbükey) merceklerin üretilmesi için yüzyıl geçmesi gerekecekti. Görüldüğü gibi gözlüğün tarih içindeki gelişmesi oldukça yavaştır.

Uzağı görme sorununu yani miyopluğu düzeltecek merceklerin ancakyüzyılda yapılabilmesinin sebebi o tarihlerde, gözlüğün daha çok yakını okuma amaçlı kullanılması, uzağı görememenin o kadar önemsenmemesi ve içbükey merceklerin imalinin daha zor ve pahalı olmalarıydı.

Gözlük icat edildikten ancak 350 yıl sonra düşmeden yüzün ortasına tutturulabildi. Aslında bu gözlük tarihindeki en son ve önemli buluştu. Edward Scarlett 1730’da Londra’da sabit gözlük sapım icat etti. Saplar kafaya göre ayarlanabildiği için gözlük burun üzerine daha az ağırlık yapıyor, düşme tehlikesi de önlenmiş oluyordu.

Ancak tüm bu yavaş gelişmeye karşın gözlüğün insanlığa hizmeti büyük oldu, en azından onların yaşama bağlılıklarını arttırdı. Matbaanın icadından, basılan kitap ve gazete sayısının artmasından sonra gözlük lüks olmaktan çıkıp tam bir ihtiyaç oldu.

14. yüzyıl ortalarında İtalyanlar gözlük camlarına belki şekillerindeki benzerlikten dolayı ‘mercimek’ anlamında ‘lenticchie’ adını verdiler. İngilizcesi de ‘lentis’ olan mercimek, yaklaşık iki yüzyıl gözlük camı anlamında da kullanıldı. Günümüzde kullanılan ‘lens’ adının kökeni de bu sebeple mercimeğe dayanıyor.

İlk gözlükçü dükkanı 1783’de Philadelphia’da açıldı. Francis Mc Allister dükkanında gözlükleri bir sepetin içine yığıyor, müşteriler de bunları tek tek deneyerek gözlerine uygun geleni alıyorlardı.

İlk güneş gözlüklerinin 1430’lu yıllarda Çinliler tarafından kullanıldığını biliyor muydunuz? Ateşte dumanın isi ile kararttıkları gözlükler görme kusurlarını düzeltmek için değildi. Sanılacağı gibi Güneş’ten korunmak için de değildi. Çinliler başta mahkemeler olmak üzere bir çok yerde gözleri görünmesin, düşünceleri göz ifadelerinden belli olmasın diye bu koyu renkli gözlükleri takıyorlardı. Daha sonraları İtalya’dan Çin’e numaralı gözlükler de getirildi ama Çinliler onların da çoğunu iste kararttılar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir eserin başında, o eser hakkında söylenen fakat eserin asıl parçası olmayan kısım, mukaddime.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foreword. preface. introduction. prolog. prologue. exordium. preamble. proem. prolegomena.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foreword. introduction. preamble. preface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preface. foreword. preamble. prolegomenon. prologue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Option Contract)

Belli miktarda bir malı, menkul kıymeti veya finansal göstergeyi belli bir fiyattan ileride önceden belirlenmiş bir tarihte veya öncesinde alma veya satma hakkıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partnership agreement. deed / contract of partnership. contract of copartnery / partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partnership agreement. deed / contract of partnership. contract of copartnery / partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Özü olan.

2.Kaymağı çok.

3.Yapışkan (çamur).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sappy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compact. concise. pithy. sappy. substantial. juicy. pulpy. compendious. brief. succinct. fertile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pulpy. pithy. dense. sincere. genuine. fertile. succinct. compendious. concise. juicy. meaty. sappy. stiff. substantial. succulent. terse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Özü benliği olan. 2.İçten gerçek. 3.Verimli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laconism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laconism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şahsiyet sahibi, olgun kişi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Benlik, Ar. enâniyet, gurur (bu mânâsı eskimiştir).

2.Cevher, madde,

3.Özlü ve yapışkan olma.

4.Özlük işleri = ZAt işleri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tütsü, günlük (buhur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brevity. briefness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nature. character. person in charge. employee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

essential character. employee. several.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brevity. briefness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nature. character. person in charge. employee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

essential character. employee. several.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copyright.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copyright.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matters pertaining to personnel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matters pertaining to personnel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sales contract. sale contract. sales agreement. contract for sale / to sell. contract for sale. note of sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epilogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epilogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kelime: «Bülbül» Fersça’dan alınma bir sözdür.

2.Kelimelerden mürekkep, İsteklerin ifedesine yarayan lâkırdı, Ar. kelâm, kavi: Atalarımızdan kalma bir sözdür.

3.Haber, havâdis, şâyia: Bir söz işittim; bir söz dolaşıyor.

4.Vaad, taahhüt: Kendisi söz verdi; o sözünde durmaz adam değildir.

5.Uyuşma, Ar. mukavele, muvafakat, karar: Aramızda söz ettik; önler söz bağlamışlar; söz alıp vermişler.

6.Bahis: Onun sözü geçti; ondan söz açıldı.Dedikodu, Fars. güft-ü gû, Ar. kıyl-u kaal: Söz olmasın diye çekmiyorum.Hüküm, nüfuz. Atalarsözü = Ar. Darb-ı mesel. Söz atmak = Sözle sataşmak, Osm. harfendâzlık etmek. Acı söz = Hoşe gitmeyecek söz. Söz açılmak = Bahsi geçmek. Söz anlamak = Anlayış göstermek. Söz anlatmak = İnandırmak. Söz almak = VAdettlrmek. Söz ayağa düşmek = Küçük büyüğü dinlememek, her kafadan bir ses çıkmak. Sözebesi = Durmadan konuşan, laf yetiştiren. Söz eri = Baş, reis. Sözünün eri = Sözünde durur, vâdine sadık. Söz ehil = Güzel söz söylemeye muktedir, Osm. mîr-i kelâm. Söz etmek = Bir şeyden bahsetmek. Söz başı = Bahis başı. Söz bir Allah bir = Söylediğim söyledik, kararımdan dönmem. Söz bir etmek = Söz birliği etmek, ittifak etmek. Söz bitmek = Karar verilmek, muvafakat hâsıl olmak. Söz birliği = İttifak. Büyük söz = Kibirle söylenilen söz. Söz aramızda, beynimizde = Gizli kalsın, kimse işitmesin. Söz çıkarmak = Haber yaymak. Düşman sözü — İftira. Söz düşmek = Bahsi geçmek. Sözde = Sanki, güya. Sözden dönmek = Vaadden caymak. Söz dinlemek = Kanmak, itaat etmek. Söz tutmak = Dediğini yapmak. Söz kaldırmak = Sert söze tahammül etmek. Söz kesmek = Karar vermek. Sözü kesmek — Sözü tamamlamadan bırakıp sükût etmek. Söz geçirmek — Sözünü dinletmek. Söz gelişi = Meselâ, farazâ. Söz götürmek = Kesin olmamak. Söz götürmez = Diyecek yok. Söz girmek, karışmak — Bir bahse başka lâkırdı karışmak. Sözüm ona, sözüm yabana = Biri hakkında ağır veya edebe aykırı bir şey ileri sürülünce söylenen nezaket cümlesi. Sözüm sözdür, sözüm söz olsun = VA’dimden dönmem. Söz vermek = Vaad ve taahhüt etmek. Sözü yabana atmak = İtibar etmemek. Yabana atılacak söz değildir = Doğrudur. Söz yok = Diyecek yok, uygun, doğru. Saz ve söz = Eğlenceli meclis. Söz alıp vermek = Bir işi kararlaştırmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wordy. word. say. saying. expression. talk. term. verbalism. promise. faith. commitment. committal. statement. assurance. engagement. pledge. plight. sentence. spiel. vocable. voice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wordy. word. say. saying. expression. talk. term. verbalism. promise. faith. commitment. committal. statement. assurance. engagement. pledge. plight. sentence. spiel. vocable. voice. foregoing. parole. remark. undertaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allegation. expression. promise. remark. word. utterance. statement. asseveration. assurance. covenant. expletive. hearsay. observation. pledge. profession. saying. speech. talk. tongue. undertaking. verbalism. vocable. voice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parts of speech.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battle of words. cross talk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in a manner of speaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

1) Doğruluğu ve gerçekliği tartışılabilir olmak; 2) Dedikodu yapmak; 3) Tahammül etmek, katlanmak. Deyim

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the said. person or thing being talked. assessment roll. point at issue. talk. text.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vocabulary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pledge. promise. undertake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give one's word. to deliver / to make a promise. to promise. assure. engage. engage one's word. to pledge one's faith. pass. pass one's word. pledge one's word. to deliver a promise. stipulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aphasia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir kurul veya kişi adına söz söyleme, onun düşünce ve davranışlarını savunma yetkisi olan kimse.

2.Bir komisyonun verdiği kararların gerekçesini kaleme alıp genel kurul karşısında savunmakla görevlendirilen üye ki. Meclis komisyonlarında ikisi başkadır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spokesman. announcer. rapporteur. mouthpiece. speaker. coryphaeus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mouthpiece. speaker. spokesman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spokesman. spokeswoman. front. mouthpiece. speaker. vocal proponent. voice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word. vocable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word. dele.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spokemanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sanki: Sözde eğlendik.

2.Gerçekte öyle olmayıp öyle bilinen.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

so-called. would-be. reputed. supposed. nominal. alleged. ostensible. professed. self-styled. soi-disant. so-called. nominally. as if. as though. allegedly. professedly. quasi. of a sort. of sorts. quasi-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nominal. ostensible. seeming. supposedly. would-be. so-called. as if. as though. psuedo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supposedly. so-called. in the abstract. nominal. pretended. professedly. reputedly. so to speak. so called. supposed. would be.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir konu konuşulurken birden araya girip konuşmaya başlamak. Deyim

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linguistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oral. verbal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Söylev veren, güzel konuşan hatib.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sözünde duran.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dubber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dubbing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Anlaşma, anlaşıp karar verme.

2.Sözle anlaşma.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contractual. agreement. articles. contract. engagement. oral contract. charter. compact. covenant. indenture. pact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compact. contract. covenant. aggreement. contrant. appointment. agreement. bond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agreement. arrangement. contract. covenant. engagement. accord. treaty. convention. boilerplate. bond. compact. deal. joint compact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Söz etmek, ittifak edip karar vermek: Bu iş hakkında onunla sözleştim.

2.Söz etmek, birbirine sert söz söylemek: Kendisiyle geçen gün biraz sözleştik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to promise each other. to agree to meet (at a certain place at a certain time. compact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contractual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

done by agreement or under contract. contractual. sb who is bound by a contract. founded on contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having no contractual agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Söz etmiş, önceden anlaşmış veya emir almış.

2.Nişanlı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verbal. oral. nuncupative. parol. verbatim. viva. viva voce. vocal. word-of-mouth. oral. oral examination. fiancee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oral. verbal. agreed together. having promised. engaged to be married. fiancé. fiancée.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oral. verbal. engaged to be married. fiancé. fiancée. orally. parol. spoken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oral speakie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lügat kitabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lexical. dictionary. lexicon. glossary. thesaurus. wordbook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dictionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lexicology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gloss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lexiographer. vocabulist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lexicography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Güzel, etkili konuşan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wordless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seemingly. supposedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in brief. in short. the long and the short of it is that. to cut long story short.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a man of his word. true blue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blandishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sugar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contented. not covetous. satiated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not covetous. not greedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being content with what one has.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collective agreement. trade agreement. collective bargaining. collection agreement. collection bargaining agreement. collective contract. joint agreement. labo u r agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tozu olan, toza bulaşmış, üzerine toz konmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dusty. powdery. pulverulent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dusty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dusty. powdery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Tozla karışık veya tozdan korumaya mahsus.

2.Eskiden baldırı tozdan muhafazaya mahsus çuha paçalık ki, iğreti veya potura bitişik olurdu: Tozluk giymek, potur tozluğu. Harman tozluğu — Harmanın dibinde kalan tozlu topraklı buğday, arpa vesaire.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaiter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leggings. shinguard. gaiter. legging. gaiters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaiter. spat. leggings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Futures Contracts)

Sözleşmenin taraflarına bugünden, belirlenen ileri bir tarihte üzerinde anlaşılan fiyattan, standartlaştırılmış miktar ve kalitedeki bir malı veya kıymeti satın alma veya satma yükümlülüğü getiren sözleşmedir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virtuosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by