P2p ne demek? | P2p anlamı nedir? | P2p

P2p anlamı nedir?

P2p ne demek?

P2p anlamı nedir?

P2p | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: pp

Teknolojik Terim

İki veya daha fazla PC arasında veri kopyası oluşturmak için kullanılan program protokolü.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(müz). çalgı eşliği olmadan söylenen (şarkı v.b.).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Halep şehri. Aleppo button , Aleppo boil (tıb). Halep çıbanı, şark çıbanı, yıl çıbanı. Aleppo pine Halep çamı, (bot). Pinus halepensis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Appalaş dağları

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). appal (f). dehşete düşürmek , korkutmak, yeise düşürmek. appalling (s). korkunç, müthiş. appallingly (z). dehşete düşürecek kadar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kral tarafından hanedana mensup olanlara irat ve maaş olarak tahsis olunan arazi veya para; has, tımar; bir kimsede yaradılıştan mevcut olan kabiliyetler , fıtri istidat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). takım, aletler, cihaz, makine, levazım, aygıt; politik bir örgütün bir kısmı. apparatus criticus (Lat). edebi çalışmalarda kullanılan kitaplar vb; bir eserin derkenarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). esvap, elbise, kıyafet, kılık, kisve: (f). giydirmek, donatmak, teçhiz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kolay anlaşılır, idrak edilir; açık, vazıh; gözle görülebilir, meydanda olan, ortada olan; zahiri, görünüşte olan. heir apparent taht, unvan vb'nin vârisi. apparent time mahalli saat. apparently (z). görünüşte, galiba; güya. apparentness (i

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hayalet, görüntü, tayf; gözle görülen şey, vaka, olay, hadise; acayip bir cismin görünmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. ihtiraslı). Musikide bu kelime ile işaret edilen pasajın böyle çalınacağını gösterir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). münacat, yalvarış, yakarış; cazibe, çekicilik; daha yüksek bir makama baş vurma; (huk). temyiz, davayı daha yüksek bir mahkemeye devretme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). rica etmek, istirham etmek, yalvarmak; yardım talebinde bulunmak; (huk). davayı daha yüksek bir mahkemeye devretmek ; müracaat etmek, istida etmek; hoşuna gitmek, hitap etmek; baş vurmak. appeal from the chair meclis başkanının kararına ka

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hoş görünen, hitap eden, cazip, çekici, albenisi olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). gözükmek, görünmek; belirmek ; meydana çıkmak, zuhur etmek; aşikâr olmak, belli olmak; bizzat veya vekil vasıtasıyla mahkeme huzuruna çıkmak, ispatı vücut etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). görünüş, gösteriş; dış görünüş, zevahir; meydana çıkma, zuhur etme; hadise, olay; (huk). davalı veya davacının mahkeme huzuruna çıkması. for the sake of appearances ele güne karşı, gösteriş olsun diye, zevahiri kurtarmak için. keep up app

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). teskin etmek, yatıştırmak; tatmin etmek; bastırmak, susturmak. appeasable (s). teskin olunabilir, yatıştırılabilir, bastırılabilir. appeasement (i). yatıştırma; (pol). harp tehdidinde karşı tarafa taviz verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). davayı daha yüksek bir mahkemeye temyiz eden kimse, davanın yeniden görülmesini talep eden taraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (huk). davaların yeniden görülmesine ait.appellate court temyiz mahkemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ad, isim, nam, lakap, unvan, mahlas; isimlendirme, ad verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). cins isim; lakap, mahlâs, unvan; (s). cins isme ait; tanımlayıcı, tavsif edici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). dava temyizinde davalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ilave etmek, eklemek; iliştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilâve, katkı, ek, zeyil, mülhakat; (biyol). uzantı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). asılı, takılı, muallakta ; ait olan, müteallik, mülhak, bağlı, merbut; (i). eklenen veya ilave edilen kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). apandis ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)b apandisit körbağırsağın iltihaplanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilave, ek, zeyil, lahika; (tıb). apandis, körbağırsağın solucanımsı uzantısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kavramak, idrak etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). idrak, kavrama, intikal kabiliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ait olmak, bağlı olmak, merbut olmak appertaining (s). ait olan, ilgili, alâkadar, mensup, bağlı, merbut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iştiha, şiddetli arzu; tabii eğilim, temayül, istidat. appetens (s). after veya of ile arzulu, istekli, iştahlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iştah; istek, arzu, şehvet. Iose one's appetite iştahı kesilmek. ravenous appetite aç kurt iştahı, azgın istek. sharpen one's appetite whet one's appetite iştah açmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iştah açan şey, çerez, meze, iştah açıcı içki, aperitif, açar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iştah verici, iştah açıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). alkışlamak; takdir etmek, beğenmek, tasvip etmek. applause (i). alkış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). elma. apple blossom elma baharı. apple butter elma marmelâdı. apple green elma yaprağı renginde. applejack (i). elma rakısı. apple juice elma suyu. apple of discord (mit). kavga tanrıçası tarafından tanrılara atılan ve Paris tarafından Venüs

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uygulanabilir , tatbik edilebilir; uygun, münasip. applicabil'ity (i). uygulanabilme, tatbik edilebilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başvuran kimse, müracaat eden kimse, talip kimse, aday, namzet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

AppliCast™, BRAVIA TV’nizde program izlerken PC’nizi açmak zorunda kalmadan, heyecan verici internet tabanlı uygulamalarına erişmenizi sağlar. TV’nizi açar açmaz kullanılabilen 3 dahili araç (Analog Saat, Takvim ve ‘AppliCast™ Kullanım kılavuzu) ve TV’nizi İnternet’e bağladığınızda erişilebilen ek araçlar (Hesap Makinesi, Alarm, Dünya Saatleri ve Çevrimiçi Resim Çerçevesi) bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uygulama, tatbik; ilâç, merhem; itina, özen, dikkat; istida, dilekçe , müracaat, başvurma, talep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aplikator.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tatbiki, uygulamalı; denenmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (f). aplike, bir kumaşın üzerine diğer bir kumaştan tatbik edilmiş (motif v.b.) ; (f). aplike etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yaklaştırmak; uygulamak, tatbik etmek; atfetmek, vermek; tahsis etmek, hasretmek, (-e). ayırmak; mahsus olmak, ait olmak, taalluk etmek; müracaat etmek, başvurmak apply a match kibritle tutuşturmak. apply oneself to something kendini bir şeye

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (it)., (müz). adi notanın yanına ilâve edilen ufak nota,.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). atamak, tayin etmek, tahsis etmek, memur etmek; tesis etmek, vaz'etmek, koymak; kararlaştırmak, tayin etmek (zaman v.b.); donatmak, teçhiz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atanan kimse, tayin edilmiş kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tayine bağlı, tayinle doldurulan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atama, tayin; memuriyet, hizmet, görev, iş; randevu; emir; (çoğ).. donatım, teçhizat (gemi, otel v.b.)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). eşit olarak bölmek, paylaştırmak, taksim etmek. apportionment (i). pay; paylaştırma, bölme, taksim, hisselere ayırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). diğer parmakların uçlarına dokunabilen (baş parmak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yan yana koymak; yapıştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uygun, münasip, yerinde. appositely (z). uygun bir şekilde. appositeness (i). uygunluk, yerinde oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (gram). aynı şeyi açıklayan iki kelimenin yan yana konması; bir araya koyma, ekleme, ilave etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aynı şeyi açıklayan ve yan yana bulunan kelimelerin ikincisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). değer biçme, kıymet takdir etme, tahmin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). değer biçmek, kıymet takdir etmek, keşfini yapmak; tahmin etmek. appraisement (i). değer biçme, kıymet takdir etme; tahmin appraiser (i). muhammin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sezilebilir, tefrik edilebilir; değer biçilebilir, takdir edilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). paha biçmek, kıymet takdir etmek, değerlemek; kadrini bilmek, kıymet bilmek; fiyatı yükseltmek, değerlendirmek ; ayırt etmek, tefrik etmek; fiyatı yükselmek , kıymeti artmak, değerlenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). takdir, değerlendirme , kıymet bilme; tenkit, özellikle lehte tenkit; (tic). kıymet artışı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kıymet bilen, takdir ettiğini gösteren, takdirkar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). vesayet altına almak ; tutuklamak, tevkif etmek; anlamak, idrak etmek, kavramak; korkmak, endişe etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). anlaşılabilir, idrak olunabilir, fark olunabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korku, endişe, kuruntu, vesvese; (psik). ilk sezi; anlayış, kavrayış, idrak; zan, tahayyül; akıl, zihin; tevkif, tutuklama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). endişeli, vesveseli ; anlayışlı, müdrik; hassas, duygulu. apprehensively (z). vesveseli olarak. apprehensiveness (i). endişe, vesvese.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f) çırak; (den). miço; (f). usta yanına çırak olarak vermek, usta yanına koymak. apprenticqship (i). çıraklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). haber vermek, bilgi vermek; paha biçmek, kıymet takdir etmek. apprizer (i). muhammin. apprizement (i). paha biçme; haber verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). yaklaştırmak, yakına getirmek, yaklaşmak, yanaşmak, yakına gelmek ; baş vurmak, müracaat etmek; başlamak, işe koyulmak; (i). yaklaşma, yanaşma; methal; başlangıç; spor golf topunu yeşil meydana sokan vuruş. approachable (s). müracaat e

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). resmen tasvip etmek, onaylamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beğenme, tensip , tasdik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). istimlâk edilebilir , mal edilmesi mümkün veya caiz olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). almak, kendine mal etmek; tahsis etmek, ayırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). münasip, uygun, yerinde; mahsus, has. appropriately (z). uygun bir şekilde. appropriateness (i) uygunluk , yerinde oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tahsisat; ayırma, tahsis etme; mal etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uygun bulma, onama, onaylama, tasvip, razı olma, resmi izin. on approval muhayyer olarak, beğenilmediği takdirde geri verilmek şartıyla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). uygun bulmak, tasvip etmek, onaylamak, tasdik etmek, beğenmek, münasip görmek, tensip etmek; denemek, yoklamak. approvingly (z). beğenerek, tasvip ve tasdik ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). approximate, -Iy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yaklaşık olarak, takribi, tahmini, yakın. approximately (z). yaklaşık olarak, tahminen, takriben.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yaklaşmak, yaklaştırmak, yakın olmak, yakına gelmek, yakına getirmek. approxima'tion (i). tahmin; yaklaşma, yakın olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bağlı olan şey veya kimse; ilâve, ek, müştemilat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bağlı, merbut, tabi, ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kapadokya (merkezi Kayseri olan eski bir Roma devletinin üzerinde bulundugu bölge).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). az sütlü kahve.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çok acı birkaç çeşit toz kırmızı biber; Arnavut biberi, Hint biberi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

CD’nin ses parçalarının CD-ROM sürücüden PC’deki ses dosyasına doğrudan kopyalanmasıdır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). 18. yüzyılda yaşamış olan bir ingiliz marangozu; bu marangozun stilinde yapılmış mobilya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (ABD)., (k.dili). canlı, neşeli; şık, iyi giyinmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ı).,(argo). arasıra uyuşturucu ilâç içme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). serçe; ufak sincap; (argo). orospu kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kısa saplı balta, satır; elektrik akımını kesen alet; (argo). helikopter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kesiş, vuruş. chopping block kütük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). değiken, yön değiştiren (ruzgâr); çırpıntılı (deniz, su).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çan dili; alkışlayıcı şey veya kimse; (argo). dil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (eski ve leh). tırmalamak; küfretmek, sövmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sıkı ağazlı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., A.B.D. (k).dili hak edilen ceza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f).bakır kaplamak; bakır rengi vermek; (argo). bahis tutuşmak. coppery (s). bakır gibi, bakırımsı, bakırlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). bakır; ufak para; (argo). polis; (çog)., (den). bakır kazan; (s). bakırdan yapılmış,bakıra benzer, bakır renginde; copperbottomed (s). bakır dipli, karinası bakır kaplı. copper-colored (s). bakır renginde. copperhead (i). Amerika'da bulunan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). demir sulfat, zaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük koru, ağaçlık, çalılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). sakat insan; (f). sakat etmek; bozmak. crippled (s). kötürüm; arızalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kırkma aleti veya makinası; (A.B.D). başkasının toprağında çalışan ve ekine ortak olan tarımcı. come a cropper baş aşağı gitmek, bozguna uğramak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). at sağrısı; kuskun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Cunbadak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cope. gown. robe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academic gown. robe worn by imams. judges and professors. frock. robe. vestment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şık, zarif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (f)., (i). benekli, nokta nokta, puanlı; (f). beneklenmek; (i). benekli hayvan. dapple gray bakla kırı, alaca kır (at).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). maşrapa, kepçe; dalıcı kuş. Great Dipper, Big Dipper (astr). Büyükayı. Little Dipper (astr). Küçükayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., argo deli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). gözden kaybolmak, kaybolmak; yok olmak; zail olmak, ortadan kaybolmak. disappearance (i). gözden kaybolma, kaybolma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hayal kırıklığına uğratmak, memnun edememek, canını sıkmak, üzmek, müteessir etmek, ümitlerini boşa çıkarmak. disappointed (s). hayal kırıklığına uğramış, ümidi kırılmış. disap pointedly (z). hayal kırıklığına uğramış olarak. disappointingly (z).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hayal kırıklığı, ümidi boşa çıkma, hüsran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beğenmeyiş, uygun görmeyiş, tensip etmeyiş, tenkit; memnuniyetsizlik, hoşnutsuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beğenmeyiş, hoşnutsuzluk, tasvip etmeyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., of ile beğenmemek, uygun görmemek, tensip etmemek; tenkit etmek; reddetmek, kabul etmemek, tasvip etmemek. disapprovingly (z). beğenmeyerek, tasvip etmeyerek, reddederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Al). hayatta olan bir kimsenin eşruhunu taşıdığı tasavvur edilen ve yalnız o kimseye görünen hayalet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). damlama, damlayan şey. drippings (i). kızartılan etten damlayan yağ ve su.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). damlama, düşme; (çoğ).. damlayan şeyler (mum, yağ), birikinti, sızıntı; (çoğ). gübre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). kırpma makası, saç kesme makinası; tek sürat teknesi; hava gemisi, kliper tipi uçak; süratle seyreden herhangi bir şey. nail elipper kıskaçlı tırnak makası. hair elippers saç kesme makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kesme, kırpma, kırkma; (ABD). gazete küpürü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. muvafık, uygun, mutabakat halinde, uyuşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., paleont. eosen tabakasında fosil halinde bulunan bir çeşit küçük ilkel at.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (huk.) evvelce yapılan bir işin veya verilen ifadenin sonradan ileri sürülen bir iddiayı savunmaya engel olması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Manila.

Nüfus: 69.809.00.

Komşuları: Güneyde Malezya, Endonezya, Kuzeyde Tayvan.

Önemli Şehirleri: Manila, Quezon City, Cebu.

Din: Roma Katolikleri %83, Protestanlar %9, Müslüman %5.

Dil: Plipino, İngilizce (ikisi de resmi dil). Cebuano, Bicol, İlocano, Pampango ve diğerleri.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Siyasal Partiler.

Liberal Parti, Nacionalista Parti, Edsa Ulusal Hıristiyan Demokratlar Birliği (NUCD), Milliyetçi Halk Koalisyonu, Kilusan Bugong Lipunan, PDP-Laban Partisi).

Tarih: Filipin adaları 1571 yılında Macellan tarafından ziyaret edildi. Daha sonra bölgeye gelen İspanyollar, Manila kentini kurdular. İspanya hükümdarı II. Felipe’den esinlenerek, bu takım adaları Filipinler adını verdiler. 1869’da Süveyş Kanalı’nın gerçekleşmesiyle Filipinler Avrupa pazarına açıldı. 1899 Manila savaşında İspanya ABD’ye yenilince, Filipinler ABD’ye bırakıldı. Ancak Amerikan hükümetinin tutumu ve II. Dünya Savaşı nedeniyle ülkenin bağımsızlığına kavuşması ancak 1946 yılında mümkün olabildi. 1972’de başkan Ferdinand Marcos sıkı yönetim ilan etti ve sıkı yönetim sırasında Filipinler’in ABD ile ilişkileri zayıfladı.

1973-1976 yılları arasında hükümet güçleriyle ayrılıkçı Moro Müslümanları arasında çatışmalar çıktı. 1977 yılında yeniden başlayan çatışmaların ardından, Libya’nın aracılık ettiği özerklik anlaşması bölgede Hıristiyanlarca reddedildi.

1981 yılında sıkı yönetim kaldırıldı, ancak Marcos olağanüstü birtakım yetkilileri elinde tutmaya devam etti. Haziran’da 6 yıllık bir dönem için yeniden başkan seçildi.

21 Ağustos 1983 yılında Muhalefet lideri Bengno S. Aouino’nun suikaste kurban gitmesi Marcos’u istifaya çağıran gösterilere yol açtı. 1986 seçimlerinde Marcos suikasta uğrayan Aguino’nun eşi Corozon Aguino’ya karşı zafer kazandığını ilan etti. Aguino kendini başkan ilan etti.

24 Şubat’ta Marcos askeri ve dinsel desteğinin azalmasından dolayı olağanüstü hal ilan etti. 26 Şubat’ta ülkeden kaçtı. Aguino ABD ve diğer devletlerce başkan olarak tanındı. 1987 yılında Aguino toprak reformunu başlattı. Aguino’nun aday gösterdiği kişiler yasama organında büyük çoğunluk elde ettiler. Ekonominin zayıflığı, yaygın fikirliği, komünist muhalefler ve askeriyenin zayıf desteği yüzünden büyük sıkıntılarla karşılaştı. Aralık 1989 yılında asi güçler askeri üsleri televizyon istasyonlarını ele geçirdi ve başkanlık sarayını bombaladılar.

Aguino 1982’de başkanlık seçimlerinde Fiedel Ramous’un başkanlığını tanıdı. 1992’de ABD’nin Filipinlerdeki askeri varlığı sona erdi. 30 Ocak 1994’te Müslüman ayrılıkçı gerillalarla ateşkes andlaşması imzalandı.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). nefesli çalgıların ağız kısmındaki tahta tıkaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). 1920-1930 senelerinde son moda giyinen kız; çarpan şey; keklik palazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bilir bilmez söz söyleyen, düşüncesizce söylenmiş (söz). flippancy (i). küstahlık. flippantly (z). düşüncesizlikle, küstahca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaplumbağanın yüzmek için kullandığı yassı bacak veya kanadı; palet (yüzme); argo el.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tavuk pençesi, (bot). Biyophyllum pinnatum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital görüntü depolaması için hem floppy disket hem de Memory Stick™ kullanılabilir. Resimler, floppy disketten Memory Stick™’e kopyalanabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). buzlu, dondurulmuş; (i). meyvalı dondurma, buzlu şerbet frape.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özellikle elbisede gereksiz süs; yapmacık, gösterişli söz; cici bici şeyler, değersiz süsler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.), (den.) borda kancası, filika demiri; yakalayış, şiddetle sarılış; güreşte birbirine sanlma; gögüs göğüse savaşma; (f.) yakalamak, kavramak, sıkıca tutmak; kanca ile tutmak; filika demiri kullanmak; sarmak, kucaklamak; sarılmak, tutuşmak, uğ

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çekirge; çekirge şeklinde balık yemi; A.B.D., argo bir çeşit küçük uçak, pırpır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) grip hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çıtçıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Musikide süs notalarından biri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (zool.) Lebistes türünden ufak renkli balık .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) olmak, vaki olmak, meydana gelmek, rast gelmek. happen on rast gelmek, bulmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) olay, vaka; tiyatro kısmen ve irticalen sahneye konan ve seyircileri şaşırtmak gayesini güden oyun .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ABD, (k.dili) rastlantı, tesadüf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) mutlulukla, sevinçle; iyi bir tesadüf olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) saadet, mutluluk, bahtiyarlık; uygunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) mutlu, mesut, talihli, memnun, bahtiyar, sevinçli; şen, neşeli; uygun, yerinde olan; ABD, argo ...delisi ( msl. girl happy kız delisi. ) happygolucky (s.) kaygısız; bir şeye aldırmaz, neşeli .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kalçalı; kabarık çatılı; (A.B.D)., argo fazla meraklı; (ing)., (k).dili üzüntülü, çökmüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (k).dili hoplaya zıplaya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beatnik. hippie. hippy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

HIgh Performance Parallel Interface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

High Performance Parallel Interface. 'High Performance Parallel Interface', ANSI draft standard X3T9 3.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

High Performance Parallel Interface - ANSI draft standard X3T9 3. High performance parallel interface; a point to point 100 MByte/sec interface standard used for networking components of high performance multicomputers together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

High-Performance Parallel Interface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

High-performance Parallel Interface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviation for high performance parallel interface as defined by the ANSI X3T9 3 document, a standard technology for physically connecting devices at short distances and high speeds Primarily to connect supercomputers and to provide high-speed backbones

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

High Performance Parallel Interface An ANSI standard for high-speed transfer of information in a dual-simplex manner over a short parallel bus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

High Performance Parallel Interface, a network technology standard that specifies a transmission speed of 100 megabytes per second and allows devices to be attached directly to the network without an intervening computer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A high speed interface usually used to connect point-to- point Transfer speeds are usually quoted at 100 MBps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ANSI standard that extends the computer bus over fairly short distances at speeds of 800 and 1600 Mbps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An 800 Mb/s interface to supercomputer networks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The High Performance Parallel Interface is a network link, often used to connect computers It is slower than shared memory transfers but faster than TCP/IP transfers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Height performance parallel interface Defined by ANSI X3T9 3.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A method for connecting heterogeneous supercomputers with IBM mainframes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hipi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili suaygırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). beyinde bulunan iki beyaz çıkıntının her biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şarap ve baharattan yapılmış eski bir likör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hipokrat, ünlü Yunan hekimi. Hippocrat'ic (s). Hipokrat'a ait; tıpla ilgili. Hippocratic oath Hipokrat yemini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Helikon dağında Müzlere adanmış pınar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). at meydanı, hipodrom.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başı ve kanatları kuşa ve gövdesi ata benzeyen efsanevi bir yaratık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. mus- es, Lat. -mi) suaygırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hop diye her şeye girişen, düşüncesiz ve hafif mizaçlı, çocuk mizaçlı, delişmen: Hoppa bir adam, pek hoppa alışmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flyaway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flighty. frivolous. cronk. flyaway. giddy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Birdenbire atlamayı tasvir ve taklid eder: Pencereden hoppala aşağıya atladı. 2. Damdan düşer gibi münasebetsiz bir söz söyleyen hakkında alay yollu kullanılır: Hoppala! Hoppala beyim. 3. Küçük çocukları sıçratır veya uyuturken söylenir: Hoppala oğlum! Uyusun çocuğum hoppala!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

there you go ! that's it ! how strange ! what an idea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hoppa olma hâli, hoppaca davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frivolity. levity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to do sth frivolous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıçrayan kimse veya şey; sekerek yürüyen kimse; pire gibi sıçrayan böcek; silo, sarpın; gemi yüklemek veya boşaltmak için kullanılan dibi açılır büyük kova.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. hobble.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uymaz, tatbik olunamaz, ilgisiz. inapplicabil'ity, inap'plica bleness i. uygun olmayış, tatbik edilemeyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. münasebetsiz, uygunsuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. takdir edilemez; belirsiz, pek az, cüzi. inappreciably z. anlaşılmaz derecede, ehemmiyetsiz surette, pek az.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hoşnutsuz, memnuniyetini göstermeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yaklaşılamaz, erişilemez; eşsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uygun olmayan, yakışık almayan, münasebetsiz. inappropriately z. yakışık almaz bir şekilde. inappropriateness i. uygunsuzluk, münasebetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zamansız, mevsimsiz, münasebetsiz, uygunsuz, sırasız. inopportunely z. vakitsizce, uygunsuz zamanda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tahammül edilemez, çekilmez, dayanılmaz; haksız. insupportably z. dayanılmaz bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bastırılamaz, önlenemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD, argo külüstür otomobil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Grek alfabesinin onuncu harfi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çiroz; f. balığl tuzlayıp tütsülemek veya kurutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lap diye ses çıkaracak şekilde, birdenbire, ansızın, bk. Larpadak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sarkık şey; elbisenin kıvrımı yeri; sarkık et parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. denizin hafifçe dalgalanması: küçük dalgalardan gelen serpinti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., argo yüzsüz, saygısız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi kelime). 1. Yumuşak ve kalın bir şeyin düştüğünü ve düşerken çıkardığı sesi taklit ve tasvir eder: Et loppadak yere düştü. 2. Hız, acele ve hırsla yutmayı tasvir eder:

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış tatbik etmek veya istimal etmek, yerinde kullanmamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış anlamak. misapprehension i. yanlış anlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. haksız olarak almak veya kullanmak, emanete hıyanet etmek, çalmak. misappropria'tion i. emanete hıyanet, emniyeti suiistimal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Mississippi nehri; Mississippi eyaleti .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili çocuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili kendine paye vermek için şöhretli isimlerden bahsetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ileri doğru çıkmış yukaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yayık tabak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sert; sarhoş; i., (İskoç) sert bira.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. havlı, tüylü; kıvırcık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng, k.dili çocuk bezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kırpan veya kesen kimse veya şey; (çoğ.) kıskaç, cımbız; atın ön dişi; yengeç veya ıstakozun kıskacı; (İng.), (k.dili) erkek çocuk, oğlan; (çoğ.), argo kelepçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) keskin, acı, ısırıcı, zehir gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) meme başı; Sişe emziği; iki ucu vidalı kısa boru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Japonya. Nipponese' (i.), (s.) Japon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hazır bulunmama, gıyap, yokluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) olaysız durum, ilgi çekmeyen olay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir kimsenin kanunen bakmakla yükümlü olduğu kimseye bakmaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. opposed, opposite.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kasabaya ait; i., İng . şehirli, kasabalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. karşıki, karşı; karşıt, zıt; i. hasım, düşman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. elverişli uygun; tam zamanında olan, vakitli. opportunely z. tam zamanında. opportuneness i. elverişlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.fırsatçılık,oportünizm. opportunist i.fırsatçı kimse,oportünist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fırsat, uygun zaman, elverişli durum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karşı konulabilir, muhalefet edilebilir; karşısına konulabilen (baş parmağın diğer parmakların karşısına konulabilmesi gibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. karşılaştırmak; karşı koymak, karşı çıkmak, direnmek; engel olmak, mani olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. karşıki, karşıda olan; zıt, aksi, karşıt, ters; bot. karşılıklı, yaprakları karşı karşıya olan; i. karşı olan şey veya kimse; karşıda olan şey veya kimse. opposite number tekabül eden kimse veya şey. oppositely z. zıt olarak. oppositeness i. zı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muhalefet; karşıtlık, zıtlık; mücadele; karşı durma, karşı koyma: engel olma; pol. muhalif parti; astr. birbinden 180 derece uzaklıkta olan iki gökcisminin durumu. oppositionist i. muhalefetçi, muhalif partiden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sıkmak, sıkıştırmak, baskı yapmak: zulmetmek, canını yakmak; yormak, canını sıkmak, üzerine yüklenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zulüm, baskı, ceza, cefa; zulmetme; zulüm ve cefa görme; sıkıntı, güçlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ezici, zulmedici; sıkıcı, bunaltıcı. oppressively z. zulmederek; bunaltıcı bir şekilde. oppressiveness i. sıkıcılık; gaddarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hakaret dolu; utandırıcı, yüz kızartıcı. opprobriously z. utanç verecek şekilde. opprobriousness i. rezillik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rezalet; hakaret; ayıp; rezalet sebebi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. karşı koymak, tenkitle hücum etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karşı koyan. op pugnancy i. karşıtlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. fazlalık; f. fazla tedarik etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. komposit familyası bitkilerinin kaliksinde meydana gelen şemsiye biçimindeki kıllı uzuv, papus. pappose s. papuslu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili baba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. biber, bot. Capsicum; karabiber, bot. Pipernigrum; biber fidanı; kırmızıbiber; f. üzerine biber ekmek, biberlemek, biber gibi ekmek; üzerine kurşun ; veya taş yağdırmak; (bir yazı veya konuşmayı) çekici duruma sokmak. pepperand salt s. tuz bibe

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tepesi delikli biberlik; çabuk öfkelenen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çekilmemiş biber, dövülmemiş biber, tane biber; önemsiz kimse veya şey. peppercorn rent huk., (eski) yalnız itibari mahiyeti olan kira bedeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tere, acı tere otu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. nane, bot. Mentha piperita; naneşekeri; naneruhu; s. naneli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. biberli; sert, keskin; titiz, sert huylu, geçimsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili canlı, enerjik,şevkli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir kimseyi tenkit niteliğinde olan sert nutuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Filipin Adaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Filibe'nin eski ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ananas, bot. Ananas comosus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lezzetli birkaç çesit elma; çekirdek; (argo) harika kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. patlangaç; mısır patlatmak için kullanılan kalbur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. minyon kimse. poppet valve buharlı makinalarda kullanılan bir cins valf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f, i dalgalanmak; çağlamak; i. dalgalanma; çağlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i gelincikgillerden herhangi bir bitki, bot. Papaver; afyon; kızıl renk. opium poppy haşhaş, bot. Papaver somniferum. corn poppy, field poppy, red poppy gelincik, bot. Papaver rhoeas. poppy seed haşhaş tohumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili saçma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haşhaş tohumu, haşhaş başı; mim. suslü başlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. pages, pianissimo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.önceden farzetmek; gerekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.önceden farzedilen şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kukla; iplerle oynatılan kukla, maryonet; başkasının elinde oyuncak veya alet olan kimse. puppet play, puppet show kukla oyunu. puppeteer' i. kuklacı. puppetry i. kukla oyunculuğu; manasız gösteriş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. köpek ve köpekbalığı yavrusu; hoppa delikanlı, züppe genç. puppy love hissi ve çocuksu aşk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) 17. yüzyılda İrlandalı gerillacı; (nad.) haydut, korsan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kuvvetli bir çeşit enfiye, burunotu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) dağcılıkta doruktan ip sallandırarak inmek; (i.) iple iniş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çalan veya vuran kimse veya şey; kapı tokmağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dostça münasebet, dostça ilişki, ahenk, uyum en rapport (an rapor) (Fr.) birbiriyle anlaşmış, uyum halinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (Fr.) uzlaşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. verevine dokunmuş kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kesici şey veya kimse, yarıc şey veya kimse; dikiş sökmeye mahsus alet; (ing),( argo) çok hoşa giden şey; çok mükemmel adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. boydan boya kesen, yaran;ing), (argo) çok güzel, mükemmel, âlâ. a rip ping good time çok güzel vakit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ufacık dalga, dalgacık; su yüzünün dalgalanması; f. ufak dalgalar meydana getirmek; dalgalanmak; dalgacıklar gibi ses çıkarmak. a ripple of conversation dalga gibi yükselip alçalan konuşma sesi. ripple mark kaya veya kum üzerinde su veya rüzgârın b

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. keten tarağı, keten tohumunu ayırmaya mahsus tarak; f. keten tohumunu ayırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yırtılmaz, dikişleri sökülmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ansızın: Şappadak içeri daldı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. sıçanyolu kazan lağımcı, kazmacı, istihkâm neferi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Midillili ünlü şair Safo'ya ait; i. bu tarzda yazılmış şiir. Sapphic vice sevicilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. gökyakut, safir, safir rengi, parlak mavi renk; s. gökyakuta benzer, parlak mavi renkte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gökyakuta benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. özlü; canlı; (argo) ahmak, budala; toy, acemi. sappiness i. canlılık, hayatiyet; özlü oluş, toyluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (argo) çekmek; slang. aşlrmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Avustralya'ya ve Yeni Zelanda'ya mahsus bir çeşit balık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hollanda ve Almanya'ya mahsus alkollü sert içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. kaynatılmış mısır unu ve et parçaları kızartması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kırıntı veya parçalardan ibaret. scrappily z. parça halinde, parça parça. scrappiness i. parça halinde olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kavgacı. scrappiness i. kavgacılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den., f. frengi deliği, geminin güvertesinden suyun denize akmasına mahsus delik; f., İng., (argo) katliam yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendi kendini tayin etmiş; kâhyalık eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendini geçindirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) toprak kirasını ürünle ödeyen çiftçi, ortakçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sivri uçlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) nakliyeci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gemiler; bir memlekete veya limana ait bütün gemiler; tonaj; gemi ile taşıma, nakletme. shipping bill manifesto. shipping company nakliye şirketi. shipping room işyerinde paketleme ve sevkıyat dairesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dükkân.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çarşıya çıkma, alışveriş etme. shopping center alışveriş merkezi, büyük çarşı. shopping district çarşı. shopping list alışveriş listesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birdenbire, beklenmedik bir zamanda.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yudumlayan kimse veya şey: cam veya plastikten yapılmış eğri kamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süte veya et suyuna batırılmış ekmek parçası, tirit: garnitür için kullanılan kızarmış ufak ekmek parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ufak gemi kaptanı, süvari.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seken sey veya kimse; sekerek yürüyen bir çeşit böcek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mühür mahfazası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (argo) yarı baygın, şaşkın; sersem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kayış mesafesi; hakiki ile farzedilen hız arasındaki kayma neticesi meydana gelen fark.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. terlik, pantufla. slippered s. terlik giymiş, terlikli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çanta çiçeği, bot. Calceolaria integrifolia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kaypak, kaygan, kayağan; hilekâr, güvenilmez; ele geçmez, Yakalanmaz. slipperily z. kaygan olarak; güvenilmez şekilde. slipperiness i. kayganlık; güvenilmezlik. slippery elm yumuşak iç kabuğu ilâç olarak kullanılan ve Amerika'da yetişen bir çeşit

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kaypak; kaygan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zifoslu, çamurlu, sulu; kirli su ile lekelenmiş veya ıslatılmış; şapşal, çapaçul, dökük saçık; dikkatsiz, dikkatsizce yapılmış; k.dili. fazla hissi. sloppily z. şapşalca. sloppiness i. şapşallık, dökük saçıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çat diye ses çıkaran şey; büyük kaplumbağa; levreğe benzer bir balık, zool. Lutianus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aksiliği tutmuş, babası üstünde olan, huysuz. snappishly z. aksilik ederek. snappishness i. huysuzluk, aksilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ufak parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili. ters ve kısa; kibirli, kurumlu; parça halinde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili. canlı, hararetli; ters, huysuz. Make it snappy! Çabuk ol!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tirit gibi; sırsıklam, çok ıslanmış; yağmurlu; İng., (argo) aşırı duygusal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. istep, bozkır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atlangıç, atlama taşı; ilerleme vasıtası, basamak, ilk adım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. noktalarla hakketmek veya resmetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. noktalarla hakketme veya resimlendirme usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tıkama; durdurma, kesme; maaşa haciz koyma; stopaj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tapa, tıkaç; durduran kimse veya şey; f. tapa ile tıkamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tıkaç, tapa; f. tapa ile tıkamak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. baskı durduğu sırada gazeteye eklenen; zamana uygun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. işkence olarak bileklerinden iple yukarıya çekip tekrar bırakıvererek düşürme cezası; f. bu şekilde cezalandırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili. uzun boylu, iriyarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. soyma makinası; soyan kimse; A.B.D., (argo) striptiz artisti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. supplement.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. akşam yemeği; yemekli gece toplantısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ayağını kaydırıp yerine geçmek, yerini kapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. yumuşak, kolayca eğilip bükülebilir, elastiki, esnek; uysal, yatkın, başkalarının suyuna giden; f. yumuşatmak. suppleness i. esneklik, elastikiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ilâve, ek; zeyil; mat. bütünler açı; f. ilâve etmek, eklemek; doldurmak. supplemen'tal, supplemen'tary s. ilâve olan, bütünleyici; mat. bütünleyen, tamamlayan. supplementa'tion i. ekleme, ek, ilave, zeyil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rica, niyaz, yalvarış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. rica ve niyaz eden, yalvaran (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. rica ve niyaz etmek, yalvarmak; dua ederek yakarmak. supplicatingly z. yalvararak. supplica'tion i. yalvarış, yakarış, niyaz. supplicatory s. yalvarış kabilinden; niyaz eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sağlayan kimse; ihtiyacı karşılayan şey; tedarik eden firma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. sağlamak, tedarik etmek, temin etmek; ihtiyacı karşılamak; tatmin etmek; telafi etmek, yerini doldurmak; bir makamı işgal etmek; i. tedarik, teçhiz; mevcut; gen. çoğ. erzak, gereç, levazım, malzeme; vekil. cut off the supplies gerekli ihtiyaç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. esnek olarak, kendini duruma uydurarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. desteklemek; tahammül etmek, götürmek, dayanmak, tutmak, kaldırmak, çekmek; kuvvet vermek, cesaret telkin etmek; beslemek, geçindirmek; masrafını vermek; devam ettirmek; ispat etmek, teyit etmek; savunmak, müdafaa etmek; yardım etmek, tutmak,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çekilir, tahammül edilebilir; ispat edilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taraftar; yardımcı; jartiyer; askı; bileklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. destekleyici; yardımcı; ispat etme hususunda faydalı. supportive therapy psik. hastaya problemlerinde yardımcı olarak yapılan psikoterapi; tıb. hastanın genel sıhhat durumunu kuvvetlendirerek hastalık bulgularının ortadan kaldırıldığı tedavi usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tasavvuru mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zannetmek, farz etmek; doğru olduğunu kabul etmek; tasavvur etmek, düşünmek; tahmin etmek. Suppose he doesn't come. Farz edelim ki gelmedi. Ya gelmezse? Suppose we change the subject. Konuyu değiştirsek nasıl olur? He is supposed to be rich. Zengin

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zan, tahmin, kıyas; varsayım, ipotez, faraziye. suppositional s. tahmin kabilinden, farazi. suppos'itive s. tahmini, farazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. değiştirilmiş, sahte; tahmin kabilinden; varsayılı, ipotetik, farazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. supozituvar, fitil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bastırmak, sindirmek; önlemek, menetmek; zapt etmek; örtbas etmek, saklamak; gizli tutmak; durdurmak, kesmek. suppres'sion i. baskı; zapt etme, tutma; bastırma, sindirme. suppres'sive s. zapteden, tutan; bastıran, sindirici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. cerahat toplamak; işlemek (yara). suppura'tion i. cerahat, irin. suppurative s. cerahat hasıl edici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. Thames nehri üzerindeki kuğuların senede bir yapılan markalama işlemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hafifçe vuran kimse veya şey; maniple.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mak kol, manivela .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hafifçe vurma; musluktan alınan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) on üç ile on dokuz yaşlar arasındaki hippi kız .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ağzı sıkı, sır söylemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boyun atkısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. içki içmeyi adet haline getirmek; i. içki. tippler i. akşamcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir şeyin tepesini kesen kimse veya alet; kaban; (argo) üstün kimse; (argo) kaliteli şey; (argo) silindir şapka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. üstün, âlâ; İng., k.dili zinde, çok sıhhatli; çok iyi; i. tepesini kesme; tepe; sos.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. devirmek; devrilmek, düşecek gibi yana yatmak; itip yuvarlamak, düşürmek. topple over düşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tuzakçı, kürklü hayvanları tuzakla tutmayı meslek edinen avcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. süslü koşum takımı süs, tezyinat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok sıkı kuralları olan ve konuşmayı bile meneden Katolik manastırda rahip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., A.B.D., (argo) önemsiz sebeplerle silah kullanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seyahat eden kimse; İng., k.dili turist; mak. kastanyola.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. çevik, kıvrak; hafif adımlarla yürüyen; i. hafif ve çevik adımlarla yürüme; hafif bir dans. trippingly z. sekerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng., k.dili. iki penilik sikke; hiç, beş para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. müracaat edilemez; huk. temyiz edilemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zevksiz, cazip olmayan, nahoş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. arkadaşlık edilmesi zor olan; ulaşılmaz; yaklaşılmaz; mukayese edilemeyecek kadar üstün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. temkinli; soğukkanlı; şaşmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mutsuz, üzüntülü, kederli; talihsiz, şanssız; uğursuz, meşum; münasebetsiz, beceriksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karşı gelinmemiş; rakipsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. desteksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. üstteki, üst kattaki; yukarıki, yukarıdaki; üst; i. saya, ayakkabı yüzü; çoğ. kumaş tozluk; k.dili. yataklı vagonun üst kat yatağı. upper berth üst yatak (tren veya vapurda). upper case matb. majüskül harflerin bulunduğu üst kasa; majüskül har

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yüksek seviyeli, yüksek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lise veya üniversitede üçüncü veya dördüncu sınıf öğrencisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boksta aşağıdan yukarıya doğru vuruş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. en üst,enyukarıdaki; akla ilk gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Yukarı Volta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili. kibirli; kendini beğenmiş. uppishly z. kibirle. uppishness i. kibirlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kullanıcıların internete benzer içeriklere ulaşmasını sağlayan standarttır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mükemmel teçhizatlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. whop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kamçılayan kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. avda köpekleri idare eden kimse; parlamentoda parti denetçisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. kendini bir şey zanneden delikanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kamçılama, kırbaçla dövme; dayak; ipin etrafına sarılan sicim. whipping boy başkalarının suçlan üzerine yukletilen çocuk. whipping post kamçılamak için suçluların bağlandığı direk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. araba falakası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çobanaldatana benzer A.B.D.'ye özgü bir gece kuşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. büyük şey; kuyruklu yalan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili. çok iri, çok büyük, okkalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. telle gizlice dinleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. filelması, bot. Feronia elephantum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. paket sargısı; kitap kabı, kitap ceketi; sabahlık; saran şey veya kimse; puronun en üst yaprağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. paket kağıdı; ambalaj ipi; sargı; kapak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

MEX-1HD’nin maksimum kayıt hızını gösterir. CDDA’dan (CD Digital Audio), tümleşik sabit diske veri transferi, normal çalma hızından sekiz kat daha hızlı olabilir. Alternatif olarak normal hızlı (x1) kaydı seçebilir ve işlem sırasında tüm CD’yi dinleyebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Sokrat'ın karısının ismi; hırçın ve şirret kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. clepe.; s., (eski) adlı, isminde, denilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. solcu hippi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Musevilikte Kefalat Günü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yeni Sony WALKMAN® ZAPPIN teknolojisi, şarkılar arasında geçiş yaparken nakarat kısımlarını çalarak, aradığınız parçaları bulmanıza yardımcı olur. Tek bir düğmeye basarak, dilediğiniz şarkı veya albüme kolaylıkla erişebilirsiniz. Spor salonundayken veya hareket halindeyken bile, işinize ara vermeye gerek kalmadan en sevdiğiniz parçaları dinleyebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

İng. zapping

geçgeç

Seyredilecek uygun bir program aramak amacıyla televizyon kanallarını tarama.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., hav. zeplin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beklenmeyen ve uygun olmayan bir sırada.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fermuar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili. atik, enerjik, hareketli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birdenbire, ansızın, münasebetsiz ve umulmadık bir vakitte: Zırp çıktı (zıpçıktı), zırpadak giriverdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kılıkta, söz söyleyişte, düşünüşte toplumun gülünç ve aykırı saydığı yapmacıklara kaçan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beau.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dandy. snob. coxcomb. snobbish. snobby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affected daudy. fob. beau. blue nose. dandy. fop. high- hat. oddball. popinjay. swell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lounge lizard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snobbery. foppishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dandyism. foppishness. coxcombry. snobbery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by