Pala çalmak ne demek? | Pala çalmak anlamı nedir? | Pala çalmak

Pala çalmak anlamı nedir?

Pala çalmak ne demek?

Pala çalmak anlamı nedir?

Pala çalmak | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: pala calmak

Türkçe Sözlük

(sallamak) Uğraşmak, didinmek, çabalamak. Deyim

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Eğilmek, inmek. Mec. tenezzül etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

descend. dip. lapse. stoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to decline. to go down. to lose esteem. to lose altitude. descend to. deteriorate. lower oneself. stoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tombul ve iri küçük çocuk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Appalaş dağları

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), rülen bir hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) hastalanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Vurmak, çarpmak: Kamçı, kılıç çalmak. 2. Yere düşürmek, atmak: Yere çaldı. 3. Bir şeyin bir parçasını kesmek, çelmek. 4. Davul, dümbelek gibi bir şeye vurup ses çıkarmak: Davul, trampete çalmak. 5. Umumiyetle çalgı icrâ etmek: Piyano, kanun, klarnet, bir hava çalmak. 6. Birbirine vurmak, çırpmak: el çalmak. 7. Vurmak, tıktık etmek: Kapıyı çalmak. 8. Uğrulamak, çırpmak, hırsızlamak: Atımı çaldılar. 9. Almak, kapmak: Akıl çalmak = Meftûn etmek, aklı başından almak. 10. Bir sıvıya azıcık tuz veya çorbaya un katmak. 11. Tattırmak, lezzetini duyurmak: Ağzına bal çalmak. 12. Süpürmek, temizlemek:” Tozu çalmak. 13. Oynatmak, sallamak, tahrik etmek, kullanmak: Kürek, sopa çalmak. 14. Buruşturmak: Dili çalmak. 15. Az benzemek, yakınlaşmak: Yeşile çalıyor. 16. Bir şeyin lezzetini vermek: Is çalmak, bakır çalmak. 17. Doğru söylemeyip çetrefil söylemek veya diğer bir lisanı andırmak: Dili çalıyor, dili Rumca’ya çalıyor. 18. (saat ve saz vs.) Vurmak: Bu saat doğru çalmıyor, bu piyano pek iyi çalıyor, mec. (ağıza) Bir parmak bal çalmak = Boş vaatler ile avutmak. Düdüğü çalmak = Muvaffak olmak, merâma kavuşmak. Topuk çalmak = Yürürken topukları birbirine dokundurmak, çamur atmak. Her telden çalmak = Çeşitli bilgileri olmak. Hava çalmak = Sam vurmak. Çal çene, (bk.) Çal. Çılyaka etmek = Yakasından kapmak, kavramak. Ç»lakamçı, çalakılıç, çalakürek vs. = Durmadan kamçı, kılıç, kürek vs. sallayarak, (bk.) Çala.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steal. blow. lift. walk away with. bag. thieve. knock off. knock. abstract. adopt. cop. crib. defalcate. filch. grind. grind out. heist. hijack. hoist. hook. hoot. incline. jangle. jingle. knelt. mooch. nick. nobble. make off with. pilfer. pinch. plu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appropriate. embezzle. execute. filch. ring. rob. slap. steal. strike. swipe. thieve. to steal. to run away with sth. to rip sth off. to knock sth off. to strike. to ring. to sound. to chime. to peal. to play. to execute. to knock. to blow. to border on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to steal. to hit. to add. to mix in. to make. to spread. to play. to taste of. to tend to resemble. abstract. blow. crib. filch. finger. hook. lift. nail. nick. pick. pilfer. pinch. to commit plagiarism. prig. purloin. rap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ring a bell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çapa ile kazmak: Bağı vaktinde çapalayamadık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çapa ile kazılmak: Bu mevsimde bağ çapalenmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çapa vurdurmak, çapa ile kazdırmak: Bağı kime çapalatıyorsunuz?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whistle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sözle veya bilek kuvvetiyle örselemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maul. punish. to ill-treat. to misuse. to treat roughly. to manhandle. to maul. to rough up. to beat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to buffet. to treat roughly. to rough up. to manhandle. batter. harrow. knock about. maul. to take toll of sb. work over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hırpalamak işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be buffetted about. to be treated roughly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hırpalamak işini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sth to be buffetted. to have sb roughed up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Birdenbire atlamayı tasvir ve taklid eder: Pencereden hoppala aşağıya atladı. 2. Damdan düşer gibi münasebetsiz bir söz söyleyen hakkında alay yollu kullanılır: Hoppala! Hoppala beyim. 3. Küçük çocukları sıçratır veya uyuturken söylenir: Hoppala oğlum! Uyusun çocuğum hoppala!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

there you go ! that's it ! how strange ! what an idea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Afrika'da bulunan bir ceylan zool. Aepyceros melampus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whistle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to whistle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to play violin. fiddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İhtiyarlamak, ihtiyar olmak (kocamak daha doğrudur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). En fazla çocuklarda olan mikroplu, bulaşıcı ve tehlikeli bir hastalık, difteri.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Difteri de denilen bu hastalığa tutulanlarda yutkunma zorluğu, ses kısıklığı, nefes darlığı, kuru öksürük, yüzde morarma, bademcikler üzerinde kurşuni beyaz renkte bir zar, boğaz ağrısı, boyun bezlerinde şişlik, iştahsızlık, kol ve bacaklarda ağrılar görülür. Ateş 38-40 derece arasındadır. Nabız süratlidir. Hastalık başlangıcında teşhis edilip, hastanın nefesi tamamen kesilmeden müdahale edilmezse, ölümle sonuçlanır. Bulaşıcı bir hastalıktır. Hastanın bulunduğu yerdeki havaya yayılan mikroplarla bulaşır. Korunmak için en iyi çare difteri aşısı yaptırmaktır. Vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir.

Sağlık Bilgisi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Pala gibi sert ve keskin kişilikli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (Rumca’dan alınma zannolunuyorsa da Rumlar da Türkçe gibi kullanıyorlar. Müşterek kelimelerden olup, aslının Arnavutça olması muhtemeldir). 1. Bir çeşit yassı kılıç. Suya pala çalmak “ Boşuna yorulmak. 2. Küreğin yassı yeri ve o şekilde yassı bazı Aletler. Pala sallamak = Tek kürek oynatarak kayık yürütmek. 1. Kılıçlama konan yassı kiriş vesair kereste.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scimitar. scimiter. sword. broadsword. cutlass. machete. paddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutlass. rag rug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scimitar. sabre. saber. blade. sword. broadsword. cutlass. web member. web. knife. paddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kısa ve geniş kılıç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(sallamak) Uğraşmak, didinmek, çabalamak. Deyim

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(PALAS-PARE) (i. F.). Paçavra, çul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gür ve yanaklara doğru uzanan bıyık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saray; saray gibi bina; muhteşem ev; k.dili lüks eğlence yeri veya galeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imparator Şarlman'ın maiyetinde bulunan on iki efsanevi asilzadeden biri; macera peşinde koşan şovalye, kahraman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yassılamasına ve kılıçlama vaziyet: Kirişleri palalığına koymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Gemileri karaya bağlamakta kullanılan kalın halat. Palamar gözü = Geminin başında ve kıçında palamar geçmeye mahsus demir bilezikli delik (argo) Palamarı koparmak = Savuşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dockage or buoyage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dockage or buoyage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins meşe ile sair bazı ağaçların verdikleri yemiş ki, kestane çeşidinden ve acıca olup, kabuğu kösele imalinde kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). irice ve çok raslanan, eti biraz kabaca bir balık; pek makbûl sayılmaz. Çingene palamudu = Bir cinsi. Torik = Daha büyüğü. Zindandelen, paçuta = En büyüğü. Altı parmağın tuzlusuna da lakerda denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

valonia. acorn. bonito. horse mackarel. mast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bonito. tunny. valonia oak. acorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bonito.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

valonia. acorn. bonito. horse mackarel. mast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bonito. tunny. valonia oak. acorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bonito.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Farsça’da semer demektir). Ekseriya eşeklere ve bazen de ata vurulan kaşsız ve yumuşak enli bir nevi eyer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a broad soft saddle without frame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a broad soft saddle without frame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پالان] semer, palan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çeşmenin musluk taşı

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stony slope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stony slope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پالان دوز] semerci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Palan diken ve yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

block and tackle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tackle. block. jigger. chain hoist. gin. purchase. hoist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

block and tackle. pulley. hand chain. hoist. pulle block. pillow bloc. chain hoist. chain cat. set of pulley. lifting jack. gin tackle. gin. tackle block. purchase. muffle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Macarca’dan). 1. Ağaç ve toprakla yapılmış ve hendek çevrilmiş hisarcık. 2. Böyle hisarla çevrili varoş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A camp permanently intrenched, attached to Turkish frontier fortresses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. denizcilik). Gemilerde ağır yük kaldırmak için halatı birbirinin içinden geçirilmiş çok dilli çifte makara.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tahtırevan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). 1. Lüks otel. 2. (argo). Çok kolay, çalışmadan geçilecek ders.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(PALAS) (i. F.). Aba ve çul gibi kaba ve eski eşya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palace. very easy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

East Indian tree bearing a profusion of intense vermilion velvet-textured blooms and yielding a yellow dye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palace. very easy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

East Indian tree bearing a profusion of intense vermilion velvet-textured blooms and yielding a yellow dye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very hastily and abrubtly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very hastily and abrubtly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Macarca’dan). 1. Fişeklik, koymaya mahsus gümüş veya tunçtan yahut köseleden mahfaza ki, kayışla asılır veya bele bağlanır. 2. Süvari çantası. 3. Top hartucu konulan çanta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartridge belt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartridge belt. bandolier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartridge belt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartridge belt. bandolier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Derlenip toparlanmaya vakit bulmadan, alelacele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). 1. Dolu topu söküp temizlemekte kullanılan burgulu sırık. 2. Topun yuvarlağına konulan sıkı, gülle sıkısı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. lezzetli, damak lezzeti veren; makbul, hoşa giden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. damağa ait; dilb. dilin damağa dokunmasıyle çıkarılan (ses); i. damaksı ses, damak sessizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. damak; tat alma duyusu; zevk, haz, hoşlanma. cleft palate doğuştan yarık damak. hard palate damak, sert damak. soft palate damağın geri kısmı, yumuşak damak, damak eteği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Emniyet, güven ve cesaret telkin eden kişi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. saray gibi, muhteşem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir pala. Sert ve katı yapılı, güçlü.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. palatinlik, palatin sıfatına sahip olan hükümdarın ülkesi; palatin'in rütbe veya görevi; b.h. Palatin'lik'te oturan kimse. the Palatinate Alman'ya'da Ren nehri kıyısında bulunan bir eyalet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. damakla ilgili veya damağa ait; i. damak kemiği. palatine bone damak kemiği. palatine vault damak kemeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hükümdar yetkisine sahip (asilzade); saraya mensup; b.h. Palatinlik'e ait; i. imparator sarayında memur; kendi ülkesinde hükümdar yetkisine sahip olan kimse, palatin; b.h. Roma'daki yedi tepenin ortasında bulunan tepe; vaktiyle kadınların kulland

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. laf boş lakırdı, palavra; pohpohlama, slang. yağ çekme; yerlilerle turistler arasındaki görüşme; f. boş laf etmek, palavra atmak; yaltaklanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Harp gemisinin top anbarının üstünde, ve güvertenin altındaki ikinci kat. Palavracı = Uydurma şeyler söyleyen, atıp tutan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

claptrap. lie. hot air. boasting. applesauce. bragging. baloney. boloney. bounce. braggadocio. bunk. bunkum. claptrap. cock-and-bull story. eyewash. fish story. flubdub. flummery. gaff. jazz. palaver. talkee-talkee. tall story. shits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boloney. tale. a tall story. fairy story. fairy-tale. whopper. bunk. baloney. humbug. idle talk. boast. swagger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empty talk. bullshit. cock and bull story n. crap. hog- wash. hot air. palaver. story.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

braggart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Yedek at.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Göllerde balık üretmek için atılan ağaç dalları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Su kuşlarıyla güvercin gibi bazı kuşların pilici: Kaz, ördek, güvercin, hindi palazı. Kuşpalazı = Difteri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duckling. gosling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kimi kuş yavrularının civcivlikten sonraki durumu. 2.Güzel, canlı, gürbüz, şişman. 3.Dağınık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuşların yavrusu semirmek, semen peyda etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow fat. to grow up. to get rich. to grow up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a packet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow fat. to grow up. to get rich. to grow up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a packet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pumping. pumping out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pump. to pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be pumped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scrape. rasp. to rasp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scrape the paint or rust off a surface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to club.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stopper. to put a stopper on. to fuze. to attach a fuze to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bung. cork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yuvarlak, gülle şeklinde: Topalak adam. 2. Yuvarlak pamuk dengi: Bir topalak pamuk. 3. Hünnapgillerden bir bitki.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ağıza zor alınır; nahoş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

labour. wobble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sway from side to side. to roll. to lurch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir nevi büyük puhu kuşu.

Türkçe Sözlük by