Park Etmek ne demek? | Park Etmek anlamı nedir? | Park Etmek

Park Etmek anlamı nedir?

Park Etmek ne demek?

Park Etmek anlamı nedir?

Park Etmek | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: park

Türkçe - İngilizce Sözlük

park.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to garage. to park.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

park.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to garage. to park.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. koru haline getirmek; park içine almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funfair. amusement park. pleasure ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funfair. fun fair. amusement park.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amusement park. funfair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funfair. amusement park. pleasure ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funfair. fun fair. amusement park.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amusement park. funfair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Düşük ya da yüksek ışık koşullarında çerçevenin belirlenmesine yardımcı olmak için CCD kazanımı hafifçe artırılarak pozlamadan hemen önce LCD vizörde ekstra parlak görüntü sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Al.). Bir yerde durup bekleyecek otomobillerin sıra sıra dizildikleri saha.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parking lot. car park. park. parking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parking lot. car park. multistorey car park.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parking lot. parking building. car park. parking garage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parking lot. car park. park. parking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parking lot. car park. multistorey car park.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parking lot. parking building. car park. parking garage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.) 1. Gezip dolaşmak için meydana getirilmiş büyük bahçe. 2. Askerlikte cephane, makine, otomobil veya uçakların bulunduğu yer. Park etmek = Bir otomobili, ayrılmış özel yere bırakmak. Milli park = Tabii güzellikler veya ilmi ve sportif bakımdan önemli olduğu için, bütün hususiyetleriyle muhafaza edilen büyük arazi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common. park.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A piece of ground inclosed, and stored with beasts of the chase, which a man may have by prescription, or the king's grant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A tract of ground kept in its natural state, about or adjacent to a residence, as for the preservation of game, for walking, riding, or the like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A piece of ground, in or near a city or town, inclosed and kept for ornament and recreation; as, Hyde Park in London; Central Park in New York.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A space occupied by the animals, wagons, pontoons, and materials of all kinds, as ammunition, ordnance stores, hospital stores, provisions, etc., when brought together; also, the objects themselves; as, a park of wagons; a park of artillery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A partially inclosed basin in which oysters are grown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To inclose in a park, or as in a park.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To bring together in a park, or compact body; as, to park the artillery, the wagons, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any place where vehicles are assembled according to a definite arrangement; also, the vehicles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To bring together in a park, or compact body; as, to park artillery, wagons, automobiles, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In oyster culture, to inclose in a park.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To promenade or drive in a park; also, of horses, to display style or gait on a park drive. a gear position that acts as a parking brake; 'the put the car in park and got out' a large area of land preserved in its natural state as public property; 'there

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

park. parking lot. car park.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a large area of land preserved in its natural state as public property; 'there are laws that protect the wildlife in this park'. a piece of open land for recreational use in an urban area; 'they went for a walk in the park'. a facility in which ball games

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Scottish explorer in Africa. a lot where cars are parked. a gear position that acts as a parking brake; 'the put the car in park and got out'. place temporarily; 'park the car in the yard'; 'park the children with the in-laws'; 'park your bag in this lock

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Paper parking is a printer function that allows continuous paper to be 'backed out' of the printer, but kept in the pusher tractors Then single sheets can be fed into the printer When continuous form paper is needed again, an 'un-park' operation loads the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To move the hardisk read/write heads to a safe area of the disk before you turn your system off, to guard against damage when the computer is moved Most modern hard disks park their heads automatically, and so you do not need to run a special program to p

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The park position of the running mode selector is used in the same was as on any other automatic car Since all other modes are set electronically, the mode selector could be a row of push buttons if not for park In this mode, a mechanical linkage locks th

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An area of public land largely used for recreation or education. Park places an incoming call in a special hold state, retrievable from any other extension using the Answer Back feature Requires a system code to park the call.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An enclosed piece of land used for public recreation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Highly productive irrigated grasslands such as golf courses and turf farms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviation for Photoastigmatic Refractive Keratectomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In a generally Steep walled Canyon, a wide, level place adjacent to theriver with grass and trees, often found at the mouths of tributaries. v /n Before children, a verb meaning, 'to go somewhere and neck ' After children, a noun meaning a place with a sw

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

park , Pk , Park.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. park, umumi bahçe; ask. ordu mühimmatının biriktirildiği yer; lunapark; vahşi hayvanlar için çitle ayrılmış geniş saha; f. arabayı park etmek: A.B.D., (argo) koymak; bir araya biriktirmek; park içine koymak. parking lot araba park yeri. parkin

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parking meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parking meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parking area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turnout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parking lot / site / space.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parking area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turnout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parking lot / site / space.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anorak. parka.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An outer garment made of the skins of birds or mammals, worn by Eskimos, etc. a kind of heavy jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parka.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a kind of heavy jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parka.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. parka; Eskimoların giydiği kürk ceket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. parquet). 1. Ufak ve muhtelif şekilde döşenmiş tahta parçalarından mürekkep süslü döşeme. 2. Ufak taşlarla döşenmiş (yol).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parquet. inlay. hardwood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parquet. cobblestone pavement. parquetry. cobblestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parquet. parquetry. cobblestone pavement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cobblestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cobblestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ellerin titremesi ve yüz kasla rındaki kontrolün kaybolması ile belirlenen sinir hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racecourse. racetrack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racecourse. golfcourse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racecourse. racetrack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racecourse. golfcourse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ekspres yol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kıvılcım, çakım, çakın, şerare; elektrik kıvılcımı; elmas; belirti; canlılık; f. kıvılcım saçmak; harekete geçirmek, teşvik etmek, kışkırtmak. spark arrester kıvılcım kafesi; elektrik kıvılcımlarını önleyen cihaz. spark coil elek. endüksiyon

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yakışıklı delikanlı; civelek kız: (erkek) sevgili; sinirli kimse; f. flört etmek. sparkish s. hoppa, havalı, civelek; gösterişli, iyi giyimli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kıvılcımlar saçmak; pırıldamak; köpürmek, köpük köpük olmak (şarap); i. kıvılcım; pırıltı; şaşaa. sparkler i. pırıldayan eylayan mücevher; şahsiyeti ve canlılığıyle göze batan kimse, parlak şahsiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. parlayan, pırıldayan; canlı; köpüklü. sparklingly z. pırıldayarak. sparklingness i. parlaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kışkırtmak; canlandırmak, harekete geçirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vapurda radyo teknisyeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by