Part-time ne demek? | Part-time anlamı nedir? | Part-time

Part-time anlamı nedir?

Part-time ne demek?

Part-time anlamı nedir?

Part-time | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: part time

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. günün bir kısmında olan veya yapılan, part taym: part time work, part time student.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. part-time

yarım gün

Belirli veya alışılmış çalışma saatlerinin yarısı olan süre.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). kıç taraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gelecek, istikbal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kendine güveni olan yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yükseltiyi gösteren alet, altimetre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. altimètre

yükseklikölçer

Bulunulan yerin yüksekliğini gösteren aygıt.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altimeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

höhenmesser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (fiz). zıt zerre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s). ayrı, bir tarafa, bir yana, bir tarafta; münferit olarak, birbirinden ayrı; bağımsız olarak, müstakil bir şekilde; parça parça; (s). ayrı, farklı. drift apart sürüklenmek ; uzaklaşmak; tedricen ayrı düşmek.,set apart ayırmak, bir tarafa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apart hotel. apartment hotel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Güney Afrika'da ırk ayırımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

building. apartment building. apartment block. apartment house. rooms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

building. apartment building. apartment block. apartment house. rooms. room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apartment building. apartment house. apartment block. appartement. flatted house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İçinde birden fazla veya çok daire bulunan yüksek bina. Fransızca’da «daire» mânâsındadır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). apartman dairesi. apartment house apartman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refinery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kuşkonmaz otu ve pancardan çıkarılan özel bir asit, asparagin asidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. bathymètre

den. derinlikölçer

Okyanusun derinliğini ölçmeye yarayan alet.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. bathymétrie

den. derinlik ölçümü

Okyanus derinliğinin veya yüksekliğinin özel bir aletle belirlenmesi işlemi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yatma vakti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. vaktinde, çok geçmeden, erkenden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki tarafı da tutan, iki tarafı da temsil eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki bölümlü, iki kısımlı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yazmak (hâlen Çağatayca ve Özbekçe’de kullanılıyor).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. herkesin kendi içkisini getirdiği içkili toplantı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). santim, frankın yüzde biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). santimetre .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Örmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiparty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kompartıman, bölme. compartmen'talize(f). bölmelere aylrmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ortak, şerik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). taydaş; karşılık, tamamlayıcı herhangi bir şey; kopya, ikinci nüsha, suret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(müz). iki vuruşlu ölçü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

yaz aylarında saatlerin ileri alınması, yaz saati.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gündüz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ayrılmak, gitmek; hareket etmek; ölmek, göçmek vefat etmek; from ile sapmak, inhiraf etmek ayrılmak; bir yeri terketmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). geçmiş, müteveffa, vefat etmiş. the departed ölmüşler. ölmüş kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. département

bölüm

Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

department. squad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

department.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

department.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kısım bölüm şube, daire, kol; vekâlet, bakanlık .departmentstore her şeyi satan büyük mağaza, bonmarşe. departmen'tal (s). kısımlara ait; bölüme ait, daireye ait. departmen'talize (f). şubelendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hareket, gidiş ayrılış, terk; kalkış (vapur, tren); yenilik; dönüşme; sapma, ayrılma, inhiraf; vazgeçme, feragat; den bir geminin doğuya veya batıya doğru kestiği mesafe; bir geminin yola çıkmadan evvelki boylam ve enlem derecesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Avrupa’da (özellikle İngiltere) FM radyo sinyallerinin yerini alması beklenen bir standarttır. Bu yayın türü sayesinde, hem data hem de ses DAB uyumlu yazılımlar vasıtasıyla iletilebilmektedir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), esparto grass halfa otu, (bot.) Stipa tenacissima.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). yalnız bir tarafın yararına, tek taraflı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ön taraf, ilk kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). geçmiş zaman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. full-time

tam gün

Yasalara göre kabul edilmiş olan bir iş günü süresi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Bahçede yapılan eğlence, bahçede verilen ziyafet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Son, encâm, akıbet, pâyân: Hâtime çekmek = Bitirmek. 2. Bir kitabın sonuna eklenen makale ki, ekseriya neticesi hükmündedir. Son söz; fâtihe mukaddime, ön söz zıddı: Hâtime-i kitâb, hâtimet-ül-kitâb. r

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خاتمه] son. hâtime vermek; son vermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Hatim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. hâtime = son, Fars. keşîden = çekmek). Hâtime çeken, bitiren, tamamlayan, sona ediren, ikmâl eden: Hâtimekeş olmak = Bitirmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bildirmek, tebliğ etmek, söylemek; vermek, pay vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tarafsız, bitaraf; kendi çıkarını düşünmeyen. impartially z. taraf tutmayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tarafslzllk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tebliğ olunabilir, öğretilebilir, verilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bölünemez, taksim edilemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. just in time

gerektiğinde üretim

İhtiyaç duyulan yerde ve zamanda üretim yapma tekniği.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Vagon bölmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compartment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compartment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pluck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth broken. to have sth snapped off. to have sth picked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Misk, güzel koku.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ömür, hayat müddeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kıdemli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. deniz kenarında veya denize yakın; denizle ilişiği olan; denizciye mahsus; deniz seferleri ile ilgili. maritime law deniz hukuku. maritime power donanması olan devlet. maritime traffic deniz ticareti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yemek vakti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., z. ara, aradaki zaman; z. arada; aynı zamanda. in the meantime arada; iken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zamanı yanlış ayarlamak; zamanını yanlış tahmin etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

SMS ile aynı alt yapıya sahip ancak SMS’e göre daha çok veri gönderimini sağlayan (melodi-resim-kısa video vb) bir sistemdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opposition party.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. mixed-media.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. multimedia

bl. çoklu ortam

Bilgisayarda metin, grafik, ses ve canlandırma ögelerini birleştirerek sunan ortam.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gece vakti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) katılmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) partiye bağlı olmayan; tarafsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kıdemli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

1960'dan itibaren uygulanıp gözü yanıltıcı şekillerle belirlenen resim üslubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. iş saatlerinden fazla çalışma süresi; s. iş saatlerinden sonraki çalışmalara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski püskü ve yırtık (esvap vesaire): Parsal bir cübbe. (bk.) Partal.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. participle, particular.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., z. parça, kısım, cüz; birbirine eşit olan kısımlardan her biri; uzuv; mat. fasıl; hisse, pay; rol; görev; müz. fasıl, parti, belirli bir salgı veya sese mahsus kısım; semt, taraf; saçların ayrıldığı yer; z. kısmen .part and parcel esas kısım. part

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kısımlara ayırmak, taksim etmek; ayırmak, bölme ile ayırmak; bölmek; ayrılmak; parçalanmak, taksim olunmak; ayrılıp gitmek, uzaklaşmak. part company birbirinden ayrılmak, ilişkisini kesmek. part from -den ayrılmak. part with bırakmak. Let us part

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. günün bir kısmında olan veya yapılan, part taym: part time work, part time student.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. part-time

yarım gün

Belirli veya alışılmış çalışma saatlerinin yarısı olan süre.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (took, taken) katılmak, iştirak etmek; hissedar olmak, paylaşmak .partake of iştirak etmek (yemeğe); çeşnisi olmak; mahiyetinde olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok kullanılmaktan yıpranmış, örselenmiş pabuç vs.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayrılmış; bot. hemen hemen dibine kadar ayrılmış (yaprak) (eski) ölmüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Döllenmemiş yumurtalarla üreme. Bazı böceklerde görülür.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. parthénogenése

biy. döllenmesiz üreme

Döllenmemiş yumurtanın gelişmesiyle oluşan üreme biçimi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Tiyatro ve sinemalarda seyircilerin oturduğu zemin kat. Halk arasında daha çok «koltuk» denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who, or which, parts or separates.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ground floor orchestra. parterre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who, or which, parts or separates.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ground floor orchestra. parterre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muntazam tarhlara bölünmüş çiçek bahçesi; (tiyatro) parter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. kendiliğinden. üreme, cinsi munasebet olmadan vaki olan doğum, partenogenez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Partenon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Partiya'ya veya Partlılara ait; i. Part'lı kimse, Part. Parthian shot Partların kaçarken attıklan ok gibi ayrılırken söylenen keskin söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Kısım: Bir parti mal. 2. Müşterek siyasî kanaatlere sahip olanların kurduğu siyasî topluluk, fırka. 3. Bazı oyunların bir defalığı: Bir parti tavla. 4. Armoniyi meydana getiren melodilerden her biri. 5. Kelepir: İyi bir parti vurdu. Partiyi kaybetmek = Bir kazancı bir fırsatı kaybetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

party. get-together. do. bash. shipment. setout. shindig. hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consignment. do. game. lot. party. political party.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political party. party. consignment (of goods. bargain. sth acquired very cheaply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kısma ait, kısm?; kısmen etkili olan; cuzi, genel olmayan; taraf tutan, tarafgir; meyilli. partial eclipse astr. kısmen tutulma. partially z. kısmen; tarafgirlikle, bir tarafı tutarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir tarafı tutma, tarafgirlik; tarafgirlikten ileri gelen haksızlık; yeğleme; özel sevgi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat., huk. suç ortağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

party man. sb who is an all-out party man. party member.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

party man. sb who is an all-out party man. party member.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Partizanlık. 2. Parti işleriyle uğraşma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iştirakçi; s. paylaşan, katılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. s. katılan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. katılmak, iştirak etmek, hissedar olmak, ortak olmak, pay almak. participate with a person in a thing bir kimse ile bir şeye iştirak etmek. participa'tion i katılma, iştirak; ortaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gram. ortaç sıfat-fiil. present participle -en yapılı ortaç. part participle -miş yapılı ortaç. participial s. ortaç kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cüz, zerre, tanecik, atom; gram. edat, ek, takı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rengârenk, alaca, iki veya daha fazla rengi olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. belirli, muayyen, özel, hususi, has, mahsus; her bir; zata mahsus, şahsi; dikkate lâyık; titiz, meraklı, dikkatli; ayrıntılı, teferruatlı, etraflı; huk. ferdi, mahalli, kısmi;i. madde, tafsilâtın bir maddesi, husus; çoğ. ayrıntılar, tafsilât.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir kimsenin kendisini belirli fikir veya partiye adaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ayrı ayrı söylemek veya göz önünde bulundurmak; ayrıntıları ile anlatmak, isim zikretmek, şahıslar üzerinde durmak. particularization i. ayrı ayrı mütalaa etme; isim zikretme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. particule

fiz. parçacık

Elektron, proton, nötron gibi atomu oluşturan parçaların her biri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

particle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

particle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

party follower. party member. party man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

party follower. party member. party man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. ayrılma; veda etme; ayrılma yeri; ayıran sey, bölünme çizgisi; (eski) ölüm; s. ayrılırken yapılan; ayıran; bölen. partina shot bak. Parthian shot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. partizan, taraftar; ask. gerillacı, çeteci; s. partizanla ilgili. partisanship, partizanship i. partizanlık, taraftarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İsimlerin hareket vasfını belirten kelimeler olup nesneleri karşılar.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. participe

db. sıfat-fiil

Fiilden -en, -r , -ecek vb. eklerle türetilmiş ad ve sıfat görevinde kullanılan kelimeler.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

score.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

score.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. taksim; bölme, duvar, tahta perde; kısımlara ayırma veya ayrılma; huk. bir malın müşterek sahipleri arasında taksimi; kısım, parça; f. parça veya hisselere ayırmak; duvar ile bölmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kısımlara ayıran; gram. bir bütünün parçasını belirten (kelime).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kendi partisine aşırı düşkün, başkasına hak tanımak istemeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partisan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partisan. factionist. henchman. jay hawker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an ardent and enthusiastic supporter of some person or activity. a pike with a long tapering double-edged blade with lateral projections; 16th and 17th centuries. devoted to a cause or party.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partisanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partisanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. kısmen, kısmi, bir dereceye kadar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. partner

1. eş, 2. ortak

1. İkişer kişilik gruplarla oynanan oyunlarda, ortak oynayan iki kişiden her birinin öbürüne göre durumu. 2. Birlikte iş yapan, ortaklaşa yararlarla birbirlerine bağlı kimselerden her biri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who has a part in anything with an other; a partaker; an associate; a sharer. 'Partner of his fortune.' Shak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hence: A husband or a wife. Either one of a couple who dance together. One who shares as a member of a partnership in the management, or in the gains and losses, of a business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An associate in any business or occupation; a member of a partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A framework of heavy timber surrounding an opening in a deck, to strengthen it for the support of a mast, pump, capstan, or the like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To associate, to join. a person who is a member of a partnership provide with a partner act as a partner; 'Astaire partnered Rogers'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a person's partner in marriage. an associate who works with others toward a common goal; 'partners in crime'. a person who is a member of a partnership. provide with a partner. act as a partner; 'Astaire partnered Rogers'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Business associate who shares equity in a firm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An organization or individual with which/whom the Agency collaborates to achieve mutually agreed upon objectives and to secure participation of ultimate customers Partners include host country governments, private voluntary organizations, indigenous and i

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The organisation in the project country with which the funding agency collaborates to achieve mutually agreed upon objectives Partners may include host country governments, local and international NGOs, universities, professional and business associations

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

MassNetworks' goal is to make networked computers as commonplace a curriculum tool as pencils and blackboards To accomplish this requires created an electronic infrastructure including Local Area Networks connecting all the classrooms in every school, Wid

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A 'partner' is a player associated with another player on the same side In a threesome, foursome, best-ball or four-ball match, where the context so admits, the word 'player' includes his partner or partners.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Partners are public and private non-profit organizations that collaborate with DWD in providing services to our customers, the citizens of Wisconsin DWD often has a contractual relationship with partners that is based on enabling legislation such as W-2 o

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Two programs joining together to allow members to accrue miles or points in one or both programs Also may allow members to use accumulated miles or points to redeem awards with the partner Partners may be accrual partners only, award partners only or both

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Means, in relation to a person who is the member of a couple, the other member of the couple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In Benchmarking, organizations that actively participate in a benchmarking study by replying to questionnaires or participating in interviews.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A lawyer who has become an owner of the firm and is paid a percentage of the firm's profits that reflects the lawyer's contribution to the firm Sometimes called a shareholder or equity member of the firm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the two players on a doubles team.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The player with whom one plays as a side against the other two players.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A key system made by Lucent for small applications.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Players on the same side in the same group or match.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An addressable component of a locality; that is, code to which messages can be sent See also locality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An organization or customer representative with whom AID works cooperatively to achieve mutually agreed upon objectives and intermediate results and to secure customer participation Partners include private voluntary organizations, indigenous and other in

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The person with whom the Insured Person lives at the same address and with whom they have a domestic relationship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Partnerships will exist as mutually beneficial business relationships with potential revenue sharing possibilities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A practitioner who is deemed to be a partner by the HA under the provisions of Regulation 24. the other member of one's partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A professional or a team that contributes in the provision of a service Project partners are those who work on a specific project Tech partners are those that provide a specific technical infrastructure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mate , offsider , pard , partner , mates , pards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who has a part in anything with an other; a partaker; an associate; a sharer. 'Partner of his fortune.' Shak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hence: A husband or a wife. Either one of a couple who dance together. One who shares as a member of a partnership in the management, or in the gains and losses, of a business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An associate in any business or occupation; a member of a partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A framework of heavy timber surrounding an opening in a deck, to strengthen it for the support of a mast, pump, capstan, or the like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To associate, to join. a person who is a member of a partnership provide with a partner act as a partner; 'Astaire partnered Rogers'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a person's partner in marriage. an associate who works with others toward a common goal; 'partners in crime'. a person who is a member of a partnership. provide with a partner. act as a partner; 'Astaire partnered Rogers'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Business associate who shares equity in a firm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An organization or individual with which/whom the Agency collaborates to achieve mutually agreed upon objectives and to secure participation of ultimate customers Partners include host country governments, private voluntary organizations, indigenous and i

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The organisation in the project country with which the funding agency collaborates to achieve mutually agreed upon objectives Partners may include host country governments, local and international NGOs, universities, professional and business associations

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

MassNetworks' goal is to make networked computers as commonplace a curriculum tool as pencils and blackboards To accomplish this requires created an electronic infrastructure including Local Area Networks connecting all the classrooms in every school, Wid

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A 'partner' is a player associated with another player on the same side In a threesome, foursome, best-ball or four-ball match, where the context so admits, the word 'player' includes his partner or partners.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Partners are public and private non-profit organizations that collaborate with DWD in providing services to our customers, the citizens of Wisconsin DWD often has a contractual relationship with partners that is based on enabling legislation such as W-2 o

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Two programs joining together to allow members to accrue miles or points in one or both programs Also may allow members to use accumulated miles or points to redeem awards with the partner Partners may be accrual partners only, award partners only or both

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Means, in relation to a person who is the member of a couple, the other member of the couple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In Benchmarking, organizations that actively participate in a benchmarking study by replying to questionnaires or participating in interviews.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A lawyer who has become an owner of the firm and is paid a percentage of the firm's profits that reflects the lawyer's contribution to the firm Sometimes called a shareholder or equity member of the firm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the two players on a doubles team.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The player with whom one plays as a side against the other two players.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A key system made by Lucent for small applications.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Players on the same side in the same group or match.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An addressable component of a locality; that is, code to which messages can be sent See also locality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An organization or customer representative with whom AID works cooperatively to achieve mutually agreed upon objectives and intermediate results and to secure customer participation Partners include private voluntary organizations, indigenous and other in

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The person with whom the Insured Person lives at the same address and with whom they have a domestic relationship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Partnerships will exist as mutually beneficial business relationships with potential revenue sharing possibilities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A practitioner who is deemed to be a partner by the HA under the provisions of Regulation 24. the other member of one's partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A professional or a team that contributes in the provision of a service Project partners are those who work on a specific project Tech partners are those that provide a specific technical infrastructure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mate , offsider , pard , partner , mates , pards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ortak, şerik, arkadaş; karı veya koca; eş; dans arkadaşı; f. ortak etmek veya olmak; ortağı gibi davranmak. partnership i. ortaklık, şirket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. keklik, zool. Perdi perdix; kekliğe benzer birkaç çeşit kuş. gray partridge sil, keklik, zool. Perdix perdix. redlegged partridge kına keklik, kızıl keklik, zool. Alectoris rufa. rock partridge kınalı keklik, kırmızı keklik, zool. Alectoris graeca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğurmak üzere olan; bir fikir veya plan meydana getirmek üzere olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. doğurma, doğum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. parti, ziyafet, toplantı, eğlence; siyasal parti; kurum, cemiyet; ask. birlik; huk. taraf; kontratı akdeden taraflardan her biri; iştirakçi; k.dili şahıs. party line birkaç abonenin birden. bağlandığı telefon hattı; komşu mülkleri birbirinden ayıra

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. bantla çerçevelenmiş camlı resim; bir binadaki bütün kilitleri açan anahtar ana anahtar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eğlence .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hazar, barış, sulh dönemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oyun zamanı, tatil saati.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. önsezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. prime time

altın saatler

Televizyonun en çok izlendiği saatler.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dört kısımlı, dört taraflı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cazda olduğu gibi kesik tempo; kesik tempolu müzik parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kale duvarı, sur, siper, istihkâm; f. sur ile çevirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kullanılmayan hangar, tren istasyonu ve fabrika gibi yerlerde düzenlenen müzikli partiler.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hazırcevap sözlerle dolu konuşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bölme, bölüm; yeniden bölme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. centimitre). Metrenin yüzde biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centimeter. centimetre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centimetre. centimeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centimeters. centimeter. centimetre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Santimetre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.İ.). 1. Bir batarya topun birden ateş etmesi: Alabanda ateşi. 2. mec. Şiddetli azarlama: Sapartayı yemek (günümüzde zaparta deniyor).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. okul zamanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ekin vakti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) his, duygu, seziş; his inceliği, aşırı hassasiyet; (gen.) (çoğ.) fikir, düşünce; mütalaa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) hissi, hislerin etkisiyle yapılan; hassas, duygusal, içli. sentimentalism (i.) aşırı duygusallık. sentimentalist (i.) hislerine fazla kapılan kimse. sentimentally (z.) hissi bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) aşırı duygusallık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) aşırı hassasiyet göstermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

party. political party.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political party.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political party.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. eski, sabık; z. bir zaman, ilerde, evvelce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. bazen, ara sıra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yer-zaman ilintisi, dört boyutlu sürekli dizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, s. Spartalı; s. Spartalı gibi, güçlüklere dayanan, yılmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilkbahar, bahar mevsimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. halk tarafından tutulmayıp kritiklerce övülen başarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ayarlamak; uydurmak; saat tutmak; tempo tutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vakit, zaman; süre, müddet; devir, devre; mühlet, vade; saat, dakika; mat. kere, defa; kat, misil; müziğin tem posu; doğurma vakti; ölüm vakti, ecel. time after time, time and again tekrar tekrar. time and a half bir buçuk misli ücret. time and m

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

TV’den kayıt yaparken kayıt yaptığınız programın kaydedilmiş kısımlarını veya aynı disk üzerinde kaydedilmiş başka bir programı izlemenize imkan sunan teknoloji.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kartela, bir müessesede çalışanların geliş ve gidiş saatlerinin kaydolunduğu kart.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vakit alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s eski zamandan beri icra olunan, eskiliğinden dolayı muteber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zaman göstergesi; saat tutan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nihayetsiz, sonsuz, ebedi; belirli zamanı olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. yerinde olan, uygun; vakitli; z. erken; vaktinde, münasip vakitte. timeliness i. vakitlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., spor oyunda kısa ara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saat, kronometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (edat) günler, zaman; (edat) kere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vakit kazandıran usul, zaman kazandıran aygıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zamana uyan kimse, zamanın adamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tren veya vapur tarifesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zamanla iyiliğini ispat etmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gündelik iş, saatle çalışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eskimiş, bayatlamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç kısma ayrılmış; üç kısımdan veya kopyadan ibaret; üç taraf arasında yapılmış. triparti'tion i. üç parçaya bölünme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. zamansız, vakitsiz, mevsimsiz; vaktinden evvel yetişmiş; erken gelen; z. mevsimsizce, uygunsuz zamanda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Önceden belirlenmiş süre sonunda bir alarmı devreye sokar. İstenen süre görünene kadar tekrar tekrar NAP düğmesine basın. Seçilen NAP süresi geçtiğinde, alarm çalar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. tam, harfi harfine, kelimesi kelimesine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. savaş zamanı; savaştan doğan; savaş sırasında olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vakti iyi ayarlanmış, zamanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [یتيمه] yetim kız çocuğu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dondurulmuş görüntülerde ya da ağır çekimde bile en iyi resim oynatım kalitesi sağlar. Aynı zamanda kaset hareket mekanizmasının düzensiz hareketlerini de telafi eder. Post prodüksiyon ve düzenleme için çok pratik bir işlevdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

( (i.). Saparta, (bk.) Saparta.

Türkçe Sözlük by