Pat Küt ne demek? | Pat Küt anlamı nedir? | Pat Küt

Pat Küt anlamı nedir?

Pat Küt ne demek?

Pat Küt anlamı nedir?

Pat Küt | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: pat kut

Türkçe Sözlük

(1. ses taklidi). Kaba bir şeyle arka arkaya vurulduğunu anlatır: Pat küt vuruyordu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Alm. akut

tıp iveğen

Çabuk ilerleyen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

severe , acute , acutely , acute accent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). zıt tedavi usulüne ait. al,lopath, allop'athist (i). bu usulü uygulayan doktor. allopathically (z). bu usule göre. allop'athy (i). zıt tedavi usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rovelver (rövolver) denilen mükerrer ateşli, altı mermi alan tabanca.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Anneler gününün nereden kaynaklandığını anlatanlar günün yaratıcısı olarak hep annesini kaybetmiş olan küçük bir kızdan bahsederler. Gerçekte ise bu fikri hayata geçiren Anna Jarvis annesini 1905 yılında kaybettiğinde 41 yaşındaydı.

Asıl mesleği öğretmenlik olan 1864 doğumlu Anna Jarvis, 1902 yılında babası ölünce annesi ile beraber ABD’de, Philadelphia’da yaşamaya ve çalışmaya başladı. Üç yıl sonra 9 Mayıs 1905’de de annesini kaybetti. Sürekli annesi ile beraber yaşamasına rağmen öldükten sonra “Ona hayatta iken gerekli ilgiyi gösteremediği”ne inanıyor ve bunun ezikliğini duyuyordu.

İki sene sonra Mayıs’ın ikinci pazarında, annesinin ölüm yıldönümünde arkadaşlarını evine çağırdı ve bu günün anneler günü olarak ülke çapında kutlanması fikrini ilk onlara açtı. Fikir kabul gördü, anneler memnun kaldı, babalar itiraz etmedi, Amerika’nın önde gelen bir giysi tüccarı da finansal desteği sağladı.

İlk anneler günü Jarvis’in annesinin 20 yıl süresince haftalık dini dersler verdiği Grafton’daki bir kilisede, 10 Mayıs 1908’de, 407 çocuk ve annesinin katılımı ile kutlandı. Jarvin her bir anneye ve çocuğa kendi annesinin en çok sevdiği çiçek olan karanfillerden birer tane verdi. O günden sonra, temizliği, asaleti, şefkati ve sabrı ifade eden beyaz karanfil Amerika’da anneler gününün sembolü olarak kabul edildi.

Sıra anneler gününü “milli bir gün” olarak kabul ettirmeye gelmişti. Jarvis, tarihte tek bir kişi tarafından gerçekleştirilen en başarılı mektup yazma kampanyası ile gazete patronlarından işadamlarına, devlet adamlarından din adamlarına kadar ulaşabildiği herkese bu fikrini iletti. Fikir o kadar çok ve çabuk kabul gördü ki, Senato onaylamadan çok önce, bir çok eyalet ve şehirde anneler günü kutlamaları gayrı resmi olarak başlatılmıştı bile.

Sonunda 8 Mayıs 1914’de Senato’nun onayı, Başkan Wilson’ın da imzası ile Mayıs’ın ikinci pazarı ‘Anneler Günü’ olarak resmen ilan edildi. Çok kısa sürede diğer ülkelere de yayılan bu gün çiçek ve tebrik kartı satışlarının tavana vurduğu bir gün oldu.

Anna Jarvis sonunda muradına ermiş, kampanyasını başarı ile sonuçlandırmıştı ama kendi hayatı pek mutlu sonla bitmedi. Yoğun çalışmadan evlenmeye ve çocuk sahibi olmaya fırsat bulamadı. Her anneler günü onun için bu yönden acı oldu.

Daha ziyade dini ağırlıklı bir kutlama olarak düşündüğü bu günden ticari çıkar sağlamaya çalışanlara karşı hukuki savaş açtı. Davaların hepsini kaybetti. Dünyadan elini eteğini çekti. Bütün gelirlerini hatta ailesinden kalan evini bile kaybetti.

Kalan hayatını- adadığı, gözleri görmeyen kız kardeşi Elsino-re’da 1944’de ölünce sağlığı da tehlikeye girdi. Dostları ona destek vererek son yılını sanatoryumda geçirmesini sağladılar. Bütün dünya annelerinin en azından senede bir gün mutlu olmalarını sağlayan Anna Jarvin, mutsuz, yarı görmez ve yalnız bir şekilde 1948’de 84 yaşında öldü.

Ülkemizde de Türk Kadınlar Birliği’nin girişimi ve önerisi üzerine 1955 yılından beri Mayıs ayının ikinci Pazar günü ‘Anneler Günü’ olarak kutlanmaktadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Anneler gününün nereden kaynaklandığını anlatanlar günün yaratıcısı olarak hep annesini kaybetmiş olan küçük bir kızdan bahsederler. Gerçekte ise bu fikri hayata geçiren Anna Jarvis annesini 1905 yılında kaybettiğinde 41 yaşındaydı.

Asıl mesleği öğretmenlik olan 1864 doğumlu Anna Jarvis, 1902 yılında babası ölünce annesi ile beraber ABD’de, Philadelphia’da yaşamaya ve çalışmaya başladı. Üç yıl sonra 9 Mayıs 1905’de de annesini kaybetti. Sürekli annesi ile beraber yaşamasına rağmen öldüklen sonra “Ona hayatta iken gerekli ilgiyi gösteremediği”ne inanıyor ve bunun ezikliğini duyuyordu.

İki sene sonra Mayıs’ın ikinci pazarında, annesinin ölüm yıldönümünde arkadaşlarını evine çağırdı ve bu günün anneler günü olarak ülke çapında kutlanması fikrini ilk onlara açtı. Fikir kabul gördü, anneler memnun kaldı, babalar itiraz etmedi, Amerika’nın önde gelen bir giysi tüccarı da finansal desteği sağladı. İlk anneler günü Jarvis’in annesinin 20 yıl süresince haftalık dini dersler verdiği Grafton’daki bir kilisede, 10 Mayıs 1908’de, 407 çocuk ve annesinin katılımı ile kutlandı. Jarvin her bir anneye ve çocuğa kendi annesinin en çok sevdiği çiçek olan karanfillerden birer tane verdi. O günden sonra, temizliği, asaleti, şefkati ve sabrı ifade eden beyaz karanfil Amerika’da anneler gününün sembolü olarak kabul edildi.

Sıra anneler gününü “milli bir gün” olarak kabul ettirmeye gelmişti. Jarvis, tarihte tek bir kişi tarafından gerçekleştirilen en başarılı mektup yazma kampanyası ile gazete patronlarından işadamlarına, devlet adamlarından din adamlarına kadar ulaşabildiği herkese bu fikrini iletti. Fikir o kadar çok ve çabuk kabul gördü ki, Senato onaylamadan çok önce, bir çok eyalet ve şehirde anneler günü kutlamaları gayrı resmi olarak başlatılmıştı bile.

Sonunda 8 Mayıs 1914’te Senato’nun onayı, Başkan Wilson’ın da imzası ile Mayıs’ın ikinci pazarı ‘Anneler Günü’ olarak resmen ilan edildi. Çok kısa sürede diğer ülkelere de yayılan bu gün çiçek ve tebrik kartı satışlarının tavana vurduğu bir gün oldu.

Anna Jarvis sonunda muradına ermiş, kampanyasını başarı ile sonuçlandırmıştı ama kendi hayatı pek mutlu sonla bitmedi. Yoğun çalışmadan evlenmeye ve çocuk sahibi olmaya fırsat bulamadı. Her anneler günü onun için bu yönden acı oldu.

Daha ziyade dini ağırlıklı bir kutlama olarak düşündüğü bu günden ticari çıkar sağlamaya çalışanlara karşı hukuki savaş açtı. Davaların hepsini kaybetti. Dünyadan elini eteğini çekti. Bütün gelirlerini hatta ailesinden kalan evini bile kaybetti.

Kalan hayatını adadığı, gözleri görmeyen kız kardeşi Elsinore’da 1944’de ölünce sağlığı da tehlikeye girdi. Dostları ona destek vererek son yılını sanatoryumda geçirmesini sağladılar. Bütün dünya annelerinin en azından senede bir gün mutlu olmalarını sağlayan Anna Jarvin, mutsuz, yarı görmez ve yalnız bir şekilde 1948’de 84 yaşında öldü.

Ülkemizde de Türk Kadınlar Birliği’nin girişimi ve önerisi üzerine 1955 yılından beri Mayıs ayının ikinci Pazar günü ‘Anneler Günü’ olarak kutlanmaktadır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). beklemek, ummak; önceden tahmin etmek sezinlemek, geleceği görmek; önce davranmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güvenle bekleme ; önceden yapma; evvelden farketme, sezinleme; evvelden yaşama; (müz). sonra çalmacak notalann birkaçmln evvelden çalmması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ilerde vaki olacak hali içine alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tabiatça zıt olan,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nefret, tiksinme, istikrah, karşıt duygu, antipati, tabiat zıtlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Zıt duygu, ısınamazlık, soğukluk, sevişmezlik.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. antipathie

1. sevimsizlik, soğukluk, iticilik, 2. ruh b. karşıt duygu

1. Sevimsiz olma durumu. 2. Sevimsiz olma durumu. 3. İtici olma durumu. 4. ruh b. Bazı kişilere veya varlıklara karşı duyulan ve belirli bir sebebe dayanmayan hoşnutsuzluk durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antipathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antipathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Soğuk, sevimsiz. ANTİPİRİN (Yunanca: Ateşe karşı, tıp). Sıtmayı kesmeye ve asabî ağrıları teskine yarayan bir ilâç, beyaz bir toz.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. antipathique

sevimsiz, itici, soğuk

1. Hoşa gitmeyen. 2. Soğuk, benimsenilmeyen, sevimsiz, sevilmeyen, beğenilmeyen. 3. Sevimsiz veya yersiz.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antipathetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antipathetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., duygusuz, hissiz, Iâkayt, kayıtsız, ilgisiz; soğuk, cansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). duygusuzluk, duyumsamazlık , hissizlik, kayıtsızlık; soğukluk, cansızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kelime sonundan bir veya birkaç harfi kaldırmak. apocopate (s). son harfi veya sesi kaldırılmış (kelime). apocope (i). kelime sonundan bir veya birkaç harfi kaldırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temiz, uğurlu, kutlu.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (tıb). sebepsiz gibi görünen hastalıga ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). sebepsiz gibi görünen hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very learned person. walking dictionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kutlu, uğurlu ay. 2.Karşılık, mükafat.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Mükafat veren kahraman, iyi karşılık veren bahadır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kutlu, talihli kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kutlu talihli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Baykut).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çamur sıçratmak; zifos atmak, lekelemek; iftira etmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paint box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eski Türklerde birleşik rütbe unvanı. Suci yazıtında Kırgız kabilesinden Yaplakar Kan Ata’nın ünvanı olarak geç(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

yahut BURGUTMAK (f.). Uzvun birini burup incitmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ice mass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özel yol, dolaylı vasıta veya yol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kişinin mutluluğu talihi, şansı, uğuru. 2.Mutlu talihli kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Karpat Dağları, Karpatlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üstüne basıldıkça veya yere sürtüldükçe hafif patırtılar çıkaran bir eğlence fişeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir dili şivesiz ve yalan yanlış söylemeyi tasvir eder tâbirlerdendir: Çatra patra Türkçe söylüyor.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uygun düşme, uyma, uygunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (gen). with ile uygun, birbirini tutan, munasip; geçimli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vatandaş, yurttaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (tıb). kabzetmek, inkıbaz vermek, sıkmak. constipa'tion (i). inkıbaz, peklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kıvrımlı, bukleli, dalgalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili ters ve huysuz kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kütüphâne.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ebu’l-Hasen Ali b. Öm(Erkek İsmi) Tanınmış muhaddislerdendir (917-995) yıllan arasında yaşamış 80 yaşında Bağdat’ta vefat etmiştir. Hadis sahasında kıymetli eserleri vardır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). gönderme, sevketme, çekme (telgraf); öldürme, idam etme; acele, sürat; yazışma, mektup; telgraf; (f). göndermek (kurye veya mektup), çekmek (telgraf); sevk etmek; idam etmek; süratle bitirmek. dispatch boat resmi mektupları taşıyan devlet gem

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dağıtmak, israf etmek, ziyan etmek, har vurup harman savurmak; dağılmak; müsrif olmak; ziyan olmak, harcanmak; sefahate dalmak. dissipated (s). müsrif, sefih; ayyaş; dağılmış, israf olunmuş. dissipa'tion (i). dağıtma, dağılma, zihin dağınıklığı;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dokunmasını temin etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth woven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ahmak veya kalın kafalı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(mim). binaların cephelerini süslemek için silmelerin yüzeyine süs olarak yapılan yumurta ve kargı seklinde kabartmalar, beyzi mimari süsleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. özgür kılmak, azat etmek, serbest bırakmak; huk. aile hakimiyetinden kurtarmak. emancipa'tion i. azat etme, özgür kılma, serbest bırakma; aile hakimiyetinden kurtarma. emancipa'tionist i. koleleri azat etme taraftan. eman'cipator i. azat eden veya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. karşısındakinin duygularını anlayıp paylaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., psik. bir başkasının duygularını anlayabilme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. empathie

ruh b. duygudaşlık

1. Aynı duyguları paylaşma. 2. Kendini duygu ve düşüncede bir başkasının yerine koyabilme.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) piskoposluk; piskoposlar sınıfı; piskoposluk süresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Güçlü, dayanıklı erkek. 2.Mübarek insan, kutlu insan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uğurlu ayda doğan erkek.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) suçsuz çıkarmak, temize çıkarmak, tebriye etmek. exculpa'tion (i.) beraat, temize çıkma, tebriye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). etraflıca yazmak veya söylemek. expatia'tion (i). etraflıca yazma veya söyleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). memleket dışına çıkmak, göç etmek;memleket dışına sürmek; (i). kendi vatanından başka bir memlekete yerleşen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kökünden sökmek, kökünü kazımak; izale etmek, yok etmek, imha etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (min). feldispat. feldspathic (s). feldispata ait, içinde feldispat bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feldspar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al. jeoloji). Granitin ve başka birçok ilkel kütlelerin birleşimine giren bir silikat.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). feldspar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). keçi yolu, patika; (ing). yaya kaldırımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

travelling library.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daunt. discourage. intimidate. menace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antarctic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

south pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ado.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cracker. racket. riot. row. tow- row. tumult. turmoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HAFIZ-I KÜTÜB) (i. A.). Eskiden kütüphanelerdeki kitapların bakım ve korunmasını sağlayan kimse, kütüphane memuru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sükût hakkı, susma payı, bir kimseye bildiğini söylememesi için verilen para veya tâviz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). karacigere ait; karaciğer renginde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ciğerotu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hepatitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hepatitis. hapatitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karaciğer iltihabı, kara sarılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,,(tıb). bir dokunun bir hastalık esnasında karaciğer rengini ve kıvamını alması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

homoeopath i., tıb. hastalığı benzeri ile tedavi eden doktor. homeopath'ic s. benzeri ile tedavi olunan hastalığa ait. homeop'athist i. hastalığı benzeri ile tedavi usulüne inanan kimse veya bu usul ile tedavi eden doktor. hcmeop'athy i. bu şekilde

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. hidropati, su kürü. hydropath'ic(al) s. hidropatik, su kürü ile yapılan. hy'dropath i. hidropatist, su ile tedavi uzmanu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Eski Türklerde bir şan. 2.Devlet yönetme gücü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kutlu, saadetli. 2.Yüksek rütbeli. 3.Eski Türklerde bir hükümdar ünvanı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. başka bir hastallktan ileri gelmeyen veya sebebi bilinmeyen hastallk; alerjik hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. idiopathie

tıp kapan duygu

Yalnız başına ilerleyen, belli bir sebebi bulunmayan, öbür hastalıklı durumlara bağlı olmayan hastalık.


Yabancı Kelime by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kutlu, mutlu, uğurlu ülke.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kutsal ülke.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sabırsız, tahammülsüz, içi tez, tez canlı; hoşgörü sahibi olmayan, müsamahakar olmayan; titiz, sinirli. impatience i. sabırsızlık. impatiently z. sabırsızllkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İnanılan doğru, uğurlu ve kutlu kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. birbirine uymayan, birbirine zıt, bir diğerine uymaz, birbiriyle geçinemeyen. incompatibil'ity i. birbirine uymayış; geçimsizlik. incompat'ibly z. birbirine uymayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. suçlamak, suç yüklemek. inculpa'tion i. itham, suçlandırma. incul'patory s. suçlama türünden, suçlayıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hastanede yatan hasta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik): Büyük yelkenleri kullanmaya mahsus ip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İSBAT) (i. A. «sübût» tan masdar). 1. Sağlamlaştırma. 2. Delil gösterek, senet ve şahitle doğruluğunu apaçık meydana çıkarma: Davasını isbat edemedi. Söylediğiniz şeyi ispat edebilir misiniz? 3. Var etme, mevcut bırakma, mahvetmeyiş: Filân kitabı mahv ve isbat yoluyla (yani bazı yerlerini kaldırıp bazı yerlerini bırakarak) kendi adına bastırdı. 4. Meydana çıkarma, gösterme, belirtme= Isbât-ı hüner. 5. Bir dava veya meselenin doğruluğunu göstermek için söylenen açık delil: Bu davaya isbatım yoktur, bunu isbat edemem. Gramerde menfînin zıddı. İsbât-ı vücOd = Hazır ve mevcut olduğunu göstermek için bir kere görünme (Fr. acte de prisence).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proof. evidence. confirmation. demonstration. substantiation. demo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proof. proving. evidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argument. proof. proving. evidence. confirmation. demonstration. taking of evidence. line of argument.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to prove. bring home. declare. evidence. father on / upon. justify. manifest. sustain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İskambil kâğıtlarının yonca yaprağı şeklinde benekleri olanı, sinek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prove. demonstrate. evidence. make smth. stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to prove kanıtlamak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to prove. to demonstrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be proved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pencil box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pencil box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inscrutable person. thing that one knows very little about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being closed. being closed down. being suppressed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be closed. to be made to close. to be closed down. to be suppressed. to be abolished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kapatılmış, tevkif olunmuş. 2. Bir adam tarafından bir yere yerleştirilerek başkalarıyla münasebeti kesilmiş fahişe, metres: O, filânın kapatmasıdır. Evli değildir, lâkin bir kapatması vardır. 3. Müzayedeye konmayıp gizlice alınmış, el altından bir adama ayrılmış (eşya).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closure. confinement. closing. mistress. concubine metres. blocking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closing. concubine. mistress. closure. shutting. goods bought cheaply by trickery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Başkası vasıtasıyle kapamak, Osm. bendettirmek: Kapıyı kapattım. 2. Yolunu kesmek: Su yolunu kapatmışlar. 3. Kestirmek veya tıkatmak, işlemez hâle getirtmek: Yolu kimseye kapatmamalı. 4. Örttürmek, üstüne koydurtmak: Hayvana eğer, çul kapatmak. 5. Tatil ettirmek, son verdirmek: Mecliste müzakereleri kepattı. 6. Başkalarından ayırıp kendine mal etmek: Bir kadını kapatmak: Ayrıca bir yere çekerek kendine hasretmek. 7. Artırma ve eksiltmelerde başkalarının karışmalarını önlemek için nüfuz yoluyle ucuzca kendine temin etmek, (denizcilik) Yelken kapatmak = Orsa edip rüzgârı baş tarafa alarak aksine işletmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

close. shut. shut down. switch off. cover. buy up. cap. clear. close down. close up. cloud. enclose. furl. impound. incarcerate. inclose. intern. liquidate. obturate. occlude. put up. seal. seal off. shut off. shut to. shut up. wall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bar. blot. close. confine. cover. envelop. liquidate. pen. shut. to close. to shut. to bar. to confine. to lock sb up. to turn sth off. to switch sth off. to cover. to envelop. to blot sth out. to pay sth off. to get cheaply/by deceit. to keep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

close. to close. to shut. to cover. to buy sth cheaply by trickery. to keep a mistress. to close down. to suppress. to abolish. bar. enclose. heal. incarcerate. lock away. occlude. pen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth closed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bileşikgillerden, iri katmerli ve türlü renkte, çiçekleri olan bir süs bitkisi. Lat. chrysanthemum. . KâSINMA (i.). 1. Kasınmak işi. 2. Kasların kendiliğinden kasılıp kalması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chrysanthemum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chrysanthemum. chrysanthemum krizantem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chrysanthemum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(krizantem): Bileşikgiller familyasından; sonbahar aylarında çiçek açan bir süs bitkisidir. Birçok çeşidi vardır. Kullanıldığı yerler: Bir türünden böcek öldürücü ilaç yapılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Sert ve kaba ses çıkararak: Elmayı katır kutur yedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruchingly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birine bir şeyin kokuıunu duyurmak, koklamak üzere vermek ve tunmak: Aldığım kolonyaları size koklatayım. 2. mec. Az miktarda vermek (cümlede): Kokuıunu bile duyurmamak = Asla vermemek: Koyunlarının sütünü bize koklatmadı; kendiline hediye olarak o kadar yemiş geldi de klmıeye koklatmadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Koku vermek, iyi veya kötü bir koku aldırmak: İlâçlar odayı kokutmuş; çayır çiçekleri havayı kokutuyor. 2. Taaffün ettirmek, bozulmasını gerektirmek: Bu eti, bu peyniri kokutmuşlunuz. Iıkemleyi kokutmak = Ticiz etmek, sıkıntı vermek (etkimlştlr).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give off a smell. to make a place smell. to break wind. to let sth spoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth / sb smell. to let sth spoil. to make sb / sth smell. to make sth stink. to break wind. to cause to lose its appeal. stink up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Telve ve bulamaç gibi koyu şey, çöküntü. 2. Un ve yağla yapılan tatsız helva gibi bir yemek ki, başlıca dişsiz ihtiyarlara ve ufak çocuklara yedirilir. Korkuttan yanan yoğurdu üfler. 3. Korkuyu mucip, korkunç, yavuz (bu mânâ ile erkek adıdır).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Büyük dolu tanesi. 2.Korkusuz, yavuz, heybetli. 3.Cin, şeytan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Korkut).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Korkmasına sebep olmak, korku vermek. Çocuklar küçük yaşta korkutulurse büyüyünce çekingen, ürkek olurlar. 2. Önceden bir ceza göstererek korkuya düşürmek, tehdit etmek: Çocukların bağı çiğnememeleri için bahçıvan kendilerini korkutmalıdır. 3. Ürkütüp kaçırmak: Şu tavukları korkut da kaçsınlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frighten. scare. daunt. intimidate. threaten. horrify. administer a shock. affright. alarm. appal. appall. awe. bulldoze. cow. dismay. fright. funk. overawe. startle. terrorize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alarm. boggle. chill. cow. daunt. dismay. frighten. horrify. overawe. scare. startle. terrorize. to frighten. to scare. to cow. to daunt. to startle. to horrify. to worry. to threaten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to frighten. to scare. to intimidate. to alarm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frightening. scary. startling. alarming. dark. forbidding. horror. lurid. minacious. minatory. spine-chilling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dreadful. fearsome. formidable. hairy. scare. scary. frightening. threatening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terrifying. frightening. appalling. minatory. off- putting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Küt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sivri ve uzun olmayan, kunt: Küt iğne, küt parmak. Küt köşe = Dar açı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vurup dövmeyi veya derin derin ses çıkarmayı tasvir ve taklit eder: Pat küt vuruyor, dövüyordu. Küt küt kapıyı vuruyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

happiness mutluluk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قوت] azık, yiyecek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کوتاه] kısa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [کوتاه نظر] kıt görüşlü, basiretsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Mutlu ol.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Mutlu olmuş, kutlu olmuş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kutlu, uğurlu, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Akbabaya benzeyen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Birkaç demirli büyük pulluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutaneous , skin-related.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Dua, yalvarma. 2.Saka kuşu. 3.Saban. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hotoz.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Mübarek ay. 2.Borneo adasının doğu tarafından bir sultanlık.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قطب] kutup.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kutalp).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kutbay).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. tes.). 1. İki kutup: Kuzey ve Güney Kutupları. 2. mec. Hazret-i Hasan ile Hazret-i Hüseyin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. kutbiyye). Kutba ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkler’in yaptığı Arapça bir kelimedir) (astronomi). Pusla ibresinin kutba doğru dönmek hassası, Fr. polarit£.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kutlu, uğurlu can.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kısa, bodur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Kısa kollu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kısa elli. mec. Pinti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kısa düşünceli.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uğurlu el.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Mutlu, uğurlu kişi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kuter).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kuter).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. botanik). Yaprakların iki yüzünde de bulunan ince zar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. botanik). Bitkilerin kütiküllerini meydana getiren zar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Saygın, kutlu soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

congratulatory. celebration. greeting. congratulation. commemoration. felicitation. gala. jamboree. jubilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celebration. congratulation. toast. maske mask.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celebration. congratulation. celebratory ceremony. felicitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Mes’ut bir hâdise dolayısıyle duyulan sevinci söz, yazı veya hediye ile anlatmak. 2. Mes’ut bir hâdiseyi anma maksadıyla yapılan eğlence, toplantı: Kutlama töreni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celebrate. congratulate. greet. commemorate. emblazon. felicitate. keep. observe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celebrate. congratulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to congratulate. to celebrate. felicitate. push the boat out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kutlu, mutlu ol.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Uğurlu olmak, Osm. meymenetli olmak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Mutluluklar, uğurlar.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Uğurlu kutlu ay. 2.Kır donlu at.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(aslı: KİTLE) (i. A.). 1. Yığın, kitle, (jeoloji). 2. Maden, taş vesaireden iri parça. bk. Kitle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mass. bulk. block. aggregate. body. group. force. gob. pack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mass. group. social body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mass. large block or chunk. crowd of people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Küt küt ses çıkarmak, küt küt vurulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ucu küt olmak: Bıçağın ucu kütlenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Küt olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blunt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Küt diye ses çıkaracak biçimde vurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uğurlu, meymenetli. Ar. said, mes’Üd, mübârek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

happy. auspicious. blessed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lucky. blessed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blessed. auspicious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Uğurlu, hayırlı. 2.Mübarek. 3.Mesut, bahtiyar.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uğurlu yiğit-

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uğurlu ay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kutlu).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kutlu).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uğurlu, mutlu, şanslı, kutlu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kutluğ).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Kutlamak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kutlu).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قطن] pamuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قطر] çap.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kutru, çapı bakımından: Aldığınız fidanlar kutran ikişer santimetredir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Mukaddes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holy. blessed. sacred. saintly. divine. heavenly. celestial. inviolate. sacramental. sacrosanct. saint. sainted. sanctified. sanctus. solemn. venerable. hiero-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blessed. celestial. divine. holy. sacred. sacrosanct. solemn. spiritual. venerable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holy. sacred. celestial. numinous. sacral. sainted. spiritual. venerable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kudsi, kutlu mübarek, mukaddes.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sanctuary. sanctum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uğur getiren, kutlu kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become holy. to be regarded as sacred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause to be regarded as sacred. sanctify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blessedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holiness. sanctity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holiness. sanctity. sacredness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kutsalan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consecration. blessing. benediction. sanctification. benison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benediction. blessing. sanctification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benediction. consecration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consecrate. bless. sanctify. hallow. canonize. revere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bless. consecrate. hallow. sanctify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sanctify. to hallow. to consecrate. to bless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uğurlu, talihli ol.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kutsan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holiness kutsallık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kutsel).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Uğursuz, meymenetsiz, Ar. menhûs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kutsuz olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. ) (m. kâtib). Kâtipler, yazıcılar, bk. Kâtip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birdenbire ve küt diye ses çıkararak

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir şey koymaya mahsus tahta, teneke, mukavva vesaireden mahfaza, küçük çekmece: Mücevherat, tütün, enfiye, hap, kahve, şeker, kibrit kutusu. 2. Eskiden kilenin sekizde biri olan tahıl vesaire ölçüsü ve buna mahsus ince tahtadan yuvarlak kap: İki kutu arpa. 3. Mazbut, muntazam ve küçük şey hakkında kullanılır: Kutu gibi ev, oda. 4. mec. İçi bir şeyle dolu ve kendisi onun mahfazası imiş gibi o halle çok vasıflı insan. Cilve kutusu = Pek cilveli. Fesat kutusu = Pek fesatçı. Akıl kutusu = Birine akıl öğreten, yol gösteren, müşavir. Kapalı kutu = 1. Birçok bilgi sahibi olan. 2. Sır vermeyen. Kutunun kapağını açtırmak = Birini söylemeyeceği şeyleri söylemeye mecbur etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canned. box. case. chest. carton. bin. can. cassette. cartridge. coffer. repository.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bin. box. case. chest. coffer. container. casket. tin. can.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

box. case. can. tin. bin. chest. coffer. dispenser. receptacle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kitâb). Kitaplar. bk. Kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ağacın kalın olan aşağı kısmı: Ağaçların dalları kesilip yalnız kütükleri kalmış. Ağacı kütük etmek = Dallarını kesmek. 2. Kalın odun, tomruk: Hamam kütüğü. 3. Bağ ağacı, her sene yeni filiz veren kalın kısmı: On bin kütükten ibaret bir bağ. 4. Ana defter, büyük ve esaslı defter: Kütüğe geçirmek, kütükte kayıtlı. 5. Başlıca iş veya şahıs: Asıl kütük odur. Evin kütüğü. Eski kütük = mec. Tecrübeli, dünya görmüş. Kütük olmak = mec. 1. Kesilmek, şişmek. 2. Çok sarhoş olmak. İş kütüğü = Kasap gibi bazı esnafın tek parçalı kütükten ibaret tezgâhları. Cehennem kütüğü = Cehennemlik, günahkâr. Kütük gibi, körkütük = Pek sarhoş olup yerinden kalkamamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

block. log. stock. wood block. stump. register. record. registry. logbook. enrollment. enrolment. billet. calendar. chump. clog. ingot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balk. log. register. stock. stub. stump. chump. vine-stock. ledger. file dosya.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

data set. file. trunk. strump. chopping block. ledger. billet. chump. log. register. stub. stump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Şarjöre takılı tüfek fişekliklerini koymaya mahsus köseleden küçük çanta; kütüklük, palaska kayışına geçirilerek taşınır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packing in boxes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

box. case. encase. tin. to case. to box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pack in boxes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kurtulmuş, aydınlığa kavuşmuş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kutlu, kutsal.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Pamuk.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kutun).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kutun).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(KUTB) (i. A.). 1. Yer küresinin, yer ekseninin geçtiği farzedilen iki noktasından her biri. Kuzey Kutbu, Güney Kutbu. 2. Gök küresinin etrafında döndüğü farzedilen ekseninin iki ucundan her biri. 3. Elektrik akımını meydana getiren gerilim ayrılığının en yüksek dereceyi bulduğu ik noktadan her biri: Müsbet ve menfi kutuplar. 4. Bir mıknatıs demirinin iki ucundan her biri. 5. Bir konuda yüksek bilgi ve selâhiyeti olan kimse. Kutup yıldızı = (astronomi) Küçükayı denilen takımyıldızın en ucunda bulunan yıldız. Daima kuzeyde gözükür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polar. pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pole. terminal. polar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

axle. an authority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pole star.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pole star.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KÜTÜB-HANE) (i. F.). 1. Kitaplarla dolu yer, kitaplar konup muhafaza edilen bina. 2. Hayır eseri olarak herkesin okuması ve başvurması için kurulan ve içine kitaplar konulan bina (kitapçı dükkânlarına da «kütüphane» denmesi yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

library. athenaeum. bibliotheca. bookcase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

library. bookcase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

library. bookcase. bookshop. library case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

librarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

librarianship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

librarianship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pusla ibresinin kutba doğru dönme hususuiyeti.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bütün memelilerin vücutlarının ısı derecesi 35-38 derece aralığındadır. Uçabilenlerde bu birkaç derece daha yüksektir. İnsan ısıya karşı çok hassastır. Hava sıcaklığı 30 derece olunca denize girer de, beş derece üzerine palto giyer. Oysa hayvanların giysileri yoktur. Köpekler eksi 40 derecede kutuplarda kızak çeker, buzlu sularda balıklar çırılçıplak yüzerler.

Aslında ısıdan etkilenmek sadece insana mahsus değildir. Güneşin bulut arkasına girmesi ile havadaki iki derecelik ısı düşüşü uçan sineği zor yürür hale getirebilir. Öğlen güneşinde zıp zıp zıplayan çekirge, sabah serinliğinde hareketleri ağırlaştığından çok rahat yakalanabilir.

Kendi vücut ısısından çok daha düşük ısı koşullarında yaşayabilmek için canlıların iki silahı vardır. Biri vücut ısılarını ayarlamaları, diğeri de kürk denilen vücut örtüleridir. Kutup bölgesinde yaşayan bir canlı, tropik bölge de yaşayana nazaran on kat daha fazla ısı meydana getirmek veya vücut örtüsü on kat daha fazla koruyucu olmak zorundadır.

Çok soğuk iklimlerde yaşayan hayvanların yaşam nedenleri araştırılırken hep kürkleri üzerinde durulmuştur. Halbuki burada yaşayan hayvanların kürkleri ile ılımann bölgelerde yaşayan hemcinslerinin kürkleri arasında çok ciddi bir fark yoktur. Üstelik domuzlar hiç kürkleri olmamasına rağmen deri altı yağ tabakaları sayesinde vücut ısılarından 20 derece daha düşük ısı ortamlarından hiç etkilenmezler.

Zaten dünyamızda üzeri tamamen kürkle kaplı hiçbir hayvan yoktur. Çoğunun ayak ve burun gibi kısımları görevlerini yapabilmek için açıkta bırakılmıştır. Ancak buralarda vücuda sıcak kan ileten atar damarlar kılcal damarlar vasıtası ile deriye daha yakın olan toplar damarları ısıtırlar. Bu sayede buzun üstünde yürüyen bu tür hayvanların ayakları üşümez. Ama bu da, hayvanın tüm vücudunun üşümeden bu soğuk ortamda nasıl yaşayabildiğini açıklayamaz.

Kutuplarda, buzlu sularda yaşayan balıkların, sıfır ve sıfır altı derecedeki ortamda donmamalarının sırrının, bu balıkların derilerindeki buz kristallerinin donma derecesini düşüren bir protein olduğu tespit edilmiş, hatta genetik mühendisleri laboratuar ortamında bu proteini üreten geni yaratmayı başarmışlardır.

Bilim insanları bu örnekten yararlanarak, meyve ağaçlarını dondan, uçak kanatlarını ve yolları buzdan kurtarabileceklerini düşündüler ama henüz geniş çaplı üretimi zor görülmektedir. Ne yazık ki, sıcak kanlı hayvanların kendilerini çok soğuk ortama nasıl adapte ettiklerinin sırrı hala tam çözülmüş değil.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polarisation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polarization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to polarize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be polarized. to be divided into opposing groups.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arctic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KUTR) (i. A.) (c. aktâr). I. Taraf, yön, yer, cihet: Aktâr-ı şimâliyede yaşayan hayvanlar (bu mânâ ile cem’i kullanılır). 2. (geometride) Dairenin merkezinden geçmek şartıyla bir tarafından diğer tarafına uzanan düz çizgi ki, dairelerin, silindir ve küre şeklindeki şeylerin ölçüsüdür. Nısf-ı kutr = Dairenin merkezinden yayının bir noktasına uzanan düz çizgi, yarıçap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Sert ve gevrek bir şeyin sesini tasvir ve taklit eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Küt küt ses çıkarma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a crunching sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to crunch. to snap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küt küt edip ses çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kütürtüsü olan KÜÜL

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uğurlu kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

north pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arctic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

north pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mefkud

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Hükümdarlık, saltanat, padişahlık. 2. Melekler ve ruhlar Alemi, Osm. Alem-i gayb, Alem-i bâtın.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملکوت] ruhlar alemi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ.A.) (mü. melekûtlyye). Melekler ve ruhler Alemine, Alem-i gayb’a ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(u uzun) (i. A. «nokta» dan Imet) (mü. Menkuute). Noktalı, noktası olan: (Arap harflerinde) zâ-ı menkule, zıddı: mühmel, mühmele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sükût» tan imef.). Söylenmemiş, sükût edilmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir yapıtta yinelenen çizgi ve renklerin her birine verilen addır. (1) Heykel yapımı için alçı ya da metal eriyiğini kalıba dökme işlemi. (2) Herhangi bir nesnenin alçı ya da balmumu ile kalıbının alınması işlemi. (3) Yukarıdaki işlerin sonucunda elde edilen kalıp.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jewel ery box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Müzik Kutusu, doğrudan Sony HDD/DVD kaydedicinizden dijital müziğe erişmenizi ve bu müziği dinlemenizi sağlar. Kullanımı kolay grafik kullanıcı arayüzünden (GUI) sevdiğiniz müziği seçerek, sürekli CD değiştirmek zorunda kalmadan tüm müzik kitaplığınızın keyfini çıkarabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sinir hastalığına maruz kalmış kimse, nevropat kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sinir sistemi patolojisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Sinirleri bozuk, sinir hastası.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. névropathe

ruh b. sinir hastası

Sinir hastalığına tutulmuş olan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) katılmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

register of births. registration office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

population explosion. population explosion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (huk.) sözlü, yazılı olmayan (vasiyetname).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - (bkz.Nurkan).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) iş, meşguliyet, meslek, sanat; işgal, zorla alma. army of occupation işgal ordusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) meşguliyete ait; işgal kuvvetleri ile ilgili; meslek dolayısıyle meydana gelen (hastalık veya zarar). occupational therapy meşguliyetle tedavi, rehabilitasyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eğitici, öğretmen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Okutmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Okumak işini yaptırmak: Mektubu kime okutmuş? 2. Ders vermek, öğretmek: Sabahlan Fransızca okutuyor. 3. Tahsil ettirmek, tahsile vermek: Oğullarını okutmadı. 4. Okuyup üfletmek. (Birine) rahmet okutmak = Beter olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instruct. teach. educate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educate. to teach. to instruct. to educate. to palm sth off. to fob sth off on/onto sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make or let sb read sth. to make it possible for sb to be educated. to get sb educated. to teach. to sell. to let sth go. educate. flog off. instruct. school. trade off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Öğretmenlik göreviyle üniversitelere dışarıdan alınan kimse, Fr. lecteur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instructor. instructress. lecturer. prelector. reader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lecturer. lecturer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instructor. lecturer in a university. lector. lecturer. training instructor. university lecturer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Okutan, öğreten, öğretmen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lectorhsip. lectureship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kutlu, uğurlu şehir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Or kut ay.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Farsça “yeni gün” anlamına gelen Nevruz Osmanlı’da da şenliklerle kutlanırdı. Baharın başlangıcı kabul edilen Nevruz ile birlikte herkes birbirine Nevruziye denen kıymetli hediyeler verir, yine Nevruziye denen içinde sandal ağacı, anber, gül suyu, zencefil gibi türlü baharatların bulunduğu çok kuvvetli ve nefis bir macun özel olarak hazırlanarak padişaha ve devlet büyüklerine ikram edilirdi.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. ilâç kullanmadan ancak kemikleri ve kasları yoklayıp düzeltmek suretiyle hastalıkları tedavi usulü. osteopath i. kemikleri düzelterek hastalığı tedavi eden uzman. osteopath'ic s. böyle uzmanlığa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayakta tedavi edilen hasta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Oy kut.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kutsanmış, kadr sahibi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gerçek mutluluk senin olsun.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü uğurlu ve ay gibi parlak olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kutlu olan şeyin kendisi. Özü kutlu, uğurlu olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz kutsal.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s., tıb. el ile dokunarak muayene etmek; s., zool. dokunaçlı palpa'tion i. dokunma; tıb. el ile dokunarak muayene.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koyungözü denilen, ortası sarı ve kenarlarındaki yaprakları beyaz bir çiçek Sarı papatya = Etrafındaki yaprakları da sarı cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daisy. camomile. marguerite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daisy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(matricaria chamomilla): Bileşikgiller familyasıından; Nisan-Eylül aylarında çiçek açan, 25 cm kadar boyunda, bir yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları ince parçalı olup, sapsızdır. Çiçeğinin orta kısmı sarıdır. Kenarlarında 12-20 tane dil biçiminde beyaz renkli çiçek vardır. Çiçeklerin içeriğinde acı madde, tanen ve glikozitler vardır. Meyvesi sarımtırak esmer renkli bir uçucu yağ taşır. Yaz aylarında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: Ateşi düşürür. Ağrıları keser. Spazm çözer. Terletir. Sinirleri yatıştırır. Bağırsak gazlarını giderir. Vücuda rahatlık verir. Boğaz bademcik ve diş etlerinin iltihaplarını giderir. Bel ve baş ağrılarını geçirir. Saçları sarartmak için de kullanılır. Papatyayağı spazm giderir. Ağrıları dindirir. Mikropları öldürür. Sinirleri yatıştırır.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - İlkbaharda çiçek açan, taç yapraklı, beyaz, ortası sarı kümeçli bir kır çiçeği.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. otonom sinir sistemine ait, parasempatik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. katılmak, iştirak etmek, hissedar olmak, ortak olmak, pay almak. participate with a person in a thing bir kimse ile bir şeye iştirak etmek. participa'tion i katılma, iştirak; ortaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. ses taklidi). 1. Yassı bir şeyle vurulunca çıkan sesi taklit eder. Pat, küt = Vurma. 2. Ansızın: Pat diye biri geliverirse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yassı, basık: Pat burun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bileşikgillerden kasımpatına benzer çiçek. 2. Bu çiçek biçiminde elmaslı iğne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pop. thud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To strike gently with the fingers or hand; to stroke lightly; to tap; as, to pat a dog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A light, quik blow or stroke with the fingers or hand; a tap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small mass, as of butter, shaped by pats.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Exactly suitable; fit; convenient; timely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In a pat manner. the sound made by a gentle blow exactly suited to the occasion; 'a pat reply' completely or perfectly; 'he has the lesson pat'; 'had the system down pat'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the sound made by a gentle blow. a light touch or stroke. pat or squeeze fondly or playfully, especially under the chin. hit lightly; 'pat him on the shoulder'. completely or perfectly; 'he has the lesson pat'; 'had the system down pat'. having only super

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indexing software developed by the OpenText Corp which serves as the basis for its products used for searching the WWW, intranets, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indexing software developed by the OpenText Corp which serves as the basis for its products used for searching the WWW , intranets, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Policy Action Team.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Policy Action Team.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Port Address Translation A function provided by some routers which allows hosts on a LAN to communicate with the rest of a network without revealing their own private IP address All outbound packets have their IP address translated to the routers external

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Prototype Adaptation Toolkit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In draw games, a pat hand is one to which you draw no cards In lowball, J7542 is a pat jack, but also offers a draw to a 7 The other day I made pat straights twice in a row.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Port Address Translation - one public IP address used by many private addresses Common in WAN access routers to the internet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Portable Appliance Tester - will carry out a wider range of tests It will also record test results and is useful in providing a diagnosis for items which fail when using the 'checker' above.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Packaging, Assembly and Testing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Point Attribute Table Polygon Attribute Table A coverage can have either a point attribute table or a polygon attribute table, but not both.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pesticide Applicator Training; UO/E curriculum that trains individuals to become certified pesticide applicators.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Port address translation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

PAT is a cost-control mechanism intended to reduce hospital stays by encouraging employees to have routine hospital testing done on an outpatient basis before being admitted to the hospital Reimbursement is sometimes made on a more generous basis for PAT.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Permit Assistance Team Source: US EPA.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Portable Appliance Testing Not postman Pat Periodic inspection and testing of portable appliances for electrical safety and maintenance Required for commercial premises under Electricity at Work Act and recommended for domestic ones too We also recommend

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The most recent command containing the pattern pat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hatch patterns / Vector fill files. solitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Program Association Table An information table which is transmitted along with TV programs and the other digital information.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pop. thud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To strike gently with the fingers or hand; to stroke lightly; to tap; as, to pat a dog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A light, quik blow or stroke with the fingers or hand; a tap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small mass, as of butter, shaped by pats.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Exactly suitable; fit; convenient; timely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In a pat manner. the sound made by a gentle blow exactly suited to the occasion; 'a pat reply' completely or perfectly; 'he has the lesson pat'; 'had the system down pat'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the sound made by a gentle blow. a light touch or stroke. pat or squeeze fondly or playfully, especially under the chin. hit lightly; 'pat him on the shoulder'. completely or perfectly; 'he has the lesson pat'; 'had the system down pat'. having only super

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indexing software developed by the OpenText Corp which serves as the basis for its products used for searching the WWW, intranets, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indexing software developed by the OpenText Corp which serves as the basis for its products used for searching the WWW , intranets, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Policy Action Team.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Policy Action Team.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Port Address Translation A function provided by some routers which allows hosts on a LAN to communicate with the rest of a network without revealing their own private IP address All outbound packets have their IP address translated to the routers external

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Prototype Adaptation Toolkit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In draw games, a pat hand is one to which you draw no cards In lowball, J7542 is a pat jack, but also offers a draw to a 7 The other day I made pat straights twice in a row.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Port Address Translation - one public IP address used by many private addresses Common in WAN access routers to the internet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Portable Appliance Tester - will carry out a wider range of tests It will also record test results and is useful in providing a diagnosis for items which fail when using the 'checker' above.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Packaging, Assembly and Testing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Point Attribute Table Polygon Attribute Table A coverage can have either a point attribute table or a polygon attribute table, but not both.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pesticide Applicator Training; UO/E curriculum that trains individuals to become certified pesticide applicators.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Port address translation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

PAT is a cost-control mechanism intended to reduce hospital stays by encouraging employees to have routine hospital testing done on an outpatient basis before being admitted to the hospital Reimbursement is sometimes made on a more generous basis for PAT.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Permit Assistance Team Source: US EPA.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Portable Appliance Testing Not postman Pat Periodic inspection and testing of portable appliances for electrical safety and maintenance Required for commercial premises under Electricity at Work Act and recommended for domestic ones too We also recommend

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The most recent command containing the pattern pat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hatch patterns / Vector fill files. solitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Program Association Table An information table which is transmitted along with TV programs and the other digital information.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Public Access Terminal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Professional Association of Teachers. defn. hand totals of 17 or higher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. tamamen uygun; basmakalıp; yeterli; z. değişmez bir şekilde; kusursuz olarak. patly z. uygun olarak; basmakalıp bir şekilde. patness i. vaktinde oluş, uygunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ted, -ting) i. el ile veya yassı bir şey ile hafifçe vurmak; ayağı hafif hafif yere vurmak; hafif adımlarla koşmak; i. fiske, hafif vuruş; yalın ayağın çıkardığı ses; ufak kalıp (tereyağı). pat on the back tebrik etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. ses taklidi). Kaba bir şeyle arka arkaya vurulduğunu anlatır: Pat küt vuruyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. I.) 1. Bir oyunda yenen ve yenilen olmaması. 2. Yelkenlerin yan yakalarına, borina denen halatı bağlamak için yapılan kaz ayağı. Pata çakmak = Askerce selâm vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being in a stalemate. drawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -gia) zool. yarasa veya uçan sincabın kanat zarı; kuş kanadının zarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dayak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beating. knock kneed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Ar. «betaka» dan galat). Kıymet ve fiyatı belirtmek üzere eşya ve kumaşlara iliştirilen pusula, yafta, Fr. etiquette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Pat küt diye dövmek. 2. Acele ile ve üstünden süpürmek: Şu odayı pataklayın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chastise. clobber. lick. to spank. to tan sb's hide. to give sb a beating/whacking. to beat sb up. to clobber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to beat. to thrash. to give sb a beating. to wash clothes by beating them in a hurried. haphazard way. belabour. whop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be beaten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large rowboat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Patlıcangillerden zengin nişastalı yumruları besin maddesi olarak kullanılan bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potato. murphy. spud. tater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potato. spud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potato. murphy. root crop. tater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(solanum tuberosum): Patlıcangiller familyasından; yer altındaki yer altındaki yumruları yenen otsu bir bitkidir. Yeşil kısımlarında, renksiz filizlerinde ve yeşilimsi yumrularında Solanin denilen bir madde vardır. İçeriğinde bol miktarda nişasta, B ve C vitaminleri bulunur. Kullanıldığı yerler: Şeker hastalarına faydalıdır. Susuzluğu giderir. Mide ve Onikiparmak ülserinde yararlıdır. Karaciğer şişliğini giderir. Safra akışını kolaylaştırır. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur. Damar sertliğine faydalıdır. Sert bir şey yutulduğunda yabancı maddenin zarar vermeden çıkmasını sağlar. El ve ayak çatlaklarında faydalıdır. Skorbüt hastalığını önler. Kandaki şeker seviyesini düşürür. Kanı temizler. Kansere karşı korur.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mashed patatoes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potato salad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nereye varacağını düşünmeden, saygı kaidelerine aldırmadan, aklına estiği gibi hareket eden, konuşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tactless. plainspoken. politically incorrect. indiscreet. thoughtless. blunt. headfirst. headlong. gauche. harum-scarum. headforemost. out-of-turn. plump. without tact. unadvised.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

facetious. gauche. indiscreet. tactless. disrespectful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tactless. harum scarum. heavy handed. indiscreet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tactlessness. disrespect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yama; parça; eski zamanda kadınların süs olarak yüzlerine yapıştırdıkları ufak siyah ipek parçası; yapıştırma ben, leke; arazi parçası; f. yamalamak, yama vurmak; uzlaşmak. patch cord bağlama teli. patch panel bak. patch board. patch together, pa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (kompütör) bağlama panosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. patchwork

kırkyama

Kumaş artıklarını birleştirerek örtü, yorgan yüzü vb.ni yapma işi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kumaş artıklarından dikilmiş yorgan; uydurma iş; yama işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yamalı; derme çatma yapılmış; huysuz; bozuk düzen, karman çorman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. patented.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. börek, talaş kebabı gibi içinde tavuk veya et bulunan börek. pate de foiegras kaz ciğeri ezmesi, pate.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (alay) baş, kafa; beyin, akıl.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. diz kapağı; eski Roma'da ufak sahan veya herhangi bir yayvan kap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Ayakkabıya takılarak buz üzerinde kaymaya yarayan özel altlık. 2. Bu Aletin, düz yerlerde kaymaya yarayan tekerlekleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skate. roller skate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The place on which the consecrated bread is placed in the Eucharist, or on which the host is placed during the Mass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is usually small, and formed as to fit the chalice, or cup, as a cover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ice skate. roller skate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

From Greek, patane: a shallow vessel The paten is the vessel used to contain the consecrated bread during a Communion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A paten is the small circular plate that holds the Communion bread It is used with a chalice and is made of the same material as the chalice. A small round and flat plate made of gold or silver on which the priest places the particles of bread at the cele

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The golden vessel on which the singing-bread is placed at Mass Not used during the Canon, when the Bread rests directly on the sindon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The plate for bread at communion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A plate with a shallow circular depression in the center that fits into the chalice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A special plate used for bread during Communion. the plate for holding the bread or communion wafers for the ritual of the Eucharist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The round plate that holds the Host on the altar at Mass It is placed on top of the Chalice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

godfathers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aşikarlık; tıb. açıklık, büyümüşlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). I. ihtira beratı. 2. Gemilere ayrıldıkları limanın sağlık durumu hakkında verilen belge.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. patente

buluş belgesi

Bir buluşun veya o buluşun kullanma hakkının bir kimseye ait olduğunu gösteren belge.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patent. patent. letters patent. charter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charter. patent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Open; expanded; evident; apparent; unconcealed; manifest; public; conspicuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Open to public perusal; said of a document conferring some right or privilege; as, letters patent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Letters patent, under 3d Letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Appropriated or protected by letters patent; secured by official authority to the exclusive possession, control, and disposal of some person or party; patented; as, a patent right; patent medicines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Spreading; forming a nearly right angle with the steam or branch; as, a patent leaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A letter patent, or letters patent; an official document, issued by a sovereign power, conferring a right or privilege on some person or party.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A writing securing to an invention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A document making a grant and conveyance of public lands.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The right or privilege conferred by such a document; hence, figuratively, a right, privilege, or license of the nature of a patent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To grant by patent; to make the subject of a patent; to secure or protect by patent; as, to patent an invention; to patent public lands. a document granting an inventor sole rights to an invention an official document granting a right or privilege make op

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patent. bill of health. charter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a document granting an inventor sole rights to an invention. an official document granting a right or privilege. obtain a patent for; 'Should I patent this invention?'. grant rights to; grant a patent for. make open to sight or notice; 'His behavior has p

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A patent is an intellectual property right relating to inventions - that is, to advances made in a technical field A patent for an invention is granted by the government to the applicant, and gives him the right for a limited period to stop others from ma

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An exclusive right granted for 17 years by the federal government to manufacture and sell an invention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A patent secures to an inventory the exclusive right to make, use and sell an invention for 17 years Inventors should contact the U S Department of Commerce Patent Office. provides the patent holder, or patentee, the right to exclude others from making, u

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A legal grant issued by a government permitting an inventor to exclude others from making, using, or selling a claimed invention during the patent's term The TRIPS Agreement mandates that the term for patent applications filed after June 7, 1995, runs 20

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A patent is an exclusive right granted for an invention, which is a product or a process that provides a new way of doing something, or offers a new technical solution to a problem A patent provides protection for the invention to the owner of the patent

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A legal right granted by the government to use, or at least to bar others from using a device, design or type of plant that you have created To patent a device one must prove that it is useful, original and not obvious Patents are subject to challenge in

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The sole right, granted by the government, to sell, use, and manufacture an invention or creation. a legal document giving inventors the exclusive rights to their invention for a number of years.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A document defining the rights conferred by the grant, but often used generally to mean any published specification A patent, which is the mature form of a patent application, consists of drawings of the invention, a specification explaining it, and claim

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A 'patent' is a document issued by a national government granting the patentee the exclusive right to manufacture, use or sell the invention described in the patent for a prescribed interval of time After that interval of time has expired, the invention i

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An incorporeal statutory right that gives an inventor, for a limited period, the exclusive right to use or sell a patented product, or to use a patented method or process.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A patent is legally enforceable grant that gives the inventor the exclusive right to commercially exploit the invention for the life of the patent. a written document that allows an inventor exclusive rights to make, use, or sell an invention for a number

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A government grant giving an inventor the exclusive right to make or sell his or her invention for a term of years.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The exclusive right of an inventor to make, use, or sell his invention for a period of years A patent is an intangible asset that may be depreciated over its remaining life The sale of a patent usually results in long-term capital gain treatment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An exclusive right granted for 17 years by the federal government to manufacture and sell an invention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A legal protection of a new invention for a limited period of time in return for revealing the information. a patent is one of those rights which come under the general heading of intellectual property A patent is the right of an individual or company to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Intellectual property protection of the embodiment of an idea A patent is the statutory monopoly property right granted by the government to prevent others from making, using or selling what was patented for a set period in exchange for making public the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A license that secures the holder the exclusive right to make, use or sell and invention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Government deed; a document that conveys legal title to public lands to the patentee Public domain lands are patented; acquired lands are deeded by the Government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. herkes tarafından anlaşılabilir, herkese açık, aşikar; tıb. açık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. patent, imtiyaz, ihtira beratı; imtiyazlı ihtira; arazi için verilen imtiyaz; imtiyazlı arazi; f. patent almak; imtiyazla temin etmek, imtiyazım vermek veya almak. patent rights patent hakkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. patenti olan, patent hakkından yararlanan; imtiyazlı. patent leather rugan (deri). patent medicine mustahzar, hazır ilaç; kocakarı ilâcı. patently z. açıkça, aşikar olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patent right. patent claim / right.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing., k.dili peder, baba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. evin erkeği, aile reisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. babaya ait, babaya mahsus, babaya yakışır; baba tarafından olan; babadan kalma. paternally z. babaca, baba gibi, pederane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (bir memleket, iş yeri, toplumu) pederane bir şekilde idare etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. paternalisme

fel. babacılık

Devletin türlü sınıflar üzerinde babalık ederek bu sınıflar arasında denge kurmaya çalışması işlemi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. babalık sıfatı, bir çocuğun babası olma; baba tarafı; kaynak; yazı sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Lat. Hazreti isanın öğrettiği Rabbin duası; tespih; tılsım olarak okunan herhangi bir dua.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). ihtiraslı, duyguları heyecanla telkin edici.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pathétique

dokunaklı

Etkili, insanın içine işleyen.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yol, yaya yolu, patika, tarik; bir konuda takip edilen yol, hayat yolu. the beaten path herkesin geçtiği yol, işlek yol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. pathological, pathology.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. acıklı, dokunaklı, etkileyici, tesirli, heyecan verici. pathetically z. dokunaklı veya etkileyici bir surette; heyecanlandırarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yol açan kimse, kaşif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. hastalığa sebebiyet veren mikrop veya virüs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. patoloji, hastalıklar bilimi; bir hastalığın seyri. pathologist i. patolog, hastalıklar bilimi uzmanı. pathological s. patolojik. patholog'ically z. patolojik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. merhamet ve sempati gibi his uyandırma gücü veya yeteneği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yayalara mahsus yol, patika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sabır tahammül, sebat, dayanma; informal dişini sıkma; ing. tek kişi tarafından oynanan bir iskambil oyunu. patience dock labada, bot. Rumex patientia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sabırlı, dayanıklı, mütehammil; azimli, sebatkâr; i. tedavi altında bulunan hasta. patiently z. sabırla, tahammülle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bebeklere giydirilen hafif ayakkabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baby shoe. bootee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

babyschuh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keçi yolu, çoban çığırı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footpath. track. pathway. path. walkway. alley. gate. lane. trail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alley. footpath. path. pathway. track. trail. trail keçiyolu. çığır.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pathway. trail. track. rough path. foot track. trackway. foot path. footpath. packway. trace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -nae) tunç veya bakır eşya üzerinde hâsıl olan yeşil küf; zamanla ve kullanma dolayısıyle görünüşü güzelleşen herhangi bir yüzey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Patenle kayma sporu. 2. Yolun kaygan olması yüzünden bir taşıtın kayması veya tekerlekler döndüğü halde taşıtın ilerleyememesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skating. skidding. spinning. ice skating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ice skating. skidding. slipping. break-away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tire chain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. evlerde üstü açık iç veya yan avlu, teras, veranda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Gürültülü ayak sesini anlatır, ekseriya art arda ve ifadeyi kuvvetlendirmek için de «kütür» tabiriyle beraber kullanılır: Patır patır merdivenden indi, patır kütür inip çıkıyorlardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Patır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Patır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hızlı yürümekten hâsıl olan gürültü, ayak sesi. 2. Gürültü: Patırtı kütürtü eksik olmuyor. 3. Kargaşalık. Ayak patırdısına papuç bırakmak = Korkup kaçmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clatter. noise. or pattern. row. tumult. disturbance. bang. din. shindy. stir. to do.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gürültülü, şamatalı: Patırtılı bir iştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noisy. clamorous. rollicking. tumultuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Türlü renkte ince patiska.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. batiste). İnce ve düzgün beyaz bez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calico. cambric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cambric. cotton batiste. calico / n ,.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Burnu yassı ve basık olan, pat burun. 2. Gagası kaşık şeklinde ve düğesi kürk yapılan bir cins deniz ördeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Patlamış, çatlamış, yarılmış, çatlak, yarık: Patlak pabuç, patlak davul. 2. Dışarı vurmuş, fırlamış, çıkıntılı: Patlak göz. 3. Patlama, çatlama, yarık, çatlak. Patlak vermek = Birdenbire meydana çıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blowout. burst. torn open. explosion. bursting. puncture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burst. form open. cracked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Patlamak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crack. detonating. fulminating. explosion. detonation. burst. bang. blow-out. blowup. boom. burst-up. eruption. fireworks. fulmination. outburst. puncture. simmer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blast. blowout. burst. detonation. eruption. explosion. outburst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blast. detonation. eruption. explosion. sudden expansion. bursting. blow-up. blownout. break. outburst. puncture. fulmination. fulminate. bang. breakout. clap. outbreak. comprehensive / household policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sesle çatlamak, tazyikle yarılmak: Tulum, şişe, çıban patlamak. 2. Ateş alıp, şiddetli sesle tutuşmak, tazyikle havaya atılmak: Top tüfek patlamak. 3. Yarılmak, çatlamak. 4. Çıkmak, fırlamak, dışarı uğramak: Gözü patladı, şişenin tıpası patladı. 5. mec. Çok sıkılmak, çok hiddet etmek: Of patlayacağım! 6. Çok yiyip içmek. 7. Birdenbire ve ansızın zuhur etmek, kopmak: Bir bora patladı. Od Patlamak = Çok korkmak. Kabak başına patlamak = Haksız zarara uğramak, acısını çekmek. Patlamadın ya! = Sabret, bekle mânâsiyle azarlama tâbiridir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burst. explode. go off. crack. erupt. blow. blow up. pop. break. detonate. fulminate. go up. knock back. let fly. plonk. plunk. go pop. puncture. set back. snap. spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burst. detonate. explode. fume. pop. puncture. to burst. to occur. suddenly. to blurt out. to explode. to go off. to blow up. to pop. to detonate. to erupt. to puncture. to break out. to burst out. to be bored to death. to cost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to burst. to explode. to blow up. to burst open. to break out. to give vent to one's feelings. to cost sb so much. to blowout. to erupt. to fulminate. to pop. detonate. to blow one's mind. to go pop. puncture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Patlamış mısırın hikayesi beş bin yıl evveline, Amerika kıtasına kadar uzanıyor. Amerika yerlileri gıda için kullanılacak mısır ile içi daha sulu olan patlayabilir mısırların arasındaki farkı biliyorlardı.

Kolomb kıtaya ayak bastığında yerlilerin mısır kültürünü gördü, ama asıl ilgi 1510’lu yıllarda Güney Amerika’da terör estiren Hernanda Cortes’in Aztek’lerin dini ayinlerde ipe dizilmiş patlamış mısırları yediklerini görmesi ile başladı. Üstelik yerliler mısırı bir çeşit şişe geçirerek, tekrar tekrar ısıtarak veya kızgın kuma gömerek değişik şekillerde patlatarak yiyorlardı.

Amerika kıtasının keşfinden sonra Avrupa’ya getirilen ürünlerin içinde en ünlüleri patlamış mısır ve tütündü. Birincisine çok fazla yağ ve tuz ilave etmezseniz, kesinlikle ikincisinden daha sağlıklıdır. Ancak tüm mısır taneleri patlamaz. Patlayan mısırın gizemini yaratan iki faktör vardır: Mısır tanesinin içinin çok güzel bir ısı geçiş özelliği ve müthiş bir mekanik mukavemete, yani sağlamlığa sahip kabuğu.

Mısıra dikkatli bakıldığında, etrafında kalın ve su geçirmez bir kabuk olduğu görülür. Bunun altında iki tabaka daha vardır. Tanenin bu iç kısımlarındaki moleküllerin sıralanış biçimi, normal mısır tanelerine göre daha düzenlidir. Bu sayede ısı normal tanelere oranla neredeyse iki misli hızla içine yayılabilir.

Kalın kabuk ısıtıldığında, tanenin içi de süratle ısınır ve içindeki su, basınçlı bir su buharı oluşturur. Isınma süresince gittikçe artan bu basınç, sonunda kalın kabuğun adeta infilak ederek yırtılmasına yol açar. Tane ilk boyutundan yaklaşık 30 misli büyür, içi dışına gelir, yani tanenin içindeki yumuşak kısım dışarı çıkarak yenilebilir kısmı oluşturur. Bu özelliği tabiatta başka hiçbir şeyde göremezsiniz. Belki biraz ekmeğin oluşumunu buna benzetebiliriz.

Bir mısır tanesinin ideal bir şekilde patlayabilmesi için, içinde en az yüzde 14 oranında su olması gerekir. Bunun altındaki oranlarda yine patlar ama kısmen açılır, istenen sonuç alınamaz. Mısırın içersindeki su oranını artırmak için, kapalı bir ortamda üzerine su serpiştirilmesi ve beklemeye bırakılmasının faydalı olacağı söylenir ama bu işlem mısırın içindeki su oranını en fazla yüzde l arttırır. Bir mısırı iğneyle delerseniz, bir fırında veya güneş altında bekletirseniz, 150 derecenin altında ısıtırsanız, yukarıda bahsedilen suyun buharlaşması, basınç ve infilakın hiçbiri gerçekleşmez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Patlamış mısırın hikayesi beş bin yıl evveline, Amerika kıtasına kadar uzanıyor. Amerika yerlileri gıda için kullanılacak mısır ile içi daha sulu olan patlayabilir mısırların arasındaki farkı biliyorlardı.

Kolomb kıtaya ayak bastığında yerlilerin mısır kültürünü gördü, ama asıl ilgi 1510’lu yıllarda Güney Amerika’da terör estiren Hernanda Cortes’in Aztek’lerin dini ayinlerde ipe dizilmiş patlamış mısırları yediklerini görmesi ile başladı. Üstelik yerliler mısırı bir çeşit şişe geçirerek, tekrar tekrar ısıtarak veya kızgın kuma gömerek değişik şekillerde patlatarak yiyorlardı.

Amerika kıtasının keşfinden sonra Avrupa’ya getirilen ürünlerin içinde en ünlüleri patlamış mısır ve tütündü. Birincisine çok fazla yağ ve tuz ilave etmezseniz, kesinlikle ikincisinden daha sağlıklıdır. Ancak tüm mısır taneleri patlamaz. Patlayan mısırın gizemini yaratan iki faktör vardır: Mısır tanesinin içinin çok güzel bir ısı geçiş özelliğive müthiş bir mekanik mukavemete, yani sağlamlığa sahip kabuğu.

Mısıra dikkatli bakıldığında, etrafında kalın ve su geçirmez bir kabuk olduğu görülür. Bunun altında iki tabaka daha vardır. Tanenin bu iç kısımlarındaki moleküllerin sıralanış biçimi, normal mısır tanelerine göre daha düzenlidir. Bu sayede ısı normal tanelere oranla neredeyse iki misli hızla içine yayılabilir.

Kalın kabuk ısıtıldığında, tanenin içi de süratle ısınır ve içindeki su, basınçlı bir su buharı oluşturur. Isınma süresince gittikçe arrtan bu basınç, sonunda kalın kabuğun adeta infilak ederek yırtılmasına yol açar. Tane ilk boyutundan yaklaşık 30 misli büyür, içi dışına gelir, yani tanenin içindeki yumuşak kısım dışarı çıkarak yenilebilir kısmı oluşturur. Bu özelliği tabiatta başka hiçbir şeyde göremezsiniz. Belki biraz ekmeğin oluşumunu buna benzetebiliriz.

Bir mısır tanesinin ideal bir şekilde patlayabilmesi için, içinde en az yüzde 14 oranında su olması gerekir. Bunun altındaki oranlarda yine patlar ama kısmeen açılır, istenen sonuç alınamaz. Mısırın içerisindeki su oranını artırmak için, kapalı bir ortamda üzerine su serpiştirilmesi ve beklemeye bırakılmasının faydalı olacağı söylenir ama bu işlem mısırın içindeki su oaranını en fazla yüzde 1 artırır. Bir mısırı iğneyle delerseniz, bir fırında veya güneş altında bekletirseniz, 150 derecenin altında ısıtırsanız, yukarıda bahsedilen suyun buharlaşması, basınç ve infilakın hiçbiri gerçekleşmez.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Kamıştan veya bükülmüş kâğıttan yapılan ve patlama sesi çıkaran oyuncak. Ağız patlangıcı = Gıcırlı sakız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Patlamasına sebep olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make explode. make burst. make blow up. let off. set off. touch off. blast. blow up. bust. detonate. explode. pop. puncture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belt. burst. clout. deal. detonate. explode. to blow up. to infuriate. to hit. to burst. to explode. to touch sth off. to set sth off. to detonate. to puncture. to exasperate. to clout. to deal sb/sth a blow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to blow up. to explode. to cause sth to burst open. to fire. to infuriate. belt. biff. burst. detonate. land. puncture. slosh. touch off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Patlama özelliği olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explosive. fulminating. detonating. squib.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explosive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explosive substance. fulminating explosive. fulminate. fulminant. exploder. plastic explosive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Patlamak işi ve tarzı: Bir patlayış patladı ki. (bk.) Patlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fars. batengan’dan Arapça’laşımış badincan’dan). Patlıcangillerin örnek bitkisi ve bu bitkinin meyvesi. Bostan patlıcanı = Kalın ve yuvarlak cinsi. Kemer patlıcanı = Uzun ve eğri cinsi. Frenk, domata, yumurta patlıcanı = Diğer çeşitleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eggplant. aubergine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aubergine. eggplant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aubergine. eggplant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(badincan): Patlıcangiller familyasından; kalın saplı, uzunca yapraklı, iri mor meyveli, bir yıllık otsu bir bitkidir. Birçok çeşidi vardır. İçeriğinde A vitamini, fosfor ve bazı esanslar vardır. Kullanıldığı yerler: Kansızlığı giderir. Karaciğer ve Pankreasın muntazam çalışmasını sağlar. İdrar söktürür. Kilo vermeye yardımcı olur. Böbrek yanması ve ağrısını keser. Sinirleri yatıştırır. Kalp çarpıntısını giderir. Cilt hastalıkları, şeker, mide bağırsak ve karaciğer hastalıkları aşırı derecede olanlar patlıcan yememelidir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden bir bitki familyası. Örnek bitkisi patlıcandır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir bölgeye mahsus agzı; bozuk dil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pathologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pathologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. tıp). Hastalıklar ilmi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pathology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pathology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pathologic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pathological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Çatra patra = Bir dili iyi konuşamayıp yalan yanlış söyleme: Türkçe’yi çatra patra söylüyor.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir aile veya kabilenin ilk atası, cet, ata; yaşlı ve hürmete layık adam; b.h. patrik. patriar'chal s. patriğe ait; hürmete lâyık. patriarchate i. patriklik; ataerki, pederşahilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Patrikle alâkalı. 2. Pederşâhî.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. patriarcal

top. b. ataerkil

Soyda, temel olarak babayı alan ve ailede çocukları baba soyuna mal eden (topluluk).


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. asilzadelere ait; i. asilzade, eski Roma'da soylular sınıfına mensup kişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. babayı öldürme; baba katili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Rum ve Ermeni kiliselerinin büyük dini reisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriarch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriarch (in the Eastern Orthodox Church. patriarch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir patrikin idarehanesi ve oturduğu yer: Rum, Ermeni patrik-hânesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriarchate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriarchate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Patrik sıfatı 2. Patrik’in işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriarchate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. babadan intikal eden miras; kilise vakfı patrimo'nial s. bu yolla intikal eden miras kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vatanperver kimse, yurtsever kimse. patriot'ic s. yurtsever, vatanperver. patriot'ically z. vatanperverane. patriotism i. vatanperverlik, yurt sevgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Gabya ve babafingo çubuklarının çarmıh halatı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. (eski) kilise ileri gelenlerine veya onların yazdıklarına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-led, -ling) karakol, askeri devriye; ileri karakol, keşif kolu; devriye gezme: f. devriye gezmek. patrolman i. polis, devriye polis. patrol wagon tutukluları karakola götürmeye mahsus polis arabası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Ticarî veya sınaî bir kuruluşun sahibi. 2. Biçki modeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boss. employer. patron. old man. top dog. governor. the governor. guvnor. guv. patronizer. dress pattern. baas. magnate. nibs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boss. chief. governor. magnate. master. pattern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who protects, supports, or countenances; a defender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A master who had freed his slave, but still retained some paternal rights over him.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A man of distinction under whose protection another person placed himself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An advocate or pleader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who encourages or helps a person, a cause, or a work; a furtherer; a promoter; as, a patron of art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who has gift and disposition of a benefice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A guardian saint. called also patron saint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Padrone, 2.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To be a patron of; to patronize; to favor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Doing the duty of a patron; giving aid or protection; tutelary. a regular customer someone who supports or champions something the proprietor of an inn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boss. employer. dress maker's pattern. big boss. chief. dressing pattern. gaffer. the great white chief. magnate. main squeeze. old man. the old man. patron. self-employer. top brass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a regular customer. the proprietor of an inn. someone who supports or champions something.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Another term used for the Library users who have borrowing privelege.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who supports of an artist, both financially and by helping him or her to become well known in their field of art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who lends his or her name for purposes of promotion of a benefit or similar affair; also, a category of contributions at a certain level of giving to which an institution gives special recognition Topic areas:Fundraising and Financial Sustainability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A patron, or benefactor, is one who enters into a contract with a client and provides goods that are not normally available to the client In return, the benefactor receives honor and loyalty Click here for examples.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A legislator who introduces a specific piece of legislation Other legislators may show their support by signing on as co-patrons. A person who employs an artist or architect to create a work of art or a building Under a system of patronage, artists and ar

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The holder of an advowson.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who uses our library; also referred to as 'user'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hami, veli; patron, efendi; daimi müşteri; sanatkar himaye eden kimse. patron saint bir kimse veya meslek veya kurumu himaye ettiği farzolunan aziz, koruyucu melek olduğu kabul edilen aziz. patronage i. hamilik, himaye, koruma, yardım; birisini göreve

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Osmanlı teşkilâtında oramiral.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a boss. bossdom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. baba veya soy ismine ait; i. şahıs isminden yapılan soyadı Peterson.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) avanak kimse; kadınsı erkek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Pattadan bir misafir geldi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nalın, takunya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. yağmur gibi pıtır pıtır ses çıkarmak, pıtırdamak; kısa ve süratli adımlarla yürümek; i. pıtrırtı, ses.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. çabuk çabuk konuşmak; mırıldar gibi söylemek; i. bir komedyen veya sihirbazın kullandığı konuşma tarzı; çok çabuk söylenen şarkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. örnek, numune, model, misal; kalıpla basılarak çıkarılan veya kalıp şeklinde olan model; şekillerin düzeni; şablon; A.B.D. bir elbiselik kumaş; kurşun saçmasının hedef üzerinde bıraktığı izler; f. bir örneği kopya etmek, modeline göre yapmak; şek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yassı köfte; küçük börek. pattycake i. bebeklerin el çırpma oyunu. pattypan i. birkaç bölümü olan küçük börek tepsisi. patty shell içi sonradan doldurulacak pişmiş hamur veya tart.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açık, yayılmış; bot. yaygın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. gezginci, bir yerden bir yere yaya dolaşan; b.h. Aristo felsefesine ait; i. Aristo felsefesi taraftarı kimse; gezginci adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. felsefe) Derslerini, gezinerek vermeye alışmış olan Aristo’nun felsefesi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. péripatétisme

fel. Aristotelesçilik

Yunan filozoflarından derslerini öğrencileriyle birlikte gezinerek veren Aristoteles’in felsefesi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bitki patolojisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., i., f. birbirini takip eden vuruşlarla; i. hafif hafif çarpma; f. hafif hafif çarpmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hızlı ve hafif patırtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letter box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mailbox. postbox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mail box. post. post office box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

positive pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zihin meşguliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. vatan aşkına, vatan uğruna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Ruh hastası.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. psychopathe

akıl hastası

Akıl hastalığına tutulmuş kişi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychopathic. psychopath. psychopathic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psycho. psychopath. psychopathic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychopath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Ruh hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. psychopathie

akıl hastalığı

Düşünme, anlama, kavrama, karar verme, önlem alma vb. yeteneklerdeki eksiklik.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ruh hastası, psikopat. psychopath'ic s. ruhi dengesi bozuk, psikopat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. akıl hastalıkları ilmi, psikopatoloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ruh hastalığı, psikopati; psikoterapi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [پرسکوت] derin sessizlik içinde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. tekrar memleketine iade etmek; kendi memleketinin vatandaşlığına tekrar girmek; i. tekrar memleketine iade olunan kimse. repatria'tion i. kendi memleketine iade, kendi vatanına dönme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşünmeden ve saygısız olarak her işe dalan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Domuz etinden yapılma salam, sucuk ve sosis gibi çeşitli et mamulleri satan dükkân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delicatessen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delicatessen. delikatessen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uğurlu, kutlu, saygıdeğer kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üsküdar; İşkodra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elector roll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Cana yakınlık, sıcakkanlılık. Sempati duymak — Sevimli bulmak, yakınlık duymak.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sympathie

sıcakkanlılık

Bir insanın bir başkasına karşı doğal ve içgüdüsel olarak bir eğilim, sevgi ve yakınlık duyması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sympathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sympathy. attraction. liking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sympathy. an individual or mutual attraction or liking. good feeling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). 1. Sempati uyandıran. 2. İrademiz dışındaki hareketleri (kalb atışı, teneffüs vs.) idare eden sinirler: Sempatik sinirler.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sympathique

sıcakkanlı

Sevimli, cana yakın.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lovable. likeable. likable. caring. congenial. engaging. outgoing. sympathetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

likeable. attractive. likable. congenial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

likable. attractive. sympathetic. outgoing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sympathisant

duygudaş

Üyesi olmadığı hâlde bir partinin, bir kuruluşun görüşlerini benimseyen veya bir görüşü, bir öğretiyi, bir akımı tutan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sympathizer. person who sympathizes with the views of a certain group. fringe supporter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Mutlu, talihli, kutlu insan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., ABD., kdili. çekici, sempatik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. Scutari.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, gen. çoğ kısa tozluk, getir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., bak. spit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (ted, ting) istiridye yumurtası; f. yumurta dökmek (istiridye).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (ted, ting) şamar, sille: şaplak; ağız dalaşı; yağmur şakırdaması; f. sille vurmak; ağız kavgası etmek, atışmak, dalaşmak; şakırdamak (yağmur).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. sel; şiddetli sağanak; denizde görülen su hortumu. spate of words ansızın içini dökme, konuşarak boşanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, bot. yen, spat, brakte, bürgü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s,. min. ispat taşma benzer, ispatik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. uzamsal; uzaysal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. serpmek, sıçratmak: çamurlamak; iftira etmek, şerefini lekelemek, çamur atmak; i. serpme, sıçratma; pıtırtı; çamur lekesi, zifos.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, gen. çoğ. çamura karşı giyilen uzun tozluk, çamurluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sarı nilüfer, bot. Nymphaea advena.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spatula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filling knive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An implement shaped like a knife, flat, thin, and somewhat flexible, used for spreading paints, fine plasters, drugs in compounding prescriptions, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Palette knife, under Palette. a hand tool with a thin flexible blade used to mix or spread soft substances a turner with a narrow flexible blade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small implement with a broad, flat, flexible balde that is used to mix plasters, elastomers and similar substances Artists' spatulas are usually finer and more flexible, while cement spatulas are stouter and stiffer. Ground and polished fingers of soft

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mablak, spatula; tıb. dilbasan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. spatula şeklindeki, kaşık biçimindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tutucu, değişikliğe karşı koyan standpatter i. tutucu kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ku uzun) (i. A.). 1. Düşme, aşağı inme. 2. Sarkma. 3. İktidar mevkiinden düşme, makamını kaybetme. 4. Çocuğun büyüyemeden, ölü olarak rahimden düşmesi: Sukut-i cenîn. 5. Yaprakların dökülmesi: Sukut-i evrâk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Susma: Sükût etmek. Sükûtla geçirmek = Cevap vermemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

falling. fall. degradation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سقوط] düşüş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Susmayı seven. Az söyleyen: Sükûti adamdır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Susmayı seven, az konuşan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ku uzun) (i. A.). Paraşüt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Nota yazısında sükût işaretleri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سکوت] sessizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, ical s. karşısındakinin hislerine katılan; sevgi ve acıma belirten; uygun, ahenkli; anat. sempatik. sympathetic heart başkasının duygularından veya halinden anlayan kimse. sympathetic ink yazarken görünmeyip ateşe gösterilince meydana çıkan yazı mü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başkalarının hislerine katılmak, halden anlamak; yakınlık duymak; aynı şeyi hissetmek; başsağlığı dilemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karşısındaki ile aynı şeyi hissetme, halden anlama, duygudaşlık, sempati, şefkat; his veya yaratılış uygunluğu; (tıb.) uzuvların birbirine olan tesiri; tesir; cisimlerde birbiri ile birleşme veya birbirini etkileme eğilimi. sympathy strike sempati

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., dilb. kelimeyi ortasından kısaltmak; müz. sinkop yapmak. syncopa'tion i., müz. sinkop; dilb. ortadan kısaltma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kutsal deniz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çok mutlu, talihli kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kutlu, uğurlu sabah.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

register of title deeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kutlu uğurlu çocuk.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .telepati, uzaduyum . telepath'ic s telepatiye ait. telepath'ically z. telepati ile. telepathist i. telepatiye inanan kimse; telepati kabiliyeti olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Uzaklardaki bir hâdiseyi tabiatüstü ve bilinmeyen bir hisle duyma hâli.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. télépathie

ruh b. uza duyum

Birinin düşündüklerini veya uzakta geçen bir olayı hiçbir bağlantı olmadan algılama.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telepathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telepathy. telepathy uzaduyum. telephaty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telepathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir gibi güçlü ve uğurlu.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) vecit hali, kendinden geçme, dalınç, mistik coşkunluk. theopathet'ic, theopath'ic (s.) vecit halinde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü uğurlu, kutlu, şanslı kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exactly. to the life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perfectly. exactly. to a hair. toucher to a.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sarı renkte uzunca bir kavun çeşidi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kanal kenarında gemiyi çeken beygirlere mahsus yedek yol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çok talihli, kutlu.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Uçak kazalarında uçak paramparça olsa da, denizin dibine gitse de hemen kokpit denilen pilot kabinindeki son konuşmaları kaydeden karakutular aranır. Çoğunlukla korkunç kaza enkazı arasından sağlam olarak bulunan bu kutular sayesinde kazanın nedenlerine ulaşılır. Karakutu bu kadar sağlam malzemeden yapılıyorsa neden uçağın tümünde aynı malzeme kullanılmıyor? Uçakların rahatça havada kalabilmeleri, uzun mesafelere az yakıtla ulaşabilmeleri, mümkün olduğunca hafif malzemeden yapılmış olmalarına bağlıdır. Bu malzemeler çoğunlukla alimünyum ve plastiktir.

Kokpitteki sesleri ve uçuş bilgilerini kaydeden her iki kutu da paslanmaz çelikten yapılır. En ve boyları yaklaşık 25’er santimetre, derinlikleri 12-13 santimetredir. Kutuların et kalınlıkları ise 6-7 milimetre kadardır. Kutular ayrıca ısıya ve yangına karşı tedbir olmak üzere plastikle çevrili sıvı köpük ile de donatılmışlardır.

Kutular o kadar sağlamdırlar ki, denize düşmüş bir uçağın kutuları 7 sene sonra çıkarılabilmiş ama buna rağmen kayıtlar sağlıklı olarak dinlenebilmiştir. Başlangıçta kutular kanatların birleşme noktasına yakın bir yere konuluyorlardı. Bu bölge uçağın en ağır kısmı olduğundan düşüş anında bu ağır parçalar kutuların üzerlerine düşerek zarar verebiliyorlardı. Sonraları kutular uçağın kuyruk kısmına konulmaya başlanıldı. Tabii bu, uçağın kuyruk kısmındaki koltuklar insanlar için daha emniyetlidir anlamına gelmez, ancak bu yer karakutuların uçağın enkazından en uzağa düşmesini sağlamaktadır.

Uçak kazalarının nedenleri değişiktir. Havada bir şekilde infilak ederek düşen uçaklarda yolcuların kurtulma olasılığı yoktur. Bu nedenle de uçağın yapıldığı malzeme bu açıdan önemli değildir. Uçak yere bir bütün halinde çarpsa da düşen bir asansörde olduğu gibi yolcular çarpmanın şiddetinden hayatlarını kaybederler.

Uçağın içine sıvı köpük doldurmak elektronik aletleri koruyabilir ama insanların sadece ölüm nedenlerini değiştirir. Uçağın malzemesini karakutu malzemesinden yapmak, parçalanma ve yangından zarar görme tehlikelerini önler ama ne yazık ki bu malzemeden yapılmış bir uçak da uçamaz.

Karakutuların renkleri kara değil turuncudur. Bu rengin tercih edilmesinin sebebi enkaz arasından daha rahat fark edilmeleri içindir.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çok uğurlu, kutlu kimse.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Tarihte kayda geçen ilk un patlaması 1785 yılında İtalya’da Turiri’de bir ekmek fırınında, bir lambanın un tozunu tutuşturması sonucu oldu. Ölüme ve fazla zarara yol açmayan bu patlamadan sonra konu unutuldu gitti. Modern günlerimizin başlangıcında, insanlık tarihinin ana gıdası ekmeğimizin en önemli girdisi olan unun çok ciddi bir şekilde yanarak patlayabileceğini kime söyleseniz herhalde şaka kabul eder gülerdi. 1981’de ABD’de büyük bir hububat silosu infilak edip, 9 kişi ölüp, 30 kişi de yaralanınca gülmeler durdu. 1988’de hububat bulunan yerlere belirli bir emniyet standardı getiren kuralların uygulanmasına başlanılmasına rağmen 90’lı yıllarda sadece ABD’de undan kaynaklanan ortalama yılda 13 patlama oldu.

Peki nasıl oluyor da un bu kadar tehlikeli bir şekilde patlayabiliyor? Sebebi basit. Çünkü o bir karbonhidrat. Havada toz olarak asılı duran karbonhidratın miktarı, bir metreküpte 50 gramı aşınca herhangi bir şekilde tutuşturulduğunda patlar. Un tozları o kadar küçüktür ki, anında yanar ve bu yangın diğerlerine zincirleme yayılır. Bu da toz bulutunda, ortama da bağlı olarak, patlayıcı bir güç oluşturur. Benzer durum şeker, puding ve hatta çok ince testere talaşlarında bile oluşabilir.

Bir yangının çıkması için üç şeyin bir arada olması gerekir. Hava (içindeki oksijen), yanıcı madde (burada un oluyor) ve tutuşturucu. Silolarda insanların çalıştıkları yerlerde tutuşmak için gereken metreküpte en az 50 gram un tozu miktarına pek ulaşılamaz. Tabii burada unutulmaması gereken patlamaya sebep verenin yanıcı maddenin havada asılı duran toz miktarı olduğudur, yoksa yere serilen unda böyle bir tehlike yoktur.

Silolarda tutuşmaya sebep olan şeyler, bilinçsizce yapılan bir kaynak, bir kesme işlemi, sigara, asansörler ve konveyörlerin mekanizmalarından çıkan kıvılcımlar olabilir. Şüphesiz ortamın da çok önemi vardır. Patlamanın yarattığı büyük basınç boşalacak yer bulamazsa binayı bile yıkabilir. Açık havada ise patlama olmaz ama yine de tehlikeli bir alevlenme olur.

Hanımlar, endişelenmeyin, kurabiye veya börek yapmak için aldığınız bir kilo undan 50 gramı havaya uçmaz. Bu olay için tonlarca un gerekir. Hamur yoğurmak için balkona çıkmanıza hiç gerek yok!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Tarihte kayda geçen ilk un patlaması 1785 yılında İtalya’da Turiri’de bir ekmek fırınında, bir lambanın un tozunu tutuşturması sonucu oldu. Ölüme ve fazla zarara yol açmayan bu patlamadan sonra konu unutuldu gitti.

Modern günlerimizin başlangıcında, insanlık tarihinin ana gıdası ekmeğimizin en önemli girdisi olan unun çok ciddi bir şekilde yanarak patlayabileceğini kime söyleseniz herhalde şaka kabul eder gülerdi. 1981’de ABD’de büyük bir hububat silosu infilak edip, 9 kişi ölüp, 30 kişi de yaralanınca gülmeler durdu. 1988’de hububat bulunan yerlere belirli bir emniyet standardı getiren kuralların uygulanmasına başlanmasına rağmen 90’lı yıllarda sadece ABD’de undan kaynaklanan ortalama yılda 13 patlama oldu.

Peki nasıl oluyor da un bu kadar tehlikeli bir şekilde patlayabiliyor? Sebebi basit. Çünkü o bir karbonhidrat. Havada toz olarak asılı duran karbonhidratın miktarı, bir metreküpte 50 gramı aşınca herhangi bir şekilde tutuşturulduğunda patlar. Un tozları o kadar küçüktür ki, anında yanar ve bu yangın diğerlerine incirleme yayılır. Bu da toz bulutunda, ortama da bağlı olarak, patlayıcı bir güç oluşturur. Benzer durum şeker, puding ve hatta çok ince testere talaşlarında bile oluşabilir.

Bir yangının çıkması için üç şeyin bir arada olması gerekir. Hava (içindeki oksijen), yanıcı madde (burada un oluyor) ve tutuşturucu. Silolarda insanların çalıştıkları yerlerde tutuşmak için gereken metreküpte en az 50 gram un tozu miktarına pek ulaşılamaz. Tabii burada unutulmaması gereken patlamaya sebep verenin yanıcı maddenin havada asılı duran toz miktarı olduğudur, yoksa yere serilen unda böyle bir tehlike yoktur.

Silolarda tutuşmaya sebep olan şeyler, bilinçsizce yapılan bir kaynak, bir kesme işlemi, sigara, asansörler ve konveyörlerin mekanizmalarından çıkan kıvılcımlar olabilir. İüphesiz ortamın da çok önemi vardır. Patlamanın yarattığı büyük basınç boşalacak yer bulamazsa binayı bile yıkabilir. Açık havada ise patlama olmaz ama yine de tehlikeli bir alevlenme olur.

Hanımlar, endişelenmeyin, kurabiye veya börek yapmak için aldığınız bir kilo undan 50 gramı havaya uçmaz. Bu olay için tonlarca un gerekir. Hamur yoğurmak için balkona çıkmanıza hiç gerek yok!


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vatanperver olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ansızın korkutup sıçratmak: Önlerine çıkan at, koyunları ürküttü Ağacı ürkütmek = Uçlarını kırpıp budayarak çok uzamasına engel olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administer a shock. appal. appall. scare. start. give a start. give smb. a start. startle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boggle. frighten. startle. to terrify. to startle. to frighten. to scare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scare. spook. startle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basilisk. scary. crawly. eerie. eery. frightening. gruesome. macabre. parlous. spine-chilling. startling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dreadful. eerie. formidable. frightful. grisly. scary. gruesome. eery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direful. dread. eerie. fearsome. forbidding. formidable. gruesome. hairy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Flamanca). Yelkenleri açmak ve zaptetmek için alt köşelerine bağlanan donanım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gear box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gearbox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gear box. transmission. gearbox. transmission box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kızılderililerin savaşa gitmesi. on the warpath kavgaya hazır; parlamaya hazır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(u uzun) (i. A ), (c. yevâkît). Alüminyum oksit birleşiminde çok değerli bir taş. Gök yâkut = Mavisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Kuzey-doğu Sibirya’da yaşayan bir Türk kavmi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruby. oriental ruby. true ruby. vermeil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Turkish language of the Yakuts, a Mongolian people of northeastern Siberia, which is lingua franca over much of eastern Siberia. the Turkic language spoken by the Yakut people a member of a Turkic people of northeastern Siberia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruby. yakut. of the Yakuts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a member of a Turkic people of northeastern Siberia. the Turkic language spoken by the Yakut people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ یاقوت] yakut. 2.dudak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Parlak kırmızı, şeffaf kıymetli taş. 2.Sibirya’nın kuzey kısmında yaşayan bir Türk kavmi. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi.). Yakutlar’ın konuştuğu Türkçe.

Türkçe Sözlük by