Pay-zen ne demek? | Pay-zen anlamı nedir? | Pay-zen

Pay-zen anlamı nedir?

Pay-zen ne demek?

Pay-zen anlamı nedir?

Pay-zen | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: pay zen

Türkçe Sözlük

(I. F„ pây = ayak, zeden = vurmak). Ayağına pranga vurulmuş câni. Pây-zen kıyafetli = Pejmürde ve korkunç kıyafetli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدم موازنت] dengesizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احزن] çok hüzünlü. ahzetmek almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cesur, yiğit kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Alpay).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

completely different.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Aslı arzan) (A.). 1. Arz cihetince, genişliğince: Arzen ölçmeli. Arzen üç ve tûlen beş arşındır. 2. Küre-i arzın arzınca, yani ekvatordan kuzey veya güneye doğru olan mesafece: İstanbul’un arzen derecesi nedir?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amortization. depreciation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lion's share. lion share.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Aybaşı kanaması normal olarak 2-7 gün sürer. Normal olarak 28 günde bir görülen aybaşı kanaması, bazı hallerde vaktinden önce veya sonra da görülebilir. Nedeni; asabi krizler, hormon dengesizliği veya bünye zayıflığı olabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Çörekotu, bal.

Hazırlanışı : Sabah, öğle ve akşam, tok karnına 2 kahve kaşığı çörek otu ile 3 kahve kaşığı süzme bal karıştırılıp, yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sometimes. now and then. occasionally. betweentimes. betweenwhiles. from time to time. between whiles. ever and anon. now and again. off and on. sometime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

occasionally. sometimes. from time to time. now and then. now and again. every so often. on and off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sometimes. now and then. occasionally. between whiles. once in a while.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بعضا] kimi zaman

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Oynayan, oynayıcı, dansör veya dansöz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). eski gösterişli ve kaba bir şekilde süslemek, donatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benzene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benzene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. uçma veya yanma kabiliyeti olan renksiz karbonlu hidrojen, benzen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ayakta, Ar. kaaim.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Yöre, mahalle, yol. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Süs, Ar. ziynet, Fars. zib. 2. Külfet, gayr-ı tabiî hal, özen bezen: Özenerek külfetle edilen sahte ziynet.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Süs, benek, zinet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Süslenmek, Osm. tezeyyün etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sonsuz, tükenmez.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی پایان] sonsuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dul kadın.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيوه زن] dul kadın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Exchange Transaction Fee)

Borsa üyelerinin, Borsa’da gerçekleştirdiği işlem hacmine göre hesaplanarak Borsa’ya ödenen meblağ olup Borsa Yönetim Kurulu’nca belirlenir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pirinçten yapılmış; pirinç gibi; utanmaz, yüzsüz, arsız. brazenfaced s. yüzsüz, arsız. brazenly z. yüzsüzlükle. brazenness i. yüzsüzlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yüzsüzlükle karşılamak; yüzünü kızdırmak. brazen a thing out işi pişkinliğe vurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Öpücü, öpen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Süpürücü, çöpçü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kılık veya vaziyet düzgünlüğü: Kendine çekidüzen vermek, evin çekidüzeni bozuldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tidiness. orderliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vatandaş, teba; hemşeri; şehirli kimse; sivil kimse. citizenry (i). bütün vatandaşlar. citizenship (i). vatandaşlık, tabiiyet. native citizen bir devletin uyruğu olarak doğmuş vatandaş. naturalized citizen bir devletin uyruğuna sonradan giren kims

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aldatmak, dolandırmak, kandırmak. cozenage (i). dolandırıcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nişan, damga vuran; kalb, gönül kıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Def çalan musiki san’atkârı, hânende (eskiden hânendeler def çalarak okurlardı).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [دائره زن] daire çalan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. darb = dövme, F. zeden = vurmak). Kale döven top.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Def çalan müzisyen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [دفزن] tef çalan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İttihat ve Terakki’nin son sadrazamı Talat bey, trenle Ankara’ya giderken Tuzla’yı geçtikten bir müddet sonra suikaste uğramıştı. Kıyı boyu giden trene birden bire Tuzla açıklarında suyun üstüne çıkan bir denzialtından ateş açılmış, Talat Bey’e bir şey olmamasına rağmen trenin yola devam edecek hali kalmamıştı. Denizaltının ve suikastın kimler tarafından yapıldığı tüm araştırmalara rağmen bulunamamıştı.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). ikamet eden kimse, oturan kimse; vatandaş; (ing). muayyen vatandaşlık haklarına sahip olarak bir memlekette ikamet eden yabancı; yeni şartlara veya bir yere intibak etmiş hayvan veya bitki; bir yeri devamlı ziyaret eden kimse; (f)., (ing). yurt

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. der = edat, zencîr = zincir). Zincirde, zincirle bağlı. Derzencîr etmek = Zincirle bağlamak, zincire vurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hilekâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disinfection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Mikrop öldürücü ilâç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disinfectant. disinfectant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disinfectant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disinfectant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Mikroplardan temizlenmiş. Dezenfekte etmek = Dezenfektan ilâçlar kullanarak mikroplardan temizlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disinfected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. désinformation

bilgi çarpıtma

Kişiyi veya kurumu herhangi bir konuda bilinçli olarak gerçeği saptırarak yanlış bilgilendirme.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmony in social relations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yalancı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yalancılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Nizam, tertip: Bu odaya düzen vermeli. Burada düzen yoktur. 2. Ahenk, ses ve sazların belirli bir sese uydurularak düzeltilmesi ve okuyup çalacek hâle getirilmesi (bu mânâda «akort» kelimesinin kullanılması yanlış ve çirkindir): Bu saza düzen vermeli. Bu piyanonun düzeni bozuk. 3. Uydurma söz. Ar. sanîa: Bu, sır kendi düzenidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

order. regularity. regulation. formation. arrangement. coordination. harmony. system. orderliness. array. contexture. convention. cosmos. disposal. disposition. get-up. layout. make-up. method. regime. right. scheme. trim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrangement. method. order. regularity. sequence. setup. trick. trickery. trim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrangement. device. formation. installation. order. organization. system. trim. orderliness. the social order. the system. mechanism. linkage. set-up. contrivance. accord. harmony. gadget. gear. plan. plant. train. tree. program (me. tool. machine. gin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deceitful. tricky. left-handed. crafty. cross. designing. gadgety. intriguing. pettifogging. roguish. serpentine. trickster. impostor. bilker. deceiver. falsifier. intriguer. racketeer. rogue. shammer. shyster. tartar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiddler. fraud. trickster. tricky. twister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat (er. trickster. artful. artist. crafty. doer. fabricator. humbugger. jesuitical. juggler. knave. maladministrator. palterer. wily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duplicity. deceit. knavery. wiliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sivrisinek, arı gibi şeylerin iğnesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contrivance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mechanism mekanizma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mechanism. setup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrangement. setting. organizing. reorganization. regulation. collocation. distribution. execution. hatcher. layout. make-up. trimming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alignment. composition. control. disposal. disposition. ordering. regulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrangement. organization. preparation. formulation. accomodation. design. devising. rectification. timing. equipment. relaying. systemizing. improvement. planning. commutation. coordination. adjusting. adjustment. grouping. governing. confection. colloca

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir çok Sony dijital video kamerada, düzenleme bilgisayarı bulunmaktadır. 20 taneye kadar programın ve sahnenin karelere göre seçilmesi mümkündür. Bir VCR’a bağladığınızda (AV kablosu ya da i.LINK™ kablosu ile) yalnızca kopyalama işlevini başlatmanız yeterlidir. Seçilen tüm sahneler otomatik olarak transfer edilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kayıtların düzenlenmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MiniDisc müzik parçaları, herhangi bir kalite kaybı yaşanmaksızın taşınabilir, birleştirilebilir ya da bölünebilir. Başlık ya da disk adı da eklenebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Düzenleme Penceresi, kurulu düzenleme işleviyle birlikte sunulan bir grafik kullanıcı arayüzüdür. Programlanan her sahnenin başlangıç ve bitiş resimlerini göstererek, kayıtlarınızı gözden geçirmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). Düzenli hale getirmek, düzen vermek, tanzim etmek, tertip etmek: Sazınızı düzenleyiniz!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

line up. arrange. collocate. compose. construct. coordinate. dispose. do. do out. draw. draw up. engineer. execute. forge. form. frame. get up. give. grade. lay out. methodize. mount. order. organize. promote. put up. regularize. regulate. scheme. se.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appoint. array. assemble. codify. collate. condition. control. coordinate. dispose. do. fix. install. organize. plan. programme. regulate. scheme. throw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrange. order. organize. edit. to put in order. to arrange. to prepare. to formulate. to design. to plan. to accomodate. to adjust. to devise. to rectify. to improve. to set-up. to string. to systemize. to equip. to gear. to range. to time. to organize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tanzim ve tertip edilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be put in order. to be arranged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düzene konmamış, düzensiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düzeni yapılmış, düzenli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulating. organizing. regulatory. organizer. regulator. regulative. compensator. grader. promoter. trimmer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulator. regulator regülatör. organizer organizatör. regulating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

editor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tertipli, muntazam: Düzenli ev. 2. Ahenk ve düzeni yerinde; kurulmuş: Düzenli saz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orderly. in order. systematic. systematical. regular. neat. tidy. harmonious. in good trim. clean-cut. coordinate. dainty. equal. even. methodical. ordered. organized. right. settled. snug. stated. steady.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elegant. methodical. neat. ordered. orderly. regular. shipshape. steady. straight. together. trim. uniform. tidy. well-arranged. systematic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geared. regular. in order. orderly. systematic. uniform. organized. planned. balanced. harmonic. set. equipped. symmetric. symetrical. tactic. tactical. coordinate. crisp. even. methodical. just so. stated. steady. straight. tidy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regular army.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standing army.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İyi düzen hali: Dirlik düzenlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regularity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regularity. orderliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Nizam ve tertibi olmayan: Düzensiz ev. 2. Ahenksiz: Düzensiz saz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desultory. disorganized. disordered. chaotic. irregular. unsteady. untidy. out-of-trim. snatchy. out-of-balance. out-of-order. erratic. excursive. fitful. freehand. haywire. hugger-mugger. huggermugger. indigested. inordinate. jerky. non-uniform. non.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bumpy. discordant. discursive. dishevelled. disorderly. erratic. fitful. irregular. messy. odd. slipshod. slovenly. spasmodic. turbid. turbulent. uneven. untidy. wildcat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disorderly. irregular. confused. non-uniform. inharmonious. non-harmonic. out of order. out of trim. out of balance. unsymmetrical. unorganized. gearless. sporadically. anyhow. back to front. chaotic. desultory. disordered. episodic. erratic. formless. il

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Nizamsızlık, tertipsizlik: Bu evin düzensizliği. 2. Ahenksizlik, düzenli bulunmama: Piyanonun düzensizliği çalışmaya mâni oluyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fitfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confusion. disarray. disorder. jumble. mess. muddle. turbulence. untidiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disorder. irregularity. lack of orderly planning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دروغ زن] yalancı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ersezer).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Darı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ارزن] darı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. ferzendân). 1. Oğul, erkek çocuk. 2. Çocuk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فرزند] evlat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Oğula yakışacak surette; çocukça.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yükselten, Osm. ref’eden.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Yükselten. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir çeşit lâle.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). donmuş, buz kesilmiş; kalpsiz, soğuk; dondurulup konserve edilmiş. frozen assets donmuş mevduat. frozen credits donmuş krediler. frozen prices donmuş fiyatlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Parlatan, aydınlatan, ışıklandıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Taflan çubuklarından yapılan ve resim yapmada kullanılan kömür kalem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zarar, ziyan, hasar: Zarara uğratmak, Osm. ızrâr etmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ گزند] zarar. 2.bela.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(GÜRİZENDE) (i. F.). Kaçan, kaçıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yalnızca Batı resim sanatına özgü bir kavram olan “gölge-ışık düzeni”, sanatsal gerçekliğin yeniden üretilmesi için gerekli olan bir yanılsama tekniğidir. Resimsel yapıtın içerdiği tüm betiler, bu teknik sayesinde bir kısmı gölgeli diğer kesimleri ise aydınlıkmış izlenimi verecek biçimde betimlenirler. Böylelikle bir yüzey sanatı olan resmin üç boyutlu nesneleri ifade etmekteki yetersizliği bir ölçüde giderilmek istenmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins alaca geyik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Bir nevi alageyik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kovandan bal alırken yüze geçirilen tel kafes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Göz göz oya: Gözenek. 2. Sıvama nakış. 3. Bitkilerin yaprak ve saplarındaki birtakım küçük organlar. Bunlar, bitkinin solumasını kolaylaştırır. Bazı hayvan dokularında bulunan aralıklar da «gözenek» diye anılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pore. stoma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

porous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

porous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

porosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

porosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonporous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Üstünden ipekle bir kat daha geçirilmek, iki kat olmak: Gözenmiş nakış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaçan, (bk.) Girîzende.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) HAk-i pâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. musiki). Halîle çalan san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ahzân). Hüzünler, (bk.) Hüzün.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Üzüntü. Gam, ked(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hem-pâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir pâye ve rütbede bulunanların beheri, akran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zengûle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çok yüksek dereceli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sakınarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Karşılık ve bedel olarak: Verdiğiniz kâğıda ivâzen size bir kalem vereyim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ağırlayarak, hürmet ve İkramla: Davetlileri İzâzen bir çalgı takımı getirmişti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [قلب زن] kalpazan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. kalem, Fars. zeden = vurmak). Kalem çalan, yazan, tahrîr eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

share of profit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profit sharing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profit sharing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equal sharing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (kem = eksik, pâye = rütbe). Rütbesi aşağı, kıymeti, itibarı az olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

within an ace of. narrowly. by a nose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Kızılırmak, güney Azerbaycan’ı 2 defa katederek Gilan’da Hazer denizine dökülen ırmak.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Ürünle birlikte verilen Picture Motion Browser yazılımı, fotoğraf koleksiyonunuza göz atmanıza ve koleksiyonunuzu yönetmenize yardımcı olur. Fotoğraflarınızı e-posta ile arkadaşlarınıza ve ailenize gönderebilir veya İnternet’teki paylaşım sitelerine kolaylıkla yükleyebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.) (musiki). Kudüm vuran san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Mevlevî Ayinlerinde kudüm vurarak mutrıbi yöneten san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [قدوم زن] kudüm çalan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the established order. the established regime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cousin. first cousin. cousin german.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cousin. cousin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cousin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mânâsına bakılmaksızın yalnız kelimelerin sesleri bakımından: Bu cümle lâfzan pek parlaksa da mânâca değeri yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (halk dilinde: lâfazan). 1. Çok söyler, geveze. Ar. kavvâl. 2. Atıp tutan, övünen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde: lâfazanlık). Gevezelik, övünme.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Titreyen, titrek.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pastil; baklava biçimi, eşkenar dörtgen; baklava şeklinde şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mahfûz olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hazen» den im.) (c. mehâzin). 1. Mal ve eşya koymaya mahsus kapalı yer, kiler, anbar. 2. Türkçe. Yeraltı, bodrum: İçilecek şeyler soğuk durmak için mahzene konmalıdır (Fr. magasin, bu kelimeden gelir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cellar. cistern. repository. vault.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cellar. granary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cellar. underground storeroom or depository. cistern. repository. vault.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. yurt özlemi, evseme, yurtsama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Mazhar çalan san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mecâz kullanma yoluyla, gerçek mânâsiyle olmayarak: «Arslan» meeizen cesur mânSsiyle kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Farsça merzegûş’ tan), (bk.) Merzengûş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir çeşit fesleğen, güveyi otu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. mevc = dalga, Fars. zeden = vurmak). Dalgalı, Ar. mütemevvic.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, mizen i., den. mizana direği, üç direkli geminin en gerideki direği; mizana yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Saygı ve ikramla: Muazzezen kabûl ettiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisinde şimdi kullanılmayan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hazn» den imef.) (mü. muhtezene). Biriktirilip hazineye konmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (muşt = yumruk, zeden = vurmak). Yumrukla güreş eden, yumruk güreşinde mahir pehlivan, boksör, Fr. boxeur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yumruk güreşi, boks, Fr. box.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MUVAZENE) (i. A. «vezn» den masdar). 1. İki şeyin ağırlıkça bir ve eşit olması, denge. 2. Karşılıklı iki şeyin ölçü ve başka bakımlardan bir gelmesi ile olan uygunluk, denk olma: Devletler muvazenesi. 3. Bir cismin ağırlık merkezi dik gelerek durabilmesi: Pencereden uzanırken muvazenesini kaybedip düştü. 4. Gelir ve giderin bir gelmesi: Bütçe muvazenesi. 5. Mukayese, ölçü: Eski servetinizle şimdiki servetinizi muvazene ederseniz ne kadar ilerlediğinizi anlarsınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equilibrium. balance. stability denge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balance. equilibrium. set-off. stability. equipose. poise. offset. equation. compensation. counterbalance. equanimity. equipoise. temperament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [موازنه] denge.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bütçe kanunu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1Uygun, denk. 2. Muvazenesi yerinde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Ölçüsüz, dengesiz. 2. Ne yaptığını bilmeyen, sözleri ve hareketleri normal olmayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) dengesiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imbalance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sebatsız, kararsız, geçici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Delik veyahut lağım açan işçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Nakzedilerek, (bk.) Nakz.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - İnleyen, inildeyen.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ناپایدار] kalıcı olmayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Neyzen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نایزن] neyzen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Naz edici, nazlı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نازنده] nazlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Naz edici, nazlı, hoş edalı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Cilveli, nâzlı. 2. Pek kıymetli olup nâz ve nimetle alıştırılmış, şımarık: nâzenînim. 3. (Alay ve aşağılamak maksadıyle) bilinen kişi, mahut: O nâzenînim de sallana sallana gelmiş. Tarîk-ı Nazenin = Bektaşî tarîkati.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coy. coquettish. pampered. of delicate build.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ نازنين] nazlı. 2.narin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Cilveli, oynak. Çok nazlı yetiştirilmiş, şımarık. 2.Narin ince yapılı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Mehter çalıcısı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Yeni tarz yeni yöntem. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(NEY-ZEN) (i. F.). Ney çalıcısı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نيزن] ney üfleyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Ney çalan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Ay sadece gece görülebilir diye bir şey yok. Gündüzleri de periyoduna bağlı olarak ay da tepemizde, bütün yıldızlar da. Ama güneşin atmosferimizde yansıyan ışınları onları görmemize mani oluyor. Atmosferimiz olmasaydı gökyüzü gündüzleri de karanlık olacak, güneşle birlikte yıldızları da görebilecektik.

Ay dünyamıza çok yakın olduğundan gökyüzünde görüntü olarak yıldızlardan çok büyük görünür. Eğer konumuna göre güneşten iyi ışık alabilirse gündüzleri de gökyüzünde rahatlıkla görünebilir. Ayın yüzeyi bir asfalt yol yüzeyi gibi yansıtıcıdır. Koyu renktedir ama tam siyah da değildir. Biz gökyüzünde aya baktığımızda sadece onun güneşten yansıttığı ışığı görüyoruz. Güneş kadar ışık saçmıyor ama yine de gökyüzündeki en parlak yıldızdan 100.000 kat daha fazla ışık yansıtabiliyor.

Gündüz havanın aydınlığı yıldızların parıltısını yok eder. Aslında parlak yıldızların olduğu bölgede gökyüzünün parlaklığı da biraz daha farklıdır ama bu farkı pek algılayamayız. Ama ayın olduğu bölgede ışık yeterli ise geceki gibi çok parlak olmasa da onu görebiliriz. Hatta hava şartlarının olumlu olduğu durumlarda hava aydınlıkken Venüs gezegenini bile görebiliriz.

Güneşi büyük bir ampul, ayı da büyük bir ayna olarak düşünebiliriz. Bazı durumlarda ampulün ışığını doğrudan görmesek bile, aynanın yansıttığı ışığını görebiliriz. Bu, geceleri olan durumdur. Güneşi göremeyiz, çünkü dünyamız ondan gelen ışığı bloke etmiştir. Ayı, yani aynadan yansıyan ışığını görebiliriz. Ampulü de, aynayı da birlikte gördüğümüz durum ise ayın gündüz görünme durumudur.

Genellikle ‘ayın karanlık yüzü’ diye kullanılan deyiş şekli yanlıştır. Doğrusunun ‘ayın arka yüzü’ olması gerekir. Ayın dünyamız etrafındaki dönüş süresi ile kendi etrafındaki dönüş süresi hemen hemen aynı olduğundan, biz ayın hep bir yüzünü görürüz ama ay dünya ile güneş arasındayken bize bakan yüzü karanlık, güneşe bakan arka yüzü aydınlıktır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Ay sadece gece görülebilir diye bir şey yok. Gündüzleri de periyoduna bağlı olarak ay da tepemizde, bütün yıldızlar da. Ama güneşin atmosferimizde yansıyan ışınları onları görmemize mani oluyor. Atmosferimiz olmasaydı gökyüzü gündüzleri de karanlık olacak, güneşle birlikta yıldızları da görebilecektik.

Ay dünyamıza çok yakın olduğundan gökyüzünde görüntü olarak yıldızlardan çok büyük görünür. Eğer konumuna göre güneşten iyi ışık alabilirse gündüzleri de gökyüzünde rahatlıla görünebilir. Ayın yüzeyi bir asfalt yol yüzeyi gibi yansıtıcıdır. Koyu renktedir ama tam siyahta değildir. Biz gökyüzde aya baktığımızda sadece onun güneşten yansıttığı ışığı görüyoruz. Güneş kadar ışık saçmıyor ama yine de gökyüzündeki en parlak yıldızdan bin kat daha fazla ışık yansıtabiliyor.

Gündüz havanın aydınlığı yıldızların parıltısını yok eder. Aslında parlak yıldızların olduğu bölgede gökyüzünün parlaklığı da biraz daha farklıdır ama bu farkı pek algılayamayız. Ama ayın olduğu bölgede ışık yeterli ise geceki gibi çok parlak olmasa da onu görebiliriz. Hatta hava şartlarının olumlu olduğu durumlarda hava aydınlıkken Venüs gezegenini bile görebiliriz.

Güneşi büyük bir ampül, ayı da büyük bir ayna olarak düşünebiliriz. Bazı durumlarda ampülün ışığını dğrudan görmesek bile, aynanın yansıttığı ışığını görebiliriz. Bu, geceleri olan durumdur. Güneşi göremeyiz, çünkü dünyamız ondan gelen ışığı bloke etmiştir. Ayı, yani aynadan yansıyan ışığını görebiliriz. Ampulü de, aynayı da birlikte gördüğümüz durum ise aynı gündüz görünme durumudur.

Genellikle “ayın karanlık yüzü” diye kullanılan deyiş şekli yanlıştır. Doğrusunun “ayın arka yüzü” olması gerekir. Ayın dünyamız etrafındaki dönüş süresi ile kendi etrafındaki dönüş süresi hemen hemen aynı olduğundan, biz ayın hep bir yüzünü görürüz ama ay dünya ile güneş arasındayken bize bakan yüzü karanlık, güneşe bakan arka yüzü aydınlıktır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde ttz sekizlideki bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Nısfiye çalan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Nurlu, ışıklı kadın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common denominator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common denominator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-paid, -paying) fazla ödemek; değerinden fazla ödemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). itina.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

care. attention. painstaking. application. assiduity. elaboration. jealousy. solicitude. thought. pains.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attention. care. solicitude. pains itina. ihtimam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

care. careful attention. pains. application. assiduity. pain. solicitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Bir işin elden geldiğince iyi olması için gösterilen çaba. 2.İçerlek, tam orta, en içeride olan. 3.İlk söz. 4.Bir birine yakın iki dağın arasındaki uzaklık, ara. Dere, ırmak. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Özen ay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ender bulunan yaratılışta olan, değerli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb to take pains over sth. to cause sb to want to imitate sb. encouragement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb to take pains over sth. to cause sb to want to imitate sb. encouragement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Dikkat ve ihtimamla bir iş yaptırmak. 2. Teşvik etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encourage. encourage. support. accelerate. prod. tempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prod. stimulate. tempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encourage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encourage. encourage. support. accelerate. prod. tempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prod. stimulate. tempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encourage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i, «özenmek» ten). Hayvana binilince ayakları koymaya mahsus demir basamaklar ki, kayışla eğere bağlıdır, Ar. rikâb. Özengiye ayak basmak = Ata binmek. Özengi ağası = Ata binilirken öbür özengiyi tutup yardım eden hizmetkâr, Fars. rikâbdâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ata özengi yani mahmuzla vurup sürmek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü engin, geniş ve derin.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür,) (Kadın İsmi) - Özen gül.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Herhangi bir şeye özenmek: Bu gibi şeylere özenilir mi?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take pains (to do sth over sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take pains (to do sth over sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elaborate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Çaba gösteren, en iyisini yapmaya çalışan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careful attention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careful attention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attentive. careful. painstaking. assiduous. elaborate. heedful. jealous. regardful. scrupulous. thoughtful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attentive. careful. meticulous. painstaking. punctilious. rigorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painstaking. very careful. mindful. attentive. studious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attentive. careful. painstaking. assiduous. elaborate. heedful. jealous. regardful. scrupulous. thoughtful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attentive. careful. meticulous. painstaking. punctilious. rigorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painstaking. very careful. mindful. attentive. studious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özenle çalışan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dikkat ve ihtimamla çalışmak: Özenmiş demesinler. 2. Çabalamak, uğraşmak, hazırlanmak: Kuş yavrusu uçmaya özeniyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take pains. try hard. elaborate on smth. emulate. take an example by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take pains. to try hard. to imitate. to ape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take pains (to do sth / over sth. to want to imitate sb. to try to do sth one knows little about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take pains. try hard. elaborate on smth. emulate. take an example by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take pains. to try hard. to imitate. to ape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take pains (to do sth / over sth. to want to imitate sb. to try to do sth one knows little about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inattentive. inelaborate. slipshod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carelessly done. slipshod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slipshod. carelessly done. sb who does careless work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inattentive. inelaborate. slipshod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carelessly done. slipshod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slipshod. carelessly done. sb who does careless work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Özenme işi, taklitçilik hevesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affectation. emulation. affected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desire to imitate sb. desire to do sth one knows little about. affectation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affectation. emulation. affected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desire to imitate sb. desire to do sth one knows little about. affectation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preciosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preciosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çok dikkat ve ihtimamla yapılmış. 2. Çok zahmet ve sıkıntı veren: Özentili iştir. 3. Meraklı, endişeli: Özentili adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very careful. painstaking. mannered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very careful. painstaking. mannered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careless. slipshod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careless. slipshod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large oval melon-like tropical fruit with yellowish flesh tropical American shrub or small tree having huge deeply palmately cleft leaves and large oblong yellow fruit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A sweet tropical fruit The juice of this fruit yields an enzyme that is used as a meat tenderizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An orange-fleshed, melon-like fruit Some weigh up to ten pounds, but most are about the size of a mango Papaya will ripen at room temperature, so you can buy them firm; but eat when soft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Almost oval melon-like fruit with creamy golden yellow skin, orange yellow flesh and many shiny black seeds right in the center; when slightly underripe, the flesh is firm, and at this point it is good for making relishes; it is soft and very juicy when r

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The fruit of the papaya tree, which grows from seed to a 20-foot fruit-bearing tree in under 18 months The fruit is juicy, smooth, and has a sweet-tart flavor 'Papain,' a digestive enzyme used in meat tenderizers, comes from papayas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Native to North America, the papaya is a large fruit which is golden yellow when ripe Ripe papaya has an exotic sweet-tart flavor The fruit is sometimes called pawpaw Recipe: Frozen Fruit Smoothie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Papeeta Fruit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The most complete source of protein, Papaya contains Vitamins A, B, C and E to clean, protect, condition and add moisture to your hair It helps to repair damaged hair fibers, making them stronger and thicker Papaya is a rich hair and skin moisturizer. a l

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pawpaw , papaya.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large oval melon-like tropical fruit with yellowish flesh tropical American shrub or small tree having huge deeply palmately cleft leaves and large oblong yellow fruit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A sweet tropical fruit The juice of this fruit yields an enzyme that is used as a meat tenderizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An orange-fleshed, melon-like fruit Some weigh up to ten pounds, but most are about the size of a mango Papaya will ripen at room temperature, so you can buy them firm; but eat when soft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Almost oval melon-like fruit with creamy golden yellow skin, orange yellow flesh and many shiny black seeds right in the center; when slightly underripe, the flesh is firm, and at this point it is good for making relishes; it is soft and very juicy when r

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The fruit of the papaya tree, which grows from seed to a 20-foot fruit-bearing tree in under 18 months The fruit is juicy, smooth, and has a sweet-tart flavor 'Papain,' a digestive enzyme used in meat tenderizers, comes from papayas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Native to North America, the papaya is a large fruit which is golden yellow when ripe Ripe papaya has an exotic sweet-tart flavor The fruit is sometimes called pawpaw Recipe: Frozen Fruit Smoothie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Papeeta Fruit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The most complete source of protein, Papaya contains Vitamins A, B, C and E to clean, protect, condition and add moisture to your hair It helps to repair damaged hair fibers, making them stronger and thicker Papaya is a rich hair and skin moisturizer. a l

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pawpaw , papaya.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Güney Amerika'ya mahsus bir çeşit ağaç, bot. Carica papaya; bu agacın meyvasu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hisse, nasip, kısmet. 2. Kısım, bölük, parça, Ar. sehim: Bunu beş pay yapın. 3. mec. Azarlama. Pay etmek = Bölüşmek. Pay biçmek = Kıyas, mukayese etmek. Kendinden pay biçmek = Kendi nefsine göre kıyaslamak. Dikiş payı = Biçilen elbiseden dikişe gitmek üzere bırakılan fazla kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ayak. (bk.) PA.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apportionment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allocation. allotment. allowance. dividend. margin. numerator. part. portion. proportion. quota. ration. share. split. whack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To cover, as bottom of a vessel, a seam, a spar, etc., with tar or pitch, or waterproof composition of tallow, resin, etc.; to smear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To satisfy, or content; specifically, to satisfy for service rendered, property delivered, etc.; to discharge one's obligation to; to make due return to; to compensate; to remunerate; to recompense; to requite; as, to pay workmen or servants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hence, figuratively: To compensate justly; to requite according to merit; to reward; to punish; to retort or retaliate upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To discharge, as a debt, demand, or obligation, by giving or doing what is due or required; to deliver the amount or value of to the person to whom it is owing; to discharge a debt by delivering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To discharge or fulfill, as a duy; to perform or render duty, as that which has been promised.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To give or offer, without an implied obligation; as, to pay attention; to pay a visit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To give a recompense; to make payment, requital, or satisfaction; to discharge a debt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hence, to make or secure suitable return for expense or trouble; to be remunerative or profitable; to be worth the effort or pains required; as, it will pay to ride; it will pay to wait; politeness always pays.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Satisfaction; content.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An equivalent or return for money due, goods purchased, or services performed; salary or wages for work or service; compensation; recompense; payment; hire; as, the pay of a clerk; the pay of a soldier. bear , in recompense for some action; 'You'll pay fo

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lot. portion. share. equal part. numerator. cut. desert. dole. interest. proportion. quantum. quota. quotum. ration. snack. whack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

something that remunerates; 'wages were paid by check'; 'he wasted his pay on drink'; 'they saved a quarter of all their earnings'. give money, usually in exchange for goods or services; 'I paid four dollars for this sandwich'; 'Pay the waitress, please'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An abbreviation for payment as in '20-Pay Life policy '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is your normal salary or wages plus any shift allowance, bonuses, contractual overtime, Statutory Sick Pay or Maternity Pay, and any other taxable benefit specified in your contract as being pensionable Pay does not include non-contractual overtime,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An abbreviation for payment as in '20-Pay Life policy '. To cover with pitch Here's the devil to pay, and no pitch hot. money earned by employees for work performed, in the form of wages or salary. to give for something -- ' difference of what you pay and

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An abbreviation for payment as in '20-Pay Life policy '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To honor the credit by putting the beneficiary in funds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ordinary Pay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In life insurance, abbreviation for payment as in 20-pay life policy Also, compensation, which may be defined in a variety of ways For example, under a unit credit pension plan, the employee's compensation and service are generally explained as a certain

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The amount of wages, salary, or other earned income you receive for your employment, including amounts you contribute to a 401, 403 or flexible benefits plan, but excluding any Providence-funded dollars you receive in cash from a flex plan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پای] ayak. 2.dip.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., den. kaynamış katranla kalafat etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ödeme, tediye, verme; ödenen sey, ücret, maaş; bedel, karşılık; ceza veya mükâfat. pay dirt işletme zahmetine değer miktarda maden ihtiva eden toprak; herhangi kârlı bir şey. pay office vezne dairesi. pay phone umumi telefon. be in the pay of hizm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (paid) ödemek, tediye etmek; karşılığını vermek; karlı olmak, yararlı olmak; etmek. pay as you go vakti geldiğinde derhal ödemek. pay a visit ziyaret etmek. pay in para yatırmak. pay off maaş vermek; öç almak, acısını çıkarmak; A.B.D., k.dili işe y

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ pây = ayak, besten = bağlamak) (Türkçe: payvand). At vesair hayvanların yürümelerini önlemek için iki veya çift olarak dört ayağına vurulan bağ, bukağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ pây = ayak; dâşten = tutmak). İyice yerleşmiş, sürekli, sâbit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., pây = ayak, endahten = atmak). Ayak atan, ayak atmış, ayak basmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Derece, rütbe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. pây = ayak, mâlîden = sürmek). Ayak altına alma, çiğneme. Pâymâl etmek = Ayak altına alıp çiğnemek, mec. Riayet etmemek, hor kullanmak.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özelliğe sahip kaydediciler, SCART üzerinden Pay-TV Dekoderlerine bağlanabilirler.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I. F„ pây = ayak, zeden = vurmak). Ayağına pranga vurulmuş câni. Pây-zen kıyafetli = Pejmürde ve korkunç kıyafetli.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Badem.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Son, Ar. Ahir, nihayet, gaaye: Bu iş pâyâna erdi. 2. Uç, kenar. Bî-pâyân = Sonsuz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پایان] son.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Son nihayet. Uç, kenar. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prop. pit prop. buttress. support. shore. pier. pillar. plank. spur. standard. stock. strut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abutment. buttress. footing. prop. shore. strut. support. pile. bracing. bolster. backstay. propping. study. shorer. hanging. gib. leg. batter pile. pillar. stemple. skid counterfort. pier. stilt. stake. crutch. supporter. stiffener. falsework. cantilever

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). 1. Sabit, devamlı: Devlet ve ikbali pâyende olsun. 2. (Türkçe’de) Destek, dayak, yerinden oynamış bir şeyin düşmemesi için konulan destek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bolster. to stay. to prop. to support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

propped. supported. stayed. buttress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sonsuz, nihayetsiz, tükenmez. 2. Uçsuz, kenarsız. Ar. nâmütenâhî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) sonsuz, bitmez tükenmez, engin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پایبند] ayak bağı. 2.engel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پایبوسی] ayak öpme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (y. k.). Bayağı kesirlerde birimin kaç eşit parçaya bölünmüş olduğunu gösteren sayı, payın altına yazılan bir çizgi ile paydan ayrılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denominator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denominator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پایدار] kalıcı, sağlam, sürekli, devamlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yerleşme, süreklilik, sebat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partner. sharer. shareholder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shareholder. joint owner. stakeholder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tediye günü, maaş veya ücretin verildiği gün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.: tatil etmek). T. Muvakkat tatil, istirahat. Paydos etmek = Muvakkat tatil etmek. Paydos vakti = İşin tatil edildiği zaman, istirahat saati. 2. Bazı sebeplerden dolayı yapı vesaire işlerinin tatil olunması: Parası tükendiği için yapıyı paydos etmeye mecbur oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recess. break. rest. respite. end of a work period.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break. rest. end of the workd day. stopping work for a while. taking a break. knocking- off time. recess. respite. standstill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Rütbe, mertebe. 2. Eskiden ilmiye mensuplarına verilen rütbe: Anadolu, Rumeli pâyesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rank. position. grade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the British system of withholding tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rank. position. degree. honour. nominal rank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pay-As-You-Earn method of income tax collection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pay-As-You-Earn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for Pay As You Earn PAYE is the system under which your employer deducts income tax from your pay during the year It is a sophisticated system as it takes into account your personal allowances and the different tax rates and tax bands The tax dedu

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pay as you earn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviation for Pay-As-You-Earn, a taxation procedure for wage and salary earners under which income tax is deducted in instalment from periodic pay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pay As You Earn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Government system whereby employers have to deduct tax before paying out the net income to employees.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pay As You Earn A scheme that every small business employing people must set up and administer to pay income tax and National Insurance contributions to the Inland Revenue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Income tax for salary and wage earners that is deducted by the organisation each payroll and paid to Inland Revenue as part of the Tax Payment. the British system of withholding tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پایه] rütbe, derece. 2.basamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) 1.Aşama, rütbe, derece. 2.Basamak, merdiven basamağı. 3.. İkizlerin bir yıldızı, cevza burcu. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ödenebilir; ödenmesi gereken, verilecek; karlı, kar sağlayan. pay able at sight görüldüğünde tediye olunur. payable on demand ibrazında tediye olunur. payable to bearer hamiline tediye olunur. payable to order emre tediye olunur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendisine borç ödenen kimse, alacaklı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden bir ilmî rütbesi olan. Haremeyn pâyeli = Haremeyn pâyesini hâiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Pagan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Payanda.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پاینده] kalıcı, sürekli. 2.payanda, destek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sequin. spangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sequin. spangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enduring. lasting. permanent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پایدار] kalıcı, sağlam, sürekli, devamlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) 1.Saygın, rütbeli. 2.Sağlam, sürekli. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) PAy-dâr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پایين] aşağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(PAY-TAHT) (i. F). Bir devletin hükümdar ve hükümetinin bulunduğu şehir, taht şehri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پایتخت] başkent.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پایيز] güz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Güz, sonbahar. Yaşlılık.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پایکوب] dans eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lecture. scolding. tirade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scolding. castigation. earful. lecture. lesson. rebuke. remonstrance. reprehension. reprimand. reproof. rocket. talking to. telling off. unbraiding. wigging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Pay ve hisse vermek. 2. Payını ve müstahak olduğu cevabı vermek. 3. Tekdir etmek, azarlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lecture. reprehend. reprove. scold. upbraid. to scold. to flay. to lecture. to rebuke. to take sb to task. to tell sb off. to tear sb off a strip. to tick sb off. to reprehend. to reprove azarlamak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scold. berate. call down. castigate. to take a person to cleaners. flay. rebuke. remonstrate. to make representations. reprove. take to task. to take sb to task. upbraid sb. whip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swinging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being shared.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be shared.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sharing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sharing. communion. share out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bölüşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

share. share out. go shares. divide. split. divvy. divvy up. cast in. double up. double up on. partake. participate of. go snacks. whack up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partake. pool. share. split. to share. to divide and share.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

share. to share. to divide. to share out. to apportion. to partition. to go fifty fifty with sb. pool. share in. to go snacks. split.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repartition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bölüştürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apportion. carve. deal. portion. share. to impart. to portion sth out. to carve sth up. to deal sth out. to share. to divide. to apportion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to see that sb gets his share of sth. to divide. to apportion. give out. outportion. portion out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Azarlatmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir taşıtın taşıdığı gelir getiren yük, bir roketin taşıdığı yük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maaş katibi; veznedar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ödeme, tediye; ücret, maaş; taksit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (eski) kâfir veya putperest kimse; Hristiyan olmayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ücret ödeme; k.dili ödül veya ceza; k.dili sonuç, netice, bir meselenin sonu; çıkış noktası; A.B.D., (argo) rüşvet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) rüşvet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pyrex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maaş veya ücret bordrosu; maaşlann toplamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eğri bacaklı. 2. Satrancın piyade taşı. Paytak yolu = Keçi yolu, patika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knock-kneed. bandylegged. pawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knock-kneed. bandy-legged. bowlegged. bandy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phaeton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. pâybend’den galat). Atın ayağına vurulan bağ, köstek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Tutsak, esir. Suçlu. Ayağına pranga vurulmuş kimse. 2.Rençb(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.: basin). Bir çeşit tüylü veya tüysüz yumuşakça bez veya basma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cotton flannel. fustian. dimity. flannelette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hallaç.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Penguenlerin tıpkı hacıyatmaz gibi sağa sola sallanarak yürümelerinin sebebini bilimadamları araştırdı. Ortaya ilginç bir sonuç çıktı. Kutuplarda yaşayan bu sevimli hayvanlar, enerji tasarrufu yapmak için sarkaç hareketiyle yürüyorlar. Colorado Üniversitesi’nden Timothy Griffin ve Rodger Kram, penguenleri San Diego kentindeki Deniz Dünyası Merkezi’nde aylarca süren bir incelemeye aldı ve ilginç bulgular elde etti.

İki bilimadamı, araştırmanın sonucunu şöyle açıkladı : “Aşırı kısa bacaklı olan penguenler, yana doğru adımlar atarak kaslarının daha az yorulmasını sağlıyor. Böylece her adımın sonunda bir sonraki adım için enerji depoluyor. Normal yürümüş olsalar, kendi heybetlerindeki bir hayvandan iki kat daha fazla enerji harcamaları gerekiyordu. İşte bunu keşfederek bu şekilde yürümeyi geliştirmişler.

Sadece yürümeye başlarken enerji harcıyorlar, bir de dururken....


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(PEST-PAYE) (i. F ). Aşağılık, Adî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulgar. squalid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoddy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Filayağı. Büyük camilerde kubbeyi tutan örme sütun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kocakarı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پيره زن] yaşlı kadın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-paid) parasını önceden vermek, peşin ödemek. prepayable s. peşin ödenir. prepayment i. peşin ödeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yol kesen, eşkiya, yol vuran.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [راهزن] yol kesen, haydut.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Yazan, çizen, kayd ve işaret eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [رگ زن] hacamatçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) RAh-zen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (repaid) geri vermek, ödemek; karşılığını yapmak veya ödemek; karşılığını vermek. repayable s. geri dönmesi mümkün, karşılığı yapılır. repayment i. yeniden tediye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. revâzin). Pencere.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [روزن] pencere.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Pencere.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «râziyâne» den). Dereotune benzer bitki. Su rezenesi = Subaldıranı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fennel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. saf = sıra, Fars. zeden = vurmak). Düşman askerinin saflarına vuran, cesur, galip.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) - (bkz, Safder).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çalgı çalan sanatkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. sebük = çabuk, pây = ayak). Ayağı çabuk, ayağına çabuk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سبک پای] ayağına çabuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) - Sema yapan, törenle dönen mevlevi.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Bu tuşa bir kez basıldığında oynatıcı ve kaydedici aynı anda çalışmaya başlar. İkinci basışınızda kayıt durur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F. ser = baş, zeniş = vuruş). Başa kakma, azarlama, tekdir, çıkışma, sitem etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reproof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reproach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reprehension. reproach. reproof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرزنش] sitem, başa kakma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرزنشکار] sitem edici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Duyan, hisseden, anlayan, sezgili. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. sikke = mâdeni para, Fars. zeden = vurmak). Sikke basan usta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Göğüs döven, göğsünü döverek matem eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سينه زن] göğsünü döven.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Söylev veren, güzel konuşan hatib.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dişi hayvanı kısır etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İğne, ibre.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سوزن] iğne.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Topluca yapılan av.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yakan, yakıcı, pek tesirli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سوزنده] yakıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İnce bir çeşit nakış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. tabi = davul, Fars. zeden = vurmak). Davul çalan, davul vuran, davulcu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طبل زن] davulcu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

( A.B.D.) net maaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Târiz yoluyla: Bu sözü bana târîzen söyledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tâviz yoluyle.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vergi veren kimse, vergi mükellefi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طعنه] ayıplayan, kınayan, kötüleyen, suçlayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Mecâz yoluyla.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Dividend)

Ortaklıkların dönem içinde elde ettikleri kârdan mevcut ortakların pay alma hakkıdır. Sözkonusu hak, hisse senedine bağlı “Kâr Payı Kuponları” karşılığında ve ayrıca hisse senedi ibrazına gerek kalmaksızın kullandırılır. Borsa’da işlem gören şirketler kar payı dağıtmaları halinde nakit ve/veya hisse senedi şeklinde dağıtılabilir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. hukuk). Temyiz yoluyla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ tîğ = kılıç, zeden = vurmak). Kılıç vuran, çeken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. tîr-zenân). Ok atan, okçu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. aslı: terâzende). Donatan, süsleyen, süslenmiş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Dolunay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Tüze nur.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hak ettigi maaştan az vermek. underpaid s. hakkından az para alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eyerin iki yanında asılı bulunan ve ayakların basmasına yarayan düz altlı demir halka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stirrup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stirrup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stirrup leather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pörsümüş, pörsük, kart.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artificial. ersatz. factitious. spurious. synthetic. synthetical. unnatural. imitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artificial. cardboard. synthetic. synthetic suni. affected. mannered. phoney yapmacık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artificial. synthetic. imitation. affected. cultured. ersatz. factitious. plasticated. postiche. sophisticated. stylized. unnatural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Artificial Market/ Artificial Price)

Bir veya birkaç üyenin, bir veya birden fazla seanslar boyunca herhangi bir menkul kıymet için, sözkonusu menkul kıymetin gerçek piyasa değerini yansıtmayacak şekilde fiyat (yapay fiyat) teşekkül ettirecek şekilde sürekli olarak önceki alım emrine göre daha yüksek fiyatlarda alım emirleri veya sürekli olarak daha düşük fiyatlarda satım emirlerinin borsaya iletilmesi ile oluşturmaya çalışılan piyasaya yapay piyasa denir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) Yap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. zenân). Karı, kadın. Pîre-zen = Kocakarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «zeden» fiilinden, birleşik sıfatlara girer) (c. zenân). 1. Vuran. Şemşîr-zen = Kılıç vuran, kılıç çeken. 2. Kesen, kat’eden. Reh-zen = Yol kesen, haydut. 3. Vuran veya basan. Sikke-zen = Para basan. 4. Çeken, atan. Lâf-zen (lafazan) = Laf atan. Nâre-zen = Nara atan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زن] kadın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

dünyevi etkilerden sıyrılarak aydınlığa kavuşmayı amaçlayan bir çeşit Budizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (zen = kadın, perest = tapınırcasına seven). Kadına çok düşkün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Zındıklar, dinsizler. (bk.) Zındık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زنادقه] zındıklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zındîk). Zındıklar, (bk.) Zındık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zenehdân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (terkiplerde bulunur). Vurarak, söyleyerek, (bk.) Zen.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Kadınlar. 2.(bkz.Nisa).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hindistan'da harem dairesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Türkçe’de: zenne). Kadınlarla alâkalı veya kadınlara ait.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ زنانه] kadınca, kadınsı. 2.kadın işi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. zünnâr). (bk.) Zünnâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. zünûb). Günah, suç: Zenbim çoktur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذنب] suç, günah.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Farsça «zenbûrek» ten). 1. Hareket ettirmeye veya sıkıştırmaya yarayan demir yay: Saat zenbereği, kapı zenbereği. 2. Mânâyı kuvvetlendirmek ijin zehir kelimesiyle beraber kullanılır: Zehir zenberek bir cevap yazdı: Pek acı, pek sert.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İşletmek veya sı-, kıştırmak için demir yayı olan: Zenberekli saat, kapı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. zenâbil). Öteberi taşımak için hasır gibi örülmüş, yukarısı geniş ve aşağısı dar kab.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زنبيل] zembil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zenbil yapan ve satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elinde veya sırtında zenbil taşıyan: Zenbilli Ali Efendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eşekarısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zenberek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زنبورک] zemberek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Afrika’da yaşayan siyah ırk mensuplarının umumî adı; tekliğine zenci denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A., Farsça «zengâr» dan Arapça’laşmış). (bk.) Zengâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eskiden kadınların sağrılarını kabartmak için entarinin altında bağladıkları şey, Fr. turnür (tournure).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hindistan’dan gelen baharat ki, halk arasında zenfecil denir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زنجبيل] zencefil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (Ar. «zencebil»den). Hindistan’dan gelen çok tanınmış bir bahar ki, ısıtıcı ve midevîdir (zingibar oficinale).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gingery. ginger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ginger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ginger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(zencebil): Zencefilgiller familyasından anayurdu Hindistan ve Malezya olan etli rizomlu bitkidir. Baharat olarak kullanılır. Tıbbi zencefilin tropik ülkelerde kültürü yapılır. Kullanıldığı yerler: İştah açar. Mide ve bağırsaklardaki gazı söktürür. Kusmayı önler. İshali keser. Bağırsak bozukluklarını giderir. Soğuk algınlığında çabuk iyileşmeyi sağlar. Bedeni ve zihni gücü artırır. Cinsel istekleri kamçılar.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Birçeneklilerden zencefil, kakule gibi bitkileri içine alan bir familya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ZENCİ) (i. A.) (mü. zenciyye). Afrika’da yaşayan siyah ırktan olan kimse (büyük yanlış olarak bazen Arap denir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

african. black. colored. coloured. negro. negroid. african. black. blackamoor. blackie. blacky. buck. coon. crow. darky. negro. sambo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black. coon. negro. nigger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black. negro. black man. nigger. spade. spook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زنجی] siyahî, zenci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elbiseye kenar olarak dikilen kürk, kürkten sayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ZENCİR) (i. F.). 1. Birbirine geçmiş madenî halkalardan müteşekkil demir ip ve bağ, silsile: Zencirle bağlamak, gemi zenciri. 2. Zencir gibi art arda sıralanmış şey (halk dilinde: zincir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk musikisinde 120 zamanlı en büyük usûl.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زنجير] zincir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زنجيربند] zincire vurulmuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

zincire vurulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ زنجيری] zincirli. 2.zincirlik deli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Zenciri olan. 2. Zencire bağlı, zencire, prangaya vurulmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (zincifre şeklinde de kullanılır). Cıva ile kurşundan mürekkep kırmızı boya, sülüğen, sürür, Fr. minium.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Çakmak. 2. (anatomi) Elin kola bitiştiği yer, bilek, bilek kemiği .

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zerdüşt’ün bıraktığı kitap ki, Mecûsîler’in mukaddes kitabıdır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Zerdüştlerin kutsal kitaplarının Pehlevi dilinde tercüme ve açıklanması;eski İran'ın Zendi dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Zerdüştlerin kutsal kitabları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zerdüşt’ün kitabı. (bk.) Zend.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زندقه] zındıklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زن دوست] zampara.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ zen = kadın, dûst = seven). Kadınlardan hoşlanan, zanpara.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. eznâb). Kuyruk. Neem-i zü’z-zeneb = Kuyruklu yıldız. Zeneb-ül-esed = Esed burcunun Beta yıldızı. Zensb-üd-düccâce = Düccâce burcunun Alfa yıldızı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذنب] kuyruk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Çene. Sîb-i zenehdân = Sevgilinin elmaya benzeyen çenesi. Çâh-ı zenehdân = Çenenin ortasındaki çukur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زنخدان] çene.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Pas, demir, bakır vesaire oksidi. 2. (bk.) Zen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ زنگ] zil. 2.pas.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Göztaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Siyah adam, siyâhî, zenci.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زنگی] zenci, siyahî.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Afrika’nın doğu sahilinde bir ada.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parası, malı ve işe yarayan şeyleri çok olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affluent. bonanza. in the chips. well-endowed. fertile. generous. in the money. moneyed. opulent. propertied. prosperous. rich. wealthy. well-heeled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affluent. gracious. loaded. opulent. prosperous. rich. wealthy. well-off. well-to-do. well-heeled. productive. fertile. showy. rich person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opulent. rich. wealthy. affluent. productive. fertile. rich in. abounding in. in the chips. going strong. landed. lush. ample means. made of money. moneyed. heavy purse. ritzy. substantial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az veya oldukça zengin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Zengin hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enrichment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enrichment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make one's pile. to make a packet. prosper. to grow rich. rise. thrive. be well in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clothe. enrich. prosper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enrich. to enrich.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enrich. secundation. to make wealthy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zengin olma hâli, servet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundance. affluence. circumstance. fortune. opulence. prosperity. riches. richness. substance. wealth. circumstances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affluence. opulence. resource. riches. richness. wealth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opulence. riches. richness. wealthiness. affluence. wealthy. productiveness. fertility. abundance. costliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «çan») (musiki). Türk musikisinde Hicaz ailesinden basit bir makam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ زنگوله] çan. 2.çıngırak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde orta sekizlide bir perde adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde bir şed makam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. başucu, setürreis; zirve, doruk. zenith distance başucu uzaklığı. zenith telescope başucu teleskopu. at its zenith zirvesinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Farsça «zenân»dan). 1. Kadın cinsi, Ar. inâs: Zenne için terlik satıyor, zenne terzisi. 2. Ortaoyununda kadın kıyafetine giren erkek oyuncu: Zenneye çıkmak. 3. Kadınlara mahsus elbise vesaire.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زنه] kadın rolünü üstlenen erkek sanatçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kadınlara mahsus elbise vesaire satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kadınlık. 2. Ortaoyununda kadın taklidi yapma.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) (Kadın İsmi) - Ünlü, tanınmış kadın.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Zinnur).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زن پرست] kadın düşkünü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. musiki). Zil çalan musiki sanatkârı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zurna çalan çalgıcı: Zurnacı

Türkçe Sözlük by