Pe ne demek? | Pe anlamı nedir? | Pe

Pe anlamı nedir?

Pe ne demek?

Pe anlamı nedir?

Pe | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: pe

Türkçe Sözlük

P harfinin adı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) on amperlik elektrik cereyan birimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(müz). çalgı eşliği olmadan söylenen (şarkı v.b.).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim düzlemi üzerinde betimlenen gerçekliğin, gerçekte resmin sınırları dışında da sürüp giden doğal gerçekliğin bir parçası olduğu izlenimini verecek şekilde kompoze edilmesi. Kapalı kompozisyonun tam karşıtı bir sanatsal davranış biçimidir. Açık kompozisyon, asıl gerçekliğin tüm öğelerini resim düzlemi içine sığdırmayı amaçlamaz; tersine, böyle bir çabanın olanaksız olduğunu varsayar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Adâletli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Adâletin barındığı yer, adâlete sığınan kimse.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (tıb). hava veya gazlarla tedavi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I, F.). 1. Güneşe tapan. 2. Nilüfer çiçeği. 3. Ayçiçeği. 4. Kaya keleri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hayretten ağzı açık kalmış, şaşırmış, şaşkın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sevgi, muhabbet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Yemin etme, söz verme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عهد و پيمان] and.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - İpek gibi kadın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Acı bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Alem = cihan, F. penah = melce). Cihanın sığındığı (yer veya saha): Pâdişâh-ı Alempenâh.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). değişik hal, alotrop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kellik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bazı günler güneşin doğuşunda ve batışında dağların tepelerine vuran pembe ışık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dağa tırmanmaya mahsus demir uçlu uzun baston.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Alp).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit, bahadır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Efsanevi Türk hükümdarı ve destan kahramanı. M.Ö. 626 yıllarında yaşayıp İranlılarla uzun savaşlara giren Turan (Saka) hükümdarı olduğu söylenir. Türk, İran, Arap, Hint, Eski Yunan ve Asur kaynaklarında kendisinden değişik adlarla bahsedilir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Elektrik akımında şiddet birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ampere. amp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ampere. a.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ampere hour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). elektrik akımının amperle ölçülen kuvveti; amper miktarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). elektrik akımının kuvvet birimi, amper.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). Elektrik akımının şiddetini ölçmeye yarar alet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ampèremètre

fiz. akımölçer

Bir elektrik akımının şiddetini ölçmeye yarayan aygıt.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ammeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ammeter. ammeter amperölçer. akımölçer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ammeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. A. fizik). Bir amper şiddetinde akım geçiren bir iletkenden bir saat içinde geçen elektriğin miktarı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (matb) 've anlamına gelen işaret: &.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., şiir iki kısa ve bir uzun heceden meydana gelen vezin tefilesi, feilun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., meteor. yelkovan , rüzgar pusulası, rüzgârın yönünü veya varlığını gösteren araç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir sahadaki bilgileri veya bütün bilgileri sistemli veya alfabetik bir tarzda sıralayan eser.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encyclopaedia. encyclopedia. cyclopaedia. cyclopedia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encyclopedia. enyclopedia. encyclopaedia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cyclopaedia. encyclopedia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encyclopaedic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encyclopedic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encyclopedic dictionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). antilop; ceylan, gazal, ahu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sondan üçüncü hece.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). insan öldürücü (silahlar).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ter kesici ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kanunlar gereğince seçilmiş Papaya muhalefet eden kanun dışı Papa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). meydana geleceğine önceden işaret veya ima edilen olay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)b kuyruksuz veya kısa kuyruklu maymun; maymun; mukallit kimse, taklitçi; (f). taklit etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (den) dikey olarak, amudi olarak, apiko.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Örgütü

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Cash-call for the unpaid portion of capital)

Pay bedelinin taksitle ödenmesinin sözkonusu olduğu durumlarda, ortaklık yönetim kurulu tarafından ortaklara yapılan çağrıya denir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

insana benzeyen primat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bakış, nazar; özet, hulâsa, plan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (tıb). müshil, laksatif; (i). müshil tesiri yapan ilaç veya yiyecek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İştahı açmak için yemekten önce içilen içki, açar.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. apéritif

ön içki

İştah açmak için yemekten önce içilen alkollü içki.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aperitif. aperitive. drink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taken before a meal as an appetizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apéritif. appetizer. short drink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A drink taken before a meal to stimulate the appetite. a drink before a meal designed to encourage the appetite: it could be either a commercial product or a mixed cocktail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A before-dinner drink; a drink to arouse the appetite before a meal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any wine drunk before eating, ostensibly to induceappetite, but in fact as an excuse to start drinking early.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Affects digestive system and nutrition due to its ability to act as an appetizer before a meal Usually is a drink this contains alcoholic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wine taken before a meal to induce good appetite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Although the term once meant a before-dinner liqueur drink, it is now used with the word cocktail almost interchangeably.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any wine served before a meal Traditionally, aperitifs were vermouths or other similar wines flavored with herbs and spices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A beverage served as an appetizer before a meal. taken before a meal as an appetizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aperitive , appetiser , appetizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aperitif, yemekten evvel içilen iştah açıcı içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). delik, gedik, menfez; fotoğraf makinesinde merceklere giren ışığı ayarlamak için genişletilip daraltılabilen delik; (geom). birbirini çapraz kesen iki doğrunun arası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). taklitçilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yapraksız (çiçek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). doruk, zirve, tepe, uç; (geom). açının tepesi; (astr). apeks, güneş hareketinin hedef noktası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kelime sonundan bir veya birkaç harfi kaldırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kon). (san). sözünü birdenbire yarıda bırakma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). münacat, yalvarış, yakarış; cazibe, çekicilik; daha yüksek bir makama baş vurma; (huk). temyiz, davayı daha yüksek bir mahkemeye devretme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). rica etmek, istirham etmek, yalvarmak; yardım talebinde bulunmak; (huk). davayı daha yüksek bir mahkemeye devretmek ; müracaat etmek, istida etmek; hoşuna gitmek, hitap etmek; baş vurmak. appeal from the chair meclis başkanının kararına ka

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hoş görünen, hitap eden, cazip, çekici, albenisi olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). gözükmek, görünmek; belirmek ; meydana çıkmak, zuhur etmek; aşikâr olmak, belli olmak; bizzat veya vekil vasıtasıyla mahkeme huzuruna çıkmak, ispatı vücut etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). görünüş, gösteriş; dış görünüş, zevahir; meydana çıkma, zuhur etme; hadise, olay; (huk). davalı veya davacının mahkeme huzuruna çıkması. for the sake of appearances ele güne karşı, gösteriş olsun diye, zevahiri kurtarmak için. keep up app

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). teskin etmek, yatıştırmak; tatmin etmek; bastırmak, susturmak. appeasable (s). teskin olunabilir, yatıştırılabilir, bastırılabilir. appeasement (i). yatıştırma; (pol). harp tehdidinde karşı tarafa taviz verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). davayı daha yüksek bir mahkemeye temyiz eden kimse, davanın yeniden görülmesini talep eden taraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (huk). davaların yeniden görülmesine ait.appellate court temyiz mahkemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ad, isim, nam, lakap, unvan, mahlas; isimlendirme, ad verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). cins isim; lakap, mahlâs, unvan; (s). cins isme ait; tanımlayıcı, tavsif edici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). dava temyizinde davalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ilave etmek, eklemek; iliştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilâve, katkı, ek, zeyil, mülhakat; (biyol). uzantı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). asılı, takılı, muallakta ; ait olan, müteallik, mülhak, bağlı, merbut; (i). eklenen veya ilave edilen kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). apandis ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)b apandisit körbağırsağın iltihaplanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilave, ek, zeyil, lahika; (tıb). apandis, körbağırsağın solucanımsı uzantısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kavramak, idrak etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). idrak, kavrama, intikal kabiliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ait olmak, bağlı olmak, merbut olmak appertaining (s). ait olan, ilgili, alâkadar, mensup, bağlı, merbut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iştiha, şiddetli arzu; tabii eğilim, temayül, istidat. appetens (s). after veya of ile arzulu, istekli, iştahlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iştah; istek, arzu, şehvet. Iose one's appetite iştahı kesilmek. ravenous appetite aç kurt iştahı, azgın istek. sharpen one's appetite whet one's appetite iştah açmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iştah açan şey, çerez, meze, iştah açıcı içki, aperitif, açar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iştah verici, iştah açıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). asıl numune, ilk örnek, orijinal model veya numune.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). üzerinde irili ufaklı çok sayıda ada bulunan deniz; takımadalar ; adalar grubu. the Archipelago Adalar Denizi, Ege Denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Altıgen diğer çokgenlere gore kenar uzunluklarının toplamı en kısa olan şekildir. Bunu bilen arı peteğini altıgen yaparak en az malzemeyle en fazla peteği üretir. Böylelikle malzeme tasarruflu kullanarak balmumu israfı önlemiş olur. Ayrıca altıgenler, yapıldığı petekte üretilen balı muhafaza etmek açısından maksimum hacim sağlar. Bir arı kolonisi peteklerini yatayla 7-8 derecelik bir açı yapacak şekilde inşaa eder. Bunun nedeni peteğin içine bırakılan balın yere dökülmemesidir. Ve bu açı hiçbir zaman şaşmamamıştır.

Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Arılar doğanın gerçekten usta mimarlarıdırlar. Kesiti düzgün altıgenler oluşturan prizma şeklindeki petek gözlerinin dipleri bir piramit oluşturarak sona ererler. Kovanlardaki şekliyle dik duran her petekte, petek gözleri yatayla sabit bir açı yapacak şekilde inşa edilirler.

Her bir gözün derinliği 3 santimetre, duvar kalınlığı ise milimetrenin yüzde beşi kadardır. Bu kadar ince duvar kalınlığına rağmen altıgen yapı nedeniyle büyük bir direnç kazanırlar ve arıların depoladıkları kilolarca balı rahatlıkla taşıyabilirler.

Arıların petek gözlerini kusursuz bir şekilde altıgen yapmalarının başka sebepleri de vardır. Eğer beşgen, sekizgen veya daire şekillerini seçselerdi bitişik gözler arasında boşluklar kalacak, işçi arılar fazla mesai yaparak ve daha fazla balmumu harcayarak bu boşlukları doldurmak zorunda kalacaklardı.

Gerçi üçgen veya kare yapsalardı bu boşluklar olmayacaktı ama altıgenin bir başka özelliği daha vardır. Alanları aynı olan üçgen, kare ve altıgen şekillerden toplam kenar uzunluğu en az olanı altıgendir. Yani aynı miktarda balmumu ile daha çok altıgen odacığın kenarı çevrilebilir.

Aslında matematiğin, geometrinin ve simetrinin en kusursuz örnekleri sadece bal peteklerinde değil doğanın her yerinde görülebilir. Ancak bizler günlük hayatın hayhuyu içinde bu mükemmelliğin farkına varamayız.

Kar taneciklerinin hepsi birbirlerinden farklı altıgen şekilleri, tohumların dizilişlerindeki spiraller, mineral krislallerindeki geometrik yapılar ve değişmez açılar, tavus kuşunun kuyruğundaki lekeler, sümüklü böceğin kabuğu, örümcek ağları, tüm bunlar görünümü olarak kusursuz olmalarına karşın müthiş bir matematik düzen de gösterirler.

Papatyanın ortasındaki sağ spirallerin sayısının 21, sol spirallerin ise 34 olması, Himalaya çamının kozalaklarındaki pulların aynı şekilde 5 sağ, 8 sol spiral oluşturması, kara çam kozalaklarında ve ananas meyvesinde ise 8 sağ, 13 sol spiral bulunması tesadüf değildir elbette.

Leonardo Fibonacci (1170-1250) isimli büyük matematik ustası ta o yıllarda, her sayının kendinden önce gelen iki sayının toplamı olduğu bir dizi geliştirdi;

1, 1, 2, 3, 5. 8, 13, 21, 34, 55, 89, 144, 233, 377, 610, ...

Dikkat ederseniz yukarıda verilen sağ, sol spiral sayıları, bu dizide artarda yer alan sayılardır.

Bu dizinin ilginç bir yanı da on ikinci terimden yani 144’den sonraki ardışık sayıların birbirlerine oranlarının (233/144 = 377/233 = 610/377) 1,61803 olması, 5. Sayı ile 12. Sayı arasındaki oranların da bu sayıya çok yakın olmalarıdır.

15. Yüzyılın ikinci yarısında yaşamış matematikçi Pacial Luca tabiatta daima kenarları arasında 1,618 oranı bulunan bir dikdörtgen bulunduğunu, hatta insan vücudunun da bu oranda yaratıldığını ileri sürüyor, mahkeme tarafından yakılma tehlikesine karşı da Leonardo da Vinci’nin çizimlerini göstererek meydan okuyordu. Zamanın heykeltraşlanın heykellerinde de bu oranı kullandıklarını belirtmeleri üzerine bu oran ‘Tanrısal Oran’ olarak da anılmaya başlandı.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). çalgıda notaları hızlı ve kesik çalma; bu şekilde çalınan notaların toplamı; arpej.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Musikide telli sazları çalışta bir tarz. 2. Armonide bir bahis. 3. Tanınmış bir Fransız parfümü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). art fikir, gizli düşünce veya maksat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Gülgillerden yabanî bir bitki (Alchemilla).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). haruspex.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rahat, huzur, sulh ve selâmet taraftarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Rahat, huzur, sulh ve selâmet taraftarlarına yakışacak sûrette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lady's mantle. carbuncle. sore of anthrax şirpençe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(alchemila vulgaris): Gülgillerden; çayırlarda, ormanlarda yetişen ve türlü çeşitleri olan bir yabani bitkidir. 5-7 parçalı olan yaprakları büyüktür. Kökü geniştir. Çiçekleri; ufak yıldız şeklinde olup, yeşilimtıraktır. Mart-Temmuz ayları arasında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler:Ateş düşürür. Vücuda kuvvet verir. Yarımbaş ağrılarını keser. Anne sütünü artırır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). meyilli, yatyk, eğri; (z). meyilli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). görünüş, gösteriş, veçhe, suret; yüz, çehre, sima; bakış, görüş, nazar; safha, hal, durum, vaziyet; (astrol). gezegenlerin birbirine oranla durumları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaprakları çok titreyen bir çeşit kavak ağacı, toz ağacı, (bot). Populus tremuloides.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akçe, pul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ''h'' sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pürüz, sertlik; kabalık, şiddet; zorluk, güçlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). tohumsuz, aslı tohumsuz olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). iftira etmek, lekelemek, çamur atmak; serpmek. aspersion (i). iftira, leke. cast aspersions taş atmak, laf sokuşturmak, dokundurmak. aspersive (s). iftira kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آشپز] aşçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateş peresten = Ateşe tapmak. Ateşe tapan, Zerdüştî, Gebr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateşpereslik, ateşe tapmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش پرست] ateşe tapan, ateşperest.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ateşe tapma, ateşe tapanların hal ve sıfatı ve mezhebi, eski Iranlılar’ın Zerdüşt tarafından kurulmuş dini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir sıvı karışımındaki metal miktarlarını saptayan analiz yöntemi.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

ATRAC (Uyarlamalı Dönüşüm Akustik Kodlama-Adaptive Transform Acoustic Coding), MiniDisc’lerde kullanılmak üzere Sony tarafından geliştirilmiş bir veri sıkıştırma işlemidir. Yalnızca insan kulağı tarafından algılanabilecek ses bileşenleri kaydedilir; böylece ses verisi daha verimli biçimde kaydedilir. ATRAC DSP-Type R, ATRAC 4.5’a yapılan bir geliştirmedir. Müzik verilerini yeniden analiz eder ve güç algılanan, gereksiz veri biti ayırmalarını arar; sonuçta bit ayrımlarını iyileştirir ve kaynak sinyal reprodüksiyonunu geliştirir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). mülayimleştirmek, yumu şatmak, sertligini gidermek;(içine bir şey katarak) ısıyı ayarlamak veya düzenli bir hale koymak; adapte etmek, uydurmak, intibakını sağ1amak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Roma'da kâhin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunting dog. beagle. game dog. hound. retriever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) Aşağı tabakaca beğenilecek şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aşağı tabakanın beğeneceği surette, aydınların hoşuna gitmiyecek kadar kaba ve Adî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عوام پسند] halkın beğendiği.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(t.f.i.) (Kadın İsmi) - Ay yüzlü güzel, dilb(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Farsçası: Azerperesten = Ateşe tapmak). Ateşe tapan, Ateş-perest, mecûs, Zerdüştî.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bisiklette ayak frenine basmak; sözünü geri almak, söyledigini değiştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şaraba tapan, şaraba pek düşkün, (bk.) BAde.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aksi, huysuz, ters.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gayda, İskoçlarım tulum çalgısı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honeycomb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comb. honeycomb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honey comb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yukardan alan, yüksekten atan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بالاپرواز] yükseklerden uçan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). barmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hava basıncında meydana gelen değişiklikleri kaydeden alet, baroskop

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arı yetiştiricisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kandırarak elinden almak. beguilement i. aklını çelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watchdog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watch mastiff. watchdog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (bende = kul, perverden = beslemek). Mensuplarını kayırıp refahlarına çalışan, ikram edici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mensuplarını kayıran efendiye bağlı olan veya bende-perver şekilde: Eltâf-ı bende-perverâneleri: Eski nezaket tâbirlerinden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bendeperverlik, kendi mensuplarını kayırma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. Ismarlamak, talep etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beşparmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

movie screen. the cinema.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soft white cheese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir şeyden çekinmez, sakınmaz, lâubâlî.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitap ciltleme sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir nesnenin, görme ya da dokunma duyuları ile algılanmasını sağlayan kendine özgü gerçekliği.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [بلاپروا] korkusuzca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yirminci yüzylın başlarındaki şekliyle sinema oynatma makinası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iki ayaklı hayvan. bipedal s. iki ayaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی پروا] korkusuz. 2.çekinmeden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. iki taç yapraklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Evlerinde köpek bulunduranlar, köpelkerinin yaşlarını insan yaşlarıyla karşılaştırabilmek için, her köpek yaşının yedi insan yaşına eşit olduğunu varsayarlar. Peki bu doğru mudur?

Tam olarak değil...

Bu konuda üretilen çeşitli formüller var ama en basit ve akla yatkın olanı şu:

Köpeğin birinci yaşı= 21 insan yaşı

Köpeğin sonraki her yaşı:4 insan yaşı

Buna göre 7 yaşında bir köpeğiniz varsa insan ömrüne göre;

21+(6*4)=45 yaşındadır.

Bu hesaba devam edersek 10 yaşındaki bir köpeğin yaşı, insanın 57 yaşına eştir. 15 yaşındaki bir köpek ise 77 yaşındaki bir insanla aynı yaştadır.

Bu hesap şekli akla uygundur. Bir köpek yaşı yedi insan yaşına eşittir düşüncesi seksüel olgunluğa erişmiş bir yaşındaki köpekle 7 yaşındaki bir çocuk arasında farkı düşününce anlamsız kalıyor.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) hata, tekleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üfleme borusu, üfleç, kamışçık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. atmak, kaldırmak, hükümsüz bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saklanıp sonradan boo diye ortaya çıkarak oynanan cocuk oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. yelkenin etrafına sağlamlaştırmak için dikilen halat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muhasebeci. bookkeeping i. muhasebecilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Stock Exchange Experts)

Menkul kıymetlere ilişkin alım-satım emirlerinin ilgili iç yönetmelikte belirtilen esaslara göre karşılaştırılması ile fiyatların teşekkülünü izleme ve alım satım işlemlerinin sonuçlandırılmasını sağlamakla yükümlü olan görevlilerdir.


Finansal Terim by

Teknolojik Terim

Bit cinsinden saniyede iletilebilen veri miktarı birimidir. 8 bit, 1 baytı oluşturur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Budapeşte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. boğa ağılı; k.dili hapishane; (beysbol) yedek oyuncuların bekledikleri yer; ormancıların yatakhanesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., oto tampon, çamurluk; ağzına kadar dolu kadeh veya bardak; s. mebzul, alışılandan çok daha bol. bumper crop bereketli mahsul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. T. F.). Türk musikisinde orta sekizlideki «si» perdesi ki portenin üçüncü çizgisine yazılır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بلندپرواز] yükseklerden uçan. 2.şerefli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بت پرست] putperest, puta tapan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Praia.

Nüfus: 428.000.

Yüzölçümü: 4.033 km2.

Komşuları: Moritanya, Senegal.

Önemli Şehirleri: Mindelo, Praia.

Din: Katolik.

Dil: Portekiz (resmi dil), Crioulo.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Tarih: Cabo Verde, 1450’li yıllarda Portekizlilerce keşfedildi. İlk Portekizli sömürgeciler 1462’de yerleşti; çok geçmeden Afrikalı köleler getirildi. Cabo Verdelilerin çoğunluğunu bu iki grubun torunları oluşturur. 5 Temmuz 1975’te bağımsız olan Cabo Verde’de 1991 yılında Antonia Mascarenhas ulusun ilk özgür başkanlık seçimini kazanmıştır.


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i. F. çâker = kul, perverden = beslemek). Kullarını besleyip kayıran, bende-perver (zarafet tâbiri olarak hitap edilen şahıs hakkında kullanılırdı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ÇAker-perverî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kullarını besleyip kayıran kerem sahibi zâta mensup, müteallik veya lâyık: Nİmet-i çâkerperverâneleri, çâker-perverîleri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaplumbağanın alt kabuğundan çıkan et.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). çap pergeli ile öIçmek; (i)., (gen). (çoğ). çap pergeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çoğunlukla sirklerde kullanllan ve buhar ile çalınan org. c

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clothes basket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kamp yapan kimse; içinde oturulup yatılabilen araba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ruh besleyen, iç açan, gönül açan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kanape, üzerine peynir, ançuez veya salam konmuş küçük ekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) – Yumuşak huylu (kimse).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

teneke açacagı, konserve açacagı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جان سپرانه] canını feda edercesine.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kantalup kavunu, üstünde dilim çizgileri olan çok lezzetli küçük bir kavun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pelerin, kap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). burun. The Cape, Cape of Good Hope Ümit Burnu. Capetown, Cape Town Kap şehri. Cape Dutch Güney Afrika'da konuşulan Hollanda dilinin eski ısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kebere, (bot). Capparis spinosa. caper berry bu bitkinin turşu yapılan küçük meyvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). sıçramak, zıplamak, hoplamak; (i). sıçrama, hoplama, zıplama; kaprisli davranış; argo soyma, hırsızlık, suç caperer (i). sıçrayıp hoplayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çalıhorozu, (zool). Tetrao urogallus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (eldiven yapımında kullanılan) kuzu veya koyun derisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F). Türk musikisinde orta sekizlideki «do» perdesi ki, portenin üçüncü aralığına yazılır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). Gününü gün et, yarını düşünme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). meyva yaprağı, karpel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). marangoz, dülger, doğramacı; (f). marangozluk etmek, doğramacılık yapmak. carpentery (i). marangozluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). halı, kilim, keçe; halı gibi bir örtü meydana getiren herhangi bir şey. carpet beetle güve gibi yün yiyen bir böcek. carpet sweeper halı süpürgesi. carpet tack halı çivisi. call on the carpet azarlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). halı döşemek; kaplamak; (ing). azarlamak, haşlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). heybe carpetbagger (i) Amerikan iç Savaşından sonra Kuzey'den Güney'e giderek vurgun yapan kimse; vurguncu kimse, dolandırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Koltuk takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fazla satış için yapılan ucuz şey, işporta malı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dormer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sığınılacak yer.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çok acı birkaç çeşit toz kırmızı biber; Arnavut biberi, Hint biberi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چهره پرداز] ressam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kırkayak, çıyan, (zool). Scolopendra. yellow centipede sarı ,çıyan, (zool). Cermatia nobilis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). merkezcil, merkeze doğru giden, merkeze yaklaşan. centripetally (z). merkezcil olarak. centro- onek merkez, orta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.) (çevre kelimesiyle beraber ki. anılır). Çepeçevre veya çepçevre: Etrafında, Ar. dâiren-mâdâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çepeçevre, (bk.) Çepçevre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all around.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koyu, kesif, bulanık: Çepel hava Karlı. 1. Karışık fırtına. 2. Çamur mevsimi (eski kelime).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Fırtınalı, şiddetli (hava). 2. Karlı, kar yağacağını gösterir (hava). 3. Çamurlu, batak, cıvık (mevsim).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cidar, duvar,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

membrane. wall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). başkasına ait olan bir dava hakkının satın alınması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kın ağızlığı veya dip çamurluğu (kılıç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özel ibadet yeri; kilisenin özel törenlere ayrılmış bölümü; küçük kilise, mabet; bir okul, saray vb,nin ibadete ayrılmış odası; böyle bir kilisede yapılan ayin; kilise koro veya orkestrası; eski matbaa, basımevi; bir basımevine bağlı olarak çalışan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). bir genç kıza veya gençler grubuna refakat eden kimse, şaperon; (f). himaye gayesiyle beraber gitmek, refakat etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ucuzlatmak, değerini düşürmek; itibarını bozdurmak; ucuzlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nohut, (bot). Cicer arietinum roasted chickpea leblebi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). 18. yüzyılda yaşamış olan bir ingiliz marangozu; bu marangozun stilinde yapılmış mobilya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (ABD)., (k.dili). canlı, neşeli; şık, iyi giyinmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kısa saplı balta, satır; elektrik akımını kesen alet; (argo). helikopter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Alemin dayandığı, insanların sığındığı. Büyük hükümdarlar için bu unvan kullanılmıştır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Sinemaskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dikkatli ihtiyatlı, tedbirli. circumspec'tive (s). dikkatli. cir'cumspect'ly (z). dikkatle. circumspec'tion (i). dikkatlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). muhtelif cisimlere yapışarak denizde yaşayan kabuklu bir hayvan; kıvrıkbacaklar familyasından bir hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bileşikgillerden, bir kır bitkisi (achillea millefolium).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milfoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(yaraotu): Bileşikgillerden; çeşitli türleri olan bir kır bitkisidir. Kuru topraklarda, yol kenarında yetişir. Yaprakları uzun ve parçalıdır. Çiçekleri beyaz ve pembedir. Kandil şeklinde gruplaşmıştır. Kokusu çok güzeldir. Hekimlikte dal, yaprak ve çiçekleri kullanılır. İçinde Achillein denilen acı bir madde vardır. Kullanıldığı yerler: Hazımsızlığı ve kansızlığı giderir. Kanı temizler. Balgam söktürür, öksürüğü keser. Sinirleri ve vücudu kuvvetlendirir. Bağırsak ve mide gazlarını giderir. İshali keser. Basur memelerini tedavi eder. Kızamık, boğmaca, raşitizm, albasması, aybaşı gecikmesi ve kemik hastalıklarında faydalıdır. İdrar söktürür. Yaraları iyileştirir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çan dili; alkışlayıcı şey veya kimse; (argo). dil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (eski ve leh). tırmalamak; küfretmek, sövmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot)., filiz; (zool). dişiyi tutmak için erkek balık veya böcekte bulunan uzuv.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (cleped veya clept, ycleped veya yclept)., (eski). adlandırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sıkı ağazlı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mastiff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sheepdog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özel bir işlemden sonra jelatinli filimden doğrudan doğruya fotoğraf basma tekniği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akran, arkadaş, eş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (-Ied, -ling) zorlamak, icbar etmek, mecbur etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hitap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). özet halinde, kısa, özlü, muhtasar, kısaltılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hulasa, özet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tazmin etmek, bedelini ödemek; telafi etmek, karşılamak; (mak). denklemek, denge sağlamak, eşitlemek. compensate for one thing with another tazmin etmek, bir şeyi diğeri ile telâfi etmek. compensate one for -in bedelini birine ödemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tazmin, telafi; karşılık, ücret, maaş, bedel; takas, karşılama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). telafi eden şey veya kimse; dengeleme tertibatı. compensator coil (elek). dengeleme bobini. compensator spring saatte dengeleme yayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). telafi etmeye yarayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). rekabet etmek, yarışmak, müsabakaya girmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yeterlik, kifayet; yetenek, ehliyet, iktidar, güç; hak, yetki, salahiyet; geçinecek kadar gelir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yeterli, işinin ehli olan, kabiliyetli; yetkili, salahiyetli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). rekabet, yarışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). rakip olan; rekabet ile ilgili; müsabaka tarzında, yanşma mahiyetinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). rakip, yanşmacı, yanşçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). taslak, umumi plan; özet, hulâsa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fıçıcı. cooperage (i). fıçıcılık; fıçı imalâthanesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). beraber çalışmak, işbirliği yapmak. coopera'tion (i). birlikte çaIışma, işbirliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). işbirliğineait ; (i). kooperatif; katları ayrı ayrı satılabilen apartman. consumers' cooperative müstehlik kooperatifi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waste basket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wastebasket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waste paper basket. litter basket / bin. waste-paper basket. litter basket. litter bin. waste- paper basket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (gen). with ile başa çıkmak, başarmak; çaresini bulmak,... ile uğraşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). papaz cüppesi; (f). cüppe giymek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). marangozlukta (iki kirişi) birbirine uydurup birleştirmek; kaplamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kopenhag.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (A.B.D)., (argo). güzel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f).bakır kaplamak; bakır rengi vermek; (argo). bahis tutuşmak. coppery (s). bakır gibi, bakırımsı, bakırlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). bakır; ufak para; (argo). polis; (çog)., (den). bakır kazan; (s). bakırdan yapılmış,bakıra benzer, bakır renginde; copperbottomed (s). bakır dipli, karinası bakır kaplı. copper-colored (s). bakır renginde. copperhead (i). Amerika'da bulunan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). demir sulfat, zaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iki kapılı dört kişilik otomobil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kupa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). krepon krep, bürümcük; yas belirtmek için taklıan siyah tül. crapehanger (i)., (ABD)., (k.dili). kötümser kimse. crape myrtle ,Çin asıllı gösterişli pembe, mor, kırmızı veya beyaz çiçekleri olan bir bitki. (bot). Lagerstroemia indica crape paper

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sürünen şey veya kimse, emekleyen kimse; sürüngen asma; birkaç çeşit tırmaşık kuşu, (zool). Certhia: (çogğ). bebek tulumu; telefon direklerine tırmanmak veya buz üzerinde yurümek için ayağa takılan demir dişler; kamyonlarda en yavaş hızı sağlayan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). krep; (bak). crape. crepe de Chine krepdöşin. crepe paper krepon kâğıdı. crepe rubber krepsol, ayakkabı tabanı için kullanılan tırtıklı Lastik. crepes suzette (ahçı). krep suzet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kırkma aleti veya makinası; (A.B.D). başkasının toprağında çalışan ve ekine ortak olan tarımcı. come a cropper baş aşağı gitmek, bozguna uğramak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ekmek kadayıfına benzer kızarmış bir hamur tatlısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). at sağrısı; kuskun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Cumhuriyetçi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). ufak pota; (f). potada tasfiye etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cope. gown. robe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academic gown. robe worn by imams. judges and professors. frock. robe. vestment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, Cyclopic (s). iri; büyük taşlarla harç kullanılmadan yapılmış (yapı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ansiklopedi. cyclopedic (s). geniş (bilgi, malumat).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). mesane muayenesine mahsus alet, sistoskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., eski, (foto). gümüşlü levha üzerine çekilmiş fotoğraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). nemlendirmek, az ıslatmak; nemlenmek, ıslanmak; (titreşim) azaltmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tipping body. dump body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which damps or checks; as: A valve or movable plate in the flue or other part of a stove, furnace, etc., used to check or regulate the draught of air. A contrivance, as in a pianoforte, to deaden vibrations; or, as in other pieces of mechanism, to ch

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dumping mechanism of a truck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a movable iron plate that regulates the draft in a stove or chimney or furnace. a device that decreases the amplitude of electronic, mechanical, acoustical, or aerodynamic oscillations. a depressing restraint; 'rain put a damper on our picnic plans'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A movable plate that controls airflow through a ductwork system Dampers are used to direct air to the areas of the home that need it most.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bladed device used to vary the volume of air passing through the air outlet, air inlet or duct These are used to regulate airflow to certain rooms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that is located in ductwork to adjust air flow There are basically two types of dampers: manual and motorized A manual damper generally consists of a sheet metal flap, shaped to fit the inside of a round or rectangular duct By rotating a handle l

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that is located in ductwork to adjust airflow This movable plate opens and closes to control airflow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Found in ductwork, this movable plate opens and closes to control airflow Dampers can be used to balance airflow in a duct system They are also used in zoning to regulate airflow to certain rooms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Located in the ductwork, this regulates airflow Effective in controlling airflow for zoning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Normally a piece of felt, action cloth, or leather mounted to a jack which damps the string when the key is released Occasionally the overhead dampers of the sort found in grand pianos are used.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Part of the suspension connected to the bottom of the cone at the voice coil that centers the voice coil in the air gap It is sometimes referred to as the spider 4.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An adjustable gate installed in a duct for the purpose of regulating airflow or introducing outside air to the ducting system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A type of 'valve' used in ductwork that opens or closes to control airflow Used in zoning to control the amount of warm or cold air entering certain areas of your home.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Adheres or is sprayed onto relatively thin metal panels so as to extract energy when panels flex Lowers 'Q' of each panel mode Goal: to reduce air low -induced vibration and radiated noise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The mechanical device that regulates the flow of air up a chimney or in an air vent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Found in duct work, this movable plate opens and closes to control airflow Dampers are used effectively in zoning to regulate airflow to certain rooms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A movable plate in a fireplace that allows smoke and fumes to travel up the chimney's flue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A movable plate or valve in the flue, for controlling the draft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A crude device - usually a refractory clay brick - used to block the flue of a kiln.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Device for controlling air flow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that is located in ductwork to adjust air flow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Valve for controlling airflow When ordering registers, make sure each supply outlet has a damper so the air flow can be adjusted and turned off Dampers maybe either manually or automatically operated Automatic dampers are required for exhaust air ducts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Found in ductwork, this moveable plate opens and closes to control airflow It is also used in zoning to regulate airflow to certain rooms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The mechanically adjusted mechanism located at the discharge end of a ventilating system located in the ceiling or floor The damper adjustor will regulate the volume of air being discharged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Damper - A part of an air conditioning system that can be opened or closed to allow more or less air to pass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A venting device in fireplaces used to control combustion, prevent heat loss, and redirect downdrafts. device used to damp out coherent transverse beam oscillations. a mechanical device in HVAC systems that varies airflow through an air outlet, inlet, or

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). soba borusu anahtarı, sürgü, kapak; (müz). sindirici, pedal; çalgının sesini kesmeye mahsus bir çeşit yastık; (mak). ses titreşimini veya elektronik sinyalleri azaltan araç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with a tipping body. with a dump body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şık, zarif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dinamik Dijital Resim Geliştirme Devresi. IQ Vision’a bakın.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clutch pedal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). derinleşmek, derinleştirmek; artırmak; koyulaştırmak (renk); kalınlaşmak (ses).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iron curtain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). on veya upon ile güvenmek, itimat etmek; bağlı olmak, tabi olmak, mütevakkıf olmak; ihtiyacı olmak; from ile asılmak, sarkmak; sallantıda kalmak mualIâkta kalmak. Depend upon it Emin olunuz. dependable (s). güvenilir, emniyet edilir, itimada layık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bağlı olma; taalluk; itimat, güven; bir kimsenin eline bakma; dayanma; muallâkıyet, sarkma, asılma; tabi oluş, bağlılık, emir kulluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bağlı olma, tabi olma; sömürge, müstemleke; müştemilat, ek bina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). asılı sarkan; bağlı, tabi; ait; (gram). bağlı, merbut dependent variable (mat). bağlı değişken dependently (z). bağlı olarak, tabi olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başkasının yardım veya desteğine ihtiyacı olan kimse; bir kimsenin bakmakla yükümlü olduğu şahıs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kişisel ilişkilerini kesmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

up hill and down dale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gözü dönmüş haydut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ümitsiz; çaresizlikten deliye dönmüş; vahim, müthiş, korkunç, tehlikeli; dehşetli; aşırı despera'tion (i),. yeis, ümitsizlikten ileri gelen akıl dengesizliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İlâcı olmayan.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. developer

yıkamaç

Fotokopi makinelerinde veya fotoğraf basımı işinde kullanılan yıkama aleti.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). geliştiren şey veya kimse, tekâmül ettiren şey veya kimse; (foto). develope eden ilaç, revelatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (A.B.D). çocuk bezi; (f). çocuk bezini sarmak veya değiştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). baklava şeklinde benekli pike; böyle kumaştan yapılmış havlu veya peşkir; baklava biçimindeki şekillerden ibaret süsleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = gönül, pesendîden = beğenmek). Gönlün beğendiği, beğenilen şey, kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = gönül, pezîreften = kabûl etmek). Gönlün kabûl edeceği, gönlün beğendiği.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دل پسند] gönlün beğendiği.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., A. din = din, F. penâh = melce). Dinin dayandığı, dîne esas ve dayanak hükmünde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., A. din = din, F. perverden = beslemek). Dine hizmet ve yardım eden.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). maşrapa, kepçe; dalıcı kuş. Great Dipper, Big Dipper (astr). Büyükayı. Little Dipper (astr). Küçükayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). gözden kaybolmak, kaybolmak; yok olmak; zail olmak, ortadan kaybolmak. disappearance (i). gözden kaybolma, kaybolma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir avaryada ilgililere düşen alacak ve vereceği göstermek üzere düzenlenen vesika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

average adjustment / statement. adjustment of the average. statement of average.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjuster. adjudicator. average adjuster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (pelled pelling) dağıtmak, defetmek, gidermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). elzem olmayan, vaz geçilebilir; mazur görülebilir. dispensability (i). vazgeçilebilir olma hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dispanser, bakım evi; eczane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dağıtma, bölme; idare, tertip; takdiri ilâhi; bağışıklık, muafiyet; af, hariç tutma, dışında bırakma, istisna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilâçların ter kibini izah eden kitap, kodeks; eski dispanser.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dağıtmak, tevzi etmek, vermek; üstesinden gelmek, başarmak; yap- mak, hazırlamak (ilâç reçetesini) dispense with vaz geçmek, yol vermek. dispenser (i). dağıtan kimse; yöneten veya idare eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dağılma, dağıtılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dağıtmak, yaymak, ayırmak, saçmak; ayrılmak, yayılmak, dağılmak. dispersion (i). dağıtma, dağıtım, dağılma; (fiz). dağılım, saçılma, inhilâl (ışın) dispersive (s). dağıtmaya meyilli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). hürmetsizlik, saygısızlık, adam yerine koymayış, kabalık; (f). hürmet etmemek, saymamak. show disre spect for saygısızlıkta bulunmak. disre spectable (s). saygısız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). huysuzluk, aksilik, terslik; rahatsızlık; karışıklık; bir çeşit köpek hastalığı; (f). rahatsız etmek, hasta etmek,keyfini kaçırmak,sirlendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). yumurta karıştırılmış bir çeşit boya; bu boyayı kullanma usulu; (f). boyaya yumurta karıştırmak; bu boya ile sahne veya duvar boyamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Dinyeper nehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). insana benzer kuyruksuz maymun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). herhangi koyu bir sıvı veya hamurumsu preparat; (hav). uçak kanatlarının yapımında kullanılan bez cilâsı; dinamit yapımında kullanılan madde; (argo). uyuşturucu madde, narkotik; (argo)., spor doping, uyarıcı ilâç; (argo). budala kimse; (argo)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Al). hayatta olan bir kimsenin eşruhunu taşıdığı tasavvur edilen ve yalnız o kimseye görünen hayalet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ,). (Lat). bir oyundaki kişiler; bir piyesin metnin' den önce gelen oyundaki kişilerin listesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). perde ile örtmek, kumaşla kaplamak; kıvrımlar meydana getirmek; elbise' nin kıvrımlarını düzeltmek; (k.dili). yayılarak oturmak; (i)., (gen). (çoğ). kalın ve koyu renk perde. draper (i)., (ing). kumaşçı. drapery (i). bol ve bükümlü kuma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). erik ve şeftali gibi tek çekirdekli ve etli meyve. drupelet (i). böğürtlen gibi bileşik meyvalardaki ufak tanelerin her biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i T. F.). Türk musikisinde bir perde adı. Portenin ikinci aralığına yazılan lâ notası.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [دون پرور] aşağılık kimseleri koruyan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. dünya, Fars. peresten = tapınmak). Dünyaye, tapınacak derecede ehemmiyet verip Ahıretini düşünmeyen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kolaylıkla aldatılabilen kimse; (f). aldatmak, (slang) işletmek, gırgır geçmek. dupery (i). aldatma, işletme; işleme, aldanma .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dümdüz olarak, tamamen düz bir şekilde. 2. Açıktan açığa.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Tek bir DV kablosuyla bağlı bir oynatıcıdan, tüm veriler (video, ses, alt-kod veriler, vs.) dahil olmak üzere kasetin kopyalanmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Müşkül-pesend, her şeyi kolay kolay beğenmeyen.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Düzenleme Penceresi, kurulu düzenleme işleviyle birlikte sunulan bir grafik kullanıcı arayüzüdür. Programlanan her sahnenin başlangıç ve bitiş resimlerini göstererek, kayıtlarınızı gözden geçirmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [دنياپرست] dünya düşkünü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(tıb.) hazımsızlık. dispepsi dyspeptic (i),(s). hazımsızlığı olan kimse; (s). hazımsızlığa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yumurta biçiminde oval, beyzi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Uzun tecrübe neticesi bir sahada ihtisas kazanan, meleke sahibi olan: Eksper işçi, çay eksperi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. expert

bilirkişi

Belirli bir konudan iyi anlayan ve bir anlaşmazlığı çözümlemek için kendisine başvurulan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expert. official appraiser. authority. old hand. official referee. competent party.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. expérimentalisme

fel. deneyselcilik

Gerçek bilginin ancak deney yoluyla elde edilebileceğini, bilgilerimizin varsayıma dayanan bir nitelik taşıdığını, gerçeğin insan yaşantısının bir ürünü olarak düşünülmesi gerektiğini, değerler ile ahlaklılığın mutlak değil, toplumsal olduğunu ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expert evaluation. expert appraisal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expert opinion. appraisal. expertise. evidence of opinion. expert advice. expert valuation. appraisal by experts. opinion evidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appraisal report.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. expérience

deneyim

Bir kimsenin belli bir sürede veya hayat boyu edindiği bilgilerin tamamı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektroskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., matb. elektrikle yapılmış klişe; f. bu şekilde klişe yapmak. electrotyping i. elektrikle klişe yapma; bu şekilde klişe ile basma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). kırpma makası, saç kesme makinası; tek sürat teknesi; hava gemisi, kliper tipi uçak; süratle seyreden herhangi bir şey. nail elipper kıskaçlı tırnak makası. hair elippers saç kesme makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. evlenmek için evden kaçmak, aşığıyla kaçmak; iş veya vazifeden kaçmak. elopement i. bu suretle kaçma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uçağın kuyruk kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imparator. emperor butterfly iri ve mor bir çesit kelebek, zool Apatura iris veya Asterocampa clyton. emperor goose Alaska kıyılarına mahsus bir çeşit renkli kaz, zool. Philacte canagica. emperor penguin Güney Buz Denizine mahsus penguenin en büyük

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Emperyalizmi gaye edinen.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. impérialiste

yayılmacı, yayılımcı

Emperyalizm yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperialist. imperialistic. imperialist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperialist. imperialistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperialist. imperialistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir devletin sınırlarını genişletme politikası.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. impérialisme

yayılmacılık, yayılımcılık

Bir milletin sömürü temeline dayanarak başka bir milleti siyasi ve ekonomik egemenliği altına alıp yayılması veya yayılmayı istemesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ansiklopedi. encyclopedic s. ansiklopedik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ansiklopediyi yazan veya derleyen veya bu işe katılan kimse; ansiklopedik bilgisi olan kimse. the Encyclopedists on sekizinci yüzyılın büyük Fransız Ansiklopedisini yazmış olan âlimler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. endoskop, vucut içi boşluklarını aydınlatarak görülmesini sağlayan alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. endosperm, besidoku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., matb. kitaplar; baş ve sonlarındaki boş yapraklar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zarf, mektup zarfı; biyol. zar, torba; bot. örtü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Estimated Position Error The term used by Airbus Industries as a measure of the current estimated navigational performance Also referred to as Actual Navigation Performance or Estimated Position Uncertainty Note: The RTCA DO-236 Term is Estimated Position

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Electronic Plan Examination - the comparison of new with old survey information utilising specially developed computer software and an electronic survey accurate plan database. extended period of eligibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

European Partners for the Environment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Curse causing total malfunctioning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskrimde kullanılan kılıç meç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gram. ses türemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sofra ortasına konulan tabak veya kase.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. izahlı ilave.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oldukça fazla, epeyi. bk. Ep.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

some. a good deal of. a great many. not a little. goodish. tidy. quite. well. a great deal of. fairly. reasonably. pretty well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pretty. quite. respectable. rather. fairly. considerably. a great deal of. a lot of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blooming. heartily. many. much. quite. reasonably. sort of. tidy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goodish. notably. rather. quite. fairly. pretty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

considerably. fairly. a good few. mightily. rather. relatively. respectable. some. tolerably. tons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Epeyce, (bk.) Ep.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. épopée

ed. destan

Tarih öncesi tanrı, tanrıça, yarı tanrı ve kahramanlarla ilgili olağanüstü olayları konu alan şiir.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epic. epic poem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

epopoeia (i.) destan şeklinde yazılmış şiir, epik şiir tarzı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yumuşak, uysal erkek.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) yılancık. erysipel'atous (s.) yılancığa benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kaçmak, firar etmek kurtulmak, paçayı kurtarmak; atlatmak; sızmak;-den çıkmak; gözünden kaçmak; hatırından çıkmak. His name had escaped me. ismi hatırımdan çıkmıştı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) kaçış, kaçma, firar; kurtuluş; sızma sızıntı; bakımsız kalmış fidan; (s.) gerçeklerden uzaklaşmayı sağlayan, sorumluluğu azaltıcı. escape cock emniyet musluğu. escape pipe emniyet borusu, fazla su veya buharı çıkarmaya mahsus boru. escape shaft

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) saatin rakkasçarkının sekteli hareketini idare eden takım veya maşalı tertibat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) özel, hususi; müstesna, mahsus, en ileri, baş. especially (z.) özellikle, hususiyle, bilhassa. (Bak.) special.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İsp.). Polonyalı doktor Zamenhof tarafından 1887’de meydana getirilen basit bir yapma dil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

esperanto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An artificial language, intended to be universal, devised by Dr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Zamenhof, a Russian, who adopted the pseudonym 'Dr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Esperanto' in publishing his first pamphlet regarding it in 1887.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The vocabulary is very largely based upon words common to the chief European languages, and sounds peculiar to any one language are eliminated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The spelling is phonetic, and the accent is always on the penult. an artificial language based as far as possible on words common to all the European languages.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

English.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Language created by Ludwig Zamenhof in 1887 The foundation blocks are: The alphabet consists of 28 letters, each of which has one sound Six standard accented letters exist: c, g, h, j, s, u Stress falls on the penultimate syllable of each word Verbs do no

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Alternative Esperanto Dictionary Esperanto-German-Esperanto Esperanto - German On-line Dictionary Features a translator of words from Esperanto to German French - Esperanto On-line Dictionary. an artificial language based as far as possible on words c

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Esperanto dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doğanın terbiye kabûl etmez cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a curtain of secrecy. concealment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (huk.) evvelce yapılan bir işin veya verilen ifadenin sonradan ileri sürülen bir iddiayı savunmaya engel olması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) sindirim sisteminin iyi çalışması, iyi hazmetme. eupeptic (s.) kolay hazmettiren; kolay hazmedilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Avrupa. Europe'an (i.),(s.) Avrupalı; (s.) Avrupa'ya mahsus. European plan otelde oda ve kahvaltı parasını beraber ödeme sistemi. European Economic Community Ortak Pazar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) müzik tanrıçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kızdırmak, öfkelendirmek, sinirlendirmek, çileden çıkarmak; şiddetlendirmek. exasperated (s.) darılmış,öfkeli, kızgm. exasperatingly (z.) kızdıracak surette. exaspera tion (i.) dargınlık, öfke, hiddet, sinirlenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). beklemek, intizar etmek,ümit etmek, ummak; (k).dili zannetmek, tahmin etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bekleme, bekleyiş,intizar, ümit; (huk). beklenen haklar. Iife ex pectancy ortalama ömür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). bekleyen, ümit eden, uman (kimse). expectant mother hamile kadın. expectantly (z). bekleyerek,ümitle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bekleme, intizar, ümit; beklenilme. contrary to expectations beklenilenin aksine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). muhtemel, beklenilen; ümit eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (tıb). balgam söktüren: (i). balgam söktürücü ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). balgam çıkarmak, tükürmek. expectora'tion (i). tükürme; tükürük, balgam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s), (i). doğru yolu aramadan istenilen sonucu elde etmek için en kolay yolu teşkil eden; uygun, münasip, muvafık, kestirme; (i). yol, çare, tedbir. expediency (i). yarar veya amaca erişmek için başvurulan çare; politika, bir işi doğru veya haklı olup olm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çabuklaştırmak, hızlandırmak, kolaylaştırmak; çabuk icra etmek;(nad). göndermek, sevk etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güçlük ve eksiklere çare bulan kimse, bir iş için lüzumlu malzemenin vaktinde gelmesini temin eden memur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sefer, kesif heyeti veya seferi; zor yolculuk; sürat, acele; gönderme, sevk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). süratli ve becerikli; iş bilir. expeditiously (z). süratle, acele olarak, vakit kaybetmeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (led, ling) kovmak, azletmek, defetmek, tardetmek, çıkarmak; sürmek. expellant, lent (s)., (i). çıkaran; (i). defeden ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sarf etmek, harcamak. expendable (s). harcanabilen; (ask). feda edilebilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). masraf, harcama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). masraf, fiyat, paha, harcama, sarf etme, verme; masraflı kimse veya şey. a Iaugh at his expense bir kimse ile alay etme. at the expense of pahasına, hesabıma; zararına. pay his expenses masraflarını ödemek. with no expense to you bedava, size masraf

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). pahalı, masraflı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tecrübe, deney,görgü, vukuf; bir kimsenin geçirdiği tecrübeler, yaşantı; hayat. in all my experience bütün hayatım boyunca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). görmek, başından geçmek, çekmek, maruz kalmak, tecrübe etmek, denemek, tatmak, hissetmek. experienced (s). görgülü, tecrübeli, bilgili, irfan sahibi, marifetli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). deneysel, tecrubi, tecrübeye dayanan, ampirik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). deney, tecrübe, deneme; (f). deney yapmak, tecrübe etmek. experimen,tal (s). deneysel, tecrübeye dayanan, tecrübe. experimen'talism (i). deneyselcilik. experimen'tally (z). deneysel metotla,tecrübe ederek. experimenta'tion (i). deneme, deneyim,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). usta, mahir, becerikli,uzman, mütehassıs, ehil; (i). uzman, mütehassıs,eksper, bilgi ve tecrübe sahibi kimse; bilirkişi. expertly (z). ustalıkla, mahirane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bilirkişi raporu; ehliyet,hüner.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Ululuğun sığındığı makam, başvurulacak en büyük makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). Güzel, anlaşılır ve açık konuşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. faysal = çözme, karar, F. pezîriften = kabul etmek). Hal ve fasi kabûl eden, neticelenen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Fazîlet sever, fazîlet sâhlbi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فضيلت پرست] erdem yanlısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Süper İnce Nokta Aralıklı Resim Tüpü, görüntü çözünürlüğünü inanılmaz geliştirir. Ortadan aralıklı tüp yuvaları, 0,47 mm’ye indirilerek yatay çözünürlük %60 oranında artırılmış ve hassas resim ayrıntıları daha iyi görüntülenebilir hale getirilmiştir. Yeni CRT sürücü devresi, odaklanmayı %25 oranında geliştirmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. fenâ = zeval, F. pezireften = kabul etmek). Zeval bulan ebedî olmayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فناپذیر] yok olucu, fani.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (foto). ince demir levha üzerine çekilen fotoğraf ve bu şekilde fotoğraf çekme usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Fetvâya sığınan. Osmanlı devletinde şeyhülislâmlara denirdi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (zool). çok tırnaklı, parmakları birbirinden ayrı olan (hayvan); (i). Fissipedia familyasından bir hayvan (kedi, ayı, vb).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). 1920-1930 senelerinde son moda giyinen kız; çarpan şey; keklik palazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaplumbağanın yüzmek için kullandığı yassı bacak veya kanadı; palet (yüzme); argo el.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tavuk pençesi, (bot). Biyophyllum pinnatum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). floroskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sinek kağıdı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). yelkenin altabaşo halati; (çoğ). marsapetler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., eski bitkin, bezgin, yorgun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A crowd, a rabble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). buzlu, dondurulmuş; (i). meyvalı dondurma, buzlu şerbet frape.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özellikle elbisede gereksiz süs; yapmacık, gösterişli söz; cici bici şeyler, değersiz süsler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Manyetik yataklar üzerine takılmış tweeter diyaframı ve devre sonrası (downstream) akustik lens içeren bir hoparlör tasarımı.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i galvanoskop

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i avlak bekçisi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f, i esnemek; ağzını açık tutmak, hayretten ağzı açık kalmak; yarılmak, açıl mak; i esneme, hayretten ağzı açık kalma: zool kuş veya balık ağzının açılış miktarı; ya rık, açıklık the gapes esneme nobeti; bir ku,s hastalığı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, ing hayret uyan dıran ,sey GAR kls Grand Army of the Republic gar bak garfish

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Ar. garîb = yabancı, kimsesiz, Fars. perverden = beslemek). Kimsesiz yabancıların imdadına yetişip kendilerini himaye eden.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. midenin içine bakmaya yarayan cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accelerator pedal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gas pedal. accelerator pad / pedal. foot accelerator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu gelişmiş özellik, JPEG biçiminde çekilen dijital fotoğrafların ekranda kolayca görüntülenmesine olanak sağlar. Ayrıca, JPEG görüntülerini Cyber-shot dijital fotoğraf makinenizden Sabit Disk Sürücünüzün / DVD oynatıcınızın dahili sabit sürücüsüne kopyalamanıza imkan tanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.). Türk musikisinde bir perdenin adı. Portenin beşinci çizgisi üzerindeki boşluğa yazılan sol notası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Termometre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde bir perde adı.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Erkeklik organının sertleşmemesi, sağlık durumunun bozukluğundan kaynaklanır. En önemli neden sinir bozukluğudur. Kendine güvenememe, yorgunluk, içki, şeker hastalığı, uyuşturucu madde alışkanlığı da diğer nedenler arasında sayılabilir. Tedavinin ilk şartı; kötü alışkanlıkları bırakmak, kendine güvenmek, temiz havada dolaşmak ve yeterince gıda almaktır. Aşağıdaki reçeteler de penisi sertleştirmek amacıyla kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sarımsak, tuzsuz içyağı.

Hazırlanışı : 4 diş sarımsak dövülür. Üzerine 1 tatlı kaşığı eritilmiş tuzsuz içyağı katılıp, yoğrulur. Akşamları, bir parça alınıp penise sürülür.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem Allah yardımcın olsun !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Eski kabadayılar göğüslerini ustura ile tıraş ederler, yalnız bir tutam kıl bırakmayı ihmal etmezlerdi. Buna „göğüs perçemi’ derlerdi. Bu perçeme mali güçlerine göre boncuk ya da pahalı inciler takarlardı.

Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Mavi tepe.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) incili şerif; dört incilden biri; iyi haber, müjde; doğru söz, hakikat; akide. gospel truth asıl hakikat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventurousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gutsy. bold. daring. dare devil. courageous. hardy. fearless. adventurous. audacious. gamy. intrepid. nothing if not courageous. stalwart. undaunted. venturesome. venturous. adventuresome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audacious. bold. daring. dauntless. foolhardy. game. undaunted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventuresome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) üzüm; asma; (ask.) eskiden toplara doldurulan demir parçaları, salkım, misket, peşrev; (çoğ.), (bayt.) atın ayağında olan bir hastalık. grape brandy üzüm rakısı. grape hya cinth salkımlı sümbül. grape leaf hopper asma yaprağını yiyen zararlı bir b

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) greypfurt, greyfurt, kızmemesi, altıntop, (bot.) Citrus paradisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (ask.) salkım, peşrev denilen top mermisi, misket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) asma; A.B.D. dedikodu yoluyla haber alma, kulaktan kulağa haber nakli. I heard by way of the grapevine. Ağızdan duydum .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çekirge; çekirge şeklinde balık yemi; A.B.D., argo bir çeşit küçük uçak, pırpır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gruyere cheese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.), A.B.D., (k.dili) sıkıntı vermek, cefa etmek, kızdırmak: sancı vermek (kann); sancılanmak; A.B.D., argo sızlanmak, şikâyet etmek; (i.), A.B.D., (k.dili) şikâyet, sıkıntı; (gen.), (çoğ.) karın ağrısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) grip hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çıtçıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) el yordamı ile yürümek veya aramak; körü körüne araştırmak. gropingly (z.) el yordamı ile .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hani balığı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Musikide süs notalarından biri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) jilenin altına giyilen kısa bulüz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gizli gül.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Gündüzün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broad daylight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in broad daylight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Malezya dilinden). Sumatra ve o çevredeki adalarda yetişen bir cins ağaçtan çıkarılan, zamklı bir madde.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gütaperka ağacından elde edilip tecrit maddesi olarak kullanılan beyaz öz, Sumatra zamkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sokak çocuğu, köprüaltı çocuğu, küçük külhanbeyi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (bot.) kabuksuz tohumlu bitkiler sınıfı, çam gibi çıplak tohumlu bitkilerden biri. gymnosper'mous (s.) böyle tohumu olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) topaç, ciroskop . gyroseop'ic (s.) muvazene çarkına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) halfpenny .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. hak, Fars. peresten = tapınmak). 1. Tanrı’ya ibadet eden, yalnız Allah’a tapınan. 2. Hak ve adaleti ve doğruyu tapınma derecesinde seven, doğrudan ayrılmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Hakka tapınana lâyık bir şekilde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) gerçekçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Hakikati, gerçeği, doğruluğu çok seven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. halel, Fars. pezîriften = kabûl etmek). Eksik, fesat kabûl eden, nâkıs, bozuk: Bunca senelik hukuk, halel-pezîr oldu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. halfpence) (i.), (ing.) yarım peni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sepet sandık, kapaklı büyük sepet, çamaşır sepeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) engel olmak, mâni olmak; (i.) engel, mânia; (den.) arma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) olmak, vaki olmak, meydana gelmek, rast gelmek. happen on rast gelmek, bulmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) olay, vaka; tiyatro kısmen ve irticalen sahneye konan ve seyircileri şaşırtmak gayesini güden oyun .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ABD, (k.dili) rastlantı, tesadüf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eski Roma ve Etrüsk'te kesilen kurbanın bağırsaklarına bakarak ilâhların arzularını oku- yan kâhin. haruspicy (i.) bu şekilde falcılık .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

“Atmosferik perspektif” olarak da bilinir. Resim sanatında fon farklılıklarıyla yaratılan derinlik yanılsaması. Uzaktaki nesnelerin havanın etkisiyle daha açık tonla algılanması temeli üzerine kurulmuştur. Bir terim olarak ilk kez Leonardo Da Vinci tarafından kullanılmakla birlikte, hava perspektifi Antik Çağdan beri bilinmektedir. Roma Döneminde Pompei`deki duvar resimlerinde kullanılmış, 8.yy.daysa Çin resimlerinde görülmüş ve en yetkin düzeyine Song dönemi manzara resimleriyle ulaşmıştır. Bütün Orta Çağ boyunca unutulan bu teknik, 15. yy.da Flaman ressamlarınca yağlıboya resimle birlikte yeniden kullanılmaya başlanmıştır. Bu tekniği bütün olanaklarıyla doruk noktasına çıkaran sanatçıysa J. M. W. Turner olmuştur. Turner` in resimlerinde sonsuza uzanan mekân duygusu ve buğulu atmosfer, daha sonra Monet ve İzlenimciliğin öbür temsilcileri tarafından da kullanılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Hayale tapan, hayal peşinde koşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dreamy. fanciful. escapist. imaginative. notional. quixotic. romantic. vaporous. day dreamer. dreamer. visionary. stargazer. illusionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

visionary. given to imagination. daydreamer. dreamer. dreamy. fanciful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inclined to fantasize. living in a dream world.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خيال پرست] hayalci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Günümüz taşıtları içinde en çok yönlü ve şaşırtıcı olanı helikopterdir. Üç boyutta da hareket edebilmesi, hemen hemen her yere gidebilmesi nedenleri ile uçaklarla yapılamayan birçok özel görevlerde de kullanılabilirler. Ancak helikopterlerin uçma mekanizmaları uçaklara göre oldukça karışık, üretim maliyetleri de daha yüksektir. Helikopterleri uçaklardan ayıran önemli özellikler, havada asılı durabilmeleri, kendi eksenleri etrafında dönebilmeleri ve geri geri uçabilmeleridir.

Uçaklarda gerekli gücü motor sağlar ama asıl havada kalabilmelerini sağlayan kanatlarıdır. Helikopterlerde ise havada kalmayı sağlayan motora bağlı pervanelerdir. Onları bir çeşit dönen kanat olarak düşünebiliriz. Bir helikopterde iki veya daha fazla kanat olabilir.

Kanatlara hafif bir açı verilip, ana motor çalıştırılınca, dönen kanatlar helikopteri kaldırmaya çalışır. Yerde iken sorun yoktur ama havalanınca helikopterin gövdesi, pervanenin dönüş yönünün tersine dönmeye başlar. İşte burada bu hareketi durdurabilecek ilave bir güce ihtiyaç vardır.

Bu ilave gücü sağlamanın en kolay yolu, dönüş yönüne dik ilave bir pervane koymaktır. Buna kuyruk rotoru denilir. Kuyruk rotoru aynen uçak pervanesi gibi bir itiş gücü yaratır ve helikopterin gövdesinin dönmesini dengeleyerek sabit kalmasını sağlar.

Kuyruktaki pervaneyi döndüren ayrı bir motor yoktur. Hareketini ana motordan bir şaft ile alır ve altındaki dişli kutusu vasıtası ile dönmesi gereken devirde döner. Helikopterleri tam olarak kontrol edebilmek için ana ve kuyruk pervanelerinin ayarlanabilir olmaları gerekir. Kuyruk pervanesinde kanatların eğimlerinin, yani açılarının ayarlanması ile helikopterin kendi ekseni etrafında dönebilmesi sağlanır.

Ana pervane ise çok önemlidir. Yükseklik değiştirmeyi, ileri ve geri gitmeyi, dönmeyi o sağlar. Bunun için de inanılmaz derecede dayanıklı olması gerekir. İşin asıl sırrı ise ana pervanenin dönen kanatlarının eğiklik açılarının bir tam tur süresince değişmesidir.

Helikopterlerin havada hareketsiz kalabilmeleri için pervanelerin açıları da sabit olmalıdır. Bu açıları tüm kanatlarda aynı anda değiştirmekle alçalma ve yükselme sağlanır. Kanatlar arkaya geldiklerinde açıları büyük, öne geldiklerinde daha küçük ise ileri doğru hareket, tersi durumda da geriye doğru hareket sağlanır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günümüz taşıtları içinde en çok yönlü ve şaşırtıcı olanı helikopterdir. Üç boyutta da hareket edebilmesi, hemen hemen her yere gidebilmesi nedenleri ile uçaklarla yapılamayan birçok özel görevlerde de kullanılabilirler. Ancak helikopterlerin uçma mekanizmaları uçaklara göre oldkça karışık, üretim maliyetleri de daha yüksektir. Helikopterleri çaklardan ayıran önemli özellikler, havada asılı durabilmeleri ve geri geri uçabilmeleridir.

Uçaklarda gerekli gücü motor sağlar ama asıl havada kalabilmelerini sağlayan kanatlarıdır. Helikopterlerde ise havada kalmayı sağlayan motora bağlı pervanelerdir. Onları bir çeşit dönen kanat olarak düşünebiliriz. Bir helikopterde iki veya daha fazla kanat olabilir.

Kanatlara hafif bir açı verilip, ana motor çalıştırılınca, dönen kanatlar helikopteri kaldırmaya çalışır. Yerde iken sorun yoktr ama havalanınca helikopterin gövdesi, pervanenin dönüş yönünün tersine dönmeye başlar. İşte burada bu hareketi durdurabilecek ilave bir güce ihtiyaç vardır.

Bu ilave gücü sağlamanın en kolay yolu, dönüş yönüne dik ilave ir pervane koymaktır. Buna kuyruk rotoru aynen çak pervanesi gibi bir itiş gücü yaratır ve helikopterin gövdesinin dönmesini dengeleyerek sabit kalmasını sağlar.

Kuyruktaki pervaneyi döndüren ayrı bir motor yoktur. Hareketini ana motordan bir şaft ile alır ve altındaki dişli kutusu vasıtası ile dönmesi gereken devire döner. Helikopterleri tam olarak kontrol edebilmek için ana ve kuyruk pervanelerinin ayarlanabilir olmaları gerekir. Kuyruk pervanesinde kanatların eğimlerinin, yani açılarının ayarlanması ile helikopterin kendi ekseni etrafında dönebilmesi sağlanır.

Ana pervane ise çok önemlidir. Yükseklik değiştirmeyi, ileri ve geri gitmeyi, dönmeyi o sağlar. Bunun için de inanılmaz derecede dayanıklı olması gerekir. İşin asıl sırrı ise ana pervanenin dönen kanatlarının eğiklik açılarının bir tam tur süresince değişmesidir.

Helikopterlerin havada hareketsiz kalabilmeleri için pervanelerin açıları da sabit olmalıdır. Bu açıları tüm kanatlarda aynı anda değiştirmekle alçalmave yükselme sağlanır. Kanatlar arka arkaya geldiklerinde açıları büyük, öne geldiklerinde daha küçük ise ileri doğru hareket, tersi durumda da geriye doğru hareket sağlanır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gözlere zarar vermeden güneşi incelemek için kullanılan araç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güneş çiçeği, (bot). Heliotropium; kediotu, (bot). Valeriana officinalis; açık mor; (mad). kantaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). başının etini yemek, vır vır etmek. henpecked (s). kılıbık, karısından korkan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cesur, yiğit kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kabırcıklar hâsıl eden bir deri iltihabı, uçuk. herpes zoster (tıb). zona. herpet'ic (s). uçuk gibi, uçuğa benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). sürüngenler ilmi. herpetologist (i). sürüngenler uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mit). Hera'nın altın elmalarına bekçilik eden dört peri; bu altın elma bahçesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akşam yıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lakırdıda şaşirıp tereddüt etme (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. hevâ = heves, Fars. peresten = tapınmak). Hevâ ve hevese tâbi, nefsine düşkün, sefih.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [هواپرست] nefsinin istekleri peşinde koşan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T. musiki) Türk musikisinde bir perde adı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). son süratle giden, büyuk hızla giden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. hilâfet = halifelik, Fars. penâh = dayanacak yer). Hilâfetin dayanak yeri, halîfe: Hilâfet-penâh Efendimiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Halîfeye ait: Zât-ı Hazret-i Hilâfetpenâhî, Atebe-i Seniyye-i Cenâb-ı Hilâfet-penâhîlerine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik). Bir koni eksenine paralel olarak kesilince meydana çıkan kesitin şekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hyperbola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hyperbola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik). Hiperbol biçiminde olan, hiperbol ile alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hyperbolic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hyperbolic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Hiperboloit biçiminde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik). 1. Hiperbole benzeyen. 2. Hiperbolün iki ekseninden biri etrafında döndürülmesiyie meydana gelen satıh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypermarket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). 1. Cisimlerin hayali, gözün ağtabaksının gerisine düştüğü için iyi göremeyen göz veya kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farsighted. far-sighted. hypermetropic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farsighted. longsighted. far-sighted. hypermetropic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farsighted. hypermetropic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypertension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high blood pressure. hypertension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kalçalı; kabarık çatılı; (A.B.D)., argo fazla meraklı; (ing)., (k).dili üzüntülü, çökmüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (k).dili hoplaya zıplaya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T. musiki). Türk musikisinde bir perde adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. hitâm = bitme, Fars. pezîriften = kabûl etmek). Biten, hitâm bulan: O iş de bugün hitâmpezîr oldu (dilimizde kullanılmıyan asıl mânâsı: bitebilir, bitmesi mümkün olan).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kendini beğenmiş, mağrur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., eski helped.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ümit, umut; f. ümit etmek, ummak, beklemek. hopeless s. ümitsiz; ümit vermeyen. hope chest çeyiz sandığı. hoping against hope ümidini kesmeyerek, güvenini sarsmayarak. in hopes ümidi ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ümitli, ümit verici. hope fully z. ümitle, ümit verici bir şekilde; k.dili inşallah. hopefulness i. ümit verici durum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıçrayan kimse veya şey; sekerek yürüyen kimse; pire gibi sıçrayan böcek; silo, sarpın; gemi yüklemek veya boşaltmak için kullanılan dibi açılır büyük kova.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Gal eyaletine özgü klarnete benzer eski bir çalgı; eskiden gemicilere özgü oynak bir dans; bu dansa ait havalar

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zayiçe. cast a horoscope zayiçesine bakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. evde kâhya kadın, ev işlerine nezaret eden kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

GSM veri hizmetlerine göre kanal başı %50 daha fazla hız sağlayan biralt yapıdır. Paket yönlü çalışan GPRS’e karşı HSCSD kapasite yönlü çalışır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F. Hudâ = Allah, peresten = tapınmak). Allah’a tapınan, Allah’a ibadet eden. Ar. muvahhit.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خودپرست] bencil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) bencillik, kendini düşünme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Haklara saygılı, geçmişi unutmayan, vefalı ve sadık adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hümâ gibi yükseklerde uçan. mec. Yüksek himmetli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خرافه پرور] hurafelere inanan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) hurafelere inanış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T. musiki). Türk musikisinde bir perde adı. Portenin dördüncü aralığına yazılan «mi» notası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. husûl = peydâ olma. F. pezîreften = kabûl etme). 1. Kabil-i husûl = Husûlü mümkün, hâsıl olabilir. 2. Husûl bulmuş, hâsıl olmuş: Husûl-pezîr oldu = Gerçekleşti, hâsıl oldu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hidroskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. higroskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., argo zerkedilen esrar; şırınga; satışı teşvik eden ilan veya teklif; dikkat çekici hareketler; üzerine dikkat çekilen kimse veya şey; f. aldatmak. hype up uyarmak; heyecanlandırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek aşağı, yukarı, haricinde, dışında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yeni Hyper MIG (metal-in-gap) video kafaları, aydınlık sinyalini %30, renkseme sinyalini de %10 oranında güçlendirerek paraziti önemli ölçüde azaltmakta ve daha yüksek video performansı sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

2 megapiksel CCD, kameranın tam zoom oranında daha fazla ayrıntıyı çekmesini ve mükemmel netlik sunmasını sağlamaktadır. SteadyShot® resim stabilizasyonu, resim kalitesinden ödün vermeden mükemmel performans sunmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. asit fazlalığı (midede).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu teknoloji, TV’nin, kablo TV yayınlarında bulunan daha geniş aralıktaki belirli kanalları almasını sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., geom. hiperbol. hyperbol'ic s. hiperbolik. hyperboloid s. hiperbole benzeyen, hiperboloit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mübalâğa, abartma. hyperbol'ic(al) s. çok mübalâğalı. hyper'bolism i. mubalağaya kaçma, mübalağalı ifade kullanma. hyper'bolize f. mü- balağalı ifade kullanmak; abartmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., mit. kuzey daglarının ötesinde ebedi ışık ve bolluk ülkesinde yaşadığı farzolunan bir top- lumun ferdi; s. bu ülkede yaşayanlara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aşırı tenkitçi kimse. hypercritical s. aşırı tenkit niteliğinde. hypercritically z. aşırı derecede tenkit ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kan hücumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., psik aşırıduyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. oksijenle karıştığı zaman kendiliğinden ateş alan roket yakıtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğaüstü, fizikötesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aşırı duygun, duygulu; alerjik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sesten çok hızı yol alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. yüksek tansiyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. tiroidin fazla çalışmasından ileri gelen durum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. bir organın anormal irileşmesi. hypertroph'ic s. fazla irileşmeye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. televizyonda resim çeken cihazların tarama kısmı, ikonoskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [افراط پرستی] aşırıcılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). İhlâs sahibi, temiz kalbli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Osm. ikbâl, Fars. peresten). Makam ve refaha taparcasına bağlı ve bunun uğruna her şeyi feda eden, mevki düşkünü. Ar. harîs-i câh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Makam ve yükselme hırsı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). İlâç kabûl etmez, çaresi olmayan, devâsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. ilâe, Fars. pezîreften = kabûl etmek). 1. Devâ kabO! eden, tedavi edilebilen, Osm. kabll-i tedâvî. 2. Çaresi bulunabilen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [علاج ناپذیر] tedavi edilmez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daemon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kapanabilir, onulması mümkün yara (yanlış ve zevksiz bir terkiptir).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. devlet memurunu mahkemeye sevketmek; suçlamak, itham etmek, hakkında şüphe göstermek. impeachable mahkamece itham edilebilir. impeachment i. A.B.D.'nde devlet memuruna karşımecliste dava açma; suçlama, itham.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. günahsız, günah işlemekten uzak; arı, hatasız, kusursuz. im peccabil'ity i. hatasızlık, kusursuzluk. im pec'cably z. hatasız olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. günah ve hatadan arı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. parasız, züğürt, fakir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., elek. zahiri direnç (öz direnç, endüktans ve kapasitans bir ara da); almaşık cereyan tesirine karşı durma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. engellemek, mani olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. engel, mani; huk. evlenmeye mani sebep; pelteklik. impedimen'tal s. engel kabilinden, mâni olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. eşya, yürüyüşe mani olan eşya; ask. levazım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-led, -ling) sürmek, itmek, tahrik etmek, sevketmek. impellent s., i. sevkeden; i. saik, tahrik edici unsur. impeller i. jet motor kompresörü; tulumba pervanesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tehdit etmek; vukuu yakın olmak; sarkmak, asılı olmak. impendent, impending s. olması yakın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. delinmez, nüfuz edilemez; anlaşllamaz, sökülemez, kestirilemez, idrak edilemez, anlaşlması imkansız; içine girilemez; zifiri, koyu (karanlık); fiz. geçişmesiz. impenetrabil'ityi delinmezlik; anlaşılmazlık. impenetrably z. nüfuz edilemez bir şekilde;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pişman olmayan, nadim olmayan. impenitence, impenitency i. pişman olmayış. impenitently z. pişman olmayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. zorunlu, mecburi, zaruri; emreden; gram. emir belirten; i. zorunlu şey elzem tedbir; gram. emir kipi. imperatively z. zorunlu olarak; emredercesine, amirane. imperativeness i. yüküm, mecburiyet, zorunluluk, zaruret; tahakküm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Roma imparatoru; komutan. imperator'ial s. imparatora ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. görülemez, seçilemez, farkedilemez, hissolunamaz; gayri mahsus. imperceptibil,ity, impercep'ti bleness i. görülemez oluş, farkedilmez oluş. impercep'tibly z. farkedilmez bir şekilde, görülmez olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs imperfect, imperforate.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. eksik, noksan, kusurlu; bitmemiş; huk. tamam olmayan; uygulanamaz, tatbik olunamaz; gram. bitmemiş bir eylem gösteren (fiil), be ing kipinde olan (fiil); i., gram. bunu belirten zaman veya fiil. imperfectly z. eksik olarak, kusurlu olarak. imper

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kusur, eksiklik, noksan, ayıp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. deliksiz, delinmemiş; kenarları deliklerle birbirinden ayrılmamış (pul). imperfora'tion i. deliksiz olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. imparatora veya imparatorluga ait; imparatora yakışır, şahane; ingiliz ölçü standartlanna uygun; i. keçi sakalı; ,çok büyük herhangi bir şey. imperial gallon ingiliz galonu (4546 cm3). imperially z. imparatora yakışır şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imparatorluk sistemi, imparatorluk hükümeti; emperyalizm, sömürgecilik. imperialist i. imparator veya imparatorluk taraftarı; emperyalist, sömürgecilik taraftan imperialis'tic s. emperyalizme ait, sömürgeci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ed, -ing veya -led, -ling) tehlikeye atmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mütehakkim, zorba, karşısındakilere söz hakkı ve davranış özgürlüğü tanımayan, müstebit; zaruri, çaresiz; kaçınılmaz, mübrem. imperiously z. mütehakkim bir şekilde, emredercesine; zaruri olarak. imperiousness i. müstebitlik, tahakkum, emretme; zarur

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bozulmaz, çurümez, yokolmaz. imperishableness i. bozulmazlık, çürümezlik, yok olmazlık. imperishably z .zeval bulmadan, yok olmayacak bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sürekli ol mayan, daimi olmayan, devam etmeyen. impermanence i. sürekli olmayış, devam etmeyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. su veya hava geçirmez; içinden geçilmez. impermeabil'ity, imper'meableness i. su veya hava geçirmeme özelliği. imper,meably z.su veya hava geçirmeyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. müsaade edilemez, yasak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kişisel olmayan, şahsi olmayan; ,sahsiyeti olmayan; özel bir şahsa veya şeye bağlı olmayan; gram. yalnız üçuncü tekil şahıs kullanllan (fiil): (it snows gibi), gayri şahsi (fiil) impersonally z. kişisel olmayarak, bir şahsa veya ,seye bağlı olmaya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. taklit etmek; temsil etmek; kişilik kazandırmak. impersonation i. taklit etme; şahıslandırma. impersonator i. temsil veya taklit eden kimse, taklitçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. terbiyesiz, arsız, küstah; münasebetsiz; kendisini ilgilendirmeyen işe burnunu sokan. impertinence, impertinency i. küstahlık; mü- nasebetsizlik; münasebetsiz şey. impertinently z. terbiyesizce, küstahlıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vakur, ağır başlı, temkinli, nefsine hakim, soğukkanlı. imperturbability i. ağır başlılık, vakur olma, temkinli olma, soğukkanlılık. imperturb'ably z. nefsine hakim olarak, vakarla imperturba'tion i. soğukkanlılık, itidal, ağır başlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geçirmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. su veya hava geçirmez; nüfuz edilemeyen, kapalı, tesir edilemez. impervious to reason mantıksız, mantıki düşünceye kapalı. imperviousness su veya hava geçirmezlik. imperviously su veya hava geçirmeyerek; tesir edilemez bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. bir nevi cerahatli deri hastalığlı.impetigo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yalvararak elde etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. acelecilik, tez canlllık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aceleci, düşünmeden hareket eden; düşünmeden yapllan; zorlu, sert, şiddetli; çabuk, hızlı. impetuously z. düşünmeden, acele ve şiddetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hız,güç, zor, şiddet; bir teşebbüse hız kazandıran kuvvet, saik, güdü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uygunsuz, münasebetsiz, yolsuz, yanlış; yakışık almayan; yakışıksız, çirkin. improperfraction mat. payı paydasından büyuk olan kesir. improperly z. uygunsuz bir şekilde, yanlış olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yetersiz, kifayetsiz; huk. ehliyetsiz. incompetence, incompetency i. işinin ehli olmayış, ehliyetsizlik, yetersizlik. incompetently z. yetersizce, işinin ehli olmayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, dency i. serbestlik, bagımsızlık, istiklal, hürriyet; geçinecek kadar malı olma. Independence Day Birleşik Amerika'da Bağımsızlık Günü (4 Temmuz). Declaration of Independence Birleşik Amerika'da bağımsızlığı ilan eden resmi belge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hür, bağımsız, başlı başına, ayrı, serbest; kendi geliri ile geçinebilen; pol. parti dışı olan; i. bağımsız kimse; parti üyesi olmayan kimse. independently z. bağımsız olarak; aynca, birbirini etkilemeden, birbirinden habersizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zaruri, elzem, zorunlu, onsuz olamaz. indispensably z. zaruri olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Hint- Avrupa dillerinden birini konuşan kimse; s. Hint-Avrupa dil ailesine ait; bu dillerden birisini konuşana ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. münasebetsiz, uymaz, tedbire aykırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ucuz, masrafı az. inexpensively z. ucuza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tecrübesizlik, görgüsüzlük, acemilik. inexperienced s. tecrübesiz, acemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. acemi, tecrübesiz,eli yakışmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). İnhilâl kabûl eden, inhilâii mümkün olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ameliyat edilemez; çalıştırılamaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. işlemeyen, tesirsiz; boş, hükümsüz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. ilelebet, ebediyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

İt. yüreğinde, kafasında (gizli plan).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. şahsen, bizzat, kendi şahsında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. teftiş etmek, muayene etmek, yoklamak, bakmak. inspection i. muayene, yoklama, teftiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. müfettiş, tetkik memuru, enspektör; kontrol memuru. inspetorate, inspectorship i. müfettişlik memuriyeti veya dairesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. başa çıkılmaz, yenilemez; geçilemez. insuperably z. başa çıkılamayacak bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

SpeedStep® işlemcinin işlem hızının yazılım tarafından dinamik olarak değiştirilebilmesini sağlar. İşlemcinin daha yüksek işlem hızlarında çalıştırılması, daha yüksek performans sağlar. Ancak, işlemci düşük hızda çalıştığında, çekirdek gerilimi azalarak, daha düşük güç tüketimi ve ısı dağılımı sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) aşırılık, ifrat, taşkınlık; aşırı düşkünlük; ayyaşlık .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) taşkın, aşırı; sert, fırtınalı, bozuk (hava); şiddetli (söz); ayyaş, bekri. intemperately (z.) ifratla, taşkınca. intemperateness (i.) ifrat, taşkınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) karşılıklı dayanışma. interdependent (s.) bir birine bağlı olan. interdependently (z.) birbirine dayanarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) başkasının işine karışmak, tecavüz etmek. interloper (i.) başkasının işine burnunu sokan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) gensoru açmak. interpellation (i.) gensoru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) tamamen içine girmek; birbirinin içine nüfuz etmek. interpenetra'tion (i.) tam olarak nüfuz etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) arasına serpmek, karıştırmak. interspersion (i.) serpiştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). intizamlı kimse.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [انتظام پرور] düzeni seven, düzenli, tertipli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kendi düşünce veya hislerini tahlil etmek. introspection (i.) kendi düşünce ve hislerini tetkik ve tahlil etme, murakabe, iç gözlem. introspective (s.) kendi kendini tetkik kabilinden .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ipeka, (bot.) Cephaelis ipecacuanha; (ecza.) bu bitkiden yapılan ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dut yaprağı ile beslenen tanınmış böceğin yaptığı pek ince ve yumuşak teller ki, kıymetli kumaşlar ve ibrişim imaline yarar, Ar. harir, kaz. 2. İpekten yapılmış: İpek kumaş, ipek mendil. 3. ipek gibi yumuşak ve parlak: İpek saçlar. İpek böceği = İpeği yapan böcek ki, önce kurt ve sonra kelebek halinde olur. İpek böceği tohumu = Bu böceğin yumurtası. İpek çiçeği = Her renkte çiçek açar semizotu nevinden bir bitki. İpek kozası = Daha çekilmemiş ve böceğin yaptığı halde kozasına sarılı bulunan ipek. Ham ipek = Kaynamamış ve beyazlatılmamış ipek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silk. silk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silk. silky. silken. made of silk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silk. denier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - İpekböceği denilen ve dut yaprağı ile beslenen kurdun ördüğü koza çözülerek elde edilen, kumaş dokumada kullanılan parlak ve ince tel.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silkworm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sericulture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silken. silky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. ipek, Fars. hâne). İpeğin yetiştirilip hazırlandığı yer, ipek fabrikası (hâne sözünün Türkçe isimlerle birleşerek meydana getirdiği isimler pek çok olduğundan, hapishâne, yazıhâne ve ipekhâne gibi isimleri doğru gibi kabûl etmeliyiz).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Altınkökü denilen kusturucu kök.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İpek yetiştiren veya satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silk merchant. silk manufacturer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sericulture. the silk industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), ipekle yapılmış, ipekten mamul, ipekle karışık: İpekli kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silk cloth. of silk. crepe. silken. silky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Uzaktan kumanda üzerinde, menü sistemi üzerinden kolay ve anlaşılır çalıştırma için ir joystik/imleç kumandası bulunur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. T. musiki). Türk musikisinde bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عرفان پرور] kültürlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) göz önünde bulundurmayan, -e bakmaksızın, hesaba katmayan. irrespective of ne olursa olsun, hesaba katmadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chisel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carpenter's chisel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. ıslâh = düzeltme, Fars. pezîriften = kabûl eden). Düzeltme ve tamir kabOl eden, ıslâha kabiliyeti olan, ıslâh edilebilir: Bu hâl ıslâh-pezir değildir (kabil-i ıslâh deha çok kullanılmıştır), bk. Islâh-pezîr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اصلاح پذیر] ıslah edilebilir, iyileştirilebilir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). ismetli, ismet-meâb.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fiz.) izotop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hükümdar, kumandan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek bodur bir cins horoz veya tavuk. İspenç horuzu = mec. Ufak tefek olduğu halde kabadayılık taslayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bantam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Pencik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (i. spezzere). Eczacı. İspençiyar dükkânı = Eczane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fenn-i ispençiyari Eczacılık, Osm. fenn-i saydelânî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Levrek balığının küçüğü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Mum yapımında kullanılan balina yağı: İspermeçet mumu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Garip ve anlaşılmaz kelimeler kullanan, ıstılah ve lügat paralayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) inanç besleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) terbiyesiz veya kendini beğenmiş kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.), eski şaka etmek; slang işletmek, aldatmak, alay etmek; (i.) şaka, hile, oyun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yeşime benzer bir taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

JPEG, bir biçimi geliştiren ve tüm dünyaya yayan Joint Photographic Experts Group adlı bir konsorsiyumu ifade etmektedir. Dijital görüntüleri etkili biçimde sıkıştıran bir sıkıştırma biçimidir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atlayan veya sıçrayan kimse; delik delme aleti, delgi; elek. geçici olarak kullanılan bağlantı teli; den. sereni veya direği muhafaza etmek için bağlanan halat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bluz veya kazak üzerine giyilen kolsuz elbise; elbise üzerinden çocuklara giydirilen pantolonlu ceket tulum; gemici veya işçi dış gömleğiç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ardıç, bot. Juniperus communis. black juniper kara ardıç, bot. Juniperus sabina. juniper berries ardıç meyvası, ardıç yemişi. juniper resin ardıç sakızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Kafiye uyduran, şâir, nâzım.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [قافيه پرداز] şair.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Namussuz kadın. Ar. fâhişe, zâniye. 2. Fâhişe tabiatlı, fâhişe gibi vefasız ve sebatsız, dönek, hilekâr: Kahpe adamdır. Kahpeoğlu = Maksadına erişmek için her alçaklığı kabûl eder, alçakça becerikli adam: Kahpeoğlu herif bunu da yaptı!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitute. harlot. whore orospu. fickle. perfidious dönek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harlot. whore. prostitute. backstabbing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قحبه] fahişe. 2.alçak, namussuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fickle fortune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Fâhişelik. 2. mec. Fâhişeye yakışır hâl ve tabiat, vefasızlık, sebatsızlık, hilekârlık, döneklik: Ben öyle kahpeliği sevmem; kahpelikle beni bu kadar vakit oyalandırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitchiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a whore. double-crossing. a stab in the back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to double-cross sb. to stab sb in the back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çiçek dürbünü, kaleydoskop; çok değişen manzara

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. kâmperver). Kâm, istek sahipleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kâmperverllk, istek sahibi olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. canap4). 1. Arkalı ve iki yanlı uzun sedir. İki, üç kişi oturacak kadar uzun koltuk. 2. Bilhassa gravyer peynirli sıcak sandviç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kanepe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

couch. sofa. davenport. lounge. settee. canape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

settee. sofa. couch. canapé.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

couch. divan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. capello = şapka) (denizcilik). Gemi direği başındaki şapka, tekerlek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (kâr = iş, perdâhten = düzmek, becermek). 1. İş beceren, kâr-güzâr (işgüzâr). 2. Iran konsolosu: İzmir kâr-perdâzı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (c. kasîdeperdâzân) (edebiyat). Kasîde yazan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. c.) (m. kasîde-perdâz). Kasîde yazanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F). Kasîde yazıcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kaynata, kayın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

father in law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

father-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

father- in-law. in laws.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saklayan veya koruyan kimse; bekçi; gardiyan; bakıcı; uzun zaman dayanan şey. keeper of the King's conscience İngiltere'de başhakim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük bağ hereği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Buğday vesair hububatın öğütülmüş kabuklarından ibaret olup un elendikçe eleğin üstünde kalan kaba şey; hayvanlara yem de olur: Undan kepeği ayırmak; ata, tavuklara kepek vermek. 2. Derinin kabuklanıp düşmesinden ileri gelen baş konağı: Saçlarım çok kepek yapıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dandruff. scurf. bran. whole meal. dandriff. scall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bran. chaff. scurf. scuff. dandruff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bran. dandruff. scurf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become scurfy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scurfy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wholemeal. containing bran. scurfy. having dandruff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tüylü buğday böceği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheat moth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

İnsanları giydiğine bakarak değerlendirmek yanlışlara yol açar, değerli kişiler de bazen eski giymiş olabilir. Atasözü

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yukarıdan aşağıya inmek için yapılmış kapak örtüsü: Mahzen kepengi: Merdiven kepengi. 2. Bir Adî kapı veya açıklığın yukarıdan aşağı indirilerek veya iğreti takılarak kapanan kanadı: Dükkân kepengi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shutter. pull-down shutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metal rolling shutter. roll top.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Deniz kenarındaki iri kaya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karadan denize uzanan taşlık burun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A «kelbetan» dan). 1. Çivi vesaire sökmeye mahsus demir kıskaç. 2. Diş çıkarmaya mahsus kerpetene benzer Alet: Dişçi kerpeteni, bk. Kelbeteyn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nail puller. pliers. pincers. a pair of pincers. cutting nippers. nippers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pincers. pliers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pincers. pliers. dentist's forceps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. ketîbe = asker, Fars. perverden = beslemek). Asker besleyip yetiştiren, askere iyi bakan: Şehenşâh-ı ketîbe-perver.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An osier basket used for catching fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çiroz; f. balığl tuzlayıp tütsülemek veya kurutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. compétent

uzman

Belli bir işte, belli bir konuda bilgi, görüş ve becerisi çok olan (kimse).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specialist. expert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expert. authority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. compétitif

rekabetçi

Rekabet yanlısı olan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). İş birliğine dayanan ortaklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cooperative. co-op.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cooperative. a co-op. cooperative society.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

member of a cooperative. manage of a cooperative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cooperative trading system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become a cooperative. to be organized on a cooperative basis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Rusya'da rublenin yüzde biri değerinde ufak para, kapik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Köpekgiilerden birçok cinsleri olan ehlt hayvan ki, çeşitli işlere yarar, Ar. kelb, Fars. seg. Av köpeği = Zağar. Bekçi köpeği = Evde bekçilik edeni. Çoban köpeği = Sürüyü muhafaza edeni. Sokak köpeği = Sahipsiz olarak sokaklarda türeyen ve cinsinin özelliğini kaybetmiş olan soysuz cinsi. Fino köpeği = Evin içinde bulundurulan küçük cinsleri. Dişi köpek = 1. Kancık köpek yavrusu, mec. 2. mec. Pis, alçak (hakaret tâbiri, sıfat gibi de kullanılır): Köpek beni aldattı; köpek herif, utanmadan yanıma geliyor. Köpekayası = Bir cins bitki. Ar. keffü’l-kelb. Köpekoğlu (halk dilinde: Köpoğlu) = 1. Hain, korkak, kahbe, alçakça hilekâr: Köpoğlu, etmediği alçaklığı bırakmadı. 2. Yaman, kurnaz, işgüzar: Çok köpoğlu. Köpoğluluk = Hainlik, ihânet, alçakça hile: Beni öyle bir köpoğlu ile aldattı ki, hiç hatırıma gelmezdi. Köpekbalığı = Vatoz balığının bir cinsi, Fr. requin denilen yırtıcı balık. Köpekdişi = Azı dişleriyle ön dişler arasında bulunan sivri dört diş ki, köpekte vasir yırtıcı hayvanlarda fazla uzun olur. Köpek gibi, köpekler gibi = Alçakça: Köpek gibi pişman olmak; köpek gibi yalvarmak. Kedi ile köpek = Daima hırlaşıp kavga edenler hakkında söylenir. Köpekmemesi = Koltuk altında çıkan bir cins çıban.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

100 kopecks equal 1 ruble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

100 kopecks equal 1 ruble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canine. doggy. dog. bow wow. bow-wow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitch. dog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canine tooth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dog tooth. canine tooth. canine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puppy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puppy. whelp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ballıbabagillerden, çiçekleri kokulu bir bitki (marrubim vulgare). bk. Köpek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shark. dogfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Azı dişleriyle ön dişler arasında bulunan sivri dört diş ki, köpekte vesair yırtıcı hayvanlarda çok uzun olur. bk. Köpek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Köpek, kurt gibi memelileri içine alan hayvan familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). mec. Yorgunluk veya korku ve pişmanlıktan köpek gibi solumak veya yaltaklanmak.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Köpekler, çevrelerine yakın yerlere, ihtiyaçları olacak yiyecekleri gömerek, besinlerini depolarlar. Bu, insanlar tarafından istifçilik veya besin depolama olarak adlandırılır. Ev hayvanları arasında sadece köpekler, kemiklerini gömmeye eğilimi olan hayvanlardır. Vahşi hayatta yaşayan kurtlar, yakaladıkları küçük avları, daha sonra kullanmak üzere gömerler. Evcil köpekler ise kemiklerini gömdükten sonra onunla ilgilenmez, yani daha sonra çıkarıp, kullanmaz ve unuturlar. Evde yaşayan köpekler de gıdalarını koltuk araları, halı veya elbiselerin altına vs. saklar ve koku yardımıyla tesadüfen bulmazlarsa, unuturlar. Demek oluyor ki, evcil köpekler gömme işlemini besin ihtiyaçlarını garanti altına almak için yapmamaktadırlar. Bu, tamamen vahşi hayattan kalma bir içgüdüdür.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cringe. to fawn. to grovel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alçaklık, hâinlik: O köpekliği kim kabûl eder? Böyle köpeklik olur mu?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cringing. fawning. groveling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koltuk altında çıkan çıban.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İtüzümünün başka bir adı (solanum nigrum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (yabancı kelime). İzmarit biçiminde yassı bir balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Taze, kartlaşmamış, turfanda, çok taze: Körpe hıyar. 2. Pek genç, taze: Körpe kız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fresh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crisp. crispy. fresh. tender. young.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

young and fresh. young and tender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tazelik, turfandalık: Bu salatalığın körpeliği. 2. Gençlik, tazelik: O kızın körpeliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). iki kapılı bir otomobil tipi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kadınların kulağa astıkları süs, Fars. gûş-vâr: Bir çift küpe, tek taş pırlanta küpe. 2. Bazı hayvanların boyunlarından küpe gibi sarkan uzun bir çift fazla et parçası: Keçi yavrusunun küpesi olursa çok güzel olur. mec. Bir çift elmas küpe = Birbirine tamamiyle benzeyen iki şey. Kulağa küpe = Unutulmayacak öğüt ve ihtar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earing. pendant. earring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Küpeçiçeğigillerin örnek bitkisi ve bunun türlü renkte olan (Lat. fuchsia).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ayrıçanakyapraklı ikiçeneklilerden bir bitki familyası. Örnek bitkisi küpeçiçeğidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Küpesi olan. bk. Küpe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karagöz familyasından beyaz etli bir balık (Lat. box boops).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Geminin kenarlarına korkuluk olarak konan tahta siper. 2. Parmaklığın üstündeki ufkî düz ve kalın tahta: Merdiven, trabzan küpeştesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulwark. gunwale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gunwale. railing. banister. handrail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rail. railing. gunwale. gunnel. bulwarus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde bir perde, orta sekizlinin si bemolü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Karabuğdaygillerden, çiçekleri salkım şeklinde hekimlikçe önemli bir bitki (Lat. bistorta bistorta).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kurttırnağı): Gülgiller familyasından beşparmakotu adlı bitkinin salkım çiçekli, sapı ve kökü bol taneli, çok yıllık bir türüdür. Yaprakları kullanılır. Kullanıldığı yerler: İshali keser.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oil cake. pulp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pulp. residue. oil cake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bagasse. residue. pulp. oil cake. oil- cake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça kisbe’ den). 1. Susam posası. 2. Umumiyetle yağı sızdırılmış bezir posası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sütteki yağ miktarını tespit eden alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kır manzarası, peyzaj. landscape architect bahçe mimarı. land scape gardener bahçeyi düzenleyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) karın duvarından geçirilen ve iç organlarının görülmesini sağlayan alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) klapa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sarkık şey; elbisenin kıvrımı yeri; sarkık et parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) boğaz muayenesine mahsus aynalı alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cüzamlı kimse, miskin kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tiyatro rolünü harfi harfine ezberlemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kayalara yapışık duran konik kabuklu bir deniz hayvanı, karındanayaklılar familyasından bir canlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. matbaa harflerini satır halinde dizip döken makina, linotip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. denizin hafifçe dalgalanması: küçük dalgalardan gelen serpinti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat., huk. bir davanın sonuna kadar dava mevzuu eşyanın mahkemenin kontrolu altında bulunması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. mesane taşını muayeneye mahsus alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., matb. işaret olarak kullanılan desen, harf veya kelime; alameti farika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. uzun ve rahat adımlarla koşmak; i. uzun ve rahat adım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony tarafından, ses-insan sesi sinyallerini dijital biçime dönüştürmek için geliştirilen yüksek kaliteli ses codec’i (COder/DECoder). Bu kodlama teknolojisi, olağanüstü kayıt kalitesi sunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Alm. Lumpen

1. ayaktakımı, 2. sınıfsız

1. Görgüsüzlükleri veya bilgisizlikleri dolayısıyla toplum içinde aşağı durumda olan kişiler. 2. Toplum içinde belli bir sınıfa girmeyen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lumpen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lumpen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MACERA-PEREST) (i. A. F.). Macerayı seven, maceracı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

errant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventurous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventurer. errant. gentleman of fortune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ماجراپرست] maceracı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ماجراپرستی] maceracılık, maceraperestlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Ucu halkalı cıvata veya çivi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Ay gibi peri kadar güzel.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Mehtap.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Yüzü ay gibi parlak, güzel, nurlu. 2.Kösem Sultan’ın adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde bir perde adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. mâl = servet, Fars. peresten = tapınmak). Mal ve serveti tapınırcasına seven cimri ve hırslı adam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. arsız, küstah (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng. denizcilik). Üzerine basıp yelkeni bağlamak için serenlerin cundasından hamaylısına bağlanmış halat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مه پيکر] güzel yüzlü, parlak yüzlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Melek kanatlı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(MENFAAT-PEREST) (i. A. F.) Menfaatçı, çıkarcı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [منفعت پرست] çıkarcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(çalapa): Guttiferae familyasından Antil adalarında yetişen bir ağaçtır. Kabuklarından reçine elde edilir. Kullanıldığı yerler: Müshildir. Kabızlığı giderir. İdrar söktürür. Safra akışını düzenler. Sıtma, frengi, kulunç, sarılık, mafsal ağrıları ve baş ağrılarında kullanılır. Bağırsaklarında hastalık olanlar kullanmamalıdır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. dorik mimarisinde. çatıyı taşıyan sütun üstündeki kabartmalı dört köşe taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (mihmân = misafir, perverden = beslemek). Misafirleri kabûl edip ikram eden, kapısı misafirlere açık olan: Türkler pek mihmân-perver olurlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. hâl. F ). Misafirleri kabûl edip kendilerine ikram ederek veya böyle yapan adama lâyık surette: Bizi mihmân-perverâne kabûl etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Misafirleri iyi kabûl etme, misafirlere ikram eden adamın hâil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Misafirseverlik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. millipede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırkayak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Milliyetini seven.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مایت پرور] milliyetçi, nasyonalist.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) milliyetçilik, nasyonalizm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mayın tarama gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Misafir sever.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hospitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hospitable. hospitable konuksever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hospitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hospitality. cheer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hospitality konukseverlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hospitality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, misanthropist i. insanlardan nefret eden veya insanlara güvenmeyen kimse; insanlardan kaçan kimse, merdümgiriz kimse. misan- throp'ic s. insandan nefret eden; merdümgiriz. misan'thropy i. insanlardan kaçma veya nefret etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-shaped, -shapen) kötü biçim vermek, biçimsizleştirmek misshapen s. biçimsiz, kötü biçimli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-spelled veya -spelt) imlasını yanlış yazmak. misspelled s. imlası bozuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-spent) kötü harcamak, boş yere sarfetmek, boşuna geçirmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. bitişik taçyapraklı, simpetal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. tek tip; matb. tek tek harflerle otomatik dizgi; levhadan baskı; monotip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. üzüntülü olmak; üzmek, sıkmak, bunaltmak; i. sıkıcı ve cansız kimse; çoğ. gam, bunaltı, üzüntü, sıkıntı, can sıkantısı. mopish s. gamlı, kasvetli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili çocuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden İngiltere ile İskoçya arasındaki sınırda turbalık veya bataklıklarda gizlenip eşkiyalık eden haydut; çapulcu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sedef.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

(Motion Picture Experts Group) Resim, müzik ve veri dosyalarını hiçbir kalite kaybı olmadan saklamak ve aktarmak için kullanılan standart sıkıştırma biçimidir. Diğer biçimler arasında MPEG-2 ve akış ortamının yanı sıra esas olarak dijital ses ve video verilerini sıkıştırmak için kullanılan gelişmiş MPEG-4 bulunur. Sony Cyber-shot fotoğraf makineleri, Handycam® video kameralar ve yeni WALKMAN® video ürünlerinin hepsi MPEG teknolojisini kullanır. Cyber-shot fotoğraf makineleri ayrıca e-postayla gönderilmesi kolay küçük dosyalar oluşturmak için tasarlanan MPEG Film Video Postası ve TV’de tam ekranda oynatmak üzere pürüzsüz kalitede videolar kaydetmenize olanak sağlayan MPEG Movie VX gibi çeşitli MPEG Film modlarını içerir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MPEG EX (MPEG Extended), bir Memory Stick™ üzerinde aynı anda veri yazma ve okuma işlemlerinin gerçekleşmesini sağlar. 128 MB Memory Stick™ kullanılarak 90 dakikaya varan video kaydı yapılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makineniz ile kısa video ve ses dizileri çekmenizi sağlar. Veriler daha sonra istenildiği zaman LCD ekranda ya da AV çıkışı ile TV’den izlenebilir ya da başka bir multimedya cihaza düzenlemek ya da saklamak üzere aktarılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makinenizle kısa video dizileri yakalamanızı ve bunları dijital olarak Sony Memory Stick™’e kaydetmenizi sağlar. Veriler daha sonra istenildiği zaman LCD ekranda izlenebilir ya da düzenlemek ya da saklamak üzere kolayca ve dijital olarak Memory Stick™ üzerinden başka bir multimedya cihaza aktarılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital saklama alanınız dolana kadar kesintisiz kayıt. Özellikler arasında ileri sarma, oynatma ve geri alma işlevlerinin yanı sıra, uzun kliplerin kısa bölümlere ayrılmasını sağlayan bir mod da bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital saklama alanınız dolana kadar kesintisiz yüksek kaliteli kayıt. Özellikler arasında ileri sarma, oynatma ve geri alma işlevlerinin yanı sıra, uzun kliplerin kısa bölümlere ayrılmasını sağlayan bir mod da bulunmaktadır. Bu sürüm 320 x 240 çözünürlük, saniyede 16,6 çerçeve çekim hızı sunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital saklama alanınız dolana kadar kesintisiz yüksek kaliteli kayıt. Özellikler arasında ileri sarma, oynatma ve geri alma işlevlerinin yanı sıra, uzun kliplerin kısa bölümlere ayrılmasını sağlayan bir mod da bulunmaktadır. Bu sürüm 320 x 240 çözünürlük, saniyede 16,6 çerçeve çekim hızı sunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital fotoğraf makinesiyle yüksek kaliteli kısa video ve ses dizileri kaydetmenizi sağlayan bir dijital video modu. MPEG Movie-HQ 320 x 240 çözünürlük, saniyede 16,6 çerçeve çekim hızı ve yüksek kaliteli ses sunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital saklama alanınız dolana kadar kesintisiz VGA kalitesinde kayıt. Özellikler arasında ileri sarma, oynatma ve geri alma işlevlerinin yanı sıra, uzun kliplerin kısa bölümlere ayrılmasını sağlayan bir mod da bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MPEG-VX hassas modu, maksimum 640×480 piksel çözünürlükte MPEG videoları çekmenizi sağlar

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MPEG, Motion Picture Experts Group’un kısaltmasıdır. MPEG-1, dijital video görüntülerini saklayan bir veri sıkıştırma biçimidir. MPEG-1’de 160 x 112 piksel çözünürlükte, 1 dakikaya kadar küçük video klipler kaydedebilirsiniz. PAL standardının aksine (saniyede 25 kare), yalnızca saniyede 8 görüntü kaydedilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MPEG (Moving Picture Experts Group), artık verimli veri aktarımı ve saklamasını sağlamak için dijital video verilerini sıkıştırmada kullanılan yöntemleri ifade eden bir terim olarak kullanılmaktadır. MPEG-2, 1994 yılında yayın, iletişim ve saklama ortamları için evrensel resim kodlama sistemi olaran benimsenmiştir. MPEG-2 çok kanallı ses, DVD’lerde bulunan dijital surround ses sistemlerinden biridir. Diğer bir sistem de Dolby® Digital’dır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

İnternet, ses ya da görüntü yayını ve depolama ortamları için kullanılabilen bir MPEG standardı. MPEG (Motion Picture Experts Group) tarafından geliştirilen MPEG-4, düşük bant genişliğine sahip uygulamalar için dijital ve sesli ortamları daha küçük dosyalar halinde sıkıştırmak için tasarlanmıştır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Microsoft tarafından desteklenen ve DIVX’lerin kaydedildiği dijital video formatı.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) Türk musikisinde tiz sekizlideki lâ perdesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitchy. captious. choosy. difficult. fastidious. finicky. fussy. particular. pernickety. exacting. choosey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fastidious. hard to please. slow coach. exacting. exigent. old maid. pernickety. picky. pricky. queasy. querulous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Müsbet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

positive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

positive olumlu. pozitif. positive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affirmative. positive. proved. demonstrated. established. constructive. documentary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the exact sciences.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مشکل پسند] güç beğenen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uzağı iyi göremeyen kimse, miyop kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). I. Pervâsız, korkusuz. 2. Sersem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) NA-pesendîde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Beğenilmeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Açıkta olmayan, bellisiz, görünmeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Namuslu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Namuslulukla, namusa uyarak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ense.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ناپروا] korkusuz, pervasız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sofra örtüleri ve peçeteleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ileri doğru çıkmış yukaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ناطقه پرداز] düzgün ve etkili konuşan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nazlanarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نازپرور] nazlı, naz eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نازپرورده] nazlı, naz içinde büyümüş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (şiir) eski Yunanlılarca acı ve üzüntüyü unutturduğu farzolunan bir ilâç; ıstırabı yok eden herhangi bir şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sonuçlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde orta sekizlideki re notası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazete.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazeteci, gazete yazarı; gazete sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kırpan veya kesen kimse veya şey; (çoğ.) kıskaç, cımbız; atın ön dişi; yengeç veya ıstakozun kıskacı; (İng.), (k.dili) erkek çocuk, oğlan; (çoğ.), argo kelepçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

measure. rate. ratio. propotion. relationship. relation. proportion oran. from spite. just to spite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rate. proportion. relationship. relation. spite. spiteful action. percentage. ratio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spiteful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in some degree. in proportion to. in comparision with. comparatively. beside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relatively. in comparison. in proporation. comparatively. in comparison with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relatively. in comparison to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disproportionate. out of proportion. unproportionate. incommensurable. incommensurate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disproportion. asymmetry. incommensurability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hazır bulunmama, gıyap, yokluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) olaysız durum, ilgi çekmeyen olay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.), ABD, argo Yok. Hayır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Işıklı, peri kadar güzel.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) gürültücü, şamatacı, yaygaracı; ele avuca sığmaz, idaresi güç, haylaz. obstreperously (z.) haylazca. obstreperousness (i.) ele avuca sığmama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Yansıma.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. onomatopée

db. yansıma

Doğa seslerine benzer seslerle yapılan kelime.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An imitative word; an onomatopoetic word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An imitative word; an onomatopoetic word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. onomatopéique

db. yansımalı

Tabiat seslerini andıran seslerle yapılmış (kelime).


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. döllenmiş yumurtacık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., şiir, eski açmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. açık, içine girilir, serbest; kabule hazır; açık (hava), uygun; den. sisli olmayan; hazır; samimi, açık yürekli; ask. arasında mesafe olan; müz. kısık olmayan, boğuk olmayan, dolgun sesli; dilb. ses or- ganları nispeten açık olarak söylenen (ün

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. açmak; işe başlamak; yaymak, sermek; umuma açmak; gevşetmek, çözmek; tiyatro mevsimini açmak; huk. davayı tekrar gözden geçirmek; kesip açmak, yarmak, deşmek; başlatmak; genişletmek; göstermek, bildirmek; görüşmeye başlamak; a- çılmak, çözülmek, gev

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sonuca bağlanmamış, açık bırakılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açıkgöz dikkatli; şaşkın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açık yürekli; tek dilim (sandviç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eli açık, cömert.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kalbi açıp yapılan (ameliyat).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açık kalpli, samimi. open house herkese açık davet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kapı; açma, açış; açıklık, delik; başlangıç; açılış; fırsat; satrançta açış. open market serbest piyasa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Üç önemli işlevin yerine getirilmesini sağlayan, Digital Rights Management da dahil olmak üzere telif hakkı koruması teknolojisi: Birden fazla elektronik müzik dağıtımı platformundan müzik indirme. Müzik dosyalarının çalınması ve CD dosyalarının PC’ye atılması (OpenMG® Jukebox). İçeriklerin güvenli biçimde PC’den taşınabilir cihazlara aktarılması

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açık fikirli, yeni fikirleri kabule hazır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ağzı açık kalmış (hayret veya saşkmllktan); açgözlü obur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kafes halinde işlemeli süs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.) (musiki). 1. Musikili sahne eseri, bestelenmiş manzum piyes. 2. Opera oynanan bina: Paris, İstanbul operası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opera. grand opera.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impresario. opera. operatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A drama, either tragic or comic, of which music forms an essential part; a drama wholly or mostly sung, consisting of recitative, arials, choruses, duets, trios, etc., with orchestral accompaniment, preludes, and interludes, together with appropriate cost

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The score of a musical drama, either written or in print; a play set to music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The house where operas are exhibited. theater where opera is performed a drama set to music; consists of singing with orchestral accompaniment and an orchestral overture and interludes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opera. opera house. libretto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a drama set to music; consists of singing with orchestral accompaniment and an orchestral overture and interludes. theater where opera is performed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A musical play, usually entirely sung, making use of costumes, staging, props, sets, and dramatic elements Operas usually consist of two types of musical elements, the aria, which primarily expresses a single idea or theme, and the recitative which advanc

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dramatic work in which the characters sing, rather than speak, the text, and in which music links themes, story and characters Originated in 17th-century Italy. a dramatic performance presented through music in which all or most of the characters sing t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A form of music in which an orcherstra plays and singers sing Operas have a plot and are meant to tell a story Some are funny, some are tragic Essentially, they are stories put to music There is very little, if any, spoken text in an opera.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A multi-media extravagance in which the drama renders the music formless, and the music renders the drama unintelligible In other words, the music and drama mutually annihilate each other, leaving a noisy and over-long visual spectacle Extremely absorbent

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dramatic work in one or more acts, set to music for singers and instrumentalists.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

There is an analogy I made in the Chinese dictornay with the Chinese opera, will if you don't know Chinese, it probably would be difficult to undertand the analogy Anyhow, opera is just like a theatre show, the only difference is that it's based on music

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dramatic stage production that involves soloists who sing arias and recitatives, solo ensembles, choruses, dancing, dramatic action, costumes, staging, and orchestral accompaniment It began at the beginning of the baroque era and evolved into a genre th

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Drama that is sung.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for Observatoire Permanent de l'Atlantique Tropical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pearl necklace that is 28-32 inches in length.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the important music drama genres, usually featuring a full orchestra, several soloists, and sometimes a chorus More often than is the case with musical theater, operas have virtually continuous singing, no spoken dialog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is the generic term for musical dramatic works in which the actors sing some or all their parts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. opera; opera müziği; opera binası. opera glasses opera dürbünü. opera hat erkeklere mahsus katlanabilen silindir şapka. opera house opera binası. comic opera operakomik. grand opera ciddi konulu birtür opera. operat'ic s. opera nev'inden, operaya ai

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. fars şeklinde opera.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opera comique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opera comique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kompütörde kullanılan bilgi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr. opiration). Bir cerrah tarafından canlı bir vücut üzerinde yapılan cerrahî müdahale, ameliyat.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. opération

1. dizi eylem, 2. ask. harekât, 3. tıp ameliyat

1. Elde edilecek sonuç için alınan önlem ve yürütülen işlemlerin bütünü. 2. Belli bir amaç gözetilerek bir askerî birliğe yaptırılan manevra, çarpışma, çevirme, kovalama vb. işler. 3. Hasta üzerinde tedavi amacıyla uygulanan kesme ve dikme işlemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operational. operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operation. surgical operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operational. operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operation. surgical operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. iş görmek, işlemek; etkilemek; borsada alışveriş yapmak (özellikle spekülasyon için); tıb.ameliyat et- mek; işletmek, idare etmek. operate on a person birini ameliyat etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iş, fiil; etki, hüküm; süreç; işleme, çalışma, çalışma tarzı; harekat, tatbikat; tıb. ameliyat; mat. bir niceliğin değer veya şeklinde deeğişiklik yapma; alış veriş (borsada). delicate operation tıb. güç ve tehlikeli ameliyat. extend operations har

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ameli; kullanılmaya hazır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. işleyen, faal; etkin; etkili; tıb. ameliyata ait, ameliyat edilebilir; ameli; i. usta işçi; teknisyen; k.dili hafiye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). 1. Operasyon, ameliyat yapan hekim, cerrah. 2. Bazı teknik makineleri kullanan kimse: Matbaa operatörü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. opérateur

1. cerrah, 2. bl. işletmen

1. Ameliyat yapan uzman hekim. 2. Bilgisayar vb. teknik aletleri işleten kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operator. surgeon. operating surgeon. attendant. operative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgeon. operator. saw bones.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. operator; teknisyen; ticari veya sınai kuruluş sahip veya yöneticisi; telgraf veya telefon memuru; tıb. cerrah, operatör; komisyoncu; argo beleşçi kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Küçük opera. Yer yer musiki ile konuşmaların karışık olduğu hafif sahne eseri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operetta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operetta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. operet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. ortopedi. orthopedist i. ortopedi uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gözün içini muayeneye mahsus alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). Tıbbın vücuttaki şekil bozukluklarını düzelten veya önleyen kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthopaedics. orthopedics. orthopaedy. orthopedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthopaedics. orthopedics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthopedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthopaedics. orthopedics. orthopaedy. orthopedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthopaedics. orthopedics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthopedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthopaedic. orthopedic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthopaedic. orthopedic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. fazlasıyle karşılamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ağır basıp ikna etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fazla olgunlaşmış, geçkin, vakti geçmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (spent) fazla masraf yapmak, bütçeyi aşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özünde çok güçlü olan yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ruhen güçlü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca’dan). 1. Kiremit altına çatı örtüsü yapılan ince tahta. 2. Kutucuların kullandıkları ince çam tahtası ki, kolay bükülür.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. refah ve bolluk içinde büyütmek, lüks hayata alıştırmak pohpohlamak, şımartmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Pan kavalı, çok borulu kamış mızıka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İsp.) (argo). Bir lira.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banknote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banknote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İskambil kâğıtlarıyla numaralar yaparak saf halkın parasını çeken dolandırıcı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. kâğıt; kâğıt tabakası; senet, hüccet, bono; kâğıt para, bankınot; gazete; herhangi bir yazı, tez, tebliğ; deste (iğne); duvar kâğıdı; (argo) paso; çoğ. hüviyet kartı; çoğ. bir kimsenin toplu mektupyazı ve hatıraları; geminin sefer kağıtları; s.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üzerine kâğıt kaplamak, kâğıtlamak; kâğıt. yapıştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karton ciltli kitap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karton ciltli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. duvar kâğıdı yapıştıran kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kağıt açacağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kâğıtların uçmasını önlemek için üzerine konan ağırlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırtasiyecilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kağıt gibi, ince.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., geom. altı yüzü paralelkenar olan cisim, paralelyüz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. parapante

sp. yamaç paraşütü

Rüzgârın yardımıyla yüksek tepe veya yar başlarından boşluğa uçurulmak üzere yapılan paraşüt.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. i. denizcilik). Gemi siperliği, küpeştesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulwark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall, especially one serving to protect the edge of a platform, roof, bridge, or the like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wall, rampart, or elevation of earth, for covering soldiers from an enemy's fire; a breastwork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Illust. of Casemate. fortification consisting of a low wall a low wall along the edge of a roof or balcony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parapet. balustrade. bulwarks of a ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a low wall along the edge of a roof or balcony. fortification consisting of a low wall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The portion of a vertical wall of a building which extends above the roof line at the intersection of the wall and roof. a low protective wall or railing at the edge of a roof, walkway, or embankment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wall placed at the edge of a roof, especially a flat roof, to prevent people from falling off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Breastworks, walls, and bulwarks of earth, wood, brick, iron, stone, etc , located on the exterior edge of the rampart of the fort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low, protective wall or railing along the edge of a roof, balcony, or similar structure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That portion of the vertical wall of a building which extends above the roof line at the intersection of the wall and roof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall or railing along the edge of a roof, balcony, or bridge The part of a wall that extends above the roof line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall projecting along the edge of a roof, which may be embellished or decorated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall that serves as a vertical barrier at the edge of a roof, terrace, or other raised area; in a exterior wall, the part entirely above the roof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall placed to protect any spot where there's a sudden drop, such as at the edge of a bridge or housetop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The region of an exterior wall that projects above the level of the roof. a low wall along the outmost edge of the roadway of a bridge to protect vehicles and pedestrians.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fortification, the shot-proof covering of a mass of earth on the exterior edge of the ramparts The openings cut through the parapets to permit guns to fire in the required direction are called embrasures: about 18 feet is allowed from one embrasure to ano

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall or railing built along the edge or roof or a floor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Solid wall at crest of seawall projecting above deck level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The crenelated wall protecting the soldiers on the Wall Walk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The walkway around the outside of the lantern room Also referred to as a Gallery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The extension of a false front or wall above a roof line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wall placed at the edge of a roof to prevent people from falling off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Low wall on outer side of main wall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A portion of wall that projects above a roof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall around the perimeter of a building at roof level or around balconies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An elevated wall or embankment constructed from earth, wood or stone designed to intercept enemy fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Extension of an exterior wall above the roofline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall used along the edge of a roof, gable or terrace and designed as a protection or decoration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulwark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall, especially one serving to protect the edge of a platform, roof, bridge, or the like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wall, rampart, or elevation of earth, for covering soldiers from an enemy's fire; a breastwork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Illust. of Casemate. fortification consisting of a low wall a low wall along the edge of a roof or balcony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parapet. balustrade. bulwarks of a ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a low wall along the edge of a roof or balcony. fortification consisting of a low wall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The portion of a vertical wall of a building which extends above the roof line at the intersection of the wall and roof. a low protective wall or railing at the edge of a roof, walkway, or embankment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wall placed at the edge of a roof, especially a flat roof, to prevent people from falling off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Breastworks, walls, and bulwarks of earth, wood, brick, iron, stone, etc , located on the exterior edge of the rampart of the fort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low, protective wall or railing along the edge of a roof, balcony, or similar structure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That portion of the vertical wall of a building which extends above the roof line at the intersection of the wall and roof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall or railing along the edge of a roof, balcony, or bridge The part of a wall that extends above the roof line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall projecting along the edge of a roof, which may be embellished or decorated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall that serves as a vertical barrier at the edge of a roof, terrace, or other raised area; in a exterior wall, the part entirely above the roof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall placed to protect any spot where there's a sudden drop, such as at the edge of a bridge or housetop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The region of an exterior wall that projects above the level of the roof. a low wall along the outmost edge of the roadway of a bridge to protect vehicles and pedestrians.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fortification, the shot-proof covering of a mass of earth on the exterior edge of the ramparts The openings cut through the parapets to permit guns to fire in the required direction are called embrasures: about 18 feet is allowed from one embrasure to ano

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall or railing built along the edge or roof or a floor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Solid wall at crest of seawall projecting above deck level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The crenelated wall protecting the soldiers on the Wall Walk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The walkway around the outside of the lantern room Also referred to as a Gallery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The extension of a false front or wall above a roof line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wall placed at the edge of a roof to prevent people from falling off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Low wall on outer side of main wall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A portion of wall that projects above a roof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall around the perimeter of a building at roof level or around balconies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An elevated wall or embankment constructed from earth, wood or stone designed to intercept enemy fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Extension of an exterior wall above the roofline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall used along the edge of a roof, gable or terrace and designed as a protection or decoration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. siper, istihkam siperi;dam kenarındaki alçak duvar korkuluk duvarı. parapeted s. korkuluk duvarı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fakir kimse, yoksul kimse; hükümetin beslediği fakir kimse. pauperism i. fakirlik, yoksulluk. pauperiza'tion i. fakirleştirip sadakaya muhtaç hale getirme. pauperize f. sadakaya muhtaç hale getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu terimin yerine artık PC Card terimi kullanılmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -peas, -pease) bezelye, bot. Pisum sativum; bezelye türünden herhangi bir sebzenin içi, nohut, börülce; bezelye içi şeklinde herhangi bir şey. pea green bezelye yeşili, açık yeşil. pea soup bezelye çorbası; koyu sis. as like as two peas tıp

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. huzur, sükun, rahat; barış, hazar, sulh, selâmet; asayiş; sukunet; barış anlaşması; barışma, uzlaşma; iç huzuru. Peace be with you Selâmünaleyküm. peace offering barış ve uzlaşma gayesiyle verilen hediye. peace pipe dostluk ve banş çubuğu (Kızılde

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sulh taraftarı, barış sever; sakin. peaceableness i. barışseverlik. peaceably z. sulh ile, sükunetle. Peace Corps Barış Gönüllüleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rahat, asude, sakin; mulâyim, yumuşak başlı, uysal. peacefully z. sükunetle, uysallıkla. peacefulness i. sükunet, uysallık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arabulucu kimse veya grup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ateşkesten sonra tarafların antlaşma koşullarına uymasını sağlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. barıştırıcı kimse, uzlaştırıcı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hazar, barış, sulh dönemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şeftali: şeftali ağacı; şeftali rengi; (argo) çok güzel şey veya kimse, özellikle güzel kadın. peach blossom şeftali baharı; açık pembe renk. peach blow açık pembe porselen cilâsı. peach tree şeftali ağacı, bot. Prunus persica.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (argo) ihbar etmek, ele vermek, haber vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şeftali gibi; (eski), (argo) mükemmel, âlâ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tavus, zool. Pavo cristatus; f. kurum satmak slang. kasılmak. pea cock blue tavusun boynunda olduğu gibi çok parlak mavi renk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tavus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dişi tavus. pea jacket göğsü çift düğmeli kalın yünden kısa gemici ceketi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sivri tepe, dağ zirvesi, zirve; can alacak nokta, en mühim nokta, en başarılı zaman; den. gizin cundası, yelkenin çördek yakası; den. demirin tırnak ucu. peak load elek. en fazla tahmil miktarı. peaky s. sivri tepeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. eriyip zayıflamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., den. sırığın ucunu serene yaklaşacak vaziyette dik durdurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zayıf düşmüş, bitkin halde. peakedness i. bitkinlik, zafiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. birkaç çanın bir arada veya birbiri arkasından çalınması; birkaç çandan ibaret takım; yüksek ve devamlı ses; top veya gök gürlemesi gibi ses; f. ses vermek, (çan) çalınmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerikan fıstığı yerfıstığı, bot. Arachis hypogaea; k.dili önemsiz kimse; çoğ., A.B.D., (argo) önemsiz miktarda para. peanut brittle yerfıstığından yapılan sert bir şekerleme. peanut butter çekilmiş fıstıktan yapılmış tuzlu ezme. peanut gallery k.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. armut; armut ağacı, bot. Pyrus communis. wild pear ahlat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. inci; inci gibi şey; inci rengi; sedef; matb. beş puntoluk harf. pearl barley kabuğu soyulmuş ve yuvarlak hale getirilmiş arpa. pearl diver, pearler i. inci avcısı. pearl fish incibalığı, zool. Alburnus lucidus. pearl fishery inci avcılığı; inci av

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. incilerle süslemek; inciye benzetmek; inci avlamak. pearlash i. kalya taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mad. bir nevi sert karbonlu pik demir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. köylü, rençper; k.dili budala kimse. peasantry i. köylüler, köylü takımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. bezelye. peasecod i. bezelye kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üflenince bezelye atan oyuncak boru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çürümüş bitkilerden elde edilen yakacak, yer kömürü turba. peat bog turbalık. peat moss turba hasıl eden yosun. peaty s turbalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ormancılıkta kütük çevirmek için kullanılan ucu demir çengelli sopa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çakıl taşı, ufak yuvarlak taş; gözlük camı yapımında kullanılan bir çeşit neceftaşı; pürtüklü deri; f. deriyi pürtüklü hale getirmek. pebbled s çakıl döşeli. pebbly s. çakıllı; üstü pürtüklü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Pasifik Havzası Ekonomik İşbirliği

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Güney A.B.D.'ye mahsus ve cevize benzer bir ağaç, bot. Carya illinoensis; bu ağacın meyvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. günah işleyebilir. peccant s. günahkâr; kabahatli, suçlu; fasit; tıb. hastalık getiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hafif suç, kabahat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Güney Amerika'ya mahsus ve domuza benzer bir hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Peçe, beçe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden kadınların sokakta yüzlerine örttükleri tüle benzer örtü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. peçegân). 1. Yavru, insan ve hayvan yavrusu, küçüğü. 2. Çocuk, oğlan, Fars. gulâm. Muğpeçe, muğbeççe = Mecûsî çocuğu, meyhanesi çırağı, dilber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veil. shield. net. face shield. camouflage. screen. facial mask.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kirli, pis, iğrenç adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeyin üzerine ağaç dalı, çalı gibi şeyler örterek uzaktan görünmesini önlemek, alalamak, kamuflaj.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to veil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veiled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veiled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Yemek havlusu, makrame, küçük peşkir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

napkin. table napkin. serviette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

napkin. serviette. table napkin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

napkin. table napkin. serviette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

peşmelba, şurup ve şeftalili dondurma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sütleğene benzer bir bitki, bot. Pachysandra terminalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zar yerine yedi tane küçük deniz hayvanı kavkısı atılarak oynanan bir oyun.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kilenin dörtte biri miktarında bir hacim ölçü birimi, 0,009 metre küp; kayda değer miktar, büyük bir miktar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. gagalamak; gaga ile vurarak delik açmak; gaga ile toplamak; sivri uçlu bir şey ile çabuk çabuk vurmak; i. gagalama; sivri uçlu bir şey ile vuruş. peck at kuş gibi az yemek. pecking order üstün asta hükmettiği ast-üst düzeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. pectines) zool. ibik; kuşların ve sürüngenlerin gözlerinde bulunan renkli perde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. bazı ham meyvalarda bulunan jelatinli bir madde, pektin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. göğüs boşluğuna ait; göğüse veya akciğer hastalıklarına ait (ilaç); göğüs üzerinde taşınan, boyuna asılan (süs): göğüsten veya gönülden gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. iç etmek, zimmetine geçirmek. peculation i. zimmetine geçirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. mahsus, hususi; acayip, garip, tuhaf, alışılmamış; i. acayip insan, garip huy ve davranışlan olan kişi. peculiarness i. acayiplik, tuhaflık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hususiyet, özellik; acayiplik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. özel olarak, bilhassa; alışılmışın dışında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özel mülk; (Roma huk.) aile reisi tarafından kendisine tabi olanlara verilen mülk, efendinin kölesine bağışladığı mülk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. paradan ibaret, parayla ilgili, maddi; karşılığı para cezası olan. pecuniar'ily z. paraca, para yönünden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Eğitimci, eğitim bilgini.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pédagogue

eğitimci

Eğitim işiyle uğraşan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedagogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedagogue. educationalist. educator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pedagogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedagogist. educationist. pedagogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çocuk terbiyesi ile ilgili, pedagojik; kurumlu peda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. pedagojik olarak. pedagogy i. pedagoji, eğitim bilimi, çocuk terbiyesi. pedagogics i. pedagoji ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pedagog, terbiyeci; dar görüşlü öğretmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Eğitim ilmi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pédagogie

eğitim bilimi

1. Öğretim ve eğitimi kurallara bağlayan bilim kolu. 2. Öğretmenlik sanatı, uygulaması veya mesleği için gerekli bilgi ve becerileri kazandıran bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedagogy. pedagogics. didactics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedagogy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedagogics. pedagogy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pédagogique

eğitimsel

Eğitimle ilgili, eğitsel.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedagogic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedagogic. pedagogical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). 1. Bisikletin ayakla çevrilen iki basacak yerinden her biri. Otomobil ve başka makineleri kullanırken ayakla basılan kısım: Fren pedalı, gaz pedalı 2. Basit, küçük baskı makinesi: Pedal makinesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedal. treadle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to the foot, or to feet, literally or figuratively; specifically , pertaining to the foot of a mollusk; as, the pedal ganglion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to a pedal; having pedals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A lever or key acted on by the foot, as in the pianoforte to raise the dampers, or in the organ to open and close certain pipes; a treadle, as in a lathe or a bicycle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedal. treadle. footboard. foot lever. damper. pad. footstep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device operated by the foot of the player which moves the registers, the buff stop, or the coupler In modern harpsichords, one pedal is usually provided for each register and one each for the buff stop and the coupler. use a foot-operated lever, as in:

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ed, -ing veya -led, -ling) s. pedal, ayakla işletilen manivela; bisiklet pedalı; org veya piyano pedalı; f. ayakla işletmek (bisiklet, makina); s. ayağa ait, ayak ve benzeriyle ilgili. pedal notes müz. sürekli olarak kalın perdede çalınan no

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bilgiçlik taslayan kimse; lüzumsuz teferruat üzerinde ısrarla duran ilim adamı. pedan'tic s. bilgiçlik taslayan. pedan'tically z. bilgiçlik taslayarak. ped'antry i. bilgiçlik taslama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayağı olan, ayaklı; bot. ayaksı, pedat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. seyyar satıcılık yapmak; önem siz şeylerle meşgul olmak; bir yerden bir yere dolaşarak satmak, azar azar satmak. peddling s. önemsiz, ehemmiyetsiz, çok az miktarda. Peddle your papers A.B.D., (argo) Defol buradan! çek arabanı!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seyyar satıcı, gezici esnaf, çerçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ata, baba. Ar. eb, vâlid. Büyük peder = Büyük baba. Kaim pedar = Kayınata, evli bir çiftin her birine göre diğerinin babası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

father. pater. reverend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

father. father baba.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

father.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پدر] baba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Babaya yakışır, babaya lâyık şekilde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پدرانه] babaca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kulampara, oğlancı, ibne, homoseksüel (erkek). pederasty kulamparalık, ibnelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پدری] babalık. 2.babaya ait, baba tarafı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atalık, babalık, Ar. übüvvet: O adam bana pederlik etmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. sosyoloji). Soyda temel olarak babayı alan cemiyetin hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriarchal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پدرشاهی] ataerkil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriarchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. heykel veya sütun tabanı, kaide; esas, temel; f. sütun üstüne koymak. set on a pedestal idealize etmek, yüksek paye vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. yaya, yayan giden kimse; s. yürümeye ait, yaya yürüyen, piyade; ağır, sıkıcı; adi. pedestrianism i. ağır ve adi yazı üslubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paediatrics. pediatrics. pediatry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pediatrics. paediatrics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pediatry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. çocuk bakımına veya tedavisine ait. pediatrics i., tıb. çocuk bakımı veya tedavisi ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çocuk doktoru, çocuk hastalıkları mütehassısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. çiçek sapı, pediçel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. büyük bir cismi destekleyen ufak sap gibi uzuv.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bite ait. pediculosis i. bitlenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. pedikür, ayak ve tırnaklarının bakımı; ayak ve hastalıklarının tedavisi; pedikürcü; f. ayak hastalıklarını tedavi etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şecere, nesep, asıl, soy; nesep şeceresi. pedigreed s. soyu belli, nesebi sahih.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Ayak tırnakları bakımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedicure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedicure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedicurist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bina cephelerindeki üçgen şeklinde kısım, alınlık; kapı üstündeki üçgen şeklinde süs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. peddler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. pedophile

sübyancı

Ergenlik çağına girmemiş çocuklara karşı cinsel ilgi duyan kimse.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

İng. pedophilia

sübyancılık

Sübyancı olma durumu.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. pédologue

1. çocuk bilimci, 2. toprak bilimci

1. Çocuk bilimi uzmanı. 2. Toprak bilimi uzmanı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çocuk bilimi, çocuk bilim, pedoloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. toprak ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Konusu çocuk olan ilim.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pédologie

1. çocuk bilimi, 2. toprak bilimi

1. Konu olarak çocuğu alan ve onu her bakımdan inceleyerek özelliklerini belirten bilim. 2. Toprakların fiziksel, kimyasal, biyolojik vb. özelliklerini inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. adımları sayarak mesafe ölçen alet, pedometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pédomètre

coğ. adımsayar

Yürüme sırasında gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğunu anlayabilmek amacıyla ayağa veya bele takılan alet.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Çocuk biyolojisi, ruhiyatı ve sosyolojisi prensiplerinin tatbikî maksatla uygulanması, tatbikî çocuk ilmi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Vedalaşma.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yüce, yüksek.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. çiçek sapı, pedünkül; zool. destek sapı veya buna benzer uzuv; anat. beyin sapı. peduncular s. çiçek veya meyva sapma ait. pedunculate s. çiçek veya meyva sapı olan; böyle sap. üzerinde duran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., k.dili çiş, idrar; f. işemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. gözetlemek, gizlice bakmak; i. gözetleme, göz atma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çocuklara ce yapılan oyun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kabuğunu soymak; derisini yüzmek; kabuğu veya derisi soyulmak (güneş yanığından); k.dili soyunmak; i. meyva veya sebze kabuğu. keep one's eyes peeled tetikte olmak. peel off askeri uçuşlarda gruptan ayrılıp inişe gecmek. peeling i. soyulmuş ka

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fırıncı kureği; den. kürek palasu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ingiltere ile iskoçya arasındaki sınırda bulunan kare şeklinde eski kule.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing., (argo) polis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. peeling

soyum

Üst derinin özel işlemlerle soyulması.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çekiç başının aksi ucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. civciv veya fare gibi cik cik diye ses çıkarmak; ince ve cırtlak sesle konuşmak; i. civciv sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kapı aralığından gizlice bakmak, gözetlemek, slang. dikizlemek, röntgencilik etmek; aşılmak (çiçek); i. kaçamak bakış; bir yarık veya delikten gözetleme. peep hole i. gözetleme deliği. peeping Tom röntgenci. peep of day gün ağarması. peep show b

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gizlice gözetleyen kimse; (argo) göz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. civciv gibi öten hayvan; bir çeşit kurbağa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. akran, küfüv, emsal; kanun önünde aynı haklara sahip olan kimse; ingiliz asılzadesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., into ile gözetlemek, tecessüsle bakmak; bir delikten bakmak veya çıkmak; out ile aralıktan bakmak, çıkmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing., asılzadelik; asılzadeler sınıfı; asılzadelerin nesep kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. emsalsiz, eşsiz. peerlessly z. emsalsizce. peerlessness i. emsalsiz oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., k.dili sinirlendirmek, hırçınlaştırmak; sinirlenmek, huysuzlaşmak; i. yakınma. peeved at -e küskün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. titiz, huysuz, ters, aksi, hırçın. peevishly z. huysuzca, hırçınlıkla. peevishness i. huysuzluk, aksilik, hırçınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. çok ufak; i. ufak boylu kimse, ufak şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tahta çivi; askı, kanca; mec. sebep, vesile, bahane; ing. sodalı viski veya konyak; derece, mertebe; müz. yaylı çalgılarda akort anahtarı. peg leg k.dili tahta bacak; tahta bacaklı adam. pegtop s. paçası dar olan. peg top topaç. clothespeg i., ing

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ged, -ging) tahta çivi ile mıhlamak, yerine mıhlamak; çiviler çakarak yerini işaret etmek; alıp satmak suretiyle fiyatlarda istikrar sağlamak; k.dili atmak. peg away (at) istikrarlı bir ,sekilde çalışmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mit. kanatlı at; ilham perisi; astr. kuzey takımyıldızlarından biri, Pegasus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. delikli askı tahtası; delikli tahta üzerinde tahta çubuklarla oynanan oyun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). İri taneli granit çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.). Beğenme edatı olup ekseriya alay yollu kullanılır: Peh peh maşallah!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Yan, igi. 2. Tilkinin yanlarından çıkan kürk. 3. Mezar sandukasının yan taşı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پهلوان] yiğit. 2.pehlivan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. F.). Sâsânî devrinde konuşulan Farsça.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Şehir. 2.Kahraman, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Güreşçi, Fars. keştigîr: Yusuf pehlivan. Hasan pehlivan. 2. Cesur, yiğit, kahraman, Fars. dilâver. Pehlivan tekkesi = Güreş talimhanesi. Pehlivan yakısı = Keskin yakı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrestler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrestler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. pehlevân.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Güreşçi. 2.Boylu boslu, iri yan, güçlü kimse, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kahramana lâyık, yiğitçe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a wrestler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yan, iği.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پهلو] böğür, yan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پهن] geniş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Geniş, enli, Ar. vâsi. 2. En, genişlik, Ar. vüs’at.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. «mehengî» ve «pelengîr»den galat). Tahtanın enini almaya mahsus doğramacı Aleti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پهناور] engin. 2.geniş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sabahlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Buruşmuş, buruşuk: Pejmürde kâğıt. 2. Solmuş, rengi gitmiş: Pejmürde çiçek. 3. Eski püskü, pis ve yırtık: Kıyafeti pek pejmürde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shabby. ragged. down at heels. down the heels. tacky. down heels. out at heels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedraggled. ragged. shabby. tatty. worn out. down at heel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ragged. shabby. worn-out. frowzy. ratty. scruffy. seedy. tacky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پژمرده] solgun. 2.dağınık. 3.yırtık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Küçük düşürücü, küçümseyici (kelime, mânâ veya imâ).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. küçük düşürücü, alçaltıcı; yermeli; i. alçaltıcı kelime. pejoration i. kötüleşme; dilb. bir kelimenin anlamının kötüleşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sert, katı. 2. Metin, sağlam, kavî. Karnı tok, sırtı pek = HAli, vakti yerinde. 3. Merhametsiz, acımaz. 4. Dayanır, cefakeş: Pek canlı. 5. Dönmez, inatçı: Pek başlı. (e.). 6. Çok, ziyade, gayet, sıfatların başına girip mübalağa beyan eder: Pek iyi, pek güzel, pek yoruldum. 7. Süratle, hızla, hızlı olarak: Pek yürümek, pek koşmak. 8. Yüksek sesle, bağırarak: Pek söylemek. 9. Şiddet ve kuvvetle: Pek vurmak. Eli pek = Hasis. Pek pek = Çok çok, haydi heydi: Pek pek beş, on kuruş verilebilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lot. most. much. stiff. very much. a lot. quite. fairly. rather. very. extremely. hard. firm. strong. swiftly. firmly fixed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very much. a great deal. unyielding. rigid. strong. sound. very. extremely. hard. mightily. multitudinous. solid. thumping. only too. well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a good number of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enormously. far. galore. vast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a great many. quite a few. a lot of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at the very most.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Pek al.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tasdik, beğenme cevabı. 2. Benzerlerinden aşağı olmayan: Pekâlâ bir çocuk, niçin beğenmediniz? 3. «Öyle kabûl edelim» mânâsında, daha çok bir itiraz cümlesinden önce kullanılır: Pekâlâ madem gidecektin neden haber göndermedin? 4. Karşı koyma ifade eden cümlenin başına getirilir: Pekâlâ yazarım, ondan mı korkacağım?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very good. all right.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

so.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, sert, kahraman yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sağlam dönülmez yemin. Pek ant.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Pek ay.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ziyadece, çokça. 2. Hızlıca, yüksekçe sesle: Pekçe söylemek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Çok değerli, çok kıymetli. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sert, sağlam, demir gibi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü el. Pek el.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü kimse. Gözüpek, cesur yapılı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Olgun kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cesur, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(e.). 1. Söylenen sözün, verilen emrin kabûl edildiğini anlatır. 2. (i.). «Pekâlâ» gibi itiraz cümlesinin başına getirilir: Peki, ona ne yaptın?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all right.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

okay. all right. ok. well. well then.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all right. very well. roger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beijing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pekin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Peking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Beijing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Üzerinde kuşku duyulmayan, kesinlikle bilinen, kesin.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Pekin).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Pekin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Pekinli; i. Pekin köpeği; Pekinli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Pekin Türk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Pek hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidate. to become hard. get tight or firm. to become tight. to harden. to tighten. to consolidate. to become strong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to harden. to become rigid. to become stronger. to strengthen. to become jammed together. consolidate. stiffen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stiffening. hardening. reinforcement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pek hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intensify. stiffen. solidify. cement. consolidate. establish. firm. harden. impact. reinforce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confirm. consolidate. solidify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stiffen. to harden. to strengthen. to reinforce. to intensify. to ram. to pack. to compact. to stabilize. to consolidate. to toughen. to tramp. assure sb's position. firm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Pekiştirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to strengthen. to buttress. to reinforce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very good. excellent. all right.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Sağlam temiz kandan gelen. Soylu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Katı, pek hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sertlik, katılık. 2. Şiddet, kuvvet. 3. Sağlamlık, metanet. 4. Kabız, kabızlık. 5. Hasislik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaynatılıp koyulaşmış ve fazlaca tatlanmış şıra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grape molasses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a thick syrup made by boiling down grape juice. grape molasses. must. pectin. pectic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

isim Üzüm şırasını kestirmek için kullanılan, kil ile karışık kireçli toprak, marn.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yüksek kaliteli siyah çay orangepekoe çay fidanının tepedeki en küçük yapraklarından meydana geien üstün kaliteli siyah Hint ve Seylan çayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sert, sağlam, dayanıklı ol.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Özü sağlam kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Neşeli, şen-şakrak, mutlu kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Katı, kuru ekmek, seferde dayanmak ve hafif olmak için çok pişirilen ekmek, galeta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardtack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rusk. hard biscuit. zwieback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard biscuit. ship biscuit. hard- tack. hardtack. pilot biscuit. rusk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, sert taş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, sağlam tay.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pectin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sağlam ve güçlü Türk.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tanınmış güçlü isim.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çok üstün, üstünlükte en iyi seviyede olan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. memeli hayvanların kürkü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. engin denizlere ait, açık denizlerde yaşayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sardunya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aba ve çul gibi kaba ve eski eşya. (bk.) Palas.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پلاس] kilim. 2.çul.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aba ve çul gibi eski ve kaba şey parçası, (bk.) Palaspare.

Türkçe Sözlük by