Pen ne demek? | Pen anlamı nedir? | Pen

Pen anlamı nedir?

Pen ne demek?

Pen anlamı nedir?

Pen | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: pen

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ned, -ning) mürekkepli kalem, yazı kalemi; tüy kalem; yazıda üslup; yazar, muharrir; yazı yazma sanatı edebiyat; (kuşlarda) kanat veya kuyruk tüyü; dişi kuğu; f. mürekkepli kalemle yazmak; yazıya geçirmek, kâğıda dökmek. pen and ink i., s. ka

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (pent veya penned, -ning) ağıl, kümes ve kafes gibi evcil hayvanların barındırıldığı yer; (argo) tevkifhane; ask. denizaltıların tamirine mahsus dok; f. kapatmak, hapsetmek; ağıla koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim düzlemi üzerinde betimlenen gerçekliğin, gerçekte resmin sınırları dışında da sürüp giden doğal gerçekliğin bir parçası olduğu izlenimini verecek şekilde kompoze edilmesi. Kapalı kompozisyonun tam karşıtı bir sanatsal davranış biçimidir. Açık kompozisyon, asıl gerçekliğin tüm öğelerini resim düzlemi içine sığdırmayı amaçlamaz; tersine, böyle bir çabanın olanaksız olduğunu varsayar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Adâletli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Adâletin barındığı yer, adâlete sığınan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Alem = cihan, F. penah = melce). Cihanın sığındığı (yer veya saha): Pâdişâh-ı Alempenâh.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bazı günler güneşin doğuşunda ve batışında dağların tepelerine vuran pembe ışık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dağa tırmanmaya mahsus demir uçlu uzun baston.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sondan üçüncü hece.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ilave etmek, eklemek; iliştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilâve, katkı, ek, zeyil, mülhakat; (biyol). uzantı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). asılı, takılı, muallakta ; ait olan, müteallik, mülhak, bağlı, merbut; (i). eklenen veya ilave edilen kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). apandis ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)b apandisit körbağırsağın iltihaplanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilave, ek, zeyil, lahika; (tıb). apandis, körbağırsağın solucanımsı uzantısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). art fikir, gizli düşünce veya maksat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Gülgillerden yabanî bir bitki (Alchemilla).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lady's mantle. carbuncle. sore of anthrax şirpençe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(alchemila vulgaris): Gülgillerden; çayırlarda, ormanlarda yetişen ve türlü çeşitleri olan bir yabani bitkidir. 5-7 parçalı olan yaprakları büyüktür. Kökü geniştir. Çiçekleri; ufak yıldız şeklinde olup, yeşilimtıraktır. Mart-Temmuz ayları arasında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler:Ateş düşürür. Vücuda kuvvet verir. Yarımbaş ağrılarını keser. Anne sütünü artırır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaprakları çok titreyen bir çeşit kavak ağacı, toz ağacı, (bot). Populus tremuloides.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beşparmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. atmak, kaldırmak, hükümsüz bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. boğa ağılı; k.dili hapishane; (beysbol) yedek oyuncuların bekledikleri yer; ormancıların yatakhanesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

teneke açacagı, konserve açacagı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). marangoz, dülger, doğramacı; (f). marangozluk etmek, doğramacılık yapmak. carpentery (i). marangozluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fazla satış için yapılan ucuz şey, işporta malı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dormer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sığınılacak yer.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ucuzlatmak, değerini düşürmek; itibarını bozdurmak; ucuzlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). 18. yüzyılda yaşamış olan bir ingiliz marangozu; bu marangozun stilinde yapılmış mobilya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Alemin dayandığı, insanların sığındığı. Büyük hükümdarlar için bu unvan kullanılmıştır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). özet halinde, kısa, özlü, muhtasar, kısaltılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hulasa, özet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tazmin etmek, bedelini ödemek; telafi etmek, karşılamak; (mak). denklemek, denge sağlamak, eşitlemek. compensate for one thing with another tazmin etmek, bir şeyi diğeri ile telâfi etmek. compensate one for -in bedelini birine ödemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tazmin, telafi; karşılık, ücret, maaş, bedel; takas, karşılama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). telafi eden şey veya kimse; dengeleme tertibatı. compensator coil (elek). dengeleme bobini. compensator spring saatte dengeleme yayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). telafi etmeye yarayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kopenhag.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). nemlendirmek, az ıslatmak; nemlenmek, ıslanmak; (titreşim) azaltmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). derinleşmek, derinleştirmek; artırmak; koyulaştırmak (renk); kalınlaşmak (ses).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). on veya upon ile güvenmek, itimat etmek; bağlı olmak, tabi olmak, mütevakkıf olmak; ihtiyacı olmak; from ile asılmak, sarkmak; sallantıda kalmak mualIâkta kalmak. Depend upon it Emin olunuz. dependable (s). güvenilir, emniyet edilir, itimada layık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bağlı olma; taalluk; itimat, güven; bir kimsenin eline bakma; dayanma; muallâkıyet, sarkma, asılma; tabi oluş, bağlılık, emir kulluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bağlı olma, tabi olma; sömürge, müstemleke; müştemilat, ek bina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). asılı sarkan; bağlı, tabi; ait; (gram). bağlı, merbut dependent variable (mat). bağlı değişken dependently (z). bağlı olarak, tabi olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başkasının yardım veya desteğine ihtiyacı olan kimse; bir kimsenin bakmakla yükümlü olduğu şahıs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., A. din = din, F. penâh = melce). Dinin dayandığı, dîne esas ve dayanak hükmünde olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). elzem olmayan, vaz geçilebilir; mazur görülebilir. dispensability (i). vazgeçilebilir olma hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dispanser, bakım evi; eczane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dağıtma, bölme; idare, tertip; takdiri ilâhi; bağışıklık, muafiyet; af, hariç tutma, dışında bırakma, istisna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilâçların ter kibini izah eden kitap, kodeks; eski dispanser.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dağıtmak, tevzi etmek, vermek; üstesinden gelmek, başarmak; yap- mak, hazırlamak (ilâç reçetesini) dispense with vaz geçmek, yol vermek. dispenser (i). dağıtan kimse; yöneten veya idare eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Düzenleme Penceresi, kurulu düzenleme işleviyle birlikte sunulan bir grafik kullanıcı arayüzüdür. Programlanan her sahnenin başlangıç ve bitiş resimlerini göstererek, kayıtlarınızı gözden geçirmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uçağın kuyruk kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gram. ses türemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sarf etmek, harcamak. expendable (s). harcanabilen; (ask). feda edilebilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). masraf, harcama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). masraf, fiyat, paha, harcama, sarf etme, verme; masraflı kimse veya şey. a Iaugh at his expense bir kimse ile alay etme. at the expense of pahasına, hesabıma; zararına. pay his expenses masraflarını ödemek. with no expense to you bedava, size masraf

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). pahalı, masraflı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Ululuğun sığındığı makam, başvurulacak en büyük makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Fetvâya sığınan. Osmanlı devletinde şeyhülislâmlara denirdi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., eski bitkin, bezgin, yorgun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Erkeklik organının sertleşmemesi, sağlık durumunun bozukluğundan kaynaklanır. En önemli neden sinir bozukluğudur. Kendine güvenememe, yorgunluk, içki, şeker hastalığı, uyuşturucu madde alışkanlığı da diğer nedenler arasında sayılabilir. Tedavinin ilk şartı; kötü alışkanlıkları bırakmak, kendine güvenmek, temiz havada dolaşmak ve yeterince gıda almaktır. Aşağıdaki reçeteler de penisi sertleştirmek amacıyla kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sarımsak, tuzsuz içyağı.

Hazırlanışı : 4 diş sarımsak dövülür. Üzerine 1 tatlı kaşığı eritilmiş tuzsuz içyağı katılıp, yoğrulur. Akşamları, bir parça alınıp penise sürülür.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) halfpenny .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. halfpence) (i.), (ing.) yarım peni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) olmak, vaki olmak, meydana gelmek, rast gelmek. happen on rast gelmek, bulmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) olay, vaka; tiyatro kısmen ve irticalen sahneye konan ve seyircileri şaşırtmak gayesini güden oyun .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ABD, (k.dili) rastlantı, tesadüf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. hilâfet = halifelik, Fars. penâh = dayanacak yer). Hilâfetin dayanak yeri, halîfe: Hilâfet-penâh Efendimiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Halîfeye ait: Zât-ı Hazret-i Hilâfetpenâhî, Atebe-i Seniyye-i Cenâb-ı Hilâfet-penâhîlerine.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., eski helped.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tehdit etmek; vukuu yakın olmak; sarkmak, asılı olmak. impendent, impending s. olması yakın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. delinmez, nüfuz edilemez; anlaşllamaz, sökülemez, kestirilemez, idrak edilemez, anlaşlması imkansız; içine girilemez; zifiri, koyu (karanlık); fiz. geçişmesiz. impenetrabil'ityi delinmezlik; anlaşılmazlık. impenetrably z. nüfuz edilemez bir şekilde;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pişman olmayan, nadim olmayan. impenitence, impenitency i. pişman olmayış. impenitently z. pişman olmayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, dency i. serbestlik, bagımsızlık, istiklal, hürriyet; geçinecek kadar malı olma. Independence Day Birleşik Amerika'da Bağımsızlık Günü (4 Temmuz). Declaration of Independence Birleşik Amerika'da bağımsızlığı ilan eden resmi belge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hür, bağımsız, başlı başına, ayrı, serbest; kendi geliri ile geçinebilen; pol. parti dışı olan; i. bağımsız kimse; parti üyesi olmayan kimse. independently z. bağımsız olarak; aynca, birbirini etkilemeden, birbirinden habersizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zaruri, elzem, zorunlu, onsuz olamaz. indispensably z. zaruri olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ucuz, masrafı az. inexpensively z. ucuza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) karşılıklı dayanışma. interdependent (s.) bir birine bağlı olan. interdependently (z.) birbirine dayanarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) tamamen içine girmek; birbirinin içine nüfuz etmek. interpenetra'tion (i.) tam olarak nüfuz etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). ismetli, ismet-meâb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek bodur bir cins horoz veya tavuk. İspenç horuzu = mec. Ufak tefek olduğu halde kabadayılık taslayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bantam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Pencik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (i. spezzere). Eczacı. İspençiyar dükkânı = Eczane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fenn-i ispençiyari Eczacılık, Osm. fenn-i saydelânî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Levrek balığının küçüğü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tüylü buğday böceği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheat moth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

İnsanları giydiğine bakarak değerlendirmek yanlışlara yol açar, değerli kişiler de bazen eski giymiş olabilir. Atasözü

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yukarıdan aşağıya inmek için yapılmış kapak örtüsü: Mahzen kepengi: Merdiven kepengi. 2. Bir Adî kapı veya açıklığın yukarıdan aşağı indirilerek veya iğreti takılarak kapanan kanadı: Dükkân kepengi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shutter. pull-down shutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metal rolling shutter. roll top.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Karabuğdaygillerden, çiçekleri salkım şeklinde hekimlikçe önemli bir bitki (Lat. bistorta bistorta).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kurttırnağı): Gülgiller familyasından beşparmakotu adlı bitkinin salkım çiçekli, sapı ve kökü bol taneli, çok yıllık bir türüdür. Yaprakları kullanılır. Kullanıldığı yerler: İshali keser.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat., huk. bir davanın sonuna kadar dava mevzuu eşyanın mahkemenin kontrolu altında bulunması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Alm. Lumpen

1. ayaktakımı, 2. sınıfsız

1. Görgüsüzlükleri veya bilgisizlikleri dolayısıyla toplum içinde aşağı durumda olan kişiler. 2. Toplum içinde belli bir sınıfa girmeyen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lumpen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lumpen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-spent) kötü harcamak, boş yere sarfetmek, boşuna geçirmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (şiir) eski Yunanlılarca acı ve üzüntüyü unutturduğu farzolunan bir ilâç; ıstırabı yok eden herhangi bir şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) olaysız durum, ilgi çekmeyen olay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. açık, içine girilir, serbest; kabule hazır; açık (hava), uygun; den. sisli olmayan; hazır; samimi, açık yürekli; ask. arasında mesafe olan; müz. kısık olmayan, boğuk olmayan, dolgun sesli; dilb. ses or- ganları nispeten açık olarak söylenen (ün

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. açmak; işe başlamak; yaymak, sermek; umuma açmak; gevşetmek, çözmek; tiyatro mevsimini açmak; huk. davayı tekrar gözden geçirmek; kesip açmak, yarmak, deşmek; başlatmak; genişletmek; göstermek, bildirmek; görüşmeye başlamak; a- çılmak, çözülmek, gev

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sonuca bağlanmamış, açık bırakılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açıkgöz dikkatli; şaşkın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açık yürekli; tek dilim (sandviç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eli açık, cömert.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kalbi açıp yapılan (ameliyat).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açık kalpli, samimi. open house herkese açık davet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kapı; açma, açış; açıklık, delik; başlangıç; açılış; fırsat; satrançta açış. open market serbest piyasa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Üç önemli işlevin yerine getirilmesini sağlayan, Digital Rights Management da dahil olmak üzere telif hakkı koruması teknolojisi: Birden fazla elektronik müzik dağıtımı platformundan müzik indirme. Müzik dosyalarının çalınması ve CD dosyalarının PC’ye atılması (OpenMG® Jukebox). İçeriklerin güvenli biçimde PC’den taşınabilir cihazlara aktarılması

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açık fikirli, yeni fikirleri kabule hazır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ağzı açık kalmış (hayret veya saşkmllktan); açgözlü obur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kafes halinde işlemeli süs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. fazlasıyle karşılamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (spent) fazla masraf yapmak, bütçeyi aşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. parapante

sp. yamaç paraşütü

Rüzgârın yardımıyla yüksek tepe veya yar başlarından boşluğa uçurulmak üzere yapılan paraşüt.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plectrum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Sığınma. 2. Sığınacak yer: Allahtan başka melce ve penâhım yoktur. 3. (Fars. sıfat terkiplerinde) Bir şeyin melcei, hâmîsi. Risalet-penâh = Hz. Muhammed. Hılâfet-penâh = Halîfe. Nezâret-penâh = NAzır. Adâlet-penâh — Adil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پناه] sığınma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Sığınacak yer, Ar. melce, müttekâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پناهگاه] sığınacak yer, sığınak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (sıfat terkibine girer). Bir şeyin koruyucusu olan kimse ile alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پناهی] sığınma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cezaya ait, ceza kabilinden. penal code ceza kanunları. penal colony mahkumların gönderildiği sürgün yeri. penal servitude ağır hapis cezası. penally z. ceza olarak, ceza kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. cezalandırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Futbolda topun yalnız kalecinin koruduğu kaleye on iki adımdan çekilmesi cezası.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. penalty

sp. ceza atışı

Futbol ve hentbolda ceza alanı içinde yapılan kural dışı bir hareket sebebiyle yalnız kalecinin koruduğu kaleye ortadan ve tam karşıdan yapılan atış.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ceza; para cezası; (spor) penaltı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bir günah işlemiş olmaktan dolayı hissedilen pişmanlığı belirten davranış; kil. itiraftan sonra günaha kefaret olsun diye papaz tarafından verilen ceza; f. bu suretle ceza vermek. do penance kefaret olarak ceza çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. eski Romada aile ve ev mabutları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Gül renginde, açık al: Penbe yanak. Toz penbesi = Daha açığı. 2. Fars. Pamuk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پناهی] pamuk. 2.pembe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hallaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Penbe renk hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Penbe renge çalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Altı pamuk ve bürümcük bir nevi ince gömleklik bez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si. F.). Beş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پنج] beş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tavlada zarların beş iki gelmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.) Tavlada zarların beş üç gelmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Tavlada zarların beş bir gelmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si. F.). Elli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. El ayasıyle beş parmağın bütünü. 2. Hayvanların ön ayaklarının parmaklarıyla tırnakları. 3. mec. Kuvvet, satvet, savlet, tasallut. 4. Pençe ile vurulmuş gibi büyük leke, pafta: Yanakları pençe pençe olmuş. 5. Eski Şark hükümdarlarının imza yerine ellerini kırmızı boyaya bulayıp kâğıt üzerine basmalarından hâsıl olan şekil, tuğra. Arslan, ayı kurt pençesi = Bitki çeşitleri. El-pençe durmak = Ellerini kavuşturup ayakta beklemek. Pençe atmak, pençeye geçirmek = Kapmak, gasbetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paw. claw. talon. pounce. clutch. clutches.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

claw. clutch. sole. talon. paw. sole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

claw. paw. sole. grip. nail. talon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پنجه] pençe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پنجه] pençe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. penny.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blotched with red.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pençe atmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to paw. to sole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pençe pençeye gelip tutuşmak, kavga etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grapple with. to wrestle with. to struggle against.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuvvetli, zorlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taloned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oda, sofa vesairenin ışık ve hava alması için duvara açılmış çeşitli biçim ve şekilde delik ki, çerçeve, cam, parmaklık ve kafes pancurlarıyla korunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

window.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

window.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casement. shutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eğilim, meyil, temayül; siddetli arzu, işler durumda, nüfuz edici şekilde, etkileyici bir surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. pencüdü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Esirlerin vaziyetini ve sahiplerinin mâlik olma hakkını belirten senet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pencik denilen senetle satılmış (köle, halayık).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-led, -ling) kurşun kalem; küçük resim fırçası; renkli kalem; taş kalem; makyaj kalemi; fiz. ışın demeti; edeb. kalem; f. kurşunkalem ile yazmak veya çizmek; renkli kurşun kalem ile boyamak. pencil sharpener kalemtıraş. indelible pencil sabit

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. pencüse.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. pencüyek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(dsi. F.). Beşinci.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پنج و دو] beş ve iki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پنج و سه] beş ve üç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پنج و یک] beş ve bir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Öğüt, nasihat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پند] öğüt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. askıda olmak, muallakta olmak (karar).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İçinde nasihatler olan kitap, broşür vesaire: Pendnâme-i Attâr.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. asılı şey; pandantif, boyuna takılan zincirin ucundaki sallantılı süs; sallantılı küpenin ucundaki süs; avize; saat mahfazasının halkası; eş veya benzer olan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. asılı, sarkık, sarkan, muallak; askıda olan, muallaktaki, karar verilmemiş; gram. tamamlanmamış (cümle) . pendency i. sarkıklık, asılı olma. pendently z. asılı halde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. huk. davası görülürken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. bingi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (edat) henüz bir karara bağlanmamış, askıda olan, muallakta olan; asılı, sarkan; (edat) esnasında, müddetince, vuku buluncaya kadar, beklerken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پندنامه] öğüt kitabı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (eski ingilterede) hükümdar veya başbuğ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sarkan, asılı, sallanan; muallakta olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rakkas, sarkaç, saat rakkası; sürekli olarak değişen şey. compensation pendulum ısı değişmesinden etkilenmeden belirli bir uzunluğu koruyan rakkas. torsion pendulum yay ile hare ket eden daire şeklinde rakkas. pendulum of popularity kamuoyunun aks

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., jeol. peneplen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. coğrafya). Yalama yazı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pénéplaine

coğ. yontuk düz

Erozyon etkisiyle oluşmuş, yumuşak engebeli yeryüzü parçası.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peneplain. peneplane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Macarca’dan). Süs altını taklidi, sarı tenekeden para, pul.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. girmek, içine işlemek; nüfuz etmek, tesir etmek, etkilemek; delip geçmek; anlamak, idrak etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. içine işleyen; nüfuz edici, delip geçen; zeki, anlayışlı; etkili, tesirli; keskin. penetratingly z. içine işler durumda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. içine işleme, nüfuz etme, girme; etki, tesir; feraset,zekâ, anlayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. delici, nüfuz edici; keskin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İkinci Dünya Savaşı sırasında kullanılan Macar para birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. zooloji). Perdeayaklılardan, Güney Kutbu bölgesinde yaşayan bir kuş (aptenodytes patagonica).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penguin. diver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penguin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flipper. penguin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Penguenlerin tıpkı hacıyatmaz gibi sağa sola sallanarak yürümelerinin sebebini bilimadamları araştırdı. Ortaya ilginç bir sonuç çıktı. Kutuplarda yaşayan bu sevimli hayvanlar, enerji tasarrufu yapmak için sarkaç hareketiyle yürüyorlar. Colorado Üniversitesi’nden Timothy Griffin ve Rodger Kram, penguenleri San Diego kentindeki Deniz Dünyası Merkezi’nde aylarca süren bir incelemeye aldı ve ilginç bulgular elde etti.

İki bilimadamı, araştırmanın sonucunu şöyle açıkladı : “Aşırı kısa bacaklı olan penguenler, yana doğru adımlar atarak kaslarının daha az yorulmasını sağlıyor. Böylece her adımın sonunda bir sonraki adım için enerji depoluyor. Normal yürümüş olsalar, kendi heybetlerindeki bir hayvandan iki kat daha fazla enerji harcamaları gerekiyordu. İşte bunu keşfederek bu şekilde yürümeyi geliştirmişler.

Sadece yürümeye başlarken enerji harcıyorlar, bir de dururken....


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. penguen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing). ingiltere’de para birimi. Şilin’in l/12’i.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penni.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penny. pence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. penisilin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yarımada. peninsular s. yarımadaya ait. Peninsular Campaign Gelibolu muharebesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پنير] peynir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Erkeklik organı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

anat. erkeklik organı

Erkeğin çiftleşme organı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penis. dick. cock. joystick. dong. peter. phallus. prick. rod. tool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The male member, or organ of generation. the male organ of copulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penis. cock n. pecker. phallus. prick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the male organ of copulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wiener , member , cock , dick , donger , penis , shaft , wanger , wang , whanger , whang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -nises, -nes) erkeklik uzvu, tenasül aleti, kamış, penis, slang. yarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birçok ateşli hastalıklara başarı ile kullanılan antibiyotik bir Aç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penicillin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penicillin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. pişman, tövbekar, nedamet getiren; i. pişman olan kimse, tövbekar kimse; kil. papaz tarafından kararlaştırılan cezayı çeken kimse. penitence i. nedamet, pişmanlık. penitently z. pişmanlıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pişmanlıkla ilgili, nedamete ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. hapishane, cezaevi; s. pişmanlığa ait; ağır suçla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -knives) çakı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -men) yazar, muharrir, hattat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.yazı yazma sanatı; el yazısı, hattatlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.(çoğ. pennae) kuşun şeklini belirleyen tüylerden herhangi biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. flandra, flama, dar ve uzun bayrak; süs için kullanılan ufak bayrak; müz. çengel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kanatlı; tüylü; bot. bak. pinnate.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. parasız, meteliksiz, cebi delik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üç köşeli uzun bayrak; bayrak, sancak; den. flandra, flama; kanat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ., A.B.D. pennies, ing. pence) ingiltere'ye mahsus ufak bakır para, peni, sterlinin yüzde biri; Amerika'da bir sent; az miktarda para; para. penny pincher cimri kimse. penny post eskiden in giltere içinde bir penilik pul ile giden posta. pennyw

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. satır başına bir peni ücret alan yazar, kalitesiz yazar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yarpuz, kabak, yaban fesleğeni, filiskin, bot. Mentha pulegium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kıs. dwt yirmi dört buğday ağırlığında eczacı tartısı (1,56 gram).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir peni karşlılığında satın alınabilen şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. suçlunun cezalandırılması ilmi; hapishane yönetimi bilimi. penologist i. ceza uzmam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birbirlerini tanımadan mektuplaşanlardan her biri, mektup arkadaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forceps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forceps. pliers. pleat. dart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pl. of Penny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forceps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Kıskaç. 2. Küçük maşa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nippers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pliers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. genel etki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. havada asılı; asılı yuva yapan (kuş).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. emekli aylığı; f. emekli maaşı vermek, aylık bağlamak. pension off emekli aylığı bağlayıp işten çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pansiyon; yatılı okul; pansiyon ücreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. emekli aylığı alan, mütekait; i. uşak; ücretle çalışan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. emekli aylığı alan kimse, mütekait kimse; darülacezede yaşayan kimse; yatılı okul öğrencisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dalgın, endişeli, düşünceli, kara kara düşünen pensively z. dalgın dalgın, kara kara düşünerek. pensiveness i. dalgınlık, düşünceli hal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. su değirmenine suakıtan oluk; suyun yolunu değiştirmeye mahsus kapı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. pen. s. kapatılmış. pent up bir yere kapatılmış, hapsedilmiş; kapanık; dışarı vurmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tılsım olarak kullanılan beş köşeli yıldız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beş sayısı; beşli küme; beş kişilik grup; beş senelik süre; kim. beş değerli eleman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., geom. beşgen, beş köşeli şekil. the Pentagon A.B.D. Milli Savunma Bakanlığı binası; A.B.D.'nin askeri liderliği. pentagonal s. beş köşeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beş köşeli yıldız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beş yüzlü şekil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (şiir) beştefileli mısra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. petrolde bulunan uçucu bir gaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beş mısralı (şiir), beşli, muhammes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., mim. önü beş sütunlu (bina).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kitabı Mukaddeste Eski Ahdin ilk beş kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (spor) pentatlon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca’dan). Beş yapraklı bir cins çiçek, beş parmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pentathlon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pentathlon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şavuot, Tevrat'ın verildiği gün, Musevilerin Haftalar Bayramı; Hlristiyanların paskalyadan elli gün sonraki Hamsin yortusu. Pentecos'tal s. bu yortuya ait; çok duygusal ayinleri ve tutucu dini akideleri olan Hristiyan mezheplerine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çatı katı, çekme kat; sundurma, önü açık ve bir tarafı duvara yapışık meyilli çatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. peinture

boyama

Boyamak işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

Yağlı boya tablo anlamında kullanılır. Kökeni Fransızca’dır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kelimenin sondan bir evvelki hecesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sondan bir evvelki; i. kelimenin sondan bir evvelki hecesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. güneş veya ay tutulmasının başında veya sonunda görülen hafif gölge; yarı gölge; yarı aydınlık yarı karanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hasis, cimri, pinti, tamahkar; az, kıt; fakir. penuriously z. cimrilikle, tamahkârca. penuriousness i. hasislik, pintilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aşırı fakirlik, yoksulluk, ihtiyaç, sıkıntı; yeterli olmayış, kifayetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combed cotton. cardful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (eski) etraflıca düşünmek, zihinde tartmak, mülâhaza etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. duvarın iki yanından görünen taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dikey, şakuli, düşey, amudi; mim. amudi tezyinat tarzına ait; dik, doğru; i. dikey çizgi, şakuli hat; şakul ipi, dikey doğrultusunu gösteren alet; dik duruş. perpendicular'ity i. dikey oluş, şakuliyet; amudiyet. perpendicularly z. dikey olarak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. içi çift çıkan yemiş üzerine oynanan bir çeşit lâdes oyunu; lades oyununu kazanana verilen hediye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. domuz ağılı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçük çocuklar için etrafı parmaklıklı oyun yeri, park.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. PnomPenh, Kamboçya'nın başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., huk. önceden düşünülmüş, tasarlanmış, kasıtlı. malice prepense kasti kötülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eğiklik, eğilim; eski arzu, istek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) karşılığını vermek, mükafatlandırmak; acısını unutturmak, cezasını vermek, Iâyığını vermek; (i.) karşılık, mükafat; ceza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yeniden açmak, tekrar başlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot., zool. yerde yatan; zool. sürünen, sürüngen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. pişman olmak, nadim olmak, tövbe etmek, istiğfar etmek. repentance i. pişmanlık, nedamet, tövbe. repentant s. pişman, nadim, tövbekar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. olgunlaştırmak, olmak, olgunlaşmak, kemale erdirmek veya ermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. risâlet = peygamberlik, Fars. penâh = sığınak). Peygamberimiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Peygamberimiz’e ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. riyâset = reislik, Fars. penâh = sığınak). Reislik makamında bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Reise, reislik makamında bulunana alt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. sadâret = başkanlık, Fars. penâh = sığınak). Sadrâzamlara verilen bir unvan ve saygı hitâbı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sadârete ve sadrâzama ait.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صدارت پناه] sadrazam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind window.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. kırkayak familyasmdan bir hayvan. scolopendrine s. kırkayağa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Üzerlik tohumu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saçan. Etek serpen = Salkım-saçak, çolpa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Pençe ucu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Demir takke.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yılan; iblis; yılan gibi hain adam; eskiden kullanılan yılankavi bir nefesli çalgı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) yılankavi, yılan gibi kıvrılan; (i.) yılantaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Osmanlı hükümdarlarına ait: Atebe-i seniyye-i şevketpenâhîlerine.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شوکت پناه] yüce padişah.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) bilemek, keskinletmek, açmak, sivriltmek, inceltmek; sertleştirmek; ekşileştirmek; acılaştırmak; şiddetlendirmek, kuvvetlendirmek. sharpener (i.) bileyici; kalemtıraş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Misafirhane. 2. mec. Dünya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Üzerlik tohumu.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Daha çok ense, sırt ve kaba etlerde beliren birçok çıbanların birleşmesi ile meydana gelen ve çabuk genişleyen bir çeşit kan çıbanıdır. Aşağıdaki reçeteler tedavi amacıyla uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Suteresi.

Hazırlanışı : Çıbanın üzerine, taze koparılmış suteresi yaprağı konur. 15 dakikada bir değiştirilir.


Sağlık Bilgisi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شيرپنچه] arslan pençesi. 2.sırtta ve boyunda çıkan bir tür kan çıbanı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (arslan pençesi). Vücutta ve daha çok sırtta çıkan tehlikeli bir çıban: Şirpençe çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. altı peni; altı penilik para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. leh. kiler; oturma odası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kısa ceket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. en arkadaki yedek yan yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. İngiliz filozofu Herbert Spencer'ın kitaplarına veya felsefesine ait; Amerikalı P.R. Spencer tarzında güzel ve okunaklı elyazısına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (spent) harcamak, sarfetmek; bol bol vermek; israf etmek, har vurup harman savurmak; kuvvetini azaltmak; geçirmek (zaman). spending money harcanacak para, harçlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, i. müsrif, mirasyedi (kimse)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. spence .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. İngiliz şairi Edmund Spenser'a ait. Spenserian stanza Faerie Queen şiirinde kullanılan nazım şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. harcanmış, sarfedilmiş; kuvvetten düşmüş, bitap, argın; etkisini kaybetmiş, tesirsiz hale gelmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. burs; ücret, maaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. maaşlı, ücretli; i. burslu kimse; (İng.) maaşlı vaiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. etkileyici, tesirli, harikulade; heybetli, cüsseli, iri yapılı. stupendously z. harikulade bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. mahkemeye davet; f. mahkemeye davet etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. geçici olarak durdurmak veya iptal etmek; tatil etmek; ertelemek, tehir etmek; muallâkta bırakmak; makamından geçici olarak mahrum etmek; asmak; okuldan geçici olarak tart etmek. suspend payment tediyatı durdurmak. suspended animation geçici olara

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., A.B.D. pantolon askısı; İng. çorap jartiyeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. askıda kalış, ümitle korku karışık bir his; muallakiyet, şüpheli durumda kalma, kesilme, inkıta. suspense account muallak hesap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. asma, asılma, talik edilme; geçici tatil; ödemeleri geçici olarak durdurma; kim. sıvı içinde erimeden durma, süspansiyon; mıknatıs iğnesini muallakta tutan tertibat; müz. asış, duraklatış. suspension bridge asma köprü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tereddüt kabilinden; geçici olarak tatil veya erteleme kabilinden. suspensively z. geçici olarak tatil ederek veya erteleyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kasık bağı, suspensuar. suspensory ligament anat. asıcı bağ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (İng.) on penilik para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

on beşinci yüz yılda yüz tanesi on peniye satılan çivi; 7,5 santimetrelik çivi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kalın kaltak bellemesi. 2. Enli eyer kolanı (eski Türkçe’de kaltağa tepengü ağacı denirdi).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. üç peni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng., k.dili. iki penilik sikke; hiç, beş para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. neftyağı, terebentin. turpentine tree katran ağacı, bot. Pistacia terebinthus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. iki penilik İngiliz parası; az miktar; önemsiz şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., İng. iki peni kıymetinde, adi, değersiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kullanılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tövbe etmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s .iyi şekil verilmemiş, biçimsiz, şekilsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dikine çevirmek; (kadeh) dikmek; baş aşağı etmek; boca etmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Pâdişâhın vekili olan sadrâzam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sadrâzamlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [وکالت پناه] sadrazam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hakir görmek; iftira etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. eskiden bazı yerlerde kontluk bölgesinin bir bölümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ardına kadar açık; k.dili. kanun bakımından gevşek (şehir).

İngilizce - Türkçe Sözlük by