Penc ü Yek ne demek? | Penc ü Yek anlamı nedir? | Penc ü Yek

Penc ü Yek anlamı nedir?

Penc ü Yek ne demek?

Penc ü Yek anlamı nedir?

Penc ü Yek | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: penc yek

Türkçe Sözlük

(si.). Tavlada zarların beş bir gelmesi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eski Türklerde soylu anlamında kullanılırdı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Gülgillerden yabanî bir bitki (Alchemilla).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lady's mantle. carbuncle. sore of anthrax şirpençe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(alchemila vulgaris): Gülgillerden; çayırlarda, ormanlarda yetişen ve türlü çeşitleri olan bir yabani bitkidir. 5-7 parçalı olan yaprakları büyüktür. Kökü geniştir. Çiçekleri; ufak yıldız şeklinde olup, yeşilimtıraktır. Mart-Temmuz ayları arasında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler:Ateş düşürür. Vücuda kuvvet verir. Yarımbaş ağrılarını keser. Anne sütünü artırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Beşparmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. atmak, kaldırmak, hükümsüz bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ÇEYREK) (i. F. çâr = dört, yek = bir). 1. Çeyrek, dörtte bir. Ar. rub: Bir lelemanın çeyreği. 2. Saatin dörtte biri, on beş dakika: Her çeyrekte bir hap almalı, oraya ancak bir saat, bir çeyrekte gidilir. 3. Mecidiye denen gümüş sikkenin dörtte biri ki, beş kuruşluk bir gümüş sikkedir: Bunu bir çeyreğe aldım. bk. Çeyrek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dormer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde 16 zamanlı bir büyük usul. İki tane Düyek’ten yapılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چهار و یک] dört ve bir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Onda bir. (bk.) Öşr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde 8 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Düzenleme Penceresi, kurulu düzenleme işleviyle birlikte sunulan bir grafik kullanıcı arayüzüdür. Programlanan her sahnenin başlangıç ve bitiş resimlerini göstererek, kayıtlarınızı gözden geçirmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) hâk ile yeksân edilmek yerle bir edilmek. hâk ile yeksân etmek yerle bir etmek. hâk ile yeksân olmak yerle bir olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Tavla oyununda iki zarın tek benekli taraflarının üste gelmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

double one.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) himaye etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek bodur bir cins horoz veya tavuk. İspenç horuzu = mec. Ufak tefek olduğu halde kabadayılık taslayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bantam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Pencik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (i. spezzere). Eczacı. İspençiyar dükkânı = Eczane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fenn-i ispençiyari Eczacılık, Osm. fenn-i saydelânî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کأن لم یکن] olmamışçasına, yok sayarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Karabuğdaygillerden, çiçekleri salkım şeklinde hekimlikçe önemli bir bitki (Lat. bistorta bistorta).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kurttırnağı): Gülgiller familyasından beşparmakotu adlı bitkinin salkım çiçekli, sapı ve kökü bol taneli, çok yıllık bir türüdür. Yaprakları kullanılır. Kullanıldığı yerler: İshali keser.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Sütleğengillerden, sıcak ülkelerde yetişen büyük bir ağaç (manlhot utllissima).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kalın, parlak beyaz kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si. F.). Beş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پنج] beş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tavlada zarların beş iki gelmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.) Tavlada zarların beş üç gelmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Tavlada zarların beş bir gelmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si. F.). Elli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. El ayasıyle beş parmağın bütünü. 2. Hayvanların ön ayaklarının parmaklarıyla tırnakları. 3. mec. Kuvvet, satvet, savlet, tasallut. 4. Pençe ile vurulmuş gibi büyük leke, pafta: Yanakları pençe pençe olmuş. 5. Eski Şark hükümdarlarının imza yerine ellerini kırmızı boyaya bulayıp kâğıt üzerine basmalarından hâsıl olan şekil, tuğra. Arslan, ayı kurt pençesi = Bitki çeşitleri. El-pençe durmak = Ellerini kavuşturup ayakta beklemek. Pençe atmak, pençeye geçirmek = Kapmak, gasbetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paw. claw. talon. pounce. clutch. clutches.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

claw. clutch. sole. talon. paw. sole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

claw. paw. sole. grip. nail. talon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پنجه] pençe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پنجه] pençe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. penny.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blotched with red.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pençe atmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to paw. to sole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pençe pençeye gelip tutuşmak, kavga etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grapple with. to wrestle with. to struggle against.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuvvetli, zorlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taloned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oda, sofa vesairenin ışık ve hava alması için duvara açılmış çeşitli biçim ve şekilde delik ki, çerçeve, cam, parmaklık ve kafes pancurlarıyla korunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

window.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

window.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casement. shutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eğilim, meyil, temayül; siddetli arzu, işler durumda, nüfuz edici şekilde, etkileyici bir surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. pencüdü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Esirlerin vaziyetini ve sahiplerinin mâlik olma hakkını belirten senet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pencik denilen senetle satılmış (köle, halayık).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-led, -ling) kurşun kalem; küçük resim fırçası; renkli kalem; taş kalem; makyaj kalemi; fiz. ışın demeti; edeb. kalem; f. kurşunkalem ile yazmak veya çizmek; renkli kurşun kalem ile boyamak. pencil sharpener kalemtıraş. indelible pencil sabit

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. pencüse.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. pencüyek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(dsi. F.). Beşinci.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پنج و دو] beş ve iki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پنج و سه] beş ve üç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پنج و یک] beş ve bir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind window.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tavlada zarlardan birinin üçlü, öbürünün birli gelmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Pençe ucu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شش و یک] altı ve bir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شش و یک] altı ve bir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Misafirhane. 2. mec. Dünya.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Daha çok ense, sırt ve kaba etlerde beliren birçok çıbanların birleşmesi ile meydana gelen ve çabuk genişleyen bir çeşit kan çıbanıdır. Aşağıdaki reçeteler tedavi amacıyla uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Suteresi.

Hazırlanışı : Çıbanın üzerine, taze koparılmış suteresi yaprağı konur. 15 dakikada bir değiştirilir.


Sağlık Bilgisi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شيرپنچه] arslan pençesi. 2.sırtta ve boyunda çıkan bir tür kan çıbanı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (arslan pençesi). Vücutta ve daha çok sırtta çıkan tehlikeli bir çıban: Şirpençe çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. altı peni; altı penilik para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. leh. kiler; oturma odası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kısa ceket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. en arkadaki yedek yan yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. İngiliz filozofu Herbert Spencer'ın kitaplarına veya felsefesine ait; Amerikalı P.R. Spencer tarzında güzel ve okunaklı elyazısına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (İng.) on penilik para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. üç peni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng., k.dili. iki penilik sikke; hiç, beş para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. iki penilik İngiliz parası; az miktar; önemsiz şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Bir, Ar. vâhid. 2. Tek, Ar. münferid. 3. Birlik. Yekden = Birden, birdenbire: Yekden zengin oldu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [یک] bir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Birer birer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir gözlü, bir gözü kör.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aynı fikirde, muvafık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). El birliğiyle çalışanların herbiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Birbirine, birbirini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kalpleri bir, aynı arzuda bulunanların herbiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir kalemde, birden: İsteklerini yek-kalem aldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Biteviye, bir düziye hep aynı şekilde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir parçadan ibaret, bütün, parçasız: Yekpâre mermerden heykel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir renkte, rengi bir, alaca olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). I. Bir gün süren, bir günlük. 2. mec. Pek muvakkat, süreksiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir yaşında.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). I. Düz, bir seviyede, beraber. Hâk ile yeksân = Toprakla bir olmuş. 2. Bir, müsavi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Baştan başa, hep, cümle, bütün. 2. Birlikte, hep beraber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Bir lisan söyleyen, bir lisanla konuşan: Oranın ahalisi yek-zebândır. 2. Söz birliği eden, sözleri bir: Onlar hep, yek-zebândır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [یک بيک] bir bir, birer birer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Tek gözlü. 2.(Tür.) Güneş.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [ یک جهت] tek yön. 2.aynı görüşlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [یک جنس] aynı türden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Eşi benzeri olmayan, tek. 2.Bir çeşit gerdanlık.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [یک دیگر] birbiri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [یک دل] bir gönül.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dümeni hareket ettirmek için başına takılan kol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tiller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.-T.) ilk bakışta, bir bakışta.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uniform. monotonous. drab tekdüze. monoton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotonous. even running. humdrum. uneventful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uniformity. monotony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotony. monotone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

massive. monolithic. solid. in a single piece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in a single piece. one-piece. massive. monobloc. integral. solid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

built of one piece. integral. massive. all of one piece. of a piece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ یک پاره] tek parça. 2.bütün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Tek parça, bütün, som.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Bir renkte olan. 2.Sözünün eri olan. 3.Meşhur bir çeşit lale.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Bir yüzlü, iki yüzlü olmayan. 2.Güvenilir dost.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Yekru).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ یکسان] bir şekilde. 2.birlikte.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) 1.Düz. 2.Bir, berab(Erkek İsmi) 3.Her zaman, bir düzeyde. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Yekser).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [یک شنبه] pazar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Yalnız başına. 2.Bir baştan bir başa. 3.Ansızın, nagehan.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [یک سویه] aynı düzeyde, eşit seviyeli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Tek, yalnız, Ar. münferid: Yektâ arzum budur. 2. Misli ve benzeri olmayan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Tek, yalnız. 2.Eşsiz, benzersiz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.). 1. Ansızın, birden, birdenbire. 2. Durup dururken.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [یک تنه] tek başına.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Dört işlemin toplamının neticesi, karacümle: Bu rakamların yekûnu ne etti? 2. Hep, bütün, cümle, tekmil: Bunun yekûnu iki yüz liralık bir iştir. Cem’an yekûn = Diğer yekûnların yekûnu, evvelce ayrı ayrı toplanmış rakamların yekûnu. Yekûn çekmek = Nefes almadan birçok lâf edip aralıkta durmak veya sözü bitirmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [یکون] toplam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by