Pend ne demek? | Pend anlamı nedir? | Pend

Pend anlamı nedir?

Pend ne demek?

Pend anlamı nedir?

Pend | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: pend

Türkçe Sözlük

(i. F.). Öğüt, nasihat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پند] öğüt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. askıda olmak, muallakta olmak (karar).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ilave etmek, eklemek; iliştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilâve, katkı, ek, zeyil, mülhakat; (biyol). uzantı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). asılı, takılı, muallakta ; ait olan, müteallik, mülhak, bağlı, merbut; (i). eklenen veya ilave edilen kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). apandis ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)b apandisit körbağırsağın iltihaplanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilave, ek, zeyil, lahika; (tıb). apandis, körbağırsağın solucanımsı uzantısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). 18. yüzyılda yaşamış olan bir ingiliz marangozu; bu marangozun stilinde yapılmış mobilya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). özet halinde, kısa, özlü, muhtasar, kısaltılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hulasa, özet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). on veya upon ile güvenmek, itimat etmek; bağlı olmak, tabi olmak, mütevakkıf olmak; ihtiyacı olmak; from ile asılmak, sarkmak; sallantıda kalmak mualIâkta kalmak. Depend upon it Emin olunuz. dependable (s). güvenilir, emniyet edilir, itimada layık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bağlı olma; taalluk; itimat, güven; bir kimsenin eline bakma; dayanma; muallâkıyet, sarkma, asılma; tabi oluş, bağlılık, emir kulluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bağlı olma, tabi olma; sömürge, müstemleke; müştemilat, ek bina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). asılı sarkan; bağlı, tabi; ait; (gram). bağlı, merbut dependent variable (mat). bağlı değişken dependently (z). bağlı olarak, tabi olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başkasının yardım veya desteğine ihtiyacı olan kimse; bir kimsenin bakmakla yükümlü olduğu şahıs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sarf etmek, harcamak. expendable (s). harcanabilen; (ask). feda edilebilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). masraf, harcama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tehdit etmek; vukuu yakın olmak; sarkmak, asılı olmak. impendent, impending s. olması yakın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, dency i. serbestlik, bagımsızlık, istiklal, hürriyet; geçinecek kadar malı olma. Independence Day Birleşik Amerika'da Bağımsızlık Günü (4 Temmuz). Declaration of Independence Birleşik Amerika'da bağımsızlığı ilan eden resmi belge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hür, bağımsız, başlı başına, ayrı, serbest; kendi geliri ile geçinebilen; pol. parti dışı olan; i. bağımsız kimse; parti üyesi olmayan kimse. independently z. bağımsız olarak; aynca, birbirini etkilemeden, birbirinden habersizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) karşılıklı dayanışma. interdependent (s.) bir birine bağlı olan. interdependently (z.) birbirine dayanarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Levrek balığının küçüğü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat., huk. bir davanın sonuna kadar dava mevzuu eşyanın mahkemenin kontrolu altında bulunması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-spent) kötü harcamak, boş yere sarfetmek, boşuna geçirmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (spent) fazla masraf yapmak, bütçeyi aşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İçinde nasihatler olan kitap, broşür vesaire: Pendnâme-i Attâr.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. asılı şey; pandantif, boyuna takılan zincirin ucundaki sallantılı süs; sallantılı küpenin ucundaki süs; avize; saat mahfazasının halkası; eş veya benzer olan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. asılı, sarkık, sarkan, muallak; askıda olan, muallaktaki, karar verilmemiş; gram. tamamlanmamış (cümle) . pendency i. sarkıklık, asılı olma. pendently z. asılı halde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. huk. davası görülürken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. bingi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (edat) henüz bir karara bağlanmamış, askıda olan, muallakta olan; asılı, sarkan; (edat) esnasında, müddetince, vuku buluncaya kadar, beklerken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پندنامه] öğüt kitabı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (eski ingilterede) hükümdar veya başbuğ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sarkan, asılı, sallanan; muallakta olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rakkas, sarkaç, saat rakkası; sürekli olarak değişen şey. compensation pendulum ısı değişmesinden etkilenmeden belirli bir uzunluğu koruyan rakkas. torsion pendulum yay ile hare ket eden daire şeklinde rakkas. pendulum of popularity kamuoyunun aks

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (eski) etraflıca düşünmek, zihinde tartmak, mülâhaza etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. duvarın iki yanından görünen taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dikey, şakuli, düşey, amudi; mim. amudi tezyinat tarzına ait; dik, doğru; i. dikey çizgi, şakuli hat; şakul ipi, dikey doğrultusunu gösteren alet; dik duruş. perpendicular'ity i. dikey oluş, şakuliyet; amudiyet. perpendicularly z. dikey olarak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. kırkayak familyasmdan bir hayvan. scolopendrine s. kırkayağa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Üzerlik tohumu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (spent) harcamak, sarfetmek; bol bol vermek; israf etmek, har vurup harman savurmak; kuvvetini azaltmak; geçirmek (zaman). spending money harcanacak para, harçlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, i. müsrif, mirasyedi (kimse)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. burs; ücret, maaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. maaşlı, ücretli; i. burslu kimse; (İng.) maaşlı vaiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. etkileyici, tesirli, harikulade; heybetli, cüsseli, iri yapılı. stupendously z. harikulade bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. geçici olarak durdurmak veya iptal etmek; tatil etmek; ertelemek, tehir etmek; muallâkta bırakmak; makamından geçici olarak mahrum etmek; asmak; okuldan geçici olarak tart etmek. suspend payment tediyatı durdurmak. suspended animation geçici olara

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., A.B.D. pantolon askısı; İng. çorap jartiyeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kullanılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dikine çevirmek; (kadeh) dikmek; baş aşağı etmek; boca etmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hakir görmek; iftira etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by