Pens ne demek? | Pens anlamı nedir? | Pens

Pens anlamı nedir?

Pens ne demek?

Pens anlamı nedir?

Pens | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: pens

Türkçe - İngilizce Sözlük

forceps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forceps. pliers. pleat. dart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pl. of Penny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forceps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dağa tırmanmaya mahsus demir uçlu uzun baston.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). art fikir, gizli düşünce veya maksat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tazmin etmek, bedelini ödemek; telafi etmek, karşılamak; (mak). denklemek, denge sağlamak, eşitlemek. compensate for one thing with another tazmin etmek, bir şeyi diğeri ile telâfi etmek. compensate one for -in bedelini birine ödemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tazmin, telafi; karşılık, ücret, maaş, bedel; takas, karşılama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). telafi eden şey veya kimse; dengeleme tertibatı. compensator coil (elek). dengeleme bobini. compensator spring saatte dengeleme yayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). telafi etmeye yarayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). elzem olmayan, vaz geçilebilir; mazur görülebilir. dispensability (i). vazgeçilebilir olma hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dispanser, bakım evi; eczane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dağıtma, bölme; idare, tertip; takdiri ilâhi; bağışıklık, muafiyet; af, hariç tutma, dışında bırakma, istisna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilâçların ter kibini izah eden kitap, kodeks; eski dispanser.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dağıtmak, tevzi etmek, vermek; üstesinden gelmek, başarmak; yap- mak, hazırlamak (ilâç reçetesini) dispense with vaz geçmek, yol vermek. dispenser (i). dağıtan kimse; yöneten veya idare eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). masraf, fiyat, paha, harcama, sarf etme, verme; masraflı kimse veya şey. a Iaugh at his expense bir kimse ile alay etme. at the expense of pahasına, hesabıma; zararına. pay his expenses masraflarını ödemek. with no expense to you bedava, size masraf

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). pahalı, masraflı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ABD, (k.dili) rastlantı, tesadüf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zaruri, elzem, zorunlu, onsuz olamaz. indispensably z. zaruri olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ucuz, masrafı az. inexpensively z. ucuza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. fazlasıyle karşılamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Kıskaç. 2. Küçük maşa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nippers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pliers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. genel etki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. havada asılı; asılı yuva yapan (kuş).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. emekli aylığı; f. emekli maaşı vermek, aylık bağlamak. pension off emekli aylığı bağlayıp işten çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pansiyon; yatılı okul; pansiyon ücreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. emekli aylığı alan, mütekait; i. uşak; ücretle çalışan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. emekli aylığı alan kimse, mütekait kimse; darülacezede yaşayan kimse; yatılı okul öğrencisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dalgın, endişeli, düşünceli, kara kara düşünen pensively z. dalgın dalgın, kara kara düşünerek. pensiveness i. dalgınlık, düşünceli hal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. su değirmenine suakıtan oluk; suyun yolunu değiştirmeye mahsus kapı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., huk. önceden düşünülmüş, tasarlanmış, kasıtlı. malice prepense kasti kötülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eğiklik, eğilim; eski arzu, istek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) karşılığını vermek, mükafatlandırmak; acısını unutturmak, cezasını vermek, Iâyığını vermek; (i.) karşılık, mükafat; ceza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. spence .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. İngiliz şairi Edmund Spenser'a ait. Spenserian stanza Faerie Queen şiirinde kullanılan nazım şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. askıda kalış, ümitle korku karışık bir his; muallakiyet, şüpheli durumda kalma, kesilme, inkıta. suspense account muallak hesap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. asma, asılma, talik edilme; geçici tatil; ödemeleri geçici olarak durdurma; kim. sıvı içinde erimeden durma, süspansiyon; mıknatıs iğnesini muallakta tutan tertibat; müz. asış, duraklatış. suspension bridge asma köprü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tereddüt kabilinden; geçici olarak tatil veya erteleme kabilinden. suspensively z. geçici olarak tatil ederek veya erteleyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kasık bağı, suspensuar. suspensory ligament anat. asıcı bağ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by