Peri ne demek? | Peri anlamı nedir? | Peri

Peri anlamı nedir?

Peri ne demek?

Peri anlamı nedir?

Peri | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: peri

Türkçe - İngilizce Sözlük

fairy. faery. faerie. fairy. elf. genie. faerie. faery. fay. peri. pixie. pixy. spirit. sprite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elf. fairy. nymph. spirit. sprite. beautiful djinn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A prefix used to signify around, by, near, over, beyond, or to give an intensive sense; as, perimeter, the measure around; perigee, point near the earth; periergy, work beyond what is needed; perispherical, quite spherical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An imaginary being, male or female, like an elf or fairy, represented as a descendant of fallen angels, excluded from paradise till penance is accomplished. a supernatural being descended from fallen angels and excluded from paradise until penance is done

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fairy. elf. spirit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Public Environmental Reporting Initiative US voluntary corporate initiative for reporting to the public on environmental matters Similar to EMAS's requirement. a beautiful and graceful girl. a supernatural being descended from fallen angels and excluded f

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. peri .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Dişi cin (güzel ve iyilik severlik sembolü olarak kabul edilirler). 2.Güzel kadın veya kız.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) etrafında, ötesinde, ilerisinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (tıb). müshil, laksatif; (i). müshil tesiri yapan ilaç veya yiyecek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İştahı açmak için yemekten önce içilen içki, açar.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. apéritif

ön içki

İştah açmak için yemekten önce içilen alkollü içki.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aperitif. aperitive. drink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taken before a meal as an appetizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apéritif. appetizer. short drink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A drink taken before a meal to stimulate the appetite. a drink before a meal designed to encourage the appetite: it could be either a commercial product or a mixed cocktail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A before-dinner drink; a drink to arouse the appetite before a meal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any wine drunk before eating, ostensibly to induceappetite, but in fact as an excuse to start drinking early.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Affects digestive system and nutrition due to its ability to act as an appetizer before a meal Usually is a drink this contains alcoholic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wine taken before a meal to induce good appetite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Although the term once meant a before-dinner liqueur drink, it is now used with the word cocktail almost interchangeably.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any wine served before a meal Traditionally, aperitifs were vermouths or other similar wines flavored with herbs and spices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A beverage served as an appetizer before a meal. taken before a meal as an appetizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aperitive , appetiser , appetizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aperitif, yemekten evvel içilen iştah açıcı içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pürüz, sertlik; kabalık, şiddet; zorluk, güçlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(t.f.i.) (Kadın İsmi) - Ay yüzlü güzel, dilb(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. expérimentalisme

fel. deneyselcilik

Gerçek bilginin ancak deney yoluyla elde edilebileceğini, bilgilerimizin varsayıma dayanan bir nitelik taşıdığını, gerçeğin insan yaşantısının bir ürünü olarak düşünülmesi gerektiğini, değerler ile ahlaklılığın mutlak değil, toplumsal olduğunu ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Doğanın terbiye kabûl etmez cinsi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tecrübe, deney,görgü, vukuf; bir kimsenin geçirdiği tecrübeler, yaşantı; hayat. in all my experience bütün hayatım boyunca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). görmek, başından geçmek, çekmek, maruz kalmak, tecrübe etmek, denemek, tatmak, hissetmek. experienced (s). görgülü, tecrübeli, bilgili, irfan sahibi, marifetli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). deneysel, tecrubi, tecrübeye dayanan, ampirik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). deney, tecrübe, deneme; (f). deney yapmak, tecrübe etmek. experimen,tal (s). deneysel, tecrübeye dayanan, tecrübe. experimen'talism (i). deneyselcilik. experimen'tally (z). deneysel metotla,tecrübe ederek. experimenta'tion (i). deneme, deneyim,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gizli gül.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mit). Hera'nın altın elmalarına bekçilik eden dört peri; bu altın elma bahçesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daemon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. imparatora veya imparatorluga ait; imparatora yakışır, şahane; ingiliz ölçü standartlanna uygun; i. keçi sakalı; ,çok büyük herhangi bir şey. imperial gallon ingiliz galonu (4546 cm3). imperially z. imparatora yakışır şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imparatorluk sistemi, imparatorluk hükümeti; emperyalizm, sömürgecilik. imperialist i. imparator veya imparatorluk taraftarı; emperyalist, sömürgecilik taraftan imperialis'tic s. emperyalizme ait, sömürgeci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ed, -ing veya -led, -ling) tehlikeye atmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mütehakkim, zorba, karşısındakilere söz hakkı ve davranış özgürlüğü tanımayan, müstebit; zaruri, çaresiz; kaçınılmaz, mübrem. imperiously z. mütehakkim bir şekilde, emredercesine; zaruri olarak. imperiousness i. müstebitlik, tahakkum, emretme; zarur

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bozulmaz, çurümez, yokolmaz. imperishableness i. bozulmazlık, çürümezlik, yok olmazlık. imperishably z .zeval bulmadan, yok olmayacak bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tecrübesizlik, görgüsüzlük, acemilik. inexperienced s. tecrübesiz, acemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Ay gibi peri kadar güzel.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Işıklı, peri kadar güzel.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chimney rock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hysteria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fairy story.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fairy tale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cinlerin pek güzel kabûl edilen bir kısmı ve bilhassa dişileri. Perî-peyker = Peri biçiminde. Perî-ruhsâr, perî-rû = Yanağı,, yüzü güzel. Perîzâd = Peri çocuğu, küçük peri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). t. Büyücü. 2. Peri pâdişâhı.. 3. Türkçe’de kadın ismi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. çiçek örtüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Tepesinde bir taş bulunan, daha çok koni biçiminde taş yığını.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Peri).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. perikardiyal, kalp dış zarına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kalp dış zarının iltihaplanması, perikard iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. kalp dış zarı, perikard, yürek perdesi, dış yürek zarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. meyva örtüsü, perikard.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. kıkırdak zarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پری چهره] peri kadar güzel yüzlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kilit dili. 2. Bir çeşit hastalık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kutsal yazıların küçük bir pasajı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. kafatasının dış zarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Uçmuş, soluk, solmuş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. jeoloji). Silikat cinsinden bir taş çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Chrysolite. a pale green variety of chrysolite; used as a gemstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usually yellow-green to brownish-green; prized colors are distinctive deep yellow-greens of great uniformity Transparent but often filled with small inclusions that may be minute black spinal crystals Peridots can be found in New Mexico, and Chihuahaua, M

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Creates feeling of protection, allowing heart to open Unblocks congestion Dispels fears, guilt, and depression Used to counteract negative emotions and healing of the spirit Affects top three chakras Once worn as a means of gaining foresight and divine in

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. perido.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. jeoloji). Feldispatsız ve peridolu kütle.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. périphérie

1. kıyı, 2. çevre

1. Kenar. 2. Bir şeyin yakını, dolayı, etraf.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. ay yörüngesinin yer yüzüne en yakın olan noktası, hadid noktası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پری خان] peri padişahı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Peri padişahı. Büyücü.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. bir gezegen veya kuyruklu yıldız yörüngesinin güneşe en yakın olan noktası, hadid noktası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ed, -ing. veya -led, -ling) tehlike, tehlikeye maruz kalış; f. tehlikeye atmak at. one's peril mesuliyeti altında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haunted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tehlikeli, korkulu perilously z. tehlikeli bir şekilde, korkulacak surette. perilousness i. tehlike, korku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Tabiî olarak masaya benzer dik taşların üstüne yerleşmiş yassı kaya.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., geom. iki boyutlu bir cismin çevresi veya çevre uzunluğu; tıb. görüş sahasını ölçme aleti. perimetric(al) s. iki boyutlu bir cismin çevresine veya çevre uzunluğuna ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özverili, fedakar, sadık.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -nea) tenasül uzuvları ile makat arasındaki kısım, apışarası, perine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. perinevr iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. sinir dokusunu çevreleyen zar, perinevr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Devre.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. devir, tam bir devir, bir devrin müddeti; devre; belirli bir sürenin sonu; bir gezegenin güneş etrafındaki devir süresi; jeol. devir, çağ; kon. san. tam cümle: nokta; fizyol. âdet, aybaşı, hayız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir devre ait veya mahsus; belirli aralıklarla vuku bulan; peryodik; kon. san. tam bir cümle ile ifade edilen. periodic table kim. periyotlar tablosu. periodicity i. belirli aralıklarla vuku bulma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. dergi, mecmua; s. belli zamanlarda çıkan. periodically z. belirli fasılalarla, muayyen zamanlarda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. diş kemik ve etlerinin hastalıklarını inceleyen diş bilimi dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ -tea) anat. kemik diş zarı, periyost, simhak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kemik dış zarı iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. gezginci, bir yerden bir yere yaya dolaşan; b.h. Aristo felsefesine ait; i. Aristo felsefesi taraftarı kimse; gezginci adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. felsefe) Derslerini, gezinerek vermeye alışmış olan Aristo’nun felsefesi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. péripatétisme

fel. Aristotelesçilik

Yunan filozoflarından derslerini öğrencileriyle birlikte gezinerek veren Aristoteles’in felsefesi.


Yabancı Kelime by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پری پيکر] peri kadar güzel yüzlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dış yüzeye veya kenara ait; anat. periferik, çevresel; i. kompütörde bilginin verildiği veya alındığı kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dış sınır çizgisi veya düzeyi; bir cismin dış yüzü; geom. bir şeklin çevresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ -rases) kon. san. dolambaçlı ve uzun sözlerle ifade, dolaylı anlatım. periphrastic s. dolambaçlı olarak ifade edilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Peri yüzlü, çok güzel.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(PERİŞAN) (i. F.). 1. Dağınık, dağılmış, toplu olmayan, perakende. 2. Muntazam ve tertipli olmayan, karışık, karmakarış. 3. Kederli, üzgün, gamlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wretched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abject. miserable. spent. wretched. scattered. disordered. perplexed. bewildered. distraught.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wretched. perturbed. distraught. miserable. desolate. dishevelled. gaunt. ruinous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پریشان] dağınık. 2.kötü durumda, perişan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

darmadağın olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hâli perişan olan, acınacak hâlde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Düşkün.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [پریشان حال] hali perişan olan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Perişanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wretchedness. desolation. bad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wretchedness. state of disarray. desolation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. periskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ölmek; mahvolmak, yok olmak, telef olmak, zail olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. mahvolabilir; kolay bozulur, dayanıksız; ölümlü, fani; i., çoğ. çabuk veya kolay bozulabilen gıda maddeleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Denizaltı gemilerinde, suya dalındığı zaman su yüzüne uzatılan gözetleme cihazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

periscope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

periscope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. dış besidoku, perisperm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ses) fizyol. mide ve bağırsakların sindirim esnasında yaptığı sığamsal devinim peristalsis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., fizyol. solucan halkalarının hareketine benzeyen ve içindeki maddeleri aşağı doğru iten mide ve bağırsak hareketlerine ait, sığamsal, peristaltik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. bina veya iç avluyu çevreleyen sıra sutunlar; sutunlarla çevrelenmiş yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y ). Karın zarı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. péritone

anat. karın zarı

Karın boşluğunun içini, bu boşluğun içinde bulunan bağırsakları, öbür organları kaplayan ve tutan zar.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peritoneum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -nea) anat. karınzarı, periton. peritoneal s. peritona ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Karın zarı iltihabı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. péritonite

tıp karın zarı yangısı

Karın zarının çabuk ilerleyen veya kronik iltihabı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. karınzarı iltihabı, peritonit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پری وش] peri gibi güzel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Peri gibi, çok güzel.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. peruka, takma saç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Cezayir menekşesi, bot. Vinca rosea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir cins ufak deniz salyangozu, zool. Littorina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Belirli sürelerde olan: Halley kuyruklu yıldızı periyodik olarak görülür. 2. Gazete, mecmua gibi belirli sürelerde çıkan yayın organı, Ar. mevkute.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. périodique

süreli

Belirli aralıklarla yapılan, çıkan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

periodic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cyclic. periodic. periodical. cyclical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intermittent. periodic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. période

1. dönem, 2. fiz. devir

1. Belli özellikleri olan zaman parçası. 2. Bir hareket, birbirinin aynı olan ve eşit zamanlarda yapılan başka hareketlerden oluştuğunda hareketlerin her biri veya bunların yapılması için geçen her zaman aralığı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

period.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

periode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Bağırma, haykırma. 2.Su kenarında yetişen yeşil saz, ot.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Peri çocuğu. 2.Güzel, çok güzel.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Kırmızı altın. 2.Ateşte pişirilen ekmek.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muvaffakıyet, başan; saadet, refah, ikbal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SİPER-İ SAİKA) (i. F. A.). Yıldırımı çekip toprağa veren çelik çubuk, paratoner.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir şeyin üzerine koymak; bir şeye ilave etmek. superimposi'tion i. bir şeyin üzerine koyma veya ilâve etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. superfetation.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. başka bir şeyin üzerine dayanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başka bir şeye ilaveten meydana getirmek, ek olarak katmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bakmak, nezaret etmek, yönetmek, idare etmek, kontrol etmek. superintendence i. bakma, yönetme, yönetim. superintendency i. müdürlük, yöneticilik; yönetim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. yönetici, müdür, şef, idare memuru; s. yönetimsel; yöneten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. daha yüksek, âlâ, üstün, faik; olağanüstü; (to ile )fevkinde, daha üstün; üstünlük taslayan; bot. üst tarafında bulunan, üst; i. üstün derecede olan kimse; manastırda baş rahip; matb. satırdan yukarı basılmış rakam veya harf. superior court A

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. avda köpekleri idare eden kimse; parlamentoda parti denetçisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. fısıltı; fısıldama; s. fısıldayan. whispering campaign bir kişi veya grup aleyhine dedikodu veya iftira yayma. whispering sallery fısıltı sesini bir uçtan öbür uca nakleden koridor veya salon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by