Persona Non Grata ne demek? | Persona Non Grata anlamı nedir? | Persona Non Grata

Persona Non Grata anlamı nedir?

Persona Non Grata ne demek?

Persona Non Grata anlamı nedir?

Persona Non Grata | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: persona non grata

Yabancı Kelime

Lat.

istenmeyen kişi

Bulunduğu ülkenin yasa ve düzenlemelerine uymadığı durumda ilgili devletçe çalışması istenmeyen diplomat.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., eski şimdi, hemen, derhal, çok geçmeden; başka bir zaman. ever and anon arasıra, zaman zaman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). İsimsiz, ismi belli olmayan; söylenmeyen: Anonim şirket = Kimsenin namına olmayarak, hissedarlarının cümlesine ait bulunan şirket. Sahibi belli olmayan eser, kitap, musiki parçası, şiir vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anonymous. incorporate. joint-stock. anonym. incorporated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anonymous. incorporated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anonymous. incorporated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Sanat tarihinde sanatçısı bilinmeyen yapıtlar için kullanılır. Özellikle halk sanatı ürünleri, anonim niteliktedir. 2. Antik Yunan Dönemi öncesinde, Mısır ve Mezopotamya`da ve, tarih öncesinde sanat yapıtları anonimdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joint stock company. corporation. incorporated society. joint-stock company. joint stock / stock company. joint-stock corporation. incorporated business. corporate trust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Joint Stock Corporation)

Bir ünvana sahip, en az 5 ortakça, ana sözleşmesinde yazılı konularda faaliyette bulunmak üzere kurulmuş olan ve esas sermayesi muayyen (belli) paylara bölünmüş olan sermaye şirketleridir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

announcement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. annonceur

sunucu

Radyoda, televizyonda, bir eğlence yerinde programı sunan, açıklayan kimse.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ismi bilinmeyen yazar; takma isim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yazarı bilinmeyiş, gerçek ismini saklama .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). isimsiz, anonim, ismi meçhul. anonymously (z). imza koymadan, imzasız olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Lübnan Suriye sınırında ve Lübnan dağlarının doğrultusunda bir dağ silsilesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f), top; (mak). bir şaft üzerinde serbestçe hareket eden (mil); bilardo oyununda karambol; koşum takımında bir çeşit gem; (zool). incik kemiği; (f). topa tutmak, top atmak, bombardıman etmek; gülle gibi fırlatmak. cannon ball gülle. cannon bone inc

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(f). top ateşi, bombardıman; (f). topa tutmak; bombardıman etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). topçu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). canyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kilise kanunu; kanun, nizam, düzen; miyar, ölçüt, kriter; Hiristiyan kilisesince Kitabı Mukaddes'in bir bölümü olarak kabul edilen kitapların toplamı; kilisece kabul edilen azizlerin listesi; herhangi bir dinin kutsal kitapları; (müz). kanon; 48 punt

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kilise kanununa göre; dini esaslara ait; Kitabı Mukaddes'in bir kısmı olan; meşru, kabul edilmiş. canonically (z). dini esaslara uyarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). din adamlarının görev esnasında giydikleri kıyafet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir yazının kilisece Kitabı Mukaddes'in bir bölümü olarak kabul edilip edilmemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fıkıh bilgini, fakih.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). öImüş bir kimseyi kilisece kabul edilen azizler listesine dahil etmek; takdis etmek, yüceltmek; muteber addetmek. canoniza'tion (i). azizlik mertebesine yükseltme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir katedral veya kilise özel heyeti üyeliği; bu üyeler grubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kanyon, sarp kenarları olan vadi, derin vadi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

..yenilebilen mantar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). topuz, saçın arkada toplanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarihten evvel Fransa'da yaşayan bir kavim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kişisel ilişkilerini kesmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kilisece sonradan veya ikinci derecede muteber sayılan mukaddes kitaplara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ,). (Lat). bir oyundaki kişiler; bir piyesin metnin' den önce gelen oyundaki kişilerin listesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ,-na) sonuç yaratmada başlı başına bir etkisi olmayan ve başka olayların yanında yer alan ikinci dereceden bir olay; (tıb.) yan tesir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Publicly-Held Corporation)

Hisse senetleri halka arz edilmiş olan veya halka arz edilmiş sayılan anonim ortaklıklardır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. fotoğraf banyosunda kullanılan bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kişisel olmayan, şahsi olmayan; ,sahsiyeti olmayan; özel bir şahsa veya şeye bağlı olmayan; gram. yalnız üçuncü tekil şahıs kullanllan (fiil): (it snows gibi), gayri şahsi (fiil) impersonally z. kişisel olmayarak, bir şahsa veya ,seye bağlı olmaya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. taklit etmek; temsil etmek; kişilik kazandırmak. impersonation i. taklit etme; şahıslandırma. impersonator i. temsil veya taklit eden kimse, taklitçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. şahsen, bizzat, kendi şahsında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. musiki). Batı musikisinde iki sesli saz veya söz eseri ki, kontrpuan kaidelerine göre yazılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Canon. 1) Short hymns consisting of nine odes, sung at the service of Matins 2) The special service known as the Great Kanon sung on the evening of the Wednesday of the fifth week of the Great Lent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). X senbolü ile gösterilen bir eleman.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Lübnan Cumhuriyeti; Lübnan dağları. Lebanese i., s. Lübnanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. muskellunge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. minyon, küçük ve zarif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muhabbetçiçeği, bot. Reseda odorata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öpüşme hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek gayri, siz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. non-stop

duraksız

Otobüs mola vermeden, duraklarda durmadan (gitmek).


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) rüşte ermemiş olma; küçüklük, çocukluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) doksanlık, doksan yaşına gelmiş; (i.) doksan yaşında kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mat.) dokuz açılı ve dokuz yanlı çokgen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hazır bulunmama, gıyap, yokluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) simdiki zaman. for the nonce şimdilik. nonce word yalnız bir olay dolayısıyle icat edilmiş kelime.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kayıtsız, ilgisiz, soğukkanlı, heyecansız. nonchaIance (i.) soukkanlılık. nonchalantly (z.) soğukkanlı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) noncommissioned officer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.), (ask.) geri hizmetlerde görevli kimse; savaş zamanında sivil olan kimse; (s.) savaşta kullanılmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (ask.) resmen görevli olmayan; asteğmenden aşağı rütbesi olan. noncommissioned officer onbaşı veya çavuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) tarafsız; fikrini açıklamayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) karşı gelme, emredilen bir şeye uymama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.), (huk.) aklına sahip olmayan, akılca dengesiz. non compos yarı kaçık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fiz.) geçirmez madde, iletken olmayan madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) topluma ayak uydurmayan kimse; (İng.) Anglikan kilisesine bağlı olmayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) uymayı reddetme; (İng.) resmi kiliseye uymama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) kolay tanımlanamaz, sınıflama veya tanımlamaya gelmez (kimse veya şey).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(zam.), (z.) hiç biri, hiç kimse; (z.) hiç, asla, hiç bir suretle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) tesirsiz, etkisiz; (ask.), (den.) hizmete yaramaz (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) benlik dışındaki dünya, nesnel kâinat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) önemsiz kimse; değersiz şey; hiçlik, yokluk, var olmayan şey, yalnız hayalde olan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (çoğ.) eski Roma takviminde bazı ayların beşine ve bazı ayların yedisine verilen isim; Katoliklerin ikindi tapınması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eşsiz kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) bununla beraber, her şeye rağmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (mat.) Öklit geometri sistemi kurallarından ayrı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yokluk, varolmayış. nonexistent (s.) varolmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (huk.) kanuni bir yükümü hiç veya gereği gibi yerine getirmeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) demirden başka olan (maden).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kurgusal olmayan düzyazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim ve heykelde, gerçek varlık ve nesnelere gönderme yapan betileri kullanmayan sanat anlayışı. Non figüratif sanatta betiler gerçek birer nesne ya da varlık olarak tanınamazlar. Onlar yalnızca sanatsal gerçeklik düzleminde var olurlar. Nonfigüratif sanat yerine günümüzde soyut sanat terimi yeğlenmektedir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ateş almaz, yanmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) olaysız durum, ilgi çekmeyen olay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Fransız ve Amerikan usulune göre otuz sıfırlı sayı; İngiliz usulüne göre elli dört sıfırlı sayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) başka devletlerin işine karışmama siyaseti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (huk.) davaya katılması gereken bir kimsenin dışta bırakıması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bağlılık andını içmeyi reddeden kimse; (tar.) İngiltere hanedanından kral William ile kraliçe Mary'ye bağlılık yemini etmeyen vaizlerden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) içinde kurşun bulunmayan (benzin).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) Kanuna aykırıdır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) Mesele açık değil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (kim.) madeni olmayan eleman; hidrojen ile birleşince asit meydana getirebilen eleman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ahlâkla ilişiği olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) atom bombası olmayan (memleket).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD, argo yapılmaması gereken şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (güz.) (san.) nesnel olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük çocuklara okşama maksadıyle söylenen söz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

darling. gay. fairy. queer. fruit. poof. pouf. pouffe. queen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

darling. gay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) eşsiz, misli bulunmaz; (i.) eşsiz kimse; mükemmel şey; altı puntoluk matbaa harfi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) çocuk doğurmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) katılmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) partiye bağlı olmayan; tarafsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) şaşkınlık, hayret; (f.) şaşırtmak, hayrete düşürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) mahsul vermeyen, verimsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kâr gayesi gütmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) görevli bulunduğu yerde oturmayan (kimse).; memleketi dışında yaşayan (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mukavemetsizlik, karşı koymayış, direnmeyiş, teslimiyet. nonresistant (i.) karşı koymayan kimse; otoriteye uyma taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kısıtlamayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) esnek, katı olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) mezhebe bağlı olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) saçma şey, boş laf; önemsiz şey. nonsense verses eğlence için yazılmış saçma mısralar, anlamsız şiir. talk nonsense saçmalamak. nonsen'sical (s.) saçma, manasız, abuk sabuk. nonsensically (z.) saçma olarak. nonsensicalness (i.) saçmalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(man.) ilgisiz sonuç, mantığa sığmayan sonuç: konuşulanla ilgisi olmayan söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (k.dili) uçuş saatleri tasımlanmamış olan havayolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kayma tehlikesine karşı koyan (otomobil lastiği). aralıksız, durakla

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (z.) aralıksız, duraklamadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) nonesuch.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) (huk.) davacının davadan vazgeçmesi; (f.) davanın düşmesine karar vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir kimsenin kanunen bakmakla yükümlü olduğu kimseye bakmaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sendikaya mensup olmayan: sendika üyelerine iş vermeyen; sendikaları tanımayan. nonunionist (i.) sendikalara karşı olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. na) (fels.) varIığından emin olmadan kabul ettiğimiz şey, yalnız aklı ile idrak edilen şey; esas, asıl, öz. noumenal (s.) hissedilemeyen, ancak farz olunabilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. dirsek çıkıntısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

-num i. bir felsefenin ilke ve kurallarını meydana getiren sistem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Partenon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu terimin yerine artık PC Card terimi kullanılmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üç köşeli uzun bayrak; bayrak, sancak; den. flandra, flama; kanat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. piyes veya romanda kişi; psik. etrafa karşı takınılan tavır. persona grata Lat. makbul şahsiyet, saygıdeğer kişi. persona non grata Lat. istenmeyen kişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

istenmeyen kişi

Bulunduğu ülkenin yasa ve düzenlemelerine uymadığı durumda ilgili devletçe çalışması istenmeyen diplomat.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hoş görünen, cana yakın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şahsiyet, önemli kişi, muhim şahsiyet; sahnede canlandırılan şahsiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. şahsa ait, şahsi, zati, özel, hususi, zata mahsus; huk. şahsi eşyaya ait, menkul eşya ile ilgili; gram. uç şahıstan birine ait; i. gazetede belirli bir sahıs hakkında çıkmış olan yazı; huk şahsi eşya. personal appearance bir filim artistinin si

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kişilik, şahsiyet, ferdiyet; şahıs, zat; gen. çoğ. hakaret niteliğinde söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şahsına mal etmek; şahıslandırmak, kişilik kazandırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. şahsen, bizzat; kendine gelince.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. şahsi mal; menkul mal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. maskeli, personat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (tiyatro) bir karakteri canlandırmak; huk. aldatmak amacıyle kendini başka bir şahsiyet olarak göstermek; bir diğerinin hüviyetini benimsemek. persona'tion i. başka bir kimsenin hüviyetini benimseme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ.- na) görüngü ve olay, fenomen; olağanüstü şey, harika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Outlook gibi ajanda işlevi gören yazılımlara verilen isim.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. A.B.D.'de yetişen bodur ve meyvaları yenir çam ağacı, bot. Pinus edulis; fıstık çamı, bot. Pinus pinea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ, -na) gen. çoğ. başlangıç, önsöz, prolog, ki- taplarda uzun giriş. prolegomenous s. önsöz kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kişisel görüntü kaydedici.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bitki köklerinden elde edilip böcek ilâçlarında kullanılan etkili bir bileşim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. synonyme

db. eş anlamlı

Anlamları aynı veya birbirine çok yakın olan (kelimeler), anlamdaş.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eşanlam, anlamdaş kelime. synonym'ic s. anlamdaş, eşanlamlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ortak anlamı olan, eşanlamlı, müteradif, anlamdaş. synonymously z. anlamdaş olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anlamdaşlık; bir araya getirilmiş eşanlamlı kelimeler; eşanlamlı kelimeleri inceleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yerel trafik sorunları, çalan CD, MiniDisc ya da kasetinizin yerine verilecektir; kafa biriminizde ses kapatılmış olsa bile anons duyulacaktır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anneye veya babaya çocuğun ismini verme usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) doğramacılıkta erkek geçme parçası, oğlan; (f.) erkek geçme parçasını kesmek; böyle parça ile birleştirmek. tenon auger erkek geçme parçasını kesme aleti. tenon saw zıvana testeresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) veter iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Xenon lambalar, görüntülerin mümkün olan en gerçekçi ışıkla görüntülenmesini sağlayacak şekilde, geniş bir renk alanı ve ton gösterimi sunar. Doğal ve doğal renkler güneşinkine benzer bir ışık spektrumu ile elde edilir ve böylece beyazlar daha net ve kırmızılar da daha parlak olur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. ksenon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by