Pes-mande ne demek? | Pes-mande anlamı nedir? | Pes-mande

Pes-mande anlamı nedir?

Pes-mande ne demek?

Pes-mande anlamı nedir?

Pes-mande | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: pes mande

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Geri kalmış, geride bulunan. 2. Artmış, artık, bakıyye.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., şiir iki kısa ve bir uzun heceden meydana gelen vezin tefilesi, feilun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kon). (san). sözünü birdenbire yarıda bırakma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) Aşağı tabakaca beğenilecek şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aşağı tabakanın beğeneceği surette, aydınların hoşuna gitmiyecek kadar kaba ve Adî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عوام پسند] halkın beğendiği.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Budapeşte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Seylan ve Hindistan'da bulunan ve kerestesi oymacılıkta kullanılan sert bir ağaç, (bot). Diospyros quaesita.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (eldiven yapımında kullanılan) kuzu veya koyun derisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (ask). askeri hizmete mecbur tutmak; müsadere etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kumandan, komutan; önder, baş; deniz binbaşısı. commander in chief başkomutan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tımar, zeamet; kumandanlık; masonluk gibi cemiyetlerin loncası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (A.B.D)., (argo). güzel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. dermânde gân). Çaresiz kalmış, Aciz, biçare: Madedra»-i dermânde-gân = Acizlerin imdadına yetişen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [درمانده] aciz. 2.zavallı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. dermânde). Bîçâreler, çaresizler, zavallılar, düşkünler, beceriksizler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = gönül, pesendîden = beğenmek). Gönlün beğendiği, beğenilen şey, kimse.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دل پسند] gönlün beğendiği.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Müşkül-pesend, her şeyi kolay kolay beğenmeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. fürû = aşağı, mânde = kalmış). Geri kalmış, yorulup durmuş, Aciz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, ing hayret uyan dıran ,sey GAR kls Grand Army of the Republic gar bak garfish

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kısa mahmut otu, yer meşesi. wall germander yer meşesi, meşecik, bot. Teucrium chamaedrys. water germander sarmısak otu, bot. Teucrium scordium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. (seçim bölgesini) bir siyasi partinin menfaatine uygun gelecek sekilde ayarlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (ask.) salkım, peşrev denilen top mermisi, misket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. hStır, Fars. mânden = kalmak). Hatırı kalmış, gücenmiş, Ar. münfail.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هماندم] o anda.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kabırcıklar hâsıl eden bir deri iltihabı, uçuk. herpes zoster (tıb). zona. herpet'ic (s). uçuk gibi, uçuğa benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kendini beğenmiş, mağrur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) terbiyesiz veya kendini beğenmiş kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karagöz familyasından beyaz etli bir balık (Lat. box boops).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Geminin kenarlarına korkuluk olarak konan tahta siper. 2. Parmaklığın üstündeki ufkî düz ve kalın tahta: Merdiven, trabzan küpeştesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulwark. gunwale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gunwale. railing. banister. handrail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rail. railing. gunwale. gunnel. bulwarus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «mânden» fiilinden imef.). Kalmış. Pes-mânde = Geri kalmış, gerilemiş. Amel-mânde = işten kalmış, kötürüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mandepsiye basmak veya mandepsiye düşmek = (Aldatılmak, atlatılmak) gibi argo tâbirlerinde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Portekizce’den). Çin imparatorluk vezirlerine Avrupa’ca verilen isim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitchy. captious. choosy. difficult. fastidious. finicky. fussy. particular. pernickety. exacting. choosey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fastidious. hard to please. slow coach. exacting. exigent. old maid. pernickety. picky. pricky. queasy. querulous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مشکل پسند] güç beğenen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) NA-pesendîde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Beğenilmeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Şimdi, o hâlde, binâenaleyh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «pest» ten galat). 1. Alçak, aşağı. 2. Yevaş, sessiz, yavaş sesle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Geri. Pes perdeden = Aşağıdan almak, alçak sesle konuşmak. Piş ü pesi saymak = Önünü arkasını düşünmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «pîş» ten galat). Bazı elbiselerin yanlarına ilâve olunan üçgen şeklindeki parçalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «pes» ten galat). Arka, ardı sıra: Peşine düşmek; peşinde dolaşmak, gezmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bass. soft. grave. low. deep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low. soft. soft. low-pitched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The distal segment of the hind limb of vertebrates, including the tarsus and foot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soft. low. low pitched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Public Expenditure Survey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Public Expenditure Survey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Packetized Elementary Stream: In MPEG-2, after the media stream has been digitized and compressed, it is formatted into packets before it is multiplexed into either a Program Stream or Transport Stream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Promotion Eligibility Status.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Personal Earth Station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Public Employment Service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pharmaceutical Evaluation Section.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Polyethersulphone. foot. the foot of a human being; 'his bare feet projected from his trousers'; 'armored from head to foot'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the back. the rear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پس] arka.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to yield. to give in. to submit. back down. to throw in the towel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one right after the other. one after another. after.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Geri kalmış, geride bulunan. 2. Artmış, artık, bakıyye.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Fısıh .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(PESTİL) (i.). Meyve ezmesinin yufka hâlinde kurutulmuşu: Kayısı, erik pesdili. Pestilini çıkarmak = mec. Çok dövmek, hırpalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Diş kiri, diş pası.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) Kırağı, çiğ. Sis. İnce ince yağan kar, çisenti. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i F.). 1. Beğenme, takdir. 2. Beğenen, takdir eden. Hod-pesend = Kendini beğenmiş. Müşkll-pesend = Zor beğenen, bir şey beğenmeyen. 3. Beğenilen. Avâm-pesend = Halk tarafından beğenilen, halkın beğendiği, basit, zevksiz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پسند] beğenen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. sıfat terkiplerinde bulunur). Avâm-pesendSne — Avâmın beğeneceği yolda olan. Hod-pesendâne = Kendini beğenmişçesine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Beğenilmiş, makbûl.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پسندیده] beğenilmiş, makbul.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fars. «peşâvenk» ten galat). 1. Kafile ve kervanın önüne düşen, önden giden adam. 2. Kervanın başına düşüp yol açmaya alışık hayvan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Beğenen, beğenmiş. Beğenme, seçme. 2.Esmerleşmiş. 3.Altın, mat altın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Spanish silver coin, and money of account, equal to about nineteen cents, and divided into 100 centesimos. formerly the basic unit of money in Spain; equal to 100 centimos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peseta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İspanya'da para birimi, peseta; bir ispanyol parası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right behind sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nedâmet getirmiş, nâdim, pişman, (bk.) Pişman.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پشيمان] pişman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pesimiste

fel. kötümser

Her şeyi kötü yanıyla ele alan, hep en kötüyü bekleyen, kötüye yorumlayan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pessimist kötümser. karamsar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pessimist(in ).

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pessimisme

fel. kötümserlik

Her şeyi en kötü yanından ele alan, her durumu karanlık gören ve hep en kötüyü bekleyen dünya görüşü.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sonraki, gerideki, Ar. muahhar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. aslı: Fars. pişin). 1. Veresiye olmayan: Peşin para ile satmak. 2. Önceden olan, hemen yapılan: Peşin cevap. 3. İşledikçe verilen (ücret vesaire): Aylığı peşindir. 4. İşlemeden ve hakkedilmeden evvel ödenen: Ev kirasının üç aylığı peşin verilecektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lump. paid in advance. ready. in advance. first. cash. ready. beforehand. before. earlier önceden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paid cash. in advance. before. earlier. in the first place. down payment. spot cash. cash in advance. ready cod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پيشين] önceden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Sonraki, en son. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Keykubat’ın üçüncü oğlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bias. prejudice. preconception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prepay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

money bargain. spot bargain. arriving at an agreement concerning a project before the said project has a.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

down payment. advance payment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advance payment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

down payment. cash. cash on the barrelhead. cash on the nail money paid down. advanced money. deposit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without cash payment. nothing down. without ready money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in search of. behind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in pursuit of. in pursuit of sb/sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be after. upon one's heels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chase. to tread upon sb's heels. heel. hunt. pursue. tread on sb's heels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at the outset. in advance. beforehand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in advance. beforehand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Para, pul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı Fars. pîş-keş = öne çekilen). Hediye, ermağan. Peşkeş çekmek = Olmayacak bir şeyi teklif etmek, sözde mükâfatlandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: Fars. pîş-gîr = öne tutulan). I. Yemek yerken vaktiyle peçete yerine dizlerin üzerine alınan uzun bez. 2. Havlı, peçete.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

napkin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., A.B.D., k.dili sıkıntı veren, sinir bozucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yün, yapağı. ,

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پشم] yün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پس مانده] arta kalan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yünden yapılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Spanish dollar; also, an Argentine, Chilian, Colombian, etc., coin, equal to from 75 cents to a dollar; also, a pound weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monetary unit used within New Spain, though of different varieties.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Balancing point of a sword. A silver coin, the principal unit of money in the colonies, weighing about 27 grams.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The monetary unit of Argentina, Chile, Columbia, Cuba, Dominican Republic, Mexico, Republic of the Philippines and Uruguay. the basic unit of money in Uruguay; equal to 100 centesimos. the basic unit of money in the Philippines; equal to 100 centavos. the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peso.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İspanyolca konuşan bazı memleketlerin para birimi, pesa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(PEST-PAYE) (i. F ). Aşağılık, Adî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulgar. squalid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoddy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: Fars. «pîşrev» = önden giden). 1. (musiki) Türk musikisinde açış parçası olarak çalınan ekseriya 4 hâneli saz eseri. 2. Pehlivanların, tutuşmadan evvel ellerini kisbetlerine vurarak yaptıkları gösteri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prelude. overture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Türk müziğinin en meşhur saz eseri formu. 2.Güreşten önce güreşçilerin yaptıkları gösteri.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, t/b rahim ağzına konan lastik halka

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sivrisinek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پشه] sivrisinek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پشه بند] cibinlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i bedbinlik, kötümserlik, karamsarlık; fels. dünyanın esasında fena olduğunu kabul eden kuram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bedbin kimse, kötümser kimse, her şeyin karanlık tarafını gören kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bedbin, kötümser, karamsar. pessimistically z. bedbince, karamsarlıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Alçak, aşağı. 2. Yavaş sesle söylenilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fatal epidemic disease; a pestilence; specif., the plague.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Anything which resembles a pest; one who, or that which, is troublesome, noxious, mischievous, or destructive; a nuisance. a persistently annoying person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a persistently annoying person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An animal or plant that is directly or indirectly detrimental to human interests, causing harm or reducing the quality and value of a harvestable crop or other resource Weeds, termites, rats, and mildew are examples of pests. any forest health agent desig

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The term 'pest' is broad, encompassing a broad spectrum of animals and insects that cause damage to the garden and its plants Every pest --from deer to nematodes-- causes its own set of problems and has its own set of potential controls Before deciding on

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An organism that directly or indirectly interferes with human activities causing annoyance, economic damage, or health problems.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any form of plant or animal life, or any pathogenic agent, injurious or potentially injurious to plants or plant products A Quarantine Pest is a pest of potential national economic importance to a country where the pest is not present, or where the pest i

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An organism capable of causing material damage Forest pests include insects and diseases.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any organism that is out of place or causes stress to a desired organism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An insect, rodent, nematode, fungus, weed or other form of terrestrial or aquatic plant or animal life that is injurious to health or the environment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any forest health agent designated as detrimental to effective resource management.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any species that is considered obnoxious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any organism that reduces the availability, quality, or value of a useful resource.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any organism that interferes with human health, convenience, comfort, or profit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Anything causing damage or destruction. A destructive insect or small animal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Political, Economic, Strategic, Technology Sometimes refered to as 'SLEPT' which means : Strategic, Legislation, Economic, Political, Technology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plague.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. baş belâsı; sıkıcı şey veya kimse; zararlı şey veya kimse; veba, taun. pesthouse i. bulaşıcı hastalıklara ve özellikle vebaya mahsus eskiden kullanılan hastane. pesticide i. böcek zehiri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fars. «pîştahta» dan galat ki, ön tahtası demektir). İş yerinde öne konup üstü masa gibi kullanılan çekmece.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waist cloth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

money paid for the goodwill of a business. goodwill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «püşt-mâl» den galat; sırt silecek demektir ). 1. Büyük havlu, hamam havlusu, büyük silecek. 2. Hamamda veya çalışırken bele bağlanan futa. Peştemallık = İtibarlı bir dükkânın müşterisine karşılık, kiralayanın diğerinden aldığı ikramiye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پشتمال] peştemal, hamam havlusu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük havlu yapan veya satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saçma, saçmasapan, uydurma, üstünkörü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sıkmak, sinirlendirmek, sıkıntı vermek, baş ağrıtmak, usandırmak, taciz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pis ve mikroplu yer, hastalık bulaştıran yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili baş belası, başkalarına sıkıntı veren; bulaşıcı, hastalık nakleden; ahlâksızlık yayan, toplumu ifsat eden. pestiferously z. ahlaksızlık yayarak; baş belâsı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Pesdil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fruit paste. dried layers of fruit pulp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thin sheet of sun-dried fruit pulp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. salgın ve çok tehlikeli hastalık; veba, taun; zararlı veya tehlikeli şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bulaşıcı hastalık getiren; tehlikeli, öldürücü; ahlâka zararlı; k.dili sıkıcı. pestilen'tial s. veba getiren, veba nev'in den; ahlâk bozucu; sıkıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bitki ve hayvanları zararlılardan korumak için mücadele amacıyla kullanılan kimyasal ilâçlar ve etki maddelerinden hepsini birden ifade etmek için kullanılan bir terimdir. Bütün “herbisid” ve “insektisid”leri kapsamakta olup “biosid” karşılığı kullanılan bir terimdir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. havaneli, havan tokmağı; f. tokmak veya havaneliyle dövmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Toprak kandil ki, içinde don yağı ile bezden fitil yakılır. Top pesüsii = Gülle kızdırdıkları kepçe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Artakalan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پس زنده] geriye kalan, yaşayan son örnekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden hastalığa karşı kullanılan baharatlı top; karanfil içine batırılmış elma veya portakal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kolza tohumu; kolza, (bot.) Brassica napus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bayt. sığır vebası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. semender, zool. Salamandra maculosa; ateşte yanmayan efsanevi bir hayvan; sıcağa karşı dayanıklı kimse. salamandrine s. sıcağa dayanıklı; semendere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Eskimenderes nehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. spécifique

özellikli

Bir türün, bir olayın karakteristik yönünü veren.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. spécial

özel

1. Yalnız bir kişiye, bir şeye ait veya ilişkin olan. 2. Benzerlerinden ayrılmasını sağlayan bir özelliği olan.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. spécialiste

uzman

Belli bir bilim dalında lisansüstü öğrenim derecesine sahip kimse.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. spécialité

özellik

Bir şeyin benzerlerinden veya başka şeylerden ayrılmasını sağlayan nitelik.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. üzengikemiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (rjog stipites) zool. böceklerde sapa benzer uzuv.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing., (argo) kalitesiz bira; bira.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. yumru ayak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. goblen, resim dokumalı duvar örtüsü. tapestried s. goblenle kaplı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .fırtına, bora, özellikle ,şiddetli rüzgâr fırtınası. tempestbeaten s. fırtınaya tutulmuş, fırtına yemiş. tempest in a teapot ufak bir meseleyi büyütme, pireyi deve yapma. tempesttossed s. fırtına ile öteye beriye atılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fırtınalı; çalkantılı; şiddetli, dehşetli. tempestuously z. şiddetle. tempestuousness i. fırtınalı olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. daktilo ile yazılmış yazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.mürettip, dizmen. typesetting machine matbaa harfi dizme makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [واپسين] sonuncu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by