Peşin Hüküm ne demek? | Peşin Hüküm anlamı nedir? | Peşin Hüküm

Peşin Hüküm anlamı nedir?

Peşin Hüküm ne demek?

Peşin Hüküm anlamı nedir?

Peşin Hüküm | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: pesin hukum

Türkçe - İngilizce Sözlük

bias. prejudice. preconception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minority government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

default judgement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judgment given in default.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: HÜKM) (i. A.) (c. ahkâm). 1. Hâkimlik, hükümet, Amirlik: Filânın hükmü geçer, filânın hükmü altındadır. 2. Emir, irade, kumanda: Hükmetmek; hükmü geçmek; hükmü nâflz olmak; filânın hükmüyle hareket ediyor. 3. Karar; bir dâva veya meseleyi dinleyip iyice tahkik ve muhakeme ettikten sonra verilen katî karar ve netice, kanun icabının ortaya çıkması: Hüküm vermek; mahkemenin hükmü; beş sene müddetle hapsine hükmolundu. 4. Kuvvet, ehemmiyet, nüfuz: Onun Makam, mesâbe. Kayınpeder de baba hükmünü icra ediyor; kışın hükmü geçti. 6. Makam, mesâbe. Kayınpeder de baba hükmündedir. 7. İktizâ, icap, gerek: Kanun hükmünce; zarafet kaidesi hükmünce. Hükmü olmak = Kuvvetli ve nüfuzlu olmak. Hükmünde olmak = Değerinde bulunmak. Hüküm sürmek = 1. Hâkim olmak, hükümet etmek. 2. Cârî olmak. Hükmü geçmek = 1. Emri nüfuzlu ve cârî olmak. 2. Kuvvet ve tesiri geçmek, c. 1. Emirler, irâdeler: Ahkâm-ı llâhiyye. 2. Nizamlar, kanunlar: Adlî ahkâm, ahkâm-ı dîniyye. 3. Yıldızlardan başka tabiî ve semâİ alâmetlerden çıkarılmak istenilen mânâlar, Ar, istihrâcât, gaipten haber vermeler: Ahkâm çıkarmak: Müneccimlerin ahkâmı, mec. Garip ve gülünç hükümler: Ahkâm kurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rule. authority. provision. sentence. decision. judgement. verdict. adjudication. assize. award. conclusion. deliverance. dicta. dictum. doom. estimate. fiat. operation. predication. proviso. ruling. statute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

award. decree. force. judgment. possession. provision. ruling. sentence. verdict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arbitrament. judgement. decision. judgment. thought. sovereignty. jurisdiction. validity. influence. adjudication. ascendance. award. clause. legal decision. decree. determination. dictum. doom. finding. government. hold. judicium. operation. precept. pre

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regnant. rife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prevail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obtain. ride. to be rife. rule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjudicate. decide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjudge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hükümdara mahsus veya lâyık bir hal ve şekilde: Hükümdârâne azametle; hükümdârâne hareket ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). 1. Hükümdara mensup ve ait: Bâ-emr-i hükümdarı = Hükümdara ait emirle, hükümdar emriyle. 2. Hükümdarlık: Icrâ-yı hükümdârî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Hüküm süren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HÜKÜM-DAR) (i. F„ Ar. hükm = emir, hükümet, Fars. dâşten = mâlik olmak) (c. hükümdârân). Hüküm ve emir sahibi olan kral, melik, şah, padişah: Osmanlı hükümdarı, Avrupa hükümdârânı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suzerain. ruler. monarch. sovereign. sov'ran. potentate. prince. rex. suzerain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potentate. ruler. sovereign. monarch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monarch. ruler. sovereign. crown. emperor. lord. prince. suzerain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monarchism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reign. royalty. kingdom. sovereignty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kingdom. rulership. sovereignty. empire. crown. regality. regency. royalty. ruling. suzerainty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Bir memleketi idare etme: Beş sene hükümet sürdü, icrâ-yı hükümet etti. 2. Bir memlekette hüküm süren ve onu idare eden hey’et, devlet: Fransa, Hindistan hükümeti. 3. İdare usûlü: Demokrat hükümet. 4. İdare heyeti: Hükümete müracaat etmek; hükümet konağı. Hükûmet-i merkeziyye = Başkentte toplanan hükümet kudreti. Hükûmet-i mahalliyye = Vilâyetlerde hükümeti temsil eden kuvvetler. Hükümet konağı = Hükümet dairelerine mahsus bina.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

governmental. political. government. executive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administration. government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administration. cabinet. government administration / office / building. the administration. authority. dominion. government. ministry. polity. power. state.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coup. coup d'état. usurpation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

government commissioner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

county seat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seat of government. centre of government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir hüküm ve emri bildiren: Hükümlü bir tahrirat. 2. Mahkemece hüküm giymiş kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condemned. sentenced. convict. prisoner. culprit. lag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condemned. sentenced. convict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convict. sentenced. condemned. con.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir mahkeme ve heyetin hüküm ve kararını hâvî vesika, hükmü hâvi kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. hükm = hükümet, Fars. rânden = sürmek). Hüküm ve saltanat süren, hâkim, hükümdar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruling. reigning. sovereign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hüküm süren kimseye ait. Hüküm sürme, hükümdarlık. Hukuk-ı hükümrânî = Hükümranlık hakları, Fr. suzeraineti denilen siyasî terim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hükümran olma. 2. Hâkimiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sovereignty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hüküm, kuvvet ve tesiri olmayan, Osm. keen-lem-yekün olan: Feshedilmiş kanunlar hükümsüzdür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invalid. null. void. inoperative. nude. nugatory. statute-barred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invalid. null. void. abolished. null and void geçersiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

null and void. invalid. null. no longer in force. without effect. inoperative. lapsed. nugatory. vain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invalidity. voidness. void.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nullity. invalidity geçersizlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nullity. invalidity. negation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coalition government. coalition ministry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puppet government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sonraki, gerideki, Ar. muahhar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. aslı: Fars. pişin). 1. Veresiye olmayan: Peşin para ile satmak. 2. Önceden olan, hemen yapılan: Peşin cevap. 3. İşledikçe verilen (ücret vesaire): Aylığı peşindir. 4. İşlemeden ve hakkedilmeden evvel ödenen: Ev kirasının üç aylığı peşin verilecektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lump. paid in advance. ready. in advance. first. cash. ready. beforehand. before. earlier önceden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paid cash. in advance. before. earlier. in the first place. down payment. spot cash. cash in advance. ready cod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پيشين] önceden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Sonraki, en son. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Keykubat’ın üçüncü oğlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bias. prejudice. preconception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prepay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

money bargain. spot bargain. arriving at an agreement concerning a project before the said project has a.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

down payment. advance payment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advance payment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

down payment. cash. cash on the barrelhead. cash on the nail money paid down. advanced money. deposit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without cash payment. nothing down. without ready money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in search of. behind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in pursuit of. in pursuit of sb/sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be after. upon one's heels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chase. to tread upon sb's heels. heel. hunt. pursue. tread on sb's heels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at the outset. in advance. beforehand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in advance. beforehand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [واپسين] sonuncu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by