Ph ne demek? | Ph anlamı nedir? | Ph

Ph anlamı nedir?

Ph ne demek?

Ph anlamı nedir?

Ph | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ph

İngilizce - Türkçe Sözlük

kim. pH

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). başsız, reissiz; (zool). asefala sınıfından; (bot). başsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). adres yazma makinesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havaküre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). bir beyin hastalığı nedeniyle okuma yazma kabiliyetini kaybetme,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alfa, Yunan alfabesinin ilk harfi; başlangıç. alpha and omega başlangıç ve bitiş, baş ve son, birinci ve sonuncu, bütün. Alpha rays radyumun saçtığı üç ışından pozitif elektrikli birincisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (dilb). alomorf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (dilb). alofon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alfabe; unsurlar, esaslar. alphabet'ical (s). alfabe sırasına göre. alphabet'ically (z). alfabe sırası ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit hükümdar.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Sekişsiz, özelliği olmayan. amorphism (i). Şekilsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amfetamin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). hem suda hem karada yaşayan hayvan; hem suya hem karaya inip kalkabilen uçak; (s). böyle hayvanlarla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hem suda hem karada yaşayabilir, iki yaşayışlı; hem su hem kara ile ilişkisi olan; iki tabiatlı, iki sınıfa mensup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (min). amfibol kimya ve fizik bakımından piroksenlerden farklı olan bir silikat familyası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir cümlenin iki anlama gelmesi; belirsiz anlam, belirsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(-ing). -tre (i). amfiteatr, amfiteatr Seklinde herhangi bir şey; spor sahası, arena.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iki kulplu eski bir cins küp, amfor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). her iki cinsten; her iki yönden etkili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). okuması yazması olmayan, ummi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özel bir açıdan bakılınca muntazam görülen şekilsiz resim; bir resmin şekilsiz yapılması; bu şekilde resim yapma metodu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). şehvet teskin edici (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kelimelerin olağan tertibinin değiştirilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., meteor. rüzgârın şiddet ve yönünü otomatik olarak tayin etme tekniği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ingiliz hayranı ve taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ingiliz düşmanı; ingiliz aleyhtarı. Anglopho'bia (i). ingiliz aleyhtarlığı, ingiliz düşmanlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). İngilizce konuşan (Afrikada devlet veya şahıs).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sıtma sivrisineği, anofel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). antropolojinin bir dalı, etnoloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). insanbiçimcilik, antropomorfizm. anthropomorphous (s). insan şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çog. yamyamlar. anthropophagous (s). insan eti yiyen. anthropophagy (i). yamyamlık, insan yeme adeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). böbrek hastalıklarına karşı faydalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (tıb). iltihabı azaltan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşılıklı ilâhi okuma usulü; karşılıklı okunan ilâhi, dua vb,, antifoni antiphonal, antiphon'ic (s). karşılıklı okuma usulüne ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kon). (san). bir kelimenin aksi anlamda kullanılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Yunan tiyatrosunda koronun stropheden sonraki dönüş hareketinde okuduğu satırlar; dansta ters hareketler yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). afazi, söz yitimi. auditory aphasia söz sağırlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (astr). bir gezegen veya bir kuyruklu yıldız yörüngesinin güneşten en uzak olan ucu, afel, evc, yeröte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). yaprak biti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). afoni, ses kısılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vecize, darbımesel. aphoristic (s). darbımesel kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). darbımesel kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Işıksız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). cinsel arzu uyandıran; (i). cinsel arzu uyandıran ilaç veya gıda maddesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). pamukçuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

aft, aft humması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yapraksız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Eski Ahit'e bağlı olup İbranice metinleri bulunmadığı için herkesSe Kitabı Mukaddes'in metnine dahil edilmeyen ve bazı kiliselerce mukaddes kabul edilen bir takım kitaplar, apokrifa. apocryphal (s). apokrifaya ait; doğruluğu kabul edilmey

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kon). san bir konu hakkında konuşmayı inkâr ederek bahsetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). apothegm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tepeden virgül, kesme, apostrof; (kon). (san) nutuk esnasında appeal orada bulunmayan belirli bir şahsa hitaben söylenen sözler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir söylevde hazır bulunmayan bir şahsa hitap etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). maden zifti; asfalt, maden zifti ile kum veya çakıl taşını karıştırarak yol yapımında kullanılan malzeme; asfalt yol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çirişotu, (bot). Asphodelus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (tıb). asfeksi, oksijen yokluğundan ileri gelen boğulma, nefes kesilmesi. (havagazından boğulma gibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). boğmak, oksijensiz bırakmak; boğulmak.asphyxia'tion (i). oksijen yokluğundan boğulmaya sebep olma, boğulma, nefes kesilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).(Ing). ylldlnm ve gök gürültüsünden aşım korku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) astrografi, yıldızların haritasını çıkarma veya yıldızları tarif etme ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) fotografçılığın astronomiye uygulanması. as'trophotograph'ic (s). gökcisimlerinin foto ğraflannln allnmasma ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) gökcisimlerinin fiziksel ve kimyasal yapılarını inceleyen ilim, astrofizik. astrophysical (s) astrofizikle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Sanat yapıtının izleyici üzerinde bıraktığı etkiyi, nedeni olduğu ruh hâlini anlatır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havaküre, atmosfer; çevre, muhit; (fiz). havaküre (basınç birimi). atmospher'ic, -al (s). havaya ait, atmosferik. atmospher'ics (i).,(çoğ). radyoda parazit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). gıdasızlıktan zayıflama, bedenin zayıflayıp kuruması; dumur,atrofi körelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aslına uygun müzik çalan elektronik araçlar (radyo, teyp, fonograf v.b. ) meraklısı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony tarafından sunulan gelişmiş DVD oynatıcılarda, DVD Video seslerinin ve ses CD’lerinin çalınması sırasında en iyi ses kalitesinin elde edilmesi için audiophile (yüksek müzik kalitesi sunan) dirençler ve kapasitörler kullanılmaktadır. Düşük manyetik akı sızıntısına ve zengin düşük frekansta ses üretimine sahip, gereğinden büyük bir R-Core transformatör kullanılmaktadır. Ses devresi, video devresinden ayrıdır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (tıb). üst dişlere dayama suretiyle işitmeye yardım eden bir alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). otobiyografi , bir yazarın kendi hal tercümesi. autobiograph'ical (s). kendihayatından bahseden yazarın biyografisine ait. autobiographically (z). kendi hayat hikâyesi ile ilgili olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (kil). kendi kendini idare eden, müstakil, başına buyruk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). bir kimsenin kendi el yazısı; muharririn kendi eliyle yazılmış yazı veya müsvedde; bir kimsenin kendi el yazısı ile imzası; (f). kendi el yazısı ile imza atmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). başkalarını da kendi gibi farzeden. automorphism (i). başkalarını da kendisi gibi farzetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very learned person. walking dictionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bakterileri yok eden küçücük cisimler

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). otomatik olarak hava basıncını kaydeden barometre barograph'ic (s). otomatik barometreyle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ağırküre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). deniz dibi tetkiklerinde kullanılan küre biçiminde dalgıç aleti .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bibliyografya bilgini veya uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bibliyografyaya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bibliyografya, belirli bir konuya ait olan kitapların fihristi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitap seven kimse, kitap hastası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot., zool. iki başlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayat hikâyeleri yazan kimse, biyografi yazarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hayat hikayesine ait, biyografiyle ilgili biographically z. bir kimsenin hayatıyla ilgili olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayat hikâyesi, biyografi, özyaşamöyküsü biol kıs biological, biologist, biology.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. biyofizik, fizik kanunlarının biyolojik hadiselere uygulanması ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dünyanın kara, deniz ve tatlı sularında hayat belirtilerinin rastlandığı kısımlar, biyosfer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. bisülfat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. bisülfit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Soyut sanatta, geometrik biçimlerden çok bitki ya da hayvan biçimlerini anımsatan eğrisel dış çizgilerle oluşturulmuş biçimler. En tipik örnekleri Arp’ın resimlerinde görülür.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. küfretmek, sövüp saymak, okumak. blasphemer i. kâfir kimse blas'phemous s. kâfir, zındık. blas'phemously z. kafirce. blas'phemy i. küfür, günaha girme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. göz kapaklarının iltihabı, blefarit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. istanbul Boğazı, Karadeniz Boğazı. the Bosphorus and its shores Boğaziçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir satırın sağdan sola ve diğerinin soldan sağa yazıldığı eski bir yazı şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kısakafalı, brakisefal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. yosun. bryophytic s. yosun cinsinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Büyük İskender'in savaş atı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kötü el yazısı; bozuk imla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ahenksiz, kulağa hoş gelmeyen, bozuk (ses).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ahenksiz ses, kulağa hoş gelmeyen ses;(müz). akortsuzluğun sık sık olması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). halife.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). halifelik, hiIâfet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hattat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). el yazısı, hüsnühat, hattatlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kamfen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kafur, kafuru. spirits of camphor kafur ruhu. camphorated (s). kafurlu. camphor tree kafur ağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Yunan ayinlerinde başının üstünde sepet taşıyan kız; başında yastığa benzer bir şekil bulunan kız heykeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kardiyograf cardiograph'ic (s). kardiyografi ile ilgili. cardiog'raphy (i). kardiyografi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). haritacı, kartograf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hariritacllığa ait; kartografik, haritacıllkla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). haritacılık, kartografi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). afet, felâket; felâketle sonuçlanan olay; tiyatro dönüm noktası; sonuç; (jeol). yeryüzü kabuğunda meydana gelen şiddetli bir değişim.catastroph'ic (s). felâket gibi, felâket meydana getiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). selofan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). öImüş bir kimseyi anmak için dikilmiş olan ve boş bir mezardan ibaret abide.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). başa ait, kafa ile ilgili; baş gibi, kafa cinsinden. cephalic index kafatasının en uzun ve en geniş noktaları arasındaki oranın yüz ile çarpımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kefalonya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). kafadanbacaklı. Cephalopoda (i)., (çoğ)., (zool)., kafadanbacaklılar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). kabuklular ve örümcek gibi eklembacaklılarda baş ve göğüs kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). başlı, kafası olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. aslı «cebehâne). 1. Barut vesair yanıcı maddelerin konulup, saklandığı yer: Cephanenin muhafazasına memur. 2. Yanıcı maddeler levazımı: Cephane arabası, cephane sandığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ammunition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ammunition. armoury. magazine. munitions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ammunition. munitions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arsenal. depot. ammunition store. magazine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arsenal. ammunition dump. powder magazine. depot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Alın, Ar. nâsiye: Cephe-sây = Alnını süren. 2. Bir bina vesairenin ön tarafı, yüzü: Kışlanın cephesi doğuya bakıyor. 3. (askerlik). Ordunun ön tarafı, öndeki kısmı; cephe harekâtı, müdafaası, hücumu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

front-line. front. front line. frontispiece. face. facade. aspect. exposure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

front. frontage. façade alnaç. yüz. side yan. yön.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

front. frontage. side. front. front line. march. face. facade. aspect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behind the front-lines. army service area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (astr). Cepheus takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). balmumu üzerine yazma veya oymacılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). balmumu üzerine yazma ve oymacılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bakır veya pirinç üzerine hakkaklık sanatı. chalcographer (i). bakır veya pirinç üzerinde çalışan hakkâk. chalcograph'ic, chalcograph'ical (s) . bakır ve pirinç hakkaklığına ait veya onunla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). kendi el yazısıyla yazılmış vesika. chirog-rapher (i). el yazısı ile yazan veya bunun üzerinde çallşan kimse, hattat. chirography (i). el yazısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). klorofil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pirzola servisi yapan lokanta; çin'de gümrük binası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). koreograf, bale direktörü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). koreografi, bale eserleri yazma sanatı; bale sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir bölgenin haritasını çıkarma ve arazi karakterini inceleme iimi. chorographer (i). haritacı. chorograph'ical (s). haritacılıkla ilgili veya ona ait. chorograph-ically (z). haritacılıkla ilgili olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kromatografi, renkli fotoğraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kromatofor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). renkli taş basma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (astr). kromosfer, renkküre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). olayların tam oluş anını tespit eden alet; çok kısa zaman bölümlerini öIçen alet. chronograph-ic (s). bu alet ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). altın ve fildişinden yapılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sinema makinası; filim oynatma makinası, filim çekme makinası. cinematog'rapher (i). filim çeken kimse. cinematograph'ic (s). sinema makinasıyla ilgili veya ona ait. cinematography (i). filim çekme sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sıfır; önemsiz şey veya kimse; şifre; şifre halindeki yazı; şifre anahtarı; monogram, arma. in cipher sifreli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hesap yapmak, aritmetikte sayıları kullanmak; şifreli olarak yazmak; devamll ses çıkarmak (org borusu gibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (psik). kapalı yerlerde bulunma fobisi, klostrofobi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Clear Photo LCD Plus, daha yüksek ekran çözünürlüğe ve daha yüksek kontrastlı çok sayıda renkle gelişmiş görüşe sahip bir LCD ekrandır. Bu, karanlık ya da aydınlık ortamlarda daha iyi film oluşturma ve odaklanmasına, oynatma sırasında daha net görüntüye olanak sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eskiden kitabın sonuna konan ve başlığı, basımcının adını ve tarihini gösteren yazı; yayınevinin amblemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). siyah çamsakızı, reçine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bale topluluğunun üstünde fakat solo dans edenlerin altında olan balerin veya dansör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kozmografi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kristallerin şekillerini veya yapılışını tetkik eden bilim dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). taraklıların bir kolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). parmak izlerini inceleyen bilim dalı. dactyl'ogram (i). parmak izi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). defne ağacı, (bot). Laurus nobilis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DARBHANE) (i. F. A. darb = damgalama, F. hâne = ev, yer). Para basılan yer, sikke dökmeye mahsus fabrika, resmî idare (Darphane-i Amire terkibinin müennes olması meşhur galattır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mint. mint for coining moneys.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Fransa'da kralın en büyük oğlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). şifre çözmek; yorumlamak . decipherable (s). halledilebilir, okunabilir; anlaşılır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). önemini azaltmak, dikkati üzerinden çekmeye uğraşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). eski Yunanistan'daki Delfi'yle ilgili; Delfi mabedinin gaipten haber veren kâhinine ait; muğlak, meçhul, anlaşılmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). birkaç çeşit hezaren çiçeğinden çıkarılan zehirli billursu bir alkaloit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hezaren, (bot). Delphinium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). demografi, nüfus sayımı ve toplumsal istatistik bilgisi. demograph'ics bu bilgiye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). cilt hastalığına sebep olan mantar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (foto). diyagraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şeffaflık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şeffaf, yarı şeffaf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). ter, terletme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (tıb). terletici (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat)., (tıb). diyafram; zar, böleç; ayıran zar; (foto). adese perdesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). diyaframa ait, diyafram gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). kemik gövdesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (jeol). yer küre tabakasının kıtalar, dağlar ve denizleri teşkil edecek şekilde değişmesini sağlayan süreçler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iki başlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tic). (mark). diktafon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tic). (mark). diktograf, konuşmaları gizlice dinlemek için kullanılan bir çeşit telefon aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). ara beyin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tek sesi temsil eden iki harf (head kelimesindeki ea gibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iki şekilde görülebilen veya gözüken, iki şekilli. dimorphism (i). aynı bitki ve hayvan üzerindeki iki değişik şekil; aynı maddenin iki değişik şekilde kristalleşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (elek). iki fazlı, çift fazlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kuşpalazı, difteri. diphtheric (s). difteriye benzer, difteriye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (dilb). diftong, iki seslinin bir hece halinde kaynaşması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (zool). iki defa diş çıkaran memeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

CD parçalarının, herhangi bir çevirme işlemi gerçekleştirmeden doğrudan telefonunuzda çalmasına imkan veren teknoloji.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). plak koleksiyonu, banda alınmış bilumum veya seçme müzik parçaları; banda alınmış veya plak haline getirilmiş müziğin düzenli bir şekilde sıralanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). plak toplamaya ve incelemeye meraklı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). bisulfat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). disülfür bir eleman ile iki kükürt atomundan meydana gelen bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (kim). disulfürik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). doliko sefal, uzunkafalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Delphinidae familyasmdan yunusbalığı ve ona benzeyen başka birkaç çeşit balık, (zool). Delphinus delphis; den palamarlık baba veya şamandıra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (astr). Delfin takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb.) beslenme yetersizliği; adalenin gelişmemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak) headphone.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (fizyol.) en çok sinirleri ve beyin kısmı gelişmiş olan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrikle yazılmış yazı veya kayıt; bu kaydı yapan elektrik aracı; resim veya haritayı elektrikle nakleden araç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. -ri) i, fiz endüksiyon yoluyla elektrik toplamaya yarayan alet, elektroforus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fil white elephant elde bulundurması güç olan ender rastlanır kıymetli mal; külfetli mal, bir işe yaramadığı halde başa dert olan şey. elephant apple fil elması, bot. Feronia elephantum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. fil hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fil gibi; çok büyük, iri, çok ağır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. önem, ehemmiyet; şiddet, kuvvet; vurgu; üzerinde durulan nokta, önem verilen husus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üzerinde durmak, vurgulamak, önemini belirtmek, ısrarla söylemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üzerinde durulmuş, kuvvetle ifade olunmuş, etkili; önemli, dikkati çeken; vurgulu, kuvvetli ifa desi olan, kesinlikle hareket eden. emphatically z. üzerinde durarak, belirterek; kesin olarak, muhakkak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. doku ve organlar arasında hava kalması, anfizem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. beyne ait, dimaği. enceph'aloid s. beyin maddesine benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. beyin iltihabı, ansefalit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beyin, dimağ, ansefal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şifre etmek, kapamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. endolenfa, iç kulakta bulunan bir sıvı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mad. bir cins maden billuru içindeki diğer bir cins maden billuru; fizyol. nispeten kısa boylu, iri yapılı ve adaleli kimse, endomorfik tipte kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. küre içine almak; küre şekli vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. otuz yedi litrelik eski İbranî tahıl ölçü birimi, efa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. -bi) i eski Yunanistan'da reşit olarak tam vatandaşlık haklarını elde eden genç. ephebic s. bu gençlere ait; bir canlının olgunluk dönemine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ecza. efedrin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. kısa ömürlü böcekler sınıfı, efemeridler; kısa ömürlü herhangi bir şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir gün devam eden; ömrü kısa olan, geçici, devam etmeyen. ephemerid i., zool. bir çeşit kısa ömürlü sinek, su sineği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. senenin her gününde güneş ve birkaç yıldızın mevkiini tayin eden astronomik takvim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Efes, şimdiki Selçuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski İbrani rahiplerinin ayinlerde giydikleri kıyafet, efod.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. -ors, Lat. -ori) i. eski Isparta'da beş kişiden kurulu hükümet üyesi; bügünkü Yunanistan'da bayındırlık müfettişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kitabe; bir kitap veya bahsin özünü belirtmek için başına konan kısa yazı. epigraph'ic (s.) kitabelere ait epigraphist (i.) kitabe okuma ilmi uzmanı. epigraphy (i.) kitabeler; kitabeleri okuma ilmi, epigrafi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) görünüş, tezahür, bir tanrının tecelli etmesi; (b.h.) Mecusilerin Hazreti İsa'yı görmek için Bethlehem'e gelmelerini kutlayan ve Ocak ayının 6'sına tesadüf eden yortu; Ortodoks kilisesinde İsa'nın vaftizine remiz olarak haçın suya atılma yortusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ,-na) sonuç yaratmada başlı başına bir etkisi olmayan ve başka olayların yanında yer alan ikinci dereceden bir olay; (tıb.) yan tesir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (anat.) kemikucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (bot.) asalak olmadığı halde başka bir bitkinin üstünde büyüyen bitki, üsbitken bitki. epiphytic (epıfit'ik) (s.) bu bitkilere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mezar kitabesi; bu tarzda yazılan manzum veya düz parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (anat.) yemek borusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) etnografya, kavimler ilmi, budunbetim. ethnograph'ic (s.) etnografya ile ilgili. ethnoqraph'ically (z.)etnografya ile ilgili olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Toplumların kültürlerini inceleyen bilim dalı. Çoğunlukla ilkel toplulukları ve halk kültürünü ele alır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kaba veya ağır bir söz yerine aynı anlamı veren daha hafif bir söz. euphemist (i.) bu tür hafif söz kullanan kimse. euphemis'tic (s.) hüsnütabir kabilinden. euphemis'tically (z.) hüsnütabirle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (müz.) tuba cinsinden nefesli bir çalgı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tatlı ses; (dilb.) ses ahengi. euphon'ic (s.) kulağa hoş gelen, telaffuzu hoş, ahenkli ses veren. eupho'nious (s.) sesi ahenkli, sesi kulağa hoş gelen. eupho'niously (z.) ahenkli bir sesle. eu'phonize (f.) sesi tatlılaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sütleğen, (bot.) Euphorbia .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (psik.) öfori, kendini aşırı derecede zinde hissetme hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gözlük otu, (bot.) Euphrasia officinalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Fırat nehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dilde aşırı yapmacık, yazıda aşırı süslü üslup. euphuist (i.) yapmacık bir dille yazan veya konuşan kimse. euphuis'tic (s.) yapmacık bir dille yazılan veya söylenen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (tıb.) egzoftalmiye ait, göz küresinin fırlamasına ait exophthalmic goiter guatrdan meydana gelmiş egzoftalmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) hastalık sebebiyle gözün ileriye fırlaması hali, egzoftalmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atmosferin basıncı en az olan en yüksek tabakası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hayal, fantezi,kapris; hülya, kuruntu, garip fikir, garabet; (müz). fantezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Hayret ifade eden bir söz.

Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Manila.

Nüfus: 69.809.00.

Komşuları: Güneyde Malezya, Endonezya, Kuzeyde Tayvan.

Önemli Şehirleri: Manila, Quezon City, Cebu.

Din: Roma Katolikleri %83, Protestanlar %9, Müslüman %5.

Dil: Plipino, İngilizce (ikisi de resmi dil). Cebuano, Bicol, İlocano, Pampango ve diğerleri.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Siyasal Partiler.

Liberal Parti, Nacionalista Parti, Edsa Ulusal Hıristiyan Demokratlar Birliği (NUCD), Milliyetçi Halk Koalisyonu, Kilusan Bugong Lipunan, PDP-Laban Partisi).

Tarih: Filipin adaları 1571 yılında Macellan tarafından ziyaret edildi. Daha sonra bölgeye gelen İspanyollar, Manila kentini kurdular. İspanya hükümdarı II. Felipe’den esinlenerek, bu takım adaları Filipinler adını verdiler. 1869’da Süveyş Kanalı’nın gerçekleşmesiyle Filipinler Avrupa pazarına açıldı. 1899 Manila savaşında İspanya ABD’ye yenilince, Filipinler ABD’ye bırakıldı. Ancak Amerikan hükümetinin tutumu ve II. Dünya Savaşı nedeniyle ülkenin bağımsızlığına kavuşması ancak 1946 yılında mümkün olabildi. 1972’de başkan Ferdinand Marcos sıkı yönetim ilan etti ve sıkı yönetim sırasında Filipinler’in ABD ile ilişkileri zayıfladı.

1973-1976 yılları arasında hükümet güçleriyle ayrılıkçı Moro Müslümanları arasında çatışmalar çıktı. 1977 yılında yeniden başlayan çatışmaların ardından, Libya’nın aracılık ettiği özerklik anlaşması bölgede Hıristiyanlarca reddedildi.

1981 yılında sıkı yönetim kaldırıldı, ancak Marcos olağanüstü birtakım yetkilileri elinde tutmaya devam etti. Haziran’da 6 yıllık bir dönem için yeniden başkan seçildi.

21 Ağustos 1983 yılında Muhalefet lideri Bengno S. Aouino’nun suikaste kurban gitmesi Marcos’u istifaya çağıran gösterilere yol açtı. 1986 seçimlerinde Marcos suikasta uğrayan Aguino’nun eşi Corozon Aguino’ya karşı zafer kazandığını ilan etti. Aguino kendini başkan ilan etti.

24 Şubat’ta Marcos askeri ve dinsel desteğinin azalmasından dolayı olağanüstü hal ilan etti. 26 Şubat’ta ülkeden kaçtı. Aguino ABD ve diğer devletlerce başkan olarak tanındı. 1987 yılında Aguino toprak reformunu başlattı. Aguino’nun aday gösterdiği kişiler yasama organında büyük çoğunluk elde ettiler. Ekonominin zayıflığı, yaygın fikirliği, komünist muhalefler ve askeriyenin zayıf desteği yüzünden büyük sıkıntılarla karşılaştı. Aralık 1989 yılında asi güçler askeri üsleri televizyon istasyonlarını ele geçirdi ve başkanlık sarayını bombaladılar.

Aguino 1982’de başkanlık seçimlerinde Fiedel Ramous’un başkanlığını tanıdı. 1992’de ABD’nin Filipinlerdeki askeri varlığı sona erdi. 30 Ocak 1994’te Müslüman ayrılıkçı gerillalarla ateşkes andlaşması imzalandı.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f Iap lap yürümek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. coğrafya; coğrafya kitabı. geographer i. coğrafya uzmanı, coğrafyacı. geograph'ic(al) s. coğrafyaya ait, coğrafi. geograph'ically z. coğrafi olarak. geol. kıs. geology.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yeryüzü ile ilgili, jeomorfik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. toprak yeme alışkanlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. jeofizik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

travelling library.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bugün ancak Dalmaçya ve Hırvatistan'daki Katolik kiliselerinde kullanılan eski bir İslav alfabesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. yapı tezyinatında oyuk şeklinde yiv, glif; oyma veya kabartma şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kıymetli taş oyma sanatı. glyptograph'ic s. bu sanata ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (zool.) Kuzey Amerika'ya mahsus birkaç çeşit sincap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (İng.) gramofon, fonograf, pikap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mat.) grafik; rakamları eğrilerle ifade eden sistem; grafik kâğıdı üzerine çizilen eğri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) resim veya yazıya ait; tam tasvir olunmuş, canlı; yazıya uygun; şekillere ait, şekli, çizgili. graphic arts (güz.) (san.) grafik sanatlar. graphically (z.) canlılıkla; resimle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) grafikle matematik ve mühendislik problemleri çözme metodu .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) grafit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yarısı aslan ve yarısı kartal farzolunan ejderha .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eski bir Alman hanedanına mensup bir kimse; ortaçağda İtalya'da Mukaddes Roma İmparatorluğu aleyhtarı ve Papaya taraftar milli istiklal partisi azası, Gelf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eskiden Hindistan'da bulunan ve çıplak gezen filozof sınıfından bir kimse; çıplak gezen kimse. gymnosophy (i.) bu sınıfın inandığı felsefe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (çoğ.) Eski Ahit'te Tevrat ve peygamberlere ait kitapların dışında kalan kitaplar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) azizler hakkında yazan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (z.), (i.) rasgele, gelişigüzel; (i.) şans, rastlantı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) telefon veya radyo kulaklığı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). jelatinli teksir makinası, hektograf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fiz). güneşin fotoğrafını çekmede kullanılan alet; pırıldak, helyosta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yarıküre hemispher'ic(al) (s). yarıküreye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). hemofili kanın pıhtılaşmaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (biyol). hem erkek hem dişi cinsiyet organlan bulunan canlı veya bitki; (s). hünsa, erselik, ikicinslikli. hermaphrodit'ic (s). ikicinslikli, hünsa, erselik. hermaph'roditism (i). iki cinsiyet sahibi oluş, hünsalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (biyol). anormal şekil ve bünyeli; (zool). başkalaşımın değişik evrelerinde farklı şekillere giren. heteromorphism (i). farkll şekillere girme özelliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hiyeroglif; anlaşılmaz ve okunmaz yazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hiyerogliflere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hiyeroglif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Yunanistan'da kahin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başı ve kanatları kuşa ve gövdesi ata benzeyen efsanevi bir yaratık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarihçi, tarih yazarı. historiography (i). tarih yazma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). tamamı imza sahibinin eliyle yazılmış (belge).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sinir iletilerinin beynin bütünü tarafından algılandığı kuramı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. homoseksüel (erkek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eşsesli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, f. hım. (şüphe, tereddüt veya hakaret ünlemi); f. böyle ses çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. beyinde su toplanmasına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. beyinde su toplanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hidrografi, yeraltı ve yerüstü sularını inceleme ve haritalarını çıkarma ilmi. hydrographer i. hidrografi uzmanı; bahriye haritacısı. hydrograph' ic(al) s. deniz haritacılığına ait; hidrografiyle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot., zool. sucul, hidrofil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kuduz hastalığı; sudan korkma illeti. hydrophobic s. kuduz hastalığına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hidrosfer, suküre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nem miktarını otomatik olarak kaydeden alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğaüstü, fizikötesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. bir organın anormal irileşmesi. hypertroph'ic s. fazla irileşmeye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iki kelimeyi veya bir kelimenin kısımlarını ayıran kısa çizgi, tire. hyphenate f. tire ile birleştirmek. hyphenated s. tire ile birleştirilmiş; A.B.D hem doğduğu memlekete hem de A.B.D'ne bağlı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yerkürenin deniz seviyesi üstündeki topografik özellikleriyle uğraşan bilim dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. bir binanın temel planı, zemin planı; böyle planları çizme sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. heykel, resim veya oyma ile canlandırma; ikon veya tasvirlerin konusu; ikonların tasvir ve tahlili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1) Dinsel içerikli sanat yapıtlarında, dinsel olay ya da kişi ile ilgili tipleşmiş hatta bir ölçüde standartlaşmış biçim düzenlerini veya kalıplarını inceleyen bilimsel disiplin. (2) Simgesel dil.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. okunmaz, sökülmez, çözülmez, karışık, anlaşılmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (bina, gemi uçakta) muhtelif kısımlar arasında kullanılan dahili telefon .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) havakürenin yüksek bir katmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) izomorf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (kim.), (biyol.) eşbiçimli, izomorf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hazreti Yusuf; k.h. on sekizinci yüzyılda kadınların ata binerken giydikleri uzun cüppe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. horozibiği, bot. Amaranthus tricolor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük kasap dükkânı, kasabın et sattığı yer.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. cinematograph.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kitap koyup saklamaya mahsus oda veya umuma ait bina («kütüphane» daha çok kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küplerin konduğu yer, mahzen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KÜTÜB-HANE) (i. F.). 1. Kitaplarla dolu yer, kitaplar konup muhafaza edilen bina. 2. Hayır eseri olarak herkesin okuması ve başvurması için kurulan ve içine kitaplar konulan bina (kitapçı dükkânlarına da «kütüphane» denmesi yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

library. athenaeum. bibliotheca. bookcase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

library. bookcase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

library. bookcase. bookshop. library case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

librarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

librarianship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

librarianship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) insan vücudunda kan dolaşımı ve solunum hareketleri gibi dalgalı titreşimleri ölçme aleti, kimograf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sözlüğün tertiplenmesi, lexicographer i. sözlüğü dü- zenleyen kimse, lügatçi. lexicographic(al) (leksıkograf'ik, ikıl) s. sözlüğe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. taşbasması resim: f. taşbasmasıyle resim yapmak. lithog'rapher i. litografyacı. lithog'raphy i. taşbasması, litografi, litografya. litograph'ic(al) s. litografiye ait. litograph'ically z. litografya ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arzın kabuğu, taşküre, litosfer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir kelime ifade eden işaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mazgal deliği, duvar kovuğu; kaçamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. lenfa, akkan. lymph node. lenf bezi, akkan düğümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. lenfatik; içinde lenf bulunan; lenfe ait; heyecansız, aşırı serin kanlı, kaygısız, tembel halli; i. lenf damarı. lymphatic gland lenf bezi. lymphatic system lenf sistemi. lymphatic vessel lenf damarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyük başlılık, iri beyinlilik. macrocephalous s. iri beyinli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir nesneyi olduğu gibi veya olduğundan büyük gösteren fotoğraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. büyük kafalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. büyük kafalılık. megalocephal'ic, megalo ceph'alous s., tıb. büyük kafalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. megafon, sesi büyütüp uzağa işittiren konik boru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cennetten kovulduğu farzedilen yedi şeytandan ikincisi, Mefisto; kötü insan, hain adam. Mephis tophe'lian, -lean s. şeytanca, haince.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yerden çıkan zehirleyici pis kokulu buhar; pis koku. mephitic s zehirleyici; fena kokulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., fiz. sıvı ile billur arasında bir halde olan; adale ve kemikleri çok gelişmiş (insan).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. yaprakların yumuşak iç dokusu, mezofil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. metalografi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. başkalaşan, başkalaşım geçiren. metamorphism i. başkalaşım, başkalaşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başkalaştırmak; başkalaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. -ses) i. şekil değişimi; tamamen değişme (gaye, durum, benlik); değişen şey veya kimse; biyol. başkalaşım, başkalaşma; tıb. dokularda oluşan anormal değişme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mecaz. mixed metaphor birbirine uymayan mecazların bir araya getirilmesi. metaphor'ic(al) s. mecazi. metaphorically z. mecazen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. aynen tercüme kelimesi kelimesine tercüme; f. aynen tercüme etmek; metni değiştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. metafizik, fizik ötesi. metaphysical s. metafiziğe ait. metaphysically z. metafizik yönünden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meteorolojik olayları kaydeden alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. ufak kafalı, kafası normalden küçük, mikrosefal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok ufak yazı veya resim yapmaya mahsus bir alet; mikroskopta görüldüğü hali ile resim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mikrofon. microphon'ic s. mikrofona ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bir çeşit balmumlu kâğıtla işleyen teksir makinası; f. bu makina ile teksir etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. ercikleri filamentlerle birleşmiş, monadelf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. tek başlı, monosefal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özel bir konudan bahseden yazı, monografi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. tek yapılı; şekli değişmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, tıb yalnız kalmaktan korkma, yalnızlık korkusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., dilb. tek sesli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. tek yapraklı, tek yapraktan meydana gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., dilb. morfem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mit. rüyalar tanrısı. in the arms of Morpheus uykuda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, morphine i., kim. morfin, afyon özü. morphinism i., tıb morfin düşkünlügü. morphinomaniac morfin tiryakisi, morfinoman kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek şekil, biçim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. şekilbilim, morfoloji; dilb. şekilbilgisi, morfoloji. morpholog'ical s. morfolojik morphologist i. morfoloji uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «behm» den imef.) (mü. mübheme). Belirsiz, sınırsız, tayin olunmayan, her tarafa çekilebilen: Müphem söz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tic. mark. ufak bir matbaa makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., fiz. çok safhalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mübhem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vague. indefinite. ambiguous. obscure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambiguous. equivocal. vague. indefinite. uncertain. cloudy. dark. doubtful. equivocate. exigent. hazy. loose. nebulous. recondite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mübhemiyyer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambiguity. ambiguousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haze. haziness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Matbaalarda yazıların dizildiği ve sayfa hâlinde tertip edildiği yer ve servis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

case room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) patates.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

katlanıp dolaba giren portatif karyola.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

el çabukluğu ile para zarfını sahte şeylerle dolu zarfla değiştirme hilesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

A.B.D., k.dili, sakabir şeyin aksi gideceği varsa, aksi gider kuralı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مبهم] belirsiz, belli belirsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. kas kasılmalarının bir aletle kâğıt üzerinde yazılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. neftyağı, gazyağının çok hafif bir cinsi; petrol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. naftalin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. psik. ölülere karşı şehvet duyma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yenilik merakı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir dini gruba yeni girmiş kimse; herhangi bir şeye yeni balayan kimse, acemi kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kardeş oğlu, erkek yeğen. nepho- önek bulut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., böbrek sancısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. böbreği çıkarma ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. böbreklere ait; tıb. böbrek hastalığına ait; i. böbrek hastalığı ilâcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. böbrek iltihabı, nefrit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. böbrek taş ameliyatı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sayısal bağıntıları gösteren çizge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mit.) orman veya su perisi; şiir genç ve güzel kız; (biyol.) kurtçuk safhasından çıkmış fakat henüz tam gelişmemiş böcek. nymph'al, nymphe'an (s.) peri gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) kadınlarda hastalık şeklinde cinsel ilişki arzusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) okyanus coğrafyası. oceanograph'ic(al) (s.) okyanus coğrafyasına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) esophagus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yağlıboya taklidi resim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yağ çeken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. göbek; kalkan göbeği; orta yer, merkez. omphalic göbeğe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resmin içindeki bir veya bir kaç öğenin vurgulanması.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., argo fiziki çekicilik, cinsi cazibe; azim, şevk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. göz iltihabı. ophthalmic s. göze ait. ophthal- mol'ogy i. göz bilgisi. ophtlalmoscope i. oftalmoskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. topografik harita çizme aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. doğal coğrafyanın dağlarla ilgili dalı. orograph'ic(al) s. dağ şekilleriyle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. yetim; s. öksüz, kimsesiz; f. öksüz bırakmak. orphanhood i. öksüzlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yetimhane, öksüzler yurdu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Yu. mit. Orfeus, çaldığı müzikle ağaçları ve kayaları harekete getirdiği ve canavarları yatıştırdığı farzolunan bir kahraman. Orphean, Orphic s. Orfeus'a ait veya ona benzer; Orfeus'un müziği gibi ahenkli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, orthocephalous s. kafatasının uzunluğu ile eni arasındaki oran orta derecede olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imla usulü, imlâ. orthograph'ic(al) s. imlaya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrik akımındaki titreşimleri kaydeden alet, osilograf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski devirlere ait yazı (kitabe, el yazması kitap); eski devirlere ait yazıları okuma veya inceleme ilmi. paleographer i. eski devirlere ait yazıları okuma bilgini. paleographic(al) s. eski devirlere ait yazılarla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. broşür, küçük kitap, risale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. broşür yazan kimse (baz. aşağ); f. broşür yazıp yayınlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tar. Antalya yöresinin eski ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pantograf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tar. Kastamonu yöresinin eski ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. paragraf, bent, fıkra; paragraf işareti; f. yazıyı paragraflara ayırmak; bir paragrafta ifade etmek. paragraph'ic (aI) s. fıkra kabilinden. pa ragraphist i. fıkra yazarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sağdıç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imzayı takip eden çizgi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. zata mahsus eşya; teçhizat; huk. evli kadının şahsi malları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. açıklama, şerh, tefsir, izah; başka kelimelerle izah etme; f. açıklamak, tefsir etmek, şerh ve izah etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açıklayıcı, şerh kabilinden. paraphrastically z. açıklayarak, şerh mahiyetinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. frengi hastalığını takibeden marazi durum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. paratifo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. cilt üzerinde kabarcıklı sivilceler çıkmasına sebep olan tehlikeli bir hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dış yüzeye veya kenara ait; anat. periferik, çevresel; i. kompütörde bilginin verildiği veya alındığı kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dış sınır çizgisi veya düzeyi; bir cismin dış yüzü; geom. bir şeklin çevresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ -rases) kon. san. dolambaçlı ve uzun sözlerle ifade, dolaylı anlatım. periphrastic s. dolambaçlı olarak ifade edilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tarihöncesinde yapılmış taş resim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kayaya oyulmuş resim veya yazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kayaları sınıflandırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fayton, payton, üstü açık atlı binek arabası. ,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(sonek)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) yiyici, yiyen, obur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. yutarhücre, fagosit. phagocyto'sis i. fagositlerin mikropları yok etmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. kuskusgillerden Avustralya'ya mahsus bir çeşit ufak keseli hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

çoğ., bak. phalanx.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -es, phalanges) eski Yunanistan'da sık saflarla yürüyen mızraklı ve kalkanlı asker alayı; elbirliği ve azimle çalışan örgüt; anat. parmak kemiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz çulluğuna benzer bir kuş, zool. Phalaropus lobatus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.erkeklik uzvuna ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. penisle sembolize edilen doğanın verimliliğine tapınma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bazı dinlerde erkek tenasül uzvunun timsali; biyol. erkeklik uzvu, kamış, penis; bızır; embriyonda cinsiyet yapısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(sonek) benzer, görünüşünde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) görünen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. çiçekli bitkilerden her biri, fanerogam. phanerog'amous s. fanerogama ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fantezi, hayal; kuruntu; hayalet, tayf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rüyada olduğu gibi bir seri tutarsız hayal; bir projektörle duvara yansıtılan ve ani olarak büyüyüp küçülen şekiller; hayalet. .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. fantasy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. aslı olmayan bir şeyin gorünmesi, hayal, aldanış; görümsü, hayalet, tayf; görünüş, şekil; s. hayalet gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. firavun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. firavunlara ait veya benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Ferisilere ait; ikiyüzlü, mürai. Pharisaic Judaism. Musevi dini. pharisaically z. ikiyüzlülükle, mürailikle. Pharisaism i. Ferisilere mahsus tavır ve davranış; k.h. ikiyüzlülük, mü- railik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Musevilerde dini bir tarikata mensup kimse, Ferisi; k.dili kendini beğenmiş mürai kimse, ikiyüzlü kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. pharmaceutics, pharmacy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eczacılığa ait; ilâç kullanımına ait. phar- maceutic chemistry farmasotik kimya. pharmaceutically z. eczacılık usullerine göre. pharmaceutics i. eczacılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eczacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. farmakoloji, eczacılık ilmi. pharmacologist i. farmakolog, eczacılık uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilâçların bileşimini ve hazırlanma usullerini anlatan kitap; bir eczanede bulunan ilâçların toplamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eczacılık; eczane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fener, fener kulesi; b.h. İskenderiye'ye yakın Faros adasında eski zamanlarda bulunan fener kulesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. gırtlağa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. farenjit, gırtlak iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gırtlak muayenesine mahsus alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. gırtlağı yarma ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. farinks, yutak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. safha, görünüş; astr. ay veya diğer bir gezegenin değişik görünümlerinden her biri, faz; fiz., zool., kim. faz, safha; f., A.B.D. herhangi bir şeyi safhaları ile hazırlamak veya sunmak. phase down yavaş yavaş azaltmak. phase in yavaş yavaş kull

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Doctor of Philosophy doktorluk payesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sülün, zool. Phasianus colchicus. peacock pheasant yaban tavusu, zool. Polyplectron napoleonis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. phoenix

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. uykusuzluk ve asabiyet hallerinde kullanılan bir uyku ilâcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. fenol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. kuşların göçmesi ve ağaçların tomurcuklanması gibi olaylar üzerindeki iklimsel etkilerden bahseden bilim dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğal olaylarla ilgili veya bu olaylar kabilinden; olağanüstü, harikulade, hayret verici. phenomenalism i., fels. olaycılık phenomenally z. harikulade bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. doğal olayları inceleme ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ.- na) görüngü ve olay, fenomen; olağanüstü şey, harika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem) Of ! (sabırsızlık veya tiksinme belirtir)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. vial.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kur yapmak, flört etmek, kadın peşinde koşmak. philanderer i. kur yapan adam, kadın peşinden koşan adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hemcinsine karşı şefkat gösteren, iyiliksever; insan sevgisine ait. philanthropically z. hayırseverlikle, hayır işleri için.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hemcinsine şefkat gösteren kimse, hayır sahibi; insanları seven kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. insanseverlik, hayırseverlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pul koleksiyonculuğu, posta pullarını toplama merakı. philatelist i. pul meraklısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(sonek) seven, meraklısı, destekleyen: bibliophile kitap seven kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. filarmonik, müzik seven. philharmonic orchestra filarmoni orkestrası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir kimseyi tenkit niteliğinde olan sert nutuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Filipin Adaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Filibe'nin eski ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Filistinli; estetik anlayış ve zevkten yoksun kimse; s. Filistinlilere ait; kültürsüz, inceliği olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

mak. başı x şek linde oluklu vida. Phillips screwdriver yıldız tornavida.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. filoloji ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. filoloji; dilbilim; klasik ilim. philologist i. dil bilgini, filoloji uzmanı, dilci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (siir) bülbül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mit. düşmandan kurtulsun diye bülbül şekline sokulmuş bir prenses.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. içi çift çıkan yemiş üzerine oynanan bir çeşit lâdes oyunu; lades oyununu kazanana verilen hediye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çocuk sevgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. filozof; hayatını felsefe ve mantık üzerine düzenleyen kimse; güçlükler karşısında filozof gibi kendine hâkim olabilen kimse. philosopher's stone. simyada iksir, başka madenleri altına çevir diği farzolunan tılsımlı taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. felsefeye ait; felsefi, filozofça; akıllıca, sakin, düşünceli. philosophically z. filozofça, düşünerek. take (it) philosophically umursamamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. filozofça konuşmak veya düşünmek; felsefeyle meşgul olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. felsefe; pratik zekâ; ağır başlılık. moral philosophy ahlâk ilmi. natural philosophy eski biyoloji, tabiat bilgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. aşk iksiri, karşısındakinde aşk uyandırmak gayesiyle içirilen tılsımlı içki; f. aşk iksiri içirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. filebit, flebit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. damardan kan alma. phlebotomist i. kan alma mutehassısı. phlebotomize f. kan almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. balgam; soğukkanlılık; kayıtsızlık, kaygısızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. soğukkanlı, ağır tabiatlı, sakin, kendine hâkim. phlegmatically z. soğukkanlılıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. damar dokularının kalburlu borular kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. simyacıların yanma olayının esası olarak kabul ettikleri uçucu madde. phlogistic s. bu madde ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kuzey Amerika'da bahçelerde yetişen bir çiçek. bot. Phlox.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(sonek) aşırı derecede korku veya nefret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fobi, fobya, korku, belli bir şey veya duruma karşı duyulan aşırı korku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit sinekyutan, zool. Sayornis phoebe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mit. güneş tanrısı Apollo; ( şiir )güneş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tar. Fenike. Phoenician s., i. Fenikeli, Fenike'ye ait; i. Fenike dili; Fenikeli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anka, ölümsüzlük sembolü olarak kabul edilen ve Arabistan çöllerinde yaşadığı farzedilen çok güzel bir kuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. phonetics

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. seslendirmek. phona'tion i. seslenim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., dilb. ses.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., k.dili telefon; f. telefon etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Phone Tools yazılımı, faks işlemlerini gerçekleştirmek, GSM mobil telefonlar, ISDN ve PSTN şebekelerle iletişim kurmak için kullanılır. Yazılım kısa mesaj (SMS) gönderip alabilir ve mobil telefonun rehberini kullanabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fonem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fonem bilimi; fonem sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fonetik, sesçik. phonetic alphabet fonetik alfabe. phonetic spelling fonetik imlâ. phonetically z. fonetik olarak. phonetics i. sesbilim, fonetik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sese ait, sesli. phonics i. okuma öğretirken kullanılan fonetik kuralları; akustik ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fonogram, bir hece veya sesi gösteren işaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pikap, fonograf. phonograph'ic s. fonografa ait veya fonograf ile yapılan. phonograph'ically z. fonografik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. steno: pikap yapımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fonoloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ses dalgalarını gözle görülen şekiller halinde kaydeden alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., A.B.D., (argo) sahte, düzme, kalp; i. sahte şey; kendine sahte sıfat veren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. fosforik asit tuzu, fosfat; fosfatlı suni gübre; asit fosforikle yapılan şurup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fizyol. kapalı göze tazyik sonucunda meydana gelen ışıklı hayal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. hidrojen ile fosfor kanşımından meydana gelen sarmısak kokulu ve çok zehirli bir bileşim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fosforlu madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. karanlıkta fosfor gibi ışıldamak. phosphorescence i. ısı vermeden fosfor gibi karanlıkta ışıldama. phosphorescent s. fosfor gibi ışıldayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., kim. fosforlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fosfor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. photograph, photography.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili fotoğraf. photo finish fotofiniş,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraflar, 7 saniye boyunca kasete kaydedilebilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yalnız ışıkta yaşayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fotosel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.ışığın kimyasal etkilerine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fotokimya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., matb. filim ile dizme aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., matb. ışık dalgalarının tesiri ile fazla elektrik akımı geçirme özelliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ışık ile kopya, fotokopi. photocopier i. fotokopi makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ışınların bitkilerin hareketi ile olan ilgisini tetkik eden ilim dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ışınlar ile elektriğin ortak etkilerine veya birinin diğerini hasıl etme gücüne ait, fotoelektrik. photoelectric cell fotosel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fotoğrafçılık işlemi ile yapılan klişe; bu klişeden çıkarılan resim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fotoğraf vasıtasıyle klişe çıkarma işi; böyle bir klişeden yapılan resim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fazla ışık veren lamba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. photograph, photographic, photography.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. ışık husule getiren veya saçan; fotojenik, fotoğrafta güzel çıkan. photogenically z. fotojenik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. fotoğraf; f. fotoğraf çekmek. color photograph renkli fotoğraf. instantaneous photograph. enstantane. photograph'ic s. fotoğrafla ilgili. photograph'ically z. fotoğrafla; fotoğrafta olduğu gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fotoğrafçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fotoğrafçılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fotogravür, fotoğrafla klişe yapma işi; fotogravürle çıkarılan klişe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güneşin fotoğraflarını çekmeye mahsus teleskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazetede çok fotoğraf kullanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ışıkölçer, fotometre. photometry i. ışınların kuvvetini ölçme; bununla uğraşan optik dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ışıkölçerle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mikroskop ile büyütülmüş şeylerin fotoğrafı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Photomovie, HDD/DVD kaydedicide saklanan dijital fotoğraf albümünüze müzik teması eklemenizi sağlar. Özelleştirilmiş bir slayt gösterisi oluşturmak kolaydır ve üç basit adımla tamamlanabilir böylece arkadaşlarınızı ve ailenizi eğlendirip etkileyebilirsiniz. Slayt gösterisi bir kez oluşturulduğunda, ona istediğiniz zaman erişebilirsiniz. Slayt gösterinizi doğrudan bir DVD’ye bile kaydedebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. foton, ışık enerji birimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. foto ofset.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ışıktan korkma, Işık fobisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. filme alınan sahne oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ışığa hassas olan alıcı sinir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ışığa hassas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fotosfer, ışıkküre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fotostat, negatife lüzum kalmadan doğrudan doğruya fotoğraf çeken makina; böyle çekilen fotoğraf. photostat'ic s. fotostatik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyokim. karbon özümlemesi, fotosentez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. organizmanın ışığa karşı hareketi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. telle resim gönderme usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gökcisimlerinin fotoğrafını çekebilen teleskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. ışın ledavisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aldığı ışına göre elektrik akımı ileten transistor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ışık tesiriyle yön değiştiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. ışıkgöçüm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

PhotoTV HD yüksek çözünürlüklü dijital fotoğrafları, nefes kesici ayrıntılar ve renklerde görüntülemenizi sağlar. Birçok TV hareketli görüntüler için geliştirilmiştir ve dijital fotoğrafların gerçek rengini ve kontrastını görüntüleyemezler. PhotoTV HD ile, fotoğraflarınız otomatik renk, kontrast ve netlik optimizasyonları ile heyecan verici 1920 x 1080 HD kalitesinde görüntülenir. Fotoğrafların geleneksel filmlere olabildiğince yakın olmaları için, fotoğrafların ekranda nasıl görüntüleneceğini de kontrol edebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fotoğraftan yapılan klişe; böyle klişeden basılan resim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. klişe kullanarak tipo dizgisine uygun yapılan herhangi bir baskı işlemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ibare; deyim, tabir; müz. cümle; seri halinde dans figürü; f. uygun cümle veya kelimelerle ifade etmek; müz. bir parçayı cümlelemek. phrase book hazır cümle kitabı. phrasemongeri. süslü cümleler kullanan kimse. prepositional phrase edat ile ba

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ifade tarzına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cümle tertibi usulü, ifade tarzı, şive; terim veya deyim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deyim kurma tarzı; müz. cümleleyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., sosyol. aşiret, boy, uruk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yeraltı suyu ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. frenetic.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zihne ait; anat. diyaframa ait, frenik. phrenic muscle anat. diyafram kası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. beyin humması; menenjit; diyafram iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. frenoloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,tar. Frikya, Kütahya ve Afyonkarahisar yöresinin eski ismi. Phrygian s., i. Frikya'ya ait; i. Frikyalı; Frikya dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., tıb. verem; devamlı zayıflama; nefes darlığı, astım; s. veremli; astımlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. verem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. botaniğin deniz yosunlarını inceleyen dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Musevilikte Kitabı Mukaddes'ten kısa bir parça taşıyan deri kutu; muska, hamail, tılsım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. filuma ait; ırka özgü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. yaprak veya yapraksı şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. yaprak ayaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. yaprak dizilişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. flokseride familyasından üzüm kütüklerini tahrip eden pek küçük bir böcek, bir çeşit fidan biti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. bitki veya hayvan tipinin gelişim tarihi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ.- la) biyol. kol, filum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. physical, physician, physics.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fizikçi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ked,- king) tıp ilmi, hekimlik; dahilden verilen ilâç; mushil: f. dahili ilaç vermek; müshil içirmek; amel vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. maddi, maddeye ait; cismani, bedensel; fiziksel, fiziki, tabiat ilmine ait .physical education bedeneitimi. physical examination sıhhi muayene. physical geography fiziki coğrafya. physical sciences tabii ilimler. a physical impossibility fiziksel i

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. doktor, hekim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fizik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fizyonomi; dış görünüş. physiognom'ical s. simaya veya görünüşe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. doğayıtanımlama; fiziki coğrafya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fizyolojik, diriksel. physiologically z. fizyoloji kaidelerine göre, fizyolojik bakımdan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fizyoloji. physiologist i. fizyolog.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fizik tedavisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bünye, vücut, beden yapısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bitkilerin başlangıç ve gelişimi ile uğraşan ilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bitkileri tanımlama ve sınıflandırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (eski) botanik, bitkibilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bitki patolojisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. harf yerine resim kullanılan yazı, resimyazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. düzlem küre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. teksir makinası; nabız kaydeden cihaz, yalan ortaya çıkarmak amacıyla kullanılan aygıt; verimli yazar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. çok şekilli veya değişik safhalı organizma veya böyle bir organizmanın şekillerinden biri; kim. birkaç şekilde kristalleşebilen madde veya bu şekillerden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. değişik şekilleri olabilen veya değişik safhalardan geçen. polymorphism i. değişik şekilleri olma; değişik safhalardan geçme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., elek. çok fazlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çeşitli sesleri gösteren harf veya işaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok sesli, polifonik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. birbirine uygun muhtelif nağmelerin bir arada söylenmesi veya çalınması ile meydana getirilen ahenkli musiki parçası, polifoni; aynı harf veya işaretlerle birden fazla ses ifade etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pornografi. pornographic s. müstehcen, açık saçık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. somaki, porfir. porphyrit'ic s. somaki; min. billurlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Rafael öncesi sanat görüşünü izleyen ressam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kehanet; keramet; ilham; tahmin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kehanette bulunmak, keramet göstermek, önceden haber vermek, gaipten haber vermek; peygamberlik etmek, kehanette bulunmak; tahminde bulunmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. peygamber, nebi, resul; bilhassa Allah için söz söyleyen kimse, kâhin, kehanet sahibi. prophetess i. kadın peygamber, nebiye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kehanette bulunmayla ilgili; gelecek için isabetli (tahmin); peygambere veya kehanete ait; peygamberlik kabilinden; kehaneti olan. prophetically z. isabetli olarak; kehanetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., tıb. hastalıktan koruyan; i. koruyucu ilaç; prezervatif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. hastalıktan koruma veya korunma usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. ilkel bir yapısı veya karakteri olan. pro'tomorph i. en ilkel veya en basit biçim veya yapı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., jeol. parça halinde kaya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. sahte veya taklit yazı, özellikle Kitabı Mukaddes yazarları tarafından yazıldığı iddia olunan fakat doğruluğuna inanılmayan yazılar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aldatıcı veya düzgün olmayan şekil; min. başka bir cismin dış niteliklerini taşıyan maden. pseu- domor'phic, -mor'phous s. sahte veya düzgün olmayan şekle ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. akıl ile beden arasındaki ilişkileri inceleyen ilim, psikofizik. psychophysicist i. psikofizik uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. akkor halinde bir aletle tahta üzerine şekiller çizme sanatı. py'rograph i. bu suretle yapılan şekil veya tasvir. pyrograph'ic s. bu sanata ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., min. kristal veya katı cisimlerde bulunan yeşil, kahverengi veya sarı kurşun, piromorfit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ri) havayla temas edince kendiliğinden ateş alan bir madde veya terkip; ateş böceğinden daha parlak ışık veren Amerika'ya mahsus bir böcek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. ışınları camdan geçirme suretiyle yüksek sıcaklık derecelerini ölçen bir çeşit pirometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., min. pirofilit, taş kalem yapmak için kullanılan genellikle beyaz veya yeşil renkte alüminyum silikat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dört sesli (hoparlör sistemi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çift fazlı (cereyan), birbirinden 90 derece farklı (iki cereyan).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyografi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyotelefon, telsiz telefon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyotelefon, telsiz telefon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başka bir şekilde ifade etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz rezenesi, bot. Crithmum maritimum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Şap çıkarılan yer, şap ocağı. 2. Şapın hazırlandığı yer, şap fabrikası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) mankafa kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Midillili ünlü şair Safo'ya ait; i. bu tarzda yazılmış şiir. Sapphic vice sevicilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. gökyakut, safir, safir rengi, parlak mavi renk; s. gökyakuta benzer, parlak mavi renkte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gökyakuta benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. çürümüş organik maddelerle beslenen bitkisel organizma. saprophytic s. çürümüş organik maddelerle beslenen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Üzümü sıkıp şarap yapmaya mahsus yer, şarap fabrikası. 2. Şarap fıçılarının saklandığı yer, şarap mahzeni. 3. Büyük şarap fıçısı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -gi) lahit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sarper).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. saksofon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. perspektif kullanma sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sizofreni ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., psik. şizofreni. schizophrene i. sizofren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. bölünenler, bölüngenler. schizophytic s. bölünenlere ait, bölünenlerden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. sıracaotu familyasına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. - phi) eski Yunan'da kullanılan iki kulplu su bardağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sismograf, depremyazar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ay yüzeyinin tarif ve resimlendirilmesi, ay haritacılığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. semafor; f. semaforla konuşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (çoğ.) İspanyol Musevileri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. phim) en yüksek melekler sınıfından biri. seraphic(al) (s.) meleğe ait, melek gibi, çok güzel. seraph'ically (z.) melek gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (matb.) harfin altında veya üstünde bulunan ince çizgilerden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dokuma veya kâğıt ve derinin kuvvet ve esnekliğini öIçen aygıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) koyun çobanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) çoban; önder, kılavuz; (f.) çobanlık etmek, sürüyü gütmek. shep herd dog çoban köpeği. shepherdess (i.) kadın çoban.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çoban çantası, (bot.) Capsella bursapastoris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çoban tarağı, (bot.) Scandix pectenveneris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. sifon; zool. sifonluların içine su çektiği veya dışarıya su verdiği boru şeklinde organ: f. sifon ile su çekmek, sifondan geçirmek veya geçmek. siphonage i. sifonun işlemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. röntgen ışınları ile çekilen fotoğraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (argo) yarı baygın, şaşkın; sersem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. islavlardan korkan adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Cep telefonundan ötesi… Cep telefonunun sağladığı klasik özelliklere, bilgisayar dünyasının bir ürünü olan PDAerin özelliklerinin de eklenmesiyle tasarlanan gelişmiş mobil iletişim cihazlarıdır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sofizm, bilgicilik, safsata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sofist; k.h. safsatacı kimse, yalan sözlerle başkalarını ikna etmeye çalışan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sofist; İng. bazı üniversitelerde ikinci veya üçüncü sınıf öğrencisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sofistçe, safsata kabilinden; i. sofistlerin sanat veya yöntemleri. sophistically z. sofistçe davranışlarla. sophisticalness i. sofistlik taslama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. masumluğunu kaybettirmek; tecrübelendirmek; nad. hile ve safsata karıştırmak; aydınlaştırmak; hile ve safsata öğreterek ahlâkını bozmak. sophisticated s. bilgiç olan, kültürlü, görmüş geçirmiş; incelikli; bilmiş; karmaşık; ileri, teferruatlı (teçhi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. safsata, yanıltmaca; sofistlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Sofokles.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. lise ve üniversitede ikinci sınıf talebesi. sophomor'ic(al) s. ikinci sınıf talebesine ait; bilgiçlik taslayan; pişmemiş, toy; üslup ve davranışlarında aşırılığa kaçan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden İran hükümdarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. spektrograf; spektrografla alınan fotoğraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güneşin fotoğrafını çekmeye mahsus makina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. spektrofotometre. spectrophotometry i. renklerin bu aletle karşılaştırılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. humlu bitkiler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çürümek, kangrenleşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ, -na) bataklıkta yetişen ve ambalaj işinde kullanılan bir çeşit yosun, sfagnum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) kama şeklinde, çivi şeklinde; tıb. ense kemiğine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çivi yazısının harflerini teşkil eden çivi şeklindeki işaretlerden her biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kama şeklindeki; anat. ense kemiğine ait, sfenoid; i. ense kemiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. küresel; simetrik; ahenkli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. küre; gök, sema; dünya; saha, alan; sınıf, derece; f. küreler arasına koymak; küre şeklini vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. küre şeklindeki, küresel, kürevi; küreye ait; gökcisimlerine ait. spherically z. küre şeklinde

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

DSLR fotoğraf makinelerinde kullanılan odaklama ekranı teknolojisi. Daha kolay kompozisyon ve daha doğru odaklama için görüntü parlaklığını arttırır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küre şeklinde olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küresel geometri; havada elektriksel olaylar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., geom. küremsi cisim, yuvar. spheroidal s. küremsi, sferoidal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. sferometre, küresel düzeylerin kıvrıntılarını ölçmeye mahsus alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kürecik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, jeol. bazı kayalarda bulunan küre şeklindeki billursu cisim. spherulitic s. bu cisimle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büzgen kas, sfinkter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. isfenks, sfenks; anlaşılması güç ve konuşmayan kimse. sphinx moth bir çeşit pervane. the Sphinx Mısır'da Gizeh sehrinde bulunan büyük isfenks.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. damga veya mühürler bilgisi sphygmo önek, tıb nabız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nabızölçer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, biyol. nabız, nabız atması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. solunum hareketlerini kaydeden alet, nefes resmi çizicisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili., bak. staphylococcus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iltihap hâsıl eden bir çeşit mikrop, stafilokok basili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. stenografi; f. steno ile yazmak. stenograph'ic(al) s. stenografiye ait. stenographically z. steno.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. stenograf, steno ile yazan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. stenografi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. dar yapraklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. stereografi. stereographic(al) s. stereografik stereographically z. stereografik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki ayrı sesli, stereofonik .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yerkabuğu katmanlarının düzeni; yerbilimin katmanları inceleyen kolu, stratigraf. stratigraphical s. stratigrafik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. stratosfer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ters görünme (aynada olduğu gibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Yunan'da koro üyelerinin sağdan sola doğru hareket ederken okudukları şiir parçası; şiir kıtası, bent; beyit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dolmakalem, stilo. stylograph'ic s. sivri uçlu aletle yazılmış. stylog'raphy i. sivri uçlu aletle yazı yazma usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. stratosfer altı atmosfer tabakası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek), kim. kükürt, kükürtlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kükürt, kıs. S ;lahana kelebeğine benzer sarı bir kelebek. flowers of sulfur kükürtçiçeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. sulfa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. sülfür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süper fosfat gübre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Doğu Anadolu’da Van gölünün kuzey kıyısındaki sönmüş volkan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ŞÜBHE) (i. A.) (c. şübühât). 1. iki veya daha fazla şey arasında hangisi olduğunu kestirememe: Bu meselede şüphem vardır. 2. Bir şeyin olup olmadığı hakkında tereddüt: Şüphe hasıl oldu. Şüphe götürmek = Şüpheye yer olmak: Bu iş, bu söz şüphe götürmez, bu işin şüphe götürür yeri yoktur. Şüphe yok, Ne şüphe? = Şüphe mi var? Tasdik tâbirleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doubt. fears. suspicion. uncertainty. if. dubiousness. disbelief. discredit. haze. impeachment. incertitude. misdoubt. mistrust. query. question. surmise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discredit. query. question. reservation. suspicion. doubt. suspicion kuşku.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doubt. suspicion. uncertainty. discredit. distrust. hesitation. humph. incertitude. misgiving. qualm. quandary. query. question. reservation. scepticism skepticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to doubt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suspicious. sceptical. skeptical. distrustful. dubious. from missouri. mistrustful. unbelieving. sceptic. skeptic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sceptical. suspicious. sceptical septik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skeptic. full of doubts. suspicious. skeptical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Müsbet veya menfi, hiçbir kat’İ hükme ulaşmayan, şüphe içinde kalmayı gerekli bulan doktrin, septisizm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negativism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scepticism. scepticism kuşkuculuk. septisizm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skepticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Şüpheye düşürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şüpheye düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be doubtful of. suspect. be in doubt about. impeach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

question. suspect. to have a suspicion/doubt. to doubt. to suspect. to question.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to suspect. to get suspicious about. to doubt. to be in doubt about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Şüphe taşıyan. 2. Hâli emniyet vermeyen: Şüpheli adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doubtful. suspect. uncertain. suspicious. sceptical. fishy. creaky. shadowy. shady. chancy. contestable. debatable. dicey. discredited. disputable. dodgy. dubious. dubitative. equivocal. funny. funny peculiar. hazardous. indecisive. indefinable. murk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambiguous. debatable. doubtful. equivocal. fishy. loose. precarious. problematic. questionable. suspect. suspicious. uncertain. dubious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doubtful. questionable. suspicious. uncertain. suspicious looking. open to doubt. dubious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şüphesi olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certain. definite. undoubted. unquestioned. sure. sure as death. decided. indubitable. undisputed. beyond doubt. doubtless. without doubt. certainly. sure. of course. no doubt. without doubt. clearly. decidedly. easily. without fail. by all means.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clearly. decisive. doubtless. easily. positive. secure. sure. undoubted. certain. of course. no doubt. without doubt. surely. certainly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beyond doubt. certain. rare. without a doubt. certainly. decided. doubtless. naturally. positive. secure. sure. surely. undoubted. unquestioned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şüphe olmama hâli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dalkavuk, parazit, tufeyli, slang. otlakçı. sycophancy i. dalkavukluk, parazitlik, tufeylilik. sycophan'tic(al) s. dalkavukluk kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. havada yaşadığı farz olunan peri: ince ve zarif kadın. sylphid i. küçük hava perisi. sylphlike s. hava perisine benzer; zarif, ince.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., müz. senfoniye ait, senfonik, senfoni tarzındaki; ses uyumuna ait; aynı sesi veren symphonic poem müz. senfonik şiir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. senfoni; senfoni orkestrası; seslerin uyumu; renk uyumu. sympho'nious s. uyumlu, ahenkli. symphonize f. ahenkli olmak, uygun gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. ses) biyol. bitişme, kaynaşma, irtifak (kemik); sabit mafsal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yivli tahtaları kenar kenara bindirip düz bir yüzey meydana getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. frengi, sifilis. syphilit'ic s. frengili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. siphon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Yunan ve Roma stenografisi; steno tachygraph'ic s. steno ile ilgili. tachygrapher i. stenograf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. telgraf makinası; telgraf sistemi, telgraf; f. telgraf çekmek . telegraph board at yarışı meydanımda yüksek bir yere konulup at ve binicilerin isimlerini gösteren levha. telegraph cable telgraf kablosu. telegraph key telgraf anahtarı, telgrafla

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .telgrafçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. telgrafla ilgili veya telgraf makinalarına ait; çok kısa .telegraphically z .telgrafla .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. telgraf sistemi veya kullanma usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. telefon; f. telefon etmek, telefonla konuşmak. telephone central, telephone exchange telefon merkezi, santral on the telephone telefonda, telefonla .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uzağa ses götüren: telefona ait. telephonically z. telefon ile .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sesi uzağa nakletme ilmi, telefon kurma veya işletme bilgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., telephoto. lens dürbün gibi fotoğrafı büyüten mercek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uzak mesafeden çekilen fotoğraf. telephotograph'ic s bu usule ait .telephotog'raphy i .telefotografi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. teleferik. telpherage i. teleferikle eşya nakletme sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tebhir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (jeol.) bir çeşit gri volkanik kaya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (çoğ.) eski Musevilerde falcılıkta kullanılan ev mabutları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (bot.) tallıbitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Allahın veya bir ilâhın tecellisi veya görünmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) teosofi, bireyle Allah veya melekler arasında doğrudan bağlantı kurmayı amaçlayan dini sistem; Budist ve Brahman sistemine benzer yeni bir din ve felsefe sistemi. theosophist (i.) bu felsefe taraftarı. theosoph'ical (s.) bu felsefeye dayanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ısıküre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., elek. trifaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. E vitamini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vücudun röntgen ışınlarıyle çekilmiş belli bir kesitinin resmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i,). 1. Tanzimat ordusunda topçu sınıfını içine alan müstakil teşkilât. Tophâne-i Amire Müşiri = Tanzimat’tan sonra bu dairenin başı olan mareşal ki, hükümet üyesi sayılırdı. 2. Devlete ait top fabrikası. 3. İstanbul’da vaktiyle tophanenin bulunduğu semt: Tophane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cannon foundry. artillery school. arsenal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (eskiden) Tophâneye yani askerin topçu sınıfına mensup (subay vs.).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. havaleli, üst taraf çok yüklü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kudüs şehri yakınlarındaki Hinnom deresinde eskiden çocukların kurban edildiği bir yer; cehennem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ tophi) tıb. gut hastalığında mafsallarda kireç toplanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Doğada büyük boyutlu topografik değişiklikler yaparak yapıtlar oluşturmaya yönelen sanat dalı. Topografik sanatçılar, genellikle inşaat makineleri kullanarak yapay yeryüzü şekilleri yaratmaya çalışırlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. topografyaya ait, topografik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. topografya. topographer i. topografya uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., tıb. yuvarlak cerrah testeresi; f. bu testere ile delmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yunan mimarisinde Dorik frizlerde fasıla ile sıralanan düşey üç yivli taş levha, triglif. triglyph'ic(al) s. böyle levhaya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek ses çıkaran üç harf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. aynı türde üç şeklin bulunması. trimorphic, trimorphous s. üç şekilli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., elek üç fazlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir hecede birleşmiş üç ünlü. triphthon'gal s. bir ses çıkaran birleşik üç ünlü kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. zafer alayı; zafer, başarı, muvaffakiyet, galebe; zafer sevinci; f. zafer kazanmak muzaffer olmak, galip gelmek, yenmek; iftihar etmek, övünmek; zafer merasimi yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zafere ait, zafer kabilinden. triumphal arch zafer takı. triumphal column zafer abidesi, zafer sütunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. muzaffer, galip; iftihar eden; zaterli; övünen. triumphantly z. muzafferane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. besinsel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) beslenmeye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hatıra, andaç, yadigâr, bergüzar; kupa; ganimet; mim. bir silâh takımını gösteren bina süsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. troposfer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., elek. çift fazlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. körbağırsak iltihabı. typhlitic s. bu iltihapla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) körlük; anat. körbağırsak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. tifo; s. tifoya benzeyen. typhoid bacillus tifo mikrobu. typhoid fever tifo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şiddetli kasırga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. tifüs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. basılacak bir şeyin tanzimi; basılmış bir şeyin umumi görünüşü; matbaacılık, basma sanatı, tipografya. typographer i. matbaacı; matbaa işlerini tanzim ve tertip eden kimse. typograph'ic(al) s. matbaacılığa ait. typographical error tipo, baskı hat

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. okunamayan, çözülemeyen, şifre edilemeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hile bilmez, tecrübesiz, sade, saf, masum; halis, hakiki, katıksız. unsophistica'tion i. saflık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yerinden ayırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zorla yukan kaldırmak. upheaval i. yukarı kaldırma; karışıklık, ayaklanma; jeol. yeryüzü kabuğunun kabarması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s. yokuş yukarı; s. yukarıya giden; güç, çetin, muşkul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (held) yukarı kaldırmak; tutmak, tarafını tutmak, desteklemek; onaylamak, tasdik etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. döşemek; donatmak. upholsterer i. döşemeci. upholstery i. döşemecilik; döşemelik eşya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. ip germe tokası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gökcisimlerini tarif ilmi; gök haritası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrikle işleyen kapacıklar yoluyle titreşimli ses çıkaran bir çeşit ksilofon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. biyokim. bitkilerde bulunan sarı renk maddesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yabancı düşmanlığı veya korkusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrostatik usulle kopye etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. kurak yerlerde yaşayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -na) anat. göğüs kemiğinin arka kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kılıç şeklindeki, hançersi; i. göğüs kemiğinin arka kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tahta resim kalıbı. xylography i. tahta kalıptan resim basma sanatı, tahta üzerinde kalıpla renkli resim yapma sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tahtayı kemiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. ksilefon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özellik, video kaydetmeye devam ederken Memory Stick™ üzerine 640 x 480 piksel çözünürlükte fotoğraf kaydetmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. batıdan esen hafif ve ılık rüzgar, meltem; zefir (kumaş).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Yu. mit. batı rüzgarı tanrısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tanıtımsal zooloji, zoografi.zoographer i. zoografi alimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir insan veya ilahın hayvan biçiminde gösterilmesi; sanatta hayvanların resmedilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,zool. bitkimsi hayvan. zoophytic s.bitkimsi hayvan gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. bir birine benzer yarımlara bölünebilir.zygomorphism i. birbirine benzer yarımlara bölünebilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by