Pik ne demek? | Pik anlamı nedir? | Pik

Pik anlamı nedir?

Pik ne demek?

Pik anlamı nedir?

Pik | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: pik

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Gizin üzerine açılan üçgen yelken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). Dökme demir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iskambilde maça da denen şekil.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. pig

dökme demir

İçinde % 2’den % 6’ya kadar karbon bulunan bir demir karbon alaşımı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

İng. peak

ekon. değer bakımından yükselme

İktisadi çevrimdeki genişlemenin en üst noktaya ulaşması, genişlemeden tekrar daralmaya geçişi gösteren dönüş noktası.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast iron font. cast iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast iron. gaff topsail. pig spade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peak , spade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

1280 x 960 piksel görüntü çözünürlüğü sunan, Internet, e-posta ile gönderme ve hızlı baskı için uygun bir dijital fotoğraf CCD biçimidir. Efektif piksel sayısı, son görüntüyü oluşturan piksellerin sayısıdır. Fotoğraf makinesinin piksel sayısı ne kadar çoksa, fotoğraf, görüntü kalitesinde kayıp yaşanmadan o derece çok büyütülebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

1600 x 1200 piksel görüntü çözünürlüğü sunan, yüksek kaliteli baskı ya da ayrıntılı görüntü gerektiren Internet uygulamaları için uygun bir dijital fotoğraf CCD biçimidir. Efektif piksel sayısı, son görüntüyü oluşturan piksellerin sayısıdır. Fotoğraf makinesinin piksel sayısı ne kadar çoksa, fotoğraf, görüntü kalitesinde kayıp yaşanmadan o derece çok büyütülebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

2048 x 1536 piksel görüntü çözünürlüğü sunan, hassas ayrıntılı görüntüler gerektiren profesyonel kalitede uygulamalar için uygun bir dijital fotoğraf CCD biçimidir. Efektif piksel sayısı, son görüntüyü oluşturan piksellerin sayısıdır. Fotoğraf makinesinin piksel sayısı ne kadar çoksa, fotoğraf, görüntü kalitesinde kayıp yaşanmadan o derece çok büyütülebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

640 x 480 piksel görüntü çözünürlüğü sunan bir dijital fotoğraf CCD biçimidir. Dosya boyutunun küçük olması, Internet, e-posta ve hızlı baskı için çok hızlı resim transferi olanağı sağlar. Efektif piksel sayısı, son görüntüyü oluşturan piksellerin sayısıdır. Fotoğraf makinesinin piksel sayısı ne kadar çoksa, fotoğraf, görüntü kalitesinde kayıp yaşanmadan o derece çok büyütülebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

2240 x 1680 piksel görüntü çözünürlüğü sunan, müthiş hassas ayrıntılı görüntüler gerektiren çok profesyonel kalitede uygulamalar için uygun bir dijital fotoğraf CCD biçimidir. Efektif piksel sayısı, son görüntüyü oluşturan piksellerin sayısıdır. Fotoğraf makinesinin piksel sayısı ne kadar çoksa, fotoğraf, görüntü kalitesinde kayıp yaşanmadan o derece çok büyütülebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

2560 x 1920 piksel görüntü çözünürlüğü sunan, profesyonel kalitede uygulamalar için uygun bir dijital fotoğraf CCD biçimidir. Efektif piksel sayısı, son görüntüyü oluşturan piksellerin sayısıdır. Fotoğraf makinesinin piksel sayısı ne kadar çoksa, fotoğraf, görüntü kalitesinde kayıp yaşanmadan o derece çok büyütülebilir. 5,0 megapiksel görüntü, büyük biçim ve poster baskılarında bile en ince görüntü ayrıntılarının gösterilmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Alotropiden ileri gelen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Geminin zinciri toplayıp demir kaldırmak üzere hazır bulunması, (mec.) Hazır, tetikte. Fars. cüst-ü çâlâk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. İ.). 1. Geminin zincirini toplayıp demirini kaldırmaya hazır bulunması. 2. Hazır, tetik, derli toplu: Apiko bir delikanlı. Apiko giyinmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. coğrafya). Tropikanın yanında olan: Astropikal iklim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eğrilip bükülmüş, bir tarafa yatık, doğru olmayan. Eğri büğrü: Çarpık direk, odun. 2. Bir tarafa yatık, muntazam olmayan: Çarpık duvar, çarpık arsa. 3. Çarpılmış, felce uğramış veya cin tutmuş: Çarpık adam. 4. Ters, uğursuz: Çarpık ayak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warped. wry. crooked. bent. awry. skew. bandy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crooked. wry. bent. deviating. inclined. distorted. oblique. indirect. off center. deformed. out of line. skew. contorted. trapezium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slanting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distortion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warp. crookedness. deformity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skewness. skew. distortation. crookedness. deformity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. endoscopic

iç görümlü

Endoskopi ile ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kahramanlık ifadesi taşıyan sanat eseri, şiir veya musiki parçası.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. épique

ed. destansı

Destan niteliğinde olan, destana benzer.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epic. epical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. épicrise

tıp hikâye

1. Hastanın rahatsızlığı ile ilgili geçmişi. 2. Hastalığın teşhis ve tedavisiyle ilgili her türlü bilgi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. T. felsefe). Filozof Epikür tarafından kurulan ve talebeleri tarafından geliştirilen doktrin.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) manivela .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rusça). Rus parası. Rublenin yüzde biri değerindedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kopeck. kopek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kapı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yarı kapalı göz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kırpılmış, kesilmiş: Kırpık koyun; kırpık saçlı; kırpık sakal («kirpik» kelimesinin aslı «kırpık» ise, «kıpmak» fiilinin de aslı ve doğrusu «kırpmak» olmak lâzımdır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gözkapaklarının kenarlarındaki sıra kılların hepsi veya her biri, Fars. müje, müjgân: Uzun kirpikleri var, her kirpiğinden bir damla yaş damlıyordu. 2. Hayvan ve bitkilerin bazı kısa uzantıları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit Seylan taşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clipped. shorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyelash. lash. cilium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyelash. winker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ciliate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Hareket organları yerinde kirpik gibi uzantıları olanlar takımı. Kirpikliler tek hücreli hayvanlardandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Kirpiğe benzer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir çeşit engelli binicilik müsabakası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kavela.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Megapiksel sayısı, fotoğraf makinesi sensörünün çözünürlüğünü ifade eder. Yüksek megapiksel sayısı, fotoğraflarınızı büyütülmüş boyutlarda basarken veya ekranda izlerken bile mükemmel görünen net, ayrıntılı görüntüler sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital fotoğraflar piksel (resim öğesi) adı verilen renkli ışık noktalarından oluşur. Bir fotoğrafın oluşması için milyonlarca piksel (mega piksel) gereklidir. Bir fotoğraf makinesindeki piksel sayısı arttıkça fotoğrafların yumuşaklık ve netliği de artar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

olympic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

olympic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ıslıklı tavşan, zool. Ochotonus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). 1. Elektrikle işleyen gramofon. Otomatik pikap = Plakları kendi kendine değiştiren, diyaframı kendi kendine hareket eden pikap cinsi. 2. Hafif kamyonet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pick-up. pickup. pickup truck. station wagon. cartridge. record player.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turntable. record player. pick-up. small van. small truck. phonograph. pickup truck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

record player. grammophone. delivery car. delivery cart. gramophone. gramophone pickup. photograph pick up. record changer. pickup truck. delivery van.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cenk, savaş, harp.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Uçağın, bomba atmak, makineli tüfek ateşi açmak için yüksekten hedef üzerine dik olarak saldırması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. pique). Kabarma benekli ve kalınca bez, hafif yatak örtüsü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nosedive. dive. diving. pique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nosedive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A foot soldier's weapon, consisting of a long wooden shaft or staff, with a pointed steel head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is now superseded by the bayonet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A pointed head or spike; esp., one in the center of a shield or target.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A hayfork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A pick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A pointed or peaked hill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large haycock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A turnpike; a toll bar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large fresh-water fish , found in Europe and America, highly valued as a food fish; called also pickerel, gedd, luce, and jack. any of several elongate long-snouted freshwater game and food fishes widely distributed in cooler parts of the northern hemis

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dive. dimity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a broad highway designed for high-speed traffic. highly valued northern freshwater fish with lean flesh. a sharp point. medieval weapon consisting of a spearhead attached to a long pole or pikestaff; superseded by the bayonet. any of several elongate long

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A position in which the body is bent at the hips, with knees straight and toes pointed. a jump, while in the air keep both feet together, and put feet straight out in front of you, make sure your legs are straight The goal is for your extended legs to be

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A long spear used as weapon mainly by the infantry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A long wooden shaft with a pointed iron head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Touching the toes when the legs are straight and together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A weapon formed of a long wooden shaft with a steel point used by foot soldiers during the medieval period.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Freshwater fish Appeared in northern regions soon after the last ice age ended.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Large, aggressive coldwater game fish found in lakes and rivers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. turnabalığı, zool. Esox lucius.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kargı, mızrak; kazma; sivri uç; ana yol, asfalt; paralı ana yol; f. kargı ile delmek veya öldürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dive. to make a dive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kargılı asker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D.,( argo) ihtiyatla oynayan kumarbaz; herhangi bir işte ucuza kaçan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tahta kargı sapı; ucu demirli baston. plain as a pikestaff apaçık, meydanda, aşikâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir çeşit iskambil oyunu, pikoio.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piquet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picnic. basket lunch. basket dinner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picnic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picknick. picnic. cookout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picnic area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picknicker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piccolo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Pikrik asit = Boyacılıkta, patlayıcı maddeler yapımında ve hekimlikte kullanılan bir madde.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Oynatma sırasında diskin motoru CD’yle birlikte hareket eder; lazer sabittir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Sapmış, tabiî yoldan ayrılmış: Cinsî sapık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perverted. perverse. aberrant. dotty. unnatural. wacky. pervert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perverse. psycho. sodomite. unnatural. perverted. pervert. crazy. lunatic. deviant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perverted. sexually perverted. pervert. deviant. perverse. wacky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become perverted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perversion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perversion. perverseness. perversity. deviance. paedophilia pedophilia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ekser, enser, büyük çivi; uzun ve ucu sivri şey; kabara; ince ve yüksek topuk; yavru geyiğin boynuzu; uskumru yavrusu; f. enserle tutturmak; k.dili. (içeceğe) içki katmak; ask. topu körletmek için falya deliğine çivi vurmak; çivi ile delmek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başak; bot. başakçık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. başakçık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sümbül yağı; Hint sümbülü, bot. Nardostachys jatamansi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). 1. Konuşmacı. 2. Radyoda programları takdim eden, haber bültenlerini okuyan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

announcer. presenter. speaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

announcer. commentator. announcer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

announcer. speaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stereoscopic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Saygı, hürmet. 2.İkram, hizmet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typical. characteristic. characteristical. modal. normal. ordinary. representative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

characteristic. classic. representative. typical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typical. modal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Yer küresinin ekvatora paralel ve biri güneyde (Oğlak Dönencesi) diğeri kuzeyde (Yengeç Dönencesi) bulunan iki dairesinden herblri, medâr (bu mânâda kullanılan «tropika» sözü uydurmadır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tropic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tropik.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. tropica

1. coğ. ve gök b. dönence, 2. coğ. tropikal kuşak

1. Yerküre üzerinde, güneş ışınlarının yılda iki kez dik açı ile geldiği, sıcak kuşağın kuzey ve güney sınırlarını oluşturan ve Ekvator’un 23° 27’ kuzey ve güneyinden geçtiği varsayılan iki çemberden her biri. 2. İki tropika arasında bulunan sıcak kuşak.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Tropik ile alâkalı, tropik mıntakasından olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tropical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tropical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tropical climate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geçiş parası alınan yol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. utopique

hayalî

Hayal niteliğinde veya hayal ürünü olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

utopian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

utopian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yayvan, yayılıp açılmış: Yalpık su.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Atı yağmurdan korumak için örtülen büyük belleme. 2. Vaktiyle yeniçerilerin giydiği kaput.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Soluğan hastalığının pek şiddetlisi, nefes darlığı.

Türkçe Sözlük by