Pike Yapmak ne demek? | Pike Yapmak anlamı nedir? | Pike Yapmak

Pike Yapmak anlamı nedir?

Pike Yapmak ne demek?

Pike Yapmak anlamı nedir?

Pike Yapmak | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: pike

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dive. to make a dive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) manivela .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kavela.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Uçağın, bomba atmak, makineli tüfek ateşi açmak için yüksekten hedef üzerine dik olarak saldırması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. pique). Kabarma benekli ve kalınca bez, hafif yatak örtüsü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nosedive. dive. diving. pique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nosedive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A foot soldier's weapon, consisting of a long wooden shaft or staff, with a pointed steel head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is now superseded by the bayonet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A pointed head or spike; esp., one in the center of a shield or target.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A hayfork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A pick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A pointed or peaked hill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large haycock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A turnpike; a toll bar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large fresh-water fish , found in Europe and America, highly valued as a food fish; called also pickerel, gedd, luce, and jack. any of several elongate long-snouted freshwater game and food fishes widely distributed in cooler parts of the northern hemis

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dive. dimity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a broad highway designed for high-speed traffic. highly valued northern freshwater fish with lean flesh. a sharp point. medieval weapon consisting of a spearhead attached to a long pole or pikestaff; superseded by the bayonet. any of several elongate long

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A position in which the body is bent at the hips, with knees straight and toes pointed. a jump, while in the air keep both feet together, and put feet straight out in front of you, make sure your legs are straight The goal is for your extended legs to be

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A long spear used as weapon mainly by the infantry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A long wooden shaft with a pointed iron head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Touching the toes when the legs are straight and together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A weapon formed of a long wooden shaft with a steel point used by foot soldiers during the medieval period.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Freshwater fish Appeared in northern regions soon after the last ice age ended.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Large, aggressive coldwater game fish found in lakes and rivers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. turnabalığı, zool. Esox lucius.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kargı, mızrak; kazma; sivri uç; ana yol, asfalt; paralı ana yol; f. kargı ile delmek veya öldürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kargılı asker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D.,( argo) ihtiyatla oynayan kumarbaz; herhangi bir işte ucuza kaçan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tahta kargı sapı; ucu demirli baston. plain as a pikestaff apaçık, meydanda, aşikâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir çeşit iskambil oyunu, pikoio.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piquet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ekser, enser, büyük çivi; uzun ve ucu sivri şey; kabara; ince ve yüksek topuk; yavru geyiğin boynuzu; uskumru yavrusu; f. enserle tutturmak; k.dili. (içeceğe) içki katmak; ask. topu körletmek için falya deliğine çivi vurmak; çivi ile delmek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başak; bot. başakçık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. başakçık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sümbül yağı; Hint sümbülü, bot. Nardostachys jatamansi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). 1. Konuşmacı. 2. Radyoda programları takdim eden, haber bültenlerini okuyan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

announcer. presenter. speaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

announcer. commentator. announcer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

announcer. speaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geçiş parası alınan yol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by