Pil-paye ne demek? | Pil-paye anlamı nedir? | Pil-paye

Pil-paye anlamı nedir?

Pil-paye ne demek?

Pil-paye anlamı nedir?

Pil-paye | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: pil paye

Türkçe Sözlük

(i.). Filayağı. Büyük camilerde kubbeyi tutan örme sütun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulgur pilaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Iifleri olan, saç gibi; kılcal damarlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fiz). kapilarite.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). kılcal damar; çok ince boru; (s). kılcal damarlara ait; doku itibariyle saça benzeyen. capillary attraction kapiler çekme. capillary repulsion kapiler itme. capillary vessel (anat). kılcal damar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Bir çarpma işleminde tekrarlanan sayı: 8X4 = 32. 8 sayısı çarpılandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiplicand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiplicand. multiplicand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çarpılmak işi ve tarzı: Bir çarpılış çarpıldı ki...

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çarpılmak işi. (bk.) Çarpılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collision. being hit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. Eğrilip bükülmek: Bu direk çarpıldı. 2. Yüzünü buruşturup münfail olmak, değişmek: Bu sözü işitince çarpıldı. 3. Cin tutmak, cin şerrine uğramak: Gece ağaçların altında dolaşma, çarpılırsın. 4. İnmede olduğu gibi bedenin bir kısmı eğrilmek, yerinden oynamak, tutmaz olmak: Ağzı, eli, ayağı çarpılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be multiplied. to be robbed. to become paralyzed. to become crooked/warped. to warp. to be offended.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be hit. to be robbed. to become paralized. to be offended.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tırtıl, kurt; çelik zincirle işleyen traktör; (bh). bu traktörlerin bir markası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Gözleri çapaklı: Çıpıl adam. (bk.) Çipll.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gözleri ağrılı ve kirpikleri dökülmüş kimse. 2. Çepel. (bk.) Çıpıl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çıplak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir miktar kesilmek, köşe ve kenarları alınmak. 2. Suya batırıp çıkarmak. 3. (kuşun kanadı) Kesilmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). derleme; derleme eser, çeşitli kaynaklardan toplanan bilgi veya yazılarla meydana getirilen eser; liste.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). toplayıp liste haline getirmek; çeşitli kaynaklardan bilgi toplayıp sıraya koymak; bu şekilde eser telif etmek, derlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ikinci pilot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tüylerini veya kıllarını almak; tüylerini veya kıllarını yok etmek. depilatory (s)., (i).kıl döken (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Süleymaniye Camii’nin sağdaki küçük minaresi Cevahirli Minare olarak bilinir. Cevahir mücevher anlamına gelir. Bu muazzam caminin küçük minaresinin yapıtaşları arasında elmas madeni de vardır. Elmasların kullanılma nedeni İran İahı’nın, Kanuni Sultan Süleyman’a bir çekmece dolusu elmas yollayarak yaptığı jesttir. Elmaslar caminin yapımı sırasında para biterse kullanılması için gönderilmişti. Ancak Sultan Süleyman elmasların parasını karşılayacaklarını belirtti ve minarenin yapımında kullanılmalarını emretti.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrolysis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

removal of unwanted hair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. épilepsie

tıp sara

Zaman zaman kendini kaybederek olduğu yere düşme, vücutta şiddetli çırpınmalar ve ağız köpürmesi ile ortaya çıkan bir sinir hastalığı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epilepsy. falling sickness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epilepsy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) sara, tutarak, tutarık, yilbik, peri hastalığı. epileptic (i.) saralı kimse; (s.) saraya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. épilogue

ed. son söz

Bazı edebî eserlerde yer alan son söz niteliğindeki bölüm.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epilogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epilogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a short speech addressed directly to the audience by an actor at the end of a play. a short passage added at the end of a literary work; 'the epilogue told what eventually happened to the main characters'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epilog , epilogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sonsöz, hatime, son; nutkun son kısmı; tiyatro oyun sonuna ilâveedilen kısa söylev veya şiir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homemade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Güneş ışığına maruz kaldığında kararan gözlük camları ilk olarak 1960’ların sonlarında geliştirildi, yaygın olarak kullanılmaya başlanılması ise 1990’lı yıllarda oldu.

Bu tip gözlük camları fotokromik veya fotokromatik adı verilen ve yüzde 0,01 ile 0,1 arasında gümüş kristalleri ihtiva eden özel camlardan yapılırlar. Kristaller normalde şeffaf olup son derecede küçüktürler ve gözlük camına bakıldığında fark edilmezler. Gözlük camlarına bol miktarda ultraviyole ışın ihtiva eden güneş ışığı geldiği zaman kristallerdeki gümüş iyonları etkilenerek gümüş atomlarına dönüşür ve camın içinde küçük gümüş parçacıklar oluşturmaya başlarlar. Bu siyah-beyaz fotoğrafçılıktaki partiküllerin oluşumuna benzer ve tamamen kimyasal bir reaksiyondur.

Bu gümüş parçacıkları sivri uçlu ve o kadar düzensiz şekillerdedirler ki gelen ışığı olduğu gibi absorbe ederler, hiçbir rengi yansıtmazlar ve dolayısıyla kararırlar.

Gözlük tekrar loş bir ortama götürüldüğünde, gümüş atomları tekrar birleşerek gümüş kristalleri haline dönüşürler ve gözlük camının rengi normale döner. Her iki yöndeki kimyasal reaksiyonlar da çok hızlı cereyan ederler. Eğer fotokromatik camlar tekrar eski haline dönmezlerse fırında kısa süre ile (çerçeveyi eritmeyecek kadar) ısıtılmaları önerilir.

Başlarda gözlük camının tümü fotokromatik olarak yapılıyordu. Tabii kararma olayı da camın kalın olduğu kısımlarda daha koyu, ince kısımlarda daha açık oluyordu. Sonraları merceklerin üzerleri milimetrenin binde beşi kalınlığında kaplanmaya başlandı.

Günümüzde ise merceğin milimetrenin binde 150’si kalınlığındaki kısmı bir banyoya daldırılarak fotokromatik tabaka kimyasal reaksiyon yolu ile merceğin bünyesine işleniyor.

Fotokromatik camlar gördüğümüz ışığa değil ultraviyole ışınlarına hassastırlar ve reaksiyona girerler. Dolayısıyla ultraviyole ışınlarını geçirmeyen camların arkasında, arabaların içinde, ortam çok ışıklı da olsa kararmazlar.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(hav.) otomatik pilot, topaçlı pilot düzeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) mutlulukla, sevinçle; iyi bir tesadüf olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir pâye ve rütbede bulunanların beheri, akran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çok yüksek dereceli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

svelte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kleopatra, Konfüçyüs, Einstein, Edison, Ts’ai Lun. Bütün bu kişilerin içinde insanlık tarihinin gelişimine en büyük faydası olan kimdir dersek, herhalde Ts’ai Lun demezsiniz. Ama O’dur. Ts’ai Lun günümüzden yaklaşık 2000 yıl önce Çin’de yaşayan bir memurdu ve MS 105 yılında bugünkü kullanılan hali ile kağıdı icat etti. Dutağacı kabuğu, kenevir ve kumaş paçavralarını suyla karıştırarak ezdi, lapa haline getirdi, presleyerek suyunu çıkardı ve bu ince tabakayı kuruması için güneşin altında ipe astı.

Aslında insanlar MÖ 3500 yıllarında bile üzerine yazı yazabilecek çeşitli şeyler kullanıyorlardı. Kağıdın icadı sonraki devirlerde Çinlileri dünyanın en gelişmiş kültürünün sahibi yaptı. Şaşırtıcıdır ki, Orta Asya’ya 751, Bağdat’a ise 793 yılında ulaşan Ts’ai Lun’un kağıt yapma metodu, Avrupa’ya 1000 yılda gelemedi. Avrupa’da ilk kağıt ancak 1151 yılında İspanya’da yapılabildi.

Özellikle matbaanın icadı ile birlikte kağıda olan ihtiyaç gittikçe büyüdü. Yeterli hammadde bulmakta zorlanıldı. Ayrıca bu şekilde kağıt imalatı çok zaman alıyordu ve dünyanın bir çözüme ihtiyacı vardı.

Kesin tarih bilinmiyor ama yaklaşık 18. yüzyılın başlarında Fransız bilimci Rene-Antonie Ferchault de Reaumur ormanda ağaçların arasında yürürken bir yaban arısı kovanı gördü. Yaban arıları evlerinde olmadığından durup kovanı incelemeye başladı. Birden kovanın kağıttan yapılmış olduğunu gördü. Peki onlar paçavra kullanmadan kovanı nasıl yapıyorlardı? Sadece paçavra değil, kimyasallar, ateş ve karıştırma tanklarını da kullanmıyorlardı. Arılar insanların bilmediği neyi biliyorlardı ?

Aslında her şey çok basitti. Kısa bir gözlem sonucunda gördü ki, yaban arıları ince dalları veya çürümüş kütükleri kemirir gibi ağızlarına alıyorlar, burada mide sıvıları ve salyaları ile karıştırıyorlar ve kovanlarını yapmada kullanıyorlardı. Reaumur arıların sindirim sistemini de inceleyerek buluşunu 1719 yılında Fransız Kraliyet Akademisi’ne sundu.

İlk kağıt makinesi 1798 yılında yapıldı. Ancak bu geniş bir kayışın dönerek fıçıdaki lapayı aldığı ve ince kağıt haline getirdiği, her dönüşte tek bir kağıt yapabilen basit bir makine idi. Silindirli makine çok geçmeden 1809 yılında John Dickinson tarafından icat edildi.

Günümüzde kağıt üretimi yüksek teknoloji ile ve tam otomatik olarak yapılabilmektedir ama işlemin aslı esas olarak değişmemiştir. Kağıtların arasındaki kalite farkını kullanılan lifin türü, lapanın hazırlanışı, içine katılan malzemeler, kimyasal veya mekanik metotlar belirler. Her ne kadar liflerin elde edilmesinde ağaçlar ana kaynak ise de özellik taşıyan kağıtların yapılmasında günümüzde sentetik lifler de kullanılmaktadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Kleopatra, Konfiçyüs, Einstein, Edison, Ts’ai Lun. Bütün bu kişilerin içinde insanlık tarihinin gelişimine en büyük faydası olan kimdir dersek, herhalde Ts’ai Lun demezsiniz. Ama O’dur. Ts’ai Lun günümüzden yaklaşık 2000 yıl önce Çin’de yaşayan bir memurdu ve MS 105 yılında bugünkü kullanılan hali ile kağıdı icat etti. Dutağacı kabuğu, kenevir ve kumaş parçalarını suyla karıştırarak ezdi, lapa haline getirdi, presleyerek suyunu çıkardı ve bu ince tabakayı kuruması için güneşin altında ipe astı.

Aslında insanlar MÖ 3500 yıllarında bile üzerine yazı yazabilecek çeşitli şeyler kullanıyorlardı. Kağıdın icadı sonraki devirlerde Çinlileri dünyanın en gelişmiş kültürünün sahibi yaptı. İaşırtıcıdır ki, Orta Asya’ya 751, Bağdat’a ise 793 yılında ulaşan Ts’ai Lun’un kağıt yapma metodu, Avrupa’da ilk kağıt ancak 1151 yılında İspanya’da yapılabildi.

Özellikle matbaanın icadı ile birlikte kağıda olan ihtiyaç gittikçe büyüdü. Yeterli hammadde bulmakta zorlanıldı. Ayrıca bu şekilde kağıt imalatı çok zaman alıyordu ve dünyanı bir çözüme ihtiyacı vardı.

Kesin tarih bilinmiyor ama yaklaşık 18. yüzyılın başlarında Fransız bilimci Rene - Antonie Ferchault de Reaumur ormanda ağaçların arasında yürürken bir yaban arısı kovanı gördü. Yaban arıları evlerinde olmadığından durup kovanı incelemeye başladı. Birden kovanın kağıttan yapılmış olduğunu gördü. Peki onlar paçavra kullanmadan kovanı nasıl yapıyorlardı? Sadece paçavra değil, kimyasallar, ateş ve karıştırma tanklarını da kullanmıyorlardı. Arılar insanların bilmediği neyi biliyorlardı?

Aslında her şey çok basitti. Kısa bir gözlem sonucunda gördü ki, yaban arıları ince dalları veya çürümüş kütükleri kemirir gibi ağızlarına alıyorlar, burada mide sıvıları ve salyaları ile karıştırıyorlar ve kovanlarını yapmada kullanıyorlardı. Reaumur arıların sindirim sistemini de inceleyerek buluşunu 1719 yılında Fransız Kraliyet Akademisi’ne sundu.

İlk kağıt makinesi 1798 yılında yapıldı. Ancak bu geniş bir kayışın dönerek fıçıdaki lapayı aldığı ve ince kağıt haline getirdiği, her dönüşte tek bir kağıt yapabilen basit bir makine idi. Silindirli makine çok geçmeden 1809 yılında John Dickinson tarafından ilan edildi.

Günümüzde kağıt üretimi yüksek teknoloji ile ve tam otomatik olarak yapılabilmektedir ama işlemin adı esas olarak değişmemiştir. Kağıtların arasındaki kalite farkını kullanılan lifin türü, lapanın hazırlanışı, içine katılan malzemeler, kimyasal veya mekanik metotlar belirler. Her ne kadar liflerin elde edilmesinde ağaçlar ana kaynak ise de özellik taşıayn kağıtların yapılmasında günümüzde sentetik lifler de kullanılmaktadır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(f.). Açıkta bulunan işçi vesaireyi bir işe yerleştirmek: Kapısızları kapılandırmak için iş ve işçi bulma bürosu açıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kapı bulup hizmete girmek, yerleşmek, kollanılmak, kayrılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to find a job with. to enter the service of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a door.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kapılmak işi. bk. Kapılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Zorla alınmak, gasbolunmak: Bu mal elinizden kapılırsa ne yaparsınız? 2. Bir şeye veya birinin asılsız sözlerine itimat ve emniyet edip aldanmak, hayran olmak: Bir dolandırıcıya kapılarak servetini kaybetti. Ucuzluğuna kapılarak çürük mal aldı. Sen onun sözüne kapılma. Gönlünü bir güzele kaptırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give rein to. give free rein to. abandon oneself. fall in. be seized with. be taken with. give way. be drawn to smb. harden. be overcome by. be overcome with. be possessed by. be possessed with. sink into. slide into. surrender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissolve. to be seized. to be carried away. to give way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be seized. to be grabbed. to trust in sb only to be declined. to be carried away. to be washed away by. to be entranced by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (kem = eksik, pâye = rütbe). Rütbesi aşağı, kıymeti, itibarı az olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Köşe ve kenarları kesilmek: Bu kâğıtların etrafı kırpılırsa düzelecektir. 2. Yapağısı veya saç ve sakalı kesilmek: Koyunlar hangi ayda kırpılır? Bu soğukta saç kırpılır mı? 3. Ötesi berisi kesilip eksiltilmek: Bir hayliydi ama kırpıla kirpi la bir şey kalmadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be clipped. to be sheared.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arsız sokak çocuğu (argo).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urchun. brat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gamin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dry cell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dry battery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Giysilerinizi evde çamaşır makinesinde yıkarken kirleri çözen madde sudur. Ancak örneğin yünlü kumaşlarda olduğu gibi, birçok kumaş türünde su etkili olamayabilir.

Kuru temizlemede suyun yerine bir petrol ürünü kullanılır. İnsanlarda ıslaklık, suyla temas anlamında algılandığından bu işleme kuru temizleme denilmektedir. Aslında olay kuru ortamda yapılmamaktadır.

Joly Belin adında bir Fransız, kazara giysisinin üzerine kerosen dökmüş ve bunun giysisinin üzerindeki lekeyi temizlediğini hayretle görmüştü. Bu işin üzerine giderek 1840’h yıllarda Paris’te ilk kuru temizleme işletmesini açmıştı.

Başlangıçta kuru temizlemede çözücü madde olarak gaz veya kerosen kullanılıyordu. Günümüzde ise hemen hemen tüm dünyada ‘perkloroetilen’ veya kısaca ‘perk’ diye tanımlanan bir çözücü kullanılmaktadır.

Elbiseler, kuru temizleyicide su yerine bu çözücü ile yıkanır. Çözücü buharlaşmasın, havayı kirletmesin ve tekrar kullanılabilsin diye her seferinde bir yerde toplanır. Bu şekilde temizlenen giysiler, ütülenince yeni gibi dururlar.

Kuru temizleme yapılan giysileri eve getirdiğinizde, beraberinde baş ağrısı ve mide bulantısı riskini de getirdiğinizi unutmayın. Kuru temizlemede kullanılan bu ‘perk’ isimli madde çok toksik olup, vücudumuzun önemli organları ve sinir sistemimiz üzerinde zararlı etkileri vardır.

Havada milyonda yüz partikül olunca zararlı etkileri görülmeye başlanılan bu çözücünün oranının, kuru temizleme yapılmış bir giysinin, kapalı bir arabaya konulup, on beş dakika tutulması ile milyonda 350’ye ulaştığı tespit edilmiştir.

İster inanın, ister inanmayın birçok kumaş türü kuru temizleme gerektirmez. Kuru temizlemenin tek avantajı kumaşların çekmelerine ve şekillerini kaybetmelerine yol açmamasıdır.

Üretici firmaların, giysilerin etiketlerine ‘sadece kuru temizleme’ şeklinde ikaz yazmalarının ana sebebi, garanti süresince geri almak zorunda oldukları giysileri, çekme ve deformasyon tehlikesinden korumak içindir. Özellikle ipek ve suni ipekten yapılmış giysiler güvenli bir şekilde elle yıkanabilirler.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Giysilerinizi evde çamaşır makinesinde yıkarken kirleri çözen madde sudur. Ancak örneğin yünlü kumaşlarda olduğu gibi, birçok kumaş türünde su etkili olmayabilir.

Kuru temizlemede suyun yerine bir petrol ürünü kullanılır. İnsanlarda ıslaklık, suyla temas anlamında algılandığından bu işleme kuru temizleme denilmektedir. Aslında olay kuru ortamda yapılmamaktadır.

Joly Belin adında bir Fransız, kazara giysisinin üzerine kerosen dökmüş ve bunun giysisinin üzerindeki lekeyi temizlediğini hayretle görmüştü. Bu işin üzerine giderek 1840’lı yıllarda Paris’te ilk kuru temizleme işletmesini açmıştı.

Başlangıçta kuru temizlemede çözücü madde olarak gaz ve kerosen kullanılıyordu. Günümüzde ise hemen hemen tüm dünyada “perkloroetilen” veya kısaca “perk” diye tanımlanan bir çözücü kullanılmaktadır.

Elbiseler, kuru temizleyicide su yerine bu çözücü ile yıkanır. Çözücü buharlaşmasın, havayı kirletmesin ve tekrar kullanılabilsin diye her seferinde bir yerde toplanır. Bu şekilde temizlenen giysiler, ütülenince yeni gibi dururlar.

Kuru temizleme yapılan giysileri eve getirdiğinizde, beraberinde baş ağrısı ve mide bulantısı riskini de getirdiğinizi unutmayın. Kuru temizlemede kullanılan bu “perk” isimli madde çok toksik olup, vücudumuzun önemli organları ve sinir sistemimiz üzerinde zararlı etkileri vardır.

Havada milyonda yüz partikül olunca zararlı etkileri görülmeye başlanılan bu çözücünün oranının, kuru temizleme yapılmış bir giysinin, kapaşı bir arabaya konulup, on beş dakika tutulmsı ile milyonda 350’ye ulaştığı tespit edilmiştir.

İster inanın, ister inanmayın birçok kumaş türü kuru temizleme gerektirmez. Kuru temizlemenin tek avantajı kumaşların çekmelerine ve şekillerini kaybetmelerine yol açmamasıdır.

Üretici firmaların, giysilerin etiketlerine “sadece kuru temizleme” şeklinde ikaz yazmalarının ana sebebi, garanti süresince geri almak zorunda odukları giysileri, çekme ve deformasyon tehlikesinden korumak içindir. Özellikle ipek ve suni ipekten yapılmış giysiler güvenli bir şekilde elde yıkanabilirler.,


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Volcanic ashes, consisting of small, angular, stony fragments or particles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Volcanic ashes, consisting of small, angular, stony fragments or particles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Özellikle içine girer girmez geniş bir alanla karşılaştığınız ve diğer katlara buradan merdiven veya asansörle çıktığınız, banka, otel veya benzeri binalarda ana giriş kapılarının döner kapı tipi olduğunu görmüş, belki de dört kanatlı olan bu kapıların bir gözüne acele ile iki kişi birden girmeye çalışıp zorluk yaşamışsınızdır. Döner kapıların tek amacı enerji tasarrufudur.

Bu tip büyük binaların içerleri devamlı olarak ısıtılır ve ısınan hava sürekli yukarı doğru yükselir. Dışarıdaki soğuk hava kapının önünde onun yerini alabilmek için kapıyı açmanızı beklemektedir. Bina dışına açılan normal bir kapıyı açtığınızda dışarıdaki soğuk hava sert bir rüzgar şeklinde içeriye hücum eder.

Bu arada içerde yükselmekte olan sıcak havanın az miktarda da olsa giren soğuk hava ile yer değiştirip açılan kapıdan dışarı kaçması mümkündür. Bu sırada binanın iç ısısı düşer, kazanlar veya klimalar daha sık devreye girer ve tekrar normal ısıya ulaşabilmek için belirli bir enerji (motorin, elektrik, vb.) harcanır. Özellikle çok kişinin sık sık girip çıktığı binalarda döner kapılar bu ısı kaybını en aza indirir. Döner dört kanattan ikisinin arasına girerken, kapılar dönüp önünüzdeki kanat sizin içeri girmeniz için yeterli aralığı sağladığında, arkanızdaki kanat soğuk havanın girişine mani olacak şekilde girişi kapamış durumdadır. Aynı şekilde karşı taraftaki diğer iki kapı da sıcak havanın dışarı çıkmasına mani olur ve içerinin ısısı korunmuş olur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Özellikle içine girer girmez geniş bir alanla karşılaştığınız ve diğer katlara buradan merdiven veya asansörle çıktığınız, banka, otel veya benzeri binalarda ana giriş kapılarının döner kapı tipi olduğunu görmüş, belki de dört kanatlı olan bu kapıların bir gözüne acele ile iki kişi birden girmeye çalışıp zorluk yaşamışsınızdır. Döner kapıların tek amacı enerji tasarrufudur.

Bu tip büyük binaların içerleri devamlı olarak ısıtılır ve ısınan hava sürekli yukarı doğru yükselir. Dışarıdaki soğuk hava kapının önünde onun yerini alabilmek için kapıyı açmanızı beklemektedir. Bina dışına açılan normal bir kapıyı açtığınızda dışarıdaki soğuk hava sert bir rüzgar şeklinde içeriye hücum eder.

Bu arada içerde yükselmekte olan sıcak havanın az miktarda da olsa giren soğuk hava ile yer değiştirip açılan kapıdan dışarı kaçması mümkündür. Bu sırada binanın iç ısısı düşer, kazanlar veya klimalar daha sık devreye girer ve tekrar normal ısıya ulaşabilmek için belirli bir enerji (motorin, elektrik, vb.) harcanır. Özellikle çok kişinin sık sık girip çıktığı binalarda döner kapılar bu ısı kaybını en aza indirir. Döner dört kanattan ikisinin arasına girerken, kapılar dönüp önünüzdeki kanat sizin içeri girmeniz için yeterli aralığı sağladığında, arkanızdaki kanat soğuk havanın girişine mani olacak şekilde girişi kapamış durumdadır. Aynı şekilde karşı taraftaki diğer iki kapı da sıcak havanın dışarı çıkmasına mani olur ve içerinin ısısı korunmuş olur.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kelebeğe benzer; bot. kelebek şeklinde çiçeği olan, kelebeksi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -lae) meme; kabarcık; anat., zool. dil üzerinde bulunan kabarcık gibi şeylerden biri, mukoza uzantısı; bot. bitkilerin üzerinde bulunan kıl gibi kabarcık. papil papillary, papillose s. kabarcıkları olan; kabarcığa benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). 1. Sabit, devamlı: Devlet ve ikbali pâyende olsun. 2. (Türkçe’de) Destek, dayak, yerinden oynamış bir şeyin düşmemesi için konulan destek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Rütbe, mertebe. 2. Eskiden ilmiye mensuplarına verilen rütbe: Anadolu, Rumeli pâyesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rank. position. grade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the British system of withholding tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rank. position. degree. honour. nominal rank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pay-As-You-Earn method of income tax collection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pay-As-You-Earn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for Pay As You Earn PAYE is the system under which your employer deducts income tax from your pay during the year It is a sophisticated system as it takes into account your personal allowances and the different tax rates and tax bands The tax dedu

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pay as you earn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviation for Pay-As-You-Earn, a taxation procedure for wage and salary earners under which income tax is deducted in instalment from periodic pay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pay As You Earn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Government system whereby employers have to deduct tax before paying out the net income to employees.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pay As You Earn A scheme that every small business employing people must set up and administer to pay income tax and National Insurance contributions to the Inland Revenue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Income tax for salary and wage earners that is deducted by the organisation each payroll and paid to Inland Revenue as part of the Tax Payment. the British system of withholding tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پایه] rütbe, derece. 2.basamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) 1.Aşama, rütbe, derece. 2.Basamak, merdiven basamağı. 3.. İkizlerin bir yıldızı, cevza burcu. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ödenebilir; ödenmesi gereken, verilecek; karlı, kar sağlayan. pay able at sight görüldüğünde tediye olunur. payable on demand ibrazında tediye olunur. payable to bearer hamiline tediye olunur. payable to order emre tediye olunur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendisine borç ödenen kimse, alacaklı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden bir ilmî rütbesi olan. Haremeyn pâyeli = Haremeyn pâyesini hâiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Pagan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Payanda.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پاینده] kalıcı, sürekli. 2.payanda, destek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sequin. spangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sequin. spangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(PEST-PAYE) (i. F ). Aşağılık, Adî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulgar. squalid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoddy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kimyevî enerjiyi elektrik enerjisine çeviren cihaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Fil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battery. cell. pile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battery. cell. electric battery. dry cell. pile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battery. dry cell. dry battery. battery cell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پيل] fil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yüksek kapasiteli InfoLITHIUM şarj edilebilir pil daha uzun süre çekim imkanı sağlar. Kalan pil seviyesi fotoğraf makinesinin ekranında tam olarak belirtildiği için, gücün birden bitmesi ihtimali daha düşüktür.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Filci, fil bakıcısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Filayağı. Büyük camilerde kubbeyi tutan örme sütun.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pilav.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Zeytinyağı, soğan ve sarmısakla pişirilen yemek çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish or beans with oil and onions. cold white beans vinaigrette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a cold dish made with dried beans and olive oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. saçlı, saçlara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. gömme ayak, plastro; duvara yapışık sütun. pilastered s. böyle sütunları olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Levreğe benzeyen bir tatlı su balığı (acerina cernua).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Hindce’den). Pirinç veya bulgurla yapılan, üstüne yağ dökülen meşhur yemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rice. pilaff. pilaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rice. pilaf. pilaff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rice that has been cooked and is ready to be eaten. pilaf. pilau pilaf pilaff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sardalya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. temel veya iskele yapımında kullanılan büyük kazık; f. kazık kakmak; kazıklara dayamak. pile driver kazık varyosu, şahmerdan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tüy; kuş tüyü; hav.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yığın, küme; k.dili büyük meblağ; çok büyük bina; ölü yakmaya mahsus odun yığını; fiz. atom reaktörü: (argo) servet, dünyalık; f. yığmak, kümelemek. pile in dolu,smak pile off, pile out inmek, hep birlikte inmek. pile on üşüşmek; tepeleme dold

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot., zool. tepeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., tıb. basur memesi, hemoroid

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -lea) biyol. kuş başının üst kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ.-lei) bot. mantarın şemsiye şeklindeki başı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. basurotu, bot. Ranun culus ficaria .great pilewort sıracaotu, bot. Scrophularia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çalmak, aşırmak, slang yürütmek. pilferage i. çalma; çalınan şeyler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hacı, kutsal bir yeri ziyaret eden kimse; yolcu, seyyah; b.h., çoğ. 1620 yılında Mayflower gemisi ile Amerika'ya göç eden ingilizler. pilgrimage i. hac; kutsal bir yeri ziyaret; uzun ve çetin bir yolculuk .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski eşya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junk. candle end. deadwood. goods and chattels. rummage goods. odds and ends. things. traps. trashery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tavuk vesair kuşların yavrusu. 2. (argo) Genç ve sevimli kız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chicken. chick. poult. spring chicken. dish. pullet. babe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chick. chicken. cracker. pullet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broiler. young chicken. babe. chick. dish. pullet. spring chicken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tüylü, havlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The act of heaping up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The process of building up, heating, and working, fagots, or piles, to form bars, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A series of piles; piles considered collectively; as, the piling of a bridge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a column of wood or steel or concrete that is driven into the ground to provide support for a structure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In printing, the build up or cracking of ink on rollers, plate or blanket; will not transfer readily Also the accumulation of paper coating on the blanket of an offset press.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In printing, the building up or caking of ink on rollers, plates or blankets; will not transfer readily Also, the accumulation of paper coating on the blanket of an offset press. In printing, the building up or caking of ink pigment on rollers, plate or b

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A post driven into the ground below the waterline to support a pier, dock, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The build up or caking of ink on rollers, plate or blanket or the paper build up on the blanket of an offset printing press.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Round timbers to be driven into the ground to support other structures.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The building up or caking of ink on rollers, plates or blankets which will not transfer readily. general term applied to groupings of piles in a construction see PILE, SHEET PILES.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A heavy beam driven into the ground used to support a building.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pushing logging debris into piles. a number of piles used together to form a construction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. temel kazıkları; kazık çakma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. hap; hazım ve tahammülü güç bir şey;( argo) çekilmez kimse. the pill doğum kontrol hapı. a bitter pill yenilir yutulur olmayan bir şey, kabulü güç iş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yağma, çapulculuk, talan; çapul malı, ganimet; f. talan etmek, yağma etmek, soymak, ganimet olarak almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. direk, sütun; dikme, dik meye benzer şey; f. sütunlarla tutmak veya süslemek .pillar box ing posta kutusu. Pillars of Hercules Cebelitarık boğazının iki tarafındaki yüksek kayalıklar. a pillar of society topluma dayanak olan kimse, nüfuzlu kim

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hap kutusu; ask. küçük istihkam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battery-operated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battery-operated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at binicisinin arkasında ikinci bir biniciye mahsus yastık; motosikletlerde buna benzer yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. eskiden kullanılan ve boyun ve kolları geçirmeye mahsus delikleri olan suçluları teşhir aleti; f. bu alete bağlayarak teşhir etmek; teşhir etmek, elale min maskarası etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yastık; yastık gibi herhangi bir şey; den. cıvadra ıskaçası; f. yastığa yatırmak; altına yastık koymak. pillow block mak. şaft kovanı. pillow lace kopanaki. pillowy s. yastık gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yastık yüzü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kıllı, tüylü. pilosity i. tüylülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Uçak kullanan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pilot. pilot. aircraftman. aviator. birdman. flyer. flier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aviator. pilot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One employed to steer a vessel; a helmsman; a steersman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Specifically, a person duly qualified, and licensed by authority, to conduct vessels into and out of a port, or in certain waters, for a fixed rate of fees.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Figuratively: A guide; a director of another through a difficult or unknown course.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An instrument for detecting the compass error.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The cowcatcher of a locomotive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To direct the course of, as of a ship, where navigation is dangerous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Figuratively: To guide, as through dangers or difficulties.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who flies, or is qualified to fly, a balloon, an airship, or a flying machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A short plug at the end of a counterbore to guide the tool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pilots are sometimes made interchangeable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The heading or excavation of relatively small dimensions, first made in the driving of a larger tunnel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To fly, or act as pilot of. someone who is licensed to operate an aircraft in flight a person qualified to guide ships through difficult waters going into or out of a harbor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pilot. aviator. flyer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

someone who is licensed to operate an aircraft in flight. a person qualified to guide ships through difficult waters going into or out of a harbor. a program exemplifying a contemplated series; intended to attract sponsors. an original model on which some

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Where research is conducted in advance of the actual study to assess the logistics of the study The aim is to highlight any areas of weakness which can then be eradicated in the actual study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Release strategy in which a module is put into production in a limited and very controlled environment; usually involves people, hardware, and software working together with the express intent of using the pilot period to learn what works and what does no

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who navigates a vessel Historically another name for Navigator, usually different from the Master or Captain Today a Pilot navigates the ship in specific bodies of water. 1 A person who handles the controls of an aircraft or spacecraft from withi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The person who actually steers the ship A good Pilot is familiar with the waters they are navigating, and can avoid hidden dangers, such as snags and sandbars A Captain, on the other hand, has the foremost authority and responsibility of a vessel On small

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A pretest or trial run of a program, evaluation instrument, or sampling procedure for the purpose of correcting any problems before it is implemented or used on a larger scale Topic areas:Accountability and Evaluation, Operations Management and Leadership

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who likes planes but usually does not jump out of them.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large scale administration of an assessment, usually with several classes of students if not all students in a grade The purpose of the pilot is to detect any flaws in the assessment before the assessment is considered 'done' and is fully implemented.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who is employed to steer a boat or ship through a river channel River pilots are very knowledgeable about a particular river or channel Bar pilots are very knowledgeable about a particular ocean entrance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person whose office or occupation is to steer ships, particularly along a coast or into and out of a harbor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is the process of refining the assessment procedures and developing the moderation processes for a syllabus within a restricted select group of schools.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A partial roll out of a Solution for the purpose of testing and validation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who is qualified to assist the master of a ship to navigate when entering or leaving a port.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who aids the Master in ship navigation, usually in confined waters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small test run of a system or production process to verify its acceptance and capabilities before going full-scale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Another name for a pioneer ball Often used to indicate a ball at your next hoop, whereas pioneer is used for a ball at your next-but-one hoop The differentiation is not made in this text. the introductory programming phase in ROBOLAB software It uses an e

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small, preliminary test, dress rehearsal or trial run This should be a mirror image of the research evaluation to be done only on a much smaller scale Interviews, questionnaires, sampling and initial analysis should all be considered More associated wit

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Independent navigational advisor at times of entering/leaving port, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The front rider of a tandem, also called 'captain' or 'steersman'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

driver , pilot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., den. kılavuz: dümenci; pilot; rehber; A.B.D. lokomotif mahmuzu; f. kılavuzluk etmek, rehber olmak, yol göstermek; (uçak) kullanmak. pilot engine kılavuz lokomotif. pilot fish Malta palamudu, zool. Naucrates ductor. pilot light şofbende devamlı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pilot region.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaptan köşkü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piloting. flying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a pilot. piloting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. pilose.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hap, ufak hap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek eski, pejmürde ve yırtık. Pırı pırtı = Eski püskü şeyler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öğrenci, talebe; huk. vesayet altındaki kız veya oğlan çocuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. gözbebeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öğrencilik, talebelik devresi; huk. küçük olma hali, vesayet altında bulunma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. talebeye ait; vesayet altında bulunan kimseye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. gözbebeğine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Pille çalışan portatif radyolarda sesin yüksekliği pilin ömrünü etkiler. Radyo açık, sesi kapalı durumu ile sesin sonuna kadar açık durumu arasındaki fark pillerin ömürlerinin üçte bir kadar kısalmasına neden olur. Ses sonuna kadar açıldığında pillerden çekilen akım yüzde 30 artmaktadır. Bu durum, küçüğünden büyüğüne, pille çalışan ve hapörleri olan bütün radyo, teyp, volkmen vb. için aynıdır.

Pillerin kullanış şekilleri de ömürlerini belirler. Bir radyoyu 4 saat sürekli açık tutmak ile birer saatlik aralarla 4 kere açıp kapamak arasında da fark vardır. Piller çalışmıyorken çok az da olsa kendilerini toparlayabildiklerinden, devamlı açık tutulduklarında, aynı toplam süre için ömürleri daha kısa olur. İüphesiz bu durum ilk çalıştırmada, yani ilk hareket anında daha fazla akım çeken motorları çalıştıran piller için geçerli değildir.

Pille çalışan hesap makinelerinde, makineyi uzun süre açık tutmak mı pilin ömrünü daha çabuk bitirir, yoksa yapılan işlemlerin yoğunluğu mu? Makinede hesapları yapan mikro işlemci, hesap makinesi çalışıyorken en fazla güç çeken kısmıdır. Ne kadar çok rakamla, ne kadar çok işlem yapılırsa, pillerin ömürleri o kadar kısalır. Hesap makinesi açıldığında, yapılan işlemin dışında akım çeken tek şey ekranın aydınlatmasıdır ki pilin ömrü üzerinde işlemler kadar etkili olamaz.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(f.). Dönülmek, başka bir istikamete yönelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn to (the right or left. to turn into (a road. to deviate from. to stray from.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tanning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tan (a hide. to dress (a pelt. tan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - İyi geliş, büyü, güzelleş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Azar azar saçılmak. 2. (çocuk) Gelişmek, boy atıp büyümek. Yüreğe su serpilmek = Ferahlamak, huzura kavuşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be sprinkled. to be scattered. to thrive. to blossom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be sprinkled. to be scattered. to grow. to sprinkle down. to spit down. blossom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. fıçı musluğu, tahta tıkaç; akçaağaçtan öz çekmek için kullanılan boru; kazık; f. tapa ile tıkamak; kazık çakmak; (fıçıya) musluk takmak spilikin bak. spillikin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tahta tıkaçlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (ed veya spilt) i. dökmek saçmak; düşürmek; düşmek; den. yelkeni boşaltmak; i. dökme; düşüş düşme, yuvarlanma (at veya arabadan); dökülen şey; denize dökülen petrol. spill the beans kdili. ağzından baklayı çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lamba yakmaya mahsus kâğıt veya tahta parçası; tahta tıkaç, fıçı musluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dökülmüş şey, döküntü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mikado oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taşmış şey; dağılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taşma savağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., bak. spill.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dökülen şey; artık, fazlalık, döküntü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony InfoLITHIUM şarj edilebilir pil birlikte verilmektedir: diğer teknolojilerde yaşanan ‘bellek etkisi’ içermeden, olağanüstü pil kullanım süresi sağlar. Dahili mikro işlemci, fotoğraf makinesiyle iletişim kurarak, kalan çekim süresini bir dakikalık hata payıyla gösterir. Dünyanın her yerinde kullanılabilecek voltaj uyumluluğuna sahip Sony elektrik adaptörleri de sağlanmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. stok edilmiş mal; f. mal alıp stok etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vergi veren kimse, vergi mükellefi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İnsanların dokundukları anda kömür oldukları binlerce volt cereyan taşıyan elektrik tellerine konan kuşlar nasıl oluyor da cereyana kapılmıyorlar? Çünkü topraklanmamışlardır. Çünkü tam bir devre meydana getirmezler. Çünkü kısa devre yaratmazlar. Tüm bu „çünkü’lerin anlamı esasında aynı yola çıkar.

Elektriğin, elektronların komşu atomlara çarpıp onları titreştirmesi ile iletilen bir enerji olduğunu hepimiz biliyoruz. Bir jeneratörden, kablonun içindeki iki telden biri ile çıkan akım, lambayı yakıp, görevini yaptıktan sonar diğer nötr telden geri döner.

Elektrik akımı direnci sevmez. Eve dönmek için daima en kısa ve kolay yolu tercih eder. Bir su birikintisi içinde iseniz ve elektrikli bir tele dokunursanız, akım telden en kolay yol olan vücudunuza girer, oradan da son derece iletken olan su birikintisine geçerek, topraktan eve döner.

Elektrik telleri üzerine konan kuşların toprakla alakaları yoktur. Onlar elektriğin evine dönmesi için bir kısa yol yaratmazlar. Elektik onların vücudundan geçmektense, kendisine kuş vücudundan daha az direnç gösteren, iki ayakları arasındaki teli tercih eder. Kuşlar da bu nedenle bütün gün boyu, yüksek voltaj taşıyan, çıplak elektrik telleri üzerinde durabilirler.

Eğer bu arada kuş kazara elektril tellerini taşıyan direğe temas ederse, elektrik akımı kuşun gövdesi ve direk yolu ile toprağa geçer ve kuş ölür. Yüksek enerji hatlarının direklerinde oturan kuşların telleri gagalama alışkanlıkları vardır. Bir zamanlar Almanya’da bu şekilde kuş ölümleri o kadar arttı ki, direkler ve destekler topraktan izole edilerek kuşlar ölümden kurtarıldı.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the same old cant. standing dish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. termopil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. torpille). 1. Torpido. (bk.) Torpido. 2. (argo) iltimas.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friend at court. torpedo. mine. backing. influence. pull. push. oracle. pie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clout. influence. pull. torpedo. a friend at court. string-pulling. backer. supporter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torpedo. pull. influence. influential person. big gun. big lie. whopper. fixer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

favouritism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Torpil atmak, torpille batırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to torpedo. to fail a grade. to flunk a grade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be torpedoed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Sultan Abdülaziz yenilikçi bir padişahtı. Yapmış olduğu Avrupa seyahatinde gördüğü demiryollarına çok imrenmiş, İstanbul’a dönüşünde İstanbul – Edirne demiryolunun yapımı için bir demiryolu şirketine yetki vermiştir. Ancak yapım sırasında demiryolunun Topkapı Sarayı’nın bahçesinden geçmesi gündeme gelince çevresindekiler bu duruma karşı çıkmışlardı. Bu itirazları tebessümle karşılayan Abdülaziz “tren saraydan değil isterse üstümden geçsin yeter ki bu demiryolu yapılsın” diyerek bu konudaki isteğinin ne denli güçlü olduğunu gösterdi.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yığından ayırmak veya ayrılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. odun istifi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feasible. practicable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doable. achievable. feasible. possible of performance. practicable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir türlü bünyesi olan. İri yapılı = Cüsseli. Narin yapılı = Ufak tefek. Hafif yapılı = Zayıf. Kunt yapılı = Güçlü kuvvetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yapılmak şekli. 2. İnşa şekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

construction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get up. make. structure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İşlenmek, imâl olunmak, Osm. mâmûl olmak: Bu iş böyle yapılmaz. 2. Bina, inşa olunmak: Bu ev ne vakit yapıldı? Bu köprü, bu yol iyi ya-’ pılmemıştır.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Yüzme yarışları serbest (kravl), kelebek, kurbağalama ve sırtüstü olmak üzere dört ayrı kategoride yapılır. Ancak ‘kelebek’ gibi her insanın kolay kolay yüzemeyeceği bir sitilin niçin yarışmalara alındığı pek bilinmez. Aslında bütün stillerin orijini kurbağalamadın Uluslararası yüzme federasyonu kurulmadan önce başka ilginç kategoriler de vardı. Örneğin 1900 yılında Fransa’da Sen nehrinde yapılan 200 metre engelli yarışında, yüzücüler sudaki direklere çıkıyor, sandalların altlarından geçiyorlardı.

Bilinen en eski yüzüş şekli kurbağalamadım Az enerji harcanması nedeni ile bu stil suda hayat kurtarmada ve keyif için yüzmede de kullanılır. İki kolun ileri uzatılıp, suyun ellerle iki yandan geri çekilmesi, bu arada bacakların da senkronize hareket etmesi, kurbağaların yüzüşüne benzediğinden bu adı almıştır.

İlk zamanlarda kulaç tamamlandığında, nefes de kol hareketi başlamadan önce alındığı için, bu arada hız da çok azaldığından dura dura yüzülüyormuş gibi görünürdü. Gittikçe gelişen bu stilde şimdilerde nefes kolun geri çekiliş hareketinin tamamlanmasından az önce alınmakta, yüzücüler de duraksamadan yüzmektedirler.

Kelebek stilin kurbağalamadan asıl farkı kol hareketleridir. Kollar ileri hareketlerini suyun üstünden yaparlar. 1933 yılında ABD’de yapılan bir yarışta Henry Myers adlı bir yarışmacı kurbağalama stili ile yüzüşün kurallara uygun olduğu konusunda ısrar etmiş ve sonuçta yarışa kabul edilmiştir.

Sonradan kelebek stili ayrı bir dal olarak yarışmalara alınmıştır. Başlangıçta yüzücüler ayaklarını kurbağalamada olduğu gibi yana hareket ettirirlerken sonra yunusun kuyruğu gibi çırpmağa başlamışlardır. Aslına bakarsanız yunuslama olması gereken bu stilin adı herhalde kelebeklerin uçuşuna benzetildiğinden olacak kelebek (İngilizce’de butterfly) olarak kabul görmüştür.

Sırtüstü yüzüş şekli ise 20. yüzyılın başında gelişmeye başladı. Bunda da başlangıçta kol ve ayak hareketleri kurbağalamaya benziyordu. ABD’li Harry Hebner kravl sitile benzer kol ve ayak hareketlerini geliştirdi ve bu şekilde yüzdüğü ilk yarışta kurallara uymadığı gerekçesiyle diskalifiye edildi. Yapılan itirazlar sonunda kurallarda sırtüstü bulunma dışında bir kısıtlama olmadığı ve bu stilin sırtüstü yüzme hızını daha da geliştirdiği anlaşılarak resmi olarak kabul edildi ve Harry’nin madalyası verildi.

Serbest stil de denilen kravl yüzüşün, yüksek dalgalarla mücadele edebilmek için Güney Pasifik yerlileri tarafından geliştirildiği sanılıyor. Bütün yüzüş şekilleri arasında en hızlısı olan bu stil 1902 yılında Avustralyalılar tarafından Avrupa’ya taşındı. Stil Amerika’ya ulaşınca ayaklar her kulaçta önce 4 kez, sonra 1917 yılında iki kadın tarafından daha da geliştirilerek 6 kez çırpılmaya başlandı ve sürat arttıkça arttı.


Genel Bilgi by