Pir ü Pak ne demek? | Pir ü Pak anlamı nedir? | Pir ü Pak

Pir ü Pak anlamı nedir?

Pir ü Pak ne demek?

Pir ü Pak anlamı nedir?

Pir ü Pak | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: pir pak

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tertemiz lekesiz.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dürüst, kahraman, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Güney Amerika’da yaşar keçi ile deve arasında bir hayvan. 2. Bu hayvanın kılından mamul bir cins ince yünlü kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Napolion zamanında Fransa ve Avrupa’da yayılmış olan yapı, mobilya, giyim vs. üslûbu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr ). Yalnız deneme ve müşahedeye dayanan usul.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. empirique

1. görgül, 2. deneysel

1. Bir kurama değil yalnızca gözleme dayalı. 2. Deneye başvurularak yapılan, deneyle olan, deneyle ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empirical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empirical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. empiriste

fel. deneyci

Deneycilik yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. empirisme

fel. deneycilik

1. Bilginin gözlem, deneme veya duyular ile elde edilebileceğini ileri süren geleneksel öğreti. 2. Organizma ile durum veya çevre arasında bir etkileşim olarak yaşantıya önem veren, bilgiyi, simgelerle iletişimi yapılan denetimli ve yeniden düzenlenmiş yaşantı biçiminde düşünen çağdaş bir felsefe anlayışı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ter kesici ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). istekli, arzulu, talip (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (s). h sesi ve ''h harfi; h', gibi ses çIkarma; (f). h sesiyle telâffuz etmek; (s). ''h sesiyle telâffuz olunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arzu, istek, iştiyak; yüksek bir gaye edinme; teneffüs etme, nefes alıp verme; (gram). h harfini telâffuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Hava emme cihazı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. aspirateur

fiz. emmeç

1. Havadaki duman, is, koku vb. yabancı maddeleri emerek dışarı atan aygıt. 2. Kendisine bağlanan bir kabın içindeki gazı seyreltmeye veya sıkıştırmaya yarayan, içinden bir sıvı geçirilerek çalıştırılan araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aspirator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extractor. exhaust fan. suction fan. extractor fan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suction device. aspirator. exhaust fan. suction fan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aspiratör, emici alet; (tıb). emerek vücuttan sıvıları çeken alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yüksek bir gaye edinmek, arzu etmek, talip olmak, göz dikmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Y. tıp). Asit asetil salisilik terkibindeki bir ilâca bir firma tarafından konan meşhur isim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aspirin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A white crystalline compound of acetyl and salicylic acid used as a drug for the salicylic acid liberated from it in the intestines. the acetylated derivative of salicylic acid; used as an analgesic anti-inflammatory drug usually taken in tablet form; use

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

n A drug used in the treatment of arthritis, commonly found in a container with a childproof cap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acetylsalicylic acid ; aspirin and other products containing ASP should not be used by people with bleeding disorders since ASA slows the clotting process.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A medication that decreases platelet funtion. the acetylated derivative of salicylic acid; used as an analgesic anti-inflammatory drug usually taken in tablet form; used as an antipyretic; slows clotting of the blood by poisoning platelets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i ).aspirin

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gözü ilerde olan, bir gayesi olan aspiringly (z). yüksek emeller peşinde koşarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gözden akıp kenarlarında ve kirpiklerde birikerek kuruyan şey: Göz çapağı. 2. Dökme demir vesairenin etrafında kalan pürüz. Çapak balığı = Sazan familyasından iri pullu, yassı bir cins göl balığı; boyu yarım metreye kadar uzar (abramis brama).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bream. crust round the eyes. burr. gum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

viscous crust round the eyes. burr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gum. dried mucus. crust. burr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Göz çapak tutmak. Gözden akan suyun göz kapağı kenarlarında ve kirpiklerde kurulması: Sabahları gözlerim çapaklanıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çapağı olan göz, çapağı olan demir vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rheumy. crusty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fesat maksadı ile yapılan gizli anlaşma, suikast; (huk). fesat tertibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). suikastçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). fesat maksadı ile gizli ittifak yapmak, suikast hazırlamak; elbirliği ile çalışmak; anlaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Fakir. 2. Dindar. 3. Mendil.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). keyifsiz, neşesiz. dispiritedly (z). keyifsiz olarak. dispirited ness (i). keyifsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imparatorluk; imparatorlukla idare sistemi; çok geniş topraklar üzerinde kurulan hâkimiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bilginin tecrübe ile edinildiğine inanan kimse; şarlatan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. deneysel, tecrübi, tecrübeye dayanan. empirically z. deneysel olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. her türlü bilginin esasının tecrübeye dayandığını ileri süren felsefi görüş; şarlatanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hitam, son, nihayet; nefes verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bitmek, sona ermek, müddeti hitama ermek; nefes vermek; ölmek, son nefesini vermek. expiratory (s). nefes vermekle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hitam, son, bitim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mysterious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Ağız şapırdatarak ve iştahlı bir tarzda.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). cesur; canlı, oynak (at).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inside cover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilham, esin; vahiy; telkin; içeriye doğru nefes alma. inspirational s. ilham verici, ilham edici. inspir'atory s. nefesin içeri çekilmesine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ilham etmek, esinlemek; telkin etmek; içine çekmek (nefes), nefes almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. canlandırmak, can vermek, neşelendirmek, ümit vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ) (l. sbiro). Silâhlı et uşağı, eskiden arabacının yanında duran hususî kıyafetli adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Kamaraları aydınlatmak için gemi güvertelerinde açılan küçük kaporta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koyunu yüzerken deride kalan yağ çiziği: Ispireli deri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins sarı boya veren kök.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Ölülerin, ruhlarıyla, bazı şartlar altında haberleşilebileceğine inanan görüş ve bu gaye ile yapılan denemeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (i. spirito). 1. İçinde alkol olan sıvı, ruh. 2. Çeşitli maddelerden çıkarılıp yakmada ve sanayide kullanılan alkol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ethyl alcohol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grain alcohol. ethyl alcohol. spirit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grain alcohol. ethyl alcohol. spirit. commercial alcohol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spirit stove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spirituous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İspirto yakan küçük ocak, kamineto.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Asıl deriden ve ona benzetilerek çuhadan, sarıksız, düz başlık: Tatar, Çerkeş, Bulgar, Acem kalpağı; süvari kalpağı; post, samur kalpak. Karakalpak (hi.) = Siyah kalpak giymeleri bu adı almalarına sebep olmuş bir büyük Türkmen boyu ki, Harzem (Hıyve)’de otururlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fur cap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fur cap. calpac. kalpak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. calpac.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalpak yapan ve satan esnaf: Kalpakçılar çarşısı; Kalpakçılarbaşı: İstanbul çarşısının vaktiyle kalpakçılara mahsus kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Başında kalpak bulunan, kalpak giyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalpak İmâline yarayan: Kalpaktık astragan veya taklidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Her çeşit kabın üstünü örtmeye mahsus çeşitli şekil ve biçimde mahfaza ki, kaba bağlı veya ayrı olabilir: Sahan, tencere, kutu, cezve, ibrik, sandık kapağı. Kapağını açmak, kaldırmak. 2. Lâğım vesaire üstünü örtmeye yarayabilecek şekilde ince ve yassı yontulmuş taş: Su yolunun üstüne kapak örtmek. 3. Bazı vücut organlarını örtmeye mahsus zar veya uzuv: Göz kapağı, üst kapak, alt kapak, dizkapağı. 4. (denizcilik). Her tarafında iki sıra topu olan bir çeşit eski savaş gemisi: Kapak süvarisi = Eskiden bahriye miralayı (deniz albayı). Kapağı atmak = 1. Acele ile kaçıp kurtulmak. 2. İltica etmek, kaçıp sığınmak. Kapak vurmak = Saklamak, gizlemek, örtbas etmek. Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş = İki arkadaş veya karı koca birbirine uygun. Tencerede pişirip kapağında yemek = Darlıkla, kıtkanaat yaşamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cover. lid. cap. top. hatch. bonnet. capsule. clack. covering letter. flap. hatchway. shutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cap. cover. lid. top. stopper. tap. cover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stopper. tap. valve. cover. damper. head piece. lid. wrapping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cover girl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cover girl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

valve. valvule. operculum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

valvula. valve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ayağı takılıp yüzüstü düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fall flat on one's face. to capsize. to overturn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kapağı olan: Kapaklı cezve, kâse. 2. Gizli, saklı, Ar. mestur, mahfi, zıddı: açık: Bu gizli kapaklı bir iş değildir: Açık ve ortadadır. 3. Namlusunun kuyruğunda bir çeşit kapağı olan eski bir tüfek cinsi. 4. Topların cephane arabası ki, yağmurdan muhafaza için sağlam kapakla örtülü olması şarttır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a lid or cover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kapak taşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kapağı olmayan, açık, Ar. mekşûf: Kapaksız tencere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lidless. coverless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Turkic language spoken by the Karakalpak people a member of a Turkic people living near Lake Aral in central Asia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a member of a Turkic people living near Lake Aral in central Asia. the Turkic language spoken by the Karakalpak people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kaygan, bir yerde durmayan, sıvışık. 2. Çalınmış, aşırılmış. Kaypak balık = Elde kayan yapışkan bir cins göl balığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slippery. slick. greasy. unstable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mal aşıran, Ar. gaasıb, Fars. yağmâ-ger.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slipperiness. unreliability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Zahmetsiz ve ücretsiz veya pek ucuz ele geçen: Bu atı, bu arabayı kelepir aldım; bin liraya böyle bir at kelepirdir; o, kelepir mal arıyor. 2. Emeksiz evlât, üvey evlât: Kendi evlâdı olmayıp yalnız bir kelepiri vardır (eskimiş tâbir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secondhand. bargain. good bargain. good buy. snip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bargain. gift. snip. steal. very cheap. dirt cheap. buy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a bargain. a steal. a very good buy. dirt-cheap. very cheap. bon marché. chance bargain. chance purchase. golden opportunity. pennyworth. snip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bedavaya veya pek ucuz mal almaya alışmış, kelepir mal arayan: O, kelepirci bir adamdır, bu fiyatla mal almaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bargain hunter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Devamlı kımıldanmayı tasvir ve taklip edip daima rat arda kullanılır: Gözlerini kıp kıp kıpmak; kıpırkıpır kımıldanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Devamlı ve kesiksiz kımıldanmayı tasvir ve taklit edip art arda kullanılır: Kıpır kıpır kımıldanmak; gözlerini kıpır kıpır oynatıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Devamlı kıpırdama hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in a fidgety way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıpırdanışı canlı ve çabuk olan, oynak, civelek, cilveli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kıpırdanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

move. shove. wiggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

budge. stir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stir. to move slightly. wiggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wiggle. wriggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hafif ve devamlı şekilde oynamak: Bir fare, çekmecenin içinde kıpırdayıp duruyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fidget.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to move slightly. to stir. fidget.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wiggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Oynatmak, kımıldatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stir. to budge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Hafif surette ve devamlı kımıldanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slight movement. stirring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baked potatoes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kederli, üzgün, tasalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Pâk ve temiz olmayan, pis, murdar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Açık ve güzel konuşabilen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yunanistan'da İnebahtı limanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Option Premium)

Opsiyon sözleşmesinin satın alan tarafın önceden belirlenmiş bir kullanım fiyatından belli miktarda bir kıymeti belli bir tarihte, veya öncesinde satın alma veya satma hakkını elde etmek amacıyla opsiyon sözleşmesini satan tarafa ödediği fiyattır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Türkçe: pak). 1. Temiz. 2. Hilesiz, kusursuz, ayıp ve günahı olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clean. pure. cleanly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clean. purehearted. free of sin or guilt. immaculate. stainless. unspotted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Clean Opposite of Najis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Compressed file archive created by PAK. 1 The extension for files archived with the program of the same name You need the program PAK to un-arc an archive with this extension 2 The program itself See also archive, unarchive. A container/package file, whic

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پاک] temiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (eteği temiz), mec. Namuslu, iffetli.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Dürüst, doğru iyi tanınmış kimsel(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Temizler, anlar. 2.Veliler, ermişler, evliya.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پاکباز] fedai. 2.canını hiçe sayan aşık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پاک دامن] iffetli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Irz, namus, iffet sahibi olma.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - İyi işler yapan, doğru kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Temiz, dürüst, iyi kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. paquet). Birlikte bağlanmış veya kâğıda sarılmış eşya demeti, deste, bohça: Bir paket çorap, sigara, tütün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

package. takeout. takeaway. package. packet. parcel. pack. cover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

book. bundle. pack. package. packet. parcel. small.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

package. packet. parcel. pack. buttocks. bundle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bundle , package , packet , parcel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a parcel. to parcel. to wrap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir UDF sürücü kullanan paket yazma, verilerin sıralı olarak boş CD-R’lara yazılmasına olanak tanır. Bu işlev, yazma işlemlerinin istendiği zaman kesilmesini ve devam ettirilmesini sağlar. CD sonlandırılana kadar geleneksel CD-ROM sürücülerde okunamaz. Sonlandırılmamış CD-R’lar, yalnızca uygun yazılımla CD-R/RW sürücüler tarafından okunabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packaging. packing. packaging. wrapping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packaging. packing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packaging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packaging. packing. packaging. wrapping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packaging. packing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packaging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pack. pack up. package. wrap up. do up. enfold. infold. packet. wrap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pack. to package. to make into a parcel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pakistani. pakistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rupee. pakistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Muslim republic that occupies the heartland of ancient south Asian civilization in the Indus River valley; formerly part of India; achieved independence from the United Kingdom in 1947.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pakistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Muslim republic that occupies the heartland of ancient south Asian civilization in the Indus River valley; formerly part of India; achieved independence from the United Kingdom in 1947.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pakistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pakistani. pakistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rupee. pakistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Muslim republic that occupies the heartland of ancient south Asian civilization in the Indus River valley; formerly part of India; achieved independence from the United Kingdom in 1947.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pakistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Muslim republic that occupies the heartland of ancient south Asian civilization in the Indus River valley; formerly part of India; achieved independence from the United Kingdom in 1947.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pakistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Asya’da, Arap Denizi kıyısında, Hindistan, İran ve Afganistan arasunda, kuzeyde Çin sınırında yer alır.

Coğrafi konumu: 30 00 Kuzey enlemi, 70 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Asya.

Yüzölçümü: 803,940 km².

Sınırları: toplam: 6,774 km.

sınır komşuları: Afganistan 2,430 km, Çin 523 km, Hindistan 2,912 km, Iran 909 km.

Sahil şeridi: 1,046 km.

İklimi: Daha fazla sıcak ve kuru çöl iklimi hakimdir. Kuzeybatıda ılıman, kuzeyde arktik iklim tipleri görülür.

Arazi yapısı: Doğuda Indus ovası, kuzey ve kuzeybatıad dağlar, batıda Balochistan platosu yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hint Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: K2 (Mt. Godwin-Austen) 8,611 m.

Doğal kaynakları: Toprak, doğal gaz, sınırlı petrol yatakları, kömür, demir, bakır, tuz, kireçtaşı.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %27.

daimi ekinler: %1.

Otlaklar: %6.

Ormanlık arazi: %5.

Diğer: %61 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 171,100 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: Yaygın depremler, yağmur sonrası su baskınları.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 144,616,639 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %2.11 (2001 verileri).

Mülteci oranı: -0.84 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 80.5 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 61.45 yıl.

Erkeklerde: 60.61 yıl.

Kadınlarda: 62.32 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 4.41 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.1 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 74,000 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 6,500 (1999 verileri).

Ulus: Pakistanlı.

Nüfusun etnik dağılımı: Punjabi, Sindhi, Pashtun (Pathan), Baloch, Muhajir.

Din: Müslüman %97, Hıristiyan, Hindu, ve diğer %3.

Diller: Punjabi %48, Sindhi %12, Siraiki %10, Pashtu %8, Urduca (resmi) %8, Balochi %3, Hindko %2, Brahui %1, İngilizce, Burushaski, ve diğer %8.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %42.7.

erkekler: %55.3.

kadınlar: %29 (1998).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Pakistan İslam Cumhuriyeti.

kısa şekli : Pakistan.

Eski adı: Batı Pakistan.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Islamabad.

İdari bölümler: 4 eyalet, 1 bölge, 1 başkent bölgesi; Balochistan, Federal yönetim Bölgesi, Islamabad Başkent Bölgesi, North-West Frontier Province, Punjab, Sindh.

Bağımsızlık günü: 14 Ağustos 1947 (İngiltere’den).

Milli bayram: Cumhuriyet Günü, 23 Mart (1956).

Anayasa: 10 Nisan 1973.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AsDB (Asya Kalkınma Bankası), C (beklemede), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CP, ECO (Ekonomik İşbirliği Örgütü), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-19, G-24, G-77, IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), I


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pakistani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pakistani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pakistani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pakistani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پاکيزه] temiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Temiz, saf, halis, lekesiz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Temiz. 2. Lekesiz, hâlis, saf.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Temiz soydan gelen kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(PAKLAMAK) (f ). 1. Temizlemek. 2. Temize çıkarmak. 3. Boşaltmak, silip süpürmek, hepsini alıp götürmek veya yemek: Bizim bir haftalık yiyeceğimizi bir günde pakladılar. 4. mec. İşini bitirmek, becermek, idam etmek: O kanlı katili ele geçince paklamalı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

temizlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pâk hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Temizletmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pâk olma hâli.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Temiz, doğru namuslu tanınmış kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Temiz soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Temiz su. Billur gibi arı duru, şahsiyetli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.ı.i.) (Erkek İsmi) - Sütü temiz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Antlaşma.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pacte

antlaşma

İki veya daha çok devletin saldırmazlık, savaşta iş birliği vb. konularda kararlaştırdıkları ilkelere uygun davranmayı kabul etmeleri durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pact. treaty antlaşma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pact. treaty. agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

covenant , pact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uzun tüylü kalpak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). 1. Papirüsgillerden bir bitki; Nil kıyılarında yetişir (byperus papirüs). 2. Bu bitkinin saplarını saran ve eski Mısırlılar’ca yazı kâğıdı gibi kullanılmış olan zar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

papyrus. papyrus plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

papyrus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

papyrus. papyrus plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

papyrus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birçeneklilerden, bir bitki familyası. Örnek bitkisi papirüstür.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ter; terleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. terlemek, ter dökmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski eşya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junk. candle end. deadwood. goods and chattels. rummage goods. odds and ends. things. traps. trashery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (argo) Çok ihtiyar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uçmayı yahut süratle dönmeyi veya yanmayı tasvir ve taklid ederek ekseriya art arda kullanılır: Pır pır uçmak; pır pır yanmak: Pır pır edip uçamaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). T. Kocamış, yaşlı adam, ihtiyar. Pîr-i fânî = Uek yaşlı ve zayıf ihtiyar. 2. Bir tarikatin kurucusu. 3. Eskiden ssnaftan bir tâifenin mânevî reisi addolunan zat: Hazret-i NÜh gemicilerin, Hallâc-ı Mansûr hallaçların piridir. Pîr ol = Aferin sana mânâsiyle hoşnutluk bildiren bir söz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patron saint. founder of an order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

master. spiritual guide. father.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Protein Information Resource , in collaboration with MIPS and JIPID, produces the PIR-International Protein Sequence Database , a comprehensive, non-redundant, expertly annotated, fully classified and extensively cross-referenced protein sequence data

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

PIR is a protein database whose entries for yeast proteins are incorporated into SGD On a Locus page, the PIR link can be found under the 'External Links category' and it connects directly to the PIR entry for the gene The entry includes the amino acid se

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A database of translated GenBank nucleotide sequences PIR is a redundant protein sequence database The database is divided into four categories: PIR1 - Classified and annotated PIR2 - Annotated PIR3 - Unverified PIR4 - Unencoded or untranslated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Protein Identification Resource International, a protein database vendor. priority intelligence requirements.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Stands for Passive Infrared This technology is used in motion sensors to detect movement The devices are passive because, unlike a TV remote, they do not generate any infrared light - they only detect it Infrared light can be generated by heat, so motion

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A database of translated GenBank nucleotide sequences PIR is a redundant protein sequence database The database is divided into four categories: 1 PIR1 - Classified and annotated 2 PIR2 - Annotated 3 PIR3 - Unverified 4 PIR4 - Unencoded or untranslated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A range of frequencies lower than visible red light used for covert surveillance or as low cost wireless video link.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Routing approach developed by CrossComm Corp that brings Layer 3 routing functionality to Layer 2 protocols by leveraging tables of MAC addresses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Successor to the founder of a Sufi order or of a local subdivision of an order; in the Sufi tradition, a religious man considered to have mystic powers. precision instrument runway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Performance Information Report.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The peak level in bits per second allowed for a frame relay connection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Priority Information Requirement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

PIR is a protein database whose entries for yeast proteins are incorporated into SGD On a Locus page, the PIR link is provided at the 'PIR' tag, and it connects directly to the PIR entry for the gene The entry includes the amino acid sequence for the prot

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Passive Infra Red movment detector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پير] yaşlı. 2.tarikat kurucusu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tertemiz lekesiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «pirâsten» fiilinden imas. olup sıfat terkibi teşkiline girer). Donatıcı, süsleyen, süsleyici. Belâgat-pîri = Belâgati güzelleştiren, sağlam, güzel söz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Pire limanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gömlek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پيراهن] gömlek, mintan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Pİrâmûn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). 1. Piramit biçiminde. 2. Piramitle alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik). Tabanları herhagi bir çokgenin birer kenarından ibaret olan, tepeleri ortak bir noktada birleşen kenarları üçgenlerden meydana gelmiş cisim, yapı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pyramid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pyramid. pyramid ehram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pyramid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

* Pramitlerin her biri 20 ton olan taşlardan inşa edilmiştir. Bu taşlar temin etmek için en yakın mesafe yüzlerce kilometre uzaklıktadır. Bu taşların nasıl getirildiği bilinmemektedir.

* Pramit kimin adına yapıldıysa, onun bulunduğu odaya, yılda sadece 2 kez güneş girmektedir.(Doğdugu ve tahta tahta çıktığı günler)

* Mumyalarda radyoaktif madde bulunuyor. Bu yüzden mumyaları ilk kez bulan 12 bilim adamı kanserden ölmüştür.

* Pramitlerin içerisinde ultra sound, radar, sonar gibi cihazlar çalışmamaktadır.

* Kirletilmiş suyu, birkaç gün pramit’in içine bırakırsanız suyu arıtılmış olarak bulursunuz.

* Pramit’in içerisinde süt birkaç gün süreyle taze kalır ve sonunda bozulmadan yoğurt haline gelir.

* Bitkiler pramit’in içinde daha hızlı büyürler.

* Pramit’in içine bırakılmış su 5 hafta süreyle bekletildikten sonra yüz losyonu olarak kullanılabilir.

* Çöp bidonu içindeki yemek artıkları hiç koku yapmadan pramit içinde mumyalaşır.

* Kesik, yanık, sıyrık gibi yaralar büyükçe bir pramit’in içinde daha cabuk iyileşme eğilimi gösterir.

*Pramitlerin bazı odalarının içinde ne olduğu hakkında bir bilgi yoktur araştırmacıların çoğu ya içinde kayboldu ya da aynı yerde birkaç tur attılar. Ancak içlerini göremediler.

*Pramitlerin içi yazın soğuk, kışın sıcak olur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Etraf, yan, çevre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İhtiyarlara yakışır surette.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Yaşlılara yakışır şekilde, olgunca tavır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. piraya, zool. Pygocen trus pırava.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Zambakgillerden bir kış sebzesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(allium porrum): Zambakgiller familyasından; sebzelik bir bitkidir. Soğanı uzun ve göbeklidir. Yazın ürün almak için ilk baharda veya güz aylarında; kış mevsiminde ürün almak için ise yaz aylarında ekilir. Yurdumuzda kamış pırasası ve kara pırasa denilen çeşidi çok yetiştirilir. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Şurubu göğsü yumuşatır, öksürüğü keser. İştahsızlığı giderir. Mide rahatsızlıklarına iyi gelir. Romatizma, mafsal ağrıları, damar sertliği, böbrek hastalıkları, üremi ve idrar tutukluğunda faydalıdır. Böbreklerdeki kum ve taşların düşürülmesine yardımcı olur. Suyu yüzdeki sivilce ve lekelere faydalıdır. Sinirleri kuvvetlendirir. Kabızlığı giderir. Basur memeleri için faydalıdır. Arı sokmasında da kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Donatılmış, süslü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. korsan; korsan gemisi; f. korsanlık etmek; başkasının eserini izin almadan yayımlamak. piracy i. korsanlık; izinsiz olarak yayımlama, intikal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gemilere karantinadan verilen tezkere ki, gittiği yere onu göstermedikçe yolcu ve yük çıkarıp alamaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Donatma, süs.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پيرایه] süs.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Süs, zinet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Donatıcı, süsleyici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Donatma, süsleme, Ar. tezyin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kılıç, bıçak vesairenin kabza içine giren kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok sıçrayan, insan ve hayvanları sokup kaşındıran küçük böcek (pulet irrikus). Pireotu = Pirelere karşı kullanılan bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Piraeus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kocakarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gömlek (pîrâhen gibi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arouse sb's suspicious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Pire dolmak. 2. Pirelerini ayıklamak. 3. mec. Vesveseye düşmek, huylanmak, şüphe etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become infested with fleas. to get suspicious. to smell a rat. to see the red light.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

livestock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پيره زن] yaşlı kadın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek eski, pejmürde ve yırtık. Pırı pırtı = Eski püskü şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

isim, eskimiş (pi:'rifa:ni:) Farsça + Arapça İhtiyar kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Işıl, parıl. (bk.) Pırıl pırıl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pırıldamayı ifade eder: Şehrin ışıkları pırıl pırıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brilliant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brilliant. resplendent. spotless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sparkling. gleaming. glittering. squeaky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Askerlikte ve denizci likte konuşmak için kullanılan çok kuvvetli ışık işaretleri veren cihaz. (bk.) Işıldak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark lantern. signal lantern. heliograph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kesintili ışık saç mak: Yıldızlar karanlıkta pırıldar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gleam. glitter. bicker. shimmer. wink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sparkle. twinkle. wink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Telâşla dönüp dolaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pırıldayan şeyin ışığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gleam. light. sparkle. glitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gleam. glitter. twinkle. wink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Parıldayan şeyin çıkardığı ışık. Anlık ışık geçişi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Zeytinin yağı alındıktan sonra kalan posası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bakır ve kalaydan mürekkep sarı mâden, tunç. 2. Bu mâdenden yapılma: Pirinç mangal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Buğdaygillerden bol su içinde yetişen bitki ve bunun besin olarak kullanılan taneleri (oryza sativa).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brass. brazen. rice. brass. bell metal. yellow metal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brass. paddy. rice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rice. made of brass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(oryza sativa): Buğdaygiller familyasından; sıcak bölgelerde yetiştirilen bir bitkidir. Her başakçığında bir çiçek vardır. Tanesi burada meydana gelir. İçeriğinde bol miktarda nişasta ve vitaminler vardır. Pirinç kabuğundan tabii phytine elde edilir. Bu madde, gelişmeye yardımcı olur. Zihin açıklığı sağlar. Kullanıldığı yerler: Vücuda gerekli olan kaloriyi sağlar. Yüksek tansiyonu ve fazla üre miktarını düşürür. İshali keser. Kaynatılması ile elde edilen su ishal kesici olarak kullanılır. Unu, yaraları kurutmak maksadıyla kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. jeoloji). Çeşitli mâden sülfürleri; bilhassa demir sülfürü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pyrite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pyrite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doğan vesair kuşları tutmak için kullanılan çığırtkan kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (küçük kuş). Ürküp uçmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kamçıladıkça öterek dönen fırıldak, delikli topaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. brillante). t. Çok façetalı ve pek parlak hâlis elmas. 2. Pırlanta taşından yapılmış: Pırlanta yüzük, küpe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brilliant. ice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brilliant. ice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(hal.) (Kadın İsmi) - Değerli bir tür elmas.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Pırnar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Meşe ağacı çalısı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Pırnarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Meşe cinsinden çalı. Pırnar kömürü = Bu çalıdan yapılan kömür ki, en makbûlüdür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pırnar çalılığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (galatı: pirohi). İçi peynirli bir çeşit hamur yemeği.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pyrogravure

dağlama resim

Tahta üzerine kızgın demirle yapılan bir tür resim.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağaç kütüğünden oyulmuş kayık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Tabiî kalsiyum, demir ve magnezyum silikatlarına verilen ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Yer küresinin ateş hâlinde olan çekirdeğine verilen ad.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pyrosphère

jeol. ateş küre

Erimiş hâlde olduğu sanılan yer çekirdeği.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tek ayak üzerinde veya parmak uçlarında dönüş yapma; f. ayak parmakları üzerinde dönüş yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yılan sokmasına ilâç sa nılan bir cins mâden kömürü, yılantaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Esnaftan ve sanat erbabından olan. 2. mec. Külhanbeyi, Adi, ve kaba (adam). Pırpırı kıyafeti = Vaktiyle esnafa, külhanbeylerine mahsus dar esvap.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

19’uncu Yüzyılın başlarında İstanbullu gençler arasında kabadayılığın o zamanki diğer bir şekli olan Külhani dolaşmak moda olmuştu. Bu kişiler başlarına üç metre boyunda şal sarar, bacaklarını açıkta bırakan kalyoncu mintanı giyer, kollarını sıvar, vücutlarına çeşitli dövmeler yaptırarak etrafa hava atarlardı. Bu kıyafete “Pırpırı Kıyafet” denirdi.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski-püskü (şeyler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski eşya, elbiseler, yatak vesair şeyler eskisi Pırtıyı kaldırmak = Eşyayı toplayıp taşınmak, göç etmek, kaçmak Pırı-pırtı (ve galatı) pılı-pırtı = Eski-püskü eşya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski ve yırtık, Fars. fersude, parça parça: Yırtık pırtık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kolayca kabuğundan fırlayabilen: Pırtlak üzüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

popeyed. bug-eyed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (meyve) Kabuğundan kayıp dışarı çıkmak; kayarak fırlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protrude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Kutlu, hayırlı, uğurlu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Mavi renkli ve değerli bir süs taşı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden kullanılan bir cep saati çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Külbastı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutlet. chop. rib. rib roast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chop. chump. cutlet. rib. lamb chops.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chop. cutlet. rib.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. korkak, ödlek, yüreksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. umumun yararını düşünen, hamiyetli, yardımsever.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. teneffüs edilebilir. respirabil'ity i. teneffüs edilebilme .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. teneffüs, nefes alma, solunum; nefes, soluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. teneffüs olunan havayı ısıtmak veya temizlemek için ağız veya buruna geçirilen alet, respiratör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. solunumla ilgili, solunumda kullamlan, solunumun sebep olduğu. respiratory system solunum sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. teneflüs etmek, nefes almak, soluk almak; dinlenip tekrar kuvvet ve cesaret bulmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. solunumu ölçen alet; tazyikli oksijen vasıtasıyle dalgıca temiz hava veren alet, respirometre .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonaggression pact. pact of nonaggression. pact of non-agression. nonaggression pact / treaty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turn. turnout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Vere dökülen şeylerin gürültüsünü taklit ve tasvir ederek ekseriya art arda “sapır sapır” şeklinde kullanılır: Elmalar sapır sapır döküldü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Hırsla öperken veya yerken dudakların yaptığı gürültü: Şapır şapır öpmek, yemek «şapır şupur» da denilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Alel acele yemek yemek veya ses çıkararak öpmeyi anlatır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Şapır şapır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öperken veya yerken dudaklar ses çıkarmak: Çocuğunu öperken, yemek yerken dudakları şapırdıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öperken veya yerken dudaklardan ses çıkarmak: Dudaklarını şapırdatarak öpüyor, yiyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Ses taklidi). Acele ile yerken veya hırsla öperken dudakların çıkardığı gürültü: Dudaklarının şapırtısı uzaktan işitiliyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smack. splash. plash. lap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smacking sound. lap. smack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Diğer kişilerin duyduğu ses seviyesini en aza indiren kulaklık yapısı.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Suyun damlama sesini ifade eder.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(eski), bak. speak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. nefes alıp verme deliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çayırmelikesi, erkeç sakalı, bot. Spiraea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spiral. spiry. helical. loop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corkscrew. spiral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Winding or circling round a center or pole and gradually receding from it; as, the spiral curve of a watch spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Winding round a cylinder or imaginary axis, and at the same time rising or advancing forward; winding like the thread of a screw; helical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to a spiral; like a spiral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Helix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Anything which has a spiral form, as a spiral shell. flying downward in a helical path with a large radius ornament consisting of a curve on a plane that winds around a center with an increasing distance from the center a plane curve traced by a point cir

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spiral. loop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a plane curve traced by a point circling about the center but at ever-greater distances from it. a curve that lies on the surface of a cylinder or cone and cuts the element at a constant angle. ornament consisting of a curve on a plane that winds around a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rotation of the ball on its long axis after it has been passed or punted Skating: A body position in which the skater bends forward, one leg extended backward with a straight knee, the arms extended out to the side. a ball passed or kicked with a spin

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The locus of a point P which winds around a fixed point O in such a way that OP is monotonically decreasing Sinusoidal spirals are not true spirals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any move on which the skater glides along the ice on one skate, with the non-skating leg in the air to the rear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A movement in which the skater glides on one foot with the upper body bent forwards at the waist with the back arched, and the free leg is held extended at a level above the ice surface higher than the hip of the free leg. A curved line that begins at an

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A turn on the ball of one foot with the other foot held loosely in front without weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An arrangement of objects along the outline of a coiled spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Curve that decreases in radius linearly with angular radius Primary use in electronic design is to create an Inductor. disc galaxy having within the disc spiral arms of higher gas density and newly formed stars; may be normal or barred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Plastic or stainless steel reel with grooves into which film is threaded prior to processing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A 360 degree turn, at least. an opaque glass thread wound around a clear rod. a method of applying reinforcement in which there is not interlacing between individual strands of the reinforcement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A tool for creating spiral-shaped polygons. a 'Jelly Roll' design in a cane where sheets of clay are stacked and rolled to create a spiral design when sliced crossways.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Twisted, spiral as the placement of leaves emerging from the rhizome. leaves arranged around a twig in a pattern like candy-cane stripes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The football's rotation when it's thrown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., f. (-ed, -ing veya -led, -ling) helezoni, helisel, sarmal; i. helis, helezon; tıb. spiral; f. helezon teşkil etmek. spiral galaxy, spiral nebula sarmal bulutsu. spirally z. helezoni olarak, helezon ekli alarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., dilb. sürtme sesi çıkaran (harf).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ince uzun ot sapı; kulenin sivri tepesi; f. uzun ve ince sap sürmek; sivri kule gibi yükselmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. helezon, helis; helezoni kabuğun sivri ucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Burguya benzer mikrop çeşidi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. ruh can, insan ruhu; fels. tin; tayf, hayalet; peri, cin; önder, örnek kimse; heves, canlılık; hava; huy, tabiat, meşrep; mana, öz, meram; s. hayalete ait; ruhlara inanmayla ilgili; ispirto ile çalışan. spirit lamp ispirtoluk, kamineto. spi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. canlandırmak, kuvvet ve cesaret vermek. spirit away, spirit off gizlice göndermek veya götürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. canlı, şevkli, ateşli, cesaretli. spiritedly z. canlı olarak, şevkle. spiritedness i. canlılık, şevk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ispritizma. spiritist i. ispritizmaya inanan veya onunla meşgul olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s., İt., müz. canlılıkla; s. canlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sert içki; ruh; keyif; damıtılmış öz; ispirtolu eriyik. spirits of ammonia nışadırruhu. in high spirits keyfi yerinde. in low spirits keyifsiz. methylated spirits mavi ispirto, metilik alkol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ruhsal, ruhanı, manevi, tinsel, bâtıni; Allah tarafından ilham edilmiş; kutsi, ruhani, kiliseye veya kutsal şeylere ait; i. Amerika zencilerine özgü ilâhi. spiritually z. manen, ruhani olarak. spiritualness i. manevilik, ruhanilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ispritizma. spiritualist i. ispritizmaya inanan kimse. spiritualistic s. ispritizma ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ruhanilik, manevilik; kiliseye veya papaza ait şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ruhanileştirmek, manevi veya ruhani bir nitelik veya anlam vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Ruhu asıl varlık olarak kabul eden doktrin. Materyalizm zıddı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. spiritualisme

fel. tinselcilik

Bütün gerçekliğin özünün ruh olduğunu, her gerçek olanın manevi olduğunu ve maddi olanın yalnızca manevi gerçekliğin bir görünüşü olduğunu veya salt bir tasarım olduğunu ileri süren fizik ötesi öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spiritualism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. spirituel

ruh b. tinsel

Maddeyle ilgisi olmayan, manevi olan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Fr. zeki, canlı, espri yapma yeteneği olan, nüktedan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. alkollü ispirtolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Lat. ruh, can; nefes. spiritus asper Yu. gram. kelime başındaki ''h'' sesi; bunu belirten işaret('). spiritus lenis Yu. gram. sesli harflerle başlayan kelimelerin başında h sesinin bulunmaması; bunu ifade eden işaret (').

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek), tıb. nefes, soluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) halka, kangal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. spiril, burgu biçimindeki mikrop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. solunum hareketlerini kaydeden alet, nefes resmi çizicisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. spirojirler, kavuşur suyosunları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. helezon gibi, vidaya benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nefesölçer, spiro metre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. spurt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. fışkırmak, fışkırtmak; i. fışkırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tambour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (şiir) içini çekmek, ah çekmek. suspiration i., (şiir) iç çekme, ah çekme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi kelime). Tapir tapir, tapir tupur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Toynaklı memelilerden iki metre uzunluğunda kısa hortumlu bir hayvan cinsi (tapirus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any one of several species of large odd-toed ungulates belonging to Tapirus, Elasmognathus, and allied genera.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

They have a long prehensile upper lip, short ears, short and stout legs, a short, thick tail, and short, close hair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

They have three toes on the hind feet, and four toes on the fore feet, but the outermost toe is of little use. large inoffensive chiefly nocturnal ungulate of tropical America and southeast Asia having a heavy body and fleshy snout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large inoffensive chiefly nocturnal ungulate of tropical America and southeast Asia having a heavy body and fleshy snout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tapir, zool. Tapiridae.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clean- cut. well groomed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). ince elemek (asıl mânâsı kıl elekle elemek).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Hafif surette yürüme sesini ifade eder: Tavşan karın üzerinde tıp tıp, tıpır tıpır yürüyordu, çocuk küçük ayaklarıyle tıpış tıpış yürümeye başladı, yüreğim tıp tıp ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tıp.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tıpır sesi çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hafif surette yürümeyi anlatır: Karın üzerinde yakalarının tıpırtısı işitiliyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). 1. Yuvarlak şey, top: Bir topak yağ. 2. Hayvan ayağının topuğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lump. pellet. chunk. clew. clue. cob. dollop. glob. hunch. knurl. nub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cake. rpundish lump. lump. pellet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lump. round mass. ball. pellet. glomerate. cake. conglomerate. conglomeration. slump. thick. nugget. agglomeration. agglomerate. hunch. dollop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to form into pellets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get lumpy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to form lumps. to become lumpy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i terleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. vaki olmak, olmak; beden veya bitki gözeneklerinden dışarı çıkmak; terlemek; nefes vermek; meydana çıkmak, şüyu bulmak, duyulmak, sızmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rubbing alcohol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Cyber-shot® U, şık ve zarif bir alüminyum gövdeye sahiptir ve yalnızca 87 gram ağırlığındadır. Hafifliği ve küçüklüğü (yalnızca 84,5 x 39,8 x 28,6 mm) harika tasarımını güçlendirmektedir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. hakem; f. hakemlik yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. telaffuzda h sesi olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. günü geçmemiş, vadesi gelmemiş, müddeti tamamlanmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sönük, çekici olmayan; ilham olmamış, esinlenmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Tüm VAIO sistemleri ile birlikte gelen yazılım paketi, herkesin AV-IT’nin tüm potansiyelinden en iyi şekilde faydalanabilmesi için dikkatle seçilmiştir. VAIO için Adobe® Yazılım Paketi size fotoğraf ve video düzenleme sanatına hakim olmanız ve şirket içerisinde veya ötesinde kolayca dağıtabilmek için kendi PDF dosyalarınızı yaratmanız için gerekli araçları sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. vampire). 1. Öldükten sonra güyâ mezardan çıkıp halka musallat olarak dehşet ve zarar veren hayalet, cadı, karakoncolos. 2. Amerika’ya mahsus bir nevi büyük yarasa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vampire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vampire. vampire bat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vampire. vampire bat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vampir, hortlak; kan emici bir çeşit büyük yarasa. vampire bat vampir, zool. Desmodus vampir'ic s. vampir cinsinden; kan emici. vam'pirism vampire inanma; kan emicilik; cadılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sokulgan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Yanpiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çarpık, iğri büğrü, yengeç gibi (adam). 2. Yan yan giden: Yanpiri çizgi, yanpiri yürüyüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koyunun kışın süren yünü, kaba ve yumuşak yün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koyun yünü satan, yün tüccarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yapak, yani yünle örtülü. 2. Yapak veren. Yapaklı hayvan = Koyun; mukabili: Kıllı = Keçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çiçek yaprağı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Veri almadaki transfer hızını teoride 1 k.k mbit’e gkartan iletişim standardıdır. 3.5G olarak da anılır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Zıplayarak çılgınca hareket eden, pervasız adam. 2. Güçlü, kuvvetli, iri yarı.

Türkçe Sözlük by