Pist ne demek? | Pist anlamı nedir? | Pist

Pist anlamı nedir?

Pist ne demek?

Pist anlamı nedir?

Pist | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: pist

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Hava alanlarında uçakların inip kalkarken kullandığı düzgün saha. 2. Koşuların yapıldığı yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Kediyi koğmada kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

track. track. path. runway. landing field. airfield. cinder path. course. floor. ring. strip. tarmac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

course. shoo. track. track. runway. dance-floor. running track. runway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Piste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

running track. runway. dance floor. skating risk. circus ring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (Hayvanı) çok yormak, artık yürümeye mecali olmayacak dereceye getirmek. 2. Yıldırmak, horonlatmak. 3. (Gemiyi) iki ucundan demirleyip veya bağlayıp sağlam kasmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Vuruşturmak, tokuşturmak: Kapının kanatlarını çarpıştırmak. 2. Tutuşturmak, vuruşturmak, savaştırmak, müsademe ettirmek: İki adamı çarpıştırıp kendisi seyirci kaldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make collide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Acele ile ve dikkatsiz yazılmış yazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. ince değnekle hafifçe vurmak. 2. Kâğıda vurur gibi çabuk çabuk ve dikkatsiz yazmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) burun kanaması

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fels.) epistemoloji, bilgi kuramı, bilginin esas ve sınırlarından bahseden bilim dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). İlmin felsefe bakımından incelenmesi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. épistémologie

bilgi kuramı

Bilginin temelini, bilim alanında uygulanan yöntemleri, sınır ve güvenilirlik bakımından inceleyip araştıran felsefe dalı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mektup, name, risale; Yeni Ahit'te bir Resulün yazdığı mektup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) mektup kabilinden, mektup tarzında; mektuplardan meydana gelmiş (roman); mektubun içinde geçen; mektuplaşma ile yürütülen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mim.) üst taban, baş taban, saçaklığın alt kısmı ve sütun başlığı üzerine dayanan taban.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hayat yükünden kaçıp kafasını dinlemek isteyen kimse. escapism (i.) hayatın yükünden kaçmak için kendini başka işlere verme, hayal kurma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physiotherapist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heliport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Zorla alınmasına mâni olamamak, müsaade etmek, ettirmek: Eti elinde götürürken köpeklere kapıştırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to incite people to fight or fussle with each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gözleri arka arkaya ve çabuk çabuk açıp kapamak, bk. Kırpıştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kıpıştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to blink eyes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to blink (one's eyes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (aşağ) Katolik. papism i. Katoliklik. papistic(al) s. Katolik kilisesine veya ayinlerine ait. papistry i. Katolik mezhebi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hemcinsine şefkat gösteren kimse, hayır sahibi; insanları seven kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şamfıstığı, Antep fıstığı; şamfıstığı ağacı; şam- fıstığı yeşili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Meme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پستان] meme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پسته] fıstık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Döşek, yatak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bir iskambil oyunu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a card game.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. pistil, dişi organ, boyuncuk ve stigmadan ibaret dişi çiçek organı. pistillate s., bot. dişi organı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-led,-ling) pistol, tabanca, revolver, piştov; f. tabanca ile vurmak. pistol grip tüfeklerde tabanca kabzasına benzer yer. pistol shot tabanca ateşi; ta- banca menzili. pistolwhip f. tabanca namlusu ile vurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. Fr.). 1. Bir motorda silindirin içinde hareket eden parça. 2. (argo) Yardımcı, tavsiye eden, koruyan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piston.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A sliding piece which either is moved by, or moves against, fluid pressure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It usually consists of a short cylinder fitting within a cylindrical vessel along which it moves, back and forth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is used in steam engines to receive motion from the steam, and in pumps to transmit motion to a fluid; also for other purposes. mechanical device that has a plunging or thrusting motion United States neoclassical composer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piston. pull. backing. friend at court. sucker. swab. fixer. influence. leverage. plug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A partly hollow cylindrical part closed at one end, fitted to each of the engine's cylinders and attached to the crankshaft by a connecting rod Each piston moves up and down in its cylinder, transmitting power created by the exploding fuel to the cranksha

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A round metal cylinder which is attached to the top end of the connecting rod, inside of the cylinder The piston compresses the air - fuel mixture on the upward motion, and is pushed downward when the air - fuel mixture explodes This downward motion then

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Component that rides up and down in the cylinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The piston moves in the cylinder to carry power to the connecting rod see cylinder, connecting rod, four cycle engine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A cylindrically shaped metal piece that is moved back and forth in a cylinder by pressure from explosion of the air/fuel mixture fed into the cylinder then ignited by the sparkplug Or in other applications, from the introduction of liquid or air In an eng

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An internal part of an internal combustion engine that slides back and forth inside a sleeve If the piston must be replaced, the sleeve must be replaced also.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A cylindrical part, closed at the top, that moves up and down inside the cylinder to compress the fuel/air mixture and drive the engine by means of a connecting rod, which is attached to the piston at one end and to the crankshaft at the other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A piston is a cylindrical piece of metal that moves up and down inside an engine's cylinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A round or cylindrical plug, which closed at one end and open at the other It slides up and down in the cylinder It is attached to the connecting rod and when the fuel charge is fired, will transfer the force of the explosion to the connecting rod then to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A disc which moves backwards and forwards inside a hollow cylinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device used to convert hydraulic power to mechanical power Used to push the ram down and pull the ram up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The part that moves up and down in a cylinder. a sliding piece moved by or moving against fluid pressure which usually consists of a short cylinder fitting within a cylindrical vessel along which it moves back and forth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

United States neoclassical composer. mechanical device that has a plunging or thrusting motion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mak. piston; müz. nefesli çalgılarda piston. piston crown mak. piston başı. piston ring piston yayı. piston rod piston kolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Tabanca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to affix a stamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (kadına) tecavüz eden adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drizzling. scattering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Azar azar serpmek: Şu tavuklara biraz yem serpiştir. 2. Az miktar su saçmak: Bir bulut biraz yağmur serpiştirerek geçti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sprinkle. to scatter or distribute. to drizzle. to spit. to scatter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sprinkle or scatter sth here and there in small quantities. to sprinkle down. to spit down. intersperse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Arattırmak. 2. Ismarlamak, sipariş etmek.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. thérapist

tıp tedavici

Tedavi eden kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

therapist. mental therapist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

therapist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

therapist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok sıkı kuralları olan ve konuşmayı bile meneden Katolik manastırda rahip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. daktiloda yazı yazan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. utopiste

hayalci

Bir şeyi gerçekleşmiş gibi kabul edip zihninde tasarlayan kimse.


Yabancı Kelime by

Genel Bilgi

Yapıştırıcıların sağladığı yapışma olayı aslında kimyasal bir reaksiyondan başka bir şey değildir. Tabiatta evini yapan arı, kayalara ve gemilerin altındaki kesimlerine tutunan midye gibi çok iyi yapıştırıcı üreten canlıların sayısı az değildir.

Yapıştırıcıların hikayesi tarih öncesi çağlara kadar uzanıyor. Mağara duvarlarına resim benzeri şekiller yapan atalarımız bunları duvarlara yumurta akı, kurumuş kan ve su bitkilerinin özleriyle sabitliyorlardı.

Sonraları, milattan önce 3500 yıllarından başlayarak eski Mısırlılar ve Sümerler hayvan derilerini ve kemiklerini kaynatarak daha sağlam yapıştırıcılar yapmayı öğrendiler. Günümüzde imalatçılar yapıştırıcıları sentetik malzemeler kullanarak yapıyorlar. 250 temel maddeden binin çok üstünde özel türler üretiyorlar.

Yapışma olayında benzer veya ayrı malzemeden iki madde, bir de yapışkan gerekir. Burada en önemli görev yapıştırıcıdadır. Yapıştırıcının moleküllerinin diğer iki madde molekülleri ile birleşme eğilimi gösterir bir yapıda olmaları gerekmektedir.

Aslında iki maddeyi birbirlerine ideal bir şekilde yaklaştırabilsek yapıştırıcı bile kullanmadan birbirlerine yapışabilirler. Her iki maddenin yüzeylerindeki atomların farklı kutupları birbirlerini çekerler. Pratikte ise bu oluşumu sağlamak mümkün değildir.

Atomların birbirlerini çekebilmeleri için iki cismin yüzeyleri arasındaki mesafenin milimetrenin 10 milyonda birini geçmemesi gerekir. Oysa son derecede pürüzsüz olarak görülen bir cismin bile yüzeyinde milimetrenin on binde dördü kadar yükseklikte girinti ve çıkıntılar vardır.

Bu durumda her iki malzeme aynı cins olsalar bile yüzeyleri hiçbir zaman ideal düzlükte olamayacağından, aradaki boşlukları doldurmak, en fazla miktarda bağ oluşturarak moleküllerin birleşmesini sağlamak için araya bir yapıştırıcı gerekir.

Yapıştırıcının akıcı ancak kuruduğunda katılaşıp kolay kolay kopmayacak özellikte, yüzeylerin ıslanabilir, tamamen temiz toz ve yağdan tamamen arındırılmış olmaları gerekmektedir. Peki nasıl oluyor da bu kadar güçlü olan yapıştırıcılar tüpün içinde tüpe yapışmadan durabiliyorlar?

Bir çok yapıştırıcının içinde iki tür katkı malzemesi vardır. Biri yapıştırıcı sıvının moleküllerini birleşmeye zorlar, stabilizer denilen diğeri de tersi. Tüpün içinde bunlar bir halatı birer ucundan çeken iki kişi gibidirler. Tüpün iç yüzeyi tamamen nötr olduğundan biri diğerine üstün gelemez, denge halindedirler. Yapıştırıcı tüpten çıkınca havadaki nem stabilizer kısmının etkinliğini yok eder, yapıştırıcı sertleşir ve sürüldüğü yere yapışır.

Yapıştırılacak yüzeylere yapıştırıcıdan ince bir tabaka sürülmesi tavsiye edilir çünkü fazlası yapıştırıcının kendi içinde bağlar oluşturup sertleşmesine yol açar.

Tüpün kapağı açıldıktan sonra ağız kısmında görülen ve tüpün kullanılması için delinen sızdırmaz kısım da yapıştırıcının hava ve nem alıp tüpün içine yapışmaması için alınmış bir tedbirdir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yapıştırılan şey, yapıştırılmış şey. 2. Gelinin yüzüne yapıştırılan küçük elmas vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yapışmasını sağlamak. 2. Vurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixate. agglutinate. bond. cement. conglutinate. fix. glue. gum. gunk up. paste. plant. stick. stick together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affix. bind. bond. clout. glue. plaster. stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paste. to glue. to paste. to tape. to stick one thing onto another. to adhere one thing to another. to land sb (a blow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by