Plastik Cam ne demek? | Plastik Cam anlamı nedir? | Plastik Cam

Plastik Cam anlamı nedir?

Plastik Cam ne demek?

Plastik Cam anlamı nedir?

Plastik Cam | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: plastik cam

Türkçe - İngilizce Sözlük

perspex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبجامه] su kabı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Acemler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaver, emir subayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kuzey Amerika’da yetişen bir çam türü.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Bilindiği gibi pek çok model binek arabalarda arka kapıların camları dibine kadar tam açılamaz. Yaklaşık üçte bir mesafeye gelince dururlar. Tabii bu sürücüler için bir problem değildir. Onlar ön camları tam açıp püfür püfür giderler. Klimalı araç sayısı çoğalıp tüm camların kapalı tutulması durumu ortaya çıkınca arka camların tam açılamaması konusu gündemden iyice düşmüştür.

Arabaların arka camlarının tam açılmamasının içeriye egzoz gazı, böcek veya gürültü girmesiyle ve arabanın emniyetiyle bir alakası yoktur. Arabaları dizayn eden mühendisler bunu kullanıcıların çocuklarının arabadan sarkmamaları için tercih ettiklerini söylüyorlar. Hatta arka camların açılmaması için arabaya kilit dahi koyuyorlar.

Gerçek ise farklıdır. Performansı en yüksek arabayı yapabilmek için katlanılması gereken bir durumdur bu. Dikkat ederseniz orta ve küçük boy arabaların çoğunda arka tekerlekler arka kapılara çok yakındır. Bu nedenle ön ve arka kapıların şekilleri farklıdır. Ön kapıda camın dibine kadar girmesi için yer varken arka kapılarda tekerleğin ve çamurluğunun konumlarından dolayı alt kısım daraldığından yer yoktur. Bu şekilden dolayı zaten arka kapıdan inmek de daha zordur. Cam, kapının düz devam eden kısmındaki yuvasına kadar inebilir, daha sonra gidebileceği bir yer yoktur.

Peki arabalarımızın kapıları niçin arkadan öne doğru açılıyor? Bir sürücü olarak kapınızı hep sol elle açtığınız dikkatinizi çekti mi? Kapı arkadan öne doğru açıldığından zaten sağ elle hiç denemeyin sorun yaşarsınız. Arabaların ilk yapıldıkları zamanlarda kapıların menteşe ve kilit sistemleri bugünkü kadar sağlam değildi. Ancak insanların çoğu sağ ellerini kullandıklarından sürücü tarafındaki kapı önden arkaya açılır şekilde yapılıyor, diğer kapı(lar)da da bu şekle uyuluyordu.

Bu durum hareket halinde iken aniden açılan kapının karşıdan gelen hava akımıyla kapanamamasına hatta kopmasına yol açabiliyordu. Bu nedenle kapıların arkadan öne doğru açılır şekilde yapılmasına başlandı. Artık kilit kazara boşalsa bile karşıdan gelen hava akımı kapının açılmasına müsaade etmiyordu.

Konu arabalardan açılmışken fabrikadan yeni çıkmış arabalardaki güzel kokudan da söz edelim. ‘Yeni araba kokusu’ denilen ve insanların hoşuna giden bu koku tek bir koku olmayıp, birçok kokunun birleşmesinden oluşan çok özel bir kokudur. Zamanla kaybolur ve arabaya asılan suni koku yayıcılardan hiçbirinin kokusu onun yerini tutamaz.

Bu koku, boya ve boyadan önce kullanılan astar boya, konsolda, pencere ve kapılarda kullanılan lastik ve plastik malzemelerin kokularının bir karışımıdır. Bunlara yapıştırıcıların, izolasyon malzemelerinin, koltuklardaki kumaşın, deri parçalarının ve döşemelerde kullanılan vinilin kokuları da karışır. Ortaya çok özel ve taklidi imkansız bir koku çıkar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bilindiği gibi pek çok model binek arabalarda arka kapıların camları dibine kadar tam açılamaz. Yaklaşık üçte bir mesafeye gelince dururlar. Tabii bu sürücüler için bir problem değildir. Onlar ön camları tam açıp püfür püfür giderler. Klimalı araç sayısı çoğalıp tüm camların kapalı tutulması durumu ortaya çıkınca arka camların tam açılamaması konusu gündemden iyice düşmüştür.

Arabaların arka camlarının tam açılmamasının içeriye egzos gazı, böcek veya gürültü girmesiyle ve arabanın emniyetiyle biri alakası yoktur. Arabaları dizayn eden mühendisler bunu kullanıcıların çocuklarının arabadan sarkmamaları için tercih ettiklerini söylüyorlar. Hatta arka camların açılmaması için arabaya kilit dahi koyuyorlar.

Gerçek ise farklıdır. Performansı en yüksek arabayı yapabilmek için katlanılması gereken bir durumdur bu. Dikkat ederseniz orta ve küçük boy arabaların çoğunda arka tekerlekler arka kapılara çok yakındır. Bu nedenle ön ve arka kapıların şekilleri farklıdır. Ön kapıda camın dibine kadar girmesi için yer varken arka kapılarda tekerleğin ve çamurluğunun konumlarından dolayı alt kısım daraldığından yer yoktur. Bu, şekilden dolayı zaten arka kapıdan inmek de daha zordur. Cam, kapının düz devam eden kısmındaki yuvasına kadar inebilir, daha sonra gidebileceği bir yer yoktur.

Peki arabalarımızın kapıları niçin arkadan öne doğru açılıyor? Bir sürücü olarak kapınızı hep sol elle açtığınız dikkatinizi çekti mi? Kapı arkadan öne doğru açıldığından zaten sağ elle hiç denemeyin sorun yaşarsınız. Arabaların ilk yapıldıkları zamanlarda kapıların menteşe ve kilit sistemleri bugünkü kadar sağlam değildi. Ancak insanların çoğu sağ ellerini kullandıklarından sürücü tarafındaki kapı önden arkaya açılır şekilde yapılıyor, diğer kapı(lar)da da bu şekle uyuluyordu.

Bu durum hareket halinde iken aniden açılan kapının karşıdan gelen hava akımıyla kapanamamasına hatta kopmasına yol açabiliyordu. Bu nedenle kapıların arkadan öne doğru açılır şekilde yapılmasına başlandı. Artık kilit kazara boşalsa bile karşıdan gelen hava akımı kapının açılmasına müsaade etmiyordu.

Konu arabalardan açılmışken fabrikadan yeni çıkmış arabalardaki güzel kokudan da söz edelim. ‘Yeni araba kokusu’ denilen ve insanların hoşuna giden bu koku tek bir koku olmayıp, birçok kokunun birleşmesinden oluşan çok özel bir kokudur. Zamanla kaybolur ve arabaya asılan suni koku yayıcılardan hiçbirinin kokusu onun yerini tutamaz.

Bu koku, boya ve boyadan önce kullanılan astar boya, konsolda, pencere ve kapılarda kullanılan

lastik ve plastik malzemelerin kokularının bir karışımıdır. Bunlara yapıştırıcıların, izolasyon malzemelerinin, koltuklardaki kumaşın, deri parçalarının ve döşemelerde kullanılan vinilin kokuları da karışır. Ortaya çok özel ve taklidi imkansız bir koku çıkar.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). become.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. bed = kötü, fercam = encâm). Encamı kötü, sonu fena.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بدفرجام] kötü sonlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

television screen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki meclisi içine alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Intel tabanlı Mac’lerde Windows’dan boot etmeye olanak sağlayan uygulama.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frosted glass. ground glass. focusing screen. porcelain glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Silisli kumun potas veya soda katılıp eritilmesiyle yapılan cisim, sırça. Zücâc, şişe. 2. Pencere çerçevelerine takılan sırça tabakası: Pencerenin camlarını takmak, pencerelerde cam kalmadı. Şişeden, sırçadan, camdan: Cam tabak, cam gözlük. Camgöbeği = Yeşile yakın mavi. Camgöz = 1. Tamahkâr, haris. 2. Köpekbalığının bir cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Bardak, kadeh, maşrapa. Ar. ke’s: CSm-ı mey = Şarap kadehi. CSm-ı Cem = iran mitolojisinde şarabın mûcidi sayılan Cem’in (Cemşîd’in) sihirli kadehi ki, Ayîne-i İskender gibi şâirâne uydurmalardandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çamçarşı = Fırdolayı, etrafını dönerek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dikenden ibaret olan yaprağını kışın da dökmeyen ağaç cinsi ki, ekseriya yüksek ve soğuk yerlerde olup birçok çeşidi vardır ve havayı temizlediği için bahçelerde dahi yetiştirilir: Ak, sarı, kara, ala, çıralı çam, katran çamı, kumsal çamı. Çamözü = Sarı çam tahtası, sarı ot. mec. Çam devirmek = Büyük bir kabalık etmek. Çamlar bardak olmak = Eski hal değişmek. Çamsakızı = Çam ağaçlarından çıkan reçine. Çamfıstığı = Çam ağacının meyvesi, tohumlarını havi kozalağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pine. glass. window.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A turning or sliding piece which, by the shape of its periphery or face, or a groove in its surface, imparts variable or intermittent motion to, or receives such motion from, a rod, lever, or block brought into sliding or rolling contact with it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A curved wedge, movable about an axis, used for forcing or clamping two pieces together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A projecting part of a wheel or other moving piece so shaped as to give alternate or variable motion to another piece against which it acts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A ridge or mound of earth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Crooked. a rotating disk shaped to convert circular into linear motion a river in east central England that flows past Cambridge to join the Ouse River.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glass. window pane. window.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a river in east central England that flows past Cambridge to join the Ouse River. a rotating disk shaped to convert circular into linear motion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Computer-Aided Manufacturing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Computer Aided Manufacture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Computer Aided Manufacturing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Computer Aided Manufacturing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Computer Assisted Manufacturing Programs that control machine tools, etc via communications interfaces CAD/CAM software programs are essential to the new 'precision farming' systems that depend on global positioning systems.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for 'Computer Aided Manufacturing'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Computer-Aided Manufacturing The use of computer aids in planning, tracking, analyzing, and implementing the construction of manufactured items.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Computer-Aided Manufacturing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Software dedicated to computer Aid ManufacturingComputer Aid Manufacturing A software for manufacturing Usually for NC machines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Computer Aided Manufacturing, that part of Computer Integrated Manufacturing restricted to the operation and control of manufacturing functions. Computer Aided Manufacturing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Computer-aid manufacturing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mechanical device for converting one kind of motion to another, usually rotary to linear The main application for cams in bicycle technology is in quick-release mechanisms As the quick-release lever is rotated from the open to the closed position, the c

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Computer-assisted manufacturing/machining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The use of computers to assist in manufacturing. computer aided manufacture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Computer-assisted manufacturing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Computer Aided Manufacture. 1 Computer Aided Manufacturing This is when machinery receives instructions from computer input This input usually originates in a CAD device The CAD output is fed into the CAM device and translated into instructions to the mac

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for computer-assisted manufacturing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Content Addressable Memory Also known as 'associative memory', CAM is a kind of storage device that includes comparison logic with each bit of storage A data value is broadcast to all words of storage and compared with the values therein Words that match

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Computer Aided Manufacturing refers to manufacturing involving the use of computer controlled tools and systems These tools may include numerically controlled machinery, resource usage planning, manfacturing control, quality control as well as stock and l

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for 'Computer Aided Manufacturing '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جام] kadeh. 2.şişe. 3.cam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mak). kam, dirsekli kurs, mil dirseği, mil çivisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ground fir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pine ut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glass eye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ufak tefek. 2. Hırçın: 1. Kuruüzümün ufak tanelisi. 2. Ufak gözbebeği. 3. Siyahı az ve beyazı çok göz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

putty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Cam şaşılacak derecede basit bir maddedir. Dünyanın her köşesinde rahatça bulunabilen kum, kuvars ve sodadan meydana gelmiştir. Fakat camın asıl şaşırtıcı özelliği ne tam bir sıvı ne de gerçek bir katı oluşudur. Aslında sıvıya daha yakındır, çünkü atomik yapısındaki düzen sıvılardaki rasgele düzeni andırır. Katıların atomlarının kristal yapısı ise düzgündür.

Katı bir cisimde atomların bir diziliş düzeni vardır. Yani bu diziliş düzeni belli aralıklarla kendini tekrarlar. Camda ise bu özellik yoktur. Çok kuvvetli mikroskoplarla yapılan incelemelerde bile camın yapısında hiç bir kristal oluşumuna rastlanmaz. Arada sırada görülen bazı kristaller ise camdaki kusurlardır.

Cama çok ağdalı bir sıvı diyebiliriz. O kadar ağdalıdır ki, normal dış etkenlerde bile şeklini değiştirmez. Bir sıvıda iç sınırlar bulunmadığından camın içinden geçen bir ışık demeti kırılma ve yansımaya uğramaz, doğrudan geçer. Bu nedenle bir cama baktığımızda arkasındakileri olduğu gibi görürüz. Işık sadece camın yüzeyini aşarken hafifçe kırılır.

Cam saydamdır, su da saydamdır, öyleyse donmuş su olan kar taneleri niçin beyazdır ve niçin kar örtüsü saydam değildir? Bir cismin üzerine gelen ışığın tümünü yansıttığında beyaz, hepsini tutup hiçbirini yansıtmadığında siyah renkte göründüğünü biliyoruz. Cam saydamdır ancak kırıldığında, tuzla buz olduğunda yerdeki küçük cam parçaları yığını beyaz renkte görünür, çünkü her bir cam parçası ışığı değişik yönde geçirmektedir.

Kar tanelerinde de aynı şey söz konusudur. Minik taneler üzerlerine gelen ışığı her yöne gelişigüzel yansıtırlar. Bu nedenle kar taneleri de, kar örtüsü de beyaz renkte görünürler. Benzeri durum tuzda da görülür. Tuz, her biri saydam olan küçük kristallerden oluşmuştur ama bunlardan büyük bir miktarı bir kapta bir araya gelince gözümüze beyaz renkte görünürler.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Cam şaşılacak derecede basit bir maddedir. Dünyanın her köşesinde rahatça bulunabilen kum, kuvars ve sodadan meydana gelmiştir. Fakat camın asıl şaşırtıcı özelliği ne tam bir sıvı ne de gerçek bir katı oluşudur. Aslında sıvıya daha yakındır, çünkü atomik yapısındaki düzen sıvılardaki rasgele düzeni andırır. Kumların atomlarının kristal yapısı ise düzgündür.

Katı bir cisimde atomların bir diziliş düzeni vardır. Yani bu diziliş düzeni belli aralıklarla kendini tekrarlar. Camda ise bu özellik yoktur. Çok kuvvetli mikroskoplarla yapılan incelemelerde bile camın yapısında hiç bir kristal oluşumuna rastlanmaz. Arada sırada görülen bazı kristaller ise camdaki kusurlardır.

Cama çok ağdalı bir sıvı diyebiliriz. O kadar ağdalıdır ki, normal dış etkenlerde bile şeklini değiştirmez. Bir sıvıda iç sınırlar bulunmadığından camın içinden geçen bir ışık demeti kırılma ve yansımaya uğramaz, doğrudan geçer. Bu nedenle bir cama baktığımızda arkasındakileri olduğu gibi görürüz. Işık sadece camın yüzeyini aşarken hafifçe kırılır.

Cam saydamdır, su da saydamdır, öyleyse donmuş su olan kar taneleri niçin beyazdır ve niçin kar örtüsü saydam değildir. Bir cismin üzerine gelen ışığın tümünü yansıttığında beyaz, hepsini tutup hiçbirini yansıtmadığında siyah renkle göründüğünü biliyoruz. Cam saydamdır ancak kırıldığında, tuzla buz olduğunda yerdeki küçük cam parçaları yığını beyaz renkte görünür, çünkü her bir cam parçası ışığı değişik yönde geçirmekledir.

Kar tanelerinde de aynı şey söz konusudur. Minik taneler üzerlerine gelen ışığı her yöne gelişigüzel yansıtırlar. Bu nedenle kar taneleri de, kar örtüsü de beyaz renkte görünürler. Benzeri durum tuzda da görülür. Tuz, her biri saydam olan küçük kristallerden oluşmuştur ama bunlardan büyük bir miktar bir kapta bir araya gelince gözümüze beyaz renkte görünürler.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gigantic. large.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glass wool. fiberglass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Camcı, cam yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cam fabrikası, atölyesi, cam imal edilen yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çapraz düğmeli ve harçlı bir cins kısa yelek ki, potur gibi eski kıyafetle giyilir.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(pinus): Birçok çeşidi olan bir ağaçtır. Kozalakları ilk yıl kapalıdır. İkinci yıl açılıp, kurur ve ağacın dibine düşer. İlaç yapımında; tomurcuğu, palamutu, kozalağı, filizleri ve çırası kullanılır. Kullanıldığı yerler: Balgam söktürür. Müzmin öksürüğü keser. Kolay doğum yapmayı sağlar.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dostluk, arkadaşlık, yoldaşlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) (gen. ispanya krallarının) danışmanlar grubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. I.). Armaya çıkma kumandası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (F. câme-şûy’dan). Elbise altına giyilen gömlek, don vs.: Çamaşır yıkamak, temiz, kirli çamaşır, çamaşır teknesi, leğeni, kazanı, sepeti. Çamaşır ağası, ustası = Vaktiyle büyük dairelerde çamaşıra nezaret eden hizmetçi. Çamaşır makinesi = Çamaşır yıkamada kullanılan elektrikli makine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

washing. linen. clothes. laundry. washing. washings. linen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laundry. washing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linen. wash. washing. underwear. laundry. underclothing. garment. clothes. drier dryer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laundry detergent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dresser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clothesline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clothes line. wash line. drying line. drying rope. washing line. hang-clothes line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wash boiler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

washer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

washing machine. washer. yellow goods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clothes pin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clothes peg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

household soap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clothes basket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleaching liquid. wash. chlorine water. wash-water. bleacher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çamaşır yıkamayı meslek edinen kimse: Çamaşırcı kadın = Dükkânda ve evlerde ücretle çamaşır yıkayan kadın veya büyük bir konakta yalnız çamaşır yıkamaya mahsus hizmetçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

washerman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çamaşır yıkama sanat ve meşguliyeti: Çamaşırcılık ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çamaşır yıkamaya mahsus yer: Bu evin çamaşırhanesi yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laundry. launderette. coin-op.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

launderette. laundry. wash. washhouse. laundrette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laundry room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CAN-BAZ) (i. F. cân = ruh, bâhten = oynamak). 1. Tehlikeli oyunlarda bulunmakla sanki canı ile oynar adam: İp cambazı = İple oynayıp tehlikeli maharetler gösteren oyuncu. At cambazı = At üzerinde muhtelif oyunlar yapan maharetli adam. 2. At oynatıp talim ve terbiye etmede mahir binici ve at alıp. satmakla meşgul adam: Cambazdan bir at aldım, cambazların eline düşen at alınmaz. 3. Kurnaz, hîlekâr: Çok cambaz adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrobat. stunter. coper. distortionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrobat. rope dancer. horse dealer. sly. cunning. crafty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rope-walker. acrobat. horse-dealer. swindler. rope dancer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CAN-BAZ-HANE) (i. F.). Cambazların temsil verdikleri tiyatro.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. ipte veya at üzerinde muhtelif oyunlar gösteren adamın maharet ve meşguliyeti. 2. At alıp, satma ticareti, at madrabazlığı. 3. Hilekârlık, kurnazlık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). kavis meydana getirmek; hafifçe bükülmek; dışbükey yapmak; (i). kavis, bükümlülük; (hav). kanadın bükümlülüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., eski kambiyocu, kambiyo uzmanı; kambiyo el kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). katman doku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kamboç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (jeol). Kambriyum, paleozoik devrin ilk bölümü; Galli kimse; (s). Galler Ülkesine ait; Kambriyum'a ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ince beyaz pamuklu veya keten kumaş; patiska. cambric tea sıcak su ile süt ve şeker karışımı bir içecek (bazen çay da ilâve edilir).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Cambridge şehri; Cambridge universitesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yassı bir nevi büyük ba‘an lık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Ağaçtan kulplu su kabı. 2. Ağaçtan bir nevi büyük kepçe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Pencere camlarını takmak sanatını icra eden adam. 2. Cam satan, cam ticaretini icra eden adam. Camcı arşını = Eskiden camcıların kullandıkları yirmi dört parmaklık ölçü. Camcı macunu = Pencere camlarının kenarlarına sürülen macun ki üstübeç ve sülüğenle yapılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glazier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glazier. glassman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glazier. glassman. puttier. glassmaker. glassworker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

putty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glaziery. selling or installing glass. glazing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Elbise, esvab, çamaşır, giyecek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جامه] giysi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چامه] şiir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). come.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing). renkli pencere camlarını birbirine tutturmak için kullanılan ince kurşun çubuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Esvab ve çamaşır koymaya mahsus sandık veya çanta. 2. Vatak koymaya mahsus büyük hurç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i, F.). Esvab veya çamaşır yeri veya odası, soyunup giyinecek yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yatak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çamaşır yıkayan, çamaşırcı (çamaşır kelimesi bundan galattır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جامه دان] gardrop.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). I. Hizmetçilere verilen ücret ve elbise parası. 2. Hizmetkâr. 3. Tüfek fitili. 4. Elbiselik kumaş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جامگی] giysi parası. 2.hizmetçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CAME-GAN) (i. F.). 1. Camla çevrilmiş veya örtülmüş yer. 2. Mağazaların önünde nümûnelik eşya teşhir edilen yer, vitrin: Camekândaki örnekleri satmazlar. 3. Hamamın girişinde seçkin müşterilerin soyunup giyinmesine mahsus camlı çerçevelerle bölünmüş hücreler: Cemekânda soyundum. 4. Sebze vesaire tohumlarının soğuktan muhafaza altında ekilmeleri için altı toprak ve üstü camlı çerçeve İle örtülü uzun ve alçak sandık, ser: Camekân içinde ekilir. 5. Camlı bölme: Camekânla ayrılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جامکان] hamamda soyunma odası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [جامکان] camlı bölme. 2.vitrin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). deve, hecin; (den). sığ yerlerde gemi yüzdürmek için kullanılan tombaz. cameleer (i). deveci; hecin süvarisi. camelhair (i). deve tüyü, bu tüyden dokunmuş kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kamelya, çingülü, japongülü, (bot). Thea japonica.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., eski zürafa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Zürafa takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kral Artür'ün efsanevi Sarayı; ABD Başkan Kennedy'nin maiyeti ve zamanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit sarımsı yumuşak peynir, kamamber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kabartma hakkedilmiş kıymetli taş, işlemeli akik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fotoğraf makinası, kamera; hakimin özel odası. in camera (huk). gizli celsede. cameraman (i). kameraman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kamerun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جامه شوی] çamaşırcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pine nut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

((pinus pinea): Çam kozalaklarının içinden çıkarılır. Kuvvetli bir besindir. Günde 2 çorba kaşığı kadar (25 gram)’dan fazla yenilmemelidir. Kullanıldığı yerler: Bronşit, verem, akciğer hastalıklarının çabuk iyileşmesine yardımcı olur. Cinsel istekleri artırır, ruhi çöküntüyü giderir. Kalp hastalıklarında da faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Kozalaklılardan, iğne gibi olan yapraklarını yaz, kış dökmeyen ağaçlar familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalın camların kenarından bakılınca görülen, yeşile çalar mavi renk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gözü takma olan. 2. Bir buçuk metre kadar boyunda bir çeşit köpekbalığı (galeus canis).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glass eye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cem’ (toplamak) den») (c. cevâmî). 1. «mescid-i câmt» den kısaltılarak: islâm mâbedi, minareli ve minberli büyük mescit ki, içinde hutbe okunur: Filân şehrin şu kadar camii ve şu kadar mescidi vardır, cevâmî-i şerife minareleri aydınlatılmıştır. Selâtîn camii = İki ve daha çok minareli olan ve Osmanlı hanedanı üyeleri tarafından yaptırılmış cami. (Cami kelimesi Türkçe’ye mahsustur, Arapça’ da yalnız «mescîd» kullanılır ki, bizde mescid, küçük ve hutbe okunmayan, cuma namazı kılınmayan, minberi olmayan mahalle camii demektir). 2. Büyük hadîs külliyâtından bazıları: Câmî-i kebîr, câmî-i sa9İr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mosque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mosque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جامع] toplayan. 2.cami.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Derleyen, toplayan. 2.İçine alan. 3.Cuma namazı kılınan mescid. 4.En az sekiz bablık hadis kitabı. - Molla Cami: İranın XV. asırda yetişmiş büyük mutasavvıf, mütefekkir, alim ve şairi. Asıl adı Mevlana Nureddin Abdurrahman b. Nizameddin’dir. Birçok manzum ve mensur eserleri vardır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. «cumûd» dan) (mü. câmide) (c. cevâmid, câmidât): 1. Donmuş, donuk. (Asılsız ve galat olan «müncemld» yerine bunu kullanmalı). 2. Gelişmeyen, gelişme kabiliyeti olmayan, taş gibi: Ecslm-ı câmide = Donmuş cisimler, câmiclâttan bir cisim. 3. Tasrif edilmeyen ve türemeyen (isim veya fiil).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. Y.). Camilerde icrâ edilmeye mahsus, saz eşliği olmayan musiki formlarını içine alan musiki ki, Türk dinî musikisinin birinci dalıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Topluluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brotherhood. group. body. community. brotherhood zümre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

group. body. community.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جامعه] topluluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جامد] cansız. 2.donuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «cem» den) (mü. câmia) (c. cevâmî). 1. Toplayan, telif eden: Bu mecmuanın câmii kimdir? 2. İçine alan, ihtiva eden: Bütün gramer kaidelerini câml bir kitaptır. 2. Mescid-i cimî = Cuma namazı kılınan büyük cami. Cami, Müslümanların kutsal ibadet mekanıdır. Genellikle minaresiz küçük camilere veya bazı kurum ve kuruluşlarda ibadet için ayırılmış ufak mekanlara mescit denir. Camiler her ülkede değişik göz alıcı mimari tarzlar ve süslemelerle inşa edilirler. Camilerin esas cami ve avlu gibi iki bölümü vardır. Esas cami; mihrap, mimber, vaiz kürsüsü ve dikdörtgen oylumun üzerini örten kubbe ve yan kubbelerden meydana gelir. Minareler esas camiin dış duvarlarına ya da iç avlu duvarlarına bağlanmıştır. Son cemaat yeri esas caminin giriş kapısı olan yüzünde (batı yüzünde) bulunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeyin ihtiva edici olması.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Hayır. Güneşte cildimizin renginin değişmesini sağlayan güneş ışığının içindeki ültraviyole (UV) ışınlarıdır ki bunlar camdan geçemez. UV ışınları görünmeyen, yüksek enerjili, kısa dalga boylu ve görebildiğimiz renk dağılımında mor rengin ötesinde yer alan ışınlardır. Bunun için çok güneşli bir havada, güneş tam karşıdan gelirken araba kullandığımızda yüzümüz değil de açık olan pencereye yaslı kolumuz kızarır.

Bizim bronzlaşma ve çok sağlıklı görünüyoruz diye beğendiğimiz, derimizin güneş altında rengini değiştirmesi olayı aslında ‘derma’ diye bilinen cildimizin ikinci tabakasındaki pigment hücrelerinin bir reaksiyonudur. Bu hücreler UV ışınlarına maruz kaldıklarında ‘melanin’ denilen daha koyu pigmentlerin miktarını artırırlar. Bu koyu pigmentler derimizin üst tabakalarına gelirler ve böylece derimizin rengi koyulaşır.

Melanin, UV ışınlarını emer, yani vücudun melanin üretimini artırması, vücudumuzu UV ışınlarının tehlikeli etkilerinden korumak içindir. Ama bir noktadan sonra bu da geçerli değildir. Güneşin altında ne kadar yanmış olursak olalım, derimizin rengi ne kadar koyulaşırsa koyulaşsın, yine de güneş ışığının içindeki UV ışınlarının yarısını derimiz içine almaya devam edebilir.

Aşırı UV ışınlarına maruz kalmak sonunda deri kanserine bile yol açabilir. Her yıl yarım milyon insanda bu hastalık görülmektedir. Özellikle gençler arasında giderek artmaktadır. Gerçi bu tür, genellikle başarı ile tedavi edilmektedir ama ciğere veya beyine yayılabilecek çok daha kötü türleri de vardır.

Çok güneşli havalarda UV ışınlarından korunmak, şapka ve gözlük takmak tavsiye edilir. UV ışınları gözlerimize de çok zararlıdır. Unutmayalım ki, vücudumuzdaki en ince deri göz kapaklarımızdadır. Güneşe çıkmak zorunda kalmayacaksa koruma faktörü yüksek krem ve yağlar kullanılmalıdır.

UV ışınları cisimlerden de yansır. Bu nedenle gölgede kalmak da çare değildir. İnsan gölgede de yanabilir.

Güneş enerjisi tahmin edilenden çok daha güçlüdür. Yeryüzünde 3 kilometrekarelik bir tarlanın bir gün boyunca güneşten aldığı enerji, Hiroşima üzerinde patlatılan atom bombasının salıverdiği enerjiye eşittir. Bombadan enerji bir anda boşaltıldığından, şok dalgaları oluşmuş ve ölümcül olmuştur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hayır. Güneşte cildimizin renginin değişmesini sağlayan güneş ışığının içindeki ültraviyole(UV) ışınlarıdır ki bunlar camdan geçemez. UV ışınları görünmeyen, yüksek enerjili, kısa dalga boylu ve görebildiğimiz renk dağılımında mor rengin ötesinde yer alan ışınlardır. Bunun için çok güneşli bir havada, güneş tam karşıdan gelirken araba kullandığımızda yüzümüz değil de açık olan pencereye yaslı kolumuz kızarır.

Bizim bronzlaşma ve çok sağlıklı görünüyoruz diye beğendiğimiz, derimizin güneş altında rengini değiştirmesi olayı aslında “derma” diye bilinen cildimizin ikinci tabakasındaki pigment hücrelerinin bir reaksiyonudur. Bu hücreler UV ışınlarına maruz kaldıklarında “melanin” denilen daha koyu pigmentlerin miktarını arttırırlar. Bu koyu pigmetler derimizin üst tabakalarına gelirler ve böylece derimizin rengi koyulaşır.

Melanin, UV ışınlarını emer, yani vücudun melanin üretimini artırması, vücudumuzu UV ışınlarının tehlikeli etkilerinden korumak içindir. Ama bir noktadan sonra bu da geçerli değildir. Güneşin altında ne kadar yanmış olursak olalım, derimizin rengi ne kadar koyulaşırsa koyulaşsın, yinede güneş ışığının içindeki UV ışınlarının yarısını derimiz içine almaya devam edebilir.

Aşırı UV ışınlarına maruz kalmak sonunda deri kanserine bile yol açabilir. Her yıl yarım milyon insanda bu hastalık görülmektedir. Özellikle gençler arasında giderek artmaktadır. Gerçi bu tür, genellikle başarı ile tedavi edilmektedir ama ciğere veya beyine yayılabilecek çok daha kötü türleri de vardır.

Çok güneşli havalarda UV ışınları gözlerimize de çok zararlıdır. Unutmayalım ki, vücudumuzdaki en ince deri göz kapaklarımızdadır. Güneşe çıkmak zorunda kalınacaksa koruma faktörü yüksek krem ve yağlar kullanılmalıdır.

UV ışınları cisimlerden de yansır. Bu nedenle gölgede kalmak da çare değildir. İnsan gölgede de yanabilir.

Güneş enerjisi tahmin edilenden çok daha güçlüdür. Yeryüzünde üç kilometrekarelik bir tarlanın bir gün boyunca güneşten aldığı enerji, Hiroşima üzerinde patlatılan atom bombasının salıverdiği enerjiye eşittir. Bombadan enerji bir anda boşaltıldığından, şok dalgaları oluşmuş ve ölümcül olmuştur.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr). askeri kamyon; ağır yük taşıyan at arabası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kadın iç gömleği, kaskorse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water buffalo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cam takmak, cam geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fit with glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vitrify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cam taktırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have glass installed (in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sugeçirmez dayanıklı bir kumaş; bu kumaştan yapılmış elbise; eskiden kullamlan deve veya keçi tüyünden yapılmış bir kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Camı olan, cam takılmış: Camlı kapı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vitrified. glazed. vitreous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fitted with glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Camlı çerçevelerle bölünmüş yer, camlı bölme, yalnız bir kısmı açılıp kapanır camlı büyük kapı veya pencere: Soba camlığı. 2. Çiçek kışlağı, küçük limonluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çam ağaçlarını havi orman. 2. Arnavutluk’un güney-batı kısmı ki, Çam denilen Arnavut kavmiyle meskûn yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hothouse. pine grove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Yelkenlerde sıra sıra kasıntı ki, rüzgârın şiddetine göre yelkenin bir miktarı onlarla toplanır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atrine balığının küçüğü

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sarı papatya, öküzgözü, (bot). Anthemis nobilis. field camomile horozgözü, (bot). Anthemis arvensis. ox-eye camomile sarı papatya, (bot). Anthemis tinctoria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şantaj ve soygun ile uğraşan ve Napoli'de 1820 yllında kurulmuş siyasi bir örgüt; (k.h). buna benzer bir örgüt veya grup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (ask). kamuflaj, saklama, gizleme; (f). kamufle etmek, gizlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (f). bayağı veya gülünç hareketlerde bulunan kimse; adilik; bayağı eser; (s). adi, gülünç, bayağı, kendini gülünç bir şekilde gösteren;(f). dikkati çekmek için göz alıcı bir şekilde giyinmek ve davranmak; argo adileştirmek. campy (s). yapmacık

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kamp; ordugâh; kampa çıkma; kamp çadırları; askerlik hayatı; bir fikrin veya idealin taraftarları topluluğu. camp chair portatif sandalye. Camp Fire Girls ABD-de kız izci teşkilâtına benzeyen bir örgüt. camp follower orduyu takip eden sivil veya fahi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kamp kurmak konaklamak; kampa yerleştirmek; konaklatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kamp ateşi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kamp sahası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kamp yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). sefer, seferberlik; kampanya; belirli bir sonuca ulaşmak için mücadele: (f). mücadele etmek; kampanyaya katılmak. campaigner (i). kampanyaya katılan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. campaniles, campanili) çan kulesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çan bilgisi, çan ilmi; san dökme veya çalma usul ve tekniği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çançiçegi, (bot). Campanula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çan şeklinde, çan biçiminde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). açık havada kampçılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kamp yapan kimse; içinde oturulup yatılabilen araba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kamfen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kafur, kafuru. spirits of camphor kafur ruhu. camphorated (s). kafurlu. camphor tree kafur ağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kamp yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit karanfil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). üniversite veya okul arazi ve avlusu; (f). okulda kalma cezası vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dirsekli makara mili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vitreous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Su ile karışıp bulaşıcı hale gelen, içine batılabilen toprak: Sulu çamur, sıvışık, yapışkan çamur, sokaklar çamur olmuş, çamura batmak, bulaşmak. Lüleci, çömlekçi çamuru = Lüle veya çömlek yapmaya yarayan çamur. 2. Gerek çamurdan ibaret ve gerek kireç ile kum veya horasandan ibaret olan duvar harcı. Çamura düşmek = Ahlâkça lekelenmek, ahlâkına söz getirici bir duruma düşmek. Çamur sıvamak = itham ederek lekelemek. Çamura bulaşmak = Namussuz ve hayasız adamlarla uğraşmak. Çamura taş atmak = Edepsize sataşıp ağzını açtırmak. Çamurdan çıkarmak — Müşkül bir halden kurtarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soggy. mud. clay. slosh. dirt. aspersion. calumniation. daub. gook. mire. muck. slime. slob. slush. squelch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dirt. mud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mire. muck. mud. sludge. silt. welter. guagmire. slime. grit. doze. pug. puddle. slurry. mortar. muddy. impertinent. clay. daub. dirt. ooze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mud bath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sazan familyasından bir göl balığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Göl ve bataklıklarda yaşayan bir ördek cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çamur sürmek, çamurla sıvamak. 2. (sular) Çamur getirip liman, menfez vesaireyi doldurmak. 3. mec. İtham etmek, lekelemek: İki el ile çamurladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çamur sürülmek, çamura bulaşmak: Pabucum çamurlandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çamur haline gelmek, çamur gibi bulaşık bir hal almak, bulaşmaya çalışmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn into mud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çamur sürdürmek, çamur bulaştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çamuru olan, çamura bulaşmış: Sokaklar pek çamurlu; pabucum çamurlanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boggy. muddy. sloppy. turbid. miry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muddy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çamurla dolu veya örtülü yer: Evin önünde bir çamurluk vardır, o gölün kenarları çamurluktur. 2. Paçaları çamurdan korumak için giyilen kopçalı veya tokalı meşin veya muşamba tozluk: Çizmem olmadığından potinin üzerine çamurluk giyiyorum. 3. Otomobil karoserlerinin tekerlekleri örten kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fender. wing. muddy place. gaiters. scraper. shoe scraper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fender. mud guard. muddy place. foot scraper. dirt board. mud protector. mud-flap. spats. splasher. splash apron. wing. wheel well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CAMUS) (i. A.) (F. «kâvmiş» den Arapça’laşmış). Manda, su sığırı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جاموس] manda, camız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dekametre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ordu veya karargâhı kaldırmak, kampı bozup çekilmek: kaçmak, firar etmek, sıvışmak, ayrılıp gitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çam gibi uzun. Metanetli.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Easy Handycam düğmesine basılarak kolay ‘doğrult ve çek’ işlemine olanak sağlar. En iyi kaydı ve en az karışıklığı garantilemek için tüm fotoğraf makinesi ayarları otomatik olarak kontrol edilir

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. andız otu, bot. ınula helenium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Antik Çağ’da elmasın insanları görünmez yaptığına, kötü ruhları kovduğuna ve kadınları cinsel açıdan etkilediğine inanılıyordu. Günümüzde ise mücevherlerin bu kraliçesi, aşkın, çekiciliğin ve zenginliğin simgesidir.

Elmas aslında saf karbondan başka bir şey değildir. Elması yakabilecek yüksek ısıya çıkılabilse hiç kül bırakmadan yanar. Tamamen karbon olan yapısına rağmen mineraller içinde en sert olanıdır. Genelde renksizdir ama hafif sarımsı gri veya yeşilimsi de olabilir. Işığı kırma, yansıtma ve renk dağıtma özelliği kuvvetlidir. Bu özelliklerinden dolayı çok kıymetlidir. Elmasın değeri rengine, saflığına ve işleniş şekline de bağlıdır.

Peki elmas bu kadar değerli ve az bulunan bir mineral ise nasıl oluyor da canı kesmede, sert metalleri işleme ve delmede, torna ve matkap uçlarında bol miktarda kullanılabiliyor? Nasıl oluyor da en küçük bir parçası bile bir servet olan bu taş köşedeki camcının cam kesme bıçağının ucunda bulunabiliyor?

Aslında elması iki ayrı şekilde düşünmek gerekmektedir: Süs taşı olarak ve endüstride. Süs taşı olan elmasın değeri dört ‘C’ ile belirlenir. Bunlar; ‘Carat=ağırlık’, ‘Clarity=şeffaflık’, ‘Colour=renk’ ve ‘Cut=işleniş’dir. Doğada bulunan elmasın büyüklüğü çok seyrek olarak bir santimetrenin üstündedir. Bugüne kadar bulunan en büyük elmas 621 gram gelen Cullian’dır.

Süs taşı üretimlerinin yan ürünleri ile süs eşyasına uygun olmayan doğal elmaslar endüstride değerlendirilmektedir. Piyasadaki elmas uçlar aslında elmas kumu olarak adlandırılan bulanık elmaslardır. ‘Karbonado’ denilen bu ince taneli, kok görünümlü elmaslar sondaj makinelerinde en sert taşları bile delmede kullanılabilirler.

Endüstrinin bu tür elmas uçlara olan talebi devamlı artarken, üretimin artmaması yapay elmas üretimini gündeme getirmiştir. Yapay elmas üretme tekniğinde prensip, yüksek basınç ve sıcaklıkta grafiti elmasa dönüştürmektir.

Daha düşük basınçta da, gaz fazındaki karbondan yapay elmas elde edilebilmiş olup lens ve cam kaplamalarında, hoparlör diyafram kaplamalarında (paraziti azaltmada), optik aletler ve transistor telleri üretiminde ve diğer bir çok değişik alanlarda kullanılmaktadır.

Süs elması olarak da 0,2 gramın üstünde yapay elmaslar elde edilebilmiştir ama maliyeti doğal elmas fiyatından on kat daha pahalıya gelmektedir.

Peki, elmas ile pırlanta arasında ne fark var biliyor musunuz? İkisinin de aslı aynı, yani karbon kömüründen farksız taş parçaları. Çok yüksek basınç ve sıcaklıkta, yerin 150 - 200 kilometre derinliklerinde kristalleşmiş, daha sonra volkanik patlamalarla yeryüzüne itilmiş saf karbondan oluşmuşlardır.

İşte bu saf karbon, kesim veya şekline göre elmas ya da pırlantaya dönüşür. Pırlanta daha parlak, kesim oranı daha fazla ve alt kısmı kubbe gibidir. Elmasın alt kısmı düz ve yüzey sayısı 12 ile 37 arasında değişirken, pırlantanın kesimi daha zordur ve yüzey sayısı 57’dir. Yani pırlanta elmastan daha değerlidir, daha ince işçiliktir. Renkli olanlarına ‘fantezi’ denilir ki fiyatları astronomiktir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Süleymaniye Camii’nin sağdaki küçük minaresi Cevahirli Minare olarak bilinir. Cevahir mücevher anlamına gelir. Bu muazzam caminin küçük minaresinin yapıtaşları arasında elmas madeni de vardır. Elmasların kullanılma nedeni İran İahı’nın, Kanuni Sultan Süleyman’a bir çekmece dolusu elmas yollayarak yaptığı jesttir. Elmaslar caminin yapımı sırasında para biterse kullanılması için gönderilmişti. Ancak Sultan Süleyman elmasların parasını karşılayacaklarını belirtti ve minarenin yapımında kullanılmalarını emretti.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.), Son, nihayet, akıbet: iş encama erdi; Allah encamını hayreyleye. Encâm-ı kâr = İşin sonu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [انجام] son.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ordugâh kurmak, kamp kurmak. encampment i. ordugâh, kamp, karargah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Son, Ar. Akibet, Fars. encâm. Bed-fercâm, nâfercâm = Akibeti iyi olmayan, bedbaht, talihsiz, uğursuz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فرجام] son, akıbet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Güneş ışığına maruz kaldığında kararan gözlük camları ilk olarak 1960’ların sonlarında geliştirildi, yaygın olarak kullanılmaya başlanılması ise 1990’lı yıllarda oldu.

Bu tip gözlük camları fotokromik veya fotokromatik adı verilen ve yüzde 0,01 ile 0,1 arasında gümüş kristalleri ihtiva eden özel camlardan yapılırlar. Kristaller normalde şeffaf olup son derecede küçüktürler ve gözlük camına bakıldığında fark edilmezler. Gözlük camlarına bol miktarda ultraviyole ışın ihtiva eden güneş ışığı geldiği zaman kristallerdeki gümüş iyonları etkilenerek gümüş atomlarına dönüşür ve camın içinde küçük gümüş parçacıklar oluşturmaya başlarlar. Bu siyah-beyaz fotoğrafçılıktaki partiküllerin oluşumuna benzer ve tamamen kimyasal bir reaksiyondur.

Bu gümüş parçacıkları sivri uçlu ve o kadar düzensiz şekillerdedirler ki gelen ışığı olduğu gibi absorbe ederler, hiçbir rengi yansıtmazlar ve dolayısıyla kararırlar.

Gözlük tekrar loş bir ortama götürüldüğünde, gümüş atomları tekrar birleşerek gümüş kristalleri haline dönüşürler ve gözlük camının rengi normale döner. Her iki yöndeki kimyasal reaksiyonlar da çok hızlı cereyan ederler. Eğer fotokromatik camlar tekrar eski haline dönmezlerse fırında kısa süre ile (çerçeveyi eritmeyecek kadar) ısıtılmaları önerilir.

Başlarda gözlük camının tümü fotokromatik olarak yapılıyordu. Tabii kararma olayı da camın kalın olduğu kısımlarda daha koyu, ince kısımlarda daha açık oluyordu. Sonraları merceklerin üzerleri milimetrenin binde beşi kalınlığında kaplanmaya başlandı.

Günümüzde ise merceğin milimetrenin binde 150’si kalınlığındaki kısmı bir banyoya daldırılarak fotokromatik tabaka kimyasal reaksiyon yolu ile merceğin bünyesine işleniyor.

Fotokromatik camlar gördüğümüz ışığa değil ultraviyole ışınlarına hassastırlar ve reaksiyona girerler. Dolayısıyla ultraviyole ışınlarını geçirmeyen camların arkasında, arabaların içinde, ortam çok ışıklı da olsa kararmazlar.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ خواب جامه] gecelik. 2.pijama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Vücudun bir tarafını yarıp üzerine boynuz, bardak vs. koyarak kan çekmek ameliyatı: Hacamat etmek, hacamat olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cupping. stabbing. knifing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood letting. leech.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حجامت] kan alma. hacamat yapmak kan almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hacamat yapan, yani boynuz yapıştırarak kan alan cerrah veya berber, Ar. haccâm.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حجامت] kan alma, hacamat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hacamat yapmayı sançt edinen cerrah, hacamatçı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حجام] hacamatçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expense. spending. consumption. outlay. outgo. expenditure. payment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expenditure. expense. outlay. spending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expense. expenditure. outlay. spending. expenses. disbursement. outgoings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. Arapça harc’dan). 1. Sarfetmek, bozmak: O kadar parayı bir günde harcadı. Çok para harcıyor. 2. Birini isteyerek tehlikeye sokmak: O adam beni harcamak istiyor. Bozuk para gibi harcamak = Aynı mânânın mübalağalı şekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consume. spend. expend. use up. lay out. waste. dally away. employ. exert. spin out. swallow up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expend. lose. to spend. to expenditure. to expend. to lay sth out. to blow. to waste. to use. to use up. to sacrifice. to kill. to victimize. use up. to waste. to dispanse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spend. to use to kill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). beyinde bulunan iki beyaz çıkıntının her biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undergarment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hosiery. underclothes. underwear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

underclothes. underwear. linen. body clothes. flannels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (bir harfi) MÜcem etme, noktalama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hacâmet» ten masdar). Hacamat olma, boynuz yapıştırarak kan aldırma: Ihticâm etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Birbirini tutma, tutarlı şekilde, benzer halde bulunma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coherence. consistency. harmony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انسجام] düzen, sıra.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düzgün, birbirini tutar şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coherent. consistent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birbirini tutmaz şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incoherent. inconsistent. discursive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incoherence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ropedancer. tightrope walker. tightrope dancer. wire walker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mısır unundan yapılan bir yemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Firar eder gibi davranma: Kaçamak göstermek. 2. işe gitmeyiş, tatil: O, ara sıra kaçamak ediyor. 3. Bahane, vesile, özür: Bir kaçamak yolu bulmak. 4. Kaçacak yer, Ar. melce, melâz. 5. Otlaklarda hayvan sığınağı, küçük ağıl. 6. Çobanların yaptıkları haşlanmış mısır unundan ibaret bir çeşit yiyecek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casual. evasive. furtive. running. salvo. stealthy. surreptitious. casually. subterfuge. evasion. escapade. run. hanky-panky. loophole. shift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evasion. furtive. shift. subterfuge. extra-marital affair. extra-marital escapade. pretext. excuse. loophole. refuge. shelter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subterfuge. pretext. evasion. escape. opportunity. equivocation. escapade. loophole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Evet ve hayır demeden ve her iki tarafa da çekilebilen cevap veya davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evasive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evasive. elusive. vague. non-committal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vent glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dirty laundry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1.). iki el yan yana getirilerek meydana gelen, çift avuç: Bir koçam şeker.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

growing old. aging. senescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). ihtiyarlamak, Osm pîr olmak. «Kocalmak» dan daha doğrudur: Gönül kocamaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grow old. age.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to age. to grow old.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). iri, büyük, cesîm, koskoca: Kocaman adam, ağaç, taş (başlıca çocuk dilinde kullanılır ve «mini mini» zıddıdır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

big. huge. enormous. giant. bulky. colossal. cyclopean. elephantine. fab. frightful. gargantuan. gigantean. gigantic. gross. hulking. hulky. jumbo-sized. mammoth. monster. prodigious. rousing. tearing. thumping. thundering. tremendous. walloping. wha.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

big. colossal. enormous. gigantic. great. huge. immense. jumbo. massive. monstrous. tremendous. walloping. large. gargantuan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

huge. enormous. big. colossal. great. hefty. monstrous. ponderous. tremendous. whacking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek kocaman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

huge. enormous. tremendous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plate glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Fars. «likâmadan Arapça’laşmış). Dizgin.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [لجام] gem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipe clay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipe clay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. mecmâ). Mecmâlar, toplantı yerleri, (bk.) Mecmâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mecmû, mecmûa). Mecmûalar (toplamlar), mecmualar (dergiler), (bk.) Mecmû, mecmua.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجامع] toplantı yerleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilâç, tedavide kullanılan madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kamping, kamp yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mücâmaat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cem» den masdar). Cinsî münasebet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Asılsız, esassız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نافرجام] sonu iyi olmayan, yararsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

TV ses iletimi için İskandinavya, Büyük Britanya ve Fransa’da kullanılan dijital standart.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz çam.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پاجامه] pijama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y,). 1. Basınç ve ısı altında biçim verilmeye elverişli organik veya sun’İ maddelerle yapılan: Plastik tabak. Plastik ameliyat = Bir vücudun organik eksikliğini gidermek için yapılan ameliyat. Plastik sanatlar = Resim, heykel gibi eserler meydana getiren sanatlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plastic. cosmetic. plastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plastic. made of plastic. acetate. plasticated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sculpture , plastic , plastic surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plastic surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perspex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plastic surgery. plastic operation / surgery. plastic operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

performing arts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The visual arts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The fine arts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., jeol. kambriyum öncesine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kötü hal, bela; hal, halet, durum, vaziyet; man. cins, kategori.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. bitkinin damar ve kambiyum dokularını teşkil eden gelişmemiş filiz kökü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit pırasa, bot. Allium scorodoprasum .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watch crystal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Eskimenderes nehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mahmude otu, bin göz otu, bot. Convolvulus. scammonia; bu otun müshil olarak kullanılan zamkı, mahmude koku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haylaz kimse, yaramaz kimse, çapkın kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. acele veya dikkatsizce yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. acele gitmek, koşmak, seğirtmek, kaçmak; i. acele kaçış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Akıbet, son.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سرانجام] son. 2.başa gelen olay.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kara dut ağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. firavuninciri; A.B.D. çınar. sycamore fig firavuninciri, bot. Ficus sycomorus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kuzey Amerika'da bazı ağaçlardan çıkarılan reçineli madde (ilâç veya tütsü olarak kullanlılır).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Top çam.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ulu - çam.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek meclisi olan (parlamento) .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Yılbaşı günlerinde, evin bir köşesinde, minik bir çam ağacı bulundurmak ve onu süslemek adetinin kökeninin Almanya olduğu ileri sürülür. Almanların ‘cennet ağacı’ adını verdikleri ve Adem ile Havva’nın gizemli hikayesine dayanarak üzerini elmalarla donattıkları ağaç köknardı.

15. yüzyıldan sonra bu ağaçlara sadece meyve değil ekmek, bisküvi gibi yiyecekler de asılmaya başlanmış, Protestanlığın yayılması ile birlikte bunlara yanan mumlar da eklenmiştir. Adet Avrupa’ya yayılırken aynı zamanda göçmenler tarafından Amerika’ya da taşınmıştır.

Aslında ağaçların ruhani törenlerde önemli bir sembol olarak yer alması adeti çok eskilere, Hıristiyanlık öncesi zamanlara, hatta putlara ve doğaya tapınıldığı zamanlardaki Mısır ve Çin uygarlıklarına kadar uzanır. O devirlerde doğanın yeşilliği ve ağaçlar sonsuz hayatın sembolleriydiler.

Benzer şekilde Kuzey Avrupa ülkelerinde de yine Hıristiyanlıktan çok daha önceki zamanlarda ağaçlar ruhani bakımdan kutsal kabul ediliyorlardı. Kuzey Avrupa’da kış aylarında sadece bir kaç saat süren gündüzler 21 Aralık’tan itibaren uzamaya başlarlar. Uzun karanlık günlerin bittiğinin, gittikçe daha aydınlık günlerin geleceğinin müjdesi olan Aralık ayının bu günleri de törenlerle karşılanırdı.

Bu adet Avrupa’da güneye indikçe değişerek yayıldı. Romalılar zamanında takvimin başlangıcının, dünyanın yaratıldığı ay olduğuna inanılan ve tabiatın canlanmasının müjdecisi olan Mart ayından Ocak ayına kaydırılması ile kutlanacak tarihler konusunda kafalar iyice karıştı.

Zamanla Kuzey Avrupa ülkelerinin ‘karanlığın bitişi’ ayin ve kutlamaları, Hıristiyan dünyasınca Hz. İsa’nın doğum günü kabul edilerek -ki bu kesin değildir- Noel kutlamalarına dönüştürüldü.

Bu arada ağaçlar, özellikle çam ağaçları bu kutlamanın simgesi olmaya devam ettiler. Her ne kadar yılbaşı günlerinde bir çam ağacının süslenmesi tüm dünyada adet olduysa da bu günün dini bakımdan bir özelliği yoktur. Dünyanın Güneş etrafındaki bir turunu tamamladığı coğrafi bir konumdur.

Uygarlık ve teknolojinin ilerlemesi ile çam ağacı üzerindeki mumların yerlerini yanıp sönen minik renkli ampuller, elma, ekmek ve bisküvinin yerini rengarenk süsler aldı. Günümüz insanı ağaçlara tapmamasına rağmen onların kıymetini daha iyi biliyor. Bir kaç günlük eğlence için çam ağaçlarını kesmiyor, plastik taklitlerini kullanıyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Yılbaşı günlerinde, evin bir köşesinde, minik bir çam ağacı bulundurmak ve onu süslemek adetinin kökeninin Almanya olduğu ileri sürülür. Almanların ‘cennet ağacı’ adını verdikleri ve Adem ile Havva’nın gizemli hikayesine dayanarak üzerini elmalarla donattıkları ağaç köknardı.

15. yüzyıldan sonra bu ağaçlara sadece meyve değil ekmek, bisküvi gibi yiyecekler de asılmaya başlanmış, Protestanlığın yayılması ile birlikte bunlara yanan mumlar da eklenmiştir. Adet Avrupa’ya yayılırken aynı zamanda göçmenler tarafından Amerika’ya da taşınmıştır.

Aslında ağaçların ruhani törenlerde önemli bir sembol olarak yer alması adeti çok eskilere, Hıristiyanlık öncesi zamanlara, hatta putlara ve doğaya tapınıldığı zamanlardaki Mısır ve Çin uygarlıklarına kadar uzanır. O devirlerde doğanın yeşilliği ve ağaçlar sonsuz hayatın sembolleriydiler.

Benzer şekilde Kuzey Avrupa ülkelerinde de yine Hıristiyanlıktan çok daha önceki zamanlarda ağaçlar ruhani bakımdan kutsal kabul ediliyorlardı. Kuzey Avrupa’da kış aylarında sadece bir kaç saat süren gündüzler 21 Aralık’tan itibaren uzamaya başlarlar. Uzun karanlık günlerin bittiğinin, gittikçe daha aydınlık günlerin geleceğinin müjdesi olan Aralık ayının bu günleri de törenlerle karşılanırdı.

Bu adet Avrupa’da güneye indikçe değişerek yayıldı. Romalılar zamanında takvimin başlangıcının, dünyanın yaratıldığı ay olduğuna inanılan ve tabiatın canlanmasının müjdecisi olan Mart ayından Ocak ayına kaydırılması ile kutlanacak tarihler konusunda kafalar iyice karıştı.

Zamanla Kuzey Avrupa ülkelerinin ‘karanlığın bitişi’ ayin ve kutlamaları, Hıristiyan dünyasınca Hz. İsa’nın doğum günü kabul edilerek -ki bu kesin değildir- Noel kutlamalarına dönüştürüldü.

Bu arada ağaçlar, özellikle çam ağaçları bu kutlamanın simgesi olmaya devam ettiler. Her ne kadar yılbaşı günlerinde bir çam ağacının süslenmesi tüm dünyada adet olduysa da bu günün dini bakımdan bir özelliği yoktur. Dünyanın Güneş etrafındaki bir turunu tamamladığı coğrafi bir konumdur.

Uygarlık ve teknolojinin ilerlemesi ile çam ağacı üzerindeki mumların yerlerini yanıp sönen minik renkli ampuller, elma, ekmek ve bisküvinin yerini rengarenk süsler aldı. Günümüz insanı ağaçlara tapmamasına rağmen onların kıymetini daha iyi biliyor. Bir kaç günlük eğlence için çam ağaçlarını kesmiyor, plastik taklitlerini kullanıyor.


Genel Bilgi by