Pli ne demek? | Pli anlamı nedir? | Pli

Pli anlamı nedir?

Pli ne demek?

Pli anlamı nedir?

Pli | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: pli

Türkçe - İngilizce Sözlük

crease. fold. pleat. tuck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pleat. tuck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

queerness. awkwardness. eccentricity. freak. oddity. peculiarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). suç ortağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). başarmak, becermek , üstesinden gelmek; tamamlamak, ikmal etmek accomplished (s). ikmal edilmiş ; hünerli; nezaketli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başarı, muvaffakiyet; icra, tamamlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frc- hearted. honest. on the level. open- hearted. tweedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dostluk, muhabbet, dostça münasebet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendship. amity. conversance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be on friendly terms with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amplifikasyon , ses hacmini artırma; genişletme, büyütme ; (kon). (san). tafsilâtlı izahat; ilâve; abartma, mübalâğa; görülen noktayı büyütme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. amplificateur

fiz. yükselteç

Alçak veya yüksek frekanslı akımların yararlı etkilerini artırmaya yarayan araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amplifier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bollaştırmak, genişletmek , büyütmek; sesini kuvvetlendirmek; ayrıntıları ile söylemek veya yazmak; mübalâğa etmek. amplifier (i). amplifikator; büyüten, büyültücü veya genişleten alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bolluk, genişlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Duvar şamdanı, duvar lambası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wall lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wall-light. wall fixture. sconce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir kumaş üzerine başka bir kumaş parçası dikerek yapılan süs, tatbik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

application. appliqué.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appliqué.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uygulanabilir , tatbik edilebilir; uygun, münasip. applicabil'ity (i). uygulanabilme, tatbik edilebilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başvuran kimse, müracaat eden kimse, talip kimse, aday, namzet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

AppliCast™, BRAVIA TV’nizde program izlerken PC’nizi açmak zorunda kalmadan, heyecan verici internet tabanlı uygulamalarına erişmenizi sağlar. TV’nizi açar açmaz kullanılabilen 3 dahili araç (Analog Saat, Takvim ve ‘AppliCast™ Kullanım kılavuzu) ve TV’nizi İnternet’e bağladığınızda erişilebilen ek araçlar (Hesap Makinesi, Alarm, Dünya Saatleri ve Çevrimiçi Resim Çerçevesi) bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uygulama, tatbik; ilâç, merhem; itina, özen, dikkat; istida, dilekçe , müracaat, başvurma, talep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aplikator.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tatbiki, uygulamalı; denenmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (f). aplike, bir kumaşın üzerine diğer bir kumaştan tatbik edilmiş (motif v.b.) ; (f). aplike etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Muayyen bir çapı, kutru olan: Büyük, çaplı tüfek. 2. Çapı büyük, kalın: Çaplı kereste.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wide bored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (s)., (i). yüz ile çarpmak, yüz misline çıkarmak; (s). yüz misli, yüz katı; (i). yüz katına çıkarılmış sayı veya miktar. centuplica'tion (i). yüz ile çarpma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cevabı olan, cevâbı verilen: Sualli cevaplı = Sual ve cevâbı olan. Cevaplı telgraf = Cevabının da ücreti verilmiş olan telgraf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having an answer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telegram with notice of delivery. reply paid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uysal, yumuşak başlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uyma; itaat; başeğme; razı olma. in compliance with -e uygun olarak, mucibince. compliant (s). uysal, itaatkâr, yumuşak başlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (s). karıştırmak, zorlaştırmak, güçleştirmek; (s). karmaşık; (bot)., (zool). uzunlamasına katlanmış (böcek kanadı vb). complicated (s). karmaşık; muğlak, çapraşık, anlaşılması güç, çözülmesi güç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karmaşık hale getirme; bir işe giriştikten sonra meydana çıkan engel, zorluk; karışıklık: (tıb) ihtilât.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). suç ortaklığı; karmaşa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). kompliman yapmak, iltifat etmek; övmek; (i). iltifat, kompliman. compliments (i). selâmlar. compliments of the season (ing). tebrikler. double-edged compliment iğneli kompliman. He sends his compliments. Selâmlarını gönderdi. pay a compliment k

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). uzunluğuna ortasından bükülmuş (yaprak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bağlama, kavrama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital amplifikatörde, amplifikasyon için analog yöntemler yerine dijital yöntemler kullanılır. Dijital amplifikatörler, daha küçük bir hacimde, daha yüksek ses kalitesi sunar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sert amir, disiplin taraftarı olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s(b disiplinle ilgili, inzibata ait; tahsil ve terbiyeye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). disiplin, inzibat, terbiye, idare; talim; itaat, boyun eğme; cezalandırma, tekdir; ilim, bilim dalı; (f). terbiye etmek, yetiştirmek, idare etmek; disipline sokmak, yola getirmek; cezalandırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Bir topluluğu tesiri altında bulundurarak düzeni sağlayan kanun ve nizamnamelerin tamamı: Askerî disiplin, okul disiplini. 2. Kanun ve nizamlara uyma kabiliyeti: Buradaki talebelerin kuvvetli bir disiplini var.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disciplinary. discipline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discipline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discipline. branch of knowledge / instruction. subject. field.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disciplinary action / fine / penalty. amercement royal. disciplinary action / fine / punishment / scourge. summary punishment. administrative fine. crackdown. disciplinary action.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

court of discipline. disciplinary committee / board. board / court of discipline. disciplinary board / court.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break of discipline. disciplinary offense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self disciplined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disciplined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disciplined. having strict discipline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undisciplined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undisciplined. lacking discipline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indiscipline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indiscipline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Dolabı olan: dolaplı kuyu: Dolapfı saat = Çalgılı çekmecesi olan saat.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit meyvalı hamur tatlısı; kaynar çorba içinde pişen küçük hamur parçası; (k.dili) kısa boylu ve tombul kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). eş; kopya, aynı,(bir şeyin) aynı; (i). ikinci nüsha, suret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). eşini yapmak, kopyasını yapmak; suretini çıkarmak, teksir etmek; ikinci kere yapmak, tekrarlamak, çift yapmak. duplicate bridge turnuva brici. in duplicate iki nüsha halinde. duplicator (i). teksir makinası. duplica'tion (i). teksir etme, teksir,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Tek bir DV kablosuyla bağlı bir oynatıcıdan, tüm veriler (video, ses, alt-kod veriler, vs.) dahil olmak üzere kasetin kopyalanmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ikiyüzlülük, düzenbazlık, hile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kulak tırmalayıcı, sağır edici (ses).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Terbiyeli, zarif, nazik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

well-behaved. well-mannered. seemly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) terbiyeli, edep sahibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde: esbaplık). Elbise yapmaya yarayan, elbiselik kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

houseownership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) örnek, misal, numune, sembol, timsal; (huk.) resmi mührü taşıyan bir senedin resmî kopyası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) örnek olmak, misal teşkil etmek; örnek olarak göstermek, misal göstermek; kopya etmek, (huk.) tasdikli suretini çıkarmak, resmi suretini göstererek ispat etmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) (kıs eq) örneğin, meselâ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yorumlamak, tefsir etmek; açıklamak, izah etmek, anlatmak. explic'able (s). anlatılabilir; anlaşılabilir. explication (i). açıklama, izah, izahat; ayrıntılı tasvir. explicative. explicatory (s). açıkalayıcı, izah edici; tahlili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sarih, apaçık, aşikar; kesin, katî. explicitly (z). açıkça, sarahatle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr.) emrivaki, olup bitti, oldu bittiye getirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absence. disappearance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yabancılık, kimsesizlik. 2. Bîçârelik, güvensizlik, zavallılık: O adamın, o kadının garipliği gerçekten acınacak haldedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quirk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strangeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strangeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hesperian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Öfkeli, kızgın, Ar. gazûb, Fars. gazab-nâk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

global.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frivolity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kılı kırk yaran kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harâb olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desolation. ruin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oratory. power of elocution. preaching. eloquence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wittiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hesap ve takdir olunmuş, düşünülmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calculated. economical. economic. well-balanced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economical. careful with money. rational. moderate. measured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Perdeli, örtülmüş. Ar. mestûr. 2. Namuslu, iffetli, ismetli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Yunanistan'da ağır zırhlı piyade askeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

needle and thread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inflamed. infected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. karıştırmak, sokmak, dahil etmek, bulaştırmak; ima etmek dokundurmak; birbirine sarmak dolaştırmak. im'plica'tive s. imalı, imakabilinden im plica'tion i. ima, istidlâl; karıştırma, dahil etme; dolaşık olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tam, kesin, kati; ima olunan, zımni; ifade edilmeden anlaşılan; aslında olan. be implicit in zımnen anlasılmak. implicit confidence. tam güven implicitly z. zımnen;tamamıyle. implicitness ima, dokundurma, dolaylsıyle anlatma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anlaşılan, ima edilen, demek olan, kastedilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uymaz, tatbik olunamaz, ilgisiz. inapplicabil'ity, inap'plica bleness i. uygun olmayış, tatbik edilemeyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sebebi anlaşılmaz, izah edilemez, açıklanamaz. inexplicably z. açıklanamayacak surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çapraşık, muğlak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) bir kaç bilim dalıyle ilgili .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dikmeye ve mensucat dokumaya yarayan pamuk, keten, yün, ipek vesaire teli: Keten ipliği, pamuk ipliği, yün ipliği (ve galatı yün ipeği). Ekseriya ipek mukabili olarak pamuk ipliğine de denir. İplik iplik = Tel tel, lif halinde. İpliği pazara çıkmak = Rezil olmak. İplik peyniri = Tel tel bir cins peynir. İğne iplik = Pek zayıf ve kuru. İğneden ipliğe = Bütün teferruatıyla. Pamuk ipliği ile bağlamak = Ustünkörü bir çâre bulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thread. yarn. fiber. fibre. strand. ficelle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fibre. strand. thread. yarn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thread. yarn. filament. fiber. string in a bean pod. lace. line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stringy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). İplik yapılan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker or seller of thread of yarn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

making or selling thread or yarn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (kumaş) Tel tel dağılmak, iplikleri meydana çıkmak, bozulmak, didilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Iztıraplı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good hearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benign. warm hearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kindheartedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Iıztırabı olan, acılı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imposing out. well-dressed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Ar. «kalb» ten). Sahte tavır ve hal, değersiz ve hiçbir işe yaramaz boş adamın hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being counterfeit. spuriousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mahfazası, kabı, örtüsü veya yüzü olan: Kaplı kürk, kaplı kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

covered. coated. lined. plated. faced. backed. thick with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thick. covered. coated. clad. plated. sheathed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

covered. coated. plated. having a protective outer cover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üstüne hamam ve bina yapılmış sıcak maden suyu, örtülü kaynarca, ılıca, banyo: Bursa kaplıcaları (açığına ılıca ve kaynarca derler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Buğday arasında biten yulafa benzer tahıl çeşidi. 2. bk. Kaplıca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hot spring. thermal springs. spa. thermal water. baths. hydro. health resort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bath. spa. hot spring. thermal spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spa. thermal spring. hot spring. hot spring resort. watering place. health resort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kasap işi: Kasaplıkla hayli para kazandı. 2. Koyun vesaire kesip yüzene verilen ücret, kasaplık hakkı. 3. Kasaba uygun: Kasaplık koyun. 4. mec. Kan dökücülük, Osm. hunharlık, hûnrîzlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butchery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butchery. butcher's trade or business. butchering. fit for slaughter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obdurate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yazıcı ve münşî sıfat ve görevi, yazıcılık, Ar. kitâbet: Kâtiplik ediyor, kâtiplik insanı yoran bir iştir. 2. Yazıcılık mahareti, Osm. inşâ, yazılı olarak istediğini ifade edebilmek: Onun kâtipliği meşhurdur, öyle kâtiplik görmedim. Başkâtiplik = Osm. ser-kitâbet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kitap odası. 2. Kitap rafı, kitap dolabı (kütüphane mânâsında kullanılması yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

library. bookshelf. bookcase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bookcase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

library. bookcase. bookshelves.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. tıp). 1. Bir hastalığın başka bir hastalıkla karışması, başka bir hastalığa sebep olması. 2. Girifttik, işlerin birbirine karışması.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. complication

tıp karmaşıklık

1. Hastalık sırasında ortaya çıkan ve hastalığın temel özellikleriyle ilişkili olmayan her türlü olumsuz sağlık olayı veya süreci. 2. İlaçların doğurabileceği yan etki.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Karışmış, karışık.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. complique

karmaşık

Ögelerinin veya gerekli işlemlerin sayısının çokluğu, çeşitliliği yüzünden anlaşılması, yapılması güç olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complicated. complex. sophisticated. confusing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complicated. sophisticated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Gönül alıcı söz iltifat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compliment. flattery. bouquet. sugar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compliment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compliment. flattery. mealy-mouthed flattery. soft soap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., k.dili çarçabuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mektepte okuyan, mektepte okumuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

set. setting (of hair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

MOSFET (Metal Oksit Silikon Alan Efektli Transistör), çeşitli Sony amplifikatörlerin sürücüsünde ve güç çıkışı aşamasında kullanılan yüksek performanslı bir elektronik devredir. Yüksek güçlü ses amplifikatörlerinde mükemmel geçiş reprodüksiyonu sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Muhasebecilik, hesapta bilgi sahibi olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bookkeeping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mat. çarpılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çoğaltma, çoğalma; mat. çarpma. multiplica tion table çarpım tablosu, kerrat cetveli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çokluk, çok türlülük, çeitlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mat. çarpan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Murakabecilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ink-stained. blotted with ink. inky. nib.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yazı yazmak için mürekkep koymaya mahsus kap kl, içine kalem batırttır. Hokka, divit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harfleri dizme işi: Matbaada mürettiplik ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kitapları yaldızlamak san’atı, kitap yaldızcılığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğlenmek için eziyet veren ve eziyet vererek takılan adamın hali: MÜzipllk etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoax. prank. rag. trick. teasing. practical joke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good-natured teasing. kidding. booby trap. caper. jape. lark. mischief. prank. roguery. shenanigans. spoof. wheeze. whimsy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tease. to kid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vekillik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regency. viceroyalty. being a regent or viceroy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) karşı gelme, emredilen bir şeye uymama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sekizli, sekiz misli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yarn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cotton thread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yarn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cotton thread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. katlanabilir, eğilip bükülebilir; esnek; yumuşak, mulâyim, kolay kandırılabilir, uysal. pliabil'ity, pliableness i. esneklik, eğilip bükülme kabiliyeti; uysallık. pliably z. yumuşak başlılıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. esnek, eğilip bükülebilir; yumuşak, uysal, söz dinler. pliancy i. esneklik, eğilip bükülebilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ.- cae) anat., zool. deri katmeri, büklüm; tıb saçları hasır haline getiren bir deri hastalığı, plika. plicate s. yelpaze gibi katlanmış; anat. büklümlü. plica'tion i. kat, katmer; katlama .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. kerpeten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kötü durum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f .teminat vermek, söz vermek. plight one's troth evlenme sözü vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Plimsoll mark den. geminin kenarındaki su çizgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. duvar etekliği, etek tahtası, etek silmesi; duvar çıkıntısı; (sütun veya heykel için) kaide.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., jeol. pliyosen; s. pliyosen devrine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pleat. pleated. plait.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaiting. tuck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Miyosen devrinin sonu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Parlak, ince bir pamuklu kumaş çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poplin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fabric of many varieties, usually made of silk and worsted, used especially for women's dresses. a ribbed fabric used in clothing and upholstery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poplin. mode of poplin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fabric made using a rib variation of the plain weave The construction is characterized by having a slight ridge effect in one direction, usually the filling Poplin used to be associated with casual clothing, but as the 'world of work' has become more re

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fabric made using a rib variation of the plain weave The construction is characterized by having a slight ridge effect in one direction, usually the filling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tightly woven, durable cotton made with a plain weave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A silk, rayon, wool, or cotton fabric with a fine horizontal rib effect on the surface because of a warp yarn finer than the filling yarn; usually a high-thread-count cloth Poplin is used for high-quality shirting and upholstery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A tightly woven, durable, medium weight cotton or cotton blend fabric made using a rib variation of the plain weave that creates a slight ridge effect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A finely corded fabric of rayon, cotton, silk, or wool for dresses and draperies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is a staple dress-goods material The cloth resembles bombazine and silk warp and woolen filling are used Cotton poplin has a more pronounced rib filling effect than broad-cloth The filling is bulkier than the warp, and there are more ends than picks pe

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fabric made using a rib variation of the plain weave The construction is characterized by having a slight ridge effect in one direction, usually the filling Poplin used to be associated with casual clothing, but as the 'world of work' has become more re

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Medium to heavyweight unbalanced plain weave It is a spun yarn fabric that is usually piece dyed Usually poplin is constructed with fine yarn, densely woven, resulting in a crisp, dressy appearance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Heavier cotton weave, with slight rib running from selvedge to selvedge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fabric used for dye-sublimation Fire retardant is available Outdoor use is not recommended Finishing rating-Excellent Fabric does have a slight 'stretch' Liner recommended when double- sided Cleaning-Dry clean or wash Multiple cleanings will cause fading

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A plain-weave fabric characterized by a rib effect in the filling direction. a plain-weave cotton-type fabric with weftways ribs and a high warp sett. a ribbed fabric used in clothing and upholstery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. poplin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (radyo) önamplifikatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., dörtle çarpmak, dört misli artırmak; s. dört kat, dört misli; mat. dördüncü kuvvete yükselmiş; i. dört benzer şeyden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

priesthood. ministry. holy orders.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rivalry. competition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (s.) tekrarlamak; iki kat etmek; (gram.) kip teşkili için bir harf veya heceyi tekrarlamak; (s.) tekrarlanmış, iki kat, iki misli, katmerli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) iki kat etme veya olma, iki misline çıkarma veya çıkma, tekerrür; (gram.) bir hece veya harfi tekrarlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ikinci nüsha, kopya, bilhassa eser sahibi tarafından yapılan kopya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. katlamak; kopya etmek; cevap vermek; türemek; hücre bölünmesiyle çoğalmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tersine katlanmış; katlanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. savunanın cevabına davacı tarafından verilen cevap; aksiseda, yankı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cue. catcword.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lines. cue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rejoinder. answer to a reply. cue. replication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

replica , replication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

owned. possessed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sahip çıkma, himaye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

possessive. possessory. possession. ownership. mastership. dominion. title.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ownership. possession. property.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proprietorship. protection. patronage. guardianship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seçme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stalked. stalky. pedicellate. stemmed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth which has a handle. which has a stalk or stem. stuck in. embedded in. lodged in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. fidan, körpe ağaç; deli kanlı, genç çocuk; bir yaşında av köpeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steepness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for no evident reason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sevâbı olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dükkân hırsızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. candan, içten; kahkaha yaratan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. basitlik, sadelik; kolaylık; budalalık, saflık; samimiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sadeleştirme, basitleştirme; basitleşme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. basitleştirmek, sadeleştirmek, kolaylaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Sırp.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kama, dil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kıymık; tıb. kırık kemik sarmaya mahsus ince tahta, suyek, cebire; at ayağında çıkan nasır; süetçilikte kullanılan ince kamış parçası; f. ince tahtalarla sarmak , cebireye almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. yarıp parçalamak; yarılıp parçalanmak; i. kıymık, ince ve ufak tahta parçası. splinter group hizip, bölüntü. splintery s. kıymık gibi; kıymıklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. patlayan mermi parçalarının geçmesini engelleyen; çatlamaz, dağılmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (split, ting) yarmak, ortasından ayırmak, çatlatmak; hiziplere ayırmak; dağıtmak: bölmek; paylaşmak, bölüşmek. split hairs kılı kırk yarmak. split one's sides gülmekten kasıkları çatlamak, kahkahadan yerlere yatmak. split off yarılmak parçalanma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. yarık, çatlak; bozuşma, ayrılık; bölünme; kıymık, ufak parça; sepetçilikte kullanılan ağaç tiriz; küçük şişe (içki); muzla yapılmış dondurmalı tatlı; bir bacağı öne öbürünü arkaya uzatarak yapılan akrobasi hareketi; s. ayrılmış; kırık, çatla

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. keskin, şiddetli. splitting headache şiddetli baş ağrısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. noktalarla hakketme veya resimlendirme usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. trafik lambasının kırmızı ışığı; oto stop lambası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. delikanlı, genç adam, çocuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rica, niyaz, yalvarış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. rica ve niyaz eden, yalvaran (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. rica ve niyaz etmek, yalvarmak; dua ederek yakarmak. supplicatingly z. yalvararak. supplica'tion i. yalvarış, yakarış, niyaz. supplicatory s. yalvarış kabilinden; niyaz eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sağlayan kimse; ihtiyacı karşılayan şey; tedarik eden firma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. papaz ve koro mensuplarının giydiği beyaz keten cüppe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a medical doctor. office of a government doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stonyhearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Düzeni, tertibi yerinde, muntazam. 2. Önceden kurulmuş, bilhassa düşünülmüş: Bu hırsızlığın tertipli bir iş olduğu görünüyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organized. orderly. tidy. shipshape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neat. ordered. orderly. tidy. prearranged. organized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neat. tidy. orderly. organized. prearranged. planned in advance. premeditated. just so.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tidiness. neatness. orderliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üç kat etmek; üç kopyasını çıkarmak. triplica'tion i. üç kat etme veya olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. üç kat, üç misli;üç kopyadan ibaret; i. üçlü kopya; aynı cinsten üç şey. in triplicate üç kopya olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i üç kat veya üç misli olma; üçlü takım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hünersiz; başarılmamış; yapılmamış, tamamlanmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. disiplin görmemiş terbiye edilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arazi çıkıntısı; jeol. yeryüzü kabuğunun kabarması; yüceltme, manevi yükseliş; iyileştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yükseltmek, yukarı kaldırmak; yüceltmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kullanıcıların internete benzer içeriklere ulaşmasını sağlayan standarttır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Al. Zeppelin adındaki bir Alman havacısının adından). Güdümlü balon tipi, sevkedilebilir balon, Fr. dirigeable.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Alm. Zeppelin

hava gemisi

Havada yolcu taşımaya yarayan, sert gövdeye sahip, gazla yükselen ve pervanelerle hareket eden araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zeppelin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zeppelin. airship. dirigible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by