Post-nişin ne demek? | Post-nişin anlamı nedir? | Post-nişin

Post-nişin anlamı nedir?

Post-nişin ne demek?

Post-nişin anlamı nedir?

Post-nişin | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: post nisin

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeyhlik makamında oturan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Işığın en güçlü anı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). irtidat, din değiştirme; bir partiden başka bir partiye geçme; esas doktrinden cayma, prensip ve inançlarında değişiklik yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (s). din değiştiren kimse; siyasi parti veya inancını değiştiren kimse; s din değiştiren, mürtet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). irtidat etmek, dininden dönmek; fikir veya prensiplerinde değişiklik yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. felsefe). Tecrübeyi takip ederek, tecrübeden sonra mânâsındaki bu kelime, muhakemenin tecrübeye dayanması prensibini ifade eder.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

fel. sonsal

Deneyden çıkan ve deneye bağlı olan (bilgi).


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). (man). aposteriori, sonsal .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (not)., haşiye, derkenar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). oniki havariden biri, apostol; herhangi bir ahlaki reform hareketinin öncüsü; Mormon kilisesi idare heyeti üyelerinden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havarilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havarilik makamı ve görevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). oniki havariden birine ait; havarilerin özelliğini taşıyan; Papa'ya ait. apostolically (z). havarilere has bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. apostrophe

db. kesme işareti

Özel adlara, kısaltmalara ve sayılara getirilen ekleri, iki sözün birleşmesi sırasında ortaya çıkan ses düşmesini belirtmek için kullanılan noktalama işaretinin adı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apostrophe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tepeden virgül, kesme, apostrof; (kon). (san) nutuk esnasında appeal orada bulunmayan belirli bir şahsa hitaben söylenen sözler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir söylevde hazır bulunmayan bir şahsa hitap etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karyola direği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. afiş asan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(postada) kitap tarifesiyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. câ = yer, nişesten = Oturmak). Birinin yerine oturan, vekil, kaymakam: O, filânın câ-nişînidir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چادرنشين] göçebe, çadırda yaşayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جانشين] halef, birinin yerine oturan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönül açıcı yer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جاینشين] birinin yerine geçen, halef.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çürümüş yaprak v.b ile karışık gübre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = yürek, nişesten = oturmak). Yürekte duran, yerleşen, pek hoşa giden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دلنشين] makbul, hoş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Oturduğu yer cehennem olan, kâfir.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Elektronik posta. Internet üzerinden gönderilebilen metin mesajlarıdır. Görüntü, dosya ya da program gibi diğer veri türleri de ek olarak e-posta ile gönderilebilmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tahtta oturan, hükümdar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). sonradan yapılmış olup öncekileride kapsayan; (huk). karar veya kanun yürürlüğe girmeden öncesi için geçerli olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., with ile dostça tenkit etmek, uyarmak, ikaz etmek, nasihat etmek. expostula'tion (i). dostça tenkit,uyarma. expos'tula'tor (i). nasihat eden kimse. expos'tulator'y (s). tenkit veya ikaz kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Kıymetli taşlarla işlenmiş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yol işareti, yol gösteren direk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir köşeye çekilen, münzevî, insanlardan uzaklaşan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گوشه نشين] köşesine çekilen, inziva hayatı süren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. halvet, Fars. nişîden = oturmak). Halvette, yani tenhalıkta oturan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Arapça: harâbe = virane, Farsça nişesten = oturmak). Viranede oturan, bir viranenin köşesine sığınıp orada barınan yoksul kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. hayme = çadır, Fars. nişesten = oturmak). Çadırda oturan, göçebe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خيمه نشين] göçebe, çadırda yaşayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çadırda oturuş, göçebelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Beraber oturan. Ar. celîs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Bazı felsefe ve din nazariyelerinin dayandığı temellerden her biri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. temel, esas; bir şeyin asıl niteliği; tıb. dolaşım güçlüğünden ileri gelen birikme. hypostat'ic(al) s. esaslı; özdenligi olan; tıb. kan tıkanmasma ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. tavan direkler üzerine oturtulmuş; i. damı sütunlar üzerine oturtulmuş bina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vergi, gumrük resmi; mim. üzengitaşı; engelli koşuda ata yuklenen ağlrlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sahtekar kimse, hilekar kimse, dolandırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hile, sahtekarlık

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Posta kartı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picture postcard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picture-postcard. card. postcard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

post card. postcard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Katı atık ve çamur gibi organik maddeleri, anaerobik çürütme yoluyla bir tür gübreye dönüştürmekten ibaret biyolojik bir süreç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). 1. Bol şekerli hoşaf. 2. Bitki artıklarından yapılan gübre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compote. cold stewed fruit. compost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stewed fruit. compute. compost. compote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim ve heykelde insan betisi resmedilir ya da heykeli yapılırken kullanılan klasik duruş (poz) biçimlerinden biri. Bu pozda ayakta duran kişi, kalçası ve bacaklarıyla gövdesinin üst kesimi hafifçe farklı yönlere dönük olarak betimlenir. Sözcüğün kökeni İtalyanca “contrapposto”dur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (Fars. kûşe = bucak, nişisten = oturmak). Bir köşede oturan, bir köşeye çekilmiş, münzevî.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. lipostructure

yağ ekletme

Yağ aldırma işlemi sırasında alınan yağların yüzün belli bölgelerine yedirilmesi yoluyla yüze genç bir görünüm kazandırılması.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. mandat-poste). Posta havalesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. medrese, Fars. nişesten = oturmak). Medresede oturan, medresede yatıp kalkan: Medresenlşîrı bir talebe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (nişesten fiilinden olup sıfat terkiplerinde bulunur). Oturan, oturmuş. Post-nişîn = Tekke postunda oturan şeyh. Taht-nişin = Tahta oturan hükümdar. Mesned-nişîn = ‘Yüksek bir makamda oturan. Sadr-nişîn = Başta oturan veya sadâret makamında bulunan. Kûşe-nişîn = Münzevî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نشين] oturan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ileri karakol mevkii.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fars. deri demek olan «pâst» dan). 1. Deri, cilt: Arslan postu, geyik postu. 2. Üzerine oturmak için tüyü ile beraber kurutulmuş, tabaklanmış deri. 3. Makam, mansıb: Posta geçmek. 4. Şeyhlik makamı: Merkezefendi postu. 5. Adi kürk, koyun vesaire derisinden gocuk. Postu sermek = Bir yerde çok oturmak, (halk ağzında) Pos = 1. Kıllı deriden mamul: Pos kalpak. 2. Pösteki gibi kaba: Pos-bıyık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guard hair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coat. fur. hide. pelt. skin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A prefix signifying behind, back, after; as, postcommissure, postdot, postscript.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hired to do what is wrong; suborned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A piece of timber, metal, or other solid substance, fixed, or to be fixed, firmly in an upright position, especially when intended as a stay or support to something else; a pillar; as, a hitching post; a fence post; the posts of a house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The doorpost of a victualer's shop or inn, on which were chalked the scores of customers; hence, a score; a debt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The place at which anything is stopped, placed, or fixed; a station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A station, or one of a series of stations, established for the refreshment and accommodation of travelers on some recognized route; as, a stage or railway post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A military station; the place at which a soldier or a body of troops is stationed; also, the troops at such a station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The piece of ground to which a sentinel's walk is limited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A messenger who goes from station; an express; especially, one who is employed by the government to carry letters and parcels regularly from one place to another; a letter carrier; a postman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An established conveyance for letters from one place or station to another; especially, the governmental system in any country for carrying and distributing letters and parcels; the post office; the mail; hence, the carriage by which the mail is transport

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Haste or speed, like that of a messenger or mail carrier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who has charge of a station, especially of a postal station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A station, office, or position of service, trust, or emolument; as, the post of duty; the post of danger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A size of printing and writing paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See the Table under Paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To attach to a post, a wall, or other usual place of affixing public notices; to placard; as, to post a notice; to post playbills.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To hold up to public blame or reproach; to advertise opprobriously; to denounce by public proclamation; as, to post one for cowardice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To enter on a list, as for service, promotion, or the like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To assign to a station; to set; to place; as, to post a sentinel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To carry, as an account, from the journal to the ledger; as, to post an account; to transfer, as accounts, to the ledger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To place in the care of the post; to mail; as, to post a letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To inform; to give the news to; to make acquainted with the details of a subject; often with up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To travel with post horses; figuratively, to travel in haste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To rise and sink in the saddle, in accordance with the motion of the horse, esp. in trotting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

With post horses; hence, in haste; as, to travel post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A pole or pillar, carved and painted with a series of totemic symbols, set up before the house of certain Indian tribes of the northwest coast of North America, esp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indians of the Koluschan stock. the delivery and collection of letters and packages; 'it came by the first post'; 'if you hurry you'll catch the post' an upright consisting of a piece of timber or metal fixed firmly in an upright position; 'he set a row o

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pelt. skin. fell. fur. hide. mail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the position where someone stands or is assigned to stand; 'a soldier manned the entrance post'; 'a sentry station'. military installation at which a body of troops is stationed; 'this military post provides an important source of income for the town near

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

United States aviator who in 1933 made the first solo flight around the world.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

United States female author who wrote a book and a syndicated newspaper column on etiquette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The act of sending a message to a particular network newsgroup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A newsgroup article Also, the act of sending an article to a newsgroup so that others can read and reply to it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Power On Self Test When a computer starts or boots, the BIOS carries out a procedure that verifies that all the system's components are operating properly The single beep you hear during booting indicates that POST has been successful If POST is not succe

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Posting is Internet talk for sending a message to a newsgroup, where it can be read by anyone looking over the newsgroup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An article in a newsgroup Posting is the act of sending a post to the newsgroup so that other subscribers can read the article.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To post is to submit or send a message to a discussion list A post is a message.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To send a message to a mailing list or newsgroup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A post is a single message sent to a newsgroup or message board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To send a message to a discussion group or list.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To send a message to an Internet newsgroup or to place an HTML page on the web or on an intranet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To post is to send an article or an article response to a newsgroup To post means the message will be seen publicly by thousands of people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Firmer density of midsole material added to the inner side of the shoe A post is designed to reduce overpronation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

When you send a message to a newsgroup, you are posting a message to a newsgroup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The act of placing a message in an on-line conference The noun 'posting' is sometimes used to refer to a conference message.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Posting is what you do when you add a message to a mailing list or Usenet discussion Your article might be called a 'post '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Text writing that a visitor types in and 'posts' to a message board or forum for others to read and reply to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A message sent to a newsgroup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A user-generated message or reply found within a forum or discussion area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To post a bet is to place your chips in the pot In poker, posting usually means a forced bet, such as a blind. when you turn on your PaceBook, it will first run through the POST, a series of software-controlled diagnostic tests The POST checks system memo

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To put in a blind bet, generally required when you first sit down in a cardroom game You may also be required to post a blind if you change seats at the table in a way that moves you away from the blinds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The place on a stock exchange's floor where transactions in the listed stocks occur To transfer financial data from a journal of original entry into a ledger book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To post is to send a message to a newsgroup or forum for other members to read and respond to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mail , mailing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پست] hayvan derisi. 2.post. 3.makam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kazık, destek; f. yapıştırmak (ilân); afişlerle ilan etmek; kusurlarını açığa vurmak; adını listeye koymak; den. (geminin) geciktiğini veya battığını ilan etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. memuriyet, mahal, bir memurun tayin edildiği yer, hizmet; ordugah, kışla, askeri menzil; kol, karakol, devriye; polis noktası; yabancıların kurdukları alış veriş yeri; A.B.D. savaşa katılmış kimselerin kurdukları dernek; f. koymak, yerleştirme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., z., İng. posta; ing posta servisi, posta kutusu, postane; atlı postacı, posta tatarı; atlı postacının at değiştirdiği yer, menzil; f., İng. postaya vermek, posta ile göndermek; bilgi vermek, bildirmek; hesapları yevmiye defterinden ana deftere

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek), Lat. sonra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. post-it

pusulacık

Üstüne hatırlanması gereken notlar yazılan, kendinden yapışkanı olan küçük kâğıt.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeyhlik makamında oturan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. I. posta). 1. Bir yere gönderilen, bir yerden gelen mektup ve emanetlerin bütünü: Avrupa postası daha gelmedi. 2. Muhabere, münasebet, gidip gelme. Postayı kesmek = Gidip gelmekten vazgeçmek. 3. (askerlik) Selâma veya karakola çıkan küçük askerî birlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postal. mail. post. postal service. post-boy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mail. post. relay. gang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mail. shift. watch. post. postal service. the post office. mail train. orderly. trip. run. team. crew. gang. postillion. section. course. group. labour shift. frame. postal. upright. station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postmark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postcard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correspondence card. letter card. postal card. postcard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

post code.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postcode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zip code. post code. postal code. postcode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letter box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mailbox. postbox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mail box. post. post office box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postage stamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postage stamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Posta işlerinde çalışan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mailman. postman. despatch rider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postman. letter carrier. commissionnaire. letter messenger. mail carrier. postal official.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. posta ücreti. postage due eksik ödenmiş posta ücreti; taksalı. postage due stamp taksa pulu. postage meter posta metresi. postage stamp posta pulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Posta idarehanesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kaba yapılı potin. 2. mec. Sürtük karı,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy shoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Belonging to the post office or mail service; as, postal arrangements; postal authorities. of or relating to the system for delivering mail; 'postal delivery'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

half boot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. posta ile ilgili. postal clerk postane memuru. postal convention milletlerarası posta anlaşması. postal money order, postal order posta havalesi. postal savings bank posta idaresine bağlı banka, tasarruf sandığı. postal union milletlerarası posta bi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mailing. posting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mail. post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clap. mail. post. to post. to mail. to send away. to send off. to dismiss. to sack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mail. to mail. to post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be mailed / posted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

post office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

post office. letter office. mail station. post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üzerine ileri bir tarih atmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Tufandan sonra yaşayan (canlı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koyun veya keçi postu. Deliye pösteki saydırmak = Birine içinden çıkılmaz bir iş verip uğraştırmak. Pöstekisini sermek, çıkarmak = Şiddetle dövmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sheepskin. goatskin. fell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

placard. poster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large bill or placard intended to be posted in public places.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who posts bills; a billposter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who posts, or travels expeditiously; a courier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A post horse. a sign posted in a public place as an advertisement; 'a poster advertised the coming attractions'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poster. advertisement. display poster. pancarte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Signs used to advertise simple messages Classic posters, such as those of Toulouse-Lautrec, are considered art masterpieces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Four-color lithographic reproductions of a painting, usually with type on or around the image to advertise an artist, show or event.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An enlargement of a photo used to advertise a product or service This can be a great way for a model to get visibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A single sheet advertising or promotional piece intended for mounting and display for a product, service or event Does not include point-of-purchase materials or any 'signage' that is eligible in the Out-of-Home categories.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Intended for presentation at the conference and not for publication. a) Editorial - Pictures, usually in a large format, sold retail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advertisement appearing outdoors, usually on a vertical board erected especially for the purpose which is called a hoarding, otherwise on windows or walls.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A reproduction that is usually printed in unlimited quantities with a lower grade of paper and inks than a limited or open edition prints Poster often include graphics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An inexpensive way to decorate a dormroom while making people think you've been to foreign lands and done things you never have.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Generally, a pictorial advertisement for an exhibit, event or product.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Originally used to identify those prints created to advertise an event Now this term designates any print produced with a decorative boarder The Art Nouveau and Art Deco periods are identified with vintage posters. an outdoor advertising medium; a billboa

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poster , posters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yafta, afiş; yaftacı, yafta yapıştıran kimse; menzillerden at alarak seyahat eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. postrestant.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sonra gelen, sonraki; gerideki; anat. kıça yakın; i., çoğ. insan kıçı, kaba etler. posterior chamber anat. ardoda. posteriorly z. sonradan gelerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zürriyet; gelecek nesiller, halefler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. arka kapı; yan kapı; ufak kapı; s. arkadaki; yandaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Babil sürgününden sonraki Yahudi tarihi ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (sonek); f. kelime sonuna ek ilave etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. posta ücretine tabi olmayan; İng. posta ücreti ödenmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., jeol. buzul devrinden sonra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. üniversiteden mezun olduktan sonraki tahsile ait; i. doktora talebesi, üniversiteden mezun talebe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., i. büyük bir süratle, çok acele, ivedilikle; i. sürat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. babasının ö1ümünden sonra doğmuş; yazarın ölümünden sonra yayınlanmış; bir kimsenin ölümünden sonra vaki olan. posthumously z. ölümden sonra (özellikle yazarın).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bitiminden sonra eklenmiş; suni, yapmacık; i. taklit, yapmacık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. soldaki beygire binerek araba ve özellikle posta arabasına sürücülük eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,güz. san. özellikle yirminci yüzyılın başlarında Fransız sanatkarlarınca rağbet gören ve kübizm ile fütürizmi içine alan resim ekolü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Kürk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پستين] kürk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

switch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

switch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. harp esirlerinin ve ganimet olarak alınmış malların harpten sonra evvelki yerlerine veya hukuki sahiplerine iadesi kanunu, postlimini. post liminiary, postliminious s. bu kanunla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. kilise ayini sonunda özellikle orgla çalınan parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. postacı, posta müvezzii.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. posta damgası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. postmaturé

tıp geçdoğan

Normal zamanından sonra doğan (bebek).


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. öğleden sonraya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. postane müdiresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the late 20th-century tendency to distrust objectivity, authority, universality, and moral and ideological absolutes Postmodern artists tend to mix styles, cultures, techniques, and high and low forms of art. a view that social and cultural reality, as we

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In its most general sense, describes the blurring and breakdown of established canons , categories, distinctions, and boundaries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Previously, philosophy was a study seeking the truth Since the days of Plato we've been attempting to define the Universal Truths by which we can all agree and to determine how we can know these are Universal Truths In the Postmodern world, philosophy tak

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i öldükten sonra; i. otopsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğumdan sonra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پست نشي ن] postta oturan. 2.pîre vekaletle postta oturan, tekke şeyhi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. posta ücreti ödenmiş (olarak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ertelemek, tehir etmek, geri bırakmak; ikinci planda bırakmak. post ponement i. erteleme, tehir, geri bırakma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sonrasına koyma veya konma; bir kelime sonuna ilave edilen kelime veya ek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yemek sonrası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). «Kalan posta» mânâsındaki bu kelime, postacılıkta bir usuldür. Postrestant olarak gönderilen mektup vs. postahanede bekler. Alıcı, hüviyetiyle postahaneye gidip, gelen şeyi alır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. postane müdürü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. not, dipnot, hamiş, haşiye, derkenar; kıs. p.s.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. talip olan kimse; bir şey üzerinde hak iddia eden kimse; namzet, özellikle papazlığa namzet kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. mantık ve matematik). Bir ilmin kuruluşunda temel vazifesi olmakla beraber mütearifeden daha az olan ve tarif edilmeyen iptidaî gerçek.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. postulat

man. ve mat. ön doğru

1. man. Bir bilimin kuruluşunda temel görevi görmekle birlikte belikten daha az olma ve tanımlanmayan ilkel gerçek. 2. mat. İspatsız kabul edilen önerme.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. talep etmek, istemek, dilemek; ispatsız olarak ifade etmek, kaziye diye kabul etmek; var saymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. önerme, kaziye, ispatına lüzum görülmeden kabul edilen mesele; kabulü zaruri olan esas, her şeyden evvel lâzım olan şart.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. duruş, poz, vaziyet; hal, işlerin gidişi; zihni vaziyet, tefekkür hali; f. suni vaziyet vermek veya almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akıl almaz, inanılmaz, mantığa aykırı, abes. preposterously z. mantıksızca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ümit verici; kendisinden çok şey umulur, istikbali parlak. promisingly z. ümit verici bir surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. karşılık, hamle; çabuk ve zekice verilen cevap; f. çabuk karşı hamle yapmak; çabuk ve zekice cevap vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dümen anası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. sadr = baştaraf, Fars. nişasten = oturmak). Başta oturan, başkanlık eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Odanın sokak tarafına çıkıntısı ki üç tarafı pencereli ve döşemelidir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شاهنشين] cumba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kırda veya çölde oturan, bedevî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. savmaa = ibâdet yeri, Fars. nişesten = oturmak). Savmaada oturan, münzevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., sâye = gölge, nişesten = oturmak). 1. Gölgede oturan, bir şeyin gölgesi altına sığınan. 2. mec. Himaye altında bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. seccâde = halı, nişesten = oturmak). Seccâdede oturan, şeyhlere mahsus bir post ve makamda bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) ŞAh-nişîn.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهنشين] cumba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سدره نشين] sidretülmüntehâda oturan melek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işaret direği, işaret gönderi; kılavuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kıç bodoslaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. taht, nişesten = oturmak). Tahtta oturan hükümdar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تخت نشين] tahtta oturan, hükümdar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. tekye, Fars. nişesten = oturmak). Tekyede oturan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). İnzivâda oturan, münzevî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fleece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by