Pot ne demek? | Pot anlamı nedir? | Pot

Pot anlamı nedir?

Pot ne demek?

Pot anlamı nedir?

Pot | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: pot

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kırma, buruşuk. 2. Dikişte iki taraftan biri fazla gerilip diğeri gevşek bırakılmakla hâsıl olan şiş: Pot yapmak. Pot kırmak = Münasebetsiz söz söylemek, istemeyerek birine dokunacak bir söz söylemek. İşi pot gitmek = Ters gitmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goof. jackpot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A game, match, etc., open only to losers in early stages of contests.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A metallic or earthen vessel, appropriated to any of a great variety of uses, as for boiling meat or vegetables, for holding liquids, for plants, etc.; as, a quart pot; a flower pot; a bean pot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An earthen or pewter cup for liquors; a mug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The quantity contained in a pot; a potful; as, a pot of ale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A metal or earthenware extension of a flue above the top of a chimney; a chimney pot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A crucible; as, a graphite pot; a melting pot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wicker vessel for catching fish, eels, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A perforated cask for draining sugar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A size of paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Pott.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To place or inclose in pots To preserve seasoned in pots.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To set out or cover in pots; as, potted plants or bulbs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To drain; as, to pot sugar, by taking it from the cooler, and placing it in hogsheads, etc., having perforated heads, through which the molasses drains off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To pocket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To tipple; to drink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To shoot for the pot, i.e., cooking; to secure or hit by a pot shot; to shoot when no special skill is needed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To secure; gain; win; bag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To take a pot shot or shots, as at game or an enemy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The total of the bets at stake at one time, as in racing or card playing; the pool; a horse heavily backed; a favorite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A plain defensive headpiece; later, and perhaps in a jocose sense, any helmet; called also pot helmet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The total of the bets at one time; the pool. metal or earthenware cooking vessel that is usually round and deep; often has a handle and lid street names for marijuana a container in which plants are cultivated slang terms for a paunch the cumulative amoun

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slip of the tongue. blooper. fauxpas. gaffe. misstep. unwaranted pucker. wrinkle. blunder. boob. faux pas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metal or earthenware cooking vessel that is usually round and deep; often has a handle and lid. a plumbing fixture for defecation and urination. the quantity contained in a pot. a container in which plants are cultivated. a large number or amount or exten

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The chips available to win in any given hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fire clay container placed in the furnace in which the batch of glass ingredients is fused, and kept molten The glass worker ga thers directly from the pot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

All the money in the middle of the poker table that goes to the winner of the hand is the pot Any player who has not yet folded is said to be 'in the pot ' A player who has called an initial bet is said to have entered the pot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

CRS Point of turnaround.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Potentiometer A device used to adjust some aspect of the signal being passed through it, or to send out a control signal corresponding to its position.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Point of Transaction; see POS.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Point of Termination. point of termination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A vessel for holding molten metal Also used to refer to the electrolytic reduction cell employed in winning certain metals, such as aluminum, from a fused electrolyte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short for Potentiometer, the pot is a knob, dial or slider on the control board that turns up the potential energy of a sound source Your radio has volume, but the relative loudness of the hosts, guests, calls, and tapes is controlled by potting them up o

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The amount of money that has been bet on the hand for the winning hand to claim. potential mood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The money gathered in the middle of the table from blinds, bets, and raises This money goes to the winner, or winners as the case may be If you have not yet folded, you are 'in the pot '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A classic briar pipe shape, with a short flat topped bowl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Large mug of beer. short for 'potentiometer'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Purpose of Travel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Potentiometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Popular name for simple, wide brimmed helmet worn by 17th century pikemen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Stills: Containers, usually made of copper, occasionally stainless steel, used for the purpose of distillation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A black plug receptacle used to connect the surface-potential ground wire to the instrument.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A hollow vessel more deep than broad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Simple common soldier's helmet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Container of earthenware, usually round and deep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kap, maden veya topraktan yapılmış yuvarlak kap, kavanoz; kadeh; bir kap dolusu; ıstakoz tutmaya mahsus sepet; baca başlığı; kumarda bir oyunda ortava konan paranın toplamı; k.dili büyük miktarda para; jeol. akıntının nehir dibinde açtığı yuvarlak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ted, -ting) yağ ve baharatla kavanoza basmak; kavanozda muhafaza etmek; saksıya dikmek; yemek için avlamak, tüfekle rasgele vurmak; bilardoda çukura düşürmek; k.dili kapıp cebe indirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R. Sekiz ayaklı). 1. Maruf bir cins deniz hayvanıdır ki kemiksiz olup, uzun ayaklarında nasır gibi çekme kuvveti olan düğümleriyle kayalara yapışır. 2. Kansere benzer bir çeşit çıban: Rahim ahtapotu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

octopus. octopod. devil-fish. polyp. hanger-on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

octopus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

octopus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. botanik). Likenlerin çiçekliği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eczacı. apothecaries' measure eczacı ölçüsü. apothecaries' weight eczacı tartısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vecize.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (geom). iç yarıçap, yanal yükseklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilâhlaştırma, tanrılaştırma; bir şahsı veya prensibi aşırı derecede yükseltme; kutsal kabul edilen fikir veya ideal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kötülüğe karşı koruyucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. benek benek lekelemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir organizmanın varlığını sürdürme ve üreme yeteneği.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Burunda et büyümesinden kaynaklanan bu hastalığa tıp dilinde Adenoid ve Polip denir. Hastanın burnundan soluması güçleşir. Daha çok ağzından nefes alıp verir. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Tereotu, pamuk

Hazırlanışı : 1 avuç tere otu ezilir. Suyuna batırılan pamuk, burun içindeki ete sürülür. Bu işlem günde üç kere tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pelerin, kukuleteli pelerin; kadın ve çocukların giydigi başlık; (oto). kapot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr). 1870' lerde Fransız ordusunda kullanılmaya başlanan bir tüfek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). komposto.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (argo). acayip, deli, akılsız; (i). ayrıksı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). depo, ambar; (A.B.D.). istasyon; (ask). cephanelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Rum piskoposu, metrepolidi. 2. Eskiden Bizanslı ve Balkanlı derebeyi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autocrat. despot. despotic. high-handed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A master; a lord; especially, an absolute or irresponsible ruler or sovereign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who rules regardless of a constitution or laws; a tyrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

despot. despotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a cruel and oppressive dictator. n an absolute ruler, a tyrant. an absolute ruler or a person who wields power oppressively.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

despot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). despot, müstebit hükümdar. despotical (s). despotça, müstebitçe despot'ically (z) despotlukla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. F.). Rum piskoposunun dairesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mutlakiyet, hakimiyete dayanan idare; despotizm, istibdat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rum piskoposluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

despotism. high hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ambar, antrepo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) gücü bir olan; (elek.) aynı voltajda olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). bazı aşağı cins hayvanlarda bulunan basit göz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, gaIlipot i bir çeşit çam sakızu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i eczacıların kullandlğı ufak toprak merhem kavanozu; bak galipot

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hippopotamus. hippo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hippopotamus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik). Bir dik üçgende dik açının karşısında bulunan kenar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypotenuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypotenuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypothetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypothetical. suppositious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Faraziye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypothesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypothesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. mus- es, Lat. -mi) suaygırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karmakarışık şey; türlü yemeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. tutu, ipotek, rehin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. borca karşılık rehin olarak vermek, tutuya koymak, ipotek etmek. hypotheca,tion i. rehin verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., geom hipotenüs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. varsayım, faraziye, hipotez; kaziye, önerme; kuram, nazariye. working hypothesis geçici var- sayım. hypothet'ical s. varsayımlı; kuramsal, nazari. hypothet'ically z. varsayımılı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. nazariye kurmak, farzetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kudretsiz, aciz, zayıf; bunak; iktidarsız (erkek). impotence, impotency i. iktidarsızlık, etkisizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (mülk hakkında). Rehin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. hypothèque

tic. tutu

Bir borcun ödeneceğine teminat olarak ödenince geri alınmak şartıyla borçlunun alacaklıya verdiği değerli şey.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortgage. hypothec. lien. security. charge. encumbrance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortgage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortgage. hypothecation. to redeem a mortgage. heritable security. hypothec. lien. mortgage lien. wadset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to create with a mortgage. to give in a mortgage. to hypothecate. to mortgage. to impignorate. to pledge. to encumber with a mortgage. to deliver with a mortgage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T.). Rehine konulmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortgaged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encumbered. hypothecary. incumbered. burdened with mortgage. mortgaged. servient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Farazi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), iskambil pot, ortada biriken para. hit the jackpot ABD, (k.dili) en büyük hediyeyi kazanmak, büyük bir başarı kazanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., k.dili her zaman yardım etmeye hazır becerikli kimse, Hızır gibi yetişen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Mezopotamya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mesopotamia. mespot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mesopotamia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. akrabalara yapılan iltimas, akraba kayırma; akrabasını işe alarak maaş bağlama. nepotist i. akraba kayıran kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who practices nepotism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD, (k.dili) gece kulübü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. her şeye gücü yeten. the Omnipotent Kadirimutlak, Kadir, Tanrı. omnipotence i. her şeye gücü yetme. omnipotently z. her şeye gücü yeterek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. tam yetkisi olan; i. tam yetkili elçi. minister plenipotentiary and ambassador extraordinary tam yetkili fevkalade elçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Maden dökmek içir topraktan mamûl kap. 2. Nişan tablası yerine dikilen işaret vesaire, nişan potası, basketbol potası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basket. crucible. melting pot. hoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crucible. cupel. backboard. ladle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crucible. melting pot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. içilebilir; i., çoğ. meşrubat, içecek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. koyu çorba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). 1. İş hâlinde olmayan fakat içinde olduğu cismin durumu değişince ortaya çıkan kuvvet. 2. Bir iletkenin iki noktası arasında bir akım meydana getiren kuvvet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. potentiel

1. gizil, 2. fiz. gizil güç

1. Gizli kalmış, henüz varlığı ortaya çıkmamış olan. 2. Bir iletkenin herhangi iki noktası arasında bir elektrik akımının ortaya çıkmasına yol açan güç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potential. back demand. potential. potency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al. kimya). Bazı potasyum birleşiklere verilen umumî isim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. potas, kalya taşı, potasyum hidrat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. potasyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. kimya). K senbolüyle gösterilen 39,10 atom ağırlığında bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potassium. kalium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potassium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potassium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potassium hydroxide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potassium nitrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. içme; içki; içki âlemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -toes) patates, bot. Solanum tuberosum. potato bug, potato beetle patatese zararı dokunan böcek, patates böceği. potato chip çips. potato race patates yarışı. potato rot daha toprakta iken patatesi çürüten hastalık. small potatoes adi ve öne

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. göbek, büyük ve şiş karın; şişkin karınlı adam, göbekli kimse; kenarları şişkin soba. potbellied s. göbekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili yalnız geçim parası kazanmak maksadıyle yazılan kitap veya meydana getirilen sanat eseri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. lokantada bulaşıkçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuvvet, kudret, güç; yetki, salâhiyet; etki, tesir; nüfuz; potansiyel; erkeğin cinsel iktidarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kuvvetli, güçlü, kudretli; etkili, tesirli, nüfuzlu; yetkili, salâhiyetli; cinsi iktidarı olan (erkek). potently z. etkileyici surette; kuvvetle, tesirli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hükümdar, kral; büyük yetki ve otorite sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kuvvetli olan; muhtemel; fiz. gizil, potansiyel; i. mümkün olan şey, imkân, ihtimal; güç, iktidar; gram. yeterlik fiili; elek. potansiyel, gerilim. potential energy gizilgüç, potansiyel enerji. potential mood gram. yeterlik kipi. reach its high

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., elek. üç bağlantılı reosta; voltölçer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. boğucu toz veya duman bulutu; telâş, gürültü, karışıklık, şamata; f. başını ağırtmak, üzmek, sinirlendirmek; gürültü etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yemeğe tat veren maydanoz gibi yeşillik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (yolda) derin çukur; kayalarda su ve çakılların açtığı çukur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tencereyi ateş üzerine asmaya mahsus S şeklindeki çengel; özellikle el yazısı öğrenenlerin S şeklindeki çizgileri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorated with small checks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Konçlu ayakkabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blucher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

half boot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilâç dozu, bir defada verilen ilaç veya zehir; iksir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Gemilerden denize atılan içi mektuplu şişe.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (Kuzey Pasifik sahilinde oturan Kızılderililerde) hediye; kış festivali; misafirlere hediye dağıtılan ve eşyanın tahrip olunduğu tören; k.dili parti, eğlence.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hazır bulunan yemek, Allah ne verdiyse .take potluck bulunan yemeği yemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. odaya güzel koku vermek için kavanoz içinde biriktirilen gül yaprakları ve baharat; müz. potpuri; edebi seçmeler, müntahabat, seçmeler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pot-pourri

müz. karmaca

Sevilen müzik eserlerinden seçilmiş bölümlerin arka arkaya seslendirilmesiyle oluşan müzik parçası.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Pot veya kırmaları fazlaca olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Daha çok yapılarda kullanılan çeşitli kesitlerde demir direk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırık çömlek parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

tıb. Pott hastalığı, omurga kemiğinin çürumesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. türlü yemeği; sebze çorbası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. saksıya konmuş; çömlekte pişmiş;( argo) küfelik olmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çömlekçi. potter's field fakirler için ayrılmış mezar. potter's wheel çömlekçi çarkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. putter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çömlek işi, çanak çömlek; çömlek imalâthanesi; çömlekçilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. 1,9 litrelik sıvı ölçüsü; bu miktar sıvıyı içine alan kap; içki; İng. küçük kap veya sepet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. İng., k.dili göze çarpmayan; hafif içkili; solak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çocuk lâzımlığı; lâzımlıklı iskemle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Potlu, kırmalı ve geni;.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Buruşmak, pot olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Buruşmuş, kırmalı ve potlu. 2. Kırmalı ve buruşuk şey: Damağın poturu. 3. Kıçında kırmaları çok, bacakları sıkı alt giyeceği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok güçlü, nüfuzlu; biyol. dölüne daha fazla özellikler geçirme yeteneği olanç prepotency i. nüfuzluluk; biyol. dölüne kendi özelliğini geçirme yeteneği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçük buhar kazanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Basın ve yayın yoluyla belirli bir maksadı ifade etmek üzere yapılan cümle; radyo spotu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. spot

1. tanıtımcık, 2. ekon. peşin, 3. ışıntı

1. Kısa, çarpıcı, akılda kalıcı tanıtım sözü. 2. Toptancıdan bir malı çok miktarda veresiye aldıktan sonra piyasada değerinden daha aşağıya peşin olarak satma. 3. Belli bir alana verilen çok güçlü ışık.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mark on a substance or body made by foreign matter; a blot; a place discolored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A stain on character or reputation; something that soils purity; disgrace; reproach; fault; blemish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small part of a different color from the main part, or from the ground upon which it is; as, the spots of a leopard; the spots on a playing card.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small extent of space; a place; any particular place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A variety of the common domestic pigeon, so called from a spot on its head just above its beak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It has a black spot behind the shoulders and fifteen oblique dark bars on the sides.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Called also goody, Lafayette, masooka, and old wife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The southern redfish, or red horse, which has a spot on each side at the base of the tail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Redfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Commodities, as merchandise and cotton, sold for immediate delivery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make visible marks upon with some foreign matter; to discolor in or with spots; to stain; to cover with spots or figures; as, to spot a garnment; to spot paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To mark or note so as to insure recognition; to recognize; to detect; as, to spot a criminal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To stain; to blemish; to taint; to disgrace; to tarnish, as reputation; to asperse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To become stained with spots.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lit., being on the spot, or place; on hand for immediate delivery after sale; said of commodities; as, spot wheat. a business establishment for entertainment; 'night spot' a playing card with a specified number of pips on it to indicate its value; 'an eig

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a point located with respect to surface features of some region; 'this is a nice place for a picnic'. a short section or illustration that is often used for advertising. a blemish made by dirt; 'he had a smudge on his cheek'. a small contrasting part of s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Usually refers to a cash market price for a physical commodity that is available for immediate delivery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Series of satellites developed by the French Space Agency, with the cooperation with Belgium and Sweden for the purpose of remotely monitoring resources on the Earth The first SPOT satellite was launched in 1986 See the following website for more informat

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Refers to the characteristic of being available for immediate delivery An outgrowth of the phrase 'on the spot,' it usually refers to a cash market price for stocks of the physical commodity that are available for immediate delivery, or conversely and dep

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Satellite Pour l'Observation de la Terre. The most common foreign exchange transaction Spot or Spot date refers to the spot transaction value date that requires settlement within two business days, subject to value date calculation. a location on the fiel

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Refers to the characteristic of being available for immediate delivery Also refers to the cash market price of a specific commodity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Systeme Pour l'Observation de la Terre French, polar-orbiting Earth observation satellite with ground resolution of 10 meters SPOT images are available commercially and are intended for such purposes as environmental research and monitoring, ecology manag

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short for spot price; A small area of corrosion or foreign substance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small area of corrosion or foreign substance Also, short for spot price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Le Systeme Pour 'l Observation de la Terre This satellite captures either 10 m panchromatic or 20m 3 band multispectral imagery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The position of the aircraft when the jumpers exit Spotting duties can be done by a skydiver or the pilot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To spot a car Position a car in a designated position or location usually for loading or unloading This is usually at a customer location.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Market of immediate delivery of the product and immediate payment Also refers to a maturing delivery month of a futures contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

System Pour l'Observation de la Terre Polar-orbiting Earth observation satellite designed and operated by the French, having a ground resolution of 10m.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An infestation in the forest, usually referencing a bark beetle infestation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Satellite Pour l'Observation de la Terre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The undesirable presence of ink or dirt in a space.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A high resolution satellite Earth Observation System designed by CNES , France, and developed with the participation of Sweden and Belgium MORE.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This artifact defined as an opaque area on the surface of the polarizer that does not allow any light through This type of artifact impacts transmission and may not be visible in crossed polarizer conditions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Generally describes a transaction which will come to settlement in two days. The most common foreign exchange transaction Spot or Spot date refers to the spot transaction value date that requires settlement within two business days, subject to value date

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An earth resource satellite with high resolution sensors launched by France in January 1986.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. yer, mevki, mahal; benek, nokta, leke; ayıp, leke; gölgebalığı, sarıağız, deniz güzeli, zool. Sciaena; projektör ışığı; kısa reklam; İng. bir miktar (içecek); (argo) güç durum; s. yerinde olan; peşin; ara sıra rasgele. spot ball siyah benekl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ted, -ting) beneklemek, lekelemek, benek benek etmek; kirletmek, şerefini lekelemek; bulmak; tanımak; nişanalmak; yer yer dağıtmak: yerleştirmek; atamak; lekelenmek, benek benek olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Pozlamanın belirlenmesi için sahnenin belirli bir bölümünün seçilmesini sağlayan bir özelliktir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. lekesiz, tertemiz, pırıl pırıl; kusursuz. spotlessly z. lekesiz, tertemiz olarak, kusursuz bir şekilde. spotlessness i. kusursuzluk, pirupak oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. projektor ışığı; yaygınlık; f. ışığa tutmak; üzerine dikkat çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. noktalı, benekli, lekeli; düzensiz, intizamsız. spotted crake bataklık tavuğu, zool. Porzana porzana. spotted fever tıb. lekeli humma, tifüs. spotted sandpiper kum çulluğu, düdükçin, zool. Actitis macularia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., k.dili. detektif; mağaza hırsızlarına karşı özel detektif; düşman uçaklarına karşı gözcü; kuru temizleyici dükkânında lekeci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. benekli, lekeli, noktalı; hep bir kalitede olmayan. spottiness i. lekelilik, beneklilik; düzensizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. nokta kaynağı yapmak; i. nokta kaynağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden savaşlarda kullanılıp boğucu ve pis kokulu bir karışım yayan bir kap;( argo) pis herif, alçak kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güneş lekesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yelpaze şeklinde iri yapraklı bir çeşit hurma ağacı, bot. Corypha umbraculifera.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çay demliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (iskambil) iki; A.B.D., (argo) önemsiz kimse; A.B.D., (argo) iki dolarlık kağıt para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. lekesiz, beneksiz; temiz, pak, arı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by