Prese ne demek? | Prese anlamı nedir? | Prese

Prese anlamı nedir?

Prese ne demek?

Prese anlamı nedir?

Prese | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: prese

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hiza ipi, ufki ölçü ve tesviye Aleti. Preseye almak = Hizasını tayin etmek, ufkî tesviye etmek. 2. Hâl, derece, sıra, kerte: İş bu preseye geldikten sonra. 3. Düşünce, tahmin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pressé

sıkıştırılmış

Bir alet yardımıyla birbirine yaklaştırılarak sıkı duruma getirilmiş.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış ve ya yalan yere anlatmak; kötü temsil etmek. misrepresenta'tion i. yalan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. her yerde ve her zaman hazır. omnipresence i. her yerde bulunma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. huzur, hazır bulunma, varlık; duruş; hayal, görüntü. presence of mind serinkanlılık, soğukkanlılık. in the presence of a large company büyük bir topluluk önünde. saving your presence (eski) hâşa huzurdan, sözüm yabana, sözüm meclisten dışarı, aff

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hediye, bahşiş, armağan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. takdim etmek, sunmak, arz etmek; tanıştırmak; huzura çıkarmak; göstermek; bir memuriyet için ismini arz etmek; nişan almak (tüfek). present a person with a thing, present a thing to a person birisine bir şey sunmak. present an appearance görünmek;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şimdiki zaman; şimdiki durum; gram. hal kipi, şimdiki zaman kipi. at present şimdiki halde, şimdiki durumda. for the present şimdilik, şu anda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şimdiki; hazır, mevcut; gram. şimdiki zamanı gösteren. in the present case bu durumda; gram. şimdiki zaman kipinde. the present writer bu yazıyı yazan, imza sahibi. the present worth of şimdiki değeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şimdiki, günümüzün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. takdim olunabilir, sunulabilir; düzgün görünüşlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sunma, takdim; gösterme; huzura çıkma; verilme, sunulma; tiyatro oyunu; psik. kavrama gücü; tıb. doğumda ceninin duruş şekli. presen- tation copy hediyelik nüsha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., psik. akıl ile kavranır; hemen kavrayan veya hisseden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. görev veya ödenek alan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. önsezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir fikir veya kavramı akla getiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. birazdan; şimdi, şimdilik; (eski) veya leh. derhal, hemen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sunma, takdim; göz önüne koyma, sergileme; betimleme, resim; huk. büyük jüri raporu; tic. senet gösterme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saklama, saklanma; muhafaza, koruma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. saklayan, koruyan; i. koruyucu şey, bozulmayı önleyici kimyasal madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gen. çoğ. reçel, şekerleme; av hayvanları için ayrılmış koru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. korumak, esirgemek, vikaye etmek; saklamak; reçelini yapmak; konsevesini yapmak; çürümesini veya bozulmasını önlemek, sağlam tutmak, dayandırmak. preservable s. korunabilir, saklanabilir; konservesi yapılabilir. well preserved dinç, genç kalmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Güneş yörüngesinin her yıl biraz değişmesi neticesinde gece-gündüz eşitliği zamanının her yıl biraz daha erken alınması.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. précession

gök b. devinme olayı

Yerin dönme ekseninin tutulum düzleminin normali çevresinde bir koni çizecek biçimde çok yavaş olarak dönmesi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. göstermek, tasvir et mek, resmetmek; anlatmak, söylemek, ifade etmek; taslamak, gibi göstermek; temsil etmek, simgelemek; rolünü yapmak; tarif etmek, açıklamak; yerine geçmek; numunesi olmak. representable s. temsil edilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. temsil etme veya edilme; simgeleyen şey, resim, suret; temsil, tiyatro oyunu, piyes; rol; başkalarını temsil etme hakkı; ifade, takrir; önerme; milletvekili seçim sistemi; vekiller heyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bir grup veya sınıfı temsil eden, numune olan; vekâlet nev'inden; taklit ve benzeme kabilinden; i. vekil, başkasını temsil eden kimse; mümessil; milletvekili, mebus, saylav. representative arts resim veya heykeltıraşlık gibi temsili sanatlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nefsini koruma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by