Prime Time ne demek? | Prime Time anlamı nedir? | Prime Time

Prime Time anlamı nedir?

Prime Time ne demek?

Prime Time anlamı nedir?

Prime Time | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: prime time

Yabancı Kelime

İng. prime time

altın saatler

Televizyonun en çok izlendiği saatler.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gelecek, istikbal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yükseltiyi gösteren alet, altimetre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. altimètre

yükseklikölçer

Bulunulan yerin yüksekliğini gösteren aygıt.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altimeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

höhenmesser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refinery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. bathymètre

den. derinlikölçer

Okyanusun derinliğini ölçmeye yarayan alet.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. bathymétrie

den. derinlik ölçümü

Okyanus derinliğinin veya yüksekliğinin özel bir aletle belirlenmesi işlemi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yatma vakti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. vaktinde, çok geçmeden, erkenden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yazmak (hâlen Çağatayca ve Özbekçe’de kullanılıyor).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). santim, frankın yüzde biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). santimetre .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Örmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(müz). iki vuruşlu ölçü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

yaz aylarında saatlerin ileri alınması, yaz saati.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gündüz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Avrupa’da (özellikle İngiltere) FM radyo sinyallerinin yerini alması beklenen bir standarttır. Bu yayın türü sayesinde, hem data hem de ses DAB uyumlu yazılımlar vasıtasıyla iletilebilmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İpekli basma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

print.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gedruckt. bedruckt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Burundan, genizden konuşmak (eski kelime).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). geçmiş zaman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. full-time

tam gün

Yasalara göre kabul edilmiş olan bir iş günü süresi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Son, encâm, akıbet, pâyân: Hâtime çekmek = Bitirmek. 2. Bir kitabın sonuna eklenen makale ki, ekseriya neticesi hükmündedir. Son söz; fâtihe mukaddime, ön söz zıddı: Hâtime-i kitâb, hâtimet-ül-kitâb. r

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خاتمه] son. hâtime vermek; son vermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Hatim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. hâtime = son, Fars. keşîden = çekmek). Hâtime çeken, bitiren, tamamlayan, sona ediren, ikmâl eden: Hâtimekeş olmak = Bitirmek.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. just in time

gerektiğinde üretim

İhtiyaç duyulan yerde ve zamanda üretim yapma tekniği.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). 1. Toz İken sıkıştırılarak hap halina konmuş İlâç. 2. Buna benzer türlü şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tablet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Misk, güzel koku.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ömür, hayat müddeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kıdemli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. deniz kenarında veya denize yakın; denizle ilişiği olan; denizciye mahsus; deniz seferleri ile ilgili. maritime law deniz hukuku. maritime power donanması olan devlet. maritime traffic deniz ticareti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yemek vakti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., z. ara, aradaki zaman; z. arada; aynı zamanda. in the meantime arada; iken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zamanı yanlış ayarlamak; zamanını yanlış tahmin etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

SMS ile aynı alt yapıya sahip ancak SMS’e göre daha çok veri gönderimini sağlayan (melodi-resim-kısa video vb) bir sistemdir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. mixed-media.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. multimedia

bl. çoklu ortam

Bilgisayarda metin, grafik, ses ve canlandırma ögelerini birleştirerek sunan ortam.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gece vakti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kıdemli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. iş saatlerinden fazla çalışma süresi; s. iş saatlerinden sonraki çalışmalara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. günün bir kısmında olan veya yapılan, part taym: part time work, part time student.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. part-time

yarım gün

Belirli veya alışılmış çalışma saatlerinin yarısı olan süre.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eğlence .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hazar, barış, sulh dönemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oyun zamanı, tatil saati.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. önsezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kullanıma hazırlamak; top veya tüfeğe ağızotu koymak; (boya) astar vurmak; talimat vermek, ne söyleyeceğini öğretmek (şahit); içki içirip sarhoş etmek. prime the pump tulumbanın silindirine su döküp işlemeye hazırlamak; ticareti hızlandırmak için pa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayatın olgunluk devri; bir şeyin en mükemmel olduğu devir; başlangıç; seçkin şey; mat. asal sayı; dakika için kullanılan (') işareti. the prime of life hayatın en dinç ve güzel devresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. baş; birinci; ilk; asıl, asli; mat. asal (sayı). prime cost asıl fiyat, maliyet. prime meridian baş meridyen. prime minister başbakan. prime mover ana kuvvet. prime number asal sayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. prime time

altın saatler

Televizyonun en çok izlendiği saatler.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tüfeğin ağızotu, falya barutu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. okuma kitabı; herhangi bir konu hakkında kısa ilk kitap. great primer matb. on sekiz puntoluk harf. long primer matb. on puntoluk harf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ilksel, ilkel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cazda olduğu gibi kesik tempo; kesik tempolu müzik parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. centimitre). Metrenin yüzde biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centimeter. centimetre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centimetre. centimeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centimeters. centimeter. centimetre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Santimetre.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. okul zamanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ekin vakti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) his, duygu, seziş; his inceliği, aşırı hassasiyet; (gen.) (çoğ.) fikir, düşünce; mütalaa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) hissi, hislerin etkisiyle yapılan; hassas, duygusal, içli. sentimentalism (i.) aşırı duygusallık. sentimentalist (i.) hislerine fazla kapılan kimse. sentimentally (z.) hissi bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) aşırı duygusallık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) aşırı hassasiyet göstermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. eski, sabık; z. bir zaman, ilerde, evvelce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. bazen, ara sıra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yer-zaman ilintisi, dört boyutlu sürekli dizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilkbahar, bahar mevsimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. halk tarafından tutulmayıp kritiklerce övülen başarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ayarlamak; uydurmak; saat tutmak; tempo tutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vakit, zaman; süre, müddet; devir, devre; mühlet, vade; saat, dakika; mat. kere, defa; kat, misil; müziğin tem posu; doğurma vakti; ölüm vakti, ecel. time after time, time and again tekrar tekrar. time and a half bir buçuk misli ücret. time and m

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

TV’den kayıt yaparken kayıt yaptığınız programın kaydedilmiş kısımlarını veya aynı disk üzerinde kaydedilmiş başka bir programı izlemenize imkan sunan teknoloji.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kartela, bir müessesede çalışanların geliş ve gidiş saatlerinin kaydolunduğu kart.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vakit alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s eski zamandan beri icra olunan, eskiliğinden dolayı muteber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zaman göstergesi; saat tutan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nihayetsiz, sonsuz, ebedi; belirli zamanı olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. yerinde olan, uygun; vakitli; z. erken; vaktinde, münasip vakitte. timeliness i. vakitlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., spor oyunda kısa ara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saat, kronometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (edat) günler, zaman; (edat) kere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vakit kazandıran usul, zaman kazandıran aygıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zamana uyan kimse, zamanın adamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tren veya vapur tarifesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zamanla iyiliğini ispat etmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gündelik iş, saatle çalışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eskimiş, bayatlamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. zamansız, vakitsiz, mevsimsiz; vaktinden evvel yetişmiş; erken gelen; z. mevsimsizce, uygunsuz zamanda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Önceden belirlenmiş süre sonunda bir alarmı devreye sokar. İstenen süre görünene kadar tekrar tekrar NAP düğmesine basın. Seçilen NAP süresi geçtiğinde, alarm çalar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. tam, harfi harfine, kelimesi kelimesine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. savaş zamanı; savaştan doğan; savaş sırasında olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vakti iyi ayarlanmış, zamanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [یتيمه] yetim kız çocuğu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dondurulmuş görüntülerde ya da ağır çekimde bile en iyi resim oynatım kalitesi sağlar. Aynı zamanda kaset hareket mekanizmasının düzensiz hareketlerini de telafi eder. Post prodüksiyon ve düzenleme için çok pratik bir işlevdir.

Teknolojik Terim by