Print Mark ne demek? | Print Mark anlamı nedir? | Print Mark

Print Mark anlamı nedir?

Print Mark ne demek?

Print Mark anlamı nedir?

Print Mark | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: print mark

Teknolojik Terim

Print Mark (Baskı işareti) işlevini kullanarak fotoğraf makinenizdeki resimleri seçebilirsiniz. Seçilen resimleri baskı için işaretlediğinizde Memory Stick™ ya da floppy-disket baskı makinesi, seçilen resimleri otomatik olarak basacaktır.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

İng. benchmarking

bilgileşim

Kuruluşlar, şirketler arasında bilgi satma.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, f. mavi kopya; proje, plan; f. mavi kopya çekmek; tasarlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitapta sayfayı belirtmek için kullanılan kağıt; kitabın sahibini gösteren etiket

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kayıt sırasında Cue Marker düğmesine basarak kaset üzerinde belirli bir konumu işaretleyebilirsiniz. Bu işlem, çalma, geri ya da ileri sarma sırasında çalınacak bir ses sinyali kaydeder.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denmark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denmark. danish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Denmark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Kopenhag.

Nüfus: 5.188.000.

Yüzölçümü: 43.080 km2.

Komşuları: Güneyde Almanya, Kuzeybatıda Norveç, Kuzeydoğuda İsveç.

Önemli Şehirleri: Kopenhag.

Din: %91 Evangelist Lutherci.

Dil: Danimarkaca, Faroese.

Yönetim Biçimi: Anayasal Monarşi (meşruti monarşi).

Tarih: Bishop Absaion, kökeni antik çağlara kadar uzanan Kopenhag kentinin asıl kurucusu olarak kabul edilmektedir. Dones Vikinglerin Ortaçağdaki önemli merkezlerinden birisiydi. Danimarka krallığı 17.yy’a dek, yani güney İsveçteki topraklarını kaybedene kadar çok önemli bir Kuzey Avrupa gücüydü. Norveç 1815’te Scheswig Holstein ise 1864’te ayrıldı. Kuzey Schleswig 1920’de tekrar katıldı. Seçmenler 1992’de reddettikleri AT ile birleşme üzerine yapılan Maastricht Antlaşması’nı Mayıs 1993’te onayladılar.


Ülke by

Türkçe Sözlük

(hi.). Danimarka ahalisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dane. danish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. demarké

sp. sıyrılmış, boşta kalmış

Rakip oyuncular tarafından tutulmaktan kurtulmuş.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Danimarka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). hayvanların kulaklarına takılan marka; damga; (f). kulağa işaret koymak; belirli bir maksatla ayırmak, bir yana koymak, tahsis etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayak izi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Alm. Grossmarket

büyük mağaza

Her türlü tüketim malının, özellikle yiyecek maddelerinin ve mutfak gereçlerinin seçilip satın alınabildiği büyük satış yeri.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) altın veya gümüşte ayar damgası; kalite işareti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypermarket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. toynak izi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. baskı, tabı; damga; etki, tesir, izlenim, intiba; bir kitabın başında bulunan yaymevinin ve baslmevinin adları ile yayın tarihi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. damga veya mühür basmak; etkilemek, tesir etmek, zihnine sokmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. canlının kendi cinsini veya kendisini barındıranı tanımasını sağlayan doğal eylem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outrageously expensive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Lamark tarafından canlı türlerin değişimine ilişkin olarak ortaya atılan varsayım. Bu varsayıma göre, bir canlının yaşam faaliyetinin gereği çevre koşullarına uymak için kullanılan organlarda yeni gelişmeler meydana gelebilir veya kullanılmayan organlar ortadan kalkabilir ve bu değişimler, genetik sürekliliğe sahiptir. Ancak yapılan araştırmalarda, henüz bu varsayımı doğrulayan veriler bulunamamıştır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sınır taşı, hudut işareti; herhangi bir şeyin yerini gösteren işaret; dönüm noktası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

alçak su seviyesi işareti; bir şeyin en alçak veya en düşük noktası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al.). Alman para birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A license of reprisals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Marque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An old weight and coin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Marc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The unit of monetary account of the German Empire, equal to 23.8 cents of United States money; the equivalent of one hundred pfennigs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also, a silver coin of this value.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A visible sign or impression made or left upon anything; esp., a line, point, stamp, figure, or the like, drawn or impressed, so as to attract the attention and convey some information or intimation; a token; a trace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A character or device put on an article of merchandise by the maker to show by whom it was made; a trade-mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A character made as a substitute for a signature by one who can not write.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fixed object serving for guidance, as of a ship, a traveler, a surveyor, etc.; as, a seamark, a landmark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A trace, dot, line, imprint, or discoloration, although not regarded as a token or sign; a scratch, scar, stain, etc.; as, this pencil makes a fine mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An evidence of presence, agency, or influence; a significative token; a symptom; a trace; specifically, a permanent impression of one's activity or character.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That toward which a missile is directed; a thing aimed at; what one seeks to hit or reach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Attention, regard, or respect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Limit or standard of action or fact; as, to be within the mark; to come up to the mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Badge or sign of honor, rank, or official station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A characteristic or essential attribute; a differential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A number or other character used in registering; as, examination marks; a mark for tardiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Image; likeness; hence, those formed in one's image; children; descendants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the bits of leather or colored bunting which are placed upon a sounding line at intervals of from two to five fathoms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The unmarked fathoms are called 'deeps.' To put a mark upon; to affix a significant mark to; to make recognizable by a mark; as, to mark a box or bale of merchandise; to mark clothing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To be a mark upon; to designate; to indicate; used literally and figuratively; as, this monument marks the spot where Wolfe died; his courage and energy marked him for a leader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To leave a trace, scratch, scar, or other mark, upon, or any evidence of action; as, a pencil marks paper; his hobnails marked the floor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To keep account of; to enumerate and register; as, to mark the points in a game of billiards or cards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To notice or observe; to give attention to; to take note of; to remark; to heed; to regard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To take particular notice; to observe critically; to note; to remark. the impression created by doing something unusual or extraordinary that people notice and remember; 'it was in London that he made his mark'; 'he left an indelible mark on the American

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monetary unit of Germany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Deutschmark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a number or letter indicating quality ; 'she made good marks in algebra'; 'grade A milk'; 'what was your score on your homework?'. a distinguishing symbol; 'the owner's mark was on all the sheep'. a reference point to shoot at; 'his arrow hit the mark'. a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Apostle and companion of Saint Peter; assumed to be the author of the second Gospel. a person who is gullible and easy to take advantage of. a written or printed symbol ; 'his answer was just a punctuation mark'. a perceptible indication of something not

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The mark points to a position in the text It specifies one end of the region , point being the other end Many commands operate on all the text from point to the mark Each buffer has its own mark See section 7 The Mark and the Region.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The mark points to a position in the text It specifies one end of the region , point being the other end Many commands operate on all the text from point to the mark Each buffer has its own mark See section The Mark and the Region.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The mark points to a position in the text It specifies one end of the region , point being the other end Many commands operate on all the text from point to the mark Each buffer has its own mark See Mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The mark points to a position in the text It specifies one end of the region , point being the other end Many commands operate on all the text from point to the mark See section The Mark and the Region. 1) A strike or spare; 2) the point on the lane where

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The mark points to a position in the text It specifies one end of the region , point being the other end Many commands operate on the whole region, that is, all the text from point to the mark See section Selecting Text.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An object the sailing instructions require a boat to leave on a specified side, and a race committee vessel surrounded by navigable water from which the starting or finishing line extends An anchor line and objects attached temporarily or accidentally to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Has two definitions; one: the name for the clapping of the sticks to sync the sound and the picture And Two: Something on the ground that lets the talent know where they should be for the shot. in many text editors, it is an invisible label used to mark y

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An identification number or method of relating to the erector which joist, joist girder or other separate part of the building goes at what location when being erected, i e , J1, K25, L7, G12, or JG9 See Piece Mark and Part Number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Point on the lane at which the bowler is aiming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An object the sailing instructions require a boat to pass on a specified side.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A spare or strike, so called because of the identifying mark put on the score sheet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An indicator of the extent to which the achievement of the learning outcomes for a module or programme have been achieved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mark is equivalent to a binary 1, EIA negative voltage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To identify the spot on the green where a player has picked up a ball for cleaning or to clear the way for another player's putt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

On a Golomb ruler, the number of numbers in the line A ruler of 0-1-3-7 would have 4 marks See also: Golomb Rulers. to put down a ballmarker, usually a small, flat object to be able to replace the ball precisely in its original location after lifting Exam

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The mark points to a position in the text It specifies one end of the region , point being the other end Many commands operate on all the text from point to the mark Each buffer has its own mark Chapitre 11.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To identify the spot on the green where a player has picked up a ball for cleaning or to clear the way for another player's putt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To 'catch' the ball To qualify as a mark, the player must be in control of the ball and it can't have been touched by anothe player nor bounced before reaching the player.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The last trade price of an issue If the last trade is outside of the current Ask and Bid, the mark is either the bid or the offer, whichever is closer in price to the last trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An object the sailing instructions require a boat to pass on a specified side, excluding its anchor line and objects attached temporarily or accidentally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Damage in the surface of the product whose name is often described by source.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

march , mark , pith , core , marrow , medulla , pulp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işaret, marka, alamet; damga; nişan, hedef; kâfi derece; şöhret, liyakat; den. iskandil savlası üzerinde kulaç işareti; not (ders); leke; yara yeri, iz. a bad mark kırık not, kötü. not beside the mark konu dışı, mevzudan dışarı. highwater mark sula

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilk Hristiyanlardan biri, Yani Ahdin ikinci kitabının yazarı, Markos.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. isaretlemek, damga vurmak; ortaya çıkarmak; göstermek, meydana koymak; çizmek, yazmak, işaret etmek; sayı tutmak; not vermek; hatırda tutmak, mimlemek, dikkat etmek; tic. fiyat etiketi koymak. mark off hudutlarını çizmek. mark down fiyat indirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Alman parası, mark; eskiden bir gümüş veya altın tartısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (İ. marca). 1. Alâmet, işaret, nişan, senbol: Markası vardır; marka koymak. 2. Ticarî eşya üzerine gümrükte tanınmak için isim ve lakaba karşılık konulan harfler veya belirli işaretler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brand. trademark. mark. initials. identification mark. check. chip. chop. imprint. jetton. stamp. title. token.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brand. trademark. mark. initials. identification mark. check. chip. chop. imprint. jetton. stamp. title. token. counter. make. stencil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brand. brand mark. check. counter. label. make. stamp. trademark. sign. name tag sewn into a garment. token. chapter. marking die. earmark. marking. type. tally. signet. identification. signature. monogram. badge. note. marker. identification mark. score.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. marquage

sp. tutma

Bazı takım oyunlarında ayakla veya vücutla karşı takım oyuncusunun hareketine engel olma.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(f.). Marka koymak, nişan koymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Markası olan, senbol ve nişan konmuş.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. marqué

işaretlenmiş, belirtilmiş

“Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, tutmak, gölgelemek, markaja almak” anlamındaki marke etmek birleşik fiilinde geçer.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ehemmiyetli, göze çarpan, belirgin; isaretlenmiş, damgası olan. a marked difference belli bir fark. a marked man süpheli adam; mimlenmiş adam. mark'edly z. ehemmiyetli derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işaret koyan kimse, markacı; işaret, damga. magic marker ispirtolu kalem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pazar, çarşı; piyasa market basket pazar sepeti. market day pazarın kurulduğu gün. market garden bostan . market order komisyoncuya verilen piyasa fiyatına satma veya alma siparişi. market place pazar yeri. market town içinde pazar kurulan kasaba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mal satmak veya satışa çıkarmak; çarşıda alışveriş etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. market maker

ekon. piyasa kurucu

Piyasa oluşturan, alışveriş ortamını sağlayan kimse.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s .satılabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. marketing

tic. pazarlama

Bir ürünün, bir malın, bir hizmetin satışını geliştirmek amacıyla tanıtmayı, paketlemeyi, satış elemanlarının yetişmesini, piyasa gereksinimlerini belirlemeyi ve karşılamayı içeren etkinliklerin bütünü.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. pazarlama; çarşıdan öteberi alma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Germence). Kont ile dük arasındaki Avrupa asâlet pâyesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marquess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işaretler; çoğ. hayvanların tüy veya deri veya pullarının farklı renkleri; işaretleme. marking ink (çamaşır üzerine marka koymaya mahsus) sabit mürekkep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Germence). 1. Marki’ nin eşi. 2. Koltuklu fakat arkalıksız salon iskemlesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marquise. marchioness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marchioness. marquise. platform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir çeşit ince pamuklu kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kari Marx’ın ferdî mülkiyeti reddeden ve sınıf çatışması yoluyla komünizmi gerçekleştirmeyi hedef tutan doktrini.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. men) nişancı . marksmanship i. nişancılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alış ile satış fiyatlan arasındaki fark; fiyat yükselişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bağlantı işareti, bağlama markası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.,i.yanlış basmak; i.baskı hatası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazete kâğıdı, üçüncü hamur kâğıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayrı baskı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.,i. üstüne yeniden basmak; i. basılan düzeltme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Çeşitli basım teknikleriyle çoğaltılmış resimsel sanat yapıtı. Bir yapıtın özgün baskı sayılabilmesi için, çoğaltılmak amacıyla yaratılması gerekir. Örneğin, ünlü tabloların basım yoluyla çoğaltılması (reprodüksiyon) tekniği bir özgün baskı türü değildir. Özgün baskı yapımında her türlü kazı resim tekniği yanında, serigrafi, taşbaskı vs. gibi teknikler de kullanılır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çiçekbozuğu leke. pockmarked s. çiçekbozuğu, çopur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. posta damgası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kütüphanelerde kitabın hangi rafa ait olduğunu belirtmek üzere kitap içine konulan işaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. print

1. baskı, 2. bl. çıktı

1. Bir eserin basılış biçimi veya durumu. 2. Bilgisayarda yazılan bir metnin kâğıda dökülmüş biçimi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To fix or impress, as a stamp, mark, character, idea, etc., into or upon something.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To stamp something in or upon; to make an impression or mark upon by pressure, or as by pressure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To strike off an impression or impressions of, from type, or from stereotype, electrotype, or engraved plates, or the like; in a wider sense, to do the typesetting, presswork, etc., of ; as, to print books, newspapers, pictures; to print an edition of a b

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To stamp or impress with colored figures or patterns; as, to print calico.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To take , from a negative, a transparent drawing, or the like, by the action of light upon a sensitized surface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To use or practice the art of typography; to take impressions of letters, figures, or electrotypes, engraved plates, or the like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To publish a book or an article.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mark made by impression; a line, character, figure, or indentation, made by the pressure of one thing on another; as, the print of teeth or nails in flesh; the print of the foot in sand or snow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A stamp or die for molding or impressing an ornamental design upon an object; as, a butter print.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which receives an impression, as from a stamp or mold; as, a print of butter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Printed letters; the impression taken from type, as to excellence, form, size, etc.; as, small print; large print; this line is in print.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which is produced by printing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An impression taken from anything, as from an engraved plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A printed publication, more especially a newspaper or other periodical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A printed cloth; a fabric figured by stamping, especially calico or cotton cloth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A photographic copy, or positive picture, on prepared paper, as from a negative, or from a drawing on transparent paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A core print.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See under Core. a picture or design printed from an engraving a fabric with a dyed pattern pressed onto it a copy of a movie on film the result of the printing process; 'I want to see it in black and white' put into print; 'The newspaper published the new

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the result of the printing process; 'I want to see it in black and white'. a picture or design printed from an engraving. a visible indication made on a surface; 'some previous reader had covered the pages with dozens of marks'; 'paw prints were everywher

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A single print is a piece of paper upon which an image has been imprinted from a matrix In a general sense, a print is the set of all the impressions made from the same matrix By its nature, a print can have multiple impressions [Cf What Is A Print?].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A single print is a piece of paper upon which an image has been imprinted from a matrix In a general sense, a print is the set of all the impressions made from the same matrix By its nature, a print can have multiple impressions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Prints are works of art produced in editions or multiple original impressions of the same image They are made by transferring a layer of ink from a printing element, or matrix, onto paper or another material A printing press frequently supplies the pressu

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A positive picture, usually on paper, and usually produced from a negative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Shape or mark made from a block or plate or other object that is covered with wet colour and then pressed onto a flat surface, such as paper or textile Most prints can be reproduced over and over again by re-inking the printing block or plate Close.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A replica of an image made from an inked surface Broadly considered, the two stages of making a print are the creation of a matrix, and the pulling of an impression by inking the matrix and pressing a piece of paper against it. putting the document on pap

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A command that tells the system to produce a paper copy of the citations a user chooses Another option is to download.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To produce a copy of the document onto paper, computer screen, or diskette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

If you have printer hooked to your computer, you can easily print the contents of your browser's window by just clicking the Print button. to put the file contents onto paper with a printer; a dialog which contains choices for how much to print, how many

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fabric with a design printed directly on it. An image imprinted onto a piece of paper with a woodblock, or engraved metal plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An image that has been produced by the action of light on paper or similar coated with a light-sensitive emulsion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any impression taken on paper from any kind of plate or block, worked either by hand or by photomechanical means.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A price that is actually traded and sent out to real-time data.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To produce a copy of the document onto paper, computer screen, or diskette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To transfer written matter or design to an object, usually by means of a stamp, die or printing press, with ink as the medium To Imprint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A command to the computer that tells it to display something on the screen or print it out on a printer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Display the print button, to enable the help text to be printered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Print command name.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Send data to a printer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bası, tabı; basma, matbua; taşbasması resim; basılı resim; gazete, dergi; iz; basma işi kumaş; basma kalıbı; foto. negatiften yapılmış resim; gazete kâğıdı, üçüncü hamur kâğıt. in print basılmış, satılmakta. out of print baskısı tükenmiş. rush into

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. basmak; yayımlamak; küçük harflerle yazmak, matbaa harfleriyle yazmak; klişeden basılmış resim çıkarmak; foto. negatiften resim çıkarmak; matbaacılık yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Print Mark (Baskı işareti) işlevini kullanarak fotoğraf makinenizdeki resimleri seçebilirsiniz. Seçilen resimleri baskı için işaretlediğinizde Memory Stick™ ya da floppy-disket baskı makinesi, seçilen resimleri otomatik olarak basacaktır.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

İng. printer

bl. yazıcı

Bilgisayarda hazırlanan metnin yazılı sayfa hâlinde dökümünü veren araç.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. basımcı, matbaacı; telgraf alıcısı; kompütörde istenilen bilgiyi kâğıda geçiren aygıt. printer's devil matbaacı çırağı. printer's ink baskı mürekkebi. printer's mark kitap üstüne basılan basımevinin damgası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. basma, tabetme; baskıcılık; baskı sayısı; matbaa harfleriyle yazılmış yazı. printing machine İng. elektrikli matbaa makinası. printing press matbaa makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. komputör ve başka makinalardan çıkan yazılı bilgi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. söylemek, demek; dikkat edip görmek; i. işaret; söz; dikkat etme, görme, mülâhaza; mütalâa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dikkate değer; tuhaf, garip; olağanüstü, harikulade. remarkableness i. fevkaladelik. remarkably z. dikkate lâyık derecede, çok.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. tekrar basmak; i. yeni baskı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Semerkant şehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gemicilere yol göstermeye yarayan işaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To run very rapidly; to run at full speed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The act of sprinting; a run of a short distance at full speed. run very fast, usually for a short distance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An all-out burst of speed, usually at the end of a race A match sprint British: a rim designed for tubular tires.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A kind of kart racing which utilizes smaller road courses, with turns to the left and right, as compared to speedways Sprint courses require different setup than the ovals used in speedway racing Sprint karts are of the situp variety Races usually last on

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Racing on flat water over marked straight courses over distances of 500m, 1000m, etc Sprint kayaks and canoes must meet strict size and weight rules, and are designed for speed, not comfort and stability Sprint is an Olympic sport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The manner in which a water polo game begins each quarter Each team lines up on the wall or at the two-meter line to start When the referee blows his whistle, the two players closest to the referee sprint towards the ball, which is dropped on the halfway

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The shortest cross-country race, usually 1 5 kilometers, in which any style of skiing is allowed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A sprint is a multi-day session of intense Zope 3 development organized around extreme programming ideas such as pair programming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The very high acceleration defensive missile used for 'terminal defense' Click here for more information.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In training, to swim as fast as possible for a short distance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Brief promotion within a longer campaign, designed to maintain interest by awarding interim incentives.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sacrifices any action to move at 3x normal movement rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Scalable Classifier for Data Mining Classifcation system that can handle disk-resident data Extension of SLIQ. a quick run. run very fast, usually for a short distance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sprint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. tabana kuvvet koşmak; i. en büyük hızla yapılan kısa mesafeli koşu. sprinter i. kısa mesafe koşucusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who sprints; one who runs in sprint races; as, a champion sprinter. someone who runs a short distance at top speed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

someone who runs a short distance at top speed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sprinter , sprinters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. supermarket

büyük mağaza

Her türlü tüketim malının, özellikle yiyecek maddelerinin ve mutfak gereçlerinin seçilip satın alınabildiği büyük satış yeri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supermarket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supermarket. hypermarket. one- stop shopping. supermarket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süper market, büyük mağaza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kayakta dönmek veya çabucak durabilmek için ağırlığı öndeki kayağa verip ucunu içe doğru çevirerek yapılan dönüş .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. parmak izi; f. parmak izi almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. işaretsiz; çizgisiz; dikkat edilmemiş; not verilmemiş (imtihan kâğıtları).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. basılmaya uygun olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. karada suyun yükseldiği dereceyi gösteren çizgi veya işaret; filigran; f. filigran basmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. woodblock.

İngilizce - Türkçe Sözlük by