Program Ae ne demek? | Program Ae anlamı nedir? | Program Ae

Program Ae anlamı nedir?

Program Ae ne demek?

Program Ae anlamı nedir?

Program Ae | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: program ae

Teknolojik Terim

Program AE (Otomatik Pozlama), çeşitli koşullar altında çekim yapmanızı sağlar. Enstantane ve diyafram açıklığı, duruma göre uyarlanır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Eski Yunanistan'a ait .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomatik Pozlama Braketi ile fotoğraf makinesi resmi üç farklı pozlama ayarında çekerek, daha sonra istenen görüntünün seçilmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Otomatik Pozlama değerinden elle girerek sapma yapmanızı sağar (daha parlak – daha koyu) Video kamera modeline bağlı olarak +/- 3 adım kullanılabilmektedir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Ege Denizi, Adalar Denizi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalkan, siper; saye, himaye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Emam). Babanın erkek kardeşi, amca. Aemm-i pâk-i cenâb-ı Nebevî = Peygamberimizin amcası yani Hazreti Abbas; aem-zâde = Amca oğlu, kızı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (Yu). (mit), rüzgar tanrısı Aeolus-a ait; rüzgardan hâsıl olan; rüzgarla çalınan bir çalgıya ait; eski bir Yunan ırkına mensup. aeolian harp rüzgar kuvvetiyle çalınan harp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). eon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). içine hava karıştırmak; havalandırmak, havayla temas ettirmek aerator (i) havalandırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hava aldırma, havalandırma ; havayla temas ettirerek temizleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). telsiz anteni; (s). havaya ait; havada yapılan; havai, görülmez; hava ilmine ait; (bot) açık havada yetiştirilen (ufak kökler). aerial car hava hattı arabası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yükseklerdeki kuş yuvası (kartal v.b.).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hava halinde, gaz halinde; hayali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). içine hava karıştırmak, havayla temas ettirmek; gaz haline getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pilotun uçakla havada yaptığı marifet gösterileri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aerobic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aerobics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aerodynamic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aerodynamic. aerodynamics. streamlined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aerodynamic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havaalanı, hava limanı; hangar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hareket halinde olan hava veya gaza ait. aerodynamics (i). aerodinamik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). telsiz telgraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zarfsız uçak mektubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). göktaşı: aerolit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hava ilmi, aeroloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hareket halinde ve sabit olan hava ve gazlar ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hava ölçme aracı, aerometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). balon kullanan pilot. aeronautics (i). havacılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing). uçak, tayyare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aerosol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). roket, güdümlü mermi ve uzay gemilerinin çalışması konusunda tek bir tabaka sayılan atmosfer ve onun dışındaki boşluk. aerospace industry uzay gemileri ve bunların teçhizatlarını imal eden sanayi kolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havaküre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havada sabit durabilen balon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hava kanunları ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (tıb). hava veya gazlarla tedavi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). aerie.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). eski Roma tıp tanrısına ait; tıp mesleğine ait aesthetic, aesthetical bak esthetic, esthetical aestival bak estival aet kıs, Lat aetatis yaşında aetiology bak etiology.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی ای حال] her nasıl olsa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat), (huk). mahkemenin fahri müşaviri .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak anemia

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kansızlık, anemi. anemic (s). kansız, anemik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matriarchal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matriachal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (biyol). oksijensiz yaşayabilen; oksijenin yokluğu ile ilgili veya oksijen yokluğuna ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anaerobic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). anesthesia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). Hicri sene, H.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). archeology.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Erciyas Dağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ARKEEN) (i. Fr. Y. jeoloji). Kambriyum devrelerinden önce olan jeolojik oluşumların bütünü.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ata).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriarchal. patriarchal pederşahi. patriarkal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriarchal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., fen ve edebiyat kulübü; genel kitaplık, okuma odası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bahaddin). Bahaeddin Ahmed Efendi (Bursa 1741-1794): Osmanlı dönemi tarihçilerinden. Müderrislik ve kadılık yaptı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ten bellik, ağırlık, yavaşlık, ağır davranma, sür’at zıddı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بطائت] ağırlık, yavaşlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Beri ve ilgisiz olma, bir işle ilgili olmama: Berâetini ispat etmek. 2. Muaf ve müstesnâ olma, muâfiyet, istisna. 3. (Hukuk). Bir davanın neticesinde pâk ve ilişiksiz çıkma: Berâet kazandı. Berâet-i zimmet: Zimmetinde bir şey görünmeyip, zimmetten uzak olma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بطائت] ağırlık, yavaşlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(z. f. A.). 1. Dayanarak. 2. — den ötürü, —den dolayı, —diği için.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

based on. in consequence of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بناء] dayanarak, göre.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bundan dolayı, bunun üzerine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bundan ötürü, bunun üzerine, bundan dolayı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

therefore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

therefore. consequently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بناء عليه] bu yüzden, bundan dolayı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., iskoç. bayır, yamaç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i kötü ruh, şeytan, iblis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). cecum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Sezar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kayseri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). Cesarean.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mutlakıyet idaresi; emperyalizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). cesium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. caesuras, caesurae) bir mısraı okurken hafifçe durulacak yer; (müz). durgu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s), (tıb). ısıtıcı, yakıcı ilâç; (s). Isıtan, yakan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ceza olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaol. jail. penitentiary. prison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prison. lockup. lockup house. convict prison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (coğ -tae).,(zool). kıl, diken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -eae) apteshane; lağım; (zool). dışkılık, göden. eloaeal (s). gödene ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cin; koruyucu cin, himaye eden cin. daemon'ic (s). doğaüstü, insanüstü; esinli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dehâ sâhibi olma, dâhilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Alçaklık, Adîlik, zillet, aşağılık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دنائت] alçaklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Oenî ve alçak tabiatlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Alçakça, alçaklıkla edilen: Bu, pek denâet-kârâne bir harekettir. Hakkımda pek denâet-kârâne muamelede bulundu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

timetable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). dieresis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ,). (Lat). bir oyundaki kişiler; bir piyesin metnin' den önce gelen oyundaki kişilerin listesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

training program. training program (me.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Program konumları için menü sistemlerine sahip akıllı TV program kılavuzu (yayının mevcut olmasına bağlı olarak kullanılabilir).

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. bir şehrin kuruluşu veya bir kilisenin takdisi hatırasına düzenlenen tören.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ansiklopedi. encyclopedic s. ansiklopedik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ekranda TV programını görebilmemizi sağlayan uyg.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (kim.) eter, lokman ruhu; gökyüzü, esir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fels.) saadeti en yüksek gaye bilen felsefe sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ.) böcek ve yılan gibi hayvanların dökülmüş kabuk veya derileri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). fasulye familyası. fabaceous (s). fasulye familyasına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (çoğ.) nükteli sözler; kaba nüktelerden ibaret kitaplar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) feces.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(eski, bak.) fairy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Thorshawn.

Nüfus: 1399 km2.

Komşuları: Atlas Okyanusu’nun Kuzeyinde Takımada.

Önemli Şehirleri: Thorshawn, Sandur, Sandvik, Klaksvik.

Din: Çoğunlukla Hıristiyan.

Dil: İzlanda Dili, Faroe Dili.

Yönetim Biçimi: Danimarka’ya Bağlı Özerk Bölge.

Tarih: Atlas Okyanusu’nun kuzeyinde 22 volkan adasından oluşan takımada. İzlanda ile İngiltere arasında yer alan bu takımadanın merkezi Thorshawn’dır. Adalardan yalnızca 17’sinde insan yaşar. Ancak 2. Dünya Savaşı’nda Danimarka’nın Almanlar tarafından işgal edilmesiyle bir süre İngiliz denetimine geçti. 1946’da Faroe parlamentosu bağımsızlık ilan etti ama yeni meclis kararı değiştirdi. 1948’de özerkliği tanınan Faroe 1953’ten bu yana Danimarka meclisinde 2 üye ile temsil edilmektedir.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, s iskoçya Keltlerinin dili; Gal dili; s bu Keltlere veya dillerine ait

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) Grecism .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), Greko-Romen hususiyeti olan; (güz.) (san.) Yunan tesiri altında kalmış Roma sanatı; spor grekoromen .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. cea) eski Yunan ve Roma'da harem dairesi; (bot.) çiçek pistillerinin topu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yanlış olarak, yanlışlıkla, Ar. sehven.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خطاء] yanlışlıkla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Yu). (tar). yüksek mevkide bulunan fahişe, cariye, gözde. hetaer'ism (i). cariyelik, metreslik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, hypethral s. üstü açık, damsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. uykuda telkinle öğretme metodu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ابقاء] eski yerinde bırakarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İstinâden, dayanarak (dilimizde bu mecâzî mânâsiyle kullanılmıştır, Arapça’da ise yapı yapmak demektir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rü’yet» ten masdar). 1. Gösterme, Ar. ibrâz: Şehadetnâmesini irâe etti. 2. Gösterip ürkütme, yıldırma: Ne yapacağını kendisine irâe etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yükseklikçe, irtifâ bakımından: Irtifâen aralarında fark vardır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسائت] kötülük etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «su’» den masdar). Kötülük etme, kötü iş işleme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) İsrail; eski İsrail kavmi; Museviler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) İsrail'le ilgili; (i.) İsrailli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) İsrail kavminden bir fert.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اشتها انگيز] iştah açıcı, iştah verici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Uyarak, yolundan giderek: Onun sözüne ittibâen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اتباعا] uyarak, izleyerek, ardından giderek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اضائه] aydınlatma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (Al.) yırtıcı bir deniz kuşu, (zool.) Stercorarius.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kaya gibi güçlü (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kasten olmayarak, hatâ ile, ansızın vuku bulan elem verici bir hadise neticesinde: Kazâen ayağını kırmış, kazâen denize düştü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Yelken, Fars. bâd-bân.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. devinduyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., psik. devinduyumsal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A.). «Bilmem» mânâsına gelir ve şairi meçhul şiirler ve bestekârı bilinmeyen bestelerde imza yerinde kullanıîr. bk. Lâ.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) göz yaşına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) sarı vernik; reçineli her hangi bir vernik; vernikli tahta veya meşin iş; (f.) verniklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Gerçekleştirilebilir en düşük emisyon oranı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD, (Kan.) uzun saplı raketle oynanan bir top oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kutsal odun ağacı, peygamberağacı, bot. Guaiacum of- ficinale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şair Virgilius ile Horatius'un hamisi; hami, bilhassa edebiyat ve sanat hamisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Norveç'in batı kıyısna yakın ünlü girdap; k.h. girdap; tehlikeli ve karşı konulmaz güç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şarap tanrısı Bakus'un buyruğundaki peri; heyecanla kendinden geçmiş kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çıplak gözle görülebilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Majestic or majestically; a direction to perform a passage or piece of music in a dignified manner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., it., müz. ağır ve görkemli; z. maestoso

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.) (musiki). Üstat. Bilhassa bestekâr ve orkestra şefleri hakkında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maestro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maestro. conductor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A master in any art, especially in music; a composer. an artist of consummate skill; 'a master of the violin'; 'one of the old masters'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maestro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A title for a conductor, composer, teacher or performer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The international equivalent of EFTPOS, the Maestro service allows you to purchase goods and services at participating overseas outlets using a debit card and PIN.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Master A form of address used especially for conductors, but often for composers, solists, or teachers of performance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Produced 1983 to 1984 in 1600 and 1984 to 1991 in 2000cc models, with a turbo option.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Italian term describing one of the highest certified teachers of fencing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A northwesterly wind in the Adriatic, most frequent on the western shore and in summer This is also applied to northwesterly winds in other parts of the Mediterranean. an artist of consummate skill; 'a master of the violin'; 'one of the old masters'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maestro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maestro. conductor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A master in any art, especially in music; a composer. an artist of consummate skill; 'a master of the violin'; 'one of the old masters'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maestro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A title for a conductor, composer, teacher or performer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The international equivalent of EFTPOS, the Maestro service allows you to purchase goods and services at participating overseas outlets using a debit card and PIN.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Master A form of address used especially for conductors, but often for composers, solists, or teachers of performance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Produced 1983 to 1984 in 1600 and 1984 to 1991 in 2000cc models, with a turbo option.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Italian term describing one of the highest certified teachers of fencing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A northwesterly wind in the Adriatic, most frequent on the western shore and in summer This is also applied to northwesterly winds in other parts of the Mediterranean. an artist of consummate skill; 'a master of the violin'; 'one of the old masters'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., it. üstat, bilhassa müzik üstadı, mayestro, orkestra şefi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

denize iniş yapan havacılara mahsus bir çeşit cankurtaran yeleği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Gülglllerden bir ağaç ve bunun erik büyüklüğündeki iri meyvesi, yenidünya (eriobotrya).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çılgıni deli. maniacally z. delice, çılgınca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. medieval.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ortaçağa ait veya benzer. medievalism i. ortaçağa ait inanış ve adetler. medievalist i. ortaçağ ilimleri uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. baş meleklerden biri, Mikail; bir erkek ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. (tek minutia) önemsiz ayrıntılar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syllabus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Yunanistan'ın tarihöncesi Miken şehri. Mycenaean s. Miken şehrine veya Miken devrine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [ناأهل] ehil olmayan, ehliyetli olmayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dine girip hidayete eren, kurtulan.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Bir TV program kılavuzu.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İznik. Ni'cene s. İznik şehrine ait. Nicene Creed İznik'te M.S. 325 yılında kurulan kilise meclisinin kararlaştırdığı Hıristiyanlık ilkeleri ve bunun sonraki düzeltilmiş şekilleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curriculum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curriculum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Elçi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şükran veya zafer şarkısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fayton, payton, üstü açık atlı binek arabası. ,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Pire limanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng., (eski) memleket dışında olan mahkemeye müracaat etme suçu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. isim; eski Roma'da isim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Roma'da hakim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. imparatorun özel muhaflzlanna özgü; i. imparatorun muhafızlarından biri. Praetorian Guard eski Roma'da imparatorun muhafız kıtası; iktidarda bulunanların koruyucuları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Rafael öncesi sanat görüşünü izleyen ressam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) -den öte, ötesinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Yapılacak bir işin kısımlarını ve zamanını gösteren maddelerin bütünü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. programme

1. izlence, 2. eğt. yetişek

1. Belirli şartlara ve düzene göre yapılması öngörülen işlemlerin bütünü. 2. Yapılacak bir işin bölümlerini, bölümlerin sırasını ve zamanını gösteren tasarı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

format. programme. schedule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as Programme. a performance at a public presentation; 'the program lasted more than two hours' a system of projects or services intended to meet a public need; 'he proposed an elaborate program of public works'; 'working mothers rely on the day care

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

program. program (me. card. lead in. order paper. schedule. software. programme.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a system of projects or services intended to meet a public need; 'he proposed an elaborate program of public works'; 'working mothers rely on the day care program'. a series of steps to be carried out or goals to be accomplished; 'they drew up a six-step

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A set of instructions that tells a computer how to perform a specific task.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A program is a series of instructions for a computer, telling it what to do or how to behave The terms 'application' and 'app' mean pretty much the same thing It is however different from an applet Program is also the verb that means to create a program,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A sequence of instructions that a computer can execute Synonymous with software.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A coherent assembly of plans, project activities, and supporting resources contained within an administrative framework, whose purpose is to implement an organization's mission or some specific program-related aspect of that mission For purposes of this p

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

List of instructions for the computer to follow to process data See also Software.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A sequence of instructions for the computer that implements an algorithm, especially when stored in a file in the form of either directly-executable object code, or source code for an interpreter or compiler When loaded into memory and executed, the objec

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A collection of instructions that tell the computer what to do.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A magic spell cast over a computer allowing it to turn one's input into error messages More seriously: A program is a combination of computer instructions and data definitions that enable computer hardware to perform computational and control functions A

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A set of instructions in code that, when executed, causes a computer to perform a task.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A set of instructions for a computer that lets the computer perform a specific task Programs that perform tasks directly relating to what a person would want to do are called application software, to distinguish them from system software.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A complete sequence of computer software instructions necessary to provide an application, solve a specific problem, perform an action, or respond to external stimuli in a prescribed manner As a verb, it means to develop a program.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A set of instructions to a computer to turn user input into error messages Any complete set of related instructions to a computer at any level of abstraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A thing that tells the calculator to do stuff More specifically, a program is a list of instructions for the processor to execute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A set of instructions for the computer; operating systems are related sets of programs that take care of most of the 'housekeeping' chores, while applications are programs which allow the computer to perform useful tasks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A set of instructions to be executed by a computer Same as software. programs often refers to computer programs, but can refer to such things as advertising campaigns as in 'a banner ad program.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Set of actions or instructions that a machine is capable of interpreting and executing or the act of creating a program.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Computer instructions to perform a related set of tasks The Linux kernel and WordPerfect application are examples of programs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Series of coded Instructions that performs specific tasks when executed by a computer A program can be written in a processor-specific language or a high-level language that can be implemented on a number of different processors. this is simply a list of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A coordinated set of USAID-financed activities directed toward specific goals For example, maternal and child health, nutrition, education and family planning activities designed to promote the spacing of children may comprise a program to reduce infant d

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Used as a noun - a series of instructions which tell a computer what to do Used as a verb - the act of writing or revising a program.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

İng. programme i., f. (-med, -ming) program; (elektronik hesap makinaları) çalışma yönergesi, düzen; f. programlamak, program yapmak; düzenle- mek. program music olaylar sırasına veya bir sahne serisine göre düzenlenmiş müzik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Program AE (Otomatik Pozlama), çeşitli koşullar altında çekim yapmanızı sağlar. Enstantane ve diyafram açıklığı, duruma göre uyarlanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Aynı pozlama seviyesinde farklı enstantane ve diyafram açıklığı değerleri kullanmanızı sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

TV alıcısının her bellek konumuna, kendi programlanabilir kodu (örn. BBC, Sky) atanabilir. İstasyon kodu, kanala her geçtiğiniz otomatik olarak kısa bir süre ekranda gösterilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

programmer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

programmer. programer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person in charge of preparing a program (me. programmer. computer programmer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

software engineering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

programming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

programming. program m ing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

programme. to programme. to program.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

program. to program (me. timetable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

programmed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

programmed. systematical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

done according to a program (me. sb whose day-to-day life is tied to a program (me.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hazırlık dersi ile ilgili; yeni bir ilme başlangıç olan; i. ilk ders, hazırlık dersi. propaedeutics i. herhangi bir ilimde ilk çalışma, başlangıç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -laea) saray veya tapınak girişi olan bina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Radyo istasyonunu aramanızı ve ayarladığınız istasyonun türünü görmenizi sağlar. NEWS (haber) ve SPORT (Spor) gibi PTY veri isimleri, kafa biriminin ekranında görüntülenir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Roma'da idam cezası verme yetkisi olan hâkim; defterdar. quaestorship i. defterdarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kötülük, fenalık, fesat. 2. (tıp) Hastalık ve yara azgınlığı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., Lat. fosil, taşıl, bot. eski devirlere ait kalıntı; ark. tarihten evvelki zamandan kalma taş aletler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kullanıcıların CD’deki parçaların çalınma sırasını özelleştirmelerini sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. kese.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. torba veya kese şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. sakarit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. lavanta torbası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. -es, -baei) bak. scarab.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. gölgebalığıgiller familyasına ait; i. bu familyadan herhangi bir balık; sarıağız, zool. Sciaena aquila.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. iskorpit balığı familyasından.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. sıracaotu familyasına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) kan zehirlenmesi, septisemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çayırmelikesi, erkeç sakalı, bot. Spiraea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. alt sözleşme, yan mukavele; f. yan mukavele yapmak. subeontraetor i. taşeron, ikinci üstenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. buzulun altında bulunan veya oluşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üstü ceviz, meyve ve ağdalı şurup ile kaplanmış dondurma, peşmelba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Çin'de 2870 gramlık tartı; bu ağırlıktaki Çin gümüş parası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. niae) kadınların baş sargısı, file; mim. Dorik tarzı binalarda çatı frizini altındaki taş tabandan ayıran pervaz; zool. şerit, tenya, bağırsak kurdu, solucan; anat. beyinde şerit şeklinde sinir cümlesi, tenya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. teniacide.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. teniafuge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Hırs ve tamâ ile, açgözlülük sebebiyle: Büyüklüğüne tamâen o kavunu seçtiğim hâlde çürük çıktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

television program.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

television program / schedule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. paskalyadan evvelki haftanın son üç gününde okunan dualar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (çoğ.) ıIıcalar, kaplıcalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. bir çeşit Latin çiçeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Değerli, yüce kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. uremia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Mısır tanrı ve krallannln sembolü olan kutsal engerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. Vay yenilenin haline.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yurdu için doğmuş kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin ışığı, aydınlığı.

İsimler ve Anlamları by