Pt ne demek? | Pt anlamı nedir? | Pt

Pt anlamı nedir?

Pt ne demek?

Pt anlamı nedir?

Pt | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: pt

Türkçe Sözlük

(kimya). Platin elemanının senbolü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. part payment pint, point, port.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). birdenbire olan, ani olan, acele ile olan; ters, haşin; birbirini tutmaz, kesik, pürüzlü; çok dik abruptly (z). birdenbire; terslikle abruptness (i). acele; sertlik, terslik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kabul etmek, almak; icabet etmek; onaylamak, tasdik etmek, razı olmak; anlamak, mana vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kabul olunabilir, makbul be acceptable makbule geçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kabul; kabul edilme ; tasdik ve imza olunmuş tahvil, poliçe v,b non-acceptance (i), (huk). ademi kabul, ret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kabul; anlam, mana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir şeye uydurmak, uyarlamak; edeb adapte etmek. adapt oneself uymak, intibak etmek, tabi olmak. adaptable (s). uysal, şartlara uyan, intibak edebilen adapter (i). adaptör; intibak eden ve ettiren şey veya kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şartlara ve çevreye uyma yeteneği, intibak kabiliyeti, uysallık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Tatbik etme işi, bir şeyin bir başkasına göre ayarlanması, bir canlının yaşadığı muhite uyması işi: Bu piyesin adaptasyonu iyi olmuş. Bazı kelebekler adaptasyon sayesinde kendilerini korur, ADAPTE (i. Fr.). Adaptasyonu yapılmış, tamamlanmış: Bu eser Fransızca’dan adaptedir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. adaptation

uyarlama

Uyarlamak işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adaptation. conformation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adaptation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

version.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uygunluk, imtizaç , intibak, tatbik, uyma; (edeb). adaptasyon, uyarlama; ışık değişikliklerine gözü alıştırma işlemi; uydurulma, şekil değişmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. adapté

uyarlanmış

1. Sinema, tiyatro, radyo ve televizyonun teknik imkânlarına uygun duruma getirilmiş. 2. Kişi ve yer adları değiştirilerek yerli bir eser durumuna getirilmiş (yabancı eser).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adapted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angepasst. übertragen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. adapteur

uyarlayıcı

Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adapter. adaptor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adapter adaptor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). usta, mahir;(i). mütehassıs, uzman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kabul etmek, edinmek, benimsemek ; evlât edinmek. adoption (i). kabul , benimseme; evlatlığa kabul etme, evlât edinme adoptive (s). evlâtlığa kabul eden veya edilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kahraman şehzade. Birleşik isim. Alp: Kahraman, Tekin: Şehzade.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kil). çocukların vaftizini reddeden bir Hıristiyan mezhebine mensup kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). nikahtan evvel olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). antiseptik. antiseptically (z). antiseptik suretiyle. antisepsis (i). antisepsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Antisepsi yapmakta kullanılan veya antisepsi vasfı olan madde.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). idrak, kavrama, intikal kabiliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)....eğiliminde olan, muhtemel, mümkün; çabuk kavrayan, zeki, anlayışlı; uygun, yerinde, münasip. apt to believe inanmak eğiliminde. aptly (z). uygun bir şekilde yerinde. aptness (i). uygun oluş; çabuk kavrayış, yatkınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) eğiliminde olan, muhtemel, mümkün ; çabuk kavrayan, zeki, anlayışlı; uygun, yerinde, münasip. apt to believe inanmak eğiliminde. aptly (z). uygun bir şekilde, yerinde., aptness (i). uygun oluş, münasip oluş; çabuk kavrayış, yatkınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zekâsı gelişmemiş kimse. (bk.) Abdal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silly. stupid. dumb. foolish. idiotic. bird-brained. fat-headed. feeble minded. half-witted. thickheaded. daft. dotty. fatuous. gaga. goofy. gormless. harebrained. inane. oafish. softy. tomfool. stupid. silly. fool. dummy. idiot. birdbrain. booby. cr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silly. stupid. dumb. foolish. idiotic. bird-brained. fat-headed. feeble minded. half-witted. thickheaded. daft. dotty. fatuous. gaga. goofy. gormless. harebrained. inane. oafish. softy. tomfool. fool. dummy. idiot. birdbrain. booby. cr. ass. barmy. berk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupid. fool. simpleton. booby. clueless. dim. dope. empty- headed. fat head. gormless. lumpish. moon calf. soppy. a bit thick. thickheaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupid. stupidly. silly. foolish. idiotic. crazy. footling. half-baked. ill-considered. inept. foolishly. fatuously. fondly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asinine. crass. crazy. emptily. foolish. harebrained. ludicrous. nonsensical. puerile. rubbish. sappy. sloppy. stupid. vacuous. stupidly. foolishly. silly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidity. cloddish. cockeyed. half baked. jerky. vacuous. witless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Zekâsını işletemez hale gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become stupid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stultify. stupefy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aptal olma hali veya aptalca iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatuity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cock. crime. folly. foolery. idiocy. insanity. stupidity. foolishness. tomfoolery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidly. foolishness. imbecility. stupidity. vacuity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act like a fool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). kanatsız böcekler, (zool). Apterygota. apteral, apterous (s). kanatsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). apteriks.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Abdest.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Şerit. Aptesbozan otu = Gülgillerden, yeşil ve siyah boya elde etmekte kullanılan bir bitki (Opterium spinosum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Abdesthane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Abdestlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Abdestsiz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). istidat, yetenek, kabiliyet , meyil, anıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kuş ile sürüngen arası bir hayvan fosili.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yükleme, isnat, atıf. ascription of praise Tannya övgü sunma, hamt, tesbih, tehlil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. matematik). Sonsuz bir eğrinin yakınına çizilmiş bir doğru. Bu doğru uzatıldıkça eğriye yaklaşır, fakat onunla asla birleşmez.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. asymptote

mat. sonuşmaz

Sonsuza giden bir eğrinin çeşitli noktalarının gittikçe yaklaştığı başka bir eğri veya doğru.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asymptote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) farz, tahmin, zan; tavır, poz, amirlik taslama; kendine is edinme, ustune alma; kibir, gurur, kustahlık; semaya yukselme, uruç, bilhassa Hazreti Meryem'in semaya urucu. Feast of the Assumption 15 Ağustosta kutlanan Meryem'in urucu yortusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). farzolunan, zannedilen ; kibirli, magrur. assumptively (z).farzederek , zannederek; kibirle, gururla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,mat.asimptot, sonuşmaz.asymptotic (s) asimptotik, sonuşmazla ilgili veya ona ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). kalkışmak, yeltenmek , teşebbüş etmek; çalışmak, gayret etmek, denemek, tecrübe etmek; hayatına kastetmek, suikast teşebbüsünde bulunmak; (i). teşebbüs, yeltenme, kalkışma; deneme, tecrübe attempt on one's life suikast teşebbüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (f). müflis (kimse), iflas etmiş olan (kimse); iflas ettirmek, mahvetmek, tüketmek. go bankrupt iflas etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iflas. declare bankruptcy iflas etmek. fraudulent bankruptcy hileli iflas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vaftiz, vaftiz ayini. baptismal (s). vaftizle ilgili. baptism of fire bir askerin katıldığı ilk savaş; çetin bir imtihan veya tecrübe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who administers baptism; specifically applied to John, the forerunner of Christ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of a denomination of Christians who deny the validity of infant baptism and of sprinkling, and maintain that baptism should be administered to believers alone, and should be by immersion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Anabaptist. follower of Baptistic doctrines of or pertaining to or characteristic of the Baptist church; 'Baptist baptismal practices'; 'a Baptist minister'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

follower of Baptistic doctrines. of or pertaining to or characteristic of the Baptist church; 'Baptist baptismal practices'; 'a Baptist minister'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Baptist denilen Protestan mezhebi mensubu; vaftiz eden kimse. John the Baptist Yahya peygamber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kilisenin vaftiz ayini için ayrılmış kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). vaftiz etmek; ad koymak vaftiz ayini ifa etmek; ilk defa kullanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yüzde 80 karanlık ortamda net ve parlak fotoğraf çekimi yapmanızı sağlayan teknoloji.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendini beğenmiş, mağrur, kibirli. bumptiously z. kendini beğenmişçesine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). yosun tohumunun zarfı, çiçek zarfı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kaptan, reis, suvari; şef, lider; deniz albayı, yüzbaşı, bahriye albayı; (f). kaptanlık etmek, kumanda etmek. captaincy (i). kaptanlık. captainship (i). kaptanlık; liderlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). manşet, serlevha, baş1ık; (huk). kanuni vesikanın düzenlendiği zaman ve yeri gösteren başlangıç kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tenkitçi, kusur bulmaya çalışan; tatmin edilmesi güç; yanıltıcı. cap tiously (z). tenkit eder bir şekilde. captiousness (i). tenkitçilik tenkit etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). büyülemek, cezbetmek. captiva'tion (i). büyüleme, cezbetme. captivator (i). büyüleyen şey veya kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). esir, tutsak, mahpus; tutkun kimse; (s). esir düsmüş; baskı altında, kayıt altında; esarete ait; büyülenmiş. captiv'ity (i). esaret, surgun; tutkunluk. captive audience ABD zoraki dinleyiciler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). esir eden kimse ele geçiren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (i). zaptetmek, zorla ele geçirmek; esir etmek; (i). zaptetme, ele geçirme; esir, ganimet. capturer (i). ele geçiren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Vurdurmak, çarpmasına sebep olmak: Rüzgâr pencerenin kanadını hızla duvara çarptırdı. 2. Çaldırmak, gasbettirmek: Eşyayı açıkta bırakıp çarptırdınız. 3. Eğriltmek, çarpık yapmak: İnme ağzını çarptırmış. 4. Oynamak, re ecana getirmek: Ansızın işittiğim bir ses yüreğimi çarptırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crack. crash. hit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lose sth to a pickpocket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). optik ilminin ışınların aynalara vurarak kırılması ile uğraşan dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). bahis, bolüm, fasıl, bab, kısım; ruhani meclis toplantısı; (f). bölümlere ayırmak, bahisler halinde düzenlemek. chapter and verse tam ve kesin bilgi. chapter head bölüm başlığlnın altına yazılan birkaç söz. chapter house papazlar meclisi bina

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ)., (zool). uçan memeliler; yarasalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). etrafını çizme, daire içine alma; çevreleme;sınırlama, tahdit; para veya mühür üzerinde bulunan daire şeklindeki yazı; sınır çizgisi; mıntıka, bölge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yavaş vurdurmak. 2. Kenarından biraz kestirmek. 3. Temiz su ile yıkatmak, bir sudan geçirtmek, kasarlatmak. 4. Boyaya batırılmış iple çizdirmek, nişan yaptırmak, çırpı vurdurmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). göze girmek için yapılan sahte iltifat; yağcılık; yapmacıklı sözler sarfetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). kleptomania.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bütün malları kontrol altına almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). piyasadaki malı kapatma; fiyatı kontrol altına almak için bir malın tamamını satın alma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).(çoğ)., (zool). kınkanatlılar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kınkanatlı, kınkanatlılar takımına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hesap kontrol memuru, murakıp, denetleyici, kontrolör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kavram mefhum anlayış görüş, fikir, telakki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gebe kalma, ana rahmie düşme; baylangıç; kavram, mefhum, fikir, anlayış görüş, telakki, düşünce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mefhumlarla ilgili, kavramsal; fikirlerin doğmasına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fels). kavramcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili isteri nöbeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kur'a neferi kaydetmek, askere çağırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). askere alınmış; (i). askere alınmış nefer, kur'a neferi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). askere çağırma; mecburi askerlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tüketim, istihlak; yok etme; (tıb). verem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). tüketilecek; (tıb)., eski vereme tutulmuş; (i). veremli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük görme, hor görme, yukandan bakma; hürmetsizlik; zillet, ayıp; (huk). bilerek kurallara karşı gelme. contempt of court (huk). mahkemeye itaatsizlik. beneath contempt hor görmeye bile değmez. Familiarity breeds contempt. Fazla samimiyet hürmetsi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aşağıllk, alçak, rezil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hakir gören, hor gören, kibirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gebelikten korunma. contraceptive (s)., (i). gebeliği önleyici (hap veya alet).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili belirli bir iş için kurulan mekanizma, tertibat; şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). üyelerin oyu ile teşkilât üyeliğine seçmek; tayin etmek, atamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kıpti, Mısır asıllı Hıristiyan. Coptic (s)., (i). Kıpti; (i). Kıpti dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). namussuz, fırsatçı, rüşvet almaya alışmış, kötü, pis; bozuk, çürük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bozmak, ifsat etmek, ayartmak, baştan çıkarmak. corrupt text hata ve düzeltmelerle kıymeti azalmış yazı. corruptibles rüşvet kabul etmeye hazır; ayartılabilir; çürüyebilir. corruption (i). irtikâp, rüşvet yeme, fesat; kötü yol; çürüklük, küf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). creep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mim). kilise ve benzeri binaların temelleri arasındaki yeraltı kemerleri; (anat). bademciklerde çukurcuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şifre çözme ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). örtülü, gizli, kapalı, hafi, mestur; şifreli. cryptically (z). tam manasını belirtmeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek gizli, kapalı, muammalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). güvercin gübresi ile yayılan, mantardan gelen ve akciğerde yara açan bir hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). Cryptogamia bölümünden çiçeksiz bitki (eğreltiler, yosunlar).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şifre ile yazılan yazı. cryptographer (i). şifre ile yazı yazan. cryptographic (s). şifreli yazıya ait. cryptography (i). şifre ile yazı yazma. cryptology (i). şifre bilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aldatma, aldanma; yalancılık; hile, düzen, dolap. deceptive (s). aldatan, aldatıcı. deceptively (z). aldatarak, aldatıcı bir surette. deceptiveness (i). aldatıcılık, düzenbazlık, hilekarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). derinlik, derin yer, engin. depth charge su altındaki herhangi bir hedefe özellikle denizaltılara atılan patlayıcı madde. depth of winter kışın ortası, karakış. depths (i). denizin derinlikleri, umman; öz nüve depths of degradation. rezalet, kepazeli

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resimde oluşturulan planlar ile elde edilen derinlik duygusu veya yanılsaması.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarif, tanımlama, tavsif, vasıflandırma, beyan; cins, nevi, çeşit. answer to the description tavsif edilmiş olan özelliklere sahip olmak, tarif edildiği gibi olmak. be beyond description veya beggar description kelimelerle tarif edilemez olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tanımlayıcı, tanıtımsal, tavsif edici, resmedici. descriptive geometry tasarı geometri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. descriptif

tasvirî

Tasvir niteliğinde olan, tasvirle ilgili.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Bu optik bağlantı, optik Dijital giriş/çıkışa sahip diğer HiFi bileşenlere kayıpsız dijital iletim sağlamak için kullanılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu optik bağlantı, optik Dijital girişe sahip diğer HiFi bileşenlere kayıpsız dijital iletim sağlamak için kullanılır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). merceklerin ışığı kırma kuvvetinin ölçü birimi, diyopter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). merceklerin ışığı kırmaları ile ilgili bilim dalı. dioptric(al) (s). bu bilimle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ).. (zool). bir çift kanadı olan böcekler sınıfı, çiftkanatlılar. dipteral (s)., (mim). çift sıra direkleri olan; (zool). iki kanatlı. dipterous (s)., (bot)., (zool). iki kanatlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eskiden kullanılan birbirine menteşelenmiş iki yapraktan ibaret tablet; kitap gibi kapanan iki levhalı resim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). karışıklık içine itmek; engel olmak; yarmak, kesmek, çatlatmak, kırıp ayırmak. disruption (i). karışıklık içine itme; engel olma; kesilme, çatlama, bozulma, yarık. disruptive (s). yıkıcı, bozucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Merceklerin veya optik sistemlerin güç birimi. Diyoptri, bir metrelik bir odak uzaklığı olan bir merceğin gücü demektir.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(daphne mezereum): Dulaptalotugillerin örnek bir bitkisi olan bir ağaçcıktır. Yüksek yerlerde yetişir. Çiçekleri güzel kokuludur. Meyveleri kırmızımtıraktır. Yaprakçıkları ise, açık yeşildir. Kabukları kullanılır. Kullanıldığı yerler: Zona tedavisinde faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Taçsız ikiçeneklilerden bir familya.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (astr.) ekliptik, dünyanın etrafını dolaşan ve tropiklere değen büyük halka; (s). güneş ve ayın tutulmasına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Mısır. Egyptian (s)., (i). Mısır'a ait; (i). Mısırlı; eski Mısır dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Mısır uygarlığını inceleyen ilim kolu. Egyptologist (i). bu uygarlığı inceleyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güneşin dünya etrafındaki zahirî hareketinde çiziyor gibi göründüğü yol.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. écliptique

gök b. tutulum

Bir yıl boyunca Güneş’in gök küresi üzerinde çizdiği çemberin sınırladığı daire.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. matematik). Elips ile ilgili.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. beyzi, oval, eliptik; kısa, kısaltılmış, bazı kelimeleri çıkarılmıs (yazı, konusma). elliptically z. beyzi olarak, eliptik şekilde. elliptic'ity i. elips şeklinde oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. boş; yoksun, mahrum; k.dili aç; önemsiz, değersiz, anlamsız, yararsız, nafile, beyhude; verimsiz, meyvasız, semeresiz; bilgisiz, kof; i. boş olan herhangi bir sey. emptyhanded s. eli boş. emptyheaded s. boş kafalı, kuş beyinli. empty word sözlük

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. boşaltmak, tahliye etmek; akıtmak, dökmek; boşalmak, dökülmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vecit halinde, kendinden geçmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kendinden geçirmek, vecit haline getirmek çok memnun etmek sevincinden çıldırtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) patlayıp çıkmak, patlamak, püskürmek, indifa etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) patlama, püskürme, indifa (yanardağ); diş çıkması; fırlayan şey; (tıb.) kızartı, kabarık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) patlayan, indifa eden püsküren; kabarcıklar çıkaran. eruptively (z.) patlayarak, indifa ederek. -ery sonek -lik, -Iık (rockery, grocery gibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sıtma ağacı, okaliptüs, (bot.) Eucalyptus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) saymamak, hariç tutmak, ayrı tutmak; karşı çıkmak, itiraz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(edat), (bağ.) -den gayri, -den başka, hariç; (bağ.) yoksa, meğerki, olmadıkça, etmezse. not excepting dahil. always excepting -den gayri, hariç. exceptfor olmasaydı; hariç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) istisna; (huk.) mahkemenin ara kararlarına itiraz. take exceptionto itiraz etmek, kabul etmemek; gücenmek. The exception proves the rule. istisna kuralı bozmaz. (Asıl anlamı: istisna kuralı bozar). without exception ayrım yapmaksızın, istisnasız with

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) itiraz olunabilir, yakışık almaz, makbul olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) müstesna, istisnai, ender, fevkalade. exceptionally (z.) müstesna olarak, fevkalade.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) (bir kitap veya yazıdan) seçme parça, pasaj; (f.) almak, seçmek, iktibas etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (f.) bağışık, muaf, ayrı tutulan, müstesna; (i.) muaf olan kimse, mükellef olmayan kimse: (f.) muaf tutmak, bağışıklık tanımak; hariç tutmak, istisna etmek. exemption (i.) muafiyet, bağışıklık, ayrı tutma,ayrılık, istisna etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fosse septique

lağım çukuru

Atık suları ve pislikleri toplamak için kazılmış kapalı kuyu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

septic tank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(GIBTA) (i. A.). İlmrenme, imrenmek, (bk.) Gıbta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

envy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

envy without malice. envy imrenti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

envy without malice. envy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to envy. covet. emulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bilhassa kıymetli taş oymacılığına ait. glyptics i. kıymetli taş oymacılığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kıymetli taş oyma sanatı. glyptograph'ic s. bu sanata ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (k.dili) cesaret, girişkenlik, beceriklilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گلابدان] gülsuyu kabı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mantıkla susturmak, cevap veremez hale getirmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). helikopter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Tepesindeki büyük pervane sayesinde dikine iniş ve çıkış yapabilen, havada olduğu yerde durabilen uçak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chopper. helicopter. copter. whirlybird. eggbeater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chopper. helicopter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

helicopter. chopper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chopper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heliport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Günümüz taşıtları içinde en çok yönlü ve şaşırtıcı olanı helikopterdir. Üç boyutta da hareket edebilmesi, hemen hemen her yere gidebilmesi nedenleri ile uçaklarla yapılamayan birçok özel görevlerde de kullanılabilirler. Ancak helikopterlerin uçma mekanizmaları uçaklara göre oldukça karışık, üretim maliyetleri de daha yüksektir. Helikopterleri uçaklardan ayıran önemli özellikler, havada asılı durabilmeleri, kendi eksenleri etrafında dönebilmeleri ve geri geri uçabilmeleridir.

Uçaklarda gerekli gücü motor sağlar ama asıl havada kalabilmelerini sağlayan kanatlarıdır. Helikopterlerde ise havada kalmayı sağlayan motora bağlı pervanelerdir. Onları bir çeşit dönen kanat olarak düşünebiliriz. Bir helikopterde iki veya daha fazla kanat olabilir.

Kanatlara hafif bir açı verilip, ana motor çalıştırılınca, dönen kanatlar helikopteri kaldırmaya çalışır. Yerde iken sorun yoktur ama havalanınca helikopterin gövdesi, pervanenin dönüş yönünün tersine dönmeye başlar. İşte burada bu hareketi durdurabilecek ilave bir güce ihtiyaç vardır.

Bu ilave gücü sağlamanın en kolay yolu, dönüş yönüne dik ilave bir pervane koymaktır. Buna kuyruk rotoru denilir. Kuyruk rotoru aynen uçak pervanesi gibi bir itiş gücü yaratır ve helikopterin gövdesinin dönmesini dengeleyerek sabit kalmasını sağlar.

Kuyruktaki pervaneyi döndüren ayrı bir motor yoktur. Hareketini ana motordan bir şaft ile alır ve altındaki dişli kutusu vasıtası ile dönmesi gereken devirde döner. Helikopterleri tam olarak kontrol edebilmek için ana ve kuyruk pervanelerinin ayarlanabilir olmaları gerekir. Kuyruk pervanesinde kanatların eğimlerinin, yani açılarının ayarlanması ile helikopterin kendi ekseni etrafında dönebilmesi sağlanır.

Ana pervane ise çok önemlidir. Yükseklik değiştirmeyi, ileri ve geri gitmeyi, dönmeyi o sağlar. Bunun için de inanılmaz derecede dayanıklı olması gerekir. İşin asıl sırrı ise ana pervanenin dönen kanatlarının eğiklik açılarının bir tam tur süresince değişmesidir.

Helikopterlerin havada hareketsiz kalabilmeleri için pervanelerin açıları da sabit olmalıdır. Bu açıları tüm kanatlarda aynı anda değiştirmekle alçalma ve yükselme sağlanır. Kanatlar arkaya geldiklerinde açıları büyük, öne geldiklerinde daha küçük ise ileri doğru hareket, tersi durumda da geriye doğru hareket sağlanır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günümüz taşıtları içinde en çok yönlü ve şaşırtıcı olanı helikopterdir. Üç boyutta da hareket edebilmesi, hemen hemen her yere gidebilmesi nedenleri ile uçaklarla yapılamayan birçok özel görevlerde de kullanılabilirler. Ancak helikopterlerin uçma mekanizmaları uçaklara göre oldkça karışık, üretim maliyetleri de daha yüksektir. Helikopterleri çaklardan ayıran önemli özellikler, havada asılı durabilmeleri ve geri geri uçabilmeleridir.

Uçaklarda gerekli gücü motor sağlar ama asıl havada kalabilmelerini sağlayan kanatlarıdır. Helikopterlerde ise havada kalmayı sağlayan motora bağlı pervanelerdir. Onları bir çeşit dönen kanat olarak düşünebiliriz. Bir helikopterde iki veya daha fazla kanat olabilir.

Kanatlara hafif bir açı verilip, ana motor çalıştırılınca, dönen kanatlar helikopteri kaldırmaya çalışır. Yerde iken sorun yoktr ama havalanınca helikopterin gövdesi, pervanenin dönüş yönünün tersine dönmeye başlar. İşte burada bu hareketi durdurabilecek ilave bir güce ihtiyaç vardır.

Bu ilave gücü sağlamanın en kolay yolu, dönüş yönüne dik ilave ir pervane koymaktır. Buna kuyruk rotoru aynen çak pervanesi gibi bir itiş gücü yaratır ve helikopterin gövdesinin dönmesini dengeleyerek sabit kalmasını sağlar.

Kuyruktaki pervaneyi döndüren ayrı bir motor yoktur. Hareketini ana motordan bir şaft ile alır ve altındaki dişli kutusu vasıtası ile dönmesi gereken devire döner. Helikopterleri tam olarak kontrol edebilmek için ana ve kuyruk pervanelerinin ayarlanabilir olmaları gerekir. Kuyruk pervanesinde kanatların eğimlerinin, yani açılarının ayarlanması ile helikopterin kendi ekseni etrafında dönebilmesi sağlanır.

Ana pervane ise çok önemlidir. Yükseklik değiştirmeyi, ileri ve geri gitmeyi, dönmeyi o sağlar. Bunun için de inanılmaz derecede dayanıklı olması gerekir. İşin asıl sırrı ise ana pervanenin dönen kanatlarının eğiklik açılarının bir tam tur süresince değişmesidir.

Helikopterlerin havada hareketsiz kalabilmeleri için pervanelerin açıları da sabit olmalıdır. Bu açıları tüm kanatlarda aynı anda değiştirmekle alçalmave yükselme sağlanır. Kanatlar arka arkaya geldiklerinde açıları büyük, öne geldiklerinde daha küçük ise ileri doğru hareket, tersi durumda da geriye doğru hareket sağlanır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, hemipterous (s)., (zool). yarımkanatlılara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yedilik grup veya sayı; (kim). yedi değerli atom.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yedigen, yedi kenarlı çokgen. heptag'onal (s). yedi açısı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (geom). yedi yüzlü cisim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yedi açılı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamiyle, bütünüyle.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kanatlı böceklerin bir alt sınıfı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

düşüp kırılınca tamir edilemeyen şey (bir çocuk şiirinde yumurta anlamma gelir).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., zool. zarkanatlılar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. görülemez, seçilemez, farkedilemez, hissolunamaz; gayri mahsus. imperceptibil,ity, impercep'ti bleness i. görülemez oluş, farkedilmez oluş. impercep'tibly z. farkedilmez bir şekilde, görülmez olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hükmü geçmez; sahibinin hakkı baki kalan, sürekli, daimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., i. hazırlıksız; z. hazırlıksız olarak, irticalen; i. irtical, hazırlıksız söylenmiş veya yapılmış şey; müz. empromptü, küçük parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uyumsuzluk, intibaksızlık, uygun gelmeyiş. inadapt'able s. uyumsuz, intibak edemeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. inept.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeteneksizlik, kabiliyetsizlik; uygunsuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başlama, başlangıç. inceptive s. başlayan, başlayıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ahlâkı bozulmamış, lekelenmemiş, iffetli, namuslu; bozulmamış, çürümemiş, kokuşmamış; değiştirilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dürüst, rüşvet kabul etmez; ahlâklı bozulmaz; bozulmaz, çürümez, kokuşmaz. incorruptibil'ity i. dürustlük; bozulmazlık. incorrupt'ibly z. dürüstçe; bozulmaz şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. etraflı, geniş kapsamlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uygun olmayan; beceriksiz, hünersiz, toy. ineptitude i. beceriksizlik. ineptly z. hünersizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitabe, yazıt, yazı; ithaf; madalya veya para üzerinde olan yazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duygusuz, hissiz; to ile hissetmez, etkisinde kalmaz; of ile çözümlenemez, yapılamaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) durdurmak, yolunu kesmek; yolda iken tutmak, tevkif etmek. interception (i.) tevkif, durdurma. interceptor (i.) yol kesen kimse; avcı uçağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kesmek, aralık açmak, ara vermek, fasıla vermek; intizamını bozmak, arasını kesmek; birinin sözünü kesmek, birinin işine mâni olmak. interrupted (s.) kesilmiş. interruptedly (z.) aralıklarla, fasılalarla. interruptive (s.) arayı kesici. interruptiv

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) arasını kesen kimse veya şey; (elek.) birden cereyanı kesen ve veren tertibat, kesici tertibat .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ara, fasıla, kesilme, inkıta, arası kesilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (biyol.) içine alma; (tıb.) bir kısım bağırsağın yanındaki kısmın içine girmesi; yiyecek gibi yabancı bir maddenin vücuda girerek doku haline gelmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cancellation. cancelling. cancel. void. annulment. invalidation. withdrawal. nullity. nullification. abatement. abolition. abrogation. annihilation. avoidance. cassation. defeasance. recall. repeal. rescission. reversal. revocation. termination. defe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abrogation. annulment. cancellation. repeal. cancel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abrogation. revocation. annulment. avoidance. cancellation. cassation. cancelling. abolition. deletion. counteraction. nullification. obliteration. annihilation. countermand. defeasance. invalidation. overprint. rescission. supersession. withdrawal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abrogate. annul. cancel. countermand. nullify. overrule. quash. recall. repeal. rescind. revoke. scrub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abrogate. annul. call-off. drop. to make void. to annul a sale by paying a fine. to cancel an item. to render null and void. to rescind. abate. abolish. annihilate. avoid. blank. cancel. correct. declare null and void. defeat. disaffi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commencement. start. beginning. at first. in the beginning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primitive ilkel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elementary. primitive. primary. early.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primitivism. primitivity. primitiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addiction. devotion. habit. indulge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

(Internet Protocol Television) Video sinyallerinin izleyicilere geniş bantlı ağ bağlantısı

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) içeriye baskın, hücum, istilâ. irruptive (s.) baskın kabilinden. IRS hs, ABD Internal Revenue Service Milli Vergi Burosu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Fill or Kill Orders)

Fiyat ve miktarın girildiğiancak işlem kısmen veya tamamen gerçekleşmezse işlem görmeyen kısmın ekranda pasif olarak görünmeyerek sistem tarafından otomatik olarak iptal edildiği emir türüdür.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(eski şekil: KâPDAN, KAPUDAN) (i. İtalyanca: capitano). 1. Reis, baş, sergerde. 2. Gemi reisi, süvarisi: Gami kaptanı. Birinci kaptan, ikinci kaptan. 3. Eskiden savaş gemilerinde deniz kolağalarına (kıdemli yüzbaşı) verilen unvandır. Unvan gibi de kullanılır: Ahmed Kaptan, Mehmed Kaptan. Kapdân-ı derya, kaptan paşa = Vaktiyle bahriye nâzırı. Topçu kaptanı = Eskiden savaş gemilerinde topçu öğretmeni olan kolağası (kıdemli yüzbaşı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

captain. shipmaster. master. skipper. the old man. old man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

captain. skipper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

captain. skipper. captain. crew captain. team leader. sea captain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(İtal). 1.Bir geminin sevk ve idare sorumlusu. 2.Şehirlerarası otobüs şoförü. 3.Baş pilot.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

captain's bridge. bridge of boats.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conning tower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pilothouse. wheelhouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Başlık, başkanlık. 2. Gemi süvariliği, reislik. Bu gemide kim kaptanlık ediyor?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

captaincy. captainship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

captaincy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Büyüklük ve yolcu taşıma kapasitesi bakımından otomobil ve otobüs arasında yer alan bir nakil vasıtası, minibüs. 2.. Bir çeşit iskambil oyunu. 3. Kalabalık yerlerde birinden bir şey kapıp kaçmak şeklindeki hırsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stealing by snatching. minibus. getaway van. station wagon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kaptırmak eylemi. 2. Küçük el testeresi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aldırmak, zorla elinden alınmasına engel olamamak, zabt ve gasp ettirmek: Çocuk elindeki çöreği kediye kaptırdı. Saatine dikkat et, bir yankesiciye kaptırmıyasın. (denizcilik) Akıntıya kaptırmak = Cereyanın şiddetiyle gemiyi, sandalı vs. idare edemeyip, akıntıyla beraber sürüklenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give rein to. give free rein to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissolve. indulge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth snatched. to get caught in (a machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. keep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maritime pilot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kıbt, kıptî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gipsy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyin köşe ve kenarlarını kestirmek: Şu kâğıdın kenarları pek örselenmiş, biraz kırptırmalı. 2. Saç ve sakalını veya yapağısını kestirmek, kısaltmak: Yazın sıcaklarında koyunları kırptırmak lâzımdır, soğuk havalarda çocukların saçını kırptırmamak 3. Bir masraf veya tahsisatın bazı kısımlarını kestirip indirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb clip sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleptomaniac. kleptomaniac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kleptomania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleptomania. kleptomania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hırsızlık illeti, kleptomani kleptomaniac i. hırsızlık hastası, kleptoman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. concept

1. fel. kavram, 2. anlayış, görüş, 3. tarz, 4. düzen

1. Nesnelerin veya olayların ortak özelliklerini kapsayan ve bir ortak ad altında toplayan genel tasarım. 2. Benzerlerinden ayıran özellik. 3. Güzel sanatlarda üslup. 4. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). Kâinatın madde ile var olduğunu, maddeden ayrıldığı takdirde sadece mefhumdan ibaret kalacağını ileri süren doktrin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. conceptualisme

fel. kavramcılık

Kavramın, onu bildiren sözden farklı bir varlık olduğunu ve gerçeğin zihinde bulunmadığını ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. crypto

saklı yazı

Gizlilik taşıyan belge.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crypto-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crypto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Kr senbolü ile gösterilen bir eleman.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (kim.) kripton.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on a small-scale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. laptop

dizüstü

Bilgisayarın her türlü donanımı ile küçültülerek taşınabilir duruma getirilmiş biçimi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) leap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pulkanatlılar familyası. lepidopterous s. bu familya ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. mesanedeki taşı dağıtıcı veya eritici (ilâç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (kıs. MS, çoğ MSS) bir eserin metni, müsvedde; el yazması kitap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

MemorystickPRO Duo ve kart okuyucu arasında veri aktarımı gerçekleştirmek amacıyla kullanılır. Hafıza kartı adaptörün içine yerleştirilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mübtedâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mübtedî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mübtelâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addict. addicted to. in love with. suffering from.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addict. addicted to. affiliated with. given. hooked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mübtenî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mübtezel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulgar. common. ordinary. cheap and plentiful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

memorandum of understanding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مبتلا] uğramış, tutulmuş, yakalanmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

tutulmak, yakalanmak, uğramak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Güneş sistemindeki gezegenlerin güneşten uzaklık bakımından sekizincisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Güneş sistemindeki gezegenlerin güneşten uzaklık bakımından sekizincisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neptunian. neptune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neptun. neptune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Lat.) (Erkek İsmi) - Güneşe yakınlığı 8.sırada olan gezegen.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (eski) Roma'da deniz tanrısı; astr. Neptün gezegeni. Neptune's cup kâse şeklinde iki çeşit çok iri süngerden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s .tanrı Neptüne ait; astr. Neptünle ilgili; jeol. su tesiri ile meydana gelmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Uranyumdan üretilen ve Np senbolüyle gösterilen radyoaktif bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Uranyumdan üretilen ve Np senbolüyle gösterilen radyoaktif bir eleman.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. dantel gibi dört kanadı olan böcekler takımı, sinirkanatlılar. neuropteral, neuropterous s. sinir kanatlılara özgü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) kolay tanımlanamaz, sınıflama veya tanımlamaya gelmez (kimse veya şey).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) evlenmeye veya düğüne ait; (i.), (gen.) (çoğ.) nikâh, düğün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Mersingillerden birçok cinsi olan bir ağaç, sıtma ağacı (eucalyptus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eucalyptus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eucalyptus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(sıtma ağacı): Mersingiller familyasından; Anavatanı Avusturalya olan, her zaman yeşil bir ağaç cinsidir. Bazılarının boyu 150 m’ye ulaşır. Ender olarak ağaçcık şeklinde bulunur. Çiçekleri beyaz-sarı veya kırmızı renktedir. Meyvesi tepeden 4-5 yarıkla açılan kapsüldür. Odunu sert ve reçinelidir. Yapraklarında uçucu yağ, reçineler, acı madde ve tanen vardır. Uçucu yağı çok miktarda sineol taşır. Yurdumuzda Güneydoğu Anadolu’da yetiştirilir. 160’dan fazla türü vardır. Kullanıldığı yerler: Öksürüğü keser. Solunum yolları hastalıklarında faydalıdır. Boğaz ve burun iltihaplarını giderir. Göğsü yumuşatır. Nezlede faydalıdır. Ateşi düşürür. Vücudu kuvvetlendirir. Bronşite ve diğer solunum yolları hastalıklarında faydalıdır. İdrar yollarını temizler. Astım ve Veremde faydalıdır. Sıtmanın önünü alır. Basur memelerinden kaynaklanan şikayetleri giderir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. seçmek; karar vermek. opt out çekilmek, vaz geçmek, yapmamaya karar vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. istek belirten; i., gram istek kipi, dilek kipi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. göze veya görme duyusuna ait; göz ilmine ait; i., k.dili göz; çoğ. optik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. optikle ilgili; göz veya ışık vasıtasıyle işleyen; görme duyusuna yardım eden; görme duyusuna ait. optical illusion gözün yanılması. optically z. optik vasıtalarla; gözle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gözlükçü, dürbüncü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. fizik). Konu olarak ışığı alan ilim kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optics. optical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optical. optics. visual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optical reader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optical reader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony DVD oynatıcılarda İki set analog ses çıkışı terminalinin yanı sıra, koaksiyel ve optik dijital ses terminalleri bulunur. Bunlar, her türlü MPEG-2/Dolby® Digital işlemciyle kalite kaybına yol açmayan bağlantılar kurulmasına izin verir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Optik Vizör, LCD ekranın zor görülebildiği parlak güneş ışığı altında ya da düşük aydınlatma koşullarında kullanılır. Güç tüketimini azaltmak için LCD’nin yerine de kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Döner çok açılı objektif, çok sayıda yaratıcı çekim açısına izin verdiğinden, kendi fotoğraflarınızı ve zor fotoğrafları çekmeyi kolaylaştırmaktadır. Optik vizör, aşırı aydınlık koşullarda LCD ekranın zor görüldüğü durumlarda fotoğraf çerçevesinin belirlenmesini sağlar. Vizör, güç tüketimini azaltmak için LCD’nin yerine de kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Optik zoom, uzaktaki nesneleri net ve ayrıntılı yakın çekimler için büyütür. Görüntü kalitesi, resmin orta kısmını büyüterek resmin genelinde ayrıntı ve çözünürlük kaybına neden olan dijital zoom’dan üstündür.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Basma düğme ile objektifin odak uzunluğunu değiştirerek optik zoom yapmanızı sağlar.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. optimal

ekon. ve mat. en uygun

“En iyi, en uygun, en yüksek” anlamlarında kullanılan bir söz.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optimal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Best or most favorable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pertaining to a trajectory, path, or control motion, one that minimizes or maximizes some quantity or combination of quantities such as fuel, time, energy, distance, heat transfer, etc This optimum condition, or path, is commonly calculated by a type of m

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That mechanism which results in the greatest net gain for the designated economic agent The seller's net gain might be defined in terms of the speed with which the good is sold or the total price received. the algorithm that produces the best results The

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optimal , optimum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optimal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Best or most favorable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pertaining to a trajectory, path, or control motion, one that minimizes or maximizes some quantity or combination of quantities such as fuel, time, energy, distance, heat transfer, etc This optimum condition, or path, is commonly calculated by a type of m

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That mechanism which results in the greatest net gain for the designated economic agent The seller's net gain might be defined in terms of the speed with which the good is sold or the total price received. the algorithm that produces the best results The

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optimal , optimum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. dünyada her şeyin iyiliğe hizmet ettiğini ileri süren kuram; iyimserlik. optimist i. iyimser kimse, optimist kimse. optimistic s. iyimser. op- timistically z. iyimserlikle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. optimiste

iyimser

Genellikle her düşünce ve işi iyi olarak değerlendiren.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optimist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who holds the opinion that all events are ordered for the best.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who looks on the bright side of things, or takes hopeful views; opposed to pessimist. a person disposed to take a favorable view of things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optimist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

1 One who puts his shoes on when a speaker says, 'Now in conclusion ' 2 He goes into a restaurant without any money, expecting to pay for the meal with the pearl he'll find in an oyster 3 Someone who sets aside two hours to do his income tax return 4 A pe

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who while falling from Eiffel tower says in midway 'See, I am not injured yet '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who starts taking bath if he accidentally falls into a river.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who while falling from Eiffel tower says in midway 'See I am not injured yet '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Someone who sets aside 2 hours to do his income tax return.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who starts taking a bath if he accidentally falls into a river. a person disposed to take a favorable view of things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optimist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who holds the opinion that all events are ordered for the best.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who looks on the bright side of things, or takes hopeful views; opposed to pessimist. a person disposed to take a favorable view of things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optimist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

1 One who puts his shoes on when a speaker says, 'Now in conclusion ' 2 He goes into a restaurant without any money, expecting to pay for the meal with the pearl he'll find in an oyster 3 Someone who sets aside two hours to do his income tax return 4 A pe

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who while falling from Eiffel tower says in midway 'See, I am not injured yet '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who starts taking bath if he accidentally falls into a river.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who while falling from Eiffel tower says in midway 'See I am not injured yet '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Someone who sets aside 2 hours to do his income tax return.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who starts taking a bath if he accidentally falls into a river. a person disposed to take a favorable view of things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. optimisation

mat. en uygun duruma getirme

Mümkün olan en iyi duruma getirme.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. en iyi şekilde kullanmak, en çok istifade etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. optimisme

fel. iyimserlik

1. Genellikle her düşünce ve işi iyi olarak değerlendiren bir tutum veya kişilik özelliği. 2. Her şeyi en iyi yanından gören, her durumda iyi bir çıkış yolu uman dünya görüşü. 3. İnsanlığın ilerlemesine, bütün durum ve şartların iyiye gideceğine inanan öğretilerin genel adı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. L. coğrafya). Sıcaklık, nem, ışık gibi çeşitli şartların en uygun durumu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. optimum

uygun değer

Bir amaca ulaşabilmek için bir değişkenin alabileceği en elverişli, en iyi durum.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optimum. optimal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optimum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

most favorable condition or greatest degree or amount possible under given circumstances most desirable possible under a restriction expressed or implied; 'an optimum return on capital'; 'optimal concentration of a drug'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optimum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A state that is the best fit for the current situation, the top of the local fitness landscape All minor changes make the solution worst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The level of an abiotic factor or condition in the environment within the tolerance range at which a species or population can function most efficiently or with the greatest positive effect to its physiological or reproductive fitness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The 'optimum' attitude mode for the Microlab-1 spacecraft refers to the periods of time when the plane of its orbit is face-on to the sun This is optimum with regard to power, since the solar panels can continuously face the sun It's not optimal with resp

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optimal , optimum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. en uygun durum; biyol. herhangi bir organizmanın büyümesi için elverişli ısı, ışık, nem, yer ve gıda gibi şartlar, optimum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seçme, tercih; oy; seçme hakkı veya yetkisi; seçilecek şey, şık; tic. seçme, satın alma veya başkasına bırakma hakkı. option day cevap günü. have an option on a thing belirli bir sürede bir şeyi almaya veya reddetmeye hakkı olmak. option to purcha

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zorunlu olmayan, isteğe bağlı. optionally z. ihtiyari olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gözün görüş alanını ölçmeye mahsus alet. optometrist i. görme bozukluğunu ölçen gözlükçü. optometry i. görme bozukluğunu ölçme mesleği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öpmeye zorlamak veya izin vermek: Kimseye elini öptürmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to let sb kiss oneself or sb else. to have sb kiss sb. to have sb kissed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to let sb kiss oneself or sb else. to have sb kiss sb. to have sb kissed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. düzkanatlılar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İlk gemi, Van gölünde, 16. yüzyılda, Osmanlı ordusunun Doğu seferi sırasında bir yeniçeri askeri tarafından yapılmıştı. Bu sanatkar asker sonralarda adını yaptığı eserlerle duyuracak olan Mimar Sinan’dı.

Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Memory Stick™’in bir PC Card bağlantısıyla bağlanmasını sağlar (dizüstü bilgisayar, dijital fotoğraf makinesi).

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hazmı kolaylaştıran, hazım, sindirici, hazımla ilgili; i. hazmı kolaylaştırıcı madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Vücut tarafından sindirilecek hâle gelmiş albüminli besin.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pepsinin tesiri ile hazımdan hasıl olan bir madde. peptonize f. pepsin tesiri ile hazmı kolaylaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., psik. anlayış, idrak; idrak yolu ile hissedilen şey, algı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anlaşılabilir, idrak edilebilir, algılanabilir, duyulur, farkına varılır. perceptibil'ity i. duyulabilme, görülebilme; duyuş, seziş. perceptibly z. gözle görülecek şekilde, hissedilecek derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. idrak, algı; anlama kabiliyeti, anlayış, seziş; huk. kira tahsili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. anlama kabiliyeti olan, idrak kabilinden. perceptively z. idrak ederek. perceptivity i. idrak kabiliyeti, anlayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. idrakle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kati, kesin, müspet, mutlak; inatçı; otoriter, diktatörce, mütehakkim; münakaşa kaldırmaz. peremptory writ huk. celpname. peremptorily z. kesin olarak, münakaşaya yer bırakmayacak şekilde; diktatörlükle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ışığa hassas olan alıcı sinir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1) Avrupa sanatında üçten fazla sayıda birbirine bitişik resim levhasını içeren dinsel içerikli sanat yapıtlarına verilen genel ad. (2) Antik Roma`da üzerine yazı yazmak için kullanılan, birbirine bağlı, katlanabilir ikiden fazla levhayı içeren ahşap tablet. (3) Erken Orta Çağda, Batı Avrupa manastırlarının emlak ve gelirlerinin kaydedildiği defter.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. not, dipnot, hamiş, haşiye, derkenar; kıs. p.s.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. emir, hüküm; ahlâki kural; yönerge, talimat; huk. mahkeme emri. precep'tive s. nasihat kabilinden, ihtar yollu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öğretmen, hoca; okul müdürü. preceptor'ial s. öğretmenle ilgili. preceptorship i. öğretmenlik, hocalık. preceptress i. kadın öğretmen; okul müdiresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. önceden ayırmak; herkesten önce satın almak; herkesten önce satın alma hakkına sahip olmak. preemption i. herkesten önce satın alma hakkı. preemptive s. önceden satın almaya hakkı olan; ask. kendi memleketini korumak için önce davranan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yetkiyle kararlaştırılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kanun, emir, yönerge, hüküm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. emir, talimat; tıb. reçete; huk. zaman aşımına dayanan hak; devam eden âdet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sıkı kurallar koyan; âdet hükmüne geçmiş, yapılagelen; huk. zaman aşımıyle kazanılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haddini bilmeyiş, haddini aşma, cüret, küstahlık; zan, farz, tahmin; huk. bilinen gerçeklere dayanarak çıkarılan sonuç, ipucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. muhtemel; zan ve karşılaştırmaya dayanan. presumptive evidence durum ve şartlardan çıkarılan kanıt. heir presumptive bak. heir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. küstah, mağrur, kibirli. presumptuously z. küstahça. presumptuousness i. küstahlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. çabuk, acele, hemen olan, hazır; i., tic. vade; sahnede oyuncuya hatırlatılan söz. prompt note vadeli senet. promp'titude, prompt'ness i. çabukluk; tam vaktinde gelme veya yapma; dakikası da- kikasına yapma. prompt'ly z. derhal, çabucak, bir an

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. harekete getirmek, teşvik etmek, kışkırtmak; hatırlatmak, suflörlük etmek. prompt'book i. suflörün defteri. promp'ter i. suflör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. bir organın öne veya aşağı doğru düşüklüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yasak etme veya edilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. patrol torpedo boat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Parent-Teacher Association.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Mısır'da baş tanrı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ormantavuğugillerden kuzey yarıküreye özgü bir kuş, zool. Lagopus. willow ptarmigan bataklık ta- vuğu, zool. Lagopus albus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eteği olan. Uzun etekli = Etekleri kaldırıp bele bağlanan eski bir çeşit uzun eihise.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., paleont. soyu tükenmiş uçan bir sürüngen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hastalara içirilen arpa suyu veya ıhlamur; üzüm suyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Batlamyus'a ait. Ptolemaic system dünyanın sabit olduğu ve bütün gökcisimlerinin bunun etrafında döndüğü düşüncesine dayanan sistem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Batlamyus (ikinci yüzyılda Mısır'da yaşamış Yunanlı coğrafyacı ve astronom).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyokim. bitkisel veya hayvansal proteinden elde edilen azotlu bileşik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. gözün üst kapağının sinir felcinden dolayı sarkması; bir organın normal yerinden daha aşağıya düşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Radyo istasyonunu aramanızı ve ayarladığınız istasyonun türünü görmenizi sağlar. NEWS (haber) ve SPORT (Spor) gibi PTY veri isimleri, kafa biriminin ekranında görüntülenir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyokim. pityalin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. fazla tükürük ifrazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kendinden geçmiş, vecit halinde; çok dalmış, kendini vermiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Bağlama, iliştirme. 2. Cümleleri edatlarla birbirine bağlayarak düzenleme, nizam, irtibat: Bu cümlenin raptı yerinde değil. 3. Hasretme, tahsis etme, ait kılma: Kalbini Allah’a raptetmiş. Zapt u rapt — Memleketin nizam ve asâyişi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fasten. to attach. append. bind. joint. link. tie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) bağlamak, tutturmak, ilişkilendirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(RABTİYYE) (i. A ). Yassı, geniş başlı kısa çivi, pünez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pushpin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pushpin. tack. thumbtack. drawing pin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fastening. thumbtack. drawing pin. joiner. clip. fastener. link. hank. connecting piece. saddle. hasp. connecter. cleat. clamp. connector. dog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to thumbtack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) yırtıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kendinden geçme, vecit hali, vecde dalma; aşırı sevinç. rapturous (s.) vecit halinde, kendinden geçmiş. rapturously (z.) kendinden geçerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) tekrar zaptetme; (f.) zaptedilmiş şeyi geri almak; hatırlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) reçete; makbuz, alındı; (çoğ.) hasılât; alma; (f.) makbuz vermek, ödendiğine dair imza koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (psik.) birbiriyle ilgili görüntülerin tekrarlanmasıyle zihinde meydana gelen imge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kap, zarf; depo, havuz; hazne; (bot.) çiçek tablası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) alma, alınma; kabul, kabul etme; misafir kabulü, kabul merasimi, resepsiyon; radyoda ses alma. reception room bekleme odası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) resepsiyon memuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) alır, kabul eder. receptively (z.) kabul edercesine. receptiveness, receptiv'ity (i.) alma eğilimi; (psik.) alırlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (anat.) alıcı sinir, reseptör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kurtarma, kurtarılma, halas; rehinden kurtarma; kefaret; paraya çevrilme. beyond redemption, past redemption kurtarılamaz. redemptive (s.) kurtarıcı, kurtaran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. sürüngen, yerde sürünen hayvan (yılan ve kertenkele gibi); alçak kimse; s. sürünen, yerde sürünen; sürüngenlere benzeyen veya onlarla ilgili; alçak, sefil, süfli. reptil'ian i., s. sürüngen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. emir, tebliğ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). Alıcı cihaz.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. récepteur

fiz. almaç

Bir elektrik akımını alıp başka bir kuvvete çeviren cihaz.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receiver. receiving act. receptor. sense organ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. emme, emilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeniden başlama veya devam etme: geri alma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karışık akıntılı olduğu için yüzmeye uygun olmayan sular.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kopma, kırılma; millet ler veya bireyler arasındaki uyumun bozulması; tıb. fıtık, debelik; f. koparmak, kırmak; kopmak, kırılmak; ilişkisini kesmek; fıtık olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determination. fixing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixing. making sth stable / stationary determining. establishing. ascertainment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determine. establish. state. assign. fix. appoint. peg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appoint. arrange. assign. determine. fix. set. to fix. to determine. to establish. to arrange. to set. to ascertain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fix. to stabilize. to make sth stationary. to determine. to establish. confirm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be established. to be determined. to be fixed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixative. sth which acts as a fixative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deflector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diversionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be made to turn to to be made to turn into (a road. to be made to (do sth bad. to be deflected from (one's goal. to be made to digress from (one's topic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. mimarlık). Süsleme maksadıyla yapılan kırık çizgili silme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diversion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diversion. deviousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sapıtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bastardize. deflect. distort. divert. doctor. falsify. mislead. misrepresent. sidetrack. swerve. turn. warp. to divert. to deflect. to distort. to misrepresent. to twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn to to make sb digress. to deviate or depart from. to aberrate. to mislead. to misguide. to divert. to tur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. asa, kral asası; kral hâkimiyeti, saltanat; f. hakimiyet vermek. sceptered s. hükümet asası elinde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. skeptic.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. el yazısı; matb. el yazısı gibi basma harf; konuşmacının elindeki notlar; huk. senet, hüccet; alfabe, yazı düzeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -s, -ria) manastırlarda hattatlara mahsus oda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Kitabı Mukaddese ait veya onda bulunan; Kitabı Mukaddese göre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kitabı Mukaddes; k.h. kutsal yazı; eskiyazı, yazılmış şey, kıs. Script.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili çok güzel, harikulade, şahane, enfes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. heykeltıraş. sculptress i. kadın heykeltıraş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. heykel, heykeller; heykelcilik, heykeltıraşlık; oyma, oyma işi; f. oymak, kalemle hakketmek; su kuvvetiyle şeklini değiştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. heykel gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. symptôme

tıp belirti

Vücuttaki işlevsel bir bozukluğun veya hastalığın belirlenmesine yarayan işaret.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symptom. sign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symptom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symptom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) uruk, kabile (özellikle eski İrlanda'da); (sosyol.) (boy.).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek, (Lat.) yedi, yedinci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) septum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) bölmeli, bölme ile bölünmüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eylül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Paris'te 26 eylül 1792 katliamına katılan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) yediden ibaret, yedi sayısına ait, yedi yılda bir olan veya görülen, yedi yıl süren; (i.) yedi sayısı; yedi kişi veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) yedi yıl süren, yedi yılda bir olan veya görülen. septennially (z.) yedi yılda bir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (astr.) Büyükayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kuzeysel, yıldızdan gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yedili grup veya takım; (müz.) yedi sesle söylenen veya yedi çalgı ile çalınan parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (tıb.) mikrop veya toksinden hâsıl olan; bulaşık, mikroplu; (i.) kan zehirlenmesi meydana getiren madde. septic tank fosseptik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) kan zehirlenmesi, septisemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (bot.) ek yerlerinden bölünen veya ayrılan, zardan ayrılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Septisizmle alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sceptique

fel. kuşkucu

Açık bir biçimde kanıtlanmamış her şeyden kuşkuya düşen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sceptical. septic. skeptical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sceptic. sceptical. skeptical kuşkucu. şüpheci.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Amerikan ve Fransız usulüne göre 24 sıfırlı sayı; İngiliz usulüne güre 42 sıfırlı sayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Organizmada ve kanda devamlı olarak hastalık yapıcı mikrop bulunmasıyle kendini gösteren her türlü hastalık,

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. septicémie

tıp kan zehirlenmesi

Kanda hastalık yapan bir bakteri bulunmasından ileri gelen her türlü hastalık.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. felsefe). Şüphecilik.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. scepticisme

fel. kuşkuculuk

Özellikle doğa ötesi konularda olumlu veya olumsuz yargıda bulunmaktan çekinme temeline dayanan öğreti.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yetmişle yetmiş dokuz yaşları arasında kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Eski Ahit kitabının MÖ 270'de başlanılan Yunanca tercümesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. ta) (biyol.) bölüm, septum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (f.) yedi kat; (f.) yediyle çarpmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Serpmek İşini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth sprinkle or scatter sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) iğneleyici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şüpheci kimse, septik kimse; Hıristiyanlıktan şüphe eden veya inanmayan kimse. skeptical s. şüphe edici, şüpheci, septik. skeptically z. inanmayarak, şüphe ile. skepticism i., fels. septisizm, şüphecilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. sleep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -coc, -ci) streptokok basili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Birçok hastalıklara karşı kullanılan antibiyotik bir ilâç.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. streptomisin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. striptiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

striptease. strip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

striptease. strip-show.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

striptease. strip tease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stripteaser. peeler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stripper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stripteaser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. damarları büzücü (ilaç); kan durdurucu (ilâç). styptic pencil şap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kasıtlı yanıltıcı ifade; huk. hakikati gizleyerek bir ayrıcalık veya mülk elde etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. satırın altına yazılmış harf veya rakam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imza, imza etme; kabul etme; abone; abone ücreti; iştirak taahhüdü. take up a subscription yardım parası toplamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kapsama; kapsam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yük beygiri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sarfiyata ait masraflarla ilgili, masrafları sınırlayan. sumptuary law masrafları sınırlayan kanun; din veya ahlâka dayanarak özel hayatı düzenleyen kanun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. masraflı, tutumsuz; muhteşem, tantanalı, zengin. sumptuously z. muhteşem bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. superintendent.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gizli, el altından, hile kabilinden; sahtekarca; gizlice yapılmış. surreptitiously z. gizlice, al altından, hileli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çabuk müteessir olan, hassas; alıngan; kolay aşık olan, şıpsevdi. susceptibil'ity, susceptibleness i. hassasiyet, alınganlık. susceptibly z. hissedilir derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çabuk müteessir olan, hassas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. sweep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uçları arkaya doğru çekilmiş (uçak kanadı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ucu arkaya doğru çekilmiş kanat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alâmet, emare; (tıb.) belirti, araz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. araz olan, alamet olan; araza göre (tedavi) . symptomatically z. araz kabilinden. symptomatology i., tıb. araz bahsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. özet halinde olan; bir konuyu aynı yönden ele alan. Synoptics i., (çoğ.) Matta, Markos ve Luka incilleri. synoptically z. özet halinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok taze.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very fresh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very fresh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). ibâdet ettirmek. Halka kendini taptırmış = Kendini çok sevdirmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb to worship sb / sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. baştan çıkarmak, ayartmak; kandırmak; çekici olmak; teşvik etmek; öfkelendirmek, kızdırmak; eskidenemek. tempt fate kadere meydan okumak. tempt to (şeytan) dürtmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. günaha teşvik etme veya olunma; günaha teşvik edici şey veya kimse; yolu şaşırtma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. teşvik eden adam, baştan çıkaran adam; ayartan adam; b.h. şeytan .temptress i. baştan çıkaran kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akıl çelici, cezbedici, çekici. temptingly z. çekici bir şekilde davet edici görünüşte. temptingness i. cazibe, çekicilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tepmesine sebep olmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., s. ayak parmağmın ucu; f. ayak parmağının ucuna basarak yürumek; sessizce yürümek; s. ayak ucunda yürüyen veya danseden; meraklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. en yüksek derece; bir şeyin tam tepesi; k.dili en iyi kalite; s. en âIâ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Toplu olarak. 2. Büyük ölçüde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wholesale. bulk. gross. total. collectively. in the lump. in bulk. by wholesale. wholesale. en bloc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mass. wholesale. collectively. in all. completely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wholesale. bulk. direct sale. en masse. by the gross. in gross. in bulk. in the lump. volume business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Wholesale Market)

Alıcıları önceden belli olan veya olmayan, belli bir miktarın üzerindeki hisse senedi işlemlerinin Borsa’da güven ve şeffaflık ortamında organize bir piyasada gerçekleşmesini sağlayan pazardır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Perakendecilere topluca mal satan tüccar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wholesaler. jobber. packer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wholesaler. wholesale dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wholesaler. wholesale. wholesale dealer / trader / merchant. bulk supplier. wholesale dealer. wholesale establishment. large merchant. quantity buyer. salesman. wholesale trader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wholesaling. being a wholesaler. wholesale trade / commerce / business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ikinci nüsha, suret, kopya; bir öğrenim süresinde okunan derslerden alınan notlann resmi sureti. transcrip'tion i. kopyasını çıkarma; transkripsiyon; müz. uyarlayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. planı haç şeklinde olan kilisenin iki kanadı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. triptan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

triptyque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

triptyque. triptique. tryptyque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Birbirine menteşeli üç ahşap levhadan oluşan Avupa resim sanatı ürünü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üç kanatlı resim; üç kere katlanan yazı levhası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. daktilo ile yazılmış yazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kabul edilemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uygunsuz; muhtemel olmayan; zeki olmayan. unaptly z. uygunsuzca. unaptnoss i. uygunsuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. itirazı mümkün olmayan, itiraz edilmeyen; kusursuz. unexceptionably z. kusursuzca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. adi, bayağı; istisna kabul etmez .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kesilmemiş, aralıksız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. taranmamış, dağınık; inceliksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Kitabı Mukaddes'e aykırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. (ölümüne) ağlanmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaldırma, yükseltme; kazandan bacaya giden boru; mad. hava bacası. quick on the uptake k.dili. hazırcevap, kavrayışlı, uyanık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., jeol. yer kabarması, yer yükselmesi; yukarıya atılış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., jeol. yeryüzü kabuğunun kabarması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (A.B.D.),( argo) sıkıntılı, sinirli, hırslı, tutaraklı; telâşlı; biçimci, tutucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çağcıl, zamana uygun, güncel, asri, modern.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s., i. şehir merkezinin dışında; s. şehir merkezinin dışındaki; i. şehir merkezinin dışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilerleme, yükseliş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yukanya çevirmek veya çevrilmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yukanya dönme; iyileşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. şehvet veya zevk düşkünlüğüne ait; i. şehvetperest kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şehvetli; sefahate düşkün; duysal, hissi; zevki seven, zevke düşkün, tenperver. voluptuously z. şehvetli bir şekilde. voluptuousness i. şehvete düşkünlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ses

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. weep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rüzgâra açık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. clepe.; s., (eski) adlı, isminde, denilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get smth. done. get. have it made. make. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

found. get.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb make sth. to have sb do sth. bring round to pass. exercise. get. make. motivate. to bring to pass. procure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). 1. Eskiden memleketin nizam ve asâyişine bakan idare, zâbıta, polis: Zaptiyeye müracaat etmek, zabtiye nezareti. 2. Bu teşkilâta mensup jandarma, polis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conquest. seizure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

check. restraint. seizure. restraining. conquest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attachment execution. attachment proceeding. bringing sb / sth under control. restraining. conquest. seizure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. zabt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ele geçirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ele geçirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zabt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bridle. capture. contain. govern. hold back. hold down. hold in. keep down. possess oneself of. reave. seize. stifle. subjugate. suppress. swallow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capture. conquer. contain. occupy. restrain. seize. stifle. suppress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engross. occupy. subjugate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. zabtiyye

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Pumayı bilirsiniz. Hani vahşi kedilerin uzak atalarından. Yaklaşık iki metre uzunluğundaki benekli yırtıcı.

Birçok özelliği ile ünlüdür bu ormanların harika kedisi. Ama en çok ta hızlı ve kıvrak koşusu ile tanınır. Avının peşine düştüğü andan itibaren giderek hızlanan ve vücudunun tüm eklem ve kaslarını ortaya koyan hareketlerini seyretmek bir zevktir. Bu ölüm koşusu bazen pumanın , bazen ise hayatı için koşan kurbanın zaferi ile sonuçlanır.

Peki bir puma avının peşinden ne kadar koşar? İşte ormanların vahşi avcısını uygarlıkların kurucusu insan’a örnek yapacak olanda pumanın bu özelliğidir. Puma avının peşinden sürdürdüğü “ölüm koşusunu” her zaman avının cüssesine göre ayarlar. Yani bir ceylan ele geçirmek için koştuğu süre ile, bir tavşanın peşinden geçirdiği süre asla aynı değildir. Çünkü puma akıllı bir hayvandır ve koşarken harcadığı enerji miktarı, avdan elde edeceği potansiyel enerji miktarını aştığı anda puma koşmaktan vazgeçer. Yenilgiyi kabul edip başka av arar. Bu nedenle ceylanın peşinden fazla, tavşanın peşinden çok daha az koşar.

İşte “aptal puma sendromu” bunun tersini yapan insanların ruh halini ifade etmek için, yani bir tavşanın peşinden yıllarca koşan , sonra da yakaladığı avı bir öğünde bitiren akılsızlar için kullanılır. Başarının sırrı pumalıktan, yani harcanan emek, ulaşılan sonuç ilişkisindeki dengeyi iyi saptamaktan geçiyor.


Genel Bilgi by