Pty (program Türü Bilgisi) ne demek? | Pty (program Türü Bilgisi) anlamı nedir? | Pty (program Türü Bilgisi)

Pty (program Türü Bilgisi) anlamı nedir?

Pty (program Türü Bilgisi) ne demek?

Pty (program Türü Bilgisi) anlamı nedir?

Pty (program Türü Bilgisi) | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: pty program turu bilgisi

Teknolojik Terim

Radyo istasyonunu aramanızı ve ayarladığınız istasyonun türünü görmenizi sağlar. NEWS (haber) ve SPORT (Spor) gibi PTY veri isimleri, kafa biriminin ekranında görüntülenir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

CD ve DVD biçimlerinden gelen dijital ses verilerini, amplifikasyon için analog sinyallere dönüştüren Dijital Sinyal İşleme (Digital Signal Processing – DSP) tekniği. Bu teknik, orijinal kaydın özelliklerini koruyarak geniş bir dinamik aralığa sahip yüksek kaliteli ses sunar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DVD yazılımında resimler, 8 bit çözünürlükte MPEG-2 teknolojisi kullanılarak kodlanmıştır. Sony DVD oynatıcılar bunları 10 bite dönüştürerek, dijital görüntüdeki suni ayrıntıları en aza indirir ve resim geçişlerini orijinal film master’indeki daha benzer şekilde oluşturur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Analog sinyalleri dijital biçime dönüştüren yüksek performanslı bir IC Yongası. Elde edilen dijital veriler, Dijital Sinyal İşleme (Digital Signal Processing – DSP) teknikleriyle işlenebilmektedir. Modern IC yongaları, 1 bit teknolojisine dayanmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open session. open sitting. panel. discussion. debate. hearing in public.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

En yüksek ses kalitesini sağlamak için hassas dijital voltaj darbelerini, dengeli akım darbelerine dönüştürür.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (astr). Arkturus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorant. insensible. unenlightened. uninformed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uninformed. ignorant. clueless. illiberal. unenlightened. unknowing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bilgisiz olma hali, cehalet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorance. unawareness. illiteracy. dark. darkness. nescience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorance. ignorance cehalet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorance. lack of knowledge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joint session.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhilarating. exhilaratory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital kodları, işitsel analog sinyallere çeviren bir IC Yongasıdır. Modern IC yongaları, 1 bit teknolojisine dayanmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Az ısı açığa çıkararak, yüksek düzeyde dengeli, yüksek güçlü Doğru Akım (DC) voltajları oluşturmada kullanılan bir elektronik yöntem. Bu özellik, mükemmel bir çıkış kafa alanı sağlayacak şekilde en iyi amplifikatör performansı sunar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

timetable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir dilin ses, şekil, menşe, mânâ ve cümle yapısını inceleyen ilim, gramer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grammar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grammar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grammar. grammar gramer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grammar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eskiden kullanılan birbirine menteşelenmiş iki yapraktan ibaret tablet; kitap gibi kapanan iki levhalı resim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

natural study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transformer. converter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transforming. converting. convertor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

converter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transmutation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Durmayıp daima öten, çok söyler, geveze: Düttürü Leylâ = Geveze ve kılıksız kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

training program. training program (me.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Program konumları için menü sistemlerine sahip akıllı TV program kılavuzu (yayının mevcut olmasına bağlı olarak kullanılabilir).

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. boş; yoksun, mahrum; k.dili aç; önemsiz, değersiz, anlamsız, yararsız, nafile, beyhude; verimsiz, meyvasız, semeresiz; bilgisiz, kof; i. boş olan herhangi bir sey. emptyhanded s. eli boş. emptyheaded s. boş kafalı, kuş beyinli. empty word sözlük

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. boşaltmak, tahliye etmek; akıtmak, dökmek; boşalmak, dökülmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ekranda TV programını görebilmemizi sağlayan uyg.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closed session. secret session. meeting in private. closed-down meeting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Görüşmeleri sağlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be brought together (for a meeting , discussion , interview.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tartı veya ölçü ile olmayarak toptan ve kesin olan: Götürü satış, götürü pazarlık, götürü bina. Toptan, kesinlikle, tartı ve ölçü ile olmayarak: Bir araba kömürü götürü yüz liraya aldım. Evini götürü yaptırdı, mec. Götürü bina = Götürü usuliyle yapılmış bina.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by the piece. by the job. in the lump. by contract. in bulk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as a lot. by the piece. by the job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

job work. work by the job. lump / piece work. lump sum job. jobbing. task work. task. lump / contract work / job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lump bargain. contracting by the job. contracting for the whole lot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eliminator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yakından uzağa doğru taşınmak: Bu sandık vapura götürülecektir. Onun buraya getirilmesi kolay ama tekrar oraya götürülmesi zordur. 2. Kaldırılmak, katlanılmak: Ağır sözler kolayca götürülemez. 3. Koparılıp alınmak: Kolu bir gülle ile götürüldü. Nehre düşüp götürüldü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be carried away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Halka ait türkü, masal, fıkra, atalar sözü, bilmece, tekerleme, efsane gibi değerleri inceleyen bilgi kolu, folklor.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

düşüp kırılınca tamir edilemeyen şey (bir çocuk şiirinde yumurta anlamma gelir).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Evet doğrudur. Hatta bu konuda çok ileri gidilirse ölüme yol açabilecek zehirlenmeler bile olabilir. Fakat havuçtan zehirlenme olayı o kadar azdır ki, patatesin yeşillenmiş kısmının yaratabileceği zehirlenmenin yanında değerlendirmeye bile alınmaz.

Havuç, kökü yenilen otsu bir bitkidir. İlk olarak bundan 3 bin yıl kadar önce Orta Asya’da Afganistan dolaylarında yetiştirilmiş, buradan da Ortadoğu yoluyla dünyaya dağılmıştır. Aslı yol kenarlarında, kıraç yerlerde yetişen yabani havuçtur.

İlk havuçların renkleri turuncu değildi. Beyaz, pembe ve sarı idiler. Turuncu veya kırmızımsı havuçlar 1600’lü yıllarda Hollandalılar tarafından geliştirilmişlerdir. Günümüzde tüketilen havuçların hemen hemen tümü Hollanda kökenlidir. Beyaz ve sarı renkteki havuçlar yem olarak kullanılırlar.

Çok besleyicidir. Çiğ veya pişmiş olarak yenilebilir, içinde yüzde dokuz karbon hidrat ve karoten denilen boya maddesi bulunur. Bu boya maddesi, rengi sarı ve turuncu olan bütün meyve ve sebzelerde bulunur. Bunlar yenildiğinde vücudumuz, karoteni A-vitaminine çevirir. Bir adet havuç vücudumuzun günlük A-vitamini ihtiyacının yüzde 220’sini karşılar.

A pro-vitamini şeklinde havuçta bol miktarda bulunan karoten, sağlıklı büyümeye, derimizi ve saçlarımızı canlı tutmaya yarar, enfeksiyonlara karşı vücuda direnç kazandırır, ayrıca geceleyin iyi görmeye yaradığı da ileri sürülüyor. Kandaki hemoglobin miktarını arttırarak kanın tazelenmesini sağlar. Kaynatılarak içilen suyu ishale iyi gelir. Karoten sadece havuçta değil kavunda ve balkabağında da vardır.

Havuç çok miktarda yenildiğinde cildi turuncu renge çeviren de bu karoten denilen turuncu renkli boya maddeleri, yani pigmentlerdir. Aslında normal olarak yenildiğinde bir tesiri olmayan karoten çok miktarda yenilen havuç vasıtası ile aşırı alındığında cildin rengini de değiştirir ama bu geçicidir. Ancak ısrarla aşırı havuç yenilmesine devam edilirse ciddi sonuçları görülebilir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bu konuda daha güncel ve romantik bir hikaye var. Biliyorsunuz insanda beş ana duyu var: Dokunma, görme, koklama, tat alma ve işitme. Yemeğe gidilen bir restoranda şarap ısmarlanırsa, garson şarabı getirdikten sonra bardağa bir parmak koyar ve kontrol etmesi için doğrudan erkeğe uzatır. Hiç bir kadının da itiraz etmediği bu durum gerçekten anlaşılmazdır. Çünkü dünyadaki aroma ve tat alma uzmanlarının çoğu kadındır.

Neyse biz gelelim restorana... Kadehin soğuk temasıyla dokunma duyusu tatmin edildikten sonra kadeh havalı bir şekilde göz hizasına kadar kaldırılıp şarabın rengine bakılır. Görme duyusu kontrolünden sonra kadeh burun hizasından bir sağa bir sola gezdirilerek koklanır.

Minik bir yudum alarak tadını da algıladınız. Zaten şaraptan pek anlamıyorsunuz. Garsonun da mantarını açtığı şarabı kendisi içmezse başka birine verecek hali yok. Mecburen ‘mükemmel’ diyorsunuz. Ama hala bir duyu kaldı, işitme duyusu. İşte o duyuyu da kadehleri tokuşturup, ‘çınnn’ sesini duyduktan sonra tatmin ediyoruz.

Hikaye gerçekten romantik ama işin aslı biraz değişik. Antik çağlarda bir insanın düşmanını yemeğe davet edip, onu ortadan kaldırmak için zehirli bir içki sunması görülmemiş bir şey değildi. Ev sahibi içkisinin zehirsiz olduğunu ispat etmek için kendi içkisini havaya kaldırır ve misafirin içkisinden bir miktarını kendi bardağına dökmesine müsaade ederdi. Her iki kişi de içkilerini aynı anda içerek birbirlerine olan güvenlerini gösterirlerdi.

Misafir ev sahibine olan güveninin çok fazla olduğunu göstermek için bardaklar havada yan yana geldiğinde, kendi içkisinden onun bardağına bir şey dökmez, bardağını yavaşça onun bardağına vururdu. Duyulan ‘çın’ sesi gerçek bir güvenin ifadesi idi.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closed / executive session. within closed doors. closed-door hearing. hearing in camera / chambers. private sitting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Hava kirliliğini azaltmak için otomobil gibi motorlu araçlara takılan araç. Makineden çıkan egzos gazı dönüştürücüden geçirilir, dönüştürücü kimyasal reaksiyonları hızlandırarak, birleşim atmosfere salınmadan önce, çevreyi kirleten kimi maddelerin başka maddelere dönüştürülmesini sağlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamen kötürüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İhtiyarlıktan veya inme vesair bir Arızadan dolayı ayağa kalkamayan veya yürüyemeyen, oturan, sakat: Kötürüm bir ihtiyar; otura otura kötürüm olacak. Köskötürüm = Büsbütün kötürüm, hiç yerinden kalkamaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crippled. paralyzed in the legs. paralyzed. cripple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayağa kalkamayan veya yürüyemeyen ihtiyar veya inmelinin hâli ve sakatlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a cripple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kusturan, Ar. mukayyî: Kusturucu ilâç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vomitory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an emetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syllabus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir TV program kılavuzu.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curriculum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curriculum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be formed. to be constituted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be formed. to be constituted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Orkestrasyon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Sebep gösterir, dolayı, binâen-aleyh. Bundan ötürü = Bundan dolayı, bu sebepten, binâen-aleyh. Neden ötürü = Ne sebeple, niçin?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the strength of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the strength of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İkamet edilmek: Burada oturulmaz, orada kaç gün oturulacaktır? Bütün gün işsiz oturulur mu?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sit. to live. to dwell (in a place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sit. to live. to dwell (in a place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(y. k.) (i.). 1. Celse. bk. Celse. 2. Oturmak işi, ikamet. Açık oturum = Bir meselenin karşılıklı görüşülüp, enine boyuna münakaşa edilmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sessional. sitting. session. hearing. meeting. seance. conclave. court. diet. forum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

court. hearing. session. sitting. residence. residing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

session. sitting. hearing. banc. meeting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oturmak işi ve tarzı: Bu, nasıl oturuş?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

way of sitting. sit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yatışmak: Kargaşalık, fırtına oturuştu (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine sürülerek ovulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Yapılacak bir işin kısımlarını ve zamanını gösteren maddelerin bütünü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. programme

1. izlence, 2. eğt. yetişek

1. Belirli şartlara ve düzene göre yapılması öngörülen işlemlerin bütünü. 2. Yapılacak bir işin bölümlerini, bölümlerin sırasını ve zamanını gösteren tasarı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

format. programme. schedule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as Programme. a performance at a public presentation; 'the program lasted more than two hours' a system of projects or services intended to meet a public need; 'he proposed an elaborate program of public works'; 'working mothers rely on the day care

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

program. program (me. card. lead in. order paper. schedule. software. programme.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a system of projects or services intended to meet a public need; 'he proposed an elaborate program of public works'; 'working mothers rely on the day care program'. a series of steps to be carried out or goals to be accomplished; 'they drew up a six-step

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A set of instructions that tells a computer how to perform a specific task.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A program is a series of instructions for a computer, telling it what to do or how to behave The terms 'application' and 'app' mean pretty much the same thing It is however different from an applet Program is also the verb that means to create a program,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A sequence of instructions that a computer can execute Synonymous with software.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A coherent assembly of plans, project activities, and supporting resources contained within an administrative framework, whose purpose is to implement an organization's mission or some specific program-related aspect of that mission For purposes of this p

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

List of instructions for the computer to follow to process data See also Software.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A sequence of instructions for the computer that implements an algorithm, especially when stored in a file in the form of either directly-executable object code, or source code for an interpreter or compiler When loaded into memory and executed, the objec

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A collection of instructions that tell the computer what to do.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A magic spell cast over a computer allowing it to turn one's input into error messages More seriously: A program is a combination of computer instructions and data definitions that enable computer hardware to perform computational and control functions A

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A set of instructions in code that, when executed, causes a computer to perform a task.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A set of instructions for a computer that lets the computer perform a specific task Programs that perform tasks directly relating to what a person would want to do are called application software, to distinguish them from system software.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A complete sequence of computer software instructions necessary to provide an application, solve a specific problem, perform an action, or respond to external stimuli in a prescribed manner As a verb, it means to develop a program.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A set of instructions to a computer to turn user input into error messages Any complete set of related instructions to a computer at any level of abstraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A thing that tells the calculator to do stuff More specifically, a program is a list of instructions for the processor to execute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A set of instructions for the computer; operating systems are related sets of programs that take care of most of the 'housekeeping' chores, while applications are programs which allow the computer to perform useful tasks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A set of instructions to be executed by a computer Same as software. programs often refers to computer programs, but can refer to such things as advertising campaigns as in 'a banner ad program.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Set of actions or instructions that a machine is capable of interpreting and executing or the act of creating a program.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Computer instructions to perform a related set of tasks The Linux kernel and WordPerfect application are examples of programs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Series of coded Instructions that performs specific tasks when executed by a computer A program can be written in a processor-specific language or a high-level language that can be implemented on a number of different processors. this is simply a list of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A coordinated set of USAID-financed activities directed toward specific goals For example, maternal and child health, nutrition, education and family planning activities designed to promote the spacing of children may comprise a program to reduce infant d

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Used as a noun - a series of instructions which tell a computer what to do Used as a verb - the act of writing or revising a program.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

İng. programme i., f. (-med, -ming) program; (elektronik hesap makinaları) çalışma yönergesi, düzen; f. programlamak, program yapmak; düzenle- mek. program music olaylar sırasına veya bir sahne serisine göre düzenlenmiş müzik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Program AE (Otomatik Pozlama), çeşitli koşullar altında çekim yapmanızı sağlar. Enstantane ve diyafram açıklığı, duruma göre uyarlanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Aynı pozlama seviyesinde farklı enstantane ve diyafram açıklığı değerleri kullanmanızı sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

TV alıcısının her bellek konumuna, kendi programlanabilir kodu (örn. BBC, Sky) atanabilir. İstasyon kodu, kanala her geçtiğiniz otomatik olarak kısa bir süre ekranda gösterilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

programmer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

programmer. programer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person in charge of preparing a program (me. programmer. computer programmer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

software engineering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

programming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

programming. program m ing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

programme. to programme. to program.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

program. to program (me. timetable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

programmed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

programmed. systematical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

done according to a program (me. sb whose day-to-day life is tied to a program (me.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Radyo istasyonunu aramanızı ve ayarladığınız istasyonun türünü görmenizi sağlar. NEWS (haber) ve SPORT (Spor) gibi PTY veri isimleri, kafa biriminin ekranında görüntülenir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyokim. pityalin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. fazla tükürük ifrazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kullanıcıların CD’deki parçaların çalınma sırasını özelleştirmelerini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hygiene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. gramer). Dilbilgisinin kelimelerin yapısını, türeme yollarını ve çekimini inceleyen kısmı, morfoloji.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dildeki seslerle değişikliklerini ve bu değişikliklerin tarihini inceleyen dilbilgisi bölümü, Fr. Phonitlque.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Filmlerde görmüşsünüzdür. Aslında kulaklara zarar verebilecek kadar yüksek olan silah sesi, silahın ucuna takılan boru gibi çok basit bir madeni parça ile neredeyse işitilemeyecek kadar, çok düşük bir seviyeye indirilebilmektedir.

Gerçekten de susturucular silahın sesini çok aza indirirler ve de çok basit bir prensibe göre çalışırlar. Bir balon düşünün, bu balonu iğne ile patlattığınızda yüksek bir ses çıkar. Alt tarafı balonun içindeki basınçlı havayı boşaltmışsınızdır. Halbuki balonun ağzını çok az açarak basınçlı havanın yavaşça boşalmasını sağlarsanız, çok az bir ses çıkar.

Bir diğer örnek de şarap şişeleridir. Köpüklü şarap veya şampanya şişelerinin mantarları çıkartıldığında çok yüksek bir ses çıkmasına rağmen, normal bir şarabın mantarı çıkartıldığında az bir ses çıkar. Çünkü şampanya şişesinde mantarın arkasında sıkıştırılmış basınçlı gaz bulunmaktadır.

Her iki örnekte de görüldüğü gibi, kapalı bir yerde sıkıştırılmış bir gaz aniden küçük bir delikten salını verirse, ortaya bir patlama sesi çıkmaktadır. Gazın basıncı fonksiyonel olarak size gerekli olduğu için, bu sesi azaltmanın tek yolu boşalan gazın tek bir delikten değil de, daha büyük bir delikten boşalmasını sağlamaktır. İşte silah susturucularının arkasında yatan temel fikir budur.

Kurşunu silahtan atabilmek için, kurşunun arkasındaki barut ateşlenir. Ateşlenen barut çok yüksek basınçlı ve hacimli bir sıcak gaz ortaya çıkarır. Bu gazın basıncı kurşunu namluya doğru iter.

Kurşun mermiden çıktığında, bir şişenin mantarının çekilip çıkarıldığında oluşan sese benzer bir olay olur. Kurşunun arkasındaki yaklaşık santimetrekarede 200 kilogram olan basınç, şampanyanın mantarının patlatılmasında olduğu gibi, kurşunun mermiyi terk etmesiyle birlikte yüksek bir ses çıkmasına yol açar.

Namlunun ucuna vidalanan ve üzerinde delikler bulunan susturucunun hacmi, namludan 20-30 kat daha fazladır. Kurşunun arkasındaki sıkıştırılmış, basınçlı sıcak gaz anında buraya boşalır ve basıncı yaklaşık santimetrekarede 15 kilograma kadar düşer. Kurşun da namludan çıkarken arkasında şampanya örneğinde olduğu gibi basınçlı gaz olmadığından, normal bir şarap şişesi mantarı çıkarılıyormuş gibi, çok az bir ses çıkarır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Filmlerde görmüşsünüzdür. Aslıjda kulaklara zarar verebilecek kadar yüksek olan silah sesi, silahın ucuna takılan boru gibi çok basit bir madeni parça ile neredeyse işitilemeyecek kadar, çok düşük bir seviyeye indirilebilmektedir.

Gerçekten de susturucular silahın sesini çok aza indirirler ve de çok basit bir prensibe göre çalışırlar. Bir balon düşünün, bu balonu iğne ile patlattığınızda yüksek bir ses çıkar. Alt tarafı balonun içindeki basınçlı havayı boşaltmışsınızdır. Halbuki balonun ağzını çok az açarak basınçlı havanın rahatça boşalmasını sağlarsanız, çok az bir ses çıkar.

Bir diğer örnek de şarap şişeleridir. Köpüklü şarap veya şampanya şişelerinin mantarları çıkartıldığında çok yüksek bir ses çıkmasına rağmen, normal bir şarabın mantarı çıkartıldığında az bir ses çıkar. Çünkü şampanya şişesinde mantarın arkasında sıkıştırılmış basınçlı gaz bulunmaktadır.

Her iki örnekte de görüldüğü gibi, kapalı bir yerde sıkıştırılmış bir gaz aniden küçük bir delikten salınıverise, ortaya bir patlama sesi çıkmaktadır. Gazın basıncı fonksiyonel olarak size gerekli olduğu için, bu sesi azaltmanın tek yolu boşalan gazın tek bir delikten değil de, daha büyük bir delikten boşalmasını sağlamaktır. İşte silah susturucularının arkasında yatan temel fikir budur.

Kurşunu silahtan atabilmek için, kurşunun arkasındaki barut ateşlenir. Ateşlenen barut çok yüksek basınçlı ve hacimli bir sıcak gaz ortaya çıkarır. Bu gazın basıncı kurşunu namluya doğru iter.

Kurşun mermiden çıktığında, bir şişenin mantarının çekilip çıkarıldığında oluşan sese benzer bir olay olur. Kurşunun arkasındaki yaklaşık santimetrekarede 200 kilogram olan basınç, şampanyanın mantarının patlatılmasında olduğu gibi, kurşunun mermiyi terk etmesiyle birlikte yüksek bir ses çıkarmasına yol açar.

Namlunun ucuna vidalanan ve üzerinde delikler bulunan susturucunun hacmi, namludan 20 - 30 kat daha fazladır. Kurşunun arasındaki sıkıştırılmış, basınçlı sıcak gaz anında buraya boşalır ve basıncı yaklaşık santimetrekarede 15 kilograma kadar düşer. Kurşun da namludan çıkarken arkasında şampanya örneğinde olduğu gibi basınçlı gaz olmadığından, normal bir şarap şişesi mantarı çıkarılıyormuş gibi, çok az bir ses çıkarır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silencer. muffler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silencer. silence. muffler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muffler. silencer. silencer. withering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Susmasını sağlamak. 2. Artık söz söylemiyecek bir duruma düşürülmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be silenced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

natural history.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

natural history.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

television program.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

television program / schedule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üç kanatlı resim; üç kere katlanan yazı levhası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. tarıyk). Tarikler, yollar, (bk.) Tarik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طرق] yollar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. ve Fars.’dan). Acıca bir cins portakal ki, şerbeti içilir (Arapça’da buna «nârenc» denilip, «turunç» ise ağaçkavununa derler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitter orange. seville orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seville orange. bitter orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sour orange. bitter orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(citrus aurantium): Sedefotugiller familyasından; 1-6 m boyunda, kış aylarında yaprak dökmeyen bir ağaçtır. Yaprakları parlak ve almaşık dizilişlidir. Çiçekleri beyaz renkli ve güzel kokuludur. Meyvesi küre şeklinde olup, sarı-turuncu renktedir. 8-12 tane dilimi vardır. Meyvesinin usaresi ekşimsi-acı lezzettedir. Olgunlaşmamış meyvelerin kabuklarında uçucu yağ, C vitamini, pektin ve hesperidin vardır. Çiçeklerinden turunç çiçeği esansı çıkarılır. Kullanıldığı yerler: Sinirleri yatıştırır. Spazmları giderir. Hazmı kolaylaştırır. Parfümericilikte kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) sedefotugillerin turunç, portakal, mandaline ve benzerlerini içine alan bir oymağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citrus fruits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ترنجی] turuncu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Turunç ve portakal renginde, koyu portakal rengi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orange. orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orange. orange color. orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Çalışan, etkin. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Hanımeligillerden bir süs bitkisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ustalıkla, tertipli bir şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. cleverly constructed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hissi iptal ederek duymaz bir hâle getiren: Afyon uyuşturucu ilâçların biridir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anodyne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anaesthetic. dozy. narcotic. anesthetic. narcotic. drug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anaesthetic. anodyne. dope. narcotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gear. junk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hissi iptal edilerek duymaz bir hâle getirilmek: Ağrıyan yer, birtakım ilâçlar sürülerek uyuşturulabilir.

Türkçe Sözlük by