Pul Pul ne demek? | Pul Pul anlamı nedir? | Pul Pul

Pul Pul anlamı nedir?

Pul Pul ne demek?

Pul Pul anlamı nedir?

| Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: pul pul

Türkçe - İngilizce Sözlük

flaky. scabrous. scaly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

2:2 Pulldown diğer Pulldown düzenlerinden farklıdır; çünkü herhangi bir kareyi kopyalamaz. Bunun yerine, video şifre çözücüsüne videoyu tek bir Aşamalı Kare olarak değil, iki birbirine geçmiş alan olarak görüntülemesini söyler. PAL ya da SECAM video standartlarının kullanıldığı ülkelerde, televizyon için çekilen bir saniyede 25 kare olarak çekilir. PAL video standardı saniyede 25 kare görüntüler; böylece filmden videoya aktarım basittir; her film karesi için bir video karesi çekilir. Saniyede 30 kare kullanılarak çekilen program ve filmleri, 60 Hz tarama hızına sahip NTSC videoya aktarmak için 2:2 Pulldown özelliği de kullanılır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

showingly dressed. jazzed up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. İçinde elektrik akımı yardımıyle ışık vermeye yarayan bir iletken bulunan, havası boşaltılmış cam şişe. 2. içinde sıvı ilâç bulunan, eğzı kızdırılarak kapatılmış küçük şişe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulb. lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ampoule. bulb. bulb. boobs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as Ampulla, 2.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light bulb. electric bulb. ampoule. ampul. ampule. vial. glass bulb. lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a small bottle that contains a drug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). ampul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).şişe; biyol. kabarcık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Semiz kaz gibi iki yana sallanarak yürümeyi tasvir için mükerrer kullanılır: Apul apul yürümek = Sallana sallarla yürümek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut APOLET (i. Fr. epaulette). Askerlerin rütbe ve sınıflarına göre sırma, ipek veya yünden omuzlarına taktıkları saçak. Apulet köprüsü = Apuleti tutmak için ceketin omuzu ile yakası arasında çuha veya şeritten köprücük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «çapmak» tan). Düşman toprağını basan akıncıların ettikleri yağma. Düşman toprağından alınan mal, ganimet: Çapul etmek = Yağmalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loot. sack. booty. plunder. the sack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

looting. booty. foray. loot. spoil. spoiled spoilt goods. spoliation. swag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşman toprağına atla hücum yani ılgar edip yağma eden. Akıncı, yağmacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

looter. marauding. raider. pillager.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

looter. pillager. marauder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çapulcu davranışı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pillage. looting. plunder. rapine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ilgar ve akın etmek, düşman toprağında yağmacılık etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yağmacılıkla mal kazanmak, ganimet edinmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(f). mancınık, katapult; (ing). sapan;(f). mancınık ile atmak; sapanla vurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zorlama, cebir, icbar; mecburiyet; içten gelen itici his. compulsive (s). zorlayıcı, içten gelen yenilmesi güç bir hissin tesiriyle yapılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mecburi, yükümlü; zorunlu. compulsorily (z). zorla, mecburi olarak, zorunlu olarak, metazori.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). rabıta; (gram). ingilizcede özne ve tümleci birleştiren be fiili; (müz). rabıta türünden kısa pasaj; (man). önermenin öznesi ile fiili arasındaki bağlantı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bağlı, raptedilmiş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). cinsi münasebette bulunmak, çiftleşmek. copula'tion (i). bağlama, raptetme; cinsi yaklaşma; (man). bağ, rabıta. copulatory (s). bağlayıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). rapteden, birleştiren, atfeden (uzuv veya kelime). copulative conjunction atıf edatı. copulative proposition (man). bağlayıcı önerme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şişmanlık, etlilik. corpulent (s). şişman, etli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fazla içki veya yemekten ileri gelen hastalık, mide fesadı; içkiye aşırı düşkünlük. crapulent, crapulous (s). boğazlı, ayyaş; mide fesadına uğramış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). yüksük şeklindeki palamut kupulası, kadehçik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentary stamp. finance stamp. inland-revenue stamp. bill stamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). nüfusunu azaltmakveya boşaltmak. depopula'tion (i). halkın başka yere gitmesi veya afet sonucu nüfusun azalması veya tükenmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kovma, kovulma, tard, ihraç. expulsive (s). ihraç edici, ihraç kuvvetini haiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. itici kuvvet, sevk, tahrik; tesir ani his, dürtü, saik; mak çok kısa zamanda tesirini gösteren büyük kuvvet. buy on impulse düşünmeden satın almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. itici güç, muharrik kuvvet; tahrik, teşvik, sevk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düşüncesizce hareket eden; tahrik edici, teşvik edici; mak. çok kısa zamanda veya aralıklı olarak tesirini gösteren (kuvvet). impulsively z. düşünmeden, birdenbire. impulsiveness i. düşünmeden hareket etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Herhangi bir şeyden tamamiyle mahrum mânâsındaki «ipipullah sivri külâh» tabirinde geçer.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yılan yastığına benzer bir Amarikan bitkisi, (bot.) Arisaema triphyllum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. el ile işletmeye ait; eski Roma ordusunda altmış veya yüz yirmi erden ibaret olan bölüğe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. manipulation

yönlendirme

İnsanları kendi bilgileri dışında veya istemedikleri hâlde etkileme.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. el ile işletmek, hünerle işletmek veya yapmak, ustalıkla idare etmek, manevra yapmak; hile karıştırmak. manipula'tion i. el ile işletme, idare; manevra, dalavere, hile manip'ulative, me nip'ulatory s. el ile işletme kabilinden; dalavereci manip'ula

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Manipleyi kullanan kimsa.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. manipulateur

yönlendirici

İnsanları kendi bilgileri dışında veya istemedikleri hâlde bilinçli ve amaçlı olarak etkileyen.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, -cy i. servet, zenginlik; bolluk. opulent s. zengin, bol. opulently z. bolca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öpmek işine mevzu olmak: Taş öpülür mü? Eli öpülür adam = Saygıdeğer insan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be kissed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be kissed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitution. fickleness. dirty trick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitution. dirty trick. treachery. backstabbing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitution. fickleness. dirty trick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitution. dirty trick. treachery. backstabbing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (argo). Kurnazca iş, dalavere, dolap.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nüfusun yüzölçümü ve olanaklara göre fazla olması veya büyük bir hızla artması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - (bkz.Özpolat).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. -lae), papule (çoğ. -s) i. kabarcık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

utterly penniless. barehanded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

utterly penniless. barehanded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. halk, avam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. herkes tarafından sevilen, popüler, revaçta olan;avama mahsus, halka ait; herkesçe anlaşılabilir; halkın kesesine elverişli, ucuz. popular election herkesin oyunu kullanabildiği seçim. popular front pol. faşizme ve gericiliğe karşı gelen ve gösterilerd

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. popularité

tutulma

Halk tarafından sevilme, ünlü olma, iyi tanınma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

popularity. vogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. halkın rağbet edeceği şekle sokmak; halka hitap etmek; herkesin anlayacağı şekle sokmak. populari za'tion i. halkın benimseyeceği şekle sokma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. population

1. varlık, 2. nüfus

1. Canlı varlıkların sayısal yoğunluğu veya dağılımı. 2. Bir ülkede, bir bölgede, bir evde belirli bir anda yaşayanların oluşturduğu toplam sayı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

population.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. nüfuslandırmak, şeneltmek, meskun hale getirmek; bayındırlaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nüfus, şenlik; ahali, sekene; iskân. exchange of populations ahali mubadelesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. populaire

herkesçe tanınan

Herkes tarafından bilinen, ünlü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

popular. pop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

big. popular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

popular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

popular music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

popularity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. populiste

halk yardakçısı

Halkın hoşuna gidecek davranışlarda bulunarak kendine avantaj sağlayan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

populist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. populisme

halk yardakçılığı

Halkın hoşuna gidecek davranışlarda bulunarak kendine avantaj sağlama işi,


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

populism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yoğun nüfuslu, meskun, ahalisi çok. populousness i. nüfus kalabalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postage stamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postage stamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ileri sürme veya sürülme, sevk, tahrik; itici kuvvet; tıb. öne doğru eğilerek yürüme. propulsive s. tahrik edici; itici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Madenden yuvarlak parlak levhacık ki, sırma ve tel ile karışık olarak elbise vesaireye işlenir. 2. (eskiden) :n küçük para: Cebinde parası pulu yokcur. 3. Defe geçirilen yassı ve dairevî maden levha. 4. Vida ve cıvata sıkıştıracak somun: Perçin pulu. 5. Tavla taşı: Tavla pulu. 6. Bazı balıkların vücudundaki dairevî levhacıklar: Balık pulu. 7. Posta malzemesine, ilânlara, senetlere ve meselâ bir yerden geçen şeylere yahut iyi su ile doldurulan fıçılara velhasıl bir resme tâbi maddelere yapıştırılan matbû küçük kâğıt parçası: Posta pulu, gazete pulu, damga pulu. 8. Yuvarlak benek, leke: Kumaşın zemini lâcivert olup beyaz pulları var. Pul pul = Benek benek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stamp. scale. flake. lamina. lamella. spangle. washer. rove. squama. tinsel. trichome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sequin. spangle. stamp. vending machine. scale. sequin payet. piece. scale. washer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

100 puls equal 1 afghani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stamp. postage stamp. revenue stamp. playing piece. spangle. scale. washer. slake. lamelle. tinsel. rover. hammer. water marker. lamina. pool. slug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

100 puls equal 1 afghani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پول] para.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flaky. scabrous. scaly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to affix a stamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çelik. (bk.) Polat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پولاد] çelik, polat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çelik fabrikası, çelik yapılan yer. (bk.) Polat-hâne.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پولاد] çelik, polat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güzellik, zarafet. pulchritu'dinous s. güzel, zarif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philately. stamp collecting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çocuk gibi ağlamak, ağlamsamak, ağlamsayarak şikayet etmek. puling s. mızmız, ağlamsık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Kelebekler gibi, kanatlarında toz şeklinde pullar bulunan, böcekler takımı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çekmek; koparmak; sürüklemek; leh. yolmak (tüy); matb. (prova) çıkarmak; (argo)(bıçak veya silah) çekmek; topu eğri meydana getirecek şekilde atmak; (kürek) çekmek; girmek, gelmek; bir yudum içmek, bir nefes çekmek. pull a long face surat asmak. pu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çekiş, çekme; tutamaç; dayanıklık; kürek çekme; (argo) iltimas, kayırma, piston, arka; (argo) bir içim (puro, pipo); uğraşma, gayret; gerilim; matb. prova. have pull arkası olmak, mahkemede dayısı bulunmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pul yapıştırmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. piliç, yarga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. makara; mak. kasnak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Pullman car tic. mark. rahat koltuklu lüks vagon; yataklı vagon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çekilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süveter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stamped. bearing a stamp. scaly. squamous. spangled. bespangled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birkaç çift öküz veya manda ile sürülür ağır demiri olan bir saban çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plough. plow. grubber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plough. modern plow. plow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plow. plough. plough plow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üremek; üreyip kaynamak; dallanıp budaklanmak; türemek. pullula'tion i. üreme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akciğere ait, akciğeri etkileyen; akciğeri olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akciğere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tic. mark. akciğere hava verme aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. meyva eti, meyva özü; kâğıt hamuru; su ile karışık maden tozu; f. dövüp lapa veya hamur haline koymak; yumuşak ve özlü etini çıkarmak; özlenmek, öz gibi olmak. pulpous s. etli, özlü, yumuşak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mimber, kürsü; vaizler sınıfı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kâğıt yapımında kullaınlan ağaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. etli, özlü, yumuşak. pulpiness i. özlülük, etlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. aralıklı ve muntazam radyo dalgaları veren gökcismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. nabız gibi atmak, yürek gibi çarpmak. pulsa'tion i. nabız atışı. pulsatile, pulsative, pulsatory s. nabız gibi atan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. nabız, nabız atması; çarpıntı; umumi eğilim; f. nabız atmak, çarpmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. baklagiller.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. nabız ölçme aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. buhar kuvvetiyle işleyen tulumba; nabız ölçme aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Pulu olmayan. 2. mec. Parası olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stampless. unstamped. scaleless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çobansüzeği denilen bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Püskürtme cihazı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pulvérisateur

püskürteç

Sıvıları ve toz durumundaki maddeleri gaz veya toz durumunda saçmaya, atmaya yarayan tulumba veya körük biçimindeki aygıt, püskürme makinesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomiser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomizer. sprayer. spray gun. duster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ezmek, ezip toz haline koymak. pulverizer i. toz haline getiren kimse veya alet. pulveriza'tion i. ezme, toz haline getirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tozlu, toz gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. toz haline konmuş; tozlu. pulverulence i. tozluluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -li) zool. böcek ayağında ufak yastık gibi çıkıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yastık şeklindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ni) bot. yaprağın sapa bitişik olduğu yerde yastığa benzer şişkinlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir bölme içinde tamamlayıcı hoparlör sürücüleri kullanılarak, daha iyi bas tepkisi sağlanmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. hücum edeni geri püskürtmek, defetmek, tardetmek, kovmak; i. hücumu bozguna uğratma, hezimet, kovma. repulsion i. ret, kabul etmeme; itme, geri itme; defetme, defolunma; fiz. iteleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iğrenç, tiksindirici; soğuk, yavan; uzaklaştırıcı. repulsively z. iğrenç surette. repulsiveness i. iğrençlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (coğ. -lae) anat. kurek kemiği, skapula. scapular s. kürek kemiğine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kil. bazı tarikat keşişlerinin giydiği kolsuz gömlek; bazı tarikat mensuplarının giydiği uzun hamail; çoğ. kuşların omuzunda biten tüy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. süpürge şeklindeki

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vicdanının sesini dinleyen; dakik, titiz. scrupulosity, scrupulousness i. vicdanlılık; dakiklik, titizlik. scrupulously z. vicdanla; titizlikle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) gömüt, sin, mezar, kabir; (f.) gömmek, defnetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) mezara ait; kasvetli; mezardan geliyor gibi (ses).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gömme, defin; eski kabir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şart koşmak, maddeler halinde belirtmek, kayıt ve şarta bağlamak; söz vermek, garanti etmek, taahhüt etmek; anlaşmak. stipulation i. şart, madde; şart koyma, taahhüt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaprak sapının dibinde çift olarak bulunan ufacık yaprak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. kürek kemiği altındaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postage-due stamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get title to a piece of land. to issue a title deed for a piece of land.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Törpü denilen çelik Aletle düzeltmek veya perdahlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rasp. file.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

file. rasp. to rasp. to file.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to file. to rasp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filed. rasped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rağbet görmeyen, benimsenmeyen, tutulmayan; gözden düşmüş. unpopularity i. gözden düşmüş olma; rağbet görmeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vicdansız; töresiz; prensipsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. perde arkasından ipleri çekme, slang. torpil patlatma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by