Pür ne demek? | Pür anlamı nedir? | Pür

Pür anlamı nedir?

Pür ne demek?

Pür anlamı nedir?

Pür | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: pur

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dolu, Ar. memlû.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پر] dolu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پور] oğul.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bağlı olan şey veya kimse; ilâve, ek, müştemilat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bağlı, merbut, tabi, ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

car-ferry. ferry-boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public ferry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaban safranı ki, kırmızı olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broom made from heath. besom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Karagöz balığına benzer lezzetli bir Akdeniz balığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gilt-head bream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gilt head bream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). eskiden bir sanığın suçsuzluğunun birkaç tanığın şahadeti ile kabul edilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Yüzdeki çiçekbozuğu. 2. Yüzdeki kırmızı lekeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pock-marked. pit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pock marked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İzmarite benzer bir cins balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüzü çiçekten delik deşik olmuş, çiçekbozuğu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayrı gaye. at cross purposes anlaştık zannedip anlaşamayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., eski yankesici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tasfiye etmek, arıtmak, temizlemek, temizlenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vacuum cleaner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vacuum cleaner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mor renge boyamak, morartmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sansürden geçirmek(kitap); arıtmak, ıslah etmek, temizlemek. expurga'tion (i). ıslah etme, arıtma, temizleme. ex'purgator (i). ıslah eden veya arıtan kimse. expur'gatory (s). ıslah edici, ıslah kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Ağız şapırdatarak ve iştahlı bir tarzda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), içerken hafif gürültülü ses çıkarmak: Kahveyi höpürdeterek içti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to slurp. to sip noisily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atılgan veya çabuk öfkelenen adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kirli, pis, murdar; karışık, katışık, mahlut; iffetsiz; saf olmayan (lisan).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. murdarlık; kirlilik, pis oluş; saflığı bozan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. ata binerken giyilen ve dizden aşağısı sıkı oturan pantolon, potur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effervescent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Köpük yapmak: Bu sabun köpürmüyor; deniz çok köpürmüş; hayvan koşmaktan köpürmüş. Ağız köpürmek = Çok hiddet etmek, kudurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to foam. to froth. to spume. to effervesce. to bubble. to foam at the mouth. to be beside oneself with rage. boil. seethe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Köpük yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth foam. to lather. to effervesce. froth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Kuala Lumpur, Malezya'nın başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. coupure

kesik

Gazete, dergi vb.nden kesilmiş yazı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutting. cut. scrap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clipping. cutting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clipping. cutting. denomination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Denomination)

Para, tahvil ve hisse senetlerinin, üzerlerinde yazılı değere göre, her birimine verilen isimdir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hezaren çiçeği, (bot.) Delphinium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi kelime), iri parçanın birden, sür’at ve hırsla yutulduğunu tasvir eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İki çift öküz koşulan ağır sapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parça parça.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mashed patatoes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pot-pourri

müz. karmaca

Sevilen müzik eserlerinden seçilmiş bölümlerin arka arkaya seslendirilmesiyle oluşan müzik parçası.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yarı kör, donuk gören; mankafa, anlayışsız. purblindness i. yarım körlük; anlayışsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kıvrılmış. 2. Saç lülesi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Şakaklardan sarkan saç, zülüf. Ağaç ve bitkilerin saçak gibi ince kökleri. Oya, püskül, saçak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Kıvrılmak, kıvırcık hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lüle lüle saçlı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. satın alma, mübayaa, iştira, alım; satın alınan şey; kaymasın diye sıkı tutma; kaymasın diye bir şeyi sıkı tutmak veya hareket ettirmek için makara gibi alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. satın almak, mübayaa etmek; gayretle ele geçirmek, kazanmak; manivela ile kaldırmak veya çekmek. purchasable s. satın alınır, ele geçer. pur- chasing power satın alma kuvveti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Çok düşünceli, öfkeli. Kırışık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Pürçek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. peçe; kadınların örtünme usulü, gizlenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Yürekli, cesur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Ezme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puree. purée.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. saf, safi, som, halis, has, temiz; kusursuz, lekesiz; nazari, tatbikatsız; iffetli, namuslu, masum. pure and simple sadece, yalnız, tek. pure'ly z. sadece, yalnız; tamamen, bütün bütün; masumiyetle, iffetle. pureness i. safilik, paklık, temizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. saf kan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. püre, ezme; koyu pişmiş et ve sebze çorbası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Kimi ağaçlarda yapraklardan ayrı olarak süren ince yaprak. Çalılık ve sık otlu yerl(Erkek İsmi) Sarı, kırmızı, çiçek açan ufak yapraklı anların çok sevdiği bir tür ot. Meşe ağacı filizi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Çok parlak, aydınlık.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kenarını süslemek; i. süslü veya işlemeli kenar. purfling i. süslü kenar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. temizleme, paklama; müshil ile bağırsakların temizlenmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. müshil, amel (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Araf, geçici olarak günah cezası çekilen yer, ıstırap yeri. purgator'ial s. Araf'a ait; temizleyici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. temizlemek, paklamak, düzenlemek; huk. birini temize çıkarmak; yok etmek; ishal vermek, amel vermek; temizlenmek; i. temizleme, tasfiye; müshil ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. temizleme; arıtma, tasfiye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. temizlemek, paklamak, temiz kılmak; birini temize çıkarmak; sadeleşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İbr. şubat veya marta tesadüf eden ve Haman'ın elinden Yahudi kavminin kurtuluşu hatırasına yapılan Musevi bayramı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. asit üriğin esas cevheri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. puriste

dil b. özleştirmeci

Özleştirmecilik yanlısı olan kimse.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dil ve üslupta kesinliğe inanan veya bunu uygulayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., b.h. İngiltere'de kraliçe Elizabeth zamanında meydana çıkan ve bilhassa ibadette sadelik taraftarı olan mezhebin bir ferdi, Püriten; s. ahlâk ve din hususunda çok sofu. puritan'ic(al) s. sofu. puritan'i - cally z. sofucasına. Puritanism i. sofu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. temizlik, halislik, haslık, saflık; temizlenme, paklık; iffet, masumluk; nezaket; üslup temizliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. purisme

dil b. özleştirmecilik

Bir dili yabancı ögelerden arıtarak arı, katışıksız bir duruma getirmeyi ve kendi imkânlarıyla geliştirmeyi amaçlayan çalışma.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. çağıldayarak akmak; kıvrılarak hareket etmek; i. çağıltı, çağıldama; girdap; dalgacık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bir çeşit dantela kenarı; dantela için sırma teli; yün örgüsünde ters iğne; elbisede kıvrım, pli; f. ters iğne örgü yapmak. knit one purl one bir düz bir ters örmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gen. çoğ. dış mahalleler, etraf, hudut, civar, varoş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. çatıda sırt kirişi, aşık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çalmak, aşırmak, hırsızlık etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaprak sigarası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cigar. cuban cigar. cuban. weed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cigar. smoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cigar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. erguvani renk, mor renk, eflatun renk; mora boyanmış bez; bilhassa Roma imparatorlarının bordo kaftanı; imparatorun mevki ve yetki işareti; kardinallik; s. erguvan renkli, erguvani; krala ait, kral gibi; f. erguvan rengine boyamak; erguvan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. mana, kavram, mefhum, meal; f. manasında olmak, göstermek, bildirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maksat, meram, murat; niyet; karar. at cross purposes birbirinin maksadına aykırı. on purpose mahsus, bile bile, isteyerek, kasten. serve the purpose işine gelmek, maksadına hizmet etmek. to good purpose iyi netice vererek, faydalı surette. to no

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. niyet etmek tasarlamak, kastetmek; istemek, murat etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. maksatlı; ehemmiyetli; manalı. purposefully z. mahsus, kasten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. maksatlı, maksatla yapılmış, kullanışlı. purposively z. maksatlı olarak. purposiveness i. maksatlı oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. damar bozukluğundan ileri gelen ve deride morumsu lekelerle kendini gösteren hastalık, purpura.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. purpura hastalığına ait; kim. purpurik aside ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. boya kökünden yapılan kırmızı bir kimyasal bileşim, purpurin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kedi gibi mırlamak; i. kedi mırlaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kese, para kesesi, para çantası; hazine; yardım için toplanılmış para; torba. purse-proud s. kesesine mağrur, servetine güvenen. purse-strings i. kese bağları, kese ağzı kaytanı; para ödeme yeteneği. a common purse müşterek kese. a tight purse cimr

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. büzmek (dudak); keseye koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gemi muhasebecisi veya veznedan. pursership i. gemi veznedarlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (pürsîden = sormak’ tan). Soruş, sorma, sual. Pürsiş-i hâtır = Hatır sormak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. semizotu, pirpirim, bot. Portulaca oleracea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. takip etme; devam, netice; ifa; tatbik. in pursuance of ifa ederken. pursuant s., z. uygun olarak, uyuşmuş; z., to ile uyuşmuş şekilde. pursuantly z. uygun surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kovalamak, peşine düşmek, takip etmek; bir düziye gitmek; aramak, elde etmeye çalışmak; meşguliyetine devam etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kovalama, takip, arama, peşinden koşma; meşguliyet, iş; elde etmeye uğraşma. pursuit plane ask. avcı uçağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şişman; tutuk nefesli, nefes darlığı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., eski hayvanın başı, paçaları ve içi, sakatat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük kabarcık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knobby. ragged. rough- hewn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. cerahatli, irinli. purulence, -cy i. cerahat toplama. purulently z. cerahatli halde, cerahat gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yırtılan ve kırılan şeyin yırtıldığı veya kırıldığı yerde kalan tiftiklenme, düzgün olmayan. 2. Yazı yazar veya bir şey boyarken etrafa sıçrayan damlalar. 3. Kadehte kalan şarap vesaire artığı. 4. Engel, mâni, müşkilât. 5. Noksan, kusur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roughness. shagginess. rub. burr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitch. protrusion. roughness. unevenness. difficulty. problem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roughness. unevenness. problem. difficulty. asperity. rub. tack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pürüz peydâ etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get uneven. roughen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asperity. gnarled. rough. rugged. shaggy. uneven. beset with difficulties. difficult. knotty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rough. uneven. rugged. difficult. marked with snags. teased. faulty. barbed. ragged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smooth. clean-cut. sleek. glabrous. glare. glazed. fluently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

even. fluent. smooth. without a hitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smooth. even. free of problems. sharp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tedarik etmek, sağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tedarik etme; levazım, zahire.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. satıcı, tedarik eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meal, mefhum, mana; sadet, konu; huk. bir kanunun hüküm kısmı;saha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kendine mahsus tarzda bir yelkeni olan, büyücek bir çeşit kayık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hindistan ve sonra Avrupa’da yapılan astarlık seyrek bez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Şapır şapır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - İran hükümdarlarından üç şahsın adıdır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çoban çantası, (bot.) Capsella bursapastoris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mop up. mop up profits. sweep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. halis, saf; gerçek; alın açık yüzü ak, lekesiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güneydoğu Asya, Malezya ve Endonezya arasında adalar.

Coğrafi konumu: 1 22 Kuzey enlemi, 103 48 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Güneydoğu Asya.

Yüzölçümü: 647.5 km².

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 193 km.

İklimi: tropikal.

Arazi yapısı: alçak.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Singapur Şeridi 0 m.

en yüksek noktası: Bukit Timah 166 m.

Doğal kaynakları: balık.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %2.

daimi ekinler: %6.

Otlaklar: %0.

Ormanlık arazi: %5.

Diğer: %87 (1993 verileri).

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 4,300,419 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %3.5 (2001 verileri).

Mülteci oranı: 26.45 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 3.62 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 80.17 yıl.

Erkeklerde: 77.22 yıl.

Kadınlarda: 83.35 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.22 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.19 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 4,000 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 210 (1999 verileri).

Ulus: Singapurlu.

Nüfusun etnik dağılımı: Çinli %76.7, Malay %14, Hintli %7.9, diğer %1.4.

Din: Budist, Müslüman, Hıristiyan, Hindu, Sikh, Taoist, Konfüçyanist.

Diller: Çince (resmi), Malay (resmi), Tamil (resmi), İngilizce (resmi).

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %93.5.

erkekler: %97.

kadınlar: %89.8 (1999).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Singapur Cumhuriyeti.

kısa şekli : Singapur.

Yönetim biçimi: Parlamenter Cumhuriyet.

Başkent: Singapur.

İdari bölümler: yok.

Bağımsızlık günü: 9 Ağustos 1965 (Malezya’dan).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 9 Ağustos (1965).

Anayasa: 3 Haziran 1959.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: APEC (Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Forumu), ARF, AsDB (Asya Kalkınma Bankası), ASEAN (Güneydoğu Asya Ülkeleri Örgütü), AG (Avustralya Grubu), BIS (Uluslararası İmar Bankası), C, CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CP, ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), G-77, IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IHO (Uluslararası Hidrografi Örgütü), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Inmarsat (Uluslararası Denizcilik Uydu Teşkilatı), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), ISO (Uluslararası Standartlar Örgütü), ITU (Uluslararası Haberleşme Birliği), NAM, OPCW (Kimyasal Silahları Yasaklama Organizasyonu), PCA (Daimi Hakemlik


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk Musikisi’nde bir Ahenk (düzen) ve bir ney çeşlti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-red, -ring) mahmuz; saik, tahrik vasıtası, kışkırtıcı herhangi bir şey; mahmuza benzer sivri odun parçası; bazı çiçeklerde bulunan boru şeklinde çıkıntı; horoz mahmuzu; duvarı destekleyen çıkıntılı kısım; payanda, destek; ovaya uzanan dağ

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mahmuz yarası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sütleğen, bot. Euphorbia spurge laurel, defneye benzer bir bitki, bot. Daphnelaureola spurge olive dulap talotu, bot. Daphne mezereumsun spurge, sarı sütleğen, bot. Euphorbia helioscopia. tree spurge ağaç sütleğeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. ayağının arka parmağı mahmuzlu (kuş).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sahte, taklit, yapma, düzme; biyol. sathi, asıl olmayan, benzer; kanun dışı (çocuk). spuriously z. taklit ederek. spuriousness i. benzeri olma, taklidi olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. tekme atıp defetmek, tekme ile kovmak; hakaretle reddetmek; i. hakaret edici davranış; nefretle reddetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mahmuzcu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karanfil familyasından herhangi bir ot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f, i. ani hamle yapmak, davranmak; i. ani hamle; kısa müddet için faaliyet artışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. fışkırmak, fışkırtmak; i. fışkırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. cerahat toplamak; işlemek (yara). suppura'tion i. cerahat, irin. suppurative s. cerahat hasıl edici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Teslim ve terk olunmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ortalık süpürecek filet, hasır süpürgesi = Odaları süpürmeye mahsus sazdan yapılmışı; çalı süpürgesi = avlu vesaire süpürmeye mahsus çalıdan yapılmış kabası, tavan süpürgesi = hasır süpürgesinin saplısı, meydan süpürgesi = çalı süpürgesinin saplısı, süpürge sapı = süpürgeye takılan sopa, elektrik süpürgesi = elektrikle işleyeni,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broom. whisk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

health.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sorghum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

health. ling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Süpürge yapıp satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker of brooms. seller of brooms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skirting board. baseboard. plinth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baseboard. skirting board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

towboard ; baseboard ; dashboard ; mopboard ; plinth ; skirting board ; ski. dado.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweeping. sweep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Süpürge ile tozu ve çörçöpü alıp temizlemek: Şu odayı süpürmell. 2. Fırça ile silkip toz ve kılları alarak temizlemek: Ceketimi süpürdüler mi? 3. (Mec.) Süpürür gibi bir şeyin bütününü alıp götürmek, yalayıp yutup bir şey bırakmamak: Bir sofra dolusu yemeği tek başına silip süpürüverdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweep. sweep up. brush. give smth. a sweep. whisk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweep. to sweep. to brush. to sweep away. clear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sweep ; to sweep away , to get rid of sb / sth completely. brush. sweep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Süpürmeye zorlamak veya İzin vermek. 2. Giyeceğin toz ve kıllarını silktirlp temizletmek: Şu paltoyu hizmetçiye süpürtmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Süpüren, süpürmek . vazifesiyle görevli hizmetçi. Ocak süpurücüsC = Ocakları süpürüp temizleyen adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long-handed broom used to clean ceilings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kestanenin dikenli dış kabuğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fransızca bateau A vapeur: Buhar. Buğulu gemi, buğu gemisi’nden kısaltma). Buhar kuvvetiyle işleyen gemi. Buhar gücüyle çalışan deniz taşıtlarının ortak adı. İstimbot ya da buharlı gemi olarak da bilinir. Önceleri yalnızca ırmaklarda yolcu ve ticarî mal taşımacılığında kullanılan çarklı tekneler buharlı gemi olarak adlandırılırdı. Sonraları geliştirilen buhar makineleri açık denizlerde yol alan gemilerde de kullanılmaya başlanınca, buhar gücüyle çalışan her türlü deniz aracı artık bu adla anılmaya başlandı. İlk buharlı gemi 1807 yılında Robert Fulton tarafından yapıldı. Fulton yaptığı bu vapura Clermont adını verdi. Clermont, 51 m uzunluğundaydı ve 8 km/saat hıza kadar çıkabiliyordu. Clermont 1807’de, ABD’deki Hudson Irmağı’nda sergilendi. Buradaki gösterisini büyük bir başarıyla tamamladı. Bir süre sonra Clermont, New York ile Albany arasında düzenli seferler yapmaya başladı. Bugün vapurlar, ilk hâllerine göre çok daha gelişmiş olarak hizmet vermeye devam etmektedirler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steamboat. steamer. steamship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ship. steamer. steamship. ferry. boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boat. ship. steamer. steamship. liner. ferry boat. steamboat. steamship vessel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operating a steamship line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bir mayıstan önceki gece (Alman folklorunda büyücü karılarının toplandıkları gece).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Musevilikte Kefalat Günü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Telâşla öteye beriye koşmak.

Türkçe Sözlük by