Q ne demek? | Q anlamı nedir? | Q

Q anlamı nedir?

Q ne demek?

Q anlamı nedir?

Q | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. quart,quarter,quarterly,query,question.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. quarto,queen,question.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

q i. İngiliz alfebesinde on yedinci harfi; ''k''sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). haberdar etmek, bilgi vermek, malumat vermek. be acquainted with tanımak, şahsen bilmek. acquaint oneself with öğrenmek, aşinallk peyda etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tanıdık, bildik; iyi bilme; haber, bilgi, malumat; tanış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ahbaplık , tanışıklık, aşinalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ele geçen şey; (huk). verasetten başka bir şekilde ele geçen şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kabul etmek, razı olmak, muvafakat etmek. acquiescence (i). uysallık, razı olma, kabul etme. acquiescently (z). uysallıkla,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ele geçirmek, elde etmek, kazanmak, istihsal etmek, tedarik etmek. acquired (s). kazanılmış, müktesep. acquired characteristics doğuştan olmayıp sonradan kazanılan özellikler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kazanç, iktisap; ilim, marifet, hüner.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kazanılan şey, iktisap; kütüphaneye yeni gelen kitap; müzeye yeni gelen eşya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). açgözlü; elde edilebilen. acquisitive instinct açgözlülük, kespetme eğilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). suçsuz çıkarmak, beraat ettirmek. acquit oneself görevini yapmak; davranmak hareket etmek. acquit oneself well vazifesini iyi yapmak. be acquitted beraat etmek, temize çıkmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). suçsuzluk hükmü, beraat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zimmetten kurtulma; ibra senedi, makbuz,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ehliyet, yetenek, kifayet, yeterlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uygun, ehven, elverişli, kifayetli, yeterli.adequately (z). layıkıyle adequateness (i). yeterlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Afganlı; Afganca, Peştu dili; Afgan cins köpeği; (k.h). bir çeşit yün atkı veya battaniye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (mat), bir sayıyı tam bölen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). antika meraklısı, eski eserler uzmanı; (s). antika şeylere ait. an'tiquary (i). antika meraklısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). eskitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çok eski; modası geçmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). eski zamanlara ait; eski devirlerden kalma, antika; (i). antika; sanatta eski Yunan ve Roma uslubu; bir çeşit matbaa harfi. antiqueness (i). antikalık, eskilik, eski zaman işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eskilik, antikalık; eski zamanlar, eski zaman adamları, eski zaman medeniyeti; (gen). (çog).. eski zaman kalıntıları; çok ihtiyar kimse, çok eski şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (f). aplike, bir kumaşın üzerine diğer bir kumaştan tatbik edilmiş (motif v.b.) ; (f). aplike etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Lat). su. aqua fortis kezzap, nitrik asit. aqua regia kezzap ile tuz ruhu bileşiminden meydana gelen altın eritmeye mahsus bir sıvı. aqua vitae alkol, ispirto, sert içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). müzik eşliğinde su revüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). su altında kullanılan oksijen tüpü, skuba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akuamarin, mavimsi yeşil renkte olan bir ziynet taşı; mavimsi yeşil renk,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). su altında yaşayarak araştırma yapan bilgin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). su kayağı, deniz surat motorlarının arkasına takılıp üstüne binilen tahta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). suluboya resim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akvaryum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (astr). Kova Burcu, Saka takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). suda yaşar; suya ait,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (güz). (san). bakır levhaları kezzap ile özel bir şekilde işleyip suluboya resim gibi resim yapma metodu; bu şekilde yapılmış resim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).su yolu kemeri, kemerli su yolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sudan meydana gelen, su ile yapılan, sulu olan. aqueous humor gözde bulunan bir sıvı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). madensel sularda bitki yetiştirme usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (astr). Kartal takım yıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kartal gibi; kartal gagası gibi kıvrık (özellikle burun için kullanılır), gaga burunlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). arabesk, çiçekli ve yapraklı süsleme; (s). arabesk tarzında olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eskiden kullanılan bir çeşit çakmaklı tüfek. ha

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). gözunün ucuyla bakan; (z). gözünün ucuyla bakarak, yan yan bakarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ask. seğirdim yolu; yaya kaldırımı; büfe arkalığı; tek kollu sedir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). ziyafet, resmi ziyafet; (f). ziyafet çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., den. üç direkli yelkenli gemi, barka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). barok; (s). bu usluba ait, barok; şatafatlı, çok süslü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). bark.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). Fransa ve ispanya'nın Batı Pireneler bölgesinde oturan Bask kabilesinden biri; Baskça; k.h. kadınların kalçaya kadar inen korsası; belden aşağı sarkan kumaş parçası veya kısa eteklik; (s). Basklara veya onlann diline ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., huk. vasiyet etmek, vasiyetle bırakmak, miras olarak bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. ölüme bağlı tasarrufla yapılan bağışlama, teberru; menkul (bilhassa para) vasiyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bezik, 64 kağıtla oynanan bir çeşit iskambil oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mat. dördüncü kuvvet. biquadrat'ic s. dördüncü kuvvetten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. her üç ayda bir iki defa görülen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birkaç çeşit koyu çorba; av etiyle veya deniz mahsulleriyle yapılan çorba; bir çeşit dondurma; tenis gibi oyunlarda oyuncuya tanınan fazladan bir vuruş veya buna benzer bir hak; sırsız çömlek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. buket, çiçek demeti; şarap kokusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. butik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. briket, sıkıştınlmış kömür tozu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sert, ters kaba. brusquely z. kabaca. brusqueness i. kabalık terslik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., f. hicvederek güldüren; gülünç, komik; i. hicviye, taşlama; f. hicvetmek, alaya almak, taklidini yapmak. burlesque show A.B.D. striptizli ve taşlamalı gösteri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Meksika ve Batı Hint adalarında kızılderili kabile reislerine verilen ad.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kayık, sandal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zırhlı başlık, miğfer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). katafalk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). değişebilir, kararsız, istikrarsız; dönek; sanjanlı, yanardöner. changeabil'ity, change'ableness (i). değişebilirlik. change'ably (z). değişebilir bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ABD). eğitici toplantı serisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çek traveler's check seyahat çeki. checkbook (i). çek defteri. checking account çek hesabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). dama; kare, ekose deseni; kasiyer; müfettiş, kontrolcu; (f). damalı yapmak, ekose deseni ile kaplamak; değişiklik ve zorluklarla doldurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). checker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iskambilde beşli; zarda beş, penc.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

13 yüzyılda ingiltere'nin deniz savunmasına yardım etmelerine karşılık kendilerine bazı haklar tanınan Güneydoğu ingiltere'deki beş liman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). italyada 16. yüzyıl; 16. yüzyıl italyan sanat ve edebiyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beşparmak otu, (bot). Potentilla reptans; (mim). süslemede kullanılan bu otun şekline benzeyen bir motif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). daire şeklindeki alan; etrafı dağlarla çevrili küçük ova.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). şakırtı, çınlama, madenl ses; gürültü; (f). gürültülü ses çıkarmak. clangorous (s). gürültülü ses çıkaran. clangorously (z). gürültüyle, çınlayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çınlamak; yüksek sesle çalmak; yüksek sesle çaldırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tiyatroda alkışlamak için tutulmuş kimseler; çıkarları olduğu için alkışlayan kimseler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). grup, komite, hizip; klik, (f). komite teşkil etmek, grup meydana getirmek. ayrı tutmak. eli'quish (s). grubu dışındakilere yüz vermeyen, ayrıcalık gözeten. eliquishly (z). belirli bir grubun dışındakilere yüz vermeyerek. eliquishness (i).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). eş; (s). eşit, müsavi; akran, denk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). colloquial, colloquialism.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). konuşma diline ait; teklifsiz konuşma ile ilgili. colloquially (z). konuşma diliyle. colloquialism (i). konuşma dilinde kullanılan deyim; konuşma dili üslubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). konferans serisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşılıklı konuşma, mükâleme; diyalog şeklinde yazılmış edebi eser.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). resmi tebliğ, bildiri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). fethetmek, zaptetmek; galip gelmek, zafer kazanmak, yenmek. conqueror (i). fatih.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fetih, zapt; zafer; kazanılmış şey veya kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (isp). 16. yüzyılda Meksiko veya Peru fatihlerinden herhangi biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sonuç, netice, akibet; eser, semere; ehemmiyet, önem. in consequence of neticesinde, sebebiyle. of no consequence önemsiz. take the consequences cezasını çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (i). neticesi olan; bağlı, tabi; takip eden; (jeol). toprağın asıl meyline göre akan; (i)., (man). istidlâl, netice, istintaç; (mat). bir oranın ikinci rakamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). önemli ehemmiyetli, kibirli, azametli; neticesinde meydana gelen , -den çıkan. consequentially (z). netice itibariyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). netice olarak, binaenaleyh, bu sebeple.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (-ted, -ting) cilveli hareket etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). işvebazlık, işve, cilve.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). işvebaz, cilveli kadın, oynak kadın, koket. coquettish (s). cilveli, şuh.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eleştiri, tenkit; etüt, travay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tahta topla oynanan bir oyun, kroke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). köfte, kokteyl köftesi, yağda pişirilmiş et veya balık köftesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). karşı tarafın şahidine soru sormak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). Fortunella türünden erik büyüklüğünde bir cins portakal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). rom ve misket limonu suyundan yapılan bir içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). kabahatli, vazifede ihmalkâr olan, suçlu, mücrim; zamanı geldi- ği halde ödenmemiş; (i). görevini ihmal eden kimse, kabahatli kimse, suçlu kimse. juvenile delinquent (huk). çocuk suçlu. delinquency (i). kabahat, kusur, hata; ihmalcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kendi kendine havadan rutubet kapıp yavaş yavaş erimek. deliquescent (s). havadan çektiği su ile eriyebilen. deliquescence (i). havadan çektiğisu ile eriyebilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (tıb). pulları dökülmek, pul pul olup dokülmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). diskotek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yetkisiz kılma, yetkisizlik, salâhiyetsizlik, ehliyetsizlik; oyundan çıkarma cezası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yetkisini elinden almak (ceza olarak); oyun oynama hakkını elinden almak; ödul alma hakkını iptal etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). rahatsız etmek, endişe vermek, huzurunu kaçırmak, üzmek; (i). merak, endişe, huzursuzluk, üzüntü. disqui eting (s). merak verici, rahatsız edici, huzur kaçırıcı. disquietude (i). rahatsızlık, huzursuzluk, üzüntü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tez, tetkik, çaIışma, travay; nutuk, söylev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). deprem, yer sarsıntısı, zelzele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Malabo.

Nüfus: 410.000.

Yüzölçümü: 28.051 km2.

Komşuları: Güneyde Gabon, Doğuda ve Kuzeyde Kamerun.

Önemli Şehirleri: Malabo.

Din: Çoğunluk Katolik.

Dil: İspanyolca (resmi), Fang, Bubi.

Yönetim Biçimi: Geçiş Dönemi.

Tarih: 15 yy.da Portekizlilerce ele geçirilen Fernando Po adası (bugünkü Bako) 1778’de İspanya’ya devredildi. 12 Ekim 1968’de bağımsız oldu. Anakaradaki Rio Muni eyaleti ile ada arasındaki çekişmeler sonucu 1969’da bir dizi ayaklanma çıktı. 1972’de anakaradan Masre Nguema Biyogo ömür boyu, devlet başkanı oldu.

Masre’nin hükümdarlığı, ulusu iflasa sürükleyen, Afrika’nın en vahşi yönetimidir. Ağustos 1979’da bir askeri darbe ile görevinden uzaklaştırıldı. Darbenin lideri Teodoro Mbasogo devlet başkanı oldu.

21 Kasım 1993’te yapılacak seçimlere razı oldu. İktidar partisi tek başına galip geldi ancak muhalefet partileri, hile yapıldığı iddiası ile seçimleri boykot etti.

Devlet büyük ölçüde dış yardımlara dayalı olarak varlığını sürdürmektedir.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (-ged, -ging) tıkamak, tıkanmak; köstek vurmak; engel olmak, mani olmak; sıkmak; engellenmek, mani olunmak; pıhtılaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. etkili ve güzel söz söyleme sanatı, belagat, fesahat. eloquent s. hitabet yeteneğine sahip, açık ve düzgün (ifade); dokunaklı. eloquently z. belagatla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. inquire.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Gelişmiş ayrı ses ayarı için üç bantlı parametrik ekolayzer.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Müzik türüne göre düşük, orta ve yüksek frekansları hassas biçimde ayarlayan, ekranda gösterilen ekolayzer görüntüsüyle desteklenen tümleşik 3 bant ekolayzer. Yedi önceden tanımlanmış hafıza ayrı ayrı ayarlanabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

62 Hz – 16 kHz arası yedi adet tanımlı orta frekans için tümleşik 7 bantlı ekolayzer. EQ7, yedi önceden tanımlanmış ayara (farklı müzik türleri için hafızalar) sahiptir. Her hafıza (Xplod, Vocal, Club, Jazz, New Age, Rock ve Custom) kişisel tercihlere göre istenen sese ulaşmak için ayrı ayrı ayarlanabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) düzgün, düzenli, muntazam; sakin, yerinde. equable climate ılıman iklim. equable style düzgün üslûp equable temper yumuşak huy. equabil'ity (i.) yumuşaklık, ılımlılık. equably (z.) tatlılıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (ed veya -Ied, -ing veya -ling)eşit olmak, bir olmak; eşdeğerde olmak,muadili olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) eşit, müsavi, aynı bir; eşdeğerli, muadil; dengeli muvazeneli; ehil olan; to ile akran emsal, eş; yeterli; aynı miktarda.equal to the task işin ehli. The cities are equal in size. Şehirler aynı büyüklüktedir. equal sign eşit işareti (=).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eşitlik müsavat; akranlık, aynılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) eşitlemek, birbirineeşit hale getirmek equalizer (i.) eşitlik sağlayan araç veya kimse; argo tabanca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) eşit olarak, müsavi olarak,aynı derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) itidal, ılım,temkin, sükun, vakar. equa'nimous (s.) ılımlı,mutedil, sakin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) eşitlemek, müsavi kılmak,eşit olarak göstermek, eşit saymak, denklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) denklem, muadele,eşitleme. equation of time zaman denklemi.algebraic equation cebirsel denklem. cubic equation (mat.) üçüncü derece denklem.differential equation (mat.) farklı denklem. quadratic equation (mat.) ikinci derece denklem. simple equation

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ekvator.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) ekvator ile ilgili; ekvatoral; (i.), (astr.) iki eksen üzerinde dönen ve eksenlerinden biri dünyanın eksenine paralel olan teleskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mir-i ahur; ahır bakıcısı; İngiliz kral ailesinden birinin şahsi hizmetlerinde bulunan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) biniciliğe ait; atlı; şövalyelere ait; (i.) atlı. equestrian feats binicilik oyunları. equestrian statue atlı heykel. .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek eşit

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) eş köşeli, eşit açılı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) eşit uzaklıkta,aynı mesafede olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) eş kenar; eşkenar şekil; (s.) eşkenar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) denge unsuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) denge sağlamak, muvazene temin etmek, denkleştirmek; birbirine denk olmak, eşitolmak. equilibra'tion (i.) denge, muvazene.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) akrobat, ip cambazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) denge, muvazene; bak. balance.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) ata ait, ata benzer; (i.) at.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) gece ile gündüzün eşit olduğu zamana ait, ekinoksa ait;ekvatora ait; (i.) ekvator üstünde güneşin geçtiği daire, göksel ekvator; ekinoks fırtınası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), astr. ekinoks, güntün eşitliği. autumnal equinox sonbahar noktası (21 Eylül'e rastlayan ekinoks). mean equinox ortalama ilkbahar noktası spring equinox, vernal equinox ilkbahar noktası (21 Mart'a rastlayan ekinoks).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (-ped, -ping) teçhiz etmek, gerekli alet veya silâhları sağlamak, hazırlamak; donatmak, giydirmek. equipment (i.) teçhizat, levazım, donatım; kişisel bilgi veya kabiliyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (ask.) levazım; konak arabası (atlı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) denge, muvazene;karşıt ağırlık, denge unsuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kuvvetçe eşit müsavi; (mat.) eşdeğer, eş, muadil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) ağırlık yönünden eşitlemek; eşit olmak, denk gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) gücü bir olan; (elek.) aynı voltajda olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) (ikisi) aynıderecede muhtemel olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. -tums, -ta) atkuyruğu, kırk kilit, (bot.) Equisetum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) tarafsız, bitaraf,adil, insaflı, haktanır; (huk.) adalet ve nısfete uygun; mahkemede müdafaası mümkün. quitableness (i.) insaf, adalet; tarafsızlık. equitably (z.) insafla, adaletle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) binicilik, atıcılık .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) adalet, insaf, hakkaniyet,denkserlik; (huk.) resmi kanunlara ilave edilen adalet üzerine kurulmuş kurullar ve evvelki emsal; (huk.) davalı ve davacı arasında eşitlik ve denkserlik namına verilen karar; (tic.) borç ve ipotekten sonra firma ve sahibini

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) eşit, müsavi; muadil; (i.) muadil olan şey; eşit miktar. equivalence (i.) eşdeğerlik, denklik, eşitlik, muadil olma, tekabül, karşılama equivalently (z.) eşdeğer şeklinde, eşdeğer olarak, eşit olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kaçamaklı, şüphe kaldırır, iki anlama gelebilen; iki anlamlı,belirsiz, müphem, muğlak, kapalı equivocally (z.) şüphe kaldırır bir surette, müphem surette, kapalı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) iki anlama gelecek söz söylemek, müphem veya kaçamaklı dil kullanmak. equivoca'tion (i.) kaçamak, çift anlamlı sözle aldatma. equiv'ocator (i.) kaçamak ifade kullanan kimse. equiv'ocator'y (s.) kaçamaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çift anlam, belirsizlik, müphemiyet, kaçamak;müphem söz; kelime oyunu -er sonek -ci; -li; daha (baker, New Yorker,colder gibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eski zamanlarda silâhtar; bey, efendi; şövalyelik adayı; isim ve soyadından sonra kısaltılarak yazılan ve bay anlamına gelen bir unvan: John Smith, Esq.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) görgü kuralları, adabımuaşeret, davranış bilgisi, topluluk töresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (cogr.) Akdeniz'de esen kuvvetli kuzeydoğu rüzgarı, poyraz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) İncil müjdesini getirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (biyol.) ters çevirmek, tersyüz etmek, içini dışına çevirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (lng.) maliye; kraliyet veya devlet hazinesi; servet, para; (k.dili) bir kimsenin kişisel gelirinin tümü. Chancellor of the Exchequer (ing.) Maliye Bakanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir devletin diğer bir devletin konsolosunu tanıdığını gösterir belge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) cenaze alayı; (çoğ.) cenaze merasimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). ince,zarif, nefis, enfes, çok güzel; mükemmel; keskin; şiddetli; (i). züppe adam. exquisitepain şiddetli ağrı. exquisite taste ince zevk. exquisitely (z). zarif bir şekilde; şiddetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kasap). ön ayak ve yanındaki kısımlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sık sık vuku bulma, çok tekerrür etme; belirli bir zaman içinde tekerrür etme sayısı; (fiz). frekans. frequency modulation radyo frekans modülasyonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sık sık gitmek, çok uğramak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sık sık vuku bulan. frequently (z). sık sık. frequentness (i). sık sık vuku bulma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir yere sık gitme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (gram). tekrarlama bildiren; (i). tekrarlama gösteren fiil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. General Headquarters merkez, idare merkezi başkumandanlık karargahı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Giriş sinyaline bağlı otomatik resim geliştirme. En iyi izleme koşulları için.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dev gibi, deve ait; kocaman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kaz kanadı tüyü; tüy kalem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) otlak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tumturaklı söz. grandiloquent (s.) tumturaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) acayip, garip; kaba; (i.) soytarı. grotesquely (z.) acayip şekilde. grotesqueness (i.) acayiplik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (kim.) halojen, tuzveren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) soytarı, palyaço; (s.) alacalı, çok renkli; dış köşeleri yukarı kıvrık (gözlük). harlequinade' (i.) pandomima, palyaço oyunu; soytarılık .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony Sabit Disk Sürücü kaydedicileri 15Mbps hızında kayıt yapmanıza imkan tanır. Böylece, 9Mbps hızında kayıt yapan DVD-Video biçiminden daha yüksek kaliteli resim kayıtları yapabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) headquarters.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) karargâh; kumanda merkezi; merkez büro; merkezde çaIışanlar .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing)., (müz). altmış dörtlük nota, bir notanın altmış dörtte biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). but (bilhassa kesilmiş hayvanda), kaba et.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şatafatlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

HQ+, AVCHD DVD Handycam’ler için en yüksek kalite kayıt ayarıdır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

balkabağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. kapris, fantezi ve oynak parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. fotoğraf banyosunda kullanılan bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) intelligence quotient.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. eski halinde, evvelki gibi, statüko halinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kifayetsiz, yetersiz, liyakatsiz, elvermez, eksik, nakıs. inadequacy, inadequateness i. yetersizlik. inadequately z. kifayetsiz olarak, yetersiz bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. birbirini tutmayan, irtibatsız; mantıksız; konu dışı. incon'sequence i. mantıksızlık; irtibat sızlık. inconsequen'tial s. yersiz; önemsiz; irtibatsız incon'sequently z. konu dışı olarak; irtibatsız bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eşitsizlik, farklılık; değişebilirlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. insafsız, haksız, adalete aykırı. inequitably z. adaletsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. insafsızlık, haksızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nadir, az bulunur, her zaman olmayan, seyrek. infrequency i. seyreklik. infrequently z. seyrek olarak, nadiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. günah; kötülük; haksızlık, adaletsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. günahkar, haksız, kötü, kanuna aykırı. iniquitously z. günahkarca; haksızca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. resmi kontrol ve soruşturma. coroners inquest sebebi bilinmeyen ölümlere ait resmi soruşturma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rahatsızlık, sükunetsizlik; endişe, kaygı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sormak, sual etmek; aramak, araştırmak; soruşturmak, tahkikat yapmak. inquire about (a thing) (birşey) hakkında sual sormak. inquire after (a person) bir kimsenin hal ve hatırını sormak. inquiringly z. cevap beklercesine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sorgu, soruşturma, araştırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. soruşturma, araştırma; sorgu, sorguya çekme; b.h. Engizisyon mahkemesi. inquisitional s. Engizisyon veya soruşturma ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sual soran, meraklı, mütecessis. inquisitively z. merakla, tecessüsle. inquisitiveness i. meraklılık, tecessüs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. araştırma veya soruşturma yapan kimse; Engizisyon mahkemesi üyesi. Grand Inquisitor Engizisyon mahkemesi reisi. inquisitorial s. Engizisyona ait. inquisitorially z. Engizisyon kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony’nin yeni model DVD kaydedicilerinde kullandığı bu sistem görüntü ayarlarını ve diğer uygulamaları kendi yapay zekasıyla en uygun hale getirerek kullanmanızın önünü açıyor.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

IQ kayıt sistemi, Sony’nin ‘Akıllı’ ve ‘Kaliteli’ kayıt özelliklerini yansıtır. Bu özellikler arasında Yüksek Resim kalitesiyle Disk kaydı, Parça Listesi Arama, kullanımı kolay GUI ve çok formatlı kayıt bulunmaktadır ve hepsi birlikte maksimum rahatlık ve kullanım kolaylığı sağlamak üzere tasarlanmıştır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Uzaktan kumanda üzerinde, menü sistemi üzerinden kolay ve anlaşılır çalıştırma için ir joystik/imleç kumandası bulunur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dahili bir fotoğraf sensörü, ortam aydınlatma koşullarını kontrol eder ve resim parlaklığını otomatik olarak ayarlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Önceden ayarlanmış değerler, sesin, kişisel tercihlere uygun olarak kolayca ayarlanabilmesini sağlar. Dolby® donanımlı TV’lerde, uygun yayın sinyali alındığında otomatik olarak Dolby® Pro Logic® moduna geçilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Resmin farklı alanlarındaki en iyi kontrast oranını belirleyen bir Dinamik Dijital Resim Geliştirme işlemi. Düşük kontrastlı alanların işlenerek daha net, daha ayrıntılı bir görüntü elde edilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Irak. Iraqi (s.), (i.) Irak'a ait; Iraklı; Irak Arapçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir Kızılderili federasyonunun ismi: bu federasyona tabi bir fert.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) jakar. Jacquard loom desenli dokuma tezgâhı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meyanköküne benzer bir bitki, bot. Abrus praecatorius.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fulya, zerrin, bot. Narcissus jonquilla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) sarı vernik; reçineli her hangi bir vernik; vernikli tahta veya meşin iş; (f.) verniklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kapı veya pencere üzerine asılan süs, perde; ortaçağda miğferi muhafaza için üzerine sarılan kumaş parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eskiden Almanya'da ücretli piyade askeri; iskambil kâğıtları ile oynanan bir çeşit kumar oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Paris'te talebe ve ressamların oturdukları semt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Düz panel teknolojisinde likit kristaller iki cam tabaka arasında toplanır. Geçen elektrik akımı, küçük kristallerin ışığın geçmeyecek biçimde dizilmesini sağlar. Bu küçük likit kristallerin her biri bir pikseli yaratır ve görüntü oluşur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., gen. out ile bir alaşımdaki madenleri uygun bir sıcaklıkta ısıtıp birini eritmek suretiyle birbirinden ayırmak. liqua'tion i. bu suretle eritip ayırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. eritmek, sıvı haline koymak. liquefac'tion i. sıvı haline koyma veya gelme. liquefi'able s. eritilebilir, sıvı haline konulabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mayileşir, erimeye müsait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. likör, alkollü ve tatlı içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sıvı, su gibi akan, akıcı, akışkan: sulu, ıslak: şeffaf, berrak; paraya kolayca tahvil edilebilir; dilb. ''l ve r harfleri gibi yarım sesli; i. mayi, sıvı; yarım sesli harf. liquid air sıvı hava. liquid measure sıvı ölçeği. liquid oxygen, lox i.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ödeyip tasfiye etmek (borç), tediye etmek; tasfiye etmek (iş), işi kapatmak, likide etmek: argo öldürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tasfiye, işi kapatma, likidasyon go into liquidation tasfiye olunmak (firma).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıvılık, akışkanlık; akıcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sıvı haline koymak, sıvılaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. içki: sert içki: sıvı madde: su içinde eritilmiş ilâç, mahlul: et veya meyva suyu: f. içki veya mahlul ile tasfiye etmek: gen. up ile içki içirmek: içki içmek. the worse for liquor oldukça sarhoş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. licorice.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. lickerish.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. konuşkan, dilli, çeneli, geveze. loquaciously z. çok söyleyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağız kalabalığı, gevezelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yenidünya ağaç veya meyvası, maltaeriği, bot. Eriobotrya japonica.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tumturaklı, mübalaalı abartmalı (söz). magniloquence i. tantanalı ve belagatli söz söyleme. magniloquently z. mübalağalı bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. insan modeli, manken; kadın manken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., Fr. (mesleğinde) gayretli fakat başansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maki; b.h. İkinci Dünya Savaşında Nazilere karşı savaşan Fransız direnme örgütü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kapı önü tentesi; büyük çadır, otağ; afiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mobilyacılıkta kakma işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. marki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. markiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. markizet, bir çeşit ince dokuma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maskeli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aktörlerin maske giydikleri eski usul sahne oyunu; maskeli balo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. masker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. maskeli balo; maskeli balo kostümü; sahte tavır; f. maskeli eğlenceye katılmak; sahte tavır takınmak, olduğundan başka türlü görünmek. masquerader' i maskeli kimse, maskara, karnaval.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kuzey Amerika'ya mahsus baklagillerden bir çeşit ağaç veya çalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çekingen kimse, korkak adam, sümsük adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.yanlış aktarmak, birinin sözünü yanlış tekrarlamak.misquota'tion i.yanlış aktarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadife görünüşünde yünlü halı veya döşemelik kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cami, mescit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sivrisinek. mosquito fleet den., argo kücük harp gemilerinden meydana gelen donanma. mosquito net cibinlik. mosquito netting cibinlik kumaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital saklama alanınız dolana kadar kesintisiz yüksek kaliteli kayıt. Özellikler arasında ileri sarma, oynatma ve geri alma işlevlerinin yanı sıra, uzun kliplerin kısa bölümlere ayrılmasını sağlayan bir mod da bulunmaktadır. Bu sürüm 320 x 240 çözünürlük, saniyede 16,6 çerçeve çekim hızı sunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital saklama alanınız dolana kadar kesintisiz yüksek kaliteli kayıt. Özellikler arasında ileri sarma, oynatma ve geri alma işlevlerinin yanı sıra, uzun kliplerin kısa bölümlere ayrılmasını sağlayan bir mod da bulunmaktadır. Bu sürüm 320 x 240 çözünürlük, saniyede 16,6 çerçeve çekim hızı sunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital fotoğraf makinesiyle yüksek kaliteli kısa video ve ses dizileri kaydetmenizi sağlayan bir dijital video modu. MPEG Movie-HQ 320 x 240 çözünürlük, saniyede 16,6 çerçeve çekim hızı ve yüksek kaliteli ses sunmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir kimseyi üstün gösteren özellikler; bir tarikatın benimsediği doktrinlere göre gerçekleri görüş şekli; hüner, marifet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.), (huk.) takipsizlik kararı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) Mesele açık değil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(man.) ilgisiz sonuç, mantığa sığmayan sonuç: konuşulanla ilgisi olmayan söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (f.) meyilli, eğik, eğilmiş, eğri; dolaylı, ima yollu; (anat.) eğik (kas); (f.) meyletmek, sapmak; (ask.) eğik bir yönde gitmek. oblique angle (geom.) dik olmayan açı. oblique case (gram.) ismin hitap halinden ve yalın halinden başka herhangi b

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kötüleme, zemmetme, kınama, iftira etme, hakkında kötü söyleme, yerme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (çoğ.) cenaze törenleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) aşırı derecede itaatli, fazla boyun eğmiş; dalkavukluk eden. obsequiously (z.) dalkavukluk ederek. obsequiousness (i.) dalkavukluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) odalık, cariye, halayık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. donuk, şeffaf olmayan, kesif; elektrik veya sıcaklığı geçirmeyen; mantıksız, kolay anlaşılmaz; ahmak, mankafa. opaqueness i. şeffaf olmayış, do- nukluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tahtırevan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. parke, parke döşeme; tiyatroda orkestranın bulunduğu kısım ile. parter arasındaki yer; f. parke döşemek. parquetry i parke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rüzgâr çiçeği, bot. Anemone pulsatilla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. herkesin görebileceği bir yere yapıştırılmış hakaretli hicviye; f. hakkında hakaretli hiciv yazmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maaştan ayrı gelir; muntazaman verilen bahşiş; bir kimsenin hakkı olan imtiyaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bünye, vücut, beden yapısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., edeb. külhanbeyler veya sabıkalılar arasında geçen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pitoresk, resim konusu olmaya elverişli, renkli, etkili; güzel; canlı, kuvvetli (ifade). picturesquely z. pitoresk bir şekilde. picturesqueness pitoresk oluş; güzellik, canlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kısa boylu insan; değersiz kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mayhoş; etkileyici, cazip, tesirli, merak uyandırıcı. piquancy i. cazibe; mayhoşluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pike (kumaş).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. incinme, kırılma, darılma; f. hatırını kırmak, incitmek, darıltmak; tahrik etmek, kışkırtmak. pique oneself övünmek, kendini bir şey zannetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. bir çeşit kâğıt oyunu, piket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Estetik etkiyi matematiksel düzen bağıntılarıyla değil de, doğadaki gibi bir rastlantısallıkla elde etmeye çalışan her tür sanatsal tutumu niteler. 18.yy. İngiliz bahçe tasarımı, Yakın Çağda Pitoresk tutumun ilk örneklerini vermiştir. Bu dönemde doğanın Baroktaki gibi geometrik biçimde düzenlenmesi yadsınıp doğal öğeler kullanılarak “düzenlenmemiş”, “el değmemiş” doğa izlenimi yaratacak bahçeler oluşturulmaya çalışılmıştır. Aynı tutum hemen hemen zamandaş olarak resim sanatında da görülür. Bu anlayıştaki resimler doğayı bir yandan “olduğu gibi” yansıtmaya çabalarken öte yandan da onu “yabani” olmaktan uzaklaştırmışlardır. Dolayısıyla pitoreski Romantizmden bağımsız düşünmek olanaksızdır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süs tabağı; madeni levha veya rozet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr., den. pratika, karantinadan geçen gemiye verilen limana giriş izni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. önceden gerekli olan (şey).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yakınlık, hısımlık, akrabalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. su bitkisi olmayıp sulak veya rutubetli yer- lerde biten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Katar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. quod erat demonstrandum ispatı gereken şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. quartermaster.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. quantum sufficit gerektiği kadar (reçetelerde kullanılır).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. quantity, quart.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

argo, kıs. quiet on the q.t. gizlice.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, kıs. quart, queen, query, question.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. sıfatıyle, niteliğinde, mahiyetinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. ördek gibi bağırmak, ördek sesi çıkarmak; bağırarak manasızca konuşmak; i. ördek sesi, vak vak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. şarlatan hekim, sahte doktor; şarlatan kimse; s. şarlatan; f. şarlatanlık etmek. quack doctor şarlatan hekim. quack'ery i. şarlatanlık. quack'ish. s. şarlatanca. quack grass ayrık otu, bot. Agropyron repens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., matb. katrat; k.dili üniversite veya hapishane avlusu; İng., argo kodes, hapishane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. quadrangle, quadrat, quadruplet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

850 / 900 / 1800 / 1900 MHz’lik GSM frekansı desteği.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

850/900/1800/1900 MHz’lik GSM frekanslarında çalışan cep telefonları.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,i. kırk yaşında (kimse), kırk ile elli yaşları ara- sında (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., geom. dörtgen; avlu. quadrang'ular s. dört kenarlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mat. çeyrek daire; yükseklik ölçme aleti. quadran'tal s. çeyrek daireye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., matb. katrat; ekol. deneme için ayrılmış arazi parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., f. dört köşeli, murabba; i., anat. dördül kemik; astr. gökcisimlerinin dördün halindeki görünüşü; dördül şekil, kare; f., with ile uymak; uydurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dörtgen gibi; mat. ikinci dereceden. quadratics i. ikinci derece denklemlerden bahseden cebir dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir yapıda, tavan ya da duvar üzerine resmedilerek içinde yeraldığı mekânın devam ettiği yanılsamasını yaratan resim. Özellikle Barok iç mekân düzenlemelerinde çok sık biçimde uygulanmıştır. Örneğin, bir duvar boyunca uzanan gerçek boyutlarda bir mimari iç mekân perspektifi, quadratura sayılır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kare yapma; mat. alan hesabı; astr. dördün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., dört senede bir olan; dört sene süren. quadrennially z. dört senede bir. quadrennium i. dört senelik süre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. dörtbaşlı kas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. dört parçalı (çiçek yaprağı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -gae) eski Roma'da yan yana koşulmuş dört atlı ve çift tekerli araba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dört kenarlı; i. dörtgen, dörtkenar; ask. dört köşesi kaleli alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dört dilden, dört dil konuşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dört harften ibaret (kelime).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sekiz kişilik bir dans, kadril; kadril havası; kırk kâğıt ve dört kişi ile oynanan eski bir iskambil oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. katrilyon, 15 sıfırlı rakam; İng. 24 sıfırlı rakam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., mat. dört terimli (rakam).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dört kısımlı, dört taraflı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dört sesli (hoparlör sistemi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dört heceli kelime.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., kim. dört değerli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dört yönlü, dört yollu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ortaçağda dört yüksek ilim (geometri, astronomi, matematik ve müzik).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyükanne ve büyük babalarından biri zenci diğer üçü beyaz olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dört ayağı el şeklinde olan; dört elli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dört ayaklı (hayvan). quadrupedal s. dört ayaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,i., f. dört kat; i. bir şeyin dört misli; f. dörtle çarpmak, dört misli çoğaltmak veya büyütmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dörtlü, dörtlü grup; dördüzlerden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i.dört katlı; çift yönlü telgraf sistemine ait; telgraf sisteminde gönderici alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., dörtle çarpmak, dört misli artırmak; s. dört kat, dört misli; mat. dördüncü kuvvete yükselmiş; i. dört benzer şeyden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Roma'da idam cezası verme yetkisi olan hâkim; defterdar. quaestorship i. defterdarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. içmek, kana kana içmek; i. içim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bataklık, batak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden Güney Afrika'da bulunan ve zebraya benzer soyu tükenmiş bir yaban eşeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bataklık gibi, basınca çöken, gevşek ve yumuşak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. batak, bataklık: zor durum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yenilir bir deniz taragı, zool. Venus mercenaria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bıldırcın, zool. Coturnix coturnix.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yılmak, sinmek, ürkmek, cesaretini kaybetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. antika, yabansı, acayip, tuhaf, garip ve hoş. quaintly z. garipçe, acayip bir şekilde. quaintness i. antikalık, tuhaflık, acayip hoşluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. titremek; sallanmak; i., titreme, titreyiş, ürperme; sallantı; zelzele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kuveykır, Kardeş. Quaker meeting Kuveykırlara ait sessiz toplantı; şaka sessiz geçen herhangi bir toplantı. Quakerism i. Kuveykır mezhebi. Quakerly s. Kuveykır gibi, Kuveykır'a benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. düzeltilebilir, değiştirilebilir; ehliyet kespedebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ehliyet, liyakat, vasıf, meziyet; şart; kayıtlama, tadil, kısıtlama. He has all the qualifications. Bütün niteliklere sahiptir. It requires qual ification. Kısmen doğrudur. with many qualifications birçok meziyetlerle: birçok şartlarla, çok tered

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ehliyetli; şartlı, kısıtlı, sınırlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hak kazanmak, ehliyet kazanmak; ehliyet vermek; kısıtlamak, sınırlandırmak; değerlendirmek; nitelendirmek; hafifletmek; gram nitelemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. niteliğe ait, niteleyici, nitel. qualitative adjective niteleme sıfatı. qualitative analysis kim. nitel çözümleme, kalitatif analiz. qualitatively z. nitelik bakımından, nitel olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. nitelik, vasıf, keyfiyet; hususiyet, özellik, mahiyet; üstünlük; nevi, çeşit, sınıf; meziyet, artam; man. bir önermenin olumlu veya olumsuz hali; s. kaliteli; yüksek sosyeteye mensup. average quality orta nitelik. high quality yüksek kalite. o

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ansızın gelen gönül bulantısı; şüphe, karamsarlık, umutsuzluk; vicdan azabı, pişmanlık. qualms of con science vicdan azabı, bulunç ezinci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mide bulandırıcı; gönlü bulanır. qualmishly z. gönül bulandıracak surette. qualmishness i. göııül bulantısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şüphe, tereddüt, hayret, şaşkınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

çoğ., bak. quantum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mat. iki veya daha fazla birinci dereceden homogen değişkenlerden meydana gelmiş işlem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. miktarını belirtmek, ölçmek; man. bir önermenin niceliğini açıklamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. niceliğe bağlı olan, nicel. quantitative analysis kim. niceliğin tahlili, nicel çözümleme, kantitatif analiz. quantitatively z. nicelik bakımından, nicel olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nicelik; miktar; bir hecenin uzunluğu; mat. nicelik; müz. notanın uzunluğu; herhangi bir adet ifade eden işaret; mantıki nicelik; çoğ. büyük miktar, bolluk, çokluk. a negllgible quantity ehemmiyetsiz miktar. He buys in large quantities. Külliyetli

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mümkün olan niceliklerini bulmak; bir niceliğin katsayıları olarak göstermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ta) miktar, meblâğ; belirli miktar, pay, hisse; fiz. en ufak enerji birimi. quantum leap önemli bir atılım. quantum theory fiz. kuantum teorisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. karantina; f. karantinaya koymak, ayırmak. quarantine flag karantina bayrağı, bulaşıcı hastalık işareti olan sarı bayrak. quarantine period karantina müddeti. quarantine regulations karantina nizamları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. maddenin esası olduğu farzedilen ve kısmen elektrik yüklü olan üç çeşit zerrecikten herhangi biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tar. eskiden tatar yayı ile atılan ucu dört köşeli ağır ve kısa ok; taşçı kalemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ed, -ing veya -led, -ling) kavga etmek, çekişmek, bozuşmak; kusur bulmak; ağız kavgası etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kavga, çekişnıe, bozuşma. pick a quarrel kavga çıkarmak. take up a quarrel kavgaya iştirak etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kavgacı, ters, huysuz. quarrelsomely z. kavga etmeye meyilli olarak, kavgacı tavırla. quarrel someness i. kavgacılık, kavgacı tabiat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. baklava şeklinde pencere camı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. şahin veya atmaca ile tutulan av; av, şikâr; kovalanan herhangi bir kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. taş ocağı; f. taş ocağından kazıp çıkarmak; taş ocağı açmak. quarrier i. taş ocağı işçisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir litreye yakın hacim ölçüsü, galonun dörtte biri, kuart. liquid quart A.B.D. 0,946 litre; İng. 1,136 litre. dry quart A.B.D. 1,101 litre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskrimde bir vaziyet; piket oyununda dört kâğıtlık mütevali takım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dört günde bir olan dördüncüye ait; i., tıb. dört günde bir tutan sıtma gibi bir nöbet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. dörtte bir kısım, çeyrek; 25 sentlik sikke; senenin dörtte biri, üç aylık müddet; öğretim yılının dörtte biri; dördün, ay devri müddetinin dörtte biri; den. gemi bordasının kıça doğru her iki tarafı; kasabın kestiği hayvanın bir tarafının yarıs

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dört eşit kısma ayırmak, dörde bölmek; askeri kışlaya yerleştirmek; oturtmak, yerleştirmek; her tarafa koşup aramak (av köpeği).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üç ayda bir verilen ücret veya ödeme; kışla, karargâh; mesken bulma ücreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerikan futbolunda oyunu idare eden oyuncu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çeyrek final.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çeyrek saat, saat başından bir çeyrek evvel veya sonra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., den. kıç omuzluğuna doğru esen, kıçlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., z. üç ayda bir verilen veya olan; i. üç ayda bir yayımlanan mecmua; z. üç ayda bir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. iaşe subayı; den. serdümen, vardiya çavuşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir ölçünün dörtte biri; İng. dört librelik (1,8 kg) ekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., matb. dört yapraklı ve on altı sayfalı forma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çift fazlı (cereyan), birbirinden 90 derece farklı (iki cereyan).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (bir kütüğü) uzunlamasına dörde biçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden silah olarak kullanılan bir kadem boyunda sopa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. dört ses veya dört çalgıya mahsus müzik parçası; böyle çalgı çalan veya şarkı söyleyen dört kişi, dörtlü; dört kişiden ibaret takım. double quartet sekiz kişilik takım. male quartet dört erkekle kurulan okuyucu takımı. mixed quartet iki erke

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kartil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. (kıs. 4to veya 4 ) tabakayı dört yaprağa bölen; i. tabakaların dört yaprağa yani sekiz sayfaya bölünmesinden meydana gelen kitap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuvars, türlü silislerin genel adı. quartz crystal kuvars kristali, elektronik cihazlarda kullanılan kuvars. quartz if'erous s. bileşiminde kuvars bulunan. quartz'ite i. kuvarsit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. çok uzakta olan ve çok kuvvetli radyo dalgaları gönderen gökcismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., huk. iptal etmek, feshetmek, kaldırmak, bozmak; ezmek, bastırmak, mahvetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s. güya, sanki; s. gibi, yarım. quasicontract i. sözleşme olmqadan varmış gibi kanunun koyduğu mecburiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek benzeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. acıağaç, kavasya, bot. Quassia amara; ecza. bu ağaçtan yapılan acı bir ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dördüncü; dörtlü, dörtten ibaret: b.h., jeol. en son zamana ait; i. dörtlü takım; b.h. en son jeolojik zaman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dört şey veya kişiden ibaret takım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dört mısralı şiir, rubai, dörtlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mimari süsleme sanatında dört yapraktan ibaret şekil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. on beşinci yüzyıl (özellikle o devrin İtalyan sanat ve edebiyatı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. titremek, titrek sesle şarkı söylemek; i. titreme; ses titremesi; İng., müz. sekizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rıhtım, iskele. quay'age i. iskele ücreti, rıhtım parası; rıhtımlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sürtük kadın, adi ve terbiyesiz kadın, orospu; İskoç. genç kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. midesi bulanmış; bulandırıcı; midesi kolayca bulanan; titiz, müşkülpesent, kılı kırk yarar; nazik, tehlikeli. queasiness i. mide bulanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., kraliçe; arı beyi (ana arı); satranç vezir, ferz; briç kız; A.B.D., argo ibne; f. kraliçe yapmak. Queen Anne's lace yabani havuç, bot. Daucus ca- rota. queen bee arı beyi. queen cell üreme için arıların arı beyine kovanda yaptıkları hususi ye

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. acayip, tuhaf, garip, yadırganan; şüpheli, muammalı; argo kalp, sahte; argo homoseksüel; f., argo bozmak, tesirini bozmak. queer'ish s. acayipçe. queer'ly z. tuhaf ,şekilde. queer'ness i. tuhaf hallilik, acayiplik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bastırmak, ezmek, boyun eğdirmek, mağlup etmek; yatıştırmak, yumuşatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. söndürmek, bastırmak; tatmin etmek, hararetini gidermek, kandırmak (susuzluk); su ile soğutmak; sönmek; yatışmak. quench'able s., söndürülür, bastırılır. quench'less s. sönmez, söndürülmesi güç; tatmin edilmez, kandırılmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ahçı. bir çeşit tavuk veya dana köftesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. siyah meşenin kabuğundan alınan sarı bir boya tozu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., meşeye ait, meşeyle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Birleşik Amerika'ya mahsus bir çeşit siyah meşenin iç kabuğu; bu kabuktan çıkarılan sarı boya ve tanen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sual soran kimse; soruşturucu kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. el değirmeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ,sikâyetci, titiz, bir şeyi beğenmez, ters huylu, söylenen. querulously z. sikayet edercesine. querulousness i. şikayetçilik, söylenme huyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. sual, sorgu; şüphe; soru işareti; f. sormak; sorguya çekmek; doğruluğundan şüphe etmek; soru işareti koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. macera; arama, araştırma; tahkik, soruşturma, tetkik; f. araştırmak; havlayarak av izini aramak (köpek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sual sormak, sorguya çekmek; şüphe etmek; karşı gelmek, inkâr etmek. questionlngly z. sorgu yolu ile .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şüpheli, şüphe götürür; kati olmayan; kararlaştırması zor. questionableness i. şüpheli hal. questlonably z. şüpheli surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

,questionary i. anket; form, belge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. soru, sual; mesele, bahis; şüphe; sorgu, muhakeme, istintak; sorulan şey; teklif, önerme; mevzu, madde; sorma. question mark soru işareti. a general question huk. bir şahide bütün bildik- lerini söylemesini. emreden sual. a leading question verilece

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. quaestor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uzun ve göz alıcı renkte tüyleri olan Orta Amerika'ya mahsus bir kuş, zool. Pharomacrus mocinno.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. başın arka tarafından sarkan saç örgüsü; sıra bekleyen insan veya araba dizisi, kuyruk; f., İng. kuyruga girmek; dizilip sıra beklemek. queue up kuyruğa girmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. savma cevap; iki manalı söz, kaçamaklı söz; f.kaçamaklı cevap vermek; önemsiz mesele üzerinde durmak; tartışma konusu yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,i., z. çabuk, seri, hızlı, tez, süratli; keskin, anlayışlı; işlek, faal; tez elden; titiz, çabuk kızan; gebe, hamile; eski hayatta, canlı, diri; i. tırnak altındaki hassas et; his; z. çabucak, süratle, hemen. quick returns çabuk gelen kazanç. as quic

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. canlandırmak, diriltmek; tembih etmek, uyandırmak; hızlandırmak, çabuklaştırmak; neşelendirmek, heveslendirmek, şevke getirmek; canlanmak, dirilmek, zindeleşmek; rahimde hayat belirtisi göstermek; hızlanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. seri ateşli (top).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şiddetli soğukta çabuk dondurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sönmemiş kireç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bataklık kumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. köklü bitkilerden veya çalılardan oluşmuş çit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. keskin nazarlı, keskin gözlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. civa; sır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hızlı askeri yürüyüş; hareketli dans.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çabuk kızar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zeki, çabuk anlar, çabuk cevap verir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Lat bir şey. quid pro quo başka bir şeyin yerini tutan şey, karşılık, bedel. tertium quid üçüncü gelen şey, iki zıt şeyin arasına giren üçüncü şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing., argo bir sterlin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağızda çiğnenen tütün parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mahiyet, nitelik, öz; ehemmiyetsiz şey, gereksiz itiraz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Lat. her şeyi bilme merakında olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

İsp. Kim bilir?

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. istirahatte, hareketsiz, sakin; uyuşuk. quiescence i. sükunet, sükun, istirahat. quiescently z. yavaşça, sükunetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sessiz, sakin; hareketsiz, rahat, asude; nazik, yumuşak huylu, tatil, uslu; gösterişsiz, yumuşak. quietly z. yavaşça, sessizce, hareketsizce. quietness i. sessizlik, sükut, telaşsızlık, sükunet, rahat, asayiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. susturmak; kandırmak, yatıştırmak. quiet down susmak, yatışmak, sakinleşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rahat, huzur, asayiş, sessizlik, sükut, hareketsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. akıl ve iradenin dünyevi olaylara tamamen ilgisiz kalarak yalnız Tanrı düşüncesine daldığı dinsel bir mistisizm şekli; gönül ve fikir rahatlığı. quletist i. bu felsefe taraftarı kimse. quietistic s. bu felsefeye göre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gonül rahatlığı, sükunet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. susturma, bastırma; öldürücü darbe; hesabın ödenip kapanması. give one his quletus birini kovup susturmak veya öldürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. fitilli dikmek; makaraya sarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iri ve sert tüy; içi boş olan tüy sapı; içi boş sap veya buna benzer şey; tüy kalem; kirpi dikeni; müz. çalgıcının mızrabı; kamıştan yapılmış çalgı borusu; makara. quill driver yazar. quill feather iri ve sert tüy. quill pen tüy kalem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yorgan; yorgan gibi pamuklu veya yünlü örtü; f., içine pamuk doldurup yorgan yapmak; yorgan gibi dikmek. quilt İng. i. yorgan yapma; yorgancı işi; yorganlık malzeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. beşli (takım).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayva, ayva ağacı, bot. Cydonia oblonga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir kare içinde her köşede ve ortada birer olmak üzere beş şeyin düzenlenmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. on beş yıla veya on beşinci yıldönümüne ait; i. on beşinci yıldönümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kinin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. elli yaşında, elli yaşlarında olan (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. beş senede bir; beş sene süren; i. beş sene süren veya beş senede bir olan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. anjin, bademcik iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bazı iskanbil oyunlarında aynı türden beş kağıdın üst üste bir oyuncuya gelmesi; müz. beş nokta aralığı; k.dili beşizlerden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yüzlük ağırlık ölçüsü; 100 kiloluk ağırlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. beşinci; tıb. beş günde bir olan; i., tıb. beş günde bir tutan nöbet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öz, hulasa, herhangi bir maddenin özü. quintessen'tial s. özlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. kuintet; beş kişilik grup veya takım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. 18 sıfırlı rakam; ing. 30 sıfırlı rakam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. beş kat, beş misli; f. beş misli yapmak veya olmak, beş misli artırmak veya artmak. quintuplet i. beş şeyden meydana gelen takım; beşiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alaylı şaka, hazır cevap, nükteli söz; garip hareket; acayip şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. 24 tabakalık kağıt destesi; iç içe katlanmış kağıt tabakası. in quires ciltlenmemiş, forma halinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. acayiplik; tuhaf hareket; alaylı hareket; kaçamak cevap; yazı süsü; mim. kabartmalı süslemede aralık veya girinti. quirky s. hareketli; oyuncaklı; dolambaçlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Roma şehrinin yedi tepesinden biri; bu tepe üzerinde yapılmış kral sarayı; İtalya'da krallık yönetimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kısa at kamçısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. istilâcıların aleti olarak memleketini yöneten vatan haini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ted, -ting) s., i. bırakmak, geçmek, vaz geçmek; kesilmek, durmak, dinmek; gitmek; terketmek; k.dili işten ayrılmak; ödemek; s. kurtulmuş, serbest; arı; i. bırakma, terketme. be quits k.dili hesaplaşmış olmak. cry quits yeter artık demek. double or

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ayrık otu, botç Agropyron repensç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. özellikle gayri menkul mülkün talep ve dava haklarından tamamen vaz geçme; ibraname; f. haklarından vaz geçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. tamamen, bütün bütün, her yönüyle, gerçekten, hakikaten; k.dili epey. quite a bit, quite a lot epeyce; pek çok defa. quite a man harika adam. quite a view şahane manzara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Quito, Ekvador'un başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski derebeylik sisteminde bir mülkün kirasını ödeyerek başka her türlü görevden bağışık olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. affolunma, borçtan veya yükümden kurtuluş, temize çıkma; aklama belgesi, ibraname, alındı, makbuz; bedel, ücret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işi tamamen terkeden kimse, işten çekilen kimse; sözünden dönen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at toynağındaki irinli yara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ok kılıfı, sadak; okluk; bir kılıf içindeki oklar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. titremek, titreşmek; i. titreme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Kim o gelen? Kimdir o? (nöbetçi sorusu). on the qui vive uyanık, kulağı kirişte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, -ical s. donkişotvari, saçma şekilde romantik. quixotically z. donkişotçasına. quixotism i. don- kişotluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-zed, -zing) küçük imtihan; sorgu; alay, eğlence; acayip kimse; çok soru soran kimse; eşek şakası; f. sorguya çekmek; imtihan etmek; İng. alay etmek. quiz program radyoda bilgi yarışması. quizzing glass tek camlı gözlük, monokl.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tuhaf, garip, gülünç; şakacı, takılan. quizzically z. şaka olarak, takılarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden Peru yerlileri tarafmdan bir yere haber gönderilirken habercinin ayrıntıları unutmaması için eline verilen yer yer düğümlenmiş renkli ipler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng., argo hapishane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat., bak. Q.E.D.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Laf., bak. q.v.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. duvarın dış köşesi; köşeye mahsus taş veya tuğla parçası; matb. harfleri çerçeve içinde tutmaya mahsus takoz; f. harfleri çerçeve içinde takoz ile tutturmak; özel taşlarla duvar köşesi yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. oyunda atılan yassı demir halka; ,coğ. halka oyunu; f. yassı demir halka atar gibi atmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sabık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çelik) baraka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir meclis veya kurulda işin yürütülebilmesi için bulunması gereken üyelerin sayısı, nisap, yetersayı; seçkin kimselerden meydana gelmiş kurul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hisse, pay; belirli sayı veya miktar, kontenjan, kota.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aktarma yolu ile söylenebilir, aktarılabilir. quotabil'ity i. aktarmaya uygun olma. quotably z. aktarılacak surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aktarma, aktararak söyleme; aktarılan söz; tic. piyasa, cari fiyat.quotation marks tırnak işareti, ...'' closing quotation kapanış borsa fiyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. aktarmak, aktarma yolu ile söylemek, birinin sözünü tekrarlamak; tic. (fiyat) söylemek; piyasa fiyatını söylelemek; matb. tırnak içine almak; i., k.dili aktarılmış söz; tırnak işareti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., eski dedim, dedi (Bu fiilin başka kipi yoktur. Özne daima fiilden sonra gelir: quoth 1, quoth he).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., her günkü, her gün olan; i. her gün olan şey; her gün tutan sıtma nöbeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mat. bölüm; bir niceliğin diğerinde kaç kere olduğunu belirten sayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. Ne hak ile? Hangi yetkiyle? q.v. kıs. quod vide müracaat, buna bakınız, b., bk. rabbin'ical s hahamlara veya öğrettikleri şeylere ait

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

320×240 piksel çözünürlüğe sahip ekran.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. racket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bırakmak, terketmek, -den vazgeçmek, -den elini çekmek; feragat etmek, davasından vazgeçmek. relinquishment i. terk, feragat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. azizlerden kalma kemik gibi kalıntı ve andaçların saklandığı mahfaza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., Lat. fosil, taşıl, bot. eski devirlere ait kalıntı; ark. tarihten evvelki zamandan kalma taş aletler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. rica, dilek, niyaz, temenni, istirham; revaç, talep; istenilen şey; f. rica etmek, yalvarmak, niyaz etmek, istirham etmek, dilemek. a request for help yardım dileme. by request rica üzerine. grant a request bir ricayı kabul etmek. in great requ

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Katoliklerde ölülerin ruhu için dua; müz. bu duaya mahsus ilahi; bir ölünün hatırasına yapılan merasim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. Huzur içinde yatsın. Allah rahmet eylesin. (kıs. R.l.P.).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. muhtaç olmak, ihtiyaç göstermek, gerekli bulmak; istemek, talep etmek. requirement i. gerek, icap, ihtiyaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. lazım, gerekli, zaruri, elzem (şey).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. talep, isteme, resmi emir; f. talep etmek, istemek, resmen istemek; mükellefiyete tabi tutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karşılığını verme, mukabele, karşılık, lâyığını verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. karşılığını yapmak veya vermek; mükâfat veya ceza vermek; telafi etmek, acısını çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kalkan, çıkan, yükselen, ilerleyen; büyüyen, yetişen; i. yükseliş, ilerleyiş; isyan, ayaklanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. edebe aykırı, açık saçık, uygunsuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ortaçağ Roman mimari üslubuna ait, Roman; i. Roman mimari tarzı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Rokfor peyniri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. i. kroke oyununda kendi topunu başka topa vurdurmak; i. topu topa vurdurma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çatalkuyruklu balina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bol dikilmiş kadın veya çocuk ceketi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. heykel gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yan dönük

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng., müz . on altılık nota, iki çengelli nota.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) sequel; sonra gelen, arkası, müteakıp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) başkasına tabi olma eğiliminde olan; tutarlı, uygun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) devam; son, sonuç, netice.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. Iae) (Lat.), (tıb.) bir hastalığı izleyen anormal durum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ardışıklık; ardıllık, bir birini izleme; sıra, düzen; seri; sonuç, etki; (müz.) ardıllık, artardalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) ardışık, ardıl, birbirini izleyen; (i.) sonuç, netice, etki. sequen'tial (s.) seri meydana getiren; ardışık. sequentially (z.) sonucu olarak, neticesinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) ayırmak, tecrit etmek; (huk.) haczetmek, el koymak, müsadere etmek. sequester oneself tenha bir yere çekilmek. sequestrate (f.) el koymak; kamulaştırmak. sequestra'tion (i.) zapt, müsadere, el koyma; inziva, köşeye çekilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. tra) (tıb.) nekroza uğramış kemik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eski Venedik Cumhuriyetinin altın sikkesi; pul, payet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sekoya, (bot.) Sequoia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek bir buçuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) yüz ellinci seneye ait; (i.) yüz ellinci yıldönümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) uzun kelimeler kullanmaya meraklı (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. uzun ve dar bir meyva tipi, hardalsı meyva.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lakap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendi kendine konuşma. soliloquize f. kendi kendine konuşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sayıklama, uykuda konuşma; sayıklanan sözler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. sequence, square.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. the following ones.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. güvenin yavrusu; bodur kimse; minder; sedir; s. bodur; kuluçkadan yeni çıkmış. squabbish, squabby s. bodur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kavga etmek, hadise çıkarmak; matb. bozmak dağıtmak (hurufat); i. kavga, arbede, dırıltı, hırgür. squabbler i. kavgacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. takım, ekip, küçük grup; birkaç erden meydana gelen asker grubu, müfreze. squad car telsizli polis devriye arabası. football squad futbol takımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. süvari bolluğu; ufak donanma, filo; hava filosu; f. bölük bölük tanzim etmek; filo teşkil etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kirli, pis, murdar, bakımsız, sefil. squalidity, squalidness i. sefillik. squalidly z. sefalet içinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. hırçın bir çocuk gibi bağırmak, yaygara koparmak; i. yaygara, vaveylâ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bora, kasırga, ani ve şiddetli fırtına; k.dili. karışıklık; f. fırtına çıkmak. squall line meteor soğuk dalgasının önünde ilerleyen kasırga hattı squally s. fırtınalı, boralı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bakımsızlık, pislik, miskinlik, sefalet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ mae) biyol. pul, pul gibi şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üstü pul pul olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. israf etmek, boş yere harcamak, colloq. çarçur etmek; i. israf, boş yere harcama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. kare, dört köşeli, dik açılı; omuzları enli; doğru, âdil, insaflı; namuslu; tam, kesirsiz; tam, açık; (argo) modadan habersiz, gençlik fikirlerine karşı koyan, eski kafalı; z., k.dili. doğru, dosdoğru; tam yerinde, isabetli. square dance dör

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kare, dördül: gönye, T cetveli, iletki; şehir içindeki meydan veya küçük park; etrafı dört sokakla sınırlanmış arsa, ada; iki sokak arasında mesafe; (dama tahtasında) hane; mat. bir sayının ikinci kuvveti, kare; (argo) yeniliklerden habersiz ve b

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dört köşeli hale getirmek; doğrultmak, doğru tutmak (bilhassa omuzları); uydurmak; uygun kılmak; ödeşmek, hesabını temizlemek; mat. ikinci kuvvete çıkarmak, karesini almak; (argo) rüşvet ile ağzını kapatmak. square away hazırlamak. square off m

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot., zool. sert pullu, sıkı ve sert.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. squash

sp. duvar topu

Özel bir odada tek başına veya iki kişiyle oynanan, topu bir raketle duvardaki belirli bölgeye atıp dönüşte çizgilerle belirlenmiş oyun alanına düşürme esasına dayanan bir oyun.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kabak. winter squash helvacıkabağı, balkabağı, bot. Cucurbita maxima.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. ezip pelte yapmak, ezmek; yürürken suya veya çamura basar gibi ses çıkarmak; bastırmak: sıkıştırmak; i. ağır ve yumuşak bir şeyin düşmesi; pelte, pelte gibi ezilmiş şey; bina içinde raketle oynanılan bir çeşit top oyunu; şap sesi; vıcık vı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (-ted, -ting) s., i. çömelmek: çökmek; izinsiz olarak bir yere yerleşmek, gecekondu yaparak yerleşmek; çömeltmek; s. bodur; çömelmiş; i. çömelme; izinsiz yerleşme. squat'ty s. bodur; kısa ve kalın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir mülkü işgal eden kimse; gecekondu yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kuzey Amerika kızılderilisi kadın; (argo) kız kadın. squaw man kızılderili bir kadınla evlenip onun kabilesinde yaşayan beyaz erkek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. acı acı bağırmak, viyaklamak; k.dili. şikâyet etmek; i. acı ve ince ses; k.dili. şikâyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrikle çalışan çağırma hoparlörü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şikâyetçi; hoparlör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. ciyak ciyak bağırmak; cırlamak; gıcırdamak (kapı, menteşe veya ayakkabı); (argo) sırrı açıklayarak ihanet etmek; cırlatmak; gıcırdatmak; i. ciyak ciyak bağırma; cırlama; gıcırdama. squeak through zar zor başarabilmek. narrow squeak k.dili

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cızırtılı, gıcırtılı. squeakily z. gıcırdayarak. squeakiness i. gıcırdama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. domuz gibi ses çıkarmak; cıyaklamak, haykırmak, bağrışmak; cırtlak veya cızırtılı ses çıkarmak; (argo) suç ortaklarını ele vermek, ihanet etmek; mırıldanmak, söylenmek; i. domuz sesi; cıyaklama; haykırış, bağrışma. squealer i. böyle ses çıkar

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iğrenen, çabuk tiksinen; titiz, iffet taslayan; midesi çabuk bulanan. squeamishly z. iğrençlikle. squeamishness i. iğrençlik, tiksinti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ıslak tahta döşeme veya pencereyi silmek için kullanılan kenarı lastikli alet; fotoğrafları kurutmak için kullanılan lastik silindir; f. lastik süpürge ile fazla suyunu akıtarak kurulamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. sıkmak, ezmek; sıkıştırıp tıkmak; kısmak; sıkıştırıp sızdırmak (para); sıkıştırmak; yaş kağıtla kalıbını çıkarmak; i. sıkma, sıkıştırma; yaş kâğıtla çıkarılan kalıp. in a squeeze zor durumda. squeeze bottle sıkıştırılınca içindekiler boşalan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. susturmak, bastırmak, tesirsiz hale getirmek; k.dili. ani cevaplarla susturmak; çamurda yürürken ayak sesi çıkarmak; i. susturucu cevap; çamurda ayak sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-bed, -bing) fişek, maytap; dinamite konulan emniyet fitili; hiciv; f. fişek atmak; hiciv söylemek veya yazmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ufak cins mürekkepbalığı, supya; kalamar, zool. Loligo vulgaris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. okunması mümkün olmayan kısa elyazısı ibare, anlamsız çizgi. squiggly s. eğri büğrü, kargacık burgacık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. adasoğanı, bot. Scilla maritima; yaban soğanı; yıldız sümbülü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. köşe kemeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., s. gözlerini kısarak bakmak, gözlerini yarı kapamak; yan bakmak; şaşı olmak; toward (ile) meyletmek, eğiliminde olmak; i. şaşılık; gözlerini kısma; dolaylı eğilim; s. şaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şaşı gözlü; yan bakan; taraf tutan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. şövalye silâhtarı; İngiltere'de şövalyelikten bir derece asağı rütbe; İngiltere'de köy eşrafından olan kimse; Amerika'da avukatlık veya yargıçlık eski ünvanı; büyük bir adamın uşağı; kavalye; f. refakat etmek. squireling i. küçük bey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kıvranmak; kıpır kıpır kıpırdanmak; i. kıvranış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sincap European squirrel sincap, zool. Sciurus vulgaris flying. squirrel uçan sincap. squirrely s. A.B.D., (argo) kafadan çatlak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. fışkırtmak, fışkırmak; i. fışkırma veya fışkırtma; şırınga; fıskıye; fıskıyeden fışkıran su; k.dili. kendini beğenmiş çocuk veya genç. squirt gun oyuncak su tabancası; püskürtme şırıngası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

acıdilek, eşekhıyarı, bot. Ecballium elaterium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. heykel gibi heybetli ve vakarlı statuesquely z. heybetle. statuesqueness i. heybetlilik, vakar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. su altında bulunan; su altında oluşan; su altında kullanılan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arkası gelme, sonradan gelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sonra gelen, sonraki; sonuç olarak izleyen. subsequently z. sonradan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

3000 ile 30000 arasındaki megasikl şeridiÇ

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. teknik, yordam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Meksika'da içilen bir kaktüs likörü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) su ve karadan ibaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) ikisi ortası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başa sıkıca oturan kenarsız bir kadın şapkası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. burma madenden gerdanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. boynu halkalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mak. devir meydana getiren kuvvet, dönme momenti; bazı sıvı ve billurlardan geçme sonucunda polarılmış ışık düzleminde meydana gelen dönel etki; bak. torc.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kan akıntısını durdurmak için kola veya bacağa sarılan sıkı sargı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sakin, rahat, asude; durgun, sessiz; gönlü rahat tranquil'lity i. sükun. tranquilly z. sükunetle tranquilness i. sükunet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sakinleştirmek, sakinleşmek, yatıştırmak, yatışmak. tranquiliza'tion i teskin etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. müsekkin, yatıştırıcı şey; teskin edici ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç taraflı, üç köşeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. sen de (hasmı aynı suç ile itham etmek için kullanılır).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kanada'ya mahsus bir çeşit örme kukulete.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. firuze, türkuvaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aynı zamanda her yerde mevcut, hazır ve nazır. ubiquitously z. her zaman bulunarak. ubiquitousness i. her yerde hazır olma veya bulunma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aynı zamanda her yerde veya bir çok yerlerde mevcut olma; başı ve sonu olmadan mevcut olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(radyo) 300 ile 3000 megasikl arasında frekans, kıs. uhf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uyuşamayan; sıkıcı, tatsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fethedilemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eşitsiz, eşit olmayan; düzensiz; to (ile) yetersiz; haksız, adalete aykırı; birbirinden farklı, aynı vasıfta olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dengi bulunmayan, eşsiz, eşi bulunmaz; üstün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şüphesi olmayan; tek manalı; sarih. unequivocally z. su göturmez bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok ziyaret edilmeyen; insan ayağı bas- mamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek, yegane, bir tane, eşsiz, emsalsiz; nadir. uniquely z. eşsiz derecede. uniqueness i. eşsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ehliyetsiz, uygun nitelikleri olmayan; şarta bağlı olmayan; tam, kesin. unqualifiedly z. şartsız olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. söndürülmez, bastırılamaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. münakaşa kaldırmaz; şüphe götürmez, muhakkak. unquestionably z. şüphesiz olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. muhakkak, şüphesiz; soruşturulmamış, sorgusuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rahatsız, huzursuz; huzursuzluk yaratan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. aktarılan parçanın sonuna tırnak işareti koymak, tırnak işaretini kapamak. quote unquote onun sözleriyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karşılık görmeyen, karşılıksız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir cins irlanda veya iskoç viskisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yenmek, altetmek, mağlup etmek, hakkından gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çoban, sığırtmaç, kovboy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vantrlogluk. ventriloquist i. vantrlog.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

yeşil somaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by