Qua ne demek? | Qua anlamı nedir? | Qua

Qua anlamı nedir?

Qua ne demek?

Qua anlamı nedir?

Qua | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

z. sıfatıyle, niteliğinde, mahiyetinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). haberdar etmek, bilgi vermek, malumat vermek. be acquainted with tanımak, şahsen bilmek. acquaint oneself with öğrenmek, aşinallk peyda etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tanıdık, bildik; iyi bilme; haber, bilgi, malumat; tanış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ahbaplık , tanışıklık, aşinalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ehliyet, yetenek, kifayet, yeterlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uygun, ehven, elverişli, kifayetli, yeterli.adequately (z). layıkıyle adequateness (i). yeterlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). antika meraklısı, eski eserler uzmanı; (s). antika şeylere ait. an'tiquary (i). antika meraklısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). eskitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çok eski; modası geçmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Lat). su. aqua fortis kezzap, nitrik asit. aqua regia kezzap ile tuz ruhu bileşiminden meydana gelen altın eritmeye mahsus bir sıvı. aqua vitae alkol, ispirto, sert içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). müzik eşliğinde su revüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). su altında kullanılan oksijen tüpü, skuba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akuamarin, mavimsi yeşil renkte olan bir ziynet taşı; mavimsi yeşil renk,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). su altında yaşayarak araştırma yapan bilgin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). su kayağı, deniz surat motorlarının arkasına takılıp üstüne binilen tahta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). suluboya resim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akvaryum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (astr). Kova Burcu, Saka takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). suda yaşar; suya ait,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (güz). (san). bakır levhaları kezzap ile özel bir şekilde işleyip suluboya resim gibi resim yapma metodu; bu şekilde yapılmış resim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mat. dördüncü kuvvet. biquadrat'ic s. dördüncü kuvvetten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. her üç ayda bir iki defa görülen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ABD). eğitici toplantı serisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). eş; (s). eşit, müsavi; akran, denk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). Fortunella türünden erik büyüklüğünde bir cins portakal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (tıb). pulları dökülmek, pul pul olup dokülmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yetkisiz kılma, yetkisizlik, salâhiyetsizlik, ehliyetsizlik; oyundan çıkarma cezası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yetkisini elinden almak (ceza olarak); oyun oynama hakkını elinden almak; ödul alma hakkını iptal etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). deprem, yer sarsıntısı, zelzele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Malabo.

Nüfus: 410.000.

Yüzölçümü: 28.051 km2.

Komşuları: Güneyde Gabon, Doğuda ve Kuzeyde Kamerun.

Önemli Şehirleri: Malabo.

Din: Çoğunluk Katolik.

Dil: İspanyolca (resmi), Fang, Bubi.

Yönetim Biçimi: Geçiş Dönemi.

Tarih: 15 yy.da Portekizlilerce ele geçirilen Fernando Po adası (bugünkü Bako) 1778’de İspanya’ya devredildi. 12 Ekim 1968’de bağımsız oldu. Anakaradaki Rio Muni eyaleti ile ada arasındaki çekişmeler sonucu 1969’da bir dizi ayaklanma çıktı. 1972’de anakaradan Masre Nguema Biyogo ömür boyu, devlet başkanı oldu.

Masre’nin hükümdarlığı, ulusu iflasa sürükleyen, Afrika’nın en vahşi yönetimidir. Ağustos 1979’da bir askeri darbe ile görevinden uzaklaştırıldı. Darbenin lideri Teodoro Mbasogo devlet başkanı oldu.

21 Kasım 1993’te yapılacak seçimlere razı oldu. İktidar partisi tek başına galip geldi ancak muhalefet partileri, hile yapıldığı iddiası ile seçimleri boykot etti.

Devlet büyük ölçüde dış yardımlara dayalı olarak varlığını sürdürmektedir.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) düzgün, düzenli, muntazam; sakin, yerinde. equable climate ılıman iklim. equable style düzgün üslûp equable temper yumuşak huy. equabil'ity (i.) yumuşaklık, ılımlılık. equably (z.) tatlılıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (ed veya -Ied, -ing veya -ling)eşit olmak, bir olmak; eşdeğerde olmak,muadili olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) eşit, müsavi, aynı bir; eşdeğerli, muadil; dengeli muvazeneli; ehil olan; to ile akran emsal, eş; yeterli; aynı miktarda.equal to the task işin ehli. The cities are equal in size. Şehirler aynı büyüklüktedir. equal sign eşit işareti (=).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eşitlik müsavat; akranlık, aynılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) eşitlemek, birbirineeşit hale getirmek equalizer (i.) eşitlik sağlayan araç veya kimse; argo tabanca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) eşit olarak, müsavi olarak,aynı derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) itidal, ılım,temkin, sükun, vakar. equa'nimous (s.) ılımlı,mutedil, sakin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) eşitlemek, müsavi kılmak,eşit olarak göstermek, eşit saymak, denklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) denklem, muadele,eşitleme. equation of time zaman denklemi.algebraic equation cebirsel denklem. cubic equation (mat.) üçüncü derece denklem.differential equation (mat.) farklı denklem. quadratic equation (mat.) ikinci derece denklem. simple equation

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ekvator.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) ekvator ile ilgili; ekvatoral; (i.), (astr.) iki eksen üzerinde dönen ve eksenlerinden biri dünyanın eksenine paralel olan teleskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir devletin diğer bir devletin konsolosunu tanıdığını gösterir belge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kasap). ön ayak ve yanındaki kısımlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) karargâh; kumanda merkezi; merkez büro; merkezde çaIışanlar .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing)., (müz). altmış dörtlük nota, bir notanın altmış dörtte biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). but (bilhassa kesilmiş hayvanda), kaba et.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

balkabağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kifayetsiz, yetersiz, liyakatsiz, elvermez, eksik, nakıs. inadequacy, inadequateness i. yetersizlik. inadequately z. kifayetsiz olarak, yetersiz bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eşitsizlik, farklılık; değişebilirlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony’nin yeni model DVD kaydedicilerinde kullandığı bu sistem görüntü ayarlarını ve diğer uygulamaları kendi yapay zekasıyla en uygun hale getirerek kullanmanızın önünü açıyor.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) jakar. Jacquard loom desenli dokuma tezgâhı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Paris'te talebe ve ressamların oturdukları semt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., gen. out ile bir alaşımdaki madenleri uygun bir sıcaklıkta ısıtıp birini eritmek suretiyle birbirinden ayırmak. liqua'tion i. bu suretle eritip ayırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. konuşkan, dilli, çeneli, geveze. loquaciously z. çok söyleyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağız kalabalığı, gevezelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yenidünya ağaç veya meyvası, maltaeriği, bot. Eriobotrya japonica.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mayhoş; etkileyici, cazip, tesirli, merak uyandırıcı. piquancy i. cazibe; mayhoşluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. su bitkisi olmayıp sulak veya rutubetli yer- lerde biten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. ördek gibi bağırmak, ördek sesi çıkarmak; bağırarak manasızca konuşmak; i. ördek sesi, vak vak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. şarlatan hekim, sahte doktor; şarlatan kimse; s. şarlatan; f. şarlatanlık etmek. quack doctor şarlatan hekim. quack'ery i. şarlatanlık. quack'ish. s. şarlatanca. quack grass ayrık otu, bot. Agropyron repens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., matb. katrat; k.dili üniversite veya hapishane avlusu; İng., argo kodes, hapishane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. quadrangle, quadrat, quadruplet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

850 / 900 / 1800 / 1900 MHz’lik GSM frekansı desteği.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

850/900/1800/1900 MHz’lik GSM frekanslarında çalışan cep telefonları.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,i. kırk yaşında (kimse), kırk ile elli yaşları ara- sında (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., geom. dörtgen; avlu. quadrang'ular s. dört kenarlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mat. çeyrek daire; yükseklik ölçme aleti. quadran'tal s. çeyrek daireye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., matb. katrat; ekol. deneme için ayrılmış arazi parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., f. dört köşeli, murabba; i., anat. dördül kemik; astr. gökcisimlerinin dördün halindeki görünüşü; dördül şekil, kare; f., with ile uymak; uydurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dörtgen gibi; mat. ikinci dereceden. quadratics i. ikinci derece denklemlerden bahseden cebir dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir yapıda, tavan ya da duvar üzerine resmedilerek içinde yeraldığı mekânın devam ettiği yanılsamasını yaratan resim. Özellikle Barok iç mekân düzenlemelerinde çok sık biçimde uygulanmıştır. Örneğin, bir duvar boyunca uzanan gerçek boyutlarda bir mimari iç mekân perspektifi, quadratura sayılır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kare yapma; mat. alan hesabı; astr. dördün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., dört senede bir olan; dört sene süren. quadrennially z. dört senede bir. quadrennium i. dört senelik süre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. dörtbaşlı kas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. dört parçalı (çiçek yaprağı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -gae) eski Roma'da yan yana koşulmuş dört atlı ve çift tekerli araba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dört kenarlı; i. dörtgen, dörtkenar; ask. dört köşesi kaleli alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dört dilden, dört dil konuşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dört harften ibaret (kelime).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sekiz kişilik bir dans, kadril; kadril havası; kırk kâğıt ve dört kişi ile oynanan eski bir iskambil oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. katrilyon, 15 sıfırlı rakam; İng. 24 sıfırlı rakam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., mat. dört terimli (rakam).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dört kısımlı, dört taraflı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dört sesli (hoparlör sistemi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dört heceli kelime.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., kim. dört değerli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dört yönlü, dört yollu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ortaçağda dört yüksek ilim (geometri, astronomi, matematik ve müzik).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyükanne ve büyük babalarından biri zenci diğer üçü beyaz olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dört ayağı el şeklinde olan; dört elli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dört ayaklı (hayvan). quadrupedal s. dört ayaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,i., f. dört kat; i. bir şeyin dört misli; f. dörtle çarpmak, dört misli çoğaltmak veya büyütmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dörtlü, dörtlü grup; dördüzlerden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i.dört katlı; çift yönlü telgraf sistemine ait; telgraf sisteminde gönderici alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., dörtle çarpmak, dört misli artırmak; s. dört kat, dört misli; mat. dördüncü kuvvete yükselmiş; i. dört benzer şeyden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Roma'da idam cezası verme yetkisi olan hâkim; defterdar. quaestorship i. defterdarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. içmek, kana kana içmek; i. içim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bataklık, batak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden Güney Afrika'da bulunan ve zebraya benzer soyu tükenmiş bir yaban eşeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bataklık gibi, basınca çöken, gevşek ve yumuşak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. batak, bataklık: zor durum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yenilir bir deniz taragı, zool. Venus mercenaria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bıldırcın, zool. Coturnix coturnix.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yılmak, sinmek, ürkmek, cesaretini kaybetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. antika, yabansı, acayip, tuhaf, garip ve hoş. quaintly z. garipçe, acayip bir şekilde. quaintness i. antikalık, tuhaflık, acayip hoşluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. titremek; sallanmak; i., titreme, titreyiş, ürperme; sallantı; zelzele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kuveykır, Kardeş. Quaker meeting Kuveykırlara ait sessiz toplantı; şaka sessiz geçen herhangi bir toplantı. Quakerism i. Kuveykır mezhebi. Quakerly s. Kuveykır gibi, Kuveykır'a benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. düzeltilebilir, değiştirilebilir; ehliyet kespedebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ehliyet, liyakat, vasıf, meziyet; şart; kayıtlama, tadil, kısıtlama. He has all the qualifications. Bütün niteliklere sahiptir. It requires qual ification. Kısmen doğrudur. with many qualifications birçok meziyetlerle: birçok şartlarla, çok tered

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ehliyetli; şartlı, kısıtlı, sınırlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hak kazanmak, ehliyet kazanmak; ehliyet vermek; kısıtlamak, sınırlandırmak; değerlendirmek; nitelendirmek; hafifletmek; gram nitelemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. niteliğe ait, niteleyici, nitel. qualitative adjective niteleme sıfatı. qualitative analysis kim. nitel çözümleme, kalitatif analiz. qualitatively z. nitelik bakımından, nitel olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. nitelik, vasıf, keyfiyet; hususiyet, özellik, mahiyet; üstünlük; nevi, çeşit, sınıf; meziyet, artam; man. bir önermenin olumlu veya olumsuz hali; s. kaliteli; yüksek sosyeteye mensup. average quality orta nitelik. high quality yüksek kalite. o

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ansızın gelen gönül bulantısı; şüphe, karamsarlık, umutsuzluk; vicdan azabı, pişmanlık. qualms of con science vicdan azabı, bulunç ezinci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mide bulandırıcı; gönlü bulanır. qualmishly z. gönül bulandıracak surette. qualmishness i. göııül bulantısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şüphe, tereddüt, hayret, şaşkınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

çoğ., bak. quantum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mat. iki veya daha fazla birinci dereceden homogen değişkenlerden meydana gelmiş işlem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. miktarını belirtmek, ölçmek; man. bir önermenin niceliğini açıklamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. niceliğe bağlı olan, nicel. quantitative analysis kim. niceliğin tahlili, nicel çözümleme, kantitatif analiz. quantitatively z. nicelik bakımından, nicel olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nicelik; miktar; bir hecenin uzunluğu; mat. nicelik; müz. notanın uzunluğu; herhangi bir adet ifade eden işaret; mantıki nicelik; çoğ. büyük miktar, bolluk, çokluk. a negllgible quantity ehemmiyetsiz miktar. He buys in large quantities. Külliyetli

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mümkün olan niceliklerini bulmak; bir niceliğin katsayıları olarak göstermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ta) miktar, meblâğ; belirli miktar, pay, hisse; fiz. en ufak enerji birimi. quantum leap önemli bir atılım. quantum theory fiz. kuantum teorisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. karantina; f. karantinaya koymak, ayırmak. quarantine flag karantina bayrağı, bulaşıcı hastalık işareti olan sarı bayrak. quarantine period karantina müddeti. quarantine regulations karantina nizamları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. maddenin esası olduğu farzedilen ve kısmen elektrik yüklü olan üç çeşit zerrecikten herhangi biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tar. eskiden tatar yayı ile atılan ucu dört köşeli ağır ve kısa ok; taşçı kalemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ed, -ing veya -led, -ling) kavga etmek, çekişmek, bozuşmak; kusur bulmak; ağız kavgası etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kavga, çekişnıe, bozuşma. pick a quarrel kavga çıkarmak. take up a quarrel kavgaya iştirak etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kavgacı, ters, huysuz. quarrelsomely z. kavga etmeye meyilli olarak, kavgacı tavırla. quarrel someness i. kavgacılık, kavgacı tabiat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. baklava şeklinde pencere camı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. şahin veya atmaca ile tutulan av; av, şikâr; kovalanan herhangi bir kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. taş ocağı; f. taş ocağından kazıp çıkarmak; taş ocağı açmak. quarrier i. taş ocağı işçisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir litreye yakın hacim ölçüsü, galonun dörtte biri, kuart. liquid quart A.B.D. 0,946 litre; İng. 1,136 litre. dry quart A.B.D. 1,101 litre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskrimde bir vaziyet; piket oyununda dört kâğıtlık mütevali takım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dört günde bir olan dördüncüye ait; i., tıb. dört günde bir tutan sıtma gibi bir nöbet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. dörtte bir kısım, çeyrek; 25 sentlik sikke; senenin dörtte biri, üç aylık müddet; öğretim yılının dörtte biri; dördün, ay devri müddetinin dörtte biri; den. gemi bordasının kıça doğru her iki tarafı; kasabın kestiği hayvanın bir tarafının yarıs

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dört eşit kısma ayırmak, dörde bölmek; askeri kışlaya yerleştirmek; oturtmak, yerleştirmek; her tarafa koşup aramak (av köpeği).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üç ayda bir verilen ücret veya ödeme; kışla, karargâh; mesken bulma ücreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerikan futbolunda oyunu idare eden oyuncu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çeyrek final.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çeyrek saat, saat başından bir çeyrek evvel veya sonra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., den. kıç omuzluğuna doğru esen, kıçlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., z. üç ayda bir verilen veya olan; i. üç ayda bir yayımlanan mecmua; z. üç ayda bir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. iaşe subayı; den. serdümen, vardiya çavuşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir ölçünün dörtte biri; İng. dört librelik (1,8 kg) ekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., matb. dört yapraklı ve on altı sayfalı forma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çift fazlı (cereyan), birbirinden 90 derece farklı (iki cereyan).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (bir kütüğü) uzunlamasına dörde biçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden silah olarak kullanılan bir kadem boyunda sopa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. dört ses veya dört çalgıya mahsus müzik parçası; böyle çalgı çalan veya şarkı söyleyen dört kişi, dörtlü; dört kişiden ibaret takım. double quartet sekiz kişilik takım. male quartet dört erkekle kurulan okuyucu takımı. mixed quartet iki erke

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kartil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. (kıs. 4to veya 4 ) tabakayı dört yaprağa bölen; i. tabakaların dört yaprağa yani sekiz sayfaya bölünmesinden meydana gelen kitap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuvars, türlü silislerin genel adı. quartz crystal kuvars kristali, elektronik cihazlarda kullanılan kuvars. quartz if'erous s. bileşiminde kuvars bulunan. quartz'ite i. kuvarsit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. çok uzakta olan ve çok kuvvetli radyo dalgaları gönderen gökcismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., huk. iptal etmek, feshetmek, kaldırmak, bozmak; ezmek, bastırmak, mahvetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s. güya, sanki; s. gibi, yarım. quasicontract i. sözleşme olmqadan varmış gibi kanunun koyduğu mecburiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek benzeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. acıağaç, kavasya, bot. Quassia amara; ecza. bu ağaçtan yapılan acı bir ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dördüncü; dörtlü, dörtten ibaret: b.h., jeol. en son zamana ait; i. dörtlü takım; b.h. en son jeolojik zaman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dört şey veya kişiden ibaret takım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dört mısralı şiir, rubai, dörtlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mimari süsleme sanatında dört yapraktan ibaret şekil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. on beşinci yüzyıl (özellikle o devrin İtalyan sanat ve edebiyatı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. titremek, titrek sesle şarkı söylemek; i. titreme; ses titremesi; İng., müz. sekizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rıhtım, iskele. quay'age i. iskele ücreti, rıhtım parası; rıhtımlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. elli yaşında, elli yaşlarında olan (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. azizlerden kalma kemik gibi kalıntı ve andaçların saklandığı mahfaza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çatalkuyruklu balina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng., müz . on altılık nota, iki çengelli nota.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) başkasına tabi olma eğiliminde olan; tutarlı, uygun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. güvenin yavrusu; bodur kimse; minder; sedir; s. bodur; kuluçkadan yeni çıkmış. squabbish, squabby s. bodur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kavga etmek, hadise çıkarmak; matb. bozmak dağıtmak (hurufat); i. kavga, arbede, dırıltı, hırgür. squabbler i. kavgacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. takım, ekip, küçük grup; birkaç erden meydana gelen asker grubu, müfreze. squad car telsizli polis devriye arabası. football squad futbol takımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. süvari bolluğu; ufak donanma, filo; hava filosu; f. bölük bölük tanzim etmek; filo teşkil etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kirli, pis, murdar, bakımsız, sefil. squalidity, squalidness i. sefillik. squalidly z. sefalet içinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. hırçın bir çocuk gibi bağırmak, yaygara koparmak; i. yaygara, vaveylâ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bora, kasırga, ani ve şiddetli fırtına; k.dili. karışıklık; f. fırtına çıkmak. squall line meteor soğuk dalgasının önünde ilerleyen kasırga hattı squally s. fırtınalı, boralı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bakımsızlık, pislik, miskinlik, sefalet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ mae) biyol. pul, pul gibi şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üstü pul pul olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. israf etmek, boş yere harcamak, colloq. çarçur etmek; i. israf, boş yere harcama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. kare, dört köşeli, dik açılı; omuzları enli; doğru, âdil, insaflı; namuslu; tam, kesirsiz; tam, açık; (argo) modadan habersiz, gençlik fikirlerine karşı koyan, eski kafalı; z., k.dili. doğru, dosdoğru; tam yerinde, isabetli. square dance dör

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kare, dördül: gönye, T cetveli, iletki; şehir içindeki meydan veya küçük park; etrafı dört sokakla sınırlanmış arsa, ada; iki sokak arasında mesafe; (dama tahtasında) hane; mat. bir sayının ikinci kuvveti, kare; (argo) yeniliklerden habersiz ve b

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dört köşeli hale getirmek; doğrultmak, doğru tutmak (bilhassa omuzları); uydurmak; uygun kılmak; ödeşmek, hesabını temizlemek; mat. ikinci kuvvete çıkarmak, karesini almak; (argo) rüşvet ile ağzını kapatmak. square away hazırlamak. square off m

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot., zool. sert pullu, sıkı ve sert.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. squash

sp. duvar topu

Özel bir odada tek başına veya iki kişiyle oynanan, topu bir raketle duvardaki belirli bölgeye atıp dönüşte çizgilerle belirlenmiş oyun alanına düşürme esasına dayanan bir oyun.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kabak. winter squash helvacıkabağı, balkabağı, bot. Cucurbita maxima.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. ezip pelte yapmak, ezmek; yürürken suya veya çamura basar gibi ses çıkarmak; bastırmak: sıkıştırmak; i. ağır ve yumuşak bir şeyin düşmesi; pelte, pelte gibi ezilmiş şey; bina içinde raketle oynanılan bir çeşit top oyunu; şap sesi; vıcık vı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (-ted, -ting) s., i. çömelmek: çökmek; izinsiz olarak bir yere yerleşmek, gecekondu yaparak yerleşmek; çömeltmek; s. bodur; çömelmiş; i. çömelme; izinsiz yerleşme. squat'ty s. bodur; kısa ve kalın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir mülkü işgal eden kimse; gecekondu yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kuzey Amerika kızılderilisi kadın; (argo) kız kadın. squaw man kızılderili bir kadınla evlenip onun kabilesinde yaşayan beyaz erkek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. acı acı bağırmak, viyaklamak; k.dili. şikâyet etmek; i. acı ve ince ses; k.dili. şikâyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrikle çalışan çağırma hoparlörü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şikâyetçi; hoparlör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. boynu halkalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eşitsiz, eşit olmayan; düzensiz; to (ile) yetersiz; haksız, adalete aykırı; birbirinden farklı, aynı vasıfta olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dengi bulunmayan, eşsiz, eşi bulunmaz; üstün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ehliyetsiz, uygun nitelikleri olmayan; şarta bağlı olmayan; tam, kesin. unqualifiedly z. şartsız olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by