Rad ne demek? | Rad anlamı nedir? | Rad

Rad anlamı nedir?

Rad ne demek?

Rad anlamı nedir?

Rad | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. A.). Gök gürlemesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رعد] gökgürültüsü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomatik Bant Genişliği Kontrollü (Automatic Bandwidth Control – ABC) radyo, yakın frekanslı istasyonlardan kaynaklanan bozulma parazitlerini en aza indirerek daha iyi yayın kalitesi sunar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) aşındırmak, yemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی الانفراد] birer birer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

every now and then.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

every so often.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

occasionally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Küçük bir çeşit mancınık ki, hareket eden tekerlek üzerine konulurdu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). ata binmiş gibi bacaklan birbirinden ayn olarak, eyere binmiş olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kasetin hızlı ileri/geri sarılması ya da CD/MiniDisc değişimleri sırasında otomatik olarak radyoya geçmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).. korkuluk, parmaklık, tırabzan parmaklığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Belgrad, Yugoslavya'nın başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «berd» den imüb.). Su, şerbet vesaireyi soğutmaya mahsus kap, karlık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bacaklarını ayırarak binmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bakterilerle ayrışabilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altogether.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Erkek kardeş, ahi. mec. Dost, muhib.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brother. buddy. mate. man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brother. old fellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برادر] erkek kardeş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kardeş çocuğu, yeğen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kardeşçe, kardeşliğe mensup ve müteallik: Birâderâne muamele = Kardeşçe muamele: Birâderâne görüşüyoruz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit varilci keseri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ince ve küçük başlı çivi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. biz, kalem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meantime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incidentally. meanwhile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by the way. among other things. in the meantime. meanwhile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

here. in this place. in this quarter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

here.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

here.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from here. from this place. from hence. hence. herefrom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

away. hence. from here.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dostluk, arkadaşlık, yoldaşlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

akdiken kabuğundan elde edilen müshil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yüz dereceye bölünmüş; santigrat termometreye ait. centigrade thermometer santigrat termometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Çekirge.

2.Yağmacı topluluk. Cerâd-ül-bahr = Teke denilen deniz hayvancığı. Buna kanatlı bir çeşit balık diyenler de vardır. •


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جراد] çekirge.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (tek). sessiz sinema oyunu, pandomimle bir kimsenin diğerlerine bir kelime ve ismi anlatmaya çalıştığı salon oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Uzak Doğu'da yabancı firmalar hesabına çalışan yerli acente.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arkadaş, yoldaş. comradeship (i). arkadaşlık.--*

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). radyo dalgalarını casuslara karşı korumak için kullanılan sistem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yalanlamak, tekzip etmek, aksini iddia etmek; karşı olmak, tezat teşkil etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aykırılık, çelişme; yalanlama. a contradiction in terms sözlerde çelişme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). inkâr ve tekzip manasında; aykırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fark, zıt oluş, aksi. in contradistinction to -in aksine olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). zıddı ile tefrik etmek, ayırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (jeol). yıpranmak aşınmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beşik; beşiğe benzer iskele veya çerçeve; ot toplamak için tırpana eklenen parmaklık; (den). karada filika için dayak. cradlesongi ninni rob the cradle (k.dili). yaşça kendinden çok küçük birisi ile gezmek veya evlenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ihtimamla muhafaza etmek, korumak, sakınmak; beşiğe yatırmak; parmaklıklı tırpanla ot biçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güçlükle, ancak, uc uca: Trene daradar yetiştik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tenzil, indirim, indirme; rütbe tenzili; rezalet; düşme, sukut; (güz). (san). uzak görünmesi için tonu hafifletme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). alçaltmak, rezil etmek; rütbesini indirmek; derece itibariyle alçalmak, bozulmak. degrading (s). alçaltıcı, haysiyet kırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Tonlarla, taramalarla vb. ile dereceli etkilerin yaratılması.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gözü dönmüş haydut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ferd). Ferdler, kişiler, (bk.) Ferd, efrat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [افراد] fertler, bireyler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. Kürd). Kürdler. (bk.) Kürt.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

isp. altın ülkesi diye şairlerce hayal edilen bir Güney Amerika ülkesi; altınlarla donanmış yalancı cennet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) saçmak, yaymak, neşretmek (ışın).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kökünden söküp atmak, defetmek; mahvetmek yok etmek eradica'tion (i.) yok etme. erad'icator (i.) kökünden söken ve yok eden kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. éradication

yok etme

Ortadan kaldırmak.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. vird). Virdler. (bk.) Vird.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اوراد] dualar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). suçluları iade etmek veya ettirmek. extraditable (s). iade edilebilir(suçlu). extradition (i). suçluları iade.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mim). bir kemerin dış çevresi; kemer sırtı, kubbe sırtı, bir kemerin tümsekli yüzeyi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The standard unit of electrical capacity; the capacity of a condenser whose charge, having an electro-motive force of one volt, is equal to the amount of electricity which, with the same electromotive force, passes through one ohm in one second; the capac

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of capacitance that stores one coulomb of electrical charge when one volt of electrical pressure is applied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The unit of electrical capacitance, the capacitance of a condenser between the plates of which there is a difference of potential of 1 volt when it is charged by a quantity of electricity equal to 1 coulomb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of capacity that will store one coulomb of electrical charge when one volt of electrical pressure is applied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The unit of capacitance; one coulomb per volt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The capacitance of a capacitor in which a charge of 1 coulomb produces a change of 1 volt in the potential difference between its terminals The Farad is the unit of capacitance in the mksa system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The unit for capacitance A capacitor that stored one coulomb of charge with one volt across it will have a value of one farad. the basic unit of capacitance A capacitor has a value of one farad when it can store one coulomb of charge with one volt across

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The basic unit of capacitance A capacitor has a capacitance of 1F when a charge of 1 Volt across the capacitor produces a current of 1 Ampere through it Named after Michael Faraday 2.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Unit of capacitance whereby a charge of one coulomb produces a one volt potential difference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A farad is the measure of capacitance One farad is equal to 1 coulomb of charge between two terminals causing one volt of potential difference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The basic unit of capacitance A capacitor has a capacitance of 1F when a charge of 1 volt across the capacitor produces a current of 1 ampere through it Named after Michael Faraday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The unit of electrical capacitance; the energy storing capacity of a capacitor. unit of measure of capacitance Named after Farad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The unit of capacity of a capacitor Capacitors in our industry are rated in microfarads. the basic unit of capacitance A capacitor has a capacitance of 1 farad when a voltage change of 1 volt per second across it produces a current of 1 ampere. the SI uni

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The unit of capacitance 'F' This is a very large value and the most common units are microfarad and nanofarad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The unit of capacitance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of electrical capacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The SI unit of capacitance A farad is the capacitance of a capacitor in which a charge of 1 coulomb produces a potential difference of 1 volt between the terminals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The standard unit of capacitance Abbreviated as F A voltage change of one volt per second produces a current of one amp across a one-farad capacitance The farad is too large a unit for practical application, so two smaller units are generally used The mic

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The basic unit of capacitance A capacitor has a value of one farad when it can store one coulomb of charge with one volt across it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Unit of electrical capacity; capacity of a condenser which, when charged with one coulomb of electricity, gives difference of potential of one volt. the capacitance of a capacitor that has an equal and opposite charge of 1 coulomb on each plate and a volt

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). elektrik kuvvetini ölçmeye mahsus bir ölçü birimi, farad. faradiza'tion (i). (tıb). endüklenmiş elektrik akımiyle tedavi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tek tek, teker teker: Ferâde, feride selâm ederim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. firdevs). Firdevsler, cennetler, (bk.) Firdevs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Çok kısa dalga boyundaki elektromanyetik radyasyon.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Cep telefonu şebekesi üzerinden veri transferi sağlayan paket temelli servistir. GPRS en iyi koşullarda maksimum 32 – 48 kbps veri aktarımına olanak sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), A.B.D., (k.dili) mezun kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (güz.) (san.) farkedilmez bir şekilde renk değiştirmek; derecelere ayırmak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) derece derece çıkma veya inme; sıralama; derece, merhale; (güz.) (san.) bir tondan diğer bir tona tedricen geçme; (müz.) perde değiştirme; (dilb.) sesli harfi tedricen değiştirme. gradational (s.) derece derece, tedrici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) derece, mertebe, tabaka; cins; sınıf; meyil (yol); A.B.D. okul sınıfı; not (ders, imtihan); A.B.D. rütbe; f sınıflandırmak, tasnif etmek, derecelere ayırmak; tonları tanzim etmek; aynı seviyeye getirmek, tesviye etmek (yol); yolu kazıyarak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) meyil, irtifa; yokuş; yükselme veya düşme; (fiz.) değişim öIçüsü; (s.) derece derece değişen; (zool.) yürüyebilen .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tedricen yükselen sıralar, basamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the proper degree. grade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) tedrici, derece derece; kademeli. gradualism (i.) siyasi veya toplumsal değişiklikerin tedrici olarak uygulanması prensibi. gradually (z.) derece derece, ted.ricen

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) diploma vermek; diploma almak, mezun olmak; derecelere ayırmak; derecelere aynlmak; tedricen değişmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) mezun kimse, diplomalı kimse; dereceli sıvı öIçeği; (s.) mezunlara ait; dereceleri olan. graduate school üniversite mezunlannı öğrenci olarak kabul eden fakülte. graduate student ihtisas yapan öğrenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mezun olma, diploma alma, diploma dağıtımı, öIçü bardağı üstündeki derece işareti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Latince veya Yunanca vezin sözlüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yüksek kaliteli, üstün vasıflı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yabanturpu, bayırturpu, yabani lahana, acırga, karaturp, bot. Armoracia lapathifolia. horseradish tree banağacı, bot. Moringa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yıpranarak işe yaramaz hâle gelmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ferd» den masdar). Tek ve yalnız bırakma, ayırma, (edebiyat) Tek mısrâ yazma, söyleme veya kullanma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sökülemez, kökünden çıkarılamaz, giderilmesi olanaksız. ineradicably z. sökülüp atılmaz surette, çıkarılamaz surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ferd» den masdar). Herkesten ayrılıp tek ve yalnız kalma. Alelinfirâd = Kendi başına, ayrı olarak, tek tek, her biri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انفراد] bir başına kalma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bir başına bırakılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) yavaş yavaş birbirine karışmak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mim.) kemerin asıl iç kavsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ایراد] getirme, söyleme. 2.gelir, kazanç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. irâdât).

1.İsteme, dileme, meram etme, Fars. hâhîş.

2.Bir büyük kimsenin emri, hüküm, ferman: Nasıl irade buyurursanız öyle yapalım. Iride-i İlâhiyye = Allah’ın emrj. İrâde-i cüz’iyye = Allah tarafından insanlara verilmiş olan akıl ve irade, Mukabili: Irâde-i külliyye ki, Allah’ın elindedir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

will. willpower. spine. volition. fiat. freedom. self-control.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volition. will. willpower. desire. command. decree. edict buyruk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decree. will. desire. command. willpower. behest. decision. edict. enactment. freedom. pleasure. will power. volition. writ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اراده] istek. 2.buyruk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) irade, ferman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.İstem. 2.Emir. 3.(bkz.İstem).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

declaration of intention. expression of one's will.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Zihin faaliyetini iradeye bağlı gören doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. psikoloji), iradenin kontrolünde olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İrade sahibi. 2.İsteyerek yapılan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strong willed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strong-willed. resolute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strong-willed. resolute. forceful. volitional. voluntary. moral action. strong minded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İradesi olmayan.

2.Yapılması isteyerek olmayan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weak. irresolute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weak. irresolute. involuntary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weakness of mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «irâde» ile bir olduğu halde dilimizde kullanma yeri ayrıdır). Kalbte hissolunan istek, rıza arzu: İnsan irâdetinde hürdür. Kendi irâdetiyle = Gönül isteğiyle, bilip isteyerek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ارادت] isteme, istek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «irâde» den imen.) (mü. irâdiyye). Iradetle alâkalı, irâdetle vâki olan, bilip isteyerek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volitional. voluntary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

willkürlich.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ışık saçan, ışıldayan, parlak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) aydınlatmak, tenvir etmek: zihnini açmak; üzerine saçmak (sevgi, sevinç); röntgen ışınlarına tutmak. irradia'tion (i.) parlaklık, ışık verme; zihnin aydınlanması; ısı saçılması; röntgen ışınlarına tutma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. istitrâdât). Aslı bahis konusu olmayıp bir münasebetle, söz arasında söylenen fikir, hatıra: İstitrâd yoluyla söylenmiştir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استطرادا] sırası gelmişken.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. istitrâdiyye). Istitrâda ait veya istitrâd yoluyla söylenilen: Fıkra-i istitrâdiyye. bk. istitrâd.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اطراد] ritm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Aynı üslûpta ve tarzda gidiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir üslûpta gitmeyen, hiçbir kaideye tâbî olmayarak tertipsiz giden: Havalar bu kış pek ittiradsız gidiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Usulsüz, tertipsiz, düzensiz olmak; birbirini tutmazlık: Havanın bu yazki ittiradsızlığı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.9 elinden her iş gelen kimse, becerikli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Katrat.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (ünlem), Al. arkadaş; ( ünlem )Alman askerinin teslim sözü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

montenegro. montenegrin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Montenegro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black sea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black widow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black mulberry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kayın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brother-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brother-in-law. maugh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İspanyolca’dan). Latin Amerika’da, yabancı şirketlerle yeril üretici arasında, aracılık eden şahıs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comprador. local agent for a foreign business. collaborationist. quisling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuruyup zayıflamış veya eskiyip yıpranmış, işe yaramaz, bitmiş: Kurada beygir, kılıç, ev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Kanada’da bir yarımadanın adından, jeoloji).

1.Plapiyoklaz serisinden olan alüminyum kalsiyum ve sodyum silikatı.

2.Atlas Okyanusu’nda bir su akıntısı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A region of British America on the Atlantic coast, north of Newfoundland. the mainland part of the province of Newfoundland and Labrador in the eastern part of the large Labrador-Ungava Peninsula in northeastern Canada.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the mainland part of the province of Newfoundland and Labrador in the eastern part of the large Labrador-Ungava Peninsula in northeastern Canada.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Labrador.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Labrador yarımadası. Labrador current Labrador akıntısı. labradorite (i.), Labrador spar en iyisi Labrador'da bulunan rengarenk bir çeşit feldispat, labrador.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. maskeli balo; maskeli balo kostümü; sahte tavır; f. maskeli eğlenceye katılmak; sahte tavır takınmak, olduğundan başka türlü görünmek. masquerader' i maskeli kimse, maskara, karnaval.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vürûd»dan imef.)

1.istek.

2.Maksat: Bu sözden murâdın nedir? Lafz-ı murâd = MAnâsı düşünülmeksizin yalnız lâf etmek için söylenen kelime.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A) [مراد] istek, arzu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Arzu, istek, dilek. Maksat meram. Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «redf» den if.) (mü. mürâdife). (bk.) Müterâdlf.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Murad).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ridf» ten if.) (mü. müterâdife). Bir mânâya gelen, mânâsı bir olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرادف] eşanlamlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مترادف] eşanlamlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Murâdına, isteğine erişememiş, murâd alamamış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نامراد] muradına ermemiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Onuruyla tanınmış ad.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ora.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

there. thereat. therein. yon. yonder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

there. yonder. in that place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

there. therein.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from there. thence. therefrom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thence. from there.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from there. thence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gösteri, numayiş, alay, tören, geçit resmi; ask. yoklama için askerlerin sıra ile geçmesi; geçit resmi yapılan meydan; gezinti yapılan yer. parade ground tören meydanı. parade rest askerlerin rahat vaziyetinde kalmaları. make a parade of gösteriş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gösteriş yapmak; tören için askeri sıraya dizmek; saflar halinde geçirmek; gösteriş yapmak için dolaşmak; kibirle göstermek; gösteri yaparak sokakları dolaşmak; yoklama veya talim için toplanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Bazı tiyatroların en üst kattaki en ucuz yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the upper balcony. the gallery (of a theater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the upper balcony. the gallery (of a theater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. örnek, numune; gram çekim listesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. paradigme

1. değerler dizisi,

2.örnek,

3.db. dizi

1. Belirli bir alanda çalışan bilim adamlarının paylaştığı ortak değerler ve anlayışlar dizisi. 2.Durum ve niteliği benimsenmeye değer kimse veya şey. 3.Aynı söz dizimsel bağlam içinde birbirinin yerini alabilecek olan ve güçlü bir karşıtlık bağlantısı kuran ögelerin oluşturduğu bütün.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paradigm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paradigm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paradigm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paradigm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cennet, Aden, cennet bahçesi; cennet gibi yer. fool's paradise boş emeller üzerine kurulmuş mutluluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kökleşmiş kanaatlere, bilgilere aykırı olarak ileri sürülen ve yadırganan düşünce.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. paradoxe

1. aykırı düşünce,

2.çelişki

1. Kökleşmiş inanışlara aykırı olarak ileri sürülen düşünce.

2.Söylenilen sözlerin, yapılan davranışların birbirini tutmaması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paradox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paradox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paradoxical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pradoxical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paradoxical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pradoxical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. paradoks, mantığa aykırı görünen fakat hakikatte doğru olabilen düşünce; birbirini tutmaz sözler; birbirine aykırı söz ve davranışlar; karakterinde birbirine aykırı hususlar olan kimse. paradox'ical s mantığa aykırı görünen. paradox'ically z. birbir

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., i., (eski) belki, olabilir, şayet, kazara; muhtemelen; i. şüphe; belirsizlik; tahmin, ihtimal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., zool. insan ve ayı gibi butun tabanına basarak yuruyen; i. tabanına ağırlık vererek yurüyen hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. üniversiteden mezun olduktan sonraki tahsile ait; i. doktora talebesi, üniversiteden mezun talebe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. râd = gök gürlemesi, Fars. endâhten = atmak). Gök gürlemesi gibi şiddetli ses çıkaran, gürleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). Elektromanyetik dalgalar yardımıyla çok uzaklardaki şeyleri gösteren cihaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

measuring instrument in which the echo of a pulse of microwave radiation is used to detect and locate distant objects.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An instrument used to detect precipitation by measuring the strength of the electromagnetic signal reflected back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for RAdio Detection And Ranging An electronic instrument used to detect distant objects and measure their range by how they scatter or reflect radio energy Precipitation and clouds are detected by measuring the strength of the electromagnetic sign

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Radio Detection And Ranging system used to detect the presence and location of objects by the transmission and return of an electromagnetic signal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Radio Detection and Ranging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Term coined from the phrase 'Radio Detecting and Ranging ' It is based on the principle that ultra-high frequency radio waves travel at a precise speed and are reflected from objects they strike It is used to determine an object's direction and distance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An acronym for radio range and detecting A radio detection device that uses pulses of microwave-length energy to provide range, azimuth, and/or elevation data of objects. a system using beamed and reflected radio-frequency radiation, usually microwave, to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Radio Detection And Ranging. radio detecting and ranging; a device used to detect and determine the range to distant objects or atmospheric discontinuities by measuring the time for the echo of a radio wave to return from it and the direction from which i

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that detects distant objects and determines their position, velocity, and other characteristics by analysis of very high frequency radio waves reflected from their surfaces Since the introduction of radar during the Second World War, radar counte

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Electronic device using high frequency radio waves to detect objects and display their positions on a monitor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for RAdio Detection And Ranging An electronic instrument used to detect distant objects and measure their range by how they scatter or reflect radio energy Precipitation and clouds are detected by measuring the strength of the electromagnetic sign

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

By emitting high frequency radio waves and measuring where and how fast they were reflected, a radar instrument can measure things like distance, direction, speed, etc A radar instrument can 'see' objects in the dark as well as penetrate cloud cover. - an

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An instrument for determining the distance and direction to an object by measuring the time needed for radio signals to travel from the instrument to the object and back, and by measuring the angle through which the instrument's antenna has traveled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

RADAR stands for RAdio Detecting And Ranging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Radio detection and ranging. a system that locates distant objects by sending out radio waves and detecting them when they bounce back off the objects.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Radio Detection and Ranging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Radio Detecting and Ranging; a device which transmits a microwave pulse, and calculates the distance, direction, and speed of an object from the returned pulse reflected by the object. A system or device which uses transmitted and reflected radio waves to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

System using pulsed radio waves to detect the position of objects by measuring the time a single pulse takes to reach the object and be reflected back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The technique of transmitting radio waves to an object and then detecting the radiation that the object reflects back to the transmitter; used to measure the distance to, and motion of, a target object. measuring instrument in which the echo of a pulse of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radar , radio detection and ranging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aksettirdiği radyo ışınlarıyle bir cismin yerini ve şeklini tespit eden aygıt, radyolokasyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radar operator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Derece, rütbe, mertebe, kerte: O raddede yoruldum ki, söz söylemeye tâkatim yok.

2.Takribi ölçü veya zaman: Yaşı kırk raddelerindedir (Arapça’daki asıl mânâları:

1.Fayda.

2.Araba oku).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imp. of Read, Rede.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

point. degree. about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ راده] derece. 2.civar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. örmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Boyun eğen, kabul eden, rıza gösteren.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yayılan ışınlar şeklinde; merkezden çevreye doğru düzenlenmiş; yarıçapa ait; anat. kolun dal kemiğine ait, radyal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mat. parçası olduğu dairenin yarıçap uzunluğuna eşit yay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, radiancy i. parlaklık, aydınlık, şaşaa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ışın yayan, parlak, şaşaalı; neşe saçan; fiz. ısı yayan. radiantly z. hararetle, şevkle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ışın yaymak; ışın halinde yayılmak; bir merkezden etrafa dağıtıp yaymak; radyoaktif ışınlar yaymak. radia'tion i. bir merkezden yayılarak dağılma, ışık veya sıcaklık verme, yayılma. radiation sickness radyoaktif ışınların etkisiyle meydana gelen hasta

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kalorifer, radyatör; fiz. ışık veya sıcaklık yayan şey; oto radyatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. köke veya asla ait, temel; kökten, temelden, esaslı, köklü; bot. kökten çıkan, tabandan çıkan; mat. bir sayı veya niceliğin köküne ait, köksel; Radikal Partiye ait; i. kök, asıl; gram türetilmiş olmayan kelime, kök; Radikal Partiden bir kimse;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. köktencilik, radikalizm; radikallerin ilkeleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. kökcük: anat. sinir kökü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kıyamette üfürülecek ikinci sûr.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Kıyamette üfürülecek surun ikincisi

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. radical

1. kökten,

2.köktenci

1. Yüzeyde kalmayıp derine inen, asıl konuyu da içine alan.

2.Köktencilikten yana olan, köktencilik yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). ilim, din ve siyasette temelden, kökten değişiklikler yapma temayülü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. radicalisme

fel. ve top. b. köktencilik

1. fel. Ele alınan konunun temel nedenlerine, köklerine kadar inen düşünce biçimi. 2.top. b. Kurulu düzenin temellerine yönelik toplumsal ve ekonomik değiştirmelerden yana olan tutum veya öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radicalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., s. radyo telsiz telgraf veya telefon; telsiz telgraf veya telefonla gelen haber; radyo alıcı veya vericisi; f. radyo ile yayımlamak; telsiz telgrafla haberleşmek; s. radyoya veya telsiz telgrafa ait; radyoda kullanılan. radio astronomy radyo

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek radyo veya radyum kuvvetiyle yayılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. radyoaktif. radioactive series radyoaktif dağılma dizisi. radioactivity i., fiz. radyoaktivite, radyoetkinliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyoaktif karbon izotopu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kim. yanın radyoaktif unsurları inceleyen dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karbon tarihlendirmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radvoqram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyografi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyoizotop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. ışınlılardan bir hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radar ile bulma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyoloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. röntgen etkisiyle ışık saçan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ışınların kuvvetini ölçmeye yarayan alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyotelefon, telsiz telefon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyoskopi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyotelgraf, telsiz telgraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyotelefon, telsiz telefon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. radyoterapi, röntgen ile tedavi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. turp, bot. Raphanus sativus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. radyum. radium paint radyumlu boya. radium therapy bak. radiotherapy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. radii, radiuses) yarıçap; anat. radyus, önkol kemiği, döner kemik, dal kemik; yarıçap ile ölçülen daire ölçümü. radius vector sabit bir noktadan hareket eden bir cisme olan uzaklık; astr. güneş ile bir gezegen arasındaki değişken uzaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. radices, radixes) mat. bir sayı sisteminde temel olarak kullanılan rakam; bot. bitki kökü; kök kelime.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A.) (bazı dua tâbirlerinde kullanılan mazi fiilidir). Razı olsun. Radiyallahü anh = Allah ondan razı olsun.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Rıza gösteren, kabul eden, boyun eğen.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radar tertibat. üzerindeki kubbe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. kimya). Rn senbolüyle gösterilen ve radyumun çözülmesiyle meydana gelen bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a radioactive gaseous element formed by the disintegration of radium; the heaviest of the inert gasses; occurs naturally and is considered a hazard to health.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a radioactive gas found in some homes that, if occurring in strong enough concentrations, can cause health problems.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A radioactive gas found in some homes that in sufficient concentrations can cause health problems. A radioactive gas found in some homes that in sufficient concentrations can cause health problems.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A radioactive gas found in some homes that in sufficient concentrations can cause health problems Usually found in areas with basements Depending on your area the lender may require a radon check in your home.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A radioactive gas found in some homes that in sufficient concentrations can cause health problems Rate-improvement Mortgage A fixed-rate mortgage that includes a provision that gives the borrower a one-time option to reduce the interest rate during the ea

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A radioactive gas found in some homes that in sufficient concentrations could cause health problems.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A radioactive gas found in some buildings that insufficient concentrations can cause health problems. a cancer-causing radioactive gas found in many communities' ground water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A naturally appearing radioactive gas found in some buildings, that in sufficient concentrations may cause health problems.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A radioactive gas which may cause health problems for occupants of some buildings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An odorless, colorless, tasteless inert gas formed by the natural breakdown, or radioactive decay, of the radium that occurs in trace amounts in soils and rocks. a colorless, naturally occurring, radioactive, inert gaseous element formed by the radioactiv

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A naturally occurring radioactive gas formed when the element radium decays.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A radioactive gas that comes from the natural decay of uranium that is found in nearly all soils REBAR Steel reinforcing bars embedded in concrete to assist in carrying imposed loads; gives a 'backbone' to concrete, ranges in diameters from 3/8 inch to 2

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A radioactive gas produced by the decay of one of the daughters of radium Radon is hazardous in unventilated areas because it can build up to high concentrations and, if inhaled for long periods of time, may cause lung cancer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A naturally occurring, colorless, odorless, radioactive gas formed by the disintegration of the element radium; damaging to human lungs when inhaled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A radioactive gas found in some homes that in sufficient concentrations can cause health problems Many home inspections check for radon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A radioactive inert gas formed continuously in the earth's interior by radioactive decay Densest of all known gases, tends to collect in caves as well as man made cellars etc Concentration varies greatly between localities Geology Ref MM.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A heavy radioactive gas given off by rocks containing radium Rn-222 is the main isotope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Radon gas results from the natural breakdown of radium in soil, rock and groundwater In some areas, this gas, which carries a risk of lung cancer, may enter buildings and homes through sub-ground rooms where it decays into products called radon progeny wh

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A heavy radioactive gaseous element formed by the decay of radium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A toxic gas found in the soil beneath a house that can contribute to cancer and other illnesses. a colorless, odorless naturally occurring radioactive gas byproduct of the decomposition of uranium Found in varying degrees nearly everywhere Radon tends to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. dişli dil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. radiation

fiz. ışınım

1. Işın veya tanecik yayımı.

2.Uzayda yayılan bir dalgayı oluşturan ögelerin bütünü.

3.Bir enerjinin ışık demeti durumunda yayılması.

4.Isının, bir kaynaktan ışın ve dalga hareketi yoluyla yayılması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radiation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radiation. radiation ışınım.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radiation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Nükleer enerji denilince aklımıza Hiroşima ve Nagasaki’ye atılan atom bombaları, Çernobil’deki nükleer santral kazası ve nükleer atıklar gelir. Nükleer enerji ve onun sonucu radyasyon iyi amaçlarla kullanılmadıkları zaman insan neslini dünyadan silebilecek kadar tehlikelidirler. Kontrol altında kullanıldıkları zaman ise insan yaşamını iyileştirmekten sağlığa kadar bir çok konuda insanlığa bahşedilmiş birer lütufturlar.

Nükleer enerjinin esasını anlamak için çok fazla fizik, kimya, matematik bilmeye gerek yoktur. Nasıl odun, kömür, petrol ürünleri kullanarak ısı enerjisi elde ediyorsak nükleer enerji de öyledir.

Nükleer santralarda kullanılan yakıtın en bilineni uranyumdur. Uranyum santralde başka bir yakıta dönüşürken ortaya müthiş bir ısı çıkar. Bu ısı reaktörün etrafında dolaştırılan suyu buhar haline çevirir. Türbinlere verilen buhar da türbinleri çevirir. Sonunda türbinler de kendilerine bağli elektrik jeneratörlerini çevirerek elektrik üretirler. Prensip, nükleer enerji ile çalışan uçak gemilerinde de, denizaltılarda da aynıdır.

Gelelim radyasyona... Uranyum gibi kararsız elementler gerek atomik yapılarına müdahale edilerek gerekse tabiattaki halleri ile bir başka elemenle dönüşebilirler. Yani tarihte kurşundan altın elde etmek için uğraşan simyacıların başaramadıkları işin benzeri uranyumda kendi kendine oluşur.

Bu dönüşüm işi olurken uranyum atomunun içindeki bazı parçacıklar da ışık olarak yayılırlar. Yani radyasyon bir ışıktır. Sadece atom bombasından, nükleer atıklardan çıkmaz tabiatta da bol miktarda vardır. Yalnız ışıma yolu ile değil besinler yolu ile de vücuda girebilir.

Radyasyon olayında üç ana ışık türü vardır: Alfa, beta ve gama. Alfa ışınları deriden geçemezler, beta ışınları deriden çok az miktarda geçebilirler, gama ışınları ise deriden ve vücuttan geçebilirler. Alfa ve beta ışınları sadece yoğunlaştıkları organ üzerinde tahribat yaparlarken gama ışınları tüm organlara zarar verirler. Tabii bu arada ışına maruz, kalma süresi de önemlidir.

Vücudumuz hücrelerden, hücreler moleküllerden, moleküller de atomlardan meydana gelirler. Bu radyasyon ışınları isabet ettikleri atomların yapılarını bozarak sonunda hücrelerin ölmelerine sebep olurlar. Vücut için sürekli gerekli olan hücre üreme mekanizmasını bozarlar, vücudun direncini yıkarlar.

Aslında günlük yaşantımızda radyasyonla iç içe yaşıyoruz. Radyasyon her an her yerde vardır hatta Güneş ışığında bile. Yaz mevsiminde deniz kenarında yapılan bilinçsiz güneşlenmelerde isteyerek aldığımız radyasyonun etkisi cilt kanserine yol açabilecek kadar tehlikeli olabilir.

Radyasyonun insan bünyesi için faydalı olduğu durumlarda vardır. Kanserin ışınla tedavisi, enfraruj ve ultraviyole tedavileri, lazerin tıpta kullanılması gibi.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). içindeki sıcaklığı dışarıya yayacak şekilde yapılmış cihaz. Otomobil radyatörü motoru soğutmaya, kalorifer radyatörü konduğu yeri ısıtmaya yarar: Elektrik radyatörü, gaz radyatörü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radiator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radiator. heater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.) (radiodiffusion sözünün kısaltılmışı).

1.Hertz dalgaları vasıtasıyle, konuşma, haber, konser vesair programlar yayma tekniği. 2.Radyo yayınlarım alıcı cihaz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radio. tuner. wireless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radio. wireless set. above- the-line-advertising. advertising medium. audience. console. continuity. broadcasting corporation. cut in. jingle. theme advertising.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Radyo Görüntü Modu, bir yandan dijital radyo dinlerken, diğer yandan da BRAVIA TV’nizin ekranında en sevdiğiniz fotoğraflar arasında gezinebilmenizi sağlayan bir özelliktir . ‘Duvar kağıdınız’ olarak ayarlamanız için önceden yüklenmiş dört farklı damlacık deseni de mevcuttur. Radyo Görüntü Modunu Fotoğraf Görüntüleme Slayt Gösterisi Modu ile bir araya getirerek, en sevdiğiniz görüntülerden oluşan bir slayt gösterisi ile kendi eğlencenizi yaratabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radio station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radio station. broadcasting station. radio / wireless station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Saat, 77,5 kHz’den iletilen LW radyo sinyali ile otomatik olarak ayarlanır. Radyo sinyali bir atom saatinden verilir. Böylece kış ve yaz saati düzeltmeleri de dahil olmak üzere saat ve tarihin her zaman doğru ayarlanmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radio drama.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broadcast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broadcast. broadcasting. radio broadcast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Radyoaktifliği olan: Radyum, uranyum radyoaktif elemanlardır.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. radioactif

fiz. ışınetkin

Işın etkinliği olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radioactive. hot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radioactive. radioactive ışınetkin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radioactive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Düşük veya yüksek düzeyde radyasyon yayınlayan atık. Atomik çağın başlangıcından bu yana, radyoaktif atıklar çözülememiş ve büyüyen bir sorun oluşturmuştur. Nükleer silahlar üretilirken, kullanılan yakıtın işlemden geçirilmesi sonucunda ortaya yüksek düzey radyoaktif atık denilen bir atık çıkmaktadır. Bu atıklar genellikle sıvı, kimi zaman katılaştırmış biçimde saklanmakta ve binlerce yıl boyunca çevre için tehlike arz etmektedirler. Tıbbi ve endüstriyel faaliyetler sonucunda ortaya çıkan düşük düzey radyo aktiflerin de dikkatli olunmadığı takdirde, tehlikeli olabildikleri bilinmektedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T.). Bir atom çekirdeğinin elektromanyetik ışınlar yahut zerrecikler yayarak çözülmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radioactivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Radyoaktiflik.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. radioactivité

fiz. ışınetkinlik

Alfa, beta veya gama ışınlarını yayma özelliği.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radioactivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radioactivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.). (bk.) Radyoaktiflik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Hertz dalgaları yardımıyla aktarılan fotoğraf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. L. Y.). Röntgen cihazıyla alınan resim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Y.). Telsiz telgrafla gönderilen haber, bu haberin yazılı olduğu kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Karbonun radyoaktif izotopu. «Karbon 14» de denir. Fosil iskeletlerinin ne kadar önce yaşadığını bulmakta faydalanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radio link.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Radyoloji, rönt gen mütehassısı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. radiologue

ışın bilimci

Işın bilimi uzmanı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Fizik ve tıbbın X ışınlarını konu alan kısmı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. radiologie

ışın bilimi

Işık, elektrik ve ısı ışınlarının uygulama alanlarını inceleyen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radiology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radiology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. radiomètre

fiz. ışınölçer

Işınların enerjiye dönüşmesini gösteren araç.


Yabancı Kelime by

Genel Bilgi

Pille çalışan portatif radyolarda sesin yüksekliği pilin ömrünü etkiler. Radyo açık, sesi kapalı durumu ile sesin sonuna kadar açık durumu arasındaki fark pillerin ömürlerinin üçte bir kadar kısalmasına neden olur. Ses sonuna kadar açıldığında pillerden çekilen akım yüzde 30 artmaktadır. Bu durum, küçüğünden büyüğüne, pille çalışan ve hapörleri olan bütün radyo, teyp, volkmen vb. için aynıdır.

Pillerin kullanış şekilleri de ömürlerini belirler. Bir radyoyu 4 saat sürekli açık tutmak ile birer saatlik aralarla 4 kere açıp kapamak arasında da fark vardır. Piller çalışmıyorken çok az da olsa kendilerini toparlayabildiklerinden, devamlı açık tutulduklarında, aynı toplam süre için ömürleri daha kısa olur. İüphesiz bu durum ilk çalıştırmada, yani ilk hareket anında daha fazla akım çeken motorları çalıştıran piller için geçerli değildir.

Pille çalışan hesap makinelerinde, makineyi uzun süre açık tutmak mı pilin ömrünü daha çabuk bitirir, yoksa yapılan işlemlerin yoğunluğu mu? Makinede hesapları yapan mikro işlemci, hesap makinesi çalışıyorken en fazla güç çeken kısmıdır. Ne kadar çok rakamla, ne kadar çok işlem yapılırsa, pillerin ömürleri o kadar kısalır. Hesap makinesi açıldığında, yapılan işlemin dışında akım çeken tek şey ekranın aydınlatmasıdır ki pilin ömrü üzerinde işlemler kadar etkili olamaz.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(I. Y.). Bir hastanın röntgen ışınları altında muayenesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Telsiz telefon.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. radiotéléphone

telsiz telefon

Elektromanyetik dalgalar yardımıyla çalışan telefon.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Telsiz telgraf.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. radiotélégraphe

telsiz telgraf

Elektromanyetik dalgalar yardımıyla çalışan telgraf düzeni.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(I. L. Fr.). Röntgen ile tedavi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. radiothérapie

fiz. ve tıp ışın tedavisi

X ışınlarının biyolojik etkisine dayanan tedavi yöntemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radiotherapy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radiotherapy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. kimya). Ra senbolüyle gösterilen radyoaktif bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

İşitsel FM radyo sinyalleriyle birlikte dijital veriler ileten bir sistemdir. RDS, sinyali veren istasyonun ismini görüntüler ve o istasyon için en güçlü sinyali otomatik olarak bulur. Özellikleri arasında aşağıdakiler bulunmaktadır: Program Servis İsimi (Program Service Name – PS): 8 karaktere kadar istasyon ismi bilgisi; Trafik Anonsu (Traffic Announcement – TA): trafik bilgisi bültenlerine otomatik olarak geçen bir özellik; Alternatif Frekans (Alternative Frequency – AF): Aynı istasyon için birden fazla sinyal olduğunda, güçlü sinyalin otomatik olarak seçilmesi; Gelişmiş Diğer Şebeke (Enhanced Other Network – EON): trafik anonsu sırasında otomatik olarak başka bir istasyona geçme; Saat (Clock Time – CT): Doğru saatin otomatik olarak ayarlanması.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. geriye doğru giden, gerileyen; karşıt; yozlaşan; astr. hareket etmeyen yıldızlara göre doğudan batıya dogru gider gibi görünen; f. geriye gitmek; yozlaşmak; astr. doğudan batıya doğru gerileme devimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. sıçrayarak yürüyen (hayvan).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendisiyle çatışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. serâdıkat).

1.Büyük perde.

2.Otağ.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

range of mountains.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountain chain. mountain range.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountain range.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıralar hâlinde uzanan dağ zenclri, Osm. sllsile-i cibâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordinary. common. regular. unexceptional. banal. routine. workaday. average. blah. casual. common or garden. commonplace. copybook. cut and dried. exoteric. hackneyed. mediocre. nondescript. prosaic. quotidian. run-off-the-mill. small. straight. casu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

average. banal. common. commonplace. humble. humdrum. low. measly. menial. mundane. nondescript. ordinary. pedestrian. regular. simple. spartan. uncoloured. undistinguished. unsophisticated. workaday. of a sort. small-time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordinary. run-of-the-mill. any. banal. bread and butter. characterless. man of common extraction. commonplace. matter of-fact. mundane. ordinarily. prosaic. run of the mill. of sorts. so so. undistinguished. unexceptional. workaday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

later. later on. afterwards. afterward. subsequently. in the sequel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afterwards. later.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afterwares.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parvenu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upstart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arriviste. beggar on horseback. new man. nouveau riche.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Ege Denizi adaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ara sıra olan; seyrek; münferit, dağınık, ayrı. sporadically z. ara sıra, zaman zaman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. bacaklarını açıp durmak veya yürümek apışıp durmak; bacaklarını ayırıp oturmak; k.dili. taraf tutmamak; apışarak bir şeyin üstünde durmak veya oturmak; iki tarafı birden idare etmek; ask. hedefin hem önüne hem arkasına vurmak; i. apışma; apışık

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Stradivarius keman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

soru yöneltmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. daha da ilave etmek, yeniden katmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سرادق] saray perdesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. yalan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yavaş yürüyen; i. suda veya yosunda bulunan mikroskobik hayvan, tardigrad.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. taradiddle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «redf»ten).

1.Birbiri arkasından gitme, birbirini takip etme.

2.(gramer) İki veya daha çok sözün bir mânâya gelmesi: Bu iki kelime arasında terâdüf vardır.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dörtlü; dört şeyden ibaret koleksiyon; (kim.) dört değerli atom veya kök.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tirad; azarlama kabilinden uzun sert söz; müz. sere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. alışveriş; ticaret: iş, sanat, meşguliyet; esnaf: pazarlık: değiş tokuş, takas, trampa: müşteriler: f. alışveriş etmek; ticaret yapmak; iş yapmak. trade agreement ticari anlaşma. trade discount toptancı indirimi. trade in eskisini yenisine fiyat

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. trade center

ticaret merkezi

Çeşitli ürünlerin ve malların pazarlandığı, ticari ilişkilerin kurulduğu yer.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iltifat. I have a tradelast for you. Siz benim hakkımda duyduğunuz bir iltifatı söylerseniz, ben de size hakkınızda duyduğum iltifatı söylerim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tüccar, tacir; ticaret gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. esnaf takımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dükkâncı, esnaf adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alışveriş; değiş tokuş. trading post uygurlaşmamış yerlerde değiş tokuş için kurulmuş dükkân. trading stamp kâr pulu, pay kuponu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. tradition

top. b. gelenek

Bir toplumda, bir toplulukta eskiden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa iletilen, yaptırım gücü olan kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlar.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. traditionel

geleneksel

Geleneğe dayanan, gelenekle ilgili olan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anane, gelenek, görenek, âdetler; sünnet; hadis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geleneksel, ananevi. traditionalism i. ananeye bağlılık, gelenekçilik. traditionally z. geleneksel olarak, geleneklere göre traditionalist i. ananeye bağlı kimse, gelenekçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. iftira etmek, karalamak, çamur atmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yalanlanmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. üniversite öğrencisi; s. üniversite öğrencisine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., z. yokuş; f. kalitesini yükseltmek; rüt- besini yükseltmek; z. yokuş yukarı. on the upgrade iyileşmekte; artmakta .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her şeyi yaratan Tanrı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creation. nature. temperament. physical constitution. make-up. disposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creation. nature. temperament. making. natural disposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by nature. naturally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by