Radi ne demek? | Radi anlamı nedir? | Radi

Radi anlamı nedir?

Radi ne demek?

Radi anlamı nedir?

Radi | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: radi

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Boyun eğen, kabul eden, rıza gösteren.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yalanlamak, tekzip etmek, aksini iddia etmek; karşı olmak, tezat teşkil etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aykırılık, çelişme; yalanlama. a contradiction in terms sözlerde çelişme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). inkâr ve tekzip manasında; aykırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fark, zıt oluş, aksi. in contradistinction to -in aksine olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). zıddı ile tefrik etmek, ayırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) saçmak, yaymak, neşretmek (ışın).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kökünden söküp atmak, defetmek; mahvetmek yok etmek eradica'tion (i.) yok etme. erad'icator (i.) kökünden söken ve yok eden kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. éradication

yok etme

Ortadan kaldırmak.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). suçluları iade etmek veya ettirmek. extraditable (s). iade edilebilir(suçlu). extradition (i). suçluları iade.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. firdevs). Firdevsler, cennetler, (bk.) Firdevs.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Cep telefonu şebekesi üzerinden veri transferi sağlayan paket temelli servistir. GPRS en iyi koşullarda maksimum 32 – 48 kbps veri aktarımına olanak sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) meyil, irtifa; yokuş; yükselme veya düşme; (fiz.) değişim öIçüsü; (s.) derece derece değişen; (zool.) yürüyebilen .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tedricen yükselen sıralar, basamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yabanturpu, bayırturpu, yabani lahana, acırga, karaturp, bot. Armoracia lapathifolia. horseradish tree banağacı, bot. Moringa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sökülemez, kökünden çıkarılamaz, giderilmesi olanaksız. ineradicably z. sökülüp atılmaz surette, çıkarılamaz surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «irâde» den imen.) (mü. irâdiyye). Iradetle alâkalı, irâdetle vâki olan, bilip isteyerek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volitional. voluntary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

willkürlich.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ışık saçan, ışıldayan, parlak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) aydınlatmak, tenvir etmek: zihnini açmak; üzerine saçmak (sevgi, sevinç); röntgen ışınlarına tutmak. irradia'tion (i.) parlaklık, ışık verme; zihnin aydınlanması; ısı saçılması; röntgen ışınlarına tutma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. istitrâdiyye). Istitrâda ait veya istitrâd yoluyla söylenilen: Fıkra-i istitrâdiyye. bk. istitrâd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «redf» den if.) (mü. mürâdife). (bk.) Müterâdlf.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Murad).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ridf» ten if.) (mü. müterâdife). Bir mânâya gelen, mânâsı bir olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرادف] eşanlamlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مترادف] eşanlamlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Bazı tiyatroların en üst kattaki en ucuz yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the upper balcony. the gallery (of a theater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the upper balcony. the gallery (of a theater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. örnek, numune; gram çekim listesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. paradigme

1. değerler dizisi, 2. örnek, 3. db. dizi

1. Belirli bir alanda çalışan bilim adamlarının paylaştığı ortak değerler ve anlayışlar dizisi. 2. Durum ve niteliği benimsenmeye değer kimse veya şey. 3. Aynı söz dizimsel bağlam içinde birbirinin yerini alabilecek olan ve güçlü bir karşıtlık bağlantısı kuran ögelerin oluşturduğu bütün.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paradigm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paradigm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paradigm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paradigm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cennet, Aden, cennet bahçesi; cennet gibi yer. fool's paradise boş emeller üzerine kurulmuş mutluluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yayılan ışınlar şeklinde; merkezden çevreye doğru düzenlenmiş; yarıçapa ait; anat. kolun dal kemiğine ait, radyal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mat. parçası olduğu dairenin yarıçap uzunluğuna eşit yay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, radiancy i. parlaklık, aydınlık, şaşaa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ışın yayan, parlak, şaşaalı; neşe saçan; fiz. ısı yayan. radiantly z. hararetle, şevkle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ışın yaymak; ışın halinde yayılmak; bir merkezden etrafa dağıtıp yaymak; radyoaktif ışınlar yaymak. radia'tion i. bir merkezden yayılarak dağılma, ışık veya sıcaklık verme, yayılma. radiation sickness radyoaktif ışınların etkisiyle meydana gelen hasta

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kalorifer, radyatör; fiz. ışık veya sıcaklık yayan şey; oto radyatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. köke veya asla ait, temel; kökten, temelden, esaslı, köklü; bot. kökten çıkan, tabandan çıkan; mat. bir sayı veya niceliğin köküne ait, köksel; Radikal Partiye ait; i. kök, asıl; gram türetilmiş olmayan kelime, kök; Radikal Partiden bir kimse;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. köktencilik, radikalizm; radikallerin ilkeleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. kökcük: anat. sinir kökü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kıyamette üfürülecek ikinci sûr.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Kıyamette üfürülecek surun ikincisi

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. radical

1. kökten, 2. köktenci

1. Yüzeyde kalmayıp derine inen, asıl konuyu da içine alan. 2. Köktencilikten yana olan, köktencilik yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). ilim, din ve siyasette temelden, kökten değişiklikler yapma temayülü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. radicalisme

fel. ve top. b. köktencilik

1. fel. Ele alınan konunun temel nedenlerine, köklerine kadar inen düşünce biçimi. 2. top. b. Kurulu düzenin temellerine yönelik toplumsal ve ekonomik değiştirmelerden yana olan tutum veya öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radicalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., s. radyo telsiz telgraf veya telefon; telsiz telgraf veya telefonla gelen haber; radyo alıcı veya vericisi; f. radyo ile yayımlamak; telsiz telgrafla haberleşmek; s. radyoya veya telsiz telgrafa ait; radyoda kullanılan. radio astronomy radyo

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek radyo veya radyum kuvvetiyle yayılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. radyoaktif. radioactive series radyoaktif dağılma dizisi. radioactivity i., fiz. radyoaktivite, radyoetkinliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyoaktif karbon izotopu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kim. yanın radyoaktif unsurları inceleyen dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karbon tarihlendirmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radvoqram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyografi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyoizotop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. ışınlılardan bir hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radar ile bulma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyoloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. röntgen etkisiyle ışık saçan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ışınların kuvvetini ölçmeye yarayan alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyotelefon, telsiz telefon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyoskopi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyotelgraf, telsiz telgraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyotelefon, telsiz telefon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. radyoterapi, röntgen ile tedavi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. turp, bot. Raphanus sativus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. radyum. radium paint radyumlu boya. radium therapy bak. radiotherapy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. radii, radiuses) yarıçap; anat. radyus, önkol kemiği, döner kemik, dal kemik; yarıçap ile ölçülen daire ölçümü. radius vector sabit bir noktadan hareket eden bir cisme olan uzaklık; astr. güneş ile bir gezegen arasındaki değişken uzaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. radices, radixes) mat. bir sayı sisteminde temel olarak kullanılan rakam; bot. bitki kökü; kök kelime.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A.) (bazı dua tâbirlerinde kullanılan mazi fiilidir). Razı olsun. Radiyallahü anh = Allah ondan razı olsun.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Rıza gösteren, kabul eden, boyun eğen.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendisiyle çatışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. serâdıkat). 1. Büyük perde. 2. Otağ.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ara sıra olan; seyrek; münferit, dağınık, ayrı. sporadically z. ara sıra, zaman zaman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Stradivarius keman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سرادق] saray perdesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. yalan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. taradiddle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alışveriş; değiş tokuş. trading post uygurlaşmamış yerlerde değiş tokuş için kurulmuş dükkân. trading stamp kâr pulu, pay kuponu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. tradition

top. b. gelenek

Bir toplumda, bir toplulukta eskiden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa iletilen, yaptırım gücü olan kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlar.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. traditionel

geleneksel

Geleneğe dayanan, gelenekle ilgili olan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anane, gelenek, görenek, âdetler; sünnet; hadis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geleneksel, ananevi. traditionalism i. ananeye bağlılık, gelenekçilik. traditionally z. geleneksel olarak, geleneklere göre traditionalist i. ananeye bağlı kimse, gelenekçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yalanlanmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creation. nature. temperament. physical constitution. make-up. disposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creation. nature. temperament. making. natural disposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by nature. naturally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by