Rag ne demek? | Rag anlamı nedir? | Rag

Rag anlamı nedir?

Rag ne demek?

Rag anlamı nedir?

Rag | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: rag

Türkçe Sözlük

(i. F.). Asıl mânâsı dağ eteği olup bağ ve bahçelerin en güzelleri dağ eteğinde bulunanları olduğundan «güzel bahçe» mânâsına «bağ u râğ» şeklinde kullanılır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ged, -ging) i., argo kızdırmak, takılmak; azarlamak, paylamak; İng. kaba şaka yapmak; yaygara etmek, şamata çıkarmak; i. gürültü, şamata; kaba şaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. paçavra, çaput, eski bez parçası; gen. çoğ. yırtık pırtık giysi; şaka giysi; paçavra gibi önemsiz şey. rag baby, rag doll kumaştan yapılmış kukla. ragman i. eskici. rag paper paçavradan yapılmış kâğıt. rag rug pala. glad rags argo süslü elbise. in

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ged, -ging) İng. bir çeşit kefeki taşı; çatı kaplaması olarak kullanılan ince tabakalı bir çeşit siyah taş; f. çeşitli büyüklükte kırmak (maden filizi); kabaca yontmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fucus or seaweed much used in the East for soups and jellies; Ceylon moss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A gelatinlike substance, or a solution of it, prepared from certain seaweeds containing gelose, and used in the artificial cultivation of bacteria; often called agar, by abbreviation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). elektrik akımının amperle ölçülen kuvveti; amper miktarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). demirleme yeri, liman; demirleme, demirlenmiş olma; güven, emniyet ; demirleme harcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. jeoloji). Billûrlaşmış bir çeşit kalsiyum karbonat.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tic). bir borsada satın alınan tahvilatı aynı zamanda diğer bir borsada kâr ile satma; arbitraj; hakem vasıtası ile bir davayı halletme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. asparagus

uydurma

Gerçek olmayan, gerçekmiş gibi gösterilen haber.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kuşkonmaz, (bot). Asparagus officinalis. asparagus fern perçemli kuşkonmaz. wild asparagus dişi kuşkonmaz, (bot). Asparagus acutifolius.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (mim ).dlşbukey pervaz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). topuk kemigi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Kafkasya’daki Astrahan şehrinin adından). Anasının karnından doğmadan çıkarılan kuzunun kıvırcık ve parlak postu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astrakhan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astrakhan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ortasını bulmak, vasatisini alrnak; vasati olarak yapmak veya almak; vasati yekun tutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (s). vasati hesap, ortalama, vasat, orta; cari olan fiyat, derece veya miktar; adi ölçü; (den). hasar, avarya; (s). muhammin , avarya duzenleyen eksper. average clause sigortada verilecek tazminatın miktar ını sınırlayan madde. above the aver

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sulama işlerinde hendekteki suların yönünü veya seviyesini değiştirmek için hendeğe konulan geçici mânia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,ask.top ateşi ile yapılan mania;şiddetli hücum.barrage balloon uçak hücumuna karşı savunmada kullanılan ve yere bağlı olan balon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kirletmek bulaştırmak, ıslatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. içecek, meşrubat, içki

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Amerika elması denilen ağacın başka bir adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Amerika elması denilen ağacın başka bir adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Terk olunmak, (bk.) bırakılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bırakıntı. T. Bırakmak, terk olunan şey, bir tarafa atılıp işe yaramayan şeyler. 2. Denizin sahile attığı kum, taş vesaire. 3. Liman muhafazası için önüne atılan kayalar ve taşlar yığını.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Buram buram dönerek kar veya yağmurla karışık esen şiddetli rüzgâr, fırtına: Bir borağana tutulduk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hodan, bot. Borago officinalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. övünmek, kendini methetmek, yüksekten atmak; övmek, methetmek; i övünme, atma; övürlen kimse; ovünülecek şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. denizcilik). Topu zabtetmek için kuyruğuna takılıp geminin bor dasına bağlanan halat.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. palavra; palavracı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i övüngen kimse, yüksekten atan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. komisyonculuk, simsarlık; komisyon, simsarlık ücreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bodrum; depo, kiler veya mahzen yeri; bu gibi bir yer için ödenen kira.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چراغ] mum. 2.kandil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Yağ kandili, lamba, mum. 2.Atın şaha kalkması. 3.Çırak edilme. 4.Bir memuriyete ve ihsana nail olan. 5.Vazifesinden emekli edilen.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چراگاه] otlak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چراغان] aydınlatma, donatma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -gi). eski Yunan korolarının şefi; herhangi bir festivalin idarecisi.choragic (s). koro şefiyle ilgili veya ona ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

petal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(platanus): Çınargiller familyasından; 30 metreye kadar boy salan, gövdesi kalın, uzun ömürlü, koyu gövdeli bir ağaçtır. Hekimlikte kozalakları ve yaprakları kullanılır. Birçok çeşidi vardır. Kullanıldığı yerler: Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser. Diş ve vücut ağrılarını dindirir. Saç kepeklerini giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kandil, mum ve meşale gibi aydınlatma vasıtası: Çırâğı yakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (yukarıdaki kelimeden, halk ağzında çırak). 1. Ocak ve kandile, yani ev barka malik olmuş, nimet ve İhsana veya vazife ve maaşa yahut bir memuriyete nail olan: Filan memuriyetle çırağ buyruldu. Beş yüz lira maaşla çırağ buyrulması. 2. Hizmetten affolunarak evinde oturmak üzere emekli maaşı verilen: Yüz kuruş maaşla çırâğ buyrulmuş hamlacılardandır. Artık ihtiyarladı, çırağ olmasını istiyor. 3. mec. Büyük nimet ve ihsana nail olan: Beni çırağ mı ettiniz zannediyorsunuz?

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چراغ] mum. 2.kandil. 2.çırak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Meşale, ışık, kandil (bkz.Çerağ). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Sanat öğrenmek maksadiyle bir ustanın yanında ve hizmetinde bulunan genç: Marangoz, eczacı çırağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Nimet, ihsan, vazife ve memuriyete nail olma. 2. Tekaüd, emekli, eve çekilip istirahat etme. 3. Emekli maaşı. 4. Çırak olma hâli: Bir marangozun yanında çırağlık (çıraklık) ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Maydanozgillerden, beyaz çiçekli bir bitki (scandix).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

soğuk hava deposu; kdili geçici olarak kullanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cesaret, yiğitlik, yüreklilik, mertlik. have the courage of one's convictionsdavran ışlarını inançlarına uydurmaya cesaret etmek. take courage cesaretlenmek, kuvvet almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). cesur, yiğit,:yürekli, mert. courageously (z). cesaretle, mertçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sigorta miktarı ve cinsi; (gazet). olay veya konunun takip edilmesi ve yazılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sarp ve kayalık uçurum, kayalık. cragged, craggy (s). sarp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.). İdam mahkûmlarını asmak için kurulan sehpa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gibbet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gallows. gibbet. scaffold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gallows. gallows mike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bay leaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) – Demirden ağ.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Sapotgillerden, odunu sert bir ağaç (sideroxylon).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., den. kuntra istalya; gemi veya vagonun yük almak veya boşaltmak için tayin olunan müddetten sonra alıkonulması;bunun için verilen para, tazminat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat)., (tıb). diyafram; zar, böleç; ayıran zar; (foto). adese perdesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). diyaframa ait, diyafram gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

DIRAĞMAN (i.) (Arapça «tercüman» dan çıkma, Fransızca dragoman’dan). Tercüman, dil uşağı. Eskiden Avrupa’nın Türkiye’deki elçiliklerinin tercümanları. (bk.) Drogman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fransızca dragon). Bir sınıf süvari askeri: Dragon alayı. mec. Parasız, (bk.) Dragon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Droseragiller.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hayal kırıklığına uğratmak, gözünü korkutmak, hevesini kırmak, cesaretini kırmak. discourage somebody from doing something birini bir işten vaz geçirmek; fikrini değiştirmek. discouraging ly (z). hayal kırıklığına uğratarak, hevesini kırarak. di

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aleyhinde bulunmak, kötülemek, itibarını sarsmaya çalışmak, küçük görmek, küçük düşürmek, takdir etmemek. make disparaging remarks küçük düşürücü sözler söylemek, bozmak. disparagement (i). aleyhinde bulunma, kötüleme. disparagingly (z). tenkit e

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (ged, ging) sürüklemek, sürümek, çekmek; taramak, tesviye etmek (toprak); (den). suyun dibini çengel veya ağ ile taramak, yoklamak; taş yontmak; sürüklenmek, sürünmek; geride kalmak. drag an anchor (den). demir taramak. drag in (konu ile ilg

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sürükleme; sürüklenen şey ağır hareket; tarla tırmığı; (den). suyun dibini taramaya mahsus çengel veya ağ takımı; engel, mâni; havanın aerodinamik direnci; rüzgârın geri itme kuvveti; (sigarada) bir nefes; (k.dili). sıkıcı kimse veya şey; (argo

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çamur içinde sürükleyerek ıslatmak veya ıslanmak; kirletmek, kirlenmek; bulaştırmak, bulaşmak; ağır ağır takip etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (A. «tercüman» dan gelme. Fr. drogman’dan). Tercüman.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dragoman

çevirmen

Konuşmayı bir dilden başka bir dile çeviren kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An interpreter; so called in the Levant and other parts of the East. an interpreter and guide in the Near East; in the Ottoman Empire in the 18th and 19th centuries a translator of European languages for the Turkish and Arab authorities and most dragomans

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an interpreter and guide in the Near East; in the Ottoman Empire in the 18th and 19th centuries a translator of European languages for the Turkish and Arab authorities and most dragomans were Greek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. mans veya men) Orta Doğu'da tercüman, rehber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Bir sınıf süvari askeri: Dragon alayı. 2. mec. Parasız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fabulous animal, generally represented as a monstrous winged serpent or lizard, with a crested head and enormous claws, and regarded as very powerful and ferocious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fierce, violent person, esp. a woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A constellation of the northern hemisphere figured as a dragon; Draco.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A luminous exhalation from marshy grounds, seeming to move through the air as a winged serpent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A short musket hooked to a swivel attached to a soldier's belt; so called from a representation of a dragon's head at the muzzle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small arboreal lizard of the genus Draco, of several species, found in the East Indies and Southern Asia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Five or six of the hind ribs, on each side, are prolonged and covered with weblike skin, forming a sort of wing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

These prolongations aid them in making long leaps from tree to tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Called also flying lizard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A variety of carrier pigeon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fabulous winged creature, sometimes borne as a charge in a coat of arms. any of several small tropical Asian lizards capable of gliding by spreading winglike membranes on each side of the body a creature of Teutonic mythology; usually represented as bre

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a creature of Teutonic mythology; usually represented as breathing fire and having a reptilian body and sometimes wings. a fiercely vigilant and unpleasant woman. a faint constellation twisting around the north celestial pole and lying between Ursa Major

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any non-humanoid, sentient reptilian species Dragons vary widely in size, shape, and culture Some dragons have wings, horns, and complex magical structures Most dragons have scales, claws, and an ancient heritage. ancient creatures of strength, wisdom and

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Dragon was created when working on an interpretation of the Story of St George He is an intellectual and a humanist He only wants to eat Cleodalinda because that is what dragons do When confronted by St George he tries to rationalize with him and conv

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A huge, winged lizard capable of exhaling a stream of fire Only a few dozen of these ancient creatures exist, but they have long life spans and are very difficult to kill. a fictional, lizard-like, fire breathing creature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Eagle Elk Tooth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Civilized race inhabiting the island southeast of the Minor Continent Dragons all use specific elemental magic. a small aimal with wings and four legs, compare with birds only two legs. old SCA euphemism for a car.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The dragon is of ancient date and played a prominent part in early romance, though little used in English heraldry He is usually depicted with four legs and wings, a long barbed tail, usually knotted, and a body protected by scales When the dragon is draw

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ejderha, ateş saçan kanatlı bir sürüngen şeklinde tanımlanan efsanevi bir hayvan; eski yılan; çok hiddetli kimse (bilhassa kadın). dragonfly (i)., (zool). Odonata familyasından ince ve uzun kanatlı bir cins böcek, yusufçuk.dragon's bloo

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony dijital ses kayıt cihazlarında dahili olarak bulunan Dragon Voice Recognition yazılımı, PC’nizle senkronize edildiğinde kayıtlı bilgileri otomatik olarak yazıya dökebilmenizi sağlar. MP3 formatında kayıt yapan taşınabilir dijital kayıt cihazlarımızı tamamen destekleme özelliğiyle, kaydedilen dosyaları indirerek veya e-postayla göndererek tamamını yazmanıza gerek kalmadan kolayca yazıya dökün.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). ağır süvari; (f). halka işkence etmek; zor ve şiddete baş vurarak boyun eğdirmek, eziyet etmek, zulmetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. T. botanik), ikiçeneklilerden, yapraklarıyla böcek yakalayan bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yer değiştirmeyen, sabit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inert. constant. stable. immobile. immutable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immobile. stable. stationary. fixed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stagnant. fixed. stationary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stagnant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) [اجهل من قره گوز] zırcahil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. cesaret vermek, teşci etmek, teşvik etmek; himaye etmek. encouragement i. cesaret verme, teşvik etme, himaye etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ümit verici, cesaret verici, teşvik edici. encouragingly z. cesaret verici bir surette, teşvik ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kızdırmak, öfkelendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maiyet, arkadaşlar; etraf, çevre, muhit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (astr). Samanyolu'nun dışında olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karmakarışık şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Vazgeçme, terk’, çekilip bırakma: İşten, çalışmadan ferağ etmek. 2. Hiçbir işle meşgul olmayıp istirahat etme: Künc-i ferâğ = İstirahat köşesi. 3. Asûdelik, asayiş, rahat, sakinlik: Gönül ferâğı, hatır ferâğı. 4. (mülkî idare) Bir gayri menkulün sahiplik hakkını eski sahibinin yeni sahibine terkle alâkasını kesmesi ve buna dair resmî muamele: Satılan evin, tarlanın ferâğı bugün yapılacaktır; henüz ferâğ muamelesi yapılmadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abelienate. alienation. cession. conveying. transfer. abalienation. assignation. grant. livery. primary conveyance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فراغ] bırakma, terk etme, vazgeçme. 2.boş durma. ferâğ etmek bırakmak

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Serin rüzgar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(FERAGAT) (i. A ). 1. Vazgeçme, el çekme, sarf-ı nazar: O işten feragat ettim. 2. (hukuk) Davacının davayı açtıktan sonra davasından vazgeçmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abnegation. self-denial. renunciation. resignation. surrender. release. waiver. disclaimer. demise. relinquishment. remise. remission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

renunciation. surrender. self-denial. abnegation. self-sacrifice. cession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

renounce. waiver. renunciation. abandonment. cession. abdication. abjuration. altruism. demise. denial. departure. relinquishment. remise. remission. sacrifice. self-denial. self-renunciation. surrender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فراغت] bırakma, terketme. 2.rahatlık. 3.zenginlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forgo. release. relinquish. renounce. surrender. waive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to renounce. to abandon. to cede. abnegate. disclaim. lay down. relinquish. remise. resign. waive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). hayvan yemi, ot, saman, arpa; yiyecek peşinde koşma; (f). yiyecekleri yağma etmek; yiyecek temin etmek için uğraşmak; yem veya yiyecek tedarik etmek. forage cap (Ing). bir çeşit piyade veya subay başlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). evlâtlık büyütme; çocuğu kendi evlâdı gibi büyütecek bir ana babaya verme; besleme himaye, teşvik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kolay kırılır, kırılabilir; nazik, narin, ince. fragil'ity (i). kolay kırılma, narinlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fragment

sin. tanıtma filmi

Bir sinemada bir sonraki programı veya filmi tanıtmak için filmden önce gösterilen örnek parçalar.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trailer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fragment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kırılmış parça, kısım; (f). parçalara ayırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kısım kısım, parça parça, parça halinde; eksik kalmış, ikmal edilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). parçalanma. fragmentation bomb (ask). patlayınca şarapnel gibi parçalar saçan bomba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güzel koku, rayiha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). güzel kokulu, rayihalı, mis kokulu. fragrantly (z). güzel kokarak, mis gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i garaj,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Apple’ın her Mac’i bîr dijital stüdyoya dönüştürmesini sağlayacak yazılım.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ferağ» dan masdar). 1. Kalıba dökme, maden vesaireyi eritip kalıba akıtma: Top ifrağı (yanlış ve asılsız olan Isâğa yerine bu kelime doğrudur). 2. Bir şekle koyma: Başka bir surete ifrâğ etmiş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [افراغ] dökme, boşaltma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) aksi iddia edilemez, inkâr edilemez, itiraz kabul etmez. irrefragably (z.) inkâr edilemez bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kusma, Osm. kay, gasyan: İstifrâğ etmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استفراغ] kusma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kusmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ocak karıştırmaya yarayan eğri uçlu demir çubuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Körlük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çingene. 2. Hayal denilen gölge oyununda güldürücü şahıs: Karagöz’le Hacivat. 3. Bu hayal oyunu: Karagöz oynuyor. Karagöz balığı = Palamut balığının büyük ve bayağı cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shadow play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Karagöz oyunu oynatan veya Karagöz şekilleri yapıp satan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karagözcünün işi.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Genlerin ana mekanizması çok basittir. Her anne ve baba iki tam gene sahiptir. Ve bunlardan birini çocuğuna geçirir. Eğer anne ve babadan alınan genler aynı ise, yani çocuk her iki taraftan da mavi göz genini aldı ise problem yoktur. Çocuğun gözlerinin rengi mavi olacaktır. Ancak bir taraftan mavi göz, diğerinden kahverengi göz genini aldı ise gözlerinin biri mavi diğeri kahverengi olamayacağına göre bu genlerden biri üstün gelecektir.

İşte rakibine karşı daima üstün gelen bu genlere hakim (dominant) gen adı verilir. İnsanlarda koyu renk göz geni hakim gendir. Yukarıda bahsi geçen çocuğun gözleri kahverengi olacaktır. Mavi göz rengi gibi mücadeleyi kaybeden gene de saklı (recessive) gen denilmektedir.

Anne ve babadaki her iki gen de hakim gen ise sonuç aynı olacaktır. Saklı gen bu mücadelede ancak her iki tarafın geni de saklı gen ise galip çıkabilir. Uzun boy ve kısa boy genlerinde hakim olan uzun boydur. Örneğin babada iki uzun boy geni (U/U), annede ise iki kısa boy geni (k/k) varsa, her çocukta mutlaka bir uzun ve bir kısa boy geni(U/k) olacak ve uzun boy hakim gen olduğundan her çocuk uzun boylu olacaktır.

Bu çocuklar (U/k) gen yapılı biri ile evlenirlerse, çocukların her birinde muhtemelen (U/U, U/k,’k/U, k/k) gen yapısı oluşacak yani üç çocuk uzun boylu olurken bir tanesi kısa boylu kalacaktır. İnsanlarda kahverengi göz rengi, görme yeteneği ve saçlılık hakim genler iken mavi göz, renk körlüğü ve kellik saklı genlerdir.

Saklı gen çocuğun DNA sarmalında kalıp, onun çocuklarına da geçebilir. Babası mavi, annesi kahverengi gözlü çocuk kahverengi gözlü olur ama mavi renk göz geni saklı olarak durur. Kendisi ile aynı genetik yapıda biri ile evlenirse yukarıdaki uzun boy-kısa boy örneğinde olduğu gibi anne ve baba kahverengi gözlü olmalarına rağmen çocuklardan biri mavi gözlü olabilir.

Bu durum Mendel kurallarına uygun olup mavi gözlü çocukları olan kahverengi gözlü anne ve babaların paniğe kapılmalarına ve ortada başka bir neden aramalarına gerek yoktur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Tüyleri uzun ve kıvırcık bir cins koyun ki, birkaç günlük kuzularından alınan kürkü pek beğenilir. bk. Karakul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Soğuk ve ayaz havalarda donmuş halde yağan veyahut yağdıktan sonra donan çly, Fars. jâle: Kırağı yağmış; bu kırağı ekinleri, bağları yaktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoarfrost. rime. frost. white frost. glaze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frost. hoarfrost. white frost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frost. hoarfrost. hoardfrost. rime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frosty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Sunda adalarında yaşayan ve üç metre boyundaki dünyanın en iri kertenkelesi, (zool.) Varanus komodensis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manivela kudreti; slang piston.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ferağ» dan im.) (tıp). Dökülecek yer, yol ve mecrâ.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. serap, ılgım, yalgın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Nikaragua.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nicaragua.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nicaragua. nicaraguan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Nicaragua.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. balık kartalı, zool. Pandion haliaetus; ötleği, kuzu kartalı, zool. Gypaetus barbatus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zulüm; rezalet; namusa tecavüz; hakaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. fena surette bozmak, kötü davranmak; sövüp saymak; tecavüzde bulunmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok çirkin, pek fena; edebe aykırı; pek insafsız. outrageously z. fazlasıyle; taşkınca; rezilce. out rageousness i. rezalet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mükemmel olduğu kabul edilen örnek, numune; matb. yirmi puntoluk harf, irice bir çeşit harf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scrooge. sordid. money- loving. money-grubbing. greedy for money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nummamorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Bir yazının iki satırbaşı arasındaki kısmı. 2. Bazen paragraf başlarına konan «§» -işareti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paragraph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paragraph. passage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paragraph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. paragraf, bent, fıkra; paragraf işareti; f. yazıyı paragraflara ayırmak; bir paragrafta ifade etmek. paragraph'ic (aI) s. fıkra kabilinden. pa ragraphist i. fıkra yazarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a landlocked republic in south central South America; achieved independence from Spain in 1811.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Paraguay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

) A theocratic mission which governed native Indians from 1605 to 1769 It started when Spain granted the Society of Jesus exclusive rights to rule an area in what is now Paraguay and which then was inhabited by 100,000 to 200,000 Guarani Indians The previ

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Paraguay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Güney Amerika, Arjantin’in kuzeydoğusunda yer alır.

Coğrafi konumu: 23 00 Güney enlemi, 58 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Güney Amerika.

Yüzölçümü: 406,750 km².

Sınırları: toplam: 3,920 km.

sınır komşuları: Arjantin 1,880 km, Bolivya 750 km, Brezilya 1,290 km.

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili).

Denizleri: yok (kara ile çevrili).

İklimi: Subtropikalden ılımana değişiklik gösterir.

Arazi yapısı: Rio Paraguay’ın doğusunda çimenli ovalar ve ağaçlı tepelikler yer alır; Rio Paraguay’ın batısındaki Gran Chaco bölgrsi genel olarak alçaktır, nehrin bir yakasında bataklıklar, diğer tarafında ise seyrek ormanlar ve dikenli çalılıklar yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Rio Paraguay kavşağı ve Rio Parana 46 m.

en yüksek noktası: Cerro Pero (Cerro Tres Kandu) 842 m.

Doğal kaynakları: Hidro enerji, kereste, demir, manganez, kireçtaşı.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %6.

daimi ekinler: %0.

Otlaklar: %55.

Ormanlık arazi: %32.

Diğer: %7 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 670 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: Su baskınları, düzensiz akan nehirlerin ortaya çıkardığı çamurlar.

Coğrafi Not: Kara ile çevrili; Arjantin, Bolivya, ve Brezilya arasında yer alır.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 5,734,139 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %2.6 (2001 verileri).

Mülteci oranı: -0.09 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 29.78 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 73.92 yıl.

Erkeklerde: 71.44 yıl.

Kadınlarda: 76.52 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 4.11 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.11 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 3,000 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 220 (1999 verileri).

Ulus: Paraguaylı.

Nüfusun etnik dağılımı: melez %95.

Din: Roma Katolikleri %90, Mennonite, ve diğer Protestanlar.

Diller: İspanyolca (resmi), Guarani (resmi).

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %92.1.

erkekler: %93.5.

kadınlar: %90.6 (1995 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Paraguay Cumhuriyeti.

kısa şekli : Paraguay.

Yerel tam adı: Republica del Paraguay.

yerel kısa şekli: Paraguay.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Asuncion.

İdari bölümler: 17 bölge ve 1 başkent; Alto Paraguay, Alto Parana, Amambay, Asuncion, Boqueron, Caaguazu, Caazapa, Canindeyu, Central, Concepcion, Cordillera, Guaira, Itapua, Misiones, Neembucu, Paraguari, Presidente Hayes, San Pedro.

Bağımsızlık günü: 14 Mayıs 1811 (İspanya’dan).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 14 Mayıs (1811).

Anayasa: 20 Haziran 1992.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IADB (Amerika Bölgesi Kalkınma Bankası), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı),


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Paraguay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paraguayan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Paraguayan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paraguayan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Paraguayan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing., asılzadelik; asılzadeler sınıfı; asılzadelerin nesep kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

isim Üzüm şırasını kestirmek için kullanılan, kil ile karışık kireçli toprak, marn.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (eski ingilterede) hükümdar veya başbuğ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. T. felsefe). Pragmacılık doktrinini kabûl eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Bir düşüncenin doğruluğunun ancak o düşüncenin sonucuyla ölçülebileceğini ileri süren doktrin.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sebep ile sonuç arasındaki bağlantıyı araştıran çalışma ile ilgili; fels. pragmatizme ait; pratik. pragmatic sanction hükümdar fermanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pragmatik; pratik, ameli; günlük işlerle ilgilenen. pragmatically z. pragmatik olarak; ameli olarak, pratik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pragmatique

fel. yararcı

Yarar peşinde koşan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pragmatic. pragmatical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pragmatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pragmatics , pragmatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. pragmatizm, pragmacılık; pragmatik oluş. pragmatist i. pragmacı, pragmatist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pragmatist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who is pragmatic. a person who takes a practical approach to problems and is concerned primarily with the success or failure of her actions an adherent of philosophical pragmatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an adherent of philosophical pragmatism. a person who takes a practical approach to problems and is concerned primarily with the success or failure of her actions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Pragmacılık.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pragmatisme

fel. yararcılık

Doğruluğu ve gerçekliği tek yanlı olarak yalnızca hareketlerin sonuçları ve başarıları ile değerlendiren öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pragmatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pragmatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Prag.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,i. kırk yaşında (kimse), kırk ile elli yaşları ara- sında (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üç ayda bir verilen ücret veya ödeme; kışla, karargâh; mesken bulma ücreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Refah, bolluk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üstü başı perişan çocuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İstek, arzu, meyil: Rağbet etmek, rağbet göstermek. Rağbet var mıdır? = Arzu buyuruluyor mu, istek var mıdır? 2. Kabûl, itibar: Yazdığı kitaplar büyük rağbet gördü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demand. esteem. vogue. craze. desire. rush. run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call. cult. demand. popularity. run. inclination. desire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desire. demand. high favour. inclination. vogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ رغبت] istek. 2.ilgi duyma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - İstek, arzu. İstekle karşılama.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to like. to esteem. to admire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ilgi duymak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İstekli, arzusu olan: Ben, bu malın rağbetlisi değilim. 2. Kabûl edilir, makbûl. 3. Vaktiyle rütbesiz gayrimüslimlere verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in demand. sought after. esteemed. admired.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. İsteksiz. 2. Geçmez, makbûl olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not in demand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), t. isteksizlik, meyil ve arzu eksiklik veya yokluğu. 2. İtibarsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of demand. lack of esteem. indifference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. şiddetli öfke, gazap, hiddet, köpürme; coşku, heyecan; moda, çok rağbet gören sey; f. çok öfkelenmek, hiddetlenmek, köpürmek, tepesi atmak, çok şiddetle meydana gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pürüzlü, karışık düzensiz; eski püskü, yırtık, pejmürde: iplikleri akmış; pejmürde kılıklı. raggedly z. yırtık pırtık. raggedness i. pejmürdelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rağbet» ten if.) (mü. râgıbe). Rağbet gösteren, istekli.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Arzulu, isteyen, rağbet eden. - Türk dil kuralına göre “b/p” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ga ile) (i. A.) (c. regâib). 1. Rağbet ve arzu olunacak şey. 2. Büyük ve pek makbûl hediye. Leyle-i Regaib = (bk.) Regaib.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Rağıb).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. reglan kollu palto.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zıddına ve inadına hareket, nisbet: O herifin rağmına. Alî rağmü’l-adû = Düşmanın inadına.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), inadına, zıddına.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in spite of. spite of. despite. in despite of. though. although. even though. altho. after all. as. but what. but yet. while. whilst. considering. notwithstanding. for all.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in spite of. despite. in the face of. for all. nothwithstanding. although. though. tho'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in spite of. despite. even though. after. in contravention of. if.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. sebzeli yahni; f. sebzeli yahni pişirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. paçavracı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayaktakımı. ragtag and bobtail ayaktakımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cazda olduğu gibi kesik tempo; kesik tempolu müzik parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Dubrovnik şehrinin İtalyanca adı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saman nezlesine sebep olan yaygın bir ot, bot. Ambrosia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kanaryaotu, bot. Senecio.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taşkıran çiçeği, bot. Saxifraga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ged, -ging) çok zayıf ve kuru kemikli kimse; koyun etinin yavan gerdan tarafı; (argo) insan boynu; f., k.dili boğazını sıkmak; boğarak öldürmek; asarak öldürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düzensiz, intizamsız; çarpık çurpuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uçları dik (kaya); kuru, kemikli, çok zayıf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. şeb gece, çerağ = ışık). Bir cins değerli taş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرآغاز] başlangıç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) saray; harem dairesi. the Seraglio Topkapı Sarayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kanalizasyon; lağım pisliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aslanağzı, bot. Antirrhinum lesser. snapdragon danaburnu, bot. Antirrhinum orontium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. damga veya mühürler bilgisi sphygmo önek, tıb nabız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fren takozu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güverte yolculan için kasara altı, en ucuz tarifeyle yolculuk edenlere mahsus salon ve kamaralar; dümen kullanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. geminin dümen dinlemesi için gerekli asgari hız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. depoya koyma veya doldurma; depolama; ardiyede muhafaza etme; depo; ardiye ücreti; kompütörde bilgi saklama kısmı. storage battery akümülator.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yoldan sapmak: sürü veya bölükten ayrılıp dağınık gitmek; dağınık olmak. straggler i. arkada kalan kimse. straggly s. dağınık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yardımcı (piskopos).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oy kullanma hakkı; oy kullanma; tasvip tasdik onay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadınların oy kullanma hakkını savunan kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oy kullanma hakkı taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Çiçeklerde üreme organının etrafında bulunan, rengârenk yaprakçıkların her biri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tarhun, bot. Artemisia dracunculus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (geom.) dörtgen, dörtkenar. tetragonal (s.) dört açılı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dört harfli kelime.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitre; geven, bot. Astragalus; zamk ağacı, kitre ağac.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. trajedi yazarı veya aktörü. tragedienne' i trajedi aktrisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. facia, trajedi; felâket, korkunç olay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. facia kabilinden, facialı; trajik; korkunç, müthiş, feci, hüzünlü, acıklı. tragic drama, trajedi. tragically z. faciayla, trajik bir şekilde, feci surette. tragicalness i. facialılık, acıklı durumı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hem trajedi hem komedi yönü olan piyes. tragicomical s. hem ağlatıcı hem güldürücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Asya'ya mahsus boynuz şeklinde uzantıları olan bir çeşit sülün, zool. Tragopan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gücenme, alınma; gölge yapan şey (ağaç). give umbrage gücendirmek. take umbrage gücenmek, hatırı kalmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gölgelik, gölgeli; alıngan, kuşkulu, şüpheli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. belirli yaşa gelmemiş; olgunlaşmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hayal kırıklığına uğramamış, cesareti kırılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Karaib dilinden) (coğrafya). Birkaç kasırganın karşılaşmasıyle meydana gelen fırtına.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hurricane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir hat üzerinde gidip gelerek hareket eden: Bu rende makinesinin varagelesi pek muntazam. Varagele halatı = Sandal ve kayığı gemiden sahile ve sahilden gemiye veya bir nehirde iki kıyı arasında çekmeye yarayan halat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boat which is propelled by a guess-rope. l train.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guess-rope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir hat üzerinde hareket etmek üzere yapılmış: Varageleli tahlisiye sepetleri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. papazın görevi veya evi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sabun bezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Yarak.

Türkçe Sözlük by