Rah-zen, Reh-zen ne demek? | Rah-zen, Reh-zen anlamı nedir? | Rah-zen, Reh-zen

Rah-zen, Reh-zen anlamı nedir?

Rah-zen, Reh-zen ne demek?

Rah-zen, Reh-zen anlamı nedir?

Rah-zen, Reh-zen | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: rah zen reh zen

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yol kesen, eşkiya, yol vuran.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Merhametli, esirgeyen, koruyan, acıyan, ahirette mümin kullarına merhamet eden Allah’ın kulu.- er-Rahim, Allah’ın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Rahman’ın kulu. Rahman; dünyada her canlıya, mü’min-kafir ayırdelmeksizin herkese merhamet eden. Allah’ın isimlerindendir. Abdurrahman İbn Avf: Sahabedendir.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبراه] su yolu, kanal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدم موازنت] dengesizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

address book / booklet. directory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احزن] çok hüzünlü. ahzetmek almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). vesayet altına almak ; tutuklamak, tevkif etmek; anlamak, idrak etmek, kavramak; korkmak, endişe etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). anlaşılabilir, idrak olunabilir, fark olunabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korku, endişe, kuruntu, vesvese; (psik). ilk sezi; anlayış, kavrayış, idrak; zan, tahayyül; akıl, zihin; tevkif, tutuklama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). endişeli, vesveseli ; anlayışlı, müdrik; hassas, duygulu. apprehensively (z). vesveseli olarak. apprehensiveness (i). endişe, vesvese.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Aslı arzan) (A.). 1. Arz cihetince, genişliğince: Arzen ölçmeli. Arzen üç ve tûlen beş arşındır. 2. Küre-i arzın arzınca, yani ekvatordan kuzey veya güneye doğru olan mesafece: İstanbul’un arzen derecesi nedir?

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Aybaşı kanaması normal olarak 2-7 gün sürer. Normal olarak 28 günde bir görülen aybaşı kanaması, bazı hallerde vaktinden önce veya sonra da görülebilir. Nedeni; asabi krizler, hormon dengesizliği veya bünye zayıflığı olabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Çörekotu, bal.

Hazırlanışı : Sabah, öğle ve akşam, tok karnına 2 kahve kaşığı çörek otu ile 3 kahve kaşığı süzme bal karıştırılıp, yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abbess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abbot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sometimes. now and then. occasionally. betweentimes. betweenwhiles. from time to time. between whiles. ever and anon. now and again. off and on. sometime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

occasionally. sometimes. from time to time. now and then. now and again. every so often. on and off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sometimes. now and then. occasionally. between whiles. once in a while.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بعضا] kimi zaman

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Oynayan, oynayıcı, dansör veya dansöz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). eski gösterişli ve kaba bir şekilde süslemek, donatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benzene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benzene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. uçma veya yanma kabiliyeti olan renksiz karbonlu hidrojen, benzen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. berehmen). Berehmenler, Hindu rahipleri, Brahmanlar. (bk.) Brehmen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. bürhân). Bürhânlar (deliller), (bk.) Bürhân.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [براهين] deliller, kanıtlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Hintçe’den) (c. berâhime). 1. Hindûlar’ın «Brahma» mezhebine tâbî ve en yüksek kastına mensup adam. 2. Hindû ve Mecûsî rûhânî reisi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برهنه] çıplak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Yöre, mahalle, yol. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brain surgeon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brain surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Süs, Ar. ziynet, Fars. zib. 2. Külfet, gayr-ı tabiî hal, özen bezen: Özenerek külfetle edilen sahte ziynet.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Süs, benek, zinet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Süslenmek, Osm. tezeyyün etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Bİ-REH) (i. F.). 1. Yolsuz. 2. Münasebetsiz ve kötü yola sapan. 3. Musiki bilmeyen okuyucu, hânende.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Bİ-râh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.J.) Bira içmeye mahsus yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alehouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brewery. beer house. public house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی رحم] merhametsiz, acımasız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dul kadın.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيوه زن] dul kadın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yerkabuğunda araştırmalar yapmak için açılan kuyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The One First Cause; also, one of the triad of Hindoo gods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The triad consists of Brahma, the Creator, Vishnu, the Preserver, and Siva, the Destroyer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A valuable variety of large, domestic fowl, peculiar in having the comb divided lengthwise into three parts, and the legs well feathered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

There are two breeds, the dark or penciled, and the light; called also Brahmapootra. the Creator; one of the three major deities in the later Hindu pantheon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

part of the primary Hindu trinity of gods; the creator, whose breathes out the universe to make it come into existence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An inhabitant of the highest, non-sensual levels of heaven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In Hinduism, a post-Vedic deity Brahma is the god of creation and first in the Hindu triad of Brahma, Vishnu, and Shiva He is represented as red in color, with four heads and four arms, holding, respectively, a goblet, a bow, a sceptre, and the Vedas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The creator God and member of the Hindu trinity of deities, which also includes Shiva and Vishnu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Creator God; the First Person of the Hindu Trinity, the other two being Vishnu and Siva.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A creator god, with four heads to overlook each of the four directions Often just three heads, or only one, are shown Brahma is found both in Hindu and early Buddhist sculpture, eventually making his way to Japan as Bon-ten His vahana is a wild goose Desc

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Infinite Eternal Element that manifests as all things and beings; literally that which bursts forth in the form of the universe; that which gives rise to the universe, supports it, and reabsorbs it. the Hindu creator god, one of the three chief manifestat

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the three major deities of Hinduism, along with Visnu and Siva Adopted as one of the protective deities of Buddhism. the first created being of the universe; directed by Lord Visnu, he creates all life forms in the universe and rules the modes of p

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The third aspect of the Hindu trinitySiva , Krishna and Brahma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hindu name of God the Creator, one of the Trinity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Creator God of the Trimurti in Bhakti Hinduism. creator. god of creation, knowledge, consort of Saraswati.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Lord Creator. the Creator; one of the three major deities in the later Hindu pantheon. any of several breeds of Indian cattle; especially a large American heat and tick resistant grayish humped breed evolved in the Gulf States by interbreeding Indian

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Brahma, büyük Hint ilahı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bacakları tüylü, kuyruğu ve kanatları kısa olan bir çeşit iri Asya tavuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person of the highest or sacerdotal caste among the Hindoos. any of several breeds of Indian cattle; especially a large American heat and tick resistant grayish humped breed evolved in the Gulf States by interbreeding Indian cattle and now used chiefly

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the primary subject matter of the Upanishads, the very essence or principle of ultimate reality; the Absolute; the uncreated creator Brahman is the neuter, or impersonal, form of Brahma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ultimate reality, as Hinduism speaks of it, the ground and source of all that is Sometimes it is referred to as impersonal or transpersonal, beyond all name and form But some Hindu traditions identify it as the transcendent Godhead that chooses to manifes

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Brahmans of India have long maintained that they, by their birth, are worthy of the highest respect Buddhists borrowed the term 'brahman' to apply to arahants to show that respect is earned not by birth, race, or caste, but by spiritual attainment thr

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Godhead The Absolute, the Supreme Reality, the Ultimate Reality, Truth or the Self of the Vedanta Philosophy are also used interchangeably for Brahman; See Sat-Chit-Ananda. also called Nirguna Brahman, this state of Voidness is regarded as the Unmanifest

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The highest of the Four Castes in ancient India at the time of Shakyamuni They served Brahma, with offerings; the keepers of the Vedas, i e priestly caste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The transcendental ground of existence, or innermost essence of all reality In the Vedanta philosophy, Brahman is the Absolute, or sole reality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Supreme soul of the universe underlying all existence, all pervading and infinite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hindu notion of the all-pervasive God who is identical to the self within us, especially as described in the Upanishads and Vedanta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The spiritual essence of the universe The spiritual essence of the universe. the name given by Hindu teachers to the infinite divine reality from which all has emerged, and to which all will ultimately return.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Absolute, Whole. same as Brahma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Supreme reality. the Hindu concept of an impersonal Supreme Being; the source and goal of everything. a member of a social and cultural elite ; 'a Boston Brahman'. a member of the highest of the four Hindu varnas; 'originally all brahmans were priests'. t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Brahma rahibi, Brehmen; bir cins inek Brahmin i. soylu ve kültürlü kimse

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Brahma dini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brahmanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pirinçten yapılmış; pirinç gibi; utanmaz, yüzsüz, arsız. brazenfaced s. yüzsüz, arsız. brazenly z. yüzsüzlükle. brazenness i. yüzsüzlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yüzsüzlükle karşılamak; yüzünü kızdırmak. brazen a thing out işi pişkinliğe vurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Brahmanizme mensup. 2. Brahman rahibi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) 1.X. yy.’ın başlarında Orta Asya’daki yağma boyundan çıkan ve ilk İslam devletinin Türk hükümdarlarının birçoğuna verilen ünvan. 2.İliğ ve Karahanlı sülalesinden birçok hükümdarların unvanıdır. - Tarık Buğra, Saltuk Buğra.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çıplak, açık, yalın: Bürehne-ser = Başı açık. Bürehne-pâ = Yalın ayak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Çıplaklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yalınayak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Başıaçık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Öpücü, öpen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Süpürücü, çöpçü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rahat edilecek yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kılık veya vaziyet düzgünlüğü: Kendine çekidüzen vermek, evin çekidüzeni bozuldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tidiness. orderliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CERAHAT) (i.), irin mânâsiyle dilimizde çok kullanılırsa da, Arapça olmayıp, cerâd kelimesinden galattır. Cerahat bağlamak = İrin tutmak, irinlenmek, işlemeye başlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pus. matter. purulent matter. fester. ichor. sanies. suppuration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matter. pus. puss irin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matter. pus. discharge. gathering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جراحت] yara.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (yara) Cerahat bağlamak, irin tutmak, işlemeye başlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İrinli, işler (yara)

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CERRAH) (i. A. «cerh» ten). Yaralara ve haricî hastalıklara bakan ve ameliyat yapan tabib, operatör (Fr. chirurgien).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgeon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgeon. operator. saw bones.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جراح] operatör.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tıpta operatörlük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جراحی] operatörlük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgical intervention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cerrahın yaptığı iş, fenn-i cerrâhî, cerrâhî: Cerrahlık bu son senelerde çok terakki etti, köylerde cerrahlık ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cerrar işi, dilencilik: Cerrârlığı sanat edinmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yara. (Arapça’ da taze bıçak yarası gibi cerahatslz olan yaraya mahsus olup, cerahatlisine «karha» derler). 2. Cerrahlık ilmi, fenn-i cerrâht. (Her iki mânâ ile dilimizde pek kullanılmamıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. cirâhiyye). Cerrahlığa mensup ve müteallik: Ameliyyât-ı cirâhiyye, fenn-i cirraht. (Türkçe telaffuzu: cerrâhî).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vatandaş, teba; hemşeri; şehirli kimse; sivil kimse. citizenry (i). bütün vatandaşlar. citizenship (i). vatandaşlık, tabiiyet. native citizen bir devletin uyruğu olarak doğmuş vatandaş. naturalized citizen bir devletin uyruğuna sonradan giren kims

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). anlamak, idrak etmek, kavramak; kapsamak, içine almak, ihtiva etmek. comprehensible (s). anlaşılabilir, idrak olunabilir, makul. comprehension (i). anlayış, idrak; kapsam, şümul. comprehensive (s). geniş, şümullu, etraflı; idraklı,anlama yeteneği ola

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aldatmak, dolandırmak, kandırmak. cozenage (i). dolandırıcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DRAHOMA) (i.). Drahoma. Hıristiyanlar’da evlenen kızın, kocasına verdiği para, mal, mülk. (bk.) Drahoma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nişan, damga vuran; kalb, gönül kıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Def çalan musiki san’atkârı, hânende (eskiden hânendeler def çalarak okurlardı).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [دائره زن] daire çalan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. darb = dövme, F. zeden = vurmak). Kale döven top.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Def çalan müzisyen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [دفزن] tef çalan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İttihat ve Terakki’nin son sadrazamı Talat bey, trenle Ankara’ya giderken Tuzla’yı geçtikten bir müddet sonra suikaste uğramıştı. Kıyı boyu giden trene birden bire Tuzla açıklarında suyun üstüne çıkan bir denzialtından ateş açılmış, Talat Bey’e bir şey olmamasına rağmen trenin yola devam edecek hali kalmamıştı. Denizaltının ve suikastın kimler tarafından yapıldığı tüm araştırmalara rağmen bulunamamıştı.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). ikamet eden kimse, oturan kimse; vatandaş; (ing). muayyen vatandaşlık haklarına sahip olarak bir memlekette ikamet eden yabancı; yeni şartlara veya bir yere intibak etmiş hayvan veya bitki; bir yeri devamlı ziyaret eden kimse; (f)., (ing). yurt

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. der = edat, zencîr = zincir). Zincirde, zincirle bağlı. Derzencîr etmek = Zincirle bağlamak, zincire vurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. dirhem). Dirhemler, (bk.) Dirhem.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دراهم] dirhemler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hilekâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disinfection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Mikrop öldürücü ilâç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disinfectant. disinfectant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disinfectant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disinfectant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Mikroplardan temizlenmiş. Dezenfekte etmek = Dezenfektan ilâçlar kullanarak mikroplardan temizlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disinfected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. désinformation

bilgi çarpıtma

Kişiyi veya kurumu herhangi bir konuda bilinçli olarak gerçeği saptırarak yanlış bilgilendirme.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gönlü ferah, sevinçli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gönül yolu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Parlama, Ar. ziyâ, nûr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Parlak, aydınlık, ışıklı: Dürr-i dırahşin = Parlak İnci.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [درخشان] parlak, parlayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Parlak, parlayan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Dal, ağaç. Ar. şecer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [درخت] ağaç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmony in social relations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Yunanistan’da para birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i: Y.). Bazı topluluklarda bilhassa Rumlar’da gelin tarafından güveye verilen para veya mal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yalancı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yalancılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Nizam, tertip: Bu odaya düzen vermeli. Burada düzen yoktur. 2. Ahenk, ses ve sazların belirli bir sese uydurularak düzeltilmesi ve okuyup çalacek hâle getirilmesi (bu mânâda «akort» kelimesinin kullanılması yanlış ve çirkindir): Bu saza düzen vermeli. Bu piyanonun düzeni bozuk. 3. Uydurma söz. Ar. sanîa: Bu, sır kendi düzenidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

order. regularity. regulation. formation. arrangement. coordination. harmony. system. orderliness. array. contexture. convention. cosmos. disposal. disposition. get-up. layout. make-up. method. regime. right. scheme. trim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrangement. method. order. regularity. sequence. setup. trick. trickery. trim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrangement. device. formation. installation. order. organization. system. trim. orderliness. the social order. the system. mechanism. linkage. set-up. contrivance. accord. harmony. gadget. gear. plan. plant. train. tree. program (me. tool. machine. gin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deceitful. tricky. left-handed. crafty. cross. designing. gadgety. intriguing. pettifogging. roguish. serpentine. trickster. impostor. bilker. deceiver. falsifier. intriguer. racketeer. rogue. shammer. shyster. tartar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiddler. fraud. trickster. tricky. twister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat (er. trickster. artful. artist. crafty. doer. fabricator. humbugger. jesuitical. juggler. knave. maladministrator. palterer. wily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duplicity. deceit. knavery. wiliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sivrisinek, arı gibi şeylerin iğnesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contrivance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mechanism mekanizma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mechanism. setup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrangement. setting. organizing. reorganization. regulation. collocation. distribution. execution. hatcher. layout. make-up. trimming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alignment. composition. control. disposal. disposition. ordering. regulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrangement. organization. preparation. formulation. accomodation. design. devising. rectification. timing. equipment. relaying. systemizing. improvement. planning. commutation. coordination. adjusting. adjustment. grouping. governing. confection. colloca

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir çok Sony dijital video kamerada, düzenleme bilgisayarı bulunmaktadır. 20 taneye kadar programın ve sahnenin karelere göre seçilmesi mümkündür. Bir VCR’a bağladığınızda (AV kablosu ya da i.LINK™ kablosu ile) yalnızca kopyalama işlevini başlatmanız yeterlidir. Seçilen tüm sahneler otomatik olarak transfer edilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kayıtların düzenlenmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MiniDisc müzik parçaları, herhangi bir kalite kaybı yaşanmaksızın taşınabilir, birleştirilebilir ya da bölünebilir. Başlık ya da disk adı da eklenebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Düzenleme Penceresi, kurulu düzenleme işleviyle birlikte sunulan bir grafik kullanıcı arayüzüdür. Programlanan her sahnenin başlangıç ve bitiş resimlerini göstererek, kayıtlarınızı gözden geçirmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). Düzenli hale getirmek, düzen vermek, tanzim etmek, tertip etmek: Sazınızı düzenleyiniz!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

line up. arrange. collocate. compose. construct. coordinate. dispose. do. do out. draw. draw up. engineer. execute. forge. form. frame. get up. give. grade. lay out. methodize. mount. order. organize. promote. put up. regularize. regulate. scheme. se.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appoint. array. assemble. codify. collate. condition. control. coordinate. dispose. do. fix. install. organize. plan. programme. regulate. scheme. throw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrange. order. organize. edit. to put in order. to arrange. to prepare. to formulate. to design. to plan. to accomodate. to adjust. to devise. to rectify. to improve. to set-up. to string. to systemize. to equip. to gear. to range. to time. to organize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tanzim ve tertip edilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be put in order. to be arranged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düzene konmamış, düzensiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düzeni yapılmış, düzenli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulating. organizing. regulatory. organizer. regulator. regulative. compensator. grader. promoter. trimmer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulator. regulator regülatör. organizer organizatör. regulating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

editor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tertipli, muntazam: Düzenli ev. 2. Ahenk ve düzeni yerinde; kurulmuş: Düzenli saz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orderly. in order. systematic. systematical. regular. neat. tidy. harmonious. in good trim. clean-cut. coordinate. dainty. equal. even. methodical. ordered. organized. right. settled. snug. stated. steady.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elegant. methodical. neat. ordered. orderly. regular. shipshape. steady. straight. together. trim. uniform. tidy. well-arranged. systematic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geared. regular. in order. orderly. systematic. uniform. organized. planned. balanced. harmonic. set. equipped. symmetric. symetrical. tactic. tactical. coordinate. crisp. even. methodical. just so. stated. steady. straight. tidy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regular army.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standing army.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İyi düzen hali: Dirlik düzenlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regularity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regularity. orderliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Nizam ve tertibi olmayan: Düzensiz ev. 2. Ahenksiz: Düzensiz saz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desultory. disorganized. disordered. chaotic. irregular. unsteady. untidy. out-of-trim. snatchy. out-of-balance. out-of-order. erratic. excursive. fitful. freehand. haywire. hugger-mugger. huggermugger. indigested. inordinate. jerky. non-uniform. non.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bumpy. discordant. discursive. dishevelled. disorderly. erratic. fitful. irregular. messy. odd. slipshod. slovenly. spasmodic. turbid. turbulent. uneven. untidy. wildcat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disorderly. irregular. confused. non-uniform. inharmonious. non-harmonic. out of order. out of trim. out of balance. unsymmetrical. unorganized. gearless. sporadically. anyhow. back to front. chaotic. desultory. disordered. episodic. erratic. formless. il

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Nizamsızlık, tertipsizlik: Bu evin düzensizliği. 2. Ahenksizlik, düzenli bulunmama: Piyanonun düzensizliği çalışmaya mâni oluyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fitfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confusion. disarray. disorder. jumble. mess. muddle. turbulence. untidiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disorder. irregularity. lack of orderly planning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دروغ زن] yalancı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (571-639) (Amr b. Abdullah). İslami ilk kabul eden sahabelerden biri. Cennetle müjdelenmiştir. Çeşitli cephelerde ordu komutanlığı yaptı. Suriye’de vefat elti.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ferh). Piliçler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ferah). Sevinçler, sevinmeler, iç açıklıkları.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(İbr.) (Erkek İsmi) - Hz.Yusuf un ikinci oğlu. Orta Filistin’de yerleşen İsrail kabilesine adını verdiği söylenir. Bu kabile Hz.Süleyman’ın ölümünden sonra asıl İsrail topluluğunun 12 kola ayrılmasında etken oldu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. efrâhten fiilinden imef.). Yükseltilmiş, yükselmiş, kaldırmış, kaldırılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). En kerîh, çok iğrenç.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Anadolu saz şairlerinden.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ersezer).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Darı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ارزن] darı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. terah). Gamlar, tasalar, kederler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gönül açıklığı, sevinç, neşe, Osm. şadumanlık. Ar. inşirah, mesruriyyet. Ferah bulmak = Sevinmek, açılmak. Ferah vermek = Sevindirmek, açmak (Fars. «ferâh» ile karıştırmamalı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Bol, geniş, vâsi, ferâh yer. 2. Şen, şâd, sıkıntıda olmayan, neşeli: Kalbini ferâh tutmalısın. 3. Gönlü şenlendiren, iç açıcı. Ar. müferrih: Bu köşk, bu oda pek ferâh; oldukça ferâh bir bahçe. 4. Çok, fazla, ziyade, bol: Ferâh ferâh yetişir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spacious. roomy. wide. open. light-well. capacious. commodious. richness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spacious. roomy. wide. open. light-well. capacious. commodious. richness. relieved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spacious. comfortable. well lighted and airy. contented. at ease. relieved. commodious. glad. lively. roomy. wide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فرح] sevinç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فراخ] geniş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Gönül açıklığı. 2.Sevinç, scvinme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leisurely. amply. easily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. A. ferah = sevinç, F. Averden = getirmek). Sevinç, gönül açıklığı veren. Ar. müferrih.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. ferah = sevinç, F. bahşîden = bağışlamak). Sevinç, gönül açıklığı veren. Ar. müferrih.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. ferah = sevinç, F. efzâyiden = arttırmak). Sevinç ve gönül açıklığını arttıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Türk musikisinin mürekkep makamlarından biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Sevinçli, Fars. şâd, şâdân. Ar. mesrur, münşerih-ül kalb. 2. Türk musikisinin mürekkep makamlarından biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Türk musikisinin şed makamlarından biri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فرح بخش] ferahlık veren, iç açıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.b.i.) (Kadın İsmi) - Ünlü bir çeşit lale.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şan ve şeref.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Şan ve şeref. -Erkek ve kadın adı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) 1.Ferah artıran. 2.Türk müziğinin mürekkeb makamlarından. 3.Meşhur bir lale türü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Vaktiyle askerlerin fesleri üzerine dikilen daire biçiminde sarı tepelik. 2. Eskiden inzibat çavuşlarının boyunlarına taktıkları «kanun» kelimesi yazılı küçük plaka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refresh. freshen up. freshen. draw a breath. draw breath. cheer. relieve one's feelings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unburden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become spacious or airy. to feel relieved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Açmak, ferah hâle getirmek. 2. Sevindirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sevinmek, gönül açılmak: Böyle yerlerde gezmekle İnsan ferahlanır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhilarating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put sb at ease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gönül rahatlığı, iç huzuru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comfort. lift. spaciousness. roominess. contentment. relief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spaciousness. airiness. contentment. happiness. relief. amplitude. lift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). 1. Bolluk, genişlik. 2. Geniş yer.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Bolluk, genişlik. 2.Geniş y(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.b.s.) (Kadın İsmi) - Sevinçli. - Türk müziğinin mürekkeb makamlarından.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Nazlı kız.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.b.s.) (Kadın İsmi) 1.Sevinç veren. 2.Ferah saçan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. ferzendân). 1. Oğul, erkek çocuk. 2. Çocuk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فرزند] evlat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Oğula yakışacak surette; çocukça.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yükselten, Osm. ref’eden.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Yükselten. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir çeşit lâle.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., tenis sağ vuruş, forhend; atın boynu ve omuzları; menfaatli mevki; (s). sağ vuruşla yapılan; önderlik eden; önceden yapılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (A.B.D). ihtiyatlı, tedbirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alın; herhangi bir şeyin ön tarafı veya cephesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). donmuş, buz kesilmiş; kalpsiz, soğuk; dondurulup konserve edilmiş. frozen assets donmuş mevduat. frozen credits donmuş krediler. frozen prices donmuş fiyatlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Parlatan, aydınlatan, ışıklandıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Taflan çubuklarından yapılan ve resim yapmada kullanılan kömür kalem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zarar, ziyan, hasar: Zarara uğratmak, Osm. ızrâr etmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ گزند] zarar. 2.bela.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(GÜRİZENDE) (i. F.). Kaçan, kaçıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yalnızca Batı resim sanatına özgü bir kavram olan “gölge-ışık düzeni”, sanatsal gerçekliğin yeniden üretilmesi için gerekli olan bir yanılsama tekniğidir. Resimsel yapıtın içerdiği tüm betiler, bu teknik sayesinde bir kısmı gölgeli diğer kesimleri ise aydınlıkmış izlenimi verecek biçimde betimlenirler. Böylelikle bir yüzey sanatı olan resmin üç boyutlu nesneleri ifade etmekteki yetersizliği bir ölçüde giderilmek istenmiştir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) Sodom .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contentment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complacency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contentment. complacency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins alaca geyik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Bir nevi alageyik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kovandan bal alırken yüze geçirilen tel kafes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Göz göz oya: Gözenek. 2. Sıvama nakış. 3. Bitkilerin yaprak ve saplarındaki birtakım küçük organlar. Bunlar, bitkinin solumasını kolaylaştırır. Bazı hayvan dokularında bulunan aralıklar da «gözenek» diye anılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pore. stoma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

porous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

porous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

porosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

porosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonporous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Üstünden ipekle bir kat daha geçirilmek, iki kat olmak: Gözenmiş nakış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaçan, (bk.) Girîzende.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گمراه] yoldan çıkmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HAK-İ RAH) (i. F ). Yol toprağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. musiki). Halîle çalan san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. harhara). (bk.) Harhara.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HARC-I RAH) (i. F. Ar. hare = masraf, Fars. râh = yol). Yol masrafı, bir memur veya subayın görevle bir yerden bir yere gitmesi için, rütbe ve maaşı ile ve gideceği mesafeye göre resmen verilen para: Hareket etmek için harcırâhını aldı. Harcırah nizâmnâmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

travel expense. subsistence money. subsistence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

travel allowance. travelling expenses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

travel allowance. travelling expenses. travelling allowance. fare payments. marching money. deadheading pay. per diem allowance. transport allowance. transportation allowance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خرج راه] yol parası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ahzân). Hüzünler, (bk.) Hüzün.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Üzüntü. Gam, ked(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yoldaş, yol arkadaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hem-râh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همراه] yoldaş, yol arkadaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zengûle.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Merhamet eden, acıyan. Allah’ın koruyuculuğu. Allah’ın uhdesinde.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, hoarhound i. köpekayası, kavkas, bot. Marrubium vulgare; bu bitkiden çıkanlan öz veya bu öz ile yapılan şeker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Humbara yapılan beylik fabrika. 2. Humbaracılar kışlası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, hurray, hooray ünlem, i., f. Yaşa! (alkış veya zafer ünlemi); i. bu ünlem; f. Yaşa ! diye bağırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.İnananların babası. 2.Hakların babası. 3.Kur’an’da ismi geçen İbrahim peygamb(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(İDARE-HANE) (i.). Bir işe bakan hey’etin toplanarak iş gördükleri yer ve daire: Bu gazetenin idarehanesi başka ve matbaası başka yerdedir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اداره خانه] yönetim bürosu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sakınarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kerh» ten masdar). 1. Cebren ve İstenilmeyen bir iş yaptırma, ikrâh ile oruç bozma (Arapça’da mânâsı bundan ibarettir). 2. İğrenme, tiksinme, nefret, Ar. teneffür: Bu işten bana ikrâh geldi (bunun doğrusu istikrâh’tır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disgust. loathing. abhorrence. detestation. aversion. duress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اکراه] tiksinme, iğrenme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

tiksinmek, iğrenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Kendisi istemediği halde, isteği dışında, zorla, cebren: Ikrâhen oruç bozana günah yoktur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اکراها] tiksinerek, iğrenerek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (1. A. masdar) (c. iktirihit). Önceden hazırlanmadan düzgün şekilde (şiir veya nutuk) söyleme. Cem’i: Bu şekilde söylenmiş şiirler vesaire. Irticil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقتراه] içinden gelerek konuşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anlaşılamaz, kavranmaz, akıl ermez. incom prehensibil'ity i. anlaşılmazlık. incom prehen'sibly z. anlaşılmaz surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anlayışsızllk, akıl erdirememe, idrak noksanlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şerh» ten masdar). Açılma, açıklık, ferahlık: İnfirâh-ı derûn, inşirâh-ı kalb = Gönül, kalp ferahlığı. Deniz manzarası insana inşirah verir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انشراح] açılma, ferahlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Açılma. 2.Açıklık, ferahlık. - Kur’an-ı Kerim’de bir süre adı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «râhat» tan masdar). Rahatlendırma, rahat, ettirme, yorgunluk aldırma: Vücudunu ve zihnini iraha için.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kerh» ten masdar). Kerih görüp nefret etme, tiksinme, iğrenme: Kıyafetinden insan istikrah eder (asıl Arapça’da mânâsı bir şeyi kerhen yani zorla ve istemeyerek yapmaktan ibarettir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استکراه] iğrenme, tiksinme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

iğrenmek, tiksinmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İSTİRAHAT) (i. A. «râhat» dan masdar). Rahatlanma, dinlenme: Biraz istirahat etmeli; istirahate muhtaçtır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repose. rest. recreation dinlenme.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repose. rest. reposing. resting. ease. relaxing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استراحت] dinlenme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

dinlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Karşılık ve bedel olarak: Verdiğiniz kâğıda ivâzen size bir kalem vereyim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ağırlayarak, hürmet ve İkramla: Davetlileri İzâzen bir çalgı takımı getirmişti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [قلب زن] kalpazan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. kalem, Fars. zeden = vurmak). Kalem çalan, yazan, tahrîr eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Esmer bey, Esmer hükümdar. Karahanlılar devletinin kurucusu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuvvetli müshil olan bir cins bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bileşikgillerden, hekimlikte kullanılan bir bitki (taraxacum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dandelion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ateşli, ağır bir barsak hastalığı, tifo.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kayraalp).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kerâhiyet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کراهت] iğrenme tiksinme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). 1. iğrenme: Kerâhetle, Ar. maal-kerâhe. 2. İstemeyerek ve mecburiyet altında bir şey yapma, cebir, zorlama. 3. (fıkh) islâm dininde harâm olmadığı hade harâme yakınlığı olan şeyin hâli ki, bunlara mekrûh denir. Vakt-i kerahet (akşamcıların dilinde) = Akşam üzeri içki vakti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. «kirâ» dan). Arşın’ın 16’da biri: Bir arşın üç kirâh kadar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Kızılırmak, güney Azerbaycan’ı 2 defa katederek Gilan’da Hazer denizine dökülen ırmak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.) (musiki). Kudüm vuran san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Mevlevî Ayinlerinde kudüm vurarak mutrıbi yöneten san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [قدوم زن] kudüm çalan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the established order. the established regime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cousin. first cousin. cousin german.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cousin. cousin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cousin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mânâsına bakılmaksızın yalnız kelimelerin sesleri bakımından: Bu cümle lâfzan pek parlaksa da mânâca değeri yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (halk dilinde: lâfazan). 1. Çok söyler, geveze. Ar. kavvâl. 2. Atıp tutan, övünen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde: lâfazanlık). Gevezelik, övünme.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Titreyen, titrek.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pastil; baklava biçimi, eşkenar dörtgen; baklava şeklinde şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mahfûz olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hazen» den im.) (c. mehâzin). 1. Mal ve eşya koymaya mahsus kapalı yer, kiler, anbar. 2. Türkçe. Yeraltı, bodrum: İçilecek şeyler soğuk durmak için mahzene konmalıdır (Fr. magasin, bu kelimeden gelir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cellar. cistern. repository. vault.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cellar. granary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cellar. underground storeroom or depository. cistern. repository. vault.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tarh» tan im.). Bir verginin tutarını belirtmek için temel olarak alınan değer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Mazhar çalan san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mecâz kullanma yoluyla, gerçek mânâsiyle olmayarak: «Arslan» meeizen cesur mânSsiyle kullanılır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Ferah, sevinç. 2.Zayıf olma hali.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. merhale). Merhaleler, (bk.) Merhale.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. merhamet). Merhametler, (bk.) Merhamet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. merhem). Merhemler, (bk.) Merhem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Farsça merzegûş’ tan), (bk.) Merzengûş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir çeşit fesleğen, güveyi otu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. mevc = dalga, Fars. zeden = vurmak). Dalgalı, Ar. mütemevvic.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (aslı: emîr-i Ahûr) (halk dilinde: imrahor). Has ahırın başı, ıstabl-ı Amire müdürü: Mİrâhûr-ı evvel, mîrahûr-ı sânî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ميرآخور] imrahor.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış anlamak. misapprehension i. yanlış anlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, mizen i., den. mizana direği, üç direkli geminin en gerideki direği; mizana yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Saygı ve ikramla: Muazzezen kabûl ettiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisinde şimdi kullanılmayan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hazn» den imef.) (mü. muhtezene). Biriktirilip hazineye konmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tefecilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rahame»den imef.) (mü. mürahhama). Harf atılarak hafifletilmiş (kelime).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ruhsat» dan imef.) (mü murahhasa). 1. İzinli, ruhsat verilmiş. 2. Gönderen devlet veya hey’et nâmına istediği şekilde rey verebilen diğer bir devlet veya hey’et nezdine gönderilmiş vekil, delege.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

envoy. delegate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

envoy. plenipotentiary. duly authorized or empowered. delegate. representative. deputy. negotiator. deputation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرخص] delege.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

managing director.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

managing director. delegate member. corporate executive. executive appointed by the board of directors of a corporation. president director.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «hey’et-i murahhasa» dan kısaltılmış ve galat) Ermeni piskoposu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Murahhaslık: Murahhasiyyetle Berlin’e gitmişti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Münasip gördüğü şekilde rey ve karar vermeye salâhiyeti olan vekil veya elçinin hâl ve sıfatı: Murahhaslıkla Viyana’ya gönderilmişti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (I. A.). Bülûğ çağına ermiş, on iki yaşına basmış erkek çocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Murahlk olma, bülûğ çağına ermişlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sarahat» ten imef.) (mü. musarraha). Tasrîh edilmiş, sarâhat verilmiş, açıkça söylenmiş, açıklanmış, izah olunmuş, şüphe bırakmayacak surette apaçık: İcabeden muamele kanunda musarrahtır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Açıkça, sarâhatle, şüphe bırakmayacak şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şerh» ten imef.). Teşrih olmuş, otopsi ile açılmış ceset.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (muşt = yumruk, zeden = vurmak). Yumrukla güreş eden, yumruk güreşinde mahir pehlivan, boksör, Fr. boxeur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yumruk güreşi, boks, Fr. box.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kerâhet» ten imef.) (mü. müstekrehe). İğrenç, iskirâh olunan, mekrûh, nefret edilen: Pek müstekreh yer, adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rahm» den if.) (mü. müterahhime). Acıyan, merhamet eden, Osm. terahhum eyleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MUVAZENE) (i. A. «vezn» den masdar). 1. İki şeyin ağırlıkça bir ve eşit olması, denge. 2. Karşılıklı iki şeyin ölçü ve başka bakımlardan bir gelmesi ile olan uygunluk, denk olma: Devletler muvazenesi. 3. Bir cismin ağırlık merkezi dik gelerek durabilmesi: Pencereden uzanırken muvazenesini kaybedip düştü. 4. Gelir ve giderin bir gelmesi: Bütçe muvazenesi. 5. Mukayese, ölçü: Eski servetinizle şimdiki servetinizi muvazene ederseniz ne kadar ilerlediğinizi anlarsınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equilibrium. balance. stability denge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balance. equilibrium. set-off. stability. equipose. poise. offset. equation. compensation. counterbalance. equanimity. equipoise. temperament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [موازنه] denge.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bütçe kanunu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1Uygun, denk. 2. Muvazenesi yerinde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Ölçüsüz, dengesiz. 2. Ne yaptığını bilmeyen, sözleri ve hareketleri normal olmayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) dengesiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imbalance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «arahe, İrâh» dan imef.) (mü. müverraha) (Arapça’da: müerrah). Tarihi atılmış, sene, ay ve günü yazılmış, tarihli. Gayr-i müverrah = Tarihsiz, tarihi yazılmamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir tarihle tarihli olarak, yıl, ay ve günü kayıtlı olduğu halde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مورخ] tarihli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Delik veyahut lağım açan işçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Nakzedilerek, (bk.) Nakz.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - İnleyen, inildeyen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Neyzen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نایزن] neyzen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Naz edici, nazlı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نازنده] nazlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Naz edici, nazlı, hoş edalı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Cilveli, nâzlı. 2. Pek kıymetli olup nâz ve nimetle alıştırılmış, şımarık: nâzenînim. 3. (Alay ve aşağılamak maksadıyle) bilinen kişi, mahut: O nâzenînim de sallana sallana gelmiş. Tarîk-ı Nazenin = Bektaşî tarîkati.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coy. coquettish. pampered. of delicate build.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ نازنين] nazlı. 2.narin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Cilveli, oynak. Çok nazlı yetiştirilmiş, şımarık. 2.Narin ince yapılı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Mehter çalıcısı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Yeni tarz yeni yöntem. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(NEY-ZEN) (i. F.). Ney çalıcısı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نيزن] ney üfleyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Ney çalan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Ay sadece gece görülebilir diye bir şey yok. Gündüzleri de periyoduna bağlı olarak ay da tepemizde, bütün yıldızlar da. Ama güneşin atmosferimizde yansıyan ışınları onları görmemize mani oluyor. Atmosferimiz olmasaydı gökyüzü gündüzleri de karanlık olacak, güneşle birlikte yıldızları da görebilecektik.

Ay dünyamıza çok yakın olduğundan gökyüzünde görüntü olarak yıldızlardan çok büyük görünür. Eğer konumuna göre güneşten iyi ışık alabilirse gündüzleri de gökyüzünde rahatlıkla görünebilir. Ayın yüzeyi bir asfalt yol yüzeyi gibi yansıtıcıdır. Koyu renktedir ama tam siyah da değildir. Biz gökyüzünde aya baktığımızda sadece onun güneşten yansıttığı ışığı görüyoruz. Güneş kadar ışık saçmıyor ama yine de gökyüzündeki en parlak yıldızdan 100.000 kat daha fazla ışık yansıtabiliyor.

Gündüz havanın aydınlığı yıldızların parıltısını yok eder. Aslında parlak yıldızların olduğu bölgede gökyüzünün parlaklığı da biraz daha farklıdır ama bu farkı pek algılayamayız. Ama ayın olduğu bölgede ışık yeterli ise geceki gibi çok parlak olmasa da onu görebiliriz. Hatta hava şartlarının olumlu olduğu durumlarda hava aydınlıkken Venüs gezegenini bile görebiliriz.

Güneşi büyük bir ampul, ayı da büyük bir ayna olarak düşünebiliriz. Bazı durumlarda ampulün ışığını doğrudan görmesek bile, aynanın yansıttığı ışığını görebiliriz. Bu, geceleri olan durumdur. Güneşi göremeyiz, çünkü dünyamız ondan gelen ışığı bloke etmiştir. Ayı, yani aynadan yansıyan ışığını görebiliriz. Ampulü de, aynayı da birlikte gördüğümüz durum ise ayın gündüz görünme durumudur.

Genellikle ‘ayın karanlık yüzü’ diye kullanılan deyiş şekli yanlıştır. Doğrusunun ‘ayın arka yüzü’ olması gerekir. Ayın dünyamız etrafındaki dönüş süresi ile kendi etrafındaki dönüş süresi hemen hemen aynı olduğundan, biz ayın hep bir yüzünü görürüz ama ay dünya ile güneş arasındayken bize bakan yüzü karanlık, güneşe bakan arka yüzü aydınlıktır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Ay sadece gece görülebilir diye bir şey yok. Gündüzleri de periyoduna bağlı olarak ay da tepemizde, bütün yıldızlar da. Ama güneşin atmosferimizde yansıyan ışınları onları görmemize mani oluyor. Atmosferimiz olmasaydı gökyüzü gündüzleri de karanlık olacak, güneşle birlikta yıldızları da görebilecektik.

Ay dünyamıza çok yakın olduğundan gökyüzünde görüntü olarak yıldızlardan çok büyük görünür. Eğer konumuna göre güneşten iyi ışık alabilirse gündüzleri de gökyüzünde rahatlıla görünebilir. Ayın yüzeyi bir asfalt yol yüzeyi gibi yansıtıcıdır. Koyu renktedir ama tam siyahta değildir. Biz gökyüzde aya baktığımızda sadece onun güneşten yansıttığı ışığı görüyoruz. Güneş kadar ışık saçmıyor ama yine de gökyüzündeki en parlak yıldızdan bin kat daha fazla ışık yansıtabiliyor.

Gündüz havanın aydınlığı yıldızların parıltısını yok eder. Aslında parlak yıldızların olduğu bölgede gökyüzünün parlaklığı da biraz daha farklıdır ama bu farkı pek algılayamayız. Ama ayın olduğu bölgede ışık yeterli ise geceki gibi çok parlak olmasa da onu görebiliriz. Hatta hava şartlarının olumlu olduğu durumlarda hava aydınlıkken Venüs gezegenini bile görebiliriz.

Güneşi büyük bir ampül, ayı da büyük bir ayna olarak düşünebiliriz. Bazı durumlarda ampülün ışığını dğrudan görmesek bile, aynanın yansıttığı ışığını görebiliriz. Bu, geceleri olan durumdur. Güneşi göremeyiz, çünkü dünyamız ondan gelen ışığı bloke etmiştir. Ayı, yani aynadan yansıyan ışığını görebiliriz. Ampulü de, aynayı da birlikte gördüğümüz durum ise aynı gündüz görünme durumudur.

Genellikle “ayın karanlık yüzü” diye kullanılan deyiş şekli yanlıştır. Doğrusunun “ayın arka yüzü” olması gerekir. Ayın dünyamız etrafındaki dönüş süresi ile kendi etrafındaki dönüş süresi hemen hemen aynı olduğundan, biz ayın hep bir yüzünü görürüz ama ay dünya ile güneş arasındayken bize bakan yüzü karanlık, güneşe bakan arka yüzü aydınlıktır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde ttz sekizlideki bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Nısfiye çalan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Nurlu, ışıklı kadın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). itina.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

care. attention. painstaking. application. assiduity. elaboration. jealousy. solicitude. thought. pains.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attention. care. solicitude. pains itina. ihtimam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

care. careful attention. pains. application. assiduity. pain. solicitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Bir işin elden geldiğince iyi olması için gösterilen çaba. 2.İçerlek, tam orta, en içeride olan. 3.İlk söz. 4.Bir birine yakın iki dağın arasındaki uzaklık, ara. Dere, ırmak. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Özen ay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ender bulunan yaratılışta olan, değerli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb to take pains over sth. to cause sb to want to imitate sb. encouragement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb to take pains over sth. to cause sb to want to imitate sb. encouragement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Dikkat ve ihtimamla bir iş yaptırmak. 2. Teşvik etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encourage. encourage. support. accelerate. prod. tempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prod. stimulate. tempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encourage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encourage. encourage. support. accelerate. prod. tempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prod. stimulate. tempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encourage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i, «özenmek» ten). Hayvana binilince ayakları koymaya mahsus demir basamaklar ki, kayışla eğere bağlıdır, Ar. rikâb. Özengiye ayak basmak = Ata binmek. Özengi ağası = Ata binilirken öbür özengiyi tutup yardım eden hizmetkâr, Fars. rikâbdâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ata özengi yani mahmuzla vurup sürmek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü engin, geniş ve derin.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür,) (Kadın İsmi) - Özen gül.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Herhangi bir şeye özenmek: Bu gibi şeylere özenilir mi?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take pains (to do sth over sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take pains (to do sth over sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elaborate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Çaba gösteren, en iyisini yapmaya çalışan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careful attention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careful attention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attentive. careful. painstaking. assiduous. elaborate. heedful. jealous. regardful. scrupulous. thoughtful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attentive. careful. meticulous. painstaking. punctilious. rigorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painstaking. very careful. mindful. attentive. studious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attentive. careful. painstaking. assiduous. elaborate. heedful. jealous. regardful. scrupulous. thoughtful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attentive. careful. meticulous. painstaking. punctilious. rigorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painstaking. very careful. mindful. attentive. studious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özenle çalışan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dikkat ve ihtimamla çalışmak: Özenmiş demesinler. 2. Çabalamak, uğraşmak, hazırlanmak: Kuş yavrusu uçmaya özeniyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take pains. try hard. elaborate on smth. emulate. take an example by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take pains. to try hard. to imitate. to ape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take pains (to do sth / over sth. to want to imitate sb. to try to do sth one knows little about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take pains. try hard. elaborate on smth. emulate. take an example by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take pains. to try hard. to imitate. to ape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take pains (to do sth / over sth. to want to imitate sb. to try to do sth one knows little about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inattentive. inelaborate. slipshod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carelessly done. slipshod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slipshod. carelessly done. sb who does careless work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inattentive. inelaborate. slipshod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carelessly done. slipshod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slipshod. carelessly done. sb who does careless work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Özenme işi, taklitçilik hevesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affectation. emulation. affected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desire to imitate sb. desire to do sth one knows little about. affectation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affectation. emulation. affected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desire to imitate sb. desire to do sth one knows little about. affectation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preciosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preciosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çok dikkat ve ihtimamla yapılmış. 2. Çok zahmet ve sıkıntı veren: Özentili iştir. 3. Meraklı, endişeli: Özentili adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very careful. painstaking. mannered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very careful. painstaking. mannered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careless. slipshod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careless. slipshod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پابرهنه] yalınayak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F„ pây = ayak, zeden = vurmak). Ayağına pranga vurulmuş câni. Pây-zen kıyafetli = Pejmürde ve korkunç kıyafetli.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Tutsak, esir. Suçlu. Ayağına pranga vurulmuş kimse. 2.Rençb(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.: basin). Bir çeşit tüylü veya tüysüz yumuşakça bez veya basma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cotton flannel. fustian. dimity. flannelette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hallaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gömlek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پيراهن] gömlek, mintan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kocakarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gömlek (pîrâhen gibi).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پيره زن] yaşlı kadın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plastic surgery. plastic operation / surgery. plastic operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. (maymun kuyruğu gibi) sarılma ve kavrama hassası olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tutma, yakalama; anlayış, kavrayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tarihöncesi, tarihten önceki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tarihöncesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

tarih öncesi

Yazının bulunmasından önceki insan topluluklarının evrimini inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [راه] yol.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem Yaşa!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). 1. Yol. 2. Meslek, usûl, düzen. Harcırâh = Resmen bir memuriyete gönderilen görevliye verilen yol masrafı. Şâh-râh = Cadde, ana yol. Hemrâh = Yoldaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yol gösteren, kılavuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yol kesen, eşkiya, yol vuran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Değirmen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. rihâl). Semer, palan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «râhet»). 1. Dinlenme, İşsizlik, istirahat: Siz rahat edin; artık rahatını buldu. 2. Istırapsızlık, gailesizlik, Asâyiş, ferah: Rahat vermedi, rahatınız yerinde mi? 3. Istırapsız, gailesiz, müsterih: Rahat mısınız? 4. Uygun, kullanışlı, kolaylıkla kullanılan: Palan, eğerden daha rahattır. 5. Müsterih olarak, Istirahatle: Rahat oturun; oraya trenle rahat gidilir. 6. Kolaylıkla: Bu anahtar çok rahat işler; bu tulumba ile su pek rahat çıkarılır. Rahat rahat = Ferah ferah: Akşama kadar oraya rahat rahat gidilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comfortable. comfy. easy. luxurious. cavalier. complacent. cosy. cushioned. cushy. facile. leisure. at rest. restful. serene. snug. sweet. unconstrained. unconventional. undisturbed. unembarassed. untroubled. at ease. rest. comfort. ease. peace. comp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calm. comfortable. comfy. complacent. convenience. cosy. cushy. ease. easy. fine. fluent. free. peace. peaceful. rakish. relieved. repose. rest. restful. unmoved. welfare. comfort. free and easy. cushy. easily. at ease!. tranquility. quiet. at ease. tranq

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at ease. comfort. comfortable. easy. relaxed. please and quiet. untroubled. easygoing. sb who has an easy manner. comfy. commodious. convenient. cosy. cushy. homey. to keep a good house. peaceful. physical comfort. rest. tranquil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standing at ease. standing in the at-ease position.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be at ease. to rest easy. to be untroubled. to take it easy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel at ease. to be relaxed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beset. harry. haze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lokumun asıl adı. (bk.) Lokum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with ease. easily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comfortably. easily. smoothly. without difficulty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) - Rahat artıran. Türk müziğinin bileşik makamlarından. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relaxation. relief. reprieve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

let one's hair down. relax. let go. ease. feel relieved. let oneself go. open out. unbend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relax. unwind. to become comfortable. feel relieved. calm down. to feel relieved. to relax. to rest. to calm down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel better / relieved. to feel at ease. to calm down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Rahat etmek, müsterih olmak, dertsiz olmak: Gailesinden kurtulup rahatlandı. 2. Dinlenmek, yorgunluk almak, istirahat etmek: Çok yoruldum, bir, İki saat rahatlanacağım. 3. Sükûnet bulmak: Ortalık rahatlandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relax. relieve. ease. comfort. relieve one's mind. de-stress. facilitate. disburden. disembarrass. lighten. salve. straighten smb. out. thaw. thaw out. unbend. unbrace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comfort. cushion. pacify. reassure. relax. relieve. salve. to relieve. to reassure. to relax. to lighten. to pacify. to set sb's mind at rest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb feel better to make sb relieved. to put sb at ease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İstirahat: Ortalıkta rahatlık var; o, rahatlığı seven bir edamdır. 2. Uygunluk, muvafakat: Bu kıyafetin rahatlığı inkâr olunmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comfort. ease. facility. easiness. leisureliness. boon. cosiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accommodation. amenity. boon. comfort. ease. facility. latitude. lift. quiet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peace and quiet. comfort. ease. easy goingness. peace of mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Müsterih olmayan, darlık ve ıstırapta bulunan: Siz orada rahatsızsınız; sizi rahatsız ettik; gece vakti kimseyi rehatsız etmemek için hastalığımı sakladım. 2. Rahat kullanılmayan, ıstırap ve sıkıntı veren. Uygunsuz: Bu yatakta rahatsız oldum. 3. Keyifsiz: Rahatsız olduğu İçin evden çıkamadı; kendisini hayli rahatsız gördüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncomfortable. disturbed. uneasy. troubled. comfortless. unrestful. worrisome. unwell. ill. ailing. bad. in bad health. constrained. diseased. incommodious. indisposed. out of sorts. poorly. queer. seedy. sick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

austere. disturbed. fitful. indisposed. poorly. punk. restless. uncomfortable. uneasy. unwell. upset. anxious. sick. ill. unwell. funny. rough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ill. indisposed. uncomfortable. a bit unwell. under the weather. sick. ail. incommodious. molestation. out of sorts. poorly. under the wheater. uneasy. unhappy. unquiet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undisturbed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undisturbed. unmolested.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disturbance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

besiege. bite. bother. disturb. embarrass. fuss. intrude. molest. offend. perturb. pester. rasp. tease. trouble. worry. wriggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to disturb. to bother. to trouble. to inconvenience. to annoy. chafe. derange. discomfit. discommode. disquit. harass. niggle. perturb. plague.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hastalanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel unwell. to feel ill. ail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Müsterih olmama, ıstırap: Dar pabuç çok rahatsızlık verir. 2. Keyifsizlik, hafif hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discomfort. uneasiness. disquiet. inconvenience. inquietude. trouble. unrest. annoyance. disease. illness. ailment. indisposition. dysphoria. complaint. discomfiture. discomposure. distemper. disturbance. draft. embarrassment. fidget. harassment. ill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ailment. complaint. discomfort. disorder. disturbance. inconvenience. upset. uneasiness. trouble. indisposition. bother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discomfort. indisposition. uneasiness. slight sickness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Lokum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Rehâvet.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Yol bilen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.). El ayası, avuçiçi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Avuç içi, el ayası.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Rahat, huzurlu, dingin.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [راهب] rahip.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. rühbân). 1. Papaz, Hıristiyan din adamı. 2. Keşiş. 3. Müslümanlıktan başka dine mensup din adamı: Budist râhibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelimedir). Dünyadan el, etek çekerek manastırda yaşayan kadın rahip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nun. sister. priestess. vestal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nun. sister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nun. priestess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). Saf ve kokulu şarap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Gitme, göçme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yük hayvanı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Rahat, sakin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(RAHM) (i. A.) (c. erhâm). 1. Dölyatağı. 2. Karâbet, hısımlık. Sıla-i rahm = Akraba ve yakınları ziyaret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rahmet» ten) (mü. rahîme). Esirgeyen, acıyan, merhametli (aynı zamanda Allah’ın 99 adından biridir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rahm» dan) (mü. râhlme) (c. râhimîn). Rahmeden, acıyan ve esirgeyen, merhametli. Erhamü’r-râhimîn = Merhametlilerin en merhametlisi olan Allah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uterine. uterus. womb. loins. matrix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uterus. womb. merciful. gracious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matrix. womb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ رحيم] merhametli. 2.merhamet eden Tanrı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Esirgeyen, acıyan, koruyan, merhametli. Kur’an’da 220 yerde zikredilmiştir. Allah’ın isimlerinden, (bkz.Abdürrahim).

İsimler ve Anlamları by

Sağlık Bilgisi

Rahimden gelen cerahatli akıntının neden olduğu bir çeşit egzamadır. Rahimde veya vajina çevresinde kızarma ve şişlikler görülür. Bu şişlikler bir süre sonra su toplayıp, kabuklanır. Kaşıntı, zonklama ve yanma hissedilir. Tedavi için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Bal, su.

Hazırlanışı : Bir su bardağı soğuk suya 1 çorba kaşığı bal konur. Karıştırılıp hepsi bir kerede içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Rahimim iç yüzünün iltihaplanmasına tıp dilinde endometri denir. Nedeni, belsoğukluğu, doğumdan ve çocuk düşürdükten sonra rahimde parça kalması veya rahim düşüklüğüdür. Hastanın karın bölgesi hassastır, vajinadan cerahatli ve sümüğe benzer akıntı gelir. Aybaşı kanamaları fazla olur. Bacaklarda ve leğen kemiği bölgesinde ağrı vardır. Bu ağrılar dinlenmekle geçer. Doktora başvurmak gerekir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Tereotu, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 2 tutam tere otu konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Sabahları aç karnına, birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Bu hastalık, aybaşı hali dışında görülen aşırı kanamalarla kendini gösterir. Aybaşı hali sırasında da sancı olmaz. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Fesleğen.

Hazırlanışı : Bir avuç fesleğen ezilerek suyu çıkarılıp, 1 kave fincanı içilir. Aynı işlem, şikayetler kesilinceye kadar tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Çoğunlukla rahim boynunda ve vajinanın başlangıç kısmında meydana gelen bir hastalıktır. Çok düşük yapan veya çok doğuran kadınlarda daha fazla görülür. Tıp dilinde uterus kanseri denir. Vajinadan kan veya fena kokulu akıntı gelir. Böyle durumlarda, vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de kullanılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Menekşe çiçeği, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya, 1 tutam kuru menekşe çiçeği konur. Kaynatıldıktan sonra 20 dakika bekletilip, süzülür. Bu suyla rahim yıkanır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Bazı kadınların vajina veya rahimleri bacaklarının arasına doğru sarkar. Bu durum, yaşlı kadınlarda görüldüğü gibi gençlerde de görülebilir. Nedenleri, müzmin öksürük, ıkınma, ağır şeyler kaldırma, aşırı yorgunluk, rahim ur veya polipleri, doğum sırasında destekleyici kas ve bağların zayıflamış olması veya aileden gelen eğilimdir.

Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Çoğunlukla doğum yapmamış kadınlarda görülür. Bazı urlar zararsızdır. Ancak aybaşı günlerinde gecikme, kilo kaybı, kansızlık ve adet görmenin ikinci ve üçüncü günlerinde haddinden fazla kanama varsa, geç kalmadan bir doktora başvurmak gerekir. Ayrıca hastada idrar yapma ihtiyacı fazlalaşır, leğen kemiği bölgesinde ağrı vardır.

Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Acıyıp esirgeyerek.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Rahimde meydana gelen ve nohut büyüklüğünde olan renkli yumrulara rahim polip’i denir. Nedeni, rahimin iç yüzünü örten zarın iltihaplanmış olmasıdır. Aybaşı halinde aşırı kanama, rahim akıntısı ve arasıra gelen karın ağrıları ile kendini gösterir. Kesin tedavisi ameliyattır.

Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hafif sesli, yumuşak sesli, tatlı sesli, lâtif sözlü kız.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Hafif sesli, latif konuşan kadın demektir, (bkz.Rahim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. râhim). Merhametliler, acıyanlar, acıyıp esirgeyenler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. râhim). Merhametliler, acıyanlar, acıyıp esirgeyenler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) RAhib.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

priest. monk. parson. clergy. clergyman. cleric. clerk in holy orders. divine. dominie. sky pilot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clergyman. monk. priest. celibate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

priest. minister. pastor. monk. clergyman. ecclesiastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

priesthood. ministry. holy orders.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. rahîse). Ucuz, ehven.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Bal arısı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Yolluk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رحل] semer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Üzerine kitap vs. konmak üzere, öne alınan, tahtadan dar ve alçak eski tip masa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reading desk. lettern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(RUHM) (i. A.). Acıma, esirgeme, merhamet: Hâlime rahmetmedi; rahmi çok bir adamdır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رحم] acıma, merhamet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رحم] rahim, döl yatağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

acımak, merhamet etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rahmet» ten). Rahmeti bol (yalnız Allah hakkında kullanılır ve Allah’ın 99 adından biridir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رحمان] merhametli Tanrı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bütün canlılara merhamet eden, koruyan. Kur’an-ı Kerim’de 55’ten fazla yerde zikredilmiştir. Yine Kur’an-ı Kerim’in 55.suresinin adıdır. - Allah’ın isimlerinden “abd” takısı alarak isim olarak kullanılır, (bkz.Abdürrahman).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. rahmâniyye). Rahmân’e, Allah’a ait, zıddı: şeytânî.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’tan gelen, kutsal, Allah’a özgü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Esirgeme, merhamet. 2. Tanrı’nın rahmedip ölülerin günahlarını af buyurması: Allah rahmet eyleyel 3. mec. Tanrı’nın kullarına merhametinin açık bir nişânesi olan yararlı yağmur: Rahmet düştü, rahmete tutulduk, rahmet başladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

god's compassion. rain. mercy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

god's mercy and grace. rain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

God's mercy. rain. grace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ رحمت] acıma, merhamet. 2.yağmur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Acıma, esirgeme, koruma, yarlığama. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Rahmetle ilgili.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Tanrı’nın rahmetine erişmesi dua olunan, rahmete muhtaç ve lâyık, merhum: Rahmetli babam. İsim gibi de kullanılır: Rahmetli böyle şeylerden hoşlanmazdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

late. deceased. sainted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

late. the deceased. the late. deceased. departed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the deceased.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Rahmetli.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın esirgemesi, koruması.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Rahmete ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. rahmiyye) (tıp). Dölyatağına ait.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Acımayla ilgili.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Rahmi).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [راهنامه] yol haritası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gedik, yıkık ve bozuk yer. mec. Zarar, ziyan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fissure. gap. breach. gash. wound. damage. harm. crevice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ رخنه] yarık, gedik. 2.bozukluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Gedik ve yıkığı olan. 2. mec. Eksiği olan. 3. Ziyana uğramış, zarar görmüş: Bu İşte en çok rahnedâr olan benim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.gedik açmak. 2.zarar vermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.yarılmak, gedik açılmak. 2.bozulmak, zarar görmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [راهنما] yol gösteren, kılavuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Pek güzel ve yürük at.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Rahşende.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [رخشان] parlak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Parıltılı. Işıltı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Parlak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [رخشنده] parlayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Parıldayan, parıldayıcı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. edebiyat). At için yazılan kasîde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. At takımı. 2. Yol levazımı. 3. Ev döşemesi. 4. Pencere ve kapı kanatlarını çerçeveye bağlayan menteşe takımı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ رخت] ev eşyası. 2.koşum takımı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (ata) Raht ve takım takmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Raht ve takım takılmış (at.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(RAHTVAN) (i ). At gaşiyesinin sırmalı kaytanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «râh-vâr» dan galat). 1. Biniciyi sarsmaksızın süratle yürüyen at ve katır yürüyüşü: Bu atın güzel r vanı vardır. 2. Bu nevi yürüyüşle yürüyen at: Bir rahvan almak isterim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [راهوار] atın eşkin yürümesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [راهزن] yol kesen, haydut.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Yazan, çizen, kayd ve işaret eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [رگ زن] hacamatçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) RAh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ره] yol.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Yolun geçtiği yer, geçit, ayakaltı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A ). Yol gösteren, kılavuz, delil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Yola giden, yol alan, yolcu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yol bulan, girebilen fırsat bulabilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) RAh-zen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kurtulma, iyileşme, halâs. Rehâ bulmak = Kurtulmak, iyileşmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [رها] kurtuluş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Kurtulma, kurtuluş. 2.(Ar.) Bolluk, genişlik, varlık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. rehâ-kârân). Kurtarıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., rehâ = kurtuluş, yâften = bulmak). Kurtulan. Rehâ-yâb olmak = Kurtulmak, hastalıktan kalkmak.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. réhabilitation

ekon. ve tıp iyileştirme

1. ekon. İflas hâlindeki işletmeyi iyi yönetimle kâra geçirme. 2. tıp Bir kimsenin iş yapmaya engel olan sakatlığını, yetersizliğini gidermek veya bozuk olan ruhsal durumunu düzeltmek amacıyla uygulanan tedavi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rehabilitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rehabilitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) tamir etmek, onarmak; yeniden ehliyetini vermek; namus veya itibarını iade etmek, eski haklarını iade etmek. rehabilita'tion (i.) eski itibara iade, eski hale gelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [رهاکار] kurtarıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Sesin ince, yavaş ve tatlı olması.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Tazelik, yumuşaklık. 2.Ucuzluk.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. eski bir meseleyi yeniden tartışmak; i. eski bir meseleyi yeni isimle meydana çıkarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Gevşeklik, sülpüklük. 2. Tenbellik, ihmalkârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

languor. slackness. lethargy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lanquor. lassitude. laze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ رخاوت] gevşeklik. 2.tembellik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [رخاوتکار] rehavet verici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) («rehâ, ruhâ» yani Urfa şehrine ait). 1. Sandıklı, küçük çalgı. 2. Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Türk müziğinin en eski birleşik makamı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Kurtulma, necat. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (reheb şekli de vardır). Korku, Ar. havf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ reh = yol, bürden = götürmek). Yol gösteren, kılavuz, delil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

directory. handbook. guidebook. guide. guidance conselor. pathfinder. careers officer. cicerone. conductor. courier. pilot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guide. handbook. rudder. guidebook. directory. guidebook kılavuz. telephone directory. telephone book. phone book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

directory. guide. guidebook. transit guide. telephone directory. address directory. guide book. companion. companion guide. consultant. courier. finger board. guru. handbook. instruction booklet. leader. pathfinder. pilot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [رهبر] kılavuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Yol gösteren, kılavuz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

student advisor adviser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kılavuzluk, yol gösterme: Rehberlik etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guidance. guiding. lead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guidance. being a guide. guiding. being a guidance counselor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conduct. guide. lead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to guide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir piyesi prova etmek; alıştlrmak (aktör); nakletmek, hikâye etmek; ezberden okumak, inşat etmek; tekrarlamak. rehearsal i. piyes veya musiki provası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Rehb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [رهگذار] geçit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(REHN) (i. A.). Bir şeyin diğer bir şey karşılığında alınabilmesi: Rehin bırakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Rehin bırakılmış. 2. Yakınlaşmış, mümkün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pawn. pledge. security. hypothec. mortgage. gage. hock. hostage. pop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortgage. pledge. security. pawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pledge. pawn. security. surety. collateral. deposition. mortgage lien. mortgaging. accessory contract. hypothec. pawnage. pawning. in pledge. pledging. pop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رهين] rehinli, ipotekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to redeem. to redeem a pawn. to take out of pawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Teminat maksadıyle düşman veya eşkıya tarafından alıkonan insan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hostage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hostage. hostage tutak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hostage. pawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Rehîn.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رهن] rehin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [رهنما] yol gösterici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. azarlamak, serzeniş etmek, tekdir etmek, şiddetle eleştirmek, kabahatli bulmak, suçlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tekdire layık, takbih edilir. reprehensibly z. tekdir edercesine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. azar, paylama, serzeniş, tekdir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tekdir kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. revâzin). Pencere.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [روزن] pencere.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Pencere.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «râziyâne» den). Dereotune benzer bitki. Su rezenesi = Subaldıranı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fennel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. saf = sıra, Fars. zeden = vurmak). Düşman askerinin saflarına vuran, cesur, galip.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) - (bkz, Safder).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Büyük cadde, Osm. tarîk-ı sultanî. Şaşırılması mümkün olmayan doğru ve açık yol.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شاهراه] anayol.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Büyük işlek yol, ana yol, cadde. 2.Şaşırılması mümkün olmayan doğru ve açık yol.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Açıklık, şüphe ve tereddüde yer bırakmayacak surette açık ifade.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صراحت] açıklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Açıklık, ibarede açıklık. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Açıkça, doğrudan doğruya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explicitly. nominatim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صراحة] açıkça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Gandhinin uyguladığı pasif direniş programı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çalgı çalan sanatkâr.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili büyük harf manşet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ŞAh-râh.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) - Sema yapan, törenle dönen mevlevi.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Bu tuşa bir kez basıldığında oynatıcı ve kaydedici aynı anda çalışmaya başlar. İkinci basışınızda kayıt durur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Pek şiddetli hırs ve tamah, tamahkârlık, açgözlülük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Pek şiddetli hırs ve tamah, tamahkârlık, açgözlülük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. ser = baş, zeniş = vuruş). Başa kakma, azarlama, tekdir, çıkışma, sitem etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reproof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reproach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reprehension. reproach. reproof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرزنش] sitem, başa kakma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرزنشکار] sitem edici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Duyan, hisseden, anlayan, sezgili. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hissedar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. sikke = mâdeni para, Fars. zeden = vurmak). Sikke basan usta.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صلهء رحم] yakınlarını ziyaret edip özlem gidermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Göğüs döven, göğsünü döverek matem eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سينه زن] göğsünü döven.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (eski). herif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) yenilgiyi hazmedemeyen kimse, kinci kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Söylev veren, güzel konuşan hatib.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ambar, ardiye, depo, mahzen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mat. çıkan, bir sayıdan çıkarılacak sayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kuran suresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Delik, gedik, yarık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سوراخ] delik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir cins yumuşak ipekli kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SÜRAHİ) (I. A.). Uzun boyunlu su ve şarap şişesi: Bir sürahi su; sürahiyi doldurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carafe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jug. pitcher. decanter. carafe. water-bottle. water bottle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decanter. carafe. jug. dispenser. pitcher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صراحی] sürahi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Saf ırklar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İğne, ibre.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سوزن] iğne.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Topluca yapılan av.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yakan, yakıcı, pek tesirli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سوزنده] yakıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İnce bir çeşit nakış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. tabi = davul, Fars. zeden = vurmak). Davul çalan, davul vuran, davulcu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طبل زن] davulcu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Târiz yoluyla: Bu sözü bana târîzen söyledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tâviz yoluyle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طعنه] ayıplayan, kınayan, kötüleyen, suçlayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Mecâz yoluyla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telephone directory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

book. directory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telephone directory. telephone book / directory / index.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. hukuk). Temyiz yoluyla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. “rahm”den). Acıma, merhamet etme, merhamete gelme: Halime terahhum etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ترحم] acıma, merhamet etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

acımak, merhamet etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

acımak, merhamet etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Acıyarak, acımaktan dolayı, merhameten: Haline terahhumen müsaade etmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Terahhumlar, acımalar, (bk.) Terahhum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rahvet» ten). Gevşeme, gevşek, gayretsiz olma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (geom.) dört tane üçgen yüzü olan cisim. tetrahedral (s.) dört satıhlı, dört yüzlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ tîğ = kılıç, zeden = vurmak). Kılıç vuran, çeken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. tîr-zenân). Ok atan, okçu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. aslı: terâzende). Donatan, süsleyen, süslenmiş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Tevrat, Eski Ahdin ilk beş kitabı; Musa şeriatı; k.h. Musevi edebiyatında kanun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Görgülü (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. Y.). Göz kapaklarının altında birtakım kabarcıkların belirmesiyle başlayan bulaşıcı bir göz hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Trakonya.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bazı böcek kozalarında bulunan şekerli ifrazat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Türe - han.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Saçma sapan sözler, hezeyan, herze, yersiz ve boş söz: Türrehât dinlemeye vaktim yoktur.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Tüze nur.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ترهه] zırva.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(radyo) 300 ile 3000 megasikl arasında frekans, kıs. uhf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eyerin iki yanında asılı bulunan ve ayakların basmasına yarayan düz altlı demir halka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stirrup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stirrup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stirrup leather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tax base. assessment. tax assessment. basis of appointment. basis of assessment. assessable income / profits. assessment to tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eşya deposu; ambar; antrepo; toptan satış yeri; mağaza. ware houseman i. eşya deposu sahibi veya işçisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genelev, umumhane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

tel. gibi tüyleri olan teriyer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pörsümüş, pörsük, kart.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. zenân). Karı, kadın. Pîre-zen = Kocakarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «zeden» fiilinden, birleşik sıfatlara girer) (c. zenân). 1. Vuran. Şemşîr-zen = Kılıç vuran, kılıç çeken. 2. Kesen, kat’eden. Reh-zen = Yol kesen, haydut. 3. Vuran veya basan. Sikke-zen = Para basan. 4. Çeken, atan. Lâf-zen (lafazan) = Laf atan. Nâre-zen = Nara atan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زن] kadın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

dünyevi etkilerden sıyrılarak aydınlığa kavuşmayı amaçlayan bir çeşit Budizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (zen = kadın, perest = tapınırcasına seven). Kadına çok düşkün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Zındıklar, dinsizler. (bk.) Zındık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زنادقه] zındıklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zındîk). Zındıklar, (bk.) Zındık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zenehdân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (terkiplerde bulunur). Vurarak, söyleyerek, (bk.) Zen.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Kadınlar. 2.(bkz.Nisa).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hindistan'da harem dairesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Türkçe’de: zenne). Kadınlarla alâkalı veya kadınlara ait.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ زنانه] kadınca, kadınsı. 2.kadın işi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. zünnâr). (bk.) Zünnâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. zünûb). Günah, suç: Zenbim çoktur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذنب] suç, günah.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Farsça «zenbûrek» ten). 1. Hareket ettirmeye veya sıkıştırmaya yarayan demir yay: Saat zenbereği, kapı zenbereği. 2. Mânâyı kuvvetlendirmek ijin zehir kelimesiyle beraber kullanılır: Zehir zenberek bir cevap yazdı: Pek acı, pek sert.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İşletmek veya sı-, kıştırmak için demir yayı olan: Zenberekli saat, kapı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. zenâbil). Öteberi taşımak için hasır gibi örülmüş, yukarısı geniş ve aşağısı dar kab.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زنبيل] zembil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zenbil yapan ve satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elinde veya sırtında zenbil taşıyan: Zenbilli Ali Efendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eşekarısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zenberek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زنبورک] zemberek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Afrika’da yaşayan siyah ırk mensuplarının umumî adı; tekliğine zenci denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A., Farsça «zengâr» dan Arapça’laşmış). (bk.) Zengâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eskiden kadınların sağrılarını kabartmak için entarinin altında bağladıkları şey, Fr. turnür (tournure).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hindistan’dan gelen baharat ki, halk arasında zenfecil denir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زنجبيل] zencefil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (Ar. «zencebil»den). Hindistan’dan gelen çok tanınmış bir bahar ki, ısıtıcı ve midevîdir (zingibar oficinale).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gingery. ginger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ginger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ginger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(zencebil): Zencefilgiller familyasından anayurdu Hindistan ve Malezya olan etli rizomlu bitkidir. Baharat olarak kullanılır. Tıbbi zencefilin tropik ülkelerde kültürü yapılır. Kullanıldığı yerler: İştah açar. Mide ve bağırsaklardaki gazı söktürür. Kusmayı önler. İshali keser. Bağırsak bozukluklarını giderir. Soğuk algınlığında çabuk iyileşmeyi sağlar. Bedeni ve zihni gücü artırır. Cinsel istekleri kamçılar.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Birçeneklilerden zencefil, kakule gibi bitkileri içine alan bir familya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ZENCİ) (i. A.) (mü. zenciyye). Afrika’da yaşayan siyah ırktan olan kimse (büyük yanlış olarak bazen Arap denir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

african. black. colored. coloured. negro. negroid. african. black. blackamoor. blackie. blacky. buck. coon. crow. darky. negro. sambo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black. coon. negro. nigger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black. negro. black man. nigger. spade. spook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زنجی] siyahî, zenci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elbiseye kenar olarak dikilen kürk, kürkten sayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ZENCİR) (i. F.). 1. Birbirine geçmiş madenî halkalardan müteşekkil demir ip ve bağ, silsile: Zencirle bağlamak, gemi zenciri. 2. Zencir gibi art arda sıralanmış şey (halk dilinde: zincir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk musikisinde 120 zamanlı en büyük usûl.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زنجير] zincir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زنجيربند] zincire vurulmuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

zincire vurulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ زنجيری] zincirli. 2.zincirlik deli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Zenciri olan. 2. Zencire bağlı, zencire, prangaya vurulmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (zincifre şeklinde de kullanılır). Cıva ile kurşundan mürekkep kırmızı boya, sülüğen, sürür, Fr. minium.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Çakmak. 2. (anatomi) Elin kola bitiştiği yer, bilek, bilek kemiği .

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zerdüşt’ün bıraktığı kitap ki, Mecûsîler’in mukaddes kitabıdır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Zerdüştlerin kutsal kitaplarının Pehlevi dilinde tercüme ve açıklanması;eski İran'ın Zendi dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Zerdüştlerin kutsal kitabları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zerdüşt’ün kitabı. (bk.) Zend.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زندقه] zındıklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زن دوست] zampara.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ zen = kadın, dûst = seven). Kadınlardan hoşlanan, zanpara.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. eznâb). Kuyruk. Neem-i zü’z-zeneb = Kuyruklu yıldız. Zeneb-ül-esed = Esed burcunun Beta yıldızı. Zensb-üd-düccâce = Düccâce burcunun Alfa yıldızı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذنب] kuyruk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Çene. Sîb-i zenehdân = Sevgilinin elmaya benzeyen çenesi. Çâh-ı zenehdân = Çenenin ortasındaki çukur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زنخدان] çene.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Pas, demir, bakır vesaire oksidi. 2. (bk.) Zen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ زنگ] zil. 2.pas.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Göztaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Siyah adam, siyâhî, zenci.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زنگی] zenci, siyahî.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Afrika’nın doğu sahilinde bir ada.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parası, malı ve işe yarayan şeyleri çok olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affluent. bonanza. in the chips. well-endowed. fertile. generous. in the money. moneyed. opulent. propertied. prosperous. rich. wealthy. well-heeled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affluent. gracious. loaded. opulent. prosperous. rich. wealthy. well-off. well-to-do. well-heeled. productive. fertile. showy. rich person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opulent. rich. wealthy. affluent. productive. fertile. rich in. abounding in. in the chips. going strong. landed. lush. ample means. made of money. moneyed. heavy purse. ritzy. substantial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az veya oldukça zengin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Zengin hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enrichment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enrichment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make one's pile. to make a packet. prosper. to grow rich. rise. thrive. be well in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clothe. enrich. prosper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enrich. to enrich.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enrich. secundation. to make wealthy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zengin olma hâli, servet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundance. affluence. circumstance. fortune. opulence. prosperity. riches. richness. substance. wealth. circumstances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affluence. opulence. resource. riches. richness. wealth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opulence. riches. richness. wealthiness. affluence. wealthy. productiveness. fertility. abundance. costliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «çan») (musiki). Türk musikisinde Hicaz ailesinden basit bir makam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ زنگوله] çan. 2.çıngırak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde orta sekizlide bir perde adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde bir şed makam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. başucu, setürreis; zirve, doruk. zenith distance başucu uzaklığı. zenith telescope başucu teleskopu. at its zenith zirvesinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Farsça «zenân»dan). 1. Kadın cinsi, Ar. inâs: Zenne için terlik satıyor, zenne terzisi. 2. Ortaoyununda kadın kıyafetine giren erkek oyuncu: Zenneye çıkmak. 3. Kadınlara mahsus elbise vesaire.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زنه] kadın rolünü üstlenen erkek sanatçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kadınlara mahsus elbise vesaire satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kadınlık. 2. Ortaoyununda kadın taklidi yapma.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) (Kadın İsmi) - Ünlü, tanınmış kadın.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Zinnur).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زن پرست] kadın düşkünü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. musiki). Zil çalan musiki sanatkârı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zurna çalan çalgıcı: Zurnacı

Türkçe Sözlük by