Rak ne demek? | Rak anlamı nedir? | Rak

Rak anlamı nedir?

Rak ne demek?

Rak anlamı nedir?

Rak | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: rak

Türkçe Sözlük

(bk.) Rek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abracadabra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. abstraction

fel. soyutlama

Bir nesnenin özelliklerinden veya özellikleri arasındaki ilişkilerden herhangi birini tek başına ele alan zihinsel işlem, gerçeklikte ayrılamaz olanı düşüncede ayırma.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. abstractionisme

fel. soyutçuluk

Soyutlamalara, somut gerçeklerinkine eşit değer verme, amaç olarak soyutu alan tutum.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Acıya dönük, acıca, acımsı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az acı, acıya çalar, acımtırak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Burak)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Turkish flag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Daha alçak, az alçak, alçakça.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی الاشتراک] ortaklaşa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gold foil. gold leaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anorak. windcheater. wind cheater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anorak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

windcheater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a kind of heavy jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anorak , parka , windbreaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. entracte

sin. ve tiy. ara

Bir oyunda, bir filmde izleme sırasında dinlenmek üzere verilen kısa süre.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break. intermission. interval. interlude. entr'acte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). Vücudun hareket faaliyetlerindeki intizamsızlık.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. apraxie

tıp beceri yitimi

İnme veya duyusal bir bozukluk olmaksızın belirli bir amaca yönelik hareketi yapamama durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A ). 1. Ter: Arak-ı cebîn: Alın teri. 2. Ter gibi buharlaşarak hasıl olan ruh, meyve vesaire çeşidinden süzülerek elde olunan ispirto, rakı («rakı» bundan galattır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as Arrack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strong spirit distilled from the sugar palm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Liquor made of distilled palm cider See also Tuak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Shadow Rift N/A. any of various strong liquors distilled from the fermented sap of toddy palms or from fermented molasses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عرق] ter. 2.rakı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. arak = ter F. çiden = toplamak). Teri içmeğe mahsus olarak başlığın altına giyilen takke.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Terlemiş, ter içinde kalmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. ). Rakı içen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Ter döken, terleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit iri taneli bezelye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hırsız

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thief. pilferer. tealeaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عرقچين] takke kavuk altı takkesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عرقدار] terli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Çizgi ve satıhların kendi aralarında veya birbirleriyle kesişmesinden doğan çizgi veya nokta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. arakıyye) (tıp). Tere mensup ve müteallik. Hummâ-yı arakıyye: Dâ-ül arak denilen sıtma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tiftikten ince külah ki, dervişler giyer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عرقيه] derviş külahı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aşırmak, çalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collar. lift. nick. purloin. sneak. swipe. to pilfer. to pinch. to crib. to collar. to walk off with. to walk away with. to filch. to lift. to nick. to snitch. to swipe. to rip sth off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to steal. to pilfer. to walk off with. snoop. waltz off with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arabic numerals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

algorism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geneva.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). astragan, yeni dogmuş kuzunun postu; karagülün kürkü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. attraction

eğlendiri

Gazino, bar vb. yerlerde müşterileri oyalamak, eğlendirmek amacıyla yapılan ilgi çekici gösteri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

show. big draw. number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at sight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compared to/with. by comparison with. in comparison with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Don ve şalvar paçasının baldıra gelen yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tüylü, kıllı çuha, kebe. 2. Bir cins tüylü av köpeği. 3. Ağaçlara sarılan büyük asma.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Oğuzların Bayat boyuna mensup bir oymak. Gaziantep, Kilis ve Nizip çevresinde yaşarlar. - Barak Han: Çağatay hükümdarı (1266-1271).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. baraque). Tahtadan muvakkat mesken vesaire, kulübe. Salaş, sundurma: Baraka kurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barracks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

billet. cot. shed. hut. shanty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

United States writer of poems and plays about racial conflict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shed. hut. barrack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The 'grace' or spiritual energy emanating from Allah through the silsillah of the Tariqa through which all practices are accomplished. physical manifestation of personal blessing It can be transferred from person-to-person, or from an object to a person M

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Quality of blessedness or grace found characteristically in marabouts and other divinely favored persons Also, charisma that endows the blessed with a special capacity to rule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

United States writer of poems and plays about racial conflict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uzun bir sapın ucuna bağlı ve devletin belirli alâmetlerini havi belirli renklerde kare veya dikdörtgen şeklinde bez. Bandıra. Ar. râyet: Türk bayrağı, Fransız, italyan bayrağı. 2. (Eski askeri tâbirlerde) Tabur = Bir bayrak asker. Bayrak açmak = Asker toplamak. Bayrak altı = Hayme-gâh, ordu-gâh. Bayrak donanması ve alay bayrakları = Gemilerin, şenlik günlerinde açtıkları çeşitli renklerde parçalar. Bayrak askeri = Nefîr-i Am, halktan toplanan asker.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flag. ensign. standard. colors. banner. oriflamme. pennon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banner. colours. flag. standard. ensign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flag. banner. ensign. flag. standard. colours. jack. fishplate. bracket plate. angle piece. gusset. gussetplate. colo u rs. national colours.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flagpole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flag staff. flagpole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saluting the national flag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relay race.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Bayraktar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [بيدقدار] bayraktar, sancaktar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bayrağı taşıyan: Ecnebi bayraklı bir gemi. Eli bayraklı = Alenî ve meşhur edepsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Türkçe bayrak, Farsça dâşten: Tutmak. Yanlış mürekkep kelime. Doğrusu alem-dâr). 1. Askerde bayrağı taşıyan er veya çavuş veya subay. 2. Cengâver ve harbe giden bir kabilenin reisi: İşkodra Malisorları’nın bayraktarları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standard bearer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flag man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Aslı «bedraha» ya ni yolun büyüğü olup Arapçalaşmıştır). Rehber, kılavuz, yol gösterici, delil (Bedrika okunması yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde bazı Bektaşî nefeslerinde kullanlmış nadir bir usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Bektaşî Raksârı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «berk» dan imüb.). 1. Pek parlak. 2. Bulanık olmayan, durulmuş, saf: Berrak su. Bulutsuz, açık: Berrak hava (bu ikinci mânâ Türkçe’ye mahsustur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. unclouded. limpid. brillant. crystalline. crystal. bright. just. liquid. lucent. lucid. pellucid. serene. speaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. limpid. lucid. transparent. unclouded. vivid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [براق] duru.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Duru, saf, bulanık olmayan, nurlu. 2.Şimşek, parıltı. 3.Kulağa hoş gelen ses.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Aydınlık görünüşlü güzel kadın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Duru hâle gelmek, berrak olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become clear. to be limpid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bulanık olmayıp saf ve açık olan su veya havanın hali: Bu suyun, bugünkü havanın berraklığı ne kadar güzel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clearness. limpidity. clarity. definition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Beyazımsı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالاشتراک] katılarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Civanperçemi adı ile anılan cinsten bir bitki türü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Terkedilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be left.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cession. dismissal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abelienate. abandonment. quitting. unleashing. bequest. allowance. laying. permit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Elden atmak, artık tutmamak, elden çıkarmak: Elindeki taşı bırak; atın dizginini bıraktı; deyneği evde bıraktım. 2. Terketmek, vazgeçme, feragat etmek: Avukatlığı bıraktı. Ben, o evibıraktım. O niyeti çoktan bıraktım. 3. Komak, Osm. vaz ve ilka etmek: Şu limanın önüne bir kaç taş bırakmalı. Bu göle biraz balık tohumu bırakmak lâzımdır. 4. Saklanmak üzere bir yere veya birine teslim ve emanet etmek: Çoluk çocuğumuzu kime bırakacaksınız? Paranızı bankaya bırakın. 5. Boşamak, Osm. tatlîk etmek: Falan adam karısını bırakmış. 6. Müsaade etmek, mâni olmamak: Çocukları kendi başlarına gezmeye bırakmamalı. Bırakın yazı yazayım. Beni bırakın gideyim. 7. Devam ettirmek: İnsan bu dünyada iyi nam bırakmalı. Mimar Sinan birçok eser bırakmıştır. 8. İhmal ve müsamaha etmek, bakmamak: Bu bahçeyi, bu çocukları niçin böyle bırakmışsınız? 9. Salıvermek, koyuvermek: Üzümleri devşirdikten sonra bağlara koyunları bırakmak zarar etmez. 10. Kâr vermek, istifade ettirmek: Bu iş bir şey bırakmaz. Aşâr vergisinin iltizâmı size bir şey bıraktı mı? Aç bırakmak = 1. Yemek vermemek, açlık cezasına çarptırmak. 2. iyi beslememek, doyurmamaö. Ara bırakmak. Uste bırakmak = Geri vermek, red ve iade etmek. Sakal bırakmak = Sakal koyuvermek, Osm. irsâl-i lihye etmek. Kâr bırakmak = Bir iş sonunda istifade hasıl olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break oneself of a habit. leave. let go. let. abandon. release. discontinue. quit. drop. stop. give up. go without. let smb. have it. walk out. allow. chuck. consign. demise. dismiss. dispose of. drop in. drop out. edge out. expose. fail. take one's.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abandon. abdicate. allow. cede. chuck. concede. deposit. desist. discontinue. dismiss. ditch. drop. forgo. forsake. grow. leave. let. park. permit. quit. release. relinquish. renounce. tip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to leave. to quit. to abandon. to let go off. to relinquish. to allow. to grow. to fail a student. to put down. to deposit. to entrust. to bequeath. to put off. to postpone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Terk ettirmek, terk etmeye sevk ve icbar etmek: O evi bırakmak istemedim ama bıraktırdılar. 2. Attırmak, ilka ettirmek: Bu mektubu postaya bıraktınız. 3. Boşatmak, karısından ayırmak: Kendisi karısından memnundu ama annesi bıraktırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb leave sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

PITRAK (i. putrak). Çok şık, pek sık bitmiş, yeni bitip yüzünü büsbütün örtecek surette sık olan. Bıtrakotu = Demirdiken. Demirbıtrak = Eski cenk Aletlerinden olarak düşmanın ayağına batmak üzere yolun üzerine bırakılan üç köşeli demir diken. Kuzubıtrağı = Bir nev’i nebat, ganj. Bıtrak gibi kaynamak = Pek sık ve kalabalık olmak. Bıtrak gibi = Dallar üzerinde pek çok meyve olması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

PITRAKLI (i.). Dallı budaklı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. b = edat, el = harf-i tarif, iştirâk = ortaklık). Ortaklıkla, ortaklaşa, ortaklık ederek, birleşerek: Ortaklar bi’l-iştirâk bir fabrika açtılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (A. «bork» tan bude, F. «bore» den borak suretinde Avrupa lisanlarına da geçmiştir) (kimya). Alçıtaşı, tenkâr madeni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Ziraate elverişsiz, çorak yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Borat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

borax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

borax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boz rengine çalar, bozca.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çalılık. braky s. çalıyla kaplı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. fren; keten ve kenevir liflerini ayırmak için kullanılan tokmak veya makina; f. fren yapmak, frenlemek; fren tertibatı takmak; iş1emek (keten veya keneviri). brake adjustment oto. fren ayarı. brake block tekerlek baskı takozu, fren takozu. brake dr

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit büyük eğreltiotu, bot. Pteridium aquilinum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kısakafalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A) Mİrâc’da Tanrı tarafından Peygamberimiz’e tahsis edilen binek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Berk-Yıldırımdan türetilmiştir. - Hz.Muhammedin Mirac’daki bineği. Kur’an’da böyle bir isim geçmemekle beraber, İslam kaynaklarında böyle bir binitin olduğuna dair rivayetler vardır. Burak Reis: (Öl. 1499). Osmanlı denizcilerinden.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Canlı TV yayınını duraklatmanıza imkan tanıyan Sony HDD kayıt cihazları sayesinde artık hiçbir anı kaçırmayacaksınız. Yavaş gösterim ve hızlı ileri sarma işlevi dahil olmak üzere kaldığınız yerden itibaren sahneleri farklı hızlarda oynatabilir ve istediğiniz an canlı yayına dönebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Asker eğerinin örtüsü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [چراکسه] çerkesler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A. c.) (m. Çerkeş). Çerkesler: Memâlîk-i çerâkise = Çerkeş köleler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çanın küçüğü, hayvanların boynuna takılanı, hizmetçileri çağırmak için çalınanı va bu gibi başka işlerde kullanılanı. Küçük kuzulara ve kedi yavrularına takılan pek küçüklerine de denir: Çıngırak çalmak, çıngırak sallamak, çıngırak takmak. Kalın seslisine çongurdak derler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sleigh bell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small bell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üzerinde çıngırak bulunan. Çıngıraklı yılan: Engerek familyasından zehirli bir yılan (oroplus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prairie rattler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rattlesnake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sanat öğrenmek maksadiyle bir ustanın yanında ve hizmetinde bulunan genç: Marangoz, eczacı çırağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Henüz kalfa ve usta olmamış işçi veya san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprentice. pupil. errand-boy. footboy. helper. prentice. legman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprentice. novice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprentice. devil. help.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çırak olma hali; çırağın yaptığı iş. 2. Çırağa verilen ücret, (bk.) Çırağlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprenticeship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprenticeship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üzerine kandil ve mum konulan demir ayak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: çırağman). 1. Üzerinde meşale yakılan kule veya demir direk. 2. Balıkçıların su kenarlarında kurdukları demir pile. Susam çırakmanı = Yığın ortasında diklmiş direk. mec. Çırakmana çıkmak = Fazla kızmak, gazaba gelip fırlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mahsul vermez, verimsiz, kıraç: Çorak yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arid. infertile. waste. barren. bitter. undrinkable. impervious clay. saltpetre bed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arid. barren. infertile. waste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Çorak yer. Fars. şûrezâr, kıraç yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aridity. barrenness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bıldırcın kılavuzu, (zool). Crex crex.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). su yelvesi, (zool). Rallus aquaticus corn crake bıldırcın kılavuzu, (zool). Crex crex .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aptallığı yüzünden her zaman densizlik eden, pot kıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

twat. blockhead. pisser. jerk. ponce. fucker. bugger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [درعقب] ardından, hemen, derhal, hemen ardından.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «derk» den Imüb.). Çok dikkatli olan, anlayışlı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دراک] anlayışlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). Kırınım.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. diffraction

fiz. kırınım

Işık, ses ve radyoelektrik dalgalarının karşılaştığı bazı engelleri dolanarak geçmesi olayı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) . erkek ördek. mallard drake yeşilbaş, (zool). Anas platyrhynchos.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musikide bir makamın karar verdiği perde: Nihâvend makamının durağı rast (sol) perdesidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk dinî tasavvufî musikisinde Mevlevîlik dışındaki tarîkatlerde okunan, yalnız Durak Evferi usûlü ile bestelenen bir çeşit tantanalı ilâhî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «durmak») tan 1. Durulacak, durulan yer. Ar. makam, mekân. 2. Mesken, Ar. me’vâ. 3. Demiryolu katarı, otobüs, tramvay, dolmuş vesairenin durduğu yer. Ar. menzil, mevkif. Fr. station. 4. Kur’an-ı Kerim’in durma yerleri ve bu yerlerde mürekkep veya yaldızla resmolunan işaret. Durakotu = Bir cins bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stop. stopping place. station. full-stop. full point. caesura. rest. stand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pause. rest. stand. station. stop. bus stop. halt. break.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stop. halt. pause. break. tonic note. caesura. rest. stand. station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Yolu taşıyan araçların düzenli olarak durdukları y(Erkek İsmi) 2.Durma, dinlenme. 3.Cümle sonuna konulan nokta.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde dinî eserlerde kullanılan 21 zamanlı bir büyük usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Arapça’ da kayısı demek olan «dürâkan» dan galat olsa gerektir). Tüysüz şeftali cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standstill. pause. hesitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sagnation. pause. standstill. halt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Lâkırdı söylerken tereddütle tutukluk göstermek, kesik kesik söylemek: Pek duraklayarak söylüyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pause. to stop. to hesitate. to waver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pause. to pause. to come to a stop. to stop once in a while. to hesitate. fizzle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring sth to a standstill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tüysüz bir şeftali çeşidi (nucipersica).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hesitation. hesitation tereddüt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hesitation. demur. hesitancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Durup tereddüt etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balk. falter. hesitate. waver. to hesitate. to falter. to waver tereddüt etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hesitate. blow hot and cold. demur. falter. haver. hum. oscillate. pause. vibrate. waver. whiffle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unstopped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non-stop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musikide durak perdesinin bir üstündeki nota.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. échopraxie

ruh b. yansıca

Başkasının yaptığı hareket ve davranışları anlamsız olarak tekrarlama.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekşiye çalar, ekşice, az ekşi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (el = harf-i târif, firak = ayrılık). Elvedâ.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Alnı ak, dürüst erkek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit akıncı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temiz adlı yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Türk). Türkler. (bk.) Türk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اتراک] Türkler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. c.) (m. Varak). Varaklar, yapraklar, (bk.) Varak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

document. paper. letter. brief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documents. papers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documents. papers. record. rolls.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اوراق] kağıtlar. 2.belgeler. 3.arşiv.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attache case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attaché case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. zerka) Gök renginde, mavi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ازرق] mavi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Mavi gözlü. Gök rengi saf ve temiz su. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Frak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) (fark’dan gelir ve mufârakat İle aynı mânâdadır). 1. Sevişen iki kişinin birbirinden ayrılması, aşıkın, sevdiğinden ayrı düşmesi, ayrılık, hicrin, firkat: Firâk-ı yâr, nâr-ı firik = Ayrılık ateşi. 2. Türkçe: Hüzün, mahzunluk, teessür: Kendisine bir firâk geldi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فرق] fırkalar, partiler. 2.bölükler. 3.zümreler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فراق] ayrılık. 2.ayrılık acısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Sevdiğinden ayrı düşmüş Aşıkın, hicranını tasvir ederek söylediği şiir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tesirli, müessir, hüzün verici: Pek firaklı bir hikâye, bir ses.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eğerin arkasına hususî kayışlarla bağlanan eşya, terki.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayak freni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. frac). Arkasında kuyruğu olan bir çeşit smokin, resmî elbise ki, siyah renkte olur. Erkeklere mahsustur. Frak giymek. Resmî balolara frakla gidilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

white tie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tails. tailcoat. swallow-tail coat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formal dress suit. frock coat. swallow-tailed coat. dress coat. dress- coat. full dress. dressing suit. frock. penguin suit. tails. tail coat. tailcoat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Frak denilen elbiseyi giyen adam.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fraction

top. b. 1. bölüntü, bölüngü, 2. hizip

1. Bir siyasi partinin politikasını parlamentoda, yerel yönetimlerde, çeşitli kuruluşlarda yürütmek için teşkilatlanmış grup. 2. Bir siyasi partinin içinde, partinin izlemekte olduğu ana siyasi çizgiye karşı olan, ayrı bir teşkilat merkezi bulunan ve partinin çoğunlukla aldığı kararlara karşı savaşan parti içi grup.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Alman kitaplarında daha çok eskiden kullanılan harf şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير ادراکی] idrak dışı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Eski kabadayılar göğüslerini ustura ile tıraş ederler, yalnız bir tutam kıl bırakmayı ihmal etmezlerdi. Buna „göğüs perçemi’ derlerdi. Bu perçeme mali güçlerine göre boncuk ya da pahalı inciler takarlardı.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. Japonca). Japonlar’da karnını bıçakla deşmek suretiyle intihar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hara-kiri.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Suicide, by slashing the abdomen, formerly practiced in Japan, and commanded by the government in the cases of disgraced officials; disembowelment; - - also written, but incorrectly, hari-kari. ritual suicide by self-disembowelment on a sword; practiced b

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ritual suicide by self-disembowelment on a sword; practiced by warriors in the traditional Japanese society.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) harakiri .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Vaktiyle düşman gerilerini veya ülkesini ateşe vermeye ve yangın çıkarmaya mahsus gemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «derk» den masdar) (c. idrâkât). 1. Anlayış, varış, akıl erdirme, Fars. derk, Ar. fehm, ferâset: İdrâk-i maili bu küçük akla gerekmez. 2. Erişme, yetişme, kavuşma, vâsıl olma: Fâtih Sultan Mehmed devrini idrâk edenler. 3. Çağını bulma, mevsimine yetişme, olgunlaşma, kemale erme: Mahsûlün idrâki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cognizance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cognition. comprehension. understanding. attainment. reaching. perception algı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comprehension. perception. understanding. mental ability or quickness. attainment. reaching. cognition. cognizance. consciousness. grasp. intellect. penetration. realization. reason. savvy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ادراک] kavrama, anlama. 2.erişme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.kavranmak, anlaşılmak. 2.yaşanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fathom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprehend. to perceive. to understand. to apprehend. to reach. to attain. cognize. collect. comprehend. conceive. to have a clear conception. distinguish. grasp. penetrate. sense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.kavramak, anlamak. 2.yaşamak, görmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unintelligent. dull-witted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun ve k kalın) (i. A. «fark» dan masdar). 1. Ayrılma, ayrılık, hicran: iftirak-ı ahbâb. 2. Dağılma, perakende olma: Kemiklerin iftirakı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [افتراق] ayrılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «gark» dan masdar) (c. iğrâkat). 1. Boğma, garketme: Düşman, gemilerini Iğrâk etti. 2. (edebiyat) Aşırılık, gerek övme, gerek yermede pek mübalağalı olarak davranma, konuşma: Bu sözde iğrak vardır (cem’i dilimizde bu ikinci mânâya mahsustur).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اغراق] boğma. 2.abartma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.). Mübalağalı sözler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun ve k kalın) (i. A.). Yakma, ateşe atma, ateşe verme: Bir ev, bir orman, bir adam ihrak etmek. İhrâk-ı binnâr = insanı diri diri ateşe atıp yakma cezası.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احراق] yakma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yakılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yakılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun ve k kalın) (i. A. masdar). Yanma, tutuşma, yanıp kül olma: ihtirak etti, muhterik oldu. (astronomi) Bir gezegenin güneşe yaklaşması, güneşle bir burçta bulunması: Ihtirâk-ı Zühâl. (kimya). Bir cismin oksijen ile karışmasından meydana gelen değişiklik: Ihtirâk-ı zâtî, teneffüs!, (fizik). İhtirak noktası = Güneş ışınlarının toplandığı nokta, odak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احتراق] yanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advance post. outsentry. outstation. patrol. outflying picket. advanced post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «fark» tan masdar). Ayrılma.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Tedavisi günümüzde mümkün olmayan hastaları ölmeden önce dondurup, teknolojinin gelişip, tedavi imkanlarının bulunabileceği ileriki yıllara kadar saklamak, bilim insanlarının üzerinde çok çalıştıkları bir konudur ve bilim insanlarını bu araştırmalara iten sebep kurbağalardır.

Doğada bazı cins kurbağalar kış uykusu süresince donarlar; kalp atışları, nefes alışları ve kan dolaşımları tamamen durur. Hatta aort damarları kesildiğinde bile kanama olmaz. Buzlar çözüldükten sonra, önce kalp atmaya başlar ve kurbağa hayata geri döner.

Yapılan araştırmalarda kurbağaların aniden donmadıkları, 24 saat süresince kan ve hücrelerinin arasındaki su dondukça geriye donma noktası düşük bir tip antifriz çözelti bıraktıkları ve glikoz üretimlerini çok yükselttikleri tespit edilmiştir. Oysa insanda bu oranda şeker yükselmesine mani olacak birçok mekanizma vardır ve iyi çalışmamalarının sonucu ise şeker hastalığıdır.

Bir memelinin hücresinin dondurularak saklanabilmesi için, hücrenin içinde oluşan buzun en az seviyede olması gerekir. Hücre içindeki suyun tamamen donması ölüme yol açar. Bunun için de dondurma işlemine hücre dışı sıvılardan başlanılmalı, sadece hücre aralarındaki ve kandaki su donmak, hücredeki zar ve proteinlerin yapıları bozulmamalıdır.

Donmuş kan, besin ve oksijen taşıyamayacağından, metabolizmada ne gibi aksaklıklar görülebileceği hala bilinmemektedir. Ayrı bir sorun da suyun donduğu vakit genişlemesidir. Bu yüzden kan damarları parçalanabilir, doku yapısı bozulabilir, hücre zarı yırtılabilir.

Aslında artık günümüzde insanın yumurta hücreleri, sperm ve beyaz kan hücreleri, deri ve korneası dondurularak saklanabilmektedir. Ancak bunların hücre sayıları çok azdır. Nakil için böbrekler ve karaciğer buz içinde saklanır ama bunun da süresi en fazla 2-3 gündür. Üstelik bu organlar soğuk ortamda saklanmakta ama dondurulmamaktadır.

Halen bir organ bile dondurulup saklanamadığına göre, bütün bir vücudu dondurarak saklama konusunda bilim insanları pek iyimser değiller ama çalışmalar devam ediyor. Daha doğrusu insanı dondurup saklamak şüphesiz mümkün de, tekrar ısıtılıp canlandırmanın yolu henüz bilinmiyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Tedavisi günümüzde mümkün olmayan hastaları ölmeden önce dondurup, teknolojinin gelişip, tedavi imkanlarının üzerinde çok çalıştıkları bir konudur ve bilim insanlarını bu araştırmalara iten sebep kurbağalardır.

Doğada bazı cins kurbağalar kış uykusu süresince donarlar; kalp atışları, nefes alışları ve kan dolaşımları tamamen durur. Hatta aort damarları kesildiğinde bile kanama olmaz. Buzlar çözüldükten sonra, önce kalp atmaya başlar ve kurbağa hayata geri döner.

Yapılan araştırmalarda kurbağaların aniden donmadıkları, 24 saat süresince kan ve hücrelerinin arasındaki su dondukça geriye donma noktası düşük bir tip antifriz çözelti bıraktıkları ve glikoz üretimlerini çok yükselttikleri tespit edilmiştir. Oysa insanda bu oranda şeker yükselmesine mani olacak birçok mekanizma vardır ve iyi çalışmalarının sonucu ise şeker hastalığıdır.

Bir memelinin hücresinin dondurularak saklanabilmesi için, hücrenin içinde oluşan buzun en az seviyede olması gerekir. Hücre içindeki suyun tamamen donması ölüme yol açar. Bunun için de dondurma işlemine hücre dışı sıvılardan başlanılmalı, sadece hücre aralarındaki ve kandaki su donmalı, hücredeki zar ve proteinlerin yapıları bozulmamalıdır. Donmuş kan, besin ve oksijen taşıyamayacağından, metabolizmada ne gibi aksaklıklar görülebileceği hala bilinmemektedir. Ayrı bir sorun da suyun donduğu vakit genişlemesidir. Bu yüzden kan damarları parçalanabilir, doku yapısı bozulabilir, hücre zarı yırtılabilir.

Aslında artık günümüzde insanın yumurta hücreleri, sperm ve beyaz kan hücreleri, deri ve korneası dondurularak saklanabilmektedir. Ancak bunların hücre sayıları çok azdır. Nakil için böbrekler ve karaciğer buz içinde saklanır ama bunun da süresi en fazla 2-3 gündür. Üstelik bu organlar soğuk ortamda saklanmakta ama dondurulmamaktadır.

Halen bir organ bile dondurulup saklanmadığına göre, bütün bir vücudu dondurarak saklama konusunda bilim insanları pek iyimser değiller ama çalışmalar devam ediyor. Daha doğrusu insanı dondurup saklamak şüphesiz mümkün de, tekrar ısıtılıp canlandırmanın yolu henüz bilinmiyor.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Çatlayıp yarılma, yarık olma. 2.Parlama. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

İng. interactive

etkileşimli

Etkileşimi olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(I. A. musiki) (Irak ülkesinin adından). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uzakta bulunan, uzak, Ar. baîd, Fars. dûr: Ankara buradan ıraktır, ırak memleketlerde. Uzak, uzakta: Bizden ırak oturuyor. Üstümüzden ırak = Bizden uzak olsun. Allah esirgesin!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A.). Yakındoğu’da bir ülke. Ikâk-ı Arab = Osmanlı devrinde Bağdad ve Basra eyaletleri. Irâk-ı Acem = Güneybatı ve orta İran’ın bir kısmına Ortaçağ’da verilen ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a republic in the Middle East in western Asia; the ancient civilization of Mesopotamia was in the area now known as Iraq; modern government is involved in state-sponsored terrorism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Iraq.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iraqi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

far. distant. remote uzak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Iraq.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Irak. far. distant. remote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi verileri

Konum: Orta Doğu’da, Basra Körfezi kıyısında, İran ve Kuveyt arasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 33 00 Kuzey enlemi, 44 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Doğu.

Yüzölçümü: 437,072 km².

Sınırları: toplam: 3,650 km.

sınır komşuları: İran 1,458 km, Ürdün 181 km, Kuveyt 240 km, Suudi Arabistan 814 km, Suriye 605 km, Türkiye 352 km.

Sahil şeridi: 58 km.

İklimi: Daha fazla çöl iklimi hakimdir; kışlar soğuk, yazlar kuru, sıcak ve bulutsuz geçer.

Arazi yapısı: Daha fazla geniş ovalar, İran sınırında bataklıklar, İran ve Türkiye sınırı boyunca dağlar yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Basra Körfezi 0 m; en yüksek noktası: Hacı İbrahim 3,595 m.

Doğal kaynakları: Petrol, doğal gaz, fosfat, sülfür.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %13.12.

daimi ekinler: %0.61.

Diğer: %86.27 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 35,250 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Kum fırtınaları, su baskınları.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 26,783,383 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %2.66 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 48.64 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 69.01 yıl.

Erkeklerde: 67.76 yıl.

Kadınlarda: 70.31 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 4.18 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.01 den az (2001 verileri).

Ulus: Iraklı.

Nüfusun etnik dağılımı: Arap %75-%80, Kürt %15-%20, Türkmen, Süryani ve diğerleri %5.

Din: Müslüman %97 (Şii %60-%65, Sünni %32-%37), Hıristiyan ve diğer %3.

Diller: Arapça (Resmi), Türkçe, Kürtçe ve Süryanice.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %40.4.

erkekler: %55.9.

kadınlar: %24.4 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Irak Cumhuriyeti.

kısa şekli : Irak.

Yerel tam adı: Al Jumhuriyah al Irakiyah.

yerel kısa şekli: Al Irak.

ingilizce: Iraq.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Bağdat.

İdari bölümler: 18 bölge; Al Anbar, Al Basrah, Al Muthanna, Al Qadisiyah, An Najaf, Arbil, As Sulaymaniyah, At Ta’mim, Babil, Bağdat, Dahuk, Dhi Qar, Diyala, Kerbala, Maysan, Ninawa, Salah ad Din, Wasit.

Bağımsızlık günü: 3 Ekim 1932.

Milli bayram: İhtilal günü, 17 Temmuz (1968).

Anayasa: 22 Eylül 1968.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ABEDA, ACC, AFESD (Arap Ülkeleri Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Fonu), AL, AMF (Arap Ülkeleri Para Fonu), CAEU (Arap Ülkeleri Ekonomik Anlaşmalar Konseyi), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), ESCWA (Birleşmiş Milletler Batı Asya Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-19, G-77, IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IDB (İslam Kalkınma Bankası), IFAD (Uluslararası Tarımsal


Ülke by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Uzak).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. T. musiki). Türk musikisinde bazı mürekkep makamların sonunda kullanılan bir dörtlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T. musiki). Türk musikisinde bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dökme, akıtma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (hi. A.) (mü. Irakıyye) (c. Irâkiyybn). Irâk’a ait. Irak ahalisinden. Iraklı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Uzağa gitmek, uzak olmak, Osm. tebâüd etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Uzaklaşmak, Osm. tebâüd etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Uzaklaştırmak, Osm. teb’İd etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Irak halkından, Irak’ta doğan veya Irak halkının soyundan olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iraqi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an Iraqi. of Iraq.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Uzaklık, ayrılık, mesafe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik ve matematik) (uyd. k.). Birbirinden gittikçe uzaklaşarak uzanan (ışınlar, çizgiler), Ar. mütebait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). 1. Iraksamak işi. 2. (fizik ve matematik) Iraksak olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeyin olacağını uzak görmek, olacağını tahmin etmemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «şark» tan masdar). 1. Parlatma, aydınlatma. 2. (güneş) Doğma, Ar. tulü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şirk» ten masdar). Tanrı’ya ortak koşma, çok Tanrı’ya inanma, dinsizlik, Ar. şirk: Tanrı, işrâki kabul etmez.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اشراق] doğma. 2.aydınlatma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اشراقی] Pisagorcu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sırma tellerle süslü kalın bir cins ipek kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «derk» ten masdar). Yetişme, nâil olma, kavuşma (anlama ve istifham mânâsiyle kullanılması yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gark» tan masdar). 1. Dalma, bir şeyin içine gömülme, bir şeyle kaplanma. 2. Dalgınlık, tasavvuf erbâbının vecde dalıp kendilerinden geçmeleri ve dünya işlerini unutmaları: Hâlet-i istiğrakta ne yaptığın bilmiyordu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ استغراق] dalma, gömülme. 2.boğulma. 3.kendinden geçme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «sirkat» ten masdar). Çalma, Ar. sirkat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şirket» ten masdar). 1. Ortak olma, ortaklık etme, bir işe karışma, birlikte bulunma: Ben bu işte size iştirâk edemem. 2. Katılma, birlik, Ar. ittihad: Aralarında fikir iştirâki vardır. Biliştirâk = Müşterek olarak, birlikte, ortaklaşa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

participation. association. contribution. sharing. joining. taking part.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partnership. participation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

participation. participating. sharing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اشتراک] katılım. 2.ortaklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Participation)

Bir ortaklık ile işletme arasında, sözkonusu ortaklığın yönetimine ve ortaklık politikalarının belirlenmesine katılma anlamında devamlı bir bağ yaratan, doğrudan veya dolaylı sermaye ve yönetim ilişkisidir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

participate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to partake. to participate in. to share. attend. participate. pool. to take a share. take part.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kulak misafiri olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

participant. contributory. partaker. participator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اشتراکيه] komünizm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koyunlardan insana bulaşan, bulaştığı yerde kara bir çıban meydana getiren tehlikeli hastalık, yanıkara, karayanık, şarbon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Sığırdiligillerden, çiçekleri beyaz veya menekşeye çalar kırmızı renkte bir bitki (symphytum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kömür kalemiyle yapılan resim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Turkic language spoken by the Karakalpak people a member of a Turkic people living near Lake Aral in central Asia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a member of a Turkic people living near Lake Aral in central Asia. the Turkic language spoken by the Karakalpak people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bir tür dağ ağacı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaşları kara ve gür olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Yaban havucu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sazana benzer bir tatlı su balığı çeşidi (Lat. barbus fluviatilis).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kışın en soğuk zamanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saçı ağarmamış ihtiyar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). (Asıl Türkçe’de kol askeri mânâsına gelmekle, siyah asker yani gece askeri veya askerin siyah yani gecelik kolu ve bölüğü demektir). 1. Asayişi muhafaza için gece gezen asker birliği. 2. Nöbetçi asker. 3. Ordunun muhafazası için münasip noktalarda bekletilen asker. 4. Belirli yerlerdeki polis merkezi. Istinad karakolu, ileri karakol, devir karakolu, küçük karakol, nizam karakolu, (denizcilik) Karakol gemisi = Denizde muhafızlık vazifesi yapan gemi veya sandal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

post. station. police station. patrol. outpost devriye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

police station. central police station. gendarme station. any official force upholding public order. patrol. police headquarters. post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coast-guard ship. patrol vessel. guard boat. patrol boat. picket boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

line of patrol stations along an international border.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Polis karakolu. Karakol binası (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karakola düşmesi gereken. Karakolluk olmak = Karakola düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have to be taken to the police station. to be liable to be arrested.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cadı, vampir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Bir şeyi benzerlerinden ayırmaya yarayan temel hususiyet, seciye. 2. (matbaacılık) Harf çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

character. personality. constitution. fiber. fibre. form. persona. personage. self. strain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

character. complexion. disposition. personality. self. stamp. trait. disposition özyapı. ıra. seciye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

character. fibre. kidney. magisterial character. mentality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Ayırıcı vasıf. 2. (matematik) Bir logaritmanın tam birimler ifade eden kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

characteristic. characteristical. typical. significative. distinctive. representative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

characteristic. data.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

characteristic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr). Fertlerde karakterin gelişmesini ve farklarını araştıran bilim kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unprincipled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unprincipled. worthless. characterless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unprincipled. lacking moral fiber. disreputable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karagül koyununun asıl adı. bk. Karagül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Astrakhan, esp. in fine grades.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Caracul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardy coarse-haired sheep of central Asia; lambs are valued for their soft curly black fur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. karagül; karagül kuzusunun kıvırcık kürkü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çakala benzer bir cins hayvan ki, arslanın yediğinin artığıyle beslenmek için bu hayvanın arkası sıra gezdiğine inanılır. Fars. siyâh-gûş. 2. Vaktiyle sadrâzamın hizmetinde bulunan memur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yırtıcı hayvanlardan, kartaldan az küçük, bir cins kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eagle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(u uzun) (i.). Karakuş adında eski bir kadıya yakışır şekilde: Hükm-i karakuşî = Bu Karakuş’un hükmü gibi keyfî, kanuna aykırı olduğu kadar mânâsız ve gülünç, fakat insan zaaflarını aksettiren hüküm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. tıp). Aksu, ekbasma, perde.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Göz merceğinin bulutlanıp, görmenin bozulmasına halk arasında aksu, akbasma veya göze perde inmesi adı verilir. Çoğunlukla 50 yaşından sonra görülür. Nedeni göz yaralanması, şeker hastalığı, gözün uzun süre ışığa maruz kalması, damar sertliği veya beze hastalığıdır. Bazen doğuştan da olabilir. En çok rastlananı yaşlılığın neden olduğu katarakttır. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçetelerden faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Şap, bal.

Hazırlanışı : 1 çorba kaşığı süzme bala, 1 kahve kaşığı dövülmüş şap konur. İyice karıştırıldıktan sonra göze sürülür. Bu işlem hergün tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cataract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cataract. cataract aksu. akbasma. perde.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cataract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oyun oynamaya yarayan yassı ve kayar taş: Kaydırak oynamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slide. flat round stone. hopscotch. slide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Toprağı kayar ve oynak, hayırsız yer. 2. Buz üzerinde kayılacak yer.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Taşlı, kumlu, ekime elverişli olmayan toprak. 2.Kaygan toprak. 3.Bileği taşı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). İnce softan hafif ve dar üstlük ki, vaktiyle Osmanlı ilmiyye kıyafetinde giyilirdi.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kuyruklarını bırakma yöntemi, kertenkelelerin bir savunma yöntemidir. Başka bir hayvan kendilerine saldırdığında, kertenkele kuyruğunu bırakır. Vücudundan ayrılan kuyruk, kasların kasılmasıyla bir süre yerde oynamaya devam eder. Saldıran hayvanın dikkati bu yöne kaydığından, kertenkele hızla oradan uzaklaşır.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Yakın, karib, komşu, kırak yer, zıddı: ırak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kırmızımsı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim sanatında tek bir figürün ya da nesnenin, derinlik duygusu verecek şekilde betimlenmesi anlamına gelen terim. Derinlik dugusunu, yanılsama yoluyla yaratması açısından bir perspektif türü olarak kabul edilir. Kısaltımda, betimlenen nesneye, figüre belli bir uzaklıktan ya da alışılmadık bir açıdan bakıldığında, ortaya çıkan biçim bozmalar yumuşatılarak tuvale aktarılır. Örneğin, yatan bir figürün ayak ucundan bakıldığında, ayaklar olduğundan büyük, baş da küçük görünür. Kısaltımı kullanan sanatçı, ayakları göründüğünden küçük, başı da o oranda büyük vererek biçim bozmaları yumuşatır. Sanat tarihinde kısaltımın en iyi bilinen örneği, Mantegna`nın Ölü İsa adlı kompozisyonudur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kurtulamıyacak, çözülemeyecek şekilde: Kıskıvrak bağladılar. Kıskıvrak yakalandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very tightly. very securely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beygir dişisi, gerek binek, koşu ve gerek yük atlarının dişisi: Güzel bir kısrağı var; cins kısrak; Arap kısrağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mare. filly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dolanıp sarılmış, kangal olmuş: Yılan kıskıvrak olmuştu. Kıskıvrak bağlamak = Hiç kımıldanamayacek halde bağlamak. 2. Fazla kıvrılmış, pürtük, buruşuk: Kıvrak saç, ipek bez. 3. mec. Zarif, nazlı, cilveli: Pek kıvrak bir kız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lithe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lissom. lithe. brisk. agile. lively. fluent akıcı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

energetic and on the ball. clear and fluent. neat. lissom. lithe. tripping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

litheness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

briskness. alertness. agility. fluency akıcılık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

energy and alertness. neatness. lilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yakın, komşu; zıddı: ırak: Kıyırak yer (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

security. commercial paper. valuable papers. negotiable instrument. securities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gülgillerden, yol kenarlarında biten bir bitki (Lat. agrimonia eupatorium).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ummacı ve gulyabanî gibi, korkutmak için uydurulmuş hayalî şahıs veye alev suretinde mezardan çıktığına inanılan ölü, vampir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. contraction

dil b. büzüşme

Birleşik kelimelerin oluşturulmasında iki ayrı hecedeki ünlünün tek hecede toplanması.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Norveç sahillerinde gözüktüğü söylenen efsanevi bir deniz canavarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çubuk şeklinde bir peksimet çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuru, yağmursuz, rutubetsiz, Ar. yâbis: Kurak hava, kurak yıl: Bu sene hava pek kurak gidiyor. Kuraklık, yağmursuzluk. Ar. yubûset: Bu sene kuraktan korkuluyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dry. arid. thirsty. rainless. droughty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arid. dry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dry. rainless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Kurak yerden hoşlanan: Kurakçıl bitkiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kuruluk, yağmursuzluk, rutubetsizlik. Ar. yubûset: Bu kuraklık bir müddet daha devam ederse ekinler yanacak. 2. Yağmursuzluktan ileri gelen kıtlık: Hindistan’da kuraklık olduğu söyleniyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Belirsiz zamanlarda meydana gelen ve canlıların (özellikle bitkilerin) yaşamını tehlikeye düşürecek veya onları zarara uğratacak kadar azalmış bulunan su kıtlığıdır. Bu tanımlamadan anlaşılacağı üzere, belirli bir iklimin karakteristiği olarak belirli mevsimlerde su kıtlığı ” kuraklık” değildir. Herhangi bir yılın, herhangi bir mevsiminde meydana gelen alışılmışın dışındaki su noksanlığıdır. ( Trockenheit/drought, dryness )

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drought. dryness. dry. aridness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aridity. drought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) («lâhûrî» isminin Rumca kaidesince yapılmış şeklidir). 1. Hind lâhûrîsi taklid edilerek yapılan yünden bir çeşit ince kumaş: Mavi lahuraki. 2. Lahuraki denilen yünden yapılmış: Lahuraki entari, hırka.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. adamotu, kan kurutan, adamkökü, muhabbet otu, hacı otu, bot. Mandragora officinarum; bak. May apple.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bu geleneğin kökeni eski deniz savaşlarına kadar uzanıyor. O devirlerde her bir savaş gemisinin direğinin tepesinde dalgalanan kendine özgü renkli bir bayrağı vardı. Bir deniz savaşından sonra yenilen gemi, galip tarafın bayrağını asmak zorundaydı, bunun için de kendi bayrağını yarıya çekerek üstte yer bırakırdı.

Günümüzde böyle bir durum söz konusu değilse de, bayrakları yarıya indirmek bir saygı ifadesi olarak kaldı. Milletlerin matem günlerinde, önemli devlet adamlarının ölümünde, diğer milletlerin de bayraklarını yarıya indirmeleri, mateme katılmak anlamında uluslararası bir gelenek haline geldi.

Hangi ulustan olursa olsun denizde birbirinin yanından geçen gemilerin, geçiş süresince bayraklarım yarıya indirmeleri geleneği, saygının bir ifadesi olarak günümüzde hala devam etmektedir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). (Arapça mıtrak’tan galat). 1. Değnek, sopa. 2. Talimci şişi. 3. J (argo) Gülünç, saçma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cudgel. funny. amusing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cudgel. funny. amusing. droll. scoff. truncheon. zany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Döğmeli şişle talim öğreten adam, talimci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mavimsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fark» dan im.) (c. mefârık). Baş tepesi, saçların iki tarafa bölündüğü yer ki, başın ortasıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i.) (belki Arapça «markadan kl, karnın en nazik yeri, demektir). 1. Karasevda, dalgınlık ve düşünmekle olan hafif delilik. Merak getirmek = Ruh hastalığına tutulmak. 2. Bir şeyi anlamak, öğrenmek istek ve hevesi, Fr. curiositfe: Bu makinenin nasıl işlediğini öğrenmeyi merak ettim. 3. Arzu, heves, bir şeyin üzerine çok düşme, ibtilâ. 4. Vesvese, telâş, şüphe üzerine korkma. 5. Bir şeye dikkat edip ehemmiyet vererek en iyisini aramak, rasgele olanını beğenmemek hâli. 6. Geçmiş bir acıyı hatırlamadan gelen keder ve hüzün. Merak sarmak = Heves ve arzu etmek, düşkünü olmak. Meraka dokunmak; merakı kalkmak = Geçmiş bir acıyı hatırlamaktan dolayı hüzünlü ve kederli olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curiosity. whim. anxiety. concern. worry. wonderment. interest. hobby. avocation. bug. care. crotchet. disquiet. disquietude. fad. fancy. sensation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curiosity. bug. cult. fad. interest. solicitude. wonder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anxiety. curiosity. worry. great interest in. passion for sth. care. concern. cult. fancy. fret. ha hah. hobby. interest. solicitude. stew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wonder. worry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be curious about. to be anxious about. sweat. wonder. worry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. merkeb). 1. Binilecek şeyler. 2. Merkepler, eşekler, (bk.) Merkep.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. merkad). Merkadler, mezarlar, (bk.) Merkad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. merkez). Merkezler, (bk.) Merkez.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مراکز] merkezler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Vesvese ve telâş etmek, şüphe edip korkmak: Oğlunun hastalığı için meraklandı. 2. Merakı kalkmak, merakına dokunmak, müteessir olmak: Cenaze görünce meraklandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grow wiser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flap. to be anxious. to worry. to get curious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to worry about. to be anxious about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Vesvese ve telâş eden, şüphe edip korkan: Meraklı bir kadındır. 2. Her şeyi öğrenip bilmek arzusunda bulunan: O kadar meraklı olmamalı. 3. Düşkün, mübtelâ, bir şeyin iyisini arayan: Yemeğe meraklıdır. 4. Çabuk müteessir olan: Meraklı kadın. 5. Heyecanlı, çekici: Meraklı bir roman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curious. nosey. nosy. inquiring. interested. addicted. keen. keen on. hipped. hipped on. inquisitive. inquisitorial. prying. quizzical. rubberneck. snoopy. splenetic. curious person. snoop. hound. amateur. lover. fancier. addict. buff. bug. devotee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anxious. awestruck. buff. curious. hooked. inquiring. inquisitive. interested. searching. solicitous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curious. inquiring. inquisitive. particular. scrupulous or exacting about. anxious. inclined to worry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Merakı olmayan. Anlamak, öğrenmek gereğini duymayan. Alâka çekici olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indifferent. uninterested.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who is not inclined to worry. unworried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kayıtsızlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محراق] odak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mıtraka.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مطرق] değnek. 2.tokmak. 3.çekiç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «tark» tan la) (c. matârık). 1. Değnek, cop, sopa. 2. Cenk sopası, tokmak. 3. Çekiç. (bk.) Matrak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. mezârik). Uzun saplı ve ucu sivri demirli meşhur harp Aleti, kargı, Fars. nîze.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lance. spear. javelin. dart. pike. shaft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

javelin. lance. pike. spear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lance. speer. javelin. pike. spear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مزراق] kargı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Mızrakla müsellah (asker), kargılı, nizedar: Mızraklı süvari alayıMIZRAB

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lanceolate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mor rengine çalar, mor rengine benzer.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

İster Sony Cyber-shot fotoğraf makinenizden VAIO dizüstü bilgisayarınıza fotoğraf aktarın, ister tüm müzik kütüphanenizi bir Sony WALKMAN® mp3 veya mp4 çalara kopyalayın, ‘Sürükle ve bırak’ özelliği, taşınabilir cihazlar arasında dosya aktarımının kolay bir yoludur. Örneğin, Windows Media® Player ile tek yapmanız gereken, albüm veya şarkıları seçip müzik kütüphanenizden sürüklemek ve WALKMAN® arayüzüne bırakmaktır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. özellikle siyasette bir şahsa kötü şeyler yüklemek; haksızlığı arayıp meydana çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fark» tan). 1. Ayrılma, birinden uzaklaşma, ayrılık: Dostlarından mufârakat etmiş. 2. Bir yeri terk edip gitme: Ticaret için memleketimden mufârakat edeli epeyce oluyor; oradan mufârakatımda. 3. Karı koca arasında ayrılma, boşanma: Evlendiğinin senesinde mufârakat oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) mufarakat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisinde şimdi kullanılmayan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rükub»dan). 1. Bakıp gözetme. 2. (tasavvuf) Tanrı’nın birliğine dalıp kendinden geçme, Ar. istiğrak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introspection. inspection. supervision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditing. inspection. control. audit. contemplation. meditating on spiritual things. revision. examination. surveilance. superintendence. overlooking. oversight. supervision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مراقبه] denetim. 2.kendi iç dünyasına dalma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مراقب] denetçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MURAKIB) (i. A.) Murakabe eden, denetleyici, denetçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditor. auditor denetçi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditor. comptroller. inspector. comptroller of accounts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Murakabecilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرقع] yamalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. murakkaât). Birbiri üzerine yapıştırılıp mukavva gibi olmuş kâğıdın üzerine yazılmış güzel yazı örneği, hattat meşk-nâmesi: O hattâtın bir hayli murakkaatı vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rikkat» ten imef.) (mü. murakkaka). İncelmiş, ince. Ar. rakik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rakam» dan imef.) (mü. murakkama). 1. Rakamlandırılmış, yazılmış, yazılı. 2. Bir rakamla işaret olunmuş, numarası konmuş, numaralı: Kütüphanede 250 rakamıyla murakkam bir kitap vardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rukat» ten imef) (mü. murakkaa). Yama yama üstüne dikilmiş, yamalı: Delk-ı murakkaa = Yobazların sofuluk alâmeti saydıkları yamalı hırka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Puslanın ibresi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gark» tan imef.) (mü. müstağraka). Dalmış, daldırılmış, batmış: Servete müstağrak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sirkat» ten imef.) Çalınan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «rükûb» dan if.) (mü. müterâkibe). Kiremit gibi birbiri üstüne binmiş olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rekm» den if.) (mü. müterâkime). Birikmiş, yığılmış, toplanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rukub» dan imef.) (mü. müterakkaba). Gözetilen, beklenilen, kollanılan, ümit olunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «raky» dan if.) (mü. müterakkiye), ilerlemiş, yukarı çıkmış, yükselmiş: Müterakkî milletler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kub» dan if.) (mü. muterakkıba). Gözeten, bekleyen, kollayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opera comique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opera comique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tırpanın küçüğü: Bu orak hiç kesmiyor. 2. Ekin biçme, hasat: Köylüler şimdi orakla meşguldür. 3. Hasat vakti, mevsimi: Orakta ödemek üzere borç aldım. Orakböceği = Ağustos böceği. Orakkuşu = Orak böceğinin büyüceği, çırtlak, ocak çekirgesi, çırçır, çırlak bunun çeşitleridir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sickle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hook. sickle. reaping hook. sickles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sickle. reaping hook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Ekin biçme zamanı, hasat. 2.Ekin biçme aracı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekin biçen, orakla ekin biçerek bunun ücretiyle geçinen rençber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harvester. reaper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on an average. average propensity to consume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomatik Poz (AE) braketi özelliğiyle fotoğraf makinesi aynı resmi, üç farklı pozlama ayarında ayrı ayrı çeker: ayarlanan pozlamada, bir adım açık ve bir adım koyu (kullanıcı tarafından seçilebilir) çekilir. Kullanıcı hangisinin daha iyi olduğuna sonradan karar verebileceğinden, bu işlev özellikle zorlu aydınlatma koşullarında fotoğraf çekerken ya da fotoğrafı doğru çekmek için tek şansınız varsa çok işe yarayacaktır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Oturma, dinlenme, dernek: O kış Erzurum’da oturak tuttular. 2. Oturulacak yer, oturulan yer, merkez, makam. 3. Oturulacak yer, sıra, sofa. 4. Konak: Beş gün askere oturak verdi. 5. Bir şeyin yere değecek ciheti, kaide. 6. Kayıkta kürek çekilirken oturulan yer. 7. Aptes etmek için kullanılan kap, lâzımlık. 8. Seferde istirahat hâlinde olan, konaklayan: Beş gün oturak kaldık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamber pot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedpan. pot. saddle. chamber pot. bottom. foot. stand. seat. badpan lazımlık. thwart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamber pot. slop jar. potty. low stool. bottom. base. foundation. trestle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yere gelen tarafı geniş olmakla yerinde sağlam duran: Oturaklı şişe. 2. Gösterişli: Oturaklı ev, adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Emekli (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedate. dignified. sober. well-chosen. very appropriate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedate. dignified. sober. well-chosen. very appropriate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedateness. dignity. serious-mindedness. sobriety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedateness. dignity. serious-mindedness. sobriety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok iğneli bir olta çeşidi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit ufak papağan, muhabbetkuşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Geminin hızını tayine mahsus Alet ki, makaraya bağlı bir ipin ucuna tutturulmuş tahta bir pervaneden ibarettir, gemi yürürken pervaneli kısım denize atılarak kullanılır. Parekete oltası = Çok iğneli uzun bir olta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multi-hooked fishing line. setline. log chip. log.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

setline. groundline. travel line. log line. log. knot. log chip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multi-hooked fishing line. setline. log chip. log.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

setline. groundline. travel line. log line. log. knot. log chip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Toplu ve muntazam olmayan ve bir arada bulunmayan, dağınık, darmadağın, müteferrik, perişan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retail. by retail. at retail. retail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پراکنده] dağınık. 2.toptan olmayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retail sale. retail. sale of retail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parça parça, azar azar satan tüccar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retail merchant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retailer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retailer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retail. retail selling. retail trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retail trade. retailing. retail business. retail dealing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Fazlaca, kırmalı. 2. Bir bitki takımı. Pıtrak gibi = Dallardaki meyvelerin çokluğu ifade için kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

police department.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cop shop. nick. precinct. station house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pot veya kırmaları fazlaca olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. rikab). 1. Boyun, gerden. 2. mec. Sahip olabilme hakkı. 3. Köle, halayık, esir. Itâk-ı râkabe = Köle ve câriye Azâdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(çift k ile galattır) (I. A.) (c. rukum, erkam). 1. Yazma, yazı, tahrir, yazı ile kayıt ve işaret. Rakam etmek = Yazmak, kayd etmek. 2. Sayı: 7 rakamı, 8 rakamı. Erkaam-ı Hindiyye = Avrupaılar’ın Araplar’dan Araplar’ın da Hindiiler’den almış oldukları bugün kullandığımız sayı işaretleri: 1, 2, 3... işaretleri. 3. Hesap ilim ve kuralları: Rakam bilmek, öğrenmek. Rakam dökmek = Hesap etmek. Rakam koymak = Numaralamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

figure. number. numeral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digit. figure. number. numeral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digit. figure. number. numeral. key figure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. rakam, Fars. keşîden = çekmek). Rakam çeken, yazan, çizen..

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. rakam, Fars. zeden = vurmak). 1. Yazılmış, kayıtlı. 2. Sözü edilen, anılan,

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Yazan, çizen, kayd ve işaret eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rakam» dan) (mü. rakamiyye). Rakama alt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a number which contains so many digits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.,i. den. yan yatmak, meyletmek; i. bir direğin veya dikili şeyin meyli; yan koyma (şapka).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. tarak, tırmık; f. taraklamak, tırmıklamak; ince ince araştırmak, taramak; ask. ateşle taramak. rake over the coals şiddetle azarlamak. rake in money kolayca para kazanmak. rake up toplamak, bir araya getirmek. rake up the past eski defterleri

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sefih adam, ahlâksız kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., argo kardan hisse, komisyon; rüşvet; haraç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. Fr. A.). Tenis, pingpong, batmlnton oyunlarında topa vurmakta kullanılan, içine ağ gerilmiş saplı bir kasnaktan veya sadece saplı kontrplak vs. levhasından ibaret Alet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. raquette

sp. vuraç

Masa tenisi, tenis vb. oyunlarda topa vurmak için kullanılan, oval tahta bir kasnağa gerilmiş bir ağla veya lastikle kaplanmış saplı araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racket. racquet. bat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racket. racquet. bat. racket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (A. «arak» tan galat). Bilhassa Türkler’e mahsus kuvvetli bir alkollü içki ki, üzümden yapılır ve anason konur. Elma, erik... rakısı da olur. Düz rakı = Üzüm cibresinden çıkarılan cinsi. S»man rakısı = Pek Adî ve kaba cinsi. Sakız rakısı = Mastika karıştırılmış çeşidi. Rakı sıskası = Rakıdan sıskalaşmış adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rükû» dan if.). Namazda rükû eden, eğilen, rükû hâlinde bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raki. arrack. anisette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raki. arrack. rakı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raki.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, rakee i. rakı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Namazda eğilen, rüku’ eden. Kur’an-ı Kerim’de 4 yerde bu anlamda zikredilmiştir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «rekabet» den) (c. rukabâ) (F. c. rakıybân). 1. Diğeriyle aynı şeyi isteyen, bir sevgiliyi seven Aşıkların birbirlerine nisbeten herbiri. 2. Bir iş, san’at, ilim veya sporda meslektaşlarıyla yarışıp onları yenerek ilerlemek isteyen: Birbirine rakîb iki doktor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rükûb» dan if.) (mü. râkibe). 1. Binici, binen, binmiş, Fars. süvâr. 2. Hareket edip giden bir şeye, bir nakil vasıtasına giren veya girmiş olan: Gemiye, arabaya râkib olmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رقيب] rakip.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ راکب] binen. 2.binici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Herhangi bir alanda üstünlük sağlamaya çalışan taraflardan herbiri. Koruyucu. “Görüp gözeten” Allah’ın isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

binmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Bindiği, binmiş olduğu halde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [راکبا] binerek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Rakı yapan ve satan adam. 2. Rakı içmeyi Adet edinmiş adam, rakı tiryâkisi (iki mânâsı da eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Rakı yapmak ve satmak işi. 2. Rakı tiryakiliği (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. râkide). Hareketsiz, durgun, sâkin. MS-i râkid = Durgun su.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [راکد] durgun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hareketsiz, durgun, yavaş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Durgun, sessiz, hareketsiz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «rikkat» ten smüş.) (mü. rakîka). 1. İnce, yufka, nârin. 2. Azadsız köle ve câriye. 3. mec. Merhametli, çabuk müteessir olan: Kalb-i raktk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ رقيق] ince. 2.hassas. 3.köle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.İnce. Yufka yürekli. 2.Köle veya cariye.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Rakik).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rakam» dan if.) (mü. râkıma). 1. Yazan, çizen. Rikım-ı hurûf = Bu harfleri yazan (eskiden yazarlar, eserlerinde kendileri hakkında bu tâbiri kullanırlardı). 2. (matematik) Bir noktanın, bir yüzeyin hizasından yükseklik derecesi, Fr. cote.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altitude. elevation yükselti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elevation. altitude. height above sea level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ راقم] yazan. 2.deniz seviyesinden yükseklik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yazan, çizen. -Yükselti.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Rakib.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rival. rival. competitor. antagonist. adversary. contender. contestant. foe. match. opponent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adversary. antagonist. competitor. opponent. rival.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

competitor. adversary. match. opposite number. opposing number. rival.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rivalry. competition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without an opponent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peerless. unrivalled. unrivaled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unrivalled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., den. direkleri hafifçe arkaya yatık; yan, yampiri, çarpık; gösterişli. rakishly z. yana eğilmiş olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ahlaksız, sefih, sefih görünüşlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «raks» tan) (mü. rakkase). 1. Rakseden, raks san’atkârı. 2. Çalar saatin makinesinin hareketini düzenlemek için yapılmış Alet ki, saat işledikçe iki yana gider, gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pendulum. pendulum sarkaç. pandül. male dancer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pendulum. pendular. harmonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ رقاص] dansçı. 2.sarkaç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A ). Raks eden kadın oyuncu, dansöz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belly dancer. dancing girl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رقاصه] dansöz, çengi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İki boruyu birbirine tutturmaya yarayan halka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coupling. union. bush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fitting used to connect two pieces of pipe. sleeve. sleeve coupling. short piece of connective piping. connecting clamp. bush. bushing. adapter. adapter fitting. adaptor. socket. fitment. ripple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dans, oynama: Sevincinden raksetmeye başladı. Raks musikisi = Raksetmeye mahsus musiki.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رقص] dans.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

dans etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk musikisinde bir usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Oynamak, dans etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Türk musikisinde raksetmeye mahsus güfteli veya güftesiz eser.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raccoon. racoon. coon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coon. raccoon. racoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racoon raccoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.) Eski Roma devrinde kullanılan rakamlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roman numeral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roman numerals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Zamanımızda, dünyanın büyük bir bölümünün ve bizim de kullandığımız rakam şekilleri, diğer ülkelerde ‘Arap rakamları’ diye bilinir. Aslında bu nitelendirme yanlıştır. Bu rakamların kökeni yani ilk ortaya çıktığı yer Hindistan’dır ve buradan önce Arabistan’a, daha sonra İslami kültür yayılımı ile birlikte Avrupa’ya geçmiştir.

Avrupa’da Romen rakamlarından günümüz rakamlarına geçiş Ortaçağda olmuştur. O yıllarda Avrupa’da hesap işleriyle uğraşanlar Romen rakamlarını hemen terk etmediler. Daha ziyade toplama ve çıkarma işi yapan tüccarlara Romen rakamları daha pratik geliyordu. Örneğin 68’den 16’yı çıkarmak için 68 yani ‘LXVIII’ rakamından 16’yı ifade eden ‘XVI’ rakamlarını silince geriye ‘LII’ yani 52 kalıyordu.

Diğer bir örnek olarak 77 (LXXVII) sayısından 15’i (XV) çıkartalım. Yapılacak iş 77’nin içinden X ve V rakamlarını silmektir. Sonuç ‘LXII yani 62’dir.

Bu arada Romen rakamları nelerdir bir görelim: I(1), II(2), III(3), IV(4), V(5), VI(6), VII(7), VIII(8), IX(9), X(10), XX(20), XXX(30), XL(40), L(50), LX(60), LXX(70), LXXX(80), C(100), D(500), M(1 000)

Romen rakamaları her bir sayının karşılığı olan harfler, büyükten küçüğe doğru ve soldan sağa yazılıp bunların hepsi toplanarak bulunur. MDCLXVI sayısı neymiş bulalım:

(M=1 000)+(D=500)+(C=100)+(L=50)+(X=10)+(V=5)+(I=1)=1966

Ancak günümüzde sistem tam böyle çalışmıyor, büyük rakamdan önce gelen daha küçük rakam büyükten çıkartılıyor. Örneğin IX=(10-1)=9, bu şekilde 1999 sayısı olan MCMXCIX (1 000+900+90+9)=1999 olarak bulunuyor.

Bir başka uygulama da aynı harfi üç kereden fazla tekrar etmemek şeklinde. IIII yerine IV, XXXX yerine XL kullanılıyor. Ancak Romen rakamlarında M’den büyük harf olmadığından 1 000’den sonra örneğin 4 000 MMMM şeklinde yazılabiliyor. Daha büyük sayılarda ise sayının kaç kere 10’un katı olduğunu ifade etmek için parantez işaretleri kullanılıyor.

Romen rakamlarında sayıdan önce ‘bir’ gelmesi sadece dört (IV) ve dokuzda (IX) vardır. Romen rakamlarında sıfır yoktur. Rakam gösterildiği işaret kadar yani ‘X’ nerede olursa olsun ‘10’dur. Halbuki günümüz rakamlarında ‘1’ tek başına iken ‘1’dir ama sağdan ikinci haneye geçince ‘10’ değerini, üçüncüye geçince ‘100’ değerini alır.

Tüm bu nedenlerle günümüzün karmaşık işlemlerinde Romen rakamlarının kullanılmaları mümkün değildir. Sıfır sayısının katılmasıyla hiç rekabet güçleri kalmamıştır. Duvar saatlerinde dekoratif amaçlı kullanılmaları yanında pratik bir kullanım yerleri yoktur.

Günümüzde milyon, milyar derken trilyonları hatta katrilyonları ifade eder hale geldik. İleriki yıllara hazırlık amacıyla milyondan başlayarak sonra gelen sayılara bir bakalım. Sayı isminin yanına bir parantez içindeki rakamlar o sayıda kaç tane sıfır olduğunu gösterir:

Milyon(6), milyar(9), trilyon(12), katrilyon(15), kuintrilyon(18), sekstrilyon(21), septrilyon(24), oktrilyon(27), nanilyon(30), desilyon(33), andesilyon(36), dudesilyon(39), tredesilyon(42), kattırdesilyon(45), kuindesilyon(48), seksdesilyon(51), septendesilyon(54), oktadesilyon(57), novemdesilyon(60), vijintilyon(63).


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(I. F. A.) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞIKIRRAK) (i. A.). Yeşil, kırmızı veya beyaz renklerle süslü bir kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çok lâkin güzel bir şekilde söyleyen, bülbül gibi öten, keyif ve neş’e ile söyliyen: Pek şakrak çocuk. 2. Bu tabiatta insan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - San asma nevinden bülbül gibi öten bir kuş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Asker eyerinin örtüsü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Saraka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğlence, alay, maskaralık. Sarakaya almak = Eğlenmek, alay etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yellowish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yassı bir şeyle vurmaktan çıkan sesi taklid ve tasvir eder: Şark şark, şırak şırak yanaklarına vuruyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sarımsı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - (bkz.Sayraç). -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شراکت] ortaklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emancipate. free. liberate. loose. release.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deallocate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hanımördeği, suna, kuşaklı ördek, (zool.) Tadorna tadorna; testeregagalı ördek, (zool.) Mergus merganser.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

border commission. frontier post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(sinirotu): Sinirotugiller familyasından; bir veya çok yıllık otsu bir bitkidir. Birçok yabani türü vardır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Yaraları iyileştirir. Cerahatı boşaltır. Nasırların sökülmesinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Birdenbire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Siyaha çalan. -v

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terminus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terminus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

last. lastly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

last. finally. lastly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

following. latter. subsequent. next. posterior. follow-up. after. ensuing. other. sequential. ulterior. next. post-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latter. posterior. subsequent. following. next.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

next.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delay. lay over. reprieve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çorak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. bir sıra borda kaplaması; tekerlek çemberi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exactly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

due. duly. exactly. faithfully. fully. literally. perfectly. precisely. prompt. quite. truly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in extenso. literally. perfectly. precisely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Saç ve sakal kıllarını birbirlerinden ayırıp temizlemeye ve düzeltmeye yarayan dişli Alet ki, ekseriya şimşir, boynuz, kemik, fildişi, abanos ve çeşitli plastik maddelerden yapılır, Ar. meşt, Fars. şâne: Saç tarağı; sakal tarağı; seyrek tarak; sık tarak. 2. Çulha tezgâhında ipliklerin geçirilmesine mahsus tarak şeklinde pek sık telli Alet: Bezi tarağa koymak. 3. Yün ve keten açıp ayıklamaya mahsus Alet: Yün tarağı, keten tarağı. 4. Taşçıların taşları düzeltmeye mahsus ufak dişli çelik kalemi: Taşçı tarağı; tarakla düzeltmek. 5. Toprağı çekip düzeltmek için enli ve birçok kısa dişli çapa şeklinde tahta veya demirden bahçıvan Aleti, gelberi, tırmık: Toprağı kazdıktan sonra tarakla düzeltmeli. 6. Suyun dibindeki çamur vs. yi ayıklamaya mahsus geniş kazma şeklinde Alet. 7. Liman ve nehir vesairenin altını temizlemeye mahsus makineli duba: Limanı temizlemek için büyük bir tarak lâzım. 8. Kadınların saçlarını tutturmak ve bu vesile ile de süs için başlarına taktıkları tarak gibi süs Aleti: Başında elmaslı bir tarak, bağa bir tarak vardı. 9. Bazı kuşların başında bulunan yassı ve yelpaze şeklinde tüy, tepelik. 10. El ve ayak parmaklarının bağlı bulundukları kemikler: Ayağının tarağı yüksektir; elinin tarağı geniştir. 11. Balığın nefes yerine su alıp verdiği delikleri kapayan kulak gibi kanatçıklar, Ar. galsame: Balık tarağı. 12. İstridye gibi kabuğu diş diş bir cins deniz böceği. Tarakotu = Bir bitki. Bin tarakta bezi vardır = Çok işe birden teşebbüs etmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comb. drag. dredger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comb. drag. scallop. card. comber. doffer. rake. harrow. instep. scollop. reed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comb. rake. scallop. card. hackle. harrow. reed. metacarpus. metatarsus. gill. crest. dredge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dredger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teasel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tarak yapan veya satan: Tarakçılar çarşısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comber. maker or seller of combs. carder. hackler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tarakçı işi ve tico reti: Tarakçılıkla geçiniyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Tarakla düzeltme, temizleme. 2. Tarakla yapılmış, tarak işi. 3. Zemin boya üzerine tarak şeklinde gölge yaparak işlenen nakışla süslenmiş: Taraklama boyanmıştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raking. harrowing. combing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Bahçe topraklarını tarakla düzeltmek: Şu yolları güzelce taraklamalı. 2. Suyun altını tarakla temizlemek: Limanı birkaç yılda bir taraklamak şarttır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tarakla tesviye olunmak: Bahçe öyle taraklanmaz. 2. Temizlenmek ve tasfiye olunmak: Bu liman kaç yıldan beri taraklanmadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bahçe topraklarını tarakla düzelttirmek: Şu küçük tarlaları bahçıvana taraklatmalı. 2. Havuz, nehir, liman vesairenin dibini ayıklatmak: Şu limanı birine taraklatmak lâzımdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Başında yelpaze şeklinde sorgucu olan: Taraklı kuş. 2. Diş diş nakışlı: Taraklı kumaş. 3. Parmaklarının üst tarafındaki tarağı enli: Taraklı ayak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crested. embroidered in a striped pattern. wide. big.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Selenterelerin jelatinli deniz hayvanlarını içine alan sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bitişik taçyapraklı ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(| A ). Gümbürtü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. terkîb). Terkipler. (bk.) Terkib.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. terakkıyyât). 1. Yukarıya kalkma, yükselme; artma, çoğalma, yukarı çıkma. 2. İlerleme, ileri gitme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advancement. progress. advance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advancement. progress. advance. headway. improvement. step.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ترقی] ilerleme, gelişme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İlerleme, yükselme, gelişme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Terakki hassası olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Terakkiye hizmet veya yardım eden, terakki taraftarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Terakkiyi kıran, terakkinin aleyhinde bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

progressive-minded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ترقی پرور] ilerleme yanlısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ترقيات] ilerlemeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rükubsdan masdar). Bekleme, gözetme, Ar. intizar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Birikme, toplanma, yığılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulation. collection. gathering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تراکم] birikim, birikme, yığılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

birikmek, yığılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

biriktirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Madeni şeylerin çıkardığı sesi ifade eder: Tırak kapı kapandı, tırak kırılıp düştü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Arzın üzerini kaplayan madde; su ile karıştırılınca çamur olur ve kuruyunca bir miktarı toz hâline geçer, Ar. turâb, Fars. hâk: Toprağı işlemek, kuru toprağın üzerine yatmak, kara topraklara geçmek; taş, toprak altında yatmak. 2. Yer, arz, zemin, memleket: Rumeli toprağı, Anadolu toprağı. 3. Arazi cinsi, ekilen yerin çeşidi: Buranın toprağı pek verimli. 4. Yer, arazi: Toprak sahibi, burada sahipsiz toprak yoktur. Toprakbastı = Bir yere giren insan veya eşyadan alınan para. Baba toprağı = Vatan. Kara toprak = Mezar. Kuru toprak = Bir şey döşenmemiş yer: Kuru toprakta yatmak. 5. Toprak veya çamurdan yapılmış: Toprak testi, toprak tencere. 6. Toprak çeşidinden veya toprak renginde: Toprak boya. 7. Döşemesiz, kaldırımsız, kuru topraktan ibaret: Toprak sokak, toprak oda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earthen. fictile. earthenware. terraneous. soil. earth. ground. clay. land. country. territory. glebe. terra firma. ground-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earthen. fictile. earthenware. terraneous. soil. earth. ground. clay. land. country. territory. glebe. terra firma. ground-. dirt. lump. roll. tract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agricultural geology. chunk. dike. dirt. domain. earth. ground. land. soil. territory. tract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Yerkabuğunun canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. 2.Ülke, memleket. 3.İşlenmiş arazi. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Renkli taş ya da toprağın öğütülmesiyle elde edilen doğal boya. Maden oksitlerini içerir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

landslide. landslip. slide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

land slip. landfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden bir yere gelen yolcudan veya eşyadan alınan vergi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earthing. grounding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grounding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (ateş vesaireyi) Toprakla örtmek, üzerine toprak çekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earth. ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to earth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to earth. to ground. to cover with earth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give land to a landowner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earthed. grounded. mixed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kömür yaktıkları toprak kümbelti ve çukuru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. T. zooloji). Eklembacaklılardan solungaç yerine özel bir nefes borusu taşıyan takım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Yanardağ kayalıklarında görülen bir feldspat çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. traction

fiz. çekim

Herhangi bir cismin, başka bir cismi kendine doğru çekme gücü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr ). 1. Çekme işi gören makine veya mekanizma. 2. Çift sürmede, başka çekme işlerinde kullanılan arka tekerleği çok iri motorlu vasıta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tractor. agrimotor. mule. caterpillar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tractor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tractor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seller of tractors. repairer of tractors. tractor operator. tractorist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Levrek familyasından çarpıcı bir balık (trachinusdraco).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(T.-F.) [طغراکش] tuğracı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tuğrakeş görevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tantanalı ve debdebeli olan söz, telâffuzunda pek parlak görnen: Tumturaklı ifade.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Söz ve kelimeleri tantanalı ve debdebeli olen, parlak görünen: Tumturaklı sözlere aldanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grandiloquent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pretentious and inflated. grandiloquent. magisterial. mouth- filling. orotund. sententious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retentively.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fit. seizure. epilepsy sara.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bu, çocukların gökyüzüne bakarak en sık sordukları sorulardan biridir. Kim bilir kaçımız, kaçamak cevaplar vermiş, uçağın motorlarından çıkan duman olduğunu söylemiş ama aynı yükseklikte uçan her uçakta aynı şeyin olmadığını açıklayamamışızdır.

Bir bulutun oluşabilmesi için, havanın, yeryüzünden buharlaşan suyu absorbe edemeyecek, yani içine alamayacak kadar düşük sıcaklık ve basınçta olması, bir de bulutu oluşturacak su damlacıklarının etraflarında tutunabilecekleri toz parçacıklarının olması gereklidir. Yerden 10 bin metreden fazla yükseklikte uçan yolcu ve savaş uçaklarının uçtuğu bu yükseklikte normal şartlarda hava çok temizdir, hiç toz yoktur, yani bir bulutun oluşması için gereken şartlardan biri eksiktir.

Bilindiği gibi jet uçaklarının motorları, ön taraflarından havayı alarak, yakıt ile yakar ve işlev tamamlandıktan sonra, arka taraflarındaki küçük çaptaki egzozdan büyük bir basınç ile dışarı verirler. Bu motorların aldıkları hava ile birlikte giren su buharı, motorun içinde daha da koyu hale gelerek dışarıdaki çok soğuk havanın üzerine püskürtülür. Buna teknik dilde ‘sublime’ olma olayı denir. Yani buhar halindeki suyun, sıvı hale geçmeden, doğrudan donması, buz haline geçmesidir.

Aslında uçakların arkalarında bıraktıkları bulut, insan yapısı bir buluttan başka bir şey değildir. Soğuk havada verdiğimiz nefes havada nasıl buharlaşıyorsa onun gibi bir şeydir. Deniz seviyesinde, yüksek sıcaklık ve basınçta buharlaşan suyu hava kolayca absorbe eder. Yükseklik arttıkça, hava sıcaklığı ve basınç düştükçe, hava artık su buharım içine alamaz hale gelir. Ancak bulutun oluşması için bir üçüncü şart daha vardı, yani toz parçacıkları.

İşte burada toz parçacıklarının görevini, uçağın motorlarından egzost olarak çıkan yakıt parçacıkları yerine getirir. Bu sayede bir bulutun oluşması için üç şart da yerine getirilmiş olur ve motorların gerisinde uzun, ince bir bulut oluşur.

Esasında alçak irtifada uçan uçaklarda da aynı şey oluşur, motorlardan su buharı salınır ama düşük ısı, nem miktarı, rüzgar yönü gibi etkenler tam oluşmadığı için uçakların arkasında beyaz bulut oluşmaz. İlave edelim ki, bu olayda uçağın ve motorlarının cinsi ve kapasitesinin hiçbir etkisi yoktur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bu, çocukların gökyüzüne bakarak en sık sordukları sorulardan biridir. Kim bilir kaçımız, kaçamak cevaplar vermiş, uçağın motorlarından çıkan duman olduğunu söylemiş ama aynı yükseklikte öan her uçakta aynı şeyin olmadığını açıklayamamıştır.

Bir bulutun oluşabilmesi için, havanın, yeryüzünden buharlaşan suyu absorbe edemeyecek, yani içine alamayacak kadar düşük sıcaklık ve basınçta olması, bir de bulutu oluşturacak su damlacıklarının etraflarında tutunabilecekleri toz parçacıklarının olması gereklidir. Yerden 10 bin metreden fazla yükseklikte normal şartlarda hava çok temizdir, hiç toz yoktur, yani bir bulutun oluşması için gereken şartlardan biri eksiktir.

Bilindiği gibi jet uçaklarının motorları, ön taraflarından havayı alarak, yakıt ile yakar ve işlev tamamlandıktan sonra, arka taraflarındaki küçük çaptaki egzozdan büyük bir basınç ile dışarı verirler. Bu motorların aldıkları hava ile birlikte giren su buharı, motorun içinde daha da koyu hale gelerek dışarıdaki çok soğk havanın üzerine püskürtülür. Buna teknik dilde ‘’sublime’’ olma olayı denir. Yani buhar halindeki suyun, sıvı hale geçmeden, doğrudan donması, buz haline geçmesidir.

Aslında uçakların arkalarında bıraktıkları bulut, insan yapısı buluttan başka bir şey değildir. Soğuk havada verdiğimiz nefes havada nasıl buharlaşıyorsa onun gibi bir şeydir. Deniz seviyesinde, yüksek sıcaklık ve basınçta buharlaşan suyu hava kolayca absorbe eder. Yükseklik arttıkça, hava sıcaklığı ve vasınç düştükçe, hava artık su buharını içine alamaz hale gelir. Ancak bulutun oluşması için bir üçüncü şart daha vardı, nyani toz parçacıkları.

İşte burada toz parçacıklarının görevini, çağın motorlarından egzost olarak çıkan yakıt parçacıkları yerine getirir. Bu sayede bir bulutun oluşması için üç şart da yerine getirilmiş olur ve motorların gerisinde uzun, ince bir bulut oluşur.

Esasında alçak irtifada uçan uçaklarda da aynı şey oluşur, motorlardan su buharı salınır ama düşük ısı, nem miktarı, rüzgar yönü gibi etkenler tam oluşmadığı için uçakların arkasında beyaz bulut oluşmaz. İlave edelim ki, bu olayda uçağın ve motorlarının cinsi ve kapasitesinin hiçbir etkisi yoktur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Uçak kazalarında uçak paramparça olsa da, denizin dibine gitse de hemen kokpit denilen pilot kabinindeki son konuşmaları kaydeden karakutular aranır. Çoğunlukla korkunç kaza enkazı arasından sağlam olarak bulunan bu kutular sayesinde kazanın nedenlerine ulaşılır. Karakutu bu kadar sağlam malzemeden yapılıyorsa neden uçağın tümünde aynı malzeme kullanılmıyor? Uçakların rahatça havada kalabilmeleri, uzun mesafelere az yakıtla ulaşabilmeleri, mümkün olduğunca hafif malzemeden yapılmış olmalarına bağlıdır. Bu malzemeler çoğunlukla alimünyum ve plastiktir.

Kokpitteki sesleri ve uçuş bilgilerini kaydeden her iki kutu da paslanmaz çelikten yapılır. En ve boyları yaklaşık 25’er santimetre, derinlikleri 12-13 santimetredir. Kutuların et kalınlıkları ise 6-7 milimetre kadardır. Kutular ayrıca ısıya ve yangına karşı tedbir olmak üzere plastikle çevrili sıvı köpük ile de donatılmışlardır.

Kutular o kadar sağlamdırlar ki, denize düşmüş bir uçağın kutuları 7 sene sonra çıkarılabilmiş ama buna rağmen kayıtlar sağlıklı olarak dinlenebilmiştir. Başlangıçta kutular kanatların birleşme noktasına yakın bir yere konuluyorlardı. Bu bölge uçağın en ağır kısmı olduğundan düşüş anında bu ağır parçalar kutuların üzerlerine düşerek zarar verebiliyorlardı. Sonraları kutular uçağın kuyruk kısmına konulmaya başlanıldı. Tabii bu, uçağın kuyruk kısmındaki koltuklar insanlar için daha emniyetlidir anlamına gelmez, ancak bu yer karakutuların uçağın enkazından en uzağa düşmesini sağlamaktadır.

Uçak kazalarının nedenleri değişiktir. Havada bir şekilde infilak ederek düşen uçaklarda yolcuların kurtulma olasılığı yoktur. Bu nedenle de uçağın yapıldığı malzeme bu açıdan önemli değildir. Uçak yere bir bütün halinde çarpsa da düşen bir asansörde olduğu gibi yolcular çarpmanın şiddetinden hayatlarını kaybederler.

Uçağın içine sıvı köpük doldurmak elektronik aletleri koruyabilir ama insanların sadece ölüm nedenlerini değiştirir. Uçağın malzemesini karakutu malzemesinden yapmak, parçalanma ve yangından zarar görme tehlikelerini önler ama ne yazık ki bu malzemeden yapılmış bir uçak da uçamaz.

Karakutuların renkleri kara değil turuncudur. Bu rengin tercih edilmesinin sebebi enkaz arasından daha rahat fark edilmeleri içindir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Daha küçük. 2. Küçücük. 3. Az küçük, küçükçe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sık sık uğranılan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

den. much frequented place. haunt. hangout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haunt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c: evrâk). t. Ağaç ve ot yaprağı. Sukut-ı evrak = Yaprak dökümü. Evrâk-ı zehriyye = Ciceği meydana getiren renkli yapraklar. 2. Kâğıt veya kitap yaprağı; iki sahifeden ibaret yaprak. 3. Yazılmış kâğıt, mektup, tezkere. Evrak odası, kalemi = Resmî dairelerin giden gelen her türlü yazışmalarını kaydedip saklayan kısmı. Evrak müdürü = Bu dairenin başmemuru. Varak-ı mihr ü vefâ = Vefâlt olmayı anlatır. 4. Yaldızlanması gereken şeye yapıştırılmak üzere pek ince dökülmüş altın tabakası veya taklidi, yaldızlama kâğıdı: Varak yapıştırmak, varakla yaldızlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foil. gold leaf. silver leaf. leaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sheet. foil. kelp. leaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ورق] yaprak. 2.kağıt. 3.plaka.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). 1. Kâğıt parçası. 2. Ehemmiyetsiz pusula veya tezkere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Bir tek yaprak. 2. Kâğıt, mektup, pusula, tezkere. 3. Varaka-i sahiha = Senet, dilekçe vesaireye mahsus damgalı kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sheet of paper. note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

printed form. official document. certificate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ورقه] belge. 2.bir yaprak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Tek yaprak, tek kağıt. Yazılı kağıt. 2.İlk vahyin gelmesi üzerine Hz.Hatice’nin Hz.Peygamber’i alıp götürdüğü meşhur kişi: Varaka b. Nevfel. 3.Varaka ile Gülşah hikayesinin erkek kahramanı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Altın veya yaldız yapraklarını yapıştıran veya yapan adam, yaldızcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gilder. silvered. gold beater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) (mü. varakıyye) (botanik, paleontoloji). Yaprakla alâkalı veya yaprağa benzer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Altın veya yaldız yaprağı ile yaldızlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gild. to silver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Altın veya yaldız yaprağı ile yaldızlatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Altın veya yaldız yaprağı ile yaldızlanmış, yaldızlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gilded. silvered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ ورق پاره] kağıt parçası. 2.pusula, not.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kağıtçı. Ünlü Arap kelam bilgini: Ebu İsa Muhammed b. Harun el-Verrak.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

DL = Almanca; FR = Fransızca; NL = Hollandaca; IT = İtalyanca; TR = Türkçe; GR = Yunanca; E = İspanyolca; P = Portekizce; S = İsveççe; SF = Fince; N = Norveççe; DL = Danca; RF = Rusça; PL = Lehçe; CZ = Çekçe; BG = Bulgarca; H = Macarca; SERB = Sırpça-Hırvatça; ROM = Romence; ICE = İzlanda dili

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

tazyikli hava ile işleyen kuvvetli fren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Turak otunun bir nevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approximately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approximately. roughly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

about. almost. more or less. near. something like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parlak, parıldayan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ak, parlak, ışıltılı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Işık, parıltı. 2.Kuyruklu yıldız.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ağaç vesair bitkilerin az çok yassı ve cinsine göre muhtelif şekillerde olan kısmı ki, ekseriya kışın dökülüp baharda yine çıkar: Çınar, asma, ıspanak yaprağı. 2. Kâğıt, kitap ve mektup gibi şeylerin iki sayfadan ibaret bir katı, varak: Kitabın yapraklarını çevirmek. 3. Kat kat olan şeylerin her katı, tabaka: Taş, mermer yaprağı. Tahta yaprağı — Bir kütükten biçilen tahtaların her biri: Bu kalastan bir yaprak almalı. 4. Birkaç en kumaştan dikilmiş şeyin herbiri: Yelken yaprağı. 5. Bilhassa asma ve bağ yaprağı: Yaprak dolması, yaprak kurmak, taze yaprak. Yaprak aşısı = Ağaçlara vurulan bir cins aşı. Yaprak dökümü = Sonbahar. Yaprak tütün = Kıyılmamışı. Yaprak halı = Birkaç yapraktan ibaret dikişli Ad! halı. Yaprak yaprak = Tabaka tabaka, kat kat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laminated. blade. folio. lamina. leaf. sheet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leaf. plate. sheet. foil. sheet of paper. flake. layer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folio. sheet. cut form. cut sheet. leaf. grape leaf. layer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Bitkilerde ekseriya klorofilli, yeşil renkli, çeşitli şekil ve yapıda olan soluk almaya yarayan uzantı. 2.Kitap yaprağı, varak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leafing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foliation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yaprak çıkarmaya başlamak, yaprakla örtünmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(!.). 1. Yapraklarla örtülü, yaprağı olan, yaprağı çok. 2. Tabakalara bölünmüş, kat kat: Yapraklı taş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leafy. leafed. flaked. ornamented with leaf patterns. foliate. laminated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leaved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foliaceous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flaky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aphyllous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Kolaylıkla yaprak yaprak ayrılan taş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Silâh. 2. Levazım, mühimmat. 3. (argo) Erkeklik organı. Dalyarak = 1. Kılıç çekmiş. 2. mec. Hemen her şeye düşünmeden atılan. Yat yarak = Silâhlar ve mühimmat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Harp için teçhiz etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Silâh ve mühimmat tedarik etmek. 2. Hazırlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yeşile çalan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Par par parlayan, Fars. şâşaa-pâş. 1. Şimşek, Ar. bârika. 2. Bir cins kıymetli taş.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Yiyeceği tuzlamak insanlık tarihinde bilinen en eski muhafaza metodudur. Arkeolojik kazılarda bu usulün taş devrinde bile bilindiğine dair bulgular elde edilmiş, hatta Çin’de bu konuda MÖ 2000 yıllarına dayanan kayıtlar bulunmuştur. Romalılar eti, balığı, zeytini, karidesi ve peyniri tuzlayarak saklıyorlardı. Eski Mısır’da da ölülerin vücutları bozulmamaları için tuzla kaplanıyordu.

Tuz, suyu çok seven bir kimyasaldır. Yiyecekteki suyu emerek, bakterilerin gelişmek için muhtaç oldukları nemli ortamı ortadan kaldırır ve bakterilerin yiyeceği bozmalarını önler. Tuz aynı zamanda bu bakterileri kendisi de doğrudan öldürür. Günümüzde eti muhafaza etmek için tuza kuvvetli bir bakteri düşmanı olan ‘potasyum nitrat’ da ilave edilir.

Aslında tuzlama bir tür pişirmedir. Et ve balığı tuzladığımızda aynen onları pişirmişiz gibi kimyasal bir reaksiyon oluşur (lakerdayı hatırlayın). Tuzlanan ette proteinler gevşer ve çözünür ki, bu, et ısıtıldığında olan olay ile aynıdır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). -Tekerlek parmağı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Mavi, gök renkli. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زراق] ikiyüzlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kayık, sandal. Zevrak-suvâr = Kayığa binmiş. 2. (botanik) Kayığın teknesine benzer bazı oyuklara denir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زورق] kayık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Kayık, sandal. 2.Mekke’de yapılan zemzem şişesi. 3.Çiçek testisi, kadehi. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Küçük kayık, küçük sandal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Rumca’ya uydurularak yapılan uydurma bir kelimedir). İstemeyerek, zorla, cebren: Zoraki gideceksin, dedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constrained. far-fetched. forced. ghastly. stiff. strained. studied. forcedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contrived. forced. strained. constrained. reluctantly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strained. forced. under force. compulsion or pressure. doing sth against one's will. contrived. scarce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by