Raki ne demek? | Raki anlamı nedir? | Raki

Raki anlamı nedir?

Raki ne demek?

Raki anlamı nedir?

Raki | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i.) (A. «arak» tan galat). Bilhassa Türkler’e mahsus kuvvetli bir alkollü içki ki, üzümden yapılır ve anason konur. Elma, erik... rakısı da olur. Düz rakı = Üzüm cibresinden çıkarılan cinsi. S»man rakısı = Pek Adî ve kaba cinsi. Sakız rakısı = Mastika karıştırılmış çeşidi. Rakı sıskası = Rakıdan sıskalaşmış adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rükû» dan if.). Namazda rükû eden, eğilen, rükû hâlinde bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raki. arrack. anisette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raki. arrack. rakı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raki.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, rakee i. rakı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Namazda eğilen, rüku’ eden. Kur’an-ı Kerim’de 4 yerde bu anlamda zikredilmiştir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. arakıyye) (tıp). Tere mensup ve müteallik. Hummâ-yı arakıyye: Dâ-ül arak denilen sıtma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tiftikten ince külah ki, dervişler giyer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عرقيه] derviş külahı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geneva.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Terkedilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be left.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kısakafalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A. c.) (m. Çerkeş). Çerkesler: Memâlîk-i çerâkise = Çerkeş köleler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Arapça’ da kayısı demek olan «dürâkan» dan galat olsa gerektir). Tüysüz şeftali cinsi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit akıncı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Sevdiğinden ayrı düşmüş Aşıkın, hicranını tasvir ederek söylediği şiir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير ادراکی] idrak dışı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Eski kabadayılar göğüslerini ustura ile tıraş ederler, yalnız bir tutam kıl bırakmayı ihmal etmezlerdi. Buna „göğüs perçemi’ derlerdi. Bu perçeme mali güçlerine göre boncuk ya da pahalı inciler takarlardı.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. Japonca). Japonlar’da karnını bıçakla deşmek suretiyle intihar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hara-kiri.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Suicide, by slashing the abdomen, formerly practiced in Japan, and commanded by the government in the cases of disgraced officials; disembowelment; - - also written, but incorrectly, hari-kari. ritual suicide by self-disembowelment on a sword; practiced b

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ritual suicide by self-disembowelment on a sword; practiced by warriors in the traditional Japanese society.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) harakiri .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.). Mübalağalı sözler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (hi. A.) (mü. Irakıyye) (c. Irâkiyybn). Irâk’a ait. Irak ahalisinden. Iraklı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اشراقی] Pisagorcu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اشتراکيه] komünizm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kışın en soğuk zamanı.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kuyruklarını bırakma yöntemi, kertenkelelerin bir savunma yöntemidir. Başka bir hayvan kendilerine saldırdığında, kertenkele kuyruğunu bırakır. Vücudundan ayrılan kuyruk, kasların kasılmasıyla bir süre yerde oynamaya devam eder. Saldıran hayvanın dikkati bu yöne kaydığından, kertenkele hızla oradan uzaklaşır.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.) («lâhûrî» isminin Rumca kaidesince yapılmış şeklidir).

1.Hind lâhûrîsi taklid edilerek yapılan yünden bir çeşit ince kumaş: Mavi lahuraki. 2.Lahuraki denilen yünden yapılmış: Lahuraki entari, hırka.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. merkeb).

1.Binilecek şeyler.

2.Merkepler, eşekler, (bk.) Merkep.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. merkad). Merkadler, mezarlar, (bk.) Merkad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. merkez). Merkezler, (bk.) Merkez.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مراکز] merkezler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مراقب] denetçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MURAKIB) (i. A.) Murakabe eden, denetleyici, denetçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditor. auditor denetçi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditor. comptroller. inspector. comptroller of accounts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Murakabecilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «rükûb» dan if.) (mü. müterâkibe). Kiremit gibi birbiri üstüne binmiş olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rekm» den if.) (mü. müterâkime). Birikmiş, yığılmış, toplanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «rekabet» den) (c. rukabâ) (F. c. rakıybân).

1.Diğeriyle aynı şeyi isteyen, bir sevgiliyi seven Aşıkların birbirlerine nisbeten herbiri. 2.Bir iş, san’at, ilim veya sporda meslektaşlarıyla yarışıp onları yenerek ilerlemek isteyen: Birbirine rakîb iki doktor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rükûb» dan if.) (mü. râkibe).

1.Binici, binen, binmiş, Fars. süvâr.

2.Hareket edip giden bir şeye, bir nakil vasıtasına giren veya girmiş olan: Gemiye, arabaya râkib olmak.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رقيب] rakip.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ راکب] binen. 2.binici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Herhangi bir alanda üstünlük sağlamaya çalışan taraflardan herbiri. Koruyucu. “Görüp gözeten” Allah’ın isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

binmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Bindiği, binmiş olduğu halde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [راکبا] binerek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Rakı yapan ve satan adam.

2.Rakı içmeyi Adet edinmiş adam, rakı tiryâkisi (iki mânâsı da eskimiştir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Rakı yapmak ve satmak işi. 2.Rakı tiryakiliği (eskimiştir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. râkide). Hareketsiz, durgun, sâkin. MS-i râkid = Durgun su.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [راکد] durgun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hareketsiz, durgun, yavaş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Durgun, sessiz, hareketsiz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «rikkat» ten smüş.) (mü. rakîka).

1.İnce, yufka, nârin.

2.Azadsız köle ve câriye.

3.mec. Merhametli, çabuk müteessir olan: Kalb-i raktk.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ رقيق] ince. 2.hassas. 3.köle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.İnce. Yufka yürekli. 2.Köle veya cariye.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Rakik).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rakam» dan if.) (mü. râkıma).

1.Yazan, çizen. Rikım-ı hurûf = Bu harfleri yazan (eskiden yazarlar, eserlerinde kendileri hakkında bu tâbiri kullanırlardı).

2.(matematik) Bir noktanın, bir yüzeyin hizasından yükseklik derecesi, Fr. cote.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altitude. elevation yükselti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elevation. altitude. height above sea level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ راقم] yazan. 2.deniz seviyesinden yükseklik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yazan, çizen. -Yükselti.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Rakib.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rival. rival. competitor. antagonist. adversary. contender. contestant. foe. match. opponent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adversary. antagonist. competitor. opponent. rival.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

competitor. adversary. match. opposite number. opposing number. rival.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rivalry. competition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without an opponent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peerless. unrivalled. unrivaled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unrivalled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., den. direkleri hafifçe arkaya yatık; yan, yampiri, çarpık; gösterişli. rakishly z. yana eğilmiş olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ahlaksız, sefih, sefih görünüşlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

following. latter. subsequent. next. posterior. follow-up. after. ensuing. other. sequential. ulterior. next. post-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latter. posterior. subsequent. following. next.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

next.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. terkîb). Terkipler. (bk.) Terkib.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Yanardağ kayalıklarında görülen bir feldspat çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bu, çocukların gökyüzüne bakarak en sık sordukları sorulardan biridir. Kim bilir kaçımız, kaçamak cevaplar vermiş, uçağın motorlarından çıkan duman olduğunu söylemiş ama aynı yükseklikte uçan her uçakta aynı şeyin olmadığını açıklayamamışızdır.

Bir bulutun oluşabilmesi için, havanın, yeryüzünden buharlaşan suyu absorbe edemeyecek, yani içine alamayacak kadar düşük sıcaklık ve basınçta olması, bir de bulutu oluşturacak su damlacıklarının etraflarında tutunabilecekleri toz parçacıklarının olması gereklidir. Yerden 10 bin metreden fazla yükseklikte uçan yolcu ve savaş uçaklarının uçtuğu bu yükseklikte normal şartlarda hava çok temizdir, hiç toz yoktur, yani bir bulutun oluşması için gereken şartlardan biri eksiktir.

Bilindiği gibi jet uçaklarının motorları, ön taraflarından havayı alarak, yakıt ile yakar ve işlev tamamlandıktan sonra, arka taraflarındaki küçük çaptaki egzozdan büyük bir basınç ile dışarı verirler. Bu motorların aldıkları hava ile birlikte giren su buharı, motorun içinde daha da koyu hale gelerek dışarıdaki çok soğuk havanın üzerine püskürtülür. Buna teknik dilde ‘sublime’ olma olayı denir. Yani buhar halindeki suyun, sıvı hale geçmeden, doğrudan donması, buz haline geçmesidir.

Aslında uçakların arkalarında bıraktıkları bulut, insan yapısı bir buluttan başka bir şey değildir. Soğuk havada verdiğimiz nefes havada nasıl buharlaşıyorsa onun gibi bir şeydir. Deniz seviyesinde, yüksek sıcaklık ve basınçta buharlaşan suyu hava kolayca absorbe eder. Yükseklik arttıkça, hava sıcaklığı ve basınç düştükçe, hava artık su buharım içine alamaz hale gelir. Ancak bulutun oluşması için bir üçüncü şart daha vardı, yani toz parçacıkları.

İşte burada toz parçacıklarının görevini, uçağın motorlarından egzost olarak çıkan yakıt parçacıkları yerine getirir. Bu sayede bir bulutun oluşması için üç şart da yerine getirilmiş olur ve motorların gerisinde uzun, ince bir bulut oluşur.

Esasında alçak irtifada uçan uçaklarda da aynı şey oluşur, motorlardan su buharı salınır ama düşük ısı, nem miktarı, rüzgar yönü gibi etkenler tam oluşmadığı için uçakların arkasında beyaz bulut oluşmaz. İlave edelim ki, bu olayda uçağın ve motorlarının cinsi ve kapasitesinin hiçbir etkisi yoktur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bu, çocukların gökyüzüne bakarak en sık sordukları sorulardan biridir. Kim bilir kaçımız, kaçamak cevaplar vermiş, uçağın motorlarından çıkan duman olduğunu söylemiş ama aynı yükseklikte öan her uçakta aynı şeyin olmadığını açıklayamamıştır.

Bir bulutun oluşabilmesi için, havanın, yeryüzünden buharlaşan suyu absorbe edemeyecek, yani içine alamayacak kadar düşük sıcaklık ve basınçta olması, bir de bulutu oluşturacak su damlacıklarının etraflarında tutunabilecekleri toz parçacıklarının olması gereklidir. Yerden 10 bin metreden fazla yükseklikte normal şartlarda hava çok temizdir, hiç toz yoktur, yani bir bulutun oluşması için gereken şartlardan biri eksiktir.

Bilindiği gibi jet uçaklarının motorları, ön taraflarından havayı alarak, yakıt ile yakar ve işlev tamamlandıktan sonra, arka taraflarındaki küçük çaptaki egzozdan büyük bir basınç ile dışarı verirler. Bu motorların aldıkları hava ile birlikte giren su buharı, motorun içinde daha da koyu hale gelerek dışarıdaki çok soğk havanın üzerine püskürtülür. Buna teknik dilde ‘’sublime’’ olma olayı denir. Yani buhar halindeki suyun, sıvı hale geçmeden, doğrudan donması, buz haline geçmesidir.

Aslında uçakların arkalarında bıraktıkları bulut, insan yapısı buluttan başka bir şey değildir. Soğuk havada verdiğimiz nefes havada nasıl buharlaşıyorsa onun gibi bir şeydir. Deniz seviyesinde, yüksek sıcaklık ve basınçta buharlaşan suyu hava kolayca absorbe eder. Yükseklik arttıkça, hava sıcaklığı ve vasınç düştükçe, hava artık su buharını içine alamaz hale gelir. Ancak bulutun oluşması için bir üçüncü şart daha vardı, nyani toz parçacıkları.

İşte burada toz parçacıklarının görevini, çağın motorlarından egzost olarak çıkan yakıt parçacıkları yerine getirir. Bu sayede bir bulutun oluşması için üç şart da yerine getirilmiş olur ve motorların gerisinde uzun, ince bir bulut oluşur.

Esasında alçak irtifada uçan uçaklarda da aynı şey oluşur, motorlardan su buharı salınır ama düşük ısı, nem miktarı, rüzgar yönü gibi etkenler tam oluşmadığı için uçakların arkasında beyaz bulut oluşmaz. İlave edelim ki, bu olayda uçağın ve motorlarının cinsi ve kapasitesinin hiçbir etkisi yoktur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) (mü. varakıyye) (botanik, paleontoloji). Yaprakla alâkalı veya yaprağa benzer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Rumca’ya uydurularak yapılan uydurma bir kelimedir). İstemeyerek, zorla, cebren: Zoraki gideceksin, dedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constrained. far-fetched. forced. ghastly. stiff. strained. studied. forcedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contrived. forced. strained. constrained. reluctantly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strained. forced. under force. compulsion or pressure. doing sth against one's will. contrived. scarce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by