Rant ne demek? | Rant anlamı nedir? | Rant

Rant anlamı nedir?

Rant ne demek?

Rant anlamı nedir?

Rant | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: rant

Yabancı Kelime

Fr. rente

ekon. getirim

Bir mal veya paranın, belirli bir süre içinde emek verilmeksizin sağladığı gelir.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To rave in violent, high-sounding, or extravagant language, without dignity of thought; to be noisy, boisterous, and bombastic in talk or declamation; as, a ranting preacher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

High-sounding language, without importance or dignity of thought; boisterous, empty declamation; bombast; as, the rant of fanatics. talk in a noisy, excited, or declamatory manner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rent. unearned income. annuity. annuity cost. government annuities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a loud bombastic declamation expressed with strong emotion. pompous or pretentious talk or writing. talk in a noisy, excited, or declamatory manner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) ağız kalabalığı etmek, yüksekten atmak, büyük söz söylemek, atıp tutmak; (i.) ağız kalabalığı, abartmalı söz. rant and rave atıp tutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., şiir hayali bir solmaz çiçek; horozibiği çiçeği, yabani kadife çiçeği, (bot). Amaranthus tricolor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). horozibiğine ait; solmaz, ölmez, ebedi; rengi mora çalan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ter kesici ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incidentally. by the way. between brackets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çok kötü, kötü şohret sahibi olan, ady çıkmış. arrantly (z). kötü bir şekilde; baştan aşağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). istekli, arzulu, talip (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr). zamana uygun, çağdaş, modern.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Bank Guaranteed Bills)

Kalkınma ve Yatırım Bankalarından kredi kullanan ortaklıkların, bu kredilerin teminatı olarak borçlu sıfatıyla düzenleyip, alacaklı bankaya verdikleri emre muharrer senetlerden, bu krediyi kullandırmış olan bankaca kendi garantisi altında ihraç edilen bir sermaye piyasası aracıdır.


Finansal Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Özel, tek yemin. 2.Özelliği olan yemin.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koyu renkli birkaç çeşit küçük kaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). törene katılan kimse; ayini idare eden papaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. girante). Poliçeyi devir ve havale eden şahıs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. Y.). Bir senedi ciro eden kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endorser. holder in due course. indorser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). karabatak kuşu, (zoo).l Phalacrocorax carbo; obur adam; (s). açgözlü; yırtıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). destekleyici; (i). kuvvetlendirici şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). Ribes türünden frenküzümü; kuşüzümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beyazlatıcı madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deodorant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A deodorizer. a toiletry applied to the skin in order to mask unpleasant odors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roll on / adj , n / (.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any substance that masks, removes, or prevents unpleasant body odors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Affects liver and detoxification systems due to its ability to absorb or destroy foul odors. a chemical which inhibits the growth of bacteria, rather like an antiseptic Used to control body odour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A substance that reduces or removes smells. a toiletry applied to the skin in order to mask unpleasant odors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antiperspirant , deodorant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). koku giderici madde; deodoran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct proportion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct proportion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. göçmen, muhacir, bir yerden göç eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başlayan kimse,girenkimse, kaydolan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) denge unsuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) macera peşinde koşan, maceraperest, serseri; doğru yoldan ayrılan, dalâlete düşen. knight errant sergüzeşt arayan şövalye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) maceraperest şövalyelere has davranışlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İsp.). Polonyalı doktor Zamenhof tarafından 1887’de meydana getirilen basit bir yapma dil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

esperanto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An artificial language, intended to be universal, devised by Dr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Zamenhof, a Russian, who adopted the pseudonym 'Dr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Esperanto' in publishing his first pamphlet regarding it in 1887.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The vocabulary is very largely based upon words common to the chief European languages, and sounds peculiar to any one language are eliminated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The spelling is phonetic, and the accent is always on the penult. an artificial language based as far as possible on words common to all the European languages.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

English.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Language created by Ludwig Zamenhof in 1887 The foundation blocks are: The alphabet consists of 28 letters, each of which has one sound Six standard accented letters exist: c, g, h, j, s, u Stress falls on the penultimate syllable of each word Verbs do no

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Alternative Esperanto Dictionary Esperanto-German-Esperanto Esperanto - German On-line Dictionary Features a translator of words from Esperanto to German French - Esperanto On-line Dictionary. an artificial language based as far as possible on words c

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Esperanto dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (tıb). balgam söktüren: (i). balgam söktürücü ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). coşkun, taşkın; bol, mebzul, bereketli, çok. exuberantly (z). coşkunlukla; bollukla, mebzulen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

eril, figurante dişil (i). figüran; balede figüran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). pek çirkin, rezalet nevinden; göze batan, bariz (kötülük, ahlaksızIık). flagrancy (i). kabahatin aşikarlığı ve büyüklüğü. flagrantly (z). aleni ve çirkin bir şekilde, bile bile, alçakça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). cürmümeşhut halinde, suçüstü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). güzel kokulu, rayihalı, mis kokulu. fragrantly (z). güzel kokarak, mis gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çıIgın, kendinden geçmiş, çileden çıkmış. frantic(al)ly (z). çıIgınca, kendini kaybetmişcesine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. garantie

güvence

Bir antlaşmada taraflardan birinin sorumluluğu üzerine alması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the bag. warranty. warrant. guarantee. guaranty. surety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assurance. cinch. guarantee. guaranty. surety. undertaking. warrant. warranty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guarantee. quaranty. warranty. cert. cinch. delcredere. guaranty. indemnity. safeguard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assure. guarantee. undertake. warrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to guarantee. ensure. make for sth. stipulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insure. to guarantee. to make certain. to make sure. to cinch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to guarantee. to guaranty. to warrant. to make certain. to make sure (of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

made.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secure. guaranteed. sure. certain. assured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guaranteed. assigned account. to be in the bag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. guarantor

güvenceci

Güvence veren ve bunun gerçekleşmesini gözeten ve denetleyen (kimse, kuruluş veya devlet).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guarantor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guarantor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) ihsan etmek, bahşetmek, vermek; bağışlamak, ferağ etmek, terketmek; teslim etmek; tasdik etmek, kabul etmek, farzetmek; (i.) bağış, teberru; senetle bağışlanan mal veya arazi; (huk.) ferağ, terk, hibe. take for granted olmuş gibi kabul etme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) kefil; kefalet, teminat; garanti; (f.) garanti etmek, kefil olmak; başkasının sorumluluğunu üzerine almak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kefil, garanti eden kimse veya firma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) garanti, kefalet; (f.) garanti etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aile efradı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fire hydrant yangın musluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. göçmen, muhacir, dış ülkelerden gelip yerleşen göçmen; s. dış üIkelerden gelip yerleşen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. cürmü meşhut halinde, suçüstü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yanılmaz, hataya düşmez. inerrancy i. yanılmazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i bir bütünü meydana getiren, bütünleyici; terkibe dahilolan; i. bütünleyici şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) hoşgörüsüz, müsamahasız; tahammülsüz. intolerance (i.) müsamahasızlık, hoş görmeme. intolerantly (z.) müsamaha göstermeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) dolaşan, gezgin, seyyar; durmadan yolculuk eden; (i.) seyyah; gezginci, seyyar kimse. itinerancy (i.) seyyarlık, gezgincilik. itinerantly (z.) gezici olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (İtalyanca: Ouarantina). 1. Salgın hastalıklarda sirayetin önünü almak için şüpheli veya bulaşık yerlerden gelenlerin, başkalarıyla görüşmeleri yasaklanarak beklettirildikleri müddet. Eskiden 40 gündü: Karantina beklemek, karantinaya girmek. 2. Gelen gemilerin temiz veya bulaşık olduklarını muayene ve tetkikle, bulaşık olanlarını karantinada beklettiren daire: Karantinaya müracaat etmek. Karantina memuru, doktoru, gardiyanı. Karar.tina yeri = Karantina beklettirilen yer. (denizcilik) Karantina flaması = Henüz muayene edilmemiş geminin çektiği sarı flama ki, hariçle temas etmediğine işarettir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarantine. isolation. absolute quarantine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarantine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarantine. sanitary cordon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarantine period.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Karantina idarehanesi, 2. Karantina yeri, Osm. tahaffuzhane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Bir çeşit yanardağ camı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kır, kır düşmüş; kırla karışık: Kıranta bıyık. 2. Bıyığı kır ve sakalsız: Kıranta bir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grizzled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angle bracket. square brackets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al.). Laboratuvar işlerinde çalışan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laboratory assistant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A chemist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laboratory assistant. laboratory worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lab assistant , laboratory assistant , operator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Amerika’da yetişen bir kamış çeşidi, ararot kamışı (maranta arundinacea).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) ilerlemeye veya ilme karşı olan, bilgisizlik taraftarı, gerici (kimse). obscurantism (i.) bilgisizlik taraftarlığı. obscurantist (i.) bilgisizlik taraftarı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.) (i.). 1. Bir şey meydana getiren parçaların kendi aralarında ve parçalarla bütün arasında bulunan nisbet, tenasüp. 2. (matematik) iki oranın birbirine eşit olması, tenasüp.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proportion. ratio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proportion. ratio. proportion oran. tenasüp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proportion. balance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proportional. commensurate. comparative. mean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proportional. proportionate. commensurate. commensurate with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pro rata. proportional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lopsided.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lopsided.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lopsidedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lopsidedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Cümle içinde geçen bir sözü metin dışı tutmak için o sözün başına ve sonuna getirilen eğri işaret. Köşeli parantez = Köşeleri kırık düz parantez. Parantez açmak = Söz veya yazı içine asıl konu ile ilgisi az olan bir kısım sıkıştırmak

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parenthesis. parentheses. brackets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bracket. parenthesis. bracket ayraç. paranthesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bracket. parenthesis. round brackets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şiş, tümsek, dışarı fırlamış, yumru gibi, çıkık. protuberance, -cy i. tümsek, şiş, yumru, çıkıntı. protuberantly z. tümsek şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mat. çeyrek daire; yükseklik ölçme aleti. quadran'tal s. çeyrek daireye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. karantina; f. karantinaya koymak, ayırmak. quarantine flag karantina bayrağı, bulaşıcı hastalık işareti olan sarı bayrak. quarantine period karantina müddeti. quarantine regulations karantina nizamları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. Ne hak ile? Hangi yetkiyle? q.v. kıs. quod vide müracaat, buna bakınız, b., bk. rabbin'ical s hahamlara veya öğrettikleri şeylere ait

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. rentabilité

ekon. verimlilik

Yatırılmış sermayenin, bir kuruluşun veya bir yatırımın gelir sağlayabilme olanağı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profitability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rentability. profitability. profit-earning capacity. remunerativeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. rentier

getirimci

1. Getirim sağlayan şey. 2. Bankada bulunan paranın faiziyle veya sahibi bulunduğu hisse senedi vb. değerli evrakın geliriyle yaşayan kimse.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) girintili (açı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) serinlik verici, soğutkan (ilaç veya içki); soğutucu veya dondurucu (kimyasal madde).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sitemli, protesto eden; i. şikâyet eden kimse, protesto eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lokanta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i, tıb. kuvvetlendirici; i. kuvvet ilâcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., dilb. selenli ses.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., dilb. sürtme sesi çıkaran (harf).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Napoliye mahsus oynak bir dans; bu dansın havası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Taramaktan çıkan süprüntü. dökülen kıllar vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combings. rakings. dredgings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. dans ve müzik manisi husule getiren sinir hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rüteyla, bir çeşit büyük örümcek, zool. Lycosa tarentula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. müsamahakar, tahammüllü, hoşgörücü, sabırlı. tolerantly z. hoş görerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zalim, cebbar, zorba, gaddar, kırıcı, yıkıcı; tiran, müstebit hükümdar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mazeretsiz: savunulamaz; affedilemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. haksız, mazeretsiz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. serseri, derbeder, dağınık; i. serseri veya dilenci kimse; göçebe kimse. vagrancy i. serserilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. titrek, titreşimli; canlı, enerjik; ateşli, coşkun; gür, dolgun, yankılı (ses); çarpıcı. vibrancy i. titreklik; coşkunluk; gürlük .vibrantly z. titreşimle; canlılıkla; coşkunca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. temin etmek; teminat vermek, garanti etmek; korkusuzca beyan etmek; salahiyet vermek; memur etmek; izin vermek, ruhsat vermek; kefil olmak; hak kazandırmak; her zararını tazmin edeceğine taahhüt etmek. No excuse can warrant this misbehavior. Hiç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. tevkif müzekkeresi; arama tezkeresi; kefalet, teminat, garanti; ruhsat, yetki, salâhiyet; makbuz; ask. tayin emri. warrant for one's arrest tevkif müzekkeresi. warrant officer gedikli erbaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. kefalet, kefaletname; garanti; yetki, salahiyet, hak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by