Rap ne demek? | Rap anlamı nedir? | Rap

Rap anlamı nedir?

Rap ne demek?

Rap anlamı nedir?

Rap | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: rap

Türkçe - İngilizce Sözlük

A lay or skein containing 120 yards of yarn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To strike with a quick, sharp blow; to knock; as, to rap on the door.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To strike with a quick blow; to knock on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To free in a mold by light blows on the pattern, so as to facilitate its removal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A quick, smart blow; a knock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To snatch away; to seize and hurry off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To hasten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To seize and bear away, as the mind or thoughts; to transport out of one's self; to affect with ecstasy or rapture; as, rapt into admiration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To exchange; to truck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A popular name for any of the tokens that passed current for a half-penny in Ireland in the early part of the eighteenth century; any coin of trifling value. genre of African-American music of the 1980s and 1990s in which rhyming lyrics are chanted to a m

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a reproach for some lapse or misdeed; 'he took the blame for it'; 'it was a bum rap'. a gentle blow. the sound made by a gentle blow. voluble conversation. genre of African-American music of the 1980s and 1990s in which rhyming lyrics are chanted to a mus

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

When a single pin remains standing on a good hit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See: Regulatory accounting procedures.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Poetry with a beat It may or may not have a melody Rap music sprang from the hip hop culture, which initially consisted of graffiti, break dancing, DJ scratching, and rapping See Rap and Hip Hop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Rapid Assessment Program of the Center for Applied Biodiversity Science at Conservation International.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The only type of 'music' more annoying than punk rock See 'Run from Run DMC' for an example of what to do if confronted with it Generally performed by large men: If I were a rapper, I'd rap: 'Rappers, 'dem rappers they're future CPAP'ers!'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Referral and Assessment Packages of Care. the Room Assignment Process or RAP is the process by which current Mason residents apply for and select a residence hall room for the next academic year. knock or tap sharply, as in: Rap on the door again; I'm sur

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Regulatory Accounting Principles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Urban, typically African-American music that features spoken lyrics, often reflecting current social or political issues, over a background of sampled sounds or scratched records.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Subgenre of rock in which rhymed lyrics are spoken over rhythm tracks; developed by African Americans in the 1970s and widely disseminated in the 1980s and 1990s. Acronym for Reflections, Announcements and Physicalities, which take place in the mornings a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Rocket-Assisted Projectile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Request For Additional Pay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as burner. remote access to PVS.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To perform a spoken rhythmic part to a music or percussion performance. rocket-assisted projectile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Regulatory accounting practices Refers to the regulations generally of banking regulators in treating securitization as off-balance-sheet for the purposes of capital adequacy There are certain differences between off balance sheet treatment as between GAA

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

January time for seizing unpaid-for cars.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Required Aircraft Performance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) (ped, ping) darbe, vuruş; çalma, çalış; argo suçluluk; (f.) vurmak, çalmak, çarpmak beat the rap argo cezadan kurtulmak; beraet etmek. take the rap argo suçu üstüne almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yarım penilik eski İrlanda parası; bir nebze. I don't give a rap. Hiç de umurumda değil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). adres yazma makinesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (tıb). hava veya gazlarla tedavi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). bir beyin hastalığı nedeniyle okuma yazma kabiliyetini kaybetme,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., meteor. rüzgârın şiddet ve yönünü otomatik olarak tayin etme tekniği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). antropolojinin bir dalı, etnoloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ARAB) (hi. mü. A.). Arabistan yarımadasından çıkıp yayılan SAmî bir kavmin umumî ve fert adı: Kavm-i necîb-i Arab, evlâd-ı Arab, ben Arab’ım, bir Arab gördüm. Arâb-ı Abide: Eski ve nesilleri kalmamış Ad ve Samûd gibi Arap kavimleri. Arâb-ı Arîbe, Arâb-ı Aribe = Halis ve eskiden Arab olan Arablar: Arâb-ı mütaarribe, Arâb-ı müstârebe = Esasen Arap olmayıp sonra Araplar’a karışarak Araplaşmış olanlar. Cezîret-ül-Arab = Araplar’ın asıl vatanları bulunan ve hâlâ her tarafı iyi Arapça konuşan Araplar’la meskûn olan büyük yarımada: Arabistan. Lisân-ül-Arab: Arap dili, Arap kavminin konuştuğu dil. Büyük kültür, ilim, edebiyat, şiir ve medeniyet dillerinden biridir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arab. arabic. arabian. arabian. arab. negro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arab. arabian. arabic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Arab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Arabian. negro. black.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Apple Talk Remote Access Protocol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

AppleTalk Remote Access Protocol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short for Apple Remote Access Protocol, an Apple authentication protocol which uses challenges and responses, like CHAP, to avoid sending clear text passwords through the network.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arabic numerals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

algorism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soft soap. yellow soap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zenci, siyah, siyahî ki, memleketimize Arap ülkelerinden geldiklerinden dolayı böyle isimlendirilmeleri Adet olmuştur. Ve tefrik için asıl Araplar’a «Beyaz Arap» yahut «Ak Arap» denilmeğe mecburiyet elvermiştir. Arap köle, Arap halayık. Arapsaçı = Karma karışık ve müşevveş şey. Arap darısı = Kara buğday dahi denilen hububat nevi. Fr. sarrazin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). 1. Araplar’ın tarz ve haline uygun ve bunlara mensup ve müteallik: Arapça lisan, Arapça yaşayış, Arapça şarkı. Araplar’ın dilinde veya hal ve tarzlarında: Arapça söylemek, Arapça yaşamak. 2. Lisân-ı Arabî: Arapça pek vâsî bir lisandır. Mısır Arapçasının Şam Arapçasından hayli farkı vardır, mec. Anlaşılmayan meçhul şey: Bu, benim için Arapçadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arabic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Arabic language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Arabic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İçinden çıkılamaz derecede karışık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woolly hair. tangled skein. skein. tangle. snarl. dogs dinner. elflock. spaghetti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hash. ragbag. snarl. tangle. fuzzy hair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mix up. muddle. spaghetti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çeşitli akasyalardan elde edilen bir zamk. Zamk-ı Arabî.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. aromathérapie

koku tedavisi

Çeşitli doğal kokulu maddelerle yapılan tedavi yöntemi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).(Ing). ylldlnm ve gök gürültüsünden aşım korku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) astrografi, yıldızların haritasını çıkarma veya yıldızları tarif etme ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) fotografçılığın astronomiye uygulanması. as'trophotograph'ic (s). gökcisimlerinin foto ğraflannln allnmasma ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). otobiyografi , bir yazarın kendi hal tercümesi. autobiograph'ical (s). kendihayatından bahseden yazarın biyografisine ait. autobiographically (z). kendi hayat hikâyesi ile ilgili olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). bir kimsenin kendi el yazısı; muharririn kendi eliyle yazılmış yazı veya müsvedde; bir kimsenin kendi el yazısı ile imzası; (f). kendi el yazısı ile imza atmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kendi kendine tedavi; hastanın kendi vücudundan alınan bir madde ile tedavi edilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küskün, atın eyerine bağlı ve kuyruğunun altından geçirilen kayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-Fr.) [باراپور] rapor ile birlikte, raporlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). otomatik olarak hava basıncını kaydeden barometre barograph'ic (s). otomatik barometreyle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

white wine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

white wine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bibliyografya bilgini veya uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bibliyografyaya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bibliyografya, belirli bir konuya ait olan kitapların fihristi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expertise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expert report. expert's report. expertise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayat hikâyeleri yazan kimse, biyografi yazarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hayat hikayesine ait, biyografiyle ilgili biographically z. bir kimsenin hayatıyla ilgili olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayat hikâyesi, biyografi, özyaşamöyküsü biol kıs biological, biologist, biology.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

(United Arab Emirates) Başkent: Abu Dabi.

Nüfus: 2.791.000.

Yüzölçümü: 30.000 sg.m:.

Komşuları: Kuzeyde Katar, Batıda ve Güneyde Suudi Arabistan, Doğuda Umman.

Önemli Şehirleri: Abu Daki, Dubavy.

Din: %96 Müslüman, Hindu, Hristiyan.

Dil: Arapça (Resmi) birçok diğer diller.

Yönetim Biçimi: Emirler Federasyonu.

Tarih: Bölgedeki Şeyhler 19. yy. da Dışişleri ve savunmanın kontrolünü İngiltere’ye verdi. 2 aralık 1971’de bu şeyhlikler bağımsız olmak için birleştiler.

Abu Dabi Petrol Şirketi, 1975’de tamamen ulusallaştırıldı. Petrol hatları BAE’ye dünyanın en yüksek kişi başına GSMH’nı sağlar. Son yıllarda uluslararası bankacılık gelişme içindedir.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kötü el yazısı; bozuk imla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hattat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). el yazısı, hüsnühat, hattatlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). boğa dikeni, çoban kalkıtan, (bot). Santoria calcitrapa; inlâl otu, demir diken, (bot). Tribulus terrestris; (ask). domuzayağı, düşman süvari bineklerini yaralamak için yere atılan dört uçlu demir. Iand caltrop domuzayağı, (bot). Tribulus terrestris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). kaplumbağa gibi hayvanların üst kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kardiyograf cardiograph'ic (s). kardiyografi ile ilgili. cardiog'raphy (i). kardiyografi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). haritacı, kartograf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hariritacllığa ait; kartografik, haritacıllkla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). haritacılık, kartografi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). balmumu üzerine yazma veya oymacılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). balmumu üzerine yazma ve oymacılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bakır veya pirinç üzerine hakkaklık sanatı. chalcographer (i). bakır veya pirinç üzerinde çalışan hakkâk. chalcograph'ic, chalcograph'ical (s) . bakır ve pirinç hakkaklığına ait veya onunla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kemoterapi; kimya ile tedavi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). kendi el yazısıyla yazılmış vesika. chirog-rapher (i). el yazısı ile yazan veya bunun üzerinde çallşan kimse, hattat. chirography (i). el yazısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). koreograf, bale direktörü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). koreografi, bale eserleri yazma sanatı; bale sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir bölgenin haritasını çıkarma ve arazi karakterini inceleme iimi. chorographer (i). haritacı. chorograph'ical (s). haritacılıkla ilgili veya ona ait. chorograph-ically (z). haritacılıkla ilgili olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kromatografi, renkli fotoğraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). renkli taş basma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). olayların tam oluş anını tespit eden alet; çok kısa zaman bölümlerini öIçen alet. chronograph-ic (s). bu alet ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sinema makinası; filim oynatma makinası, filim çekme makinası. cinematog'rapher (i). filim çeken kimse. cinematograph'ic (s). sinema makinasıyla ilgili veya ona ait. cinematography (i). filim çekme sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). göze girmek için yapılan sahte iltifat; yağcılık; yapmacıklı sözler sarfetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşı koyma; zıtlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili belirli bir iş için kurulan mekanizma, tertibat; şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (müz). kontrpuana ait , iki veya daha çok sayıda melodinin bir arada çalınmasından meydana gelen; )bak). counterpoint.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayağa giyilen yün veya pamuktan örme şey; konçlu, konçsuz çorap. Çorap örmek = Çorap yapmak, mec. Hile ve tuzak kurmak. Çorap söküğü = Biribiri ardınca vuku bulan, uzayıp giden şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stocking. sock. hose. footwear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sock. stocking. hose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hose. stocking. sock. footwear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çorap ören, çorap yapan. 2. Çorap satan, çorap tüccarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hosier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the hosiery business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kozmografi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (argo). saçma; çöp, işe yaramaz şeyler; (argo). pislik; (f)., out ile (zarda) yediye atmak; (argo). şansım yitirmek. crap game (bak). craps.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). krepon krep, bürümcük; yas belirtmek için taklıan siyah tül. crapehanger (i)., (ABD)., (k.dili). kötümser kimse. crape myrtle ,Çin asıllı gösterişli pembe, mor, kırmızı veya beyaz çiçekleri olan bir bitki. (bot). Lagerstroemia indica crape paper

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zarla oynanan bir oyun. crapshooter (i). zar oyunu oynayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fazla içki veya yemekten ileri gelen hastalık, mide fesadı; içkiye aşırı düşkünlük. crapulent, crapulous (s). boğazlı, ayyaş; mide fesadına uğramış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). soğukla tedavi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kristallerin şekillerini veya yapılışını tetkik eden bilim dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). parmak izlerini inceleyen bilim dalı. dactyl'ogram (i). parmak izi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). demografi, nüfus sayımı ve toplumsal istatistik bilgisi. demograph'ics bu bilgiye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (foto). diyagraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tic). (mark). diktograf, konuşmaları gizlice dinlemek için kullanılan bir çeşit telefon aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tek sesi temsil eden iki harf (head kelimesindeki ea gibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). plak koleksiyonu, banda alınmış bilumum veya seçme müzik parçaları; banda alınmış veya plak haline getirilmiş müziğin düzenli bir şekilde sıralanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). perde ile örtmek, kumaşla kaplamak; kıvrımlar meydana getirmek; elbise' nin kıvrımlarını düzeltmek; (k.dili). yayılarak oturmak; (i)., (gen). (çoğ). kalın ve koyu renk perde. draper (i)., (ing). kumaşçı. drapery (i). bol ve bükümlü kuma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appraisal report.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrikle yazılmış yazı veya kayıt; bu kaydı yapan elektrik aracı; resim veya haritayı elektrikle nakleden araç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrikle tedavi usulü, elektro terapi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. muvafık, uygun, mutabakat halinde, uyuşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vecit halinde, kendinden geçmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kendinden geçirmek, vecit haline getirmek çok memnun etmek sevincinden çıldırtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ped, -ping) tuzağa düşürmek, yakalamak: şaşırtmak. entrapment i. hile, tuzak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kitabe; bir kitap veya bahsin özünü belirtmek için başına konan kısa yazı. epigraph'ic (s.) kitabelere ait epigraphist (i.) kitabe okuma ilmi uzmanı. epigraphy (i.) kitabeler; kitabeleri okuma ilmi, epigrafi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) etnografya, kavimler ilmi, budunbetim. ethnograph'ic (s.) etnografya ile ilgili. ethnoqraph'ically (z.)etnografya ile ilgili olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Toplumların kültürlerini inceleyen bilim dalı. Çoğunlukla ilkel toplulukları ve halk kültürünü ele alır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (mat). bir seride bilinen rakamları veya miktarları esas alarak bilinmeyenleri tahmin etmek, mana çıkarmak. extrapola'tion (i). bilinene dayanan tahmin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (İng. fire up). Vapur ateşçisine ateşi fazlalaştırmak ve yakmak için verilen kumanda, mec. Bir işi birdenbire süratle görmeye başlayanlar hakkında söylenir: Fayrap etti = İşe hızla başladı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. physiothérapie

tıp fizik tedavisi

Hastalıkları su, ışık, hava, elektrik vb. fiziksel ve mekanik yöntemlerle tedavi etme.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physiotherapy. physical therapy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physiotherapy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physiotherapist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sinek tuzağı; sinekkapan (bitki). Venus's flytrap sinekkapan, (bot). Dionaea muscipula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (ped, ping) (den). sıkı bağlamak. frap a rope halatı sarmak, strangola etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

striking. flashy. attractive. eye-catching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flamboyant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A crowd, a rabble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). buzlu, dondurulmuş; (i). meyvalı dondurma, buzlu şerbet frape.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. coğrafya; coğrafya kitabı. geographer i. coğrafya uzmanı, coğrafyacı. geograph'ic(al) s. coğrafyaya ait, coğrafi. geograph'ically z. coğrafi olarak. geol. kıs. geology.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kıymetli taş oyma sanatı. glyptograph'ic s. bu sanata ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) üzüm; asma; (ask.) eskiden toplara doldurulan demir parçaları, salkım, misket, peşrev; (çoğ.), (bayt.) atın ayağında olan bir hastalık. grape brandy üzüm rakısı. grape hya cinth salkımlı sümbül. grape leaf hopper asma yaprağını yiyen zararlı bir b

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) greypfurt, greyfurt, kızmemesi, altıntop, (bot.) Citrus paradisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (ask.) salkım, peşrev denilen top mermisi, misket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) asma; A.B.D. dedikodu yoluyla haber alma, kulaktan kulağa haber nakli. I heard by way of the grapevine. Ağızdan duydum .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mat.) grafik; rakamları eğrilerle ifade eden sistem; grafik kâğıdı üzerine çizilen eğri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) resim veya yazıya ait; tam tasvir olunmuş, canlı; yazıya uygun; şekillere ait, şekli, çizgili. graphic arts (güz.) (san.) grafik sanatlar. graphically (z.) canlılıkla; resimle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) grafikle matematik ve mühendislik problemleri çözme metodu .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) grafit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (den.) filika demiri, dört tırnaklı demir; borda kancası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.), (den.) borda kancası, filika demiri; yakalayış, şiddetle sarılış; güreşte birbirine sanlma; gögüs göğüse savaşma; (f.) yakalamak, kavramak, sıkıca tutmak; kanca ile tutmak; filika demiri kullanmak; sarmak, kucaklamak; sarılmak, tutuşmak, uğ

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (çoğ.) Eski Ahit'te Tevrat ve peygamberlere ait kitapların dışında kalan kitaplar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) azizler hakkında yazan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Harab.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilapidation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ramshackle. tumbledown. ruined. worn out. exhausted. tired out. desolated. marred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruined. in ruins. worn out. exhausted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ruin. to destroy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be ruined / destroyed / exhausted / worn out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fall into ruins.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harâb olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desolation. ruin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weather report.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). jelatinli teksir makinası, hektograf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fiz). güneşin fotoğrafını çekmede kullanılan alet; pırıldak, helyosta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). güneşle tedavi, helyoterapi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Güneşle tedavi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrotherapy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarihçi, tarih yazarı. historiography (i). tarih yazma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). tamamı imza sahibinin eliyle yazılmış (belge).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sinir iletilerinin beynin bütünü tarafından algılandığı kuramı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hidrografi, yeraltı ve yerüstü sularını inceleme ve haritalarını çıkarma ilmi. hydrographer i. hidrografi uzmanı; bahriye haritacısı. hydrograph' ic(al) s. deniz haritacılığına ait; hidrografiyle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hidroterapi, su tedavisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nem miktarını otomatik olarak kaydeden alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. ipnozla tedavi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yerkürenin deniz seviyesi üstündeki topografik özellikleriyle uğraşan bilim dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. bir binanın temel planı, zemin planı; böyle planları çizme sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. heykel, resim veya oyma ile canlandırma; ikon veya tasvirlerin konusu; ikonların tasvir ve tahlili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1) Dinsel içerikli sanat yapıtlarında, dinsel olay ya da kişi ile ilgili tipleşmiş hatta bir ölçüde standartlaşmış biçim düzenlerini veya kalıplarını inceleyen bilimsel disiplin. (2) Simgesel dil.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) enwrap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Iztırap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mental or emotional pain. anguish. misery. bodily suffering. affliction. distress. heartache. pang. throe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Iztıraplı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affliction. suffering. distress. pain. agony. anguish. hurt. misery. sting. torture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trouble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اضطراب] acı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(IZTIRAB) (i. A. «darb» dan masdar). Sıkıntı, azap, büyük zahmet ve eziyet: Istırap içindedir, baş ağrısı kendisine çok ıstırap veriyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Iıztırabı olan, acılı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sporcuların kullandığı haya bağı, suspansuar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. chimiothérapie

tıp kimyasal tedavi

Hastalıkların kimyasal maddelerle tedavi edilmesi yöntemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chemotherapy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chemotherapy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. cinematograph.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bobbysock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim ve heykelde insan betisi resmedilir ya da heykeli yapılırken kullanılan klasik duruş (poz) biçimlerinden biri. Bu pozda ayakta duran kişi, kalçası ve bacaklarıyla gövdesinin üst kesimi hafifçe farklı yönlere dönük olarak betimlenir. Sözcüğün kökeni İtalyanca “contrapposto”dur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

panty hose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pantihose. tights.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) insan vücudunda kan dolaşımı ve solunum hareketleri gibi dalgalı titreşimleri ölçme aleti, kimograf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sözlüğün tertiplenmesi, lexicographer i. sözlüğü dü- zenleyen kimse, lügatçi. lexicographic(al) (leksıkograf'ik, ikıl) s. sözlüğe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. taşbasması resim: f. taşbasmasıyle resim yapmak. lithog'rapher i. litografyacı. lithog'raphy i. taşbasması, litografi, litografya. litograph'ic(al) s. litografiye ait. litograph'ically z. litografya ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir kelime ifade eden işaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MACERA-PEREST) (i. A. F.). Macerayı seven, maceracı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

errant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventurous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventurer. errant. gentleman of fortune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ماجراپرست] maceracı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ماجراپرستی] maceracılık, maceraperestlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir nesneyi olduğu gibi veya olduğundan büyük gösteren fotoğraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Maşraba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mug. tankard. metal drinking cup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

can. dipper. pitcher. tankard. a jug-shaped cup. beaker. goblet. water jug. pot. pannikin. muf. stoup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. zooloji). Sıcak denizlerde yaşayan çiçeksi hayvanlardan bir alttakım.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. metalografi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birtakım sinir hastalıklarının maden tuzları ile tedavi usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meteorolojik olayları kaydeden alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok ufak yazı veya resim yapmaya mahsus bir alet; mikroskopta görüldüğü hali ile resim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MİHRAB) (i. A ). 1. Mescid, câmi veya namazgahın kıble cihetindeki cephesinin iç tarafında yapılan oyuk ki imam onun önünde namaz kılar. 2. mec. Uyulacak, emirleri dinlenecek yer. 3. (edebiyat). Sevgilinin kaşları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

niche of a mosque indicating the direction of mecca.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

niche in a mosque wall indicating the direction of Mecca. altar. shrine. niche.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bir çeşit balmumlu kâğıtla işleyen teksir makinası; f. bu makina ile teksir etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plectrum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plectrum. pick. quill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özel bir konudan bahseden yazı, monografi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fare kapanı; tuzak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tic. mark. ufak bir matbaa makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. kas kasılmalarının bir aletle kâğıt üzerinde yazılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. sinir hastalığı tedavisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sayısal bağıntıları gösteren çizge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) okyanus coğrafyası. oceanograph'ic(al) (s.) okyanus coğrafyasına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yağlıboya taklidi resim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. topografik harita çizme aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. doğal coğrafyanın dağlarla ilgili dalı. orograph'ic(al) s. dağ şekilleriyle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imla usulü, imlâ. orthograph'ic(al) s. imlaya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrik akımındaki titreşimleri kaydeden alet, osilograf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski devirlere ait yazı (kitabe, el yazması kitap); eski devirlere ait yazıları okuma veya inceleme ilmi. paleographer i. eski devirlere ait yazıları okuma bilgini. paleographic(al) s. eski devirlere ait yazılarla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pantograf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. paragraf, bent, fıkra; paragraf işareti; f. yazıyı paragraflara ayırmak; bir paragrafta ifade etmek. paragraph'ic (aI) s. fıkra kabilinden. pa ragraphist i. fıkra yazarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. parapante

sp. yamaç paraşütü

Rüzgârın yardımıyla yüksek tepe veya yar başlarından boşluğa uçurulmak üzere yapılan paraşüt.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. i. denizcilik). Gemi siperliği, küpeştesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulwark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall, especially one serving to protect the edge of a platform, roof, bridge, or the like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wall, rampart, or elevation of earth, for covering soldiers from an enemy's fire; a breastwork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Illust. of Casemate. fortification consisting of a low wall a low wall along the edge of a roof or balcony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parapet. balustrade. bulwarks of a ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a low wall along the edge of a roof or balcony. fortification consisting of a low wall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The portion of a vertical wall of a building which extends above the roof line at the intersection of the wall and roof. a low protective wall or railing at the edge of a roof, walkway, or embankment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wall placed at the edge of a roof, especially a flat roof, to prevent people from falling off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Breastworks, walls, and bulwarks of earth, wood, brick, iron, stone, etc , located on the exterior edge of the rampart of the fort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low, protective wall or railing along the edge of a roof, balcony, or similar structure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That portion of the vertical wall of a building which extends above the roof line at the intersection of the wall and roof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall or railing along the edge of a roof, balcony, or bridge The part of a wall that extends above the roof line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall projecting along the edge of a roof, which may be embellished or decorated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall that serves as a vertical barrier at the edge of a roof, terrace, or other raised area; in a exterior wall, the part entirely above the roof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall placed to protect any spot where there's a sudden drop, such as at the edge of a bridge or housetop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The region of an exterior wall that projects above the level of the roof. a low wall along the outmost edge of the roadway of a bridge to protect vehicles and pedestrians.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fortification, the shot-proof covering of a mass of earth on the exterior edge of the ramparts The openings cut through the parapets to permit guns to fire in the required direction are called embrasures: about 18 feet is allowed from one embrasure to ano

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall or railing built along the edge or roof or a floor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Solid wall at crest of seawall projecting above deck level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The crenelated wall protecting the soldiers on the Wall Walk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The walkway around the outside of the lantern room Also referred to as a Gallery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The extension of a false front or wall above a roof line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wall placed at the edge of a roof to prevent people from falling off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Low wall on outer side of main wall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A portion of wall that projects above a roof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall around the perimeter of a building at roof level or around balconies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An elevated wall or embankment constructed from earth, wood or stone designed to intercept enemy fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Extension of an exterior wall above the roofline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall used along the edge of a roof, gable or terrace and designed as a protection or decoration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulwark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall, especially one serving to protect the edge of a platform, roof, bridge, or the like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wall, rampart, or elevation of earth, for covering soldiers from an enemy's fire; a breastwork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Illust. of Casemate. fortification consisting of a low wall a low wall along the edge of a roof or balcony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parapet. balustrade. bulwarks of a ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a low wall along the edge of a roof or balcony. fortification consisting of a low wall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The portion of a vertical wall of a building which extends above the roof line at the intersection of the wall and roof. a low protective wall or railing at the edge of a roof, walkway, or embankment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wall placed at the edge of a roof, especially a flat roof, to prevent people from falling off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Breastworks, walls, and bulwarks of earth, wood, brick, iron, stone, etc , located on the exterior edge of the rampart of the fort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low, protective wall or railing along the edge of a roof, balcony, or similar structure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That portion of the vertical wall of a building which extends above the roof line at the intersection of the wall and roof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall or railing along the edge of a roof, balcony, or bridge The part of a wall that extends above the roof line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall projecting along the edge of a roof, which may be embellished or decorated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall that serves as a vertical barrier at the edge of a roof, terrace, or other raised area; in a exterior wall, the part entirely above the roof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall placed to protect any spot where there's a sudden drop, such as at the edge of a bridge or housetop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The region of an exterior wall that projects above the level of the roof. a low wall along the outmost edge of the roadway of a bridge to protect vehicles and pedestrians.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fortification, the shot-proof covering of a mass of earth on the exterior edge of the ramparts The openings cut through the parapets to permit guns to fire in the required direction are called embrasures: about 18 feet is allowed from one embrasure to ano

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall or railing built along the edge or roof or a floor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Solid wall at crest of seawall projecting above deck level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The crenelated wall protecting the soldiers on the Wall Walk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The walkway around the outside of the lantern room Also referred to as a Gallery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The extension of a false front or wall above a roof line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wall placed at the edge of a roof to prevent people from falling off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Low wall on outer side of main wall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A portion of wall that projects above a roof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall around the perimeter of a building at roof level or around balconies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An elevated wall or embankment constructed from earth, wood or stone designed to intercept enemy fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Extension of an exterior wall above the roofline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall used along the edge of a roof, gable or terrace and designed as a protection or decoration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. siper, istihkam siperi;dam kenarındaki alçak duvar korkuluk duvarı. parapeted s. korkuluk duvarı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imzayı takip eden çizgi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. zata mahsus eşya; teçhizat; huk. evli kadının şahsi malları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. açıklama, şerh, tefsir, izah; başka kelimelerle izah etme; f. açıklamak, tefsir etmek, şerh ve izah etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açıklayıcı, şerh kabilinden. paraphrastically z. açıklayarak, şerh mahiyetinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. belden aşağısnın felce uğraması, yarım felç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parapsychology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parapsychology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parapsychology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parapsychology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

1930’lu yılların başında ABD’nin Duke Üniversitesi’nde J. B. Rhine ve eşi L. Rhine tarafından yürütülen çalışmalarda, psişik çalışmaları belirtmek için Almanca “parapsychologie” terimini kullanmışlardır. Normal dışı, farklı psikoloji anlamına gelmektedir.

Bu yıllarda telepati, telekinezi ve durugörü çalışmalarının yoğun olduğu duyu dışı algılamalar görülmektedir. Duyu dışı algılamaları, geçmişi, şimdiki zamanı ve geleceği algılama diye önce üçe ayırmışlardır. Duyu dışı algılamalarında kimi insanların daha başarılı olduğu bilinmektedir. Psişik güç denen bu olgu, doğuştan tüm bireylerde varolmakla beraber, aynı seviyede olmamakta ve çalışmalarla ilerletilebilmektedir.

Trans haline geçilerek farklı boyutlara gidilebilmesi, bir haritanın üzerinde yapılan çalışmayla karada su bulma yöntemine kadar birçok farklı konu, parapsikolojiye dahil olabilmektedir. Parapsikoloji konusunda birçok kitap yazılmış ve ayrıca Türkiye de dahil olmak üzere birçok ülkede seminerler düzenlenmiştir.

Somut dünyadan çok farklı bir konu olan parapsikoloji, yapılamayacağı yapmak, imkansızı imkanlı hale getirmek gibi farklı bir konu olduğundan büyük ilgi görmektedir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. parapsikoloji, telepati gibi tabiatustü ruh kuvvetlerini inceleyen araştırma dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kayaya oyulmuş resim veya yazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kayaları sınıflandırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pikap, fonograf. phonograph'ic s. fonografa ait veya fonograf ile yapılan. phonograph'ically z. fonografik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. steno: pikap yapımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. fotoğraf; f. fotoğraf çekmek. color photograph renkli fotoğraf. instantaneous photograph. enstantane. photograph'ic s. fotoğrafla ilgili. photograph'ically z. fotoğrafla; fotoğrafta olduğu gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fotoğrafçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fotoğrafçılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güneşin fotoğraflarını çekmeye mahsus teleskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mikroskop ile büyütülmüş şeylerin fotoğrafı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. telle resim gönderme usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. ışın ledavisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. klişe kullanarak tipo dizgisine uygun yapılan herhangi bir baskı işlemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. doğayıtanımlama; fiziki coğrafya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fizik tedavisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bitkileri tanımlama ve sınıflandırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. harf yerine resim kullanılan yazı, resimyazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. teksir makinası; nabız kaydeden cihaz, yalan ortaya çıkarmak amacıyla kullanılan aygıt; verimli yazar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pornografi. pornographic s. müstehcen, açık saçık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Rafael öncesi sanat görüşünü izleyen ressam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. sahte veya taklit yazı, özellikle Kitabı Mukaddes yazarları tarafından yazıldığı iddia olunan fakat doğruluğuna inanılmayan yazılar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychotherapy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychotherapy. mind cure / healing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ruhi tedavi, psikoterapi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. akkor halinde bir aletle tahta üzerine şekiller çizme sanatı. py'rograph i. bu suretle yapılan şekil veya tasvir. pyrograph'ic s. bu sanata ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyografi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. radyoterapi, röntgen ile tedavi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. L. Fr.). Röntgen ile tedavi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. radiothérapie

fiz. ve tıp ışın tedavisi

X ışınlarının biyolojik etkisine dayanan tedavi yöntemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radiotherapy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radiotherapy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. ses taklidi). Düzgün yürüyüşte, askeri yürüyüşte toplu ayak sesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) yırtıcı; haris, açgözlü, doymak bilmez; zorba. rapaciously (z.) zorbalıkla; açgözlülükle. rapacity, rapaciousness (i.) açgözlülük, zorbalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) tecavüz etmek (kadına); yağma etmek; eski zorla alıp götürmek; (i.) zorla ırza tecavüz; eski zorla alıp götürme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kolza, (bot.) Brassica napus. rape cake kolza küspesi. rape oil kolza yağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) üzüm posası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kolza tohumu; kolza, (bot.) Brassica napus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) pek çabuk, hızlı, tez, süratli; çabuk yapılmış; (i.), (gen.) (çoğ.) ivinti yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) süratle ateş eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sürat, hız. rapidly (z.) süratle, hızla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dar ve uzun kılıç, (meç.) rapier thrust meçle vuruş; iğneli söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yağmacılık, soygunculuk, çapulculuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (kadına) tecavüz eden adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. rapport). 1. Bir mevzû üzerinde araştırma ve inceleme neticesinde kaleme alınan yazı, Ar. müzekkere, lâyiha. 2. Doktorun bir hasta hakkında verdiği izin, istirahat kâğıdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

report. statement. sick report. sick certificate. paper. write-up. record. return. run-down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

account. dispatch. recital. report. doctor's report.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

report. run-down. cahier. dispatch. message. statement. word processing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Sözcü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reporter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person responsible for writing a report. reporter. referent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) 17. yüzyılda İrlandalı gerillacı; (nad.) haydut, korsan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kuvvetli bir çeşit enfiye, burunotu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) dağcılıkta doruktan ip sallandırarak inmek; (i.) iple iniş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çalan veya vuran kimse veya şey; kapı tokmağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dostça münasebet, dostça ilişki, ahenk, uyum en rapport (an rapor) (Fr.) birbiriyle anlaşmış, uyum halinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (Fr.) uzlaşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) haylaz kimse, çapkın kimse, serseri kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kendinden geçmiş, vecit halinde; çok dalmış, kendini vermiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Bağlama, iliştirme. 2. Cümleleri edatlarla birbirine bağlayarak düzenleme, nizam, irtibat: Bu cümlenin raptı yerinde değil. 3. Hasretme, tahsis etme, ait kılma: Kalbini Allah’a raptetmiş. Zapt u rapt — Memleketin nizam ve asâyişi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fasten. to attach. append. bind. joint. link. tie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) bağlamak, tutturmak, ilişkilendirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(RABTİYYE) (i. A ). Yassı, geniş başlı kısa çivi, pünez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pushpin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pushpin. tack. thumbtack. drawing pin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fastening. thumbtack. drawing pin. joiner. clip. fastener. link. hank. connecting piece. saddle. hasp. connecter. cleat. clamp. connector. dog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to thumbtack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) yırtıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kendinden geçme, vecit hali, vecde dalma; aşırı sevinç. rapturous (s.) vecit halinde, kendinden geçmiş. rapturously (z.) kendinden geçerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kırık dökük şey, eski araba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) fare kapanı; çok müşkül durum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. temel için kullanılan taş parçaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞARAB) (i. A.) (c. eşribe). 1. İçilecek şey, içki. 2. Üzümden yapılan tatlı içki. Asıl Türkçe’si: sücü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malmsey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bouquet. cobbler. wine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şarap yapan ve satan adam, şarap fabrikatörü vey taciri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şarap yapan ve satan adamın işi ve ticareti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Meksika modası pelerin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Üzümü sıkıp şarap yapmaya mahsus yer, şarap fabrikası. 2. Şarap fıçılarının saklandığı yer, şarap mahzeni. 3. Büyük şarap fıçısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. askerlik). 1. Bir çeşit top mermisi. 2. Top mermisinden dağılan parça.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Eski iran’da umumî vali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The governor of a province in ancient Persia; hence, a petty autocrat despot. a governor of a province in ancient Persia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a governor of a province in ancient Persia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski iranda vali, satrap; ufak prens. satrapy i. eski iran'da eyalet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. perspektif kullanma sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ped, - ping) s. ufak parça; artık, kırıntı; müsveddelik kâğıt; parça; çoğ. yağ eritilince geriye kalan kıkırdak; çoğ. hayvanlara verilen artık et; maden kırpıntısı; fı parçalamak, kırıntı haline getirmek, ufalamak; değersiz diye bir yana atma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazete kupürleri veya resim yapıştırmaya mahsus defter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kazımak, kazıyarak temizlemek; sıyırtmak; kazıyıp toplamak; sürterek gıcırdatmak; selâm verirken ayağını sürterek geri çekmek; çok tutumlu olmak; i. kazıma veya sürtme sesi; kazıma, sürtme; varta, çıkmazı scrape acquaintance tanışmaya gayret etm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kazıma aleti; greyder.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kazıma; kazıma sesi; gen. çoğ. kazıntılar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. kaynatılmış mısır unu ve et parçaları kızartması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kırıntı veya parçalardan ibaret. scrappily z. parça halinde, parça parça. scrappiness i. parça halinde olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kavgacı. scrappiness i. kavgacılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sismograf, depremyazar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ay yüzeyinin tarif ve resimlendirilmesi, ay haritacılığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Serâb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fata morgana. mirage. will-o'-the-wisp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mirage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mirage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

totally. completely. from head to foot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سراپا] baştan ayağa, bir baştan bir başa, tüm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Baştan ayağa, bütün, hep.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ساراپرده] saray perdesi. 2.otağ.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. phim) en yüksek melekler sınıfından biri. seraphic(al) (s.) meleğe ait, melek gibi, çok güzel. seraph'ically (z.) melek gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dokuma veya kâğıt ve derinin kuvvet ve esnekliğini öIçen aygıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ask). şarapnel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. röntgen ışınları ile çekilen fotoğraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gökdelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. spektrograf; spektrografla alınan fotoğraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güneşin fotoğrafını çekmeye mahsus makina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nabızölçer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. solunum hareketlerini kaydeden alet, nefes resmi çizicisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. stenografi; f. steno ile yazmak. stenograph'ic(al) s. stenografiye ait. stenographically z. steno.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. stenograf, steno ile yazan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. stenografi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. stereografi. stereographic(al) s. stereografik stereographically z. stereografik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ped, -ping) kayış; şerit, atkı, bant; dar ve uzun kumaş parçası; berber kayışı, ustura kayışı; (otobüs veya trende) tutunma kayışı; f. kayış veya çemberle tutturmak, çemberlemek; kayışla dövmek; sıkıntıya sokmak; kayışla bilemek. strap'hanger

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. işkence olarak bileklerinden iple yukarıya çekip tekrar bırakıvererek düşürme cezası; f. bu şekilde cezalandırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili. uzun boylu, iriyarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yerkabuğu katmanlarının düzeni; yerbilimin katmanları inceleyen kolu, stratigraf. stratigraphical s. stratigrafik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dolmakalem, stilo. stylograph'ic s. sivri uçlu aletle yazılmış. stylog'raphy i. sivri uçlu aletle yazı yazma usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tic. huk. borçlunun senedi protesto etmesinden sonra kefilin ödemeyi kabul etmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Yunan ve Roma stenografisi; steno tachygraph'ic s. steno ile ilgili. tachygrapher i. stenograf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inspectional report. certificate of inspection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. telgraf makinası; telgraf sistemi, telgraf; f. telgraf çekmek . telegraph board at yarışı meydanımda yüksek bir yere konulup at ve binicilerin isimlerini gösteren levha. telegraph cable telgraf kablosu. telegraph key telgraf anahtarı, telgrafla

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .telgrafçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. telgrafla ilgili veya telgraf makinalarına ait; çok kısa .telegraphically z .telgrafla .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. telgraf sistemi veya kullanma usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uzak mesafeden çekilen fotoğraf. telephotograph'ic s bu usule ait .telephotog'raphy i .telefotografi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctor's report stating that sb is in good health. clean bill of health.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (çoğ.) eski Musevilerde falcılıkta kullanılan ev mabutları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. thérapie

tıp tedavi

Çeşitli yöntemlerle hastalığı iyi etme.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

therapy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

therapy tedavi. sağaltım. iyileştirme. therapy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

therapy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. thérapist

tıp tedavici

Tedavi eden kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

therapist. mental therapist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

therapist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

therapist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. thermothérapie

tıp ısı tedavisi

Hastalığın iyileştirilmesi için herhangi bir biçimde ısı uygulamasıyla yapılan tedavi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Kuzey Amerika'ya mahsus yenilebilen bir çeşit su kaplumbağası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (bot.) dört taçyapraklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), şiir birer hecesi vurgulu olan dört hece grubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) tedavi edici, şifa verici. therapeutics (i.) terapi ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tedavi, terapi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. ısıyla tedavi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vücudun röntgen ışınlarıyle çekilmiş belli bir kesitinin resmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Doğada büyük boyutlu topografik değişiklikler yaparak yapıtlar oluşturmaya yönelen sanat dalı. Topografik sanatçılar, genellikle inşaat makineleri kullanarak yapay yeryüzü şekilleri yaratmaya çalışırlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. topografyaya ait, topografik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. topografya. topographer i. topografya uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clay pigeon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To dress with ornaments; to adorn; said especially of horses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An old term rather loosely used to designate various dark-colored, heavy igneous rocks, including especially the feldspathic- augitic rocks, basalt, dolerite, amygdaloid, etc., but including also some kinds of diorite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Called also trap rock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to trap rock; as, a trap dike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A machine or contrivance that shuts suddenly, as with a spring, used for taking game or other animals; as, a trap for foxes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fig.: A snare; an ambush; a stratagem; any device by which one may be caught unawares.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wooden instrument shaped somewhat like a shoe, used in the game of trapball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It consists of a pivoted arm on one end of which is placed the ball to be thrown into the air by striking the other end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also, a machine for throwing into the air glass balls, clay pigeons, etc., to be shot at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The game of trapball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bend, sag, or partitioned chamber, in a drain, soil pipe, sewer, etc., arranged so that the liquid contents form a seal which prevents passage of air or gas, but permits the flow of liquids.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A place in a water pipe, pump, etc., where air accumulates for want of an outlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wagon, or other vehicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A kind of movable stepladder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To catch in a trap or traps; as, to trap foxes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fig.: To insnare; to take by stratagem; to entrap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To provide with a trap; as, to trap a drain; to trap a sewer pipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See 4th Trap, 5.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To set traps for game; to make a business of trapping game; as, to trap for beaver. a device in which something can be caught and penned a light two-wheeled carriage a device to hurl clay pigeons into the air for trapshooters drain consisting of a U-shape

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a device in which something can be caught and penned. drain consisting of a U-shaped section of drainpipe that holds liquid and so prevents a return flow of sewer gas. something that catches you unawares; 'the exam was full of trap questions'; 'it was all

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A program interrupt mechanism that automatically updates the state of the network to remote network management hosts The SNMP agent on the switch supports these SNMP traps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Traps are defensive formations designed to minimize the opposition's scoring opportunities and keep its offense from functioning The idea is to trap the puck in the neutral zone, halting the opponents and regaining control of the puck. A software mechanis

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A trap is a sucker run that, like the draw, is intended to take advantage of the defensive players' willingness to attack the offense and works well against aggressive defensive linemen and linebackers On a trap, an offensive lineman deliberately allows a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A part of a solid-propellant rocket engine used to prevent the loss of unburned propellant through the nozzle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The water-filled curved pipe that prevents sewer gas from entering the house through the drainage network.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Windows NT's method of intercepting an event that occurs during execution of a thread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Message sent by an SNMP agent to an NMS, console, or terminal to indicate the occurrence of a significant event, such as a specifically defined condition or a threshold that was reached See also alarm and event.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The occurrence of those structures, pinch-outs, permeability changes, and similar features necessary for the entrapment of oil and gas in at least one accumulation of the minimum size Included in this attribute are existence of seals sufficient for entrap

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Curved section of a fixture drain line, designed to hold water thus preventing sewer gases from entering the house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To combine different layers of colors in order to create various colors in the four color printing process. a highly sensitive, polymerase chain reaction-based assay for measuring telomerase activity The TRAP assay includes an improved detergent lysis met

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device used to launch or receive pipeline pigs from a pipeline It consists of a launcher/receiver barrel, which is connected to the pipeline by a series of valves enabling the trap to be off- or on-line with pipeline flow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A piece is trapped when it is threatened and the threat cannot be neutralized Also, a series of moves by one player leading to an unfavorable position for the opponent See also: neutralize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The use of any legal part of the body to gain control of an airborn ball. controlling the ball by means of the feet, thighs, or chest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Stopping the flight of the ball and gaining possession with any legal part of the body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A sudden double team on the ball handler Also used as a verb. sanyojana: a fetter that binds one to the wheel of transmigration In the context of section on sense organs and their objects, 'trap' seemed to me to convey more accurately what is being expres

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fitting or portion of a fixture that, when properly vented, holds water to prevent entry of sewer gases Back to alphabetical list.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A plumbing fitting designed to provide a liquid trap seal which will prevent the sewer gases from passing through and entering a building.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Overlap allowed when two colors print adjacent to each other, used to avoid the appearance of white space between colors due to misregistration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Message sent by an SNMP agent to a network management station, console, or terminal to indicate the occurrence of a significant event, such as a specifically defined condition or a threshold that was reached.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A trap door opening into the area below stage which can be used for special effects.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fitting to provide a liquid seal that prevents the back passage of gases, without materially affecting the flow of sewage or water through it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit volkanik kara taş. trappean s. volkanik kara taş benzeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ped, -ping) i. süslemek, atlara süslü takım koymak; i., çoğ., k.dili eşya, pıl pırtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ped, -ping) tuzak, kapan, kapanca; hile, desise; koku veya gaz çıkmasın diye borudaki S şeklinde kıvrım; iki tekerlekli tek atlı hafif araba; (argo) ağız; çoğ. dans orkestrasında vurma çalgılar; f. tuzağa düşürmek; kapanca ile tutmak; engel o

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit jimnastik, cambaz Aleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trapeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trapeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trapezium , trapezoid , trapeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Masa, yemek masası, sofra.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. trapez, jimnastik trapezi. trape'ziform s. trapez şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., geom. yamuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., geom ikizkenar yamuk (Bazen trapezium ve trapezoid kelimeleri ters anlamda kullanılır). trapezoi'dal s. ikizkenar yamuk şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tuzakçı, kürklü hayvanları tuzakla tutmayı meslek edinen avcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. süslü koşum takımı süs, tezyinat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok sıkı kuralları olan ve konuşmayı bile meneden Katolik manastırda rahip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ahtapot çeşidinden bir deniz böceği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek ses çıkaran üç harf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. basılacak bir şeyin tanzimi; basılmış bir şeyin umumi görünüşü; matbaacılık, basma sanatı, tipografya. typographer i. matbaacı; matbaa işlerini tanzim ve tertip eden kimse. typograph'ic(al) s. matbaacılığa ait. typographical error tipo, baskı hat

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ped,-ping) kayışını çıkarmak veya gevşetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ped,- ping) çözmek, açmak; çözülmek, açılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gökcisimlerini tarif ilmi; gök haritası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrikle işleyen kapacıklar yoluyle titreşimli ses çıkaran bir çeşit ksilofon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (wrapped veya wrapt, wrapping) sarmak, sarmalamak; bürümek; bükmek, katlamak; paket yapmak. wrap up sarmak, paket yapmak; sarmalamak; sarıp saklamak; (argo) bitirmek. Well, that about wraps it up. Eh, işimiz bitti artık. wrapped up in -e sarılmış, -e b

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. giysi; palto; atkı; sargı; çoğ. dış giysiler. keep it under wraps gizli tutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili radyoda haberlerin son özeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. önden açık(giysi); saran; kapsayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. paket sargısı; kitap kabı, kitap ceketi; sabahlık; saran şey veya kimse; puronun en üst yaprağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. paket kağıdı; ambalaj ipi; sargı; kapak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrostatik usulle kopye etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tahta resim kalıbı. xylography i. tahta kalıptan resim basma sanatı, tahta üzerinde kalıpla renkli resim yapma sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(YA RAB) (i. A ). Ey Rabbim, Ey Mevlâ’m, Allah’ım: Aman YArabbi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) YArab.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tanıtımsal zooloji, zoografi.zoographer i. zoografi alimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by