Raşe ne demek? | Raşe anlamı nedir? | Raşe

Raşe anlamı nedir?

Raşe ne demek?

Raşe anlamı nedir?

Raşe | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. A.). Titreme, korku veya soğuktan titreyiş, ürkme: Bütün vücudumc bir râşe yayıldı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) raze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رعشه] titreme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit yeşilimsi kuvars taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) silmek, bozmak, kazımak; A.B.D., argo öldürmek. eraser (i.) lâstik, silgi. erasion (i.), (tıb.) hasta dokuları kazıma. erasure (i.) silme, bozma, silinen yerde kalan iz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bilinen duygulara dayanmayan. extrasensory perception altıncı his.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «feres»den). At yetiştirip terbiye etmek ve ata binmek hüneri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Firâset.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.)

1.Kâbe ve ravza-i mutahhara hademesi ve süpürücüsünün sıfat ve hizmeti. 2.Eskiden yüksek berat ile verilen bir unvan olup, bunu haiz bulunanlar bir vekil tayiniyle her sene mukaddes yerlere birtakım vakıf aidatı takdim ederlerdi: Ferâşet-i şerife beratı; ferâşet çantaları.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perception. understanding. acumen. discernment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فراست] sezgi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Anlayışlılık, çabuk seziş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(halk dilinde: FERASET) (i. A.).

1.Derhal anlama, sür’at-i intikal, zihin uyanıklığı, anlayış üstünlüğü: Firâsetle anladı. Talebede firâset olmazsa öğretmenin verdiği dersten hiçbir netice alınamaz.

2.Bir adamın çehresinden ve organlarının şekil ve biçiminden tabiatını, ahlâkını ve idtidadını çıkarmak marifeti (asıl mânâsı bu olup, en çok kullanılan birinci mânâsı mecazîdir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ekincilik, çiftçilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Saklama, bekleme, koruma, Ar. hıfz, muhafaza: Yolların hirâseti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Derin keder, insanlardan çekinme, kaçınma ve nefret hali gibi belirtilerle kendisini gösteren bir akıl hastalığı, melankoli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

melancholia. vapors. spleen. vapours.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

melancholia malihulya. melankoli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

melancholia. passionate and hopeless love. melancholy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

melancholic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kerârîs). El ile yazılan kitabın sekiz sahifeden ibaret olan beher forması.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. aynen tercüme kelimesi kelimesine tercüme; f. aynen tercüme etmek; metni değiştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «resel» den masdar) (c. mürâselât).

1.Mektuplaşma, muhabere.

2.Vaktiyle kadınların, vekil tayini için yazdıkları resmî mektup.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مراسلات] mektuplaşmalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مراسله] mektuplaşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. açıklama, şerh, tefsir, izah; başka kelimelerle izah etme; f. açıklamak, tefsir etmek, şerh ve izah etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ay halesinin içinde bazen görülen parlak nokta, yalancı ay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ibare; deyim, tabir; müz. cümle; seri halinde dans figürü; f. uygun cümle veya kelimelerle ifade etmek; müz. bir parçayı cümlelemek. phrase book hazır cümle kitabı. phrasemongeri. süslü cümleler kullanan kimse. prepositional phrase edat ile ba

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ifade tarzına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cümle tertibi usulü, ifade tarzı, şive; terim veya deyim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Titretici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Titreyen, ürken, râşeye uğramış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) yıkıp yerle bir etmek, tahrip etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başka bir şekilde ifade etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Baştanbaşa, bütün, tekmil, birdüziye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سراسر] bir baştan bir başa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Baştan başa, büsbütün. 2.Altın veya gümüş telle dokunmuş kıymetli bir çeşit kumaş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Titizlik, geçinememe, geçimsizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Titizlik, geçinememe, geçimsizlik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot., zool. sert pullu, sıkı ve sert.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Vâris olma, bir şahsın ölümünde para ve mallarına sahip olma hakkı, mirasçılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inheritance. heredity kalıtım. soyaçekim. administration. tutorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inheritance. heredity. hereditary transmission. succession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وراثت] varislik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

succession duty. inheritance tax. estate tax. duty on inheritance. death duty. inheritance / succession tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by