Rast ne demek? | Rast anlamı nedir? | Rast

Rast anlamı nedir?

Rast ne demek?

Rast anlamı nedir?

Rast | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: rast

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde rast (sol) perdesinde kalan bir basit makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(RAST) (I. F.) (c. râstân). 1. Doğru, doğru yol. Ar. tarîk-ı müstakıym. 2. Sağ, sağ taraf. 3. Doğru. Sühan-i rast = Doğru söz. 4. mec. Doğruluk, istikamet, hakkaniyet. 5. Doğru adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (yukarıdaki Farsça kelimeden). 1. Tesadüf, raslama. 2. Başarı, uygunluk. Rastgetirmek = Muvaffak etmek: Allah işinizi rastgetirsin. Rastgelmek = Tesadüf etmek: Bugün filâna rastgeldim; kendisine rastgelirsem söylerim. Rastgele = Tesadüfi (çok zaman t yazılmaz, söylenmez).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

straight. right. correct. coincidence. encounter. hitting the target.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a laboratory test used to detect IgE antibodies to specific allergens A RAST requires a blood sample, which is sent to a medical laboratory where tests are done with specific foods to determine whether the patient has IgE antibodies to that food. - a labo

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

RAST is an abbreviation for RadioAllergoSorbent Test, a trademark of Pharmacia Diagnostics, which originated the test RAST is a laboratory test used to detect IgE antibodies to specific allergens. Blood test used to identify the substances that are causin

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Blood test used to identify the substances that are causing your allergy symptoms and to estimate a relative sensitivity. nIII: intelligent; intelligence, reason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speeds , break , rest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ راست] doğru. 2.düz. 3.sağ.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) 1.Sağ. 2.Haklı, doğru. Uygunluk. 3.Türk müziğinin en eski makamlarından. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

field survey. area study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Donanmış, bezenmiş, müzeyyen, süslü, ARASTE (i.) (yukarıdaki Farsça kelimeden çıkmıştır). 1. Çarşının bir esnafa mahsus kısmı: Kürkçü Arâstesi. 2. Vaktiyle ordu çarşısı, ordugâhta kurulan seyyar çarşı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آراسته] süslenmiş, süslü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

searching. student.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inquiring. searching. researcher. investigator. explorer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

researcher. investigator. explorer. inquiring. searching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the work of a researcher. research.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Araştırmak işi, taharri, tetebbu, tefehhus: Araştırma yapmak, araştırmalarda bulunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

research. exploratory. explorative. inquisitional. inquisitorial. investigative. inquiries. research. exploration. search. study. review. inquiry. ascertainment. checkback. checkover. checkup. discourse. disquisition. investigation. probe. pursuit. q.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exploration. inquiry. investigation. probe. research. scrutiny. search.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

research. investigation. study. hunting. inquiries. inquiry. inquisition. paper. probe. quest. rummage. scrutiny. switching. thesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

research assistant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inquisitive. investigative. researcher. explorer. investigator. surveyor. analyst. searcher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

researcher. research worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

researcher. research man. research worker. student.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Teftiş ve taharri etmek. Ağır araştırmak = Dolayısiyle sorup söyletmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

search. investigate. research into. explore. seek. analyse. analyze. study. dig up. fish. cast about. cast around. check up. dig. drag up. dredge for. dredge up. ferret. ferret about. fish around. forage. go into. hunt after. hunt out. hunt up. inqui.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ascertain. explore. hunt. inquire. investigate. probe. prospect. research. search. seek. sift. test.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to search thoroughly. to explore. to investigate. to research. to make a study. to do a research on. ascertain. costean. delve. ferret. fish. hunt. inquire. probe. quest. scout. seek. smell about. try.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aradaki farkı göstermek üzere karşılaştırmak, mukabele etmek, birbirinin zıddı olmak, tezat teşkil etmek, tezat göstermek, benzememek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tezat, zıtlık, fark ayrılık; tefrik; (fotoğrafta) açık ve koyu kısımlar arasındaki fark. contrasty (s)., (foto). açık ve koyu kısımlar arasında tezat olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Görüntü kalitesinin daima mükemmel kalması için Dinamik Kontrast en parlak beyaz ile en koyu siyah arasındaki tüm gölgelerin korunduğundan emin olunmasını sağlar. Bu da görüntüye daha fazla derinlik ve ayrıntı katar. Arka ışık parlaklığının sahnenin parlaklığına göre ayarlanmasını sağlayarak çalışır. Benzersiz dinamik kontrast sistemimizde tüm keskin gri gölgeleri, daha yüksek bir kontrast düzeyi ve daha net High Definition görüntü sağlayan ACE (gelişmiş kontrast geliştirici) özelliği bulunur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu kontroller, en iyi resim kalitesinin elde edilmesi için görüntünün hassas biçimde ayarlanmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şiddetli, zora baş vuran; ağır ve kesin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ekran Üstünde Kontrast, inanılmaz derecede zengin renkler için siyah ve beyaz parlaklık arasındaki farkı vurgular. Bu en karanlık gölge (siyah) ile en parlak gölgenin (beyaz) ölçümüdür. Ne izliyor olursanız olun, kontrast oranı ne kadar yüksek olursa, görüntü kalitesi de o kadar yüksek olur.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. infrastructure

top. b. altyapı

Toplumun ekonomik yapısını oluşturan ve insan bilincinden bağımsız olarak biçimlenen üretim ilişkilerinin hepsi.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Gelişmiş Kontrast Geliştirici muhteşem geçiş düzeyleri sunmak için arka ışık düzeyini ayarlayarak, her sahnenin kontrastını optimize eder. Olağanüstü bir derinlik duygusu yaratmak için, parlaklığı kaybetmeden, en karanlık sahnelerde bile en derin siyahlar görüntülenir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

Resmin diğer tüm unsurları arasındaki karşıtlıklar, resmin anlatım olanaklarının en önemli unsurlarından birisidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kereste.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. contraste

1. karşıt, 2. karşıtlık

1. Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan. 2. Karşıt olma durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contrast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contrast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Monitörünüzdeki görünümü ayarlamak içindir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bir projektör tarafından ekrana yansıtılan veya ekranda görünen en karanlık ve parlak nokta arasındaki fark.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Doğru olmayan, eğri, haksız.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. sinir zayıflığı, sinir argınlığı, nevrasteni. neurasthen'ic s., i. nevrasteniye ait; i. nevrastenik kimse, sinir hastası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). Sinir yorgunluğundan ileri gelen ruh hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. neurasthénie

ruh b. sinir argınlığı

Baş ağrıları, sindirim güçlükleri vb. fiziksel rahatsızlıklar ve ruhsal görevlerde gevşeme ve bitkinlik biçiminde görülen, sinirsel güçlerin zayıflamasından doğan nevroz.


Yabancı Kelime by

Sağlık Bilgisi

Zihin ve vücudun aşırı derecede yorgun düşmesi sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Üzüntü, sıkıntı, endişe, yeteri kadar dinlenmeye vakit ayırmadan uzun süre çalışmak, bazı mikrobik hastalıklar ve sinirleri uyarıcı ilaçları uzun süre kullanmak nevrasteni için gerekli olan zemini hazırlar. Kişi gerçekte hasta olmadığı halde bazı organlarının hastalığından yakınır. Çabuk yorulur, çabuk sinirlenir, huzursuzdur, baş ağrıları vardır. Bazen de gözlerinin iyi görmediğini söyler. Dikkatini toplayamaz, uykuları da normal değildir. Cinsel ilişkide başarılı olamadığını, hazımsızlık çektiğini, vücudunun her yerinin ağrıdığını söyler. Tedavi amacıyla, ılık duş almak, istirahat etmek, vakit buldukça açık havada dolaşmak, günlük sıkıntılardan uzaklaşmaya çalışmak, hazmı güç şeyler yememek, kahve ve sigarayı terketmek gerekir. Ayrıca hastalık belirtileri tamamen kayboluncaya kadar aşağıdaki reçeteler de uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Yonca, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 2 tutam yonca konur. Kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere birer çorba kaşığı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neurasthenia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neurasthenia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açıklayıcı, şerh kabilinden. paraphrastically z. açıklayarak, şerh mahiyetinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kulampara, oğlancı, ibne, homoseksüel (erkek). pederasty kulamparalık, ibnelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Donatılmış, süslü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sürüncemede bırakmak, ağırdan almak, geciktirmek; ertelemek, tehir etmek. procrasti- na'tion i. sürüncemede bırakma; erteleme. procrastinator i. işini tehir eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde basit makamierın teşkilinde kullanılan bir beşi’.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde basit makamların teşkilinde kullanılan bir dörtlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to happen incidentally. to meet by chance. to change upon sb. to come across. to meet with. to encounter. to find. to hit. to coincide with. to occur at the same time as.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde porte’nin ikinci çizgisine yazılan sol notası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Doğru söyleyen, yalan söylemez, sâdık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde şimdi kullanılmayan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Doğru olanlar, haklı olanlar, haklılar.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [راست بين] gerçekçi, doğruları gören.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Herşeyin doğrusunu gören. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anyhow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

random. any. anyhow. casual / adj ,. desultory. by fits and starts. haphazard. hit or miss. indiscriminate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Rast.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Rast.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Rast.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Uygun düşmek: İşi rastgldiyor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [راست گو] doğru sözlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Doğruluk, gerçeklik, istikamet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. «râsuht» tan). Kaşa sürülen siyah boya, Ar. vesme. Rastık çekmek = Kaşlara rastık sürmek. Rastıktaşı = Antimuan. Rastık mürekkep = SAbit mürekkep.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kohl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Doğru adam.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

run across. meet by chance. coincide. run against. run up against smb. fall in with. meet. fall on. fall with. find. happen. light. alight. alight on. blunder on. come on. come upon. concur. encounter. hap. light upon. stumble across. stumble on. st.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fall. meet. to meet. to come across sb/sth. to run across sb/sth. to run into sb. to encounter. to bump into sb. to rub up against sb. to come on/upon sb/sth. to stumble across/on sb/sth. to chance on sb/sth to coincide. to happen at the same time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to meet by chance. to chance upon. to come across. to meet with. to encounter. to find. to hit a target. to coincide with. to occur at the same time as.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tesadüf etmek, rastgelmek: Bugün filâna rastladım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Rast gelinmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to meet by chance. to chance upon sb. to come across. to encounter. to meet with. to find.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coincidence. fortuity. accident. contingent. encounter. hap. happenstance. incidence. irony. concurence. conjunction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coincidence. accident tesadüf. chance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coincidence. chance. accident. fortuitous event.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coincident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accidental. chance. coincidental. concurrent. fortuitous. random. incidental. casual. fortitous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casual / adj ,. coincidental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Biribirine rastgelmek, karşılaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to meet by chance. to chance upon each other. to coincide. to occur at the same time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encounter. coincidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [راست پرورانه] doğruluktan yana.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dört mısralı kıta veya şiir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.), (mim.) önü dört direkli bina; (s.) dört direkli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Meşgul etmek. 2. Başa dert olmak: O adam bizi çok uğraştırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apply. to cause a lot of work. to annoy. to trouble. to bother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preposess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Uydurmak, yakıştırmak, Osm. tatbîk ve tevfîk etmsKı 2. Bezemek, tezyin etmek, süslemek. 3. Asılsız bir şeyi insanı inandıracak suratfe ileri sürmek.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yüksek kontrast plakaları BRAVIA projektörlerimizde bulunur. Işığın içeri sızmasını önlemek ve dolayısıyla da daha derin siyahlar ve daha yüksek bir kontrast oranı sağlamak için, bu plakalar Gelişmiş İris İşlevi ile birlikte çalışır. Geleneksel panellerin flüoresan tüplerinden ışık sızabilir ve bu da siyahların koyu gri görünmesine neden olur.

Teknolojik Terim by