Rate ne demek? | Rate anlamı nedir? | Rate

Rate anlamı nedir?

Rate ne demek?

Rate anlamı nedir?

Rate | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: rate

Türkçe - İngilizce Sözlük

To chide with vehemence; to scold; to censure violently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Established portion or measure; fixed allowance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which is established as a measure or criterion; degree; standard; rank; proportion; ratio; as, a slow rate of movement; rate of interest is the ratio of the interest to the principal, per annum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Valuation; price fixed with relation to a standard; cost; charge; as, high or low rates of transportation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A tax or sum assessed by authority on property for public use, according to its income or value; esp., in England, a local tax; as, parish rates; town rates.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Order; arrangement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ratification; approval.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The gain or loss of a timepiece in a unit of time; as, daily rate; hourly rate; etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The order or class to which a war vessel belongs, determined according to its size, armament, etc.; as, first rate, second rate, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The class of a merchant vessel for marine insurance, determined by its relative safety as a risk, as A1, A2, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To set a certain estimate on; to value at a certain price or degree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To assess for the payment of a rate or tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To settle the relative scale, rank, position, amount, value, or quality of; as, to rate a ship; to rate a seaman; to rate a pension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To ratify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To be set or considered in a class; to have rank; as, the ship rates as a ship of the line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is the cost of a unit of insurance Insurance is based on the history of loss experience for similar risks What a driver pays for auto insurance is based in part on past experience by that company with drivers of the same age, sex, marital status, dri

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The speed or frequency of occurrence of an event, usually expressed with respect to time or some other known standard Death rate or mortality rate is the number of deaths in a specified population, usually expressed per 100 000 population, over a given pe

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The pricing factor upon which the insurance buyer's premium is based.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A score derived by dividing the number of cases that meet a criterion for quality by the number of eligible cases within a given time frame where the numerator cases are a subset of the denominator cases.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The percentage or factor applied to the ceding company's subject premium to produce the reinsurance premium or the percent applied to the reinsurer's premium to produce the commission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is the cost of a unit of insurance Auto Insurance Quotes are based on the history of loss experience for similar risks What a driver pays for auto insurance is based in part on past experience by that company with drivers of the same age, sex, marita

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The pricing factor upon which an insurance premium is based, it is the cost of a given unit of insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In epidemiologic usage, the frequency of a disease or characteristic expressed per unit of size of the population or group in which it is observed The time at or during which the cases are observed is a further specification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In lending, the amount of interest on the loan expressed as an interest rate or annual percentage rate of the principal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The pricing criteria upon which an insurance premium is based, it is the cost of a given unit of insurance Registered keeper - The person who looks after a vehicle, not always the owner For example, you may use a car that is owned by someone else in which

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A rate is the cost of a unit of insurance Insurance rates are based on historical loss experience for similar risks What a driver pays for auto insurance, for example, is based in part on past loss experience with drivers the same age, sex, and marital st

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The annual rate of interest on a loan, expressed as a percentage of 100.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Price per unit of insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The price of insurance per unit of exposure Each classification has a different rate depending on the probability of loss for that class.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The job openings rate is computed by dividing the number of job openings by the sum of employment and job openings and multiplying that quotient by 100 All other data element rates are computed by dividing the data element level by employment and multiply

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The percentage of an amount of money which is paid for its use for a specified time; usually expressed as an annual percentage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The cost of insurance per unit; used as a base for the determination of premiums.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The annual percent charged on the principal. the annual rate of interest on a loan, expressed as a percentage of 100 - this is usually the most accurate measure of a mortgage's annual cost to you rate cap a limit on how much the interest rate can change o

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rate , installment , instalment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) azarlamak, haşlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) oran, nispet; kıymet, bedel, fiyat, paha; sınıf, çeşit, nevi; (mülk.) vergisi oranı; (İng.) mülk vergisi; (f.) kıymet biçmek, fiyat takdir etmek; hesap etmek; saymak; sınıflandırmak; değerlendirmek; nakliye fiyatını tespit etmek; (k.dili) h

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hızlandırmak, süratlendirmek , tacil etmek, hızlanmak, sürat kazanmak accelera'tion (i). hızlandırma, tacil etme, süratin artması accelerator (i)., oto gaz pedalı; (fiz). siklotron veya benzeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). doğru, sahi, tam; ince accurately (z). doğru olarak, kusursuz bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). accuracy. ac.curs.ed (s). lanetlenmiş, melun,meşum, nefret uyandıran, menfur.accursedly (z). meşum olarak, uğursuzca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (s). karıştırmak, safiyetini bozmak; (s). karışık, mahlut adultera'tion (i). karıştırma, karıştırılmış olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ima etmek, anıştırmak ; gölgelemek. adumbra'tion (i). ima, kinaye; gölgeleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). içine hava karıştırmak; havalandırmak, havayla temas ettirmek aerator (i) havalandırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f), (i). toplamak, bir araya getirmek, yığmak;(i). toplama; (jeol). volkanik parçaların bir araya toplanması. agglomera'tion (i). toplama; yığın; bir araya toplanmış şeyler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir satır veya cümlecikte aynı sesi tekrar etmek. allitera'tion (i). bir cümlecikte aynı sesi tekrar etme. alliterative (s): aynı sesin tekrar edildiği par,ca veya cümleciğe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). biraz ıslah etmek, iyileştirmek, düzeltmek; iyileşmek,; düzelmek, biraz ıslah olmak. ameliora'tion (i). iyileşme, düzelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hakem sıfatıyla dinleyip karar vermek; karar vermek; hakem kararıyla halletmek.arbitra'tion (i). hakem kararıyla halletme. arbitration court (huk) hakem mahkemesi. arbitrator (i). hakem, iki taraf arasındaki bir meselede kesin karar verebil

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (s). h sesi ve ''h harfi; h', gibi ses çIkarma; (f). h sesiyle telâffuz etmek; (s). ''h sesiyle telâffuz olunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). beyan ve iddia etmek, katiyetle bildirmek. assevera'tion (i). iddia, soyleme, beyan, söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kulaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). altln renginde, yaldlzlı; parlak, mükemmel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ecza. barbiturat, uyku hapı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. azarlamak, haşlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mat. dördüncü kuvvet. biquadrat'ic s. dördüncü kuvvetten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. borat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ayar etmek. calibra'tion (i). ayarlama; öIçü işareti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). karbonhidrat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hadım etmek, iğdiş etmek, burmak. castra'tion (i). hadım etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kutlamak, tesit etmek; ilân etmek; ayin yapmak, törenler tertip etmek; bayram yapmak celebra'tion (i). kutlama celebrator (i). kutlayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). meşhur, şöhretli, ünlü; hakkında çok yayın yapılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ecza). balmumu veya yağ ile yapllmış bir merhem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). beyin faaliyeti göstermek; düşünmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). klorik asit tuzu. chlorate of zinc lehim suyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). asit sitrik tuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). mercan ve denizanası gibi torba vücutlu hayvan, selentere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). beraber çalışmak, işbirliği yapmak. eollabora'tion (i). beraber çalışma, işbirliği. eollaborator (i). beraber çalışan kimse, işbirliği yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). anmak, zikretmek, hatırasını yad etmek commemora'tion (i). anma, hatırasını yad etme; anma töreni. commemorative (s). anma vesilesi oian; hatıra serisi olarak basılmış (pul).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). orantılı, eşit; yeterli; uygun, münasip. commensurately (z). uygun bir öIçü ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kederini paylaşmak, dert ortağı olmak, rikkat göstermek. commisera'tion (i). teselli, rikkat, acıma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yoğun halde olan herhangi bir şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). toplamak; yoğunIaştırmak; özünü çıkarmak; koyulaştırmak; zihni bir noktaya toplamak; toplanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). müttefik, müttehit, birleşik; (i). suç ortağı. Confederate (s)., (i). Amerikan iç harbi sırasında Güney Eyaletlerinin federasyonuna bağlı olan (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ittifak etmek, ittifak ettirmek, birleşmek, birleştirmek, (bak). federate confederated (s). birleşik, (bak). federated confederation (i). konfederasyon, birleşik devletler, (bak). federation.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kardeşlik cemiyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). küme halinde toplanmış; (i). küme; (tic). holding; (jeol). yığışım, konglomera (taş cinsi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). takdis etmek; tanrıya adamak , vakfetmek, hasretmek, tahsis etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). düşünceli, saygılı, hürmetkar; nazik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). beraber çalışmak, işbirliği yapmak. coopera'tion (i). birlikte çaIışma, işbirliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). anonim şirkete ait; bir dernek veya bir şirket halinde hukuken birleştirilmiş, birlik olmuş, toplu. eorporate image bir şirketin kamuoyunda bıraktığı intiba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (bir fikri) desteklemek, doğrulamak, teyit etmek. corroboratives doğrulayan, teyit edici. corroboratively (z). doğrulayarak. corrobora'tion (i). doğrulama, onaylama, teyit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). sandık, küfe; (argo). derme çatma araba, kırık dökük araba; (f). sandıklamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). krater; bombanın açtığı çukur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). sivri ve keskin kenarlı (yaprak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). papaz, vaiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yavaşlamak; sürati kesmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (tıb). beynini çıkartmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). süslemek, tezyin etmek; nişan vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ateş alıp birden parlamak. deflagra'tion (i). birden ateş alma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yozlaşmış, soysuzlaşmış,alçalmış, dejenere. degenerately (z). (z). yozlaşarak, soysuzlaşarak. degenerateness (i). yozlaşma, soysuzlaşma, bozulma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bozulmak, yozlaşmak, soysuzlaşmak, dejenere olmak; düşmek sukut etmek; (biyol). cinsi bozulmak, daha alçak bir duruma düşmek . degenera'tion (i). yozlaşma, soysuzlaşma, bo

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). suyunu çıkarmak; suyu çıkmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kasti, önceden düşünülmüş,mahsus ; düşünceli, ihtiyatlı, tedbirli, telaşsız, aklı başında, ağır. deliberately (z). kasten, düşünerek, mahsus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). düşünmek, ölçünmek, üzerinde durmak, tartmak, mütalaa etmek, istişare etmek. delibera'tion (i). üzerinde düşünme, kafa yorma, mütalaa; müzakere; tartışma; karar vermekte ihtiyat. deliberative (s). düşünceli, ihtiyatlı; düşünen, müzakere eden, kara

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ispat etmek, göstermek, açımlamak, tatbikatla izah etmek; nümayiş yapmak, gövde gösterisinde bulunmak; göstererek ders vermek. demonstra'tioni ispat, delil; nümayiş, gösteri; sergi, tatbikat dersi. demonstrative (diman'strıtiv) (s)., i ispat eden,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). iftira etmek, leke sürmek; informal çamur atmak. denigra'tion (i). iftira.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tasfiye etmek, arıtmak, temizlemek, temizlenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kutsal bir şeye karşı hürmetsizlikte bulunmak, kutsal bir gayeden çevirmek, uzaklaştırmak. desecra'tion (i). mukaddesata hürmetsizlik , tecavüz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). arzulamak, istemek, özlemek; eksikliğini duymak, yokluğunu hissetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ümitsiz; çaresizlikten deliye dönmüş; vahim, müthiş, korkunç, tehlikeli; dehşetli; aşırı despera'tion (i),. yeis, ümitsizlikten ileri gelen akıl dengesizliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). fenalaşmak, bozulmak, alçalmak, gerilemek. deteriora'tion (i). fenalaşma, gerileme, bozulma, çürüklük, çürüme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir bütünü kısımlarına ayırmak; parçalara ayrılıp dağılmak. disintegra'tion (i). ayrılıp dağılma; (fiz). atomların bölünmesi. disin'tegrator (i). ayırıp dağıtan aygıt; öğütme makinesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). eşit olmayan, birbirine benzemeyen, tamamen ayrı, farklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dikkatle işlenmiş, özenilmiş, mükellef, tafsilâtlı, ayrıntılı, inceden inceye işli. elaborately z. üzerinde dikkatle durarak, inceden inceye işleyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ince işle ve emekle meydana getirmek, incelikle işlemek, ihtimam etmek, ayrıntılı bir şekilde hazırlamak, genişletmek. elabora'tion i. ihtimam, inceden inceye işleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oy verme hakkına sahip kimseler, seçmenler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. göçmek, hicret etmek. emigra'tion i. göç, hicret; göçmen topluluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. saymak, birer birer saymak veya söylemek. enumera'tion i. sayma, sayım; ayrıntılı liste, katalog. enu'merative s. birer birer sayan veya söyleyen, sayıma ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) denge sağlamak, muvazene temin etmek, denkleştirmek; birbirine denk olmak, eşitolmak. equilibra'tion (i.) denge, muvazene.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) ağırlık yönünden eşitlemek; eşit olmak, denk gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Fırat nehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) buhar haline getirmek, buharlaştırmak, uçurmak; buhar olup uçmak, buharlaşmak, buğu çıkarmak. evapora'tion (i.) buharlaşma, buğulanma. evap'orator (i.) sebze, meyve ve başka maddeleri kurutmaya mahsus alet. evap'orated milk kısmen suyu alınmış yoğun

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) bağırsaklarını çıkarmak, içini boşaltmak. eviscera'tion (i.) bağırsaklarını çıkarma, içini boşaltma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) mübalâğa etmek, abartmak, büyütmek, izam etmek. exaggerated (s.) mübalâğalı, büyütülmüş, şişirilmiş. exaggeratedly (z.) mübalâğalı olarak. exaggera'tion (i.) mübalâğa, abartma, aşırılık, büyütme, izam. exag'gerator (i.) mübalâğacı, büyüten kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kızdırmak, öfkelendirmek, sinirlendirmek, çileden çıkarmak; şiddetlendirmek. exasperated (s.) darılmış,öfkeli, kızgm. exasperatingly (z.) kızdıracak surette. exaspera tion (i.) dargınlık, öfke, hiddet, sinirlenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) Iânet etmek, belâ okumak, nefret etmek. execra'tion (i.) lânet, nefret; melun şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (tıb.) bir uzvu kesip çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) neşelendirmek,coşturmak, canlandırmak, hayat vermek, renk katmak exhilarant (s.), (i.) neşelendirici, canlandırıcı (şey). exhilara'tion (i.) neşe, canlılık, hayatiyet. exhil'arative (s.) neşelendiren,canlandıran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) beraat ettirmek, temize çıkarmak, suçlamalardan kurtarmak; muaf tutmak, hizmetten affetmek exoneration (i.) beraat, temize çıkarma. exonerative (s.) beraat ettiren, temize çıkaran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). balgam çıkarmak, tükürmek. expectora'tion (i). tükürme; tükürük, balgam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bulunduğu memleketin kanunları dışında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). coşmak, taşkınlık yapmak; taşmak, bereketli olmak, bol bol bulunmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (s). federasyon halinde birleştirmek; birleşik devletler hükümeti idaresi altında örgütlendirmek; (s). birleşik, müttefik, müttehit. federative (s). federasyona ait, federasyon esasına dayanan, federatif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). demir asidi tuzu, asitferik tuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). belli bir biçimde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). süzmek; (i). süzülmüş sıvı, filtreden geçen sıvı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فطرتا] yaratılıştan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). erkek kardeş, arkadaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., eski manastır yemekhanesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kardeşlere ait; kardeş gibi, kardeşçe; kardeşlik cemiyetine ait. fraternally (z). kardeşçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kardeşlik; kardeşlik cemiyeti; dinsel veya toplumsal gaye ile kurulan birlik; erkek talebe kuruluşu; aynı sınıf veya meslekten olan erkekler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). birbiriyle kardeş gibi olmak, arkadaşlık etmek; düşmanla kardeş gibi samimi olmak. fraterniza'tion (i). arkadaşlık etme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). işini bozmak, boşa çıkarmak, hayal kırıklığına uğratmak: amacına engel olmak. frustrated (s). boşuna didinmiş, hedefine ulaşamamış; sinirli. frustra'tion (i). aksiliğe çatma hissi, boşuna uğraşma; asabiyet. frus'trating (s). boşa çıkaran, engelleye

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. husule getirmek, vücut vermek, hâsıl etmek; çocuğu olmak, doğurmak, yavrulamak; geom. çizmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kümelenmiş, yığın halinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) rendelemek; sürterek ses çıkarmak; on ile üzmek, sinirlendirmek; gıcırdatmak (diş); sürtünerek ses çıkarmak. gratingly (z.) gıcırtı ile; sinirlendirici bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) pencere kafesi, ızgara; ocak ızgarası; ocak; maden filizini ayırmaya mahsus kalbur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) minnettar, müteşekkir, değerbilir; hoş, güzel, makbul. gratefully (z.) minnetle, şükranla. gratefulness (i.) minnet, şükran borcu; minnettarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) rende.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (s.) dönmek, devretmek; helezoni şekilde gitmek; (s.) yuvarlak, zemberek şeklinde, dairesel. gyra'tion (i.) dönüş, dönme, deveran. gy'ratory (s.) dönen, devreden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hipokrat, ünlü Yunan hekimi. Hippocrat'ic (s). Hipokrat'a ait; tıpla ilgili. Hippocratic oath Hipokrat yemini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. hidrat; f. su ile karıştırarak bileşik meydana getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. okumamış, kara cahil, okuma yazma bilmeyen. illiteracy i. cehalet, okumamışlık, okuma yazma bilmeyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tanmlamak, tasvir et mek; anlatmak, izah etmek, tarif etmek; resim ile süslemek. illustrator i. tasvir eden kimse veya şey; kitap veya dergilere resim yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. göç etmek, hicret etmek, dış üIkelerden gelip yerlesmek, muhacir olmak. immigra'tion i. hicret, göçme, hariçten gelip yerleşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. itidalsiz, ıIımlı olmayan, aşırı, ifrata kaçan, çok fazla. immoderately z. aşırı olarak, ifrata kaçarak. immoderateness, immodera,tion i. itidalsizlik, aşırılık, ifrat

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. deliksiz, delinmemiş; kenarları deliklerle birbirinden ayrılmamış (pul). imperfora'tion i. deliksiz olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yalvararak elde etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yanlış; kusurlu, tam olmayan, hatalı; aslından farklı. inaccuracy i. tam olmayış, hatalı oluş; kusur, hata. inaccurately z. tam olmayarak, hatalı olarak, kusurlu olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. resmen işe başlatmak, (bir kimseyi) törenle bir göreve getirmek; başlamak (işe); açılış töreni yapmak. inaugura'tion i. resmen işe başlama; bir kimsenin göreve başlaması münasebetiyle yapılan tören, açılış toreni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. hapsetmek, kapatmak; s. hapsedilmiş. incarcera'tion i. hapsetme, hapsedilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yakıp kületmek. incinerator i. yakıp kül haline getiren makine veya alet. incinera'tion i. yakıp kületme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. oransız, nispetsiz, kıyas edilemez; yetersiz. in commensurately z. nispetsiz olarak; yetersizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düşüncesiz, saygısız; aceleye gelmiş, tedbirsiz. inconsiderately z. düşüncesizce inconsiderateness i düşüncesizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. anonim şirket haline getirmek; birleştirmek, birleşmek; içine almak, dahil etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anonim şirket olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anonim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.,s. katılaştırmak, sertleştirmek; duygusuzlaştırmak; dayanıklı kılmak; s. katı, sert; duygusuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. süzülmek, sızıp içeri geçmek; süzmek; ask. nüfuz etmek, düşman hatlarına gizlice girmek. infiltration i. süzme, süzülme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nankör kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tamamlamak, bütünlemek, bütün veya yekpare kılmak; bütünleme hesabı yapmak. integrated circuit elek. ufak bir silikon parçasında çok kısımlı elektronik devre. integra'tion i. yekpare veya tamam kılma; mat. kökenlerinden fonksiyonu bulma, bütünleme; A

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) taşkın, aşırı; sert, fırtınalı, bozuk (hava); şiddetli (söz); ayyaş, bekri. intemperately (z.) ifratla, taşkınca. intemperateness (i.) ifrat, taşkınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) tamamen içine girmek; birbirinin içine nüfuz etmek. interpenetra'tion (i.) tam olarak nüfuz etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (zool.) omurga kemiği olmayan, omurgasız, vertebrasız; mukavemetsiz, dayanıksız, zayıf iradeli; (i.) omurga kemiği olmayan hayvan; dayanıksız kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kökleşmiş, yerleşmiş, müzmin; düşkün, müptelâ, tiryaki. inveteracy, inveterateness (i.) müzminlik, yerleşme, kökleşme; tiryakilik. inveterately (z.) kökleşmiş olarak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) canlandırmak, kuvvetlendirmek, zindelik vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) öfkeli, hiddetli, kızgın. irately (z.) öfkeyle, hiddetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ses, ağ ve video verilerinin yalnızca bir veri hattı üzerinden iletilmesini sağlayan iletişim standardı. ISDN, analog telefon şebekesinin değiştirilmesini başlatmıştır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) tekrarlamak, bir daha söylemek veya yapmak. itera'tion (i.) tekerrür, tekrarlama. it'erative (s.) mükerrer, yinelemeli; tekrarlayıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) yolculuk etmek, bir yerden bir yere dolaşmak; gezici vaizlik etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

karate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a traditional Japanese system of unarmed combat; sharp blows and kicks are given to pressure-sensitive points on the body of the opponent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

karate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empty hand. 'Empty hand' or 'China hand ' An unarmed method of combat in which all parts of the anatomy are used to punch, strike, kick or block. 'Empty hand' or 'China hand ' An unarmed method of combat in which all parts of the anatomy are used to punch

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Empty hand System of combat developed on Okinawa emphasizing striking. a system of fighting without weapons, striking with the hand, feet, elbows, etc. empty hand or Chinese hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Modern martial art system originating in Okinawa, introduced to the world by Gichin Funakoshi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Empty hand. 'Empty Hand' When Karate was first introduced to Japan, it was called 'TO-DE' or Chinese Hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Empty or open hand. karate. is a sport based on a method developed in Japan of defending oneself without the use of weapons by striking sensitive areas on the attacker's body with hands, elbows, knees, or feet. a traditional Japanese system of unarmed com

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. göğüs göğüse mücadelede özellikle el kenarı ve parmaklarla ani ve keskin vuruşlar yapılan bir doğu saldırı yöntemi; (spor) karate. karate-chop i. kara- tede uygulanan yanlamasına keskin vuruş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Amuderya’yı vücuda getiren nehirlerden Surhab üzerinde önemli bir kent.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. jeoloji). Yanardağ ağzı. Meteor krateri veya çarpma krateri - Gökbilimde, bir gökcismine bir diğer gökcisminin çarpması sonucu yüzeyde oluşan çöküntüye verilen ad. Yanardağ krateri veya kaldera - Yanardağ ağzına verilen ad.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cratère

jeol. yanardağ ağzı

Yanardağın tepesinde, yamacında veya eteğinde arka arkaya patlamalar ve püskürtmelerle oluşmuş koni biçiminde delik.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caldera , crater , sinkhole , calderas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crater lake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) yırtmak, yaralamak; (kalbini) kırmak, (hislerini) incitmek, üzmek. laeera'tion (i.) yutma, yaralama, incitme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. İbranilerde ölmüş adamın karısı ile ölünün kardeşinin veya en yakın akrabasının evlenme mecburi yeti; s. bu âdete ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. serbest bırakmak, azat etmek, salıvermek;kurtarmak. liberator i. kurtaran veya azat eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. terazi gibi sallanmak, titreşmek. libratory s. terazi gibi sallanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. okur yazar, tahsilli; edebiyat bilgisine sahip; i. okur yazar kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. edip, edebiyatsı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gece geç saatlere kadar çalışmak, kafa yorarak çalışmak; emekle eser meydana getirmek. lucubra'tion i. emekle meydana getirilmiş eser. lu'cubrator i. böyle emekle çalışan kimse. lu'cu- bratory s. gece çalışmasına ait; zahmetli, yorucu, sıkıntılı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. törenle arıtmak, yıkayıp arıtmak (ayinde); şartlamak. lustra'tion i ayinde yıkayıp arıtma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kab bir maddeyi sıvı bir maddede ıslatarak yumuşatmak; zayıflatmak; zayıflayıp erimek macera'tion i. yumuşama; zayıflama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hükümetin baş makamlarını işgal eden yetkili sivil memurlardan biri; sulh hakimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. olgunlaşmak; tıb cerahat toplamak. matura'tion i. olma veya olgunlaşma, yetişme, kemale erme; cerahat toplama. mat'urative s. olgunluğa götüren, erginleştiren; cerahat top laylcı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. düzeltmek, iyileştirmek; iyileşmek, düzelmek meliora,tion i. islah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. su dökmek, işemek. micturi'tion i., tıb. sık sık su dökme hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. göç etmek, hicret etmek. migrent i. göçmen, muhacir. migration i. göç, hicret, muhaceret, göçmenlik. mi'gratory s. göçebe; göçücü; göçle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ılımlı, mutedil; orta, ikisi ortası; i. ılımlı kimse. moderately z. mutedil olarak, ılımlı olarak; az çok. moderateness i. ılımlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yatıştırmak, itidale getirmek, yumuşatmak; yatışmak, yumuşamak; azaltmak, hafifletmek; başkanlık etmek, idare etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. bir su molekülü ile birleşmiş olan eleman veya bileşik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. nakletmek, hikaye etmek, söylemek, anlatmak. narra'tion i. anlatım, anlatış; hikaye, fıkra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) nitrik asit tuzu, nitrat. silver nitrate cehennemtaşı, gümüş nitratı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) numaralamak, numara koymak; (mat.) rakamları okumak. numera' tion (i.) numara koyma veya okuma usulü. numerator (i.), (mat.) pay; sayıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) inatçı, katı kalpli; sert, kırıcı, yumuşatılamaz; idaresi zor. obduracy (i.) inatçılık, sertlik. obdurately (z.) inatla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) yok etmek, silmek, bozmak, gidermek. oblitera'tion (i.) yoketme, silme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. iş görmek, işlemek; etkilemek; borsada alışveriş yapmak (özellikle spekülasyon için); tıb.ameliyat et- mek; işletmek, idare etmek. operate on a person birini ameliyat etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hatiplik taslamak, nutuk çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. orkestra için müzik parçası yazmak. orchestra'tion i. orkestra için müzik düzenleme veya yazma teknigi, orkestrasyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. fazla önem vermek, önemsemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. keman şeklinde (yaprak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. girmek, içine işlemek; nüfuz etmek, tesir etmek, etkilemek; delip geçmek; anlamak, idrak etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. delmek, bir baştan öbür başa delmek; sıra sıra delikler açmak (pulda olduğu gibi); içine işlemek, nufuz etmek. perfora'tion i. delme, delik. per'forator i. delme makinası, delgi, zımba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sıkıcı konuşma yapmak, nutuk soylemek; konuşmayı resmi bir şekilde sona erdirmek. perora'tion i. sıkıcı hitabe; konuşmanın özeti ve sonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (fena bir şey) yapmak, icra etmek, işlemek. perpetra'tion i. yapma, (suç) işleme, irtikâp. perpetrator i. fail, (suç) işleyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. korsan; korsan gemisi; f. korsanlık etmek; başkasının eserini izin almadan yayımlamak. piracy i. korsanlık; izinsiz olarak yayımlama, intikal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. (yemek yağlarından) damar sertliğine karşı koruyucu tipte olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. gevezelik etmek, fazla konuşmak, boş laf etmek; i. gevezelik, boş laf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ağır çekmek; baskın gelmek, ağır basmak, galip gelmek; hâkim olmak. preponderance, -cy i. çoğunluk, üstünlük. preponderant s. ağır basan, baskın gelen, hâkim, galip. preponderantly z. üstün şekilde, çoğunlukla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. eşit olarak bölüp dağıtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. yüzükoyun yatmış, yere uzanmış; birinin ayağına kapanmış, insafına kalmış; halsiz kalmış, takati kesilmiş; bot. yerde uzanan; f. yere sermek, yere yıkmak; halsiz bırakmak, bitkin hale koymak. prostrate oneself secde etmek. prostrate oneself bef

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hamilik; bir hükümetin daha kuvvetli bir hükümet tarafından kontrol ve idaresi; başka devletin idaresinde bulunan devlet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şişmek, dışarı uğramak, yumrulanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., f. dört köşeli, murabba; i., anat. dördül kemik; astr. gökcisimlerinin dördün halindeki görünüşü; dördül şekil, kare; f., with ile uymak; uydurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) inat etmek, karşı gelmek, boyun eğmemek. recalcitrance, recalcitra'tion (i.) inatçılık, serkeşlik. recalcitrant (s.), (i.) inatçı, serkeş (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) sıhhat veya kuvvetini tekrar kazandırmak veya kazanmak; zararını telâfi etmek. recupera'tion (i.) nekahet. recuperative (s.) nekahet kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) yeniden iyi hale koymak, yenilemek. redintegra'tion (i.) yenileme; (fels.) tümceleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) soğutmak, buzdolabı içinde dondurmak veya donmak. refrigera'tion (i.) soğutma, serin tutma, dondurma. refrigerative (s.) soğutucu, dondurucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (f.) ahlak ve hareketleri ıslah olmuş; yeniden doğmuş; (f.) yeniden teşkil etmek, tamamen ıslah etmek; yeni hayata kavuşturmak; hidayete erdirmek, ihya etmek; tamir ve ıslah etmek, yenilemek; manen yeniden doğmak; düzelmek, iyileşmek. regenera't

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) pazarda veya panayırda tekrar kâr ile satmak için satın almak; böyle satın alınan şeyleri satmak. regrater (i.) ara komisyoncusu; pazarcı, kabzımal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tekrarlamak. reiterative s., i. tekrarlanan; i. az bir değişiklikle tekrarlanan kelime veya hece (bomboş gibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. paylamak, serzeniş etmek, azarlamak, ihtar etmek; şikâyet etmek, protesto etmek. remonstra'tion i. protesto. remonstrative s. protesto kabilinden. remonstrator i. şikâyetçi kimse, protesto eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hakkını vermek, mükâfatını vermek, emeğinin karşılığını vermek. remunerable s. emeğinin karşılığının ödenmesi mümkün. remunera'tion i. karşılık, mükâfat, bahşiş, ücret, hak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lokantacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. aksettirmek, aksolunmak, yankılamak, yankılanmak, geri vurmak, geri tepmek, yansımak. reverbera'tion i. yankılama, yansıma; yankı, yansı, akis. reverberator i. aksettirici alet; yansıtaç, yansı lambası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. emdirmek, doyurmak; kim. herhangi bir cisme başka bir cismi katarak fazlasını alamayacak derecede doldurmak, işba etmek. saturant i., s. emici veya massedici şey; s., fiz. doyuran. saturated s. doymuş. satura'tion i. doyma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ikinci derecede; ikinci sınıf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (s.) ayırmak, tefrik etmek; bölmek; arasında bulunmak; aradaki bağlantıyı kesmek; ayrılmak, tefrik olunmak; ayrı bir cisim teşkil etmek; (s.) ayrı, ayrılmış, müstakil. be separated (huk.) ayrı yaşamak, ayrılmak. separately (z.) ayrı ayrı, başka

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) testere dişli (yaprak), serrat. serra'tion, serrature (i.) testere gibi dişli oluş, testere dişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. stratejik; harp bilgisine uygun; şartlara uygun, elverişli, ümit verici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. strategic.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. stratejik olarak, strateji bakımından.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. strateji ilmi, harp ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. strateji harp idare bilgibi. strategist i. strateji uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Askeri sevk ve idare İlmi, Ar. sevkulceyş.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. stratégie

izlem

Önceden belirlenen bir amaca ulaşmak için tutulan yol.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strategy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strategy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Stratejiyle alâkalı. 2. Strateji bakımından mümkün olan.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. stratégique

1. izlemsel, 2. önemli

1. İzlem ile ilgili. 2. Politik, ekonomik, psikolojik ve askerî açıdan önemi olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strategic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strategic. strategical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strategic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. stratégiste

izlemci

İzlem oluşturan kimse.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alt tabaka; biyokim. mayadan etkilenmiş madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ılıman iklim kuşağının nispeten daha soğuk bölgelerine özgü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fazla doymuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. cerahat toplamak; işlemek (yara). suppura'tion i. cerahat, irin. suppurative s. cerahat hasıl edici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. şakak üstü (kemiği).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim tartar asidinin tuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mutedil, ılımlı ılıman, ılık, sarhoş edici maddelere düşkün olmayan; perhiz yapan. Temperate Zone çoğ. ılıman bölge, dönenceler ile kutuplar arasındaki mıntıka. temperately z.ılımlı olarak. temperateness. ılımlı olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üçüncü sınıf adi.Third World süper devletlerle siyasal ilişkisi gelişmemiş ülkeler, üçüncü Dünya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f, kim titre etmek titra'tion i titre, titrasyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tahammül etmek, menetmemek, müsamaha etmek, hoş görmek, yapılmasına müsaade etmek, katlanmak; tıb. bir ilaç veya sarsıntının tesirine dayanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başka dilin alfabesiyle yazmak. translitera'tion i. transkripsiyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir memleketten başka bir memlekete göç etmek, hicret etmek; tenasüh etmek, slçramak, göçmek (ruh).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. ezip toz etmek, öğütmek; dövmek; i. ezilip toz haline getirilmiş madde. triturable s. ezilip toz haline getirilir. tritura'tion i. ince öğütme, toz halinde ezme; toz haline getirilmiş madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Emin, zararsız ve koruyucu yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ülser olmak, kendi kendine yara olmak; ülsere sebep olmak. ulcera'tion i. ülserleşme; ülser. ulcerative s. ülsere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karıştırılmamış, safiyeti bozulmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. telaffuzda h sesi olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğruluğu ispatlanmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hakkı olan kıymeti vermemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nankör,iyilikbilmez; nahoş, tatsız. ungratefully z. nankörce. ungratefulness i. nankörlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s .delinmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ıslah olmamış; ahlakla bağdaşmayan; tövbekar olmayan. unregenerately z. ahlakla bağdaşmaz bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., kim. doymamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. ürat, ürik asidin tuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony VAIO (Video Audio Integrated Operation) felsefesi, AV ve BT alanlarını bir araya getirmektedir. Temel bileşeni, tüm ilişkili işlemleri kontrol eden ve yürüten VAIO dizüstü bilgisayardır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sesin bit değerini ayarlayan ve böylece daha az yer kaplayan ama daha iyi ses kalitesine sahip ses dosyaları yaratmaya yarayan teknoloji.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çok muhterem tutmak, hürmet etmek saygı göstermek, ululamak. venera'tion i. hürmet, saygı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., psik. arka arkaya manasız kelimeler sıralamak, kelime salatası yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. belkemiği olan, omurgalı; i. omurgalı hayvan. vertebrated s. omurgalı, belkemikli. vertebra'tion i. omurların yapısı; belkemiğinin omurlara bölünmesi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. titremek; sallanmak, sakınmak; duraksamak, tereddüt etmek; titretmek, sallandırmak. vibratile s. titrek titreyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sövüp saymak, şiddetle azarlamak. vitupera'tion i. sövüp sayma, hakaret etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bağırmak, çağırmak, nida etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by