Rc Zaman Kodu (rctc) ne demek? | Rc Zaman Kodu (rctc) anlamı nedir? | Rc Zaman Kodu (rctc)

Rc Zaman Kodu (rctc) anlamı nedir?

Rc Zaman Kodu (rctc) ne demek?

Rc Zaman Kodu (rctc) anlamı nedir?

Rc Zaman Kodu (rctc) | Dream Meanings


Teknolojik Terim

Tekrar Yazılabilir Tüketici Zaman Kodu, resimlere, çekildikçe otomatik olarak numara verir. 8 mm ve Hi8 videolarda kodlama içinde kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu mod, filmlerin yönetmenin büyük ekran için amaçladığı üzere saniyede 24 kare hızında izlenmesine olanak sağlar. Günümüze dek, evde izlenen filmler sinema salonunda olduğundan ‘daha hızlı’ oynatılmaktadır. TV’de yayınlanan ya da DVD olarak satılan filmlerin, PAL biçimiyle uyumlu izlenebilmesi için ayarlanması gerekmektedir. Buradaki fark, filmler saniyede 24 kare hızında çekilirken standart bir TV’nin saniyede 25 kare hızında yayın yapmasından kaynaklanmaktadır.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

İstanbul’un en korkunç depremlerinden biri 14 Eylül 1509’da yaşandı. Sarsıntılar 45 gün sürüp ortalığı harabeye çevirirken deniz dalgaları Galata Surları’nı aşarak şehirde bir tufan görüntüsü yarattı.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Lezzetsiz ve sıhhate muzır olarak dikkatsiz pişmiş adi yemekler: Aburcubur yemekler, aburcubur yemeyip iyi beslenmeli. 2.Ağızdan gelen, dikkatsin, adi söz, saçma sapan, hezeyan: Aburcubur laf etmek.


Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

TV’yi, bekleme konumundan, önceden belirlenmiş bir süre sonunda (ayar saatinden sonraki 12 saat içinde) açılacak şekilde ayarlayabilirsiniz. 1 saat içinde TV’de herhangi bir işlem yapılmazsa, yeniden bekleme konumuna döner.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beklenmedik olay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (bk.) Ahır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Akıntılı bir hastalık.

2.Küçük akarsu.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kavga etmek, atışmak , şiddetli münakaşa etmek. alterca'tion (i). kavga, çekişme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amateurish. unprofessional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amateurish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gümrükte veya diğer bir dairede ambarın muhafaza ve idaresine memur adam, ambar emîni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

storekeeper. warehouse official. trucker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Anbarcılık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). para cezasına çarptırmak, ceza vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anbarcı sıfat ve memuriyeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yakın vakitten.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zahmetsiz ve usulsüz kazanç arkasında koşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freeloading. cheating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key-maker. locksmith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key maker / repairer. locksmith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key making. work of a locksmith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s), anarşiye ait; kanun tanımayan anarchist (i). anarşist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anarşi; kargaşalık, ihtilâl. anar'chic (s). anarşiye ait; kanun tanımıyan. anarchist (i). anarşist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gümrükte veya diğer bir dairede anbarın muhafaza ve idaresine memur adam, anbar emini. (bk.) Ambar, ambarcı.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Anneler gününün nereden kaynaklandığını anlatanlar günün yaratıcısı olarak hep annesini kaybetmiş olan küçük bir kızdan bahsederler. Gerçekte ise bu fikri hayata geçiren Anna Jarvis annesini 1905 yılında kaybettiğinde 41 yaşındaydı.

Asıl mesleği öğretmenlik olan 1864 doğumlu Anna Jarvis, 1902 yılında babası ölünce annesi ile beraber ABD’de, Philadelphia’da yaşamaya ve çalışmaya başladı. Üç yıl sonra 9 Mayıs 1905’de de annesini kaybetti. Sürekli annesi ile beraber yaşamasına rağmen öldükten sonra “Ona hayatta iken gerekli ilgiyi gösteremediği”ne inanıyor ve bunun ezikliğini duyuyordu.

İki sene sonra Mayıs’ın ikinci pazarında, annesinin ölüm yıldönümünde arkadaşlarını evine çağırdı ve bu günün anneler günü olarak ülke çapında kutlanması fikrini ilk onlara açtı. Fikir kabul gördü, anneler memnun kaldı, babalar itiraz etmedi, Amerika’nın önde gelen bir giysi tüccarı da finansal desteği sağladı.

İlk anneler günü Jarvis’in annesinin 20 yıl süresince haftalık dini dersler verdiği Grafton’daki bir kilisede, 10 Mayıs 1908’de, 407 çocuk ve annesinin katılımı ile kutlandı. Jarvin her bir anneye ve çocuğa kendi annesinin en çok sevdiği çiçek olan karanfillerden birer tane verdi. O günden sonra, temizliği, asaleti, şefkati ve sabrı ifade eden beyaz karanfil Amerika’da anneler gününün sembolü olarak kabul edildi.

Sıra anneler gününü “milli bir gün” olarak kabul ettirmeye gelmişti. Jarvis, tarihte tek bir kişi tarafından gerçekleştirilen en başarılı mektup yazma kampanyası ile gazete patronlarından işadamlarına, devlet adamlarından din adamlarına kadar ulaşabildiği herkese bu fikrini iletti. Fikir o kadar çok ve çabuk kabul gördü ki, Senato onaylamadan çok önce, bir çok eyalet ve şehirde anneler günü kutlamaları gayrı resmi olarak başlatılmıştı bile.

Sonunda 8 Mayıs 1914’de Senato’nun onayı, Başkan Wilson’ın da imzası ile Mayıs’ın ikinci pazarı ‘Anneler Günü’ olarak resmen ilan edildi. Çok kısa sürede diğer ülkelere de yayılan bu gün çiçek ve tebrik kartı satışlarının tavana vurduğu bir gün oldu.

Anna Jarvis sonunda muradına ermiş, kampanyasını başarı ile sonuçlandırmıştı ama kendi hayatı pek mutlu sonla bitmedi. Yoğun çalışmadan evlenmeye ve çocuk sahibi olmaya fırsat bulamadı. Her anneler günü onun için bu yönden acı oldu.

Daha ziyade dini ağırlıklı bir kutlama olarak düşündüğü bu günden ticari çıkar sağlamaya çalışanlara karşı hukuki savaş açtı. Davaların hepsini kaybetti. Dünyadan elini eteğini çekti. Bütün gelirlerini hatta ailesinden kalan evini bile kaybetti.

Kalan hayatını- adadığı, gözleri görmeyen kız kardeşi Elsino-re’da 1944’de ölünce sağlığı da tehlikeye girdi. Dostları ona destek vererek son yılını sanatoryumda geçirmesini sağladılar. Bütün dünya annelerinin en azından senede bir gün mutlu olmalarını sağlayan Anna Jarvin, mutsuz, yarı görmez ve yalnız bir şekilde 1948’de 84 yaşında öldü.

Ülkemizde de Türk Kadınlar Birliği’nin girişimi ve önerisi üzerine 1955 yılından beri Mayıs ayının ikinci Pazar günü ‘Anneler Günü’ olarak kutlanmaktadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Anneler gününün nereden kaynaklandığını anlatanlar günün yaratıcısı olarak hep annesini kaybetmiş olan küçük bir kızdan bahsederler. Gerçekte ise bu fikri hayata geçiren Anna Jarvis annesini 1905 yılında kaybettiğinde 41 yaşındaydı.

Asıl mesleği öğretmenlik olan 1864 doğumlu Anna Jarvis, 1902 yılında babası ölünce annesi ile beraber ABD’de, Philadelphia’da yaşamaya ve çalışmaya başladı. Üç yıl sonra 9 Mayıs 1905’de de annesini kaybetti. Sürekli annesi ile beraber yaşamasına rağmen öldüklen sonra “Ona hayatta iken gerekli ilgiyi gösteremediği”ne inanıyor ve bunun ezikliğini duyuyordu.

İki sene sonra Mayıs’ın ikinci pazarında, annesinin ölüm yıldönümünde arkadaşlarını evine çağırdı ve bu günün anneler günü olarak ülke çapında kutlanması fikrini ilk onlara açtı. Fikir kabul gördü, anneler memnun kaldı, babalar itiraz etmedi, Amerika’nın önde gelen bir giysi tüccarı da finansal desteği sağladı. İlk anneler günü Jarvis’in annesinin 20 yıl süresince haftalık dini dersler verdiği Grafton’daki bir kilisede, 10 Mayıs 1908’de, 407 çocuk ve annesinin katılımı ile kutlandı. Jarvin her bir anneye ve çocuğa kendi annesinin en çok sevdiği çiçek olan karanfillerden birer tane verdi. O günden sonra, temizliği, asaleti, şefkati ve sabrı ifade eden beyaz karanfil Amerika’da anneler gününün sembolü olarak kabul edildi.

Sıra anneler gününü “milli bir gün” olarak kabul ettirmeye gelmişti. Jarvis, tarihte tek bir kişi tarafından gerçekleştirilen en başarılı mektup yazma kampanyası ile gazete patronlarından işadamlarına, devlet adamlarından din adamlarına kadar ulaşabildiği herkese bu fikrini iletti. Fikir o kadar çok ve çabuk kabul gördü ki, Senato onaylamadan çok önce, bir çok eyalet ve şehirde anneler günü kutlamaları gayrı resmi olarak başlatılmıştı bile.

Sonunda 8 Mayıs 1914’te Senato’nun onayı, Başkan Wilson’ın da imzası ile Mayıs’ın ikinci pazarı ‘Anneler Günü’ olarak resmen ilan edildi. Çok kısa sürede diğer ülkelere de yayılan bu gün çiçek ve tebrik kartı satışlarının tavana vurduğu bir gün oldu.

Anna Jarvis sonunda muradına ermiş, kampanyasını başarı ile sonuçlandırmıştı ama kendi hayatı pek mutlu sonla bitmedi. Yoğun çalışmadan evlenmeye ve çocuk sahibi olmaya fırsat bulamadı. Her anneler günü onun için bu yönden acı oldu.

Daha ziyade dini ağırlıklı bir kutlama olarak düşündüğü bu günden ticari çıkar sağlamaya çalışanlara karşı hukuki savaş açtı. Davaların hepsini kaybetti. Dünyadan elini eteğini çekti. Bütün gelirlerini hatta ailesinden kalan evini bile kaybetti.

Kalan hayatını adadığı, gözleri görmeyen kız kardeşi Elsinore’da 1944’de ölünce sağlığı da tehlikeye girdi. Dostları ona destek vererek son yılını sanatoryumda geçirmesini sağladılar. Bütün dünya annelerinin en azından senede bir gün mutlu olmalarını sağlayan Anna Jarvin, mutsuz, yarı görmez ve yalnız bir şekilde 1948’de 84 yaşında öldü.

Ülkemizde de Türk Kadınlar Birliği’nin girişimi ve önerisi üzerine 1955 yılından beri Mayıs ayının ikinci Pazar günü ‘Anneler Günü’ olarak kutlanmaktadır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). Güney Kutbu ve civarı; (s). Güney Kutbuna ve o civara ait. Antarctic Circle Güney Kutup dairesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Antarktika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uçaksavar. antiaircraft gun uçaksavar topu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bakış, nazar; özet, hulâsa, plan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kavramak, idrak etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). idrak, kavrama, intikal kabiliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patch. lot. parcel of land. spread of land. tract. tract of land.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kavis; kemer, ark, yay; yay eklinde olan herhangi bir şey. arc lamp, arc light ark lâmbası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Tüm Aralıklarda Net Odaklamalı (ARC-F) lens, tüm ekranda görüntü kalitesinin tutarlı olmasını sağlar. 1920 x1080 HD çözünürlükte Dijital Projektör SXRD™ panellerinden en iyi şekilde yararlanacak şekilde tasarlanan ARC-F daha keskin ve daha net görüntüler ve görüntü tutarlılığı sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (arec’in müennesi). t. Aksak, topal.

2.Sırtlan.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) -1.Temiz, namuslu. 2.Aksak, topal.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (mim). sıra kemerler; kemer altı, üstü kapalı çarşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Yunanistan da sade ve mesut bir ırkın oturduğu rivayet edilen dağlık bir ülke; cennet hayatı yaşatan kırlar. Arcadian (s). bu ülkeye ait; sakin, asude; sade, basit; pastoral.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sırri, gizli, saklı, herkesçe bilinmesi caiz olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sır, muamma; eski simyacıların çözmeye çalıştıkları doğal sırlar; kuvvetli ve niteliği meçhul ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). nazlı, cilveli, çapkın. archly (z). cilveli bir eda ile. archness (i). cilvelilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). archaic, archaism, architect.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kemer, tak; ayak kemeri; kavis arch stone kemerin kilidi makamında olan taş. arch supporter ayak kemerine destek, kavis. arch of triumph zafer takı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kemer yapmak veya kemerlerle kapatmak, kemer ekline koymak, kemer eklini almak; (sırt veya kaş) kabartmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek baş, en büyük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). archeology.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kadim, eski; artık kullanılmayan , modası geçmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) artık kullanılmayan söz veya terim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). baş melek; melek otu, (bot). Archangelica officinalis archangelic (s). baş meleğe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başpiskopos. archbishopric (i) başpiskoposluk makamı veya bölgesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başdiyakoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başpiskoposun idaresi altındaki bölge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arşidük. archducal (s). arşidüke ait. archduchess (i). ariduşes. archduch'y (i). arşidükün idaresi altındaki bölge. archduke'dom (i). arşidüklük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). baş düşman; şeytan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arkeoloji. archeological (s).arkeoloji ile ilgili. archeolog-ically (z). arkeoloji ile ilgili olarak. archeol'ogist (i). arkeolog.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). okçu, kemankeş. archery (i). okçuluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). asıl numune, ilk örnek, orijinal model veya numune.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şeytan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir veya birkaç manastırı idare eden rahip, yüksek rütbeli papaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ünlü Yunan matematikçisi Arşimed'e ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). üzerinde irili ufaklı çok sayıda ada bulunan deniz; takımadalar ; adalar grubu. the Archipelago Adalar Denizi, Ege Denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mimar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mimarlığa ait, yapı veya plan Çizmeye ait; teknik yönden mimarlığı andıran; bir sistemin organizasyon kurallarını belirten (ilim v.b.).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mimarlık; inşaat, yapı. architec-tural (s). mimari, mimarlığa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., mim sütunlar üzerine konulan ve üst kiriş makamında olan taban, taban.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). arşiv, devletin evrak hazinesi. archival (s). arşive ait. ar'chivist (i). arşiv müdürü veya bu işlerle meşgul olan kimse, arşivci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Atina'da dokuz hâkimden biri; hükümdar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başpapaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kemer altı yolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). arktik, Kuzey Kutbuyla ilgili veya o bölgede bulunan; çok soğuk. Arctic Circle Kuzey Kutup dairesi. Arctic Current Kuzey Buz Denizinden gelen akıntı. arctic fox kutup tilkisi. Arctic Ocean Kuzey Buz Denizi. Arctic Zone Kuzey Kutbu ile Kuzey Kutup

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (astr). Arkturus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kavisli, bükümlü, eğri. arcua-tion (i). eğme, eğrilik, kavis: (mim). kemerli inşaat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lift boy. lift technician. lift attendant. elevator boy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Askere yakışır surette olan: Askerce yürüyüş. Askerce bir ifadesi var. Askere yakışır tarz ve surette: Ben, size askerce söyliyeyim. Askerce yazmalı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mutlak hâkimiyet; muhtariyet , özerklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ses kontrolünü ya da bir sonraki şarkıya geçme ayarını kulaklık üzerinden yapmaya olanak tanıyan teknoloji.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

AVRCP 1.3, Uzaktan Ses/Video Kontrol Profilinin güncel bir sürümüdür. Bir uzaktan kumanda görevi görerek farklı cihazları doğrudan WALKMAN® ürününüzden kontrol edebilmenizi, örneğin parçayı değiştirmenizi veya bir albüm aramanızı sağlar. A2DP (Gelişmiş Ses Dağıtım Profili) ile uyumludur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden terazileri ve sair ölçü Aletlerini teftişle görevli belediye memuru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

also.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

also. both. yet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at the same time. simultaneously. also. backwardation. compensatory damages. concurrently. concurrently with. downstick. equally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yük arabasının çatal yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bakırdan kablar yapan san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coppersmith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copperworking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kılıç kabzasının siperi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. T.). Barbarlara yakışacak şekilde: Adam, çocuğu barbarca dövdü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bütün, cümle, hep.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Büyük sandal, eski zamanda cenk sandalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

veya BALÇAK (i.). Kılıç kabzasının eli muhafaza etmeye mahsus siperi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). Venedik gondolcularının şarkısı; bu tarzda yazılmış parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Bir tür ipekli kumaş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rain cats and dogs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gönderin ucundaki bağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bayırkuşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. bed = kötü, fercam = encâm). Encamı kötü, sonu fena.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بدفرجام] kötü sonlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Zamanın harikası. 2.Asrın mükemmel insanı. - Daha çok lakab olarak kullanılır. - Bediüzzaman Said Nursi: Son devrin meşhur müslüman alimlerindendir. Hayatının önemli bir kısmı İslami düşüncelerinden ötürü hapislere girip çıkmakla geçti. Risale-i Nur Külliyatı’nı telif etmiştir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi.).

1.Berber kavminin tarz ve usul veya dilinde olan. Berber dilinde veya Berberler’e mahsus tarzda: Berberce söylemek.

2.Berber dili: Berberce’ nin hangi dil ailesinden olduğu henüz bilinmemektedir.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برجا] yerinde, uygun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Yerinde tam doğru ve münasip. - Kadın ve erkek adı olarak kullanılabilir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F). Mısra-ı berceste = Güzel, kuvvetli, metîn ve latif olan mısra: Eğer maksûd eserse mısra-ı berceste kâfidir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برجسته] seçkin, seçme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Seçilmiş, beğenilmiş. 2.Güzel, hoş, latif.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr., müz. ninni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Toplayıcı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Müşteri seyyaresi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.”Müşteri” denilen yıldız, Jüpiter gezegeni. 2.Sütü çok olan deve.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kirletmek, rengini attırmak; şerefine halel getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beygir sürücüsü, binek ve yük beygiri besleyip kiraya veren adam, kira ile beygir işleten adam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. iki kola ayırmak iki kola ayrılmak; çatallanmak; s. iki kola ayrılmış, çatallaşmış. bifurca'tion i. iki kola ayrılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sonbahara yakın avlanır, eti pek leziz bir kuş, ki, çulluğa benzer, Ar. selvâ. Bıldırcınotu = Hind’den gelen bir zehirli nebat. Bıldırcın kılavuzu = Erkeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

computer seller. computer operator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thousands of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thousands of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a bar of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

once upon a time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

once-upon-a-time. once.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

once upon a time. formerly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tek, eşsiz. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Tek, eşsiz, biricik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (y. k.). Embriyonu bir çenekten ibaret olan çiçekli bitki sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (y. k.). Kapsüllü yemişlerin tek parçalı olanları.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. huş ağacı, bot. Betula; bu ağacın kerestesi; bu ağaçtan yapılmış falaka değneği; f. bu denekle sopa atmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe).

1.Varlıkların temelini ruh veya madde gibi tek gerçekte bulan, diğerlerini bundan çıkmış olarak düşünen doktrin.

2.Gerçeğin bölünmez bir bütün olup, müstakil parçaları bulunmadığına inanan doktrin, monizm.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Müşteri (Jüpiter) gegezeni. Farsça’sı Bercîs’tir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Gezegen, Jüpiter, müşteri yıldızı, bercis.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

many of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

many. most.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir hayli, oldukça çok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a good few. a lot. multiple. various. manifold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

many. multiple. numerous. umpteen. various.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a lot of. diverse. not a few. many.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lehim lambası, benzinli kaynak lambası, pompa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in bits. itsy bitsy. scrappy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Geri verilmek üzere faizle veya faizsiz alınan para. Ar. deyn, karz. Borç almak, etmek. İstikraz etmek: Borç vermek = İkraz etmek veya borcunu ödemek. Boru girmek, batmak = Çok borç etmek. Osm. müstağrak-ı düyûn olmak. mec. Vazife, vecibe. Boyun borcu = Yerine getirilmesi şart bilinen vazife: Bu işi yapmak boynumun borcudur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debit. debt. loan. obligation. liability. accommodation. arrear. care. debit. encumbrance. red. arrears.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debt. debit. duty. obligation. loan. adjusted trial balance. charge. float. liability. commodate loan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eski tarihçilere göre Türkleri Ergenekon’dan kurtaran demircinin adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be debited. to be forced to go into debt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to debit. to charge. indebt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

borrowing. loan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

going into debt. loan contracted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Borca girmek, borca batmak, borçlu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get into debt. to become indebted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get into debt. to become indebted to. to take on debt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Borcu olan, Ar. medyûn, garım, verecekli. 2.Mecbur, mükellef: Bu işi yapmaya borçluyum.

3.Minnet altında kalmış, minnettar: O adama karşı borçlu kaldık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indebted. beholden. owing. in the red. in hock. debtor. obligor. payer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debtor. indebted. obliged. grateful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debtor. indebted. under obligation to. behindhand. beholden. debitor. in hock. in the red. obligator. obligor. owing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

owe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to owe debts. owe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indebtedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indebtedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without any debt. ungeared. clear of debts. free from debt. debtless. free of debt. not indebted. unembarassed. unencumbered. unincumbered. unindebted. without debt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without borrowing any money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom from debts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paintbrush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paint brush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a binding duty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Bulgar dilinde ve on. ların tarz ve usûlünde olan: Bulgarca kitap, e. Bulgar dilinde veya Bulgarlar’a mahsus tarz ve usûlde: Bulgarca söylemek, Bulgarca hora tepmek, i. Bulgarların konuştukları dil: Bulgarca, güney Slav dillerindendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulgarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulgarisch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Kalelerin köşelerine ve yan taraflarına yapılan yüksek kulelerden her biri. 2.(astronomi) Zodyak üzerindeki on iki takım yıldızın her biri: Akrep burcu, Boğa burcu vs.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horoscope. sign. sign of the zodiac. constellation. tower. bastion. dungeon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horoscope. sign. tower. bastion. zodiacal constellation. sign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tower. a zodiacal constellation. sign of the zodiac. bastion. bush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [برج] burç. 2.yıldız kümesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Süryanice Burgus kelimesinin Arapçalaştınlmış hali. 2.Kalenin köşelerine yapılan daha yüksek ve daha kalın çıkıntı kule. 3.Yuvarlak bina. 4.Güneşin ayrıldığı oniki kısımdan herbiri. 5.Tek hisar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Sığırlara yedirilen yuvarlak taneli hububat çeşidi. Cılban, ak burçak, kara burçak: Bunun cinsleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tare. vetch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(lathyrus): Baklagillerden; taneleri hayvan yemi olarak kullanılan bir bitkidir. Taneleri mercimeğe benzer. Kullanıldığı yerler: Lapası; ezik, çürük tedavisinde; taneleri ise, isilik ve mayasılda kullanılır.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Baklagillerden, taneleri yemiş olarak kullanılan bir bitki. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Burç).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i). Geyiğin dişisi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Dişi geyik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zodiac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güzel koku, ıtır. Burcu burcu güzel güzel kokarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Güzel koku.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. düğün çiçeği, bot. Ranunculus; altıntabak altın çiçeği, bot. ranunculus acris: kâğıthane çiçeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çadır yapıp satan adam. Çadırcılar = Çadırcı esnafının çarşısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tentmaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuş avında çakırı tu. tan adam. Çakırcı başı = Çakırcıların reisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çamaşır yıkamayı meslek edinen kimse: Çamaşırcı kadın = Dükkânda ve evlerde ücretle çamaşır yıkayan kadın veya büyük bir konakta yalnız çamaşır yıkamaya mahsus hizmetçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

washerman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çamaşır yıkama sanat ve meşguliyeti: Çamaşırcılık ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sazan familyasından bir göl balığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Göl ve bataklıklarda yaşayan bir ördek cinsi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çalıhorozu, (zool). Tetrao urogallus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek çabuk, hemencecik, derhal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lickety split.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very quickly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lüzumsuz yere çok söyleyen, geveze, ağzı durmaz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Ieş, ceset (küçümseme ile); vücut, gövde (bugünkü dilde küçümseme veya şaka olarak); enkaz (gemi vb); bina iskeleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tellâl, çığırtkan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kansere sebep olan madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. -mata, -mas) (tıb). habis ur, kanser.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kanser tümörlerinin vucuda yayılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارچوبه] çerçeve.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boşu boşuna harcanan, israf: Çarçurun lüzumu yok. Çarçur etmek = İsraf, boşuna harcamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allowance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pocket money. packet money. pocket cash. spending money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «çâr-çûbe» den olduğu zannolunuyor).

1.Cam yahut ayna veya tabla denilen oymalı, tahta takılmaya mahsus doğrama kafesi. Pencere, kapı, ayna, levha, resim çerçevesi. Korniş.

2.Basmacı tezgâhı. Çerçeve kâğıdı = Cam yerine çerçeveye takılan yağlı kâğıt.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frame. casing. mount. rim. skeleton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frame. mount. rim. setting. window frame. sash. limits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frame. outline. window frame. sash. cadre. casing. chassis. framing. mount. mounting frame. framework.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kirletici emisyonlarının denetimi bağlamında amaçlanan sınırlamaların uygulanmasında, belirli kirleticilerin çıkış kaynaklarından ziyade bunların etkiledikleri alanların ele alınması gerektiğini savunan yaklaşım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

framer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeye çerçeve geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frame. to frame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to frame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çerçevesi olan: Çerçeveli resim, levha.

2.Kenarı cetvelli, Çizgili.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frameless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ufak tefek satılık eşya.

2.Böyle eşya satan tuhafiyeci.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haberdasher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peddler. hawker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedlar. peddler. mercery. mercer. monger. tradesman. trucker. haberdasher. trader. haberdashery. hawker. sundryman. hardware. small dealer. general dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ufak tefek şeyler satan tuhafçı, pilever.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

street industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

courageously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heroic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Mücevherci, elmas vesair kıymetli taşlar ve bunları hâvî tezyinat yapan ve satan adam: Cevâhircilerde aramalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cevahirci sanat ve ticareti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mangal kömürü; kara kalem; kara kalem resim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kilise; kilise ayini; herhangi bir Hıristiyan mezhebi; cemaat; din adamlığı; dinsel örgüt. church'goer (i). kiliseye muntazam giden kimse. church'man (i). kilise azası. church'warden (i). kilise mütevellisi. church'yard (i). kilise bahçesi ve me

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kiliseye getirmek; kilise disiplinine tabi tutmak; kilisede şükran duası etmek (bilhassa doğumdan sonra kadınlar).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koyun ve sığır ciğerlerinin, yürek ve bumbarının satıldığı yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seller of liver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yalnız kendi çıkarını düşünen kimse: Sakın ona iş yaptırma, çıkarcının biridir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-seeking. calculating. expedient. interested. mercenary. number one. politic. sordid. utilitarian. self-seeker. profiteer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sordid. self-seeker. selfish. self-interested. self-seeking. manipulative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asocial. fence stroddler. on the make. pusher. sordid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-seeking. self-interest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expediency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(edat)., (z)., (kıs. ca.,c veya c). dolaylarında, takriben, aşağı yukarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çerkezistan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). Çerkezce; Çerkez; (s). çerkezlerle veya çerkezce ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i Homer'in ''Odisesinde sihirli bir icki ile erkekleri domuz sekline sokan buyücü kadın; tehlikeli buyucü kadın Circean s büyücu kadın gibi veya ona ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Büyük fıçıları kaldırmaya mahsus kancalı zincir veya halat.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). halka şeklinde; (bot). filizlerinin ucu kıvrılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büsbütün çıplak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Orakböceği. mec. Geveze, çok söyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Zincir donanmalı demir pranga.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Daimî surette ve kesilmez bir ince ses çıkaran şey. 2.İnce bir sesle çağlayarak akan su.

3.Ot çekirgesi. 4.Ağzı durmaz, geveze, çok söyler.

5.Hamurcuların kısa ve kalın oklavası’, merdâne. Çırçır gözlemesi = Bir nevi gözleme.

6.İçinde pamuk kozası ayıklanan sepet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gin. spring. cricket cırcırböceği.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cotton gin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tree cricket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cricket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). daire çember, halka; bu şekildeki herhangi bir cisim; ring, meydan; etki sahası; devir: hale; muhit, grup; (coğr). paralel dairesi; (astr). gök cisimlerinin yörüngesi; gök cisimlerinin kendi etraflarında dönmeleri. great circle (coğr). büyük dair

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). etrafını çevirmek, kuşatmak; etrafında dolaşmak; devretmek, dönmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük daire, halkacık; daire şeklinde olan baş süsü, taç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). devretmek, dolaşmak; turneye çıkmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). daire; ring seferi bir yerden kalkıp gene aynı noktaya dönme; turne; gezici hâkim veya papazın yaptığı mutat seyahatler; gezici hakim veya papazlar; (elek). devre. circuit breaker devre kesici anahtar. circuit court şehirden şehre giden mahkeme. cir

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dolaylı, dolambaçlı. circuitously (z). dolaylı olarak. circuitousness (i). dolaylılık. circuity (i). dolaylı oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). daireye ait, daire şeklinde, yuvarlak; bir daire içinde hareket eden; dolaylı, dolambaçlı; belirli bir muhit ile ilgili; (i). sirküler tamim genelge. circuIarly (z). dairevi olarak. circular measure daire olçüsü. circular saw daire testere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sirküler yollamak: sirküler halinde kaleme almak. circulariza'tion (i). sirküler yollama. circularizer (i). sirküler yollayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). deveran etmek dolaşmak, cevelân etmek; dağıtmak, elden ele geçirmek: dolaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). devir deveran dolaşım; (s). devreden, dolaşan. circulating library dışarıya kitap veren kütüphane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). devir, deveran, dolaşım cereyan; kan dolaşımı; tedavül, piyasadaki para miktan; kitap verme; dağıtım miktarı, tiraj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). devir ettirici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dolaşıma ait: kan dolaşımına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). etrafını çeviren, kuşatan, ihata eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). etrafım dolaşmak; tavaf etmek. circumambula'tion (i). etrafını dolaşma. circumam'bulatory (s). etrafını dolaşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). , (şaka). dolambaçlı yol; boş laf etme dolaylı bir şekilde meramını anlatma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sünnet etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sünnet. the Circumcision 1 Ocak'ta kutlanan dini bir bayram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). daire çevresi. circumferen'tial (s). daire çevresine ait veya onunla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (f). uzatma işareti; (s). uzatma işareti ile ilgili; eğri, çarpık; (f). etrafına dolamak; uzatarak telaffuz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). birbirinin etrafında akan; etrafı su ile çevrilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). etrafına dökmek (su); etrafını bir sıvı ile çevirmek. circumfu'sion (i). etrafına dökme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). civarda olan, etraftaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dolambaçlı yoldan konuşma, gereksiz kelimeler kullanma; dolambaçlı söz veya deyim. circumlocutory (s). dolambaclı söz gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). denizden etrafını dolaşmak. circumnaviga'tion (i). denizden etrafını dolaşma. circumnavigator (i). denizden etrafını dolaşan kimse. circumnutate.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kutupların etrafında olan, dolaykutupsal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). etrafına çizgi çizmek, daire içine almak; sınırlamak; çemberlemek; (geom). bir şeklin etrafına diğer bir şekil çizmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). etrafını çizme, daire içine alma; çevreleme;sınırlama, tahdit; para veya mühür üzerinde bulunan daire şeklindeki yazı; sınır çizgisi; mıntıka, bölge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). güneşin etrafında olan veya dönen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dikkatli ihtiyatlı, tedbirli. circumspec'tive (s). dikkatli. cir'cumspect'ly (z). dikkatle. circumspec'tion (i). dikkatlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hal, durum, keyfiyet, şart, vaziyet; vaka, olay; teferruat, ayrıntı. Circumstances aIter the case Olaylar kararları değiştirir. under no circumstances hiç bir surette. under the circumstances bu şartlar altında. pomp and circumstance debdebe ve tant

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). durumla ilgili; teferruata dair, ikinci derecede önemi olan; ayrıntılı, mufassal. circumstantial evidence ikinci derecede deliller. circumstantially (z). durumla ilgili olarak. circumstantially (i). durumla ilgili oiuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tafsilatlı olarak izah etmek; delil ileri sürerek desteklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (f). etrafına siper çekili, etrafı çevrili; (f). etrafına siper çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tuzağa düşürmek; hile ile önüne geçmek, atlatmak; etrafını dolaşmak. circumventer circumventor (i). tuzağa düşüren kimse; atlatan kimse. circumvention (i). tuzağa düşürme; atlatma. circumventive (s). tuzağa düşürücü; atlatıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dönmek, deveran etmek, dolaşmak. circumvolu'tion (i). bir merkez etrafında dönüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sirk; sirk gösterileri: sirk pisti; arena; (ing). meydan; gösteri, numara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bileşikgillerden, bir kır bitkisi (achillea millefolium).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milfoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(yaraotu): Bileşikgillerden; çeşitli türleri olan bir kır bitkisidir. Kuru topraklarda, yol kenarında yetişir. Yaprakları uzun ve parçalıdır. Çiçekleri beyaz ve pembedir. Kandil şeklinde gruplaşmıştır. Kokusu çok güzeldir. Hekimlikte dal, yaprak ve çiçekleri kullanılır. İçinde Achillein denilen acı bir madde vardır. Kullanıldığı yerler: Hazımsızlığı ve kansızlığı giderir. Kanı temizler. Balgam söktürür, öksürüğü keser. Sinirleri ve vücudu kuvvetlendirir. Bağırsak ve mide gazlarını giderir. İshali keser. Basur memelerini tedavi eder. Kızamık, boğmaca, raşitizm, albasması, aybaşı gecikmesi ve kemik hastalıklarında faydalıdır. İdrar söktürür. Yaraları iyileştirir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (eski ve leh). tırmalamak; küfretmek, sövmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kolalamak, kolalayıp ütülemek. clearstarcher (i). kolacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Turpgillerden yabani bir bitki, kuş ekmeği (thlaspi).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). zorlamak, mecbur etmek; baskı altında tutmak, tazyik etmek. coercion (i). tazyik, zorlama, baskı. coercionist (i). baskı politikası taraftarı. coercive (s). cebri, zorla yapılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sığırcık (galat olarak sığırcık dediğimiz kuşun adı; asıl mânâsı «çekirge kuşu» dur).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). renkli televizyon yaymı; (f). renkli televizyon yayım yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ticaret, iş, alım satım; toplumsal ilişkiler; cinsel ilişki. chamber of commerce ticaret odası. domestic commerce iç ticaret. foreign commerce dış ticaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). alışveriş etmek; ilişkide bulunmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). ticari; (i). radyo veya televizyon ilânı. commercial college ticaret öğretimi yapan yüksekokul .commercial law ticaret hukuku. commercial paper kıymetli ticari vesika; kısa vadeli ticari senet; emre yazılı senet; poliçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ticari gelenekler; ticari tutum; ticari terim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). -ise (f).ticarileştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). müşterek vârislik; ortaklık; müşterek mülk sahipliği. coparcener (i). müşterek varis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çakmaklı topun zemberek ipi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mısır nişastası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşı suçlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). karşı koymak; bir daha kontrol etmek; (i). engel; tekrar kontrol etme. counter check bankadaki hesaptan para çekmek için düzenlenip müşterilere imzalattırılan zimmet fişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (huk). karşı dava; (f). karşı dava açmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s). saat yelkovanının ters yönünde, sola doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anafor, ters akıntı; ters eğilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boş yere sarfolunan, zâyî, telef, heder yazık: O kadar kâğıdı çocuklar çurçar ettiler. Şimdi «çarçur» deniyor.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). meyvalara zarar veren bir cins böcek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zerdecap, zerdeçal, Hint safranı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Türk musikisinde 10 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sarhoş oyunu, yaygaralı ve gülünç hora: Curcuna tepmek; curcuna havası.

2.Kavga, gürültü patırdı, rezalet: Curcunaya kalkmak, çıkmak, çevirmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hysteria. pandemonium. thick. whirl. uproar. hubbub. carousal. clambake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde curcuna usulünün son iki darbının yer değiştirdiği usul. (bk.) Curcuna.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lapina familyasından bir deniz balığı (crenilabrus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çobanların yiyeceklerini, hokkabazların oyun Aletlerini koydukları deriden küçük torba.

2.Köylü kadınların çocuklarını koyup omuzladıklari meşin torba. Devedağarcığı = Kuduz devenin dili altında sarkan kese.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wallet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repertoire. leather bag. repertory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins dağ serçesi, büyük asfur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixed charge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Aceleci, sıkıntılı. 2.Serçe.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Baharattan maruf kabuk ki, yakıcı ve lezzetli olup, toz hâlinde kullanılır, (bk.) Tarçın. Aslının dârû-yi Çin olduğu söylenirse de aslı Çin darısı anlamına gelen «dâr-ı Çin» dir. Tarçın suyu eskiden keyif verici bir içki olarak kullanılırdı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دارچين] tarçın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (asıl demek ve komak fiillerinin mazileridir).

1.Boş söz. Ar. kiyl-ü-kaal, Fars. güft-ü-gû.

2.Şunu bunu çekiştirme, nemmâmlık, suhançinlik, laf getirip, götürme, laf toplama.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gossip. tale. tittle-tattle. tittletattle. dirt. grapevine. grapevine telegraph. hearsay. report. rumor. rumour. scandal. scuttlebutt. talk. tattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gossip. rumour. scandal. tale. tittle-tattle. whisper. rumor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gossip. rumour. tittle-tattle. backbiting. broadcast. chit chat. clatter. on the cry. dope. old gossip. hearsay. rumbling. scandal. tale. tittle tatle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gossip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gossip. vent a tale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dedikoduyu sever. Osm. nemmâm, suhançtn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gossipy. scandalous. gossipper. gossipmonger. scandalmonger. taleteller. back biter. backbiter. tittle-tattle. babbler. newsmonger. peddler. pedlar. retailer of news. talebearer. tattler. telltale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gossip. scandalmonger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gossiper. flibbertigibbet. scandalmonger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gossipy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

time after time. over and over. again and again. time and again. numbers of times. times without numbers. tons of times. scores of times. for the nth time. for the umpteenth time. repeatedly. always. fast. heaps of times.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repeatedly. again and again. over and over again.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

time and again. on a number of occasions. again and again. at different times. dozens and dozens of time. plenty of times. on more scores than one.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (huk). zorla alıkoymak (başkasının malını), zorla geri tutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hudut çizmek; ayırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hudut tayini, sınır çekme. Iine of demarcation sınır çizgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr). diplomatik hareket, siyaseti değiştiren adım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Demirağ).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Demiri işleyip çeşitli Alet ve eşya yapan sanatkâr. Ar. haddâd, Fars. Ahen-ger: Demirci dükkânı, demirci körüğü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blacksmith. ironsmith. forger. hammersmith. smith. smithy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blacksmith. smith. ironmonger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ironworker. hardware dealer. ironmonger. dealer in construction iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smith's vise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Demir işleyip ondan çeşitli Alet ve eşya yapmak sanatı, demirci sıfat ve işi: Demircilik her memleketin en fazla muhtaç olduğu bir sanattır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smithery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ironworking. the hardware business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [درج] içine alma, biriktirme. derc edilmek içine alınmak. derc etmek içine almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Sokma, dâhil etme, araya sıkıştırma: Yazacağınız mektuba şunu da dercedin. O kaideyi kitabına dercetmemiştir.

2.Bir makale veya fıkrayı gazeteye koyup neşretme: Bu havadisi gazeteye dercettiler. Falân gazete dercetmiştl.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DER-CENG-İ EVVEL) (i. F. A.) (eskimiştir). Her şeyden önce, daha işe başlar başlamaz.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Government Debt Securities)

Devletin cari yıl bütçe kanununa dayanarak, bütçe açıklarının finansmanı amacıyla çıkarmış olduğu borçlanma senetlerinin genel adıdır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Government Debt Securities Indices)

Bu tür menkul kıymetlere yatırım yapanlarının kıymetleri fiyat ve getirilerindeki gelişmeleri basit ve anlaşılabilir göstergeler yardımıyla izleyebilmelerini sağlamak amacıyla oluşturulmuşlardır. Ayrıca yatırımcıalrın sabit getirili menkul kıymetlere yaptıkları yatırımlar ile diğer yatırım seçenekleri arasında kolay karşılaştırma yapabilmelerini sağlar.


Finansal Terim by

Teknolojik Terim

Benzersiz Sony algoritmalarını kullanan DRC, standart tanımlamalı bir TV sinyalinden yüksek tanımlamalı TV görüntüsü oluşturmaya çalışır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dictatorial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dictatorial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tongue twister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slip of the tongue. lapse. lapse of the tongue. malapropism. parapraxis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Dilekte, istekte bulunan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Dır dır etmeyi huy edinmiş olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foreign debt. external debt. overseas debt. oversea loan. oversea debt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

external borrowing. foreign indebtment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toothbrush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toothbrush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). boşama, boşanma, talâk; ayrılma, ayrılık; (f). boşamak; ayırmak; ayrılmak; alâkasını kesmek. divorcee (i). boşanmış kimse. divorcement (i). boşama, boşanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

segment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DOKURCİN) (i.).

1.Do kuzar yani on sekiz taşla oynanılan dama gibi bir oyun, üçleme de denir.

2.Buğday demetleri yığını, çeç.

3.Gelin çeyizi kafesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turnspit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Görücü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mücevher kutusu, hokka şeklindeki küçük kutu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Canlı kal, ömrün uzun olsun.*

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) Duvar ve kâgir yapı yapan sanatkâr: Duvarcı ustası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bricklayer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mason. bricklayer. stonemason. mason bond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mason. stonemason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Duvar ve kâgir yapı yapan adamın sanatı ve mesleği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bricklaying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ درج] kutu. 2.mücevher kutusu. 3.sevgilinin küçük ağzı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Zaman kodu, çekildikleri ve kasetin alt-kod sektörüne kaydedildikleri sırada her bir görüntüye otomatik olarak bir numara verilmesidir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kamera modundan çıkmadan kaseti ileri ve geriye doğru izleyebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Eğer yapan ve satan sanatçı, saraç.

2.Bir büyük dairede at takımlarına bakan adam. Saraç başı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.). Her ne kadar... Olsa da... vâkıa... ise de: Eğerçi öyle ise de... Gerçi öyledir ama... Bazan bunu eki, kim» bağlama harfi takip eder: Gerçi kim şiir değildir ol kelâm — Nazm-ı şâirde ne mümkin ol nizâm. Şiirde sonra gelmesi de câizdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

İnsan ya da hayvan figürünü, kas yapısını göstermek amacıyla derisi yüzülmüş olarak betimleyen anatomik çizim. 15.yy.da Batılı sanatçıların anatomiye ilgilerinin artmasıyla atölyelerde bu türden yapma modeller kullanma geleneği yerleşmişti. Özellikle Leonardo Da Vinci gibi birçok sanatçı böyle modellerden çizim yapmıştır. Ekorşe figür çalışmalarının en önemli örneği, George Stubbs`ın (1724-1806) Anatomy of the Horse (1766; Atın Anatomisi) adlı aside yedirme baskı dizisidir. Stubbs, bu çalışması için yaklaşık 10 yıl boyunca hayvan kadavralarını incelemiş, 18 ay da çizim yapmıştır. Özgün çizimleri bugün Londra Kraliyet Akademisinde bulunan bu dizi, özellikle veterinerler ve hayvan ressamları arasında gerçeğe uygunluğuyla ün yapmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Demir çivi yapan veya satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yalıçapkını yahut iskele kuşu da denilen kuşun adı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. etrafını çevirmek, kuşatmak, sarmak, ihata etmek; etrafını dolaşmak, devretmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuşatma, ihata. policy of encirclement kuşatma politikası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

End Search (Son Araması) işlevi etkinleştirildiğinde, kaset otomatik olarak son kaydedilen görüntünün sonuna geçer. Bu görüntünün son iki saniyesi oynatılır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mecbur etmek, icbar etmek; zorla almak veya yaptırmak; uygulamak, tatbik etmek, yerine getirmek, yürütmek; kuvvetlendirmek. enforceable s. uygulanabilir, tatbik edilebilir. enforcement i. uygulama, tatbik. law enforcement officer polis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Yunanistan'da vali; Rum Ortodoks kilisesinde piskopos. eparchy i. eski ve bugünkü Yunanistan'da vilâyet; Rum Ortodoks kilisesinde piskoposluk bölgesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. T. felsefe). Filozof Epikür tarafından kurulan ve talebeleri tarafından geliştirilen doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Kadir, kıymet, değer.

2.(zooloji) Gergedan.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ارج] değer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «râcih» len itaf.). Daha veya pek çok tercih edilen, tercihe lâyık: O da iyidir, lâkin bu, ondan ercahtır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Canlı, diri, sıhhatli erkek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Erkence, biraz erkence, (bk.) Er.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çelik gibi güçlü erkek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ercümend.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sert, güçlü erkek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çevik, hızlı erkek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(t.f.i.) (Erkek İsmi) - Cihanın tanıdığı erkek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Merdiven, basamak. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(t.f.i.) (Erkek İsmi) - Genç erkek.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ارجمند] değerli, saygın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Muhterem, muazzez, şerefli, değerli, saygı değer (aslı: ercmend).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Muhterem, şerefli, itibarlı, haysiyetli, seçkin, saygın, değerli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

ERCUVANİ (i), (bk.) Erguvan, erguvanı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) 1.Erguvan çiçeği. 2.Kızıl şey. 3.Kırmızı kadife. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ارجمند] değerli, saygın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simultaneously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concurrence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Esericedit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Köle ve halayık alıp satan kimse, esir taciri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Köle alım satımı ve ticareti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az esmer, buğday rengine çalan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seller. buyer or user of hashish or narcotics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aynı zaman süresi içinde geçen olay: Saat sarkacının hareketi eşzamandır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kabile reisi, başkan, şef; vali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tar.) Bizans İmparatorluğu devrinde Afrika veya İtalya'da genel vali; Ortodoks kilisesinde yüksek rütbeli piskopos. exarchate (i.) böyle bir valilik, il veya piskoposluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) uygulama, tatbik, icra, yürütme, ifa, yerine getirme, kullanma;talim, alıştırma egzersiz; beden terbiyesi, jimnastik, idman; deney, tecrübe; (çoğ.) tören; (f.) icra etmek, ifa etmek, ettirmek, yaptırmak;idman yapmak, egzersiz yapmak; hareket et

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) egzersiz, pratik, işletme (bedeni veya zihni) talim yetiştirme,eğitim; edebi kabiliyet gösterisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dualarla defetmek,okumakla çıkarmak (cinleri); cinlerden kurtarmak; (nad). çağırmak (cinleri). exorcismi dualarla defetme (cinleri); böyle dua.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dersi anlar anlamaz ezber etmeyi Adet etmiş talebe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

who learns parrot fashion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). saçma sapan sözlerle süslemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., tiyatro gülünçlü tiyatro oyunu, fars; maskaralık, saçma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr). şakacı, muzip; gülünçlü tiyatro oyunu yazan veya oynayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gülünç, tuhaf, maskaralık kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (bayt). atlara mahsus bir çeşit çıban.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kısa kesilmiş bir saç modeli (kadın).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self sacrificing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Fener satan veya yapan kimse.

2.Deniz feneri bekçisi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lighthouse keeper. lighthouseman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kadının ve dişi hayvanın cinsiyet organı (Arapça’da erkeğinkine de derler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulva.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فرج] yarık. 2.vajina.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kadınların üreme organlarının dış kısmının kaşınması; döl yolundan gelen akıntıdan kaynaklanabilir. Ayrıca, böyle bir neden olmadığı halde kullanılan sabun ve iç çamaşırın cinsi de kaşıntıya neden olabilir. İç çamaşırı veya kullanılan sabundan kaynaklanan ferç kaşıntılarında; bunları kullanmamakla şikayet ortadan kalkar. Diğer kaşıntılarda aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Bal, zeytinyağı.

Hazırlanışı : 1 çorba kaşığı süzme bal ile 1 tatlı kaşığı zeytinyağı karıştırılır. Günde üç kere ferç’in çevresine ve içine sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Son, Ar. Akibet, Fars. encâm. Bed-fercâm, nâfercâm = Akibeti iyi olmayan, bedbaht, talihsiz, uğursuz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فرجام] son, akıbet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Yarık, şak.

2.Girecek yer, medhal.

3.Açıklık, ferahlık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. ferce = girecek yer, Fars. yâften = bulmak). Girecek yer bulan, fırsat bulan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şiddetli, hiddetli, sert, vahşi; öfkeli: hararetli, şevkli, ateşli; argo çok berbat. fiercely (z). şiddetle, sert bir şekilde. fierceness (i). şiddet, sertlik, vahşet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brush. whisk. scrub. tongue-lashing. rating. scolding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elbise, diş vesaire temizlemeye, boya vesaire sürmeye mahsus kıldan veya sama. ve hasır gibi şeylerin tellerinden yapılmış Alet: Elbise, saç fırçası, diş, fırçası, boyacı, badanacı fırçası, ressam fırçası, zamk fırçası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brush. scrub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Fırça ile temizlemek: Elbiseyi, dişleri fijrçalamak lâzımdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brush. scrub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to brush. scrub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fırça ile temizlenmek: Bu palto fırçalanmıyor. Kendi elbisesini fırça ile temizlemek: Saatlerce fırçalamak Adetidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be brushed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Fırça ile temizletmek: Bu elbiseyi iyice fırçalatmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başı büyük ve gagası kalın, ispinoza benzer bir cins kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Flurcin.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güç, kuvvet, kudret; zor, cebir şiddet, baskı, tazyik; hüküm, tesir; (fiz). güç, kuvvet. force feed (mak). tazyikli yağlama, force majeure karşı konulmaz kuvvet, fors majör. force pump (mak). alavereli tulumba, baskılı tulumba. force of circumstam

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). zorlamak, icbar etmek, mecbur etmek; tazyik etmek, sıkıstırmak; zorla almak; ırzına geçmek; (bahç). suni usullerle turfanda meyva, sebze ve çiçek yetiştirmek. force a smile zorla gülümsemek. force ones hand acele karar vermeye zorlamak. force on

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). zorla yedirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kuvvetli, şiddetli, güçlü; etkili, tesirli. forcefully (z). kuvvetle, şiddetle, zorla. forcefulness (i). kuvvet, şiddet, güç; etkili oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). baharatlı kıyma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). pens forseps.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). zora dayanan: mecburi; canlı; etkili, tesirli, ikna edici. forcibleness (i). mecburi oluş; etkili oluş; canlılık. forcibly (z). zorla, mecburi olarak; etkili olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, f çatallanmış, dallanmlş; f çatallanmak, aynlmak fur ca'tion i çatallanma, dallanma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. oğlan, delikanlı; garson; uşak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a kısa) (i.). Dinsiz olan kâfir ve putperestlerin tarz ve usûlünde veya dilinde olan: Gâvurca itikat, kitap, yazı. Kâfir ve dinsizlerin tarz, hal ve dilinde: Gâvurca ibadet etmek, konuşmak, yazmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elapsed time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

past times.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

past.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

past.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

fiz. radyoaktivite öIçme aracı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

futurity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

future time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simple present tense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

false claim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

truthful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Doğru, Ar. sahîh, vâkî, muhakkak: Gerçek haber, gerçek söz.

2.Sahte olmayan, hakiki, halis: Gerçek altın, gerçek sırma. Gerçek insan.

3.Sadık, yalan söylemez: Gerçek adam, gerçek dost, gerçeksiniz.

4.Gerçekten, doğru, hakikaten: Gerçek söylüyorum. Gerçek geldi mi? 5ı Tamam, iyi hatırıma geldi: Gerçek size bir şey söyleyecektim. Gerçek, o iş nasıl oldu?

6.Doğruluk, sıhhat, hakikat: Gerçeği söylemek. Gerçekten = t. Filvâkî, filhakika, hakikaten: Gerçekten öyledir.

2.Hakikî, sahih, sahte olmayan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

true. real. factual. original. actual. authentic. genuine. rightful. truthful. right. exact. proper. literal. bona fide. dinkum. earnest. honest-to-god. honest-to-goodness. intrinsic. pucka. pukka. sincere. sterling. straight-out. substantial. tangib.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actual. authentic. effective. fact. genuine. gospel. heartfelt. intrinsic. lowdown. outright. positive. proper. real. reality. regular. sincere. substantial. tangible. true. truth. veritable. virtual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

real. authentic. genuine. true. actual. actuality. true copy. dinkum. essence. fact. factual. faithful. point of fact. positive. proper. reality. right. serious. sincere. solid. straight out. tangible. truth. truthful. veracity. veritable. verity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unrealistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fanciful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

factitious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Gerçek Görüntü İşlemcisi, tıpkı bir PC’deki işlemci gibi, fotoğraf makinesinin temel işlevlerini yürüten bir çiptir. Başlatma süresini, fotoğraf makinesinin çalışma hızını ve güç tüketimini kontrol eder. Daha iyi renk gösterimi ve gelişmiş sinyal-parazit oranı sunarak yüksek kaliteli fotoğraflar sağlar. İşlemci, fotoğraf makinesinin hızlı başlatma süresine ve minimum deklanşör gecikmesine (düğmeye basılması ile resmin gerçekten çekilmesi arasında geçen süre) sahip olmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

real person. natural person. physical person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Gerçek Renk İşlemesi özelliği inanılmaz renk gösterimi sağlar. Tüm görüntüyü değiştirmeden, ekranda belirli renkler üzerinde ince ayarlar yapılabilmesine olanak sağlar. Örnek olarak, suyun rengini etkilemeden, gökyüzündeki mavi ayarlanabilir ve çimlerin rengini değiştirmeden, yeşil daha göze çarpar hale getirilebilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Doğru ve sadık, hakiki, halis, yalandan ve sahte olmayan: Gerçekçi elmas, gerçekçi dost (şimdi bu mânâ ile değil, Fr. realiste karşılığında kullanılıyor).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

realist. realistic. down-to-earth. exact. hard-headed. literal. matter-of-fact. practical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

realist. realistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

realist. realistic. down- to-earth. down to earth. tough- minded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Düşünceleri gerçek birer varlık sayan bir ortaçağ felsefesi. 2.Tabiatı olduğu gibi aksettirmeyi hedef tutan sanat kolu. Fr. r£alisme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

realism. literalism. literalness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

realism. reality. realism realizm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

realism. reality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verification. confirmation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tasdik etmek, doğrulamak, Osm. teyit etmek, tahkik etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to confirm. to verify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Doğru çıkmak, doğruluğu, sıhhati ortaya çıkmak; sahihleşmek, tahakkuk etmek: Haber gerçeklendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

realization. materialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fruition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

realization. fulfilment. fulfillment. accrual. fruition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tahakkuk etmek, gerçek hale gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materialize. actualize. come true.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become true. to materialize. to eventuate. come to the fruition. to come true.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

realization. fulfilment. fulfillment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

realization. substantiation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fulfilment. implementation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

realization. fulfilment. implementation. implementing. realizing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Tahakkuk ettirmek, gerçek haline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

realize. make real. achieve. actualize. materialize. carry out. carry through. effect. effectuate. execute. follow out. follow through. put into practice. substantiate. verify. practice. practise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effect. execute. fulfil. realize. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

implement. perform. to realize. to make real. actualization. actualize. effectuate. implement. substantiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doğruluk, sıhhat, hakikat: Bu sözün gerçekliğini temin edebilir misiniz?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actuality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

truth. realty. reality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reality. actuality. authenticity. truth. veracity. verity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in fact. actually. in reality. in practice. in point of fact. in effect. practically. in sober fact. in sooth. in sooth to say. substantially. verily. in very deed. virtually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

essentially. in reality. in actual fact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in fact. in point of fact. in actuality. in actual fact. as it is. de facto. in effect. essentially. as a matter of fact. fundamentally. in essence. in practice. virtually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sahiden, gerçek olarak, filhakika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

really. truly. actually. honestly. in fact. for real. indeed. in very deed. forsooth. genuinely. honest. in point of fact. quite. real. regularly. in sooth. sure enough. true. of a verity. yea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actually. honestly. indeed. literally. positively. properly. really. simply. truly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

really. truly. indeed. actually. in deed. sure enough. in the flesh. honestly. literally. positively. quite. simply. sincerely. verily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surreal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surrealistic. surreal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surrealistic. surreal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surrealist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surrealist. surrealistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surrealism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.). Her ne kadar, ise de: Gerçi ağır bir şey ise de çaresi olmadığından tahammül etmeli. Eski nesir ve nazımda «gerçi kim» ve «gerçi ki» suretinde de kullanılır: Gerçi kim şiir değildir o kelâm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

albeit. although. though. tho'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گرچه] her ne kadar, ise de, gerçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe) (uyd. k.). Determinist.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe) (uyd. k.). Determinizm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determinism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guitarist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Eski kabadayılar göğüslerini ustura ile tıraş ederler, yalnız bir tutam kıl bırakmayı ihmal etmezlerdi. Buna „göğüs perçemi’ derlerdi. Bu perçeme mali güçlerine göre boncuk ya da pahalı inciler takarlardı.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

viewfinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grammarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, eski Eyvallah ! Sağol ! Çok teşekkür ! Allah Allah !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engraver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Barut yapmaya yarayan bir madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saltpeter. potassium nitrate. nitre. niter. saltpetre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for days.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Ana direğin mavuna kolları üzerine omurgaya aykırı olarak konulan ağaçlar ki, çanaklık bunların üzerine oturur.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çok büyümüş, gelişmiş, serpilmiş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi.). Güneybatı Kafkasya’da bir ülke ki, Gürcü denilen ve Gürcü dili konuşan bir milletin yurdudur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

georgia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Georgia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güneybatı Asya’da Karadeniz kıyısında, Türkiye ile Rusya arasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 42 00 Kuzey enlemi, 43 30 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Güneybatı Asya.

Yüzölçümü: toplam: 69,700 km².

Sınırları: toplam: 1,461 km.

sınır komşuları: Ermenistan 164 km, Azerbaycan 322 km, Rusya 723 km, Türkiye 252 km.

Sahil şeridi: 310 km.

İklimi: Ilıman ve sıcaktır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karadeniz 0 m; en yüksek noktası: Mt’a Mqinvartsveri (Kazbek dağı) 5,048 m.

Doğal kaynakları: Orman, hidro enerji, manganez, demir, bakır, kömür, petrol.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %11.51.

daimi ekinler: %3.79.

Diğer: %84.7 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 4,690 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: depremler.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 4,661,473 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %-0.34 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -4.54 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 17.97 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 76.09 yıl.

Erkeklerde: 72.8 yıl.

Kadınlarda: 79.87 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.42 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.01 den az (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 3,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den az (2003 verileri).

Ulus: Gürcü.

Nüfusun etnik dağılımı: Gürcü %70.1, Ermeni %8.1, Rus %6.3, Azeri %5.7, Osetin %3, Abkhaz %1.8, diğer %5.

Din: Gürcistan Ortodoksları %65, Müslümanlar %11, Rus Ortodoksları %10, diğer %14.

Diller: Gürcüce %71 (resmi), Rusça %9, Ermenice %7, Azerice %6, diğer %7.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %100.

erkekler: %100.

kadınlar: %100 (2004 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi adı: Gürcistan Cumhuriyeti.

Yerel adı: Sak’art’velo.

Eski adı: Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti.

ingilizce: Georgia.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Tiflis.

İdari bölümler: 53 bölge, 9 şehir ve 2 bağımsız cumhuriyet ; Abashis, Abkhaziai (Sokhumi), Adigenis, Ajaria (Bat’umi), Akhalgoris, Akhalk’alak’is, Akhalts’ikhis, Akhmetis, Ambrolauris, Aspindzis, Baghdat’is, Bolnisis, Borjomis, Chiat’ura, Ch’khorotsqus, Ch’okhatauris, Dedop’listsqaros, Dmanisis, Dushet’is, Gardabanis, Gori, Goris, Gurjaanis, Javis, K’arelis, Kaspis, Kharagaulis, Khashuris, Khobis, Khonis, K’ut’aisi, Lagodekhis, Lanch’khut’is, Lentekhis, Marneulis, Martvilis, Mestiis, Mts’khet’is, Ninotsmindis, Onis, Ozurget’is, P’ot’i, Qazbegis, Qvarlis, Rust’avi, Sach’kheris, Sagarejos, Samtrediis, Senakis, Sighnaghis, T’bilisi, T’elavis, T’erjolis, T’et’ritsqaros, T’ianet’is, Tqibuli, Ts’ageris, Tsalenjikhis, Tsalkis, Tsqaltubo, Vanis, Zestap’onis, Zugdidi, Zugdidis.

Bağımsızlık günü: 9 Nisan 1991 (Sovyetler Birliği).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 26 Mayıs (1918).

Anayasa: 17 Ekim 1995.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: BSEC (Karad


Ülke by

Türkçe Sözlük

(GÜRCİ) (hi.). Güney Kafkasya’nın Gürcistan ahalisinden olan ve Gürcü ce konuşan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

georgian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Georgian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gürcistan ahalisinden veya bu ahalinin soyundan olan. Gürcistan ahalisine ait.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi.).

1.Gürcülerin tarz, usûl veya dilinde olan, Ar. ve Fars. Gürcî. Gürcülerin tarz, usûl ve dilinde: Gürcüce söylemek, giyinmek.

2.Gürcü dili: Gürcüce Kafkas dillerindendir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

georgian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gütaperka ağacından elde edilip tecrit maddesi olarak kullanılan beyaz öz, Sumatra zamkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Arabanın akü bağlantısından her ayrıldığında kafa biriminin ayarlanması için bir kod girilmesini gerektiren çalınmayı önleme çözümü.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Güzelliği ve etinin lezzetiyle tanınmış kuş ki, yabânî ve evcil olarak birçok cinsi vardır ve bazıları pek süslüdür. Ar. hamâme, fâhte, Fars. kebûter: Beyaz, siyah, paçalı, sorguçlu, ters tüylü güvercin, güvercin beslemek. Güvercinotu = Bir cins mine çiçeği. Güvercin budu = Bir cins yumurtalı köfte. Güvercin gerdanı = Yeşil ile mavi ve pembe arasında değişen renk, böcekkabuğu renginin daha güzeli ki, canfeste olur. Posta güvercini = Haberleşmede kullanılan güvercin, Fars. kebûter-i nâme-ber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pigeon. dove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dove. pigeon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pigeon. rock dove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(jatrorrhiza palmata): Jatrorrhiza palmata adlı bitkinin köküdür. İçeriğinde kolombin ve barberin denilen maddeler vardır. Tadı acıdır. Kullanıldığı yerler: İshali keser. İştahı açar. Mideyi kuvetlendirir. Fazla kullanıldığı takdirde, mide ve bağırsaklara zarar verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Güvercinlerin yatmasına ve yumurtlayıp palaz çıkarmasına mahsus tahtadan evciklere bölünmüş dolap.

2.Piyade kayığının kıçında, öte beri koymaya mahsus dolap ki, küçük bir kamara veya anbar şeklinde olur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dovecote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pigeon-house. dove-cote. dove cote. dovecote. loft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) devletin kadınlar tarafından idaresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Haber veren, haber getiren kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

messenger. forerunner. courier. despatch rider. dispatch rider. dispatch-rider. harbinger. herald. precursor. reporter. runner. summoner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

courier. forerunner. herald. messenger. precursor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

herald. messenger. forerunner. courier. delivery boy. floor manager. harbinger. message bearer. monitor. precursor. summoner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kıldan yapılmış sert bir kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) saç tıraşı; saç kesilme biçimi. I want a haircut. Saçımın kesilmesini istiyorum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curriculum vitae. biography. short autobiography. personal history. life history. enlistment engagement record.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weight-lifter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weight lifter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weight lfiting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Büyük dairelerde aşçıların yalnız hamur işlerini yapanı.

2.Fırında ekmeğin hamurunu yoğurup hazırlayan adam.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mendil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HARÇ) (i. A.).

1.Sarf, bozma: Verdiğiniz parayı tamamiyle harcettim. O paranın hepsi hareoldu mu?

2.(Masdar mânâsında olmayarak): Sarfolunacak para, masraf, harçlık: Çok harç gidiyor.

3.Bir resmî iş için verilen resim: Mahkeme harcı, intikal harcı, İlâm harcı.

4.(Türkçe): Bir şeyin imaline yarayan madde, kereste: Ustaların harcı kalmadığından boş duruyorlar. Yemek harcı.

5.Duvar örmeye ve sıva vesaireye yarayan kireç ile kum veya horasan yahut çamurla saman vesaire karışımı: Duvar harcı, sıv8 harcı, harç yapmak.

6.Elbiseye süs için çeşitli şekillerde dikilen kaytan vesaire: Kadın elbiselerine harç koymak bu sene moda oldu. Avrupa’dan hazır harç gelir. Harcı olmak = Yapabilmek elinden gelebilmek: Bu iş oun harcı değildir. Bu yükü kaldırmak benim harcım değildir. O ata binmek senin harcın mı? (bk.) Harcırah. Harc-ı Alem, harc-ı Am = Herkese göre, elverişli, herkesin kullanabileceği, ipekli elbise harc-ı Alem değildir. Vekilharç = Bir büyük konakta masraf işlerine bakan adam. Harcı içinden çıkmak = Ayrıca masraf etmeye hâcet olmamak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tax. fees. mortar. plaster. daub. grout. tabby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortar. plaster. ingredients. raw materials. expenditure. customs duties. expenses masraf. fees.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ خرج] vergi. 2.masraf.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expense. spending. consumption. outlay. outgo. expenditure. payment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expenditure. expense. outlay. spending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expense. expenditure. outlay. spending. expenses. disbursement. outgoings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. Arapça harc’dan).

1.Sarfetmek, bozmak: O kadar parayı bir günde harcadı. Çok para harcıyor.

2.Birini isteyerek tehlikeye sokmak: O adam beni harcamak istiyor. Bozuk para gibi harcamak = Aynı mânânın mübalağalı şekli.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consume. spend. expend. use up. lay out. waste. dally away. employ. exert. spin out. swallow up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expend. lose. to spend. to expenditure. to expend. to lay sth out. to blow. to waste. to use. to use up. to sacrifice. to kill. to victimize. use up. to waste. to dispanse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spend. to use to kill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being spent. being used up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Masraf etmek, masrafa girmek: Bizi güzel eğlendirdi ama kendisi çok harcandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

go.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be spent / used up / ruined / expended / harmed / killed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خرچنگ] yengeç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yengeç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Adi, ucuz. Harcı ekmek = Ekmeğin Adî ve ucuz çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HARC-I ALEM) (i. A. F.). Herkesin kullandığı, yaptığı, kullanabileceği yahut yapabileceği. O iş harcıâlem, bana göre değil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خرج عالم] herkese açık, herkese uygun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HARC-I RAH) (i. F. Ar. hare = masraf, Fars. râh = yol). Yol masrafı, bir memur veya subayın görevle bir yerden bir yere gitmesi için, rütbe ve maaşı ile ve gideceği mesafeye göre resmen verilen para: Hareket etmek için harcırâhını aldı. Harcırah nizâmnâmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

travel expense. subsistence money. subsistence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

travel allowance. travelling expenses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

travel allowance. travelling expenses. travelling allowance. fare payments. marching money. deadheading pay. per diem allowance. transport allowance. transportation allowance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خرج راه] yol parası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Süslerle bezenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kireç ve kum karışımıyla yapılmış duvar. Karşılığı: Kuru duvar.

2.Kaytan vesaireden çiçeklerle süslü: Harçlı entari, fermene.

3.Masraflı, çok masrafla vücuda gelen: Harçlı yemek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

containing mortar or plaster. decorated. trimmed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alelâde masraflara mahsus para: Harçlığım yok, harçlığı kalmadı. Cep Harçlığı = Ufak tefek şahsî masraflara mahsus para: Çocuklara cep harçlığı vermeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pocket money. spending money. allowance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allowance. pocket money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allowance. pocket money. pin money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hasır yapan ve satan yahut odalara döşeyen adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mat maker. dealer in mats. maker or seller of wickerwork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HAZIR-CEVAB) (i. A.). Her söze, derhal, düşünmeksizin uygun cevap veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quick at repartee. witty. good at repartee. quick-witted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good at repartee. quick to answer back. quip. ready reply. ready wit. witty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wittiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dikilmiş, hemen giyilebilecek elbise satan adam. Kapamacı (eski tabir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seller of ready-made clothing. one who expects everything to be handed to him / her on a silver plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dikilmiş, hazır esvap satanın sanat ve ticareti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the tendency to expect everything to be handed to one on a silver plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Aynı zamanda olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

onun. onu. ona. onun. o. kendısı. kendıne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

always. evermore. forever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

always. at all times. invariably. all along. ever adv. evermore. in and out of season.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Karışıklık, gürültü, nizamsızlık. Here ü merc (sıfat gibi) = Karma karışık, intizamsız, alt üst.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconstant. unsettled. fickle. capricious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconstant. fickle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ هرجائی] şıpsevdi. 2.kararsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pansy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multicoloured violet. pansy. viola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconstancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(viola tricolor): Sarı, mor, mavi çiçekleri olan bir çeşit menekşedir. Boyu 20 cm kadardır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. İdraryollarındaki iltihapları giderir. Cilt hastalıkları ve özellikle egzamada faydalıdır. Öksürüğü keser. Damar sertliği ve sarılıkta da kullanılır.

Şifalı Bitki by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. hercâî.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Her yerde bulunur, kendine mahsus yeri olmayan, serseri, derbeder, maymun iştahlı, fikir ve zevk değiştiren: Hercâyî menekşe — Bir cins menekşe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هرچند] ise de, her ne kadar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Ne olursa olsun!

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هرچه بادا باد] ne olursa olsun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Herkül'e ait; Herkül gibi kuwetli; Herkül'ün yaptıkları gibi çok güç veya tehlikeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Herkül; çok kuwetli adam; (astr). kuzey burçlanndan biri, Herkül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Birbirine karışma, karışıklık, alt üst.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هرج و مرج] kargaşa, dağınıklık, düzensizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kabul olunmuş dinsel inançlara aykırı düşüncelere önayak olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). altı devletten meydana gelen grup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başpapaz. hierarch' (ic)al (s). başpapaza ait; hiyerarşiye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hiyerarşi, aşama sırası (gen. dini kuruluşlarda).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek inatçı, titiz, sert ve ters, Fars. bed-hûy: Pek hırçın bir çocuğu vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ill-tempered. peevish. irritable. acrimonious. cantankerous. combative. gruff. peeved. pettish. pugnacious. shrewish. sour. tetchy. vinegary. vixenish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cantankerous. gruff. peevish. petulant. sour. ill-tempered. cross.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peevish. ill-tempered. cross. very rough. tempestous. combative. grumpy. harsh. pettish. pugnacious. shrewish. sour. surly. testy. tetchy techy. vinegary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). keçi gibi; keçi kokulu; şehvetli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hırçın hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to show a bad temper. to act peevishly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). inatçılık, titizlik, sertlik, terslik: Bu kadının hırçınlığı tahammül olunur şey değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peevishness. bad temper. irritability. bile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a show of temper. to behave peevishly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hıyar şeklinde beliren bir şiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hiyar şeklinde olarak Arız olan bir hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bubo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lumberman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pit sawyer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutting logs into planks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, Hovercraft i. tazyikli hava üzerinde karada ve denizde gidebilen pervaneli bir taşıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

GSM veri hizmetlerine göre kanal başı %50 daha fazla hız sağlayan biralt yapıdır. Paket yönlü çalışan GPRS’e karşı HSCSD kapasite yönlü çalışır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) Harç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Meşin veya kilimden büyük heybe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large leather saddlebag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saddlebag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.). (bkz.Hüray).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aşırı tenkitçi kimse. hypercritical s. aşırı tenkit niteliğinde. hypercritically z. aşırı derecede tenkit ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

internal debt. interior debt. domestic debt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

internal borrowing. internal finance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karar vermeyen mütereddit, kuşkulu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tereddüt, vesvese, vehim, kuşku.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

informer. informant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hesitant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hesitancy. hesitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çapul için düşman toprağına hücum eden başıbozuk süvari askeri, akıncı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. görülemez, seçilemez, farkedilemez, hissolunamaz; gayri mahsus. imperceptibil,ity, impercep'ti bleness i. görülemez oluş, farkedilmez oluş. impercep'tibly z. farkedilmez bir şekilde, görülmez olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çin usulüyle aşılamak, bir ağacın dalını kesmeden başka bir ağaca aşılamak. inarching i. çin aşısı, yanaştırarak yapılan aşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. hapsetmek, kapatmak; s. hapsedilmiş. incarcera'tion i. hapsetme, hapsedilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monopolist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monopolism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Ayak yere basarak vücudun tüm ağırlığını taşır. İnsan gövdesinde en ağır görev ayaklara düşer. Yetişmiş bir insanın vücudunda 206 kemik vardır, bunların neredeyse dörtte biri, 62 adedi ayak ve bacaklarımızdadır. Vücut ağırlığım taşıyan ve hareketi sağlayan bu organın bakımı ayakkabı ile başlar.

Ayak kemikleri yere düz basmaz. Taban çukuru denilen içbükey bir kubbenin iki ucuna ve kenarlarına basılır. Ayağın taban kısmının yapısı oldukça karışıktır. Burada birçok kas, kiriş, damar ve sinir yer almaktadır. Vücudumuzdaki kasların içinde en güçlüsü tabanlarımızda bulunur. İnsanın en hassas bölgelerinden biri olan bu bölgeyi korumak insan hayatı için çok önemlidir.

Çoğu ayakkabı ‘taban’ adı verilen ve kullanıldıkça eskiyen kalın bir alt parça ile ‘saya’ adı verilen ve ayağı saran daha ince bir üst parçadan oluşur. Ayakkabılar dünyada çok farklı iklimlerde yaşayan insanların yaşam şartlarına göre değişiklik gösterdiği gibi tarih boyunca moda da ayakkabıların şekilleri üzerinde çok etkili olmuştur.

Gerçi İspanya’daki 12-15 bin yıl öncelerine ait mağara resimlerinde erkeklerde deri, kadınlarda kürkten yapılmış giysiler görülüyor ama dünyadaki en eski ayakkabı izine, kuruyan çamur içinde sertleşip günümüze kadar kalmış olarak Mezopotamya’da rastlanmıştır.

Günümüzdeki anlamı ve şekli ile ayakkabının ilk olarak sandalet şeklinde sıcak iklimli ülkelerde ortaya çıktığı sanılıyor. İlk ayakkabılar ham deri, ayağın girebileceği şekilde bir zarf haline getirilerek yapılırdı. Bu ayakkabılar ayağın altını kızgın kumlardan, üstünü güneş ve sıcaktan koruyorlardı.

Mısır sanat eserlerinde hükümdar ve tanrılar daima çıplak ayaklı olarak görülürler. Sandaletlerin ise bu devirde sadece ev içinde giyildiği tahmin edilmektedir. Hititler bugün Anadolu’da çok az da olsa hala kullanılan çarıklara benzer ayakkabılar giyerlerdi.

Ortaçağda kızı evlenen bir baba onun üzerindeki otoritesini evleneceği adama bir ayakkabı töreni ile devrediyordu. Bugün bazı Batı ülkelerinde yeni evlenen çiftin arabalarının arkasına ayakkabı bağlama adeti de o günlerden, kız babasının damadına kızının ayakkabılarından birini vererek, artık onun himayesine girdiğini belirtmesi adetinden kalmadır.

Avrupa’dayüzyıldanyüzyıla kadar sivri burunlu ayakkabılar moda oldu. Ortadoğu bölgesinde ise ayağı kızgın kumlardan korumak amacı ile yüksekte tutabilmek için ayakkabılara topuk ilave edildi. Avrupa’da 16. ve 17. yüzyıllarda bütün ayakkabıların topukları kırmızı renge boyanıyordu.

Avrupa’da 18. yüzyıla kadar kadın ve erkek ayakkabıları farklı değildi. Yüksekliği 15 santimetreyi bulan topuklu ayakkabıları Avrupa’da o yıllarda sadece üst sınıfa mensup insanlar (tabii iki kişinin yardımıyla) giyebiliyordu.

19. yüzyıla gelene kadar tüm dünyada her iki ayak için de eş ayakkabılar kullanıldığını yani ayakkabılarda sağ sol farkının olmadığını biliyor muydunuz? Sağ ve sol ayaklar için ayrı ayrı ayakkabı üretimine ilk olarak ABD’de, Philadelphia’da başlandı.

Altı lastik ayakkabılar ise ilk olarak 1916’da yine ABD’de yapıldı ve bunlara ‘ket’ (ked) adı verildi. Botlar ise ata binmenin yaygın olduğu soğuk ve dağlık bölgeler ile sıcak ve kumlu çöllerde ortaya çıktılar. Kadınlar için ilk bot 1840 yılında Kraliçe Victoria için dizayn edildi. Bağcıklı rahat yürüyüş ayakkabısı ise Birinci Dünyâ Savaşı sırasında ortaya çıktı.

Osmanlı Türkleri’nde de deri işleme sanatının çok gelişmiş olması ve özellikle Yeniçeri Ocağı’nın at binmede uygun olan yumuşak deri çizmelere gösterdiği ihtiyaç yüzünden ayakkabıcılık çok gelişmiştir.

Bugün artık en ilkel topluluklarda bile insanlar bir çeşit ayakkabı giyiyor. Dünyada kaç çift ayakkabı var bilinmiyor ama uzayda dolaşan bir çift olduğu biliniyor. Ay’a ilk ayak basan astronot Neil Armstrong’un ayakkabıları dönüş yolculuğunda herhangi bir hastalık veya bilinmeyen bir kirlenme tehlikesine önlem olmak üzere dünyaya getirilmeyip uzaya bırakılmış. Şimdi uzayda dolanıp duruyorlar. Diğer astronot ile daha sonra gidenlerin ayakkabıları şimdi neredeler acaba?


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Ayak yere basarak vücudun tüm ağırlığını taşır. İnsan gövdesinde en ağır görev ayaklara düşer. Yetişmiş bir insanın vücudunda 206 kemik vardır, bunların neredeyse dörtte biri, 62 adedi ayak ve bacaklarımızdadır. Vücut ağırlığını taşıyan ve hareketi sağlayan bu organın bakımı ayakkabı ile başlar.

Ayak kemikleri yere düz basmaz. Taban çukuru denilen içbükey bir kubbenin iki ucuna ve kenarlarına basılır. Ayağın taban kısmının yapısı oldukça karışıktır. Burada birçok kas, kiriş, damar ve sinir yer almaktadır. Vücudumuzdaki kasların içinde en güçlüsü tabanlarımızda bulunur. İnsanın en hassas bölgelerinden biri olan bu bölgeyi korumak insan hayatı için çok önemlidir.

Çoğu ayakkabı ‘taban’ adı verilen ve kullanıldıkça eskiyen kalın bir alt parça ile ‘saya’ adı verilen ve ayağı saran daha ince bir üst parçadan oluşur. Ayakkabılar dünyada çok farklı iklimlerde yaşayan insanların yaşam şartlarına göre değişiklik gösterdiği gibi tarih boyunca moda da ayakkabıların şekilleri üzerinde çok etkili olmuştur.

Gerçi İspanya’daki 12 - 15 bin yıl öncelerine ait mağara resimlerinde erkeklerde deri, kadınlarda kürkten yapılmış giysiler görülüyor ama dünyadaki en eski ayakkabı izine, kuruyan çamur içinde sertleşip günümüze kadar kalmış olarak Mezopotamya’da rastlanmıştır.

Günümüzdeki anlamı ve şekli ile ayakkabının ilk olarak sandalet şeklinde sıcak iklimli ülkelerde ortaya çıktığı sanılıyor, ilk ayakkabılar ham deri, ayağın girebileceği şekilde bir zarf haline getirilerek yapılırdı. Bu ayakkabılar ayağın altını kızgın kumlardan, üstünü güneş ve sıcaktan koruyorlardı.

Mısır sanat eserlerinde hükümdar ve tanrılar daima çıplak ayaklı olarak görülürler. Sandaletlerin ise bu devirde sadece ev içinde giyildiği tahmin edilmektedir. Hititler bugün Anadolu’da çok az da olsa hala kullanılan çarıklara benzer ayakkabılar giyerlerdi.

Ortaçağda kızı evlenen bir baba onun üzerindeki otoritesini evleneceği adama bir ayakkabı töreni ile devrediyordu. Bugün bazı Batı ülkelerinde yeni evlenen çiftin arabalarının arkasına ayakkabı bağlama adeti de o günlerden, kız babasının damadına kızının ayakkabılarından birini vererek, artık onun himayesine girdiğini belirtmesi adetinden kalmadır.

Avrupa’dayüzyıldanyüzyıla kadar sivri burunlu ayakkabılar moda oldu. Ortadoğu bölgesinde ise ayağı kızgın kumlardan korumak amacı ile yüksekte tutabilmek için ayakkabılara topuk ilave edildi. Avrupa’da 16. ve 17. yüzyıllarda bütün ayakkabıların topukları kırmızı renge boyanıyordu.

Avrupa’da 18. yüzyıla kadar kadın ve erkek ayakkabıları farklı değildi. Yüksekliği 15 santimetreyi bulan topuklu ayakkabıları Avrupa’da o yıllarda sadece üst sınıfa mensup insanlar (tabii iki kişinin yardımıyla) giyebiliyordu.

19. yüzyıla gelene kadar tüm dünyada her iki ayak için de eş ayakkabılar kullanıldığını yani ayakkabılarda sağ sol farkının olmadığını biliyor muydunuz? Sağ ve sol ayaklar için ayrı ayrı ayakkabı üretimine ilk olarak ABD’de, Philadelphia’da başlandı. Altı lastik ayakkabılar ise ilk olarak 1916’da yine ABD’de yapıldı ve bunlara ‘ket’ (ked) adı verildi. Botlar ise ata binmenin yaygın olduğu soğuk ve dağlık bölgeler ile sıcak ve kumlu çöllerde ortaya çıktılar. Kadınlar için ilk bot 1840 yılında Kraliçe Victoria için dizayn edildi. Bağcıklı rahat yürüyüş ayakkabısı ise Birinci Dünya Savaşı sırasında ortaya çıktı.

Osmanlı Türkleri’nde de deri işleme sanatının çok gelişmiş olması ve özellikle Yeniçeri Ocağı’nın at binmede uygun olan yumuşak deri çizmelere gösterdiği ihtiyaç yüzünden ayakkabıcılık çok gelişmiştir.

Bugün artık en ilkel topluluklarda bile insanlar bir çeşit ayakkabı giyiyor. Dünyada kaç çift ayakkabı var bilinmiyor ama uzayda dolaşan bir çift olduğu biliniyor. Ay’a ilk ayak basan astronot Neil Armstrong’un ayakkabıları dönüş yolculuğunda herhangi bir hastalık veya bilinmeyen bir kirlenme tehlikesine önlem olmak üzere dünyaya getirilmeyip uzaya bırakılmış. İimdi uzayda dolanıp duruyorlar. Diğer astronot ile daha sonra gidenlerin ayakkabıları şimdi neredeler acaba?


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) takvime ilave edilen; ilâve edilmiş ay veya günü olan (yıl); araya giren .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) araya sokmak, araya ilâve etmek; takvime gün veya ay ilave etmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) araya girmek, aracılık etmek, tavassut etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (biyol.) hücrelerarası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) durdurmak, yolunu kesmek; yolda iken tutmak, tevkif etmek. interception (i.) tevkif, durdurma. interceptor (i.) yol kesen kimse; avcı uçağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) rica, başkaları hesabına yalvarma; iltimas isteme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) aracı, arabulucu; şefaatçi, başkası için iltimas isteyen kimse. intercessory (s.) arabuluculukla ilgili, başkası için yardım rica eden .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) değiştirmek, mübadele etmek, değiş tokuş etmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mübadele, değiştirme, nöbetleşme; mukabele; vasıtaların trafiği aksatmadan giriş veya dönüş yapabildiği ve bir hız yoluyla diğer bir yolun kesiştiği kavşak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) bir biriyle değiştirilebilir. interchangeability, interchange'ableness (i.) birbiriyle değiştirilebilme, birbirinin yerini tutabilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kolej veya üniversiteler arası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mim.) bina direkleri arasındaki açıklık, iki sütun arasındaki aralık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (k.dili) dahili telefon sistemi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) birbiri ile konuşmak veya muhabere etmek, birinden diğerine serbestçe gidip gelmek. intercommunicable (s.) birinden diğerine geçilebilir. intercommunica'tion (i.) bir biriyle temas, ulaşım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) müşterek olma .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) birbirine bağlamak. interconnection (i.)birbirine bağlı olma; bağ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kıtalararası .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kaburga kemikleri arasında olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) görüşme, konuşma, münasebet; cinsi münasebet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) aralarında cereyan eden; (tıb.) başka hastalığa karışan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rücû»dan masdar). Çevirme, geri döndürme: İşi aslına ircâ etmeli. Ircâ-i kelâm = Sözün yine sadede getirilmesi (ircâ ile iade arasında fark vardır. ircâ bir şeyin geriye doğru çevrilmesi, iade ise tekrar ve bir daha yapılmasıdır. Dilimizdeki kullanımına gelince: Ekseriya ircâ geriye doğru çevirmede, iade ise gönderilmiş veya getirilmiş, bir şeyi red ile tekrar göndermede, bir hâli tekrar kazanmada ve ziyaret gibi işlerde mukabele etmede kullanılır: Binaenaleyh: Ircâ-ı kelâm, ircâ-ı inân, iade-i ziyâret denilir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ارجاع] eski haline döndürme, çevirme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Geri çevirme, geri döndürme. 2.(Kim.) indirgeme. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

döndürmek, çevirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. teselli kabul etmez, avutulamaz. inconsolably z. teselli kabul etmez şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Gemi yüklerinin pek sıkı istif edilmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Iskarça.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük bir balık ağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tekesakallı da denilen bitki (scorzonera hispanica).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oyster plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Bir cins kara kök ki, reçeli olur.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Ispanak, vitamin ve diğer besin maddeleri bakımından oldukça zengin bir sebzedir. Yapısının büyük bir kısmını su oluşturur. Özellikle C vitamini diğer sebzelere oranla daha fazladır hatta limon, portakal gibi turunçgillere yakındır. Ispanak kalsiyum ve demir bakımından da zengindir.

Ancak ıspanağı diğer yeşil sebzelerden ayıran, demir bakımından aşırı bir zenginlik de söz konusu değildir. Eşit ağırlıklı bir hamburgerde de ıspanak kadar demir vardır. Ayrıca bir mineralin bir sebzede çok bulunması, yenilince doğrudan vücudumuza geçeceği ve vücudumuzu bu mineraller bakımından zenginleştirip kuvvetlendireceği anlamına gelmez.

Her ne kadar çizgi roman kahramanlarının en eskilerinden olan Temel Reis zorda kalınca, bir konserve kutusu açıp içindeki ıspanağı yiyince adeleleri, pazuları şişip insan üstü bir güce sahip oluyor gibi görünüyorsa da ıspanağın içindeki gerek kalsiyumun gerekse demirin insan vücudu tarafından emilmesi zordur. Bu nedenle ıspanaktaki demirin insana pek faydası yoktur.

Temel Reis’in neden başka bir sebze değil de ıspanağı tercih ettiği konusunda, teneke kutu içinde satılan ıspanağın reklamını yapması dışında iki görüş daha var.

Birincisi, içindeki okzalik asitin verdiği ekşimsi tadı nedeniyle ıspanak yemeyi sevmeyen çocuklara bu yemeği sevdirmek. İkincisi ise ıspanakla demir, demirle kuvvet arasında ilişki kurarak demir eksikliğinin vücutta yarattığı zayıflık ve halsizliğin, ıspanak yemekle giderileceğine insanları inandırmaktır.

Demir eksikliğinin anemi denilen kansızlık hastalığı yarattığı doğrudur ama çok demir almanın da insanın kuvvetlenmesiyle fazla bir alakası yoktur. Vücudumuzun bir günlük demir ihtiyacını sadece ıspanaktan karşılayabilmek için yılda vücut ağırlığımızın iki misli kadar ıspanak yememiz gerekir ki bu da çok iyi bir fikir değildir. Ispanaktaki okzalik asit aşırı alındığında, idrarda toplanarak böbreklerde taş oluşumuna sebep olabilir.

Gelelim ıspanağın niçin yoğurtla yenildiğine. Gıdaların bileşimlerinde bulunan bazı maddeler, o gıdanın besin değerini azaltır. Örneğin ıspanakta bulunan okzalik asit, kalsiyumun vücut tarafından alınmasına mani olur. Bu nedenle okzalik asitçe zengin olan gıdalarla yoğun olarak beslenildiğinde, vücudun kalsiyumu bol gıdalarla takviye edilmesi gerekir.

Ispanak, semizotu, ebegümeci, pazı gibi gıdaların, kalsiyum zengini yoğurt ile yenilme alışkanlığının kökeni veya bilinçli olarak başlatılıp başlatılmadığı, insanların tat vermesi için mi yoksa sağlıklarını düşündükleri için mi bu alışkanlığı kazandıkları bilinmiyor ama kalsiyum eksikliğini gidermesi açısından yoğurt ilavesi son derecede yararlı ve sağlıklıdır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik).

1.Halatın üzerine sarılmış ip ve kendir.

2.Halat meydana getiren üç boy bükmenin her biri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Rica ve istirham mânâsiyle kullanılmışsa da, aslında Arapça’da yoktur ve Türkler’in «recâ» masdarından türettikleri bir kelimedir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exploiter. preyer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Suyun yüzünde yağmur damlaları, vesaireden hâsıl olan hava ile dolu şişcik, Ar. habâb .2. Hava veya su ile dolu olarak deri üzerinde hâsıl olan ufak sivilce: Ellerinde birtakım kabarcıklar çıkmış; kabarcık, dil kabarcığı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bubble. blister. pustule. pimple. papilla. pock. tubercle. vesicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bubble. shaggy. blister. pimple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blister. pustule. small bubble. blinker. pimple. blistered. blow hole. blubber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bubbly. blistered. beady. papillary. vesicular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bubbly. blistered. pimply. fizzy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spirit level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatalist. fatalist fatalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T. felsefe). Hâdiselerin Allah tarafından önceden ve değişmez bir şekilde tesbit edildiğine inanan felsefî görüş, cebriye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuzey ülkelerinde yaşayan büyük bir cins dağ sıçanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). J. Kalbur yapan ve satan adam.

2.Kalbur kullanarak bir şeyi kalburlayan adam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalorifer tertibatı yapan yahut kaloriferi yakan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Alınıp satılan şeyleri tartıp buna mahsus resmi alan belediye memuru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker or seller of steelyards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kantarcı hizmet ve vazifesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

making or selling steelyards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koyunlardan insana bulaşan, bulaştığı yerde kara bir çıban meydana getiren tehlikeli hastalık, yanıkara, karayanık, şarbon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İri bir cins mantar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. musiki). Küçük kâr. bk. Kâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden yazın kar satan adam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Süsengillerden, beyaz pembe çiçekler açan soğanlı bitki.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde 13 basit makamdan biri. Dügâh (la) perdesinde kalır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Karikatürist.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caricaturist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the art or work of a caricaturist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Katırlarını kira ile işleten veya bunlarla eşya taşıyan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muleteer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muleteer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rock pigeon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıcak maden suyu banyosu, üstü açık, sıcak maden suyu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hot spring. thermal spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bedavaya veya pek ucuz mal almaya alışmış, kelepir mal arayan: O, kelepirci bir adamdır, bu fiyatla mal almaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bargain hunter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Burun, göz ve kulak kıkırdağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Deniz kıyılarında çalışan balıkçı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başörtüsü, eşarp; boyun atkısı; mendil. kerchiefed s. başörtülü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kibar yani büyük ve zarif adamlara yakışır hal ve surette: Kibarca yaşayış; kibarca muamele ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

politely. nicely. gently. in style. mannerly. aristocratically. civilly. mildly. sweetly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kindly. politely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gently. in a refined manner. politely. mildly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kiler hizmet ve muhafazasına memur adam. Kilercibaşı = Osmanlı saray-ı hümâyûnu’nda kiler memurlarının başı, Fars. ser-kilârî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pantryman. larderer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kilerci hizmet ve vazifesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yerde billûrlaşıp çiçekli dallar biçimini alan kırağı, donmuş kar tabakasının üstündeki yumuşak billûrlaşmış kısım.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Dolu. 2.Ufak ve sert taneli kar, rüzgarla karışık yağmur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Beyazla karışık kır renginde: Kırçıl bir at.

2.Kısa, birbirine gergin sert kıl: Kırçıl bir posteki.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greying. grizzled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayvanlara düşen salgın hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fragment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok kıtır atan. bk. Kıtır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)

1.Düz durmayıp kıvrılan, buruşup toplanan, buruşuk: Kıvırcık saç, sakal; kıvırcık lahana, salata; kıvırcık koyun.

2.Koyunun, tüyü, kıvrılan, kuyruğu İnce ve kısa bir cinsi ki, başlıca Rumeli’ne mahsus olup eti lezzetli ve makbûldür: Rumeli kıvırcığı; o kasap, kıvırcıktan başka koyun kesmiyor.

3.Kıvırcık koyunun eti: Kıvırcığı kaça veriyorlar?


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curly. crisp. frizzy. crispy. curled. frizzly. woolly. curly-fleeced sheep. curly-head. curly-pate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curly. frizzy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curly. frizzy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kız kulesine ilk deniz feneri üçüncü Ahmet devrinde Sadrazam Nevşehirli İbrahim Paşa’nın emri ile konuldu. O zaman ahşap olan kulenin içindeki fener ağır yağlar ile yakılırdı. Bir gün fenerin yakıldığı büyük kandil tutuşarak ahşap kule bir meşale gibi yandı. Yangının ardından kule bu kez kagir olarak yapıldı.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(!.). Sansar çeşidinden kötü kokulu bir cins hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skunk. polecat. fitch. fitchew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skunk. polecat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palecat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kömür yapıp satan adam.

2.(denizcilik) Vapurlarda kömürü kazanın önüne getirmekle görevli bulunan İşçi sınıfı.

3.Siyah kara, siyah lekeli: Kömürcü tavuk, tilki.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coal dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kömürcülerin yaptığı iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidated dept. consolidated debt. unified debt. funded debt. funded liability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ateşli, canlı, hareketli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çağlayan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Bekçi. 2.Yeniçeri ocağında bir sınıf.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kumarbaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kumarbazlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kaşıma, tahriş.

2.Karıştırma, azdırma, tahrik (eskimiştir). Kurca çıbanı = Kaşıyıp karıştırmaktan azan çıban.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kaşımak, tahriş etmek.

2.Ellemek, karıştırma; ötesine berisine dokunmak: Onu çok kurcalamayın.

3.Azdırmak, tahrik etmek: Çıbanı kurcalamak, kurcalaştırmak iyi değildir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irritate. tamper with. tamper. drag up. go round. monkey. monkey with. poke. poke up. rake up. warm up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiddle. scratch. tamper. to tamper with. to monkey with. to meddle with. to toy with. to fiddle with. to scratch. to rub. to irritate. to go into. to rake sth up. to talk about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to try to jimmy or pry open. to scratch. to rub. to irritate. to go into. to dwell on (a matter. fiddle about with sth. monkey about with sth. tamper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be tampered with. to be monkeyed with. to be irritated or scratched. to be gone into. to be dwelt upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kurcalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kurchatovium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dayanıklı ve yiğit adam.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Vaktiyle bellerine bir demir kemer bağlayan zırhlı asker.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hırsızlık, sirkat, çalma. compound larceny başka suçlarla bir arada yapılan hırsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kara çam, (bot.) Larix europaea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Misk keçisine benzer bir cins hayvan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (eski) müşkül durum. leave in the lurch güç bir zamanda terketmek (bir dost veya ortağı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., den. geminin birdenbire sallanması veya silkinmesi; sarhoş gibi sendeleme; f. sallanmak, silkinmek; sendelemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pusu kuran kimse; adi hırsız, dolandırıcı, aldatıcı kimse .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.).

1.Macar kavmine ait: Macarca bir yazı, dans.

2.Macarlarin tarz, usûl veya dilinde: Macarca söylüyor, yazıyor, çalgı çalıyor.

3.Macarlarin konuştukları dil: Macarca Turan dillerindendir ve Türkçe ile benzerliği vardır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hungarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Hungarian language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hungarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., isp. Mayorka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

2000 üzerinde antik arcade oyununu emule edebilen bir yazılım parçası.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manicurist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manicurist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Art arda kullanılarak sesle yutmayı tasvir ve taklit eder: Març març yuttu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. posa, bilhassa üzüm posası, cibre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., min. demir sülfit, ak pirit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bir çeşit saç biçimi, marsel ondülasyonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. kuruduğu halde duşmeyen, sürekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mart ayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sınır, hudut; çoğ. ingiltere ile iskoçya veya ingiltere ile Gal arasındaki hudut sahaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. asker yürüyüşü; resmi yürüyüş; ilerleme, gidiş; asker yürüyüşü ile bir günlük yol; muntazam adımla yürüyüş; müz. marş; f. resmi yürüyüş yaptırmak; zorla yütmek, sevketmek; yürüyüş yapmak. march past geçit töreni. marching orders askere verilen

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yürüyen kimse, yürüyüş yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. markiz, marki karısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit acıbadem kurabiyesi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aile veya kabile reisi kadın matriar'chal s. ana hâkimiyetine ait, anaerkil. matriar'chate i. anaerkil toplum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anaerki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. mürûc) (Farsça «merg» den Arapça’laşmış). Çayır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) («here» kelimesine eklenerek kullanılır). Herc-merc, herc-ii merc = Karma karışık, alt üst, Fars. zîr-ü zeber: Ortalık herc-ü merc oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Denizden çıkan ve denizin dibinde köklü olduğu halde ağaç gibi gelişmeye ve hayvan gibi duyguya sahip olan kırmızı madde ki, süse ait şeyler yapmaya yarar: Mercan teşbih, mercan avcıları. (Türkçe)

1.Mercandan yapılmış: Mercan gerdanlık.

2.mec. Pek kırmızı: Mercen dudaklı. Mercan balığı = Kırmızı renkli bir cins lezzetli balık. Mercan kayaları = Mercan iskeletlerinin birikmesi sonunda ada şeklinde suyun üzerine çıkan arazi, Fr. terrains madr6po’riques.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coral. coral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرجان] mercan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) Selenterelerin mercanlar sınıfından olup kayalık yerlerde koloni meydana getirerek yaşayan, iskeleti kalkerli kırmızı renkli deniz hayvanı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ballıbabagillerden yaprakları küçük bir saksı bitkisi (Lat. origanum malorana). Yabanî mercanköşk = Mercanköşkün kokulu bir cinsi, farekulağı (Lat. origanum vulgare).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Selenterelerin çiçeksi hayvanlar sınıfından bir takım.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ticarete ait, ticari. mercantile agency tüccarlar hakkında bilgi toplayıp bildiren acente, ticaret ofisi mercantile fleet ticaret filosu. mercantile marine ticaret filosu; ticaret gemileri. mercantile law ticaret hukuku. mercantile system Avrupa'da d

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Felemenkli bir coğrafya ve harita uzmanının adı. Mercator's chart Merkator sistemine göre yapılmış harita. Mercator's projection Merkator projeksiyonu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik). İçinden geçen ışınları muntazam bir şekilde birbirine yaklaştıran veya birbirinden uzaklaştıran cam vesair madde; yaklaştırın merceklerle bakılan şey olduğundan büyük, uzaklaştırıcı olanlarla ise, olduğundan küçük görünür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lens. condensing lens. condenser. object lens. glass. bulls eye. objective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lens. objective. lens lens.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lens. glass. objective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yalnız kâr veya çıkar gözeten, paragöz; ücretli (yabancı orduda hizmet eden asker); i. yabancı orduda ücretli asker. mercenarily z. çıkarına düşkün şekilde. mercenariness i. çıkar düşkünlüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) («merzengûş» ve Arapça’laşmışı «merzencûs» tan galat). Bir çeşit fesleğen, güveyiotu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing. kumaşçı, kumaş satıcısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. pamuklu kumaşları boyamaya hazırlamak için bunları alkaliye batırmak; parlaklık vermek suretiyle kumaşı ipeğe benzetmek, merserize etmek. mercerized s. merserize.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ticari eşya, satış eşyası, emtia, mal; f. alışveriş etmek, ticaret yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. tacir tüccar; mağaza sahibi, dükkâncı; s. ticarete ait, ticari, ticarette kullanılan. merchantman i. ticaret gemisi. merchant marine ticaret filosu. merchant prince çok zengin tüccar merchant tailor tüccar terzi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «rücû» dan |m.) (c. merâcî).

1.Dönülecek yer, geri gelinecek yer.

2.Başvurulacak yer, herkesin işini gördürmek ve müşkülünü hallettirmek için başvuracağı yer veya kişi: Evi, iş sahiplerinin mercii olmuştu.

3.Bir idare veya memurun tâbî olduğu resmî daire: Vilâyetin mercii içişleri bakanlığıdır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recourse. reference. competent authority. department or office concerned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authority. agency. resort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرجع] başvuru yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. merhametli, şefkatli; acı çektirmeyen. mercifully z. merhametle; acı çekmeden. mercifulness i. merhametlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. merhametsiz, amansız, şefkatsiz, acımasız. mercilessly z. merhametsizce, şefkatsizce. mercilessness merhametsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hububatın ufak ve yassıca taneli cinsi ki, çorba ve pilavı olur. mec. Mercimeği fırına vermek =

1.Uyuşmak, uyuşarak bir işe karar vermek.

2.Kadın ve erkek anlaşarak Aşıklığa başlamak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lentil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lentil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(merdümek): Baklagiller familyasından; beyaz çiçekli, bir yıllık bir tarım bitkisi ve bunun besin olarak kullanılan yuvarlak, yassı tohumudur. Mart - Nisan aylarında ekilir. İlk çağlardan beri Akdeniz bölgesinde yetiştirilmektedir. İçeriğinde B vitaminleri ve fosfor vardır. Kullanıldığı yerler: Beden ve zihin gücünü artırır. Sinirleri kuvvetlendirir. Bağırsaklara yumuşaklık verir. Sinir zafiyetlerinde faydalıdır. Kan yapar. Anne sütünü artırır. Baharatlı çorba şeklinde yenmesi tavsiye edilir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A. «recâ» dan imef.).

1.Umulan, ümit edilen.

2.Yalvararak istenilen, niyâz olunan: Bu işi yapmanız mercûdur.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. canlı; kurnaz; değişken; cıva gibi, cıva kullanılmasından ileri gelen; i. cıvalı ilâç. mercurially z. canlılıkla; dönek tabiatla; cıva vasıtasıyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cıvalı; kim. iki değerli cıvalı. mercuric chloride aksülümen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. merkürokrom, antiseptik bir ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., kim. tek değerli cıvalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Romalıların ticaret mabudu; astr. Merkür, Utarit; k.h. haberci; kim. cıva; termometre veya barometrede bulunan cıva sütunu; yer fesleğeni, bot. Mercurialis perennis. mercuryvapor lamp civa buharlı lamba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. merhamet, inayet, lütuf; rahmet, mağfiret, af; bereket; insaf. Mercy!, For mercy's sake ! Aman ! Allah aşkına ! at the mercy of insafına (kalmış), elinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mezar kazan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mezar kazan adamın işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Minyatür yapan ressam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Canın içi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kral, padişah, hükümdar. monar'chic(al) s. krallık usulüne ait. mon'srchism i. krallık hükümeti sistemi, kraliyetçilik. monarchist i. krallık usulü taraftarı, kraliyetçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manastır hayatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. krallık, padişahlık, monarşi, tekerklik; kral sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

fırtınaa kırlangıcı, zool. Procellaria pelagica.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. araba korteji, konvoy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. otomobil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motorist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operator of a motorboat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. motosiklet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jeweller. jeweler. jewel l er.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engraver of seals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regularly. steadily. in an orderly way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منتظما] düzenli olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chisel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Karıncacık.

2.Demir karıncası, karıncalanma.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜRÜR-I ZAMAN) (I. A. F.). Zaman aşımı. (bk.) Mürûr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «recâ» dan imef.).

1.Ümit olunan, umulan.

2.Rica olunan, yalvarılan: Bu işi yapmanız müstercâdır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «terceme» den) (mü. müterceme). Bir dilden diğer bir dile çevrilmiş, tercüme olunmuş: Fransızca’ dan mütercem bir kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «terceme» den if.) (mü. mütercime). Tercüme eden (ağızdan söylenen sözleri tercüme edene «tercüman» derler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

translator çevirmen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

translator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a translator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joint debt. solitary obligation. solidary obligation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرور زمان] zamanın akışı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مترجم] çevrilmiş, tercüme edilmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مترجم] çevirmen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Yersiz, yolsuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Asılsız, esassız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نافرجام] sonu iyi olmayan, yararsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. afyondan çıkarılan acı beyaz alkaloit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grenadine red. reddish orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Fars. nargîl’den Ar.iaşmış). Hindistancevizi. Şecer-i nârcîl = Koka ağacı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendine hayran olma, narkislik, narkisizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nergis çiçeği, zerrin, fulya, bot. Narcissus; b.h. Yunan efsanesine göre suda gördüğü kendi hayaline âşık olan genç adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. narkotik tiryakiliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. ilaç ile meydana gelen uyuşukluk, narkoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. uyuşturucu, uyuşukluk verici, narkotik; i. uyuşturucu ilâç, narkotik; narkotiğe alışmış kimse; uyuşturucu herhangi bir şey. narcotize f. ilâç ile uyuşturmak veya uyutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Avrupa’da Rönesans başlangıcına, diğer bir deyişle insanların titizliğin ve temizliğin farkına varmalarına kadar, bütün bir tarih boyunca yemek yerken eller kullanıldı. Tabii bunun da bir adabı vardı. Yemek yerken kullanılan parmak sayısı o kişinin statüsünü gösteriyordu. Normal insanlar beş parmaklarını kullanırlarken asiller üç parmaklarını -yüzük parmağı kesinlikle kullanılmadan- kullanıyorlardı.

Aslında Latince çatal anlamına gelen kelime, çiftçilerin hasadı havaya atıp savurmada kullandıkları dev çatalların isminden türemiştir. Bunların çok küçükleri Türkiye’de Çatal Höyük’de yapılan kazılarda bulunmuş ama ne işe yaradıkları, milattan 400 yıl öncesinde sofralarda yemek yemede kullanılıp kullanılmadıkları tam anlaşılamamıştır.

Çatal konusunda kesin bilinen bir şey, ilk defayüzyılda Toskana’da (İtalya) ortaya çıktığıdır. İki uçlu olan bu çatallara insanlar “Tanrının bahşettiği yiyecek yine Tanrının verdiği parmaklarla yenilebilir” diye şiddetle karşı çıktılar.

İnsanların yüzyıllar boyu süren, yemek yerken çatal kullanmaya karşı direnme gibi tavırların tarihte örneği azdır. 17. Yüzyıla kadar süren bu direnmenin bir başka cephesi daha vardı. Yiyeceği bıçakla tutup, ısırarak yemeye alışmış erkekler çatal kullanmayı kadınsı bir davranış olarak görüyorlardı.

Bu arada Fransız ihtilalinin biraz öncesinde Fransa’da yavaş yavaş dört uçlu çatallar kullanılmaya başlandı. Zamanla çatal kullanmak lüks, asalet ve statü göstergesi oldu. Çatalla birlikte sofralarda her insan için ayrı tabak ve bardak kullanmak adeti de gelişti, toplumun tüm sınıflarına ve giderek dünyanın diğer yerlerine de yayıldı.

Kaşığın kullanılmaya başlanması ise tarih kadar eskidir. İnsanlar, çatala karşı gösterdikleri direnci kaşığa göstermemişlerdir. Bu, şüphesiz sıvı bir şey içmek için eli kullanmanın iyi bir alternatif olmamasından kaynaklanmıştır.

En eski zamanlara ait kazılarda bile, taş, kemik, ağaç veya madenden yapılmış kaşık veya benzeri şeylere rastlanmaktadır. Kaşıktaki en önemli gelişmeler sapının şeklinde olmuştur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Avrupa’da Rönesans başlangıcına, diğer bir deyişle insanların titizliğin ve temizliğin farkına varmalarına kadar, bütün bir tarih boyunca yemek yerken eller kullanıldı. Tabii bunun da bir adabı vardı. Yemek yerken kullanılan parmak sayısı o kişinin statüsünü gösteriyordu. Normal insanlar beş parmaklarını kullanırlarken asiller üç parmaklarını -yüzük parmağı kesinlikle kullanılmadan- kullanıyorlardı.

Aslında Latince çatal anlamına gelen kelime, çiftçilerin hasadı havaya atıp savurmada kullandıkları dev çatalların isminden türemiştir. Bunların çok küçükleri Türkiye’de Çatal Höyük’de yapılan kazılarda bulunmuş ama ne işe yaradıkları, milattan 400 yıl öncesinde sofralarda yemek yemede kullanılıp kullanılmadıkları tam anlaşılamamıştır.

Çatal konusunda kesin bilinen bir şey, ilk defayüzyılda Toskana’da (İtalya) ortaya çıktığıdır. İki uçlu olan bu çatallara insanlar ‘Tanrının bahşettiği yiyecek yine Tanrının verdiği parmaklarla yenilebilir’ diye şiddetle karşı çıktılar.

İnsanların yüzyıllar boyu süren, yemek yerken çatal kullanmaya karşı direnme gibi tavırların tarihte örneği azdır. 17. Yüzyıla kadar süren bu direnmenin bir başka cephesi daha vardı. Yiyeceği bıçakla tutup, ısırarak yemeye alışmış erkekler çatal kullanmayı kadınsı bir davranış olarak görüyorlardı.

Bu arada Fransız ihtilalinin biraz öncesinde Fransa’da yavaş yavaş dört uçlu çatallar kullanılmaya başlandı. Zamanla çatal kullanmak lüks, asalet ve statü göstergesi oldu. Çatalla birlikte sofralarda her insan için ayrı tabak ve bardak kullanmak adeti de gelişti, toplumun tüm sınıflarına ve giderek dünyanın diğer yerlerine de yayıldı.

Kaşığın kullanılmaya başlanması ise tarih kadar eskidir. İnsanlar, çatala karşı gösterdikleri direnci kaşığa göstermemişlerdir. Bu, şüphesiz sıvı bir şey içmek için eli kullanmanın iyi bir alternatif olmamasından kaynaklanmıştır.

En eski zamanlara ait kazılarda bile, taş, kemik, ağaç veya madenden yapılmış kaşık veya benzeri şeylere rastlanmaktadır. Kaşıktaki en önemli gelişmeler sapının şeklinde olmuştur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İüphesiz tarih boyunca tüm insanlarda görme kusuru olmuştur.yüzyılda gözlük ortaya çıkıncaya kadar gerek doğuştan gerekse sonradan göz bozukluğu olan insanlar, ömürlerini böyle geçirmeye, iş yapamamaya hatta evden dışarı çıkamamaya mahkumdular.

Aslında gözlüğün ana malzemesi olan camın tarihi dört bin 500 yıl evveline kadar gidiyor. Antik dünya insanlarının optik hakkında bilgileri olduğu, camın belirli bir formunun cisimleri büyüttüğünü fark ettikleri biliniyor. Hatta milattan önce bin yıllarına ait, büyüteç olarak kullanılmış cam örneklerine Girit’teki kazılarda rastlanılmıştır. Ne var ki büyütecin cam haline gelmesi çok zaman aldı.

Gözlüğü ilk bulan kişinin kim olduğu bilinmiyor. İnsanlık tarihinin büyük teşekkür borçlu olduğu, bu parlak buluşu gerçekleştiren kişinin kim olduğu bütün araştırmalara rağmen hala sırrını koruyor. Bu kişinin 1250 veya 1280 yıllarında Venedik’te yaşamış olması büyük bir olasılık, çünküyüzyılda, Ortaçağda Venedik, İtalya’da cam üretimiyle ünlü olan bir yerdi.

İlk gözlüklerin mercekleri konveks, yani dışbükeydi ve sadece yakını görme problemi olanların işlerine yarıyordu. Uzağı görme sorunu olanların derdine çare olacak konkav (içbükey) merceklerin üretilmesi için yüzyıl geçmesi gerekecekti. Görüldüğü gibi gözlüğün tarih içindeki gelişmesi oldukça yavaştır.

Uzağı görme sorununu yani miyopluğu düzeltecek merceklerin ancakyüzyılda yapılabilmesinin sebebi o tarihlerde, gözlüğün daha çok yakını okuma amaçlı kullanılması, uzağı görememenin o kadar önemsenmemesi ve içbükey merceklerin imalinin daha zor ve pahalı olmalarıydı.

Gözlük icat edildikten ancak 350 yıl sonra düşmeden yüzün ortasına tutturulabildi. Aslında bu gözlük tarihindeki en son ve önemli buluştu. Edward Scarlett 1730’da Londra’da sabit gözlük sapım icat etti. Saplar kafaya göre ayarlanabildiği için gözlük burun üzerine daha az ağırlık yapıyor, düşme tehlikesi de önlenmiş oluyordu.

Ancak tüm bu yavaş gelişmeye karşın gözlüğün insanlığa hizmeti büyük oldu, en azından onların yaşama bağlılıklarını arttırdı. Matbaanın icadından, basılan kitap ve gazete sayısının artmasından sonra gözlük lüks olmaktan çıkıp tam bir ihtiyaç oldu.

14. yüzyıl ortalarında İtalyanlar gözlük camlarına belki şekillerindeki benzerlikten dolayı ‘mercimek’ anlamında ‘lenticchie’ adını verdiler. İngilizcesi de ‘lentis’ olan mercimek, yaklaşık iki yüzyıl gözlük camı anlamında da kullanıldı. Günümüzde kullanılan ‘lens’ adının kökeni de bu sebeple mercimeğe dayanıyor.

İlk gözlükçü dükkanı 1783’de Philadelphia’da açıldı. Francis Mc Allister dükkanında gözlükleri bir sepetin içine yığıyor, müşteriler de bunları tek tek deneyerek gözlerine uygun geleni alıyorlardı.

İlk güneş gözlüklerinin 1430’lu yıllarda Çinliler tarafından kullanıldığını biliyor muydunuz? Ateşte dumanın isi ile kararttıkları gözlükler görme kusurlarını düzeltmek için değildi. Sanılacağı gibi Güneş’ten korunmak için de değildi. Çinliler başta mahkemeler olmak üzere bir çok yerde gözleri görünmesin, düşünceleri göz ifadelerinden belli olmasın diye bu koyu renkli gözlükleri takıyorlardı. Daha sonraları İtalya’dan Çin’e numaralı gözlükler de getirildi ama Çinliler onların da çoğunu iste kararttılar.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boyun atkısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Fars. «nergis» den Arapça’laşmış). (bk.) Nergis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Fars. «nergis» den Arapça’laşmış). (bk.) Nergis.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Yunanistan'da il.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - Canlı, neşeli, hayat dolu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Cihan’ın nuru, ışığı. Dünyaya ışık saçan. Türk-Hind imparatoru Cihangir’in zevcesi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Nur toplayan, ışık derleyen,

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) 1.Parlak, neşeli, genç. 2.Mert, gözüpek, genç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sifir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

then.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

then.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outstanding amount. outstanding dept.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. takımerki, oligarşi. oligarch i. oligarşi yöneticisi. oligarchic(al) s. oligarşiye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Bey can. 2.Üstün, kıdemli kişi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Orcan).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. orchestra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i meyva bahçesi; meyva ağaş1am

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. orkestra; tiyatro parter; eski Yunanistan'da sahne önünde koronun dans edip şarkı söylediği yarım daire şeklindeki yer. orchestral s. orkestra ile ilgili, orkestraya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. orkestra için müzik parçası yazmak. orchestra'tion i. orkestra için müzik düzenleme veya yazma teknigi, orkestrasyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, orchestrina i. orkestranın değişik çalgılarını tak- lit eden org gibi bir çalgı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. orkide, salep bot. Orchis. orchida'ceous s. salepgillere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), ip merdiven.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ardıllar, halefl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Genellikle hayvanlar kendilerini ölüme yakın hissettiklerinde ölümü beklemek için bir yerlere gizlenirler. Bu, bir ağaç kovuğu, kayaların arası veya saklanabilecekleri herhangi bir yer olabilir.

Buradaki içgüdü, hayvanın kendisini güçsüz hissetmesi nedeniyle bir düşmanla karşılaştığında karşı koyamamak ve kaçamamak korkusudur.

İehir hayatının bir parçası haline gelen serçe, güvercin, karga gibi kuşlar da etrafta çok miktarda bulunmasına rağmen bunların ölülerine aynı nedenle hiç rastlayamazsınız. Saklandıkları yerlerde öldükten sonra da vücutları bir şekilde ya bir başka hayvan ya da böcekler tarafından yenilerek yok edilir veya kendi kendilerine çürüyerek toprağa karışırlar.

Sokaklarda, meydanlarda insanlardan hiç çekinmeden dolaşan güvercinler bazen balkonlarımıza bile konarlar. Hiç dikkat ettiniz mi? Bütün bu güvercinlerin boyutları üç aşağı beş yukarı aynıdır. Öbür hayvanlar gibi yanlarında yavruları, minik güvercinler yoktur.

Bunun nedeni güvercinlerin yuva kurdukları yerlerdir. Onlar yeterince emniyetli görmedikleri ağaçlara yuva yapmazlar. Güvercinlerin ana yurdu Kuzey Afrika’dır. Buralarda yuvalarını kayalıkların üst noktalarına kuruyorlardı. Bu sayede aşağıdan gelecek düşmanlarını görebiliyorlardı.

Sonradan başka bölgelere göç eden güvercinler bu içgüdüsel alışkanlıklarını buralarda da sürdürdüler. Yuvalarını yüksek binaların pencere, çatı gibi yüksek yerlerine kurdular. Yavrularını gelişene kadar buralarda büyüttüler.

Zaten güvercin yavruları çok hızlı büyürler. Kısa bir süre içinde vücutları tüy ve teleklerle örtülür, birinci ay sonunda uçarak anne ve babalarını izlerler. Yani yavrular uçabilecek hale gelince boyut olarak büyüklerinden farkları kalmaz.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Aşâr toplayıcısı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üzerinde kemer meydana getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., briç. fazla deklarasyon yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fazla dikkatli, çok titiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-cast) s., i. karartmak; sürfle yapmak; s. bulutlarla kaplı; kasvetli; sürfle yapılmış; i. kaplama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. fazla fiyat istemek; fazla yüklemek veya doldurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fazla yük; fazla fiyat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir cpu’yu normalde çalışması gereken saat frekansı’ ndan daha yüksek saat frekansıyla çalıştırma işlemi.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bulutlarla kaplı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. palto.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-came, -come) galip gelmek, alt etmek; yenmek, hakkından gelmek; gidermek, çaresini bulmak. be over come (with) etkilenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. fazlasıyle karşılamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendine fazla güvenen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. fazla kalabalık etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özer can.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özgürlüğüne düşkün kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sponte sua.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sponte sua.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پابرجا] yerinde, duran, ayakta duran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parça parça olmuş, pek çok parçalara ayrılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all in pieces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smashed to bits. in tatters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all in pieces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smashed to bits. in tatters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. pâre’den).

1.Bölük, kısım, kıt’a: Ekmek parçası, bez, kâğıt parçası.

2.mec. Ehemmiyetsiz ve adî şahıs: Kâtip parçası, esnaf parçası. Bir parça =

1.Bir kısım, bölük, bir parça kâğıt.

2.Az miktar, az şey, biraz, cüz’İ: Bir parça su, bir parça yemek.

3.Az vakit, biraz: Bir parça bekleyin, bir parça gezeceğim. Parça parça, bin parça = Birçok kısımlara ayrılacak şekilde kırık: Bardak elimden düşüp parça parça, bin parça oldu. Elmas parçası = Pek güzel ve parlak şahıs. Yedek parça = Bir makinanın bozulan kısımlarını değiştirmekte kullanılan parçalar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piece. bit. cut. fragment. part. component. passage. attachment. batch. cake. cantle. dribblet. driblet. fraction. item. lump. moiety. morsel. patch. portion. scrap. segment. shred. snatch. tool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

article. bar. bit. cut. extract. fragment. grain. iota. item. jot. length. lump. morsel. ounce. part. particle. passage. piece. portion. quotation. section. segment. shred. snatch. text. track. unit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fragmentary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apart. fragmentary. piecemeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fragmentary. piecesmeal. piecemeal. in tatters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seller of piece goods. seller of spare parts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seller of cloth remmants. seller of spare parts. outlet store.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seller of piece goods. seller of spare parts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seller of cloth remmants. seller of spare parts. outlet store.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

particle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

particle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parça parça.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breaking into pieces. dismantlement. dismemberment. fragmentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tearing. splitting. hackling. smashing. shattering. fission. piercing. breaking. wreckage. wrecking. parting. demolishment. carving. dashing. disintegration. chopping. crashing. decomposition. fractioning. fractional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breaking into pieces. dismantlement. dismemberment. fragmentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tearing. splitting. hackling. smashing. shattering. fission. piercing. breaking. wreckage. wrecking. parting. demolishment. carving. dashing. disintegration. chopping. crashing. decomposition. fractioning. fractional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kırıp paralamak, doğramak, parça parça etmek, ufak ufak kesmek: Kurban etini parçalayıp dağıttı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pull to pieces. break into pieces. tear to pieces. take to pieces. split. break up. dismember. smash. cut smth. asunder. bash in. comminute. crumble. cut up. dash. disintegrate. disjoint. dismantle. disrupt. lacerate. rend. scrap. shatter. shiver. sh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break. bust. disintegrate. dismember. lacerate. mangle. maul. rip. savage. sever. shred. smash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tear / to break / to pull sth into pieces. to tear / to cut to pieces. to piece. split. to smash. to shatter. to wreck. to break. to pare. to part. to dash. to chop. to demolish. to chop off. to crash. to decompose. to carve. to stave. to disintegrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakup. disintegration. being torn. being broken. crash. disjunction. dismemberment. disruption. fragmentation. rent. schism. smash. smash-up. split. split-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smash. break-up. disintegration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crash. disintegration. fraction. crumbling. fragmentation. fissioning. smash. decomposition. breaking. shattering. rupture. break up. dismemberment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ).

1.Parça parça olmak, doğranmak, ufak ufak kırılmak veya kesilmek: Kumaş öyle parçalandıktan sonra ne işe yarar?

2.mec. Çok çalışıp çabalamak, öteye beriye koşup çok uğraşmak: Zavallı adam bize ikram etmek için parçalandı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break up. disintegrate. come apart. fall to pieces. break to pieces. go splinters. smash. go into splinters. go to pieces. break. crash. crumble. crush. decay. digest. disrupt. fly to pieces. rend. rupture. shatter. shiver. shred. spall. splinter. sp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break. disintegrate. fragment. sever. smash. to break into pieces. to break up. to smash. to disintegrate. to fragment. to wear oneself out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fragment. to be broken into pieces. to wear oneself out trying to please sb. to break. to break up. to tear. to fraction. to fission. to crash. to shatter. to rupture. to decompose. to crumble. to disintegrate. burst. jag. part. to come to pieces. fall to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

section. segment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demount. disjoin. fragment. share out. take down. take to pieces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Parçalı hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divisive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divisive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in piece. pieced. sectional. partite. splintery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitty. pieced. in parts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth made up of pieces. patchwork. limited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پارچه] parça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., s., z. paket bohça, çıkın; miktar, takım; huk. parça, kısım, parsel; f. kısım veya hisselere ayırmak; paket yapmak;den. halat üzerini katranlı bezle örtmek; s., z. kısmen. parcel post paket postası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. müşterek varislik, ortak malsahipliği. parcener i. müşterek vâris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kavurmak, kavurup kurutmak, yakmak; aşırı sıcaktan kavrulmak, çok kurumak. parchedness i. kavrulmuşluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. parşömen tirşe; parşomen kâğıdı; parşömen üzerine yazılmış yazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir aile veya kabilenin ilk atası, cet, ata; yaşlı ve hürmete layık adam; b.h. patrik. patriar'chal s. patriğe ait; hürmete lâyık. patriarchate i. patriklik; ataerki, pederşahilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Muayyen günlerde kurulan pazarlara devam edip alış veriş eden esnaf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seller in a market. stallholder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seller in a market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedicurist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çekilmemiş biber, dövülmemiş biber, tane biber; önemsiz kimse veya şey. peppercorn rent huk., (eski) yalnız itibari mahiyeti olan kira bedeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ince ve sık dokunmuş pamuklu bez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. anlamak, idrak etmek, farkına varmak, sezmek, görmek. perceivably z. gözle görülecek şekilde, hissedilecek derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Vaktiyle başını tıraş edenlerin tepede bıraktıkları saç.

2.Hayvanların, enselerinde bitip uzayan ve kalın kıllardan ibaret olan saçları, yele: At, arslan perçemi. Civanperçemî = Kandil çiçeğinin bir çeşidi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forelock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fringe. bang. forelock. forelock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lock of hair. curl. forelock. fringe. tuft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پرچم] kakül. 2.yele. 3.bayrak. 4.bayrak püskülü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Kâkül. Yele. 2.Mızrak, bayrak gibi şeylerin başlarına konan püskül.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s., i. yüzde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yüzde yüzdelik, yüzde hesabına göre oran; kısım, nispet; k.dili kâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. frekans toplamlarının her yüzde birine tekabul eden x'' kıymeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., psik. anlayış, idrak; idrak yolu ile hissedilen şey, algı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anlaşılabilir, idrak edilebilir, algılanabilir, duyulur, farkına varılır. perceptibil'ity i. duyulabilme, görülebilme; duyuş, seziş. perceptibly z. gözle görülecek şekilde, hissedilecek derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. idrak, algı; anlama kabiliyeti, anlayış, seziş; huk. kira tahsili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. anlama kabiliyeti olan, idrak kabilinden. perceptively z. idrak ederek. perceptivity i. idrak kabiliyeti, anlayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. idrakle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tünek; oturulacak herhangi bir yüksek yer; beş metrelik uzunluk ölçüsü; atlı arabanın ön ve arka dingillerini birbirine bağlayan orta kol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tatlı su levreği. European perch kalinos, zool. Perca fluviatilis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kuş gibi konmak, tünemek, tüneklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. belki, şayet, ihtimal ki, muhtemelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Fransa'dan gelme kuvvetli ve iri yapılı bir at.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çivinin öbür tarafa çıkan ucunun yassılandırılmasıyie veya vidalı çivinin arkasına somun geçirilmekle sağlamlaştırılması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rivet. riveting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rivet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clinch. rivet. pin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

riveting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

riveting. clinching. clincher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f).

1.Perçin yapmak.

2.mec. Sağlamlaştırmak, kuvvetlendirmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rivet. to clinch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be riveted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become strong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

riveted. clinched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. anlayışlı, idraki keskin; i. anlayışlı kimse, idraki kuvvetli kimse. percipience i. idrak, anlayış, seziş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. süzmek, filtreden geçirmek; süzülmek, sızmak. percola'tion i. süzme, süzülme, filtreden geçirme veya geçme. per'colator i. süzgeçli kahve ibriği; süzen herhangi bir şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kuvvetli ve çabuk vurmak; tıb. muayene gayesiyle parmaklarla veya bir aletle hafif hafif vurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vurma, çarpma; tüfek kapsülünü vurma; tıb. perküsyon, parmaklan birbirine vurarak organların durumunu muayene usulü; müz. piyano veya davul gibi bir çalgıya vurarak ses çıkarma. percussion cap tüfek kapsülü. percussion instrument vurularak çalınan m

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. çaresiz; zorunlu, mecburi, zaruri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(mavi kantoron): Bileşikgiller familyasından; özellikle ılık bölgelerdeki tahıl tarlalarında yetişen bir bitkidir. Çiçekleri mavi veya menekşe rengindedir. Kullanıldığı yerler: İştah açar. İdrar söktürür. Nikris hastalığında faydalıdır. Böbreklerdeki kumun dökülmesine yardımcı olur. Bazı göz hastalıklarında kullanılır. Ağrıları keser. Vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Fazla miktarda kullanıldığı zaman kalbe zarar verir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. delmek, içine işlemek, delip geçmek, delik açmak; nüfuz etmek; sırrını anlamak, içyüzüne vâkıf olmak; etkilemek, tesir etmek; bıçaklamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Koyu pembe renkli bir bahar çiçeği.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who operates a glider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gliding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. porselen (eşya).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. domuza ait, domuza benzer, domuzumsu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Kıvrık, kıvrılmış: Pörçük saç.

2.Saç kıvrığı, lüle. Keçi pörçüğü = Keçinin pek küçük ve yukarı kıvrılmış kuyruğu.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oklukirpi, zool.Hystrix cristastus. porcupine beater dişleri veya sivri uçları olan bir makina. porcupine fish kirpi balığı, zool. Diodon hystrix.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

post code.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postcode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zip code. post code. postal code. postcode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kıvrılmış.

2.Saç lülesi.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Şakaklardan sarkan saç, zülüf. Ağaç ve bitkilerin saçak gibi ince kökleri. Oya, püskül, saçak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Kıvrılmak, kıvırcık hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lüle lüle saçlı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. satın alma, mübayaa, iştira, alım; satın alınan şey; kaymasın diye sıkı tutma; kaymasın diye bir şeyi sıkı tutmak veya hareket ettirmek için makara gibi alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. satın almak, mübayaa etmek; gayretle ele geçirmek, kazanmak; manivela ile kaldırmak veya çekmek. purchasable s. satın alınır, ele geçer. pur- chasing power satın alma kuvveti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Çok düşünceli, öfkeli. Kırışık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Pürçek.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Dünyanın kendisi, çekirdeğindeki soğumamış kısımlarından dolayı dev bir mıknatıstır. Bu büyük mıknatısın artı ve eksi uçları kuzey ve güney kutuplarındadır. Ancak bildiğimiz coğrafi kutuplarda değil. Pusulanın minik ucu tam kuzeyi göstermez, gösterdiği noktaya magnetik kutup denir.

Pusulanın gösterdiği kuzey yönünü devamlı takip ederseniz kuzey kutbuna hiçbir zaman ulaşamazsınız. O noktadan 7 derece yani kilometrelerce uzaklıktaki magnetik kutba varırsınız. Olayın ilginçliği bu kadarla da bitmiyor. Bilimin kesin olarak saptadığı bir sürpriz daha var. Bu magnetik kutupların yerleri de sabit değil, zamanla değişiyor, kuzey güneye, güney kuzeye geliyor.

Eğer elinize bir pusula alıp zaman yolculuğu yapabilseydiniz, birkaç milyon yıl önce pusulanızın kuzey gösteren ucuna bakarak seyahat edince sizi penguenlerin büyük atalarının karşıladığım, yani güney kutbuna vardığınızı şaşırarak görürdünüz.

Magnetik kutupların niçin ve nasıl yer değiştirdikleri henüz tam bilinmiyor. Bu olayın dünyada kraterlerin oluşması, iklimlerin değişmesi, bazı canlı türlerinin yok olması gibi olaylarla yakın ilgisi olduğu sanılıyor. Bilim insanları magnetik kutupların yer değiştirmesinin 170 milyon yılda yaklaşık 300 defa tekrarlandığını, bugünkü konumuna en son 750 bin yıl önce geldiğini ileri sürmektedirler.

Sadece magnetik kutupların yer değiştirmelerinin değil dünyanın magnetik alanının bile başlangıçta nasıl oluştuğu tam açıklığa kavuşmuş değil. Teorilere göre dünyanın merkezindeki sıvı halindeki çekirdek bölümündeki ısı, dış demir katmanlara ulaşarak dünyanın dönüşü ile beraber bir dinamo etkisi yaparak magnetik alanı meydana getirmiştir.

Yerkürenin magnetik alanının şiddet ve doğrultusunu ölçmek için 1979 Ekim’inde uzaya gönderilen ‘Magsat’ uydusu 3 yıla yakın görev yapıp da yanmadan önce gönderebildiği en önemli bilgi, magnetik alanının şiddetinin gittikçe azaldığı, her on yılda şiddetinden yaklaşık yüzde birini yitirdiği, böyle giderse muhtemelen bin yıl sonra magnetik kutupların yerlerinin tekrar değişebileceği bigisiydi.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. siyah meşenin kabuğundan alınan sarı bir boya tozu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., meşeye ait, meşeyle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Birleşik Amerika'ya mahsus bir çeşit siyah meşenin iç kabuğu; bu kabuktan çıkarılan sarı boya ve tanen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radar operator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) Red Cross, Roman Catholic.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Tekrar Yazılabilir Tüketici Zaman Kodu, resimlere, çekildikçe otomatik olarak numara verir. 8 mm ve Hi8 videolarda kodlama içinde kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) Reformed Church in America, Radio Corporation of America.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) received.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (Fr.) dikkatle seçilmiş; az bulunur, nadir, çok zarif; yapmacık tavırlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. yeni kuvvet vermek, takviye etmek, imdat götürmek; fazla asker veya kuvvet göndererek takviye etmek; i. kuvvetlendirici şey. rein- forcement i. takviye; takviye için gönderilen asker. reinforced concrete betonarme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geri tepme, seğirdim; yansılama, akis. repercussive s. geri tepip aksetmekten ibaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. dikkatle arama, derin araştırma, inceden inceye tetkik; tetkik neticesinde çıkarılan eser; f. dikkatle araştırmak, ince tetkikat yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Resim Çerçevesi Modu, BRAVIA TV’nizi bir tablo ya da geniş ekran fotoğraf çerçevesi gibi kullanabileceğiniz anlamına gelen, gelişmiş bir özelliktir. Televizyon izlemediğiniz zamanlarda, oturma odanıza çarpıcı bir başyapıt yaratmak için en sevdiğiniz resimleri görüntüleyin ya da önceden yüklenmiş fotoğraflar arasından seçim yapın.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. reçineden alınıp boya veya ilâç imalinde kullanılan billursu bir bileşim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaynak; çare; dayanak; çoğ. araçlar, olanaklar, mali vasıtalar; halletme yeteneği. inner resources manevi kuvvet. natural resources doğal kaynaklar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. becerikli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

S-Force Ön Surround oturduğunuz yerden kalkmanıza gerek kalmadan, size gerçek bir sinema deneyimi yaşatır. Sony tarafından geliştirilen bu teknoloji, sadece dahili televizyon hoparlörlerini kullanarak, gerçek 3B surround ses sağlar. Bu teknoloji insan kulağının sesleri tanıması ve alması yöntemini kopyalayarak çalışır. Tamamen sanal bir sistem olan S-Force, sesin duvarlardan sekmesine dayalı olmadığı için, her odada sinema benzeri bir ses kalitesinin keyfini çıkarabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony ses mühendislerinin yıllarca araştırmalarının sonucunda bu eşsiz surround ses teknolojisi, yalnızca iki ön hoparlör ve bir subwoofer’dan büyüleyici 5.1 kanal sanal surround sesi sunar. Bu başarıyı gerçekleştirmek için Sony kulağımızın işleyişini inceledi. Sesin kaynağını ve yönünü tanıyabileceğimiz şekli ayarlayarak (sağ ve sol kulak tarafından kaydedilen seslerdeki ses düzeyi ve zamanlama farklarını ayırt ederek) S-Force PRO Front Surround, gelişmiş dijital sinyal işleme sayesinde insan mekanizmasını taklit edebilir. Diğer üreticilerin benzer tekliflerinden belirgin bir fark göstererek Sony, daha dinleyiciye ulaşmadan sesin duvarlara yansımasını sağlayan akustik yansımaya güvenmez. S-Force ile etki tamamen sanaldır, bu nedenle nerede olursanız olun dinamik 5.1 surround sesin keyfini çıkarabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

Güney Asya Bölgesel İşbirliği Örgütü

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for hours on end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for hours / on end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hair brush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hair brush. hairbrush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

censor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iğneleyici ve küçümseyici söz, acı söz, istihza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iğneleyici, müstehzi, alaylı, küçümseyici sarcastically z. istihza ile; alay ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Serçe.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

iç astarlık olarak kullanılan ince canfes. sarco-, sarc- (önek) et.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. çekirdekli meyvaların etli kısmı; herhangi bir etli meyva.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. hayalarda meydana gelen iltihapsız şişlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kas zarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -mata) tıb. ur, mafsal dokularında görülen habis tumor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -gi) lahit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. ete veya adaleye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. nadir, seyrek, az; eksik, kıt; güçbelâ, zoraki, yok gibi; z. hemen hemen hiç. make oneself scarce k.dili ortadan kaybolmak. scarce'ly z. ancak, güç belâ, zorla, güçlükle. scarce'ness, scarcity i. kıtlık, nadir oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kavurmak, ateşe tutmak, hafifçe yakıp sızlatmak; acı tenkitlerle incitmek; yanmak, kavrulmak; k.dili otomobil veya bisikletle hızlı gitmek; i. hafif yanık; yanık izi. scorched earth policy düşmanın yararlanmasını önlemek için bütün mahsulu ve z

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. araştırmak, aramak; yoklamak, bakmak; dikkatle tetkik ve teftiş etmek, aletle içini muayene etmek; i. arama, araştırma; yoklama, bakma, muayene; teftiş, soruşturma; gemide araştırma yapma. search out araştırıp öğrenmek. search warrant huk. aram

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. araştırıcı, inceden inceye araştıran; nüfuz eden; keskin searchingly z. arayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ışıldak, projektör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (c. sefâric). Ayva.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mimarlığın, yeni mahalleler, şehirler kurmak veye eskileri düzenlemekle alâkalı kısmı. Şehircilik mütehassısı = Bu işte ihtisas sahibi olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)

1.Şeker yapan ve satan.

2.Şekerden, şekerleme, reçel ve şuruplar yapıp satan: Şekerci dükkânı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Şekerciboyasıgillerden, üzüme benzer meyvesinden kırmızı bir boya çıkarılan bitki (phytolacca).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İklçeneklllerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şekerci işi ve ticareti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker or seller of packsaddles or porters'frames.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yarım daire.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. sürOc). Eyer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Anus, kıç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Anus, kıç.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sevgili, sevilen, başcan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Serçegilerden bir kuş Asıl Türkçe’si çuğur ve çuğurcuk olup sığırcık bunun galatıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Adsız parmak, yüzük parmağı. (Halk dilinde: En küçük parmak).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sparrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sparrow. house sparrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sparrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

little finger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Serçe, tarla kuşu gibi kuş cinslerini toplayan bir ta kim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beş parmağın en küçüğü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سرچشمه] kaynak. 2.pınarbaşı. 3.önder.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir çeyrek dinar kıymetinde eski bir Roma sikkesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Seyreden.

2.mec. Uzaktan bakıp karışmayan: Ben seyirciyim.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audience. viewer. televiewer. spectator. onlooker. looker-on. bystander. beholder. public. televisor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bystander. onlooker. spectator. viewer. member of the audience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

onlooker. spectator. viewer. kibitz. looker on. member of the audience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kısa devre yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teacher who frequently gives zero or similar grades.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins kuş (doğrusu: Cugurcuk).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grackle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stock farming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kedi, köpek ve farelerde ter bezleri ayaklarının altında, yarasalarda başın yan tarafında, tavşanlarda ağızlarının etrafında, geyiklerin burunlarının dibindedir. İnsan derisinin ise her tarafında ter bezleri vardır. Avuçiçi ve tabanda bu bezlerin sayıları daha fazla, koltuk altlarında ise boyları daha büyüktür.

Normalde aşırı sıcaklarda suratımız ve koltuk altlarımız en çok terleyen yerlermiş gibi görünür ama aslında ellerimiz, daha doğrusu avuçiçlerimizdeki ter bezleri sayısı çok daha fazladır. Yani ellerimizin terlemesi doğaldır ama niçin sıkıldığımız veya sinirlendiğimiz zaman?

Tam olarak bilinmiyor ama tahminlere göre bu da bize atalarımızdan kalan bir vücut refleksi veya reaksiyonu. Ellerimizdeki ter aslında atalarımızın, bir tehlike anında kaçarak ağaçlara tırmanmalarını kolaylaştırıcı bir salgı. Ağaçlara tırmanırlarken ellerinin nemlenmeleri nedeniyle daha az çizik ve yara oluşuyor, daha rahat yüksek dallara tırmanabiliyorlarmış.

İnsanın milyonlarca yıl devam ettiği önesürülen evriminde, artık işe yaramayan kuyruğu kaybolmuş ama sıkılınca ellerinin terlemesi, korkunca tüylerinin diken diken olması, çene ve bacaklarının titremesi devam ediyor.

Sıcak havada terliyoruz, hadi sıkılınca terlemek de atalarımızdan miras, peki biber yiyince niçin terliyoruz?

Baharatlı yiyecekler ve biberler içlerindeki yakıcı kimyasallar nedeniyle, yenildiklerinde, ağız içindeki sinir uçlarını uyarırlar ve sanki hava sıcaklığı çok yükselmiş gibi algılamalarına sebep olurlar. Sinir uçları sıcak ve yakıcı uyarılarının aralarındaki farkı hissedemediklerinden beyne, yüz tarafındaki hava ısısının yükseldiği sinyalini gönderirler. Beyin derhal soğutma mekanizmasını devreye sokarak yüzün etrafındaki ısıyı düşürmek için ter bezlerini faaliyete geçirir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

now. present. times.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

present. the present continuous tense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Cam.

2.Gelinlere takılan camdan tel, renkli camdan boncuk.

3.Elmas taslağı, ham elmas.

4.Camdan tel gibi parlak kıl. Sırçalı kürk = Parlak ve kaba tüylü kürk.

5.Mozayik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glass. broken glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

VCR’a takılan kasetin içeriğini hafızaya alır ve kayıtlı sahnelerin özetini gösterir. Yeni bir kaset kaydedildikten sonra, bir sonraki kasetin hafızası silinir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. bulaştırmak, kirletmek, leke sürmek; lekelemek; i. leke, ayıp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyücü, sihirbaz. sorceress i. büyücü kadın. sorcery i. büyü, sihir; büyücülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendi kendini inceleme, kendine eğilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaynak, menşe, köken; pınar, pınar başı, kaynak, memba; asıl, sebep, esas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sporu seven veya sporla uğraşan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sportive. sportsman. sportswoman. athlete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

athlete. sportsman. game. player.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sportsman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sportiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sportsmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. binanın merdiven kısmı, merdiven.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. nişasta, ket; kola; resmiyet; (A.B.D.) canlılık, dinçlik; f. kolalamak. starchiness i. sertlik, bol kolalılık; resmiyet. starch'y s. nişastalı; kolalı; resmiyete meyilli, soğuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bedbaht, şanssız, yıldızı sönük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dışkılı, pislikli, gübreli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yarı arktik, kutup dairesine oldukça yakın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şekerle kaplamak; ballandırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şekerle konserve edilmiş (domuz eti).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Sumercimeğigillerden yüzUcü bir su bitkisi (L. lemna).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Birçeneklllerden bir bitki familyası. Örnek bitkisi sumercimeğidir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bitkilerin fazla güneşten kavrulması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şilepte mal sahibi tarafından tayin olunan satış memuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok büyük uçak gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kompresörle güçlendirmek; fazla yüklemek; i. fazla yük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kompresor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kaşa ait; kaşın üstündeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mağrur, kibirli. superciliously z. kibirle. superciliousness i. kibir, gurur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., fiz. aşırı soğukken elektrik akımını dirençsiz olarak geçirebilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (bir sıvıyı) donma derecesinin altında dondurmadan soğutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yürürken ayağın bir engele çarpmasiyle düşecek gibi olma.

2.(Mecâzen) Yanılma, hata. Sürç-i İlsin = Ağızdan yanlış ve münasebetsiz bir söz çıkarma (galat terkip).


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., (eski) bitme, ardı arkası kesilme; f. bitmek, ardı arkası kesilmek; nefes almak, ara vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. taşıyabileceğinden fazla yüklemek, fazla doldurmak; fazla fiyat istemek; bir krediyi deftere kaydetmemek; posta pulunun üzerine yeni fiyat bastırmak; i. fazla ağır yük; d.y. fazla navlun alma; krediyi deftere kaydetmeyiş; posta pulları üzerine

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. palan kolanı; kil. papaz cüppesinin kuşağı, zünnar; f. kolan veya kuşakla bağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slip. slip up. stumble. trip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Ayağını bir engele çarpmakla düşecek gibi olmak: Bu at her adımda sürçüyor.

2.Yanılmak, hata etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stumble. to say sth by mistake. slip up. trip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cüppe; ortaçağda zırh üstüne giyilen cüppe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Ayağını bir engele çarptırıp düşecek hâle getirmek: Atı her adımda sürçtüren yolun fenalığıdır.

2.Hata ettirmek, yanıltmak.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sofra veya ziyafette başkanlık eden kimse; ziyafette konuşma yapıp şerefe kadeh kaldıran kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. iki kemiğin kaslarla birleşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dikte etme cihazlarında kayıt başlangıcına saat ve tarihin otomatik olarak kaydedilmesidir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Rüya tâbir eden, Ar. muabbir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şifa bularak hastahaneden çıkmış veya çıkması kararlaştırılmış kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discharged from a hospital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discharged / dismissed from a hospital. released from jail. person who has been discharged from a hospital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

just in time. duly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repairman. serviceman. mechanic. wrecker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mechanic. repairman. repairer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repairer. serviceman. repairman. mender. fault finder. fault tracer. rebuilder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cana yakın. Çabuk tanışıp yaklaşan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Defnegillerden bir ağaç ve bunun baharat olarak kullanılan kokulu kabuğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cinnamon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cinnamon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(cinnamomum): Defnegiller familyasından; anayurdu Güney ve ve Güneydoğu Asya olan, yaprak dökmeyen kokulu bir ağaçtır. Yaprakları derimsi ve genellikle üç damarlıdır. Birçok türü vardır. Kabuğu baharat olarak kullanılır. Kullanıldığı yerler: Ruhi sıkıntıları giderir. Sürmenajda faydalıdır. İştah açar. Hazmı kolaylaştırır. İshali keser. Mide tembelliğini giderir. Vücudun direncini artırır. Kadınlardaki beyaz akıntıyı keser. Bağırsak solucanlarının dökülmesine yardımcı olur. Cinsel arzuları artırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Ressam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tatar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tatar. the Tatar language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tartar. in Tatar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sivrisineğe benzer, lâkin ondan küçük ve sessiz bir sinekçik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

midge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gnat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng. T. sosyoloji) (Taylor özel adından). İş verimini artıracak yolda işletmeciliği düzenlemek için teklif edilen usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wire brush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir gibi sağlam kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Genç, taze, delikanlı. 2.Kırmızı buğday. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) erkek alaca doğan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ترجمه] çeviri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) üç yüzyıla ait; (i.) üç yüzüncü yıldönümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (müz.), şiir üç mısralı kıta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ترجيع] geri çevirme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rücû» dan). Geri çevirme, döndürme, tekrar etme. Tercî-i bend = (bk.) Ben d.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rüchân» dan). Bir şeyi diğerinden üstün tutma, daha ziyade beğenme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preference. choice. option. dish. fondness. predilection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choice. option. preference. preferance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preference. choice. predilection. preferential terms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ترجيح] yeğleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prefer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to prefer. favour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preferably. rather. soon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

before.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preferably. rather. liefer. preferentially. by choice. for choice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preferably.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TERCEMAN) (i. A. «terceme»den).

1.Bir dilden başka bir dile çevirip maksadı anlatan adam, dilmaç.

2.mec. Birinin maksat ve meramını anlatmaya veya bir şey tasvir ve ifadeye Alet ve vasıta olan: Falan gazete filan fikirlerin tercümanıdır («tercüman» ile «mütercim» arasında şu fark vardır ki, tercüman ağızdan ve mütercim ise kalemle tercüme edene derler).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interpreter. translator. dragoman. cicerone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interpreter. translator. translator çevirici. dilmaç.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interpreter. translator. dragoman. vocal proponent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tercüman vazife ve memuriyeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interpretership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work of interpreter çeviricilik. dilmaçlık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interpreting. being an interpreter. position of interpreters. translatorship. interpretership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TERCEME) (i. A.) (c. terâcim).

1.Bir dilden başka bir dile çevirme, nakil.

2.Bir insanın hayat hikâyesi, biyografi (Türkçe’de bu mânâda yalnız tercüme değil, tercüme-i hâl kullanılır).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

translation. interpretation. rendering. rendition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rendering. translation. version.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interpretation. translation. rendition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. terâcim-i ahvâl). Bir insanın hayat hikâyesi, biyografi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ترجمان] çevirmen. 2.duyguları, görüşleri dile getiren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhibitionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhibitionist. flasher. flasher göstermeci.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhibitionist. flasher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhibitionism. exhibitionism göstermecilik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhibitionism. indecent exposure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir eyaletin dörtte birini yöneten vali; bağımlı yönetici. tetrarchate, chy (i.) böyle valilik veya krallık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) Allahın veya bir ilahın saltanatı; ilâhlar grubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gök gürlemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fırtına bulutu; asık surat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. 42 galonluk fıçı; kil. sabahın üçüncü saati, sabah duası saati; üçlü takım; eskrimde bir vaziyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Timarcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Timara yani öşrünü aldığı araziye mâlik sipahi. 2.Bir hastahanede hastaların yaralarını bağlayıp değiştiren hastabakıcı, pansumancı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

groom. stableman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir gibi sağlam ve güçlü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Dokurcan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: tomrukçuk). Ağaçların baharda filiz olmak üzere, kışın meydana getirdikleri düğmelerin herbiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bud. burgeon. button. eye. fruit-bud. gemma. sprout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bud. sprit. sprout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bud. button.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Bitkinin üzerinde bulunan, çiçek ya da yaprak verecek olan filiz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağaç tomurcuklar açmak, filizlenmek üzere tomurcuk vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bud. to burst into bud. to bud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bud. sprout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir yapıtın içinde gerçekleştirildiği sosyal veya tarihsel ortam. Tüm sanatçılar etkileşim içinde oldukları değerleri ve gelenekleri olan sosyal çevrelerde çalışırlar. Bir sanat yapıtının içinde gerçekleştirildiği koşullar üzerine düşünmek üç açıdan önemlidir. İlki , onu gerçekleştiren sanatçı veya içinde yaratıldığı kültür hakkında bilgi edinmemizi sağlamasıdır. İkinci olarak, gözden kaçırmamamız gereken bir nokta, bir yapıta baktığımızda veya ondan bir şeyler öğrendiğimizde; bunların içinde yaşadığımız zaman, deneyimlerimiz ve inançlarımız nedeniyle önyargılı olabileceğinin bilincine varmaktır. Bizim yorumumuz, resmin yaratıldığı devirdeki yorumdan oldukça farklı olabilir. Üçüncü olarak, bir yapıtın bir kitapta yer alan imgesinin, gerçekleştirildiği yapı içerisinde olduğundan da halkın izlemesi için konduğu müzeden de farklı algılanacağıdır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. burma madenden gerdanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çekingen, utangaç.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meşale; asetilen lambası; İng. cep feneri; (argo) yangın çıkarma delisi. torch race eski Yunanlılarda koşucuların elde tuttukları meşaleleri birbirine vererek yaptıkları menzil yarışı. torch singer melankolik aşk şarkıları söyleyen kimse. torch song

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meşale taşıyan kimse; bilgi veya doğruluk yayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meşale ışığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. keten ipliğiyle işlenen bir çeşit dayanıklı dantela.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. üstün kudret veya hüner gösterisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seller of tractors. repairer of tractors. tractor operator. tractorist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sivri aletle delmek, delip geçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üçlü çatal üç kısma ayrılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tümsecik, tüberkül; bot. küçük yumru, yumrucuk; tıb. ufak ur, kabarcık, şiş. tuber'cular s. yumrulu; tüberkülozlu, tüberküloza özgü. tuber'culous. s verem kabilinden, tüberkülozlu. tuber'culate(d) s. urlu, yumrulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tüberkülin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tüberküloz, verem, colloq. ince hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Genç, delikanlı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Cezayir'de eski Fransız ordusunda piyade eri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) Türk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. Turkoman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Sultan Abdülaziz yenilikçi bir padişahtı. Yapmış olduğu Avrupa seyahatinde gördüğü demiryollarına çok imrenmiş, İstanbul’a dönüşünde İstanbul – Edirne demiryolunun yapımı için bir demiryolu şirketine yetki vermiştir. Ancak yapım sırasında demiryolunun Topkapı Sarayı’nın bahçesinden geçmesi gündeme gelince çevresindekiler bu duruma karşı çıkmışlardı. Bu itirazları tebessümle karşılayan Abdülaziz “tren saraydan değil isterse üstümden geçsin yeter ki bu demiryolu yapılsın” diyerek bu konudaki isteğinin ne denli güçlü olduğunu gösterdi.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Türkmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snippet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dollop. scrap. snippet. split.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - İyilikçi ve candan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kiliseden tardetmek, aforoz etmek, kiliseden mahrum etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sünnetsiz; Musevi olmayan; putperest.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yapıyı tutan iskelet; hav. iniş takımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. hakkından az ücret istemek; yeteri kadar patlayıcı madde koymamak; i. hakkından az ücret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,A.B.D. üniversitede birinci veya ikinci. sınıfta okuyan öğrenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. iç çamaşırlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. astar, astar boyası, taban boya; iç ceketi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. undercover

gizli

Görünmez, belli olmaz bir durumda olan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gizli, casus gibi. under cover gizlice.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alt cereyan veya akıntı; gizli cereyan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-cut, -cutting) i. altını oymak; fiyat kırmak;otoritesini baltalamak; i. alttan kesme; sığır filetosu; alttan kesilmiş kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. merhametsiz, insaniyetsiz, zalim. unmercifully z. merhametsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. idrak edilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anlaşılmaz, idrak edilmez, keşfolunmaz; gizli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lise veya üniversitede üçüncü veya dördüncu sınıf öğrencisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boksta aşağıdan yukarıya doğru vuruş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. testi şeklindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haşarı çocuk, afacan çocuk; denizkestanesi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Önceden belirlenmiş süre sonunda bir alarmı devreye sokar. İstenen süre görünene kadar tekrar tekrar NAP düğmesine basın. Seçilen NAP süresi geçtiğinde, alarm çalar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Programlanabilir otomatik kapanma. Bu işlev, uzaktan kumanda ile seçilerek TV alıcısının belirli bir süreden sonra bekleme moduna girmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ارجوفه] yalan dolan, uydurma söz, martaval.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operating a steamship line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steward. majordomo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

majordomo. butler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, aşağıdaki video kamera verilerinin ekranda gösterilmesini sağlar. Tarih, Saat, Zaman Kodu, İris, Enstantane ve Beyaz Dengesi. Bir TV’ye bağlı olduğunda veri kodu TV ekranında görüntülenir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. su yolu, kanal; dere, su.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. denizcilik veya su sporlarında maharet; gemi, kayık; deniz taşıtları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. suteresi, bot. Nasturtium officinale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fırıldak, rüzgârgülü; dönek kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

karışık baharatlı et sosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir nevi küçük geyik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bir tür geyik. Dağ keçisi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağaçlarda hâsıl olan bir nevi yara ki, bir parçanın çürümesinden ibaret olup gittikçe açılmakla ağacı kurutur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brat. urchin. child. naughty child. urchin esk. monkey. bubo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Veba hastalığının işareti olmak üzere koltuk altında veya kasıkta çıkar ur.

2.Veba.

3.mec. Öfke sırasında küçük çocuklara söylenir: Durmuyor yumurcak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Av köpeklerinin bakımına memur adam.

2.Yeniçeri ocağında bir sınıf. Zağarcıbaşı = Bunların subayı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ZAMAN, ZEMAN) (i. A.) (c. ezmine).

1.Vakit, çağ, Fars. hengâm: O vakitten çok zaman geçti. 2.Devir, Ar. ahd: Kanunî Sultan Süleyman Han zamanında.

3.Mühlet, mehil, Ar. imhâl: Aman zaman vermedi. 4.Mevsim: Gül zamanı.

5.(gramer) Mazi, hâl ve istikbal gibi zaman gösteren sîgalar. O zaman = O vakit. Bir zaman =

1.Bir vakit, bir müddet.

2.Vaktiyle, eskiden. Zaman zaman = Vakit vakit, Fars. gSh gâh. Gel zaman, git zaman = Zaman geçince, zamanın geçmesiyle. Zaman ve zemîn = Münasebet, münasebet düşürme. Zaman aşımı = Bir işin üzerinden belirli bir zaman geçmekle hükümsüz kalması, Osm. mürûr-ı zamân.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). J. Kefil olma.

2.(hukuk). Bir şeyin mislini veya kıymetini vererek zarara kefil olma, garanti.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whilst. bout. cycle. date. day. father time. hour. season. tense. time. when. while. sands.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whilst. bout. cycle. date. day. father time. hour. season. tense. time. when. while. sands. era. leeway. space.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

time. beat. date. day. the enemy. hour. interval. juncture. season. tide. while.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large ornamental tropical American tree with bipinnate leaves and globose clusters of flowers with crimson stamens and sweet-pulp seed pods eaten by cattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Dondurulmuş görüntülerde ya da ağır çekimde bile en iyi resim oynatım kalitesi sağlar. Aynı zamanda kaset hareket mekanizmasının düzensiz hareketlerini de telafi eder. Post prodüksiyon ve düzenleme için çok pratik bir işlevdir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Çekildikleri her bir görüntüye otomatik olarak kasetin alt kod sektörlerine kaydedilen bir numara verilmesidir.

Teknolojik Terim by

Finansal Terim

(Time Priority)

Hisse Senetleri Piyasası’nda, fiyat eşitliği halinde, sisteme zaman açısından daha önce kaydedilen emirlerin öncelikli olarak karşılanmasıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Devir, devran. 2Şimdiki zaman, Fars. dehr: Zamlne çocuğu.

3.Baht, talih, felek: Zamâne icâbı.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ زمانه] devir. 2.felek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Vakit itibariyle, vakitçe: O iş filân işten zamânen evveldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. zamâniyye). Zamanla alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in good time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duly. at the right time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Ses bilgisinin ilk bir kaç saniyesini sürekli olarak kaydeden bir özelliktir. Böylece kayıt düğmesine geç basılsa bile kaydın başlangıcı yakalanabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Cihazın oynatmaya ya da kaydetmeye başlamasını sağlayan bir harici zaman anahtarının kullanılmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

timely. well-timed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ill-timed. inopportune. out-of-season. unseasonable. untimely. all too soon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inopportune. untimely. ill-timed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

untimely. not well-timed. all too soon. ill- timed. inopportune. ill timed. unseasonable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zümrüde benzer yeşil ve mavi renkli bir çeşit kıymetli taş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زبرجدی] fıstık yeşili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chrysolite krizolit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Zümrütten daha açık yeşil olan, zümrüt kadar değerli olmayan bir süs taşı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., min. zirkon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zirkondan alınan beyaz toz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zirkomyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by